Kız Kulesinin tavanındaki Piri Reis haritası gibiyim.Dışım'la o kadar meşguller ki, içimi gören yok!
Cancağızım! Sana, her gün bakıp yüzünü çevirdiğin aynandan sesleniyorum, gözlerinin içine bakıyorum, buradayım, tam karşında, artık yalnız değilsin, artık yalnız değilim, artık dostuz. Sanki böyle bahçendeki erik ağacı çiçek açmış da sen karpuza aş eriyormuşsun gibi bi duygu bu... Hoş geldin madem! (Yazdıklarım bana aittir çalmayın, adımla beraber paylaşın olur mu canlarım.) Cemre.Y. #Tipinifavladığım
16 Eylül 2017 Cumartesi
Çok Sevdim
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
En Çok Şefkatçilik Oynuyorduk Biz
...En Çok Şefkatçilik Oynuyorduk Biz...
Bazenleri de çay ile kahveyi,
Aynı anda içerim ben.
Sigaramın dumanı hep aynı tüterken.
Kimi deli der geçer,
Kimiyse kasap yağı bol bulmuş hikayesi...
Oysa öylesi anlarımda bir tek kardeşim görür,
Gözlerimin kahvesinin,
Herkesin gördüğü gibi maviye değil de,
Aslında siyaha kestiğini.
Konuşarak çözdüklerimiz
Suskunluklarımıza terk olunca
Yatarım dizlerine, kapatırım gözlerimi,
Güya belli etmez hiç bana ama
Yaşarırken gözleri
Usulca okşar saçlarımı tel tel
Ben artık içimden bile ağlamayana dek.
Sonra sıra bana gelir
Koyar kendisi küçük, içindekiler ona bile büyük,
Yusyuvarlak başını göğsüme
Güya ona hiç belli etmem ama
Yaşarırken gözlerim,
Usulca okşarım saçlarını tel tel.
O artık içinden hiç kimseye küsmeyene dek...
Böyle büyüdük biz.
Bizim evcilik oyunlarımızda
Anneyle baba bile yoktu ki
Doktorla hemşire meşk edebilsinler.
Şefkatçilik oynuyorduk biz
Hala da biz bizeyken
Aynı oyunun içindeyiz.
Cemre.Y.
Bazenleri de çay ile kahveyi,
Aynı anda içerim ben.
Sigaramın dumanı hep aynı tüterken.
Kimi deli der geçer,
Kimiyse kasap yağı bol bulmuş hikayesi...
Oysa öylesi anlarımda bir tek kardeşim görür,
Gözlerimin kahvesinin,
Herkesin gördüğü gibi maviye değil de,
Aslında siyaha kestiğini.
Konuşarak çözdüklerimiz
Suskunluklarımıza terk olunca
Yatarım dizlerine, kapatırım gözlerimi,
Güya belli etmez hiç bana ama
Yaşarırken gözleri
Usulca okşar saçlarımı tel tel
Ben artık içimden bile ağlamayana dek.
Sonra sıra bana gelir
Koyar kendisi küçük, içindekiler ona bile büyük,
Yusyuvarlak başını göğsüme
Güya ona hiç belli etmem ama
Yaşarırken gözlerim,
Usulca okşarım saçlarını tel tel.
O artık içinden hiç kimseye küsmeyene dek...
Böyle büyüdük biz.
Bizim evcilik oyunlarımızda
Anneyle baba bile yoktu ki
Doktorla hemşire meşk edebilsinler.
Şefkatçilik oynuyorduk biz
Hala da biz bizeyken
Aynı oyunun içindeyiz.
Cemre.Y.
Labels:
anne,
deli,
duman,
etme,
geçer,
Hiç kimse,
hikaye,
kahve,
kardeş,
mavi,
oysa,
sigara,
sus,
şefkat
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Cemre
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Platonik Aşk
| …Platonik Aşk… |
| Çılgınlar gibi |
| Aşık olmak üzereydim sana |
| Hem de platonik olarak, platonik aşk diyorum! |
| Kalbimi bu deli cesaretinden |
| Kurtaracak bir çözüm buldum! |
| O, her aklıma geldiğinde " |
| Ya "Adam!" |
| Ya "Adam, adam gibi seviyorsa!" diyorum |
| Sonra da illa bu olası aşktan da soğuyorum! Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Tırnaklarını Yiyen Bir Çocuğu Sevdim
...Tırnaklarını Yiyen Bir Çocuğu Sevdim...
Tırnaklarını yiyen bir çocuğu sevdim ben!
Hem de en küçüklüğümden.
Ne zaman korksam, ürksem, paniklesem,
Darılsam, kırılsam, kat-lan-sam!
Sevsem, bulsam, kaçırsam ellerimden
Ben ne zaman kaybedeceksem
Tırnaklarımı söker atardım yerli yerlerinden.
Bir kere güvendim ömrümde en hakikisinden
Uzadı tırnaklarım
Ne zaman ki uzadı tırnaklarım
Etleri sökülmez oldu yerinden
Gitti başka bir yar sevdi üstüme!
Beni ikiye bir terk ederek gitti hem de.
Baktım uzun uzadıya tırnaklarıma
Tam sökecektim hepsini köklerinden
Aklım aydı
Ya yavrumun sırtı yine kaşınırsa!
Vazgeçtim canımı ciğerimden sökmekten.
Şimdi büyüdü yosun gözlüm
Kolları yetişiyor her yerine...
Gözümün önünde pembe ojeli tırnaklarım
Yüreğimin ucunda
Dün gece üzdüğüm çocukluğum
Tırnaklarını yiyen bir çocuğu sevdim ben
Hem de en küçüklüğümden.
Ne zaman korksam, ürksem, paniklesem,
Darılsam, kırılsam, kat-lan-sam!
Sevsem, bulsam, kaçırsam ellerimden
Ben ne zaman kaybedeceksem
Tırnaklarımı söker atardım yerli yerlerinden.
Sökmüştü o da dün gece neredeyse!
Şimdi ya yeniden çocuk olacaktım
Ya da imza günlerinde,
Bakımlı elleri olmasını sağlayacaktım.
Ya mutlu olacaktım ona her gün gülümseyerek
Ya da umutlu...
İkiye bir şansım vardı yine...
Ya sırtımız yine kaşınırsa!
“Beni şu anda nasıl buldun ki!” demiyor mu?
Bulamazdım elbet yüzünde
Çocukluğumdan kalma o tebessüm olmasa!
Cemre.Y.
Tırnaklarını yiyen bir çocuğu sevdim ben!
Hem de en küçüklüğümden.
Ne zaman korksam, ürksem, paniklesem,
Darılsam, kırılsam, kat-lan-sam!
Sevsem, bulsam, kaçırsam ellerimden
Ben ne zaman kaybedeceksem
Tırnaklarımı söker atardım yerli yerlerinden.
Bir kere güvendim ömrümde en hakikisinden
Uzadı tırnaklarım
Ne zaman ki uzadı tırnaklarım
Etleri sökülmez oldu yerinden
Gitti başka bir yar sevdi üstüme!
Beni ikiye bir terk ederek gitti hem de.
Baktım uzun uzadıya tırnaklarıma
Tam sökecektim hepsini köklerinden
Aklım aydı
Ya yavrumun sırtı yine kaşınırsa!
Vazgeçtim canımı ciğerimden sökmekten.
Şimdi büyüdü yosun gözlüm
Kolları yetişiyor her yerine...
Gözümün önünde pembe ojeli tırnaklarım
Yüreğimin ucunda
Dün gece üzdüğüm çocukluğum
Tırnaklarını yiyen bir çocuğu sevdim ben
Hem de en küçüklüğümden.
Ne zaman korksam, ürksem, paniklesem,
Darılsam, kırılsam, kat-lan-sam!
Sevsem, bulsam, kaçırsam ellerimden
Ben ne zaman kaybedeceksem
Tırnaklarımı söker atardım yerli yerlerinden.
Sökmüştü o da dün gece neredeyse!
Şimdi ya yeniden çocuk olacaktım
Ya da imza günlerinde,
Bakımlı elleri olmasını sağlayacaktım.
Ya mutlu olacaktım ona her gün gülümseyerek
Ya da umutlu...
İkiye bir şansım vardı yine...
Ya sırtımız yine kaşınırsa!
“Beni şu anda nasıl buldun ki!” demiyor mu?
Bulamazdım elbet yüzünde
Çocukluğumdan kalma o tebessüm olmasa!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Yosun Gözlüm
…Yosun Gözlüm…
O bir, gözleri yosunlu güzel, o benim ciğerim,
Ben o güzelin göz bebekleri ıslandıkça
Her dem ölüp ölüp dirilirim…
Gözlerin hep mutlulukla ışıldasın be yosun gözlüm.
Cemre.Y.
O bir, gözleri yosunlu güzel, o benim ciğerim,
Ben o güzelin göz bebekleri ıslandıkça
Her dem ölüp ölüp dirilirim…
Gözlerin hep mutlulukla ışıldasın be yosun gözlüm.
Cemre.Y.
Labels:
ciğer,
mutlu,
yosun gözlüm
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Evlat Gibi
| …Evlat Gibi… |
| Böyle de ölümden vazgeçilir işte... |
| Yeni şarkıları ondan duyup |
| Öğrenmeyi ve dinlemeyi seviyorum... |
| Bir insanın ömrü boyunca |
| Her ne olursa olsun |
| "İyi ki!"m diyebileceği biri olmalı |
| Evlat gibi... Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Özlemedim Mi Sanıyorsun
...Özlemedim Mi Sanıyorsun...
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içim...
Gözlerinin harelerinde saklı yakamozlarını.
Gülüşünde gül kuruttuğum gamzelerini,
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içim...
Hani gözlerimi kapatıp,
Ellerimle yüzünü ezberlerken
Öptüğüm burnunun ucunu.
Dudaklarının
O, en eski şarap tadını.
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içim...
Sana teslim olduğumda,
Kulağıma fısıldadığın
Ayıplı sözlerden hemen önceki,
Billur gibi, yüreğime akan sesini.
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içim...
Terinin tenimi içine çekmiş tuzunu.
Şiir içi şiir oluşumuzu.
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içimmm...
Sana her apansız gelişimde,
Yabancın olmadığımı anlayana kadar,
Yüreğine saplanan o korkuyu değil ama!
Çocukluğunun elma şekeri verilmiş sevinçlerini.
Artık ne fayda!
Gelmedin ya bir kere olsun sen bana...
Saçlarımı bekliyorum.
Beni en ilk,
En sevdiğin yere kadar uzasın hele.
Hani sırf sana sanmıştın
Onları yok edişimi bile!
Sen bana hiç gelmedin ya bi kere!
Gelirim yine!
Bu sefer...
Sana İstanbul kadar uzaktan bakarım,
İçinin şiir özündeyken ben.
Mademki kadir kıymet bilmiyorsun.
Özlemem artık bundan sonra,
Hiçbir şeyini!
Cemre.Y.
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içim...
Gözlerinin harelerinde saklı yakamozlarını.
Gülüşünde gül kuruttuğum gamzelerini,
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içim...
Hani gözlerimi kapatıp,
Ellerimle yüzünü ezberlerken
Öptüğüm burnunun ucunu.
Dudaklarının
O, en eski şarap tadını.
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içim...
Sana teslim olduğumda,
Kulağıma fısıldadığın
Ayıplı sözlerden hemen önceki,
Billur gibi, yüreğime akan sesini.
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içim...
Terinin tenimi içine çekmiş tuzunu.
Şiir içi şiir oluşumuzu.
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içimmm...
Sana her apansız gelişimde,
Yabancın olmadığımı anlayana kadar,
Yüreğine saplanan o korkuyu değil ama!
Çocukluğunun elma şekeri verilmiş sevinçlerini.
Artık ne fayda!
Gelmedin ya bir kere olsun sen bana...
Saçlarımı bekliyorum.
Beni en ilk,
En sevdiğin yere kadar uzasın hele.
Hani sırf sana sanmıştın
Onları yok edişimi bile!
Sen bana hiç gelmedin ya bi kere!
Gelirim yine!
Bu sefer...
Sana İstanbul kadar uzaktan bakarım,
İçinin şiir özündeyken ben.
Mademki kadir kıymet bilmiyorsun.
Özlemem artık bundan sonra,
Hiçbir şeyini!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Bırak!
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Rüyam
...Rüyam...
Bazen...
Bir tek rüyaya
Birkaç zaman
Gülümser ya insan...
Hala gülümseyişimsin...
Ve bu sana yetmez mi
Rüyamsın be adam?
Cemre.Y.
Bazen...
Bir tek rüyaya
Birkaç zaman
Gülümser ya insan...
Hala gülümseyişimsin...
Ve bu sana yetmez mi
Rüyamsın be adam?
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Sadakat
| ...Sadakat... |
| Kör bir kadının, |
| Kör kocasını ve çocuklarını, |
| Kör bir adam uğruna terk ettiği |
| Bu dünyada benim seni, |
| Sonsuz sadakatle seviyor olmam mıydı |
| Yanlış olan! Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Yorgunuz!
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Rus Ruleti
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
15 Eylül 2017 Cuma
Cinnet Anıma Denk Gelmeyin!
| ....Cinnet Anıma Denk Gelmeyin!... |
| Bu kadar replik ve senaryo, artık yeter! |
| Siz sıkılmadıysanız da ben çok sıkıldım, |
| Hem de size dair bütün rollere girerek! |
| Artık deney kobayınız öldü! |
| Siz siz olun sakın ha! |
| Cennet anıma gelin ama |
| Sakın ha cinnet anıma denk gelmeyin. |
| Bütün acımasız duyularımızla gelmeyin üstüme! |
| Çünkü az önce, acımasızlığın, ümüğünü sıktım çoktan |
| Acımasız bir katil gibiyim şimdilerde, |
| İnadıma gülümsüyorum! Gülüşümle öldürüyorum bütün meçhuliyetlerimi. |
| Siz siz olun sakın ha! |
| Cinnet anıma denk gelmeyin. Gülümserim toz olursunuz! Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Ciğerimin Çiziği
...Ciğerimin Çiziği...
Bugün şehrine geldim
A ciğerimin çiziği!
Seninle güle oynaya gezdiğimiz o sokakları,
Sensiz yürüdüm.
Arnavut kaldırımlı yollarda,
Aykırı bir taş yüzünden, ayağım tökezledi,
Durdum ve ona baktım,
Sordum seni!
Parmak uçlarında yürürken yine aceleyle,
Sabah olup, bensiz yaşadığın, o evden giderken,
Akşam olup,
Aceleyle bensiz yaşadığın, o eve giderken,
Tökezlemişsin sende birkaç kere!
Yüreğin ağzına gelmiş benim gibi!
Yosun gözlerinden kinayeli bir bakış fırlatmışsın.
Üzerine basıp gitmişsin!
Bakışlarımla toparladım onu yerden,
Zaten ağzına kadar
Aynı bakışlarınla dolu yüreğime koydum.
Karşılaşırsak ne olurdu hiç bilmiyordum,
Fakat!
Ciğerim bu sefer çok acıdı!
Merak etme beni,
Ağlamadım!
Kadehlere sarılmadım sen diye.
Sustum ve bir demlik yeşil çay demledim kendime,
Çay deyip geçme,
Öyle sarhoş ediyor ki adamı,
Unutturuyor her şeyi,
Seni,
Beni,
Bizi...
Cemre.Y.
Bugün şehrine geldim
A ciğerimin çiziği!
Seninle güle oynaya gezdiğimiz o sokakları,
Sensiz yürüdüm.
Arnavut kaldırımlı yollarda,
Aykırı bir taş yüzünden, ayağım tökezledi,
Durdum ve ona baktım,
Sordum seni!
Parmak uçlarında yürürken yine aceleyle,
Sabah olup, bensiz yaşadığın, o evden giderken,
Akşam olup,
Aceleyle bensiz yaşadığın, o eve giderken,
Tökezlemişsin sende birkaç kere!
Yüreğin ağzına gelmiş benim gibi!
Yosun gözlerinden kinayeli bir bakış fırlatmışsın.
Üzerine basıp gitmişsin!
Bakışlarımla toparladım onu yerden,
Zaten ağzına kadar
Aynı bakışlarınla dolu yüreğime koydum.
Karşılaşırsak ne olurdu hiç bilmiyordum,
Fakat!
Ciğerim bu sefer çok acıdı!
Merak etme beni,
Ağlamadım!
Kadehlere sarılmadım sen diye.
Sustum ve bir demlik yeşil çay demledim kendime,
Çay deyip geçme,
Öyle sarhoş ediyor ki adamı,
Unutturuyor her şeyi,
Seni,
Beni,
Bizi...
Cemre.Y.
Labels:
acı,
akşam,
bu sefer,
ciğer,
etme,
gitmiş,
karşı,
parmak uçları,
sabah,
sarhoş,
sensiz,
sokak,
sus,
yaşa,
yüreğim
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Size Ne!
| …Size Ne!... |
| Bu, benim şahsi yalnızlığım, size ne! |
| Adam oldunuz, adam kaldınız da sevmedim mi yani? Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Nazar
...Nazar...
Bu sefer ne kadere ne de aşka...
Ne de başka bir ahval-i isyana,
Sitem de etmeyeceğim
Zaten sondun.
Zira bile bile nazarlı gözlere,
Dost diye diye, dost sandıklarımın,
Seni, sana sormadan
Anlatan bendim.
Nazara geldin.
Bittin.
Cemre.Y.
Bu sefer ne kadere ne de aşka...
Ne de başka bir ahval-i isyana,
Sitem de etmeyeceğim
Zaten sondun.
Zira bile bile nazarlı gözlere,
Dost diye diye, dost sandıklarımın,
Seni, sana sormadan
Anlatan bendim.
Nazara geldin.
Bittin.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Cemre-ce
…Cemre-ce…
Cemre-ce!
Sekiz yıl sonra!
Çok mu geldi sana
Benim yanımda gibi davranıp,
Hala içten kinlendinmi bana!
Artık sen bile benim yatağımı
Terk edeli yıllar olmuşken?
Oysa sen terk ettin beni ilk!
Yatağımdaki nefes alışın yetiyordu bana valla!
Lazım ve gerek değildi
Hiçbir haz ve tek bir ayrı ten kokusu!
Sen terk ettin beni koynumdan!
Hatırla!
Köşeli koyduk yataklarımızı.
Ellerin olsa razıydım da,
O bile çok dayanmadı!
Kaldın mı koynumda nefes yavrucak?
Kaldın mı yatağıma sıcak bir nefes!
Ne istediysen yapmaya çalıştım
Kendimi üçe beşe satmadan!
Yapabildiğimce…
Cemre-ce!
Cemre.Y.
Cemre-ce!
Sekiz yıl sonra!
Çok mu geldi sana
Benim yanımda gibi davranıp,
Hala içten kinlendinmi bana!
Artık sen bile benim yatağımı
Terk edeli yıllar olmuşken?
Oysa sen terk ettin beni ilk!
Yatağımdaki nefes alışın yetiyordu bana valla!
Lazım ve gerek değildi
Hiçbir haz ve tek bir ayrı ten kokusu!
Sen terk ettin beni koynumdan!
Hatırla!
Köşeli koyduk yataklarımızı.
Ellerin olsa razıydım da,
O bile çok dayanmadı!
Kaldın mı koynumda nefes yavrucak?
Kaldın mı yatağıma sıcak bir nefes!
Ne istediysen yapmaya çalıştım
Kendimi üçe beşe satmadan!
Yapabildiğimce…
Cemre-ce!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Bir Varmış, Hiç Yokmuş
...Bir Varmış, Hiç Yokmuş...
Gece, yokluklara sanrılı bir sancıyken,
Uyku denen rehavet anıyla
Yalnızlık denen canavar cenk ederken,
Şöyle bir döndüm de geçmişime...
Gülümseyerek anımsayacak,
Geçmişin uykusunun koynuna olsun
Sarılıp sarmalayacak,
Tatlı bir huzura gözlerimi kapatacak,
Bir tek aşk kırıntısı bile kalmamış
Hiç kimseden.
Öyle bitirmişler ki kendilerini bende
Onları mahkum ettiğim
Zindanlarımın yolları bile kapanmış!
Adları geçince bir şarkının bütün notalarında,
Ya da bir yol ayrımındaki tabelada
Hep...
Buruk bir tebessüm!
Bir varlarmış, hiç yoklarmış...
Oysa asla kaybetmek istemedikleri
Ne çok şeyim vardı onlarda!
Cemre.Y.
Gece, yokluklara sanrılı bir sancıyken,
Uyku denen rehavet anıyla
Yalnızlık denen canavar cenk ederken,
Şöyle bir döndüm de geçmişime...
Gülümseyerek anımsayacak,
Geçmişin uykusunun koynuna olsun
Sarılıp sarmalayacak,
Tatlı bir huzura gözlerimi kapatacak,
Bir tek aşk kırıntısı bile kalmamış
Hiç kimseden.
Öyle bitirmişler ki kendilerini bende
Onları mahkum ettiğim
Zindanlarımın yolları bile kapanmış!
Adları geçince bir şarkının bütün notalarında,
Ya da bir yol ayrımındaki tabelada
Hep...
Buruk bir tebessüm!
Bir varlarmış, hiç yoklarmış...
Oysa asla kaybetmek istemedikleri
Ne çok şeyim vardı onlarda!
Cemre.Y.
Labels:
buruk,
canavar,
etme,
gece,
geçmiş,
Hiç kimse,
huzur,
mahkum,
nota,
oysa,
öyle,
sancı,
tebessüm,
uyku
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kopsun Kıyamet
…Kopsun Kıyamet…
Evet evet onların katolik olanlarının,
Nikahlarını kilisede kıyıyorlar ve evet papaz nikahlıyor onları!
Elbette ki onların papazları izinsiz kimseye dokunmuyorlar!
Rahip ve rahibelerin bazılarının gizemli,
Özel hayatlarını bilecek kadar çok okumaya devam ediyorum hala.
Ve evet bizim imam hatip liselerimizde, yahut erkek öğrenci kursu
Ya da kuran kursu, yahut hiç fark etmez,
İki kelam kuran öğrenelim diye gönderildiğimiz mahalle camilerinde
Bir tek "Hı!"yı doğru çıkartamadık diye,
Tırnak üstü cetvel acılarını çekerken
Bazılarımızın kenarlara ayrıldığını da,
Biz cetvel yiyenler kurstan çıkarken,
Tülbentlerimizi daha abdesimiz bozulmadı diye çıkartmazken,
Unutmadık hala o kızların bazılarının,
Başlarından çoktan attıkları,
Boyunlarındaki yazmalarıyla hınzırca sırıtışlarını.
Unutmadık hala o kızların bazılarının,
Git gide içlerine kapanıp, herkesten korkuyor olmalarını.
Oysa hepimizin anneleri bizi o camilere
Hiç değilse iki kelam kuran öğrenelim diye yolluyorlardı.
Şimdi tüm iyi niyetli tüm inancıyla amel edinmiş,
Hiçbir akrabam gücenmesin bana ama!
Hepsi de şu an bilmem kimin,
Kıçının kadayıf teli dahi olmaya razı.
He bütün bunlar aklıma durduk yere niye geldi.
Bugün neredeyse imkansız denecek kadar şiddetli bir dolu yağdı.
Ofisimizdeki bütün camlarımız kapalıyken,
Tam çıkış saatimize ramak kala bütün odalarımızı sel bastı.
Çıkıp gitmeyi an bile düşünmedik!
Oysa evlerimizin bütün camları yarım aralıktı.
Işınlanamazdık!
Kaldı ki, yarın var mı şüphedeydik!
Terk etmedik.
Edemezdik.
Yarın varsa buradan başlardı.
Ama bazıları, yalanı su gibi yağmur çekmişti.
"Kandırıldık, bilmiyorduk, bilemedik!" diyordu.
Oysa fırtına aynı anda başlamıştı.
Şimdi siz...
Bizden farklı olan bütün siz!
Mesela kuran kursunda kıstırıldı çocuğunuz,
Ailesine söyler, şikayet ederse,
Hemen bir imam nikahı, ardından da bir resmi nikah!
"Size ne yahu! Karım o benim!"diyecek...
"Ben dedirtmem!
Evladımın, işimin, aşımın, varlığımın daiminin,
Tek bir harfine denk gelsem!
Sorarım!
Ey Allahım!
Ey yaradanım!
Nerede küstün ki bize daim olmaya,
Nerede gücendin de terk ettin bizi de,
Bütün yanlışlara yürü ya kulum dedin ki?"
Ben bugün evime sel basıp basmadığını anlayabilmek için
Camlarımın yağmura göre yönünü tayin edebilmeye
Ayda yılda bir kıldığım kıblenin yönünü sordum!
Çünkü unutup kendi evimin kıblesini,
Başkalarına sormaktan çok korkuyordum!
Yağmur...
Kıble yönünün tersine yağıyordu.
Elbette teşekkür ederim!
Ben tek başıma,
Bana "Şükür!"sunulacak bir şey yaptığında.
Sana şükretmeyi de bilirim.
Ama artık tacizden, tecavüzden boyun bükmesin,
Hiçbir yarattığın ha!
Ve artık öldürülmesin çocuklar hunharca.
Sen ki "Ol!" (Kün Feyekün) desen oluyorsa,
Bu kadar sadist ya da mazoşist olmamalısın!
Yoksa sana olan kesinlik inancım erir gider.
Madem çocukları ve masum kadınları sevmiyorsun,
O zaman kopsun kıyamet.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Cancağızım
...Cancağızım...
Sen geldin,
Duvarlarının yüzü güldü evimin,
Koltuklarımın düzeni şaştı, halım kaydı,
Zigon sehpalarım,
Şen çocuklar gibi salonumda oynaştılar.
Sen geldin,
Çarşafının yüzü güldü yatağımın,
Ocağımın ateşi yandı, tencerem kaynadı,
Bulaşığım oldu birkaç tabak, çöpüm oldu.
Sen geldin,
Pasını sildin yüreğimin,
Yasını sildin ciğerimin,
Gülüşlerim nerede sussa,
Nerede gözyaşlarını akıtsa bilemediler.
Sen geldin,
Evim nefes aldı yeniden,
Ben… Yeniden nefes aldım hayata!
Yüreğimi hissettim yeniden.
İşte sırf bu yüzden
“Her şeyim!”sin sen.
Cemre.Y.
Sen geldin,
Duvarlarının yüzü güldü evimin,
Koltuklarımın düzeni şaştı, halım kaydı,
Zigon sehpalarım,
Şen çocuklar gibi salonumda oynaştılar.
Sen geldin,
Çarşafının yüzü güldü yatağımın,
Ocağımın ateşi yandı, tencerem kaynadı,
Bulaşığım oldu birkaç tabak, çöpüm oldu.
Sen geldin,
Pasını sildin yüreğimin,
Yasını sildin ciğerimin,
Gülüşlerim nerede sussa,
Nerede gözyaşlarını akıtsa bilemediler.
Sen geldin,
Evim nefes aldı yeniden,
Ben… Yeniden nefes aldım hayata!
Yüreğimi hissettim yeniden.
İşte sırf bu yüzden
“Her şeyim!”sin sen.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
14 Eylül 2017 Perşembe
Bütün Kuşlar Uçar

...Bütün Kuşlar Uçar...
Bütün kuşlar sonunda uçar!
Kırık kanatları, kıkırdaklarının kelepçesinden,
Kurtulduğu anda hem de!
Sen onun ömründe sadece
Kanadını öpen bir dudaktan ibaretsin.
Oysa o şefkatindir, emeğindir, sevgindir.
Yetim kalmış mısralarının bütün harfleridir
Ama ille de…
Bütün kuşlar
Sonunda kızıl bir gün batımına
Gününü geceni kanırta kanırta maviye kaçarlar…
Bütün kuşlar uçar…
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Bazen "Annem!" Der Susarsın
...Bazen "Annem!" Der Susarsın...
Öyle acıyor ki yüreğim...
Keşke bir tek bu cümleyi kurmak kadar
Kolay olsaydı acımın derini!
Hani çok mutlu olunca,
Hani aşık olunca,
Yine yeniden ve en ilk’inmiş gibi...
Kanatlanıp uçar ya insanın yüreği,
Kozadan yeni çıkmış bir kelebek gibi.
Ağzını açar, konar kelimeler
Dudaklarına öylesine pervasızca.
Saçmalar, kahkahalara boğar kendini de,
Bazen, öyle güler ki saçma sapan herhangi bir şeye!
Gözleri ve yüreği pırıl pırıl ışıldarken,
Gözyaşları akar ya gülerken.
Hayatından gelip geçmiş
Tüm acıları çoktan silip atmıştır ya.
Bir türlü anlamaz,
Anlayamaz ya karşısındaki insancıklar!
Bir tek kendi ve yüreği bilir mutluluğunun derinini ya.
Harfler yetmez, heceler yetmez,
Kelimeler, cümleler yetmez!
Bir tek o,
Aşk denen rengarenk gökkuşağının
Bir yudum iksirini tadan,
Göz bebeklerinin yıldız yıldız,
Yakamoz ışıltısındaki uçarılığı görür,
Yüreğindeki çırpınışların kanatlarının fısıltısını duyar.
Bütün renkleri ve bütün anlamlarını ezberinden bilir ya.
Bir tek o, aşkın rüyasından
Daha yeni uyanan, anlar seni.
Senin dünyayı tozpembe görüşüne,
Koca bir aptallık değil de,
Dudağında buruk bir tebessüm ile susar ya sana
Aslında sen herkese anlatırsın,
Aslında sen kimselere anlatamazsın ya.
Herkes anlar ama aslında hiç kimse anlamaz ya...
Öyle acıyor ki yüreğim…
Saçlarımın her bir telinin diplerinden
Ayaklarımın tırnak uçlarına kadar,
Her hücrem ayrı ayrı ağıtlarda
Feryat figan ve tek bir damla gözyaşı akıtmadan...
Ne göz pınarlarımdan,
Ne yüreğimden tek bir damla akıtmadan, acıyor işte.
Binlerce kristal cam kırığı var yüreğimde,
Midemde, yüreğimde, tüm organlarımda.
Her bir parça,
Kum tanecikleri kadar paramparça uçuşup durmakta,
Her uçuştuğunda ayrı bir hücreme saplanmakta,
Her bir hücremi tek tek, sızım sızım kanatmakta…
Sanki dünyanın bütün maddeleri
Birer birer kristal cam olmuş,
Sanki biri, o kadar çok kin gütmüş,
Öyle garezi varmış ki benden intikam almaya,
Sanki birine dünyanın, ahretin, cennetin,
Cehennemin bütün kötülüklerini
Bütün acılarını yaşatmışım da,
Tek intikamı beni paramparça görmekmiş.
Sanki biri… bir tek biri… ne hıncı varsa…
Bütün dünyanın kristal camlarını yüreğimde
Teker teker ayaklarıyla çiğneye çiğneye ezmiş!
Bir insan evladının canı, bu kadar mı acırmış!
Ama insanoğlunun
Bir tek kendi ve yüreği bilir acının derinini ya.
Harfler yetmez, heceler yetmez,
Kelimeler, cümleler yetmez…
Bir tek o,
Gerçekten sevdiğinin ölümünü
Daha taze yaşamış olan anlar,
Göz bebeklerinin yıldız yıldız,
Yakamoz ışıltısındaki acısında görür,
Yüreğindeki çırpınışların
Kanatlarının fısıltısını duyar.
Aslında sen her kese anlatırsın,
Aslında sen kimselere anlatamazsın ya.
Herkes anlar ama aslında hiç kimse anlamaz ya...
Öylesine derin anlamlı ve anlamsız bir acı işte!
Cemre.Y.
Öyle acıyor ki yüreğim...
Keşke bir tek bu cümleyi kurmak kadar
Kolay olsaydı acımın derini!
Hani çok mutlu olunca,
Hani aşık olunca,
Yine yeniden ve en ilk’inmiş gibi...
Kanatlanıp uçar ya insanın yüreği,
Kozadan yeni çıkmış bir kelebek gibi.
Ağzını açar, konar kelimeler
Dudaklarına öylesine pervasızca.
Saçmalar, kahkahalara boğar kendini de,
Bazen, öyle güler ki saçma sapan herhangi bir şeye!
Gözleri ve yüreği pırıl pırıl ışıldarken,
Gözyaşları akar ya gülerken.
Hayatından gelip geçmiş
Tüm acıları çoktan silip atmıştır ya.
Bir türlü anlamaz,
Anlayamaz ya karşısındaki insancıklar!
Bir tek kendi ve yüreği bilir mutluluğunun derinini ya.
Harfler yetmez, heceler yetmez,
Kelimeler, cümleler yetmez!
Bir tek o,
Aşk denen rengarenk gökkuşağının
Bir yudum iksirini tadan,
Göz bebeklerinin yıldız yıldız,
Yakamoz ışıltısındaki uçarılığı görür,
Yüreğindeki çırpınışların kanatlarının fısıltısını duyar.
Bütün renkleri ve bütün anlamlarını ezberinden bilir ya.
Bir tek o, aşkın rüyasından
Daha yeni uyanan, anlar seni.
Senin dünyayı tozpembe görüşüne,
Koca bir aptallık değil de,
Dudağında buruk bir tebessüm ile susar ya sana
Aslında sen herkese anlatırsın,
Aslında sen kimselere anlatamazsın ya.
Herkes anlar ama aslında hiç kimse anlamaz ya...
Öyle acıyor ki yüreğim…
Saçlarımın her bir telinin diplerinden
Ayaklarımın tırnak uçlarına kadar,
Her hücrem ayrı ayrı ağıtlarda
Feryat figan ve tek bir damla gözyaşı akıtmadan...
Ne göz pınarlarımdan,
Ne yüreğimden tek bir damla akıtmadan, acıyor işte.
Binlerce kristal cam kırığı var yüreğimde,
Midemde, yüreğimde, tüm organlarımda.
Her bir parça,
Kum tanecikleri kadar paramparça uçuşup durmakta,
Her uçuştuğunda ayrı bir hücreme saplanmakta,
Her bir hücremi tek tek, sızım sızım kanatmakta…
Sanki dünyanın bütün maddeleri
Birer birer kristal cam olmuş,
Sanki biri, o kadar çok kin gütmüş,
Öyle garezi varmış ki benden intikam almaya,
Sanki birine dünyanın, ahretin, cennetin,
Cehennemin bütün kötülüklerini
Bütün acılarını yaşatmışım da,
Tek intikamı beni paramparça görmekmiş.
Sanki biri… bir tek biri… ne hıncı varsa…
Bütün dünyanın kristal camlarını yüreğimde
Teker teker ayaklarıyla çiğneye çiğneye ezmiş!
Bir insan evladının canı, bu kadar mı acırmış!
Ama insanoğlunun
Bir tek kendi ve yüreği bilir acının derinini ya.
Harfler yetmez, heceler yetmez,
Kelimeler, cümleler yetmez…
Bir tek o,
Gerçekten sevdiğinin ölümünü
Daha taze yaşamış olan anlar,
Göz bebeklerinin yıldız yıldız,
Yakamoz ışıltısındaki acısında görür,
Yüreğindeki çırpınışların
Kanatlarının fısıltısını duyar.
Aslında sen her kese anlatırsın,
Aslında sen kimselere anlatamazsın ya.
Herkes anlar ama aslında hiç kimse anlamaz ya...
Öylesine derin anlamlı ve anlamsız bir acı işte!
Cemre.Y.
Labels:
acı,
anne,
bazen,
cümle,
dudak,
fısıltı,
gözyaşı,
Hiç kimse,
hücre,
insan,
intikam,
karşı,
kelebek,
kelime,
keşke,
öyle,
sancı,
yama,
yeniden,
yüreğim
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben
...Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben...
Ne zaman şiir kuşanacak olsam,
Avuç içi kadar bir coğrafyaya,
Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma!
Hepsi birbirinden Nisan,
Hepsi diğerinden Zemheri, sen gibi.
Sonra tarihleri sıralanır dimağımda,
Başlangıçları milyonlarca kelebeklerle.
Bitişleri mutlaka,
Üçlü mezar duvarlarıyla biten sonları…
İnsandım elbette, sandığının aksine aşka dair,
Labirentlerim vardı benimde.
Güne onunla uyanmak,
Geceye onunla sonlanmak gibi.
Kısacık bir rüya kadar,
Sonu...
Sonsuzluğa çıkabilecek hayallerim hep vardılar!
Üstelik ben hiç akıllanmazdım.
Hiçbir sevdamı,
Matematiğe hiç karıştırmazdım.
Ömrümün, ömürlerine sevdaları zaten,
Oldukça azdılar be!
Ne gereği vardılar!
Sen de benden,
Yüreğimin sol kaburgasını kırıp gidene kadar.
Şimdi ben ne zaman,
Çetin bir kış sonrası,
Başka bir coğrafyada,
Bir serçe kanadında filizlenmeye çabalasam,
Eskiden kırık olan tarafı denk gelir bana yine.
Bir sen vardın…
Bir sen gittin…
Bir sen kaldın…
Senden sonrama, başka hangi sevdam uçabilirdi ki?
Yüreğimin kırık kaburgasıyla,
Ne kadar yol alabilirdim?
Gözlerimi akıtsam havaya,
Yüzüm kalırdı.
Yüzümü savursam,
Gülüşüm kalırdı.
Gülüşümü bıraksam…
Yine sen kalırsın.
Ey kalbimin kırık kaburga kemiği,
Senden sonrama,
Hangi sevdam sonsuzluğuma,
Oradan sızacak sanırsındı ki?
Beni soracak olursan,
Hala içimde,
Elinde misketler dolusu haylaz bir çocuk,
Hala ergen, hırçın,
Laf anlamaz toy bir delikanlı kızcağızım.
Hala ruhumun derininde,
Çoktan emekli mezarını kazan ihtiyarım.
Yine de…
Afiyetine dualarla,
Hamd-ü senalar eder,
Ellerinden öperim.
İyiyim ben.
Ya sen anam?
Bizi bunca bırakıp gittiğine göre,
Oralarda nasıl ahvalin?
Cemre.Y.
Ne zaman şiir kuşanacak olsam,
Avuç içi kadar bir coğrafyaya,
Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma!
Hepsi birbirinden Nisan,
Hepsi diğerinden Zemheri, sen gibi.
Sonra tarihleri sıralanır dimağımda,
Başlangıçları milyonlarca kelebeklerle.
Bitişleri mutlaka,
Üçlü mezar duvarlarıyla biten sonları…
İnsandım elbette, sandığının aksine aşka dair,
Labirentlerim vardı benimde.
Güne onunla uyanmak,
Geceye onunla sonlanmak gibi.
Kısacık bir rüya kadar,
Sonu...
Sonsuzluğa çıkabilecek hayallerim hep vardılar!
Üstelik ben hiç akıllanmazdım.
Hiçbir sevdamı,
Matematiğe hiç karıştırmazdım.
Ömrümün, ömürlerine sevdaları zaten,
Oldukça azdılar be!
Ne gereği vardılar!
Sen de benden,
Yüreğimin sol kaburgasını kırıp gidene kadar.
Şimdi ben ne zaman,
Çetin bir kış sonrası,
Başka bir coğrafyada,
Bir serçe kanadında filizlenmeye çabalasam,
Eskiden kırık olan tarafı denk gelir bana yine.
Bir sen vardın…
Bir sen gittin…
Bir sen kaldın…
Senden sonrama, başka hangi sevdam uçabilirdi ki?
Yüreğimin kırık kaburgasıyla,
Ne kadar yol alabilirdim?
Gözlerimi akıtsam havaya,
Yüzüm kalırdı.
Yüzümü savursam,
Gülüşüm kalırdı.
Gülüşümü bıraksam…
Yine sen kalırsın.
Ey kalbimin kırık kaburga kemiği,
Senden sonrama,
Hangi sevdam sonsuzluğuma,
Oradan sızacak sanırsındı ki?
Beni soracak olursan,
Hala içimde,
Elinde misketler dolusu haylaz bir çocuk,
Hala ergen, hırçın,
Laf anlamaz toy bir delikanlı kızcağızım.
Hala ruhumun derininde,
Çoktan emekli mezarını kazan ihtiyarım.
Yine de…
Afiyetine dualarla,
Hamd-ü senalar eder,
Ellerinden öperim.
İyiyim ben.
Ya sen anam?
Bizi bunca bırakıp gittiğine göre,
Oralarda nasıl ahvalin?
Cemre.Y.
Labels:
anam,
anne,
bekle,
coğrafya,
gitti,
hava,
hayal,
ihtiyar,
iklim,
kaburga,
kelebek,
labirent,
nisan,
ruhum,
sonra,
şiir,
zaman,
zemheri
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Bak Beni Kızdırma
…Bak Beni Kızdırma…
Senden önce sesin dokundu ruhuma!
Yüreğimin tellerinden lir olup aktı kelimeler.
Bak beni kızdırma miniğim!
Nefesin olurum, bensiz nefes alamazsın.
Cemre.Y.
Senden önce sesin dokundu ruhuma!
Yüreğimin tellerinden lir olup aktı kelimeler.
Bak beni kızdırma miniğim!
Nefesin olurum, bensiz nefes alamazsın.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Uğurluyorum Seni
| …Uğurluyorum Seni… |
| Sonra geçmişine son kez buruk bir tebessüm etti |
| Kendi kendine söylendi, |
| “Demek gidiyorsun ha” dedi. |
| Hem de için hiç mi hiç burkulmadan, |
| Uğurluyorum seni gelmişimden, |
| Geçmişimden, geleceğimden, |
| Gül kıvrımı solmasın dudaklarının kenarından. |
| Hakkım helal sana ve affediyorum seni |
| Amma! |
| Unutma! |
| Hala seni affetmeyenlerim var |
| Affedemeyenlerim var!” |
| Unutma, onun da kaldı |
| Dudağının kenarında buruk bir hayal. Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
İntikam
...İntikam...
Sen neresinden
Acıttı isen canımın canını,
Bende tam ortasından
Yaktım canının canını, aldım intikamımı.
Bizi bu geçmemiş olasıca geçmişler yaralar.
Küllerinin içindekileriyle,
Hala vedalaşamadıysan sen,
Gün gelir içten içten kanarlar
Dememiş miydim sana ey sevgili!
Ansızın gittin de sanki mutlu musun şimdi?
Görüyorum pencerelerden, hüzünlü geçiyor günlerin.
Cemre.Y.
Sen neresinden
Acıttı isen canımın canını,
Bende tam ortasından
Yaktım canının canını, aldım intikamımı.
Bizi bu geçmemiş olasıca geçmişler yaralar.
Küllerinin içindekileriyle,
Hala vedalaşamadıysan sen,
Gün gelir içten içten kanarlar
Dememiş miydim sana ey sevgili!
Ansızın gittin de sanki mutlu musun şimdi?
Görüyorum pencerelerden, hüzünlü geçiyor günlerin.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Zulasız Gittik
...Zulasız Gittik...
Biz üç kişiydik de
Rolleri doğru bölüşemedik belli ki
Belli ki en derin hatamız da buydu.
Nazlıcan'ı bizden birimiz sandık
Bedirhan'ı ikimizden teki
Oysa o
Sandığımızda saklı kalmış
"Hiç kimsemiz"di
Bilemedik zulasız gittik.
Cemre.Y.
Biz üç kişiydik de
Rolleri doğru bölüşemedik belli ki
Belli ki en derin hatamız da buydu.
Nazlıcan'ı bizden birimiz sandık
Bedirhan'ı ikimizden teki
Oysa o
Sandığımızda saklı kalmış
"Hiç kimsemiz"di
Bilemedik zulasız gittik.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
13 Eylül 2017 Çarşamba
Bu Sefer De, Ben Seni Terk Edeyim!
...Bu Sefer De, Ben Seni Terk Edeyim!...
Akşam olup,
Sen yine beni terk etmeden yarim!
Bırak bu sefer,
Ben seni terk edeyim!
“Keşke” leri hiç sevmem amma!
Gözlerinin kuytusunda,
O geçmişine intikam ateşini görmeseydim!
Bana ise “Hiiççç üzülme, ama hiç!
Ben…
İntikam öcümü aldım senden çoktan!
Artık o kadar da masum değilim!”
Cemre.Y.
Akşam olup,
Sen yine beni terk etmeden yarim!
Bırak bu sefer,
Ben seni terk edeyim!
“Keşke” leri hiç sevmem amma!
Gözlerinin kuytusunda,
O geçmişine intikam ateşini görmeseydim!
Bana ise “Hiiççç üzülme, ama hiç!
Ben…
İntikam öcümü aldım senden çoktan!
Artık o kadar da masum değilim!”
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kırmızı Gül
…Kırmızı Gül…
Bir tek gül hangi şartta ve sebeple olursa olsun
Bir kadını özellikle beni daima mutlu eder.
Bir Kırmızı Gül'ün hayat hikayesi
İki gün önce taburcu olan bir hastanın hemşirelere hediye ettiği
Bir buket kırmızı gül
Masalarında pet şişeden yapılmış vazosunda öylece salınmakta iken
Bugün kuzen bana eşlik etmek üzere geldi.
Hemşire ve hemşirlerle annemin iyi olması sevinci ile beraberce
Şakalaşıp muhabbet ettiğimiz esnada,
Hemşirlerden biri bana gıcıklık olsun diye
Kaç gündür hayıflanarak
Seyretmekte olduğum güllerden birini kuzenime hediye eder.
Hasetlenmek yerine,
"Ama onun sözlüsü ona
Tanıştıkları günden beri her görüştüklerinde gül hediye eder ki,
Ama bana gül alan yok ki." diyerek
Üzgün ve az kıskanç bir kız çocuğu olmuşken
Çocuk kıyamaz ve bir kırmızı gülü de bana hediye eder.
Tam sevinerek teşekkür edecekken "O" arar ve ne yaptığımı sorar.
(Hay ben yalan söyleyemeyen dilimi kescem bir gün!)
Bende tam o esnada hemşirden kırmızı bir gül hediye aldığımı söylerim.
Ömrüm başlamadan bitenlerle, yanmadan sönen'lerle geçer.
Geriye sadece benim için alınmamış,
Benim için verilmemiş bir tek kırmızı gül kalır.
Benimdir, benimledir, gereksiz kıskançlık zehriyle,
Beni boğmadan solana kadar ömrüm'dedir.
Her şeye rağmen hayat devam ediyor
Cemre.Y.
Bir kadını özellikle beni daima mutlu eder.
Bir Kırmızı Gül'ün hayat hikayesi
İki gün önce taburcu olan bir hastanın hemşirelere hediye ettiği
Bir buket kırmızı gül
Masalarında pet şişeden yapılmış vazosunda öylece salınmakta iken
Bugün kuzen bana eşlik etmek üzere geldi.
Hemşire ve hemşirlerle annemin iyi olması sevinci ile beraberce
Şakalaşıp muhabbet ettiğimiz esnada,
Hemşirlerden biri bana gıcıklık olsun diye
Kaç gündür hayıflanarak
Seyretmekte olduğum güllerden birini kuzenime hediye eder.
Hasetlenmek yerine,
"Ama onun sözlüsü ona
Tanıştıkları günden beri her görüştüklerinde gül hediye eder ki,
Ama bana gül alan yok ki." diyerek
Üzgün ve az kıskanç bir kız çocuğu olmuşken
Çocuk kıyamaz ve bir kırmızı gülü de bana hediye eder.
Tam sevinerek teşekkür edecekken "O" arar ve ne yaptığımı sorar.
(Hay ben yalan söyleyemeyen dilimi kescem bir gün!)
Bende tam o esnada hemşirden kırmızı bir gül hediye aldığımı söylerim.
Ömrüm başlamadan bitenlerle, yanmadan sönen'lerle geçer.
Geriye sadece benim için alınmamış,
Benim için verilmemiş bir tek kırmızı gül kalır.
Benimdir, benimledir, gereksiz kıskançlık zehriyle,
Beni boğmadan solana kadar ömrüm'dedir.
Her şeye rağmen hayat devam ediyor
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Aşk Mı, O Ne Ki?
...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...
-
...Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben... Ne zaman şiir kuşanacak olsam, Avuç içi kadar bir coğrafyaya, Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma! ...
-
...Öylece...Çekip Gitti... Biz! Birkaç güvercine mukabil razı olduk, "Sevdadandır." dedik. “İmkansızlıktan aşktandır” dedik. ...
-
…Gözlerin Diyorum Adam… Gözlerin diyorum adam gözlerin... Öyle b/akmasalardı yüreğime Şimdi böyle sana, Lal olabilir miydi dillerim... ...
-
...Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni... Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni; Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak. Yol'unmuş ...
-
...Gözlerin Diyorum Kadın... Gözlerin...diyorum kadın... İçi cehennem dışı cennetken! Gözlerin diyorum kadın! Annem gibi, kızım gibi, ...
-
...Lal-ü Aşk... Sevgilim... Lal-ü aşk yüklü, Bulutlar geçiyor ömrümüzden. Sanki hiç! Mey dolu ağzından, Dökülmemiş gibisin En ıssız,...
-
...Sevgilim... Yüreğinin gazellerini sakın savurma sevgilim! Bırak kalsınlar, daha ne kadar dağınıksan. Toparlanma öyle hemen, ben geldi...
-
…Misket… Çocukluğumun can kırıntılarında Benim bütün oyunlarda kazandığım misketlerim, Bir kavanozda doluydu Ve mahallenin bütün kö...
-
…Adını İfşa Etme Gizli Yarim… Adını ifşa etme gizli yarim, Ola ki seni, ben gibi sevemezlerse... Sana da, bana da kıyarlar! Etme sakı...
-
...Gelsin Artık... Hani ikindi sonrası vakitlerde, Çökmeye başlardı ya akşamın hüznü... Çoğunluğunda da, sessizliğin hüküm sürdüğü, Yür...


























