17 Eylül 2017 Pazar

Büyüyorum Sanırım


...Büyüyorum Sanırım...
Derin bir nefes aldım
Kahve içecek kadar
Tek değildim kendime
Elimde çay fincanım
Terasıma çıktım
Çayıma birkaç damla yağmur damlattım
Evime girip bir kitap açtım
İşsiz, parasız ve yalnız da olsam
Ben ilk defa bir yağmurda ağlamadım
Büyüyorum sanırım.
Cemre.Y.

Can Özüm

...Can Özüm...
Gökyüzü...hep bu kadar aydınlık mıydı?
Bulutlar...hep çocukluk hayalimdeki gibi,
Üzerine uzanıp aşağıya seyre dalacak kadar bembeyaz mıydı?
Rüzgar...hep tenimi okşayacak kadar ılık mıydı?
Peki ya güneş...hep beni bu kadar seviyor muydu?
Yani sevgilim dünya hayatına devam mı ediyordu,
Ben sesine bile hasretken!
Ah be yosun gözlüm,
Olmayanlara, olmayacaklara ilenip dururken,
İhmal etmişim seni epeyce...
Meğer ne çok şeyini kaçırmışım sensizken ben...
Meğer yaşamaksa bir yudum,
Ömür senin kokundaymış can özüm.
Cemre.Y.

Bazen

…Bazen…
Bazen sadece kıyamamaktır,
Anıların hepsini yakıp, yırtıp yok etmeye…
Bir ucu yanık,
Alelacele kurtarılmış bir not...
Eller titreyerek kurtarılmış,
Bir resim hep vardır bir yerlerde.
Cemre.Y.

Olmadık İşte

…Olmadık İşte…
Gün ortasında
Güneşin ardındaki yıldızları
Sayabilmek gibiydi seni sevmek.
Gece yarısında
Ay'ın ardındaki güneş ışıltılarını
Sayabilmek gibiydi...
Olmadık işte...
Cemre.Y.

Hoş Geldin Yeni Hayat

...Hoş Geldin Yeni Hayat...
Misal bir resim yapıyormuşuz,
Mecbur muşuz da buna!
Ama yeni renklere, haylice geç kalmışız bir o kadar da.
Epeyce de acemi, epeyce de yorgun muşuz hani yeni hayata!
Üstelik ülkemizin ahvali de hayli karışık ya...
Hiç yoktan,
Bize bir görev yüklenmiş,
Hani bu ayın yirmi birinde oluşacak olan,
Tam Güneş tutulmasına istinaden...
Hani hayale kurban gideceksek ilk biz gidelim minvalinde...
Mutluluğun resmini dilemiş herkes bizden,
On yüz baloncuğundan, onca insan bizi denek yapmış!
İyi madem...
Herkes istediği renk, istediği boya, istediği alandan başlasın,
Hadi boyayalım dünyayı!
Biz beğenirsek ne ala...
Ama birimizden diğeri beğenmezse...
Herkes yeni resim yapıp yapamamakta özgür!
İster rengarenk hayal bulutları çizersin,
İster geçmişin küllerinden, kül rengi kafesler.
Ben yeni bir dünya çizeceğim kendime,
Hoş geldin yeni hayat.
Cemre.Y.

16 Eylül 2017 Cumartesi

Çocuktum Ben Aşk'ta!

...Çocuktum Ben Aşk'ta!...
Ya okyanusu geçmeyi seçecektim...
Fırtına olabilecek herhangi bir mevsiminde.
Ya gökyüzünün o bembeyaz bulut yumağında,
Pamuktan yataklarda dünyayı seyredecektim...
Beni gerçekten iyi tanımışsın ey sevgili...
Aşkta bana hep iki renk vardı
Ya siyahtı, ya beyaz...
Arada grilerden, cevapsız soruları saymazsak
Üzerini basma kumaşlardan
Yamalamaya çalıştıklarımı saymazsak
Ben aşkta gök kuşağı kadar yerden göğe,
Bir avuç kum tanesi gibi savuramadım kendimi hiç!
Okyanussam...
Yelkeni bile olmayan küçücük bir takaydım,
Bulutlardaysam…
Ufacık bir yağmur damlası olsa
Savunmasız tepe taklak düşebilecek kadar
Bir paraşüte hiçbir zaman gerek duymayacak kadar
Çocuktum.
Ve güvendiysem o fırtına beni alabora etmezdi hiç!
O bulutlara da hiçbir yağmur damlası gelemezdi!
Dedim ya çocuktum aslında ben Aşk’ta...
Büyüdüm...
Artık dokunma bana...
Cemre.Y.

Çok Sevdim


…Çok Sevdim…
Akşam yatarken duam,
Gece uyurken rüyam,
Sabah uyandığımda güneşimdin sadece…
Başka hiçbir şeyim değildin
Ve ben seni senden başka her şeyden çok sevdim!
Ve hayat…şiir kadar kısa değil!
Cemre.Y.

En Çok Şefkatçilik Oynuyorduk Biz

...En Çok Şefkatçilik Oynuyorduk Biz...
Bazenleri de çay ile kahveyi,
Aynı anda içerim ben.
Sigaramın dumanı hep aynı tüterken.
Kimi deli der geçer,
Kimiyse kasap yağı bol bulmuş hikayesi...
Oysa öylesi anlarımda bir tek kardeşim görür,
Gözlerimin kahvesinin,
Herkesin gördüğü gibi maviye değil de,
Aslında siyaha kestiğini.
Konuşarak çözdüklerimiz
Suskunluklarımıza terk olunca
Yatarım dizlerine, kapatırım gözlerimi,
Güya belli etmez hiç bana ama
Yaşarırken gözleri
Usulca okşar saçlarımı tel tel
Ben artık içimden bile ağlamayana dek.
Sonra sıra bana gelir
Koyar kendisi küçük, içindekiler ona bile büyük,
Yusyuvarlak başını göğsüme
Güya ona hiç belli etmem ama
Yaşarırken gözlerim,
Usulca okşarım saçlarını tel tel.
O artık içinden hiç kimseye küsmeyene dek...
Böyle büyüdük biz.
Bizim evcilik oyunlarımızda
Anneyle baba bile yoktu ki
Doktorla hemşire meşk edebilsinler.
Şefkatçilik oynuyorduk biz
Hala da biz bizeyken
Aynı oyunun içindeyiz.
Cemre.Y.

Cemre


...Cemre...
Benim adım Cemre! 
Kimlere taş olup,
Kime ateş olacağımı ben seçerim!
Cemre.Y.

Platonik Aşk

…Platonik Aşk…
Çılgınlar gibi 
Aşık olmak üzereydim sana
Hem de platonik olarak, platonik aşk diyorum! 
Kalbimi bu deli cesaretinden 
Kurtaracak bir çözüm buldum! 
O, her aklıma geldiğinde "
Ya "Adam!"
Ya "Adam, adam gibi seviyorsa!" diyorum
Sonra da illa bu olası aşktan da soğuyorum!
Cemre.Y.

Tırnaklarını Yiyen Bir Çocuğu Sevdim

...Tırnaklarını Yiyen Bir Çocuğu Sevdim...
Tırnaklarını yiyen bir çocuğu sevdim ben!
Hem de en küçüklüğümden.
Ne zaman korksam, ürksem, paniklesem,
Darılsam, kırılsam, kat-lan-sam!
Sevsem, bulsam, kaçırsam ellerimden
Ben ne zaman kaybedeceksem
Tırnaklarımı söker atardım yerli yerlerinden.
Bir kere güvendim ömrümde en hakikisinden
Uzadı tırnaklarım
Ne zaman ki uzadı tırnaklarım
Etleri sökülmez oldu yerinden
Gitti başka bir yar sevdi üstüme!
Beni ikiye bir terk ederek gitti hem de.
Baktım uzun uzadıya tırnaklarıma
Tam sökecektim hepsini köklerinden
Aklım aydı
Ya yavrumun sırtı yine kaşınırsa!
Vazgeçtim canımı ciğerimden sökmekten.
Şimdi büyüdü yosun gözlüm
Kolları yetişiyor her yerine...
Gözümün önünde pembe ojeli tırnaklarım
Yüreğimin ucunda
Dün gece üzdüğüm çocukluğum
Tırnaklarını yiyen bir çocuğu sevdim ben
Hem de en küçüklüğümden.
Ne zaman korksam, ürksem, paniklesem,
Darılsam, kırılsam, kat-lan-sam!
Sevsem, bulsam, kaçırsam ellerimden
Ben ne zaman kaybedeceksem
Tırnaklarımı söker atardım yerli yerlerinden.
Sökmüştü o da dün gece neredeyse!
Şimdi ya yeniden çocuk olacaktım
Ya da imza günlerinde,
Bakımlı elleri olmasını sağlayacaktım.
Ya mutlu olacaktım ona her gün gülümseyerek
Ya da umutlu...
İkiye bir şansım vardı yine...
Ya sırtımız yine kaşınırsa!
“Beni şu anda nasıl buldun ki!” demiyor mu?
Bulamazdım elbet yüzünde
Çocukluğumdan kalma o tebessüm olmasa!
Cemre.Y.

Yosun Gözlüm

…Yosun Gözlüm…
O bir, gözleri yosunlu güzel, o benim ciğerim,
Ben o güzelin göz bebekleri ıslandıkça
Her dem ölüp ölüp dirilirim…
Gözlerin hep mutlulukla ışıldasın be yosun gözlüm.
Cemre.Y.

Evlat Gibi

…Evlat Gibi…
Böyle de ölümden vazgeçilir işte...
Yeni şarkıları ondan duyup 
Öğrenmeyi ve dinlemeyi seviyorum...
Bir insanın ömrü boyunca
Her ne olursa olsun
"İyi ki!"m diyebileceği biri olmalı
Evlat gibi...
Cemre.Y.

Özlemedim Mi Sanıyorsun

...Özlemedim Mi Sanıyorsun...
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içim...
Gözlerinin harelerinde saklı yakamozlarını.
Gülüşünde gül kuruttuğum gamzelerini,
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içim...
Hani gözlerimi kapatıp,
Ellerimle yüzünü ezberlerken
Öptüğüm burnunun ucunu.
Dudaklarının
O, en eski şarap tadını.
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içim...
Sana teslim olduğumda,
Kulağıma fısıldadığın
Ayıplı sözlerden hemen önceki,
Billur gibi, yüreğime akan sesini.
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içim...
Terinin tenimi içine çekmiş tuzunu.
Şiir içi şiir oluşumuzu.
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içimmm...
Sana her apansız gelişimde,
Yabancın olmadığımı anlayana kadar,
Yüreğine saplanan o korkuyu değil ama!
Çocukluğunun elma şekeri verilmiş sevinçlerini.
Artık ne fayda!
Gelmedin ya bir kere olsun sen bana...
Saçlarımı bekliyorum.
Beni en ilk,
En sevdiğin yere kadar uzasın hele.
Hani sırf sana sanmıştın
Onları yok edişimi bile!
Sen bana hiç gelmedin ya bi kere!
Gelirim yine!
Bu sefer...
Sana İstanbul kadar uzaktan bakarım,
İçinin şiir özündeyken ben.
Mademki kadir kıymet bilmiyorsun.
Özlemem artık bundan sonra,
Hiçbir şeyini!
Cemre.Y.

Bırak!

…Bırak!...
Bırak artık,
Şiir şiir öpelim dizlerimizin yaralarını...
Cemre.Y.

Rüyam

...Rüyam...
Bazen...
Bir tek rüyaya
Birkaç zaman
Gülümser ya insan...
Hala gülümseyişimsin...
Ve bu sana yetmez mi
Rüyamsın be adam?
Cemre.Y.

Sadakat


...Sadakat...
Kör bir kadının,
Kör kocasını ve çocuklarını,
Kör bir adam uğruna terk ettiği
Bu dünyada benim seni,
Sonsuz sadakatle seviyor olmam mıydı
Yanlış olan!
Cemre.Y.

Yorgunuz!


…Yorgunuz!...
Susarak sımsıkı sarılıp,
Susmalara doymadan...
Sabahına,
Bir gülümseyişe uyanalım mı?
Belli ki ikimizde bu hayatı,
Yaşamaktan hayli yorgunuz.
Cemre.Y.

Rus Ruleti

…Rus Ruleti…
En azından bir şarkı duyduğumda
Yüreğim depremlere uğrarken;
"Ondandır, banadır." diyebilmeliydim.
Şimdi bütün şarkılar Rus ruleti
Sadece bana...
Cemre.Y.

15 Eylül 2017 Cuma

Cinnet Anıma Denk Gelmeyin!

....Cinnet Anıma Denk Gelmeyin!...
Bu kadar replik ve senaryo, artık yeter!
Siz sıkılmadıysanız da ben çok sıkıldım, 
Hem de size dair bütün rollere girerek!
Artık deney kobayınız öldü!
Siz siz olun sakın ha!
Cennet anıma gelin ama
Sakın ha cinnet anıma denk gelmeyin.
Bütün acımasız duyularımızla gelmeyin üstüme!
Çünkü az önce, acımasızlığın, ümüğünü sıktım çoktan
Acımasız bir katil gibiyim şimdilerde,
İnadıma gülümsüyorum!
Gülüşümle öldürüyorum bütün meçhuliyetlerimi.
Siz siz olun sakın ha!
Cinnet anıma denk gelmeyin.
Gülümserim toz olursunuz!
Cemre.Y.

Ciğerimin Çiziği

...Ciğerimin Çiziği...
Bugün şehrine geldim
A ciğerimin çiziği!
Seninle güle oynaya gezdiğimiz o sokakları,
Sensiz yürüdüm.
Arnavut kaldırımlı yollarda,
Aykırı bir taş yüzünden, ayağım tökezledi,
Durdum ve ona baktım,
Sordum seni!
Parmak uçlarında yürürken yine aceleyle,
Sabah olup, bensiz yaşadığın, o evden giderken,
Akşam olup,
Aceleyle bensiz yaşadığın, o eve giderken,
Tökezlemişsin sende birkaç kere!
Yüreğin ağzına gelmiş benim gibi!
Yosun gözlerinden kinayeli bir bakış fırlatmışsın.
Üzerine basıp gitmişsin!
Bakışlarımla toparladım onu yerden,
Zaten ağzına kadar
Aynı bakışlarınla dolu yüreğime koydum.
Karşılaşırsak ne olurdu hiç bilmiyordum,
Fakat!
Ciğerim bu sefer çok acıdı!
Merak etme beni,
Ağlamadım!
Kadehlere sarılmadım sen diye.
Sustum ve bir demlik yeşil çay demledim kendime,
Çay deyip geçme,
Öyle sarhoş ediyor ki adamı,
Unutturuyor her şeyi,
Seni,
Beni,
Bizi...
Cemre.Y.

Size Ne!


…Size Ne!...
Bu, benim şahsi yalnızlığım, size ne!
Adam oldunuz, adam kaldınız da sevmedim mi yani?
Cemre.Y.

Nazar

...Nazar...
Bu sefer ne kadere ne de aşka...
Ne de başka bir ahval-i isyana,
Sitem de etmeyeceğim
Zaten sondun.
Zira bile bile nazarlı gözlere,
Dost diye diye, dost sandıklarımın,
Seni, sana sormadan
Anlatan bendim.
Nazara geldin.
Bittin.
Cemre.Y.

Cemre-ce

…Cemre-ce…
Cemre-ce!
Sekiz yıl sonra!
Çok mu geldi sana
Benim yanımda gibi davranıp,
Hala içten kinlendinmi bana!
Artık sen bile benim yatağımı
Terk edeli yıllar olmuşken?
Oysa sen terk ettin beni ilk!
Yatağımdaki nefes alışın yetiyordu bana valla!
Lazım ve gerek değildi
Hiçbir haz ve tek bir ayrı ten kokusu!
Sen terk ettin beni koynumdan!
Hatırla!
Köşeli koyduk yataklarımızı.
Ellerin olsa razıydım da,
O bile çok dayanmadı!
Kaldın mı koynumda nefes yavrucak?
Kaldın mı yatağıma sıcak bir nefes!
Ne istediysen yapmaya çalıştım
Kendimi üçe beşe satmadan!
Yapabildiğimce…
Cemre-ce!
Cemre.Y.

Bir Varmış, Hiç Yokmuş

...Bir Varmış, Hiç Yokmuş...
Gece, yokluklara sanrılı bir sancıyken,
Uyku denen rehavet anıyla
Yalnızlık denen canavar cenk ederken,
Şöyle bir döndüm de geçmişime...
Gülümseyerek anımsayacak,
Geçmişin uykusunun koynuna olsun
Sarılıp sarmalayacak,
Tatlı bir huzura gözlerimi kapatacak,
Bir tek aşk kırıntısı bile kalmamış
Hiç kimseden.
Öyle bitirmişler ki kendilerini bende
Onları mahkum ettiğim
Zindanlarımın yolları bile kapanmış!
Adları geçince bir şarkının bütün notalarında,
Ya da bir yol ayrımındaki tabelada
Hep...
Buruk bir tebessüm!
Bir varlarmış, hiç yoklarmış...
Oysa asla kaybetmek istemedikleri
Ne çok şeyim vardı onlarda!
Cemre.Y.

Kopsun Kıyamet


…Kopsun Kıyamet…
Evet evet onların katolik olanlarının,
Nikahlarını kilisede kıyıyorlar ve evet papaz nikahlıyor onları!
Elbette ki onların papazları izinsiz kimseye dokunmuyorlar!
Rahip ve rahibelerin bazılarının gizemli,
Özel hayatlarını bilecek kadar çok okumaya devam ediyorum hala.
Ve evet bizim imam hatip liselerimizde, yahut erkek öğrenci kursu
Ya da kuran kursu, yahut hiç fark etmez,
İki kelam kuran öğrenelim diye gönderildiğimiz mahalle camilerinde
Bir tek "Hı!"yı doğru çıkartamadık diye,
Tırnak üstü cetvel acılarını çekerken
Bazılarımızın kenarlara ayrıldığını da,
Biz cetvel yiyenler kurstan çıkarken,
Tülbentlerimizi daha abdesimiz bozulmadı diye çıkartmazken,
Unutmadık hala o kızların bazılarının,
Başlarından çoktan attıkları,
Boyunlarındaki yazmalarıyla hınzırca sırıtışlarını.
Unutmadık hala o kızların bazılarının,
Git gide içlerine kapanıp, herkesten korkuyor olmalarını.
Oysa hepimizin anneleri bizi o camilere
Hiç değilse iki kelam kuran öğrenelim diye yolluyorlardı.
Şimdi tüm iyi niyetli tüm inancıyla amel edinmiş,
Hiçbir akrabam gücenmesin bana ama!
Hepsi de şu an bilmem kimin,
Kıçının kadayıf teli dahi olmaya razı.
He bütün bunlar aklıma durduk yere niye geldi.
Bugün neredeyse imkansız denecek kadar şiddetli bir dolu yağdı.
Ofisimizdeki bütün camlarımız kapalıyken,
Tam çıkış saatimize ramak kala bütün odalarımızı sel bastı.
Çıkıp gitmeyi an bile düşünmedik!
Oysa evlerimizin bütün camları yarım aralıktı.
Işınlanamazdık!
Kaldı ki, yarın var mı şüphedeydik!
Terk etmedik.
Edemezdik.
Yarın varsa buradan başlardı.
Ama bazıları, yalanı su gibi yağmur çekmişti.
"Kandırıldık, bilmiyorduk, bilemedik!" diyordu.
Oysa fırtına aynı anda başlamıştı.
Şimdi siz...
Bizden farklı olan bütün siz!
Mesela kuran kursunda kıstırıldı çocuğunuz,
Ailesine söyler, şikayet ederse,
Hemen bir imam nikahı, ardından da bir resmi nikah!
"Size ne yahu! Karım o benim!"diyecek...
"Ben dedirtmem!
Evladımın, işimin, aşımın, varlığımın daiminin,
Tek bir harfine denk gelsem!
Sorarım!
Ey Allahım!
Ey yaradanım!
Nerede küstün ki bize daim olmaya,
Nerede gücendin de terk ettin bizi de,
Bütün yanlışlara yürü ya kulum dedin ki?"
Ben bugün evime sel basıp basmadığını anlayabilmek için
Camlarımın yağmura göre yönünü tayin edebilmeye
Ayda yılda bir kıldığım kıblenin yönünü sordum!
Çünkü unutup kendi evimin kıblesini,
Başkalarına sormaktan çok korkuyordum!
Yağmur...
Kıble yönünün tersine yağıyordu.
Elbette teşekkür ederim!
Ben tek başıma,
Bana "Şükür!"sunulacak bir şey yaptığında.
Sana şükretmeyi de bilirim.
Ama artık tacizden, tecavüzden boyun bükmesin,
Hiçbir yarattığın ha!
Ve artık öldürülmesin çocuklar hunharca.
Sen ki "Ol!" (Kün Feyekün) desen oluyorsa,
Bu kadar sadist ya da mazoşist olmamalısın!
Yoksa sana olan kesinlik inancım erir gider.
Madem çocukları ve masum kadınları sevmiyorsun,
O zaman kopsun kıyamet.
Cemre.Y.

Cancağızım

...Cancağızım...
Sen geldin,
Duvarlarının yüzü güldü evimin,
Koltuklarımın düzeni şaştı, halım kaydı,
Zigon sehpalarım,
Şen çocuklar gibi salonumda oynaştılar.
Sen geldin,
Çarşafının yüzü güldü yatağımın,
Ocağımın ateşi yandı, tencerem kaynadı,
Bulaşığım oldu birkaç tabak, çöpüm oldu.
Sen geldin,
Pasını sildin yüreğimin,
Yasını sildin ciğerimin,
Gülüşlerim nerede sussa,
Nerede gözyaşlarını akıtsa bilemediler.
Sen geldin,
Evim nefes aldı yeniden,
Ben… Yeniden nefes aldım hayata!
Yüreğimi hissettim yeniden.
İşte sırf bu yüzden
“Her şeyim!”sin sen.
Cemre.Y.

14 Eylül 2017 Perşembe

Bütün Kuşlar Uçar


...Bütün Kuşlar Uçar...
Bütün kuşlar sonunda uçar!
Kırık kanatları, kıkırdaklarının kelepçesinden,
Kurtulduğu anda hem de!
Sen onun ömründe sadece
Kanadını öpen bir dudaktan ibaretsin.
Oysa o şefkatindir, emeğindir, sevgindir.
Yetim kalmış mısralarının bütün harfleridir
Ama ille de…
Bütün kuşlar
Sonunda kızıl bir gün batımına
Gününü geceni kanırta kanırta maviye kaçarlar…
Bütün kuşlar uçar…
Cemre.Y.

Bazen "Annem!" Der Susarsın

...Bazen "Annem!" Der Susarsın...
Öyle acıyor ki yüreğim...
Keşke bir tek bu cümleyi kurmak kadar
Kolay olsaydı acımın derini!
Hani çok mutlu olunca,
Hani aşık olunca,
Yine yeniden ve en ilk’inmiş gibi...
Kanatlanıp uçar ya insanın yüreği,
Kozadan yeni çıkmış bir kelebek gibi.
Ağzını açar, konar kelimeler
Dudaklarına öylesine pervasızca.
Saçmalar, kahkahalara boğar kendini de,
Bazen, öyle güler ki saçma sapan herhangi bir şeye!
Gözleri ve yüreği pırıl pırıl ışıldarken,
Gözyaşları akar ya gülerken.
Hayatından gelip geçmiş
Tüm acıları çoktan silip atmıştır ya.
Bir türlü anlamaz,
Anlayamaz ya karşısındaki insancıklar!
Bir tek kendi ve yüreği bilir mutluluğunun derinini ya.
Harfler yetmez, heceler yetmez,
Kelimeler, cümleler yetmez!
Bir tek o,
Aşk denen rengarenk gökkuşağının
Bir yudum iksirini tadan,
Göz bebeklerinin yıldız yıldız,
Yakamoz ışıltısındaki uçarılığı görür,
Yüreğindeki çırpınışların kanatlarının fısıltısını duyar.
Bütün renkleri ve bütün anlamlarını ezberinden bilir ya.
Bir tek o, aşkın rüyasından
Daha yeni uyanan, anlar seni.
Senin dünyayı tozpembe görüşüne,
Koca bir aptallık değil de,
Dudağında buruk bir tebessüm ile susar ya sana
Aslında sen herkese anlatırsın,
Aslında sen kimselere anlatamazsın ya.
Herkes anlar ama aslında hiç kimse anlamaz ya...
Öyle acıyor ki yüreğim…
Saçlarımın her bir telinin diplerinden
Ayaklarımın tırnak uçlarına kadar,
Her hücrem ayrı ayrı ağıtlarda
Feryat figan ve tek bir damla gözyaşı akıtmadan...
Ne göz pınarlarımdan,
Ne yüreğimden tek bir damla akıtmadan, acıyor işte.
Binlerce kristal cam kırığı var yüreğimde,
Midemde, yüreğimde, tüm organlarımda.
Her bir parça,
Kum tanecikleri kadar paramparça uçuşup durmakta,
Her uçuştuğunda ayrı bir hücreme saplanmakta,
Her bir hücremi tek tek, sızım sızım kanatmakta…
Sanki dünyanın bütün maddeleri
Birer birer kristal cam olmuş,
Sanki biri, o kadar çok kin gütmüş,
Öyle garezi varmış ki benden intikam almaya,
Sanki birine dünyanın, ahretin, cennetin,
Cehennemin bütün kötülüklerini
Bütün acılarını yaşatmışım da,
Tek intikamı beni paramparça görmekmiş.
Sanki biri… bir tek biri… ne hıncı varsa…
Bütün dünyanın kristal camlarını yüreğimde
Teker teker ayaklarıyla çiğneye çiğneye ezmiş!
Bir insan evladının canı, bu kadar mı acırmış!
Ama insanoğlunun
Bir tek kendi ve yüreği bilir acının derinini ya.
Harfler yetmez, heceler yetmez,
Kelimeler, cümleler yetmez…
Bir tek o,
Gerçekten sevdiğinin ölümünü
Daha taze yaşamış olan anlar,
Göz bebeklerinin yıldız yıldız,
Yakamoz ışıltısındaki acısında görür,
Yüreğindeki çırpınışların
Kanatlarının fısıltısını duyar.
Aslında sen her kese anlatırsın,
Aslında sen kimselere anlatamazsın ya.
Herkes anlar ama aslında hiç kimse anlamaz ya...
Öylesine derin anlamlı ve anlamsız bir acı işte!
Cemre.Y.

Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben

...Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben...
Ne zaman şiir kuşanacak olsam,
Avuç içi kadar bir coğrafyaya,
Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma!
Hepsi birbirinden Nisan,
Hepsi diğerinden Zemheri, sen gibi.
Sonra tarihleri sıralanır dimağımda,
Başlangıçları milyonlarca kelebeklerle.
Bitişleri mutlaka,
Üçlü mezar duvarlarıyla biten sonları…
İnsandım elbette, sandığının aksine aşka dair,
Labirentlerim vardı benimde.
Güne onunla uyanmak,
Geceye onunla sonlanmak gibi.
Kısacık bir rüya kadar,
Sonu...
Sonsuzluğa çıkabilecek hayallerim hep vardılar!
Üstelik ben hiç akıllanmazdım.
Hiçbir sevdamı,
Matematiğe hiç karıştırmazdım.
Ömrümün, ömürlerine sevdaları zaten,
Oldukça azdılar be!
Ne gereği vardılar!
Sen de benden,
Yüreğimin sol kaburgasını kırıp gidene kadar.
Şimdi ben ne zaman,
Çetin bir kış sonrası,
Başka bir coğrafyada,
Bir serçe kanadında filizlenmeye çabalasam,
Eskiden kırık olan tarafı denk gelir bana yine.
Bir sen vardın…
Bir sen gittin…
Bir sen kaldın…
Senden sonrama, başka hangi sevdam uçabilirdi ki?
Yüreğimin kırık kaburgasıyla,
Ne kadar yol alabilirdim?
Gözlerimi akıtsam havaya,
Yüzüm kalırdı.
Yüzümü savursam,
Gülüşüm kalırdı.
Gülüşümü bıraksam…
Yine sen kalırsın.
Ey kalbimin kırık kaburga kemiği,
Senden sonrama,
Hangi sevdam sonsuzluğuma,
Oradan sızacak sanırsındı ki?
Beni soracak olursan,
Hala içimde,
Elinde misketler dolusu haylaz bir çocuk,
Hala ergen, hırçın,
Laf anlamaz toy bir delikanlı kızcağızım.
Hala ruhumun derininde,
Çoktan emekli mezarını kazan ihtiyarım.
Yine de…
Afiyetine dualarla,
Hamd-ü senalar eder,
Ellerinden öperim.
İyiyim ben.
Ya sen anam?
Bizi bunca bırakıp gittiğine göre,
Oralarda nasıl ahvalin?
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...