8 Ocak 2018 Pazartesi

Biraz Yenilik

…Biraz Yenilik…
Bu aralar sevmelere
Soğuk ara olsam bile severim pazartesilerini,
Günaydın bütün sevdiklerime...
Ömrüme,
Yeni bir çözüm bulmaya gidiyorum ben...
Biraz yenilik iyi gelecektir.
Cemre.Y.

7 Ocak 2018 Pazar

Emin Misiniz

...Emin Misiniz...
Ben olsam...
Bu kadar yanlışı bana bir arada yapmazdım!
"Ola ki birilerinin sabrı taşar ve domino taşlarının
En sonundaki de benimdir." diye bir tık düşünürüm…
Bir fiske yeter
Her şeyi devirmeye değil ama yeri yerinden oynatmaya…
Seninki aşk değil be güzelim sadece deli cesareti…
Artık,
"Belki." ile başlayan bütün sabırları da taşırdın.
Hep bana diyorsun ya asıl seninkinin
"Önü belli değil, sonu belli değil!"
Yorma artık kimseyi...
Artık da oynama kimseye...
Çıkarsana hele bir şu maskelerini.
Hatırladın mı o sabah maskesiz iki insan vardı,
Sen hariç!
Dedim ya ben olsam...
Yerin dibine batardım kocam beni, bunca ona sadık sanırken!
Seninki aşk falan değil deli cesareti...
Yoksa...
Kandırıp durduğun o zavallı alkolik adamdan vazgeç...
Ailenden vazgeç...
İşinden vazgeç...
Arkadaşlarından vazgeç...
Vazgeçtiklerin vazgeçtiğine değerse...
Ben yine buradayım...
Burada bir yerlerdeyim.
Ama keşke...
Aldatmak ve aldatılmak arası
O yaman çelişkiyi,
Aldatılan tarafı olan benden…
Can kulağıyla bir dinleseydin.
Hatırla bakalım...
Ben ne diye hiçbir anımdan pişman değilim!
Ah be kuzum!
Sen göçüp giden leyleklerin zamanına bile
Kendine sevişmek kabullü sadece çiftleşmek derdiydi niyetin!
Ben olsam...
Bana bu kadar yanlışı bir arada yapmazdım!
Ola ki yarılır sarı sandıklarım,
Ay alev alıp yanarken,
Değişir cinsiyetlerimin sırları,
Öyle ya renkleri aynı değil mi,
Yalanın rengi, saydam, kaygan...
Bak sabrım taşmak üzere şu an!
Susarak buruk bir tebessüm eyliyorum hepinize!
Oysa çoğunuzun şiir kitapları,
Raflardaki en değerli yerlerini aldı çoktan...
Neyse ki şair olmak değil derdim.
İstiklal Caddesinde,
Siyah...
O melon şapkalı şiircinin sesini duymayana kadar!
Hazır mısınız, size ait domino taşlarımın en başına
Tek bir an'lı o son fiskemi vurmama!
Cemre.Y.

Sabır

…Sabır...
Sabır...
İlmek ilmek işlemek bir pamuğu,
Upuzun bir urgan yapıp,
Bir ucunu geçmişime…
Bir ucunu geleceğime sarkıtıp
Kendimi bu esaretten
Artık kurtaracağıma inanmak demek…
Yani artık başka şansım yok demek.
Sabır...
Aşkın o kirli cellatlarına
Hala inatla hayatta olmak demek!
Cemre.Y.

Ne Fark Eder

...Ne Fark Eder...
Biz hep aşk dedik!
Ve belki de aşkın bizi sırtımızdan vurmasını sevdik hep,
Biliyorduk bu kadar çok seversek
Nasılsa herhangi bir zamanın,
Herhangi bir anında
Sırtımızda hissedecektik o soğuk demirin sivri ucunu!
Daha önce de hissetmiştik, acımıştı kavrulmuştu yüreğimiz...
Bile bile her seferinde daha fazla umutla bağlandık aşk’a...
Hep "Bu sefer son.” dedik.
Hep her seferinde eskisinden daha çok verdik,
Hep eskisinden daha sınırsız, sonsuz sevdik.
Aslında tek derdimiz o yangının o kavurucu alevini hissetmekti belki...
Hele bir de karşılığı bir o kadar etseydi ya...
İşte o zaman yaşamak sonsuzluk...
Ölmek filan ne gam!
Ama bazen de öyle sever ki insanoğlu,
Hem, hemen ölmek ister, sonsuz mutluluk içinde...
Hem bazen hemen ölmek ister sonsuz ve tarifsiz acı içinde...
Bazen de öylece susup gider,
Artık ne olacaksa olsun ya da ne olmayacaksa olmasın diye...
Ve bazen...
Kalbinin bir küçük serçe misali çırpınışını,
Artık hissetmekten vazgeçer insan.
Susarak ve gülümseyerek...
Ama bütün duygularının,
Bütün hayallerinin...
Büyük bir çöp konteynerine öylece atılışını...
Buruk bir tebessümle gülümseyerek izler insan.
Cinnet geçirirken bütün hayatından vazgeçen
O seri katil gibi sadece boynunu sağa sola büker
Hiç kimse görmez bunu.
Onu o an ve sonrasında hep gülümserken görürler...
Çünkü hayatın bundan sonraki hiçbir anı fark etmiyordur artık!
Bütün kilitlerin anahtarları yerlere saçılmıştır,
Bütün tabuların canı cehennemedir...
Bütün günahlar sıradadır işlenmek için...
Ki zaten öyle sanılıyordu ise
Artık her şey "Ne fark eder!" dedir.
Fark ediyor muydu sahiden?
Cemre.Y.

Mutfak

...Mutfak...
Önce üzerini soydum hızla,
Yatırdım tahtaya en altta kalacak olanları,
Hırsla rast gele doğradım acımadan.
Yetmedi kırgınlıklarımı,
Boşa giden emeklerimi düşündüm,
İnce ince doğradım, rengi beyazdı.
Sonra sıra diğerlerine geldi,
Onları da bunca zamanın kinini kusarak
Başka bir bıçakla doğradım orta boyda,
İçindeki tanecikler fırladılar sağa sola
Umurumda bile olmadı, rengi yeşildi.
Birikmiş fitneleri, fesatları, kuyu kazmacaları,
Yalanları, riyayı düşünüp duruyor
Ve acele acele savuruyordum diğer parçaları.
Ben sapladıkça fışkırıyordu içinin suları, rengi kırmızıydı.
En son dört oval gülle indirdim bağrına bağrına,
Her birinin kenarları şeffaf, kaygan, tam ortası sarıydı.
Artık kendi psikanaliz raporum tamamlanmıştı,
Geçmişte ve bugünde ne varsa...
Nefretim, kinim, garezim susmuştu,
Sakinleşmişti fırtınam.
Bu gerekiyordu yarına gülümseyebilmek için.
Sonra gayet sakin ve sessizce oturup yedik kızımla.
Hep merak ederler halbuki
"Neden kadın mutfakta daha huzurludur" diye.
İşte size cevabı;
Ne eski kocamı doğradım,
Ne de fitne fesat kuyumu kazanları,
Onlar her seferinde defalarca doğradılar beni de
Ben sadece...
Sadece yemek yaptım.
Cemre.Y.

Gururum Beni Affet

…Gururum Beni Affet…
Gururum beni affet!
Seni bazen bir tek gülüşün gül gamzesinde unuttum,
O gül kıvrımlı gamzenin sonu hep bir öpüştü.
Onun bir öpüşü…
Yarım yüzyıllık nefesim'di çünkü.
Gururum beni affet!
Seni bazen bir tek dokunuşun akımında unuttum,
Bir dokunuşu…
Yarım yüzyıllık ömrüm'dü çünkü.
Gururum beni affet!
Seni bazen bir tek bakışın sırrında unuttum,
Bir bakışı…
Yarım yüzyıllık dileğiydi çünkü.
Gururum beni affet!
Seni bir öpüş, bir dokunuş ve hep o son bir bakışa yerle bir ettim!
Gururum sabret!
İkisini çoktan bitirdim de
Sonuncusu da gittiğinde kralsın yine.
Cemre.Y.

Tavşan Dağa Küsmüş

…Tavşan Dağa Küsmüş…
Tavşan dağa kızmış mı, gücenmiş mi,
Yoksa dağ umduğundan fazla mı çıkmış ne olmuş bir şeyler olmuş!
Dağ daha bu durumu anlamaya çalışırken hasta oluvermiş,
Dağdan ilgi ve şefkat beklerken tavşan anammm!
Anam kendini bir ağırdan almış, bir nazlanmış…
O gelene kadar dağın Allah'tan
Sıra dağlardan oluşan dostları ve arkadaşları varmış,
Dağ günü atlatmış ama tavşana ne olmuş bilinmiyor?
Yolda kendini kasarken kurt yemiş olabilir.
Tavşan dağa küsmüşse de dağın bunda hiç kusuru yokmuş.
Kusur, dağın tavşanı diğer varlıklarından daha çok sevmesindeymiş.
Kusur, tavşanın kendisini bütün ormanın tek aslanı sanmasındaymış.
Dağ gerçeği nihayet anlamış, bir daha da tavşanın adını anmamış.
Cemre.Y.

Uçup Gider

...Uçup Gider...
"Her şey çok güzel olacak!"
Gökyüzüne kaçıveren kırmızı bir balon sanki...
Binbir umut, binbir hayalle
Avucundan kaçırmamak için bileğine bağladığın...
İpin bir ucu, hep bileğinde bağlıdır sımsıkı da...
Birden uçup gider işte bulutlara doğru!
Çünkü diğer yanda,
Çözülmeyeceğine emin olduğun ama gözden kaçırdığın
Çoktan çözülmüş
Küçük bir ilmek hep vardır ve mutlaka biri gelip söndürür
O kıpkırmızı hayal ve umut baloncuğunu.
Belki bir tek umudun vardır gözleri yosun yeşili bir yürekte.
O bile kararsızlıklar denizinde boğulmaya yüz tutmuş görünür,
Halbuki bir kararı hep vardır.
Bilirsin.
Çünkü sen onu öyle yetiştirdin.
Bütün umutlarından ve hayallerinden vazgeçmenin
Dilindeki o demir tozu tadı kalır geriye...
Artık ne yesen, ne yemesen...
Ne içsen, ne içmesen kalacaktır hep o tat.
Hani hiçbir şeye güvenmezsin de tek bir kozun,
Tek bir intikamın kalmıştır, çözümsüzlüğüne çözüm değilse de...
Hiç değilse bu hayattan intikam niyetine!
Hani artık son nokta, gücün falan kalmaz hiçbir şeye...
Ne sevgiye herhangi bir şeye...
Ne nefrete ne de sevgiye!
Hani ölsem umurum değil dersin ya
Tam da öyle işte...
Cemre.Y.

Affedeceksin

…Affedeceksin…
Öyle kalabalıklar içinde izlenmez bu hayat filmi... 
Yalnız olacaksın, yapayalnız! 
İçindeki, yüreğindeki bütün hayatın boyunca 
Biriktirdiğin hesaplaşmaları koyacaksın eteğine boncuk boncuk sayacaksın…
Her an her replikte bir başkası olacaksın…
Bir zardan şeffaf yumuşacık olacak yüreğin, bir demirden soğuk kan akıtan…
Hem can veren olacaksın hem can alan…
Öylesine tek ama beynindeki birikmiş kalabalıklarla hesaplaşarak…
Öyle sahipleneceksin ve nihayet belki herkesi ve her şeyi affedeceksin.
Cemre.Y.

Lakin Ömür Geçiyor

…Lakin Ömür Geçiyor…
Vakit,
Bütün,
Birbirine vuslata hasretli,
Tüm o harfleri, silmek vakti.
Hazır mısın ey yüreğim!
Değilsin biliyorum.
Lakin ömür geçiyor!
Cemre.Y.

6 Ocak 2018 Cumartesi

Saçlarım

...Saçlarım...
Sülalece pazar kahvaltısı yapardık eskiden...
Annem hep üç kişilik yere çeyrek kişi olmayı becerip
Yer sofrasındaki,
O küçücük yere sığıp hep baş köşede olurdu.
Kalıbına göre hiç de narin ve zayıf değildi anacığım!
Onca misafirini bir sofrada toplayabilmek için,
Nasıl olup da...
Bu kadar,
Dar bir kalıba daralabilip sığabildiğine hep hayret ederdim.
Bu pazar da onca uzun zaman sonra
Sülalemle değilse de ailemle kahvaltı ettim.
Annem odasında hasta yatağındayken üstelik!
Sığdıramadım kendimi onun gibi baş ya da son köşelere,
Daralamadım ben onun kadar,
Halbuki eskisi kadar bile kalabalık değildik!
Utandım kendimin yetersizliğinden kaçtım evime.
Oysa hep bu aralar bir bakıp kaçıyorum evime diye,
Beni hayırsız evlat sanıyorlar!
Bilmiyorlar onu öyle görmeye dayanamıyorum!
Az önce odasına gittik,
Bütün kardeşler pazar sohbetimizi yaptık.
Ama gözlerimin içine baka baka,
O yazmanı açıp açıp düzeltme anne!
Görüyorum kör değilim anne, hele ruhsuz hiç!
Beline kadar uzanan o ipek saçların birkaç tel kalmış!
Dayanamıyorum!
Gözlerinle susarak soruyorsun
"Az kaldı be kızım bunlar, hala sözünde misin?"
Durduramadığım gözyaşımla yanından kaçarken tek bakışımla
Tek bakışımla cevap veriyorum sana ve sen bana
En buruğundan bir tebessüm ediyorsun.
"Sözümdeyim anam, en son saç telinde gidince
Daha o gün kazıtacağım saçlarımı!
Yeter ki sen...
Sana olan sevgimin ölçüsünü,
Böyle olsun anla diye." dedim ona...
Sonraki aylar boyunca,
Hatta o ölene kadar...
Olmayan saçlarını kızımın bebe tarağıyla taradım uzun uzun...
Hala saçları var sansın diye.
Hatta ölü bedenini yıkarken bile tel tel kalan saçlarını da
Kızımın bebe tarağıyla taradım uzun uzun...
Ona verdiğim söz değildi derdim,
Ya da ona söylediğim ilk ve son yalanım hiç değildi.
Saçları var sanırsa yaşar, dirilir sandım.
Dirilmedi.
Hatta her şey daha çok öldü.
Bende öldüm bir ara!
Sonra tekrar dirileceğimi sandım,
Tatile bile gittim adımları benden hızlı,
Zamanına yetişemediğim
Beni öylece yarı yolda bırakan o adamla.
Sonra az duruldum,
Sonra baktım kilo alıyorum,
Yoksunluk hissim,
Yok olsun diye onu bana armağan sandım.
Sonra baktım ki,
Hayal pencereme bana Allah bile hediye sunmazmış,
Sözümü tuttum saçlarımı tıraş ettirdim,
Bir daha da hiç kimseye "Söz!" demedim.
Cemre.Y.

Anama Aşıktım Ben


…Anama Aşıktım Ben…
Babamdan nefret ettiğim kadar,
Anama aşıktım ben!
Küçücük kalbimde
Anamın gözünde ve yüzündeki
O mor menekşe rengi halkaları durur hala!
Döverdi rahmetlimi,
Haksız yere çok döverdi!
Hep yalvarırdım ona,
Yeter artık dövme diye
Anam kanserden öldü.
O ölmeyi bırak!
Hastalık nedir hiç bilmedi.
Yaşıyor hala!
Cemre.Y.

Hiç Sevmedi

…Hiç Sevmedi…
Tasavvuf musikisi dinliyorsam…
Aklımı ve imanımı koruma terapisi yapıyorumdur.
Salıncağıma uzanıp, ney müziklerimi açıp,
Gözlerimi kapatıp bütün hızı ile sallanıyorumdur.
Acı ve düşünce limitini kısmaya çalışıyorumdur.
Hiç kimseye tek kelime konuşmuyorumdur.
En son bir dilek tutar bitiririm.
Dileğim "Keşke Kabe'nin yerlerini temizleyen hizmetli olsam,
Ne su isterim, ne paspas,
Gece gündüz gözüm yaşı ile yıkar, öpe koklaya kuruturdum.
Amin." di uzun yıllar boyunca!
Sanırdım ki dileğim kabul olacak da
Allah'a daha yakın olunca beni daha çok sevecek.
Acı anılarım, yenilenen tüm acılarımla son bulacak.
Ne bu dileğim kabul oldu,
Ne de diğer bütün iyi niyetlerim.
Duymadı o Rab beni
Ve bence beni hiç sevmedi.
Cemre.Y.

Öğreneceğim

…Öğreneceğim…
Herkes...
Bütün şehir...
Bütün coğrafya yalan!
Bundan sonra ben de
Bütün yalanlara dahil olmayı öğreneceğim.
Cemre.Y.

İyot Kokusu


…İyot Kokusu…
Peki ya sen
İyot kokusu nedir bilir misin?
Bilemezsin.
Saatlerce denize dert anlatmadın ki
Öylece geçip gidersin
Kokusunu duymadan.
Cemre.Y.

Küfür

...Küfür...
Yürürken kitap okuyabiliyorum evet ne olmuş!
Böylelikle bir saat yürüyüş yapmış ve bir saat kitap okumuş oluyorum da...
Yolun yarısında kaldırımı işgal etmiş bir sokak kına gecesi arefesinde
Sokakta kalmış ellerinde bira kutularıyla geyik yapan yedi sekiz gencin
Tam ortasından ve kaldırım hakkımdan yararlanarak, kitabımı da okuyarak
Onlara çarpmadan üstelik hayal ettiklerinin aksine hiç korkmadan
Geçip gidebiliyorum evet ne olmuş...da bu onlara
"Vay AMK... okumuyor lan bu, baksana çarpmadı,
Okuyo olsa bize çarpardı" demek hakkını tanımıyor.
Yoksa ben ne yaparım az ileride daha geçen gün
"Kızım sen böyle
Başın önde kitap okuyarak gidip durursan, kısmet bulamazsın ki” diye
Seslenen kahveci amcanın önünde durur...
“Bana küfür savuran o salağın taaa göz bebeklerinin içine bakar,
“Bana küfür ederek konuşma hakkını kim verdi sana” diye sorarım.
Her kes birbirine bakarken sanki hiç kimse bir şey söylememiş
Ya da yürekli biri çıkıp benden bir güzel şaşkınlık dayağı yemeye yürekli,
Şaşkaloz gibi birbirine bakınırken ben yine o cümleyi sarf edenin
Ta göz bebeklerinin içine bakarak
“Arkamızdan konuşuyorsunuz evet ama bana arkamdan da,
Yüzüme karşı da küfür edemezsin yoksa kul hakkımı helal etmem
Ve seni bir güzel döverim” der,
Kitabıma gömülür, yürümeye devam eder giderim arkadaş...
Size de yarım kalmış boğazınızda bir düğüm
Sokak ortası geyikleriniz daha nice o yoldan geçecek
Kadınları kızları rahatsız etme hevesi bırakırım.
Yolda yürüyerek kitap okurken duyularım bir tuhaf işliyor evet ne olmuş?
Sahi İstanbul’un bugün neden bu kadar toz bulutu,
Pis kokulu, keşmekeş ve yaşanılacak bir tadı yoktu hissedebilen var mı?
Yoksa her kese göre yine her şey aynı mı?
Değildi işte.
Cemre.Y.

Gerisi Hikaye

…Gerisi Hikaye…
Bir seven, bir de sevmeyen varsa…
Artık kazanılan her savaş…
Çoktan vazgeçilmiş ödüldür,
Kaybedilen bütün o gururun geri alınışıdır sadece!
Gerisi hikaye!
Şimdi tam da durduğum bu yerde...
Beni yüreğin titreyerek,
Sevgi ve şefkatle öptüğün geldi aklıma.
Ben sadece buruk bir tebessüm ettim.
Üzerine alınacak olsaydın zaten senindim.
Alınma e mi!
Oysa bu kadar değildi.
Benim hayattan beklediğim ve hatta hayatta hak ettiğim.
Daha yoğunu, daha fazlasıydı her şeyin.
Ben, tiyatro sahnesinde yalanlarla dolu repliklerin yer aldığı,
O iki kişinin doğrularıyla yaşamaya çalıştığı,
Romantik komedi rollerinde değil de,
Sonunun herkesçe bilinebildiği bir opera yoğunluğunda,
Şu ömrümde çığlık çığlığa heyecanlarıyla yaşayabilmeliydim her şeyi,
Yaşatabilmeliydi birileri mutluluğun son durağını bana...
Cemre.Y.

5 Ocak 2018 Cuma

Hayal Ektim

…Hayal Ektim…
Ruhumdaki çığlıklar,
Yüreğimdeki acılar kalemime söz oldukça,
İnsanlar daralıyor da
"Yeter artık çemkirme" diyorlar.
Düşünün!
Siz okurken sıkılıp, yoruluyorsunuz.
(Kaldı ki bir tuşla kurtulabilirsiniz benden!)
Ya ben...
Bütün bunları yaşarken ne haldeydim sizce!
Yine de kaybetmedim umudumu.
Ben, her sabahıma uyanınca,
Yeni doğan günüme
İlle de hayal ektim ömrüme inadına.
"Bir yerlerde bana hala mutluluk var!"
Olmalıydı.
Bulduğum anda da...
Çekip gideceğim buralardan.
Ardımda kalacakları da artık,
Hiç mi hiç umursamadan!
Onlar düşünsünler artık
Ne kadar da
Gerçekten,
Kendime dair...
Mutlu olmamı istemediklerini!
Cemre.Y.

Ölürsem


…Ölürsem…
Şimdilik şair filan değilim 
Ama ölürsem,
Ne çok şiirim yıllar sonrasında bile okunacak
Biliyorum ama...
Ölürsem!
Cemre.Y.

Sigaraya Sarıyorum


…Sigaraya Sarıyorum…
Hayır yani
Ben ne de güzel seni seviyordum seni.
Ve bu bana ilaç oluyordu!
Şimdi kronik bronşitim
Astıma çevirmiş ve ben efkardan
Hala sigaraya sarıyorum.
Cemre.Y.

Benim Derdim

….Benim Derdim…
Benim derdim,
Ne senle ne de kendimle...
Benim derdim...
Seni kaderime yazanla.
Vardın çünkü,
Tam da yüreğimde…
Cemre.Y.

4 Ocak 2018 Perşembe

Çok Fazla


…Çok Fazla…
Fazla çok fazla,
Hissediyorum artık her şeyi ve herkesi! 
Gücüm az geliyor artık bana bile! 
Gücüm yetmediğinde,
Senden güç alamamak zoruma gidiyor!
Toparlasana beni...
Cemre.Y.

Gurur

...Gurur...
Bir genç kız annesinin kızı gelip gittiğinde,
Parfümü kaybolur mesela!
Kırmızı ruju, rimeli, tokası, küpesi, belki en sevdiği bir kıyafeti?
Ömer Hayyam kitabım tam da bugün nerede be yavrum.
Ve seninle, anneliğin üstünde bir gurur duyuyorum!
Cemre.Y.

Kısa Şiir


…Kısa Şiir…
Şimdi sana yine şöyle güzel
Tumturaklı bir şiir yazardım ama...
Sen uzun şiir sevmezsin!
Neyse...
"Aklına gelişimin geçliğini
S…eyim!" diyeyim de kısa şiir olsun!
Cemre.Y.

Boşverin!


…Boşverin!...
Zaten bu akşam, başka hiçbir şey
Teselli edemiyor ruhumun tınısını.
Boşverin ya
Sıra kendinize gelince
Uygulayamadığınız akılları 
Bana söylemeyiverin işte.
Cemre.Y.

Sessiz Fon Müzikleri

...Sessiz Fon Müzikleri...
Rolleri sevmem!
Budur diğerlerinden farkım!
Her sabah aynaya bakan yüzüme
Gülümseyebiliyorsam hala
Bu sessiz fon müzikleri
Yüzü suyu hürmetine!
Sağ olasıcalar!
Var'lar...
Ama yaşamıyorlar!
"Sır!" lar...
Cemre.Y.

3 Ocak 2018 Çarşamba

Merhamet

…Merhamet…
Merhamet'i epeyce sonraya erteledik!
Hani cellatın bile eceli gelince
Son ahvali olması gereken gibi her şey!
Oysa hemen!
Şimdi olmalıydı.
Hatta dün olmalıydı.
Cemre.Y.

Yoksun Hala!


…Yoksun Hala!...
Bazen...
Şiirlerim de susuyor ya 
Sen onlara da aldırma! 
Kesin sana yakıştıramadığım 
Küfürler salınıyorumdur 
İsyan bayrağımda! 
Öyle ya!
Yoksun hala!
Cemre.Y.

Yetmez Mi?

…Yetmez Mi?...
Öyle boyumdan büyük
Hayallerim kalmadı Aşka dair,
Gecenin sihri bozulup,
Gün ağardığında
Bir tutam gülüş çalacağım dudaklarından...
Günaydınım olacaksın her sabah.
İyi geceler'im olacaksın her gece…
Yetmez mi?
Cemre.Y.

Sahiplik İyeliği

…Sahiplik İyeliği…
Sizin ağız alışkanlığı diye diye
Harcadığınız kelimeleri
Biz sevdiceğimize söylerken
Yüreğimizin telleri oynuyor yerinden
O nedenledir ki,
Kolay kolay harcamayız ve kullanmayız
Ulu orta
Sahiplik iyeliği olan kelimelerimizi!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...