31 Aralık 2018 Pazartesi

Mutlu Yıllar Adamım

...Mutlu Yıllar Adamım..
Sana yalnızlıklar yüklü,
Mısra mısra ömürler sakladım adamım.
Sana kimsesizlikler yüklü,
Hece hece hayatlar sakladım.
Sana ömrümün son yirmi yılı boyunca,
Küçük küçük çam dalları sakladım.
Sen gelince yeni yıllara,
İçi dışı biz olan yeni hayat ağaçları dikeceğim.
Sen gelince şiirleri de geçeceğim,
Her yıl sana "Mutlu yıllar adamım!"diyeceğim.
Cemre.Y.

30 Aralık 2018 Pazar

Kristal Hayaller

...Kristal Hayaller...
Kar'dan daha kristal hayallerim vardı sana dair!
Ben ne zaman seni hülyalarıma dahil etsem,
Ne zaman...
"Ömrüme şans sonunda gülerse,
Önce senin hayallerini gerçekleştiririm." diye heyecan yapsam!
Senin dileğin olur ise...
Bir daha seni göremeyecek olmam da dahildi senin rüyalarına!
Olsun...du...
Senin bütün güzel rüyaların gerçek olsundu.
Varsın kalsın benim ömrümde eriyip giden,
Ömrümü tüketen o kristal hayaller'im.
Varsın kırılsın sana dair olan bütün o kalplerim.
Yeter ki,
Yosun gözlüme her mevsim,
Artık lale devri olsun...du.
Birilerinin bari...
Kar'dan kristal hayalleri gerçek olsun!
Cemre.Y.

Günaydın Pazar Güneşim

...Günaydın Pazar Güneşim...
Bundan gayrı yalnızlığa uyanmayacak o güzel gözlerin,
Sana öpücüklü günaydınlar vereceğim.
"Günaydın pazar güneşim." diyeceğim.
Bize ne İstanbul'un sabahı puslu, gri ve soğuksa!
Biz de iki film açarız,
Sarıla sarıla sabahın keyfine bakarız.
Cemre.Y.

29 Aralık 2018 Cumartesi

Sevmeli

...Sevmeli...
Geçen yıla küs ayrılmayayım diye midir nedir,
Uzun zaman aradan sonra
Hem de yağmurlu bir gün olmasına rağmen bunca mutlu hissediyorken,
Günlerden en sevdiğim pazartesiyken güzel şarkılar dinlemeli,
Yine yeniden iş ilanlarına bakmalı,
Sıkılınca bir kahve molası verip bir kitap okumalı,
Kırk yaşında da olsam hayal kurmalı,
Sevmeli ille de sevmeli
Çayı sevmeli, kahveyi sevmeli ama sadece onları değil
Demliği sevmeli, bardağı sevmeli, cezveyi sevmeli, fincanı sevmeli...
Kendimi saçımdan ayak tırnağıma kadar yeniden sevmeli,
Kendime ve yapabileceklerime yeniden güvenmeli...
Yalnız olsam bile gülümsemeli...
Hayat kararmak üzereyken dibe değil bulutlara bakmalı,
İnadına olumlu olumlu olumlamalı her şeyi!
Yoksa hayat dediğin ne ki!
Birtanem gül dalında nar tanesisin,
Gülü sevmeyen nar'ı neylesin.
Cemre.Y.

Sarılsana Misal

...Sarılsana Misal...
Uçurumun en ucunda bir kar beyazı kardelen olsa,
Yar'dan düşmeyi düşünmeden, dalından koparmayı değil de,
Bir dokunmak, sadece hissetmek isteyecek kadar ki,
"Koklamak, ne haddimize" li gözü kara, deli olduk bazılarına da...
Gidip, anlamsızlıklara, soldular.
Hani misal, soğuk bir metrobüs akşamında, tutmuşsun kaşkolumun ucundan
Gereksiz ani frenlerle düşmeyeyim diye çekivermişsin kendine…
Sarılsana misal, bırakmasaydın ya, alsaydın ya!
Cemre.Y.

28 Aralık 2018 Cuma

Eyvallah'a Da Peki

...Eyvallah'a Da Peki...
Vaad edenler vaadlerine uysalardı
Böyle bu kadar yamuk durmayacaktı bu dünya!
O nedenledir ki yapamayacağım hiçbir şey için
"Hallederiz!" diye yalan söylemem, söyleyemem.
Bir de...
"Neyse!"ler derindir bizim cephemizde.
Öyle her cümlenin altına yazılmaz,
Hele bir de sizin "Eyvallah"ınız vardır ya hani,
Bizim cepheden bazılarına…
"Umurumda değilsin." hükmünde,
Bazılarına "Konu kapanmıştır." hükmünde!
Bazılarımıza da "Konu, konuşmaya bile değmez!" hükmünde!
Sakın bana...
"Neyse!"ler bazen bi boyun eğiştir, bazen de kabulleniş." deme bak!
Çünkü ben o kısma biraz takığım!
Çünkü bizim kadın cephemizde kocaman bi "Peki!" var.
Tam da...
"Eyvalllah!" la başlayıp,
"Neyse!"nin ne'yselerinde boğulup,
Sonu, son'a kadar giden sessiz bi "Peki!"
Ki bu "Peki!" ler cümleler içinde,
Sizin "Eyvallahlarınız ve neyse." lerinize
Çoktan aynı anlamları geçip aşmış bir "Peki" dir.
Boğazlarda birer yumru kalsa da her "Peki" unutulur sonunda!
Yani bizde "Eyvallah!" a da sonunda "Peki!"
Cemre.Y.

27 Aralık 2018 Perşembe

Polyanna Duysa

...Polyanna Duysa...
Yaş, kırk dördünü geçip kırk beşe doğru zamansızca ilerlerken,
Ne denir ki feda ediyorum derken heba olmuş onca yılın ardından.
Ne yapsan, neyi yapamasan yetişemesezsin ömürlere.
Ömrün boyunca eksi bir ile devam ettiğin şu hayatta.
En azından hayata umutlu "Günaydın"larım vardı benim.
En azından hayali "İyi Akşamlar"ım.
Geleceğim geçmişim gibi geçecekse de,
Hiç gelmemesine oldukça meyilliyim.
Şimdi bu sessiz çığlıklarımı Polyanna nine duysa!
"Hiç değilse bu dünyadaki zamanın az kaldı be kızım,
Emin ol ki bu dünyaya bir daha gelmeyeceksin.
Bir daha aynı kederleri yaşamayacaksın."diyerek mutlu ederdi beni ya!
Onun da yaşamışlığı kesin değil.
Yani bize boş beleş soyut hayaller değil azizim,
Bize elle tutulur somut gerçekler, güzel gelecekler gerek.
Cemre.Y.

26 Aralık 2018 Çarşamba

Tanrı

…Tanrı…
Ve sessiz çığlıklarımız duyulacak bir gün bizi yaratan tanrı'ca,
Biz…
Hep…
Duyulmuyor sanıyoruz ya onca yitik dualarımıza!
Kim bilir ki?
O da ne çok zaman yitiği evrenler aşmıştır bize ulaşabilene kadar.
Biz insan milletinin,
"O zaman ki aklım olsaydı!"diye hayıflanıp hayıflanıp,
Geçmişlerimizin "O an!"ına geri dönmek istediğimiz gibi.
Ve sessiz çığlıklarımız duyulacak bir gün bizi yaratan tanrı'ca,
Biz…
Hep…
Duyulmuyor sanıyoruz ya onca yitik dualarımıza!
Ve kim bilir ki?
O da ne çok zaman yitiği evrenler aşmıştır bize ulaşabilene kadar.
Biz insan milletinin,
"Neyse ki öyle sürmemiş" diye şükredip şükredip,
Geleceklerimizi "Şu an!"ı na geri dönmek istediğimiz gibi.
Ve sessiz çığlıklarımız duyulacak bir gün bizi yaratan tanrı'ca,
Biz…
Hep…
Duyulmuyor sanıyoruz ya, onca yitik dualarımızı!
Ben artık susuyorum,
Ve lütfen oralarda bir yerlerde bütün tanrılar barışmış,
Bütün tanrılar…
Yarattıkları kullarına kavuşmuş olsun!
Ve lütfen bütün tanrılar, yaratıp da mahşere bıraktıklarının,
Aynı klan cumhuriyetinden olduğunu unutsun.
Zira artık…
Yüzyıllar boyunca kardeş bi alt soyundan türemiyor ama!
İnsan, insan'ı tüketiyor hala!
Hala, bütün tanrıların,
Bizi bile tam olduramadığı konumdayız!
Cemre.Y.

Kar Sessizliği

...Kar Sessizliği...
Beynimde o kadar evrensel uğultular mevcut ki,
Kar sessizliğini özledim.
Ki madem bizi yaratanca duyulmuyor iyi niyetlerim
Başka gürültü gerekmez hükmündeyim.
Kar sessizliğini özledim.
Mümkünse ben yine yapayalnızlığıma döneyim.
Cemre.Y.

25 Aralık 2018 Salı

Soğuk

…Soğuk…
Bazı gecelerde de radyoyu açarsın,
Sana ve yalnızlığına ninni olsun diye.
Kendini uykuya ikna etmişken yumulursun yatağa!
Sonra birden bir şarkının sözleri çıkar gelir kulaklarına.
Darmaduman eder uykunun sıcaklığını.
Yüreğin kavrulurken acıdan,
Soğuktur...
Artık soğuktur her yer!
Cemre.Y.

23 Aralık 2018 Pazar

Ama Bir Gitme Be!

...Ama Bir Gitme Be!...
Yüreğinin mengenelerinde sıkışıp kalmış bir ruha,
Nasıl dersin ki...
"Yeşil aynı yeşil, bir ormanda isen.
Su aynı su, bir deniz kenarındaysan,
Rüzgar aynı rüzgar aylardan ilk ya da sonbaharsa,
Mavi aynı mavi gökyüzünde,
Nasıl dersin ki çiçek, böcek, yollar aynı gitme!" diye.
Yüreğinin mengenelerinde sıkışıp kalmış bir ruha,
Nasıl dersin ki...
"Bazılarının kalıbına bakınca gayet de adam sanıyorsun ama,
Kalbinin odalarının kapılarını açtıkça görüyorsun ki,
Adam ne ki, insan dahi değilmiş meğer,
Canının şah damarlarında dolaştıkça anlıyorsun ki,
Ruh bile yok!"
Yüreğinin mengenelerinde sıkışıp kalmış bir ruha,
Nasıl dersin ki...
"Nereye gitsen, kendinden kaçamazsın,
Madem iyi gelecekse git.
Ama gitme be!"
Çünkü bilirsin ki,
Bulutlar aynı değildir hiçbir yerde.
"Ama bir gitme be!"
Cemre.Y.

22 Aralık 2018 Cumartesi

Günaydın Sevgilim

...Günaydın Sevgilim...
Yıldızlar güneş tozu toplamışlar saçlarından,
Belli ki yorulmuşsun gece gördüğün kabuslarından.
Uykulu gözlerinden öpeyim de yeni güne uyan.
Söz bundan sonra hep seninle uykuya dalıp,
Seninle uyanacağım mevsimler boyunca.
Güneşi sıcak, mavisi bol rüyalar göreceğiz birlikte.
Günaydın sevgilim hadi uyan!
Cemre.Y.

21 Aralık 2018 Cuma

Gidelim

...Gidelim...
Zemheri ayazının hiç olmadığı yerlere gidelim sevgilim,
Soğuk algınlığının, hasta ve halsiz olmanın
Ne anlama geldiğini bilmeyen insanların olduğu şehirlere gidelim.
Nemsiz, rutubetsiz günlere nefes alalım seninle.
Eklem ağrılarının, romatizmal hastalıkların olmadığı yerlere gidelim sevgilim.
Akdeniz akşamlarında yıldızlı geceleri yorgan eyleyelim kendilerimize.
Yalnızken daha çok üşümek icat edilmemiş olsun oralarda.
"Sana söz!" demek isterdim misal denizin sahili okşadığı o esnada!
"Sana söz...
Seni ölene kadar seveceğim."
Cemre.Y.

20 Aralık 2018 Perşembe

İlle De Senin Canın Kırılmasın

...İlle De Senin Canın Kırılmasın...
Can kırıkları dolu heybemde, hayallerimin de kırıkları da doluydu elbette.
Her ne durumda olursam olayım, her nasıl olursam olayım.
Ömrümde sebepsiz gülümsediğim tek ruh'umun eşdeğer'isin sen.
Ey benim alnıma yazgılı mevsimsiz tek lale'm, lülücan'ım!
Ben seni zamansız sevdim, seviyorum, severim, öyle ya yaz gelince gülleri,
Sonbaharda sardunyaları, kış gelince kardelenleri anımsamak çok kolay!
O zengin müsveddesi, gösteriş budalası,
Akmayan, kokmayan, su ya da güneş istemeyen,
Şımarık orkideleri de hiçbir zaman sevemedim ben zaten.
Hadi benim mevsimlerim neyse de, ille de senin canın kırılmasın!
Cemre.Y.

19 Aralık 2018 Çarşamba

Fırtına Sonrası Karanlık

…Fırtına Sonrası Karanlık…
Misal, gecenin bir vakti,
Sevdiceğimi yatağından uyandırıp,
Fırtına sonrası,
Karanlıktan çok korktuğumu söyleyebilmeliydim,
Vakit artık,
Ecelimi geçmeden söyleyebilmeliydim hem de.
Zira "Korkma sevdiğim,
Bundan sonra ben varım yanında!" diyenler,
İlk fırsatta başka koyunlara yelken açmasaydılar,
Kim bilir belki de söyleyebilirdim.
Belki de güven duvarımı aşıp,
İtiraf edebilirdim korkularımı ona!
Misal, kabuslu gecelerde,
Kedi gibi sokulmak isterdim sevdiceğimin güvenli koynuna,
Sımsıkı sarıp sarmalardı belki beni,
Kim bilir belki de korkusuzca uyuyabilirdim.
Vakit ecelime doğru yaklaştıkça,
Geçip giden yıllarım boyunca
Ya fırtına anında sevdiceğim yoktu,
Ya da sevdiceğim varken fırtına sonrası karanlık,
Fakat en mühimi,
Korkularımı dahi güvendiğim hiç olmadı ki benim.
Çocukluğumdan beri,
Korkamadım yani şöyle doya doya kadınlığımca…
Cemre.Y.

18 Aralık 2018 Salı

Sana Kavuşablirsem

…Sana Kavuşabilirsem…
Sana, ben yaratılırken,
Benim fikrim sorulmayan dünyadan sesleniyorum sevgilim,
Buralarda nicedir aylar gelip geçse de,
Her mevsim zemheri ayazı,
Misal şimdi,
Donuyor bedenimle beraber içine hapsolmuş ruhum,
Ben çıkamıyorum içimden,
Gidemiyorum sıcak iklimlerin sahillerine!
Zamanlar geçip gidiyor, birileri doğarken,
Birileri ölüyor ama hep gri vakitler.
İnsan diyorlar aynada silüetimi gördüğüm kadına.
Hiç kimseye zarar vermeden,
Üzmeden, en iyisi olmaya çabalıyorum ama!
Bizi var ederken okunan,
İşleyiş haritamıza uymuyor buradaki kader dedikleri şey.
Sana kavuşabilirsem,
Göstereceğim her şeyi çektim zaman düzlemimize ama!
Kim bilir ben kırıyorumdur,
Birilerinin kalbini istemeden, bilemiyorum ki!
Bir de bunun erkek versiyonu var,
Buralarda ve çoğu kalıbına uymuyor!
Önlerine yürek diye ne çıkarsa,
Pestillerini çıkartıp üstlerinden geçip gidiyorlar.
Sana, ben yaratılırken,
Benim fikrim sorulmayan dünyadan sesleniyorum sevgilim,
Buralarda nicedir zaman gelip geçse de, her şey daha beter.
Sana kavuşabilirsem bir gün,
Zaman ötesi ışığımızı geçip,
Hayat dedikleri şeye dair ne varsa,
Bu dünyada hepsi beynimde kayıtlı ama…
Sanırım ben sana kavuşuncaya kadar,
Dünya diye bir şey kalmayacak!
Korkuyorum be sevdiceğim,
Geçmiş zamanlardaki yolculuklarımın sonu gibi.
Yaşadığım onca hayat, onca yaşanmışlık,
Ya yine masal, ya da yine şiir sanılacak!
Zira burada da bir zamanlar ilkbahar varmış,
Sonra yaz gelir, sonra da sonbahar esermiş,
Ama nicedir zamanlar geçip gidiyor,
Birileri doğarken, birileri ölüyor ama hep gri vakitler.
Korkuyorum be sevdiceğim,
Geçmiş zamanlardaki yolculuklarımın sonu gibi.
Yaşadığım onca hayat, onca yaşanmışlık,
Ya yine masal, ya da yine şiir sanılacak!
Sana kavuşabilirsem bir gün,
Zaman ötesi ışığımızı geçip,
"Eskiden buralarda,
Çok şefkatli öpücükler varmış sevdiceğim!" demek isterdim.
Cemre.Y.

17 Aralık 2018 Pazartesi

Şiir De Mi Yasak


...Şiir De Mi Yasak...
"Sen bir sus!" diyorlar iki de bir,
Zaten uzunca zamandır sus pusum!
Zaten uzunca bir vakittir,
Geçmiş, bitmiş...
Melankolik hallerimle vedalaşmaktayım
Yani şimdi şiir de mi yasak be aga!
Şöyle kendimizle iki satır şiirleşmeyelim mi?
İki satır içimizi döküp,
Yüreğimizin baş köşesiyle hasbıhal etmeyelim mi?
Aynalara da mı küselim yani!
Cemre.Y.

16 Aralık 2018 Pazar

Mum Işığı

...Mum Işığı...
Aslında...
Herkes gibi herkes kadar olmaktı niyetim.
Fakat akşam olup gün geceye karışırken,
Beş duvar arası mum ışığı yalnızlıklarım geliverir aklıma.
Yıldızlar da üzülürler içimin can kırıklıklarına
Bulutlar yağmur ağlar hayallerimin dağınıklıklarına.
Cemre.Y.

Pazar Sabahı

...Pazar Sabahı...
Seninle, bir pazar sabahı,
Salacak'ın merdivenlerine oturup,
Kız Kulesine karşı çay içmek vardı sevgili.
Yoldan geçen simitçiden iki simit alıp,
Boğaza karşı,
Pazar kahvaltısının hasını yaşamak vardı sevgili.
Cemre.Y.

14 Aralık 2018 Cuma

Oysa

...Oysa...
Oysa ne de güzel mutlu resimler yapılırdı boş bir kağıda,
Yüreğine sığdıramadığın çocuksu sevinçlerle,
Bütün ömrün boyunca kurduğun hayalleri rengarenk harmanlayıp,
Ne de mutlu resimler yapılırdı boş bir kağıda.
Fakat bizim renklerimiz eksikti evlat!
Maviyi bulsak güneşimiz soldu,
Yeşili bulsak fırtına tufanı koptu.
Biz de tuttuk siyah harflerle şiirler yazıp,
Kırmızılı sevdalarımıza mühürledik.
Ömrümüzün hepsi buydu.
Oysa ne de güzel mutlu resimler yapılırdı boş bir sayfaya.
Cemre.Y.

13 Aralık 2018 Perşembe

Geçmiş Bitmiş Melankolik Haller

...Geçmiş Bitmiş Melankolik Haller...
Hiç kimse sen yokluğuna,
Hiç kimse hiçbir şeye,
Sensizken ağlamasın.
Zira en çok, en güzel,
Sen öperdin bir insanın gözyaşlarını,
Yanaklarından şah damarına kadar!
Şimdi sen yoksun ya onların hayat akışında,
Umurun dışıdır kimin gülüp, kimin ağladığı.
Bir daha da hiç kimseyi,
Şah damarından öpmezsin olur biter.
Ne de olsa bazı şiirlerin sonuna hep!
"Geçmiş bitmiş melankolik haller işte."denir nasıl olsa.
Cemre.Y.

12 Aralık 2018 Çarşamba

Yıldız Tozu

...Yıldız Tozu...
Ne vakit,
Çaresizliklerin,
Sarmalında savrulsam zemheri ayazlı bir akşam,
Ertesi günün akşamı...
Sabahında,
Güne gülümsemediğim için küskün ve de kırgın bulurum,
Banyomda yüzümü yıkadığım aynamı!
Öyle ya onun ne suçu vardı ömrüme olup olmayanlardan.
Ertesi günün akşamındayız sevgili aynam!
İçime yıldız tozu serpilmiş gibi kandırdım kendimi,
Gülümsüyorum ruhuma.
Cemre.Y.

11 Aralık 2018 Salı

Karanlık

...Karanlık...
Gece çöküp yıldızlar mehtabı güzel ülkelere göçtüyse,
Tek'sen, kendin dahil hiç kimse siz sen,
Ve İstanbul'un...
Sahtekarlık kokan ışıklı çarşaflarına meyilli değilsen,
Pencerelerinden ışıklar saçan o apartmanın,
Tek ışıldamayan camı sen olursun.
İnsanlar gelip geçer sokağının önünden,
Her biri onlara güvenip anlattığın yaralarından vurur seni.
Üstelik herhangi bir konudan bahsederken,
Farkında olmaksızın yaparlar bu yaralı ruha tuz basma işlerini.
Kızamazsın, küsemez sin, kırılamaz sın ki onlara da!
Nihayetinde o yaralarını açan da onlar değildi.
Onlar...
Sen paylaştığın için biliyorlar yüreğindeki can kırıklarını!
İçine sığdırmaya çalıştıkça ciğerin yarılacaktı ya hani.
Anlattın bitti sanıyorsun öyle mi?
Gece çöküp yıldızlar mehtabı güzel cennetlere göçtüyse,
Tek'sen, kendin dahil hiç kimse siz sen,
Ve İstanbul'un...
Yalanlarla yoğrulan renkli hayatlarına meyilli değilsen,
Pencerelerinden neşeli insanlar geçip duran o apartmanın,
Tek sessiz ruhu sen olursun.
İnsanlar gelip geçer gözlerinin önünden,
Her biri onlara güvenmeyip dahil etmediğin ömründen vurur seni.
Üstelik hiç olmayacak zamanlarda çıkıverirler karşına,
Misal ayakların su toplamıştır yürümekten,
Yine son model arabasıyla çıkıverir karşına,
"Ne sen inadından caydın, ne de ben senden de be kadın değdi mi bari!" der.
Eminim hala evindeki çeyiz sandığında duruyordur evlilik birliği!
Gece çöküp yıldızlar mehtabı güzel başka bir evrene göçtüyse,
Tek'sen, kendin dahil hiç kimse siz sen,
Ve İstanbul'un...
Orospularla, pezevenklerle dolan akşamdan kalmaları kabul'süzsen,
Pencerelerinden yeni hayatların rengi akan o apartmanın,
Tek yapayalnızı sen olursun.
Ama bilirsin ki şiir yağıyor bir yerlerde, bahar gelecek…
Cemre.Y.

9 Aralık 2018 Pazar

Pazar

…Pazar…
Ruhumun kasvetli pencerelerini kırıp attım bu Pazar.
Geri getiremeyeceğim, düzeltemeyeceğim geçmişimi affedip denize saldım.
Uzun uzun aynaya bakıp, iyice belirmeye başlayan kırışıklıklarımı okşadım.
Gözlerimin içi de gülene kadar kendime gülümsedim.
Kalbimden öptüm kendimi, yüreğime şefkatli sevgiler yolladım.
"Aferin be kızım, hep dimdik ayakta kaldın."dedim kendime.
Bir sade kahve daha yaptım, bu sefer de güzelim Pazar günüme yudumladım.
Cemre.Y.

8 Aralık 2018 Cumartesi

Emanet

...Emanet...
Gün, geceye emanet etmişse sizi,
Mutlak yalnızlığınızı asla aldatamayacağınızdan emin olarak,
Yıldızlara dahi yan gözle bakamazsınız, budur sadakat.
Cemre.Y.

Gülümse

...Gülümse...
Mevsimsiz ömürler geçiyor ömrümüzden,
Her biri geçmişlerimizin keşke'leriyle geçip giden.
Oysa objektiflere anlık gülümsemeler bırakmak yerine,
Gözümüzü açtığımız her yeni güne gülümseyebilsek olacak gibi.
Cemre.Y.

7 Aralık 2018 Cuma

Bu Gece Şiir Filan Yok

…Bu Gece Şiir Filan Yok…
Bu gece şiir filan yok azizim,
Zira ellerim, ayaklarım zemherili kış ayazı hala.
Dem gitmiyor yürekten kelama ki,
İki hece od eyleyeyim geçmişten geleceğe,
Öyle safi yürekde değil ha!
Ciğerinden beridir, hala sevdayı hatırlayan yüreklere…
Elbet, iki satırlık hayal olsun çizerdim bir yerlere de,
Eğer ki şimdi'm den yarınıma boşvermişliğim bari kalsaydı.
Yok yani, içim dışım tufan alevi de,
Bütün hücrelerim donarak ölmeye meyilli.
Cemre.Y.

6 Aralık 2018 Perşembe

Zaten Hayat, Asıl Sana Güzel

...Zaten Hayat, Asıl Sana Güzel...
Ben altı yaşımdan beridir,
"Zaten hayat, asıl sana güzel." diyenlere,
Hep gülümsüyorum.
Anacığımın bahçesinde ektiği kıvırcıkları,
Pazarlarda satarak para kazanmaya başladık ilk!
Mis gibi çimene benzer bir kokusu vardı onların,
Uzunca yıllardır öyle kokmuyorlar.
Kahvaltısız gidermişiz belli ki Pazar yerlerine!
Akşam olunca erkek işi demeden,
Bütün gün o çimento torbalarını sırtında taşıyıp,
Baba'ya künk yapması için getirip duran anam değilmiş gibi...
Baba, kendine pirzola kızarttırıp,
Yumuşak sedire oturup yemeğini tek başına yerken,
Anamı bizimle beraber yer sofrasına yollardı.
Biz iki kardeş ve anam çala kaşık çorbaya ve ekmeğe dalardık.
Şükrederdik üstelik,
Hiç değilse anamın bahçesine ektiği domatesle taze soğan da var diye.
Baba, bütün varlığını kumar masasına serip de,
Artık kendine pirzola alamayınca!
Trakya'dan köye taşındıkdı,
Köyün çobanlığını yapacaktı baba güya.
Kahvehanesine dadanmaktan çobanlık da bize kaldı.
Her sabah annemle ben koyun kokularıyla,
Çimen kokularıyla dolanırken,
Her akşam tezek kokularıyla karışır evimize dönerdik.
Köyde birinin çocuğu ölse,
İçimiz acıya acıya,
Bir yandan da sevinirdik yeni elbiselerimiz olacak diye.
Köyde biri mezarlığa gidip,
Ölen yakınına dua edince biz de dua ederdik kardeşimle.
Nedendir bilinmez,
Hep bozuk paralar koyarlardı o mezarların baş uçlarına.
Ömrümüzdeki ilk harçlıklarımız onlar olmuştu hiç unutmam!
Gece yaklaşınca kardeşimle gider hepsini toplar,
Bire bir paylaşırdık kendilerimizce.
Annemize söylemezdik bu yaptığımızı,
Ölüler bizi affetsindi, yeterdi.
Ertesi gün gittiğimiz mahalle bakkalı,
Acı acı tebessüm ederdi de biz anlamazdık.
Sonra baba bu sefer büyük kaybetti!
İlçeye gitti yine kaybetti, zaten o hep kaybederdi.
Rahmetli anama sulanan,
Kahvehane arkadaşları da hiç utanmadan,
Arsız arsız anlatıp dururlardı o gece,
Baba'nın masaya, bizim boğazımızdan geçemeyen,
Bizim üstlerimize giyilemeyen nice haklarımızı üttüklerini.
Biz bu hayatta bir kere zengin olduk anam bacım!
O da anamın, baba' nın bizi kumar masasında feda ederken,
İstanbul'da bizden gizlediği onca arsası ve arazisi de olduğunu,
Öne karısını, çocuklarını sürüp,
Kabul görmeyince onları da kaybettiği gün!
Rahmetli anam,
İstanbul'daki akrabalarına haber salıp,
Kapıcılık bari bulsunlar demişti.
Bulmuşlardı da nihayetinde ama!
Bu iş de nihayetinde erkek işiydi,
Üstelik çocuk falan da istemiyorlardı yani.
Zar zor ikna etmişti anam,
Sadece kapıcı senmişin gibi görün,
Yoksa kumar borcun birikir yani diye diye!
Bu arada üçüncümüz de,
Gözlerimin önünde doğmuştu ya hani!
Bir tek o küçük diye,
Onu kabul ettiler vicdan sahibi apartman sakinleri,
Ama hiç ağlamaması koşuluyla!
Beni amcamlara,
Halı dokumaya bıraktılar onların o vakit olduğu köye,
Bir küçüğümüyse dedemlere bıraktılar çoban diye.
Sonra sonra annem,
Evlerine de temizliğe gider oldu daire sakinlerinin!
Yıllar geçti gitti, koptuk bitti,
Ama hala,
"Manevi annem" diye hitap ettiğim o ailenin kızı var ya!
Her seferinde görürmüş meğer,
Anamın gözyaşlarının camın kirine karışıp,
Evin salonuna karışıp her yeri parıl parıl ederken,
Nasıl olup da içi can kırıkları taşmış birinin,
Bunca yüzü gülümser diye merak edip soruvermiş!
Rahmetli anacım, tutmuş manevi annemin ellerinden,
"Anam, bacım, n'olur kimselere deme,
Ama benim iki evladım daha var,
Beni buraya kabul etmezler diye sakladımdı sizden,
Hem köydeler onlar, size bir zararı dokunmaz yani,
Elbette her gün yeniden doğuyor,
Hayata yeniden gülümsüyorum emme,
Ah şu gecelerin hasretliği yok mu!
Herif desen gene bulmuş müdavimlik." deyiverince,
Sayesinde yönetici toplantısı yapılmış!
Biz bu hayatta bir kere zengin olduk anam bacım!
O da, Dağ apartımanın,
İki kat bodrum katına ilk geldiğimiz gündü.
Sonra sonra epeyce yanılsamalar yaşadık elbette ama!
Hiçbiri,
O gün anamızın koynunda yattığımız gün kadar,
Zengin hissettiremedi bizi.
Zaten sonrası büyüdük mecburen!
Unutmak istedik, çok şeyi unutmak!
Hiç yaşanmamış umarak hatırlamamak!
Ömür dediğin şey çoğu zaman an'lardan ibaretti.
Ama bizim acı an'arımız bütün ömürden caymaya yeterdi.
Ne vakit geçmişimi,
"Geçmiş!" diye unutup,
Yaşımdan bari yaşamaya meyletsem!
Balık yağı sunuyorlar önüme,
Ya da B bilmem kaç vitamini!
Ulan!
Nesini anlamıyorsunuz,
Cehennem tasvirlerinden nasıl geçeyim yine?
Neresinden neyimi hatırlamaya kalksam,
İçim dağılıyor kırgınlıklardan!
Ama ömür bu!
Yaşanan hayatın,
Bütün iklimi bu seçemiyorsun tabi silmek istediklerinden,
Silmek istemediklerini!
Yani hayat bana hep araf ötesi.
Ben altı yaşımdan beridir,
"Zaten hayat, asıl sana güzel." diyenlere hep gülümsüyorum.
Oysa hayatım çoğu zaman,
Dante'nin, Cehennem Tasviri gibiydi...
Varsınlar beni hatırlamak istemediklerimi,
Kafama çaka çaka hatırlattırarak ömrümü törpülesinler,
Yine içimden geldiğince gülümserim ki!
Zira onlar ömrümün sadece kalan bakiyesiydi.
"Yaşayacaklarım, yaşadıklarımı aklamayacaksa,
Madem unutmaya müsaade etmiyorlar,
Aynısılarını yaşatma ey Allah'ım" demiş miyim ben ona, demişim!
Yani her Perşembe sela okutmakla olmuyor o işler azizim!
Neyimi yoluna koydun,
Neyime kulp bulduramadın, neyime fesatlandırmadın?
Daha ben altı yaşımdaydım,
Senin alimlerinin bile,
Meyl etmeye dokuzu bekleyen yaşımdan üç sene önce!
Üstelik ben, on üçümde ilk kez regl oldum!
Hangi kitabınızda yazıyordum ki dört kitab-ı kelam'ım,
Ömrünün ömrüne cehennemi yaşattınız da,
Ben hiç ısınamadım?
Evet.
Hatırlıyorum, "Zaten hayat, asıl sana güzel." di cümleriniz,
Buyrun siz de birer birer hatırlayınız!
Artık kime ne kadar Allah'sanız!
Cemre.Y.

5 Aralık 2018 Çarşamba

Gülümse Kendine

...Gülümse Kendine...
Bazen şu sanal alemi,
Gelecekteki huzur evimdeki odam gibi hissediyorum!
Çok sıkılınca,
Odamdan dışarı kafamı uzatıp bakıyorum ve bir sürü yabancı,
Acılı, acısı kendinden gizli, gülen yüzleri soluk,
Profil resimleri kendilerine bile,
Yabancı sanal gülümseyişli onca insanlar!
Benim gibi,
Sadece birkaçı filtresiz çekiyor fotoğrafları!
Kaşının duruşunu,
Gözlerinin altındaki morlukları umursamadan,
Umutlu bir gülümseme tutuşturuyorlar gözleriyle dudaklarına,
Yani o an, ne kadarsa, o kadarlar.
Gerçeğimizi bulabilenler buralardan,
Bizlerden hemen kaçıyorlar!
Zira cesaretimizle,
Öz güven' imiz el ele verip korkutuyorlar onları.
Tıpkı bütün gerçek sandıklarımız gibi!
Ama neyse ki yarın en sevdiğim gün.
Sahi bugün günlerden neydi?
Ne fark eder ki,
Pazartesi, Salı, Çarşamba,
Perşembe, Cuma, Cumartesi'yle Pazar'ı
Ki bana sorsalardı,
O günlerin adını da öyle koymazdım hani!
Neyse ki,
Şu anda nefesini şöyle burnundan derince çekip,
Birkaç saniye içinde tutup sonra öylece koyuverebiliyorsan!
Sigaraydı bilmem neydi,
Şekerdi yok tansiyondu düşünmene gerek yok!
Gece yatarken yanında,
Yatağında biri olsa da olmasa da kendine sarıl bir hele.
Kendine geleceksiz,
Sadece bu geceyi güzel atlatacak güzel bir rüya dile.
Velev ki bütün gece,
Kabuslar görüp döndün durdun yatağında,
Ya da ne bileyim...
Yemyeşil kırlarda dolaşırken uyandın da sabahın karanlık çıktı!
Umursamaları kısa tut!
Misal her durumda uyandın nihayetinde ve ne yazık ki,
Kalbin atmaktan vazgeçene kadar da yaşamak zorundasın!
O halde...
Ya bütün günü ağlayıp, sızlayıp,
Feveran ederek yaşa,
Ya da uyanır uyanmaz,
Sade bir Türk Kahvesi yap kendine,
Giyinirken yeni umutlar dile.
Arada tıkanık öksürük nöbetleri olur takma,
Hem dün akşam da az içseydin sigarayı!
Öyle ya sıcacık yatağından çıktın,
Buz gibi salonunla,
Mutfağın arasında mekik dokumaktasın.
Üstelik mim gibi aklındadır o durum!
Şayet kahve makinen yok da,
O cezvenin gözünün içine bakıyorsan,
Ne vakit gözünü çevirsen,
O zaman köpürüp taşacaktır o!
Yanisi şu, artık uyandıysan yeni günün sabahına!
Akşamın zehirli zemheri çığlığı olsa da,
Gecen kabuslu canavarlarla dolsa da,
Sade Türk kahven,
Kısık ateşte ve cezvede,
Şimdi pişiyor ve de taşmaması gerek.
Sonuna kadar okuduysan,
Günün saatinin önemi de yok zaten!
Hiç kimseye,
Bir yorum da bulunmana dahi mahal yok.
Lavaboya git misal,
Her neredeysen şu anda mühim değil.
Oradaki aynaya bak bir,
Umursama aynı fotoğrafını biri görürse diye.
Bir bak!
Yüzüne, saçlarına, gözlerine,
Dudaklarının duruşuna iyice bir bak!
Beğendin...
Ya da beğenmedin oradaki silüeti ne mühim!
Gözlerinin öbeğine öbeğine,
İçinin içine bak iyice.
Saçının rengi, kaz ayakların,
Gıdın, gadan, kilogramın, kırışıklarına değil ha!
Gözlerinin öbeğine öbeğine, içinin içine bak iyice.
İşte onlar hayata umutla,
Işıltılı bakana kadar,
Kendi yansımana gülümse kendine, bir dene!
Cemre.Y.

4 Aralık 2018 Salı

Zaten Ömrüm Geçmiş Zemheri

…Zaten Ömrüm Geçmiş Zemheri...
Ruhumun çocuk yaralarının yükü ağırlaştıkça,
Taşıyamaz olduydu avuç içi kadar yüreğim.
Kime güvenip aleni anlattıysam,
Adımın, adını koyanımdan vurdu beni!
Şiire güvendim sonra sonra…
Yazdım da aleni!
Bütün sevdiceklerim de şiirlerimden asmıştır beni.
İnsanlar, ya çok unutmaya meyilli,
Ya da çok seviyorlar yaraların derinini kaşıyıp tuz ruhu dökmeyi.
Benimse bütün alemlerde affedemeyeceğim sadece iki melek var!
Münker ile Nekir.
Bana baba diye seçilen o adamın, kendi keyfince seçtiği adımı,
Bebek kulaklarıma,
Ezanla okuyamasıcanın o davudi sesiyle okuduğu o adımı,
Ölmüş kulaklarıma resmiyet buydu derler de,
Bana sorgu sual etmeye kalkarlar ise,
Allahıma kitabıma çok pis küfür ederim bak ona göre!
Zaten ömrüm geçmiş zemheri!
Zira henüz cennetlik yaşımda yüzü koyun yatırılmış,
Bilmem nerelerime yüklenmeye çalışırken,
Adımı ezan sesiyle bebek kulaklarıma okuyan o adam,
O gün dilinde bir türkü tutturmuştu adıma, oysa öz babamdı ya!
Meğerki gözlerimden birini ömür boyu tembel edecek kadar,
Kulaklarımı yırtan çığlıklarımı atamasaydım.
O gün bugündür biraz şehla, biraz astigmatlı miyop'um,
Geleceğimden hiçbir zaman emin olamadım,
Hayatım hep flu'ydu yani.
O gün bugündür herkesten keskin duyarım,
Ne geliyorsa başa an'dan sonra geliyor zira, duymak lazım!
Kabir zamanı gelince de,
Münker'le Nekir'e sorarım bir, o gün, neredeydiniz siz?
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...