9 Eylül 2017 Cumartesi

Ensest Sapıklar

…Ensest Sapıklar…
Keşke...yavruma yanlış dokunmasaydın!
Her şeyini affediyorum da, bunu affedemiyorum.
Neyse!
Bu acı anı da böylece geçmiş olsun.
Babam bana yanlış dokunduğundan,
Yıllar sonra onu bile affettim.
Hiç değilse o namusumu kirletmemişti ama senden hiç ummazdım.
Sende baban gibi ensest sapık çıkıp yavruma dokundun!
Yapmadım, ben yeğenimi taciz eder miyim desen ne fayda.
Çektin bali torbasını kafana, hatırlamıyorsun bile.
Ya kaçmasaydı benim evladım, ya ileri gitseydin!
İşte o zaman seni santim santim öldürürdüm.
Yıllar geçti üstünden sana ettiğim bütün beddualarım tuttu.
İki kızın var, karın çekti gitti üvey babasının evine.
Şimdi görüyorum bazen senin gözlerinde de yavrularının,
O saçlarının tellerine kıyamadığım yeğenlerimin üzerine,
Sen gibi birinin gelmesinden korkunu!
Ben affetsem, yavrumun kırık kanadındasın,
Üstelik hiç unutmuyorum, yavrum,
"Beni her gördüğünde bana ispikçi." diyen birinin,
Her bayram,
Elini öptürdüğünü affedemiyorum anne!" diye yazmıştı
Uzun uzun günlüklerinde,
Biz tam yedi ay ayrı kalmazdan önce.
Oysa hiç unutmuyorum!
Kaç kere babamla seni kıtır kıtır kesip,
Arka bahçemizdeki kör kuyuya gecenin üç otuzunda,
Yan yana atıp, kapağını kapattığımı,
Kaç kereler hayal edip edip,
Canlarınıza kıyamadığımı!
Yavruların inşallah senin gibi bir dayıya rast gelmezler de,
Ömürlerini tüketecek birer tramva kalmaz
Ne kuzucuklarının ne de salak analarının beyinlerinde!
Ben ne çok tecavüzle savaştım, yendim ömrümce
Ama senin öz yeğenine yeltendiğin an var ya
O zamana yetişemedim ya affedemiyorum kendimi!
Bir daha da beni bir yerlerden eklemeye çalışma lütfen!
Kardeş, garındaş olamayanın,
Ben ölürsem yavrum ona emanet diyebileceğim kadar,
Anne kardeşi, dayı olamayanın,
Sanal alemlerde kızımla bize,
Arkadaşlık talebi de ne!
Ölme ama kızımın beynine yer ettiğin kadar şüpheli acılar çek!
Bali çek seversin sen,
Hatta bir gün kız evlatlarının başına gelebileceğini
Hiç düşünmeden ottu, bonzaiydi sat yani!
Her gün annemin mezarına baka baka bunları nasıl hala yapıp da
Hala nasıl yaşadığına şaşırayım bende!
Hatırlıyor musun!
Seni en son gördüğümde bir bayramdı, elin, yüzün düzelmiş,
Nihayet hidayete erdin sanmıştım!
Allah var ya!
Senin adına da yeğenlerim adına da çok sevinmiştim.
Ne bileydim bu sefer mısır, kestane yerine,
O haplardan alıp, zavallı insanları zehirlemeye meylettiğini!
E zehirle tabi.
Kızını kapattın, başına baş ötrüsü,
Ayağına uzun örtü serdin diye kapandı mı namus!
Ulan senin kaynanan bile o kara bürüğün altında,
Kocasının en yakın arkadaşıyla aşna fişne edip,
Zavallı imamı intihara meylettirmedi mi ha!
O üç çocuğun üçünü, embesil bir üvey babanın zulmüyle,
Nörolojik vaka etmediler mi?
Düşün...
Senin iki kız evladın o adama "Dede" diyor!
Ve ben sayende artık Allah'a bile inanmıyorum!
Olsaydı babamın bana sarkmalarının yanında,
Senin evladıma balili dokunmalarına maruz bırakmazdı bizi!
Olsaydı o iki çaresiz yeğenimi,
Ki sayende!
Temiz olsaydın gitmek zorunda kalmazladı,
Baba tacizinden kurtarmaya çalışıp,
Üvey dede tacizini yeğ görmezlerdi.
Oğlum sayenizde var ya başka hiçbir insan oğluna güvenemiyoruz!
Yılanlar bizim içimizde!
Bence de sen de artık gel kendine, silkelen!
Halaları, halalarının kızları,
Anneannelerinin ikinci kocaları derken aile içi tacizlerle,
Ruhları göçmesin evlatlarının, zaten kaynanan orospu,
Eski karın desen a-sa-lak!
Bırak onlar bari namusuyla evlenebilmek uğruna,
Karşılarına çıkan ilk delikanlıyı
Sevdi sanmasınlar!
Biz aşmaya çalışıyoruz kızımla geçmişlerimizi ama senin de kızların var!
Üstelik yavrumun hayatına özenen asalak bir eski karınla uğraşmaktasın!
Ben seni öldürmelere kıyamazken,
Bana öyle hastane bilmem ne ,
Yok arkadaşlıklar paylaşma!
Mümkünse sessizce öl lütfen,
Merak etme gelirim cenazene!
Ama lütfen kızımın hiçbir anında dayısı olarak da yer alma!
Kendine gel, kızlarıınnnn diyoruuummmm!
Adam ol artık adam!
Yeğenlerimin o güzel gözlerine bakarken
Senin kadar vicdansız olsabilseydim
"İnşallah sikmeye çalışsınlar cümle alem
Dayısı, üvey büyük babaları!
O da yaşasın aynı acıyı, korkuyu, yetişememeyi!" falan derdim ama!
İnsanım hala!
Benim senin gibi bir kardeşim, kızımın da senin gibi bir dayısı yok!
Ama insan ol artık!
Düşün!
İnsan olmayı dene!
Allah varsa, onları bari sizin gibilerden korusun.
Zeynep'e dayısı senin gibi yönelmiş, veya Ahsen'e...
Sonra da her rastladığında yavruna
"İspikçi!"diye laf atmış!
Bonzai veya başka uyuşturucular unutturur,
Ama ben nasıl unutamadımsa altı yaşımda anamın
Guatr ameliyatına gittiğinin ikinci günü,
Babanın götümü sikmeye çalışıp altıma sıçtığımı,
Kızım da sayende güvenemiyor hiç kimseye,
Her kim ona dokunsa tecavüz edecek sanıyor!
Zeynep diyorum,
Ahsen diyorum bir düşün istersen!
Boşuna bana berbat içmiş suratlı arkadaşlık istekleri de gönderme!
Uzun zamandır sen bizim hiçbir şeyimiz değilsin!
Ama ölürsen hem üzülür hem korkarım hala!
Hadi ben yavrumun arkasındaydım da,
Senin eski karında orospu evladı,
Anası da kocasını sevgilisine öldürten bir kara çarşaflı.
Yazık yeğenlerime!" dedim mi dedim!
Rahmetli anamız bu kadar namuslu,
Bu kadar apak olmasa,
Vallahi ikimizden birinin gerçek kardeşliğinden şüphe edeceğim!
Sen bir puşt oğlusun o kesin de,
Ben hala bunca yıl boşanmışlığıma göre orospu olmadıysam,
Benim babam helal süt emmiş biriydi derdim kesin.
Ama yok!
Eminim anam asla aldatmadı babamı!
Geriye bir tek olasılık kalıyor,
Şizofren, sapık, nörolojik bir vaka olan o adamın,
Bizi hangi ruh haliyle kazandığı!
Üzgünüm çocuk!
Sen kazanın en dibindesin.
Şükür ki ben her haliyle evladımın arkasındayım!
Bir gün hacca gidecek kadar paramız olursa,
Öksüz, yetim, ailesi olmayan çocukların namuslarına bekçi olacağız,
Onları en başından koruyup kollayacağız!
Ve kızım ve ben,
Hani bizden de fazla yaşarsanız dahi,
Sizler öldüğünüzde,
Ölü birer mezar taşı olsak bile,
O gece meleklerden izin alacağız!
Mezarınızın içine kadar girecek bir ateş yakıp,
Hacdaki şeytan taşlama merasimine,
Geri dönüşümle onca dolara kanmak yerine,
Biz sizi taşlayacağız,
Öç niyetine!
Siz ölene kadar da biz size yokuz, bunu böyle bilin.
Lütfen bir mezarınız olana kadar bir daha da bize gelmeyin!
Çünkü bu sefer cinayetlerinizin faili ben olurum demedi deme.
Cemre.Y.

Rüyalarına Akarım

...Rüyalarına Akarım...
Sen
Gün de kaldım sanırken beni
Ben
Gece olup rüyalarına akarım ey sevgili!
Cemre.Y.

İyiyim Böyle

…İyiyim Böyle…
Artık uzun şiirler yazamıyorum
Geçmiyor hiçbir şey yürek süzgecimden.
Seni çoktan geçtim,
Sensizliği birkaç zaman önce.
Acının dibiniyse geçeli
Aylar oluyor neredeyse.
Etrafına çelikten duvarlar ördüğüm
Yalnızlığıma sarılıyorum
Hem de her gece
İyiyim böyle
Cehennemin dibinde.
Cemre.Y.

Sevişmek

…Sevişmek…
Medeni cesaret'i
Cinsiyetsiz…
Medeniyetsiz, mesnetsiz,
Cinselliklere alet eder olduğunuzdan beri
Soğudum insanlığımdan!
Oysa…
Sevişmek kelimesi…
Hece hece güzeldi!
Cemre.Y.

Ben Seni Sensiz De Güzel Severim

...Ben Seni Sensiz De Güzel Severim...
Sana dair ihtimallerim tükeneli beri
Sevme ihtimalin...
Gelme ihtimalin...
Kalma ihtimalin...
İhtimallerine dair daha ne varsa
Bütün ihtimallerin.
Senin tarafından
Teker teker tüketileli beri,
Hayal ağacımın renkleri soldular çoktan.
Gönlümün sokaklarının kandili söndü.
Gri bir kararsız karanlıktayım nicedir.
Her çıkmaz sokakta çıkmasa
Müptela olduğum o adın karşıma,
Belki sonsuza dek gitmeyi
Deneyebilirdim senden.
Oysa sen sevgilim,
Aşk’ın en güzel yerindeydin,
Bitmesi hiç dilenmeyen o film gibi.
Şimdi uzak pencerelerden
Bana bakıp bakıp durma!
Şşşşttt!
Usulca kapat gözlerini karanlığına
Al üzerine kirli battaniyeni
Sarıl sımsıkı yalnızlığına
Sağ elinle usulca yüreğine dokun
Dinle birkaç dakika kalbinin ritmini
Ne diyor sana yüreğin?
Sonra usulca dudaklarınla dokun
Öp parmak uçlarını karanlıkta
Ne diyor sana kelimelerin?
Daha da hissetmezsen beni ne diyeyim!
Kapat pencerelerini de bari
Üşümesin ruhsuz bedenin ve yüreğin.
Ben seni sensiz de güzel severim.
Cemre.Y.

Yürek Sızım

…Yürek Sızım...
Yarim…
Yüreğim…
Yürek Sızım…
Söyle mutlu musun şimdi?
Önce küçük bir meltem fısıltısıyla
Girdin de dünyama.
Sonra bir fırtına,
Bir tufan estirdin de yüreğimde…
Seninle çoğaldım,
Seninle azaldım ama hep kabıma sığdım!
Oysa senin aşkın,
Bir sonbahardan, ilkbahara,
Bir acayip nisan yağmuruydu hep.
Azar azar azalttın bendeki seni,
Yok olmaya yüz tutmuş, beni,
Türünün en son örneğini.
Benim bağrımda hep camdan bir kalp vardı da...
Zaten kırıktı, şimdi artık binbir parça sayende
Neden gelip geçip ezersin ki...
Neden doymazsın beni paramparça görmelere.
Cemre.Y.

Ben Seni Sensiz De Çok Sevdim

...Ben Seni Sensiz De Çok Sevdim...
Ben senin, keder ve düşünce rüzgarıyla
Ağarmaya başlamış saçının
Bembeyaz ışıltısı olan
Hiç fark edilemeyecek tek bir teline konmuş
Küçücük bir kar tanesi olmaya razıydım,
Eriyip, kuruyup yok olma pahasına!
Sen “Aşk değil!” dedin.
Ben senin,
İhanet, acı ve hasret fırtınasıyla
Taşlaşmaya başlamış yüreğinin
Külleri bile çoktan ayaza vurmuş olan
Kıpkırmızı kan pıhtısı bir köşesinde
Hiç fark edilmeyecek tek bir kıvılcımına konmuş
Küçücük bir yürek sızısı olmaya razıydım,
Yanıp, kavrulup yok olma pahasına!
Sen “Sevda değil!” dedin.
Olsun
Ben seni
Sensiz de
Çok sevdim.
Cemre.Y.

8 Eylül 2017 Cuma

Dost Kazığı=Aşk Kazığı Ne Fark Eder

…Dost Kazığı=Aşk Kazığı Ne Fark Eder…
Ben hiç kimsemin gözyaşını,
Yanağından süzülüp, çenesinin kenarına aktığı,
O son damladan toplamadım mesela!
Toplamasaydım zira, boğazının ilmeğine akacaktı,
Senin herkesin, mutlulukla salınırken hayat rüzgarında,
Yüreğin kan ağlıyordu, o son damla da neydi ki!
Kıyamadım sana.
Oysa benim de hayata dair umudum tükenmişti hani çoktan,
Söz vermiştim kendime,
Güya bir daha hiç kimseyi yüreğime yaren etmeyecektim.
Onca şaşalı kalabalık arasında, en az benim kadar yalnızdın.
Rahmetli anamın deyimiyle "Yakıldım sana!"
(Seni kendim bildim, öyle de sevdim, dost bildim.)
Ben senin yalnızlığını kendi yalnızlığımla buluşturdukça,
Sana hep kendinden daha çok değer yükledikçe,
Senin acını, senin yaranı, senin yasını, senin göçüğünü,
Kendime has yaralarımın üstüne sardıkça,
Yani sen hafifledikçe, ben ağırlaşıyordum,
Hiç farkına varmıyordum, bana yüklediğin onca yeni yaranın,
Beni de daha derinden kanattığını!
Sonra birden hatırlattı birileri,
Gözümün önünden bütün galaksiler geçti,
Bütün yıldızlar kayıp, meteor artığı oluverdiler.
Dostluk dediğin aşk gibi değildi!
O sevmese de olur diye bir dünya yoktu dostlukta.
En azından, sen beş geldiysen, o, bir gelebilmeliydi.
Dönüp bakıyorum da geçmişimize…
Sana hep öylece sınırsız gelen,
Elim, kolum, ayaklarım, yüreğim dolu gelen bendim.
Sen başlarda yıkıntılarındaydın da, hayata dahi yoktun,
Ortalarda, silkinip kendini bulmaya adım atıyordun.
Zira yeni çevreler, yeni dostlar, eskisinden cayarak geçiyordu.
Sonlardaysa, tanıştığımız zamandaki halinden beter yorgundum.
Elbette sırası yoktu acıyı paylaşmanın ama…
Anamı kaybettim, gittim memlekete gömdüm, yanımda yoktun!
Sen hiç sevmediğin kaynananı defnederken ben yanındaydım!
Senin kaşın yıkılsa ben yanındaydım da,
Ben nefes alamadım hastalıktan, sen yoktun.
Oysa ben sana bütün yara izlerimin o ilk yerini bile göstermiştim!
Hani çok kimse bilmez ama!
Küçücük bir kız çocuğuyken yaptığım o son yaramazlığımın,
Etime kazındığı o ilk yara izini dahi göstermiştim sana!
Beş yaşında küçük bir kız çocuğuydum,
Annem beni terk edip yine komşu gezmelerine gitmişti,
Baba yine eve vakitsiz gelmişti,
O sıralar sıkça olduğu gibi,
Baba, yine eve erken dönmüştü,
Eskiden olsa, olur olmadık zamanda eve gelir,
Zavallı anama, geldiğimde neden evde yoktun diye,
Onca dayak atan adam, annen nerede diye sormaz olmuştu?
Ne zaman baba vakitsiz eve gelip de,
Ben yine annemi bulmaya gitsem,
O köpek uyanıksa hav hav havlar, dişlerini çıkartır,
Beni eve annesiz yollardı, baba beni,
Babadan uzak ellerdi, kaçardım.
Ama o gün…
Hatırladığımca ilk defa,
Elbisemin üstünden mahremime dokunmuştu.
Koşa koşa çıkmıştım evden, artık hiçbir şeyden korkmuyordum!
Anneme söylemek için koşmuştum komşuya,
O sinsi köpek uyuyordu, onca seslenmeme rağmen uyanmamıştı.
Anneme ulaşacağım son eşikte öylece uyuyordu.
Sıkılmıştım, çokça da yorgundum yalnızlığımdan da,
Avaz avaz camdan seslenmiştim, annem duymamıştı,
Kapıdan seslenmiştim, annem duymamıştı.
Kapının eşiğindeyse evin o toraman köpeği hantalca uyumaktaydı,
Ödüm kopuyordu ya o köpekten!
Artık korkmuyordum,
Ayaklarımı uzatsam anama kavuşacaktım o uyanmadan,
Beş yaşında küçük bir kız çocuğuydum,
Yetemedi ayak mesafem, zaten ona oldukça öfkeliydim!
Basarsam kuyruğuna!
Uyku sersemi, anamı rüyalarından çığlıklarla uyandırdığım gibi,
Öte yana geçerdi de kapıdan bari kaçardım.
Bu sefer içeri!
Oysa köpek sahibine sadıktı,
Köpeğin kuyruğuna hışımla bastığım anda!
Beş yaşımın sağ ayağımın yarısı, onun ağzının içindeydi.
İstese o an kırt diye yerdi de neyse ki
Göz göze geldik o an…
Ona bütün hikayemi anlattım da,
Öylece bırakıverdi ağzında kanayan ayağımı.
Koşa koşa kanayan ayağımla sarılmıştım anama.
Soğan kavurduydu hemen, saçımı yola yola sarmıştı hemen!
Vay ben onun komşusunun köpeğini neden rahatsız etmişim de,
Uyuyan yılanı uyandırmışım diye hamurlu bir şeyler yapmıştı,
Yaralarım iyileşmedikçe…
O gün bugündür,
Bütün yaralarımı iyileştiriyorum, gereksiz dayak korkusundan.
Oysa o gün, bir kere olsun anam beni bir tek an dinleseydi,
Onu guatr ameliyatlarında boğazını boydan boya keserlerken,
Ben altı yaşımda götümün namusunu kurtarmak derdindeyken,
O gün bugündür, ne vakit insan olmayandan korksam,
Göz göze gelmeye çabalarım.
Başarabildiğimdeyse gülümseyerek vedalaşırız birbirimizle!
Suskunum sana da...
En son…
Senle bakıştığımızda…
İnsanı geçtim, sen hayvan dahi değildin.
Gülümseyerek vedalaşamadık senle!
Oysa…
Gözyaşının adedini dahi saydım ben senin kadın!
Öyle dost sandıkların gibi,
Gizliden gizliye acından zevk almadım ben.
O yüzden en çok sana kırgınım be cancağızım.
En az sen kadar da, son sevgilime de hala kırgınım.
Kızgınlık, nefret olsa geçer ya geçmiyor kırgınlık.
Nicedir olması gereğindeydim de, artık gerek kalmadı,
Ne vakit göz bebeklerime baksam,
Yüzümden çok sırtımı görüyorum, bütün yaralarımı,
Nihayet kabuk bağlamaya başlamış bazıları,
Ama dost kazığı hançerli sırtıma baktıkça kendime,,,
Hepinizden daha çok kendime kırgınım.
Sayenizde artık hiç kimseye güvenmiyorum.
Yalnızlığımın beş duvar halinden hep kanamaktayım!
Eş, dost, akraba, yar, yaren, sevgili, hiç kimse sızamıyor içeri,
Merak etmeyin doktorum bu sefer,
"Gözleriniz, içindeki onca acıya rağmen, bu sefer kurumamış,
Hücre sayılarınız da oldukça azalma var!
Bu…
Gözde bu kadarsa vakit kaybetmeyin derim,
Derhal bir ceheck up yaptırın,
Siz…
Resmen öl-ü-yor-su nuz!" dedi...
Gerek yokmuş damlaya da, yine bolca ağlayıp,
Sırtıma saplanan o zehri akıtmam gerekiyormuş.
Boynumu dar ağacından boğuyorum da nedense!
Bunca dost kazığına, ne yapsam, ne yapmasam ağlayamıyorum.
Cemre.Y.

Bir İzin Ver Be Can

...Bir İzin Ver Be Can...
Sesini özlemek diye bir şey varmış,
Sanki hep de yanındaymış gibi
Terinin kokusunu,
Burnunun direğinde sızlattıran.
Dudaklarının tebessümlü tadını
Yüreğinde sızlatıp duran.
Çoktan arardın sen onu çoktaaann...
Olmasaydı son sözü
"Bir izin ver be can."
İzin...
Sondu.
Cemre.Y.

7 Eylül 2017 Perşembe

Meyil

...Meyil...
Artık öpülünce
Geçmediği gibi yaralarım
Silinince de geçmiyor sana olan sevdalarım.
Unuttun mu ey yar,
Yaren, dost,
Hatta arkadaşım...
Biz çoktan beridir çocuk değiliz!
Yar dediklerimiz bizi yardan attıkça
Daha çok sevmelere,
Ola ki sevilmelere kadar
Meyilliyiz!
Cemre.Y.

Yaşıyorum Güya!

…Yaşıyorum Güya!...
Eski şiirlerimi düzenlerken
Kendimi mezarımdan hortlamış da
Cehennem sonucum
Elime henüz verilmiş gibi hissediyorum
Daha ne kadar
Daha kaç kez
Daha kaç adamım diyene
Ölüp ölüp dirilebilir ki biri?
Merak ediyorum.
Dirilmemek üzere
Son kez
Ölürsem onu da söylerim.
Zira bu aralar...
Yaşıyorum güya!
Cemre.Y.

Ya Tam Gel Ya Da Kapatalım Perdeleri

…Ya Tam Gel Ya Da Kapatalım Perdeleri…
Sen sanıyor musun ki hiç gelmedin de,
Şiirsiz kaldım ben!
Hayal ettiğim bütün şiirler yazıldı bana!
Hem de senli bütün hayallerimi,
Tam solumdan vura vura!
Çünkü...
Her şiirlerinde seni silip silip yerine,
Üstelik!
Bensizliğe rağmen!
Kendilerini koydular!
Hiç ümit vermemiştim oysa!
Sen gibi...
En bizsiz yerimizden kanattılar içimi.
Çok yorgunum...
Şimdi ya bir tamam gel!
Ya da kapatalım bütün perdeleri.
Cemre.Y.

Oysa Bilmiyor

...Oysa Bilmiyor...
Ben birkaç kış ayazı cümlenden sonra
Silip atabilirim sandım seni, yüreğimin altın kafesinden.
Oysa sen şimdi,
Bir yaz akşamının gün batımında,
Birkaç kadeh votka ve durmadan içtiğim sigaram kadar,
Gözlerimden akan
Bir kan damlası yaş kadar yakınsın sevdiceğim.
Oysa başladığın kadar kolay bitmeliydin...
Birkaç satır cümle, bir öpücük kadar kolay olmalıydı,
Bitişimize başlamak, senden gidebilmek,
Seni sonsuza dek bitirebilmek.
Senin ruhun kadar göçebe olmalıydı ruhum.
Bir çingene misali konup gidebilmeliydi yüreklerden.
Ah sen...
Bir daha sevmemeye ettiğim yeminlerimi,
Olmazlarımı yıktım seninle.
Sayende öğrendim olabiliyormuş...
Sensiz boğulurum sanmıştım,
Seninle de sensiz de nefes alabiliyormuşum.
Seninle nasıl yeni doğan bir bebek gibi atıyorsa kalbim,
Sensiz akciğer kanseri sanki yüreğim,
Tıkanıyorum ama atıyor işte.
Bitecek biliyorum bu sancılar
Bu yaralarda kabuklaşacak diğerleri gibi.
Ama hep; "Bu sonum olsun,
Bu son yangınım olsun" demez mi insan.
Her şeyi yeniden, sıfırdan,
Hiç yoktan var etmek o kadar zor ki...
Hiç hazıra, hiç kolaya konmadım ben mesela...
Sen benim son gücümdün sevdiğim.
Hani zor olan daha güçlü kılar ya insanı,
Hani zirveye bir adım kalmışken,
Tam da ayağın kayarken bir dal kırıntısı bulursun,
Tutunursun ona son bir gayret sımsıkı,
O seni taşıyacak, o seni doruğa ulaştıracak.
O sana hayatı sunacak...
Ve sen onun verdiği hayatla zirveye adımını attığında
Yatacaksın sırt üstü gözlerin bulutlarda
"Başardım" diyeceksin,
"Senin sevdan çok geliyor bir yüreğe,
Kendilerini senden çoğu olabilir'e inandırıp, gidiyorlar",
"Sana hayatı anlık yaşamayı öğretemedik" diyenlere inat
Son bir hayat gayreti ona sarılacaksın sımsıkı.
Ve o tek umut kırıntısı hiç yoktan "Çıt!" diye kırılıverecek
Hiç yoktan
Senin onu büyüttüğün kadar gözünde ve yüreğinde
Büyük sanacak kendini...
"Ben" diyecek,
"Senin hayata tutunduğun dal olmak istemiyorum" diyecek,
Kendini o uçurum kenarındaki zirvenin son noktası değil!
Kendini tek kalmaktan kurtaran ellerimde değil,
Bir meyve bahçesindeki herkesin bir el attığı,
Herkesin el salladığı bir dal sanacak,
"Çıt!" diye gidiverecek avuçlarından.
Oysa bilmiyor...
Ben uçurumlardan derin kör kuyulara düşsem bile
Yara bere içinde, kan revan,
Kırıklar, acılar içinde de olsam bile
Silkelenir ve yeniden başlarım yolculuğa...
Sakın sanma sen kadar severim birini daha yeniden
Sevmeden seviyor insanlar bir öğrenebilirsem
Ya sen olursun oradaki
Ya da bu sefer ellerimin değerini bilen...
Cemre.Y.

Limit Aşımı


…Limit Aşımı…
Sen farkında değilken
Sana sunduğum zaman da
Limit aşımına uğradı sevgilim.
Beni merak etme
Hissedeceğim daha çok acı var! 
Ama artık…
Sana dair'li değilim.
Cemre.Y.

Tekerrürden İbaret

...Tekerrürden İbaret...
Tarihim...
Demek ki gerçekten tekerrürden ibaret!
Şimdi uzunca bir "Sus" lazım bana!
Cemre.Y.

6 Eylül 2017 Çarşamba

Merak Etme

...Merak Etme...
Merak etme!
Hala saatleri sayıyorum sensizken bile
Daha işinden gelmedi,
Daha yorgunluklarına, orta şekerli kahvesini içmedi,
Daha yorgun ayaklarının sızısı dinip
Sıra bana gelemedi
Kandırıyorum kendimi
Bekliyorum, beklemiyorum, öyleceyim yani!
Cemre.Y.

Ben Bittim

...Ben Bittim...
Hayatım boyunca...
Tırnaklarımın uçları yıprana kırıla,
Alnım terlerini kimse görmesin de,
Benden cayacak hiçbir bedele,
Önüme sofra koyamasınlar diye,
Saç diplerime...
Hatta ense köküme kadar,
Tek başıma, tırnak köklerimi dahi,
Savura savura yaşadım.
Gururumla yaşadım.
Mideme ve nefsime inat!
Kendimi hep ama hep, tok sayarak.
Kızımıysa hiçbir zaman!
Hiç kimseme, aç bırakmayarak yaşadım.
Sonrasındaysa aniden!
Bütün kazanabildiklerimi...
Yani yine, bütün hayatımı,
Bir tek hayatın,
Çığlıksız bir sonu olabilsin diye harcadım.
Kulaklarımıysa en yakınlarımın bile,
Acı gerçeklerine tırmalayan seslerine,
Sonsuza değin tıkadım.
Ve öylece, feda ettim hepsini.
Her şeyimi de, bu son fırtınama savurarak,
Neyim var, neyim yoksa,
Zaten o benden o kökten yine gidiyor diye...
Seve seve feda ettim.
Kalmamıştı ki hiç kimsem.
Oysa o benim, ilk ve son evimdi.
Varlığımı istese de istemese de.
Kaderine de...
Kederine de...
Razı gelse de, gelmese de.
Bütün hayatımın kalan,
Maddesel son değeri, sıfırlandığında!
Bir bayram sabahı, yoğun bakımda,
Son kez hala titriyorken kan damarları,
Biz diye bir şey, yaşıyorken hala!
Ellerinin boğumlarını,
Ayaklarının parmak uçlarını ,
Teker teker sondan bir önceki kezden başlayarak yeniden!
Öperken ben...
Ben, doğurduğuma bile çoktan bitmiştim.
Üzgümüm,
Hiçbirinize, şöyle bir tas tamam edemedim,
Ye-te-me-dim!
Hiçbirinize yetemedim, ben bittim!
Cemre.Y.

Suç Bizim Mi?

...Suç Bizim Mi?...
Çocukluğumda ancak bayramlarda alınan,
Kırmızı pabuçlarım gibiyim...
Hep kendimizi düşünmüştük oysa çocuk hayalimizle
Onlarla binbir sevinç dolu sevgiyle
Aynı yastığa sabahlarken...
Peki ya o kırmızı pabuçlar?
Gerçekten de mutluydular bence bizimle oldukları için...
Sonra ayaklarımız büyüyüverdi birden.
Yoksa eskise de, delik deşik olsa da,
Azıcık kırmızısı görünse de yeterdi.
Giyerdik.
Bizden gitmesinler diye topuğunu bile çiğnerdik.
Yetmedi bu sefer çabalamalar,
Biri gitmese..
Diğeri, ilk bulduğu bayır dikenine sarılıp,
Yitip gitti, terk etti yüreğimizi,
Şimdi kimselere güvenemiyorsak suç bizim mi?
Cemre.Y.

Hiç Yoktan!

…Hiç Yoktan!...
Aynı şehire aidiyetteyiz ama
Unutmadım!
Bizim hayal bulutlarımız farklıydı.
Benim vatanım senken,
Senin ülken hep ayrıydı!
Ama…
Üzülme be adam!
Şimdilerdeyse…
Senin ülkende yağmur bittiyse
Ödünç verebilirim
Gözyaşlarımdan!
Hiç yoktan…
Şarabına mey edersin yine
Yaşım süzülürken kirpiklerimden.
Hiç yoktan!
Yine birilerine,
"Şarap ve sen!"dersin.
Sonra unutur gidersin.
Çok sonra anlar o biri de
Benim gibi sana dair,
"Hiç yoktan!" olduğunu…
Cemre.Y.

Cehennem Neden Ülkemde?


…Cehennem Neden Ülkemde?...
Hadi sevgiyi geçtim
Sadece umut istiyorduk hayattan!
Ama hayat...
Cesetlerimizi parçalayarak,
Olmadı tecavüzlere uğratarak verdi cevabını....
Cennet öte dünyadaysa,
Cehennem neden benim ülkemde!
Cemre.Y.

Hatırlatır Kendini


…Hatırlatır Kendini…
Hayat bazen de,
Kaybettiğin bir şeyi aramak için,
Çok da kullanmadığın o son çekmeceyi açtığında
Karşına çıkan iki kahve fincanı arası,
Kurumuş papatya'dır…için cız eder!
Oysa ne çok inanmıştın değil mi, o son olacak diye!
Ne diye karşına çıktıysa şimdi, gereksiz ve zamansız yere.
Ama değişmez bir kuraldır bu!
Yapacak bir şey kalmamıştır,
Madem yine biri daha bittiyse, alır çöpe atarsın onları,
Her yeni bitişin ardından,
Hep, o hortlar gelir mezarından.
Ya resimlerle, ya cisimlerle...
Ya hiç gerçekleşmeyen hayallerle...
Ya da eski güzel günlere özlemin dayanılmaz olduğunda,
Hani kadersizliğine yine ağladığın belli olmasın diye,
Yağmur yağmur halleriyle ille de hatırlatır kendini.
Cemre.Y.

Cemre Uyan


…Cemre Uyan…
Güneş sızar pencerenin kenarından,
Perdenin ucundan, okşar uyuyan yanaklarını.
Tek bir cümle söyler;
"Hayat devam ediyor
Cemre uyan!"
Cemre.Y.

O Bile Gitti Ya

...O Bile Gitti Ya...
Ulan kadın erkek demeden
Ne fena seviyordum
Hepinizi,
Hepinize çok fazla gelen.
Kiminizi akraba cinsinden
Kiminizi dost meclisinden
Sadece birinizi
Her şeyden apayrı sevdim ben!
Şimdi mi?
O bile gitti ya!
Hani toplanıp gitseniz hepiniz birden
Kalbimi kanatmayacak kadar değeriniz var.
Cemre.Y.

5 Eylül 2017 Salı

Baştan Sevelim

...Baştan Sevelim...
Can kırıkları dolu kalplerimizde
Issız adımlarla yürümeye çalışıyoruz
İncinmemek uğruna savaşırken
Adımlarımız acıyor,
İstem dışı fevriliklerimizden
Adımlarımız,
Kalplerimizi kanatıyor bazen
Ben öpüyorum usulca...
Acıyan yerlerini çocukluğunun
Sen eğilip avucuna dolduruyorsun...
Canımın kırık camlarını
Benim dudaklarım kanıyor
Senin ellerin
Gel sevgili,
Biz başka bir kalbe gidelim.
Yenileyelim kendilerimizi kendilerimizde!
Baştan sevelim,
En başından,
Yeniden sevelim.
Cemre.Y.

Kan Kırmızısı

...Kan Kırmızısı...
Her Kurban Bayramının ikinci günü
Mevsimsiz yağardı yağmurlar
Küçücük başımla sorardım anama;
"Mademki mevla akan kanları,
Temizlemek için yağdırıyor yağmuru,
Denizler de kanıyor mudur ki anne?"
Hafifçe tebessüm ederdi;
"Yok evladım denize ulaşmadan toprak alıyor onları!
Korkma ha deniz hala mavi yani." diyerek teselli ederdi beni.
Dün gece rüyamda gördüm annemi!
Yine delirircesine yağıyordu yağmur,
Rüyamda şehitleri, bombaları, akan kanları,
Çocuk başımın dinmeyen sorusunu sordum anama.
Deniz ne ki, toprak ne ki,
İçtiğimiz su bile kan kırmızısıymış görebilene!
Cemre.Y.

Metcezir

…Metcezir…
Kıyısı olunacak gemiyi geçtim
Adam gibi tek bir sal bile yok demek ki.
Sıkıntı yarattıysa size şiirlerim
Şimdi metcezirlerle çekilebilirsiniz!
Cemre.Y.

Ayrılık

…Ayrılık…
Bambaşka bir şehrin
Otobüs terminalinden
Ayrı ayrı şehirlere ayrılır bir tek yürek bazen...
Gözlerinde bakışı kalır
Kollarında sarılışı kalır,
Yüreğinde nakışı kalır.
İlle de şalında kokusu kalır da sen
Birkaç zaman yıkayamazsın o şalı
Kokusuna başka kokular sinmeden dursun diye.
Sinmese!
Ama böyledir ayrılıklar,
Bir öncekinin
Burnunun direğindeki kokusu
Nihayet dindiyse!
Bir sonraki başka kokuya
Hep gebedir birinden biri sarılır başka yüreklere!
Cemre.Y.

4 Eylül 2017 Pazartesi

Hiçbir Şey Isıtamaz Kalbimi

...Hiçbir Şey Isıtamaz Kalbimi...
Kendimin dışında öylesine özgürüm ki
Bulutların üstünde
Pembe pamuk şekerleriyle
Sevda yüklü şiirler yazabilirim.
İnsanların gönlüne şiir şiir yağabilirim.
Her şeyi yapabilirim...
Ama hiçbir şey!
Ben sana sırtımı döndüğümde,
Sen uyurken bana dönüp
Omzuma, sırtıma, kondurduğun dudaklarının,
O yumuşacık şefkatli kelebek busesinin
Sıcaklığı kadar!
Hiçbir şey!
Ayaklarının…
Ayaklarımı sarıp sarmalaması kadar,
Hiçbir şey!
Senin en şefkatli sevişlerin kadar ısıtamaz kalbimi…
Cemre.Y.

Vatanım Sensin Diyemedi

…Vatanım Sensin Diyemedi…
"Gidersen üzülürüm" dedim.
"Nereye gitsem sana dönerim,
Benim vatanım sensin hatun." diyemedi.
Bitti.
Cemre.Y.

Olsun

...Olsun...
Bazen...
Susarak bakarsın o taa en uzaklara!
Aslında beklediğin de bir şey yoktur.
Alışmışsındır artık gelmemesine de
Olsun...
Yine de ne gözlerin vazgeçer
Uzaklara dalıp bakmaktan,
Ne de yüreğin vazgeçer
Ansızın gelmesini ummaktan.
Neyse!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...