29 Ekim 2017 Pazar

Yeni Baştan Oku

...Yeni Baştan Oku...
"Aşk" tek kelimeydi,
Sen ayrı yaşadın bana aşkını,
Ben sana aşkımı ayrı.
"Sev-gi" iki kelimeydi,
Ben sevdim, güzel ve sevilesi sevdim,
Sen de sevdin.
"Say-gı" iki kelimeydi,
Aramızda tartışması bile olmayan.
"Gü-ven" iki kelimeydi
Ağzımızdan çıktıysa şüphe uyandırmayan.
Şimdi sen "Hiçbir-şey" den bahsediyorsun,
"Ben-Sen-Onlar" olan.
Tek tek, ya da, biz bizeyken,
Sen değil misin,
Aramıza başkalarının düşüncelerini koyan.
Ben vazgeçtim bu oyundan.
Sen ver şimdi kararını,
Her şeyi yeni baştan oku ama ters taraftan.
Cemre.Y.

28 Ekim 2017 Cumartesi

Son Defaydı, Adam Çok Sonra Öğrendi

...Son Defaydı, Adam Çok Sonra Öğrendi...
Ve usulca fısıldayarak öptü kadın,
Adamın çalışmaktan dağılmış sakallarından...
Son defaydı...
Adam bunu çok sonra öğrendi.
Kadın gitti lan!
Adam hiç dönmedi.
Annesinin zaten ona dair vakti hiç yoktu.
Ve kadın son kez gülümsedi...
Gülümsediğinde,
Aynadaki baktığı kadının saçları artık yoktu!
Kadın hiç mi hiiiçç üzülmedi.
Sadece...
Şimdiye kadar annesine verip de tutamadığı
Bütün o sözleri hatırladı.
"Annem, saçların var hala, inan valla!
Ben sadece, canın yanmasın diye,
Kızımın bebek tarağıyla tarıyorum o ipek saçlarını,
Yoksa, inan ki sana yemin,
Saçsız kalırsan bir gün,
Ben de saçlarımı kökünden kestireceğim,
O gün gelince beraber ağlarız he ana!
Ama şimdi sakın ağlama!
Bak taranıyorlar hala."
Kadının annesi yitip gittiğinde,
Bir bayram sabahıydı,
Annesi hayata küsmesin diye,
Her sabah saçlarını tarayıp gitti yanına,
Her sabah da...
Yosun gözlüsünün bebek tarağıyla taradı,
Anasının artık olmayan, olmayacak olan o upuzun saçlarını.
Oysa anasının kafasında artık sadece iki üç teli kalmıştı.
Kadın sadece annesi için değil,
Kendisi için de savaşmıştı,
Bu sevdayı bir yerlerinden kurtaracaktı.
Ama olmadı.
Annesi gitti önce...
Sonra bütün akrabaları,
Sonra bütün dost bildikleri,
Sonra kadın fakir kaldı,
Herkesleri gitti.
Sonra kadın aşık oldu son kere...
Kadın gözlerini açtı.
Saçlı saçlı gülümsemeye çabaladı.
Sonra terk edildi son kere...
Kadın gözlerini kapatıp,
Bir erkek kuaförüne daldı.
"Ömrümü, ömrüme sıfırsız çarptım,
Sıfır çek ustam!" dedi şaşkın bakışlara...
Saatlerce beklettiler onu belki vazgeçer diye ama!
O zaten çoktan her şeyden vazgeçmişti.
Kapattı gözlerini "Sıfır çek ustam!" dedi.
Nihayet tutulmadık tek bir sözü kalmadığının bilinciyle,
Aynadaki kadına yeniden gülümsedi.
Artık her şeye "Sıfır!" çekiyordu ne de olsa.
Ne fark ederdi,
Saçları siyah, mavi, kızıl, sarıysa!
Ne fark ederdi sabah taktığı, renkli numaralı lensleri,
Akşam yorulup gözlerinin kahvesine onu hep terk ediyorsa.
Ve usulca öptü kadın,
Adamın çalışmaktan dağılmış sakallarından...
Son defaydı...
Adam bunu çok sonra öğrendi.
Kadın gitti.
Adam hiç dönmedi.
Ve kadın son kez gülümsedi...
Bir kere daha da asla öyle bakamadı aynalara.
Artık onu hiç kimse...
O kadar, derin terk edemezdi.
Bir kere daha o da, o kadar derin, hiç kimseyi terk edemezdi.
Hadi baba şefkati neyseydi de…
Ana sevdası aranabilir miydi ki hiçbir eril cinste.
Yoktu.
Olamadı da zaten.
İşte o yüzden ben,
Ne vakit sıkılsam her gün bana bakan yüzümden,
Gider değişirim saçlarımı,
Öyle ton bir ton iki ton renk açımı değil a canım.
Kökten!
Siyahsa sarı olur, sarıysa koyu kestane.
Ama kadın bir daha asla kazıtmadı saçlarını.
Cemre.Y.

Sende Mi?

…Sende Mi?…
Evet haklısın ben çok değiştim!
Son gülüşünde, gözlerimden inen yağmurları,
Gamzelerinde kurutmasaydım...
Belki de hiç büyüyemeyecektim.
Yoksa...
Yoksa sen de mi?
Yüreğine dilek ağacı kurup
Bütün dileklerini yuttun he mi!
Yoksa sen de mi?
Bir özür için içten bir sarılış hayal ederken,
Tek dokunuşuyla öldün!
Bütün hayatını kuruttun.
Bütün ömrünü...
Öylece beni unuttun he mi!
Yoksa senin de mi
“Annen geldi de kapatmak zorunda mısın!”
Yoksa sen de mi?
Yüzüme baka baka...
Gözümün öbeğine baka baka
Tercihledin beni.
Anneydim bende
Anlardım yani senin evlat halini de.
Yolum da hayli uzun...
Gel istersen.
Cemre.Y.

Ama Seni Hala Seviyorum


…Ama Seni Hala Seviyorum…
"Hiç Yok!"luğun...
Her geçen gün...
Canımı daha fazla yakmaktan
Başka bir işe yaramadı.
Yine unutamadım ben seni...
Yine yeniden...
Tanıdığım olur musun?
Ama seni hala seviyorum.
Cemre.Y.

Senden Sonra

...Senden Sonra…
Senden sonra son gülüşünü,
Yüreğimin başucuna astım en ilk.
Gidişim...
Kalabalık olmuştu güya!
Sana göreyse daha çookk gelecektim.
Oysa ben...
Gittim.
Hem de öylece...
Bir... gittim.
Ama hemen ayrılamadım oralardan.
Sen, yol aldığımı sanıp,
Günlük koşuşturmacalarına koşarken,
Ben oturdum kaldırım kenarının bir taşında.
İşte o zaman bana,
Artık sadece ben kalınca?
Hemencik,
Beni çıkarırsak içinden!
Kaynadım gittim arada.
Hiç sevemediğim
Yüz kırk karaktere bile sığmaya çalıştım mesela!
Cemre.Y.

Sende Bana Öylece Kal

...Sende Bana Öylece Kal...
Yüreğinin gazellerini sakın savurma sevgilim!
Bırak öylece kalsınlar, daha ne kadar dağınıksan.
Toparlanma öyle hemen, ben geldim diye.
Sende bilirsin ki ansızın zaten toparlanılmaz.
Neyini, nereye saklasan!
Bir yerleri görünür acıların ucundan, kenarından.
Ben sana nasıl dağınık geldiysem
Sende bana öylece kal!
Yüreğinin kasırgalarını sakın savurma sevgilim!
Bırak yağsınlar, daha ne kadar tufansa.
Sam yeline meyletme öyle hemen
Ben geldim diye baharı estirme alelacele.
Sende bilirsin ki
Zemheriden sonra ansızın yaz olamaz.
Ne kadar bahar çiçekleri sunsan!
Kardeleni görünür uçurumlarının,
Ucundan, kenarından.
Sana nasıl yaz ortasında ayaz geldiysem ben
Sende bana öylece kal!
Yüreğinin yangınlarını sakın savurma sevgilim!
Bırak yansın daha ne kadar yanacaksa.
Küllerini savurma sağa sola
Öyle hemen, ben geldim diye.
Sende bilirsin ki
Ansızın bir sevdanın yerine bir diğeri konamaz.
Ne kadar yaktım bütün gemileri desen de!
Biri hortlayıverir geçmişinden, ezelinden.
Sana nasıl ölüler denizinden geldiysem ben
Sende bana öylece kal!
Yüreğinin bütün hislerini sakın savurma sevgilim!
Bırak duysunlar kime ne duyuyorlarsa.
Aşık falanda olma sakın bana ha!
Sende bilirsin ki bütün aşklar sonunda
“Ben seni unutmak için sevmedim.” le biter.
Zaten, ben, seni de unutmak için sevmedimdi!
Sonra, yüreğimi, üzerimden kilitle ve çek git!
Bir gün, sen de gideceksin nasılsa...
Sende bana benim sana kaldığım kadar kal.
Cemre.Y.

En Güzel Ninni Fısıltısı

...En Güzel Ninni Fısıltısı…
Ciğerlerimi yakan, kavuran..
Ama aslında yenileyen
Bir orman kuytusu nefesim'sin.
Sen bugüne kadar duyduğum
En güzel ninnisin sevdiceğim...
Hani sol göğsüne yasladığımda başımı,
Hani korunmasız,
Kimsesiz yazık
Sahipsiz bir kedi yavrusu gibi
Sarıldığımda sana sımsıkı
Sağ kulağımdan girip
Beynimi ve kalbimi fetheden
O kalbinin “tik tak” sesi...
Senin koynunda
Uyuduğum gibi derin uyumadım ki ben hiç.
Sen duyduğum
En güzel ninni fısıltısısın ey sevgili.
Cemre.Y.

Mutluluk

...Mutluluk...
Güneşli bir güne uyandığında
Erik ağacının çiçekleriyle
Kiraz ağacının çiçeklerinin
Sarıldığını görmektir mutluluk.
Yeterince sevecek iki yürek varsa
Yüreklerde açar bütün meyve çiçekleri.
Cemre.Y.

Şükür Ediyorum


…Şükür Ediyorum…
Hafta sonu mesaisi diye yanımda getirdiğim minnak kızım;
"Yüz kişilik bir firmada bugün tek kadın sensin anne ya
Peki sen bu kadar güzel olmaya korkmuyor musun? 
Yüzüne çamur falan sürseydin ya, maazallah!
Sana tacizde bulunurlarsa ne yaparsın?"diyor.
Bense onulmaz bir gururla;
"Yüz kişinin içinde, bin kişilik cesaretin varsa,
İnsanlara karşı gerekli bir duruşun varsa,
Yeltenseler bile pişman olurlar
Saçının teline bile zarar getiremezler evladım!"diyorum. 
Yosun gözlüm on yaşınca;
"Alnı öpülesi hatunsun vesselam."diyor. 
Kendimi tebrik ediyor ve kendime olan 
Güven ve cesaretim için şükür ediyorum.
Yıl 2007 biz, bize kaybolmamışız daha!
Cemre.Y.

Sana Ne

...Sana Ne...
Sana öylece...
Şımarık bir arsız çocuk gibi
Sundum kendimi...
Bütün hayatımda ikinci defa!
“Gel” desen gelecek kadar
Acımı unutmaya hazır.
“Kal” desen kalacak kadar
Yorgun ve muhtaç!
Belki göz bebeklerindeki
Yaralı bir serçeye aldandım ne bileyim?
Belki bir dağ başında tütmüş
Benim kadar kederli savrulan
Sigaranın dumanına.
Belki sesinin bir tek nefesine.
Belki...
Beni ansızın öptüğünde
Sorgusuz sualsiz ve aniden
Hissettirdiklerine ya da
Hissettirebileceğinin hayaline.
Kim bilir ne diye
Mühürledim seni kendime?
Aslında artık sana ne!
Belki güvercinlere ve şahanlara inat’
Bir angut kuşu idim de sen bunu bilemedin.
Sevdiceğim öldü...
Ben öldüm belki!
Senle ben yeni bi hayata tutundum!
Amaçlı ama imkansız!
Ben yaşadım belki sayende...
Artık dünümde olmak istesen ne?
Yarınımda olmak istemesen ne?
Masalsın işte...
Cemre.Y.

Cinsiyetsiz Saf Sevgi


...Cinsiyetsiz Saf Sevgi...
Bana öyle geliyor ki 
Bazı yürekleri 
Cinsiyetsiz saf sevgi çizimli
Aynı mühürle dağlamışlar!
Cemre.Y.

Sen De Gittin Öyle Mi?

...Sen De Gittin Öyle Mi?...
Bazı yıldızlar kayarken
Kimse kendisi için dilek tutmaz
Tek bir cümle dökülür dudaklardan
"Nurlar içinde yatsın."
Bazılarının sessiz vedasıysa
Benim gibi sitemli olur
Bir damla gözyaşıyla
Bir hıçkırık dökülür boğazdan
"Sen de gittin öyle mi?"
Cemre.Y.

Mavim'sin Be Sevgilim

...Mavim'sin Be Sevgilim...
Biliyorum
Artık seni sevmemek için
Yüz milyon baloncuk sebebim var
Ve hala sevmek içinse
Bir tek nedenim
Sen benim hala o ilk
Mavim'sin be sevgilim
Seçtiğin bütün renkler
Senin olsun senin...
Cemre.Y.

27 Ekim 2017 Cuma

Gözlerinizi Kapatın Ve Hayal Edin

...Gözlerinizi Kapatın Ve Hayal Edin...
Her "Şimdi salıncağıma kurulup,
Deniz mavisi, Güneş,
Bir kitap ve kahve zamanı." dediğimde,
Bana;
"Senin terasında deniz yok ki." diyorlar.
Buruk bir tebessümle susuyorum önce,
Sonra soruyorum onlara,
"Güneş, aynı Güneş değil mi?
Sallanmak duygusu hep aynı.
Kitabının cümleleri
Okuduğun yere göre değişmiyor.
Sade bir, Türk Kahvesinin tadı
Her yerde hep aynı.
Gökyüzü hep aynı mavilikte değil mi?
Dalga sesli fon müzikleriyle
Kulağına gelen dalga sesleri aynı
Yorulunca uzun uzun
Gökyüzüne bak ve gözlerini kapat!
Denizi göreceksin ve belki de
Sevdiğinle kulaç bile atabilirsin." diyorum.
Uzun uzun susuyorlar.
Bu sefer onlar...
Bakıp bakıp da benim gördüklerimi
Göremediklerinden utanıyorlar.
Cemre.Y.

Olabilirdi

...Olabilirdi...
Of diyorum off!
Şimdi bir sahil kasabasında,
Salaş bir meyhanede
Güneşimin...
Denizin ortasından yok oluşunu seyre dalmak,
Gün batımını izlemek vardı.
Masamda balık ve acılı şalgam ve roka...
Ve sen varken ha!
İçimdeki kalabalıklar birbiriyle,
Derin bir muhabbete dalmışken...
Biz öylece susmuş iken sen,
Ansızın gelip!
Gözlerimden akan birer damla yaşı,
Parmak uçlarınla dağıtmadan,
Alıp, içerdin belki...
Tutardın belki ellerimden,
Ben bende kayboluyorken!
Sen ilkim olurdun belki!
Şehvetle değil de,
Şefkatle öperdin dudaklarımdan!
Severdin beni, çok severdin belki,
Beraber ağlardık sebepsiz gidenlerimize,
Beraber gülümserdik,
Denizin ortasından doğan güneşe,
Ve hayallerimize,
Ve geleceğimize.
Belki yürekten gülümserdik bize!
Olamaz mıydı?
Olabilirdi.
Kimim sahicisinden benim hayalime,
İçten bir "Amin." dedi ki
Sevinin öyleyse olmadı gitti.
Kem gözleriniz hala baki!
Cemre.Y.

Silmişim


…Silmişim…
Kusuruma bakma sevgilim…
Tam da
Kusur'uma denk geldin sen benim....
Senide silmişim!
Cemre.Y.

Hikayemiz

...Hikayemiz...
Sarı saçlarım
Salkım söğüt'ün mevsimleri gibi
Kızıla döndü önce
Şimdiyse koyu kestane
Eylül'ün adı ayrılık konmasın diye
Ekim'e sarktık biz
Yoksa baştan yazılıydı hikayemiz!
Cemre.Y.

Sadece Ağlamak İstiyorum Anne!

...Sadece Ağlamak İstiyorum Anne!...
Sadece ağlamak istiyorum.
Ama böyle çocukluğumdaki gibi.
Hani böyle daha altı yaşındır,
Annen daha ilk kez terk etmiştir seni
Hastane denen bir yerlere gitmiştir.
O güne kadar,
Annen tek bir gün bile,
Yok olmamıştır ki ömründen.
Daha terk etmemiştir
Hiç kimsen seni.
Hani böyle yüzü koyun yere yatarsın,
Ellerin ayakların,
Savrula savrula tepinirsin yerlerde.
Feryat figan ağlarsın ya!
Yeri göğü yırtarsın ya!
Sana dair bütün her şeyden
Vazgeçersin ya!
Çığlıklarının çaresizliğine…
İlk annesiz gecenin akşamında.
Konu komşu doluşur etrafına,
Akrabalar doluşur hepsi birden!
“Gelecek”derler.
“Annen, iyileşince…
Hastaneden gelecek ağlama daha!”
Susarsın sonra.
Eline tutuşturulan,
Elde dikilmiş hüzünlü bir bez bebekle
Yarına uyursun.
Annen yarın gelecek diye.
Altıncı yaşının ve sonraki yaşlarının,
Korkunç canavarları,
Henüz gelememiştir gecelerine.
İşte öylece...
Sadece ağlamak istiyorum.
Elime, yine hüzünlü de olsa
Bir kez daha
Bir bez bebek olsun tutuşturulur da
Annem bugün olmazsa da
Yarın bari bana gelir diye!
Yoksa hiç!
Annesiz?
Anneler günü mü olur ha ana!
Cemre.Y.

Gerçek Dostlar

...Gerçek Dostlar…
Mevsim artık sonbahar olsa da
Bütün kuşlar vefasız değil aslında
Beraberce soluklandığınız o kapılardan gittiğinizin üzerinden
Aylar geçse de yine de gerçek dostlar arar bulur sizi.
Cemre.Y.

Hissetmekten Vazgeçtim

...Hissetmekten Vazgeçtim...
Aslında her şey,
Seni sevmelere doyamayarak,
Sana olan sevdasının
Kitabını yazar sandıklarımızın,
“Cinsel hayatla,
Aşkı birbirine karıştırma!" demesiyle son buldu.
Zira kadın...
Hissetmezse zaten sevişemezdi.
Oysa,
Erkek milletinin hepsinin derdi etek altı bacak sonuydu.
Mademki düzen buydu.
Düzeni bozdum.
Hissetmekten, sevmekten vazgeçtim,
Bir daha asla kimseye güvenmedim hepsi bu!
Cemre.Y.

Bugün De Ölmedim

...Bugün De Ölmedim...
Uyanır uyanmaz bol telveli
Sade bir kahve yaptım kendime
Bir yandan en koyusundan
Demlenecek çayımın suyunu,
Ocağımın ateşine salarken kahvemi içtim,
Çayımı demledim, yeterince bekledim.
Demini aldı, tam fincana dökecekken
Vazgeçtim.
Gittim iki bira aldım,
Bu sefer ilk defa,
Sabahın kuş cıvıltılarıyla
Hayatıma dokunan her şeyin ve herkesin
Şerefsizliğine içtim.
Epeyce ağladım.
Sonunda aynaya baktım.
Yine de hayata buruk da olsa tebessüm ettim.
Bugün de ölmedim.
Cemre.Y.

26 Ekim 2017 Perşembe

Rüyalar Şehri

...Rüyalar Şehri...
Küçücük bir kız çocuğunun,
Pamuk bulutların tepesinden
Dünyayı seyre dalması kadar
Kocamandı hayallerim.
Zaman zaman
Unuttuysam da,
Çocukluğumun bütün renklerini,
Hiç büyümedi içimdeki çocuk.
Şimdi bir de tutturmuş
“Pamuk bulutlarının üstünden
Gök kuşağı renkleriyle dumanlar saçan
Kırmızı bir trenle
Rüyalar şehrine gidelim” diyor!
“İyi madem, gidelim...”
Cemre.Y.

Heves Denilen Şeyler

…Heves Denilen Şeyler…
Heves denilen şeyler,
Denizin kumu misali gelip geçtiğinde,
Onurun duruyorsa yerinde, kale gibi dimdik!
Vazgeçtim dediğin her şeye değmiştir.
Cemre.Y.

Rüya

...Rüya...
Öyle güzel bir rüyasın ki sevdiğim,
Seni yaşamak,
Kendi cennetimi yaşamak demek.
Gitmek istesem de,
Gidemiyorum senden.
Keşkelerle yaşamaktansa,
Sensizliğe uyanmak
Şimdilik boşverdim,
Olması gerekenlere,
Olmayanlara,
Olamayanlara...
Sende benimle
Aynı rüyanın içinde,
Yaşadığın müddetçe
Kalacağım yanında.
Cemre.Y.

25 Ekim 2017 Çarşamba

Ant İçerim


…Ant İçerim…
Ruhunuza doğru, ruhunu öpe öpe!
Yanık birer meteor hızıyla akan bir adamı
Geleceği düşleyerek, geleceğinizden uzak tutmak için
Geçmişinizden en az,
İki doğruyu söyleyin yeter!
Hiç yalan söyleyemeyen biri olarak,
Bütün kimliksiz isimlerime, içimdeki adım gibi ant içerim!
Cemre.Y.

Bir Düşün Bence

...Bir Düşün Bence...
Ruhun ruhuma göz koymuş
Kim bilir kalubeladan beridir.
Bütün savaşlarım bitince benim...
Ricada bulunmuş gök tanrılarından.
Eros ise hala,
Zamane şipşakçıları gibi,
Günü birlik oklarını ona buna saplarken,
Kadın çok korkuyormuş kendinden
Ve senden
Ya yine bu da Eros'un bir oyunuysa?
Oysa yüzyıllar öncesinden
Sunaklara adamıştı katıksız sevdayı...
Nereden bileyim ki o sen miydin?
Ab-ı hayatıma
Ateş mi, yoksa, su muydun?
Dudaklarımsa arsız yaramaz bir çocuk!
Bakma sen onlara.
Biber süreceğim kenarlarına!
Bir daha öpülemesinler diye.
Oysa ben bir Zümrüdüanka
Sen ki bencileyin...
Küllerinden...
Hep yeniden...
Doğabilir misin!
Bir düşün bence...
Cemre.Y.

Ruhumun Ayak Sesleri

...Ruhumun Ayak Sesleri...
Ruhumun ayak sesleri
Gittikçe kısılıyor anne!
O sesler çığlıklar atarak sustukça,
Yüreğimin rengi de, ritmi de
Yetişmiyor artık nefesime!
Heyecanlarım,
Artık çarpışan arabaların
Burun buruna gelmesinden,
O sevdalandığım sevgiliye
İlk sarılış ya da öpüşten,
Yosun gözlümün
Saçlarının,
Güneş ışıltılarından bile ibaret değiller.
Heyecanlarım,
Artık,
Sadece,
Senin,
Hayata çırpınışlarından ibaret!
Ruhumun ayak sesleri,
Gittikçe kısılıyor anne!
Hani benden alıp,
Sana katabilseler ömrümü.
Hem zaten sabrım bile
Bencil bir hırçınlıkla ölmek istiyor bugünlerde.
Cemre.Y.

Ruhum Toparla Beni!

...Ruhum Toparla Beni!...
Ruhum...
Toparla beni...
Özür ise dilerim senden!
Kim bilir kaç kere
Etmez ve anlamazlarıma diledim!
Ama olsun be ruhum!
Sana bu sefer sana
Çok ihtiyacım var!
Gözleri hem çok seviyordu
Hem milyonlarca ölü kelebek!
Dayanamam!
Cemre.Y.

Hiç Yoktan

...Hiç Yoktan...
Hiç yoktan...
Bir tek kare fotoğrafımız çıktı önüme.
Gözlerimiz buluşmuş birbiriyle
Dudaklarımızın buluşmasınaysa ramak kalmış!
Baktım...
Baktım...
Baktım...
Kokusunu özlediğim aklıma geldi,
Hiç yoktan burnumun direği sızladı.
Uyuyordur da şimdi.
Güzel rüyalar da görüyor mudur acaba?
Hala mavi midir düşleri?
Gülümsüyor mudur mesela uykusunda?
Kolunu atıyor mudur bana sarıldığı tarafa?
Neyse ki sadece...
Özledim diyebileciğim kadar uzaklıkta.
Ama bir o kadar da,
Dün kadar uzağımda.
Cemre.Y.

Peki

...Peki...
Güne gülümsemesinin içinde saklı,
“Keşke" ler den arınmış,
“Belki” ye sarınmış,
O tek umuduyla gözlerini açtı kadın.
Fırladı yatağından,
Yorganı bile şaştı bu telaşına!
Penceresinin kenarına yerleşip,
Perdelerini kaldırdı.
Daha yüzünü bile yıkamamıştı,
Daha çayını bile koymamıştı.
Vakit ya çok geç,
Ya da çok erkendi…
Ama ayrılığın hiç zamanı değildi!
Oysa “Ayrılık” hala durduğu yerdeydi.
Dudağının kenarındaki
Buruk tebessümlerinde,
Ancak görünen o tek gamzesine
Sessiz bir “Peki” yerleştiriverdi,
Bugün yüzünü yıkamasına gerek yoktu.
Gözleri yapacaktı nasılsa o işi…
Çaydanlığa su koydu,
Ocağın altını yaktı,
Çaydanlığı ocağa koydu,
Son kez mutfağının penceresinden
Uzaklara...
Çok uzaklara baktı.
Yüreğindeki iki kişinin
Ruhu çoktan anlamıştı,
Usulca kalktılar yerlerinden
İki küskün çocuk gibi,
Artık gitmek zamanıydı.
“O” ve “O”
El ele tutuşup,
Boyunlarını, suçsuzluklarına büküp,
Susarak,
Çayın buharına karışıverdiler.
Kadın arkalarından bakmadı bile bu sefer.
Vazgeçti çay içmekten!
Her zaman, sadece,
Sade kahveyi tercih ettiği halde,
Orta şekerli, bol köpüklü,
İki Türk Kahvesi yaptı kendine!
Buruk tebessümlerinde
Ancak görünen o tek gamzesinde sakladığı,
O tek ve son kelimeyle içti o iki kahveyi de.
“Peki!” dedi, yutkundu.
Nasılsa, başkaca,
Çok eski bir “Peki” daha yatıyordu orada!
Şimdi yine aynı mezardayız üçümüz!
Üçüncüler sana ve bana göre değişse de
Vakit de, hesap da tamam.
Bu sefer, herkes,
Kendi yalnızlığının mezarlarına,
Ey hayat,
Bir daha çıkarma sakın karşıma,
Sevda denen o yangınla,
Biz az önce ödeştik bence!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...