19 Ağustos 2019 Pazartesi

Senin Haberin Yok Be Sevgili

...Senin Haberin Yok Be Sevgili...
Senin haberin yok be sevgili.
Yıllar yılı ilmek ilmek işlediğim güven duvarımı söktüm de estim sana.
Cümle olup uçarcasına milyon parça ben dağıttım zerrelerine,
İklimi değişirken kuraklığımın,
Sana ılıman coğrafyalarımı sundum kavurmadan.
Bundan gayri ne vakit bir gülümseme belirse dudaklarında,
Ben rüzgar olup konacağım gülüşünün kıvrımına.
Hiç sarılmasak ya da hiç sarılamayacaksak da ne olur sanki,
Teninin, terinin kokusu burnumda hızma.
Senin haberin yok be sevgili.
Hani sitem ettin ya hiç sormadık birbirimize,
"Biz bunca zamandır bizsizken, neler yaptık, nasıl geçti onca zaman?" diye...
Ben kim bilir kaç ay, kaç hafta, kaç gün, kaç saat, kaç dakika, kaç saniyedir,
Güne gözlerimi açtığım her "Günaydın!" ımda,
Ben her "İyi Geceler" imde öpüyordum seni kaburga kemiklerinden, hala da öperim.
Cemre.Y.

18 Ağustos 2019 Pazar

Son Dakikaya Dair, O, Son, Seçim, Senin

...Son Dakikaya Dair, O, Son, Seçim, Senin...
Hayat aslında ne biliyor musun?
Yıllardır beklediğin indirimi bulmuşsun,
Ama...
Artık...
Kaşının kılları bile ağarmaya başlamış gibi bir durum!
Ya birkaç beyaza diğer siyahları feda edeceksin,
Ya da...
Mademki beyazlara doğru gidiyoruz deyip vazgeçeceksin!
Ömür bu, her son dakikaya dair, o, son, seçim, senin.
Cemre.Y.

Uzun Suskunluklar Yorar Adamı

...Uzun Suskunluklar Yorar Adamı...
Üç beş hülyalı cümleden sonra,
Kendi fırtınalarına dalıyordu adam.
Sessiz bekleyişlerin sonundaysa...
El ve ayak tırnaklarına parlement mavisi ojeler sürüyordu kadın.
Uzun suskunluklar yorar adamı ya!
Fark etmiyor erkeğin adamlığıyla, kadının adamlığı!
Adam kendi okyanusunda boğulurken,
Kadın kavanozlar dolusu kelebek renkli misketleri salıyordu havaya.
Sessiz cümlelerin içinde iki kelime yoktu sadece sevilmeyen.
"Eyvallah!" ile "Neyse!" mutludur umarım bi yerlerde.
Zira...
Uzun suskunluklar yorar adamı.
Cemre.Y.

Keşke



…Keşke…
Keşke aynı dilde sevebilseydik birbirimizi,
Belki de hiç vazgeçmezdik…
Cemre.Y.

17 Ağustos 2019 Cumartesi

Carpe Diem

…Carpe Diem…
Tabi ki "Carpe Diem" dersin, kaş, bıyık, ağda derdin hiç yok!
Ay saç diplerim çıkmış mı?
Yoksa PMS dönemime mi denk gelir,
"Ay iş yerinden izin alabilir miyim!" derdin yok!
"Yav he he!"
Hayat hep beylere "Carpe Diem!" zaten.
Bazen "Neyse!"mle "Eyvallah"ım ölesiye kapışıyor ya,
En elemi de bu bence...
Çünkü her sabah baktığım aynam,
Artık bana bile, hiç mutlu değil.
Neyse size her an "Carpe Diem!" zaten.
Cemre.Y.

16 Ağustos 2019 Cuma

Güneşte Unutulmuş Atlas Kumaş

...Güneşte Unutulmuş Atlas Kumaş...
Hoş geldin yalnızlığımızın beş duvar hali!
Yabancılama bizi,
Gel buyur, derin bir nefes al,
Bir soluklan hele,
Yol yorgunu ayaklarına,
Tuzlu su hazırlayayım dilersen.
Bu saatte sen,
Sade kahve de içmezsin, demli çay da!
Rakı desen...
Bir dünya para!
Ama ben varım bir de tuzlu su,
İstersen...
Serum fizyolojik verdireyim en yakın hastaneden.
Bolca muhabbetin demine de vururuz,
Kan beynine giderken.
Ne çok vakit geçti değil mi bizsiz!
Nicedir hayatlarımızın,
Güneşte unutulmuş atlas kumaş gibi,
Neresinden tutunmaya kalkışsak,
Lime lime elimizde kalan,
Ya sağlam yamalık sunacak,
Ya da elimizde kalacak ihtiyacına,
Deva olmaya çabalıyorduk.
Şimdi durduk yere...
Yeni bir derde de gam eyleme sakın ha!
Merak etme, öyle hiç de...
"Ben demiştim sana,
O hayat, öyle, atlas kumaş erimişse,
Yamalık tutmaz" demeyeceğim.
Sen bensizken neler ettin bilemem,
Hele anlatacaksın nasılsa da...
Ben sensizken...
Nice salise, nice saniye, nice dakika,
Nice saat, nice gün, nice hafta...
Nice ay...
Ve de nice sensiz yıldızlarca seninle yüzleştim.
Evet haklısın!
Ara sıra, bazı bazı,
Hatta sık sık gecelerimi yokladığını fark ettim.
Ve affet!
Sadece o geceler evimin dış kapısını kilitledim,
Anahtarı da yan çevirerek içimize girmeni istemedim.
Öyle ya herkes kendi yolunu,
Bir şekilde artık bizsiz çizmeli,
Ya da gelecekse de artık bir tastamam gelmeliydi.
O "Tastamam!" da milyonlarca kişiye göre,
Epeyce de göreceli bir kavramdı elbette ki!
En azından bütün psikoloji, bütün hiyerarşi
Ve en azından,
Bizsiz yazılan...
O bütün şiirlerimizin etiminoloji kitapları...
Yalnızlık ve kurtulmanın çarelerini,
Saydırıyordu sıradan!
Sensizken!
Milyon tane şiir yazmışım doğumumdan itibaren,
Bazılarının harflerini düzenledim,
Bazılarının kelimelerini.
Bazılarının...
Cümleleri yeterince devrik değildi iyice devirdim.
Bazıları anlamlarının özünden uzaktı,
Eklenti şiirler yazdım.
Hoş geldin yalnızlığımızın beş duvar hali!
Yabancılama bizi,
Gel buyur, bir derin nefes al,
Bir soluklan hele,
Yol yorgunu ayaklarına tuzlu su hazırlayayım dilersen.
Bu saatte sen,
Sade kahve de içmezsin, demli çay da!
Rakı desen...
Bir dünya para ama ben varım bir de tuzlu su,
İstersen,
Serum fizyolojik verdireyim en yakın hastaneden.
Bolca muhabbetin,
Demine de vururuz kan beynine giderken.
Ne çok vakit geçti değil mi bizsiz!
Nicedir hayatlarımızın,
Güneşte unutulmuş atlas kumaş gibi,
Neresinden tutunmaya kalkışsak,
Lime lime elimizde kalan,
Ya sağlam yamalık sunacak,
Ya da...
Elimizde kalacak ihtiyacına deva olmaya çabalıyorduk.
Şimdi durduk yere,
Yeni bir derde de gam eyleme sakın ha!
Merak etme, öyle hiç de...
"Ben demiştim sana,
O hayat öyle,
Atlas kumaş erimişse yamalık tutmaz" demeyeceğim.
Haklıymışsın be yalnızlığımın beş duvar hali!
Güneşte ve de zemheri ayazlarında,
Fazlaca kalmış hayatımın ömrü!
Nice altına...
Bembeyaz bulutlar gibi pazen basmalar diksem de,
Nice de üstüne...
İğne oyası nakışlar işlemeye çalışsam da olmadı yani!
Hani tabiri caiz ise...
Kalbim doğduğum andan kırık lakin,
Yüreğim çok üzüldü be!
Eee!
Sen nasılsın, nicedir ahvalin.
Ne bileyim, şöyle...
Kasıklarındaki damarlar atar atmaz,
Kirli çarşaflara koşan herifler değil de,
Kasık sancısıyla yürek yarasını,
Bir teraziye koyan kadınlar tanıdın mı misal!
Ya da ne bileyim şöyle...
Kasıklarındaki sancılar...
Yüreğinin yarasına karışınca,
Farkını fark edemeyen adamlar!
Misal iki kelam arası karşılaşmışsınız,
Senin eril dişil olduğun fark etmeden,
Sen yürekçe anlatıyorsun, o kasıkça...
Yahut tam tersi diyelim insanın hayvani dürtülerinden.
Anlat bakalım karşındaki şiire!
Yürekçe bilmeyene,
Nasıl beyaz sabun kokulu tenler sunabilirim ben.
Gece uzun...
Sustum ben!
Yeter dinlediğin, dinlendiğin lakin...
Bu sefer de sen anlatacaksan...
Rakı olmasa da şuradan iki üç beş bira söyle bari.
O da yoksa...
Uyuyalım mı safi!
He şimdi sen fotoğraftaki o şarap kadehini,
O mumu, o şarabı ve dahi,
Çıplak kadınlı o kül tablamı soracaksan!
Onlar...
Sensizliği aşmaya çalışırken çoktan kırıldılar...
Sitem değil, lakin,
Ey güneşte unutulmuş atlas kumaşım!
Ben senin her solan,
Her solacak, her son olacak an'ına razıydım.
Peki ya sen?
Yarın mı başlarsın yoksa hep mi susarsın.
Biliyorum senin de çok kolay olmadı ömrü hayatın.
Cemre.Y.

15 Ağustos 2019 Perşembe

On'a O'n, Kala, Bir İhtimal




…On'a O'n, Kala, Bir İhtimal... 
Belki de... 
Bütün bize anlatılan hikayelerin başı ve sonu farklıdır! 
Belki de... 
Ne bileyim işte... 
"On'a o'n, kala, bir ihtimal!" diye... 
"Bir ihtimal!" li, bi şey vardır! 
Kim bilir…
Cemre.Y.

Düş



...Düş...
Kim bilir sen, kaç mevsimsizliğimin düşüydün de,
Ben sana, ayazlı bir zemheri gecesinin ertesinde,
Kalabalıkların içindeki yalnızlığından sarındım.
Gelseydin, kalsaydın, sevseydin daha o yumuşacık saçlarını,
Daha o gül yüzünü, daha kirli sakallarını okşayacaktım.
Öpecektim daha hece hece, bütün o sessiz çığlıklı şiirlerinin harflerini.
Kim bilir sen, kaç mevsimsizliğin düşüydün de,
Ben sana, yaz bitip, bahar sonbaharın ilklerine düştüğünde,
Yıldızlı, yakamozlu, bolca mehtaplı gecelerimizde içinin dibi olacaktım.
Cemre.Y.

14 Ağustos 2019 Çarşamba

Bayram

...Bayram...
Sana...
Küçük bir kız çocuğunun bayram harçlıklarıyla,
Atlı karıncaya bindiği andaki kadar gülüşler biriktirmiştim oysa.
Sana...
Ergenlik çağındaki o genç kızın ilk flörtüyle,
Göz göze bakıştığı andaki kadar süzgün bakışlar biriktirmiştim.
Sana...
Gelinlik çağındaki o genç kadının,
Sevdiceğiyle ilk öpüşü kadar öpüşler biriktirmiştim oysa.
Sana...
Yılların yorgunluğunu sırtından savurmuş o kadının,
Aşka dair son inancı kadar sevdalar biriktirmiştim oysa.
Neyse bayramlar da bitti zaten,
Misketler de sende kalsın madem!
Cemre.Y.

13 Ağustos 2019 Salı

Sen Yokluğu

...Sen Yokluğu...
Şurada bir acı var!
Tam sol göğsümün üzerinde.
Ağrı ya da sızı değil eminim bundan.
Şurada...
Kocaman bir boşluk acısı var!
Herkes,
"Soğuk duş alıp ayaza çıkmışsındır,
Yel vurması bu!" diyor.
Ben diyorum;
Nicedir unutmuşum ya kalbimin yerini,
O, olsa olsa "Sen yokluğudur."
Şurada bir acı var!
Tam sol göğsümün üzerinde.
Ağrı ya da sızı değil eminim bundan.
Geçer ama!
Gelsen de geçer,
Gelmesen de geçer,
Diğer bütün geçenlerim gibi.
Cemre.Y.

12 Ağustos 2019 Pazartesi

Bugün Pazartesi

...Bugün Pazartesi...
Bir yaprak daha eksildi hayat defterimizden
Bir sayfa daha hayal eklenirken.
Kırk beş yıllık geçmişi saymazsak
Bugün Pazartesi ve ben doğdum yeniden.
Cemre.Y.


10 Ağustos 2019 Cumartesi

Ama Yarın Bayram

...Ama Yarın Bayram...
Boşuna uğraştı biliyordu kadın, ama en azından, uğraştı.
Tek bir harf yazılmamış o defterin,
Bütün yapraklarının tozunu aldı.
Şöyle derin bir bayramlık, havalandırdı.
Çoktandır...
Artık sararmaya yüz tutmuş yapraklarını iyice havalandırdı.
Boşuna bir uğraştı biliyordu kadın!
Ama, en azından, uğraş-tı.
"Olsun!" dedi kadın kendi kendine gülümserken!
Hiçbir harf yazılmamışsa da, artık çoktan sararmış,
Tek bir harf yazılmamış kader defterine gülümserken.
"Olsun" dedi kadın.
"Yarın bayram, temizlenmek senin de hakkın elbette!"
Cemre.Y.

9 Ağustos 2019 Cuma

Kıvam

...Kıvam...
Nedenini bilmiyorum ama bu aralar her şeye karşı,
Rahmetli anacımın;
"Çekerim, çekerim,
Çeki'me gelmezse çeker giderim!" anasözünün,
Anlamını idrak edip,
Uygulama kıvamına gelmiş gibi hissediyorum kendimi.
Benim yüküm, ömrümün başından çeki'me ağır zati!
Cemre.Y.
Çeki= Odun, kömür, kireç gibi,
Kaba ve ağır şeyleri tartmakta kullanılan
Ve iki yüz elli kiloya eşit olan bir ağırlık ölçüsü.

Ey Hayat

…Ey Hayat…
Kadının artık size dair,
Tek bir an'ı kalmadı bayım.
Eminim bundan!
Çünkü kadın saçlarında dahi vazgeçti.
Kadının…
Artık sana dair,
Tek bir an'ı kalmadı ey hayat…
Eminim bundan!
Çünkü kadın…
Kırıklarını aldırdı kalbinin.
Cemre.Y.

Ezan


…Ezan…
Bu akşam...
"Yok artık, kat'a olmaz,
Bu yaşadığım zebani ilçesinde ezan bile zebani derken!"
İlçem'de onca yıllık sabah ezanlarına,
Her biri ayrı megafondan ayrı korkarak uyanıp,
Dua edecek yere küfürler savurduğum,
Her biri ayrı telden salak nağmeler çalan sabah ezanlarına inat
Öyle bir sela okudu ki yeni gelmiş bir hoca!
Her nağmesine, dilini hiç anlamadığım her kelamına,
Her hecesine ayrı gözüm yaşım aktı
"Elhamdülillah müslamanım!"diye!
Kim bilir kaç kere menkıbelerini okuduğum Hz.Ömer'in
İlk kur-an okunuşunu duyup müslüman olduğu o an...
Bence böyle bir sesti onu nefes eden!
Yoksa öte mahallelerde,
Arka planda hala karışık sesler, tonlar, megafonlar!
Lakin bu sefer teşekkür ettim yaradan'ıma!
Epeyce bir vakittir halime, hatırıma, ruhuma, meşguldü ya!
Varlığını nicedir şikayet dilekçemden belli etmek dilemiş!
"Sanırım bize,
Biz maaşımıza bakarız." diyen memur cemiyeti değil de...
"Yav kardeş!
Bu da böylece kalsın ciğer ve yürek silsilende,
Hele ben bir sesleneyim de,
Yani hiç de öyle çok da yalnız değilsin,
Ben varım!" kıvamında ya...
Meğerki sen,
Orkestrasının her biri ayrı teli kopmuş,
Staj zamanı tiyatrocu yorgunluğuyla değil de...
Yarın sabaha beni, aynı billur sesle,
Aynı özenle uyandırırsan,
Hiç üşenmeyip, ojelerimi silip,
Gusül ve namaz abdestimi alıp,
Sabah namazımı kılacağım nice vakit sonra.
Allah'ım!
Yatsı ezanlarını da bir düzene koyuyorsun sanırım!
Sen'i Sultanahmet'e gittiğimde ayrı,
Kabe-i imam ezanıyla,
Ayrı sevmek istemiyorum ben o kadar şanslı biri değilim.
Lakin bana çeyrek adım atsan da,
Milyon mil kaçsan da ben hep seni seviyorum bil istedim.
Cemre.Y.

8 Ağustos 2019 Perşembe

Kestik

...Kestik...
O, bu, değil de...
Sen hiç...
Bir tek kadının bari!
Saçlarını dizlerine kadar olmasa da,
Hani öldüğünde bari,
Çırılçıplak kalacak göğüslerini,
En namusundan örtecek kadar uzatmasını sağladın mı?
Misal bir kere olsun, bir an bile,
Saçlarına kadar canı yanmasın bir kadının içi!
Aynalara her baktığında
"Artık değişsem mi acaba yine?" diye düşünemesin mutluluktan.
Senin onları taradığın anlara kıyamasın misal!
"Yok!" değil mi?
"Hiç yok!"
Öylesi bir mutluluk yok bu dünyada.
"Kestik!"
...
Cemre.Y.

7 Ağustos 2019 Çarşamba

Yorulursun

...Yorulursun....
Bazen yorulursun,
Kırgınlıklarının dehlizlerinde dolanıp durmaktan,
An gelir,
An'a ve sonrasına yetişmeye çalışmaktan,
Tıkanıp kalırsın da...
Aynanın sırrının arkasındakileri merak edersin!
Alırsın eline...
Hala yüreği kırık serçe kanatlı,
Kalbinin içi...
Can, cam ve hayal kırıklıkları dolu,
Kırk yama renkleri solmuş heybeni!
Vurursun da vurursun,
Vurursun da vurursun duvardan duvara!
Ta ki geçmişine dair,
Tek bir çivi izi kalmayana kadar.
Yorulursun...
Pes etmemekten de,
Vazgeçememekten de, savaşmaktan da,
Geçilmeden geçmeye çalışmaktan da.
"Hislerimi kaybettim,
Hükümsüzdür!
Birkaç zamandır şarkıların anlamı yok!
Kalbim yok!
Yüreğim yok.
Ruhum yok.
Sevincim yok!
Acım yok!" demiştim ya yıllar önce...
Siz ona...
"Artık kaybedecek...
Başka can'ım yok!" u da ekleyin lütfen.
Cemre.Y.

5 Ağustos 2019 Pazartesi

Kadınla Adam

...Kadınla Adam...
Rahmetli annemin,
Polis radyosunu dinlediği zamanlardan birindeydik,
Anacığım kapı komşusuna akşam gezmesine gitmiş,
Baba desen her zamanki gibi kahvede pişpirik oynamakta,
Abla kardeş çocukluk canlarımız sıkılmış,
Ellerimize, her gün, türlü oyunlar oynadığımız,
Yandaki marangozhaneden aşırdığımız çekiçlerimizi almış,
Kararlıydık bu akşam,
Radyoda hiç usanmadan,
"Kimseye Etmem Şikayet" i söyleyen o kadınla,
"Bülbül Aşıkmış Güle"
Şarkısını söyleyen adamı çıkaracaktık içinden.
Vura kıra parçaladık pilli radyoyu lakin,
İçinden çıkaramadık bir türlü kadınla adamı.
Önce Zeki Müren gitti, epeyce sonra da anam!
Çok sürmedi gidiş araları ya,
Müzeyyen Senar'la,
İçli bir şarkının es notalarında kavuştular.
Cemre.Y.

2 Ağustos 2019 Cuma

Nefes


…Nefes...
Yazlığının verandasından uzun uzun denize baktı kadın,
Üstündeki tişörtü çıkartıp kumsala doğru yürüdü...
Tam denize kulaç açmaya ramak kalmışken durdu.
"Ne çok hayallerimi erteleye erteleye, vazgeçmişim ah ne çok!
Hem de hepsinden birden!" dedi kendi, kendine.
Ağrıyan sağ dizinin kapağını okşadı usul usul…
Omuz başlarına sarıldı, öptü teker teker sağlı sollu.
Şimdi yeni bir hayat bekliyordu onu!
Ya öylece, okyanusa, nefessiz teslim olacak, boğulacaktı,
Ya da orada çoktandır onu bekleyen yeni bir nefese kulaç açacaktı.
Cemre.Y.

Misket


…Misket…
Çocukluğumun can kırıntılarında
Benim bütün oyunlarda kazandığım misketlerim,
Bir kavanozda doluydu
Ve mahallenin bütün kötü çocuklarını hep ben yeniyordum.
Günün birinde bir çocuk taşındı mahalleye,
Hiç oynamadı benimle ama bir gün durduk yere
Elinde bir çekiçle kırıverdi misket dolu kavanozumu!
Bir hafta ağladım o bulamadığım kayıp misketlere.
Sonra çok misketim oldu çok!
Ama hiçbiri kırık kayıp misketlerim kadar güzel değildi.
Dün senin mahallenden dönerken o kız çocuğu,
O kırık kayıp misketlerine yeniden ağladı bil istedim.
Yani sevdiceğim iki kavanoz renkli misket borçlusun bana!
Seni ancak öyle affederim.
Cemre.Y.

1 Ağustos 2019 Perşembe

Ahın Olmasın

...Ahın Olmasın...
Ahh be deniz gözlüm!
Seninle her konuştuğumda, aklıma her geldiğinde,
Acıyor yüreğimin şefkat yarası.
Ben bile çağlayan misali coşarak sevdim de,
Durgun bir göl gibi,
Yani senin beni sevdiğin gibi susarak sevemedim hiç kimseyi.
Gayrı ahın olmasın nolur üzerimde
Yoksa sittin sene daha da karşılık bulamaz
Bu yüreğinin bir ucu hep yanık sevdalı Cemre'nin karşılığı.
Cemre.Y.

31 Temmuz 2019 Çarşamba

Kapını Kilitlemeyi Unutma

...Kapını Kilitlemeyi Unutma...
Derinlerimin dehlizlerinde yüzerken rastladım,
Bana, az sonra yapacağıma inanamayan, 
Korkulu, inat dolu yosun yeşili bakışlarına!
"Gidemem'i hadi geç de gitmem, asla gitmem ki"desen...
Koskoca bir sevdalık daha sarılacaktım boynuna
Lakin sen uzunca yıllar kozasında hapis kalmış bir tırtılken,
Nasıl engel olurdum kelebek ömrüne alışmana,
Neyse kapını kilitlemeyi unutma!
Cemre.Y.

Özen

…Özen…
Ben umut ettim ki, biri olsun bari, 
Yok "slm", yok "mrb", 
Yok "nbr" bilmem ne arasındaki sesli harfleri
Bana bari çok görmesin de benim için tabiatına özensin!
On'dan sonra hiç kimse olamadı tabi!
Yoksa…
Kim istemez susa susa sevdiceğine sarılmayı!
Cemre.Y.

30 Temmuz 2019 Salı

Geçmiş

…Geçmiş…
Bazen…
Ayakların geri geri adım atmak istese de,
Gitmek gerekir geçmişten!
Yani pes etmiyorum ama vazgeçtim be yar senden.
Zira çoktan beridir,
Kanayan bir yaradan başka bir şey değildin zaten de,
Artık damarımda,
Sana kanayacak can kalmadı bil istedim.
Cemre.Y.

29 Temmuz 2019 Pazartesi

Bilmiyorum


…Bilmiyorum…
Bilmiyorum ki…
Şimdi ne yapılır?
Daha önce hiç annem ölmedi ki!
Cemre.Y.

Ah Be Anam

…Ah Be Anam…
Burnumda kesif bir kapı kolu kokusu…
Sanki bir daha girmemek üzere arkadan kapatılmış,
Gözyaşlarını silerken istemsizce koklanmış da sinmiş gibi.
Dudaklarımda acımış kekremsi bir demir tadı…
Sanki bir daha söylenmemek üzere son ünlemler tüketilmiş,
Yılların gün dönümüne ererken istemsizce dilden dökülmüş gibi.
Ah be benim kaderi kara yazgılı, allı güllü çiçek fistanlı anam!
Benim ilk sevdam sendin, daha neleri, neresizliklerinden ansam.
İnsan olan çoktan ölmüş birinin onu yıkarken ki halleri gibi,
Ölü bedeninin olsun ayak tırnaklarını bile öpmeyi özler mi?
Nasıl da pir-ü paktı en son yüz sürdüğüm ayacıklarının altı.
Yani şimdi sen…
Ölüp gittin de, beni büsbütün terk ettin de...
Yani şimdi sen, sana olan sevdalığımdan geçtim mi sandın.
Yanıldın ah be anam çok yanıldın.
Cemre.Y.

28 Temmuz 2019 Pazar

Pazar Sabahım

...Pazar Sabahım...
Ey benim saçlarına güneş yaprakları astığım,
Ey benim yanaklarının gül gamzesine sevinçli buseler bıraktığım,
Ey benim yeni güne huzurla uyandığım pazar sabahım.
Günaydın ömrüm sana da günaydın.
Cemre.Y.

27 Temmuz 2019 Cumartesi

Ne Tuhaf Biliyor Musun!

...Ne Tuhaf Biliyor Musun!...
Ne tuhaf biliyor musun!
Tuhaf olan ne?
Ne vakit ömrünün ekmeğine kan doğranacak olsa!
Can kırıklarım bir olup beni korkutsa da!
Ömür-ü hayatımca,
Hep üçtü  de geçemedi sayıları!
Üstelik...
Öyle yürek çiziği, öyle de ciğer çiziği de değiller ha!
Yani...
Ne içten içeri'm,
Ne de, dıştan dışarı'mdılar.
İçime öz...
Özüm'e gurbettiler lakin,
Bir tek onlar'ım…
Hep var'dılar!
Oysa ben...
Ne'lerime, nelerim'i serdim.
Neyse, nihayet'e sukuta vardı ortalık.
Yeni, yine, yeniden, yeni cinayetlere gebe.
Cemre.Y.

25 Temmuz 2019 Perşembe

Nilüfer Çiçeği

...Nilüfer Çiçeği...
Ömrü hayatımca papatyaları çok sevmiştim oysa,
Tıpkı onun da laleleri çok sevmesi gibi!
Sonra ne mi oldu?
Ben öyle kolayca kavuşulacak bir şey iken,
Hiçbir zaman vuslatına eremediğim papatyalara küstüm,
Tuttum ömrümde aslını hiç görmediğim nilüfer çiçeğini sevdim.
O...
Hiç bıkmadan, zaman zaman yorulsa da hiç usanmadan...
Lale mevsimi geçtikçe meyve çiçekleri ekmeye devam etti.
Benim o zamanlarımdan çok daha genç ve çok daha da akıllıydı tabi!
Cemre.Y.

24 Temmuz 2019 Çarşamba

Düşün Ki

...Düşün Ki...
Düşün ki yapayalnızsın bu hayatta
Bütün ömrün en sevmediğin griye çalan bir soyut,
Sadece o kırmızı elma, kıpkırmızı, somut!
Düşün ki...
Kanıp ta uzansan elmaya siyaha kesecek yüreğin bir ömür!
O en sevmediğin grinin üzerinden bir yağmur bulutu geçip,
Hiç olmadık bir anda güneş açıp,
Altında altın aradığımız rengarenklikte,
Sen de, bildiğin gökkuşağı,
Ben diyeyim ebemkuşağıyla,
Alem-i semavat!
Hangisini seçerdin?
Misal mavi yeterdi bana,
Biraz da yeşil.
Beyaz badanalı ömre bir güneş sarısı da yaraşırdı illa!
Biz...
Kırmızıyı da, öyle sonu, siyaha kesmeyeceğinden seçeriz billa!
Ondandır on'a çok az renge denk gelişlerimiz.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...