11 Şubat 2019 Pazartesi

Biz Ne Zaman?


…Biz Ne Zaman?...
Ey benim,
Şakağına düşmüş dalgalı zülüflerine kurban olduğum,
Ey benim,
Objektiflere her bakışında gözlerinden vuslata hasret okuduğum.
Ey benim, kaşı, gözü, yüzü apayrı birer hilal'im, gül cemalim!
Söyle...
Söyle ne vakit dolacak benim sensizliğim?
Ne vakit...
Burnumun direği sızlayıp sızlayıp,
Boğazımda yutkunulamayan o yumru kalmayacak,
Ne zaman kokunla dolacak yeniden!
Söyle...
Söyle ne vakit bitecek benim,
Karşıdan bakılıp durulan o Kız Kulesi duruşum,
Biz ne zaman tavanındaki Piri Reis haritasına bakıp bakıp,
Dudaklarımızı mühürleyeceğiz yeni bir geleceğe!
Cemre.Y.

10 Şubat 2019 Pazar

Leylim Ley Vakitler


...Leylim Ley Vakitler...
Sonra sen gelirsin aklıma en leylim ley vakitlerde.
Gülüşünden öptüğüm vakitleri özler dururum.
Kim bilir nerede, ne hallerdesin şimdi.
Mutlu musun misal!
Öpülüyor mu gülüşlerin nefesinden?
Beni hiç sorma, hala bıraktığın gibiyim.
Cemre.Y.

Hoş Geldin

…Hoş Geldin…
Nice kayıplar verdik değil mi ömrümüzden,
Geldin ya, hoş geldin yüreğimin atışı, iyi ki geldin.
Cemre.Y.

9 Şubat 2019 Cumartesi

Sen Şimdi Gidiyorsun Ya...

...Sen Şimdi Gidiyorsun Ya...
Gün...
Ömrünü geceye emanet ederken,
Aklımın köşesine yerleşti birden bir ünlem!
"Sen şimdi gidiyorsun ya!" ile başlayan.
"Uçağınla uçuşurken bambaşka memleketlere,
Sana ait olan ne varsa sevdiğimi düşün, sen dahil.
Sana dair'li severek yaptıklarımın,
Bütün sülalence sıfır çekmediğini düşün!" demeli miydim sana!
Sen...
Benim gözlerimden okumalıydın sana dairliğime dair ne varsa.
Cemre.Y.

Kurutulmuş Güller

...Kurutulmuş Güller...
Geçmişin tozlu sayfalarından arındıktan sonra,
Yaprak döktü ömrümün duvarları.
Hücrelerime kadar soyundum karanlıktan.
En son...
Kurutulmuş güller kavanozuna uzandı elim.
Kandil yağı döktüm üzerine bolca,
Önce bir sigara daha yaktım alevlediğim çakmağımla,
Sonra ateşe verdim yüreğimi yakan ne kaldıysa.
Burnumun direğini sızlatırken,
Yanık güllerle, papatyaların kokusu
Söz vermiştim kendime,
Ardıma dönüp bakmayacaktım bir daha.
Cemre.Y.

8 Şubat 2019 Cuma

Gün Gelir

...Gün Gelir...
Gün gelir zamana yenilirsiniz
Gün'ü gelir, pes etmekten vazgeçersiniz!
Zaman'ı gelir,
Onu, en son ne zaman unuttuğunuzu dahi!
Hatırlayamazsınız!
Taa ki!
Bir şarkının, arsız bir melodisinde,
Ya da bir şiir'in en ara cümlesinde,
Onunla tekrar, rastlaşana kadar!
Ama artık!
Artık kalmıştır ya her şey!
Onu bile...
Eski bir Yeşilçam Filmi gibi,
Öylece seyredersiniz!
Dilinizde Cem Karaca'nın bir şarkısı dolanır ya hani!
"Unut beni, unut!
Arama!"
Artık...
Yüreğinizin idare lambaları da sönmüştür ya zira!
"S*kerim kalubelanızdan hepinizi!
Yanlış DNA'mı
Ömrüme sarıp sarmalayana sarın sizde madem!"
Ki zira ben epeyce itiraz dilekçemi yolladımdı.
Her seferimde de...
İtiraz'ıma dair ömrüme yüklediği masraflar da cabası!
Mademki bize sorulduğu ve kabul ettiğimize dair son celp bu!
Gün gelir zamana yenilirsiniz
Gün'ü gelir, pes etmekten vazgeçersiniz!
Zaman'ı gelir,
Onu, en son ne zaman unuttuğunuzu dahi!
Hatırlayamazsınız!
Taa ki!
Bir şarkının, arsız bir melodisinde,
Ya da bir şiir'in en ara cümlesinde,
Onunla tekrar, rastlaşana kadar!
Ama artık!
Artık kalmıştır ya her şey!
Onu bile...
Eski bir Yeşilçam Filmi gibi,
Öylece seyredersiniz!
Dilinizde Cem Karaca'nın bir şarkısı dolanır ya hani!
"Unut beni, unut!
Arama!"
Artık...
Yüreğinizin idare lambaları da sönmüştür ya zira!
Cemre.Y.

Nihayet Bitti

...Nihayet Bitti...
Uzun uzun mısralarıma şiir şiir dokudum,
Ömrümün son kırk dört yılını.
Geçmişimin çoğunluğu acı yazgılı anılarını da,
Can kırıklarımı, hayal kırıklarıyla bir araya getirip,
Kağıttan bir gemi yapıp içine doldurdum.
Kız Kulesine bir selam çakıp Salacaktan denize saldım.
Nihayet bitti, ne geçmiş kaldı ne de gelecek kaygısı,
Artık önemli olan "Şimdi."
Cemre.Y.

7 Şubat 2019 Perşembe

Dinimiz Çok Amin

…Dinimiz Çok Amin…
Bazen…
Kulağınızda zaman zaman hep çınlayıp duran,
O sesin sahibini arayıp dururken,
Tam da vazgeçip,
Kulaklarınızın seslerini,
Beyninize saplayandan caydığınız anda!
Tam da teslimiyetle pes geçtiğiniz o anda!
Hiç ummadığınız yer ve zamanda!
Nihayet duyumsar sizi var eden!
El cevap eyler hiç ummadığınız yerden!
Mezar açacağız hem de hemen!
İçinde…
Doğmaya sebepliliğinizden tut ki…
Doğuşluğunuzun eceli cehennemi dahi var!
Altı üstü sırat köprüsü değil miydi o?
Başım dik, alnım ak!
Arka koltukta öksüz ve yetim kalmış çocukluğum,
Aç bilaç ağlamakta hala!
"O çocuk büyüyecek demiştim ya bir zamanlar
Sarıl be çocukluğum sırtıma!
Yorulduğum yer olursa hani cehennneme ramak kala!
Unutma!
Sen bazı rüyalarında uçabiliyorsun!
Uç…
Cehennemi hiç olmayan o galaksilere,
Bilemem ne sistemlerine uç!
Güzel ve iyi yaşa.
Dinimiz çok amin!"
Cemre.Y.

Güneş

...Güneş...
Dışarı çıktım,
Yüzümü güneşe dönüp,
Gözlerimi kapattım.
Güneşin, alnımın tam ortasından,
Beynimin sokaklarına dalmasını izledim.
Sonra kalbime kadar inip,
Küçücük bir buse ile,
Yüreğimden öpmesine izin verdim.
İçimde gezinirken,
Boynuma dolandı yumuşacık elleri,
Dudaklarımı ısıtmasına kıkırdadım haylazca,
Burnumun ucuna dokunup,
Yanaklarımı okşamasınaysa gülümsedim.
Nicedir,
"Her şey güzel olacak!" diye diye,
Sabaha umutla uyanıp,
Akşamına kalmadan mutsuz edildiğimin
Bütün hesaplarını soracaktım güya!
"Neden ben?" diyecek ve cevap bekleyecektim ki
Geldiği gibi alnımın ortasından öptü.
"Ben hep varım da...
Gündüz bulutlar giriyor araya,
Geceyse dünyanın öteki yüzü,
Bütün suç benim değil yani kuzum,
Bana gücenme.
Beni unutma demiyorum sana,
Varlığım bir ve tek,
Ama benim bir dünya dolusu çocuğum var
Ki bu seni sevmiyorum demek değil!
Sadece yetişemediğim zamanlarım oldu hayatında,
Hani nice zamandır sen de,
Hem ana ve hem de babasın ya,
Kimin kalıyor her daim sorgusuz sevdiğin!
Kızın değil mi?
İşte senin yavrun bir ve tek!
Ya ben neyleyim!
Ama kendimi sana affettireceğim" diyor ya!
Buruluyor içim o an.
İnşallah o da rahmetli anamın son günleri gibi olmaz.
Hani rahmetli anam da son günlerinde
Hiç sevmediği kadar sevmişti ya beni.
Şimdilik için gönlümde kalan,
Güneşimin içimin içinin,
Bütün kırılgan kanatlarını öpmüş olmasının,
İlk defa çikolata yemiş çocuk gibi,
Tarifi zor olan o sevinci.
En azından "Seviyorum!" dedi.
Cemre.Y.

6 Şubat 2019 Çarşamba

Bekleriz

...Bekleriz...
Uyanmış tipini FAV'ladığım...
Her sabah, hiç usanmadan…
Burnunun ucundan öptüğümü hissediyor mudur acaba?
Zira haberi yok nicedir ona meftun olduğumdan
Ama mademki ben...
Bana aidim hala!
Ki mademki ben senin...
Senin saçma hayallerine rüya olmayacağım!
Yarın...
Uyanırsam!
Bambaşka bir sabaha uyanacağım!
Çünkü orada...
Ekstra ihtimamlar'a,
Ekstra indirimler de yok...
Bindirimler de!
Ben hiçbir şeye mecbur değil olacağım bu sefer!
Benim limanım bambaşka olacak zira.
Üstelik...
Bu sefer kıyısı filan, hayale bile dahil değil ha ha!
Ve teşekkür ederim.
Örümün çizgisine yeni bir hayal dahi eklemediğiniz için!
Öyle ya...
Had-di sınır istihap'ım ne?
Anam mı var?
Babam mı!
Yoksa ki...
Bir kere bile olsun "Yoruldum." diyecek olsam...
"Ömrüne ömür katarım, elimden geldiğince!" diyen
Tek bir...
Akraba'm mı?
Ben...
Çocukluğumda bile, o gün yeterince doymamışım diye,
Bir kap daha yemek isteyince...
"B.komu yiyesiceler!" diyerek,
Evimizde beslediği kardeşine üç kaplık yemek arttırılıp,
Ocağın altına sürülen...
Ev dar diye...
Çekyatlı kütüphanelerin, çekyatında asla yatamayan,
Yerden süngerli yataklarında o bodrum katlarının,
En dibinden soluk almaya çalışandım!
Şimdi...
Ölenler öldü, kalanlarıysa kalsın istediği gibi ziyafette!
Ben mi?
Ben hala aynıyım!
Henüz sekiz aylıkken bronşit olduğumu otuz üçümde öğrendim,
Altı yaşımdan önce astıma döndüğümüyse kırk'ımda!
Koah!
Şüphesiyle acile gönderildiğimdeyse kırk üç yaşımdaydım,
Aynı zamanda gelişmişti hepsi'yle her şey...
Menepoz sendromlarıyla,
Birleşiyordu bütün sendrom ve septomlar...
Göğüs kanseri riskiyle kıyasıya savaşıyordu o yıllarım,
Rahim ağzı kitlesiyle başa baş...
Ben mi...
Ben hiç durmadan sigarama sarıyordum!
Misal...
Son maaş zamlarımda da değerlendirilmiş bu durumum!
Nefsimi körleyip acilen geri döndüğüm işim kaale alınmamış,
Kimsenin ne yapıp ne yapmadığı mühim değil ama!
Misal...
Ben çişimin bile yarısını işedim zamanları kaçmasın diye!
Misal...
Yavrucağımı dahi aramadım,
Elzem bir durum değilse de arayışına dahi cevap eylemedim!
Ne bileyim?
Özel bir işim hiç olmadı,
Epeyce bir zaman süren özel çözümlemem gereken sebeplerim!
Akrabalarım falan öldü bunca zamandır!
Kabul ki kan bağı'm değil de gerçek akraba'm olsaydılar...
Kendilerince tatil planları yok olamasın diye,
Ana'n sence ne zaman ölür diye sormazdılar da,
Ben de onlara...
Gidin, varın siz vardığınız yere...
Ana'm zaten ölünce...
Sizin olduğunuz yere gelecek derim.
Ben de dahil...
Hepimiz gitmeyeceğiz mi nasıl olsa!
Bekleriz!
Cemre.Y.

5 Şubat 2019 Salı

Ecelsiz De Ölüyor İnsan

...Ecelsiz De Ölüyor İnsan...
Ecelsiz de ölüyor insan hem de diriyken birçok kereler.
Ömrüne haylice yük gelen uzunca bir vakit sonra,
An geliyor ki önüne yine koyuyor insan, düşünce çakıllı şapkasını!
Hem de bu sefer öyle daha da fazla deliği açılmasın diye,
Öyle özene bezene de değil ha!
Öylece fırlatıveriyor geçmişini, geleceğini,
Şimdi'si pek olamadı zaten.
Artık bağdaş da kuramadığından,
Rahatsız diz kapaklarının üzerinden yere fırlatıyor fütursuzca!
Öylece durup düşünüyor insan.
Bunca ömrünü yetmeye çalışıp yetemediklerine serdin.
Şunca ömründe hiç de ulaşmaya yaklaşamadığın hayallerinle!
Sorsan hiç de iyi değildin hiçbir konuda.
O halde daha neyin tasasında olasın ki!
Bundan gayrı ömrüne elzem olan,
Mademki ömür dediğin şey artık nefes almaktan ibaret,
Ki mademki hala da ölmediysen,
Hiç yoktan mutlu olacaksın doğan güneşe!
Sana lazım olan...
Bir lokma ekmek, bir hırka, bir de ayağını saran postalların işte.
Nasılsa hayat bildiğini okuyor hiç acımadan
Nasıl bir inatsa, artık bu neyin kiniyse
Dönüp bakıyor ki boşuna harcadığı o koca bir ömre,
Kırpılmayan ne kalmış ki geleceğinden...
Alevlendiriyor düşünce çakıllı şapkasını.
Bir sigara daha yakmadan önce
Sondan başlıyor şiir diye kelam ettiklerini okumaya!
Sonra bir de üşenmeyip...
(Tam da şöyle...)
Sonra bir de üşenmeyip...
Sondan başlıyor şiir diye kelam ettiklerini okumaya!
Bir sigara daha yakmadan önce
Alevlendiriyor düşünce çakıllı şapkasını.
Kırpılmayan ne kalmış ki geleceğinden...
Dönüp bakıyor ki boşuna harcadığı o koca bir ömre,
Nasıl bir inatsa, artık bu neyin kiniyse
Nasılsa hayat bildiğini okuyor hiç acımadan
Bir lokma ekmek, bir hırka, bir de ayağını saran postalların işte.
Sana lazım olan...
Hiç yoktan mutlu olacaksın doğan güneşe!
Ki mademki hala da ölmediysen,
Mademki ömür dediğin şey artık nefes almaktan ibaret,
Bundan gayrı ömrüne elzem olan,
O halde daha neyin tasasında olasın ki!
Sorsan hiç de iyi değildin hiçbir konuda.
Şunca ömründe hiç de ulaşmaya yaklaşamadığın hayallerinle!
Bunca ömrünü yetmeye çalışıp yetemediklerine serdin.
Öylece durup düşünüyor insan.
Rahatsız diz kapaklarının üzerinden yere fırlatıyor fütursuzca!
Artık bağdaş da kuramadığından,
Şimdi'si pek olamadı zaten.
Öylece fırlatıveriyor geçmişini, geleceğini,
Öyle özene bezene de değil ha!
Hem de bu sefer öyle daha da fazla deliği açılmasın diye,
An geliyor ki önüne yine koyuyor insan, düşünce çakıllı şapkasını!
Ömrüne haylice yük gelen uzunca bir vakit sonra
Ecelsiz de ölüyor insan hem de diriyken birçok kereler.
Cemre.Y.

4 Şubat 2019 Pazartesi

Karar Versen

…Karar Versen…
Bugünlerde İstanbul'umun havası,
Sevdiceğimin metcezir ruh haline benziyor,
Bir bakıyorsun bir bahar meltemi…
Bir bakıyorsun Şubat kasırgası…
Bir bakıyorsun yaz sıcağı deniz kokusu…
Bir bakıyorsun zemheri ayazı…
Hani artık bir karar versen de hasta olmasak diyorum.
Cemre.Y.

3 Şubat 2019 Pazar

Artık Acıtmıyor Kayıplar

...Artık Acıtmıyor Kayıplar...
Eskiden olsa...
Dünyamın başıma yıkıldığını sanırdım oysa.
Üstelik sonu başından kara kaderime de,
Bolca küfürlü sitemler sayardım susana kadar!
Nicedir fark ettim ki,
Artık acıtmıyor kayıplarım!
Sonunda öğrendim nihayet.
Ömrümüze dahil olan her şeyin...
Birer raf ömrü var!
Kim bilir ki benim yüreğimin raf ömrü nicedir?
Nicedir ahvalim!
Bildiğim bir şey varsa o da...
Artık acıtmıyor kayıplar!
Ne vakit...
Bir şeyler gitse benden,
Ya da bir şeylerden gitsem ben.
Küçücük bir valiz hazırlarım yüreğime,
Zamanı ömürle değiştirmek vaktidir demek ki.
Cemre.Y.

Bugün Pazar

...Bugün Pazar...
"Sana ninniler fısıldadığım akşamın sabahındayız sevdiceğim,
Bugün pazar ve sen sabaha yeni uyanmaktasın.
Günaydın uykulu kirpiklerini tel tel öptüğüm." diyeceğim sana.
Cemre.Y.

2 Şubat 2019 Cumartesi

Toprak Suya Hep Hasret

...Toprak Suya Hep Hasret...
Yürek denen şey...
Saniyede bir kalp atışıyken,
Meğerki ömrüne aşk-ı sevda yüklenmiş!
Bir de üstüne vuslatsız hasretler eklenmiş de
Kurak topraklara serilmiş içinin içi...
O halde biline ki...
Toprak güneşe hasret değil,
Toprak adı değişen çiçeklere hasret değil,
Toprak yürekse suya hasret!
Ki su...
Yağmur yağmur yağmalıydı,
Su...
Hiçbir insanın içinin içinden,
Gözünün özünden içinden içe akmamalıydı.
Yani bizde toprak hep suya hasret!
Ve bu bir kalp değil!
Yürek bu yürek.
Yani toprak suya hep hasret!
Cemre.Y.

Papatyalar

...Papatyalar...
Nicedir papatyalara da küsmüştüm oysa.
Günler, güneş güzeli aydınlıklara doğmaya başladıkça
Umudum da artar oldu mutluluğa dair.
Kim bilir belki bir gün,
Güne gözlerimi açtığımda
Kahveyi iki kişilik yapar, iki kişi uyanırız geleceklerimize!
Cemre.Y.

1 Şubat 2019 Cuma

Kimsesiz

…Kimsesiz…
Yitik bir çocuğun…
Çaresiz çığlıklarıydı bana sunulan hayat!
O kadar korkmuştum,
O kadar bıkmıştım,
O kadar yorulmuştum ki
Melek adamlı şeytan kanatlılardan.
Sesimin feryatlarının çokluğundan…
Nicedir unutmuşum
Annemin karnındaki cenin sessizliğimi.
Yitik bir çocuğun…
Çaresiz çığlıklarıydı bana sunulan hayat!
O kadar çok avaz avaz ağlamışım ki
Fısıltılarıyla bana ulaşmaya çalışan
O hiç kimsesiz çocuğu hiç duyamamışım.
Cemre.Y.

30 Ocak 2019 Çarşamba

Zaman

...Zaman...
Baktım da şöyle bir geçmişime,
Zaman...
Ayarı bozulmuş bir sarkacın gölgesine saklanmış,
O yaramaz çocuğun bütün misketlerimi çalıp,
Kayışı kopmuş zemberek hali gibi hızla geçmekte.
Karşımdaki adamın artık uzayan sakalları,
Yer yer kırlaşmış çoktan!
Saçlarına kırağı yağmış ben görmeyeli.
Halil İbrahim sofrasını da yese
Hep incecik kalan bedeninde
İhtiyar göbeği oluşmuş ben görmeyeli.
Fakat ne vakit karşıma geçip bir hikaye anlatacak olsa!
Hala arsız bir deli kanlı gibi kahkahalarla sırıtmakta.
O güldükçe gözlerinin içi öbek öbek gülmekte umursuzca!
Kızmadım bu sefer, kırılmadım, gücenmedim de,
Meğerki divanına durup
El sürdüğü Kabe bile onu adam edip büyütemediyse.
Meğerki onun da olmayasıca mizacı böyle.
Saygıda kusur etmedim yine de,
Sırf Kabe'ye el sürmüş diye elinin içini de öptüm hani!
Artık gelenin de geçenin de benimle değil mizanı.
Gördüm ki yaradan da artık,
Her onun divanına yanaşıp şeytanı taşlayanın,
Öyle nur falan yağdırmıyor yüzüne.
Selamını yollamış bana aldım kabul ettim.
Zira adam,
Nuru pak cennetlik dönseydi ona daha çok gücenecektim.
Yüreğime sardım selamını ve de sevgisini,
Çok tatlı şeyler sevmiyorum diye,
Peygamber efendimizin diktiği
Hurma ağacının torunlarından yollamış bana,
Tam da ağzımın tadına göre, ne çok tatlı, ne de tatsız!
Teşekkür ve şükür ettim.
Doğduğum günden itibaren, tam da artık tam zamanıyken,
Kendim dahil her şeyi canı gönülden,
Tam ciğerimin içinden Allah'ımı bile affettim.
Cemre.Y.

29 Ocak 2019 Salı

İnsanları Özlüyorum Ömrümün Ruhunu Bilmeyen İnsanları

…İnsanları Özlüyorum Ömrümün Ruhunu Bilmeyen İnsanları…
Bir insanın hayatındaki tesadüfler asla tesadüf değildir!
Sizce de öyle değil mi?
Film repliği gibi oldu ama öyle esiyor ruhum bu akşam.
Film repliği olan şu cümle misal;
"Üst üste…
Hep aynı yerden,
Hiç durmadan açılan bir yara!"
Ne kadar da kabullenişe hazır bir cümle oysa!
İnsanları özlüyorum epeydir, ömrümün ruhunu bilmeyen insanları.
İnsanları özlüyorum ve şefkat dolu seslerini.
Ama yüreğim ne vakit bir insana çarpsa!
Hep bir yürek yanılgısı yakınmaları.
Ne kadar çok yormuşum insanları ah yüreğimin yıkıntılarından!
Artık ne hatırlamak, ne hatırlatmak!
Ne duymak, ne duyurmak, ne de görmek istemiyorum!
Soran olursa ben artık, çocukluğumdan kalma
Tek kare incecik dilimli üzümlü keki de artık sevmiyorum.
Ama insanları özlüyorum hala, ömrümün içini bilmeyen insanları!
Mesela, bir hafta sonu akşamındaki İstiklal Caddesi insanlarını,
Misal bir bahar akşamı, salacaktan Kız Kulesine bakıp,
Karşıdan karşıya geçer gibi sevmeyi, denemek isteyen,
Oraya kadar…
Sadece tavanındaki Piri Reis haritasını görmeye giden insanları!
Cemre.Y.

Bu Sefer

...Bu Sefer...
Nicedir gri bir şehrin,
Hep aynı renk
Kalın ve yüksek duvarlarından
Kıpkırmızı yürek sızılarımı yolluyordum geleceğime!
Hani ne vakit benden bir gidenim olsa
Bir daha dönmezdi ya buralara...
Bu sefer öyle olmadı işte!
Geleceğim,
Geçmişimle yüzleşti.
Çok şükür bu sefer,
Gidenler'imin hepsi geri geldi.
Kalbimde kelebek kanatları süzülüyor şimdi.
Şimdilik, çok şükür hepsi geldi ya!
Fakat...
İçlerinden biriyle göz göze gelmeye hazır değilim daha.
Kim bilir bu sefer...
Bana nasıl bakacak katarakta doğru yol alan o yaşlı gözleri.
Sonunda buldu mu acaba kendi cennetinin izlerini?
Cemre.Y.

28 Ocak 2019 Pazartesi

Koku

...Koku...
Teninin, terinin kokusundan tanıyacağım onu.
Usulca koyacağım yorgun başımı omuzuna.
Gözlerime mil çekilmiş gibi,
Ondan başkasını görmeyeceğim rüyalarımda bile.
Yüreğinin atışından tanıyacağım onu.
Usulca sarılacağım göğsüme bastıra bastıra.
Cemre.Y.

27 Ocak 2019 Pazar

Çok Yoruldum

…Çok Yoruldum…
Artık hiç kimseyi…
Hiçbir şeyi beklemediği zaman duruluyor insan.
Sıfır insan,
Sıfır beklenti,
Sıfır hayal kırıklığı.
Her şey gerçekten güzel de
Ah şu geceler olmasa!
Şurada bir sancı var...
Sol göğsümün altında,
Hani çocukluğumda olsa,
Rahmetli annem öpeyim de geçsin derdi ya,
Artık ne ben küçük bir kız çocuğuyum
Ne de bir annem var!
Zaman acımasızca çeviriyor çarklarını
Ve ben kimsesizlikten de çok yoruldum.
Cemre.Y.

Geldin Mi?

…Geldin Mi?...
Hüma hanım ile Mahur bey eski bir radyo frekansında buluştular.
Yine yanık bir hüzzam kalmış masada.
Kol düğmelerine gerek kalmamış bir sevdanın en ayrıntısında.
Kırık kalpler durağında artık bekleyen kalmamış,
Kalmışsa da hiç uğramadım, acizlik kadar da zavallılığıma!
Avaz avaz bağıra çağıra haykırdım, yazdım evet de!
Hiçbir zaman diliminde kendime acımak aklıma gelmedi.
Seviyorum ben kendimi.
Hem de her yoksulluğuma,
Hem de her yoksunluğuma rağmen.
Öyle şarkıdaki gibi bitmiyor her şey…
Ne "O mahur beste çalar Müjganla ben ağlaşırız!"
Ne de "İki küçük, kol düğmesi…"buluşamadı birbirleriyle.
Geldin mi?
E hoş geldin efendim!
Sorgulamayacağım bundan gayrı!
Kim, kime geç kalmış,
Kim, kime erken!
Geldin mi?
E hoş geldin efendim!
Ama, sen bana bir, kal be!
Cemre.Y.

26 Ocak 2019 Cumartesi

Karşılaştığımızda

...Karşılaştığımızda...
Mutluluğu, nerede görsem tanırım!
O kadar çok hayalimdi ki.
Karşılaştığımızda, hiç yabancılık çekmeyiz merak etme!
Gözleri gözlerimin ışığında yansıdığı anda...
Daha da şiir yazmam gayrı, siz hiç mutlu şiir, gördünüz mü?
Cemre.Y.

Kurutulmuş Güller

...Kurutulmuş Güller...
Sevenle sevilenin üçüncü şahıslarca aldatıldığı bu dünyada,
Kurutulmuş güllerle, papatyalar biriktiriyordum kitap aralarında.
Ne vakit bir dost eline ihtiyaç duysam,
Ne zaman sıcacık bir yüreğe hasret kalsam.
Açarım ömür kitabımın kapağını,
Usul usul okurum yazdığım şiirlerimi.
Arada bir elim gider kurumuş güllere, papatyalara ama
Zaten yeterince yıpranmışlar toz olmasından korkarım.
Cemre.Y.

25 Ocak 2019 Cuma

Ömrümün Son Çeyreği

...Ömrümün Son Çeyreği...
Gelmeyecek belli.
Daha ne kadar yaşayacağım tanrım diye diye
Geçti gitti emsal biçilen ömrümün yarısından çoğu.
Şimdilerde ömrümün son çeyreğindeyim ey hayat!
Artık yoruldum beklemekten,
Yüzüm, gözüm, ellerim,
İlle de yüreğim talan edilerek terk edilmiş yangın yeri.
Gelmeyecek belli.
Vuslata dair bütün mektuplarım,
Adresini bulamayan şiirlerimin posta kutusunda şimdi.
Gelmeyecek belli.
Gelseydi şimdiye kadar gelirdi.
Kırgın gözlerin son umut kırıntılarıyla,
Buğulu pencerelerden bakıp durmanın anlamı da bitti.
Eskisi kadar sabrım da, gücüm de, hayalim de kalmadı ki.
Zaten misal biçilen ömrüme kalan vakit, ömrümün son çeyreği.
Artık gidelim mi?
Cemre.Y.

24 Ocak 2019 Perşembe

Cuma Namazı

...Cuma Namazı...
Yarın cuma namazını kaçırmayacaksın misal!
Dualar edeceksin bizi yaratanımıza, zahirin ve de ahirin için.
Üstelik de en cennetlik camide kılacaksın ya o namazı!
Kendince nur-u pak… apak olacakmışsın da tek mesele benmişim.
Hani bu dünyada güçlülerin dünyasına göre kurulmuş ya mizan!
Hani kazık da çakamıyoruz bu dünya ya, hepimiz öleceğiz!
Hani, "Kul hakkıyla gelmeyin demiş ya yaradan, ben seni de affettim!
Lakin gözümün ve içinden akan yaşların şahitliğine karışamam,
Zira sebeplerimin en başı sensin!"
Cemre.Y.

Siz Hiç, Hiç Kimsesiz Kalmadınız Ki

...Siz Hiç, Hiç Kimsesiz Kalmadınız Ki...
Siz...
İnsanın ezilince,
Üzülünce,
Kırılınca, başını yaslayıp doyasıya ağlayabileceği bir omuz...
Siz...
İnsanın çaresizlik hissettiğinde
Sırtını güvenle yaslayabileceği birinin olmaması ne demek bilir misiniz?
Sabahında güne umutla başlamışken,
Aynı günün akşamında,
Gözünüzün tuzlu yaşını yudumlamak ne demek bilir misiniz?
Bilemezsiniz!
Siz hiç...
Siz hiç, hiç kimsesiz kalmadınız ki,
Nereden bileceksiniz?
Ne de olsa hayat denen bu anlamsız ömür,
Hep bana üvey evlat muamelesi görüyor!
Cemre.Y.

23 Ocak 2019 Çarşamba

Yorgun Kırgınlıklardan Geçiyorum Sevdiğim

...Yorgun Kırgınlıklardan Geçiyorum Sevdiğim...
Yorgun kırgınlıklarda geçiyorum sevdiğim,
Sana kavuşmama az daha dünya yılım kaldı.
Şimdilerde...
Bu dünyaya ait zamanıma gelecek mektupları bırakmaktayım.
Okuyacaklar merak etme!
Sen de okuyacaksın.
Bugün değilse de sonra!
Kesin, okuyacaklar!
Sen de okuyacaksın.
Sana kavuştuğum an olur kim bilir?
Delikli fötr şapkalarını önlerine koyup,
Düşünce çakıllarını çalıştırırlar mı, onu bilemem işte!
Hoş...
Sen kimsin onu bile bilemiyorum ki,
Bu dünyaya uyarlanmış beynimle!
Varlığından eminim!
Ama kim'sin o kesin değil işte!
Bence sen beni bul, bu saatten sonra.
Artık bize göre saat, vakit, ne demekse!
Şimdilerde...
Yorgun kırgınlıklardan geçiyorum sevdiğim...
Bu dünyaya ait zamanıma,
Gelecek mektupları bırakmaktayım.
Ey insan oğulları, ey ki insan evlatları!
Ben...
Hiç kimsenin...
Kurduğu aynı hayalin hayaleti olamadım!
Aynı oyunların girdabında savrulamadım bir türlü,
Beceremedim ben, insan bile olamayan o, milyonlarca siz'le,
Aynı kafesin içinde yoğrulmayı!
Ve de...
Türlü yalan dolanlarla elde ettiğiniz sanal sevinçlerle,
Gerçek olduğuna inandığınız o, mutluculuk oyunlarınızı oynamayı.
Pişman mıyım?
Asla!
Zira hangi kimliğinize bürünsem,
Aynaya bakan yüzüm ben olmayacaktı.
Olamadı.
Benim savaşım...
Bir dünya dolusu,
Kafesi hayallerce süslü insan maskesiyle değil!
Benim hesabım...
Sadece...
Kendimle ve de beni buraya sorgusuz gönderen
13.gezegenimin sahibiyle!
Çünkü biz...
Birkaç silüet...
İlk'in cezalısı bir dünyalı sanıyorduk kendimizi!
İlk...
Cennet'ti.
İkincisi genlerimizin suçlu oluşu sebebiyle,
Kovulduğumuz dünya!
Ama burası benim dünyam değil!
Çünkü asla anlamlandıramıyorum,
Size ait bu dünyaya neden sınav için geldiğimi!
Çok ama çok eminim ki ben...
Cehennemi hak edecek tek bir günah işlemedim!
Yaradan ki!
Beni ilk adam'a Adem'e meyl ettirip,
Meğerki,
"Ol!" emredip,
Beni de, ben oldurmaya üşenip ki,
Onun kaburga kemiğinden yaratmış madem,
Ulan!
Sormazlar mı insan oğlu/kızına!
Bir Adem,
Bir sen varsın, bir de Havva ana!
Şeytan senin neyine?
Ki...
Yaradan'ın "Ol!" deyince...
Hani yarattığı o şeytan'ı da yok edebilme hükmü var!
Neyse...
Benim savaşım...
Bir dünya dolusu,
Kafesi hayallerce süslü insan maskesiyle değil!
Benim hesabım...
Sadece...
Kendimle ve de beni buraya sorgusuz gönderen
13.gezegenimin sahibiyle!
Çünkü biz...
Birkaç silüet...
İlk'in cezalısı bir dünyalı sanıyorduk kendimizi!
İlk...
Cennet'ti.
İkincisi genlerimizin suçlu oluşu sebebiyle,
Kovulduğumuz dünya!
Ama burası benim dünyam değil!
Hele ki daha ölürsem mekanım cennet olacak diye,
Kur-an'ı Kerimde yazılı yaşım olan,
Günahsız cennet olan o yaşımda.
Daha altı yaşımda!
Kurtulmak için direndim de,
Bütün ömrüm boyunca kurtuldum diye miydi?
Bunca bela!
O yaşımda...
Bağırsak yırtılmasından ölemediğim için mi yani,
Bu dünyadaki bunca c/eza'm!
Yoksa!
Ömrüme dahil olanların kaderi cehennem olsun diye,
Neden onların ömrüne alet ve de dahil olan ben olaydım ki?
Misal onlardan biri,
Şimdi umrede!
Mekke'n, Medine'n arası af diliyor,
Bir tilkiyi...
Sırf aç kalmış da...
Tavuklarınından birkaçını yemiş diye,
Ağaca asıp,
Derisini diri diri soyup,
Öylece,
Çırılçıplak salıvermişliğinden!
Sonra, sonra sıra gelecek bendeki günah meyillerine daha!
Kabul mü?
Yorgun kırgınlıklardan geçiyorum sevdiğim...
Sana kavuşmama az daha dünya yılı kaldı.
Şimdilerde...
Bu dünyaya ait zamanıma gelecek mektupları bırakmaktayım.
Okuyacaklar merak etme!
Bugün değilse de sonra!
Kesin, okuyacaklar!
Sen de okuyacaksın!
Sana kavuştuğum an olur kim bilir?
Delikli fötr şapkalarını önlerine koyup,
Düşünce çakıllarını çalıştırırlar mı, onu bilemem işte!
Hoş...
Sen kimsin onu bile bilemiyorum ki,
Bu dünyaya uyarlanmış beynimle!
Varlığından eminim ama kim'sin o kesin değil işte!
Bence sen beni bul bu saatten sonra.
Artık bize göre saat, vakit, ne demekse!
Yıllar boyunca saçlarımın kesimiyle uğraştım
Ve yıllar boyunca da rengiyle!
Yıllar boyunca gözlerimin rengiyle uğraştım
Ve de yıllar boyunca da kapaklarındaki far renkleriyle!
Öyle farklı bakabilirim sanıyordum bütün aynalara.
Ama ne yapsam ne etsem değişmiyordu,
Her sabah aynaya gülümserken dahi baksam,
İçindeki o kız çocuğunun kırılgan kanatları aynıydı hep!
Ben...
Bendim işte...
Bu saatten sonra da değiştiremem!
Sizi...
Boğazıma bir yumru tıkandı şu an ama...
Evet...
Sizi...
Hepinizi...
Ait olduğunuz dünya normlarınızdaki kafesinize koyuyorum,
Ve ben gidiyorum toptan.
Affediyorum!
Fakat!
Siz de affedin beni lütfen!
Size dair değilim ben.
Yorgun kırgınlıklardan geçiyorum sevdiğim,
Sana kavuşmama az daha dünya yılım kaldı.
Şimdilerde...
Bu dünyaya ait zamanıma gelecek mektupları bırakmaktayım.
Okuyacaklar merak etme!
Sen de okuyacaksın.
Bugün değilse de sonra!
Kesin, okuyacaklar!
Sen de okuyacaksın.
Sana kavuştuğum an olur kim bilir?
Delikli fötr şapkalarını önlerine koyup,
Düşünce çakıllarını çalıştırırlar mı, onu bilemem işte!
Ama...
Hangi dünyada olursa olsun,
Geçmiş ise madem!
Geçmiştir be!
Bulmak istersen, beni bul!
Ve sakın kaybolma bir yere!
Yeter be!
Cemre.Y.

22 Ocak 2019 Salı

Küpe Çiçeği

...Küpe Çiçeği...
Rahmetli anam, çok severdi küpe çiçeklerini,
Bir de, hiç mi hiç kokusu olmamasına rağmen,
Pencere kenarlarına özenle yerleştirip,
Öpe koklaya, zambak kokulu çağrışımlarla,
Yasemin kokularını andıran koklamaları vardı,
Menekşeleri, petunyaları, ortancalarını.
Ne çok kıskanırdım onları!
Beni hiç öyle, bir kere olsun, öpe koklaya, sevmedi diye!
Ben menekşelerin hiç kokmadığını,
Rahmetli anam, rahmetli olduktan,
Haftalar sonra öğrendim misal!
Annem öleli aylar olmuş,
Menekşelerin...
Taç yaprakları solmaya meyl etmişken öğrendim.
Kökü solan'ın yaprağına,
Geç kalınmış suyun yetmeyeceğini de öğrenmiştim o gün.
Ben...
Şanslıydım bütün annemin sevdiği o çiçeklerden!
Rahmetli anam, şanslıydı bütün o bensiz mevsimlerinden.
En son...
Beni/bizi...
Benden sonraki kardeşimle beni..
İçine çeke çeke koklayarak gitmişti.
Biz, farkında olmadan o gün öğrenmiştik ilk defa!
Meğer,
Birimiz menekşe,
Diğerimiz sardunya'y mışız!
Aralara konuvermiş pembeli mutlu sonlar'lı hayaller lakin...
Sonları, küpe çiçeği olmuş, sonraları gözyaşı çiçeği...
Yani ya ot olmuş, ya sap!
Ya da üçüncü kardeşe birer yasak'a geçici iktisap!
Kıssadan hisse...
Hayat, hep birer dakikalık girdap!
Affediyorum!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...