30 Temmuz 2017 Pazar

Hastalık

...Hastalık...
Meğer!
Çaresiz değilmiş hastalığımız çocuk!
Sen kırılmışsın bana!
Bilemediğim hayatımızın bir ince halkasından!
Ben…
Kırılmışım sana!
Bilemediğin hayatımızın bir ince halkasından!
Meğer!
En ince noktamız oysa kopar da
Bir daha kurtaramayız diye saklıyormuşuz!
Ah be çocuk!
Yalandan başka her şey kurtarabilirdi bizi…
Bir yerlerden!
Bana göre yalanın rengi yok hala!
Hala saydam ve kaygan en olmayacak zeminlere!
Sana hiç öğretmediğim halde,
Neden yalan doluydu heyben a çocuk?
Cemre.Y.

Aynı Sevemem Ki Ben Seni

...Aynı Sevemem Ki Ben Seni...
Sana olan sevdamın
Zembereği bozulmuş
Durduğu an bile
Zamansız kalmış ey sevgili
Şimdi yeniden
"Sev" desen
Aynı sevemem ki seni...
Cemre.Y.

Topla Bizi


...Topla Bizi...
Yalnızlıklarımızın
İki yakasını bir araya getirebilirsin!
Beni....
Senle toplayıp,
"Biz" yapabilirsin.
Cemre.Y.

Sevdiceğim

…Sevdiceğim...
Yıldızlar da söner sevdiceğim,
Rüyalar da biter.
Hayaller de söner sevdiceğim,
Umutlar da biter!
Denizler çekiliverir
Ansızın geliverir bu metcezirler!
Gel sen ilkim ol yine diğerlerin gibi
Ya Ay'ım ol gecelerimi ışıtan
Ya Güneş'im ol, ayın ışığını bile yansıtan.
Gel sen bana başladığın andan beri,
Hep "İlk"im ol,
Bunca yorgun bir hayata,
Yaşamak gibi bir sebebim ol yeter!
Cemre.Y.

29 Temmuz 2017 Cumartesi

Zamana Karşı

...Zamana Karşı...
Artık kalbine nefesin yetmez olmaya başladığında,
Fazlasıyla yorulmuşsundur her şeyden,
Etrafındaki hastalıklardan, ölümlerden, gözyaşlarından.
Sadece bir film izlemek ve kendine gelebilmek istersin.
Kendine, üzülmekten yorulmayacak kadar bir sen bulabilmek!
Karşına çıkan o filmle şoka girersin.
Kendi depreminin ilk göçüğünde buluverirsin kendini.
Eceline selam çaktığın o son zaman sözleşmesini yaptığın
Okyanus altı madeninin dehlizlerinden birinde rastlarsın kendine.
Ölmüşsündür, ölmüşsünüzdür.
Orada öylece kalmışsınızdır sonsuzluğa!
Bedenleriniz çürümemiş,
Elleriniz hala kararsızdır bırakıp bırakmamakta!
Yavaşça sokuluverirsin yanlarınıza.
Yüreğin binlerce akraban aynı anda ölmüş gibi kavrulurken,
Usul hareketlerle son kez dokunuverip
Donmuş parmak uçlarınızı ayırırsın.
Kendi bedenini kucağına alırsın ve yüzmeye başlarsın.
O ölümden, o sonsuzluktan,
Okyanustan mümkün olduğunca uzaklara yüzersin.
Gökyüzüne bakarsın,
Güneş’e doğru tek kolunla kanat açarsın.
Sırtına aldığın bedenini diğer kolun sıkıca tutar.
Bulutlar yine hayallerindeki gibi pamuk şekeridirler.
Yıl 2011 Kasımı,
Film; “Zamana Karşı” dır.
Sen kırılıverecekmiş,
Toz oluverecekmiş bedeninle
Onların en güzeline kuruluverirsin.
Son gittiğiniz filmi,
Son kez, bu sefer sadece kendinle izlerken
Biraz daha sarılırsın kendine,
Son kez öpersin omuz başlarını yalnızlığından.
Tuttuğun “Söz” ü yuvarlayıverirsin Dünya’ya.
Son kez öpersin omuz başlarını yalnızlığından.
Cemre.Y.

Yaşamayı Çok Özledim

…Yaşamayı Çok Özledim...
Bembeyaz gelinliğini
Kıpkırmızı dudaklarımla öptüğüm İstanbul...
Eyy!
İstanbul...
Beni soracak olursan,
Evvela selam eder…
Büyüklerin ellerinden,
Küçüklerin gözlerinden
Sevgi ve şefkatle öperim.
Aslımı soracak olursan!
Nefes alıyorum ama yaşamayı özledim.
Yaşamayı...
Çok özledim.
Cemre.Y.

Çünkü Aşk


...Çünkü Aşk...
Çünkü aşk…
Milyonlarca kelebek yutup
Sonra onların
Teker teker ölümlerini izlemektir.
Cemre.Y.

Nefes Al Hayattan

...Nefes Al Hayattan...
Biraz nefes al hayattan,
Merak etme...
Adisyon yollatmayacağım sana,
Varsın hesabı benden olsun.
Cemre.Y.

Hadi Gel Bugün De Sevelim

...Hadi Gel Bugün De Sevelim...
İnsanlar ölüyor sevgilim,
Üstelik daha kırkları çıkmadan,
Ölüm sebepleri bile unutuluyor!
Hadi gel bugün de sevelim.
Cemre.Y.

Tesadüf Olamaz!

...Tesadüf Olamaz!...
Sonuçta,
Dünyada 7,44 milyar insan varken
Bunlardan sadece biri veya birkaçı
Hayat akışınızı değiştiriyorsa...
Hayatınıza dokunmuş olmalarına
Kızamazsınız, her şey tesadüf olamaz.
Cemre.Y.

Keşke Güvenimi Bari Sağ Bıraksaydın

...Keşke Güvenimi Bari Sağ Bıraksaydın...
Yooo!
Hiç de öyle, durup durup da
Kendi kendine vesvese yapma,
Ben söz verdiğim gibi,
Hiç de unutmuyorum seni.
Öyle unutmuyorum ki,
Hiç kimse giremiyor hayatıma.
Zira...
"O yapmaz!" dediğim ne varsa
Bana en çok sen yaptın hatırlasana!
Ama keşke, güvenimi bari,
Sağ bıraksaydın.
Cemre.Y.

28 Temmuz 2017 Cuma

Yüreğimin Rengi Değil

…Yüreğimin Rengi Değil…
Bilememişsin sen adamım!
Saçımın rengi renk değiştirir.
Yüreğimin değil!
Sanırım sen orayı bir yanlış anladın,,,
Ki aynada,
Hep aynı hatuna bakmaktan çok sıkılırım.
Cemre.Y.

Konu Sevdaysa!

...Konu Sevdaysa!...
Konu sevdaysa,
Yine hata yapmış olmak
Hele bunca yıl sonra...
Onurdur!
Daha ne olduğunu bilemeden ölen
Torun sahibi onca insan var!
Cemre.Y.

Aşk En Feci Hastalık

...Aşk En Feci Hastalık...
Aşk...
En feci hastalıktır aslında!
Amma velakin!
Kara cahil olmaya razı olduğum
Tek avaz avaz sessizliğimdir.
Cemre.Y.

Adın Bile Yalan

...Adın Bile Yalan...
Senin adın bile yalanken,
İlk fırsatta itirafsızken sen.
Hangi "Doğru" mun içine sığdıracaktım ki seni!
Senin her anın beni kıskanırken,
Bana rüzgarın bile dokunmasını istemiyorken sen,
Hangi Güneş'imin koynuna,
Her gece, hiç kıskanmadan o ucuz orospu yıldızlara,
Ben nasıl öylece sunacaktım ki seni!
Cemre.Y.

Hayaller Ve Kırıkları

…Hayaller Ve Kırıkları...
Yüzyıllık yalnızlığının,
Bin yıllık kimsesizliğinin,
Milyon yıllık hayal kırıklığının
İki yakasının o aşılmaz arasını…
İki seanslık terapi mi
Bitirecekti yani?
Gerçekten inandın değil mi buna!
Öncene…
Öncesine dönecektin değil mi?
Neyden öncene!
Hangisinden öncesine!
Ananın rahmine de geri giremezsin ya!
Cemre.Y.

Elbette Cennet De Bu Dünyadaydı

…Elbette Cennet De Bu Dünyadaydı...
Elbette cennet de bu dünyadaydı...
Ama siz...
Onca günahınıza berdel olsun diye,
Geri dönüşümlü taşlarla şeytanı nasıl taşlayabilip,
Kabeye yüz sürüp,
Nasıl affedileceğinizi düşünüyordunuz!
Hiçbiriniz, hiçbir şeyi göremediniz.
Bana sorsan,
İşime şeytan karışmasa,
(Yani Mekke'ye gitmenize hiç gerek yok!)
Hem bütün cennetlere giderim,
Hem de ona atılacak bir tek taş,
Onca pahalıyken,
Bir köy çocuğunu okuturdum.
Huzurla gezerdim,
Bu dünyanın bana bahşettiği bütün cennetlerinde!
İlk okulları gezerdim köy köy...
Onlara hayallerini hediye ederdim.
Yakındır bol reklamlı zamanları,
Çarşaf çarşaf gerersiniz sevap pointlerinizi de,
Giderken hiç düşündünüz mü,
Ülkenizdeki köy çocuklarının,
Kara kışın en zemherisinde ki çırılçıplak ayak uçlarını!
Cemre.Y.

Aşka Mülteci Bir Eylem

...Aşka Mülteci Bir Eylem...
Dene!
Bir fincan çay koy kendine,
Ya da iyisi mi,
Sade bir Türk Kahvesi yap sen!
Birkaç kurabiye...
Aç müziği sonuna kadar,
Geç salıncağına,
Kitabını bu sefer böyle oku!
Yani rutinine!
Mülteci bir eylem gerçekleştir, bir kere!
Dene!
Cemre.Y.

Yerimin Boşaldığı Albümler

...Yerimin Boşaldığı Albümler...
Hayatıma dokunmuş hiçbir resmi
Yırtmadım, yakmadım!
Yok etmedim!
Şimdi yerimin boşaldığı
Albümler zoruma da gitmiyor değil hani ya!
Tercih meselesi
"Kimi hiç yaşanmamış sayar,
Kimi yaşadıklarının ona kattıklarını sayar!"
Cemre.Y.

27 Temmuz 2017 Perşembe

Hakkım Helal, Ahım Baki Olsun

...Hakkım Helal, Ahım Baki Olsun...
Ben ecelle dans ederken
Senin mutlu resimlerin düşüyor ya önüme!
Bunca yıl geçti ayrılığın üzerinden
Hiç ah etmedim sana.
Gizli zamanlarda gizli pencerelerden
Beni gördüğünü biliyordum.
Bildiğini bildiğim halde,
Bildiğimi bildiğin halde
Bunu da yaptın ya bana
Bir zamanlar bakmalara kıyamadığın
Kınalı yapıncağına!
Sana ciğerim acı ile kavrulmuş halde
İlk ve son ahım!
"Ciğerlerin benim çektiğim acılarla dolsun.
Gülüşlerin gördüğüm son gülüşün olsun.
Öyle hemen ölmeyesin.
Son nefesin benim elimden
Bir damla su ile
Benim gülüşümden olsun.
Hakkım helal,
Ahım baki olsun."
Cemre.Y.

Çek O Gözlerini Yalnızlığımdan

...Çek O Gözlerini Yalnızlığımdan...
Birine aşık olabilme ihtimalimde dahi gözün varken
Başlayamadan bitiyor sevdalarım.
Ne olur artık beni böyle sevme,
Olamaz ki senin amin'in.
Çek o gözlerini yalnızlığımdan,
Kiminle dilersem onunla paylaşayım!
Cemre.Y.

Herkesin Bir Hikayesi Var

...Herkesin Bir Hikayesi Var...
Herkesin bir hikayesi var.
Önemli olan bizim ve karşımızdakinin,
Hikayenin neresinde,
O hikayeye dahil olduğumuzdur.
Ve daha da önemlisi,
Hikayenin tamamını
Bilmemizin gerekip gerekmediğidir.
Cemre.Y.

Yüzsüz Ol Ki Unutayım

...Yüzsüz Ol Ki Unutayım...
Sana...
Yüzünü özlediğimi kim söyledi ki!
Sen hayatının sonuna kadar
Beni ilk aldattığın günkü gibi yüzsüz ol.
Ki...
Ne kadar nefretim olduğunu unutmayayım.
Cemre.Y.

Ecelesi Ne!

…Ecelesi Ne!...
Cümle aralarına serpiştiriyor,
Harfler dolusu çağlayan umudunu.
Çığlıklar dolusu sessiz harfleriyle,
“Bekle beni” diyor,
“Bekle...
Sakın gitme...
Bitme sakın!
Şimdi bana bile çeyrek var daha ama
Zamanın bize akacağı günler yakın.”
Gülümseyişlerim kıvrılıyor gamzelerimde
İçimdeki saklı çocuk,
Yağmur sularında hoplaya zıplaya ıslanıyor,
Annesinin yine kızacağına hiç aldırmadan.
Dışımdaki yaşlı teyze hınzırca gülüyor,
Olmayan dişlerine aldırmadan.
“Tabi ya!”diyor
“Bit tabisi ben beklerim elbet,
Madem bunca yıl bekledim ecelesi ne!”
Gülümsüyoruz hep beraber susa susa...
Cemre.Y.

Ben Hiç Yaşamamışım Gibi Yaşa, Yaşayabilirsen

...Ben Hiç Yaşamamışım Gibi Yaşa, Yaşayabilirsen...
O kayalıklarda iç içe otururken,
Aniden boynumu öptüğünde sen!
Hiç martı yok sanıyordun değil mi?
Martı bendim.
Hızlıca yürürken durdurduğunda,
Aniden beni kendine çekip sarıldığında sen!
Hiç rüzgar yok sanıyordun değil mi?
Rüzgar bendim.
Sol göğsüme yasladığında
O güzel başını,
Aniden bana bakıp gözlerime aktığında sen!
Hiç bulut yok sanıyordun değil mi?
Bulut bendim.
Bir Güneş bana her şeyi unutturur sanıp,
Aniden ardını dönüp öylece gittiğinde sen!
Hiç yağmur yok sanıyordun değil mi?
Yağmur bendim.
Ömrüne vazgeçilmez ne varsa yok sayıp,
Aniden bana taşarken sen,
Hiç şahit yok,
Hiç şehir yok sanıyordun değil mi?
Oysa İstanbul bendim.
Ey benim harfsiz sevdiceğim!
Benim Güneş'im sendin.
Şimdi ben hiç doğmamışım gibi,
Hiç ölmemişim gibi yaşa!
Ya-şa-ya-bi-lir-sen.
Cemre.Y.

Her Şey Çok Güzel Olacak

...Her Şey Çok Güzel Olacak…
... Ve kapılar açılır ömrümüzün
Tam da, her şeyden vazgeçme anlarında
Ilık bir bahar rüzgarı fısıldar kulaklarımıza
Sabret her şey çok güzel olacak.
Cemre.Y.

Aşk İşte


...Aşk İşte...
Aşk;
Tam da her şeyden vazgeçmişken
Yine, yeniden…
Sanki ilkmiş gibi
Kalbinin kelebek kanatları ile uçuşmasıdır.
Cemre.Y.

26 Temmuz 2017 Çarşamba

Yaz Yağmurum

...Yaz Yağmurum...
Yaz yağmuru yağıyordu şehrime
Hemen bir ayna bulup,
Gözlerimin içine kocaman gülümsedim.
Güzel bir müzik açtım,
Mutfağıma koşarak sade bir kahve yaptım kendime.
Rast gele bir kitap aldım kitaplığımın rafından!
Çabucak bir paragraf dolusu kitap falı baktım.
Beğenmedim,
Bambaşka bir sayfasından iki paragraf daha okudum.
Kahvem bittiğinde koltuğuma, halılarıma, sehpalarıma…
Odamın her yerine, yani hayata, yeniden gülümsedim.
Bu sefer de yaz yağmuru bitmeden hepsine yetişmiştim.
Sonra penceremin perdeleriyle gülümsedi yağmur bana.
“Çok inatsın çookk!
Vazgeçmek nedir bilmiyorsun,
Madem öyle hadi gel yine şımaralım,
Küçük göletlerin üstünde zıplayalım yine.
Saçaklar altından bize bakan telaşlı gözlere,
Delirelim mi yine.” demez mi?
Ahhh!
Bu deli Cemre daha durur mu hiç!
Nasılsa yağmur söz vermiş ona
Sağanaklığı geçip dolacakmış sokaklara kovalarca.
Hemencik çıkıverdim evimden
Sokağa adım attığım anda,
İnsanlar saçak altlarına koşmaya çalışırken,
Hemencik de yavaşladım.
Önce saçlarımı öptü yağmur,
Omuz başlarıma sarıldı sonra.
Sımsıkı sarıldığındaysa bütün bedenime,
İliğime kadar hissettim beni ne de çok özlediğini.
Acıkmıştım oysa salçalı makarna yapmaktı
Yağmur beni çok sevmezden, çok önceki niyetim.
Doydum birden,
Ruhumla beraber çok doydum.
Bana doğru şöyle bir dönüp,
Tuhaf bakışlarıyla koşuşuyordu insanlar!
Ben en usul adımlarımla
Şarkılar mırıldanarak sokağımın sonunu boylarken.
Bunca doluluğa,
Boş bakmaktan başkaca yapacak işleri yoktu çünkü.
Çünkü bilmiyorlardı yağmur
Yazın yağarsa ıslanmaktan asla kaçamazsın
Tam “Bitti.” dersin ansızın coşar
Olmadık bir anda üstüne, başına, ruhuna konar,
Aşk gibi yani.
Oysa ben sokağın en sonundaki artık Tekel olmayan
Tekelcinin karısından iki bira aldım kendime
Bir tek o sormadı neden sırılsıklam olduğumu, biliyordu.
İki satır memleketi kurtardık yine beraber,
İşsizliğe ve işçisizliğe
İkisinin yakasını bir araya getiremeyen şu düzene
Az sövdük, çok saydık.
Ne de olsa biz terbiyeli kadınlardık.
Ben olmasam adamların hepsini
Kibrit suyuna verecekti ya yine
Sayemde şükretti bira satarken bile
“Allah bereket versin.” diyebilişine.
Gülerek birbirimize yine “Hoşça kal.” ladık.
Oysa onunla da çok ayrı dünyaların insanlarıydık.
Yağmur beni bekliyordu kapıda
Söz verdiği gibi İstanbul’u yıkıyordu kovalarca.
Çimen ve toprak kokusu dolarken burnumdan ruhuma
Köşedeki fırına uğradım tam da bu saatte çıkardı
Ateşin içinden dumanı tüten akşam ekmeği.
Mademki o bana çimen ve toprak kokusu ısmarladı,
Bende ekmek kokusu ikram ettim yağmura.
Ucunu kopartıp beraberce ıslatırken,
Baktım ki süngüsü düşmüş yine küçük asker gibi,
Mahsunca akıyor kirpiklerime.
“Hayırdır?” dedim.
“Nedir yine derdin?”
Hemencik ışıldayıverdi gözleri
“Ama hani zıplayacaktık küçük göletlere,
Dans edecektik beraber, şımaracaktık,
Hatta delirecektik saçak altındaki şüpheli gözlerce!”
Ahhh!
Bu deli Cemre daha durur mu hiç!
Nasılsa yağmur söz vermiş ona,
O eve girene kadar dinmeyecekmiş.
Bütün netameli kaldırım taşlarında seksek oynadık sonra,
Bütün göletlerin tam ortasına sıçramaca oynadık.
Yetmedi iki misketim vardı cebimde uğur niyetine
Onu da yuvarladık rüzgara.
Kimse bilmez ama
Kendi etrafımızda da,
İki-üç tur dönmece de oynadık hatta.
Geçmişimizi salladık,
Geleceğimizi umutladık,
Sımsıkı sarılıp bize, an'ımızı yaşadık.
Tam ben eve girecekten karşı komşuya rastladık.
Saçak altında beklemekten sıkılmış güya, düşmüş yola,
Kesin, akşam yemeği yoktur kocasına,
Komşu sürtmelerinden vakit kalmamıştır oysa.
“Ayy Cemreee sende sıklam sırıl olmuşun yea” deyivermez mi,
Kendine saçak altından kaçan suç ortağı bulmuşcasına sırıtarak!
Gülümsedim ve sadece...
“İyi de, ben zaten yağmurla buluşmak için evden çıktım.” dedim.
“Neeaa!
Yağmuru seviyo musun sen yaniiii!” dedi,
Ağzı hep kendinden kocaman.
“Her yağmuru değil!” dedim.
“Benim ruhumu doyuracak,
“Bana kadar çok olacak yaz yağmurunu severim ben.”
Kahkahalarımla gülüyorum hala
Benden ayrılırken,
Anlamlarını bile bilmediği gözlerinde çakışıveren ünlemlerine!
Evime geldim,
Terasıma çıktım,
Yaz yağmurumla bir kucak dolusu
Sonra yine görüşmek üzere vedalaştım.
Terasımdan aşağıya baktım ve gülümsedim
Hiç sevemediğim mahallenin
Hiç sevemediğim sokağının
Hiç sevemediğim saçak altı sorguçlu gözlerine inadına
Gülümsedim.
Onlar yine delirdim sanıyorlarken
Ben hepsini birden içimden yeniden affettim.
Tekrar delirebilmek üzere efendim.
Cemre.Y.

Sahi Neydi Mutluluk?

...Sahi Neydi Mutluluk?...
Bir dostum sormuş,
"Sahi!
Neydi mutluluk?" diye.
Cevap verdi ruhum,
"Bence mutluluk…
Onca yaş'a ve yaşanılmışlıklara rağmen,
Onunla bütün sokakları, el ele gezebilmekti be!"
Cemre.Y.

Yine Yeniden


…Yine Yeniden…
Bir kumrunun kanadından huzur nefesledim.
Bir martının çığlığından özgürlük kafesledim.
Bu küçücük sahil kasabasının,
Turuncu koltuklarına gömülüp
Nakışlı fincanından
Kendime kırk yıl hatırlı kahvemi
Yeniden yeniksizliğime yudumlarken anladım ki,
Burada insan şair de olur, şiir de…
Burada insan yazan da olur, yazılan da.
Balıkçı motorlarından biriyle,
Bir deniz kızı Cemre göndermiş yine.
Hayat nasıl olsa geçiyor da, yaşamaksa, yine…
Yeni...
Yeniden.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...