11 Ağustos 2017 Cuma

Ördün Mü Duvarlarını Yeniden?

...Ördün Mü Duvarlarını Yeniden?...
Ördün mü duvarlarını yeniden,
Sarındın mı yalnızlığını sırtına?
Öptün mü ayrılığı gözlerinin kuytusundan,
Herkes seni soruyor,
Sahi artık mutlu musun?
Cemre.Y.

Eninde Sonunda

…Eninde Sonunda…
Bırak insanlar derinini görünce,
Dudağından dökülen sadece,
Koca bir avazlık hıçkırık olsa bile,
O hıçkırığı bile duyamadıklarına yansın.
Bırak insanlar sadece,
Koca bir çengel ucu olan,
Soru işaretinin o son noktasında kaçsın!
Bırak insanlar,
İçinde sen olmayan başka hayatlara bir dalsın.
Biliyorsun eninde sonunda sana gelecekler!
Eninde sonunda pişman olacaklar,
Sen...
Her gidip de geri dönmeye çalışanlara yaptığın gibi,
Öylece bakacaksın boşluğa,
Anlayacaklar artık onlara yoksun.
Sen artık geçmişinin hiçbir anısına,
Geçmişinden hiç kimseye, yoksun.
Cemre.Y.

Yaşıyorum Yine

…Yaşıyorum Yine…
Tam vazgeçeceğim hayattan…
Sonra "Bundan gayri sevemem!"derlerken,
Birileri aniden seviveriyor birbirlerini…
Kül...toprak oluyor…
Toprak filizleniyor…
Bahara umut doğuyor…
Ölmüyorum…
Ölemiyorum!
Yeniden doğuyorum, yaşıyorum yine.
Cemre.Y.

Hissettiğin Yerdeyim


...Hissettiğin Yerdeyim...
Baktığın yerde değil
Hissettiğin yerdeyim.
Sendeyim…
Cemre.Y.

10 Ağustos 2017 Perşembe

İyi Geceler Yalnızlığım

...İyi Geceler Yalnızlığım...
Düşler ülkesinin yalnız yolcuları
Bu geceki yolculuğunuz da sona erdi.
Güne karışmalı, kalabalıklaşmalı...
Mutsuz yürüyen yüzlere,
İnadına gülümseyerek,
"Günaydıınnn!" demeli,
Ama şimdi
"İyi geceler yalnızlığım
Ve lütfen belini,
Ve lütfen sırtını örtünmeyi unutma!"
Cemre.Y.

Kalbim yüreğine Bir Şiir Mesafesindeyken!

...Kalbim yüreğine Bir Şiir Mesafesindeyken!...
Kalbim yüreğine bir şiir mesafesindeyken,
Benden sana, bir biz olmaz be güzelim.
Nasıl oluyorsa olamıyor işte o entrikalılardan,
Sevda denen o vuslat!
Hiç yoktan, merak ederim adamın ellerinin üzerini,
Hele de, ille de yüzük parmağını!
Daha taze sökülüp,
Çapkınlık anında, yan cebe koyulanından,
Kaç zamanlık alyans izi mi var?
Yoksa sıkıyor diye bir bahaneyle hiç mi takmazmış?
Yoksa aleni yalanlarla seni de, eşini de kandırır mıymış?
Öyle ya hayatıma dokunan hiçbir şeyi, öylesine yaşamadım ben!
Şimdi tutmuş "Sana kör kütük aşığım, anla beni!" diyorsun.
Elbette anlıyorum efendim, eski eşim beş yıllık evliliğin ardından,
O hatuna da aynı cümleleri söylemişti de
Kucağımda iki yaşında bir evlatla,
"Dönmem!" dediğim ana evine dönmüştüm.
Evliysen, o yuvanın üstüne aşık filan olma kardeşim,
Onu da, beni de aldatma!
Eski sevgiline de artık evliyken rastladıysan,
Boşanma sebebiniz senin uçkur ukden olmasın mesela!
Açık açık "Onun yokluğunu seninle kapatmıştım,
Ama o sana rağmen,
Kızımıza rağmen bana dönecek kadar kaşardı, kazandı." de!
Sonra ne "Uğruna ölürüm." dediğin karın umurun olsun,
Ne de bu hayattaki tek emelin kız babası olmak olmuş olsun,
Domino taşlarından kule yaptığın gibi,
Bir tekme at geçmişine, tek celsede boşan,
Hatta git eski sevgilinle evlen!
Ama beni...
Bu oyunun hiçbir hücresine dahil etmeye çalışma sakın ha!
Çünkü..
Ne vakit kızımın babasının karaktersizliğinde birine rastlayıp,
Bana kör kütük aşk mavalları anlatsa!
Hani bir de bendeki de yürek kösele değil ya!
Yanlışlıkla bile olsa dahi esecek olsa, o yalanın şehveti,
Dışımdan bu işi en başından tutkuya dönüştürmeden,
En hasarsız hallederken,
İçimden hepinizin yüreklerini de,
Beyinlerinizi de birer kazmayla çıkartıp,
Yorgan iğnesiyle taşşaklarınıza dikiyorum.
Sonra çüklerinizi kökünden kesip, kıymık kıymık çizik atıp,
Alınlarınızın tam ortasına dikiyorum,
Üstüne de "Aldatma!" yazıyorum.
Siz hala yaşıyorsunuz ama ben...
Her seferinde kendimi öldürüyorum.
Bende insanım ya akmasın yüreğim sana hiç boşuna!
Yani hikayem bu, şimdi bari anla be insan olasıca!
Bu saate kadar olmadıysa,
Bu saatten sonra da "O" olamam ben,
Kaşarın da hiçbir halini de sevemedim, zaten, tokum ben!
Kalbim yüreğine bir şiir mesafesindeyken,
Bizden olmaz be güzelim.
Ne kendini, ne de beni eski bir romanın,
İki tane anaları hariç orospu çocuğu yapmana izin veremem ben!
Seninle ahlar üstüne kurulu hoş olacağıma, koyarım iki kadeh rakı,
Bir de yanında acılı şalgam,
Oyyy!
Şanslı günümdeysem hamsi tava, azıcık da güveçte kaşarlı kalamar!
Yani hayaller hep Venedik, Paris, Roma ama,
Evime giderken aldığım,
İki kırmızı tuborga bile harcarım seni bozuk para gibi.
Üç beş şiir demlerim eski yazdıklarımın üstüne,
Zaman geçince daha güzelleşir şiirlerim.
Misal bu şiir, beş mısraymış yazdığım o gün.
Değişmeyen tek cümlem,
"Kalbim yüreğine bir şiir mesafesindeyken,
Bizden olmaz be güzelim." olmuş!
Halbuki bugün gayet de güzel bir gündü,
Ne çok sıcak, ne de soğuk!
Böyle ılıman ılıman seminere filan gitmiştik de
Eğitmene hep bilemediği yerlerden soruyordum,
Sorularım onlardı çünkü!
Hep "Iıı! Şeeyy!
Onu bilmem feşmekan'a sorarsanız cevap alırsınız!" diyordu.
Ne soracağım be!
Benim var oluş anımdan itibaren,
Bütün sorularım henüz evrende salınıyor!
Misal soruyorum Rabbime;
"Anam öldü, babam hala yaşıyor ve ben altı yaşımdaydım?"
Misal soruyorum Rabbime;
"Uğruna ölürüm diyen adam evliliğimizi yıkıp gitti,
Üstelik eski sevgilisiyle öç almak için buluşmuşken, onunla evlendi,
Ne kadar mutlular bu saatten sonra sorgulamak bana düşmez ama,
Allah işin kadın bütün hayatını da ona piç etti."
Misal soruyorum Rabbime;
Ben şöyle ömrümüzce ömür katabilecek birini bekleyip dururken,
Neden hep o anası hariç orospu çocuklarını çıkarttı karşıma!
Üçü, beşi geçemesin diye ömrüme dahil ettiklerim,
Demesinler diye,
Üzülmeye yerim yok diye denemedim de her karşıma çıkanı!
Yani daha sabaha kadar yazarım, daha bir çok şey hakkında ama...
Yorgunum be güzelim...
Kısasından keseyim,
Zaten buraya kadar okuduysan, yedi ceddimi öğrenmişsin,
Hamur meselesi bazı şeyler,
Kimine gıda boyası ve tutkal eklenmiş olup, oyun hamuru olur,
Kimine bildiğin yumurta, su, tuz, pakmaya, anca kol böreği olur!
Hah!
İşte o kol böreğiyim ben.
İçim acı, etrafım az içli, dışım çoktan kavrulmuş yendi bitti!
Ben her tabakta,
O kırılmadı diye çöpe atılan o yer fıstığının derdindeyim.
Oysa bilmiyorsun, belki de ben, ilk onu bulup, dişlerine kıyıp,
Muhabbetin ortalarında, tek engel, senin dişlerinle kırdığın,
O, taze dudak kokulu Antep fıstığını,
Dudaklarından yeyip yemeyeceğim olsun.
Elbette azıcık bende akıllandım,
Buraya ramak kalanlarla olduğu gibi,
Boy boy çocuklarımızın hayalini kurmayacağım,
Ama ben artık bir masadan bari sarhoş kalkabilmek istiyorum!
"Kusarsam kusura bakma!" diyeyim mesela, bakmasın o da!
Gece, öylece sızmış olsam bile,
Geçmişimden geçmek üzere olanlarıma!
Biri bari olsun "Ben toparlarım seni, geçiyor işte!" dese!
"Bundan sonra hep ben varım Cemre Sultan!" demesine gerek yok.
O kadar çok duydum ki,
Eş, dost, akraba, evlat, yar, yaren, tanıdıklardan!
Birileri artık hep var olsun.
Anladın mı şimdi beni, a cancağızım!
Anlayamadığın için de,
Bu anılara dahiliyetin hep tek bir cümleden ibaret zaten!
Kalbim yüreğine bir şiir mesafesindeyken,
Benden sana, bir biz olmaz be güzelim.
Cemre.Y.

Amin



…Amin…
Allah, Hiç kimseyi...
Bir zamanlar haylice yoruldukları yaralarımı,
Başlarına getirip, yaralarımla yüzleştirip,
Beni de hiç kimseye ona çok acıdığım için,
Sevdirtmeye mecbur ve mütecebbir eylemesin! Amin!
Cemre.Y.

O, Sorulduğunda Hiç Acıkmazdı

...O, Sorulduğunda Hiç Acıkmazdı...
Tam tamına 335 gündür
Bütün varlığını tükettiklerini bildikleri halde,
Hepsinin sadece öylesine sordukları sorularına,
Cevap olmadı mıydı
"Yok, şükür tokum!" cümlesi.
Öyle ya!
Anası…
Bütün parası bittiğinde…
Tam da bittiği gün ölmedi miydi!
"İhtiyacın var mı?" diye, öylesine sorup durmak,
Hep de "Yok, şükür tokum!" cevabını almak yerine,
Henüz hak bile etmediği halde,
Bir kenarda onu beklemekte olan,
Kocaman erzak kutusunu görünce,
Öylece kalıveriyor kadın.
Aklına geliveriyor kadının, iyi zamanlarında
O kutulardan taşıyabildiği kadarını,
Evlerine ekmek bile alamayan bazı komşularının,
Kapılarının önlerine kutuyu koyup, zillerine basıp kaçtığı zamanlar.
Aklına geliveriyor kadının, dar zamanlarında,
Kendisinden zengin komşularının,
Ziyafet sofralarından artanları çöpe atarlarken,
"Çöpe atmasalar da, akıllarına geliversem hani,
Koysalar ya bir tabak da bana!" diye
İçinden iç çekişleri.
Ne hayatlar yaşadı oysa kadın!
Ama her sorulduğunda,
Boğazın en güzide lokantasında da toktu.
Mevlüt sofralarında da.
O, sorulduğunda hiç acıkmazdı.
Ömründe ilk kez sormadılar!
"Bu senin." dediler, hiç de bir karşılık beklemediler!
İnan/a/madı!
Yutkundu kaldı.
Acıksa mı,
Yoksa yine mi tok olsa bilemedi.
Öylece sustu kaldı, sonunda bila-bedel seviliyordu.
Cemre.Y.

Neye İstinaden


…Neye İstinaden...
Ben şiirlerimi bile,
Parça pinçik bölebiliyorken
Ve her parçası bana,
Ayrı bir değer edebiliyorken,
Sen?
Neye istinaden...
Yok olamayacağını sandın ki?
Cemre.Y.

Abdal Olmak İyidir


…Abdal Olmak İyidir…
Bazıları "Deli" kabul edebilir beni.
Öyle zamanlarda şu cümleyi söylerim
Ama "Aptal" olmaktan
"Abdal" olmak iyidir.
Cemre.Y.

Sen Sakın Sevme Beni

...Sen Sakın Sevme Beni...
Yüzünü dönsen, gözlerinin kuytularından,
Ardını dönsen,
Omur iliğinin boğumlarından öperim seni adam!
Hiçbir şeyin olmasam bile
Rüzgarın olur, yağmurun olur,
Güneşin olur,
Nefesin olur,
Dudaklarından öperim adam seni.
Sen sakın sevme beni.
Cemre.Y.

Özgür Ruh

...Özgür Ruh...
Masallar anlatıyordum ona;
Papatya dediğin dere kenarında da,
Okyanus dibinde de biterdi.
Yetim prenseslerin bile
Bir gün bir yerde
Bir çiçeği elbet biterdi.
Affetmeli'ydi onun da yetimliğini.
Affedebilmeliydi.
Ansız, arsız, sabırsızlığını,
Gözünün açlığını.
Beni de affetmeli'ydi
Onu bu hayata,
Yalnız bir kraliçe doğurduğum için.
Ama en çok da
Ona usanmadan anlattığım masallarım yüzünden.
Ancak büyüdüğünde,
O, ben dahil herkesi affettiğinde,
Sonunda çiçek açmıştı işte.
Yetim prensesin
Özgür ruhu hayata bir kalp sesiyle selam vermişti.
Ne de güzel etmişti
Ömrümüzün yetemediğimiz zamanlarına
Kızıma kardeş olup,
Yoldaşlık edeceğine de söz vermişti.
Hoş gelmişti.
Cefalarına uzaklardan elim yetişirdi nasılsa.
Zira benin kızım gibi babasız kalmayacaktı.
Bebecik şanslıydı bu sefer, ailesi yarım kalmayacaktı.
Cemre.Y.

9 Ağustos 2017 Çarşamba

Özlüyor İnsan

...Özlüyor İnsan...
Sonra yine özlüyor insan,
Teninin her zerresini güvendiğini.
Bil istedim...
Cemre.Y.

Acı Biber

...Acı Biber...
Ağzında, yüreğindeki ve midendeki acıya inat,
Gözlerindeki yaş burnundan akana kadar yediğin,
Dilini damağını kavurmuş en acı biberin tadı varken henüz...
Üstüne yiyeceğin hiçbir tatlı, tatlı gelmez asla sana...
İşte o yüzden acı yemişsem
Uzak dururum tatlıdan ki zaten çok sevmem.
Taa ki dilimdeki damağımdaki acı,
Bana artık tatlımsı duygular yaşatana kadar.
Çaresiz değilim ben rüzgar var yanımda,
Söz verdi, beni, getirecek bana!
Cemre.Y.

Yoksa Ecele Daha Gelmedik Mi?


…Yoksa Ecele Daha Gelmedik Mi?...
Bana göre;
Yemek yemek için yaşayamadığım bu dünyada
Yaşamak için,
Yemek yemek sıradandı hep!
Midemin açlık spazmlarını yenmeyi
Hep, her şeye tercih saydım!
Ama bazen…
Bütün yemekleri es geçen
Leb-i derya dudaklar vardı…
Yemeden, içmeden,
Aşk ile ömürler uzardı!
Uzatmadım.
Kısaldım yine ömrümden!
Öyle ya!
Aşk'ın olmadığı hiçbir yerde,
Hiçbir zaman olmadım ben!
Ve yine yanılıp yanılmadığım
Umurum bile değilken…
Sen'i de sevebildim ya!
"Bu son olsun!"diye diye…
Ben o, sona bakarım.
"Son!"um musun?
Yoksa…
Ecel'e daha gelmedik mi?
Cemre.Y.

Küstüm Sana

...Küstüm Sana...
Hayata dair, her yenilgimden sonra,
On yüz milyon baloncukluk
Sahtekarlık yutacağıma dair!
Yeminler ediyordum,
Artık bütün yalanları eksiksiz öğreneceğime.
Sonra bir derin nefeslik,
Derin bir "Ahhh" dan sonra...
Öylece de unutuyordum, maskelerinin rengini.
Belki de,
Her seferinde,
En ilk yalanım geliyordu aklıma.
Yedi yaşındaydım daha,
Gecekondulu eşsiz bahçemizde,
"Bitli Ayşe'm, sana söz her şey güzel olacak!" deyişim!
Hani onun yüzünden,
Hani ona saçlarımı sarmadan duramadım diye,
Bitlenmişti belimi geçen o ilk saçlarım.
Ben gazlara belenirken bitsiz olayım diye!
Onun anasınca anası, öylece deyivermişti.
"Çocuk olan varsın da bitlensindi..."
İşte o Ayşe geldi aklıma, daha ilk dayağını yiyecekti o yaz.
Ellerinde, minnacık avuçlarına sığmayan,
Rengarenk misketlerle, iki dut ağacı arası,
Anamın kurduğu o pembe salıncağımıza geldiğinde.
Bütün annelere sonunda
"Ben çaldım." dediğim bütün misketleriyle!
Yeter ki Ayşenin saçı hep uzun olsundu.
Benim aklımsa kısa!
Eminim o gece yatarken gülümsüyordu,
Hiç kimseye sormadım,
Gerçekten bana anlattığı kadar dövmüş müydü anası.
Benimse sızlıyor tabanlarım hala!
Ve Ayşe...
O gün sen gelmedin hiçbir çığlığıma.
Tıpkı bir sene öncesi altı yaşımın çığlıklarına gelmediğin gibi.
Küstüm sana,
Hiç kurtarmadın beni,
Seni bütün o kötü canavarlardan kurtardığım gibi.
Cemre.Y.

Hiç Olmasa Da Olurdu

...Hiç Olmasa Da Olurdu...
İşaret zamirlerinden,
Üçüncü tekil şahıs!
"O!" Hiç olmasa da olurdu lugatımızda.
"Sen." olur.
"Ben." olur.
"Biz." olurdu ama!
(.) "Nokta!"
Olmasa da olurdu be...
Nasılsa öyle diyen çok olur.
Benden başka hiç kimse,
Bilmiyordu nasılsa,
Bir tek noktanın kainat olduğunu.
Ne fark eder o noktanın içi,
Boş mu, yoksa dolu mu?
Bana hepsi "O…..!" çıktı ya la!
Cemre.Y.

Film Bitti, Bittik Biz De


…Film Bitti, Bittik Biz De…
Ve aşk;
Ruhunu ısıtan bir tek cümle "Seni seviyorum"lu,
Yüreğini yakan bir tek öpücükle başlar,
Koskoca bir sevdayı iyice tüketip bitirince de,
Ruhunu karanlık zindanlara atan bir tek cümle,
"Düş yakamdan"la,
Yüreğini acıtan, ezen, seni senden,
Seni ondan alan,
Sokak ortası suratına atılan bir tek tokatla biter.
Film bitti…
Bittik biz de…
Herkesin gözü aydın olsun.
Cemre.Y.

Ecelim Misin, Nesin?


...Ecelim Misin, Nesin?...
Tam da ben, bütün sıfatlarından,
Bütün zamirlerinden,
Bütün nesnelerinden,
Bütün tümleçlerinden,
Yükleminden de caymışken.
İlle de, gizliden bile olsa,
Öznenden...
Vazgeçmişken olacak iş mi bu
Minel aşk…
Bil cümle;
*“Ah minel aşk-ı ve halatihi, ahraka kalbi,
Bir hararatihi" mden.
Üstüne, ebed-ime hep, na-vuslatlı sebebimden,
Senden öylece caymışken,
Olacak iş mi şimdi bu!
Gecenin kirpiklerine
Harf harf yıldız ekmişsin.
Gündüzün saçlarına
Papatyalar dikmişsin.
Üstelik!
Yüzüme papatyalardan,
Gülümsemeler takarken,
Ab-ı hayatımdan
Bir damla bile dilemişsin.
Gül gamzeme, kaçamak bir buse kondurup
Öyle gitmişsin.
Ey aşk, sen ecelim misin, nesin?
**Şeyh Galib; Âh(lar olsun! )!
Hararetiyle kalbimi yakıp kavuran aşkın
Elinden ve onun (türlü) hâllerinden (çektiklerim)…”**
Cemre.Y.

Bazen De Susulur Şiirlere

…Bazen De Susulur Şiirlere…
Yorumumun boğazıma takıldığı
Şiirler vardır ki genelde,
Es geçerim üç nokta ile...
Bu daha da derin geldi şu an ki ruh halime...
"Dost, dost dediğim niceleri vardır ki
Şimdilerde takma kirpiklerinden bakar oldular bana...
Dost...
Sen benim gözyaşı tanem de miydin?" deriiimmm!
Öylece estirdin ya ruhuma!
Bu akşamlık başka şiir düşlemem!
Mahal yok!
Bazen de susulur şiirlere.
Cemre.Y.

Eh Be Ana!

…Eh Be Ana!...
Yoksa!
Kolaydı bütün vazgeçişler!
Eğer ki hamurumuzdan
Gram gram
Eksilen altın değeri
Un etmeseydi!
Un'umuz katkılıysa da
Suyumuz hakiydi...
.....................
Eh be ana!
Eh be ana!
Beni böyle halk etmekle
İyi bir bok yedin!
Hayalden başka ne kaldı diyeceğim, o da bitti.
Cemre.Y.

Güneşli Günler

…Güneşli Günler...
Güneşli günlerde
Sebepsiz mutlu olurum
Kalbimin bütün yaprakları
Sevdaya açar sebepsiz!
Cemre.Y.

Tecavüz Sapağı



…Tecavüz Sapağı…
Oysa daha altı yaşımda!
Tecavüz sapağından geçtim,
Kazanmıştım!
Temizdim, annem beni daha çok koruyacak sanırken.
Çok kızdı tercih edilişine!
Daha da beni hiç sevemedi.
Cemre.Y.

8 Ağustos 2017 Salı

Sen De Gittin

…Sen De Gittin…
Sanki herhangi bir romana,
Mutlu bir son yazabildin de,
Hala onurlu, gururlu,
Salına salına geziniyorsun ortalıkta!
Ki senle de gerçekleşemeden,
Hayallerimin hiçbirisine,
Hayallerimin hepsini piç ettim de sana,
Öylece "Git!"dedim, sen de gittin!
Cemre.Y.

An Gelince Günahıma!

...An Gelince Günahıma!...
Gözlerinin,
Tam da sevilmeli çocuksuluğundan
Gözlerimin,
Haylaz, yaramaz kızına çarptın sevgilim.
Arsız özgürlüğümü sundum sana sınırsızca.
Dudaklarım sen sızlıyor,
Tenim, ellerim, kollarım,
Parmak uçlarım hala sen kokuyor,
Nefesim derinleşiyor, an gelince günahıma!
Sonrası hiç dert değil.
Sonrasında da bu sefer gülüşünden başlarım olur biter!
Cemre.Y.

Kervansaraylar Geçerdi Ömrümden

...Kervansaraylar Geçerdi Ömrümden...
Kervansaraylar geçerdi ömrümden.
Ben çöllerinin hepsini,
Her birine…
Eşsiz birer vaha,
Eşsiz birer umman yapmışken.
Bildikleri mazimdeki hiç değişmeyen,
Değişmesi de asla mümkün olmayan,
Hüzünlü gölgemde,
Bazen durup dinlenirlerdi.
Uzanıp avuç avuç su içerlerdi.
Gülerken ağlayabilen yaş tanelerimden,
O kadar çoktu ki yokları,
İstila ederlerdi ciğerimin can köşelerini.
İstisnasız hepsinin,
Anıları canlanırdı gözlerinde.
Tam da çöl fırtınasında ölmek üzereyken hem de!
Tutardım ellerinden, hepsinin de yine yaşamaya azmederlerdi.
Kanarlardı sonra bana da,
Öyle de doyarlardı ki gözleri gönülleri,
Benim de onlara,
Ben kadar ihtiyacım olabileceğini hiç görmezlerdi.
Bana doymuş yürekleriyle,
Öylece yüreğimi talan ederler,
Öylece de giderlerdi.
Sanırlardı ki az ileride de,
Benden daha da ileri bir ben daha var.
Kervansaraylar geçerdi önümden,
Akraba, arkadaş, dost, eş, sevgili ne varsa işte!
Ben onların dönüşünü beklerken,
Yine aldatılmıştım işte.
Şimdi kucağıma bile sığmayan, yüreği yine çok hüsranlı,
Yanlış güven adlı, çokuzlu ihanet bebelerle kalakalmıştım işte!
İnanın döndüğünüzde gölgem bile çok size!
Cemre.Y.

Üzülebilen Teksin


…Üzülebilen Teksin…
Biliyorum...
Gideceksin.
Ama tuhaf olan şu ki!
Benden gideceğini bile bile!
Daha benden gitmeden
Üzülebilen
Teksin.
Cemre.Y.

Konuşamam

…Konuşamam…
Sen benim vicdanımın
İlk ve tek gözyaşısın!
Sen bana neler etsen de ben,
Konuşamam…
Konuşsam
Yalanlarla dolu dünyan yıkılır.
Sonra yıktıklarıma kıyamam.
Varsın sen çarmıhlara ger beni!
Çarşaf et ele güne!
Cemre.Y.

Huzurlu Videolar

...Huzurlu Videolar...
Kim benim hangi paylaşımımı ne kadar beğenmiş,
Beğenmemişse neden beğenmemiş!
Bilmem kimin kaynı evleniyormuş
(Allah mutluluk versin),
Bilmem kim dedesinin mefta haliyle selfie çektirmiş
(Allah rahmet eylesin),
Bilmem kimler,
Nerelerde neler yiyip içmiş de çarşaf çarşaf resmetmiş,
Ya da kim benim gibi,
Kredi kartı gırtlağına dayanmış bakmadığım doğrudur!
Yorganım boyuma yetmediğinde, yani çok fazla bunaldığımda
Böyle her şeyden uzaklaşıp, huzurlu videolar izliyorum ben.
Terapi gibi, hala insanın, hala vicdanın,
Hala sevginin var olduğunu hatırlatıyor çünkü.
Cemre.Y.

Neyimsin Sen

...Neyimsin Sen...
Ömrümün sonbaharının,
Son mevsimi,
İlk mavisisin sen.
Bilemedim ki
Neyimsin sen.
Susalım şimdi.
Uzun bir süre de konuşmayalım.
Yırtılsın kulaklarımız bu sessizlikten.
Duralım bir, bakalım hele ömrümün…
Ney'i sin sen?
Susalım da uzun uzun...
Dinleyelim istersen.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...