20 Ekim 2017 Cuma

O Çocuk Büyüyecek

...O Çocuk Büyüyecek...
Oysa mahallenin ikinci çocuğunun,
İlk defa çikolata yemesi gibi bir şeydi,
Ağzı, burnu, çenesi,
Ayaklarına bile bulaştırmış olmaktı seni sevmek.
İlk kez salıncağa binmesi gibiydi
Gözlerinin içindeki,
O kahkahalarla sana dokunmak.
İlk kere dizleri kanadığında,
Annesinin ilk öpücüğü gibiydi
Çok kere dizlerini kanatmak istercesine seni öpmek.
İlk sefer rengarenk misketlerin hepsini yenmiş olmasıydı,
Bütün çocukların dayağını yemiş olsa da senle sevişmek.
İlk değil…
Hiç olmadı aslında ama masal bu ya!
Baştan sona sen olan bütün ilklerin toplamı gibiydi
Pembe bisikletine binip kuşlar gibi
Rüzgarı kanatlarına takıp sana bile yetişmek.
Öyle ya!
Mahallenin ilk çocuğu sendin.
Sana yetişemedim.
Şimdi bir salise daha durmuş olsan,
Sana yetişebilirdim ama!
Durmadın.
O çocuk büyüyecek!
O çocuk büyüyecek!
O çocuk büyüyecek!
Cemre.Y.

Nun

...Nun...
Bunca yıllık ömrümden
Kimler nice ömürler çalmak istedi
Bunu ben bilemem ama
Bizi bu aleme
Bir savuran var belli ki
Ve belli ki ömrü de
“Nun” ömrü kadar
Onun da ömrünün ona susluğu!
Ömrümde ilk defa,
“Nun” dedim
Önü sonu yoktu bana.
Nutku tutuldu
Sustu "Nun."
Melekler divana oturdular.
Ben bildikleri insi cins değildim.
Hep beraber sustuk.
Cemre.Y.

19 Ekim 2017 Perşembe

Hala Neredesin Yosun Gözlüm

…Hala Neredesin Yosun Gözlüm...
Yosun gözlüm...
Gözlerin,
Kulakların,
Burnun,
Tenin,
Dilin,
Okyanusun dibine mi battı?
Altıncı ve yedinci hislerin...
Bermuda şeytan üçgeninde mi gayb oldu?
Cehennemimin, dibine mi battı?
Sen ki bana….
Bu kadar ayrılığa dayanamazdın!
Seni benden kimler, nasıl
Nelere bedel çaldı?
Hala neredesin yosun gözlüm.
Cemre.Y.

Olsun Be Gözüm

...Olsun Be Gözüm...
Ve sonra umudunun tükenip yaşamdan soğuduğun o anda,
Hayalin çıkıverir karşına hem de en toz pembesinden.
"Olsun be gözüm." dersin.
"Bu seferde böyle olsun.
Mademki bugün de ölmedim,
Olsun be gözüm, yeni hayata da selam olsun."
Cemre.Y.

İntihar Ordusu

...İntihar Ordusu...
Ne dost bildiklerindir asıl dost,
Ne “Arkadaş” dediğindir asıl yarenin.
Ne de “Akraba” dediğindir sırtını duvarsız döndüğün!
Birinden biri, ardını sakınmasız döndüğün an
Kınsız kılıçsız, ansız...
Mutlaka sırtından ihanet hançeriyle hançerler seni
Diğerleri?
Yarin başkaca kalplerdeki yarene benzeyişine öykünür!
Ya yelkovandır,
Ya akrebidir kovalanan.
Hiçbir an diliminde denk gelemedik mesela biz
“Aşk”la sana, aynı anda!
Sadece ve sadece bize
“Var” olamadık ki bu ömrümüzün hiçbir anında
Ne yeterince savrulabildik, gönüllere
Ne de kovalamacalara
“Eyvallah!” diyebildik
Ömrümün bunca zamanı boyunca.
Aslında,
Çok.
Çok..
Çok…
Konuşan ben!
Konuştuklarımın hiçbirisi,
Hiçbir zaman diliminde boş olmayan ben!
Nice çığlıklar dolusu sessizliğime
Nice dayanılmaz avazlar savurdum!
Kah uçurum boylarında güneşe aşıktım
Kah Güneşi gördüğü an,
Sonuma razı bir kardelendim.
Kah gökkuşağıydım,
Anlaşılmadım.
Oysa onlar hep sonradan geldiler hep!
Sonradan!
Oysa beni bir duysalardı
Anlasalardı,
Algılasalardı,
Özlerine alsalardı…
Salmasalardı başkaca hiçbir yere.
Beni en tanıdığını sandıklarımın bile
Sandıklar bolluğunda kaybolmuş olmayaydım keşke!
Keşke yıllar yılı
Ona olan karşılıksız sevdamı iyi duysalar
İyice aşk etselerdi kendilerine!
Başkaca meşke gerek kalmazdı beki de!
O, sesi çıkamayan
Avaz avaz
Çıngar çıkaran çığlıklarımı bir duysalardı keşke!
Mutlak ve muğlak topluca intihar ordusu olurlardı!
Cemre.Y.

Ne Diyeyim Pardon

...Ne Diyeyim Pardon...
Kim bilir kaç kereler dinledim bu şarkıyı,
Aylar ve geceler boyu...
Her bir cümlesinde,
Kelime kelime akmıştır gözlerimin yaş taneleri.
Yüzüm solmuş, dudaklarımda
Acı bir anı tebessümü,
Bir yanı buruk, her yanı kırık.
Ben sana yüreğimdeki çizikle geldim ey yar...
Ve ne yazık ki hep var!
Daha ortalık darmadağınıktı,
Toparlayamamıştım daha
Paramparça can kırıklarımı.
Azaldıkça çoğalmaya başlamıştım da…
Ben sana bitirmiş de gelmiştim
Son kırıntılarımı, kırgınlıklarımı.
Hani göz bebeklerimin içine bakıp,
“Boşluk duygusu seni bana getiren” demiştin de
Ben susmuştum sana.
Bilemedin ey yar!
Sen daha insanoğlu
Vücut bulmamışken dilediğim o tek dilektin.
Kaderimdin.
Olmamam gereken hallerden,
Gitmemem gereken yollardan koruyanımdın.
Bir nisan yağmuru kadar yeşilin en tazesine umut,
Bir zemheri ayında yağan
Kar kadar unutulmuşluktun.
Kederimdin belki ama dileğimdin,
Sen geldiğinde ben boşlukta değildim.
Sen geldiğinde vazgeçmiştim
Hayattaki varlığımdan.
“Hiç” likteydim!
Sana saçmaladığım kadar
Hiç kimseye ve hiçbir şeye saçmalamadım ben.
Hiçbir zaman öyle bir şans verilmedi bana...
Sen verdin!
Varlığın…
Var olabilme nedenin boşluktan değildi de
Yokluğun ve olamama halin,
Bermuda şeytan üçgenindeymişim
Hissi uyandırıyor bana
Ne bitirebiliyor, ne başlayabiliyorum...
Bir girdabın içinde öylece dönüp duruyor,
Öylece savrulup duruyorum...
Sadece bu şarkıyı dinliyorum...
Sadece seni yaşıyorum...
Yokluğun bile sen be sevgili,
Ne diyeyim ki!
Pardon...
Cemre.Y.

Haziran Gülüşü

...Haziran Gülüşü...
Ayların ardından
Hala haziran gülüşü kadar mühürlüydü bakışları
Hala göz bebeklerinin yakamozlarında
Saklıydı kalbimin hissetmeyi hatırlatan ruhu
Hala utangaç dudaklarının gül kıvrımındaydı
Hayata dair ne varsa hepsi
Hala avuçlarına dokunduğunda yanıyordu ellerim.
Bir insan;
"O benim olmasa da olur,
Yeter ki gözlerinin güneşinde bir kerecik daha
Gölgeleneyim der mi kendi kendine?" der.
"Bir tek mutlu gülüşüne sadece ben değil
Dünya kurban olsun onun yoluna der mi?" der.
"Onu benim yüreğimden
Görebilseydiniz keşke bir kere der mi?" der.
Cemre.Y.

Neredeyse Kapına Dayanacaktım


...Neredeyse Kapına Dayanacaktım...
Neredeyse özleyecektim seni,
Sızım sızım sızlayacaktı burnumun direği!
Gecenin kör saati,
İçip içip kapına dayanacaktım.
“Git” derken sana,
Suçsuz ve günahsızdım ya!
Neredeyse baştan sona günaha batıp,
Geçecektim karşına,
Bakacaktım göz bebeklerinin derinine
Af dileyecektim senden.
Olmasaydı mektupların,
Senin yazdıklarının rengi hep nefretti.
Sadece sustum!
Cemre.Y.

18 Ekim 2017 Çarşamba

Son Cümlem

...Son Cümlem...
İnandığım son cümlemdin sen.
Bir daha asla...
Kimseye güvenemedim zaten!
Cemre.Y.

Ne Olacak Şimdi?

...Ne Olacak Şimdi?...
"Ben çay severdim o kahve
Bunu öğrendiğim an gitmeliydim yanından.
Bu sevda çayla, kahveye bulanmadan…" demiştim,
Ona dair o ilk şüphemde.
"Peki ne olacak şimdi?" diyorlar ya!
Bu sefer...
Ben kahveyi daha çok seveceğim
O çayı daha çok sevecek.
Yani yine hiçbir şey olmayacak!
Bir yerlerde hep,
Sessizce bir şiir ağlayacak." demiştim son bitişimizde.
Şimdi bakıyorum da geçmişlerimize,
Bir değil, birçok şiir arkamızdan hep ağlıyor.
Cemre.Y.

Şimşek

…Şimşek…
Gökyüzü fena kızmış! 
Hem şimşekleri çaktırıyor, hem gürlüyor.
Üstüne yağmur...
Sence ben korkup kaçar mıyım? 
Yoksa salına salına yürüyerek gözyaşımla eşlik mi ederim?
Cemre.Y.

Mühürlemiştir Seni Kendine


...Mühürlemiştir Seni Kendine...
Hani en büyük kavgalarınızın birinin
O uzun suskunluğunda
Uykusuzluktan kırıldığın, 
Yorulduğun ve uzandığın o koltuğa
Yavaşça sokulur ya adam!
"Tamam" dersin,
Herkes gibi sevişerek barışacak seninle.
Susturacak beyninde ve kalbindeki bütün savaşları,
Silecek bütün soru ve ünlem işaretlerini ama
Sonrası yerli yerine konuverecek hepsi birden!
Usulcacık yaklaşır adam sana…
Uzanıverir bedenine boylu boyunca!
Saçlarını koklar, boynunu koklar, 
Yüzüne dokunur ve bir tek kelebek öpücüğü kondurur
Dudaklarının kenarına!
Yine geldiği gibi,
Etine dokunmadan uzaklaşır bedeninden.
Ne cinsellik vardır orada, ne şehvet, ne ihtiras!
Orada bir tek kaybetmek,
Orada bir tek kaybedilmek istememek korkusu,
Orada sadece şefkat,
Sadece hasret ve gerçek sevgi vardır.
Çünkü bilir ki o senin yüreğine ait olmasa,
Hiçbir şekilde yaklaşamazdı artık yanına, 
Asla dokunamazdı sana
Bilir artık onunla olsan da, 
Onsuz olsan da ona aitsindir,
Mühürlemiştir seni kendine.
Cemre.Y.

Teşekkür Ederim

…Teşekkür Ederim…
Kuşlar uçuşuyordu şah damarından
Ömrüme ömürlük küçücük bir buse,
Misk-i amber cennet kokusundan
Dünyama cennetlik
Deriinnn... bir nefes çekiverdim.
Teşekkür ederim...
Cemre.Y.

Nazarım Değiyor Sana

...Nazarım Değiyor Sana...
Nazarım değiyor sana,
Gözlerinin yosun ışıltısında kaybolurken,
“Her şeye rağmen” li bir hayat var çünkü orada.
Her gülüşünde,
Gül kıvrımlı dudaklarının kenarında
İki gamzen oluşuyor ya,
Sanki biri Güneş’im, diğeri Ay’ım.
Biliyor musun?
Artık korkmuyorum
Seni doyasıya sevmekten ve sana yetememekten!
Seni paylaşarak sevmeyi öğrenebildim sonunda.
Kıskancım biraz evet!
Senin, her benden gidişinde düşünüyorum mesela!
Benim gibi burun direkleri sızlayacak kadar
Kokulu mu öpüyorlardır acaba seni?
“Olsun!” diyorum sonra,
“Her gördüklerinde,
Benim gibi yeniden,
Yine aşık olmuyorlardır ya sana!”
Cemre.Y.

17 Ekim 2017 Salı

Umutlar

…Umutlar…
Moruna umutlar bağladım ben senin kadın! 
Yüreğindeki alına ise öpücükler ağladım sessizce,
Sen en çok gülerken hem de!
Cemre.Y.

Sensizim

...Sensizim...
Nasıl mıyım?
Vücudumun her yanına
Karargâh kurmuş hastalıkları
Saymazsak gayet iyiyim...
Hiç olmadığım kadar iyi.
Aşk'sızım,
Sensizim,
Kimsesizim o kadar!
Cemre.Y.

Mezar Üstüne Mezar Olmaz!

...Mezar Üstüne Mezar Olmaz!...
Bana, yüreğini açar mısın diyorlar!
Sevdamı ve yangınımı anlattıkça,
Kim bilir, orayı kendilerine,
Nasıl da bir Aden Cenneti sanıyorlar!
Bana değil be güzelim!
Hevesleri ve hayalleri bana değil!
Aslında ona olan sevdama hasretler hep.
Belki de bu hayatta bir kere,
Öyle sevilirim diye aldanıyorlar.
Bana, yüreğini açar mısın diyorlar!
“Onun gibi olmam.” diye yeminler ediyorlar...
Bilmiyorlar...
Hem de hiçbir şey bilmiyorlar!
Aşka dair,
“Sevda” ya dair,
Hem de hiçbir şey bilmiyorlar!
Ben yüreğimi, sorup sorup durana değil,
Ansızın, hiç ummadığım anda gelip,
Ciğerimin kanadına konana açtım hep!
Ben bile istemedim ki sevdayı.
Öylece gelip kondu,
Kendine en uygun baş köşeye.
Öylece ansız ve zamansız ve...
Hesapsız ve kitapsız ve sonsuz sevdim onu.
Sabırla nakış gibi işlendi yüreğime azar azar.
Ben bile, ben değilken,
Kime ne kadar aitlik duygusu vereceksem?
Sandım ki onunla kapanır gider. bütün eksiklerim.
Sandım ki onunla tamamlanırım.
Oysa o, kendine bile yarımdı,
Binbir parçaydı her yeri.
Bana, yüreğini açar mısın diyorlar!
Bilmiyorlar...
Benim artık yüreğim yok!
Şimdi orada, iki ölüm var.
Biri öylece olduğu gibi.
Teni soğumadan mumyalanmış,
Diğeri öldü mü, var mıydı, yoksa hiç mi olmadı?
Yüreğimin tamamını kaplamışlar.
Ben her gün hayata gülümserken siz,
Gülleri ve leylakları ve hanım ellerini ve...
Papatyaları gördükçe hep,
Orayı botanik bahçesi mi zannettiniz!
O yüreğimin her yerinden her an,
Sızım sızım, sızan kan damlalarını gördükçe siz!
Onları da, birer yaz hayali, birer gelincik mi sandınız!
Halbuki biraz daha dikkat etseydiniz.
Yeni kazılmış, o en taze toprağı görecektiniz!
Mezar üstüne mezar olmaz bilmez misiniz?
Cemre.Y.

Mimoza

...Mimoza...
Mimoza çiçeğim,
Kim dokundu ömrünün yapraklarına,
Kimler gölge düşürdü kirpiklerine de
Şimdi ne yazsan onadır sanacak diye
Kapandın içinden de içerine.
Üzülme be üzülme!
Seni ömrüne hiç dokunmadan da
Sevebilen biri var.
Küstürme beni de!
Şiir ol yeniden hemen ama!
Hadi gözlerinin içine bak.
Hayata yeniden,
Yine gülümse.
Cemre.Y.

Menekşe

…Menekşe…
Tam unutmaya karar veriyorum
Acılardan yoğrulu,
Gözyaşlarından sancılı geçmişimi...
"Küt!" diye birileri ölüveriyor bir yerlerde...
Ayaklarım istemsiz adım atarken,
Ellerimse, binbir hasretle uzanıveriyor,
Koşuveriyor,
Alıveriyor,
Kitap arası kuruttuğum,
Unutmayı,
Hep unuttuğum
Papatyayla, menekşeye!
Katrilyonuncu kez soruyorum kendime!
Neden benden gidenin bitişi ve gidişi,
Yıllar sürüyor neden?
Öyle acılı, öyle sancılı...
Neden, her gidenim,
İlla ki, beni de öldürüyor katre katre!
Ve neden onlardan geriye
Kitaplar arası
Papatyalar,
Menevşeler düşerken,
Bana hep,
Hala, her gün...
Nefes alıp vermek düşüyor!
Cemre.Y.

Zaten Sevilmelerden Eksikliyim


...Zaten Sevilmelerden Eksikliyim...
Haşarı,
Vurdumduymaz bir kız çocuğuyum ben
Zaten sevilmelerden eksikliyim.
Cemre.Y.

Meğer Sonmuş

...Meğer Sonmuş...
Hayatına ve yüreğine aldığın,
İnsan sayısının çok olması gerekmez ki bazen...
Bazen bir tek kişi, bütün mevsimleri gezdirir de sana…
Sen daha kış ayazındayken...
Derinin dibindeyken sen,
Hani zaten,
Ölüme çoktan razıyken,
Son nefeslere bir tek bahane arıyorken,
Hani o gelmişti de usulca fısıldamıştı kulağına inadına inadına.
O da biliyordu…
Savaş bir oyundur…
Hem de hayatta kalma oyunu…
Bu sefer senin hayatta kalmanı istemişti.
Önce kelimelerini fısıldadı sam yeli gibi,
Sonra,
Bir görünüp, bir kayboldu güneşin gibi…
Ay’ın gibi, yıldızların gibi…
Binbir gece masalı gibi, tüm hayatını anlattın da,
Yormadan, yargılamadan sadece sustu ve dinledi.
“Anlatmam.” diye diye de anlattı o da,
Kendi hayatının masalını, binbir gece daha.
En ilk hani sen,
Zemheri ayazı bir kış ayazındayken...
Derinin dibindeyken sen,
Hani zaten, ölüme çoktan razıyken,
Son nefeslere bir tek bahane arıyorken,
İlk kez sana, bir tek kardelen umuduyla,
İlkbaharı gösterdi diye,
Hep öyle olacak sanırsın.
Sen, onunla, artık, yaşama sarılırsın!
Oysa o,
Senin hayatta kalacağına inandığı an,
Bir bahar meltemi saçlarını savururken tel tel,
Bir zemheri kış yazında kalırsın öylece.
Derinin dibindeki yerinden
Daha da cehennem bir soğuk!
Bir bakmışsın tek başınasın öylece...
O, onsuz ve hiç kimsesiz yaşayacağını sanırken,
Sen, bir tek kokusu olmadan
Nefes bile alamazsın artık!
Bir bakmışsın!
Onun seni saran
Ama sana acıyan gözlerinin ayazında,
Önce parmak uçların donmuş,
Sızım sızım, sızlaya sızlaya,
Sonra sen o sana
Papatyalardan taç yapıyor sanıyorken...
Sana hayat buseleri kondururken
Bir kelebek narinliğinde,
Meğer son'muş!
Meğer son'unmuş...
Cemre.Y.

Meğer Ne Çok Hayalmiş

…Meğer Ne Çok Hayalmiş…
Meğer ne çok hayal kurmuştu onunla,
Sessiz gecelerde yalnızlığına sarılırken
Kendinden bile gizlice.
Meğer ne çok yaşamayı ummuştu onunla,
Kimsesiz sabahlarda kendisine sarınırken
Herkeslerden bile gizlice.
Bütün gelmişi, geçmişi, gelememişi
Onunla son bulacaktı nihayet!
Çocukluğu,
Büyüklüğü,
Büyüyememişliği,
Yaraları,
Yaşadıkları,
Yaşayamadıkları,
Unuttukları,
Unutamadıkları neredeyse eşitti.
Sadece o,
Biraz daha erken gelmişti işte dünyaya
Biraz daha büyümemişti hayata!
İkisinin de “Mutlu Son” la bitmeyen birer evliliği
İkisinin de…
“Sevgisizlikten” boğulmuş birer sevdiği olmuştu.
Bitmişti işte varsın bir kenarlarında dursundu.
Meğer ne çok sıfat koymuştu ona onunla,
Kimseler onu anlamazken, hırçınlaşırken
Ondan bile gizlice.
Aşıktı işte kör kütük değilse bile
Seviyordu ama hem de çok!
Onunla mutlu bir yuva dileyecek kadar.
Onun bir kızı vardı,
Diğerinin bir oğlu,
Bir de dünyanın yükünü yüklenmiş bir annesi.
Zaten çok sürmezdi ki kendi yuvalarındaki varlıkları
Uçup giderlerdi kuş misali kendi hayatlarına.
İkisi de kendi evlerinde,
Evlatları başka yuvalar kurmuşken
Bir anne ile kalıverdiklerinde
Belki olurdu minicik bir bebekleri
İkisi çalışıp evlerine ekmeklerini getirirken
Bakardı, bakmaz mıydı o bebeciğe anneleri.
O büyüyene kadar ölmemek gibi
Bir gayretleri olurdu hiç değilse!
Nihayet yaşlanmayı hayal edebilirlerdi birlikte.
Sonra el ele çekip giderlerdi
Bu keşmekeş vazgeçilmez İstanbul’dan
Rengarenk balıkçı kasabalardan birinin
Biraz uzağında olurdu belki derme çatma evleri,
Küçük bir tekneleri ve bir deniz dolusu yiyecekleri.
Diğeri balıkları pişirirken mangalda,
O salata yapar, rakılarını doldururdu mesela
Sonra uzanıp hamağa birlikte sallarlardı dünyayı
O-la-maz-mıydı?
Meğer ne çok hayal kurmuştu onunla,
Sessiz gecelerde yalnızlığına sarılırken
Kendinden bile gizlice.
Meğer ne çok yaşamayı ummuştu onunla.
Meğer, ne çok hayalmiş.
Cemre.Y.

16 Ekim 2017 Pazartesi

Mavi


...Mavi...
Bazen bir tek renk hatırlatır,
Beni sana...
Seni bana...
Bizi sana ve bana aynı anda!
Bir tek renk yeter biliyor musun?
Artık geç olan her rengi
Her şeyi aynı anda anlamana!
Adı mı?
Hala mı yakalayamamıştın
O iç huzurunu?
Adı “Mavi”ydi.
Cemre.Y.

Fırtına Kuşu

...Fırtına Kuşu...
Senin bir suçun yoktu.
Hiç kimsenin suçu yoktu!
Rüzgara doğru inadına savrulan,
Bir fırtına kuşuydum ben.
Zaten...
Hiçbir zaman da başka bir şey olamadım ya!
Yansam, yansam...
Belki ona yanarım.
Ne ulu cami önlerinde,
Kendimle aynı cinsten,
Bir avuç yeme savrulan güvercin olabildim!
Ne vapur sefalarında,
Keyfe vicdan
Bir parça simide mest olan bir martı!
Hep “Tok” um!
Kanadı kırık yaralı serçe'liğimi ise!
Henüz yirmi birinde kaybetmiştim...
Geveze kargalardansa hep nefret ettim,
Hala da ederim!
Hiçbir sofrada,
Eğer etmiyorsa o sofra muhabbetime değer,
Muhabbet kuşu gibi şakımadım mesela!
Kanarya gibi rengarenk,
Sadece boş boş şakıyan
Basit bir gökkuşağı olmaya da
Hamurum yetmedi nedense!
Bazen turna olup yar’lara
Bir tel saçla selam iletsem de
Araları da ben bulamadım mesela!
Belki heves ettim ara sıra
Angut kuşu olmaya
Her sevdanın ardından,
Bir kere daha hep öldüm de...
Ben bir fırtına kuşuydum sonuçta!
Dirildim yeniden...
İnadına!
Sana doğru...
Sen bende, sana...
Ben sende, bana...
Ölene kadar!
Hak mısın?
Evla mısın?
Bela mısın?
Ne’sin ey yar!
Cemre.Y.

Çok Yoruldum

…Çok Yoruldum…
Sen bir labirentin
Çıkmaz sokak duvarının arkasındasın,
Bense önünde.
Çok çabaladım belki yıkarım o duvarı diye
Ama olmadı
Çünkü duvarın sağlam olan tarafı senin tarafındı.
Şimdi ya sen kıracaksın o duvarı
Bana geleceksin.
Ya da ben sessizce
Geri döneceğim sensizliğe…
Çünkü ben artık çok yoruldum.
Cemre.Y.

Sırlarınız Sizin Olsun

…Sırlarınız Sizin Olsun…
Lanet olsun bu omzuma
Meleklerin bıraktığı emanetlere!
Yüküm çok ağır artık görmüyor musunuz!
Emaneti emanet ediyorum artık dost bildiklerime!
Sırlarınız sizin olsun.
Cemre.Y.

Mükemmel Kafesler

...Mükemmel Kafesler...
Kimseme…
Hiç kimseme, kendime dahi!
Mükemmel kafesler inşa etmek istemedim ben...
Ben sadece herkes özgürce uçuşurken belki
Kanatlarının rüzgarı aynı kokuyu anımsıyor,
Bütün kuşlar vefalı vefalı aynı rüzgara
Uçabilme ihtimalleri olabiliyor sanmıştım.
Cemre.Y.

15 Ekim 2017 Pazar

Aynı Labirent

...Aynı Labirent…
Sevilmek çok geldi,
Sevmek az.
Hayatıma dokunan her şeyin
Sonunu daha çok sevdim başından.
Oysa noktayı koyduktan sonra
İlk cümlenin başına varılmıyordu.
Belki de öğrenemediğim tek şey buydu,
Labirentlerin bütün çıkışları sonsuzluğa değil
"Son!”a açılıyordu ve aşk hep ölüyordu.
Cemre.Y.

Yaralarım


…Yaralarım…
Yaralarım var benim... 
Ansızın kulağıma çalınan bir melodide 
Kabuğu soyuluverip her seferinde daha çok kanayan!
Sen beni yokluğunla cezalandırmazsın be sevgili,
Hiç var olmadın ki!
Cemre.Y.

Sade Bir Kahve

...Sade Bir Kahve...
Bütün kuşlar yağmurda da uçarlar mıydı?
Neden benim kanatlarım kırık peki.
Hep üç durak öncesindeki
Kahve kokusunda yapışmış!
Üstelik ben çay severdim iken?
Şimdi mi hiç sorma!
Allah aşkına diyeceğim...
Ona da inanmıyorsun.
Ama sorma!
Eşit dağıtıyorum ikisini yokluğuna!
Sabah aç karnıma sade bir kahve
Akşama kadar çay,
Akşam aç karnıma yine sade bir kahve.
Hep ama hep sade!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...