21 Aralık 2017 Perşembe

Yazık Değil Mi Onca Şiire

...Yazık Değil Mi Onca Şiire...
Şiirle, şairi,
İyice intibak etmek lazım aga!
Yoksa hem şiire yazık olur
Hem şaire…
Oysa…
Hiçbirine anlık kinlerle
Öylece yazık etmemeli!
Hadi şair neyse de
Yazık değil mi onca şiire!
Cemre.Y.

Üstü Sana Kalsın

...Üstü Sana Kalsın...
Ben Aşk'a
Son vefa borcumu da ödedim!
Bundan sonra
Alfabenin...
Aşk'la başlayan harfleri ve kelimesi kayıptır benim için.
Yoruldum bu sevdadan,
Ben artık senle başlayan hiçbir şeyde yokum!
Belki birkaç yıl daha sevilemezsin böyle...
Sevdamın son yarası da almayayım
Üstü sana kalsın.
Cemre.Y.

Öyle Lazım Demek Ki

...Öyle Lazım Demek Ki...
Gün aydınlar bir şekilde oluyor da...
İyi olsun akşamlar...
Yüreğinden öpemeyeli nice oldu...
Sen de pek özlemedin beni hani!
Madem öyle,
Uzuun uzun yazıp,
Kısa kısa susuyorum bu aralar.
Öyle lazım demek ki.
Cemre.Y.

20 Aralık 2017 Çarşamba

Bilmiyorsun

…Bilmiyorsun…
Ve sonra ansızın yok olur ortadan
Yokluğunun ne kadar acıttığının,
Farkında bile olmadan.
Vazgeçti demek ki,
Yoksa biz'i böyle habersizce bırakıp
Gider miydi?
Güneş çıkınca, tozun, kirin de ortaya çıkar.
İçin diyorum için…yüreğinin telleri ne durumda…
Her şeye birden kırgın olmak,
Ne kadar boktan bir durum biliyor musun?
Bilmiyorsun,
Hiç, bilmiyorsun!
Cemre.Y.

Gerçek Misin?

…Gerçek Misin?...
Sence...
Sadece bir günlük olan bu anlamdırmalar,
Beni daha ne kadar yaralıyordur!
Bütün evrene haykırmak istiyorum,
"Ulan!
Biz ölene kadar insanız!
Sadece bugün değil!"
Sonra kimse duymuyor,
Sonra kimse o kadar da umursamıyor!
Doğramak istiyorum, bütün hayatımı kırpanları!
Cinnet!
Cennet!
Cehennem karışıyor işte…
Soracak hiç kimsem de yok ki!
"Sen bari, sen?
Essah mı, sahi mi, yemin et la!
Gerçek misin!"
Cemre.Y.

Yaşamak Denen Şey

...Yaşamak Denen Şey...
Hayat...
"Neyse!" ile "Eyvallah!" arasında bir yerde
Öyle de böyle de geçiyor ya
Hiç ummadığım yerden
Kazıklanmak fena geriyor beni.
Sonra ne yapıyorum!
Çarmıha geriyorum gerekenleri!
Öyle ya!
Bir tek acıyan canları
"Ben" yanı olamamalı değil mi?
Zira ben...
Hiç de öylece efil efil doğmadımdı, değil mi?
Hep ama hep küllerimden doğanım ben.
Hani şu var olmuşluğu dahi şüpheli Zümrüdüanka.
Hadisene be!
Biz daha biz bir daha yakalım mı geçmişimizi.
Beceremiyoruz nasılsa,
Yaşamak denen şeyi...
Cemre.Y.

Bütün Suç Benimdi

...Bütün Suç Benimdi...
"Şarap ve sen..." dedi adam,
"Gönül iki kadeh rakı isterdi..." dedi kadın.
İkisi de kendisiydi.
Aynadan yansıyan yüzüne gülümsedi.
Gözleri kan çanağıydı...
Bunu ömrü boyunca aynı sarhoşluğunda,
Bir tek insan gördü...
Zira kendi göz bebeklerinin nice kaydığının,
Hiç de farkında değildi,
En fahişesi bile o üzülmesin diye susmuştu...
Şimdi neden ki bütün sonuçsuzluklar.
Zira haksızlıktı bu bütün suç benim olmasındı!
Cemre.Y.

Ah Be Evlat

...Ah Be Evlat...
Elimde değil,
Senin yüreğini benden,
Alıp götüren o uzaklara,
Her gidişini,
Sessizce izlediğimde...
Sana dizemediklerimle doluyor senli ömrüm...
Eksiklikliğime....
Yetememezliğime bir kere daha,
"Eyvallah!" çekiyorum.
"Ah be evlat!" diyorum için için.
Ben sana bütün yangınları izlettim de
Sen ne diye ben gibi,
Yangına bile dokunmadan,
Yanmayı seçtin ki!
Ben ona yanıyorum.
Cemre.Y.

19 Aralık 2017 Salı

İfşa


…İfşa…
Ah be çocuk... 
Sana bir türlü öğretemedim.
Adam dediğin,
Karakterinden belli eder kendini.
Yoksa hepinizin çükleri
Siz daha çocukken ifşa edildi.
Üstelik sen ulu orta işeyen karaktersizlerdensin.
Cemre.Y.

Satranç

…Satranç…
Bana gözlerimin sana bile kör olduğu
O esnada şahı getirin
"Mat!" ederdim.
Ama lütfen...
Ben bu kadar size şeffafken,
Bana karşı "Kale" demeyin!
Hele ki o "Fil" saçmalığına!
Bile isteye yenilmeye giderim!
"O, benim en ilkim,
Benden uçup giden
Peri'm" derdim.
"O, en son'um, oğul şansım,
Oğulcan'ım" derdim.
Ama asıl...
Bütün aralarımda ki Eylülümdür,
Son ve tek helalim....
Ömrüne acı eklemesin hiçbir bedelim.
Susarım.
Siz ise...
"Sadece..." der susarız.
Konuşmalara muhtaç,
Nice şiir sustu değil mi ya!
Ama siz...
"Sadece santranç oynuyorduk biz!" dersiniz.
İçimin içini yüreğimin cam kırıklarıyla boğduğunuzu bile bile!
Neyse biz, susalım mı yine!
Cemre.Y.

Ben Ne Zaman


…Ben Ne Zaman…
Bugüne kadar, hayat hep bana,
"Sen daha iyilerine layıksın!" deyip,
Güzel sandığım ne varsa alıp gitti ya!
Sezen Aksu'nun,
Dansöz Dünyası geliveriyor,
Dimağımın dibinden,
Yıldırım hızıyla ciğerimin baş köşesine!
Ben ne vakit…
"Ey hayat!
Sana, müteşekkirim ki,
Gerçekten beklediğime değdi." diyeceğim?
Ya artık yorulduysam
Hem de çok, olanından?
Bilirsin beni, oldukça da gururluyumdur,
Yaşayamadığım hayatın
Borcunu isteyemem senden.
Ama yaşarım sandığının
Bütün alacağının yine,
Hepsi senin olsun ha!
Zira gitmelere çok yakınım.
Söylesene hele bir
Ne zaman yorulacak bana gelince dansöz olan bu dünya
Ben ne zaman mutlu olacağım?
Cemre.Y.

Eksiğiz Sanki

…Eksiğiz Sanki…
Ya yanımda olmalıydın,
Ya da yanında olmalıydım.
Böyle…
Biraz…
Eksiğiz sanki.
Cemre.Y.

Ben Bağışlarım, Onlar Hep Ölürler

…Ben Bağışlarım, Onlar Hep Ölürler…
Subliminal bütün mesajlarınızın, gerçek içeriğinizin en dibini,
Ameliyat olmama rağmen hala şehla görebildiğim gözlerimden,
Yüreğime esenler ile dost doğru görebildiğim çok doğrudur!
Yine Hz.Yusuf'u yanlış yere koymuşsunuz da…
O kuyudaki o acıyı ve yapayalnızlığımı da gördüm.
Varsın Züleyha aşıkmış ona, varsın başarsınlar onlar..
Sen kardeşim, uğraşa çabalaya…
O kuyuyu...en doğru resmettiğinde ben kardeşim!
Ben…
Beni en acıtanı bile ilk anından bağışlarım.
Bunun ağırlığında benden gayri,
Bana ihanetlerine intihar edip,
Aflarıma dayanamayıp, kendine ölenim de çoktur!
Ben bağışlarım, onlar hep ölürler…
Cemre.Y.

Öyle İşte

…Öyle İşte..
Misal ben...
Hiçbir öğün,
Hiçbir yemeğe
Acıkmam genelde ama!
Hep ruhumda bir kazıntı!
Sanki hiç sevmek,
Sanki hiç sevilmek
Görmemiş gibi...
Öyle işte...
Cemre.Y.

18 Aralık 2017 Pazartesi

Ha Şiirim!

…Ha Şiirim!
Sence bu kadar insan ölürken,
Benim, senin son bakışından,
Son gülüşünden,
Hala derin bir nefes alıyor olmam,
Hala bu anlamsız…
Yapayalnızlık dolu, bunca manasız,
Artık hayalsiz bir hayata
Boyumdan büyük bir inatla
Tutunup, hala yaşıyor olmam!
Saçma değil mi ha şiirim?
Bence çok saçma.
Ölsem de…
En az birinize musallat olmadan,
Gitmeyeceğim vatanımdan!
Hem zaten başka dünyalarda,
Bir Türkiye'm daha yok ki!
Ölsem de gitmem…
Gitmeyiz değil mi ha şiir'im!
Ha ülkem!
Cemre.Y.

Kanser Ve Farkındalık Reklamı Çılgınlığı

...Kanser Ve Farkındalık Reklamı Çılgınlığı...
Kanser ve farkındalık ile ilgili küçük bir anektod...
Biz annemin kanser olduğunu,
Ondan mümkün oldukça gizlemeye çalışırken,
Meğer o da bize en zor teatralini oynamışmış!
Meğerki, bütün kanserliler o onkoloji koridorlarında,
Mutlaka rastlaşır, mutlaka da "Senin nerende?" diye sorarlarmış!
Rahmetli anamı ilk kez kemoterapiye götürdüğüm gün ona söylediğim,
İlk ve son yalanımdan daha o gün utanmıştım!
Onca acıları çekerken,
"İçimde habis bir ur var sanki be kızım." dediğinde,
"Nerenden uyduruyorsun be anam bunları,
Öyle olsa doktor bulmaz mı?" demiştim.
Onun kemoterapi alması sadece önlem amaçlıydı,
Buna inansın diye ne çok çabalamıştık.
Sonraki aylar boyunca da karşılıklı devam ettik bu yalana!
Yani boşuna bangır bangır sanal gündem yaratma telaşına girmeyin,
Sülasinden biri kanser olan herkes zaten,
Bu sinsi illetin, farkının fevkinde.
Hee yeni bir model peşindelerse!
Reddediyorum gidip gidip sonuçları psikolojiğe bağlanan,
Adını koyamadıkları yeni bir kanser şeklini ben.
Evet efenim!
Psikolojik benim bütün dertlerim.
Ama size inat değil mi kanser değilim.
Zaten es kaza öyle bir teşhis koyarlarsa talebim net!
Öyle farkındalık vs.gereksiz zaman harcayamam.
Kemoterapiyle kendime kanser enjekte ettiremem.
Tercihim; Pılımı pırtımı toplayıp, Dünya turuna çıkmak.
Sonrası; Ötenazi!
Bence son zamanların en büyük devrimi budur!
Buyurunuz siz!
Ben sizin beğeni sayınıza, paylaşımınıza mani olmayayım,
İster göğsünüze takın o Pembe Kurdeleyi, ister külodunuza...
Fibrokistiklerin akıbetini hiç bilmiyor,
Hiç de merak edip araştırmıyor olsanız da...
Total ige yüksekliğinden,
PDW nin de aksine bir hayli düşüklüğünden,
Ve bütün bunların negatif li pozitif li acayipliğinden bir haber olup,
Kimi kan kusup...
"Amann azıcık bir midemden ve burnumdan kan geldi." deyip,
Kimi, iç kanama belirtili
Simsiyah çıkan gaitanıza susluğunuzu hayal dahi etmiyorum.
Gülümseyemiyorum!
Kandırın kendinizi!
Farkınıza varın evet!
Hatta sigarayı da bırakın!
Çünkü sigarayı bırakırsanız,
Her gece bir peri yatağınıza eşlik edip, ayaklarınızı ısıtacak.
Çünkü korkmadan uyayacaksınız olmayan geleceğinizden,
Çünkü iyi olacaksınız, ömrünüz uzayacak, daha çok…
Neyse kötü örnek olamayayım ben.
Ha bu arada daha fazla olamayan parayla,
Kredi kartına borca girmeye gerek yok,
Özel sigortamı da iptal ettirdim ben!
Beş seneye kim öle... kim kala...
Varın, siz farkında olun size gülümsemesi çok uzak kanser çeşitlerine.
Ben reddediyorum.
Cevabım net!
"Hayır, ben savaşmayacağım, annemden yorgunum!"
Cemre.Y.

Seçilmişim

…Seçilmişim…
Yüreğinin her bir telini hasretle, tel tel öptüğüm Seçil mişim...      
Senle ben aynı yürek galaksisinden'iz,
O nedenle kimsemiz gücenmeyi dahi düşünmez,
"Bak okumamış, beğenmemiş bile!" leri…
Zira okumalar olmadan, anlamı dimağa yerleştirmeden,
Oluşan beğenilerden bize ne!
Ki onca işinin arasında vakit ayırıp okumuşsun ya şimdi,
Onurlandım şairimin, üstadımın böylesi beni anlamış yorumuyla…
Seni hiç görmedim göz göze, sende beni…
Ama yürekçe de hayli cancağızımsın her daim.
Seni tekrar okumalar için uzun bir yolculuk bekliyorum,  
Biliyorsun ki seni en çok, otobüs veya metrobüs kalabalığında,
Tepemdeki meraklı bakışlarla okumayı seviyorum.  
Sen benin onlarla olan intikamım gibisin.
"Çok meraklılarsa, şiir okusunlar, üstelik en uzunundan!" intikamım.
Öpüyorum şu an bu yorumumu,
Hiç üşenmeden okuyup gülümseyen gözlerinin üzerinden.
Cemre.Y.   

İyi Bilirdik

...İyi Bilirdik...
Belki uzayıp kısalıyordu saçlarımız,
Gözlerimizde birer çift,
Renkli numaralı lensler oluyordu belki.
Hatta kaşımız bile gözümüzün üzerinde
Bir incelip, bir kalınlaşıyordu.
Kilolarımız desen aşk'la doğru orantılı,
Ne kadar yoksa...
O kadar çoktu.
Ama...
Ulan!
Güzel gülüşlerimiz vardı bizim,
Bir gamzesinde milyon hayali olan.
İşte siz...
Hepiniz,
Katilsiniz!
Zümrüdüanka kuşu bu sefer,
Küllerinde boğuldu.
Şimdi artık
Bir daha aynı gülemeyeceğime göre
Hep bir ağızdan
"İyi bilirdik!" diyebilirsiniz işte.
Amin.
Cemre.Y.

Bana Kaderimin Hep Bir Oyunu Bu

...Bana Kaderimin Hep Bir Oyunu Bu...
Meğerki benim lise yıllarımda tarihimi,
Saç baş dağınık sek rakı kokan adını bile,
Hatırlamadığım o pis herifin yerine,
Hatırlamadığım o pis herifin yerine,
Ki hep bütünlemelerle geçmişimdir tarihinden!
İlber Ortaylı hoca anlatsaydı geçmişimizi,
Kim bilir şimdi en ilk hayalim olan Arkeololoji uzmanı olurdum.
Yahut eğer ki Fen Bilimleri dersimi,
O, leş gibi rakı kokan tarih hocasının,
Hayattan çoktan bıkmış o karısı yerine...
Ki fizikten, yüz alırken,
Fenden nasıl olup da sıfır çektiğimi anlamdıramayıp,
Beni, heyetli katılımlı sınav yapmışlardı da,
Gözlerinin önünde olaylar cereyan edip,
Fenden de, tarihten de geçmiştim.
Ki hoş zaten o fani hatun yerine, fenimi de Sevil Atasoy anlatsaydı,
Kim bilir şimdi ikinci hayalim olan Adli Baş Tabiplik çok görülünce,
Hemşireliğe fit olmuş bir Baş Hemşireydim.
Rahmetli anam beni o zamanlardaki,
En yüksek puanlarıma göre, bana en uygun bulduğu,
O Ticaret Lisesinin kapısına diktiğinde...
Elimde, görünmeyen kocaman bir,
"Kazanabilecekken, onlar yüzünden kaybettiklerim!"listesi duruyordu.
Ve bunu sadece ben okuyabiliyordum, alın yazım gibi…
Çok net hatırlıyorum o kapıdan girmek üzere olan anımızı!
Anacığımın gözlerinin içine bakmıştım da,
Bana kaderine razı kadın bakışıyla bakıp,
"E ama senin kaderine en uygun meslek bu be kızım,
Elinde kalanlara bak bir!"demişti.
Bakmama gerek yoktu...
Kendimce en iyi yapabileceğim şeyi seçip o kapıdan girdim.
Çok güzel eksiltiyorum şimdi, toplama da bazen yanılıyorum ama
Fena çarparım, hele ki fena bir bölerim.
Hatta önce çarpar sonra ona inanmayıp bir daha bölerim.
Benim kimseyle savaşım yok!
"Elimde kaderimin kerat cetveli de
Ya farklı bölünebiliyorlarsa!"dır meselim.
Durduk yere bir anım daha geldi aklıma;
Bu anılardan, kaderimin taşları dantelenirken,
Hemen öncesi geldi aklıma...
Tam da Bezmi Alem Vakıf Gureba hastanesinde,
Öğrencilik evraklarım neredeyse tamamken,
Bütünleme sonuçlarımı istemişlerdi.
Geçmiştim tabi ki de ama sonuçların asılmasına daha günler vardı.
Geçer notum doksan sekizdi ama henüz sonuçlar o pis gri duvara asılmamıştı.
Sırf benim hayallerimden biriydi diye...
O okula gidip müdüre yalvarmıştık en azından bir belge versindi,
"Geçti."diye, o bile yeterdi kaderimin son şans değişmesine.
O pis, sarımtırak sigara yanığı iğrenç dişleriyle, gevrek gevrek gülüp,
"İki gün sonra açıklanacak onu görürüsünüz"diye diretmişti müdür efendi de,
Ankara'dan dönmüştü hemşirelik okulu evraklarım.
Oradan dönerken son yokuşlu hızla Ticaret Lisesine giden,
O, otobüse bindiğimizde ağlıyordum.
Anam çoktan razı olduğu kader bakışını atıp duruyordu gözlerime, gözlerime.
Sonra bir an sustum "Anne bana bir masal anlatsana,
Bize anlattığın hiçbir masalı hatırlayamıyorum!"demiştim.
Bu sefer o ağlamaya başlamıştı, şöyle bir yutkunup,
"Olmayan masalın nesini anlatayım sana kızım,
Bizim zamanımızda masal falan yoktu,
Böyle okul filan aramıyordu analar,
Babaların seçtiği en uygun kocaya he deniyordu!
Senin ilk ve son masalın benim.
Sakın ha bana gücenme he mi,
Bi gün dua bile edeceksin."demişti.
Yüz yıl geçti sanki üzerinden,
Ama benim hala en iyi yapabildiğim iş bu!
Başkalarının hesapları, benim hesaplarım…
Muvainlerim, mizanlarım, cari hesaplarım,
Şimdilerde hayata bütün bakiyelerim kapandı.
Kaldıysa da hakkım, hukukum, emeğim.
Hepsini, her şeyi, kendimi dahi…affettim!
"Sakın gücenme be anam!
Üzülmesin yüreğin cennet i alemlerinde
Ben senden razıyım anam, dedim ya hepimizi affettim!
Rabbim de senden razı olsun,
Yerin, yurdun, kabe yanı, en güzel cennetlerin olsun. Amin!""
Cemre.Y.

Olmadı Gitti

…Olmadı Gitti…
İroni değildi bu!
Sadece derin sevilebilmek ihtimaliydi.
Karşılıklıklı şöyle…
Nefesin dudaklarımda.
Sen şımarıp gitmeden
Sadece derin sevip,
Derin sevilebilmek ihtimaliydi.
Olmadı gitti.
Cemre.Y.

Çengel

...Çengel...
Pişmanlığın çengeli derindir sevgilim.
Sarmalında kaybolur gideriz kırgınlıkların.
Yine de kıyamaz yüreğim,
Senin o çocuk muhtaçlığına!
Güvenimle korur kollarım,
Şefkatimle severim seni
Sen bana bir!
“Gitme” de yeter ki!
Cemre.Y.

17 Aralık 2017 Pazar

Sen Asla Seksenlik Bir Nene Değildin

...Sen Asla Seksenlik Bir Nene Değildin...
Dün yolda, öylece dalgın, biraz da hızlıca,
Haylice kırgın ve acılı yürürken,
Belki seksenli yaşlarda, uzun boylu,
Elinde bir bastonu olan fakat
Yavaşça ama dimdik yürüyen bir kadın gördüm.
Tam "Nasıl yani?" diye gözlerinin içine
Hışımla bakacakken bir an durdurdu beni
Veee...
Ben onun, göz bebeklerine bile akamadan,
Öylece durdurdu beni,
Sağ elinin içini sol göğsüme,
Tam da acıdan sıkışmak üzere olan,
Kalbimin üzerine dokundurdu!
Ben şaşkınlık içinde bir dakika boyunca
Onun serin ellerini yanan yüreğimde
Hissederken hiçbir şey yapmadan
Öylece durdum ve bekledim.
Ne gözlerinin içine bakabildim
Ne de tek bir kelime sorabildim.
Oysa nelerimi anlatmak isterdim ona
Hatta belki, bütün hayatımı!
Cevaplar sorardım hayatıma dair...
Belki sus olmuş dudakları konuşurdu,
Söylerdi, belki de hala sadece gülümserdi.
Sormadım...
Soramadım.
Sonra nabzım normale döndü,
Yüreğimin ateşi ve sıkışması öylece söndü
O da, usulca çekti sağ elini
Sol göğsümün üzerinden,
Yüreğimin baş köşesinden.
O andan bu yana anlam veremedim ki
O yaşlı nene bana ne etti?
Ya yüreğimi söküp aldı yerinden,
Ya da hayatımı kurtardı ama her ne ise
Her sıkışacak olduğunda yüreğim ve nefesim
Eli hala aynı yerde sanki...
Kalbimin tam üstünde nefesi...
Ne sesi, ne gözleri olmayan ama hayata
Yalandan bir bastonla dimdik duran
O muhteşem şey!
Bildim!
Sesin billur bir şelale idi cennetten...
Gözlerin koyu bir renk değildi de,
Ya yosun yeşiliydi,
Ya okyanus mavisiydi ya da ela idi
Her renge dönen ama bu dünyadan.
Asla vazgeçemeyen biriydin,
Sen asla seksenlik bir nene değildin
Ait olduğum cennet ülkesinden
Harika bir melektin, o kesin...
Cemre.Y.

Yalnızlık

…Yalnızlık…
Seri sıra yalnızlıklarımızı yaşıyoruz şurada.
Benim sizden tek farkım,
Öteki yastığımda kıçını dönmüş yatan birim yok.
Yastık benim, yalnızlık benim.
Gece boyu ne yana istersem,
O yana dönerim.
Yalnızlığın hepsi benim!
Cemre.Y.

Tut Ki

…Tut Ki…
Tut ki bir film seyrediyormuşuz seninle.
Üstelik…
O zamanlar, bu zamanlarmış.
Ve hala, katıksız bir aşkın olabilitesine inanılabiliyormuş!
Tut ki…
Ne sen!
Senmişsin,
Ne ben!
Benmişim.
Mendiller dolusu gözyaşı sığdırmışız
Bizden başkaca bir çok acılara.
Sarılmak kadar kolayken,
Kokumuza hasret bırakmışız “Biz”i
Anlamsız bir vazgeçişe…
Tut ki…
Tut sana!
“Bırakmasana!”
Bize…
Sadece…
Yine…
Bizim ellerimiz kaldı görmüyor musun hala?
Cemre.Y.

Meridyen

...Meridyen...
Nerenden bakarsan bak,
Bu hayatın aynı meridyenindeyiz işte!
Senle ben...
Sen, Kız Kulesi...
Ben, tavanınındaki Piri Reis haritası!
Dışımla o kadar meşguller ki,
İçimin içini bir gören varsa,
O da, en çok, sen'sin.
Yahut...
Sen, yine Kız Kulesi
Ben, eteğinin bir köşesindeki
O hiç görülmeyen deniz feneri!
Dışınla o kadar meşguller ki,
İçinin içini bir gören varsa,
O da, en çok, ben'im.
Neresinden bakarsan bak,
Bu hayatın aynı meridyenindeyiz işte!
Ama yine de bir tastamam,
Bir türlü, kavuşamadık gitti.
Cemre.Y.

Yosun Gözlüm

…Yosun Gözlüm…
Bugün günlerden...
" SEN" ertesi...
28 Nisan 1997 Pazartesi- Doğduğun gün!
(Doğduğun günden beri bütün pazartesileri çok ama çok sevdim ben)
28 Nisan 2003 Pazartesi- 6.yaşın bitti!
28 Nisan 2008 Pazartesi-11.yaşın bitti!
28 Nisan 2014 Pazartesi-17.yaşın bitti! (18’ine giriyorsun!!!)
28 Nisan 2025 Pazartesi-28.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2031 Pazartesi-34.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2036 Pazartesi-39.yaşın bitiyor! (Benim şimdiki yaşımdasın)
28 Nisan 2042 Pazartesi-45.yaşın bitiyor! (Ben olmayabilirim!)
28 Nisan 2059 Pazartesi-62.yaşın bitiyor! (Anneannenin şimdiki yaşındasın!)
28 Nisan 2064 Pazartesi-67.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2070 Pazartesi-73.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2081 Pazartesi-84.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2087 Pazartesi-90.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2092 Pazartesi-95.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2098 Pazartesi-101.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2104 Pazartesi-107.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2110 Pazartesi-113.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2121 Pazartesi-124.yaşın bitiyor!
Takvim bitiyor, sen bitmiyorsun yüreğimin çiziği!
(Upuzun sürecek ömrün boyunca
Doğduğun günlerin pazartesiye denk düşen yıllarını buldum.)
İyi ki bu dünyada benim evladım olarak vücut bulmuşsun!
Seninle ve varlığınla gurur duyuyorum.
Nazar’ım değiyor sana, gözlerinin yosun ışıltısında kaybolurken,
“Her şeye rağmen” li bir hayat var çünkü orada.
Her gülüşünde, gül kıvrımlı dudaklarının kenarında
İki gamzen oluşuyor ya, sanki biri Güneş’im, diğeri Ay’ım.
Biliyor musun?
Artık korkmuyorum seni doyasıya sevmekten ve sana yetememekten!
Seni paylaşarak sevmeyi öğrenebildim sonunda.
Kıskancım biraz evet!
Senin, her benden gidişinde düşünüyorum mesela
Benim gibi burun direkleri sızlayacak kadar
Kokulu mu öpüyorlardır acaba seni?
“Olsun!” diyorum sonra,
“Her gördüklerinde, benim gibi yeniden aşık olmuyorlardır ya sana!”
Cemre.Y.

Gurursa Gurur!

...Gurursa Gurur!...
Bu gece...
Yıldız Teknik Üniversite'sinin
Geleneksel "Yılın Yıldızları Ödül Töreni" için,
Çok çook çook...
Emeği geçen kızımla ve ona en karakter oluşulan zamanda,
Bu karakteri ve kişiliği tek başıma verip,
Onu büyüten kendimle, o kadar gurur duydum ki...
O kadar kere...
"Ömrümün en güzel yıllarını,
İyi ki ben bu evlada adamışım." dedim ki…
Yaşansa bile ancak anlaşılır, sonrası kolaydı zaten.
Hazır hamuru herkes fırına atıp ekmek yapardı.
Kimi derdi ki; "En güzel ekmeği ben yaptım."
Kimi de derdi ki; "Hamurcu iflas etti fırını ben devir aldım."
"Olsun." du hepsinin de emeği vardı.
Belki de "İyi ki de öyle olmuş." lardı.
Hem...
Başka türlü iki koltuğa, nasıl bir karpuz sığardı?
Birkaç gün haber izlemekten kendime ar ederim.
Ben bunları yazarken bile...
Kim bilir doğurduğu evladının böylesi gururlu günlerini görmeyi,
Onca hayal edip ocağı sönen, ciğeri dağlanan kaç ana daha olmuştur.
Birkaç gün ruhuma bencilim!
Başka türlü insan kalamam.
Yaradan hiç kimsemizi evlat acısıyla sınamasın.
Bütün evlatlar çok ve güzel günlerde yaşasın!
Bu gece... yine... bir kere daha...
Kızımın alnının ortasından öptüm ben, ama en çok yüreğinden!
Bir duysaydınız nasıl da kelebek kanadı gibi çırpınıyordu yüreği.
Sanırsın ki bu ilk sınavı!
"Sevmek kelimesi bile sığ kalıyor ona karşı,
Aşk, meşk, tutku zaten başlı başına basit.
Canım, ömrüm, ruhum da yetmiyor ki,
Artık herkes herkese diyor!
Ne diyeyim ben sana be evlat!
Ey benim yosun gözlü dilberim.
Ben...
Kısaca...
Sana...
"Lülücan'ımm!" diyeyim,
Sen iki, üç, beş hayat anla!
Bana yaşattığın gururlar için,
Teşekkür ederim sana ama en çook!
Sana yaşatamadıklarım için
Özünden özür dilerim.
Sana yeterince yetişemediklerim için be yahu...
Affetsene beni bir daha, yeniden affetsene!"
Unuttun mu!
"Uykundan öperim seni çocuk,
Ruhun duysa belki yüreğin duyamaz,
Ama ben her gece öperim seni...
Seni seviyorum'u ekleyerek!
Saçlarının kokusunu bir bilseydin,
Sen bile kendinden vazgeçemezdin."
Gurursa gurur dibine kadar...
Cemre.Y.

Kısa Şiir

...Kısa Şiir...
Sana kısa bir şiir sevgili/m!
Bir gün okursun.
Ben seni sevmesine,
Fena bir seviyordum da
Sen artık uykunda bile,
Bizden!
B/aşka rüyalar görüyordun,
Üstelik gülümsüyordun.
Oysa biz aşkı yeni geçmiştik...
Artık oku/ma!"
Dedim diye...
Şimdi okudun madem!
Mademki artık teksin!
Ben seni "Biz!"ken çok fena bir...
Sev i yor dum!
Yoksa tek'lik ne ki!
Ben yüzyıldır kendimi,
Kendimle affedip,
Aynadaki bana
Gülümseyebiliyorum!
Artık...
"Gerek!" sizliğine üzgünüm elbette
Hani uzak bir akrabanın mezarını,
Son bayram ziyareti gibi!
Bitmiş dua/m/sın.
Etrafım, şefkat yüreklerle sarılıyken
Bence sen ruhunu tek başına da
Gömebilirsin.
Teksin!
Tek'tim!
Hatta yeterince iyi bir çocuk olabilirsen,
Sensiz, nasıl da ruhsuz kaldığımı da
Görebilirsin.
Ama görme!
Biz, bir kere daha
Öl'elim.
Cemre.Y.

Hayır!

...Hayır!...
Hayır, bayım/bayanım,
Hayır, sayın dost ve de bilcümle de akrabalarım.
Hayır, sanal alemde gerçek sandıklarım!
Hayır, sevildim sanıp sevdiklerim.
Ve hayır, dibine kadar sevildiğimi bildiğim halde,
Bir türlü onlar gibi,
Onları, sevmeyi bir türlü beceremediklerim!
Beni en çok siz affedin.
Korkmayın, henüz ölmüyorum da.
Biraz kabuğuma çekiliyorum.
Yokluğum sadece size değil,
Bana sakın gücenmeyin, sakın ha!
Hiçbirinize, sırtımı dönmüyorum ama,
Güceniğim ben bu kaderime.
Zira...
Hep benimdir, sizlerin içlerinden birilerinin,
Kırılmış serçe kanatlarından sızan,
Her bir yarayı, ömrümün bir sızısından,
Sızıp duran yaralarımın hatıralarıyla,
Teker teker şefkatli buselerimle öpen de...
Oysa sizler...
Hepiniz!
Azıcık yaralarız geçince...
Beni sessizce terk edip duran.
Zümrüdüankalığımın gururunu,
Yüreğimi öylece yerle yeksan yıkan!
Yine de hep "Olsun." dedimdi.
Neyse ki benim sırtımı,
Sonu ecele bile dayansa feda edeceğim
Bir kızım var!
Ya sizin bir tam diyebileceğiniz,
Kendinizi, sebepsizce, sorgusuzca, sınırsızca,
Adayabileceğiniz neyiniz var?
Sonu ecele kadar,
Değecek o noktalar,
Ney'iniz?
Oysa daha en güzel hayalini dahi,
Sunamamıştım o'na...
Kısmet, kim bilir, ne zamana gerçek olur.
Kim bilir ki,
Astımım olduğunu öğrendiğinden beridir,
O hayalinden bile vazgeçmiştir!
Oysa bahçeli bir evimiz olsa...
Hiç de fena olmazdı bir Golden köpüş şimdi
O dönene kadar bana!
Bilmiyor tabi bu hayalimi de.
Kadın o da sonuçta,
Vır vır da dır dır dan zaman kalmaz hayalini anlatmaya...
Sonra dönüyorum aynama,
Gözlerimin içine bakıp şöyle diyorum,
Yalnızlık çok zor zanaat sevgilim.
Bence nerede çok konuşuluyorsa
Ve de gereksiz yoğunluksa,
Geçmişin geçmiş acılı anıları
Öpüşülmelidir nokta!
Seni yalnızlığından öpen birini bulursan,
"Suuuss"
Cemre.Y.

Aşktan Da Anlamazsınız Siz Zaten

…Aşktan Da Anlamazsınız Siz Zaten…
Ey benim...
Gözleri köy karanlığı gecesi zifirisine inat
Güneş çakan ışıklı,
Yıldız yıldız yakamozlu ömürlü gözlerim.
Ey benim...
Güneşin sahtekar ışıltılarına inat,
Geceyi anımsatan karamsarlıklı,
Güneş güneş karanlıklı,
Mavi mavi deniz deryası salınan saçlarım.
Ki vazgeçebilirim hepsinden.
Ve ey benim...
Beni çok anladığını sanıp,
Hiç duymadıklarını gördüklerim.
Ergenliğim,
Gençliğim,
Erilliğim...
Daha mı?
Dahası ne kadar daha
İsyan edeyim ben yahu!
Gözlerime bir türlü doğamayan
Müptezelliğinizi.
Peki, madem,
Gülümseyelim.
Aşk'tan da anlamazsınız siz zaten!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...