16 Aralık 2017 Cumartesi

İyi Günler Sevgilim

..."İyi Günler Sevgilim"...
Son söz...
Yine ışıldıyor gözlerim,
Yine gülümsüyor dudaklarım,
Yine herkesin, her zaman göremediği
Üçüncü gamzem, yüzümde gizli sevgilim.
Çünkü gözlerim
Artık aşk'a bakmıyor sayende!
Yine güzelim ama...
Hiç kimseye olduğu gibi, sana da değilim!
Yani artık bende senin imkansızınım
Bil istedim.
Şairin o şarkı sözünde dediği gibi
"Bu aşk burada biter, iyi günler sevgilim!"
Cemre.Y.

Ahlısın!


…Ahlısın!...
Sen şimdi bence
"Senden sonralarımı iyice bir toparla!"
Senden sonraki umutlarımı,
Olabilitesi yüksek hayallerimi,
Olasılığını ancak
Rüyalarıma sığdırdığım platoniklerimi,
Kazandıklarımı, kaybettiklerimi,
Azlıklarda sığ denizlerde yüzmüşlüğümü!
On yaş öncem olamıyorsa,
On yaş sonramın
Ayakkabısını bile silip yine de terk edildiğimi!
Sen...
Şimdi mutlusun ya!
Bence yapabiliyorsan veda partisi yap bana!
Ben senden öncemi senle affettiğim gibi
Senden sonra anamı bile öldürdüm,
Allah'ı bile affettim.
Yeniden...yineden denedim de
Hala hep aynı yerdeyim ya
Gelmiş ve geçmiş
Hatta olacaklarımı bile affettim!
Döndüm sana "Ah!"ettim.
İçimin dış cephesi hâlâ kıyamıyor sana oysa!
İçimin iç cephesi
Hâlâ dolamamış sa üzgün değilim!
Sen bütün "Ah!"ları hak ettin!
Elbette hayatta imkansız diye bi şey yoktur
Amma olasılıksızlıklarına
"Ah!"lısın sen bundan sonra...
Ben mi?
Yeniden doğmayı tercih ediyorum.
Bir intikam ancak yaşanırsa olur.
Duymalı, bilmeli, görmeliyim
Hem de hayatının,
Kenarına bile değmeden.
Bilenler bu cümlemi asla unutamazlar...
Cemre.Y.

Mutluluğun Tek Resmi Aşktı

…Mutluluğun Tek Resmi Aşktı...
Velev ki Nazım üstadıma bi Abidin olsaydım da,
O meşhur sorusunu bana sorsaydı,
Ona sadece şunu derdim;
"Üstadım ben sizin kadar arı değilim!
Her çiçekten bal arayamam!"
Mutluluğun tek resmi, tek birine aşktı,
Bi görebilseydin.
Cemre.Y.

Daha Çabuk Ölüyorum Sensiz


…Daha Çabuk Ölüyorum Sensiz…
Üzülme be yürek çiziğim!
Tabi ki yarın yine…
Sen varsın diye yeniden doğacağım.
Sadece…
Sensiz bütün gecelerimde…
"Onun geleceğinde asla olmamalı!"larla
Kabuslu rüyalarım,
Her büyüdüğün gün biraz daha…
Biraz daha korkulu,
Biraz daha korku dolu yaşlı olacağım.
E alış artık sende buna!
Bir gün…
Gitmek zorundayım!
Sahi sen lale severdin değil mi?
Arsız papatyalarımı ekme sakın
Sırf ben seviyorum diye mezarıma!
Hep…
Lale zamanları gel bana…
Ama…
İlle de gel ha!
Beklerim ben seni…
Sabırlıyım biliyorsun ama sakın!
Mezarımda dahi
Gırtlağıma dayanma!
Göğsüne yaslan en güzel uykularının.
Uykusuz gecelerini de unutma!
Sahi … Korkma!
Ellerimin parmaklarının
Bütün boğumları söz verdi bana
Sen okşamak istersin bir zaman diye
Diri kalacaklar onlar…
Evet…
Ben…
Seni…
Çok…
Bekledim.
Sakın ha yine gözlerini devirme bana!
Yüz milyar galaksi gezsem de dahi
Etmez hiçbir yıldız
Gözlerinin yosunun devrilmesi kadar!
Sakın ha!
Gitme bu sefer…
Daha çabuk ölüyorum ben sensiz!
Cemre.Y.

Ay Tutuldu

…Ay Tutuldu…
Umudu yıldızlara astık,
Ay tutuldu.
Cemre.Y.

Gitme


…Gitme…
"Gitme!" dedim sana 
"Gitme! 
Ya sen elin olursun, ya ben!"
Zaman beklemeli, 
Sabretmeli yeminleri 
Söker alır yüreğinden.
En çok sen yemin etmişken 
Nasıl da dönüverdin sözünden.
Şimdi iki şarkı dolanır dilimde
"Ham meyveyi 
Kopardılar dalından."der bir yanım
"Seni ben ellerin olsun diye mi 
Sevdim."der diğer yanım.
Keşke zamane aşkları gibi 
"Allah belanı versin."li 
Şarkılarının basitliğinde olsaydım.
Cemre.Y.

15 Aralık 2017 Cuma

Oysa Sen Bana Hep

...Oysa Sen Bana Hep...
Bir kızıl olasım var da...
Sonra sarı'ya dönmek çok zor be usta'm!
Bir de bunun
Ah'larıyla
Vah'ları...
Üstüne de
Eyvah'larıyla
Eyvallah'ları var.
Bir de bunun...
En sonunda yanan saçları.
Acının dibi'neyse...
Verilmiş o bütün o sözleri hatırlatması var!
Oysa sen bana hep misk-i amberdin.
Sahi anne!
Saçlarımı kaç kere daha
Sana yok'sa silerim demiştim?
Sahi annem
Senin bedenin cennet kokuyordu
Gözlerin cennete kapalıyken!
Ama kalbinin odaları, öyle demiyorlar ama!
Ölü beden...
Neyse kötü kokarmış işte...
Sen bana hep misk-i amber'din.
Sen bana hep cennet kal...
Ve kimseye söylemeyeceğim söz!
Rüyama gel bu gece...
Hatta mümkünse...
Benden ilk soğuduğun an'dan gel...
Hayalinmişim gibi gel he anam, çok özledim.
Saçlarım hiç yokmuş, cinsim daha hiç belli olmamış gibi gel.
Cemre.Y.

Pazartesi

...Pazartesi...
Kadın, yine telefonun alarmıyla
Uyanır uyanmaz fırladı yatağından,
Zaten yıllar yılı hiçbir zaman,
Hafta sonu dahi,
Hep hayalini kurduğu gibi
Şöyle gerine gerine uyanmayı,
Bir türlü beceremedi.
Öyle ya kime gerinip, kime esneyip,
Şöyle kütür, kütür kime gevşeyecekti.
Her zaman olduğu gibi,
Koşarak bir yandan yüzünü yıkadı,
Bir yandan gözlerinin,
Anne rengi, kahvesinden,
Hayata buruk bir tebessüm etti.
Burnunun direği sızladı yine,
Kendini bildiğinden beridir,
Hemen hemen, her sabahki gibiydi.
Anacığının gözlerinin kahvesiyle bakıyordu onun gençliğine!
Acilen yüzünü kuruladı,
Renkli numaralı lenslerini takıp tekrar baktı aynaya!
Zaten saçlarını da yeni boyatmıştı,
Anne rengi, hiç solmayan, koyu kestane aslından.
Anne renginden apayrı, kenarı lacili bir sarıya!
Hah işte!
Şimdi tam olmuştu, artık asla,
Annesi gibi bakmıyordu hayata gözleri ve saçları.
Belki artık, onun hayallerinin,
Piç olmuş savruk spermleri gibi,
Hiç, olmayabilirdi bu hayatta ha!
Ya da madem gelinmiş bu dünyaya!
Hayalleri onunkiler gibi üstelik
Tam da kadını daha yeni sevmişken,
Kansere yenik düşmeyebilirdi de!
Kadın kendi kendisine söylendi;
"Eh be annem, anam!
Beni, daha yeni sevmişken,
Sahici saçlarımı ve gözlerimi
Öyle, ilk kez, şefkatle,
Daha yeni okşamış ve de daha yeni
Bana öylece sarılıp beni sımsıkı,
Kabul edip öpmüşken, daha yeni!
Bir pazartesi günü ölmeye meyledip
Seni evine getireceğime söz verip
Evine getirince de salıya sabredip!
Günler sonrası yine bir pazartesi gecesini bitirip,
Ecelini salıya denk getirip,
Ölmeseydin sende be anne!
Sayende bütün pazartesilerden nefret edebilirdim!
Neden yapmadın?" dedi kadın.
Hiç kimse duymadı onu sesinin içi içinden yankılanıyordu!
İki damla çiy tanesi düştü yanaklarına.
Çünkü kadın...
Hep pazartesi günleri başlardı yeni hayatına
Mademki yaşıyordu hala Pazartesi günleri başlardı
Bu hayat dair yeni umut deneyişlerine.
Yeni başlayan haftanın ilk gününe,
Daha bir şükrederdi şükredilmesi gereken nesi kaldıysa!
Daha bir severdi en sevilmeyesi her şeyi bile.
Umut işte!
Kadının yüreğinin çiziğini bile
Onca gün ve hafta bekleyip bekleyip
Bir pazartesi günü akşam saat 22:10’da
Dünyaya getirmiş olmanın
Bir anlamı olmuş olmalıydı!
Hala hayattaysa onunla çünkü!
Öyle ya!
Pazartesi günleri!
İşine başlamış olmanın,
Bu başlayışlarının sonunda
Evine ekmek alıp, faturalarını ödeyebildiği,
Masraflarını yetebildiğince de
El aleme muhtaç olmadan
Karşılayabilmesinin bi gururu da olmalıydı!
Hala bir gurur varsa emeğiyle çünkü!
Hala üç kuruşa on kuruşluk hayatını geçindirip,
Kendini basit hayatlara terk etmediyse!
Gururu ve işinin yettiği kadar maaşıylaydı çünkü!
Sonra, sonra kadın bunları
Kimselere anlatmadıkça daha bir meraka boğuldular!
Bunca zenginlikler seriliyor ömrüne!
Ama neden?
Lan kadın aptal çünkü!
Kızından yıllar sonrası merak etmiş!
Pazartesileri sevmesinin en başlangıcını,
Meğer!
O da!
Bir pazartesi günü,
Kim bilir hangi renk leğene doğmuş muş!
Öyle ya!
Yaz sıcağı Ağustos ayında onca günler varken
Bir Pazartesi günü kim bilir akşamın hangi saatinde
Dünyaya gelmiş olmasının bir anlamı olmuş olmalıydı!
Bu hayatta en azından bir duvara taş olmalıydı.
Oysa şimdilerdeyse
Kadının o sabahki ilk kahvesi
Bugünler de hep geç kalıyordu
Halbuki en erken bu sabah uyanıyordu!
Otobüsler!
Otoban gözler doluydu
Ve ilk vardiyanın servisi
Hep 06:40 da başlıyordu!
Kimse ona
“Neden vaktinde gelmedin." demiyorduysa da
Vakit onun müsebbibi kadar önemliydi hep!
Geç kalamazdı.
Ya hiç gidemezseydi?
"Hiç yoluna gitti." derlerseydi!
Zamanında varlığından
Hiç utanmamış olması için
En çok çaba sarf eden kadının ardından
Böyle bir cümle
Ne acı cümle olurdu bir düşünsenize!
Dedirtemezdi,
Dedirtmedi.
Her pazartesinin sabahında
Bunca neşe, bunca pür umut!
Bunca hayal Polyanna'ya öykünmek değildi.
Sonra ne oluyorsa gün batınca oluyordu,
Gece yatsıya yakın oluyordu,
Kadının omuzlarına çöküveriyordu o en zifiri umutsuz yalnızlık!
Çünkü ertesi gün Salı…
Çünkü daha pazartesiye çok zifiri yalnızlıklı geceler var!
Çünkü Polyanna o günün sonunda
Boşluğa düşüyordu gecenin yalnız koynunda.
Zaten epeydir İstanbul'da hiç yıldız yoktu.
Cemre.Y.

Hatun Tav Olduktan Sonra

...Hatun Tav Olduktan Sonra...
Bir adam bir kadının dikkatini çekip,
Onu etkileyene kadar olabilecek bütün yerlerden
Çekincesiz bir şekilde
Size ilgisini belli ediyorken
Siz ona "Evet." dedikten sonra,
"Sevgilim özelimizi her yerde paylaşmayalım,
İçimizde yaşayalım,
Kimsenin bilmesine gerek yok."diyorsaaaa
İçindeenn;
"A-) Bak hatun nasılsa seni kafesledim,
Kimseye çaktırma ki
Bir yandan arayışlarıma devam edebileyim.
B-) Sen benim gerçekten özelimsin ve kadınımsın
Üçüncü şahısların
Bizi yıpratmasına izin vermeyeceğim.
C-) Yan yana iken tadına varalım,
Bir birbirimize sırtımızı döner dönmez
Kimin ne halt yediği beni ırgalamaz." diyordur.
Oysa kadın;
"Özelimiz elbette özeldir de
Neyin ne kadar
Paylaşılması gerektiğini bilecek karakterdeyiz.
Biz bir birlikteliğe adım atmışsak
Bunun bilinmesi gerekir ki
Sevgilim senin de, benim de
Artık bize ait olduğumuzu anlayıp
Ona göre davransınlar." diyordur!
Evet hanımlar beyler!
Ben kafamdaki deli sorulara cevap bulamadım sizce?
Hatun tav olduktan sonra adam ne düşünüyordur?
Cemre.Y.

Neyse!

…Neyse!...
Kısa süreliğine hastane arası bulunduğum bu ortam nedeni ile 
Az önce fark ettim ki 
Kadınlığım boyunca kullandığım o cümle;
"Ben dağınıklığı sevmiyorum."değil de
"Ben, dağınıklığı toplamayı sevmiyorum." olmalıymış.
Ohhh! 
Dinlenmek için kaçtığım bu otel odası da
Misler gibi darmaduman ergen odası oldu, 
Toplasınlar işleri ne! 
Cemre'nin iç sesi;
"Burada iki gün kalacak olsan,
Çoktan simetri hesaplarına bile girmiştin!"
Cemre'nin dış sesi;
"Keyfine baaak yarın nasılsa burada değilsin! 
Gerçi şu karşındaki tablo oraya da pek abes durmuş,
Hiç koca duvarın cam kenarına 
Küçük bir tablo, 
Üstelik yamuk asılır mıymış da neyse yahu!
Neeeyyyseee "
Cemre.Y.

Uzun Zaman Oldu


…Uzun Zaman Oldu…
Konuşurken…
Mangalda kül bırakmayanlar,
Mangaldaki köz bile değil
Ateş bile değil
Mangala sebep olacak kadar insan,
Ateşe kül olacak kadar olsalardı yeterdi.
Yani "Adam" olsalardı yeterdi.
Uzun zaman oldu ben…
Piknikten nefret edeli!
Cemre.Y.

Ne Kaldı Geriye

...Ne Kaldı Geriye...
Peki...
Ne kaldı geriye?
Geçen güzelim günlerde
Paylaşılan geçmişlerimize dair
Acı tatlı hatıraları andıktan sonrasında
Son defterin son yaprağını,
Sarı sandığa özenle yerleştirip,
Bütün acıtan hatıraları
Küçük bir sandalla
Denizin dalgalarına savurduktan sonra
Evinize, yalnızlığınıza döndüğünüzde
Kaldı mı size de
Gözlerinizin ta içine yansıyan
Kocaman bir gülümseme?
Hiçbir şey kalmadı değil mi.
Neyse...
Yaşamamıştınız zaten!
Cemre.Y.

Nörolojik Bir İlaç


…Nörolojik Bir İlaç…
Hey Allahım yaa! 
Hemşireye bak hemşireye!
Endişelenmiycem güya
"Morfin" demiyor da
"Nörolojik bir ilaç."diyor. 
"Morfin yani."diyorum,
Annemin doktorunun dediği cümleyi söylüyor, 
"Bilinçli hasta yakını olması güzel bir şey,
Böylece bizler daha az yoruluyoruz."
Bense sadece
"Keşke hiç bilmeseydim,
Bilmek zorunda kalmasaydım."diyorum. 
Susuyoruz...
Cemre.Y.

14 Aralık 2017 Perşembe

Güne Günaydın

...Güne Günaydın...
Kin ve intikam...
Omuzlardaki çöküklük nedeniyle
Olgun yaşlarda sırtta beliren kamburdur
Ve ben yaşlanınca da
Hala çok güzel olmak istiyorum.
Her gün hayata inatla gülümseyip
Onlarca kez bir şeyleri affediyorum
Ve her gün bu hayattan
Yeni bir şeyler daha öğreniyorum.
Mademki o gün de yaşıyorsam,
Yarınlara yeni amaçlar,
Yeni idealler ve yeni hayaller ekliyorum.
Seviyorum...
Cevap verip cevap almak için değil
Her gün, güne
"Günaydın." la başlamayı seviyorum...
Cemre.Y.

Neredesin?


…Neredesin?...
Hatun olup,
Bu dünyaya gelmiş olmaktan nefret ettiğim anlar çok oldu tabi.
Nice kadın cinsimin,
Dost katili olduğunu gördükçe kadınlı, erkekli.
Adam mı?
Sorarım o vakit!
Adam bunca zaman nerelerde kaldın sen?
Adem babanın Havva anamız öncesinden
Bir türlü gelemedin.
Ben hep buradaydım da…
Sen…
Kalu beladan beridir neredesin?
Cemre.Y.

Yine Çok Acıdı Ya La!

…Yine Çok Acıdı Ya La!...
Dizlerimiz, dirseklerimiz yara bere içinde olsa ne fayda!
Dördüncü dubleden sonra kim rakı, kim ki içindeki balık,
Ve her kim ki yarınımıza baş ağrısız olmuş en acılısından şalgam.
Bugün ben, şu ömrümün, şu saatinde hala dimdik ayaktaysam!
Yara bere içinde olsam da…
Bana artık...
Artık gelen bedenim olsa da ne fayda!
Hayatımızın, ne kadarını, gerisinden sayabiliriz?
Ki zira!
Yaralarımızın yar'dan saklı
Aort damarlarını çoktan yırtmışlarsa...
"Acımadı ki!"
Pişkinliğinde olamadım hiç!
Tanırsın beni.
Yine çok acıdı ya la!
Dirseklerimden ta…
Diz kapaklarıma kadar.
Saç diplerimden…
Tırnak uçlarıma kadar.
Ki artık saç bile benim değil ki
Kazıtayım ya da
Değişeyim yine rengimi...
Kollarımızdan mı
Yitirmişiz ömrü...
Yoksa ki hayatından mı ayak topuklarımızın.
Acının dibi işte, en suskunluğundan!
Cemre.Y.

Etme Kendine

…Etme Kendine…
Sendelerim, yıkılıp düşebilirim,
Yeri gelir emeklerim ama asla sırtıma bastırmam aga!
Canımın hamuruna çamur atmaya çalışırken dikkat et bence!
Daha önce de denediler de
Şimdi kendi pisliklerinde kendi boklarını kurcalıyorlar!
Benimi hayatım boyunca olduğu gibi
Herkesin gözlerinin içine bakacak
Yüzüm de, gururum da var!
Ya senin?
Yaptığım yaşadığım hiçbir şeyden ki basit hatalar olsa bile!
Pişmanlık duymayacak kadar asil oldum hep!
Ya sen?
Attığın iftiralar…
Bir gün gelir seni paçalarından yakalar!
Benim evladım hayatımız boyunca olan biten her şeyimi bildi,
Kızıp annelik ettiği zamanlar olsa bile
Yüzüne bakabilecek kadar namus oldum ona!
Ya sen?
Şimdi istersen sen…
Ben her yerde konuşmaya başlamadan önce…
Sabrımın taşıp da senin bütün kırık yamalarını ortalara sermeden önce
Kapa çeneni de artık sus istersen ve siktir git hayatımdan.
Yazık etme, ettirme kendi kendine.
Cemre.Y.

Bir Sen Kalırsın Geriye


…Bir Sen Kalırsın Geriye…
Gecenin sessiz yüzü çöküp de
Ayın şavkı vurunca yüzüme,
Dört kişilik kırmızı masanın
Akşamdan aceleyle terk edilmiş
Boş üç sandalyesi,
Üç ince belli çay bardağıyla
Ağzına kadar dolmuş
Bir kül tablası var ise hala!
Ay'a bakıp Güneş'e küskünlüğünle
Kendine bir şarkı armağan edersin.
Senden sonra her gelen
Bir sandalye rica eder oturmaya.
Masa toplanır, kül tablan temizlenir.
Geriye kırmızı bir masa,
Oturduğun kırmızı sandalye
Beyaz bir fincan çay,
Sadece senin kirleteceğin yalnız bir kül tablası…
Bir sen kalırsın geriye.
Ve şarkının sözleri
Veee…
Kapansın artık o son perde!
Cemre.Y.

Siktir Git Hayatımdan

…Siktir Git Hayatımdan…
Tahammül sınırımı aşarsan,
Benden eksiltirim hayatıma dokunmuşluğunu.
Seni bende öyle yok ederim ki
Hiç dünyaya gelmemiş gibi olursun!
Seni affediyor, ait olduğun yere gönderiyorum.
Şimdi artık kendi bol yalanlı,
Bol dolaplı pisliğinde boğulabilirsin!
Siktir git hayatımdan!
Cemre.Y.

Zamanlar Ötesi An'lar

…Zamanlar Ötesi An'lar…
Bazen saniyeler gerçekten çok önemlidir.
Zira ben şehirler arası arabalı vapurun,
Tam da o anında,
Tam da o saniyesinde orada olmamış olmasaydım,
Bacağının birinin protez takılı olduğunu
Sonradan öğrendiğim o yaşlı teyze,
Kendisine hayli yüksek gelen o eşikten,
Asla çıkamayacak ve belki de,
İstemsiz bir utançla altına kaçıracaktı,
Bulunduğu çaresizlikten nefret edecek,
Sıkılacak, belki yaşamaktan bile tiksinecekti.
Oysa yaptığım çok da matah bir şey değildi bana göre!
Sadece içeri önce ben girdim,
Bastonunu bir kenara koydum ve anneme nasıl yardım ettiysem
Abdest alacağı zaman yanındaysam yaptığım gibi
Bütün gücümle ayağını yukarı kaldırarak
Basması gereken yere taşıdım ellerimle.
O çıkana kadar bekledim
Ve onu aşağı indirip bastonunu eline verdim.
Sımsıkı sarıldı bana, yanaklarımı öptü binbir dua ile,
Sonra yüzüme iyice bakıp,
"Seni bana Allah gönderdi evladım,
Seni asla unutmayacağım,
Yaşadığım sürece sana hep dua edeceğim,
Bundan sonra mutsuzluk yüzü bilmeyeceksin,
Ne diliyorsan o olacak!" dedi
Ve kendi kadar güçsüz, kendi kadar yorgun,
Ama gözleri ona ışıl ışıl bakan o yaşlı amcaya tutunarak gitti.
O akşamın o saatinin, o dakikalarının, o saniyesinin,
Tam o saliyelerinde ben...
Allah ile tekrar barıştım.
Tövbe ve şükür ve teşekkür ettim.
Ne yapıyorsa gücümün yeteceğini biliyordu.
Zaten artık insan evlatları sandığından da hayli çoktu!
Ve ben...
Her zorluktan sonra çok daha güçlenerek yenilgisiz oluyordum.
Rabbim!
Doğru zamanlarda,
En azından başkalarıma,
Olmam gereken yerlerde,
Olabilmemi bari sağladığın için seni seviyorum
Ve sana bana sunmadıklarına rağmen müteşekkirim.
Hiç değilse birilerinin ömrüne gerektiğim kadar farz eyledim.
Teşekkür ederim.
Kendime dair yarınlı hayallerimin
Yanardağ ağzı ifrazlarına zaten lavlı kor ateşim.
Artık ölebilirim.
Sahi sen be annem
"Yüreğinden aka aka bana beni bırak da gideyim,
Zaten epeydir beni bekliyorlar!" dediydin ya!
Vazgeçtim bencilliğimden sonra aniden
Ve uça koşa gittin ya sen!
Sahi filmlerdeki gibi
Sana da bembeyaz tüller giydirdiler mi annem!
Hayattayken çok ağırdı ya omuz başı yüklerin
Sana taktıkları melek kanatların
Acıtmıyor değil mi
Omzunun küreklerini!
Annem…
Sahi sen mutlu musun ki oralarda?
Bu gece bari rüyalarıma dokun hele bir sen!
Söz...
Promilsiz gül kolonyaları dökeceğim,
Yastığımın bütün yalnızlık kenarlarına!
Ama bi gel sen…
Bir gel.
N'olur?
Yoksa pişman olurum
Sana bir bayram sabahı
Saçının tellerinden, ayaklarının uçlarına kadar,
Ayak parmağının son küçük tırnağına kadar
Öpe koklaya veda etmekten!
Pişman olurum sana veda etmekten!
Bak demedi deme!
Bunca vakit sonra
Bize bir bakayım deyip öylece gidemez, sağ salim ölemezsin.
Çünkü ben…
Çok fena özledim seni be annem.
Cemre.Y.

Ben Yokum!


…Ben Yokum!...
Ne çok gizem dolu olmamı isterdin.
Ne de çok gizemlerle dolmamı isterdin.
Ah ne de çok...
Ben seninle dopdoluyken,
Ve artık bütün cümle alem senliliğimi bilsin,
Ben söylemeden sen duyur isterken!
Meğer sen?
Karışmasın istermişsin
Kırıştırdığın makaralarının ucu!
Uyamadım ben sana cancağızım!
İpekten örecektim güya kaderimin çoraplarını da
Üşümeyecekti ayaklarımız.
Oysa senin ayakların kırk çarşaf geziniyormuş bilemedim.
Yolun....
Açık olsun.
Ben artık ben yokum!
Cemre.Y.

Son Teşekkür

...Son Teşekkür...
Biliyorum, o haliyle bile bir kere olsun,
Bana dair'li mutlu olup...
Hiç öpemediği kadar
Öpmeye çabalamıştı ya beni.
O an bana teşekkür etmişti güya kendince...
Onu sevmekten hiçbir zamanın, hiçbir şartında,
Onun beni sevebilme ihtimalimden hiç vazgeçmediğim için.
Bana ettiği sondan ikinci
En uzun cümlesi bu teşekkürü olmuştu.
İkincisiyse;
Gecenin üç yirmisinde
Hastanedeki odamızdan
Duş alıp çıktığımda
"Ah be kızım!
Saçların sanki yaylarımdaki
Bütün baharları getirdi buraya,
Beni gizlice soksak ya oraya,
Bende senin gibi zambak, yasemin, leylak...
Hani farkındayım toplamaya çalıştıklarının,
Ya öyle koksam ya!" demişti de
Sabah doktorlar gelene kadar da,
Fısıl fısıl çabalamıştım onun o hasta haline
Gücüm yetip de dileğini yerine getirmeye gücüm yoktu hem de hiç!
Tek başıma becerememiştim tabi.
Ertesi günse artık benimde dinlenme günümdü.
Behiye gelecekti
Anacım onu da hep yanında istiyordu,
En evladından bakan bizi seçiyordu.
Ona sımsıkı tembihledimdi.
Bir leğen ve kocaman bir sünger
Ve zambak kokulu
Ve yasemin kokulu şampuanlar aldırtmış sağ olsun,
Tam anamın koku arzularını,
Anacımın son dileklerini...
Nakşetmiştim ona da öylece!
Giderken anama…
"Yüreğin ferah olsun anam,
Ben beceremedim ama gelinin geliyor,
O misler gibi yıkacak seni." dedimdi de
Nasıl da muzibe benzer gülümsemişti.
Anlamıştı tabi.
Her zaman biliyordum ben onun bütün hayallerini!
Ertesi sabah döndüğümde,
Döner dönmez beni koklayarak
Hasretle öptü ve yine teşekkür etti.
Ben ömrümce anamdan
Hiç o kadar
Bana dair'li şükür ve teşekkür'ü
Bir arada görmedimdi!
O gün...
O günlük teşekkürüydü...
Meğerki en son bana güvenecekti...
Cenaze yıkamalarında en son halleriyle
Anamı son yıkayışımda
Nasıl da teşekkür ediyordu bütün hücreleri.
Cemre.Y.

13 Aralık 2017 Çarşamba

İyi Ki Varsın

…İyi Ki Varsın…
Uzak...
Upuzak diyarların,
Herkesten farklı yüreklerinin
Otağında kuruluydu en dost köşemiz... 
Hani birimizden birimiz kaçacak olsa, 
Diğerlerinin hepsi teyakkuza geçerdi de
"Biz hepimiz, birbirimiz için ne günlereyiz ki!" diye diye
Son bulurdu sanki çaresizliklerimiz.
"İyi ki var ve ömrümdesiniz!" diyebilmek isterdim birilerine.
Şöyle avaz avaz, ciğerimi yara yara, bangır bangır
En içtenlikli güvenlerimin soldurulmayacağından eminken
"İyi ki var ve ömrümdesiniz!" diyebilmek isterdim birilerine.
Sevgili sen...
Beni doğuran anam.
Harflerimin gerçek nefesi! 
"İyi ki varsın."
Sevgili sen...
Hayatımın en doğru adamı.
"İyi ki varsın."
Arada bir acil buton'um olsan da 
İçisin kalbimin ve bana rağmen!
Bana "İyi ki varsın."
Sevgili sen...
Pazartesilerimi sevmemin sebebi, yosun gözlüm,
Ah benim ciğerimin köşesinin ilk ve son çiziği!
Sen benim çoğunlukla acil buton'um olsan da 
Ben senin arada bir acil buton'un olsam da
Küstüğüm bütün her şeyle
Senin bir tek gülüşünün,
Gül gamzesinden öperken barıştım ben!
Küstüğün şeylerle barışmanı 
Artık sabırla beklemekten çok yorgunum!
Bilirsin çok nadir görülür benim gül gamzem,
Çok da nadirdir o kadar içimden öyle gülümsemem ki hiç öpmedin zaten!
Ömrümüzün çoğunda bana dairliğinden 
Hiç emin olamamı sağlayan en gerçek yalanım!
"İyi ki varsın."
Cemre.Y.

Gitme Be

...Gitme Be...
"Git!" dememi bekler gibi bakma bana!
Bilirsin severken hiç olmadığım kadar bencilim.
Gözlerinin kirpiğine değdiği an'a kurban olduğum.
Her seferinde "Kal!" derim.
Bilirsin ne kadar vazgeçemez olduğumu,
O kirpikler hep açılsın isterim.
Yapma bunu bana!
Öyle dilerim ki, seni her gözlerime baktığında,
Sana,
Bana,
Bize yazık ederim be ana'm!
"Gitme!" be anam, bize yazık etme!
Cemre.Y.

Ömrüm

…Ömrüm…
Senin sevinçli sesini her duyduğumda
İçimden hayat geçer benim.
Ömrüne ömürler dilerim.
Hele hele...
Bir tek gülüşünde açan gül gamzenle
Ömrüme de
Ömürler arz ederim Rabbim'e.
Ama olur a es kaza
Sesin kulağıma kırılsa
An geçmek bilmeyen zamandır benim için.
Cemre.Y.

12 Aralık 2017 Salı

Bir Yerlerde Terk Edildik Biz!

...Bir Yerlerde Terk Edildik Biz!...
Bilirdim elbet şiir'in kurallarını,
Türlerini, çeşitlerini, ölçülerini, rediflerini.
İlle de, uyaklarıyla, kafiyelerini,
Bilirdim elbet bende!
Hele koşma'larını, hele rubai'lerini.
İlle de semai'lerini, hele de gazel'lerini de!
Hiçbirinden, bir tek şiir yazamadım.
Sorunum şuydu ki...
Ben kendimle bile, bana hiçbir zaman denk düşemedim ki.
Aynı evrenin bir tek karesindeki,
Tek bir "Amin"ine!
Hani şiir etsem, es kaza birilerine!
Bana dair'li şiirler yazsa birileri es kaza!
O birine ben, bir tek kelam bile yazamadım mesela!
Uğraştım ama...valla bak!
Hiç değilse sevmiş diye çabaladım cevaplamaya,
Harflerini yazdım da,
Babamdan daha çok güvenemedim ki, hiç kimseye!
Kelimelerim dahi olamadılar ya la!
Şöyle yalandan olsun, isimlerinin baş harfleriyle,
Akrostişlerini bile yazamadım ya lan!
Hani, ömrümde es kaza da, olur ya ansızın,
Denk düşse de, bana şiir etse birilerim!
Şiirler dolusu cümlelerimi, kalbine hediye niyetine,
Sarf ederken ben ona!
O ne yaptı?
O, tek mısra'mdan sonrası, benden caydı!
Yıllar yılı, sevip de sevilmemek varken,
Aldatıla aldatıla sevmeyi seçti.
Benim sevdam, hep ona yaşından büyük geldi.
Bir türlü beni, bir tamam sevemedi.
Yoksa...
Bu sefer olacaktı.
Valla.
Yarım'dım, belki de çeyrek!
Ben...
Onunla tamamlanacaktım.
Belki de ilk defa,
Bir, lir eşliğinde söylenecekti şarkılarımız,
Biz, kim bilir nerede,
Hangi gecenin gündüzünden geçip,
Hangi ülkenin sabahının,
Hangi mehtabına dalarken.
Yarı uykulu… yarısından çok uykusuzlu,
Hayallerim vardı benim de!
Ama hep,
"Sus!" lu ilmeğim,
Kim bilir kaç seferdir,
Boynumun dar ağacında,
Boynumun son ümüğünün, o son ilmiğinde, asılı kaldı.
Mademki hep aynı sondu kaderim, bende tuttum...
Her seferimde kendimi,
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastahanesinin,
Bahçesinde yüzyıldır başı önde oturup duran,
"Düşünen Adam" ının, sol göğsüne zincirledim!
Elbette öncesinde, çocukluğumuzda…
Sebebini ancak şu zamanlarımda,
Şimdi ki kırk yaşımda anlamlandırdığım,
O yetimhane ziyaretlerimizi de gezdim.
Anam, her seferinde nasıl da ağlardı bize sarılıp!
O yetim çocuklar, bize yapışıp yalvarırlarken!
Hele ki o son ranzadaki kız çocuğu bana yapışıp…
"Anne'm ol no'lur!" diye hıçkırırken.
Sonra bir küçüğüme tutunurlardı,
"Sen bari ha küçük adam...
Baba'm! Ol, Noo'luuur!"
O vakitler,
O zamanlar, çocukluğumuzun kilitlerine dar'dı.
Anlayamazdık!
Anam, anasız bebelere hediyelerini dağıtıp,
Apar topar bizi, küçük yetimlerin,
Ranzalarından koparıp,
Küçümen bizlerden sigara dilenen büyüklerden de aparıp…
Mazhar Osman Beyefendinin oraya,
Sağ ve de salim etekleri uçuşarak getirirdi.
Düşünen o amcaya bakıp bakıp, saatlerce susar, ağlardı.
Bizde susar, öylece beklerdik!
Konuşup, yorum yapmak ne haddimize!
Susardık!
Ama hiçbir zaman,
Hele ki hiçbir zaman.
Oraya aslında,
Terk edilmek üzere getirilip,
Sonra da, şu lanet kaderimize razı kıyılamayan olarak,
Geri dönüşümüze hazırlandığımızı bilemezdik.
Mesela benim, o anlardan kalan, en son hatırlarımda hep!
Zincirlerinde boğulmuş bir kadının,
"Son bir dal sigaraa!" diyerek, tıkanıp tükenen nefesidir ki…
Yıllar boyunca çok girmiştir rüyalarıma o da!
Halbuki, Elm Sokağı kabusumuz, mirimiz,
Freddy Krueger tarafından,
Çeşit çeşit yanmalara maruz kalmak!
Orada…
Bırakılmak korkusunun yanında neydi ki!
Ben hep...
Her seferimde...
Son bir dal sigara istedim ömrümden.
Redifsiz,
Uyaksız,
Kafiyesiz,
Kifayetsiz!
İçimden o an...
O an,
İçimden ne geçiyorsa o an lan!
Sadece onu yazdım!
Hep kuralsız,
Uyaksız, redifsiz, kafiyesiz,
Kifayetsiz!
Son bir dal sigara istedim hayattan.
Bu kadar çok, bu kadar derin,
Onca çığlıksız acıdan hemen sonra ölünüyordu nasılsa!
Oysa, yaradan'ımdın sen benim,
Her acının dibinde, son bir dal sigara sonrası,
Ağız dolusu kusmuğa bakıyordu hep hayat!
Her kusmuğun en dibindeyse,
Kanlı ciğer kokusuyla başlıyordu yeniden, hayat.
Ve sen hep, o son dal sigarayı bana verdin?
Vermeseydin ya!
Kırıp atsaydın ya beni bu hayattan.
Oysa ne güzel, en ilk ve son başarılı, o intiharımda, ölecektim.
Daha, henüz, on dokuzumdayken, yitip gidecek,
Yirmi üç yıl daha o anımı başa sarıp durmayacaktım!
Çok, çok, en çok...
O günün meşhur gazetelerinin,
Üçüncü sayfasında, babanın, taksir e hafif sebeplerinden biri olan,
"Babanın kızına şehvet duyması normaldir." li sunumuyla,
"Kızı, bu şehvetengiz dokunuşlardansa ölümü tercih etmiş" li,
"Kendisine, annesinin bütün iğne ve ilaçlarından iksir yapıp, içmiş!"li
Hala, geçmişten tek mutlu o an'a,
Sonsuzmuş gibi gülümseyen, tek bir vesikalık resmi olacaktım.
Sen, eğer...
O son sigarayı içtirip, beni kusturmasaydın.
Üç gün boyunca, beni evimde, yarı ölü yatırmasaydın.
Ne güzel ben, cayıp canımdan...
Ban dair olamayan bu hayattan, gidecektim ya Rab!
Neden aklıma izin verdin ki?
Ne diye yaşamama sebep verdin?
Hiç mi düşünmedin ki,
Günler sonra karnıma inen tekme ile uyanırken ben,
Elim, kolum, dilim çalışmıyorken ben,
O geldi ve bana sahip olacak diye çok korkacağımı!
Hiç mi düşünmedin, düşünseydin zaten bu mahalde olamazdım dimi?
Bence, o birkaç gün,
Hatta doğduğum andan itibaren hiçbir gün olsun!
Beni, sen korumadın,
Beni, annem de korumadı, hele, her şeyden, bir haber kardeşlerim hiç!
Tek bir şansım vardı bu hayatımda, o da...
Sadece...
O, orospu çocuğu, kendi evladına değil,
Ona karşı koyamayan, yarı ölüye tecavüz etmeyi sevmiyordu.
Altı yaşımdayken, komşular yetişemeden hemen önce de bayılmıştım!
Şükür ki hepsi buydu!
Yaşım on dokuzdu oysa!
Ölüme ramak kalmayı yeni öğrenmiştim.
Daha öncelerimdeyse, sadece çığlık atmayı,
Çığlığımla onu öldürebilmeyi hayal etmiştim, kıyamadım!
O günden beri, ne vakit canıma ölüm gerekse,
Son bir sigara daha içeceğim gelir aklıma,
Ölümle son dans gibi!
Sonra basar giderim Mazhar Osman amcaya...
Bu sefer de ben sorarım ona sessiz bütün sorularımı,
Ben susarım, o ağlar, gelir bana sessiz bütün cevaplar.
Ama, asla, yavrumu götürmedim oraya mesela!
Es kaza yolumuz düşse de, yolumu değiştirdim,
Zaten babası çoktan gitmiş,
Ne gerek vardı anasız kalma ihtimalinin tramvasını,
Onca yüzyıl boyu ruhunda taşıtmaya!
Düşünüp duran amcayla,
Cevapsız soruşmalarımız bitip de ikimiz de susuşunca!
Sonra da Zuhurat Baba'ya uğrarım.
Abdestime mazeretim yoksa da,
İki ya da dört rekat namazımı kılar,
Arapçasından, türkçesinden Kur an ı Kerim okurum.
En fısıltılı sesimle dua eder, sorarım,
Sen elçisin, ben kul, sorsana, bir Rab'bimize sor bir hele!
Mademki var etmiş bizi,
Neden hep bir yerlerde terk edildik biz?
Sakın bana yüzyıllık hazır cümleleri, hadisleri, söyleme!
Altı yaşımdaydım, ölseydim cenneti hak ettiğimde,
Neydi suçum, baba, benim götüme meyl eylediğinde!
Ya ben ecelden acılı, feryat figan çığlığı atamasaydım,
Ya komşular yine beni dövüyor sanıp,
Umursamasaydılar, yetişemeseydiler!
Ya bayılmasaydım, ya ambulans gelmeseydi?
Sor lütfen ona Zuhurat Baba!
Benim yaradanım, henüz ben cennet ile cehennemi bilmezken,
Neyimi sınadı o yaşımda?
Şimdi sorsam alimlere…
O gün komşular gelmeyebilirdi derler!
Zira on iki yaşındaki küçümen bir kız yavruyu
Altmış yaşındaki herife helal derler!
Bütün dinleri taradım,
Yok benim kaderime dair literatür falan!
Bir tek…
Arapların, bir zamanlar neden kız çocuklarını,
Canlı canlı toprağa gömdüğü zamanlar geliyor dimağıma!
Kendimce bir teori geliştirdim!
Bazıları, sapık olmamaya meyilliydi!
Kendilerine pek güvenemiyorlardı,
İyisi mi ,baştan çıkaramadan ölsündü o kız bebeler!
Kızgın kumlarda gömülmeyi tercih ederdim oysaki,
Anamın yorgun bir vazgeçişli,
Henüz altı ayımı dolduramamış,
O kış ayazında, baba'nın ilk yalanına rast gelişim olmamalıydı!
No'ldu şimdi?
Anamın ilk bebesi,
Üstelik ağa kızına yakışmaz bir kız doğmuş!
Anam, egoya tavan ırgat olunmuş!
Oysa o, eşkıyalara dahi...
At sırtında baş koymuş da,
Bir benden ötürü eksikli kalmış!
Detay veremesem de bir çoğuma,
Biliyor olmalarına müsaitlik verdim, bir çoğuma!
Oysa...
Hepsini biliyordulardı aslında,
Hayatımda, hep babadan daha güvenli bir liman arayacağımı,
Hayatıma da kim dahil olsa,
Eş, dost, akraba, yar, yaren...
İstisnasız herkesimin, bütün çaresizliklerime,
Çocukluğumun günahsızlığını,
Hata benimmiş gibi yüzüme vurup,
Ki namusumu, hep ben korudum!
Sırtımdan vurup benden giderken,
O yaradıma hep aynı soruyu soracağımı?
Tanrım!
Yokluğun sayesinde,
Bütün bir ömrümü, hiç bir an, hiç bir zaman,
Normalimden yaşamayamayacağımı bile bile,
Ben, altı yaşımda sana ne ettim ki,
Bana, bütün istemimsiz günahlar dahi cennetken,
Anamı bana nefret, beni sana cehennem eyledin ki!
Tanrım, bütün bir ömrümü hiç bir zaman,
Normalimden,yaşayamayacağımı bile bile,
Benden yana , Rab'bi niyazının hazzın neydi?
Yoksa yaratıp unuttun mu insanlığımı, nasıl kıydın bana?
Cemre.Y.

Legal Bağımlılık Sigara!

…Legal Bağımlılık Sigaram!...
İlk gençlik yıllarımda,
Tam üç arkadaşımı,
Yeni yeni alışkanlığa dönüştürmek üzerelerken
Telkinlerimle, alışkanlığa dönüştürmeyi bırak,
Bir daha adını bile anmalarını sağlayan benken
Şimdi durduk yere,
Beynimin yirmi ya da yirmi iki yıl öncesini kazıya başladım.
O gün ne olmuştu da bir günde başlamıştım
Bu bağımlılığı legal olan,
On sekizini geçtiysen bütün bakkallarda satılan
Ve hiç de yüz kızartıcı olmayan yasal enayiliğime!
Enayilik olduğunaysa daha bugün karar verdim.
O günden bugüne dek seviyordum onu.
Ama neye inat, kime inat,
Hangi olaya inat cezalandırıyordum içimin organlarını?
Bilmeyi bile hep erteliyordum.
Bugünlerde, okuduğum son kitabın
(Düşünce Gücüyle Tedavi-Louise.L.Hay)
Etkisiyle yine beynimin ve yüreğimin dehlizlerinde dolaşmaktayken,
Üstelik, şimdiye değin okuduğum
Bütün psikolojik ve kişisel gelişim kitaplarından
Farklı olarak,
Vücudumuzdaki bütün hastalıkların,
Yaşadığımız bir olayın tramvatik birer yansıması olduğunu listeleyen
Son sayfaları vardı ki
Okuduğumda çoğunu
Kendimde de doğrulamıştım.
Bilmiyorum farkımda mıydınız!
Ben biraz da tersine araştırmaya başlamıştım.
Yani önce, ruhumu,
Sonra beynimi ve bedenimi
Tamir ve tedavi edersem ben hiç hasta falan olmayacaktım.
Hatta zamanı geldiğinde en sağlıklı,
En genç, en güzel yaşlı...
(Tamam ne olmuş azıcık hayal kattıysam!)
Ben olacaktım.
Hatırlarsanız!
En son ve en zor olanı geçen gün başarmış,
Aynada gözlerimin içine bakarak
Kendi çocukluğumu,
Annemin çocukluğunu ve babamın çocukluğunu
Ve benim güzel evladımın ergenlik çağını affedip.
Hepimizi yüreğimin en güzel odasına koymuştum.
Sonra her uyandığım gün, dünümü affedip,
Bugüne inançlı bir umutla asılmış,
Hayatıma gereksiz set koymaya çalışan,
Beni gereksiz üzen ki en mühimim,
Kaç yıllık dostum olursa olsun,
Ben ona asla tek yalan söylememişken
Bana, düzenli aralıklarla yalan söyleyen kimim varsa da
Hayatımdan uzaklaştırmıştım.
Belki okuduğunuzda önemsemediniz
Ya da uzun geldi size yine yazım da
Okumadan beğendiniz!
Sorunum değil!
Mademki bunca yıldır
Affet affet bitmiyordu hiçbir şey!
Öyleyse yine affetmeliydim!
Kimseyi değil ha!
Yine kendimi!
Sonsuz olan,
Sonsuzluk işaretinden ve Pİ sayısından başka ne vardı ki zaten.
Bir ilk daha işte,
Üstelik oldukça radikal bir karar!
"Beni bu legalliğiyle enayileştiren bağımlılığıma son verip,
İçimin acıdan kıvranan
Bütün organlarını affediyorum!
Beni o gün,
O anda namusumu korumak için,
Odamın kapısını kilitleyip,
Beşinci kattaki pencere pervazına oturtup,
O mahlukatı aşağı atlamakla tehdit edip,
İçimin organlarının hepsinin birden ağladığı
Ama ille de namusumu anamın bana küsmesine rağmen
Korumayı başardığım günü affediyorum!
O eve bir saat daha geç gelmediğim,
Arkadaşlarımla takılmadığım saatleri
Affediyorum!
Hatta anamın bir yarım saat geç gelip,
Kavgalarımızı duymayıp,
Benim o pencereden atlayıp bu hayattan kurtulamadığım
O anı da affediyorum!
Hatta o adamın konuşamayayım diye
Dilimi kesmeye kalktığı anı da affediyorum!
Kendimi bir kere daha!
Kız evlat doğup,
Bütün bu anılara dair ettiğim için
Affediyorum!
Affediyorum!
Affediyorum!"
Dönüp bakınca,
Bunca yıl kendime ve keseme zarar vermekten başka ne yapmıştım!
Bu isyan bayrağını sevgiyle, muhabbetle, ramazana, oruca rağmen,
Rağmenlere rağmen en başa çekmekle kendimi cezalandırmıştım!
Kimim biliyor mesela!
Rahim kanseri riskini tek başıma atlattığımı!
Kimim biliyor,
Midem de, böbreğimde polipler olduğunu?
Ulan anam ölüyordu,
Benim ona takıp, ölecek zamanım mıydı?
Nedense sonra kendi kendine onlar da yok oldu!
Kimimin ruhu acımıştı göğsümdeki kitleler her geçen gün büyürken!
Kırk yaşıma geldim hala mümkün oldukça mamaografiyi erteliyorum!
Zavallı memelerim hiç değilse tatilden sonra tost olsun da,
Kaça çıkmış kitlem,
Yoksa inada bindirmiş de
Olacak mıymış kanserojen!
Kimimin umuru?
Fırsat...
Birkaç kere doğmuştu ve yaşatmıştıysa Rab!
Ki hala bulamadığım cevapsız sorularımdan biridir.
Bunca sınav...
"Neyin sınavıydı?"
Hepsinden geçip,
O gün geldiğinde,
Organlarımın ona,
Benden olan şikayetleriyle değil de
Esenlikle, diri diri onunla yüzleşmek istedim!
Mademki bunca yıl
Organlarıma hasar vermek için epeyce bir külfet sarf etmiştim
Bundan sonra da,
Legal bağımlılığımı,
Yok etmek için çaba sarf edecektim.
Ben...
11 Temmuz 2016'da
Sigarayı bırakmaya ve bunun için
Bütün tedavileri denemeye karar verdim.
Amin.
NOT: 12.12.2017
Bu yazımı bloğumda paylaşmaya karar verip düzenlerken,
Yine en buruğundan tebessüm eylemekteydim.
Kül tablasında hayli izmarit birikmiş düzenlemem bitince,
Yanında da biram…
Üstelik geçen gün düşmüş göğüs kafesimi zedelemişim.
Hiçbir şeyin düzeleceği yok ve hayat hala devam ediyor.
Bütün seanslar boşuna, azar azar ölmek kaderimiz!
Cemre.Y.

Salıların Ne Günahı Var


…Salıların Ne Günahı Var…
Salıları da sevmeye karar verdim, 
Adının salı olmasından,
Benim ona yüklediğim olumsuzluklardan başka,
Ne günahı var.
Günse hepsi aynı gün.
Cemre.Y.

Elbet


…Elbet…
Zaten bizi bir tek şiir kurtarır azizim!
Bir de yürek sızısı şarkılar.
Bize hoş gelen de 
Bir gün olur elbet!
Cemre.Y.

Nihavent Makamı

…Nihavent Makamı…
Ben seni;
Saba makamından geçip,
Esrik bir sabah vakti 
Rast makamından cayıp,
Gün geceye çatarken,
Buselik makamına gülümseyip,
Hümayün makamı zamanlarımızın
Hicaz taksiminin kundağına sarıp,
Nihavent makamı bir şarkının
Notalarına terk eyledim,
Şimdi varsın çalsın bütün o kanunlar!
Cemre.Y.

Hoş Eder İnsanı

...Hoş Eder İnsanı... Ne içtiğin değil, Nasıl ve kiminle içtiğindir kafaları güzelleştiren. Her ne kadar anason kokusunu özlemiş olsan da, R...