12 Şubat 2020 Çarşamba

Bil İstedim


...Bil İstedim...
Nicedir...
Sesinin kırgınlığına, yine...
Yeni bir çare bulamadığımdan beridir,
Sana zemheri ayazında,
Bütün kar tepelerinin üzerinde,
En mevsiminde olması gereken,
O laleleri açtıramadığımdan beridir,
Seni aramadığım doğrudur lakin...
Bu demek değil ki,
Burnumun direğindeki sızı değilsin,
Bu demek değil ki,
Boğazımın ilmeğindeki yumru değilsin.
Bu demek değil ki,
Ben bütün kitapları okudum da,
Sensiz yeni bir kitaba başladım.
Ben...
Hala...
Birlikte o okuduğumuz,
O kitabın son sayfasındayım!
Keşke...
Yazan ben olsaydım.
Sana istediğin kadar,
"Mutlu Son"lu romanlar yazardım.
Ha bu arada...
Saçlarının güneş ışıltılı tellerini,
Göğe baktığında...
Gülümseyen o kalp dudaklarınla,
Kamaşan gözlerinin,
Yosun yeşilini de özledim,
Bil istedim.
Cemre.Y.

11 Şubat 2020 Salı

Konu Kapandı

...Konu Kapandı...
Hatırlayamıyordu kadın...
Düşünmekten beyni yoruluyor lakin hatırlayamıyordu,
En son ne zaman şöyle el ele tutuşup,
En son ne zaman şöyle derin bir muhabbetle göz göze gelmişlerdi.
Bunca ömrü iyi kötü zamanları sabırla, fedakarlıklarla atlatmışken,
Küfeler içinde ayyaş kocasının kapılara konduğunu geçmiş,
Tüm gün beraberce künk döverek çalıştıklarını,
Umarsız kocasının kumar masasına serdiğini bile!
Sebepsiz ve de gereksiz yediği dayakları bile affetmişken,
En son hatırladığı zehirli guatrı yüzünden,
Bunca yıl vatanından ayrı yaşadığı bu şehirden,
Ameliyat yüzünden ayrılacağını yüreğinin sıkışmasından anladığıydı.
O gün ailecek çarşıya çıkmışlar ilk defa!
Doktor sonuçlarını öğrenmeden önce, böyle olsun dilemiş kadın.
Hastaneye varmazdan hemen önce...
Camekanlarında mutlu ellerin kavuştuğu,
O siyah beyaz fotoğraflara öykünüp,
"Bir tek kare olsun,
Bizim de bir aile fotoğrafımız olsun nolur be herif!" ricasıyla,
Dalmıştılar fotoğrafçıya.
Önce bir kız, iki erkek evlatlı aile fotoğrafları çekilmiş,
Sonra fotoğrafçı "Şöyle tek karede sizi çeksem!" deyince...
Kadın ürkek gözlerle yapışmış herifinin ellerine!
Bir hastane odasında yapayalnızken,
Evlatlarının hasretinde koynunda taşıdığı bu fotoğraf var işte.
Hatırlayamıyordu kadın...
Düşünmekten beyni yoruluyor lakin hatırlayamıyordu.
Ne ara bütün o yaşanmaması gereken bütün o acı anılar birikmişti ömürlerinde.
Ne ara bu kadar eziyet etmişti,
Ruhuna ruhundan şefkatli korunaklarla sarılması gereken evladına!
Ne ara başkalarına küsüp hıncını kızından alır olmuştu?
Hatırlayamıyordu kadın...
Düşünmekten beyni yoruluyor lakin hatırlayamıyordu.
Bunca yıl sonra yine yeniden başka yerleri de kesilmişken...
Bir hastane odasında yapayalnızken,
Evlatlarının hasretinde koynunda taşıdığı bu fotoğraf vardı işte.
İçinden dudakları kımıltılı mırıldandı kızına bakarak...
"Ah be yavrum bilemedim ki korkularını,
Yoksa ayan beyan belliymiş ne yana bakacağını şaşırmandan,
Ben göremedim!" derken,
İki koca yaş yuvarlandı yanaklarından.
Zemheri soğuğu bir ayazdı o gece,
Yirmi dokuz temmuz gecesinin saat tam da 03:40'ıydı.
Kızı koştu yamacına hemen kulağını dayadı anasının dudaklarına!
"Annem! Ne istiyorsun söyle!" dedi.
Kadın bir kez daha nefesi yettiğince tekrarladı lakin
Artık cümleye dönüşecek nefesi kalmamıştı ki.
"Sen de duymaz oldun ya beni!" deyip dudaklarını büzmüştü,
Ah nasıl da anlaşılamamaktan çok korkmuş küçümen bir kız çocuğuydu o an!
O an...
Göz göze geldiler işte...
Nice yıl sonra anasıyla kızı!
Uzun uzun bakıştılar dakikalarca...
Birbirlerinin gözlerinin harelerinden hasret giderdiler.
Ellerine sarıldı kızı, anacığının her bir elini,
Her bir parmağından, her boğumuna kadar,
Tırnaklarının uçlarına kadar öptü kızı anasının.
Göğsüne sarıldı, açtı öptü onları da teker teker.
Sonra bitti gözyaşları...
Baktı anası gözlerini kapayacak ve bir daha da açmayacak!
"Sana bir türkü açayım mı anam!" dedi kızı.
Yarım tebessümlü gözlerini iki kere kapatıp açtı anası.
Konuşacak mecali yoksa anasının ki genelde yoktu,
Kavilleri buydu.
Neşet Ertaş'tan "Cahildim Dünyanın Rengine Kandım" ı açtı kızı, kısık ses!
Öylece türkü bitene kadar buruk birer tebessümle dinlediler.
Türkü bittiğindeyse nöbetçi hemşirelerle doktorlar dahil,
Hasta bakıcılarla beraber hepsi kapılarında ve şefkatteydiler.
Kadın ve kızının ilk ve son en güzel anısıydı bu!
Hatırlayamıyordu kadının kızı...
Düşünmekten beyni yoruluyor lakin hatırlayamıyordu
Şimdi karşısındaki şu ihtiyar herif!
Tahlil sonuçları kanser değilmiş şükür de,
Ramazanda olsun kimseye hayrı dokunmasın,
O isterse, istediği lokantadan istediğini,
İstediği kadar yiyebiliyormuş diye,
Memlekete giden en yakın biletini almışmış!
"Çatım akıyor!" diyor kızı,
O da "He ben sağlam yaptırdım benimki akmaz!" diyor!
"Eşyalarımın ömrü bitti!" diyor kızı,
O da "Hee ben geçen sene yeniledim benimki daha eskimez!" diyor!
"Gayrı masal da, hikaye de, roman da, şiir de bitti.
Gökten üç elma düşmesine gerek yok ki elma falan da sevmem ben!
Fakat ben...
Bu ecdanın tarihinin tecellisini de s*ker geçerim!" dedi kadının kızı!"
Konu...
Kapandı.
Cemre.Y.

9 Şubat 2020 Pazar

Sonra

...Sonra...
Aradığında, çaresiz bir umut ışığıydım belli!
Sanki yoktu benden başka içinin derinini açacağı biri.
Evdeydim tabi, buyursun gelsindi.
Kapımı açtığımda, yarasına kezzap atılmış gibiydi bütün teni.
Ah nasıl da sımsıkı sarılıp sarmalamak istedim onu korkularından.
Nasıl da sarmaş dolaş hıçkıra hıçkıra ağlamak istedim omuzlarında.
Lakin...
Vakit, ona da, bana da,  zamana da geç kalmıştı bir hayli!
Ben ölüp ölüp, sabahına dirilmelere alışıktım lakin, o değildi.
Hiç yoktan af yemişliğinin rahatlığında koyverirdi kendini de,
Öylece ölüp giderdi!
Yine suçlu ben olurdum.
Hepi topu, hiç durmadan acıkan boğazı yüzünden,
Baldızının misafirliğine bile dahil edilmemiş bir misafirdi!
Oysa bana geldiğinde ne çay istemişti ne de kahve.
Farkındaydı üstümdeki haksızlığının!
Oturdu öylece koltuğun kenarına.
Nicedir beni değiştir diye yalvaran koltuklarımın oturuluşunu beğenmedi!
Üstün körü artık eskidiklerinden sebep değiştirmeye niyetli olduğumu,
Lakin gücümün yetersizliğini anlatmaya çalıştım ama dinlemedi!
Alınmadım.
Bugünlerde, hiç kimse, hiç kimsesini dinlemiyor zaten!
Dert sepeti gibiyim epeydir, dert güncelleniyor bolca ruhuma lakin,
Bir türlü çamaşır makinasında yıkanılmasına gerek duyulmuyor!
Dün...
Çocukluk arkadaşlarından en sevdiği ölmüş!
Kanserden.
Bugün gömmüşler!
Gözümün önünde acıdan zangır zangır titriyor...
"Cenazesine gidemedin demek?" diyorum.
"Buradan oraya mı, gitmek istemezdim ki zaten!" diyor.
Susuyorum.
Onun da kar altına gömülüş anısı varmış meğer!
Daha küçücük bir çocukken,
Karların ne kadar büyük olduğunu seyrederken,
Tahta evlerinin birinci katından zemine çakılmış!
Öleceğim sanmış boyunu iki arşın geçen kar altında.
Amcam gelip kurtarmış onu karları kürekle temizleyip,
Onu kucağında sobanın yanına taşımış!
Çocukluğunda oynadığı oyunları sordum sonra.
Fondip diye bir oyunları varmış,
Biri bir çukur kazar,
Buldukları en yuvarlak taşı sopayla o çukura sokmaya çalışırlarmış!
"Sizin bu fondip oyununuza özel alanlar yaratıp, çukurları uzatıp,
Bir sopayla o çukurlara o tek topu atmaya da,
Bazı insanlar milyarlar harcıyorlar biliyor musun!"dediğimdeyse...
"Niye ki bize köyde bedavaydı hep onlar?" diyor...
"Çünkü artık o oyunun adı golf!" diyorum.
"Sahi senin eben hala yaşıyor biliyor musun,
Bütün akranlarım, bütün arkadaşlarım,
Büyüklerim, atalarım sapır sapır ölürken." diyor!
Gülüşüyoruz durduk yere!
Köyün normal ebesi müsait değilmiş cenabet diye gelmemiş,
İkinci ihtimal olan ebem yıkanıp paklanıp gelene kadar,
Ben leğene düşmüşüm de göbeğimin kesilmesine ramak kalmış!
Çok ilenmişliğim vardır o anıma lakin.
Ebem yetişmeseydi anam kırk beş yıl öncemde solacaktı belki.
Gayrı umurum değil ki...
Kim kime ne kadar küfür saymış!
Buyurunuz efenim!
Kesin ebemin saçları yüz yaşında da olsa ıpıslaktır.
Pıt pıt dökülür yüzünüzün yumağına,
Bol bol sövünüz!
Cemre.Y.

Nasılsın?

...Nasılsın?...
Nasılsın Gece?
Umarsızca tenhalarında yoğurduğun,
Yıldız yakamoz savurduğun çocuklarımız nasıl,
Sahi onları da,
Ardına hiç bakmadan terk etmiştin değil mi!
Kısırlaştırıldım senden sonra,
Ki zaten bir daha da kimseyle kavuşturulmadım.
Arada bir...
Gök mavisi gözleri olan bir kadın uğruyor canımın kenarına,
Uzaktan uzağa öylece suskunca bakışıyoruz, hepsi bu!
Asıl sen nasılsın,
Buldun mu aradığın karanlığı,
Yeterince batakta mısın?
Cemre.Y.

6 Şubat 2020 Perşembe

Hislerimi Kaybettim Hükümsüzdür


...Hislerimi Kaybettim Hükümsüzdür...
Bir vakit sonra...
Kendi kendine ördüğün duvarların,
Boyunu aştığını görüyorsun.
Bir zaman sonra...
O duvarların gölgesinden,
Göğün maviliğini yeterince göremediğini fark ediyorsun.
Uzunca bir süre sonra da...
Tam geçmişi dünde bıraktığın o anda!
Depremler oluyor bir yerlerde,
Olmadık virüsler sapır sapır kırıyor insanlığımı,
Sanki ilk defa kar görmüş şehirmiş gibi,
Çığ üstüne çığ yağıyor üzerime!
Şehit haberleri üst üste al bayraklı tabutlara sarılmış.
Sonra yeterince ölmüş müyüm diye bakıyorlar bir an!
Uçak düşüyor.
Uçak üşüyor,
Bunca vakitten,
Bunca zamandan,
Bunca süreden sonra,
Bütün o görünmeyen kanlar,
Yaralı bir adamın anlından, burnundan akıyor,
Sonra durduk yere bir ihtiyar açıyor kapısını,
"Gel ısın!" diyor sana,
Seni tam da...
O kara kışın zemherisine,
Terk etmeden sadece bir akşam öncesiymiş gibi.
"Sahi ne değişti?" diyorsun kendi kendine!
Soramıyorsun tabi.
Lakin...
Saçı, sakalından yorgun, o da gitmeye meyilli, belli.
Ah bir bilsen içimden nasıl da sımsıkı sarılmak geldi.
Lakin biz hiçbir zaman,
Hiç şefkatli sarılmamıştık ki,
Bilemedim ki, nasıl bir şeydi?
Teşekkür ettim, evim beni beklerdi,
Üşümüştür şimdi, hemen evime gitmeliydim,
Oysa asıl şimdi en şefkatli şefkatlerle,
Hiç olmadığı kadar sımsıkı sarılmak vaktiydi,
Beceremedim!
Gücüm yetmedi!
Acelece evime girip, birkaç tuğla daha ördüm üzerime!
Yarın diye bir şey kendini tekrarlarsa,
Bir tutam mavi yeterdi lakin,
Bu gece şiir kadar bile acı yok!
Tıpkı bir zamanlar aynı böyle öldüğüm gibi.
Hislerimi kaybettim hükümsüzdür,
Ve bütün şiirler birer katildir.
Cemre.Y.

3 Şubat 2020 Pazartesi

Yorgun

...Yorgun...
Ey benim yorgun yüreğim,
Tüm gün insanların negatif enerjileri havada uçuştuysa!
Evine girer girmez at banyoya kendini,
Köpürte köpürte temizle hayatın pisliğini!
Ey benim yorgun ayaklarım, gün geceye karıştıysa,
Uzan şöyle sehpaya boylu boyunca bak keyfine, gece senin.
Cemre.Y.

2 Şubat 2020 Pazar

Vaat

...Vaat...
Sana sonsuzluğu vaat edemem çocuk!
Sonsuzluğunda sonu gelir zira.
Lakin sana yeni baharlar vaat edebilirim,
Yeni mevsimler, yeni laleler,
Yeni umutlar, yeni hayaller vaat edebilirim.
Sararıp dalından uçmuş bir yaprak,
Kendini rüzgara teslim etse de,
Gün olup yere düşer bilirim lakin,
Bastığın toprağın gün gelip yeşilleneceğini vaat edebilirim.
Ha bir de unutmadan...
Seni, an'ı gelip ölsem bile hep aynı tavda seveceğimi!
Cemre.Y.

1 Şubat 2020 Cumartesi

Yorulmadın Mı Daha?


...Yorulmadın Mı Daha?...
Ey benim yorgun yüreğim!
Gönlün her doğan güneşe gülümsese de...
İkindi vakitleri,
Kendini akşama teslim ettikten sonra,
Gecenin,
Yalnızlığının yükünü çekmekten
Yorulmadın mı daha?
Cemre.Y.

31 Ocak 2020 Cuma

Olacak İş Mi?

...Olacak İş Mi?
"Dördüncü evre!" diyor hiç yoktan bir film repliği...
Ömrüne dair bütün film şeritleri kopuyor ve sen...
Eski zamanda sarmış o teyp kasetlerini,
Bir kalemle...
Özenle sarıp sarıp şarkıyı kurtarmaya çalışıyormuşsun gibi...
Kırk beş yaşımda tam da tam da bir babam olacakken...
Şimdi bu olacak iş mi?
Cemre.Y.

30 Ocak 2020 Perşembe

Anlatacaklarım Var Sana

...Anlatacaklarım Var Sana...
Karşılaştığımızda,
Yüreğimin kelebek kanatları şarkılar söylemeye başlar kesin.
Senin geldiğini, sen daha kapıdan girmeden hissetmiş olurum zaten.
Uzaktan yamacıma gelen ayak seslerini duyarım önce...
Sonra...
Nicedir özleminden burnumun direğini sızlatan kokun gelir.
Sesinle birlikte tenin gelir yamacıma!
Selamlaşma faslından sonra...
Acele etme ama!
Umarsızca cümlelerini sağa sola savurma sakın.
Öncesi...
Birkaç suskun dakika olsun mu aramızda!
Daha kalbimin atışını susturamamış olurum kesin.
Daha o an fazla gelen ellerimi nereye koyacağım bilemem mesela.
Birkaç yudum çay ya da kahve içimlik fırsat sun bana.
Sonra anlatacaklarım sana.
Cümlelerim bitip, gözlerim de susana kadar dinle ama!
Sonra sen anlat hele kendi hikayeni, söz...
Cümlelerin bitene kadar, gözlerin de susana kadar dinlerim ben de.
Sonra ya hiç bitmeyecek virgüllerle,
Mevsimli, mevsimsiz laleler açar ömrümüze,
Ya da...
Neyse!
Cemre.Y.

28 Ocak 2020 Salı

Yalnızlık Senfonisi

...Yalnızlık Senfonisi...
Sabah sabah...
Radyoda çıkan şarkıya burnunun direği sızlar mı insanın?
Tamam...
Hava aydınlanmamış daha,
Tamam yoldayım,
Tamam yağmur da yağıyor lakin!
Şarkıda...
"Hangi şehir bizi bağrına basar." diyor ya...
Nasıl akmasın şu gözyaşları,
Nasıl oluşmasın boğazının ilmeğinde bir yumru!
Hani hep diyorum ya,
Gün...
Bir şekilde geçiyor da...
Lakin üstüne bir de şu geceler olmasa!
Nasıl da omuz başlarına yükleniveriyor,
Bütün bir ömürlük gecelerin yırtıcı sensizliği.
Gayri sözlü şarkılar dinlemem diyorsun,
Bu sefer de o da şarkı olmuyor ki azizim.
Sesleniyorsun kimsesiz gramofona!
Çal oradan bize bir yalnızlık senfonisi.
Cemre.Y.

27 Ocak 2020 Pazartesi

Olmadı Yani

...Olmadı Yani...
Ve bütün o ağulu şiirlerin o kırılgan çocuğunun,
Bütün öc'ü alındı.
Soy'una eril kişiliğini...
Soy'unun daha küçümen yaşında dirilten herif!
Çığlık figanı tam tamına kırk yıl sonra tam duyuldu!
Mesele namustu!
O gün de...
Bugün de pişman değilim hakim bey!
Sen değil miydin ki...
"Madem ki,
Tecavüze uğramamış bekareti tastamam,
Çocuk bu!
Kabus da görmüş olabilir!" diye o günün kalemini kıran!
Boğazımda bir yumru öyle böyle de değil ha!
Hani ne yukarı, ne de aşağı denilen bir tıkanıklık gibi.
Bunca yaşımın vicdanı olmasa…
Küçücük bir kız çocuğunun babasızlığı gelir aklıma!
Olmadı yani!
Yine olmadı.
Olamazdı da.
Cemre.Y.

Lazım

...Lazım...
Bize bir parça hayal lazım azizim!
Yüreklerimizin yaralarını unutturacak kadar.
Nihayetinde yamaladık yamaladık yetmedi.
Biz sabahına umutlandıkça...
Gün geceye karışınca daha beteri geldi ya hani!
Bize bir parça rüya lazım azizim!
Gerçeklerimizin gerçekliğini unutturacak kadar.
Nihayetinde ömür izin verdikçe uyanacağız illa ki.
Biz ikindi vakitlerinde yoruldukça...
Geceler de kötücül günlerini rüyalar kadar güzelleştirsin bari.
Cemre.Y.

26 Ocak 2020 Pazar

Git Tabi

...Git Tabi...
Sen de gidiyormuşsun diyorlar!
Git tabi.
Ömrümün cennet ırmaklarını,
Çöllerle kavurdun ya!
Tam da seni en babalığından affetmişken...
Eril kişiliğinden bulmuşsun diyorlar kanseri!
Vakit çok geç lakin.
"Öc!" desen,
Öc değil!
"Şefkat..."desen,
Şefkat değil!
Tam da ben seni affetmişken olacak iş mi?
Sen de gidiyormuşsun diyorlar!
Git tabi.
Ama sakın anamın yakınına uğrama.
Öldüğüm günden sonra,
Benim de!
Herkesin cenneti kendine!
Cemre.Y.

24 Ocak 2020 Cuma

Can Parem

...Can Parem...
Gözlerinin yosun yeşilinde,
Ömrümün tüm zemheri ayazlı kara kışlarını erittiğim!
Yüzünün gül gamzesinde,
Ömrümün tüm karanlığını güneşle yamaladığım!
O kalp dudaklarının gülümseyişinde,
Ömrümün tüm acı sözlerini neşeli bir şarkıyla unuttuğum!
Burnun ucunun her müziplik hareketinde,
Ömrümün tüm burnumun direğindeki sızıları avuttuğum!
Hayata dair her mavili güzel eyleminde,
Ömrümün tüm kötü günlerini silip yeni bir ömre tutunduğum!
Ey benim can parem...
Dilerim ki...
Seni bana yazan, kader...
Bütün kaderini,
Gönlündekini gönlündeki gibi gönlüne denk eylesin!
Sevsin be, bizden başka biri bari bizi, özünden sevsin.
Cemre.Y.

23 Ocak 2020 Perşembe

Kardelen

...Kardelen
Sen, tam da bahara nazır nisan ayazlarında üşürsün,
Hiç yoktan lalelere öykünür, hiç yoktan ısıtırsın ruhunu.
Mevsimindeydi bir şeylere yeşillenmesinin!
Beklenen, hayallenen, özlenendin zira!
O yüzden, hiç olmadı kendin ekerdin ömür tohumlarını,
Çünkü ben, seni öyle yetiştirdim, her durumda ayakta dimdik ve asil.
Bir tek, ellerini ısıtmayı beceremedim, o, tek başına olmuyor çünkü!
Bense, ne vakit güneş bana sırtını dönse,
Mevsimi fark etmeksizin, zemheriymiş gibi hep üşürüm.
Hiç yoktan doğduğum gün gelir aklıma,
Hiç yoktan karartırım ruhumu, gereksiz bir cinsiyetti gelişim.
Beklenen, hayallenen, özlenen ben değildim!
O yüzden, hiç olmadı kendi kendimi gömer,
Kendi kendimin mezar taşına yüz sürerim.
Ne tam sevildim, ne de tastamam kabullenildim.
Lakin yine de her yeni güne uyandığım sabaha,
Kardelen sevdası kadar ümitlendim de
Bir tek, ellerimi ısıtmayı beceremedim,
O, tek başına olmuyor çünkü!
İşte o yüzden kuzum, sen hep laleleri çok sevdin,
Ben, kar ortasında boynunu bükmüş kardelenleri.
Cemre.Y.

22 Ocak 2020 Çarşamba

Eksik

... Eksik...
Eksiğim ben sana...
Varlığına hazırlanırken tamdım oysa!
Sonra birden yarım kaldım içimde çeyrek sen varken.
Tamamlarım sandım masalsı hayallerimle lakin!
Çekirdek aileni dahi bi cümle tam'layamadım!
Hiç unutmam...
Bir bayram pazarında anneannenle bize ettiğin o lafını.
Numuneydi hayranlıkla baktığın elbise!
Anneannenle ben birleştirip kesemizi alıverdik hemence.
Sen...
Durup...
Yutkunup!
(Birlik olunca bazı şeylerin olduğunu görünce...)
"Ben aslında hiçbir şey istemiyorum,
Bu pazarda baba'm da var mıdır vitrinde?" derken,
Daha sadece iki yaşındaydın!
Yutkunup dikkatini başka şeylere vermeye çalışmak istemişti anneannen.
(İlk defa o vakit anladın bazı şeylerin birlik olmakla alakası olamadığını!)
Çünkü ben sana hiç hayal masal anlatmadım...
"Babalar satılıp, alınamazlar lülü'm, babalar zaten baba'dır,
Olsalar da olmasalar da, emin ol çocukluğumdan bildiriyorum!" demiştim de...
Ancak o vakit gülmüştü yüzün o bayram!
Lakin...
Hep eksiktim ben sana!
Çalışsam küçümen yaşında kreş çocuğu oluyordun,
Çalışmasam, başka şansımız hiç yoktu!
Bize çok şans lazım çocuk!
Yoksa...
Hani...
"Sultan hamamındaki sabun yeterince dağ kekiği kokmuyor!"değildi derdimiz!
Beni, yeterince affettin mi?
Bütün hayatın boyunca...
Her gün işe gidip gidip sana yeterince yetemediğim için?
Cemre.Y.

18 Ocak 2020 Cumartesi

Öperim

...Öperim...
Şiir...
Vuslatsızlıkların dergahıdır kızım!
Dilerim ömrüne hiç ayrılık şiiri yazılmasın.
Ne vakit hüznün şiire dalacak olsa,
Ben geleyim dimağına!
Seni omuzundan öper, sırtından öper,
Yüreğinden öperken...
Saçının ortasını, alnının ortasını,
İki kaşının arasını da öperim,
Burnunun direğine ramak kalmışken.
Seni...
Yüreğinin dergahından öperim çocuk!
Varsın kıymetini bilmeyenler utansın!
Cemre.Y.

16 Ocak 2020 Perşembe

Çocuk

...Çocuk...
Sana yıldız tozlarıyla, güneş ışıltılarından aşırılmış,
Leylak kokusuyla, zambak karışımı, yasemin esintili,
Mutluluk rengi rengarenk cümleler biriktirdim çocuk!
Boş vermiş ol gitsin, günün dilleri zemheri ağusu çınlıyormuş kulaklarında,
Boş vermiş ol bitsin, gecenin sessizliği yalnızlık çığlığı gibi her an yanında.
Ben sana...
Kış günü taze kesilmiş çimen kokusu vaat ediyorum.
Ben sana...
Yaz günü ayakların kumda yanarken serin bir esinti vaat ediyorum.
Çünkü ben seni hesapsız, kitapsız, katıksız seviyorum çocuk!
"Çünkü sen benim..."le bitmiyor sana dair yüreğimdeki hislerim.
Ben seni "Çünkü!"süz seviyorum!
Nokta.
Cemre.Y.

15 Ocak 2020 Çarşamba

Düşünsene

...Düşünsene...
Düşünsene bir,
Bunca yıl sonra artık sadece iskeleti kalmış şu tahta evin,
Tam kırk altı yıl öncesindesin!
Rahmetli anan,
Sahibi diye başlık niyetine sayıldığı bütün o tarlalara,
Karnı burnunda ırgatlık yapmamış bütün gün!
Bütün tarlalarda hazır olmuş hasatlar.
Evin bütün odaları şen şakrak pür telaş heyecanda!
Ağustos sıcağı yakmıyor da efil efil esmekte o gün...
Baban ilk evladı doğacak diye,
Nasıl da gururlu cinsiyetini umursamaksızın!
Köyün tek ebesine haber etmiş daha imsak vaktindeki ilk sancıda.
Gece çökene kadar rahmetli anamın karnını sıvazlamış babam!
Güvenmişim,öyle çok güvenmişim ki babama...
Doğmuşum ve bütün ömür yaşadıklarım sadece bir kabusmuş,
Uyanınca,
Beni yine koruyup kollasın diye anamdan çok babama sarılmışım!
Cemre.Y.

14 Ocak 2020 Salı

Çığlık

...Çığlık...
Sanki bugünden geçmişe tam, kırk yılımı geri sarabilecekmiş de,
Bana yeni bir kader yazabilecekmiş gibi...
Dökülmeye başlamış saçlarını hacı takkesinin içine saklamış,
Uzattığı, ağarmaya yön tutmuş sakallarını güzelce taramış,
Küçümen masum bir çocuk gibi...
Sohbete, hasbıhal etmeye davet etmiyor mu beni?
"Hadi yirmi beş yıl sonram affetti nihayette,
Ömrümün önündeki o yirmi bir yılı ne olacak baba?" diyemedim de...
Ömrümün kader çarklarının ne kadar da farklı olabileceğini göre göre!
"Bu saatten sonra seninle benim konuşacak ortak neyimiz olabilir ki?" dedim.
Sustu.
Sustum!
"Sanki kırağı girmiş aramıza!" diye mırıldanacak oldu.
"Benim ömrüme ilk kırağı,
Sen bana ilk tacizde bulunduğunda yağdı!" dedim tek bakışımla!
"Namusuna haram mı değdirdim!" li ağlayacak oldu gözleri.
Şimdi neresinden baksan...
Yazık...
Yalnızlığa mahkum edilmiş şu beli, ömrü bükük adam var ya...
Bir zamanlar bıçkın bir delikanlıydı rahmetli anamın kocası olarak!
Hele el pençe divan durma önünde!
Ben el pençe divan durmadım!
Çığlık attım, çırılçıplak bir çığlık...
Rahmetli anam bizden uzakta bir ameliyathanede eceline korkudayken hem de!
Nicedir düzelmiş demek ki yaralarım ki, nicedir çığlık falan atmıyorum kendime bile.
Kusursa bak baba!
Seni her yeniden gördüğümde bana hatırlattıkların bu ve daha fazlası!
Korkma! "Hakkım helal!" diyeceğim merak etme sana...
Hem de ilk anamın rahmine yol aldığım ilk andan itibarenimizden!
Lakin...
Hani imam en son sorduğu anda, söz valla!
Ve lütfen bir daha karşıma çıkma.
Çocuk çığlığının bir mahalleyi yıkabileceğini,
Hatta bir insanı öldürebileceğini okumuştum bir yerlerde.
Bu da son çığlığım olsun sana.
Cemre.Y.

13 Ocak 2020 Pazartesi

Ömrüm

...Ömrüm...
Ömrümün ağır aksak adımlarını da güneşle yıkadıktan sonra...
Saçlarıma bahar dalları astım, ayaklarıma mavi atlaslar serdim.
Yüreğime taze karanfiller, leylaklar sürdüm.
Az kaldı çok az, ömrümü yazacağım yeniden.
Cemre.Y.

12 Ocak 2020 Pazar

Ölmem

...Ölmem...
Saçlarına bahar dalları asmak isterdim çocuk...
Sen saçlarının her telinden bir gece vakti öylece vazgeçerken!
Boşuna yorulmayın bayım!
Boşuna da fikir yürütmeyin hanımlar!
Siz hiç...
Annenizin hiç olmayan saçlarını,
Yavrunuzun bir zamanlar ki bebe tarağıyla taramadınız zira!
Ki tararken de...
"Ne çok taradın be evladım,
Sanki çocukluğumdaki gibi belik belik saçlarım!"dediğini de duymadınız!
Ve benim...
"Lülücanımın saçı gibi çok tazeler be anam, belik belik büyüyorlar,
Ondan bunca hassas, uzun taramalarım"deyince...
Yüzünün uzunca bir süre sonra gözlerinin içinden gülümsediğini de görmediniz!
Saçlarına bahar dalları asmak isterdim çocuk!
Biliyorum hiçbir şeyi yeterince de beceremedim.
Ama senin için...
Elimden geldiğince ölmem mesela!
Nice ramağına an kalsa da gücüm yettiğince atlatırım mesela!
Cemre.Y.

Sevgilim

...Sevgilim...
Yüreğinin gazellerini sakın savurma sevgilim!
Bırak kalsınlar, daha ne kadar dağınıksan.
Toparlanma öyle hemen, ben geldim diye.
Sende bilirsin ki ansızın zaten toparlanılmaz.
Neyini, nereye saklasan!
Bir yerleri görünür acıların ucundan, kenarından.
Ben sana nasıl dağınık geldiysem
Sende bana öylece kal!
Yüreğinin kasırgalarını sakın savurma sevgilim!
Bırak yağsınlar, daha ne kadar tufansa.
Sam yeline meyletme öyle hemen, ben geldim diye.
Sende bilirsin ki ansızın zemheriden sonra yaz olmaz.
Ne kadar bahar çiçekleri sunsan!
Kardeleni görünür uçurumlarının, ucundan, kenarından.
Sana nasıl yaz ortasında ayaz geldiysem ben
Sende bana öylece kal!
Yüreğinin yangınlarını sakın savurma sevgilim!
Bırak yansın daha ne kadar yanacaksa.
Küllerini savurma sağa sola öyle hemen, ben geldim diye
Sende bilirsin ki ansızın bir sevdanın yerine bir diğeri konamaz.
Ne kadar yaktım bütün gemileri desen de!
Biri hortlayıverir geçmişinden, ezelinden.
Sana nasıl ölüler denizinden geldiysem ben
Sende bana öylece kal!
Yüreğinin bütün hislerini sakın savurma sevgilim!
Bırak duysunlar kime ne duyuyorlarsa.
Aşık falanda olma sakın bana ha!
Sende bilirsin ki bütün aşklar sonunda
“Ben seni unutmak için sevmedim.”le biter.
Ne kadar duyuyorsan o kadar kal
Ne kadar seviyorsan o kadar!
Zaten, ben, seni de unutmak için sevmedimdi!
Sonra, yüreğimi, üzerimden kilitle ve çek git!
Bir gün, sen de gideceksin nasılsa…
Cemre.Y.
12/01/15

11 Ocak 2020 Cumartesi

Hiç Yoktan

…Hiç Yoktan…
Bir doğum günü için ne demeye bütün bir kutu mum alınırdı ki ucuz olmasa!
Nicedir buzdolabımda soğutup durduğum ve kim bilir kaç doğum günümü unuttuğum,
Bütün o mumları sırasıyla yaktım bu gece…
Rengarenk yanıp, yanıp yanıp söndüler nihayet!
Bugün kara kıştan, bahara hasret bir gün ödünç aldım!
Hiç yoktan evim, ocağım, keyfimin yüzü güldü temizlenmekten.
Hiç yoktan yeniden başlamaya meyl ettim bir şeylere!
Hiç yoktan ümit ettim, hiç yoktan hayallendim yeniden.
Cemre.Y.

9 Ocak 2020 Perşembe

Neyi Fark Ettim Biliyor Musun?

...Neyi Fark Ettim Biliyor Musun?...
An olup, aklım başıma geldiğinde,
Neyi fark ettim biliyor musun üstadım!
Her birimiz, bir nokta dahi edemiyorken koskocaman evrende,
Avuç içi kadar yüreğime...
Hem kendimi sığdırmaya çalışmışım ve hemde nice sevdiklerimi!
Sarılınca hani, sağ yanımdaki boşluğunda dolduğunu unuta unuta.
Cemre.Y.

8 Ocak 2020 Çarşamba

Yoruldum Azizim

...Yoruldum Azizim...
Zamanın, zembereği bozulmuş göçüp gitmekte!
Ne geçmiş, gayri yorulmuş üzmekten geçip gitmiş,
Ne de gelecek...
Şöyle bir heybetiyle tastamam gelebilmiş.
Arada bir sıvayıp kollarımı, içini dışını açıp,
Yelkovanına el atıp, akrebine şefkatler sunup,
Hani saliseyi de es geçip,
En azından birbirini takip edecek kadar tamir eylesem de...
Çok geçmiyor ümitlerimin, hayallerimin, rüyalarımın üzerinden.
Çıt diye kırılıveriyor birinden birinin zaman dişlisi!
En çok o vakitler boşveriyorum her şeyi.
Mademki bunca emek, bunca gayret,
Bunca şefkat, bunca merhamet,
Bunca sevgi, bunca güven yetmediyse demek ki!
En çok bu vakitler vazgeçiyorum hiçbir şeye yetememelerimden.
Yorgun nakışlı köstekli saatimi bir zincire takıp,
En azından günde iki kere doğruyu söylüyor diye avunarak,
Sol göğsüme yakın asıyorum boğazımın ilmeğinden.
Zamanın, zembereği bozulmuş göçüp gitmekte!
En çok bu vakitler ölmekteyim,
En çok bu vakitler yeniden dipten doğrulmakta!
Lakin yoruldum azizim...
Çok yorgunum.
Cemre.Y.

7 Ocak 2020 Salı

Oy Benim Hissiz Yüreğim

...Oy Benim Hissiz Yüreğim...
Ne vakit sevdaya meyl edip,
Bir sevgilinin gamzelerinde gül reçelleri yapmaya heves etsem,
Ya bir kıta kökten yanar hiç olmayacak bir zamanda,
Ya da bir ülke göçer en iktidarsızlığından!
Ne vakit canımın içini hissetmeye meyl edip,
Hiç yoktan ömrüme bir insan dahil etmeye meyletsem,
Ya bir şehir fırtınaya yakalanıverir ansızın,
Ya da bir ilçe çöker heyelandan.
Yüreğimin mahallesine dönerim ıssız, ıpıssızca!
Kapıma selam eyler, anahtarı çevirir girerim içimden içeri.
"Ey benim mülteci göçebeliklere meyilli yalnızlığım." derim kendi kendime...
"Yine geldim madem beş duvar ortasına, hoş geldim diyelim." derim.
Hava epeyce bir hayli ayaz...
Günlerden yine zemheri.
Şöminemizde yok ki şöyle odunları çıtır çıtır yanarken kuzu postuna uzanıp,
Sevgilinin kadehinden sıcak şarap içsek!
Neyse şiir yazıp, şiirsel ısınalım bari biz!
Oy benim hissiz yüreğim, donuyorsun, ölüyorsun, farkında değilsin!
Cemre.Y.

2 Ocak 2020 Perşembe

Bana Güven

...Bana Güven...
Nicedir niceyim diye sordum da kendime şöyle bir...
Çok uzun zamandır güven sarsıntısı yaşamıyorum misal.
Çok uzun zamandır da eril dişil fark etmeksizin,
İnsan dahil etmiyorum ömrüme!
Nicedir heyecanlanmıyorum bir yerlere yetişmek için,
Nicedir de hayallenmiyorum,
Birilerine bir şeyler anlatabilmeye dair.
Ben bile hatırlayamıyorum ki,
Nicedir zamanımın zembereği durmuştu hayata dair.
En azından günde iki kez doğru zamandaydı o kesin.
Lakin...
Sırtımdaki görünmeyen yara izlerim kaşındıkça,
İdrak etmeye başladım ki...
Güven sarsıntılarının yaraları,
Üstlerine beton dökünce geçmiyormuş be azizim.
Her bir yaranın izini,
Yeni yeni, güvenlerle sarıp sarmalamak lazımmış meğer!
Yoksa...
Bunca yokluğa ve yalnızlığa rağmen,
Kaşınıp durmazdı olmayan izlerin yara yerleri!
Sen...
Her kimimsen...
Ne dersin?
Savuralım mı bütün kilitlerimizi,
Bütün o hiçbir yeri açamayan paslı anahtarlarımızı!
Denize asalım mı bütün o gelmeyenleri, gelemeyenleri.
Hiç gelmeyecekleri ve dahi gelmeyi hiç dilemeyenleri.
Böyle anası hariç dümdüz gelmişine, geçmişine...
Dümdüz sövelim mi en kelimelerin efendisinden taa!
Sana on yüz baloncukluk şefkat verebilirim,
Bana birkaç damla saf göz yaşını armağan edebilirsen eğer!
Çünkü bilirim ezberimden...
Güvendir bu!
Güveneyim sana.
Ve sen bana güven!
Cemre.Y.

1 Ocak 2020 Çarşamba

Yosun Gözlüm

...Yosun Gözlüm...
Ey benim,
Gülüşünde gül demetleri kuruttuğum,
Ey benim,
Lale devri kağıttan kayıklarına dualar savurduğum.
Ey benim,
Koynumda hayallerini ısıttığım yosun gözlüm.
Elbet senin de gelecek,
Kaderini baştan yazacağın en güzel devrin.
Elbet senin de gelecek,
Rüyalarını baştan yaşayacağın en güzel günlerin.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...