5 Eylül 2017 Salı

Ayrılık

…Ayrılık…
Bambaşka bir şehrin
Otobüs terminalinden
Ayrı ayrı şehirlere ayrılır bir tek yürek bazen...
Gözlerinde bakışı kalır
Kollarında sarılışı kalır,
Yüreğinde nakışı kalır.
İlle de şalında kokusu kalır da sen
Birkaç zaman yıkayamazsın o şalı
Kokusuna başka kokular sinmeden dursun diye.
Sinmese!
Ama böyledir ayrılıklar,
Bir öncekinin
Burnunun direğindeki kokusu
Nihayet dindiyse!
Bir sonraki başka kokuya
Hep gebedir birinden biri sarılır başka yüreklere!
Cemre.Y.

4 Eylül 2017 Pazartesi

Hiçbir Şey Isıtamaz Kalbimi

...Hiçbir Şey Isıtamaz Kalbimi...
Kendimin dışında öylesine özgürüm ki
Bulutların üstünde
Pembe pamuk şekerleriyle
Sevda yüklü şiirler yazabilirim.
İnsanların gönlüne şiir şiir yağabilirim.
Her şeyi yapabilirim...
Ama hiçbir şey!
Ben sana sırtımı döndüğümde,
Sen uyurken bana dönüp
Omzuma, sırtıma, kondurduğun dudaklarının,
O yumuşacık şefkatli kelebek busesinin
Sıcaklığı kadar!
Hiçbir şey!
Ayaklarının…
Ayaklarımı sarıp sarmalaması kadar,
Hiçbir şey!
Senin en şefkatli sevişlerin kadar ısıtamaz kalbimi…
Cemre.Y.

Vatanım Sensin Diyemedi

…Vatanım Sensin Diyemedi…
"Gidersen üzülürüm" dedim.
"Nereye gitsem sana dönerim,
Benim vatanım sensin hatun." diyemedi.
Bitti.
Cemre.Y.

Olsun

...Olsun...
Bazen...
Susarak bakarsın o taa en uzaklara!
Aslında beklediğin de bir şey yoktur.
Alışmışsındır artık gelmemesine de
Olsun...
Yine de ne gözlerin vazgeçer
Uzaklara dalıp bakmaktan,
Ne de yüreğin vazgeçer
Ansızın gelmesini ummaktan.
Neyse!
Cemre.Y.

Hemşire

...Hemşire...
Hemşirelik eğitimi veriyorlar bana!
Çocukken tek hayalim hemşire olmaktı.
Orta okuldan sonra,
Bezmialem Valide Sultan'a kayıt için baş vurduk
Tam kayıt gerçekleşecek ki vatandaşlık dersinden,
(Hem de ben!)
Bütünlemeye kalmış sınavdan 90 almışım fakat sonuçlar
Resmi olarak açıklanmamış diye kayıt anı durduruldu ve
"Seneye tekrar gelin." dendi.
Zaten ailede kız çocuğu okutulmazmış kavgası varken,
Seneye okul hayatım sonlanmış olurdu diye ani bir kararla
Annemi ikna edip Ticaret Meslek Lisesi'ne kayıt oldum.
Lise ikinci sınıfta bölüm seçerken ki kriterim ise
Kıyafet serbestliği idi, sırf resmi kıyafet zorunluluğu var diye
Bankacılık bölümünü seçmedim de,
Gittim muhasebe bölümünü seçtim.
İyi mi yaptım bilmiyorum ama işimi her zaman severek yaptım.
Şimdi annemin yoğun antibiyotik tedavisi bitince,
(Bir hafta sonra)
Eve yollaması düşünülüyor.
Tabi yatağından aletlerine kadar hastane ortamını evinde sağlatarak.
Normal şartlarda çok zor değil hasta yatağı, oksijen makinası,
Aspirasyon makinası ve serum ayağı vs.vs. veee
Asıl olması gereken,
7/24 bakımını sağlayacak bir hemşire tutulması gerekiyor!
Sevgili doktorumuz durumu bildiğinden yani hemşire tutacak,
Maaşlı personel çalıştıracak maddiyat olsa
Zaten burada sonuna kadar kalması ile aynı hesaba geleceğinden
Ve tercihimin,
Buradan gitmemek yönünde olacağından bir çözüm bulmuş!
Annem gitmesi gereken zamanda gidemez
Ve doktorun tedavi süreci biterse
Hemşiresi ben olacakmışım!
Her şey bir yana da o Aspire olayı feci!
Ben hemşireler yaparken bile,
Bakmaya kıyamazken bugün ilk eğitimi aldım.
Burnundan bir hortumla nefes borusu yolu ile ciğere ulaşılıyor
Ve o alet ciğerdeki sıvıyı çekiyor.
Annem ağlıyor,
Annem inliyor ve ben gizli gizli ağlıyor, kahroluyorum.
Cemre.Y.

3 Eylül 2017 Pazar

Bana Sadece Mavi Yeterdi

...Bana Sadece Mavi Yeterdi...
Nasılsa en mavili düşleri,
En mavili umutlara bulutlayamıyorum bir türlü.
Ne yapsam, ne yapmasam...
Bir türlü dilediğimce, en sevdiklerime bile.
Belki de artık öğrenmeliyim gerçeği!
Bana sadece mavi yeterdi.
En mavili düşler, rüyalarımda renklenirdi.
Benim sevdalı umutlarıma...
Onlara ettiğim kadar haki dileselerdi, bana dair her şeyi,
Dibindeki hazinemle sonunda
Ulaşabileceğim gökkuşağıyla bile
Yanlarındaydım.
Önlerinde, ya da hemen arkalarındaydım.
Bilemediler ve hiçbir zaman dilemediler maviyi.
Cemre.Y.

Beyaz Bisiklet

...Beyaz Bisiklet...
Yaşayan çiçekler ektim
Rengarenk hayali saksılarıma
Adlarını senden öğrendiğim
Ortancalar, petunyalar, açelyalar...
Bir de son sardunyalar...
Bir de nar!
Beyaz bisiklet aldım nedense!
Kırmızıyı çok severdim oysa.
Belki de bütün çiçeklerin arasında
En güzel sen duruyordun
Gönül sayfamda.
Küçük mavi bir tahta masa,
İki tanede tahta sandalye.
Kapımın önünden deniz geçiyor diye
"Umman dediğin hiç
Konduğu yerden geçer mi?" deme,
Sen benden geçtin ya!
Sahi şu kumlardan da artık
Olsa olsa yel değirmeni olur değil mi?
Kışa şurada ne kaldı değil mi?
O da gelirken esip götürür...
Selinden sonra kalan her şeyini.
Geriye koskocaman bir krater kalır ya.
Ondan da kime ne değil mi!
Cemre.Y.

Aşkın Burnunun Ucundan Öpmek Vakti

...Aşkın Burnunun Ucundan Öpmek Vakti...
Sonbahar, son baharına soyunurken yapraklarını
İlkbaharın bütün güllerini toplamış kucağına
Öylece çıkıp geldi.
Bütün kapıları sımsıkı kapalıydı kalbimin,
Güllerin bana geleceği günleri hayal etmeyi
Artık unutalıysa hayli yıl geçmişti.
Hani “Yüreğinin anahtarını bana ver.” dese!
Nicedir ben bile unutmuştum yerini.
Bulamazdım ki.
Ben, şiir şiir yazarken kendimi
O, şiir şiir okurdu bütün şairleri.
Ne gülleri bitiyordu
Ne de her gün her saat yolladığı şiirleri.
Her cümlesinde
“Şiirim” der bana hiç usanmadan.
Kulağımda bir şarkının nağmeleri
Nilüfer “Kavak Yelleri” ni söylüyor yine
“Delilik biliyorum, senle olmak delilik...”
Kalbimin kanatları uçuşmaya başladı yeniden
Sanırım artık bu sevdanın da
Burnunun ucundan öpmek vakti geldi.
Cemre.Y.

Aşeka'nın İçindeki Aşk

…Aşeka'nın İçindeki Aşk…
Beni Aşeka'dan yersiz, yurtsuz bir kasırga
Kıskançlığıyla sele savurmaya çalışacağına,
Aşeka olup tutsaydın ya ellerimden be adam!
Bir kerede sevmelere bıraksaydın kendini de,
Aşeka'nın içindeki aşkım olsaydın!
Cemre.Y.

Dokunma!


…Dokunma!…
Dokunma!
Bana sakın dokunma
Karışığım biraz...
Biliyorum şimdi bütün ayrılıklarda olduğu gibi
Arbesk'in dibini boylayıp,
Sanat müziğinin tınılarında nefes almalıyım.
Sarhoş kadehleri sırasız,
"Fon dip" yapıp yollara düşmeliyim.
Gözyaşlarım bitene kadar ağlamalıyım.
Biliyorum şimdi dinlediğim
Birbiriyle tınısız müzikleri dinleyip
Fincan fincan çay içip
Üstüne saçma sapan gülümsememeliyim!
Seni bulup,
Suratının ortasına tükürmeliyim o kesin.
Belki abartıp bir tokat atmalı ve…
Arkamı dönüp gitmeliyim.
Ama böyle sadece susup gülümsememeliyim.
Dokunma bana!
Karışığım biraz...
Zaten normal değildim,
Artık tamamen anormalim.
Zira daha önce hiç
İki yıl önce bitmiş bir ilişkinin
Üstüne gömülmedim!
Cemre.Y.

Aşığım Ben Güneşe


…Aşığım Ben Güneşe…
Aşığım ben Güneş'e...
Günün hangi saati olursa olsun
Bir görmeye göreyim.
Kalbimde kelebekler uçuşuyor,
İçime sevinç doluyor,
Beş yaşında bir kız çocuğu
Şımarıklığına bulaşıyorum onunla
Hem de onu…
Yanına çok sokulan bulutlardan kıskanıyorum
Onu benden alıyorlar diye
Onu bana gölgeliyorlar diye
Yani...
Aşk…
İlla tensel bir durum değil bende…
Cemre.Y.

2 Eylül 2017 Cumartesi

Vuslat

…Vuslat…
Ben vuslata dair şiirleri,
Hiç bilemedim, bilmiyorum...
Bildirmediler be adam!
Mümkünse sen öğretsene!
Nasıl sevilirmiş
Göz göze?
Şöyle karşılıklı
Ruhunu öpe öpe!
Cemre.Y.

Aşk Kırmızısı

...Aşk Kırmızısı...
Siyah beyaz bir resmimin
Gri bekleyişlerinde,
Göz bebeklerimin içinden
Yüreğime damlıyordu kırmızı.
Hiç kimse görmedi.
Gül kıvrımlı dudağımın sol yanında,
Sadece sana kahkahalı gamzemdeki,
Gölgesine sakladım seni.
Tebessüm etsem,
Suskun dursam fark etmedi.
Hiç kimse görmedi.
Beklediğim pencerelerde,
Saklı gecelerimde,
Yasak hecelerinle,
Aşk kırmızısı olup gelebilseydin,
Sadece sen görecektin.
Cemre.Y.

Asayiş Berkemal

...Asayiş Berkemal...
Zaman aşımınca eder'li
Kişiliğime haylice zarar bedelli
Pahalı şaraplarınız sizin olsun bayım
Sizin olsun boğaz manzaraları yemeğin sebepleri!
Sizin olsun o en sevdiğim
Kız kulesinin en özel mekanında yemekleri.
Sizin olsun...
Uğruna suskun şiirlerimi dizdiğim
Galata'mın en tepesi...
Sonu dikdörtgen
Rengi hiç fark etmeyen
O çarşaflar sona sebepse eğer!
Ben biramı,
Boğazın altındaki o belediye bankında içer,
Çayımı,
Kız kulesinin gerdanında yudumlar,
Galata'mın dibinde de simidimi yerim.
Sonra da evime döner
Penceremin tüllerinden
Kendi kendimi toplayıp,
Kendime gelin ederim!
Asayiş yine berkemal yani
Yine yani...
Hem de sizsiz!
Cemre.Y.

Asma Yaprakları

…Asma Yaprakları…
O asma yapraklarını
En son beni, sensizliğe astığın yerinden
Kökünden söktüler be anam!
Oysa, toz toz tanesine, üzüm gözüm bitanesine
Artık alışmıştım ben,
Süpürmüyordum onları da!
Ödemişimdir ya kesin bedelini
Onun da... bile!
Bilmem ki acıdılar mı sensizliğime.
Yoksa şarabıma mey ederim mi sandılar.
Zifiri kara esvaplarına günah mı saydılar!
Neyse ne!
Senin bana ait son yaprağını,
Kökünden söktüler ana!
Senden öncesimdeyim sanki.
Ne gök mavi, ne bulutlar beyaz, ne de Güneş sarı.
Ne de yeşeriyor yapraklar.
Hani ben bile griye haylice meyyalim şu sıralar!
Çırılçıplak, rahmansız, rahimsiz, sensiz.
Ama acımıyor canım!
Cemre.Y.

An'ı Yaşamak Derken?

...An'ı Yaşamak Derken?...
Senin “An” dediğin nedir ki gülüm?
Beyninin çekip unuttuğu siyah beyaz
Bir fotoğraf karesi gibi bir şey mi?
Hani hep mazide kalan mı?
Ya da gökkuşaklarının
Yağmur sonrası dansı gibi bir şey mi?
Hani hep sonradan
Buruk bir tebessümle anımsanan mı?
İlk defa şimdi
Binlerce “Sen” in dediği yere baktım
“An” dediğin o saatte!
Hiç kimse/m yoktu!
Yine erken mi geldim?
Yoksa geç mi kaldım?
Cemre.Y.

Annelik

…Annelik…
Doğurup doğuramayana göre
Belirlenmez o tek kelimelik annelik sıfatı
Kucakta herhangi bir evladı gördüğünde
Sızlıyorsa göğsünün uçları
Titriyorsa yüreğinin telleri
İçinden içine hapsetmek geliyorsa o bedeni
Hele ki kaç yaşında olursa olsun
Herhangi bir insan evladını
Sevgiye muhtaçken görüverse
Kabarıyorsa anneliği!
Sunuyorsa şefkatini
İşte odur annelik!
Yoksa sadece doğurmak ne ki!
Doğurup, doğuramayan ama…
Yüreği her daim annelik ile dolu olan,
Bütün kadınların,
Aslında koşulsuz, her güne dair olan
Ve senede sadece bir tek güne sığdırılmaya çalışılan,
"Anneler Günü Kutlu Olsun."
Cemre.Y.

Özlem


...Özlem...
Hangi dilde söylenirse geliyordu özlenen...
Cemre.Y.

Kahraman

…Kahraman…
Bazen der…
Bazen susar geçerim ama bazı şiirler, 
Bazı şarkılarla okunur yahu!
Hani çok yıllar öncesi,
Hayalinde saklı kalmış 
En platonik aşk'ın gibi…
Kahramanın gibi...hiç olamayan.
Cemre.Y.

Kurutulmuş Şiir

...Kurutulmuş Şiir...
Bazı şiirler kurutulup saklanmalı zaten,
Günü ve anı gelince kurutulmuş şiirleri,
Bir kahvaltı tepsisinde sevgiliye sunulmalı.
Sevmeli birilerini, çok sevmeli.
Cemre.Y.

Çok Beden

…Çok Beden…
Hayat bana kaç beden daha büyüktü ki
Ben onu yırtmadan,
Atmadan, satmadan,
Aldatmadan,
Üstüme tam beden
Her türlü oturtabildim de
Beni kim giyse
Ona hep
Çok beden büyük geldim!
Cemre.Y.

Sakın Ha!


…Sakın Ha!...
Sakın ha!
Sevgilim filan olma!
Bu aralar…
Aşk’a da,
Bir hayli kırgınım.
Şiirleşelim biz seninle,
Satır aralarında sevişip
Cümle sonlarında çocuk yapalım.
Cemre.Y.

Sana Bir Şiir Düşünüyorum

...Sana Bir Şiir Düşünüyorum...
Sana bir şiir düşünüyorum a çocuk!
Ben ilk defa, bir şiirimi…
Düşünüyorum!
Yazıp yazıp siliyorum harflerimi senelerdir,
Ne yazsam, ne yazmasam sığ duruyor cümlelerim.
Nicedir yosun gözlerine küskün, heceler oturmuş!
Nasıl anlatılır ki yüreğinde bir tomar hüznün,
Mevsiminde açmayan lale tohumlarına küskünlüğünden
Mahalle kaldırımına saçılmış bir saksı kuru toprak!
Oturmuş köşe başına, içine içine ağlayıp,
Yüzünde her dem mevsim çiçekleri açıyorken,
Bir tek lalesi tam olmamış, yine bu lale mevsimde de.
Şiir şiir susmuş dudakları öylece oturuyor!
Herkes onu görüyor!
Oysa onun yüreğinin derin dehlizini hiç kimse tam göremiyor!
Hiç kimse, hiçbir şeyi tam görmüyor!
Sonra ben, penceremin ölgün perdelerini,
Usulca aralıyorum,
Şiirinde değilse neredeydi bu çocuk diye?
Suskunluğunun gizemli mağarasında buluyorum onu.
Yarına vaatsiz, şefkatine muhtaçlığı kadar şefkatli
Kocaman bir sevgi sunuyor ellerim.
Tutuyor ellerimi parmaklarımın ucundan…
Sarılıyoruz sımsıkı, şiir döküyoruz yeniden…
Bizi hayat oyunundan kovanlara inat, yeni tohumlar ekiyoruz.
Birbirimize kahraman oluyoruz yeniden.
Sana bir şiir düşünüyordum a çocuk!
Sonra bütün insanlar hepsi birden!
Seni şiirinden, seni şiirimden öpüyorlar,
Sen her lale mevsimi çiçek açıyorsun, seviliyorsun!
Cemre.Y.

1 Eylül 2017 Cuma

Haremden De Değilim


…Haremden De Değilim...
Şimdi...
Bir çığlık lazım bana...
O, eski zamanlardan...
Daha kaç kere ölür de
Yeni bir umuda diriliriz ki biz hatunlar,
Bilemem ama!
Bizim hayalimiz,
Hep bir kurbağa çığlığında...
Yüreğime dokunmayan hiç kimseyi öpmedim.
Prenses olmadım ki,
Kraliçe olmak derdinde olmak olaydı niyetim!
Prensi ve prensesi olmayan bir masaldı bu.
(Harem örneği gururumun kelimelerine dar geldi,
Tuttum böyle yazıverdim!)
Çok şükür haremden de değilim!
Cemre.Y.

Anne Aşkı

...Anne Aşkı...
Her Aşk...
Bir gün, döner gerçek sahibine.
Yeter ki bir taraf, hiç vazgeçmesin.
Şimdilerde, yirmi dört saat yanından ayrılsam,
“Üç gündür, sen nerelerdesin yaa!
Beni unuttun!” diyorsun ya!
Oysa, hiç mi, hiçbir zaman unutmadım ben seni.
Uzun yıllar sürdü seni bekleyişim, ey aşk!
Neredeyse, bir ömür kadar uzun sürdü gelişin!
Bense, hiç bıkmadım seni beklemekten,
Doğduğum o ilk günden beridir, ben bekledim seni.
Seni, hasretle her koklayarak öptüğümde,
Senin de kokumu,
Ciğerlerine,
Hiç bitmeyecekmişim gibi
İçine çektiğini duymayı bekledim.
Yıllar yılı, yaşlı gözlerle sana hep!
Şimdiki sen gibi baktığımda hiç anlayamadın.
“Beni, sakın sensiz bırakma!” dolu
Bakışlarını bekledim.
Sana, sonsuz bir sevda ile sarıldığımda,
Sarsan beni içine sımsıkı, kalbim kaburgalarımı zorlardı.
Ama olsundu,
Ben, bir gün bana sadece,
Bana sarılabildiğin kadar sarılmanı bekledim.
Beni sevmeni,
Beni özlemeni,
Beni gururla başkalarına anlatmanı bekledim!
Yolumun çeyrek zamanında,
Bir saçları Güneş esintili yar geçti hayatımdan.
Sen tuttun,
Beni nihayet sonsuz sevmek yerine,
Onu benden çok sevdin.
Biliyorum, beni her özlediğinde,
Aradığın asıl koku o!
Biliyorum, bütün sitemlerin,
Aslında bana değil de ona.
Eylül’e…
Olsun be!
Sonunda sevdin ya beni o bana yeter.
Cemre.Y.

Angut Kuşu

...Angut Kuşu...
Oysa ben, tam da o an,
Senin avuçlarına...
Çaresizce konduğumda,
Kanadı kırık bir angut kuşuydum,
Angut kuşunu bilir misin?
Martı değil!
Yaralı serçe değil!
Güvercin ya da kırlangıç değildim.
Beni bilerek mi aldın ki, avuçların arasına?
Avuç içlerin ondan mı,
Öylesine ısıttı ki yüreğimin yarasını ve yasını?
Oysa ben, sevdiceğimi,
Kaybettim sanmış ve büyük bir avazlık
Hıçkırıkla ölmek üzereydim.
Oysa ben...
Annemi kaybettim sanmış ve yönümü şaşırmıştım.
Donmak üzereydim bir bahar akşamı,
Bana, koca bir zemheri kış ayazı gelen
O tek lodosta!
Beni bildin de mi sardın ki
Kanadımın kanayan sol yanımdan?
Yoksa kim olsa,
Kime olsa yapardı mıydı
Şefkatinin o güneş rengini herkese?
Bana, yüreğinin kafeslerini
Sararken yavaş yavaş,
Karanlık ormanımın
Acımasız yangınını ve tutkusunu,
Konduğum gölleri ve denizi
Hep o yüzden mi resmettin bana?
Ne oraya yabancı kal…
Ne de bana diye mi?
Ne zaman istersen o zaman salabilmek için mi?
Öyleyse bilemedin!
Ben bir martı değildim,
Her simidin susamına uçan!
Ben bir serçe değildim,
Bir tek ekmek kırıntısına razı olan!
Ben bir güvercin değildim,
Bir buğday tanesine köle olan!
Ben bir kırlangıç değildim,
Uçanı, kaçanı kovalayan!
Angut kuşunu bilir misin?
Angut kuşları sevda ile beslenir ve yaşarlar,
Sevdiğinden,
“Yarim” dediğinden ayrı yaşayamazlar!
Eğer öldüyse eş seçtikleri…
Hemen ardından ölebilen tek varlıktırlar.
Oysa ben, tam da...
O an...
Aslında her an, her zaman...
Sana...
Hep...
Angut kuşuydum!
Sadece artık...
Ölmekten yoruldum!
Cemre.Y.

Kristal Yürekler

…Kristal Yürekler…
İçinden kırılıyor kristal yürekler,
Objektiflere hep gülümsüyorsun diye…
Hiç aldırmıyorsun sanıyorlar!
Yüreğim ömrümden yanıyor.
Cemre.Y.

Anasız Bayram Benim Neyime!

...Anasız Bayram Benim Neyime!...
Her zaman olduğu gibi saatimiz geldiğinde
Yoğun bakımın kapısından gireceğim,
Yavaşça yanına sokulup,
Rahatsız etmek istemeyen kısık sesimle
"Ben geldim anneemm!" diyeceğim.
"Bak gittim ama geldim yine söz verdiğim saatte."
Şiş şiş olmuş, buz tutmuş ellerini öpeceğim.
Sanki ısıtırmışım gibi
Sıkı sıkı tutacağım parmak uçlarını,
Avuç içine yüzümü gömeceğim ağlayamadan,
Saçlarını okşayacağım dakikalarca,
Çatılmış kaşlarını düzelteceğim,
Gözlerinin çapağını sileceğim ellerimle
Kimse görmeden öpeceğim onları bir solukta.
"Annem hadi eve gidelim artık."diyeceğim.
"Hani, evim de evim, diyordun,
Burada ne işimiz var,
Anne uyaannn!
Nereye istersen gidelim." diyeceğim.
"Annemmm uyaannn
Bak bugün bayram." diyeceğim.
Küsmüş ya bana!
Görmeyecek,
Duymayacak,
Dokunmayacak,
Hiç-bir-şey…
Yap-ma-ya-cak!
Saatin dolduğunu söyleyecekler sonra
Ayak parmaklarının uçlarını
Öpeceğim teker teker yine.
Sessiz avazlık hıçkırıklarla
Çıkacağım odadan
Başka hiç kimsenin yüzüne bakmadan.
Yağmursuz yollarda
Ağlayacağım saatlerce ve susacağım sonunda.
Bu bayram benim
Bayramlığım sendin anam!
Çıplak kaldım seni sırtıma saramadan.
28.07.2014
(O gece saat 02:40'da anam gitti.)
Bittik!
Cemre.Y.

Öte Dünya


…Öte Dünya…
Anaammm!
Nasıl ki öte dünya?
Orada da çocuklar
Sevgisizlikten üşümüyor değil mi? 
Hani derdin ya hep! 
"Anaları yaşıyorsa hala, 
Yaşları kırk olsa da
Her evlat anasına hep çocuktur!" diye.
Ben epeydir büyüdüm dimi!  
"Ya anaları yaşayıp evlatları gidenler?" 
Hiç soramadımdı bu soruyu 
Bir türlü dilime lisan edip? 
Onları da orada
Anasız bırakmıyorsunuz değil mi!
Cemre.Y.

Eylül

...Eylül...
Kim demiş...
"Eylül vedaların, ayrılıkların ayıdır." diye
Eylül,
Kabuğuna saklanıp koca bir çınarın
Renkli bir pencerenin ekranından
Sarı sonbaharda düşen yapraklara karışıp
Rüzgarına savrularak uçmaya çalışıp
Etrafının olmazlarına yenilip
Amansız, zamansız yollanan sevgiliyi izleme ayıdır.
Eylül,
Yorgun yüreği dayanamayıp yeni yorgunluklara
İçine saklanıp kalbinin odalarının
Renkli bir pencerenin ekranından
Lacivert akşamlarda yeşili huzur diye örtünüp
Hayatının kumaşının deliklerinden
Kalan sevgiliyi izleme ayıdır.
Eylül,
Yürekte başlayan bir kıvılcımın
Ateşten bir ömre dönüşüp
Bütün hayatını sarmasından korkup
O kor ateşi beyninle, kalbin arasında
Yalnızlıkların kardan adamlarına gömerek
Söndürmeye çalışmak ayıdır.
Eylül,
Bir sarılımlık yakınlık
Gözlerini kapatmak kadar uzaklıktır.
Hepsi hepsi bir sıkımlık candır
Kim demiş
"Eylül vedaların, ayrılıkların ayıdır." diye
Eylül, ruhumun aynasıdır...
"Vedalaşamamak,
Ayrılamamak!" ayıdır.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...