6 Mart 2019 Çarşamba

Yağmur

...Yağmur...
Sana...
Korkularımı biriktirmiştim oysa!
Hani ansızın yakalanırsam,
Sana sımsıkı sarılıp,
Ürkek bir serçe misali korunurdum ya,
Güvenli kollarının gücünün kuvvetinde.
Sen, usul usul...
Dağınık zülüflerimi atardın kulak arkalarıma!
"Geçecek!" derdin altı üstü...
"Geçecek!"
Geçerdi ille de...
Bense bunca yıldır,
Kendi zülüflerimi kendi kulak arkalarıma atarken,
Hep de "Geçecek!" demiştim kendi kendime...
Neden tam bir geçemediğini anladım nihayet,
Neden hiç kimseye, hiçbir zaman,
Sana güvendiğim kadar, güvenemediğimi!
Geçecek, geçiyor elbet
Lakin tam da bir geçemiyormuş demek ki!
Artık seninle geçmeli.
Ki madem şimdi yine yalnızım,
Lakin hayalinin elleri zülüflerimde.
Vallahi de, billahi de geçti.
Seni seviyorum net.
Sen benden hiç geçme ama!
Ki zira öpüyorum kaburga kemiklerinden,
Ve dahi o mağrur alnın tam ortasından.
Cemre.Y.

Lal Sessizliği

...Lal Sessizliği...
Lal sessizliği vurmuş sabahıma,
Kırmızı şapkama tıp tıp düşen
Yağmur tanelerini dinliyorum şimdi.
Bir duyabilseniz hepsi benden dertli.
Cemre.Y.

5 Mart 2019 Salı

Serçe Parmak

...Serçe Parmak...
Hayatın görünmez labirentlerinde bi kere daha,
Hiç yoktan vurduysan ayak serçe parmağını,
Hiç de orada olmaması gereken o can kırığına
Ve de yürek sancısına...
Öyle boş geçemez aga!
Saçlarının dibinden,
Ayak serçe parmağına kadar,
Hayallerinin kırıklıklarını da dökeceksin ortaya,
Saçının dibinden serçe parmağına kadar,
Yani...
Tepeden tırnağa!
Geçer ama!
Bütün anılar ve bütün acıların izi geçer...
Küfürsüz, diyemem ama!
Hiç yoktan, hiç olmayacak bir anda,
Alelacele aşırmaya çalışırken hayattan hayatını,
Ayağının serçe parmağı vuruverir hiç olmayacak bi çıkıntıya!
"Vay *mına koyayım!" dersin kişiliğine karşıt!
Hiç yoktan Can Yücel şiirleri gelir aklına!
Demiş ya üstad vakti zamanında...
"Bana şiirlerinde küfür etme!" diyorlar usulsüz;
Lan bu kadar orospu çocuğunu nasıl anlatayım küfürsüz?
Cemre.Y.

Neredesin

...Neredesin...
Şimal yıldızlarını anlat bana mesela...
Hiç batmayan güneşin olduğu şehirleri anlat.
Ki aslında ne çok sevdiğimi bilirsin güneşimi
Ama özlemeliyim ki vuslatı bana daim kalsın.
Lakin ben seni kalubeladan beridir özledim.
Şimdi ruhun dolaşıyor, odalarda, eşyalarda.
Sesini duyuyorum sanki.
Sonra sonra ruhunda gidecek her yerden.
Ey minel aşk...
Neredesin?
Cemre.Y.

3 Mart 2019 Pazar

Kefen

…Kefen…
Ki senle bir şey daha öğrendim be sevgili!
Adının ismi ve de cinsi'nin geçmemesi gereken
Bütün o anlar'ı velhasıl kelam ki bütün anılar'ı…
Güya…
Yeni bir hikayeden roman yazacaktık biz bize
Hiç kimse…
Hiçbir şey…
Biz kadar gerçek değildi,
Tam da sarılacaktık koyun koyuna…
Selamız okundu durduk yere selamız!
Benim, kefenim, hala da yalnızdı!
Hak'sa helal çoktan vazgeçişli meyillerime!
Cemre.Y.

Beni Güzel Hatırla

...Beni Güzel Hatırla...
Yüreğine estikçe uğradığın posta kutuna üç nokta bırakıyorum sevgili,
İstediğin kadar uzun cümleler kurabilirsin başlarına lakin,
Bize giden yolların son durağı hep noktaydı ya senin lügatında.
Bu serzenişimi de ısrardan sayma ha!
Gün senin günündür şimdi.
Esmiyor artık yüreğimde sana dair sam yeli rüzgarları.
Bilmem ki iki soğuk yürek birbirine değse alelade bir yerde,
Bir yangın daha çıkar mı ki yapayalnız şu bedenlerimizin ülkesinde.
Yırtık ceplerimizde birer "Eyvallah"ımız var bir de...
"Neyse ya...
Neyse..." ler!
Ha bir de...
Ne vakit...
Hissi kablel vuku'yu bi tam yüreğinden vurabilsek...
Daha çok "İyi ki!" lerimiz olacaktı epeyce, neyse...
"Neyse ya...
Neyse!..."
Ha bir de...
"Beni, güzel hatırla!"
Cemre.Y.

Yorgun

…Yorgun...
O değil de gönlüm yorgun be usta,
Gönlüm, gönünden çoktandır yorgun be usta,
Yollar aştım ömrümden uzayan
Kısalan peronları geçtim gittim.
Vedalar ettiler birileri birilerine kavuşmak hasreti içlerinde.
Ben hep kendi kendimi yolcu ettim.
Ne ettimse de şu yalnızlığımı terk edemedim be usta!
Cemre.Y.

Hatırla Beni

...Hatırla Beni...
Bilmediğim bir şehrin havasını soluyorum sevdiğim.
Elimde çocukluğumdan kalma kırık hikayelerle öylece kala kaldım.
Halbuki sana baharlar biriktirmiştim.
Sana...
Bir sürü günaydınlar, bir sürü de iyi geceler biriktirmiştim oysa.
Yine de kendimi her terk ettiğimde
Seviyorum duvarları, çarşafları bembeyaz odaları.
Yeni yalnızlıklar yazıyor kaderimde ya, beyaz iyi geliyor ruhuma!
Hatırla beni sana gelen yollarda kayboluşumdan hatırla.
Cemre.Y.

2 Mart 2019 Cumartesi

Günaydın

…Günaydın…
Günaydın kar sessizliğim,
Huzurlu iklimim günaydın.
Kahve telvesi kalmış dudaklarında.
Uykulu kirpiklerinden sonra onları da öpeceğim.
Zemheri ayazları sonrası ilkbahar sevincim günaydın.
Cemre.Y.

1 Mart 2019 Cuma

Vakit Sensizliği Yalnızlık Geçiyor Be Sevgili

...Vakit Sensizliği Yalnızlık Geçiyor Be Sevgili...
Vakit sensizliği yalnızlık geçiyor be sevgili,
Birazdan gün kızıla keser yine,
Ardından gri kimsesizlikler kol kola sarılırlar geceye!
Merak etme beni.
Koca bir ömrü hiçlikle tükettiğim yerdeyim.
Üstüme yapışmış kadersizliğim terk etmiyor alnımın ortasını.
Vakit sensizliği yalnızlık geçiyor be sevgili,
Elim, ayağım, yüreğim buz kesmekte.
Ne zor şeydir bilir misin,
Hani limanı geçtim de iskelesi bile olmayan bir sahilde,
Gelme ihtimali, kalma ihtimali,
Sevme ihtimali hiç olmayan bir gemiyi öylece beklemek.
Cemre.Y.

28 Şubat 2019 Perşembe

Gölgeler

...Gölgeler...
Bir zaman sonra gölgelerin peşine düşer insan.
Camlara yansıyan gölgelerin peşine...
Sebepsiz gidişlere birer anlamlı sebepler arayışıdır bu!
Misal senin yıllar önce hıçkıra hıçkıra
Ağlayarak yaktığın şiirlerinin gölgesine rastlarsın,
Hiç olmayacak bir yerdeki
Bir Ahmet Kaya şarkısının cama yansıyan gölgelerinde.
Nicedir Ahmet Kaya filan da dinlemiyordun oysa!
Hiç olmayacak yerde de Ferdi Tayfur'un
O eski şarkılarına denk gelirsin de,
Şimdilerde halinden intizarlı bütün rapçilerle,
Emma Sahplin'le
Rimszky Korsakov'u yan yana koyup,
Üstüne...
Richard Clayderman'ı kolajlarsın,
Durduk yere bir akşamüstü gölgeler üçe çıkar!
Oysa nicedir de...
New Age sözsüz müziklerle huzurlanıyordun.
Bir zaman sonra gölgelerin peşine düşer insan.
Güneş gözlüğünün içinden yansıyan gölgelerin peşine.
Sebepsiz gidişlere birer anlamlı sebepler arayışıdır bu!
Ya da ne bileyim...
Bir dağ yamacında şöminenin alevinde yansıyan gölgeler!
Güneşli bir akşamda,
Evine doğru yolda kitap okuyarak yürürken,
Paragraf aralarına düşen ve kaybolan gölgeler!
Uzayan, büyüyen, küçülen, yok olan gölgeler!
Geçmemiş değil mi?
Geçmiş, hiç de öyle geçmemiş.
Kork!
Ya da korkma!
Cemre.Y.

27 Şubat 2019 Çarşamba

Halbuki Şimdi

...Halbuki Şimdi...
Kirpiklerine el mi değdi sevdiğim,
Gözlerinin ışıltılarında başka yakamozlar mı eğlendi.
Halbuki şimdi,
Karşıdan karşıya aynı yalnızlığa bakmak yerine,
Sarıla koklaşa ayın şavkını seyrediyor olurduk değil mi?
Değil mi ki bir yıldız kaysın da bize dair dilekler savuralım diye,
Uzun uzun bakardık gökyüzüne.
Gökyüzüne baktığımız kadar özlerdik birbirimizi de
Aynı anda kavuşurdu dudaklarımız.
Ki zaten yıldız falan da değildir o kayan ışık!
Ya yanan bir meteorun dünyaya düşüş anıdır,
Ya da işi bitmiş bir uydunun dağılan parçaları!
Yine de yıldızların kaymasını hayallenmek güzel şey,
Hele ki dilenecek dilek bolluğunda!
Kirpiklerine el mi değdi sevdiğim,
Gözlerinin ışıltılarında başka yakamozlar mı eğlendi.
Halbuki şimdi,
Karşıdan karşıya aynı yalnızlığa bakmak yerine,
Sarmaş dolaş şiirler öperdik yüreklerimizden.
Cemre.Y.

26 Şubat 2019 Salı

Denizi Olan Bir Kıyı Bulmalıyım

...Denizi Olan Bir Kıyı Bulmalıyım...
Denizi olan bir kıyı bulmalıyım kendime,
Topuklarım su toplayana kadar,
Bilemediğim çıkmaz sokaklara girip çıkıp,
Yorgun ayaklarımı uzatmalıyım kayalarına,
Kışın zemherisini umursamadan!
Önce susup uzun uzun seyretmeliyim,
Ufkun sahile getirdiği dalgaları seyretmeliyim,
Ve geri gidişlerini izlemeliyim,
Akşamın yakamozları ayın şavkına vururken.
Misal senden bahis açarak başlamalıyım ilk!
Oysa sana anlatmaya çalışmıştım daha bir gece önce.
Dinlemedin ki,
Konuşmaktan duymadın hiç aradaki ünlemlerimi!
Ben de anlatmaya çalışmaktan duyamadım belli ki seni.
Neyse ne!
Ama kıyısı olan deniz öyle mi?
Yani ölecek kadar da bitap düşüp ona dert anlatmaya kalkışsam,
Benden de dertliyse onun akşamının şavkı!
Bir fırtına patlatıverir,
Tam ben kendi derdimin konusuna odaklanmışken,
Eve nasıl döneceğim umurunun ucuna bile gelmez,
"Sus ulan!" der.
"Bir dur, biraz da beni dinle!" diyerek
Koskoca bir dalgayla ıslatıverir
Neyim var neyim yoksa her şeyi!
"Şimdi ben
Eve nasıl gideceğim." diye denize, kıyıya, kayaya,
Seçtiğim akşamın ayazına küfür etmek yerine,
Sadece ve sadece gülümserim, taksiler ne güne duruyor.
Ben "Eyvallah!" ları sırf bu yüzden hiç sevemedim mirim.
Anlam içeriği şiiri geçmiş birer romandır bende zira!
Bütün ömrüm boyunca her ne olursa olsun,
Her nereler yıkılırsa yıkılmış, nereler kırılmış olursa olsun,
Bir tek, kıyısı olan deniz küsmez bana,
Ola ki mevsimsiz, zamansız uğramış olurum yanına,
Bütün hıncı dalgasını boşaltır kafamdan aşağıya!
Bütün ömrüm boyunca her ne olursa olsun,
Her nereler yıkılırsa yıkılmış, nereler kırılmış olursa olsun,
Bir tek...
Hiçbir kıyı'm olmayan ben küsemem, kıyısı olan ona!
Nasılsa sonunda,
Birbirimizi susarak seyretmeye başlarız bir yerde.
Çocuktum, Sarayburnu sahilinde tanıştım onunla ilk!
O kadar heyecanlanmıştım ki
Bastığım kayanın yosununa denk gelmişim uçtum denize.
Anam, babam, kardeşim tutamadı da beni
Bir tek deniz verdi beni bana!
Kayıklar, tekneler, takalar öylece salınırken,
Biz öylece kar sessizliğinde söyleşiriz.
Durum vahim değilse hani maddiyattan,
Bazı da acılı şalgam eşliğinde nefesleniriz zira,
Bir tek o duyar yüreğimin korkularını.
Cemre.Y.

25 Şubat 2019 Pazartesi

Herkes Kendince Kral


…Herkes Kendince Kral…
Bu yürek...
Yeni bir kaleyi daha
Şah'a hazırken,
Vezir'e mat etmeye,
Hiç hazır değil sanırım.
Herkes kendince kral...
Herkes kendince padişah.
Ama ben...
Köle bir prenses olmaya hiç hazır değilim!
Cemre.Y.

Öperim Kirpiklerinden

...Öperim Kirpiklerinden...
Hadi gel...
Yaralarımızın izlerini öpüştürelim biz!
Bir anı sen koy can kırıklarından,
Bir acı ben koyayım hayal kırıklarımdan.
İncitmeyelim birbirimizi...
Her geçmişi yutkunup, ömrümüze derin esler geçelim.
Öyle değil mi ki...
Aldanışlar ayrı olsa da bizde,
Aldatılışlar hep aynı.
Utangaç gözlerinden öperek uyandırayım seni.
Nicedir endişeli çizgiler doluşan alnımdan öp sende beni.
Hatta epeydir unutmuşum ya yerini,
Çocukluğumdan kalma,
Mahallenin yaramaz veletlerinden üttüğüm,
Birkaç misketim var bir yerlerde.
Bulayım onları her neredelerse,
Sana hediye edeyim kaybettiğin bütün geçmişini!
Zira ben uzun zaman önce…
Affetmeyi ve beklemeyi öğrendim.
Şükür ki ah'larımın hepsi yerli yerinde,
Kulaklarım duymakta, gözlerim görmekte de,
Yıllar içinde ne öğrendim biliyor musun?
Gidenin üstüne mevsimler yağdıktan sonra,
Ona çoktan hissizleşiyorsun da
Şöyle ağız dolusu bi "Oh olsun!"bile diyemiyorsun.
Üstelik objektifleşip üzülüyorsun bile,
Karşına çıkan bu yeni dizi repliklerine.
Hadi gel...
Yaralarımızın izlerini öpüştürelim biz!
Bir anı sen koy can kırıklarından,
Bir acı ben koyayım hayal kırıklarımdan.
Belki iyi geliriz biz bize de bütün izler yok olur ha!
Duvarlarını yıkmak,
Duvarlarımı yıktırmak değil aslında niyetim lakin.
Bir kovuk var aramızda, birbirimize yol açan!
İyi geliriz belki biz bize hiç yoktan.
Öperim kirpiklerinden.
Cemre.Y.

24 Şubat 2019 Pazar

Ömür Yüküm Ağır Be Sevdiceğim Zamanı Geri Sar

...Ömür Yüküm Ağır Be Sevdiceğim Zamanı Geri Sar...
Adını hatırlayamadığım yeşil çimenli yollardan geçtim,
Kenarları papatyalı dereler aktı gümrah ırmaklara çocukluğumda!
Beni gecenin bir yarısı ameliyat masasına yatırdılar yüzüstü,
Tertemiz çarşafları çocuk korkularımla pisletip kurtardım ömrümü!
Hani diyorsun ya en ihtiyacın olduğun anda ya ben olamazsam yanında?
Sen Allah mısın be sevgilim,
Ki o bile olamamış en lazım olduğu zamanlarımda!
Ömür yüküm ağır be sevdiceğim zamanı geri sar,
Yüküm ciğerim kadar, yoksa sensizlikten öleceğim.
Bırak, azıcık bi kokunla nefesleneyim.
Sana az gelirse sende kalmışlığım o vakit yine yeniden,
Ömür yüküm ağır be sevdiceğim zamanı geri sar, beni sana sar!
Cemre.Y.

Kar Sessizliği

...Kar Sessizliği...
Kar sessizliği hüküm sürerken sabahıma,
Dur sevgilim öpüşmek değil niyetim.
Kahve telvesi kalmış dudaklarında.
Daha sana...
"Günaydın pazar sabahım!" diyeceğim.
Ah be sevdiceğim...
Cemre.Y.

23 Şubat 2019 Cumartesi

Cemre Düşmüş


...Cemre Düşmüş..
Yüreğimin duvarlarını yıktım bir kez daha.
Hani Cemre düşmüş diyorlar ya havaya,
Zemheri ayazlı kara kışlarım biter belki.
Suya düşecek sonra, sonra da toprağa salacak kor ateşini.
Ya sen, hazır mısın yüreğine akacak son Cemre'ye onu söyle.
Cemre.Y.

22 Şubat 2019 Cuma

Çocuk Cıvıltıları

...Çocuk Cıvıltıları...
Nicedir sokağımın çocuk cıvıltılarına hasretmişim meğer!
Hani Cemre'nin ilk' i havaya düşüşü diye midir nedir,
Bahardan çalıntı bir akşam hüküm sürmekte mahallemde!
Ah bu mevsimsiz çocuklar, akşammış,
Vakit geceye ramak kalmış ne gam!
Camlarımı açtım sonuna kadar, hafif üşüten rüzgara dur çektim.
Çocuklar ki sanki bayram paralarını biriktirmişler de,
Hepsini lunapark da ellerinde pamuk şekerleriyle,
Atlı karıncalara, çarpışan arabalara,
Dere içinde yüzen trene, sallanan salıncaklara,
Uçuşan uçaklara, börtü böceklere bineceklermiş gibi şendiler!
Hiç yoktan evimin bütün odaları çocuk sevinci doldu.
Gülümsedim hiç yoktan.
Cemre.Y.

21 Şubat 2019 Perşembe

Kalubela'm

...Kalubela'm...
Oysa, nicedir sıfatı fark etmeksizin,
Yanıma, yöreme insan biriktirmiyordum güya!
Nicedir de sokaklarda gördüğüm,
Kedilerin, köpeklerin başlarını da okşamaz olmuştum.
Ölüp giderler de, beni onlar da hepten terk ederler diye!
Ama, insansın işte...
İnsanlarla haşır neşirsin hayatın mecburiyeti bu!
Hiç yoktan birinin boynu bükülüyor da kadere...
"Kanser olmuş!" demiyorlar mı?
Ciğerim yırtılıyor ömründen!
Sanki unutabiliyor muşum gibi,
Rahmetli anam gelip oturuyor boğazımın ilmeğine!
İşsiz günlerimden biriydi o gün yine.
"Annem...
Yıllar yılı beni sevmeye fırsat bulamamış annem,
Yüreğimin yongası, ciğerimin alevi annem,
Bunca yıl sonra...
Onkoloji kapılarında,
Onun kemoterapisinin bitmesini beklerken
Kahvaltısız evden çıktığımı hissedip,
Hiç yoktan çay içersem yanına katık olsun da
Aç kalmayayım diye plastik saklama kabı ile
Bana evinden kek getiren anneeemmm !
Çantasından çıkartıp elime tutuşturan annemm!
Ne diyeyim ben şimdi sana şimdi?
Hiç yoktan ilk okulumun ilk günlerini hatırlattın bana!
Hani teneffüs zili çalınca yavrularına koşan anneleri,
Ellerinde beslenme çantalarıyla,
Aman evladım,
Şunu sevmezsen şunu kesin ye diyen anneleri!
Babam olmayasıca beni bir yaş küçük yazdırmış ya!
Evveline çok aklım sarmıyor da.
Tam tamına altı yaşımdaydım o zaman.
Ve ben sana ilk okulumun ilk teneffüsünde gücenmiştim.
Beslenmesinde değildim hani,
Daha dün gece hiç yoktan bir ton dayağımı yemiştim de,
Bari o ilk gün,
Diğer anneler gibi olaydın ya!" demiştim sana.
Giriş çıkış yasağının,
Bitmesini ve benim gelmemi beklediğin gibi
Beni guatr illetinden ameliyat olmaya terk ettiğin,
O ilk, sensiz gecemizin, o lanet anların, o lanet dakikaların,
O lanet yağasıca saatlerin...
Baba tacizi yüklü, acılarımın,
Artık bitmesini dilediğim beklemişsin yine beni!
Bunca zamandır seni buraya getirip götürenlere soruyorum.
Gayet de cesur ve elinden geldiğince,
Güçlü ve dik duruyormuşsun!
Hiçbirine de öyle...
Gözlerinin ışığında yılların korkularını biriktirmiş,
Bir sarılsam dudakları çoktan ağlamaya hazır,
Küçücük bir kız çocuğu gibi çaresiz bakmıyormuşsun!
Ben ikinci defa, altı yaşımın ilk yarı tatilindeki o gece,
Ben üçüncü defa,
Ben giderken "Mutlu ol yavrum" demediğin gece,
Ben dördüncü defa,
"Gittin de dönmedin mi sanki!" deyişine...
Ben beşinci defa...
Hiç yok halimle,
"Tek bir toz tanesine kadar parasını sayarsan,
Anca bir dairem var dersin!" deyişine...
Ben altıncı defa...
"Seni doğuracağıma taş doğursaydım da,
Hiç değilse evime duvar olurdun!" deyişine...
Çok mu çok gücenmiştim be anne'm!
Lakin sevdamdın sen benim.
Uykuya daldığım gecelerin,
Sabahına varamamayı dilerdim en çok!
Olurdu ya,
Ölümü bari öper koklar, sarar sarmalardın diye.
Tam kırk beş yaşımın yirmi üç yılı,
Hep bunu diledim için için
Sonra yosun gözlüm doğdu işte...
Ölemedim.
Yıllara yıllar,
Aylar, haftalar, günler, saatler, dakikalar eklendi.
Sonra o gitti ölemedim,
Sen yaşamaktan yoruldun, ölemedim.
Oysa nicedir sıfatı fark etmeksizin,
Yanıma, yöreme insan biriktirmiyordum güya!
Nicedir de sokaklarda gördüğüm,
Kedilerin, köpeklerin başlarını da okşamaz olmuştum.
Ölüp giderler de, beni onlar da hepten terk ederler diye!
Ama, insansın işte...
İnsanlarla haşır neşirsin hayatın mecburiyeti bu!
Hiç yoktan birinin boynu bükülüyor da kadere...
"Kanser olmuş!" demiyorlar mı?
Ciğerim yırtılıyor ömründen!
Sanki unutabiliyor muşum gibi,
Rahmetli anam gelip oturuyor boğazımın ilmeğine!
"Ah be yavrum,
Hiç yorulmasan da hiç gitmesen ya!" deyişine
Zaman ömre yenik düştükçe,
Anlamaya başlamıştım nihayet!
İlk okulumun, ilk teneffüsünde yanımda olsaydın,
Orta okulumun ilk teneffüsünde,
Bana gelebildiğin gibi olacaktı halin!
An gibi dimağımda hala!
Apak, pullu yazman kana bulanmış,
Dudağın kenarı kan sızımaktaydı sızım sızım,
Sınıftakilerin sana nasıl baktığı,
Umurumun dışıydı, gelmiştin ya!
Seni ilk ve son defa,
O vakit affettim seni anam, kusuruma kalma!
Ne de olsa sevdalıydım ben sana!
Geldiydin ya!
Ya sen ana'm...
İlk ne vakit,
Yanlış doğduğumu biliyorum,
Eril olamayan cinsiyetimden de!
Son ne vakit,
Doğru yer ve zaman da durduğumu da biliyorum da!
Niçin, neden ana!
Muhtaçsız, ihtiyaçsız, lazımsızken durduk yere hani!
Hangi an'ındı beni yürekten sevdiğin an!
Misal ben yosun gözlüme her an,
Özellikle her gece...
Mütemadiyen her gece!
Duysa da duymasa da,
Yüreğimin,
Ta ciğer yırtılışı kadar hiç usanmadan, yorulmadan,
"Seni seviyorum lülücanım!" derim ona...
Oysa nicedir sıfatı fark etmeksizin,
Yanıma, yöreme insan biriktirmiyordum güya!
Nicedir de sokaklarda gördüğüm,
Kedilerin, köpeklerin başlarını da okşamaz olmuştum.
Ölüp giderler de, beni onlar da hepten terk ederler diye!
Ama, insansın işte...
İnsanlarla haşır neşirsin hayatın mecburiyeti bu!
Hiç yoktan birinin boynu bükülüyor da kadere...
"Kanser olmuş!" demiyorlar mı?
Ciğerim yırtılıyor ömründen!
Sanki unutabiliyor muşum gibi,
Rahmetli anam gelip oturuyor boğazımın ilmeğine!
Hayat, ne gariptir ki,
Unutmamak yemini etmiş herkes günümüzde!
Peki madem!
Kalubelamdan sorgulayalım bir,
Bu durumların vehametini!
Şimdi biz Hz.Süleyman'ın rüzgar olabilmesini...
Rüzgar olup, uçup gidecekken, neden onca çileyi çekmiş?
Hz.Yusuf'un rüya tabirlerinin hikmetlerini...
Kendisini kurtaracak,
Tek bir rüya göremeyeşinin efsanevi olmasını!
Hz.Musa'nın nehri ikiye bölebilmesini,
Ki asasını yere vurduğunda yılan olmasını...
Mademki nehri yarabiliyordu da neden ki,
Firavunu nehri yarmaya gerek kalmadan,
Yılanların onları helak etmesini sağlamamasını!
Hz.Muhammed'in "Sihir demesinler!" diye
En az mucizesi olsun diye kader konulan!
Ama çocukluğundan beri kafasının üstünde
Bulut gezen bir peygamber olmasını...
En mucizesi az olanın,
En çok inanılan olmasını okuyalım madem!
Geçen gün prens denilen herif!
Bunca müslüman'ın yüzüne tavaf eyleyip,
Etrafınca dua dilediği sonradan restore olsa da Kabe ya!
Çatır çatır gezip bastı üzerine!
Hani güya...
Bir umre ile geçecekti bütün hastalıklar!
Vallahi de tallahi de içlerinde yüce yürekler de vardılar!
Oysa nicedir sıfatı fark etmeksizin,
Yanıma, yöreme insan biriktirmiyordum güya!
Nicedir de sokaklarda gördüğüm,
Kedilerin, köpeklerin başlarını da okşamaz olmuştum.
Ölüp giderler de, beni onlar da hepten terk ederler diye!
Ama, insansın işte...
İnsanlarla haşır neşirsin hayatın mecburiyeti bu!
Hiç yoktan birinin boynu bükülüyor da kadere…
"Kanser olmuş!" demiyorlar mı?
Ciğerim yırtılıyor ömründen!
Sanki unutabiliyor muşum gibi,
Rahmetli anam gelip oturuyor boğazımın ilmeğine!
Cemre.Y.

20 Şubat 2019 Çarşamba

Geçer Mi Ki

...Geçer Mi Ki?...
Daha geçen hafta oğlu bu dünyayı terk-i diyar eylemiş,
Alzheimer hastası çoktan yatalık,
Kolu kanadı, ayağı bacağı kırık bir ananın feryadı,
Hala çizmekte ciğerimin en köşesini.
Zira nicedir babası sanıyordu hasta yatanı,
Nicedir de kardeşi!
İlk feryadı duyduğunda vefat edenin kardeşleri vardı yanında ya
"Gardaşıımm!" diye çırpınıyordular.
O da sesi yettiğince şimdisine kadar,
Bu dünyadan göçen bütün kardeşlerine çırpındı,
Kendi oğlunun vefatını algılayamadan!
Alelacele cenaze evine varıldı!
O dağ yıkılsa deviremez sandığım o nahif adamı
Boylu boyunca sermişler yatağa!
Üzerine çarşaf örtüp, göğsüne bıçak koymuşlar!
Sanki hortlayacak güzelim insan.
Sarılsam,
Bana hiç olmayan,
Babamın şefkati gibi saracak kadar uysal oysa!
Ah ne tarifsiz bir acıymış bu yarabbi'm!
Nasıl ki ben anama aşıksam!
Baba da aşk ile sevilebilirmiş meğer ürkmeden.
O evlat ki...
O babanın ayakların altını öpe koklaya ağıtlar yakarken,
Kusura bakma tanrım sordum...
"Neden?"
O kadar yüceydi yüreği o yatakta, öylece,
Boylu boyunca nefessiz yatan adam.
Adam'dı.
Alzheimer hastası çoktan yatalık,
Kolu kanadı, ayağı bacağı kırık bir ananın feryadı,
Hala çizmekte ciğerimin en köşesini.
Zira nicedir babası sanıyordu hasta yatanı,
Nicedir de kardeşi!
Şimdi ki feryatları duyduğunda vefat edenin evlatları vardı yanında ya,
"Bababammm!" diye koya ağıtlar yakıyorlardı ya!
O da cılız sesiyle uzunca bir süre baba'm diye ağladı,
Bir müddet de ana'm diye.
İki de bir oğlunu sorsa da,
"Bu Sefer nerede o niye gelmedi bu acı günümde?" diye,
Ben hariç hiç kimse onu duymadı!
"Oğlun öldü ana!" diyemedim.
Öyle ya!
Nicedir...
Kimi kim sanıp, sandığının varlığına sevinirken,
Cisminin aslına özlem duyar olmuştu ömrüne bitap kadın!
Ben nasıl diyeydim.
Kim nasıl kıyardı o kırılgan ciğere!
İçimin geleceğini görür gibi oldum onda da!
Rahmetli anam!
Bütün ömrümü onunla yüzleştiğimde,
"Her şeyi hatırlamak, hatıralarınla yanmaktır kızım,
Ben yandım, sen de yanma!
Sen görmedim sanırken, ben unuttum!
Hepinize yetebilmek için başka şansım yoktu." dediğinde,
Unutmayı denemiştim!
Sonra bir baktım geçmişten o güne...
Bütün olaylar yerli yerinde ki o da zaten
Hiçbir şeyi unutmamış!
Alzheimer hastası olmayı dilemiştim nice yıllardır.
Artık istemem!
Artık...
Yanımda biri hele ki Allah korusun en yakınımsa giden!
Her gidenime yine yeniden yeniymiş gibi yanmayı dilemem.
İşte o yüzden!
Nicedir...
Ziyaret mezar edilecek mezar taşlarım arttıkça,
Gitmez oldum artık mezarlıklara.
Hatırlayamıyorum ki,
İlk ne zaman ağladım ben onların yokluklarına!
Alzheimer hastası olup yeniden o anı yaşamak da asla istemem!
Denizi olan bi yere gidemedim bu sefer...
Dökecek iç..
Çok ya hani...
Kim toplardı canımın kırık canlarını,
Hayallerimin kırıklarına bohça edip!
"Derdin, insanların duymak isteyeceğinden de çoksa kızım,
Bir deniz kenarı bulamasan da suya söyle geçer!" derdi annem.
Suya söyledim işte...
Geçer mi ki?
Ya kadıncağız durduk yere
"İlle de evlat!" diye tutturursa?
Cemre.Y.

19 Şubat 2019 Salı

Benim Adım Kız Kulesi

...Benim Adım Kız Kulesi...
Uzun uzun tanışmasak olur mu bu sefer!
Misal benim adım Kız Kulesi olsun,
İçimin dibini merak edersen,
Tavanındaki Piri Reis haritasına bir bakış atıver desem!
Ve sen artık,
Salacak merdivenleri yerine içimin derinini duy desem!
Cemre.Y.

18 Şubat 2019 Pazartesi

Cemre

...Cemre...
Sana henüz yazılmamış bir kitabın sayfalarından sesleniyorum sevgilim.
Sonu hiçbir bitişle bitmeyen cümleler biriktiriyorum ruhumun içinde.
Sana yeni iklimler, yeni şiirler biriktiriyorum sevgilim.
Sonu zemheriyle bitmeyen yeni sevişler biriktiriyorum ruhumun dibinde.
Lakin ömrümün iliklerine kelebekler dizilmekte sen de fazla bekletme!
Zira pek yakındır düşecek havaya ilk cemre, ardından suya, sonra toprağa.
İklimler arasına karış bence artık sen, yüreğim henüz toprağa düşmeden.
Cemre.Y.

17 Şubat 2019 Pazar

Eksik Evler

...Eksik Evler...
Her ev...
Sahibine benziyormuş meğer!
Nice geçici kiracılar konup göçerken,
Her biri apayrı ruhlarını bırakıp gidiyormuş meğer!
Çocukluğumda göçüp konduğumuz,
Kapıcı dairelerinin ruhundan biliyorum.
O vakitler,
Ne vakit...
Pencere önlerinde,
Rengarenk mevsim çiçeklerinin,
Rüzgarla salınarak şarkılar söylerken,
Kar beyazı tülleri pervazlarından uçuşurken,
İçindekilerinin katıksız sevgilerine hayallenip,
Ahşap evleri severdim.
Sonra sonra durduk yere...
Bilmem nerenin tam da göbeğindeki,
Şimdi ki adıyla metruk binalar,
Ya göçüverdiler durduk yere,
Ya da hiç yoktan bir yangına kurban gittiler!
Merak etmeyin boş kalmadı o arsalar!
Ya yeni redisidanceler türedi yerlerine,
Ya da yepisyeni AVM'lerden biri.
...
Her ev...
Sahibine benziyormuş meğer!
Nice geçici kiracılar konup göçerken,
Her biri apayrı ruhlarını bırakıp gidiyormuş meğer!
Alt kat komşumuzun silsile boyu kavgası bitmedi hala.
Biz çocukken...
Anıra anıra ağlayan bir bebek, ya da çocuk,
Ya da, hadsiz bağırıp duran bir büyük olursa!
"Başını yiyecek belli, bu çığırışta bir acı var!" der idiler.
Ben mi?
Ben hala...
Dünyada bir yerlerde...
Rengarenk kır çiçeklerimi,
Özgürce ve huzurluca,
Terk etmeyeceğim,
Terk edilmeden ruhumca sere serpe,
Mevsimsizce salınacağım o evi bekliyorum.
Ve de giderken...
Hayat...
Hiç yıkılmamış gibi,
Hiç yanmamış gibi,
Altı yaşımdan...
Bütün evlerin camlarından en azından menekşeler sarkıyormuş,
En azından kar beyazı tüller gelinlik gibi hala salınıyormuş gibi,
O turuncu naylon lastikli ayakkabılarımı giyip,
Aradaki...
Hiçbir kavgayı barındırmayan bir mevsime geçmek istiyorum!
Misal...
Kızımın evindeyiz, çoktan mezun, işi gücü, aşkı, sevdası yerinde!
Epeyce bir vakit sonra misafiriyim,
O, daha kaç yaş önce!
Anneannesinden öğrendiği konserveleri sıralamış gölge dibine!
Yengesinden öğrendiği sarımsaklı turşuları da dizmiş çoktan.
Birazdan kocası gelecek işinden meğer ne çok özlemiş,
Ona dokunamadığı, ona sarılamadığı her anı!
Ne kadar da mutlu giderdim o an evime...
Şöyle usulen işim filan çıkardı evimde!
İşte o vakit tamamlanırdı evim, ocağım, yanım, yörem!
Eksik evlerden biri olmazdık birimizden biri.
Yani hayat...
Bana hala..
Dünü umuda yazılmış bir mektup iken!
Henüz..
Daha bugünümüze...
Bir tek...
"Amin!" e denk gelememişiz!
Şaşırdım mı?
Olsun...
Dinimiz çok amin!
Her ev...
Sahibine benziyormuş meğer!
Bana benzemesin diye son'un…
Sana ilk derin küfrümü savurmuştum!
Göynün göçebe değil senin a kuzum.
Ruhu kendisine ait o yuvayı bulacak!
Bulmalı…
En azından yüreğimin atışı,
Ciğerimin çiziğinden yırtılışı…
Senin duvarları kendin kokan bir evin olacak.
Senin geleceğinde...
Eksik...
Tek evin kalmayacak.
Ömrün boyunca sakın unutma ama...
Mavi'yi mutlaka bulman gerek.
Dream it.
Cemre.Y.

Gün Geçtikçe

...Gün Geçtikçe...
Ne çok yitip giden var ah ömrümüzden ah!
Ne çok uzak diyarlara göçüp giden.
Gün geçtikçe artıyor
Ömrümüze giydiğimiz öksüzlüğümüz,
Gün geçtikçe boynumuza sarılıyor yetimliğimiz
Gün geçtikçe yine kendi yapayalnızlığına kalıyor insan.
Cemre.Y.

16 Şubat 2019 Cumartesi

Kara Toprak


…Kara Toprak…
Hayat…
Hiç de kaldığı yerden devam etmiyor,
Gün geçtikçe sevdiklerimiz kara toprağa girdikçe
Zaten çekilmez olan hayat hiç çekilmiyor!
Bu sabah bir acıya daha uyandık.
Yine dağlandı yürekler, yine yarıldı ciğerler.
Cemre.Y.

15 Şubat 2019 Cuma

Üç Nokta

…Üç Nokta…
Tek son nefes olsa son defa verilecek her şey!
Her şey…
Cümle sonlarına,
Akış konulamayan o üç nokta kadar olsa ne kolay.
"Ölüyorum ve sen beni ve bendeki seni kaybediyorsun!
Asıl şimdi kaybediyorsun..." dedim dedim de…
O en sevdiğimin yüreğine bir ses teli edemedim di.
Ne ölebildim dilediğimce!
Ne de…
Yeniden yüreğimi emanet edecek kadar, güvenebildim birine!
Yalnızlığıma tek mısra da şiir edemiyorum ki.
Söylenecek bütün harfler gözyaşınızla akıp gitmiştir zaten!
Bilirim böyle anlarında insanın saçma sapan teselli cümlelerine,
Velev ki yahut…
Kendi uygulayamadığı o akıllara ihtiyacı kalmadığını.
Bilirim ki….
Böyle anlarında insanın...
Varsa bir yürekdaşı, oturup beraberce susarak o zehri akıtmalı…
Ya da zamanın, değer ve eder hesabına koca bir küfür salıp,
Bir büyüğe danışmalı!
Yalnızlığına, yalnızlıkla birer kadeh tokuşturmalı.
Ne bileyim…
Taş plak Türk Sanat Musikileriyle evin çınlamalı.
Ben kaç yastığımı yaktım hatırlamak dahi istemiyorum.
Sırf uykusuzluk sendromumu yenebilmek uğruna!
Yanı sıra artıp duran…
Huysuz ayak sendromlarına daha da yenileri eklenirken.
"Biraz dur…
Biraz ağlayalım en az üç nokta!" diye diye uyuttum kendimi.
Cemre.Y.

14 Şubat 2019 Perşembe

Ömrümün Geçmişleri

...Ömrümün Geçmişleri....
Ömrümün geçmişlerinin toplamını kodese tıkmışlar!
Ne çok sevinirim, ne çok oh dilerim sanıyordum oysa.
Suçu, bize göre,
Müebbet'ti ne de olsa, ömrümü, ömrümüzden yediydi!
Oysa...
Giden bir yarım, kalan diğer yanım,
Ki üstelik!
Sigara filan bulunur muydu ki oralarda?
Ne bileyim bir içlik, bir fanila!
Ben ömrümü, ömrüme dahil olanlarımla
Bir şekilde sarar sarmalarım da,
O ne yapıyordur ki o demir parmaklar ardında!
Hatırlayamıyorum ki ben onun ömrünün kaç yılını,
Kardeşimmiş gibi hissettim,
Kaç ayında karındaşım oldu o!
Ama...
İnsandı o?
Hep merak edip, hiç öğrenemedim!
Acaba...
Tanrı onu yaratmakla neyi denedi?
Ve tanrı öncesinde babasını/babamı yaratmakla neyi denedi!
Kaç kere,
Kabuslarımda cinayet işledim, namus dokunuşlu eylemlerine.
Ama kıyamadım hiçbirinin hiçbir hücresine?
Misal baba/m artık nihayet
Kırlaşmaya başlamış umreler görmüş gri sakallarıyla
Gülüyordu daha bu akşam!
Sanıyorsun ki kaderlerinizi yeniden yaratmış!
Sonra birden bir duyuyorsun en sevgili tek karındaşından,
Onu kodese tıkmışlar,
Sonuncu karındaşı!
Nihayet doğru bir şeyler olmuş bu hayatta da
Bir eksik, en eksik,
Yok mu bu ilahi devinimli adalet kavramında!
Ben daha adil bir son umuyorum,
Sonlarına üzülsem de ki, neyse ki, insanım hala!
"Ömrümün geçmişlerinin toplamını kodese tıkmışlar!
Oradan da,
Vicdan sahibi insan olana kadar çıkamayacaklar bir daha!"
Cemre.Y.

Yitirilmiş Sevdalar

...Yitirilmiş Sevdalar...
Epeyidir güllere dargın, papatyalara da küsüm ya!
Yitirilmiş sevdalar çıkmazından geçtim bugün.
Küçümen bir çingene kızı kaldırıma çökmüş
Sevgililer günü için papatyalar, güller,
Artık ne hükmü kaldıysa karanfiller satıyordu.
Soğuktan dudakları morarmış, sesi kırılmıştı.
Gönül nergisler, yaseminler satsaydı keşke diye hayıflanırken
Ki hepsini kendime alırdım.
Öz'ünden alsam köz'ü öksüz kalacaktı,
Köz'ünden alsam kül'ü yetim kalacaktı!
Yine de bütün çiçeklerini satın aldım pazarlık etmeden.
Cumhuriyet Meydanından yavaş adımlarla geçerken,
Nerede elinde çiçekle geçen o kadına özentiyle bakan bir kız görsem,
Gülümseyerek tutuşturdum ellerine demetleri birer birer.
Sevgilileri yok diye,
Diğerinin haspa çatlatma bakışlarına maruz kalmasınlar değil mi?
Ben mi?
Çiçeklerin hepsini alan bendim ya hani!
Meydandan geçerken herkes, en çok ben seviliyor muşum gibi bakıyordu.
Akşam geceye gebeyken bana kalan...
Onların kem göz nazarlarına, çiçekleri dağıttığım kızların gülümsemeleri.
Yitirilmiş sevdalar çıkmazından geçtim bugün.
İhtimalsiz bir günde rastlasaydım eğer ona!
"Kalan ömrüm kadar,
Bir süreliğine yüreğini işgal edebilir miyim?" diyecektim.
Cemre.Y.

13 Şubat 2019 Çarşamba

Yorgun Kanatlar

...Yorgun Kanatlar...
Biz...
Her gün batımında,
Yorgun kanatlarımızla,
Geceyi yırta yırta,
Kendi yalnızlıklarımıza uçuyorduk.
Oysa kim istemezdi ki!
Her gece ışığı kapatıp gözlerini yumarken,
Yanındaki gülümseyen iki göze
"İyi Geceler Sevgili'm" diyerek, şöyle sokulmayı?
Kim istemezdi ki!
Gün odayı aydınlatıp,
Gözlerini açtığı anda karşısında olan gözlere,
"Günaydın Sevdiceğim" demeyi.
Biz...
Her gün aydığında,
Yorgun kanatlarımızla,
Günün bulutlarını yara yara,
Etrafımız insanlarla doluyken dahi,
Kendi yalnızlıklarımıza uçuyorduk.
Oysa kim istemezdi ki,
Geçmişinde bu kadar yaralanmamış olmayı!
Kim istemezdi...
Yine, yeniden,
Yüreğini birine emanet edebilmeyi misal!
Artık gölgenin bile,
Bir yedeği ışık oyunlarıyla oluşuyorken
Kim istemez ki...
Hiç incinmemiş gibi birine güvenebilmeyi.
Kim istemezdi ki.
Neyse yorgun kanatlarımı,
Yorgun evimin, yorgun duvarına asayım ben.
Burası benim özgürlük alanım!
Hoş geldin, Hoş buldum sevgili yalnızlığım.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...