12 Ocak 2020 Pazar

Sevgilim

...Sevgilim...
Yüreğinin gazellerini sakın savurma sevgilim!
Bırak kalsınlar, daha ne kadar dağınıksan.
Toparlanma öyle hemen, ben geldim diye.
Sende bilirsin ki ansızın zaten toparlanılmaz.
Neyini, nereye saklasan!
Bir yerleri görünür acıların ucundan, kenarından.
Ben sana nasıl dağınık geldiysem
Sende bana öylece kal!
Yüreğinin kasırgalarını sakın savurma sevgilim!
Bırak yağsınlar, daha ne kadar tufansa.
Sam yeline meyletme öyle hemen, ben geldim diye.
Sende bilirsin ki ansızın zemheriden sonra yaz olmaz.
Ne kadar bahar çiçekleri sunsan!
Kardeleni görünür uçurumlarının, ucundan, kenarından.
Sana nasıl yaz ortasında ayaz geldiysem ben
Sende bana öylece kal!
Yüreğinin yangınlarını sakın savurma sevgilim!
Bırak yansın daha ne kadar yanacaksa.
Küllerini savurma sağa sola öyle hemen, ben geldim diye
Sende bilirsin ki ansızın bir sevdanın yerine bir diğeri konamaz.
Ne kadar yaktım bütün gemileri desen de!
Biri hortlayıverir geçmişinden, ezelinden.
Sana nasıl ölüler denizinden geldiysem ben
Sende bana öylece kal!
Yüreğinin bütün hislerini sakın savurma sevgilim!
Bırak duysunlar kime ne duyuyorlarsa.
Aşık falanda olma sakın bana ha!
Sende bilirsin ki bütün aşklar sonunda
“Ben seni unutmak için sevmedim.”le biter.
Ne kadar duyuyorsan o kadar kal
Ne kadar seviyorsan o kadar!
Zaten, ben, seni de unutmak için sevmedimdi!
Sonra, yüreğimi, üzerimden kilitle ve çek git!
Bir gün, sen de gideceksin nasılsa…
Cemre.Y.
12/01/15

11 Ocak 2020 Cumartesi

Hiç Yoktan

…Hiç Yoktan…
Bir doğum günü için ne demeye bütün bir kutu mum alınırdı ki ucuz olmasa!
Nicedir buzdolabımda soğutup durduğum ve kim bilir kaç doğum günümü unuttuğum,
Bütün o mumları sırasıyla yaktım bu gece…
Rengarenk yanıp, yanıp yanıp söndüler nihayet!
Bugün kara kıştan, bahara hasret bir gün ödünç aldım!
Hiç yoktan evim, ocağım, keyfimin yüzü güldü temizlenmekten.
Hiç yoktan yeniden başlamaya meyl ettim bir şeylere!
Hiç yoktan ümit ettim, hiç yoktan hayallendim yeniden.
Cemre.Y.

9 Ocak 2020 Perşembe

Neyi Fark Ettim Biliyor Musun?

...Neyi Fark Ettim Biliyor Musun?...
An olup, aklım başıma geldiğinde,
Neyi fark ettim biliyor musun üstadım!
Her birimiz, bir nokta dahi edemiyorken koskocaman evrende,
Avuç içi kadar yüreğime...
Hem kendimi sığdırmaya çalışmışım ve hemde nice sevdiklerimi!
Sarılınca hani, sağ yanımdaki boşluğunda dolduğunu unuta unuta.
Cemre.Y.

8 Ocak 2020 Çarşamba

Yoruldum Azizim

...Yoruldum Azizim...
Zamanın, zembereği bozulmuş göçüp gitmekte!
Ne geçmiş, gayri yorulmuş üzmekten geçip gitmiş,
Ne de gelecek...
Şöyle bir heybetiyle tastamam gelebilmiş.
Arada bir sıvayıp kollarımı, içini dışını açıp,
Yelkovanına el atıp, akrebine şefkatler sunup,
Hani saliseyi de es geçip,
En azından birbirini takip edecek kadar tamir eylesem de...
Çok geçmiyor ümitlerimin, hayallerimin, rüyalarımın üzerinden.
Çıt diye kırılıveriyor birinden birinin zaman dişlisi!
En çok o vakitler boşveriyorum her şeyi.
Mademki bunca emek, bunca gayret,
Bunca şefkat, bunca merhamet,
Bunca sevgi, bunca güven yetmediyse demek ki!
En çok bu vakitler vazgeçiyorum hiçbir şeye yetememelerimden.
Yorgun nakışlı köstekli saatimi bir zincire takıp,
En azından günde iki kere doğruyu söylüyor diye avunarak,
Sol göğsüme yakın asıyorum boğazımın ilmeğinden.
Zamanın, zembereği bozulmuş göçüp gitmekte!
En çok bu vakitler ölmekteyim,
En çok bu vakitler yeniden dipten doğrulmakta!
Lakin yoruldum azizim...
Çok yorgunum.
Cemre.Y.

7 Ocak 2020 Salı

Oy Benim Hissiz Yüreğim

...Oy Benim Hissiz Yüreğim...
Ne vakit sevdaya meyl edip,
Bir sevgilinin gamzelerinde gül reçelleri yapmaya heves etsem,
Ya bir kıta kökten yanar hiç olmayacak bir zamanda,
Ya da bir ülke göçer en iktidarsızlığından!
Ne vakit canımın içini hissetmeye meyl edip,
Hiç yoktan ömrüme bir insan dahil etmeye meyletsem,
Ya bir şehir fırtınaya yakalanıverir ansızın,
Ya da bir ilçe çöker heyelandan.
Yüreğimin mahallesine dönerim ıssız, ıpıssızca!
Kapıma selam eyler, anahtarı çevirir girerim içimden içeri.
"Ey benim mülteci göçebeliklere meyilli yalnızlığım." derim kendi kendime...
"Yine geldim madem beş duvar ortasına, hoş geldim diyelim." derim.
Hava epeyce bir hayli ayaz...
Günlerden yine zemheri.
Şöminemizde yok ki şöyle odunları çıtır çıtır yanarken kuzu postuna uzanıp,
Sevgilinin kadehinden sıcak şarap içsek!
Neyse şiir yazıp, şiirsel ısınalım bari biz!
Oy benim hissiz yüreğim, donuyorsun, ölüyorsun, farkında değilsin!
Cemre.Y.

2 Ocak 2020 Perşembe

Bana Güven

...Bana Güven...
Nicedir niceyim diye sordum da kendime şöyle bir...
Çok uzun zamandır güven sarsıntısı yaşamıyorum misal.
Çok uzun zamandır da eril dişil fark etmeksizin,
İnsan dahil etmiyorum ömrüme!
Nicedir heyecanlanmıyorum bir yerlere yetişmek için,
Nicedir de hayallenmiyorum,
Birilerine bir şeyler anlatabilmeye dair.
Ben bile hatırlayamıyorum ki,
Nicedir zamanımın zembereği durmuştu hayata dair.
En azından günde iki kez doğru zamandaydı o kesin.
Lakin...
Sırtımdaki görünmeyen yara izlerim kaşındıkça,
İdrak etmeye başladım ki...
Güven sarsıntılarının yaraları,
Üstlerine beton dökünce geçmiyormuş be azizim.
Her bir yaranın izini,
Yeni yeni, güvenlerle sarıp sarmalamak lazımmış meğer!
Yoksa...
Bunca yokluğa ve yalnızlığa rağmen,
Kaşınıp durmazdı olmayan izlerin yara yerleri!
Sen...
Her kimimsen...
Ne dersin?
Savuralım mı bütün kilitlerimizi,
Bütün o hiçbir yeri açamayan paslı anahtarlarımızı!
Denize asalım mı bütün o gelmeyenleri, gelemeyenleri.
Hiç gelmeyecekleri ve dahi gelmeyi hiç dilemeyenleri.
Böyle anası hariç dümdüz gelmişine, geçmişine...
Dümdüz sövelim mi en kelimelerin efendisinden taa!
Sana on yüz baloncukluk şefkat verebilirim,
Bana birkaç damla saf göz yaşını armağan edebilirsen eğer!
Çünkü bilirim ezberimden...
Güvendir bu!
Güveneyim sana.
Ve sen bana güven!
Cemre.Y.

1 Ocak 2020 Çarşamba

Yosun Gözlüm

...Yosun Gözlüm...
Ey benim,
Gülüşünde gül demetleri kuruttuğum,
Ey benim,
Lale devri kağıttan kayıklarına dualar savurduğum.
Ey benim,
Koynumda hayallerini ısıttığım yosun gözlüm.
Elbet senin de gelecek,
Kaderini baştan yazacağın en güzel devrin.
Elbet senin de gelecek,
Rüyalarını baştan yaşayacağın en güzel günlerin.
Cemre.Y.

30 Aralık 2019 Pazartesi

Yaşlanmış

...Yaşlanmış...
Onu en son gördüğümde,
Geçmişinin ayıplarını silecek özürler arıyordu kendince.
Kelimelerce, cümlelerce bocalamaktaydı ömrü!
Pişmanlıklarına helallik alabilse rahatça yaşlanabilecek gibiydi.
Alamazsa da...
Bir yolunu bulamayacak arafında boğulacaktı sanki.
Çocukluğumu onun çocukluğuyla buluşturup,
İkisini de kimsesizlikleriyle sarıldıttırdığımdan beri!
Benim omuz başlarımdaki affetmeme ağrılarım geçti.
Onun kendi iç hesaplaşmaları prostat derdine gark oldu.
Lakin o, bu kadarına bile razıydı sanki.
Az önce dış kapımın zili çaldı, kapısı tıkladı.
Elbette ki buyur ettim içeri.
Gözlerinin içi sevinerek gelip koltuğumun ucuna yerleşiverdi.
Ne çay istedi, ne de kahve!
Merak etmiş beni, nicedir niceyim diye.
Çok da muhabbetle olamasa da,
Yine de eski bir ahbabımıza rastlamış gibi öptüm elini,
Sevindi.
Hapisteki hayırsız oğlundan,
Ondan olan torunlarından bahsetti.
Sülalesinde kim kimi boşamış,
Kim kimin üstüne kuma gitmiş,
Köydeki mahallesinde ne olmuş,
Ne bitmiş anlatıverdi bir çırpıda!
Şaşırdı hiçbirini kınamadan öylece kabullenip,
İyi olmuş demelerime.
Yaşlanmış...
Yaşlandığı yetmiyormuş gibi iyice de ihtiyarlamış.
"Ama sen,
Bize bunların hiçbirini etmedin!" dedi mahçupça yere bakarken.
"Evet baba, o yüzden sıra sıra altın madalyalar taktınız bana,
Bak, ilk torununuz orada kendi hayat mücadelesini vermekte,
Lakin hiçbiriniz ona bari el uzatmadınız, buna rağmen hem de,
Ne kimsenin dostu oldum, ne de kimsenin metresi!" dedim de...
"Bundan sonra ben varım torunumun yanında." demedi ya la!
Yaşlanmış...
Yaşlandığı yetmiyormuş gibi iyice de ihtiyarlamış.
Epeyce ağarmış uzatmaya başladığı sakalları,
Saçları seyrelmiş belli ki başına kasket takmış!
Usulca kalkıverdi yerinden,
Geldiği gibi çıplak ayaklarıyla usulca gidiverdi merdivenlerden!
"Çıplak ayakla gezme bu soğukta,
Hasta olacaksın bak!" diye seslenirken ardından,
Durdu, yüzüme baktı,
Utangaç çizgilerinin ardına sakladı gözlerinin sevincini,
Sanırım son kez sarıldık baba kız birbirimize,
Hiç dokunmadan, hem de sımsıkı!
Gözlerinin yaşını sildi,
İki alt katımdaki evin kapısından içeri süzüldü.
Binanın otomatik ışığı söndü.
Kapımı kapadım.
Rahmetli anam, oralardan bir yerlerden ikimize gülümsedi.
Evet, iyi geceler anne'm.
Cemre.Y.

28 Aralık 2019 Cumartesi

Yoğun

...Yoğun...
Yoğun bakımsızlıktan yeni çıktım bayım,
Üstüm başım taze süt kesiği!
Yeni bir yıl daha kapıya dayanmış diyorlar,
Onca aylar, onca haftalar, onca günler,
Onca sabahlar, onca geceler,
Onca saatler dolusu vakitlerin sonunda,
Sonuna ramak kala kurtulduğumuza mı sevineceğiz yine!
Hiç mi olmayacak bizim de şöyle ağız dolusu keyifle...
"Vay be, ne yıldı ama darısı daha da geleceklere" diyerek,
Teşekkürlü tebessümlerle uğurladığımız bir yılımız da mı olmaz be!
Neyse...
Zaten ben yine...
Yoğun bakımsızlıktan yeni çıktım bayım,
Üstüm başım taze süt kesiği!
Ne gelen önceden söyledi geleceğini,
Ne de giden adam akıllı vedalaştı insanca!
Yine de hepinize mutlu kardan adamlar olsun.
Bana da en mavisinden unutma beni çiçekleri!
Cemre.Y.

27 Aralık 2019 Cuma

Sevdiğim

...Sevdiğim...
Sana kavuşmalar biriktirdim sevdiğim,
Sana nice yıllık vuslatlar biriktirdim.
Sana sarılmalar biriktirdim sevdiğim,
Öpe koklaya, kokunu içime çeke çeke,
Sımsıkı sarılmalar biriktirdim.
Sana,
Sonu gerçeğe dönüşen rüyalar biriktirdim sevdiğim,
Sana ulaşmamın imkansız olduğunu,
Düşündüğüm günlerde bile,
Sana her sabah,
Doğan güneş gibi kararlı umutlar biriktirdim sevdiğim.
Sana şefkatler biriktirdiğim sevdiğim,
Hem de bütün hastalıkları geçe geçe.
Sana,
Şiirler dolusu sonsuzluk biriktirdim be sevdiğim,
Seve seve sev diye.
Cemre.Y.

26 Aralık 2019 Perşembe

Sahi Bugün Nasılım Acaba?

...Sahi Bugün Nasılım Acaba?...
Kaç gün oldu saymadım ki aynalara dahi bakacak mecalim kalmamış!
Vücudumu komaya sokan lüzumsuz ilaçlardan sonra,
"Nihayet!" demiştim oysa.
"Nihayet, kurtuldum tüm yüklerimden!" demiştim azıcık sevinerek.
Sanki bilmezmişim gibi, her derdin ağırlığınca heder ede ede gittiğini!
Bugün biri..
Kaç gündür canıma eziyet eden gribim için...
"Yazıklar olsun, kaç gündür geçiremedin mi birine, kurtulurdun ne güzel" dedi.
Şaka yaptığını sanıyordu zannımca!
"Benimki insan gribi!" dedim.
"Onun nice eziyeti varsa hepsi banadır, çamur gibi yapışmaz öteye beriye!" dedim.
"Aman iyi çek madem bize ne!" dedi.
Sanki çektiğim çekmediğim ona neyse!
Es kaza biri hasta olsa ona da hazır etiketi vardı nasılsa!
"Senin yüzünden!" diyecekti bu sefer güncel dedikoducu bey abiler!
Kaç gün oldu saymadım ki aynalara dahi bakacak mecalim kalmamış!
"Sahi bugün nasılım acaba?"
Cemre.Y.

25 Aralık 2019 Çarşamba

Masal

...Masal...
İnsanlar masal sever üstadım.
İnanırlar Kül Kedisinin Sindirella olup,
Baloya katılıp, prensle dans ettikten sonra saati dolunca,
Aceleyle kaçarken,
Tek ayağından düşürdüğü camdan ayakkabı için,
Bütün ülkeyi baştan sona,
Ayakkabı denettirip ki buçuklu bir ayak bile olsa,
Ne bileyim koskoca ülke ya hani
Kız oğlan birine denk gelirdi yani,
Sıra kilitli son mahzene gelene kadar.
İnsanlar masal sever üstadım.
İnanırlar Pamuk Prensesin üvey annesinin onu onca yıl,
Hem de doğrucu davut aynası her defasında
"Senden daha güzeli Pamuk Prenses" diyecek de,
Taa o yaşlanıp, öteki de genç kız olana kadar sabredip,
Sonunda "Ahanda yaşlandım,
E bu kız hala benden güzel öldürteyim madem" diyecek.
Avcı ona kıyamayıp ormana bırakacak,
Yedi cücelere denk gelecek vs.vs.
İnsanlar masal sever üstadım.
İnanırlar Heidinin taa,
Alplerdeki zavallı dedesinin ve dahi Peter'inin bile,
İyisinden, idaresinden ayacıklarında birer pabuç varken,
Bu kızcağızın ayacığı çıpaçıplak!
Sormazlar, masal bu ya inanırlar!
Ki bu arada itinayla ve de önemle belirtmeliyim ki!
Sağ ya da sol göz tembelliği fark etmeksizin,
Beyin odağı oluşturmanızı istedikleri hiçbir şeyi,
Sizde o tembellik var ise oraya, subliminal yerleştiremiyorlar!
Yani gerçeği çırılçıplak görüyorsunuz!
Olan Peter'e ve kör annesine oldu yani!
Neyse...
İnsanlar masal sever üstadım.
Sana daha buna benzer ne çok masalın kapalı kasasını açardım lakin!
Mart'ın kapıdan baktırıp,
Kazma kürek yaktırdığı zamanlardan zemheri bir geceymiş,
Rahmetli anacım,
Kim bilir ne karın ağrım varsa salla salla uyutamamış kaç gün...
"Doktora götürelim bey!" demek ne haddine de...
Bir gece olsun, bir tek gecenin, birkaç dakikacığı!
"N'olursun be herif,
Azıcık da sen sallasan, bak ölüyorum yorgunluktan!"
Olur demiş herif!
Yarına yemeğiydi, aşıydı, kaynana, kaynata, kayındı,
Eltiydi, görümceydi hizmetini kim yapacak!
Birkaç saat güzelce uyuyup dinlemiş anacım!
Sonra el yordamı beşiğime gitmiş eli, ilk bebesiyim ya hani!
Yok muşum!
Babama sormuş,
"Herif bebe nerde, sesi uzakta sanki kendi yok, nerede!"
Babam gayet umursuz,
"Sustur" dedin,
"Susturdum işte!" deyince fırlamış annem yatağından!
Zira ne zaman sıfatına tükürdüğüm babaannem ortalığı karıştırıp,
Gelin'di, görümceydi, bilmem neydi anam için babama
"Sustur!" dense oradaydı ya yeri, koşmuş hemen!
Gecenin bilmem saat kaçı...
Bütün eşiği küremiş elleriyle beşiğim ortaya çıksın diye!
Bulmuş da sonunda!
Koynuna almış, sarılmamışım,
Memesini vermiş sıcacık, emmemişim!
Sabahına kızamık olmuşum,
Ağır ateşten gözlerim kaymış şaşı olmuşum!
Annem bana gücenmiş kaç gecedir bangır bangır bağırıp ağlarken,
Babam beni kurbanlık adak gibi kara gömerken ses etmemişim diye!
Ben anama gücenmişim daha bana hamileyken,
Babaannemle babam bizi öldürmek için...
Anamın boğazından aşağı,
Kızgın yağ akıtmaklı cümleleri duyduğu halde
Hala kendini ona, hala beni ona,
Hala ömrümüzü,
Onlara nasıl olup da güvenebildiğini anlayamadığım için.
Kızgın yağ hikayesi de şöyle...
Sıfatı batasıca babaannemle en büyük gelini her sene anlaşır,
O yılın bir ambarlık darısını kendilerine iç ederlermiş,
Rahmetli anacım buna şahit olup da suça ortak olmayınca da...
Başka bahanelerle dili kurutulsun istenmiş!
Ben şahidim!
Yanisi sonraki ölüm fermanım sekiz aylıkkenliğime biçilmiş!
On bir yaşımda,
Yardımsever biri tarafından şaşılıktan ameliyat olurken,
Canlı canlı ameliyat edilmenin korkusundan diğeri de kaydı!
Gözlerimin yuvarlakları hala askıda sanki!
Tam iki ay kör yaşadım!
Bana şimdilerde kulaklarımın keskinliğine laf eden insanlarım,
O günlerimin bir günün,
Bir dolu saatini dahi bilseler lal olurdu halleri!
Düşünsenize on bir yaşındasınız!
Uzaktan yakından tanıdığınız,
Apartman sakininiz size şefkatle yanaşırken,
En akrabam dediğiniz o tanıdık en sesler,
Nasılsa gözleri açılınca tanımaz diye,
Hep elleme derdinde bir yerlerinizden!
"Görmeyince duyulmaz, duyulmayınca görülmez,
Hiçbiri olmayınca olmamıştır,
Tövbe bismillah" la bitiyorsa cümle
Zaten baştan sen suçlusun!
Ulan doğmayısıca doğmuşsun!
Piç değilsin, bir şey değilsin ama kız doğmuşsun,
Yanisi öteden yarılı yüreğim!
Sadece sekiz ay ana sütü emmişim o da ne vitamin edebildiyse!
O günden bronşit olduğumu otuz yaşımda öğrendim!
O günden astım olduğumu ve dahi bir vakitler,
Nasıl ve ne zaman olup da,
Zatürreyi atlattığımı da kırk yaşımda!
Yani bana sorulmuyor,
Kaderimin hangi notasında hangi es'i seçeceğim!
Kimini farkımda olmadan sollamış geçmişim,
Kiminin daha farkında değilmişim!
Lakin...
Kulak bu!
Ne kadar...
Unutmak için sağır olmayı dilese de,
Duyduğunu unutmuyor!
Göz bu!
Ne kadar...
Unutmak için şaşırıp kör olmayı dilese de,
Gördüğünü unutmuyor!
Burun bu!
Ne kadar...
Unutmak için koklamamış olmayı dilese de,
Aldığı kokuyu unutmuyor!
Ağız bu!
Ne kadar?
Unutmak için sıkılmış olmayı dilese de,
Yutturulduğu cümleyi unutmuyor!
Ten bu!
Ne kadar...
Unutmak için yok olmayı dilese de,
İstemsiz her dokunulduğu o anı unutmuyor!
İnsanlar masal sever üstadım.
Kesin senin öncende eksik bir şey var,
Kesin bir şey var!
E peki madem!
Bunca masal içinde,
Benim tahta beşiğimi bulun ve de içinde ki bebek imzamı da
Benjamin Button'a da ufaktan bir Mimai usulü göz kırpın,
Yakında sarılacağız,
Artık kim bebek, kim yaşlı bir anneanne!
Cemre.Y.

21 Aralık 2019 Cumartesi

Mülteci Eylem

...Mülteci Eylem...
Benim de mülteci eylemlerim oldu elbette!
Seni sevmek gibi.
Ve benim de itirafçı hallerim oldu elbette!
Seni unuttuğumu hatırlamak gibi.
Cemre.Y.

20 Aralık 2019 Cuma

Geçer

...Geçer...
Bir tutam evlat sevgisi,
Bir tutam kardeş şefkati,
Birkaç tutam da...
Eş, dost, hısım, akraba, ilgisi ekledik mi,
Kime ne eder ki şu hastalık illeti.
Geçer azizim geçer...
Neler neler geçmedi ki.
Cemre.Y.

19 Aralık 2019 Perşembe

Yorgunum Be Üstadım

...Yorgunum Be Üstadım...
Nicedir sabahları uyanıp yüzümü yıkarken baktığım aynam küs bana!
Nicedir gözlerimin feri kaçmış, ışıldamıyor eskisi gibi.
Nicedir, her kimin, herhangi bir sebepten yükselse sesi...
Gittikçe çoğalıyor hayata daimliğime dair yetersiz bakiyem!
İç organlarımın kararsızlığı ayrı bir hikaye,
Ruhuma giydirilen tenimin gün be gün eskimesi ayrı bir roman!
Ömrümün seyrü seferi çocuk olmadan, ergen olmakla,
Ergen olmadan, orta yaşa seyirtilmiş çoktan!
Yarına dair hiçbir hayali bırakılmamış bir insan eskisiyim neticede.
Keşke diyorum şimdi...
Keşke!
Uyusam ve yarına bir daha uyanmasam!
Ha olur da ömrümün kum saati yeni güne uyanırsa...
Merak etmeyin...
Bütün iyi niyetlerimle...
Hepimize güler yüzlü günaydınlar dilerim, lakin!
Şimdi...
Çoktan...
Gönlüm gönünden sıyrılmış kadar...
Yorgunum be üstadım.
Gayrısını sen yaşasan da ben ufuktan sana melek olsam.
Cemre.Y.

18 Aralık 2019 Çarşamba

Hiçbir Şey'im, Hiç Yok!

...Hiçbir Şey'im, Hiç Yok!...
Koca bir çınarın...
Dalında kuruyup kalmış son yaprak gibiyim bugün.
"Neyin var!" demeyin bana.
Hiçbir şey'im, hiç yok!
Cemre.Y.

Kime Ne?

...Kime Ne?...
Sana, ne çok, fezayı biriktirmiştim yiğidim!
Sana ömrümden es geçip,
Sonunda vazgeçtiğim baharlardan geçip,
En mevsimini beklediğim kalbimin kilidinden de,
Göynümün göçebeliğinden de cayıp,
Sonu netameli koskoca bir evren seçmiştim lakin!
Sakın ha, sen sen ol,
Sana yüklediğim o ikinci tekil şahıs zamirliğini de çok önemseme.
Zira...
İki tekil şahıslıklarımızı bir yüreğe toparlayıp,
Daha birinci çoğul şahıs zamiri bile edemediysek.
İlkini, sonunu, arasını, ortasını,
Olanı, biteni kalanı siktir et!
He!
Tam da öyle...
Böyle aynada dimdik bakarken taa!
Gözlerinin içine içine!
Merak etme beni,
Beni merak etme,
"Nicedir niceyim?" diye ki sana ne!
Hala sövüyorum gelmişine, geçmişine, hiç gelemeyene,
Ama en çok da, an'da sonsuz kalmayana!
Misal aylardan Temmuzmuş,
Gece yıldız yakamoz bütün şirinliği üzerindeyken,
Almışım olmayan gitarımı elime denizin ortasında yüzüstü yatıyorum!
Sakın ha, sen sen ol,
Sana yüklediğim o ikinci tekil şahıs zamirliğini de çok önemseme.
Sana ne...
Bana ne...
Bize ne!
Kime ne?
Cemre.Y.

16 Aralık 2019 Pazartesi

Kaçırdım

...Kaçırdım...
Ne çok çocukluk kaçırdım ömrümde ah!
Bayram yeri lunaparklarında uçan salıncaklarda,
Çocukça sallanırken kaybolan.
Ne de çok ergenlik kaçırdım ömrümde bir bilsen!
Hırçın denizlerde taş sektirirken,
Ergence eğlenirken elinden taşı alınan.
Ne çok gençlik kaçırdım ömrümde!
Başımda kavak yelleri esecekken,
Rüzgarımın önü kesilen!
Ne çok olgunluk kaçırdım ömrümde!
Tam da,
"Kadın, verandasından durgun denizi seyrederken..."le başlayıp,
Hadi mangalı, balığı, rakıyı, acılı şalgamı,
Seyrü sefayı geçtim de...
İçinde adam olmayan ne çok şey kaçırdım ömrümde!
Cemre.Y.

13 Aralık 2019 Cuma

Severim Tabi


...Severim Tabi...
Ah be yürek boşluğum...
Hani hasbelkader olur ya aniden...
Senin adın geçse herhangi bir filmin repliğinde,
Benim yüreğimin telleri titrerdi.
Ah be ciğer çiziğim hani hissikablel vuku olur ya birden!
Senin kokun esse en seher yelinden,
Benim burnumun direği sızlardı.
Ah benim unuttuğumu unuttuğum...
Senin gülüşüne benzese küçücük bir çocuğun tebessümü,
Benim bedenim bahara yeşillenirdi.
Hani soruyorlar ya!
"Bir daha sevebilir misin?"
"Sevebilirim elbette!
Lakin...
Misal aynı misal değil!
Kışın sobayı seversin misal!
Yazın denizi!
Ne bileyim...
Sehpanı seversin misal,
Yahut yeni aldığın koltuk kılıfının rengini.
Velev ki bunlar yitip gittiğinde...
Yoklukları boşluk yaratmaz nefesinde!
Bilmem anlatabildim mi?
Neyse şimdi ömre kurumsallık katmak lazımsa madem!
Ahde vefa niyetine...
Derin bir nefes alıyoruz...
Yavaşça bırakıyoruz...
(İşe yaramıyor bilirim!)
Şöyle ağıza buruna yastık falan tıkamadan...
Ciğerin yettiği kadar,
İçinin boşluğu dolana kadar,
Lunaparkta hızlı trene yokuş aşağı salınmış,
Sonra aniden göğe uçurulmuş kadar avaz avaz...
Kaç sessizlik yuttuysan hepsini bağırıyoruz!
"Bir daha sevebilir miymişim!"
"Severim tabi, o sevdi ya hani!"
Cemre.Y.

12 Aralık 2019 Perşembe

Ah Be Adamım

...Ah Be Adamım...
Puslu İstanbul akşamlarından geçiyorum sevgili,
Zam üstüne zam yağdıkça,
Ne elektriğe dokunabiliyor insanlar, ne de doğal gaza!
Nefes alamayacaklarını bile bile,
Odunsuz, kömürsüz soba yakıyorlar ayaza karşı.
Hava, her geceye ayrı,
Ucu kesik birer çuval konfeksiyon yanığı!
Ah be adamım...
Olsaydın ya şimdi bari!
Ne dünyanın kahrını gam ederdim,
Ne de memleketimin ahvalini!
Ne üşüyen ayaklarımı ısıtmanın bedelini düşünürdüm,
Ne de hayallerimi yakmanın sebebini.
Ne bileyim, uzanırdık sağlama yakın şu üçlü koltuğumuza,
Üstümüze bir battaniye atardık,
Bir film açardık en bilim kurgusundan felsefikli falan.
Ne bileyim öpüşme sahnelerinde utanıp,
Patlamış mısırlarımızı atardık ağızlarımıza!
Ya ne bileyim, hiç yoktan ayaklarımız değerdi birbirine.
Cemre.Y.

11 Aralık 2019 Çarşamba

Sizi De Affederim


...Sizi De Affederim...
İçimin dehlizlerinin bütün labirentlerini geçtim.
Kolay olmadı tabi!
Kaç kere nefesim tıkandı çıkmaz sokaklarımın birinde,
Kaç here yenildim, kaç kere pes ettim, kaç kere...
"Vazgeçmek fıtratım da yok!
Ama ya pes ettirirlerse!" diye diye...
Ve kaç kere pes ettirdiler ah bilemezsin!
Kaç kere ve kaç geceler boyu da,
Sabaha uyanmamayı dilemiştim oysa bir bilsen.
Lakin...
Ömür bu azizim.
Gözümü bir açıyorum gün aymakta...
Üstelik bu dünya hala aynı acımasız aymazlıkta.
Omuz silkip kalkıyor, bir sigara yakıyor,
En sadesinden Türk Kahvemi yapıyor,
Aceleyle günün getireceklerini giyiniyorum sırtıma!
Hayat bu mirim!
Kim bilir kaç hançer çiziği daha geçecek ömürden,
Tam da artık...
Sevmeli, sevilmeli, eş, dost, akraba, arkadaş,
Yar, yarendi ne varsa affetmişken!
Sahi dün akşam babamı aradım ömrümde ilk defa.
Nasıl sevindi, nihayet onu da affetmişim diye!
Sesinde küçücük bir oğlan çocuğu cıvıltısı,
Sanki bayrammış da onu lunaparkta atlıkarıncaya bindirmişim,
Sanki heves ettiği bütün pamuk şekerleri önüne dizmişim!
Sanki...
Sanki o bundan gayri büyürse bir daha asla ve kat'a
Ömrümün çocukluğunun, ergenliğinin,
Gençliğinin girdabında süzülen,
O kötücül eller olamayacakmış gibi bir sevinç.
Ulan ben,
Ne yaralarımın üstüne basıp basıp bunca ömür kanattım.
Siz mi bana yeni yaralar açacakmışsınız!
Varsın olsun..
Genelde ara sıra eser de,
Genel geçer, hallenmelerinizi de, sizi de affederim!
Cemre.Y.

10 Aralık 2019 Salı

Derdi Olanı Ağlatmak Kolay Şey Azizim

...Derdi Olanı Ağlatmak Kolay Şey Azizim...
Ne vakit durduk yere gelecek güzel günlere hayallenip,
Azıcık heves edip neşelensek, azıcık gülüp, bir de kahkaha koyvermişsek!
Hiç yoktan hallenir birileri, hayalin hayalini dahi çekemezler de, en gamlısından,
En hazanından, en zemherisinden, en kanserinden açarlar bir uzun hava!
İçli içli sesli nefes ederler ya hani, ağlarsın ciğerine ciğerine.
Öyledir zira...
Derdi olanı ağlatmak kolay şeydir azizim, zor olan güldürmek!
Cemre.Y.

9 Aralık 2019 Pazartesi

Hiç Yoktan

...Hiç Yoktan...
Güneş...
Yavaş yavaş yüzünü ayaza dönüp,
Günler zemheriye doğru akarken,
"Evvel zaman içinde" li geçmişleri de ateşe attı kadın.
Ayağına yün çoraplarını geçirdi, ateşi harladı,
Acaba, geceye sıcak bir de şarap mı alsaydı?
Neyse vakti saati değil demek ki!
Hiç de yüksünmedi kendinden,
Bütün akşam mağaza mağaza gezip eli boş dönmekten.
Bundan sonrası ondaydı, onaydı nasıl olsa!
Artık kendisine ne kaldıysa.
Koltuğuna yumuşak bir yastık koyup üzerine oturdu,
Ayaklarını emektar sehpasına uzattı,
Nicedir merakında olduğu yabancı dil dersine zaman ayırdı,
Sonra usulca laptopunu kucağına alıp gülümsedi.
Ne çok şey biriktirmişti dimağında sözlere dökülemeyen.
Hiç yoktan kar yağdı hayaline, lapa lapa,
Sonu çamurlu siyaha bürünmeyen!
Hiç yoktan sıcak bir sahil kasabasında buldu kendini,
Sonu ödenecek borçlarla birikmeyen.
Hiç yoktan...
Fuşya rengine bürümüştü ömrünün rüyalarını.
Sonu, soğuk, puslu, umutsuz griyle bitmeyen.
Lakin bu akşam,
Parlement mavisi bir koltuğa da vurulmuşluğu da doğrudur!
Neyse...
Vardır onun da vaktine seyrü seferi!
Cemre.Y.

7 Aralık 2019 Cumartesi

Gelecek De Bir Gün Gelecek

...Gelecek De Bir Gün Gelecek...
Ah benim gönlü yüreğine çoktan küskün yarim...
Ah benim ciğeri parelim, nefesi yaralım.
Oysa..
Ne de güzel rengarenk kır çiçekleri serilmişti hayallerine!
Ne de güzel sere serpe rüyalanıyordun gerçeklerine.
Sonra teker teker kırıldılar içten içe...
Ne kır çiçekleri kaldı hayallerinde,
Ne de sere serpe rüyaların.
Rakı desen, acılı şalgam desen çoktandır bize küs!
Neyse ki balık yarenimiz arada bir onun da boynu bükük.
Yine de hayalleniriz geleceğe inadına!
Değil mi ki...
Gelecek de bir gün gelecek!
Cemre.Y.

6 Aralık 2019 Cuma

Isıtamazsın

...Isıtamazsın...
Güneş, İstanbul'a yüzünü dönmüş de sırt çevirmişse,
Gayri yüreği dünden üşümüş birinin,
Ne ellerini ısıtabilirsin ne de ayaklarını.
Hiç olmayacak bir anda, 
Zamansızca akıvermiş yüreğinin coğrafyası çoktan!
Bütün o ansız sarılmalar mazide kalmış,
Nefesinin kokusu burnunun direğinde ya hala!
Gayrı iklimin seyrü seferi değişmez o vücuda!
Sen ne yapsan, ne yapmasan ısıtamazsın, donmuş bir kere!
Cemre.Y.

5 Aralık 2019 Perşembe

Geçer Ama!

...Geçer Ama!...
Çoğu zaman gözyaşlarını pervasızca salarken insan,
Gün olur, içine akar yaş taneleri.
Misal rüzgarsız havada gözüne toz kaçıverir birden.
Misal yağmursuz havada da çiy damlası kaçıverir!
Yani ne bileyim yine gülümser yüzü amma velakin...
Gözünün feri kaçmıştır misal.
Şöyle boğazının ilmeğinde koca bir yumru!
Yutkunsan dökülüp saçılacaksın,
Yutkunmasan ruhuna zarar!
Geçer ama!
Bu da geçer.
Cemre.Y.

4 Aralık 2019 Çarşamba

Yorgunum

...Yorgunum...
Yorgunum çocuk!
Ve yorgunluğumun,
Yüzemediğim derinliklerde boğulup durmak gibi,
Epeyce de haklı bir nedeni var!
Böyle zamanlarda arıyor insan,
İki lafın belini kırıp,
İki çift kelam dertleşeceği birinin olmasını lakin!
Böyle zamanlarımda benim ödüm kopuyor...
"Ya onlar şimdi mutlu gülümseyişlerdeyse,
Şimdi ne gereği var olası bütün neşelerini,
Yüreğimin mengeneleriyle sıkıştırmanın değil mi ya!" diyorum.
Ve vazgeçiyorum seni dahi aramaktan.
Yorgunum çocuk!
Hani an'da ölsem gam yemem lakin,
Yarına uyanırsam da hayata hazır asker ritüelinde.
Bana bir tutam çoktan hak ettiğim o saygı lazım,
Bir tutam kaybettirilmeye çalışılan özgüvenim,
Birkaç tutam şefkat olsa misal,
Birazdan daha çok da katıksız sevgi.
Ve birkaçtan epeyce fazla kucak da...
Boşta kalan yanlarımızı dolduracak,
Kocaman birer yürek dolusu sımsıkı sarılmaklar lazım.
Şöyle kokusunu içine çeke çeke hem de.
Yorgunum çocuk...
Ama sen gülümse!
İlle de gülümse ömre!
Yoksa yorgunluğumun çekilesi kahrı kalmaz bilesin.
Cemre.Y.

3 Aralık 2019 Salı

Şimdi?

...Şimdi?...
Zaman...
Zamansızlığının dehlizlerinde kaybolmuş,
Geçmiş ile geleceği sarmış sarmalamış,
Öylece nefesini tutmuş,
Zembereği bozulmuşçasına akmakta!
Geçmişin hesaplarını sarı sandığa gömüp,
Topunu küle çevirip denize salmıştım ya en son!
Hani en son...
Gelecek kaygılarımdan sıtkımı sıyırıp,
Elimde kalan "Şimdi." m le mutlu mesut yaşayacaktım ya!
Hiç bilmediğim bir yerde...
Hiç olmayacak bir anda...
Yön duygumu kaybetmiş gibi,
Sonu güzel bir caddeye çıkar sanıp,
Uzun uzun yürüdüğüm o yolun sonu,
Çıkmaz sokağa çıkmış,
Geri dönmeye de takatim kalmamış gibi çaresizim.
Meğer bunca ömrüm boyunca,
Hiç "Şimdi." m olmamış benim.
Şimdi...
"An'ı yaşa!" diyenler kadar sanal bir kavram mıydı yoksa....
Bunca hayat yorgunluğuna rağmen,
En azından artık ömrü çoktan solmuş koltuğuna,
Bir minder daha ekleyip,
Mümkün olduğunca yumuşak oturup,
Kim bilir kaç yıllık sehpana yorgun ayaklarını uzatıp,
Kıvrım yeri kırılmış laptopuna bari aman bir şey olmasın diye,
Dizlerine yastıklı korumalarla yerleştirdiğinde,
Gün...
Zamansız...
Amansız...
Oradan, buradan nasıl sızıdıysa birkaç kelam eyleyip,
Durduk yere deriinnn bir nefes alıp,
Artık kalbine yetişemeyen ritmine es verip,
Yavaşça...
Nefes verip ayar tutturmaya çalışmak mıydı?
Doktorumun yeni direttiği ilaçtan mı bilinmez lakin,
Bu akşam evime yürürken...
Bildiğin huzur evi, gayri kaslarına hükmedemeyen insanları gibi,
Bildiğin altıma büyük abdestimi yaptım misal!
Hem de...
Tam da evime ulaşmaya ramak kalmışken!
Sonrası çile işte.
Sahi an'ı yaşamak neydi?
Ne vakittir ben yaşayamadan geçip gitti bu zamanlar!
Peki ya şimdi?
Şimdi!
Bana biçilmiş ömrün hangi sahnesindeyim?
Repliğim ne!
Yani...
Ne demeli, ne etmeli, ne eylemeliyim şimdi?
Cemre.Y.

2 Aralık 2019 Pazartesi

Hayat

...Hayat...
Nihayet...
Rahmetli anamın hastanede yattığı zamanlar hariç,
Bütün ömrüm boyunca...
"Taş olsaydın bari duvara koyardım!" dediği zamandayım sanırım.
O, kendince, sevmeye değersizliğimi dile getiriyordu çok da belliydi lakin!
Yine de yaşımca yaşayamadığım ömrüme inadına,
Dimdik direniyordum hayatın her gününe.
Bugün doktor...
Durduk yere yaşıma yakıştıramadığı,
Ve verdiği ilaçlara rağmen indiremediği,
Bende olmaması gereken değerleri değerlendirirken,
"Bunca doktorluk ömrümde tek vaka sensin!" dediğinde anladım.
Genetizm falan değil onun adı üstadım!
Ananın toprağı, kızına çeker bizde.
Rahmetli anama da hastalığı benzemesin öyle demişlerdi zira!
Öyle ya da böyle,
Çeşitli iklimlerle!
Öyle başlamıştı onun hikayesi de.
Neyse ki ben...
Yavrumun bütün zincirleri kırmıştım altı yıl öncesinde...
Ki iyi ki doğurmuşum onu!
Buyurunuz genetik hastalıklarınız sizin olsun.
Bana bir sade Türk kahvesi lütfen!
Zira, epeyce bir savaşacağız belli ki hayatla!
Cemre.Y.

1 Aralık 2019 Pazar

Neyse

...Neyse!...
Mevsimler ayarsız geçip giderken,
Arsız yağmurlar başladı durduk yere!
Durduk yere gök gürledi en şimşeklisinden,
Durduk yere yine korktum ya anne'm!
Dizimin ağrılarını yeni affetmiştim oysa,
Oysa yüreğimin yaralarını yeni mumyalamıştım.
Ciğerlerim falan da idare ediyor işte kendince!
Lakin sol kürek kemiğimin üzeri kurak bir toprak sanki.
Sağ elimle kaşıdıkça yeni yaralar,
Yeni yeni sorumluluklar çıtırdıyor her hücresinden!
Sahi...
Onu ne yapacağız anne'm!
Kuruyup, çürüyüp toprakta yok olmadan şu deriden elbisem,
Sevilecek mi şöyle doya doya hani en mevsimsiz olanından,
Hani en masallara kahramanlar olunanından.
Neyse!
Hava ayaz, mevsim zemheri,
Soba da yok ki bir odun daha atıp ısınsam.
Yıldızsız, yakamozsuz akşamlardan geçiyorum sevgili'm.
Hani bir keresinde...
"Umudu yıldızlara astık, ay tutuldu." demiştim ya!
Eksik kalmış...
Rüyayı, hayal sandık, yalan oldu.
Geçer ama...
Bütün geçenler gibi!
Neyse!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...