12 Kasım 2017 Pazar

Samimi Aşklar

...Samimi Aşklar...
Bizim çocukluğumuz
Manuela ve Yalan Rüzgarlarının
Hatta Mavi Ay'ın
Sahte aşklarıyla değil
Pazar günleri öğle vaktine yakın
Mecburi istikamet,
Tek seyir hakkımız olan
Klasik müziklerin eşlik ettiği hayal dünyamızda
Prensler ve prensesler gibi uçuşarak esiyordu.
O zamanlar çok başka öğretilmişti bize
Aşk denen illet,
Tarihler ve zamanlar ötesinde yarışıyordu
Bütün samimi aşklar.
Öyle ki ilk gençlik çağlarımızda bile hep
Ya biz birilerine erken gelmiştik
Ya da çok geç.
Zamandı bizim tek sorunumuz.
Şimdi ne vakit birine
"Zamanlar ötesi sevdim seni." desem bile
Biliyorum fayda yok!
Kim bilir, sorun belki, klasik müzikte değildir.
Sorun belki,
Televizyonun açılma saatine kadar,
Hiç bıkmadan saatlerce,
O karların bitimini,
Sabırla seyredip durmamızdadır.
Sorun belki,
Artık sevmekle ilgisi olmayan insanların,
Tanışmadan sevişmek kısmına geçilmeye çalışılmasındadır.
Cemre.Y.

Küsmüş

…Küsmüş...
Ruhunu saran,
Yüreğinin çeperini saran,
O asi, inat, deli bozuk kalıbın küsmüş bana!
Saçlarının güneş yaprağı telleri küsmüş,
Gözlerinin içindeki, o ışıltılı bakışları küsmüş,
Öpmeye doyamadığım o,
Cennet dudakların küsmüş,
Dilin küsmüş,
Ellerin, kolların, parmak uçların küsmüş,
Ayakların küsmüşler bana!
Hiçbirisi artık bana olmasa da
Çok da umurumda!
En çok benim ruhumu saran,
Yüreğimin çeperini saran
Azalarımda küserler sana!
Ama unutma!
Ben o ruhun,
O yüreğinin çeperinin içindeyim.
Sen o ruhun,
O yüreğimin çeperinin içindesin.
Cemre.Y.

Yönüm Olur Musun?

...Yönüm Olur Musun?...
Kim bilir kaç kere,
Aynı zehirli hançerin ucu,
Saplanıverdi bir zıpkın gibi
Hep o bilinen yarama!
Yüreğimin sol kanadına
En yakın yarasının tam ortasına kaç kere!
Aynı yakut kırmızısı hançer,
Sızım sızım kanattı hep kim bilir!
Ben sayısını ve zamanını unuttum da,
Hep aynı yaranın tam ortasına ama kaç kere,
Bir soysuz hançer saplanıverdi hep,
Nasılsa yarayı ben açtım oraya diye.
Nasıl olsa, hep aynı yere,
O yarayı en çok o derinleştirmişti ya!
Düşünmedi ki!
Benim akıtacak
Yakut kırmızısı hiç kanım kalmadı artık!
O sonsuz sanırken bendeki yarasını…
Ben çoktan sonumdan vazgeçmiştim ya!
Ve kim bilir bu kaçıncı sonum,
Kaçıncı yeniden kendime doğuşumdu.
Düşünmedi ki!
Sonsuz dediğinin sonunu sadece yaradan bilir,
Ve her ilk kendisine sonsuz olmak ister.
Yarası belli, izi hep belli olsa bile.
Kim bilir kaç kere?
Şimdi biliyorum aynadaki diğer yarımsın sen.
Görüyorum…
Bembeyaz kanadının...
Yüreğine en yakın sol köşesi
Yakut kırmızısı...
Kanamakta hala ama…
Tut ki ben herhangi bir yaralı kuştum,
Yerimi, yönümü, yolumu unutmuştum çoktan.
Sadece ve sadece yönüm olur musun?
Cemre.Y.

Hiç Kimse Bilmeyecek

...Hiç Kimse Bilmeyecek...
Birazdan çalacak kapımın zili.
Çok değil, birazdan...
Neyse ki çok kalmadı sana daha
Sadece birazdan!
Çalacak kapı zilim yine sabırsızca!
Sen, öylesine fütursuzca,
Her zamanki gibi yerleşirken sağıma, soluma!
Saracağım seni kollarıma!
“Off! Yine mi bu sarılmalar,
Yorgunum dur bir” diyeceksin.
Ellerimi senden çekerken gücenik ruhumla
Saçlarının güneş tellerine dokunacağım yine
Senin hiç haberin olmadan!
Sen, sadece ayakaltında dolaşıyorum sanırken beni,
Derin bir nefes daha çekeceğim terinin kokusundan.
Öylece, pür telaş anlatacaksın başından bensizken geçenleri,
Umurumda olup olmadığı,
Yine umurunda olmayacak!
Gençlik başkaca bir şey azizim!
Sen, sabırsızca dökeceksin içini,
Sırlı kumbarana yani bana!
Ben, her harfini sorgulayacağım
İçimden geçirirken seni oysa,
Sana dair…
Un ufak bir tek hatam olsun istemediğim için.
Ve sen bunu da öylece derinlere dalıp,
Seni dinlemedim sayacak
Yine tekrar edeceksin hem de hepsini...
Eleştirel ruhunla bana sonsuz kere sonsuz,
Erkek ruhuna bürünen sen
İçimden içerime dökülürken.
Hiç beceremediğim kadınlığım olacaksın oysa
Sihirli sır kumbaran seni özüne hapsederken.
Kendi geçmişine ait şimdiki kırılgan,
Nahif bir ipeğe dokunur gibi dokunacak,
Sana ve geçmişindeki kendine.
Hiç kimse bilmeyecek, ben bile!
Bir dua gibi mırıldanacak dudaklarım,
Duymanı istemediğim için,
Ya boşunaysa yine…
Ya yanlışsa diye korktuğum için hiç duymayacaksın...
“Artık on sekizine değdin,
Birine bari güvenmelisin!" dediğimi.
Sen...
Sana dair bütün şiirleri hep!
Papatyalarda ve lalelerde sanacaksın
Eyy minel Aşk!
Saçlarının güneş tellerinin,
Gülüşünün gül kıvrımlı gamzesinin,
Yüreğinin mengenelerinin,
Yosun gözlerinin, bana kaç şiir ettiğini
Çok daha sonra fark edeceksin.
Cemre.Y.

Uçurum Kenarı


…Uçurum Kenarı...
Sana her sırtımı döndüğümde
Ters istikamete yol almak için,
Gitmeyeceğini,
Gitsen bile aslında
Hep bıraktığım yerde kalacağını biliyorum.
Yine de gitme ihtimalin
Yüreğimi hoplatıyor yerinden ya
Anlıyorum bir kalbim var.
Ben giderken,
Ben gitmeye çalışırken,
Ben gidemezken,
Hep mi sana doğru akar,
Yüreğimin gözyaşları?
Hayatımın eğimi sende mi artık benim?
Aslında hiç kimse anlamıyor
Benim yaralandığımı
Sadece sana değil,
Etrafımdakilere ve anneme yaralandığımı,
Kırıldığımı
Kırıldıkça küçüldüğümü,
Küçüldükçe bir çocuk öfkesiyle
Her şeyi yakıp yok etmek istediğimi
Kendimden olan bile sadece benden
Uzak duruyor kırgınlıklarımın öfkesinden.
Ben ve yorgunluklarım,
Açsam kollarımı özgürlüğe,
Aksam bir uçurum kenarından.
Biter mi hep benden alınanlar.
Almalara doymadıkça,
Önümden, arkamdan edilen şikayetler.
Yeniden çocuk olsaydım da,
Kaç yaşında olsaydım acaba?
Annemin kollarında ağlayıp
Onu bunu şikayet edebildiğim,
Hangi yaşımda olsaydım da,
Bana sımsıkı sarılıp
"Ağlama bebem,
Ben döverim onları" deseydi bana yine.
Öyle bir yaşım oldu mu benim anne?
Beni hiç koruyan oldu mu
Bitmeyen hırslara, öfkelere...
Beni hiç kollayan oldu mu anne?
Yoksa hep!
Ben mi korudum yaralarımın kabuklarını
Basmasınlar, kanatmasınlar, incitmesinler diye.
Ya sen eeyy sevgili!
Huzur bulduğum,korunaklı kolların nerede?
Al beni, annem ol bir kerecik!
Bir kerecik sar sarmala,
Şikayet edeyim sana onu, bunu, şunu
"Üzülme sevdiceğim,
Ben varım yanında" de ve yanımda ol.
Ben ve yorgunluklarım….
Açsam kollarımı,
Özgürlüğe aksam
Bir uçurum kenarından
Uçsam…
Cemre.Y.

Ne İşin Var Be Adam

...Ne İşin Var Be Adam...
Anlayamadım ki
Sen bunca sevilip bitenlerimin
Hangi eksiğisinki
Tamamlayan'ısın!
Yüreğimin aşklı değil,
Sevdalısı değil,
Meftun damarında!
Ne işin var be adam?
Cemre.Y.

Yüzüme Şiirler Çarpıyor!

...Yüzüme Şiirler Çarpıyor!...
Ben mi?
Yooo!
Ağlamıyorum.
Zaten sizin kitabınızda,
Yaş bile dıştan akmalı hep ne de olsa.
Oysa dışıma taşırdığım benim,
İçimin çeyreği bile değildir hiçbir zaman.
Sadece...
Bu aralar...
Sıklıkla...
Gözüme şarkılar kaçıyor.
Yüzüme şiirler çarpıyor bazen!
Kal geliyor harflerim'e!
Susuyorum ve nedense!
Bu sefer tek damla da yaş akmıyor dışıma.
Sadece bu aralar,
Alnımın...
Tam da beynime yakın olan yerlerinden
Üst yanları fena acıyor!
Kemikleşmiş ya aldatılmalar!
Yeni boynuzlara yer bulamıyorlar!
Hepsi o kadar.
Cemre.Y.

Yoktun

...Yoktun...
Oysa....
Tanesiz ve adetsiz 
İçmiştim yokluğunu da ruhuma...
Varlığını da tanesiz ve adetsiz içtiğim gibi.
Seninle başlayan... 
Sensiz biten.
Bütün olamayanlarda bile
Her seferimde,
Yokluğunu yutkunuyordum.
Sen bir tek bunu bilemedin kum tanem.
Bilsen şehrim olacaktın etrafında kaleleri olan. 
Varsın hayallerden suya damıtılmış olsun'du.
Şehir benim şehrim'di, hatta,
Herhangi bir sahil kasabasıydı,
O son hayaldeki, 
Son şehir...
Kumum sendin ya o çöl ayazında.
Dalgalar da bendim işte.
Oysa şimdi…
Ne kumu bulabildim, 
Ne tek damla huzura mavi suyu.
Yoktun!
Yokum!
Cemre.Y.

11 Kasım 2017 Cumartesi

Sevişmek Cinsel Bir Eylem Değildi Sadece

...Sevişmek Cinsel Bir Eylem Değildi Sadece...
Kalem...
Yürekten akıp,
Dilden sızamayanı kolay yazar çocuk!
Gizleri...
Acıları...
Aşkları...
Hasretleri...
Nefretleri...
Vedaları...
Hepsini.
Aynı acıyı çekmeyen birinin,
Asla anlayamayacağı ne varsa işte!
Şiir olur harflerin,
Bir uçurum kenarında şelale olur
Akar, akar, akar…
Deli dolu çağlayan bir nehir olur bazen,
Bazen dingin bir dere oluverir!
Sonunda bir denize yol alır çocuk.
Belki, okyanusa açılır bazen!
Bazen de
Manzarası eşsiz bir göl olur biriktirdikleriyle.
Ama illa ki en sonunda,
Bir dağ yamacında,
Yoldan geçen o son yolcunun,
Suya kanacağı minicik bir gölet olur.
Gölcüğün içindeki bir bakır tas su olur.
Gün olur, buhar olur göğe çıkar,
O ilk yağmur tanesi olup,
Göz pınarlarına konar da,
İllaki en sonunda,
Gözünün yaşının bir damlası olur be çocuk!
Sen bütün renklerin dilini biliyordun
Gittin nefreti seçtin!
Yoksa bana o son buğulu bakışında,
Sarıp sarmalayıp seni,
İçmez miydim göz pınarlarında birikenleri!
Yoksa sevişmek
Cinsel bir eylem değildi sadece!
Renklerinle kal çocuk!
Cemre.Y.

Yüreği Kırık Kayık

…Yüreği Kırık Kayık…
Yüreğimi evimin kilidine
Asıp da gelmeseydim
Kim bilir bu yakamoz ışıltılarının
Aşka şavkının vurduğu
Şu yüreği kırık kayıkta
Şarap olur öpüşürdük dudaklarınla
Dudaklarını da geçtim sevgili
Kim bilir ne de güzel susardık
Gözlerimizde yıldızlar dilek tutarken.
Kilit evimde, anahtar,
Yüreği kırık kayığın
Bir damlayla süzülen
O hüzzam makamının son nağmesinde...
Olmadı işte yine...
Kitaplı, kitapsız ama
Ama sınırsız yürekli şiir dostları ile birlikte.
Cemre.Y.

Bir Daha Asla Omuzum Olmadan Ağlama

…Bir Daha Asla Omuzum Olmadan Ağlama…
O tek cümlelik!
Ömrümce isteyip de sana dair,
Yapamadıklarımdan sebep!
Ömrünce sana ettiğim bir tek küfürümle
Seni benden savurduğumdan beridir,
Yedi ayımızı...
Beni hiç özlememekle,
Yetmiş yıla çevirdiğinden beridir!
Her gelişinin gidişinde...
"Yokluk!" temizliği yapıyordum ben.
Bana hiç gelmezdiysen!
Çünkü her geldiğinde, özlemekten
Burnumun direğinin sızının dinmediği...
Hiç yoktan,
Kokun siniyordu yastığına yorganına!
Hiç yoktan, birkaç uzun güneş teli
Saçın düşüyordu halılara!
Hiç yoktan,
Seni doya doya öpebildiğim
Anlar kalıyordu dudaklarıma!
Hepsi iyiydi ama!
Hiç yoktan...
Ukala bir bakışın kalıyordu odandaki aynanda...
Asi burnunun izine, dayanamıyordum.
Duruyordu çünkü hala orada...
Bana öylece, dikine... dikine!
Her seferinde öpüyordum burnunun ucundan.
Ama bu sefer!
Temizlemedim hiçbir şeyi...
Ne gelişini...
Ne de gidişini....
Gereği ve zamanı neyse evimizin
Onu yaptım sadece.
Oysa yine!
Bütün varlık delillerin yine yerli yerindeydi de.
"Yokluğuna!" artık...
"Yok!" kalmıştı sanki!
Çünkü...
Hiç dokunmamışsın
Çocukluğunun aynasına!
O isyankar burnun bile değmemiş bir kere bile!
Hiç sevmemişsin meğer!
Nice zamandır kendini,
Edebileceğin son inatla,
Bana rağmen bile!
Olmadı be çocuk!
Yine olmadı.
Tamam yokluğuna korkmuyorum artık
Temizlemedim artık hiçbir şeyi ama!
Ama ben sana!
Odanın halısına
Gözyaşını damlatma demedim mi?
Bak...
Bu ikinci oluyor!
Ha birincisinin farkında bile değildin!
Hiç küfür etmemiştim daha sana!
Bir daha asla omuzum olmadan ağlama.
Cemre.Y.

Yokluğundan Öpüyorum Seni

...Yokluğundan Öpüyorum Seni...
Dün de yoktun ki
Bugün'ümde kederim olasın
Bana fark etmiyor yani
Hala yokluğundan öpüyorum seni.
Cemre.Y.

Yitik Bir Sevdadan Geriye Kalan


...Yitik Bir Sevdadan Geriye Kalan…
Seni yatak odamın uykuya dalabildiğim
O en son anına asmıştım ben be “Adam!”
Her gece sensizliğe uzanırken
Kadehlerim dipsiz bucaksız!
Dilimin dönebildiği tek duamdın sen!
Kızım bile, onca küçük yaşıyla,
Acıyarak bakardı göz bebeklerime!
Son şefkatimle dönerdim onun yüreğine,
Susarak bakardım ona…
Suskunca odasına giderdi.
Gizlice ağlardı bilirim,
Artık bir kardeşi daha olamayacak diye!
Saatlerce bana verdiğin bir kağıt parçasıyla
Gülümsemelerini okşardım onlarca yüzünde senin.
Öylece dalardım yokluğunu bile sevmelere de
Sabah ezanları okunurdu aniden!
Aceleyle pür telaş işime doğru yol alırken
Sabaha ilk “Amin” im olurdun benim!
“Rabbim!
Senli hiçbir duamı kabul etmedi neyleyim?
Önceden yaşanmışlıklı bitmiş bir hayat
Ve vazgeçemediğim kızımdı benim sana kilidim!
Şimdi Allaha küssem bana günah!
Sana küssem
Sana daha ağır vebal!
Gayri ben senden sonra
Kimin bana ne ettiğine, ne edemediğine,
Daha ne diyeyim?
Cemre.Y.

Hayaller


…Hayaller…
Yine de...
İnsan olan herkes
Kendi hayallerinin gerçek olduğu
Mutlu bir rüyayı hak eder.
Önemli olan tek şeyse
Zaman düzleminde
Aynı hayallerin
Başkalarınınkiyle çakışmamasıdır.
Cemre.Y.

Yorgun Adam


...Yorgun Adam...
Eli, kolu, yüzü, gözü
Dudakları bile yorgundu adamın
Uzun uzun susuşlar bekliyordu hayattan
Kadınsa bunca zamanlar boyunca
Anlattıklarının
Hiç anlaşılamamış olmasından bıkmıştı zaten
Derin bir nefes çekti adamdan
Çenesini kapattı
Adam sandı ki kadın susmak için sustu
Oysa tek kelime bile etse
Dudaklarının arasından buhar olup uçacaktı adam
Bu sefer ölmeyecekti kalbindeki kelebekler
Sustu ve sadece maviye baktı kadın
Uzun uzun...
Cemre.Y.

Yirmi Yıl Önce

...Yirmi Yıl Önce...
Tam yirmi yıl önceydi...
Yine bu Cafede, yine bu masada,
Yine sol elimde sigaram,
Solum yine yana yana, sağ elimde kalemim
Masam da en köpüksüzünden bir kadeh bira'm...
Bekliyordum seni.
Evet!
Cümleler, laf atma şekilleri değişmemiş hala!
Yan masadaki adamlar yirmi yıl daha yaşlanmış olsalar da,
Sığ sularda çoktan boğulmuşlar.
Evet benim bir yanım isyanlarda hala!
"Abes bir laf daha etseler de,
Şu kadehimi fırlatsam ya kafalarına!" diye.
Evet başım hala öne eğik, sen hala gelmedin diye,
Gözlerimin gözü hala yazdığım satırlarda!
Bu dünyada değişen tek şey benim galiba!
Tam yirmi yıl önceydi...
Yağmur kar topluyordu yine bulutların ardından,
Ve ben bekliyordum hala seni.
Geleceğinden çok emin, zamanına kararsız öylece bekliyordum.
Tam yirmi yıl sonra, yine bu cafede, yine aynı masada,
Yine sol elimde sigaram, solumdan yana yana,
Masam da en köpüksüzünden bir kadeh bira'm...
Artık "Sen" diye bir şey olmasa da ben buradayım,
Onu bekliyorum şimdi, geleceğinden çok emin.
Geleceği zamana kararsız o da,
Onu da çok özlediğim için hani,
Beklemekten nefret ede ede bekliyorum.
Kızımızı.
Ve...
Yazıyorum hala!
Cemre.Y.

Yıkıldı Bütün Şehir Sen Gidince

...Yıkıldı Bütün Şehir Sen Gidince...
Sizin hiç?
Ellerinizle yarattığınız bir dünya
Başınıza yıkıldı mı?
Yandı mı söndürmeye bile mecalsiz bir anda.
Ansızca!
Ben ebedi bir mahkum gibi,
Asla sahip olamadığım ama
Olmasını canım pahasına
Arzuladığım hayallerimi koydum yetmedi.
Sevgimi koydum temeline, şefkatimi koydum,
Ümitlerimi koydum, hüzünlerimi,
Gözyaşlarımı da koydum sevincimi de
Artık ne varsa!
Amma velakin en çok da,
Sana güvenimi koydum tuğla aralarına a çocuk!
Yuvamın temeli ailedendi de,
Gövdesine neyim var,
Neyim yoklarımı da
Döktüm işte borca kıyamet!
Bu dünyanın en güzeli,
Bir evin çatısı bari olsun istedim,
Bir bacası olsun ki,
Dumanı tüten bir baca
Benim sıcak evim ve yüreğimdi!
Dumanı tütsün ki, o evin yaşadığı belli olsundu!
Ben sevgim ve sabrımla
Sana daha neler yapmazdım ki?
Sarıp, sarmalarken seni
Yüreğimin sıcaklığı yeter sandım,
Varsın olsun tütmesede olurdu
Bacamız duman duman!
Zaten bir hayli yorgundum,
Bir küçücük kıvılcıma heba
Son nefesimi bile tüketmekten!
Her şey mükemmel değilse de,
Yolundaydı sanki!
Beni bütün yaralayanlar gibi,
Sende beni,
Dumanı tütmeyen ocağımdan vurmuşsun meğer!
Seni ısıtmadım mı ki ben çocuk?
Yollar ve çareler yaratmadım mı sana,
Beni bütün kanatanlar gibi yalanmışsın meğer!
Ardıma dönüp baktığımda çoktan tutuşmuştu,
O, erişilmez ve ulaşılmaz sandığım bütün kulelerim!
Meğer, hiç yanmayan bacamızdan hava almışız çocuk!
Ben kulelerimi ve surlarımı sana güvenip,
Kibrit çöplerinden yapmışım!
Sen gittin...
Yıkılmış bütün tuğla arası harcı güven kulelerim,
Yıkılsın zaten de, yıkıldı bütün şehir sen gidince.
Üstüne üstlük yanmış,
Bir koca nefretine kinayeli hecelerinle!
Tutuşmuş İstanbul’umun bütün
O ömürlük kibrit çöplerimin baş uçları!
Bu ev...
Bu şehir...
Artık bana çok çocuk!
Cemre.Y.

Yetim Şiirler


...Yetim Şiirler...
O değil de…
Şimdi şiirlerim de yetim kalacak sensiz,
Belki karton örterler köşe başlarındaki evsizlere
Belki boğaz manzaralı masalarda olurlar meze!
Nasıl da şaşkın bakışlı bu ürkek çocuk şimdi
Öksüzlüğüne bir de yetimliği ömrüne giyindi.
Şekeri hiç sevmedi zaten de
Ya yine sevda süslü acı verirlerse!
Cemre.Y.

Yeter Ki Sen Gülümse

...Yeter Ki Sen Gülümse…
Önce bulutlar pusuya durdular,
Güneş’imi sakladılar benden,
Sırf ona minnet, umuda tutunamayayım diye.
Sonra hiç de gereksiz yere,
Benimle kavga bile etmeden,
Sincice bir ihtişamla bütün heybetleriyle çarpışarak,
Fırtınasız, ne olacağına kararsız biri,
Öbürüne yok oluş azmiyle ikiye bir kırıldılar.
Şimdi de tutmuş yağmur tanelerimin,
Güneş’e yansımasından gam yapmışlar!
Gökkuşağımın aslında bana hiç olmayan,
Yosun yeşilimi çalmışlar.
Oysa hep susarak,
İçten içe, kendileriyle,
Kendilerine geçiş yolları arayıp bulan,
Acayip bulunamaz,
Görülemez ara renklerdik
Biz o gökkuşağında.
Sen yosun yeşili, ben türkuaz.
Bugün hiç kimseyi,
Kendimi bile sevmeye mecalim yoktu ya!
Gece çökünce dolunayla
Yüreğimin zindanından,
İncecik rüya iniltisi, bir sızı geldi!
Yağmur yosun gözlerinden
Ansızın damlayıveren,
Yaş tanelerini kondurdu avuç içlerime.
Rüzgar, akşam ayazına bahaneyle,
Saçlarının arasındaki güneşli ışıltılardan
Bir nefeslik sen kokusu getirdi.
Belli ki yine hazanındasın yüreğinin
Hiç kimseye yok oluşlarım üzüyor seni de!
Merak etme saatler saatince,
Kendimi bile sevmeye değer bulmalarıma,
Aralar versem de,
Hala seviyorum dün gibi seni…
Söz verdiğim gibi.
Hadi, her nerede ve kiminle olursan
Bir gülümse…
Bütün yaş tanelerini ve hazanlarını
Sonsuz bir temenni ile alıyorum üzerinden.
Nefesinden öpüyorum seni,
A yüreğimin çiziği!
Yeter ki sen yine gülümse…
Cemre.Y.

Kazaydım Ben


…Kazaydım Ben…
Gereksiz bir eylemin aşk destanlarından,
İki evli çiftin balayı hatalarından,
Gözlem telaşsız ilkiydim yani! 
Kazaydım ben, hiç doğmamam gerekirdi.
Cemre.Y.

10 Kasım 2017 Cuma

Yok Hiç Özlemedim Seni

...Yok Hiç Özlemedim Seni...
Ben mi?
Yok!
Ben hiç özlemedim seni!
Sadece…
Sesim, özledi sesinle dertleşmeyi.
Dudaklarım,
Yanağının gül kıvrımından öpmeyi özledi.
Burnum,
Terinin kokusunu içine çekmeyi özledi.
Kollarım,
Sımsıkı içine sokacakmış gibi sarılmayı özledi.
Gözlerim, seni baştan sona seyretmeyi özledi.
Kalbim, heyecanla dolup kalbime
Kalbime değdiğindeki atışını hissetmeyi özledi.
Ruhum, hüzünle dolu olduğunda
Hüznünü alıp yok etmeyi özledi.
Tenim, ansızın döndüğünde,
Saçlarının savrulurken tellerin değmesini özledi.
Ben mi?
Yok!
Ben hiç özlemedim seni.
Cemre.Y.

Yeniden Sevmek

...Yeniden Sevmek...
Güne gülümseyerek gözlerini açtı kadın
Yüzüne serilmiş saçlarını
Sağ eliyle savurdu özensizce
Hafifçe esnedi, vücudunu serpiştirdi yatağına
Yanındaki boş yastığı okşadı
Biliyordu çoktan, bundan sonra
O yastık yüreğinde hep dolu olacaktı.
Asırlar kadar süren uzun zamandan sonra
Hayatı yeniden sevdi, yaşadığına şükretti.
Papatyaları ve gelincikleri bin kere daha sevdi.
Zira papatyalar onun gelinliğiydi.
Gelinciklerse duvağı.
Cemre.Y.

Mümkünse


...Mümkünse...
Ne ilginç değil mi sevgilim...
Sanki benim gidişime havai fişek patlatıyorlar gibi...
Halbuki ne düğün sesi var!
Ne de asker kutlaması!
Gecenin sessizliğinde...
Bulutsuz parlament mavisi ıssız gecemde...
Öylece yaşadığım ilçenin, .
Yaşadığım mahallesinin,
Yaşadığım sokağının,
Yaşadığım evimin penceresi önünde
Sadece en zifiri karanlığıma
Son kez güneş olmaya çalışıyorlar!
Gün değil ki başımı göğe kaldırdığımda
Hep açık olan alnımı ısıtsın, ışıtsın!
Ve ben ilk defa açmıyorum perdelerimi
Ne gündüze
Ne de geceye.
Sadece buruk bir tebessümüm var yüzümde.
Sessizce bu hayata ve sana
Elveda!
Mümkünse son kez
Yine alnımdan öp beni
Mümkünse de yeşil yazmalı
Tabutumun başında da yap bunu!
Cemre.Y.

Sarı Sayfa

…Sarı Sayfa...
Dışındaki o yorgun, o yenik,
O korkak, o kendinden bile kaçak,
Yüreğine hayli büyük gelen o adamı
Arındırdım sevdamdan.
Onu kendime dost koydum bir kenara.
Yeri geldikçe konuşur, dertleşiriz hala!
İçindeki sarı saçları hala okşanası,
Dizlerinde yatırılıp şefkatle uyutulası,
Yüreğine hayli küçük o gelen çocuğu,
Özenle sakladım bir kitap arasına.
Özledikçe gizlice sevip okşuyorum
Kırmızı uçurtmasının yapraklarını
Sonra yine kimsecikler görmeden
Yavaşça kapatıyorum
Zaman sandığındaki sarı sayfasını.
Cemre.Y.

Gri Deme

...Gri Deme...
Renklerinin bütünü olmalıyım derdim.
Hiç yoktan arafında kaldım.
Şimdi mevsim hiç sevemediğim günlere gebe!
Ama sakın bana gri deme!
Cemre.Y.

Yenildim

...Yenildim...
Bazen bütün yalanlara inanmak ister insan.
Bazen de bu son yalan olsun ister.
Bazen gözlerden süzülen tek bir damla yaşın
Tamamını gerçek sanmak ister insan.
"İmkansızlık!" sandığı içindir,
"Sevmediği için değil!" demek ister insan...
Bazen bir kerecik olsun, sadece bir kerecik…
Gerçekten de çok sevildim sanmak ister insan...
İşte bu gözümden akan zehir tek o yüzden,
Yani sanmak aşkı yüzünden...
Bazen Don Kişot sanmak ister insan kendini...
Rüzgarı yenerim, yel değirmenini yenerim,
Her şeyi yenerim.
Ucunda ölüm bile olsa yenerim sanmak ister insan.
Sandım...
Yenildim...
Cemre.Y.

Yalnızlığa Dair

…Yalnızlığa Dair...
Kahveyi bile çift kişilik yapıyorum artık,
O kadar kanıksadım yalnızlığımı.
Mesela…
Çay demlerken,
Çayı koymayı unutmuş olmak da.
Sevdaya dahil olmalıydı.
Halbuki yalnızlığa dair.
Cemre.Y.

9 Kasım 2017 Perşembe

Hasret Rüzgarı

…Hasret Rüzgarı…
Aşk ki bir serçenin
Sadece bir kere göz kırpması,
Gerisi ömür törpüsü, gerisi hasret rüzgarı.
Cemre.Y.

Yara İzi


...Yara İzi....
Sen…
Bana katılıp aslında hiç
"Biz" olmayı hiç denemedin ya…
Yıllar sonra bir gün seni de aldatacağım demektir,
Dudağımda buruk bir tebessümle,
Öylesineymiş gibicesine.
Halbuki her yara izi kendisine münhasırdır.
Daha derini, daha acısı, daha kesiği,
Daha iyileşmeyeni olsa bile.
Her yara izinin, hep ayrı bir hayat hikayesi vardır.
Hiçbir yara izi…
Hiçbir zaman tam aynı yerde değildir.
Oysa sen yolunu şaşmak üzere olan
Herhangi bir yürek yorgununa,
Birbiri ardına anlatırsın ya
Yara izlerini sanki üst üsteymişçesine yol haritası niyetine.
Hiçbir yara izi…
Hiçbir insanoğlunda, aynı yerde, aynı şekilde değildir
Hiçbir zaman…
Farklıdır, farkını hep fark ettirir…
Silemediğin diğer yara izlerinin yanına öylece eklenir.
Sen sadece umut edersin belki biri olsun,
Yeni ve geçmeyecek bir yara izi da bırakmaz da
Bu sefer…
Belki sen uyurken birkaç damla gözyaşıyla dokunur
Bütün yara izlerine tek tek…
Öper belki yara izlerinden, seversin yeniden.
Cemre.Y.

Bu Aşk Burada Biter

…Bu Aşk Burada Biter...
Şimdi ben yollarına düşüp yanına gelsem
Gözlerinin kuytusuna bakıp içimde kalan o tek soru için.
Biliyorum...
Gözlerimiz ihanet eder bize!
Ellerimiz tutuştuğu an ihanet eder ayrılığa da,
Kollarımız bir daha ayrılmayacakmışız gibi sarılır
Dudaklarımız ihanet eder bize!
Nice ayrılık cümlelerini gömüp en derine,
Oracıkta öpüşüverirler yine!
Burnumuz ihanet eder.
Yine son kezmiş gibi ten kokularımızı bize yine hapseder!
Sonra ayrı ayrı evlerimize döndüğümüzde
Beyinlerimiz bize yine hükmeder, etmesin gayrı.
Şarkıda dendiği gibi "Bu aşk burada biter, iyi günler sevgilim!"
Varsın içimde saklı kalsın o son soru…
"Peki ama neden?"
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...