17 Ekim 2017 Salı

Sensizim

...Sensizim...
Nasıl mıyım?
Vücudumun her yanına
Karargâh kurmuş hastalıkları
Saymazsak gayet iyiyim...
Hiç olmadığım kadar iyi.
Aşk'sızım,
Sensizim,
Kimsesizim o kadar!
Cemre.Y.

Mezar Üstüne Mezar Olmaz!

...Mezar Üstüne Mezar Olmaz!...
Bana, yüreğini açar mısın diyorlar!
Sevdamı ve yangınımı anlattıkça,
Kim bilir, orayı kendilerine,
Nasıl da bir Aden Cenneti sanıyorlar!
Bana değil be güzelim!
Hevesleri ve hayalleri bana değil!
Aslında ona olan sevdama hasretler hep.
Belki de bu hayatta bir kere,
Öyle sevilirim diye aldanıyorlar.
Bana, yüreğini açar mısın diyorlar!
“Onun gibi olmam.” diye yeminler ediyorlar...
Bilmiyorlar...
Hem de hiçbir şey bilmiyorlar!
Aşka dair,
“Sevda” ya dair,
Hem de hiçbir şey bilmiyorlar!
Ben yüreğimi, sorup sorup durana değil,
Ansızın, hiç ummadığım anda gelip,
Ciğerimin kanadına konana açtım hep!
Ben bile istemedim ki sevdayı.
Öylece gelip kondu,
Kendine en uygun baş köşeye.
Öylece ansız ve zamansız ve...
Hesapsız ve kitapsız ve sonsuz sevdim onu.
Sabırla nakış gibi işlendi yüreğime azar azar.
Ben bile, ben değilken,
Kime ne kadar aitlik duygusu vereceksem?
Sandım ki onunla kapanır gider. bütün eksiklerim.
Sandım ki onunla tamamlanırım.
Oysa o, kendine bile yarımdı,
Binbir parçaydı her yeri.
Bana, yüreğini açar mısın diyorlar!
Bilmiyorlar...
Benim artık yüreğim yok!
Şimdi orada, iki ölüm var.
Biri öylece olduğu gibi.
Teni soğumadan mumyalanmış,
Diğeri öldü mü, var mıydı, yoksa hiç mi olmadı?
Yüreğimin tamamını kaplamışlar.
Ben her gün hayata gülümserken siz,
Gülleri ve leylakları ve hanım ellerini ve...
Papatyaları gördükçe hep,
Orayı botanik bahçesi mi zannettiniz!
O yüreğimin her yerinden her an,
Sızım sızım, sızan kan damlalarını gördükçe siz!
Onları da, birer yaz hayali, birer gelincik mi sandınız!
Halbuki biraz daha dikkat etseydiniz.
Yeni kazılmış, o en taze toprağı görecektiniz!
Mezar üstüne mezar olmaz bilmez misiniz?
Cemre.Y.

Mimoza

...Mimoza...
Mimoza çiçeğim,
Kim dokundu ömrünün yapraklarına,
Kimler gölge düşürdü kirpiklerine de
Şimdi ne yazsan onadır sanacak diye
Kapandın içinden de içerine.
Üzülme be üzülme!
Seni ömrüne hiç dokunmadan da
Sevebilen biri var.
Küstürme beni de!
Şiir ol yeniden hemen ama!
Hadi gözlerinin içine bak.
Hayata yeniden,
Yine gülümse.
Cemre.Y.

Menekşe

…Menekşe…
Tam unutmaya karar veriyorum
Acılardan yoğrulu,
Gözyaşlarından sancılı geçmişimi...
"Küt!" diye birileri ölüveriyor bir yerlerde...
Ayaklarım istemsiz adım atarken,
Ellerimse, binbir hasretle uzanıveriyor,
Koşuveriyor,
Alıveriyor,
Kitap arası kuruttuğum,
Unutmayı,
Hep unuttuğum
Papatyayla, menekşeye!
Katrilyonuncu kez soruyorum kendime!
Neden benden gidenin bitişi ve gidişi,
Yıllar sürüyor neden?
Öyle acılı, öyle sancılı...
Neden, her gidenim,
İlla ki, beni de öldürüyor katre katre!
Ve neden onlardan geriye
Kitaplar arası
Papatyalar,
Menevşeler düşerken,
Bana hep,
Hala, her gün...
Nefes alıp vermek düşüyor!
Cemre.Y.

Zaten Sevilmelerden Eksikliyim


...Zaten Sevilmelerden Eksikliyim...
Haşarı,
Vurdumduymaz bir kız çocuğuyum ben
Zaten sevilmelerden eksikliyim.
Cemre.Y.

Meğer Sonmuş

...Meğer Sonmuş...
Hayatına ve yüreğine aldığın,
İnsan sayısının çok olması gerekmez ki bazen...
Bazen bir tek kişi, bütün mevsimleri gezdirir de sana…
Sen daha kış ayazındayken...
Derinin dibindeyken sen,
Hani zaten,
Ölüme çoktan razıyken,
Son nefeslere bir tek bahane arıyorken,
Hani o gelmişti de usulca fısıldamıştı kulağına inadına inadına.
O da biliyordu…
Savaş bir oyundur…
Hem de hayatta kalma oyunu…
Bu sefer senin hayatta kalmanı istemişti.
Önce kelimelerini fısıldadı sam yeli gibi,
Sonra,
Bir görünüp, bir kayboldu güneşin gibi…
Ay’ın gibi, yıldızların gibi…
Binbir gece masalı gibi, tüm hayatını anlattın da,
Yormadan, yargılamadan sadece sustu ve dinledi.
“Anlatmam.” diye diye de anlattı o da,
Kendi hayatının masalını, binbir gece daha.
En ilk hani sen,
Zemheri ayazı bir kış ayazındayken...
Derinin dibindeyken sen,
Hani zaten, ölüme çoktan razıyken,
Son nefeslere bir tek bahane arıyorken,
İlk kez sana, bir tek kardelen umuduyla,
İlkbaharı gösterdi diye,
Hep öyle olacak sanırsın.
Sen, onunla, artık, yaşama sarılırsın!
Oysa o,
Senin hayatta kalacağına inandığı an,
Bir bahar meltemi saçlarını savururken tel tel,
Bir zemheri kış yazında kalırsın öylece.
Derinin dibindeki yerinden
Daha da cehennem bir soğuk!
Bir bakmışsın tek başınasın öylece...
O, onsuz ve hiç kimsesiz yaşayacağını sanırken,
Sen, bir tek kokusu olmadan
Nefes bile alamazsın artık!
Bir bakmışsın!
Onun seni saran
Ama sana acıyan gözlerinin ayazında,
Önce parmak uçların donmuş,
Sızım sızım, sızlaya sızlaya,
Sonra sen o sana
Papatyalardan taç yapıyor sanıyorken...
Sana hayat buseleri kondururken
Bir kelebek narinliğinde,
Meğer son'muş!
Meğer son'unmuş...
Cemre.Y.

Meğer Ne Çok Hayalmiş

…Meğer Ne Çok Hayalmiş…
Meğer ne çok hayal kurmuştu onunla,
Sessiz gecelerde yalnızlığına sarılırken
Kendinden bile gizlice.
Meğer ne çok yaşamayı ummuştu onunla,
Kimsesiz sabahlarda kendisine sarınırken
Herkeslerden bile gizlice.
Bütün gelmişi, geçmişi, gelememişi
Onunla son bulacaktı nihayet!
Çocukluğu,
Büyüklüğü,
Büyüyememişliği,
Yaraları,
Yaşadıkları,
Yaşayamadıkları,
Unuttukları,
Unutamadıkları neredeyse eşitti.
Sadece o,
Biraz daha erken gelmişti işte dünyaya
Biraz daha büyümemişti hayata!
İkisinin de “Mutlu Son” la bitmeyen birer evliliği
İkisinin de…
“Sevgisizlikten” boğulmuş birer sevdiği olmuştu.
Bitmişti işte varsın bir kenarlarında dursundu.
Meğer ne çok sıfat koymuştu ona onunla,
Kimseler onu anlamazken, hırçınlaşırken
Ondan bile gizlice.
Aşıktı işte kör kütük değilse bile
Seviyordu ama hem de çok!
Onunla mutlu bir yuva dileyecek kadar.
Onun bir kızı vardı,
Diğerinin bir oğlu,
Bir de dünyanın yükünü yüklenmiş bir annesi.
Zaten çok sürmezdi ki kendi yuvalarındaki varlıkları
Uçup giderlerdi kuş misali kendi hayatlarına.
İkisi de kendi evlerinde,
Evlatları başka yuvalar kurmuşken
Bir anne ile kalıverdiklerinde
Belki olurdu minicik bir bebekleri
İkisi çalışıp evlerine ekmeklerini getirirken
Bakardı, bakmaz mıydı o bebeciğe anneleri.
O büyüyene kadar ölmemek gibi
Bir gayretleri olurdu hiç değilse!
Nihayet yaşlanmayı hayal edebilirlerdi birlikte.
Sonra el ele çekip giderlerdi
Bu keşmekeş vazgeçilmez İstanbul’dan
Rengarenk balıkçı kasabalardan birinin
Biraz uzağında olurdu belki derme çatma evleri,
Küçük bir tekneleri ve bir deniz dolusu yiyecekleri.
Diğeri balıkları pişirirken mangalda,
O salata yapar, rakılarını doldururdu mesela
Sonra uzanıp hamağa birlikte sallarlardı dünyayı
O-la-maz-mıydı?
Meğer ne çok hayal kurmuştu onunla,
Sessiz gecelerde yalnızlığına sarılırken
Kendinden bile gizlice.
Meğer ne çok yaşamayı ummuştu onunla.
Meğer, ne çok hayalmiş.
Cemre.Y.

16 Ekim 2017 Pazartesi

Mavi


...Mavi...
Bazen bir tek renk hatırlatır,
Beni sana...
Seni bana...
Bizi sana ve bana aynı anda!
Bir tek renk yeter biliyor musun?
Artık geç olan her rengi
Her şeyi aynı anda anlamana!
Adı mı?
Hala mı yakalayamamıştın
O iç huzurunu?
Adı “Mavi”ydi.
Cemre.Y.

Fırtına Kuşu

...Fırtına Kuşu...
Senin bir suçun yoktu.
Hiç kimsenin suçu yoktu!
Rüzgara doğru inadına savrulan,
Bir fırtına kuşuydum ben.
Zaten...
Hiçbir zaman da başka bir şey olamadım ya!
Yansam, yansam...
Belki ona yanarım.
Ne ulu cami önlerinde,
Kendimle aynı cinsten,
Bir avuç yeme savrulan güvercin olabildim!
Ne vapur sefalarında,
Keyfe vicdan
Bir parça simide mest olan bir martı!
Hep “Tok” um!
Kanadı kırık yaralı serçe'liğimi ise!
Henüz yirmi birinde kaybetmiştim...
Geveze kargalardansa hep nefret ettim,
Hala da ederim!
Hiçbir sofrada,
Eğer etmiyorsa o sofra muhabbetime değer,
Muhabbet kuşu gibi şakımadım mesela!
Kanarya gibi rengarenk,
Sadece boş boş şakıyan
Basit bir gökkuşağı olmaya da
Hamurum yetmedi nedense!
Bazen turna olup yar’lara
Bir tel saçla selam iletsem de
Araları da ben bulamadım mesela!
Belki heves ettim ara sıra
Angut kuşu olmaya
Her sevdanın ardından,
Bir kere daha hep öldüm de...
Ben bir fırtına kuşuydum sonuçta!
Dirildim yeniden...
İnadına!
Sana doğru...
Sen bende, sana...
Ben sende, bana...
Ölene kadar!
Hak mısın?
Evla mısın?
Bela mısın?
Ne’sin ey yar!
Cemre.Y.

Çok Yoruldum

…Çok Yoruldum…
Sen bir labirentin
Çıkmaz sokak duvarının arkasındasın,
Bense önünde.
Çok çabaladım belki yıkarım o duvarı diye
Ama olmadı
Çünkü duvarın sağlam olan tarafı senin tarafındı.
Şimdi ya sen kıracaksın o duvarı
Bana geleceksin.
Ya da ben sessizce
Geri döneceğim sensizliğe…
Çünkü ben artık çok yoruldum.
Cemre.Y.

Sırlarınız Sizin Olsun

…Sırlarınız Sizin Olsun…
Lanet olsun bu omzuma
Meleklerin bıraktığı emanetlere!
Yüküm çok ağır artık görmüyor musunuz!
Emaneti emanet ediyorum artık dost bildiklerime!
Sırlarınız sizin olsun.
Cemre.Y.

Mükemmel Kafesler

...Mükemmel Kafesler...
Kimseme…
Hiç kimseme, kendime dahi!
Mükemmel kafesler inşa etmek istemedim ben...
Ben sadece herkes özgürce uçuşurken belki
Kanatlarının rüzgarı aynı kokuyu anımsıyor,
Bütün kuşlar vefalı vefalı aynı rüzgara
Uçabilme ihtimalleri olabiliyor sanmıştım.
Cemre.Y.

15 Ekim 2017 Pazar

Aynı Labirent

...Aynı Labirent…
Sevilmek çok geldi,
Sevmek az.
Hayatıma dokunan her şeyin
Sonunu daha çok sevdim başından.
Oysa noktayı koyduktan sonra
İlk cümlenin başına varılmıyordu.
Belki de öğrenemediğim tek şey buydu,
Labirentlerin bütün çıkışları sonsuzluğa değil
"Son!”a açılıyordu ve aşk hep ölüyordu.
Cemre.Y.

Yaralarım


…Yaralarım…
Yaralarım var benim... 
Ansızın kulağıma çalınan bir melodide 
Kabuğu soyuluverip her seferinde daha çok kanayan!
Sen beni yokluğunla cezalandırmazsın be sevgili,
Hiç var olmadın ki!
Cemre.Y.

Sade Bir Kahve

...Sade Bir Kahve...
Bütün kuşlar yağmurda da uçarlar mıydı?
Neden benim kanatlarım kırık peki.
Hep üç durak öncesindeki
Kahve kokusunda yapışmış!
Üstelik ben çay severdim iken?
Şimdi mi hiç sorma!
Allah aşkına diyeceğim...
Ona da inanmıyorsun.
Ama sorma!
Eşit dağıtıyorum ikisini yokluğuna!
Sabah aç karnıma sade bir kahve
Akşama kadar çay,
Akşam aç karnıma yine sade bir kahve.
Hep ama hep sade!
Cemre.Y.

Kristal Bir Can Kıvamında


...Kristal Bir Can Kıvamında...
Bazen yeni kırılmış,
Öylesine yapıştırılmış,
Kristal bir can kıvamındayım işte!
Küçük bir esinti bile
Darmadağın edebilir ya beni bazen.
İstedim ki sen koru beni,
Kolla yabancı rüzgarlardan,
Yine sarsılmayayım,
Yine dağılmayayım.
Cemre.Y.

Korkma


...Korkma...
Sen böceklerden bal yapmak için,
Çiçek arayan ve seni çiçek sanıp 
Sana dokunan arılardan, örümcek ağlarından
Korkma hakkını savunuyordun!
Sen cinlerden, uyduruk fani korkulardan,
Doktordan mesela, iğneciden,
“Öcü” diye uydurulmuş mecazlardan
Korkma hakkını savunuyordun!
Bense…
Hiçbirisinden korkmaman için, 
Elimden gelmeyenleri de yaptım?
Hatta bazen kendi korkularıma bile alışmanı diledim.
Artık seni asla üzemeyecekleri kadar korkusuz olmanı!
Çünkü ben…
Sadece horlayan insanlardan korkuyordum!
Ne acı ki hep içlerinden kabuslu canavarlar çıkıyordu.
Ama en çok!
Korktukça, korkularımdan arınmak için,
Ona sarılmaktan korkuyordum!
Artık korkmuyorum.
Korktukça, korkuma sarıldım.
Üstelik içinden canavarlar falan çıkmadı.
Çıktıysa da göremeyecek kadar çok yorgundum.
Cemre.Y.

Velev Ki Seni Özledim

…Velev Ki Seni Özledim…
Velev ki seni özledim...
Gülüşünü mesela...
Ama en çok da sesini...
Cemre.Y.

Kocaman İki Yalnızlık

...Kocaman İki Yalnızlık...
Birazdan gece çöker üstümüze,
Bütün sesler ve nefesler el ayak çektiği zaman,
Sessizlik ve "O",
Bize meftun yokluğuyla,
Bütün gece çöker omuz başlarımıza,
Kocaman...
İki yalnızlık!
Demiştim sana ey sevgili,
Sancılı bu dört duvar!
Isınmaya muhtaç yorganı ile
Kimsesiz o iki çocuğun gözyaşlarını,
Suskunluğa sarıp sarmalayan!
İçinden binlerce düşünceler fışkıran,
O tek kalmış yastığına,
Hiç acımadan bulaştıran!
Sanki senle,
Sadece...
En güzel...
İlk ve son kez...
O yağmurlu gecede birlikte uyumamışız da!
Ömrümüzün bütün geceleri,
Ömrümüzün bütün sabahları,
Bizimleymiş gibi.
Sensiz bütün evlerde,
Bütün yataklarda,
Bütün yorganlarda,
Bütün yastıklarda,
Kimsesiz'im an-la-sa-na!
Şimdi, uykucu masalların
En kabuslu canavarları var duvarlarımda!
Sol kulağım,
Kalbinin sesine yokluk çilesi sızılı.
Ellerim,
Ayaklarım,
Bedenim üşüyor.
Ruhum anne karnındaki cenin pozisyonunda,
Sana sanrılı.
Sen dahi olmayan,
Ne varsa bu dört duvar arasında.
Yine sarsana!
Yine sarılsana hiç beklemediğim o anda.
Gecenin, sabaha o en yakın ayazında!
Kollarına alsana beni ey minel aşk!
Koruma, kollama beni,
Ama ısıtsana yine!
Hiç kimseye güvensizlikten üşüyen sırtımı,
Isıtsana mesela!
Zaman...
"Hiç yok!" luğuna da, yine saniyeler var oysa!
Cemre.Y.

Bir Varmışız!


…Bir Varmışız!...
Kopyalarının aslını,
Bilecek kadar fi'yim ben! 
Sorun bu belki.
Her şey 
Ve...
Hiçbir şey
Belki de hiç yok!
İşte hep bu yüzden
Bir varmışız
Hiç yok muşuz!
Kendimize bile kalamamışız.
Cemre.Y.

Kıyamam

...Kıyamam...
Güçlüyken ve gücümün farkındalığını yansıtırken,
Kimseler bir şey söyleyemiyordu bana...
Oysa şimdi kanadımın biri,
Kalbime yakın tarafı kırık ya.
Ne kadar da ben dostunum acı söylerim diye acıtan
Kelimeler savruluyor ortalıkta...
Bu kendini dost sananlar hep mi acı söyler?
Oysa ben hiçbir dostumu
Canı yanarken bir kez daha acıtmaya kıyamam.
Zaten öylesine azlar ki, kıyamam...
Cemre.Y.

14 Ekim 2017 Cumartesi

Kitapsız Olmanın Şevkinin Şavkı

...Kitapsız Olmanın Şevkinin Şavkı...
Bazen...
Yazar...
Yazar...
Paylaşmaz...
Sadece susarım!
Kitapsız olmanın şevkinin şavkı budur.
Ne yazdığımı,
Ne sustuğumu anlayamaz kimse’m!
Dudağımın zamansız bir yerinde,
Saklıdır buruk bir tebessüm
Onu bile hiç kimse görmedi zaten!
Görecek olsa her gelene “He!” çekerdik dimi?
Gördüm diyen varsa da!
Ancak hayalinde saklı,
Gizemli yasaklısıyımdır ki,
İşime hiç gelmez gizemlere,
O, bürüntülü yasaklar!
Bitmiştirler yani çoktan...
O bile, hala olaydı.
Bu şiir bari, yazılmış olmazdı en azından
Amma velakin...
Ben öylece susup, gülümsediysem!
Yazıp, susup caydıklarımı da
..............................................
Neyse....................ya neyse!
Cemre.Y.

O Şiirler


…O Şiirler…
Hani o hep kıskandığın o şiirlerden,
Yazıyor muyum sevdiceğim hala! 
Artık sadece sana ve yokluğuna
Yazıyorum değil mi! 
İşte senin gibi,
Bütün şiirlerimin hepsini, anaları hariç,
O, Rus…Bu!
Çocuklarının ihanet hançerlerinin,
Acı yaraları yazdırmıştı bana! 
Var mıymış onlardan farkın,
Bak, onca zaman boşuna kıskandın.
Halbuki sen bari adam olsaydın,
Ben şiir diye şimdi seni yaşardım.
Cemre.Y.

Kısa Devre

...Kısa Devre…
Aramızdaki ayrılığa sebep,
Farkı buldum be sevgili!
Kısa devre yapıp patlıyor bütün lambalar!
Salonum hariç!
O, müebbet yedi.
Hep bekliyor birilerini.
Senin evin, senin odan,
Hala, hep zengindi değil mi?
Cemre.Y.

Ne yapsam?


…Ne yapsam?...
Pişman değilim de…
Sırtımda bir hançer yarası daha
Çıkarabilirsem, ölümüm olur! 
Çıkartamazsam ölene kadar acım.
"Hepsi de bana uyar"lı yerindeyim,
Geriye kalan ömrümün.
Ne yapsam?
Cemre.Y.

Kim Bilir

...Kim Bilir...
Kim bilir,
Ne kadar sayısız şimdiyi kaçırdık ömrümüzde,
Yarının güvensizlik ipini boyunlarımıza ilmek atıp.
Sen kaç zamandır benim şimdimsin işte
Ve yarın diye bir şey hiç yokmuş meğer!
Sende bir aşk da asla olmayacak iki şey var.
Ki sırf bunlar için herkes ölür de.
Asıl seninle yaşamak bile göze alınır.
Huzur ve güven ve sen...
Varsın ardına bile bakma gitmek istersen.
Seni böylesi sevmek yol olup serilir yollarına.
"Yarın" olursun ilk defa.
İçimden milyon kere,
"Gitme be!" demek geçse de dile gelmez o kelimeler.
Kalmak istersen daima "şimdi" m olursun nasıl olsa
Yaşlanırız beraber,
Çay demlerim kendime
Sana da kahve yaparım.
Sen gazeteni okursun, orta şekerli kahveni içerken
Ben bulmacamı çözerim çayımı yudumlarken.
Hala bilmediğim şeyler olur
Hala eksik kalırım
Sen hala tamamlarsın beni.
Olamaz mı?
Cemre.Y.

Sen Gel Yine De


...Sen Gel Yine De...
Sen gel yine de,
Gidişini hiç sevemesem de!
Gelişini ayrı bir seveyim…
Cemre.Y.

Hiç Kimsenin Aşkında Yoktur Gözüm

…Hiç Kimsenin Aşkında Yoktur Gözüm…
Hiçbir canlının,
Ne aşkında, ne de bir sevdasında,
Ne gözüm, ne de sözüm olmaz benim.
Ben iki serçeyi yan yana görünce bile
Hangi an gagaları birbirine dokunacak diye,
Saatlerce dua edenlerdenim.
Tek bir ağaç dalından, tek yaprak yeşertemediysem,
Suç kimsemin değil, benimdir benim,
Hani o şarkı der ya "Hiç kimsenin aşkında yoktur gözüm."
Cemre.Y.

Kimi Sevsem


…Kimi Sevsem…
Ben, kimi sevsem
Bir kelebek kanadının narin kırılganlığında...
Ertesi gün ölüyor, yüreğim ömrümden yanıyor.
Cemre.Y.

Başımız Sağ Olsun

…Başımız Sağ Olsun...
Önce sen,
Haksız ve suçsuz yere,
Anarşist bir eylemle,
Molotof kokteyliyle hem de!
Darmaduman ettin yüreğimi.
Sonra onlar,
Haksız ve suçsuz yere…
Anarşist bir eylemle,
Molotof kokteyliyle hem de!
Darmaduman ettiler ülkemi.
Şimdi boşuna,
Üzülme sevgili,
Ülkemizde olanlara.
Benim vicdanım rahat.
Ya senin?
İçinin özü de katil değil mi sonuçta!
Sevgisizlik değil mi,
Hepsinin ruhunda!
Kimi yürekleri katleder, kimi ülkeleri.
İşte sen de…
Çoktandır terk ettiğin ruhunla,
Çoktandır vazgeçtiğin benliğinle,
Aslında çoktandır onlardan birisin…
İnanmıyorsan önce bana...
Sonra aynaya bak!
Ne kaldı?
Benden,
Senden,
Biz'den...
Geriye?
Ne kaldı?
Yaşanmış, yaşanamamış
Yarıda kalmış her şeyin sonu,
Tomalar dolusu
Sel afeti değil mi?
Başımız sağ olsun!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...