19 Aralık 2017 Salı

Öyle İşte

…Öyle İşte..
Misal ben...
Hiçbir öğün,
Hiçbir yemeğe
Acıkmam genelde ama!
Hep ruhumda bir kazıntı!
Sanki hiç sevmek,
Sanki hiç sevilmek
Görmemiş gibi...
Öyle işte...
Cemre.Y.

18 Aralık 2017 Pazartesi

Ha Şiirim!

…Ha Şiirim!
Sence bu kadar insan ölürken,
Benim, senin son bakışından,
Son gülüşünden,
Hala derin bir nefes alıyor olmam,
Hala bu anlamsız…
Yapayalnızlık dolu, bunca manasız,
Artık hayalsiz bir hayata
Boyumdan büyük bir inatla
Tutunup, hala yaşıyor olmam!
Saçma değil mi ha şiirim?
Bence çok saçma.
Ölsem de…
En az birinize musallat olmadan,
Gitmeyeceğim vatanımdan!
Hem zaten başka dünyalarda,
Bir Türkiye'm daha yok ki!
Ölsem de gitmem…
Gitmeyiz değil mi ha şiir'im!
Ha ülkem!
Cemre.Y.

Kanser Ve Farkındalık Reklamı Çılgınlığı

...Kanser Ve Farkındalık Reklamı Çılgınlığı...
Kanser ve farkındalık ile ilgili küçük bir anektod...
Biz annemin kanser olduğunu,
Ondan mümkün oldukça gizlemeye çalışırken,
Meğer o da bize en zor teatralini oynamışmış!
Meğerki, bütün kanserliler o onkoloji koridorlarında,
Mutlaka rastlaşır, mutlaka da "Senin nerende?" diye sorarlarmış!
Rahmetli anamı ilk kez kemoterapiye götürdüğüm gün ona söylediğim,
İlk ve son yalanımdan daha o gün utanmıştım!
Onca acıları çekerken,
"İçimde habis bir ur var sanki be kızım." dediğinde,
"Nerenden uyduruyorsun be anam bunları,
Öyle olsa doktor bulmaz mı?" demiştim.
Onun kemoterapi alması sadece önlem amaçlıydı,
Buna inansın diye ne çok çabalamıştık.
Sonraki aylar boyunca da karşılıklı devam ettik bu yalana!
Yani boşuna bangır bangır sanal gündem yaratma telaşına girmeyin,
Sülasinden biri kanser olan herkes zaten,
Bu sinsi illetin, farkının fevkinde.
Hee yeni bir model peşindelerse!
Reddediyorum gidip gidip sonuçları psikolojiğe bağlanan,
Adını koyamadıkları yeni bir kanser şeklini ben.
Evet efenim!
Psikolojik benim bütün dertlerim.
Ama size inat değil mi kanser değilim.
Zaten es kaza öyle bir teşhis koyarlarsa talebim net!
Öyle farkındalık vs.gereksiz zaman harcayamam.
Kemoterapiyle kendime kanser enjekte ettiremem.
Tercihim; Pılımı pırtımı toplayıp, Dünya turuna çıkmak.
Sonrası; Ötenazi!
Bence son zamanların en büyük devrimi budur!
Buyurunuz siz!
Ben sizin beğeni sayınıza, paylaşımınıza mani olmayayım,
İster göğsünüze takın o Pembe Kurdeleyi, ister külodunuza...
Fibrokistiklerin akıbetini hiç bilmiyor,
Hiç de merak edip araştırmıyor olsanız da...
Total ige yüksekliğinden,
PDW nin de aksine bir hayli düşüklüğünden,
Ve bütün bunların negatif li pozitif li acayipliğinden bir haber olup,
Kimi kan kusup...
"Amann azıcık bir midemden ve burnumdan kan geldi." deyip,
Kimi, iç kanama belirtili
Simsiyah çıkan gaitanıza susluğunuzu hayal dahi etmiyorum.
Gülümseyemiyorum!
Kandırın kendinizi!
Farkınıza varın evet!
Hatta sigarayı da bırakın!
Çünkü sigarayı bırakırsanız,
Her gece bir peri yatağınıza eşlik edip, ayaklarınızı ısıtacak.
Çünkü korkmadan uyayacaksınız olmayan geleceğinizden,
Çünkü iyi olacaksınız, ömrünüz uzayacak, daha çok…
Neyse kötü örnek olamayayım ben.
Ha bu arada daha fazla olamayan parayla,
Kredi kartına borca girmeye gerek yok,
Özel sigortamı da iptal ettirdim ben!
Beş seneye kim öle... kim kala...
Varın, siz farkında olun size gülümsemesi çok uzak kanser çeşitlerine.
Ben reddediyorum.
Cevabım net!
"Hayır, ben savaşmayacağım, annemden yorgunum!"
Cemre.Y.

Seçilmişim

…Seçilmişim…
Yüreğinin her bir telini hasretle, tel tel öptüğüm Seçil mişim...      
Senle ben aynı yürek galaksisinden'iz,
O nedenle kimsemiz gücenmeyi dahi düşünmez,
"Bak okumamış, beğenmemiş bile!" leri…
Zira okumalar olmadan, anlamı dimağa yerleştirmeden,
Oluşan beğenilerden bize ne!
Ki onca işinin arasında vakit ayırıp okumuşsun ya şimdi,
Onurlandım şairimin, üstadımın böylesi beni anlamış yorumuyla…
Seni hiç görmedim göz göze, sende beni…
Ama yürekçe de hayli cancağızımsın her daim.
Seni tekrar okumalar için uzun bir yolculuk bekliyorum,  
Biliyorsun ki seni en çok, otobüs veya metrobüs kalabalığında,
Tepemdeki meraklı bakışlarla okumayı seviyorum.  
Sen benin onlarla olan intikamım gibisin.
"Çok meraklılarsa, şiir okusunlar, üstelik en uzunundan!" intikamım.
Öpüyorum şu an bu yorumumu,
Hiç üşenmeden okuyup gülümseyen gözlerinin üzerinden.
Cemre.Y.   

İyi Bilirdik

...İyi Bilirdik...
Belki uzayıp kısalıyordu saçlarımız,
Gözlerimizde birer çift,
Renkli numaralı lensler oluyordu belki.
Hatta kaşımız bile gözümüzün üzerinde
Bir incelip, bir kalınlaşıyordu.
Kilolarımız desen aşk'la doğru orantılı,
Ne kadar yoksa...
O kadar çoktu.
Ama...
Ulan!
Güzel gülüşlerimiz vardı bizim,
Bir gamzesinde milyon hayali olan.
İşte siz...
Hepiniz,
Katilsiniz!
Zümrüdüanka kuşu bu sefer,
Küllerinde boğuldu.
Şimdi artık
Bir daha aynı gülemeyeceğime göre
Hep bir ağızdan
"İyi bilirdik!" diyebilirsiniz işte.
Amin.
Cemre.Y.

Bana Kaderimin Hep Bir Oyunu Bu

...Bana Kaderimin Hep Bir Oyunu Bu...
Meğerki benim lise yıllarımda tarihimi,
Saç baş dağınık sek rakı kokan adını bile,
Hatırlamadığım o pis herifin yerine,
Hatırlamadığım o pis herifin yerine,
Ki hep bütünlemelerle geçmişimdir tarihinden!
İlber Ortaylı hoca anlatsaydı geçmişimizi,
Kim bilir şimdi en ilk hayalim olan Arkeololoji uzmanı olurdum.
Yahut eğer ki Fen Bilimleri dersimi,
O, leş gibi rakı kokan tarih hocasının,
Hayattan çoktan bıkmış o karısı yerine...
Ki fizikten, yüz alırken,
Fenden nasıl olup da sıfır çektiğimi anlamdıramayıp,
Beni, heyetli katılımlı sınav yapmışlardı da,
Gözlerinin önünde olaylar cereyan edip,
Fenden de, tarihten de geçmiştim.
Ki hoş zaten o fani hatun yerine, fenimi de Sevil Atasoy anlatsaydı,
Kim bilir şimdi ikinci hayalim olan Adli Baş Tabiplik çok görülünce,
Hemşireliğe fit olmuş bir Baş Hemşireydim.
Rahmetli anam beni o zamanlardaki,
En yüksek puanlarıma göre, bana en uygun bulduğu,
O Ticaret Lisesinin kapısına diktiğinde...
Elimde, görünmeyen kocaman bir,
"Kazanabilecekken, onlar yüzünden kaybettiklerim!"listesi duruyordu.
Ve bunu sadece ben okuyabiliyordum, alın yazım gibi…
Çok net hatırlıyorum o kapıdan girmek üzere olan anımızı!
Anacığımın gözlerinin içine bakmıştım da,
Bana kaderine razı kadın bakışıyla bakıp,
"E ama senin kaderine en uygun meslek bu be kızım,
Elinde kalanlara bak bir!"demişti.
Bakmama gerek yoktu...
Kendimce en iyi yapabileceğim şeyi seçip o kapıdan girdim.
Çok güzel eksiltiyorum şimdi, toplama da bazen yanılıyorum ama
Fena çarparım, hele ki fena bir bölerim.
Hatta önce çarpar sonra ona inanmayıp bir daha bölerim.
Benim kimseyle savaşım yok!
"Elimde kaderimin kerat cetveli de
Ya farklı bölünebiliyorlarsa!"dır meselim.
Durduk yere bir anım daha geldi aklıma;
Bu anılardan, kaderimin taşları dantelenirken,
Hemen öncesi geldi aklıma...
Tam da Bezmi Alem Vakıf Gureba hastanesinde,
Öğrencilik evraklarım neredeyse tamamken,
Bütünleme sonuçlarımı istemişlerdi.
Geçmiştim tabi ki de ama sonuçların asılmasına daha günler vardı.
Geçer notum doksan sekizdi ama henüz sonuçlar o pis gri duvara asılmamıştı.
Sırf benim hayallerimden biriydi diye...
O okula gidip müdüre yalvarmıştık en azından bir belge versindi,
"Geçti."diye, o bile yeterdi kaderimin son şans değişmesine.
O pis, sarımtırak sigara yanığı iğrenç dişleriyle, gevrek gevrek gülüp,
"İki gün sonra açıklanacak onu görürüsünüz"diye diretmişti müdür efendi de,
Ankara'dan dönmüştü hemşirelik okulu evraklarım.
Oradan dönerken son yokuşlu hızla Ticaret Lisesine giden,
O, otobüse bindiğimizde ağlıyordum.
Anam çoktan razı olduğu kader bakışını atıp duruyordu gözlerime, gözlerime.
Sonra bir an sustum "Anne bana bir masal anlatsana,
Bize anlattığın hiçbir masalı hatırlayamıyorum!"demiştim.
Bu sefer o ağlamaya başlamıştı, şöyle bir yutkunup,
"Olmayan masalın nesini anlatayım sana kızım,
Bizim zamanımızda masal falan yoktu,
Böyle okul filan aramıyordu analar,
Babaların seçtiği en uygun kocaya he deniyordu!
Senin ilk ve son masalın benim.
Sakın ha bana gücenme he mi,
Bi gün dua bile edeceksin."demişti.
Yüz yıl geçti sanki üzerinden,
Ama benim hala en iyi yapabildiğim iş bu!
Başkalarının hesapları, benim hesaplarım…
Muvainlerim, mizanlarım, cari hesaplarım,
Şimdilerde hayata bütün bakiyelerim kapandı.
Kaldıysa da hakkım, hukukum, emeğim.
Hepsini, her şeyi, kendimi dahi…affettim!
"Sakın gücenme be anam!
Üzülmesin yüreğin cennet i alemlerinde
Ben senden razıyım anam, dedim ya hepimizi affettim!
Rabbim de senden razı olsun,
Yerin, yurdun, kabe yanı, en güzel cennetlerin olsun. Amin!""
Cemre.Y.

Olmadı Gitti

…Olmadı Gitti…
İroni değildi bu!
Sadece derin sevilebilmek ihtimaliydi.
Karşılıklıklı şöyle…
Nefesin dudaklarımda.
Sen şımarıp gitmeden
Sadece derin sevip,
Derin sevilebilmek ihtimaliydi.
Olmadı gitti.
Cemre.Y.

Çengel

...Çengel...
Pişmanlığın çengeli derindir sevgilim.
Sarmalında kaybolur gideriz kırgınlıkların.
Yine de kıyamaz yüreğim,
Senin o çocuk muhtaçlığına!
Güvenimle korur kollarım,
Şefkatimle severim seni
Sen bana bir!
“Gitme” de yeter ki!
Cemre.Y.

17 Aralık 2017 Pazar

Sen Asla Seksenlik Bir Nene Değildin

...Sen Asla Seksenlik Bir Nene Değildin...
Dün yolda, öylece dalgın, biraz da hızlıca,
Haylice kırgın ve acılı yürürken,
Belki seksenli yaşlarda, uzun boylu,
Elinde bir bastonu olan fakat
Yavaşça ama dimdik yürüyen bir kadın gördüm.
Tam "Nasıl yani?" diye gözlerinin içine
Hışımla bakacakken bir an durdurdu beni
Veee...
Ben onun, göz bebeklerine bile akamadan,
Öylece durdurdu beni,
Sağ elinin içini sol göğsüme,
Tam da acıdan sıkışmak üzere olan,
Kalbimin üzerine dokundurdu!
Ben şaşkınlık içinde bir dakika boyunca
Onun serin ellerini yanan yüreğimde
Hissederken hiçbir şey yapmadan
Öylece durdum ve bekledim.
Ne gözlerinin içine bakabildim
Ne de tek bir kelime sorabildim.
Oysa nelerimi anlatmak isterdim ona
Hatta belki, bütün hayatımı!
Cevaplar sorardım hayatıma dair...
Belki sus olmuş dudakları konuşurdu,
Söylerdi, belki de hala sadece gülümserdi.
Sormadım...
Soramadım.
Sonra nabzım normale döndü,
Yüreğimin ateşi ve sıkışması öylece söndü
O da, usulca çekti sağ elini
Sol göğsümün üzerinden,
Yüreğimin baş köşesinden.
O andan bu yana anlam veremedim ki
O yaşlı nene bana ne etti?
Ya yüreğimi söküp aldı yerinden,
Ya da hayatımı kurtardı ama her ne ise
Her sıkışacak olduğunda yüreğim ve nefesim
Eli hala aynı yerde sanki...
Kalbimin tam üstünde nefesi...
Ne sesi, ne gözleri olmayan ama hayata
Yalandan bir bastonla dimdik duran
O muhteşem şey!
Bildim!
Sesin billur bir şelale idi cennetten...
Gözlerin koyu bir renk değildi de,
Ya yosun yeşiliydi,
Ya okyanus mavisiydi ya da ela idi
Her renge dönen ama bu dünyadan.
Asla vazgeçemeyen biriydin,
Sen asla seksenlik bir nene değildin
Ait olduğum cennet ülkesinden
Harika bir melektin, o kesin...
Cemre.Y.

Yalnızlık

…Yalnızlık…
Seri sıra yalnızlıklarımızı yaşıyoruz şurada.
Benim sizden tek farkım,
Öteki yastığımda kıçını dönmüş yatan birim yok.
Yastık benim, yalnızlık benim.
Gece boyu ne yana istersem,
O yana dönerim.
Yalnızlığın hepsi benim!
Cemre.Y.

Tut Ki

…Tut Ki…
Tut ki bir film seyrediyormuşuz seninle.
Üstelik…
O zamanlar, bu zamanlarmış.
Ve hala, katıksız bir aşkın olabilitesine inanılabiliyormuş!
Tut ki…
Ne sen!
Senmişsin,
Ne ben!
Benmişim.
Mendiller dolusu gözyaşı sığdırmışız
Bizden başkaca bir çok acılara.
Sarılmak kadar kolayken,
Kokumuza hasret bırakmışız “Biz”i
Anlamsız bir vazgeçişe…
Tut ki…
Tut sana!
“Bırakmasana!”
Bize…
Sadece…
Yine…
Bizim ellerimiz kaldı görmüyor musun hala?
Cemre.Y.

Meridyen

...Meridyen...
Nerenden bakarsan bak,
Bu hayatın aynı meridyenindeyiz işte!
Senle ben...
Sen, Kız Kulesi...
Ben, tavanınındaki Piri Reis haritası!
Dışımla o kadar meşguller ki,
İçimin içini bir gören varsa,
O da, en çok, sen'sin.
Yahut...
Sen, yine Kız Kulesi
Ben, eteğinin bir köşesindeki
O hiç görülmeyen deniz feneri!
Dışınla o kadar meşguller ki,
İçinin içini bir gören varsa,
O da, en çok, ben'im.
Neresinden bakarsan bak,
Bu hayatın aynı meridyenindeyiz işte!
Ama yine de bir tastamam,
Bir türlü, kavuşamadık gitti.
Cemre.Y.

Yosun Gözlüm

…Yosun Gözlüm…
Bugün günlerden...
" SEN" ertesi...
28 Nisan 1997 Pazartesi- Doğduğun gün!
(Doğduğun günden beri bütün pazartesileri çok ama çok sevdim ben)
28 Nisan 2003 Pazartesi- 6.yaşın bitti!
28 Nisan 2008 Pazartesi-11.yaşın bitti!
28 Nisan 2014 Pazartesi-17.yaşın bitti! (18’ine giriyorsun!!!)
28 Nisan 2025 Pazartesi-28.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2031 Pazartesi-34.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2036 Pazartesi-39.yaşın bitiyor! (Benim şimdiki yaşımdasın)
28 Nisan 2042 Pazartesi-45.yaşın bitiyor! (Ben olmayabilirim!)
28 Nisan 2059 Pazartesi-62.yaşın bitiyor! (Anneannenin şimdiki yaşındasın!)
28 Nisan 2064 Pazartesi-67.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2070 Pazartesi-73.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2081 Pazartesi-84.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2087 Pazartesi-90.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2092 Pazartesi-95.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2098 Pazartesi-101.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2104 Pazartesi-107.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2110 Pazartesi-113.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2121 Pazartesi-124.yaşın bitiyor!
Takvim bitiyor, sen bitmiyorsun yüreğimin çiziği!
(Upuzun sürecek ömrün boyunca
Doğduğun günlerin pazartesiye denk düşen yıllarını buldum.)
İyi ki bu dünyada benim evladım olarak vücut bulmuşsun!
Seninle ve varlığınla gurur duyuyorum.
Nazar’ım değiyor sana, gözlerinin yosun ışıltısında kaybolurken,
“Her şeye rağmen” li bir hayat var çünkü orada.
Her gülüşünde, gül kıvrımlı dudaklarının kenarında
İki gamzen oluşuyor ya, sanki biri Güneş’im, diğeri Ay’ım.
Biliyor musun?
Artık korkmuyorum seni doyasıya sevmekten ve sana yetememekten!
Seni paylaşarak sevmeyi öğrenebildim sonunda.
Kıskancım biraz evet!
Senin, her benden gidişinde düşünüyorum mesela
Benim gibi burun direkleri sızlayacak kadar
Kokulu mu öpüyorlardır acaba seni?
“Olsun!” diyorum sonra,
“Her gördüklerinde, benim gibi yeniden aşık olmuyorlardır ya sana!”
Cemre.Y.

Gurursa Gurur!

...Gurursa Gurur!...
Bu gece...
Yıldız Teknik Üniversite'sinin
Geleneksel "Yılın Yıldızları Ödül Töreni" için,
Çok çook çook...
Emeği geçen kızımla ve ona en karakter oluşulan zamanda,
Bu karakteri ve kişiliği tek başıma verip,
Onu büyüten kendimle, o kadar gurur duydum ki...
O kadar kere...
"Ömrümün en güzel yıllarını,
İyi ki ben bu evlada adamışım." dedim ki…
Yaşansa bile ancak anlaşılır, sonrası kolaydı zaten.
Hazır hamuru herkes fırına atıp ekmek yapardı.
Kimi derdi ki; "En güzel ekmeği ben yaptım."
Kimi de derdi ki; "Hamurcu iflas etti fırını ben devir aldım."
"Olsun." du hepsinin de emeği vardı.
Belki de "İyi ki de öyle olmuş." lardı.
Hem...
Başka türlü iki koltuğa, nasıl bir karpuz sığardı?
Birkaç gün haber izlemekten kendime ar ederim.
Ben bunları yazarken bile...
Kim bilir doğurduğu evladının böylesi gururlu günlerini görmeyi,
Onca hayal edip ocağı sönen, ciğeri dağlanan kaç ana daha olmuştur.
Birkaç gün ruhuma bencilim!
Başka türlü insan kalamam.
Yaradan hiç kimsemizi evlat acısıyla sınamasın.
Bütün evlatlar çok ve güzel günlerde yaşasın!
Bu gece... yine... bir kere daha...
Kızımın alnının ortasından öptüm ben, ama en çok yüreğinden!
Bir duysaydınız nasıl da kelebek kanadı gibi çırpınıyordu yüreği.
Sanırsın ki bu ilk sınavı!
"Sevmek kelimesi bile sığ kalıyor ona karşı,
Aşk, meşk, tutku zaten başlı başına basit.
Canım, ömrüm, ruhum da yetmiyor ki,
Artık herkes herkese diyor!
Ne diyeyim ben sana be evlat!
Ey benim yosun gözlü dilberim.
Ben...
Kısaca...
Sana...
"Lülücan'ımm!" diyeyim,
Sen iki, üç, beş hayat anla!
Bana yaşattığın gururlar için,
Teşekkür ederim sana ama en çook!
Sana yaşatamadıklarım için
Özünden özür dilerim.
Sana yeterince yetişemediklerim için be yahu...
Affetsene beni bir daha, yeniden affetsene!"
Unuttun mu!
"Uykundan öperim seni çocuk,
Ruhun duysa belki yüreğin duyamaz,
Ama ben her gece öperim seni...
Seni seviyorum'u ekleyerek!
Saçlarının kokusunu bir bilseydin,
Sen bile kendinden vazgeçemezdin."
Gurursa gurur dibine kadar...
Cemre.Y.

Kısa Şiir

...Kısa Şiir...
Sana kısa bir şiir sevgili/m!
Bir gün okursun.
Ben seni sevmesine,
Fena bir seviyordum da
Sen artık uykunda bile,
Bizden!
B/aşka rüyalar görüyordun,
Üstelik gülümsüyordun.
Oysa biz aşkı yeni geçmiştik...
Artık oku/ma!"
Dedim diye...
Şimdi okudun madem!
Mademki artık teksin!
Ben seni "Biz!"ken çok fena bir...
Sev i yor dum!
Yoksa tek'lik ne ki!
Ben yüzyıldır kendimi,
Kendimle affedip,
Aynadaki bana
Gülümseyebiliyorum!
Artık...
"Gerek!" sizliğine üzgünüm elbette
Hani uzak bir akrabanın mezarını,
Son bayram ziyareti gibi!
Bitmiş dua/m/sın.
Etrafım, şefkat yüreklerle sarılıyken
Bence sen ruhunu tek başına da
Gömebilirsin.
Teksin!
Tek'tim!
Hatta yeterince iyi bir çocuk olabilirsen,
Sensiz, nasıl da ruhsuz kaldığımı da
Görebilirsin.
Ama görme!
Biz, bir kere daha
Öl'elim.
Cemre.Y.

Hayır!

...Hayır!...
Hayır, bayım/bayanım,
Hayır, sayın dost ve de bilcümle de akrabalarım.
Hayır, sanal alemde gerçek sandıklarım!
Hayır, sevildim sanıp sevdiklerim.
Ve hayır, dibine kadar sevildiğimi bildiğim halde,
Bir türlü onlar gibi,
Onları, sevmeyi bir türlü beceremediklerim!
Beni en çok siz affedin.
Korkmayın, henüz ölmüyorum da.
Biraz kabuğuma çekiliyorum.
Yokluğum sadece size değil,
Bana sakın gücenmeyin, sakın ha!
Hiçbirinize, sırtımı dönmüyorum ama,
Güceniğim ben bu kaderime.
Zira...
Hep benimdir, sizlerin içlerinden birilerinin,
Kırılmış serçe kanatlarından sızan,
Her bir yarayı, ömrümün bir sızısından,
Sızıp duran yaralarımın hatıralarıyla,
Teker teker şefkatli buselerimle öpen de...
Oysa sizler...
Hepiniz!
Azıcık yaralarız geçince...
Beni sessizce terk edip duran.
Zümrüdüankalığımın gururunu,
Yüreğimi öylece yerle yeksan yıkan!
Yine de hep "Olsun." dedimdi.
Neyse ki benim sırtımı,
Sonu ecele bile dayansa feda edeceğim
Bir kızım var!
Ya sizin bir tam diyebileceğiniz,
Kendinizi, sebepsizce, sorgusuzca, sınırsızca,
Adayabileceğiniz neyiniz var?
Sonu ecele kadar,
Değecek o noktalar,
Ney'iniz?
Oysa daha en güzel hayalini dahi,
Sunamamıştım o'na...
Kısmet, kim bilir, ne zamana gerçek olur.
Kim bilir ki,
Astımım olduğunu öğrendiğinden beridir,
O hayalinden bile vazgeçmiştir!
Oysa bahçeli bir evimiz olsa...
Hiç de fena olmazdı bir Golden köpüş şimdi
O dönene kadar bana!
Bilmiyor tabi bu hayalimi de.
Kadın o da sonuçta,
Vır vır da dır dır dan zaman kalmaz hayalini anlatmaya...
Sonra dönüyorum aynama,
Gözlerimin içine bakıp şöyle diyorum,
Yalnızlık çok zor zanaat sevgilim.
Bence nerede çok konuşuluyorsa
Ve de gereksiz yoğunluksa,
Geçmişin geçmiş acılı anıları
Öpüşülmelidir nokta!
Seni yalnızlığından öpen birini bulursan,
"Suuuss"
Cemre.Y.

Aşktan Da Anlamazsınız Siz Zaten

…Aşktan Da Anlamazsınız Siz Zaten…
Ey benim...
Gözleri köy karanlığı gecesi zifirisine inat
Güneş çakan ışıklı,
Yıldız yıldız yakamozlu ömürlü gözlerim.
Ey benim...
Güneşin sahtekar ışıltılarına inat,
Geceyi anımsatan karamsarlıklı,
Güneş güneş karanlıklı,
Mavi mavi deniz deryası salınan saçlarım.
Ki vazgeçebilirim hepsinden.
Ve ey benim...
Beni çok anladığını sanıp,
Hiç duymadıklarını gördüklerim.
Ergenliğim,
Gençliğim,
Erilliğim...
Daha mı?
Dahası ne kadar daha
İsyan edeyim ben yahu!
Gözlerime bir türlü doğamayan
Müptezelliğinizi.
Peki, madem,
Gülümseyelim.
Aşk'tan da anlamazsınız siz zaten!
Cemre.Y.

Son Sabır

…Son Sabır…
Çok bekledim be yiğidim,
Hayli zaman çok...
Bi türlü buluşamadık
Biz, aşk denen şey, her kimseyle!
Aynı Dünya'nın,
Aynı paralel eksenli meridyenlerinden birinde.
Aralarda "Es"niyetine...
Apayrı iklimlerimizi
Bizden epeyce de uzak,
Solunumlamaya çalışsak da,
Tek hücreye inemedik bir türlü.
Amip değildik sonuçta!
Olamadı bir türlü işte.
Geçmedi yaralarımızın,
Sonu yine bize varan o yapa yalnızlığımız.
Şimdilerdeyse,
Özlemi...
Burnumun sızını bile unutturmaya çabalamakta!
O yüzden ben...
Yüreğime dahil ettiğimin,
Beni en son öptüğü yeri değil,
Elimi en son tuttuğu yeri öperim hep,
Sağ bileğimden.
Yüreğime sabır sinsin diye.
O ise hala...
Adının ilk harfinin yüreğime sindiği yerden öper kesin.
Haberi yok oysa!
Oralara haylice kuraklık vurmuştur.
Sonrasında kırağı yağmıştır çoktan.
Artık oradan bir tek yaprak bile kımıldamaz!
Oysa ben...
Beni en son öptüğü yeri değil,
Elimi en son tuttuğu yeri öperim hep,
Sağ bileğimden.
İyiyim ben böylece, ecele kadar!
Yüreğime...
İhtimalli tek bir sevdaya daha
Son sabır sinsin diye.
Cemre.Y.

O, Rab Neredeydi

…O, Rab Neredeydi...
Bugün Allah için ne yaptın?" diye sordum kendime!
Onu affetmek için çabaladım mesela.
Sonra kendi kendime düşündüm yine,
Bazı babalar, bazı evlatları hiç hak etmiyordular. 
Ama nedendi, onun sperminden dünyaya gelişim? 
Sadece dünyaya gelişim miydi varlığı?
O, küçümen kız namusunu,
Babasına karşı bile korurken,
O, Rab!
O sıra neredeydi?
Cemre.Y.

Dizi Dizi Diziler

...Dizi Dizi Diziler...
Neden bir durduğum yerde ben
Çok fazla sabit kalamıyorum,
Neden ben,
Bir tek diziyi sonuna kadar,
Öyle sizler gibi soluksuz...
İzleyemiyorum?
Başa ya da, sonuna filan da,
Sarıp sarmalamak istemiyorum?
Ben neden hiçbir hayatı sonuna değin,
Sizler gibi öylece...
Bolca dedikodu malzemesi gibi bakamıyorum?
Ve neden susmam gerektiği bütün hallerde ben!
Dokunabildiğim bütün eşyalarımla kavga ediyorum?
Arkamdan dalga geçeceğinizi bile bile!
Ve neden ben hep...
Hepinizi...
Her şeyi...
Yüzünüze, o hallerinizden sonra bile
Bana o ilk bakabildiğiniz
O her anı, hep affediyorum?
Suç doğma ihtimalime yolculuğumdaki
Tek isabetsiz
Tek başarımdaysa!
Ve ne yazık ki bana
Her gördüğümün her karesini,
Ömrümün bir karesinde yaşadıysam.
Artık...
Ölebiliriz kaptan!
Yarına gülümsemesin kimse bize
Yoksa hiç yok'umuzdan
"Günaydınımız" olur...
Olmasa ya!
Hani bıktık, bıraktık ya.
Ama mademki uzun metrajlı bir film derdindesiniz,
Önden buyurunuz, efendimiz!
Korkmayınız,
Bütün bana çıkan labirentleriniz ışıl ışıl
Eğer hala da benim içimin içini göremezseniz?
Siz varın dizi dizilerinizi izleyiniz.
Cemre.Y.

Ah Be Adam

…Ah Be Adam…
Ben...
Senin gülüşünün gül gamzesinde saklı
O derin hüznü gördüm be adam...
Ağlayan bir tek resmin olsa hani,
Bu kadar anlatamazdın içindeki adamın o en derinini!
Evet,
Sen de güzel gülümsüyorsun bütün objektiflere...
Zaten hayat dediğinin sırrı o tek an değil mi?
Ya yüreğimiz?
Sence kaç yangını daha susturabiliriz
Volkanik bütün fedalara, ah be adam!
Cemre.Y.

Ruhumuza El Fatiha


…Ruhumuza El Fatiha…
Çünkü biz çok bekledik o gelmeyenleri.
Geceler boyu uyumadık,
"Kirpiğimizi bile kırpmadık desek yeriydi!"
Hatta...
Hani olur ya!
Es kaza sokağımızdan geçerlerse,
Uyumuşuz sanmasınlar diye de
Bütün ışıkları yanık bıraktık sabahlara!
Öylece, o zilin çalmasını,
Umduk...
Bekledik...
Gelmediler.
Sokağımıza bile uğramadılar hatta!
Çünkü onların, o sıralar…
Gidecekleri sokaklar,
Girecekleri evler,
Sarılacakları kadınlar biz değildik!
Yasak...değil...dik!
Biz hep ama hep...
Birer kere daha!
Ölüp ölüp ona, yine dirildik,
Yalnızlığımızın çok ıssız,
O bütün gecelerin sabahlarında.
Artık kapıların hepsi birden,
Yüzlerine kapandığında,
Bize yeniden dönmelere çabalasalar da,
Ne fayda!
Hatırlatır zaman!
Ötesi birer mezar ziyaretini geçemez değil mi?
E hadi madem!
"Ol!
İkra!"
Nasılsa ilk öldüren sen değildin ki.
Ruhumuza el-fatiha!
Cemre.Y.

Aşk Lütfen Sen Kal

...Aşk Lütfen Sen Kal...
Boşversene!
Bu akşam tam da o akşam!
Kendimle kalmak istiyorum!
Merak edilesi o soruya en el cevap!
"Elbette, bir insan uğruna ölünecek kadar'a,
Sadece bir kere aşık olunur."
O, en ilk'lerime tercihimdi,
Ölemedim se suç benim mi?
Ortada bir seri katil var!
Mükemmel ötesi yalanlarıyla geziniyor...
Hadi yaa...
Aynaya bakıyoruz.
Hadi itiraf et...
Bütün yalanlara kanmak isteyenimiz,
Hiç yok mu?
Peki... madem..
Tek salak benim.
Aşk lütfen sen kal...
Gerçek isen gülüşün yeter zaten.
Cemre.Y.

Ciğer Alevi


…Ciğer Alevi…
Ki ben...
Güneşimin...
Benden gittiği bütün günlerde,
Hayli bir çok üşürüm.
Tercihim belliydi de...
Bundan gayrı, üşümekten de,
Haylice hicap duyacağım!
Zira, gün zemheri olsa da!
Her taraf...
Gazeteden çocuk yanığı!
Her taraf...
Ciğer alevi!
Yan, kül, yan.
Kal, git, kal!
Ömür-ül sefer bu,
Ötesi yok!
"Bana sade bir, Eylül getirin acilen!
Lütfen!"
Ne o öncesini sorsun,
Ne ben sonrasını söyleyeyim.
Susalım öylece.
Her taraf zifiri duman zira!
Yanıyorlar!
Cemre.Y.

Son Çığlık

…Son Çığlık…
Kimsem!
Duymadı ki benim o son çığlıklarımı.
Öylece bir sevdama daha…
Suskunca yitip gittim.
Öğrendim çok sonra.
Yaşından önce,
Benden de önce,
Hem yaşlanmış,
Hem…
İhtiyarlamış o da!
Benim, hala,
Bu hayattan alacağım,
O on yıl…
Baki…
"Doldur be saki!
Bakalım, kim gider, kim kalır baki!"
Cemre.Y.

Şehit

...Şehit...
Aymayan günlerimizde…
Mezarlıklarımızı...
Epeyce genişletiyoruz yüreklerimizde,
Yoksa bir tek ananın ciğerine,
Nasıl sığardı ki,
Koca bir oğul tabutu!
Nasılsa her yer, yine,
Al bayraklı evlat tabutu!
Sanki yavrum bana gelecekmiş ya…
Şimdi…şehit diyorlar adına!
Hani ya cennet,
Anaların ayakları altındaydı.
Ben onun tek…
Anasıydım ya!
"Oğul"umu verin bana.
Cemre.Y.

Özür Diliyorum


…Özür Diliyorum…
Ruhumdan özür diliyorum! 
Bütün dünyada olanları,
Kendi başıma gelmiş gibi,
Ona özümsetip,
Onunla beraber 
Bütün bedenime de,
Acı çektirdiğim için!
Ama ben henüz bir mutant değilim! 
Hala anamın doğurduğu ak pak bir insan'ım!
Kadınım...
Can'ım...
Cemre.Y.

Farkımda Değildiniz

…Farkımda Değildiniz…
Bekle...
Az bir zamanım daha var!
Güvenimin,
Ümidimin,
Sevgimin,
Saygımın,
Hayallerimin,
Bütün kırıklarının,
Hepsinin üzerine basıp
Öylece geçebilmemin.
Bu kendimden de,
Epeyce bir vazgeçiş olacak elbette
Farkındayım da, 
Siz...
Hiçbiriniz!
Farkımda değildiniz.
Cemre.Y.

Zambak Kokar Bütün Vefatlar

…Zambak Kokar Bütün Vefatlarınız…
Herkesin hayatında...
O son DNA'nızı
İlelebet..
Yok etmek isteyen...
Birileri elbet vardır!
Ama bi kerecik olsun, bi kerecik!
Zambak çiçeğinin özünü
Kokladıysanız!
Özünüz RNA'lara dağılamaz!
Zambak kokar bütün vefatlarınız!
Cemre.Y.

Gerisi Bilinen Son

…Gerisi Bilinen Son…
Her kadın...
Ömründe bir kez olsun,
"Korkma sevgilim,
Geçecek.
Bundan sonra ben hep...
Senin yanındayım!"diyecek,
Birini diler mutlaka!
Ki o biri de
Ama mutlaka ve mutlaka
Kadının ömrünü dolandırmıştır,
Tek bir nefesiyle!
Gerisi bilinen son.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...