| ...Artık Acıtmıyor Kayıplar... Eskiden olsa... Dünyamın başıma yıkıldığını sanırdım oysa. Üstelik sonu başından kara kaderime de, Bolca küfürlü sitemler sayardım susana kadar! Nicedir fark ettim ki, Artık acıtmıyor kayıplarım! Sonunda öğrendim nihayet. Ömrümüze dahil olan her şeyin... Birer raf ömrü var! Kim bilir ki benim yüreğimin raf ömrü nicedir? Nicedir ahvalim! Bildiğim bir şey varsa o da... Artık acıtmıyor kayıplar! Ne vakit... Bir şeyler gitse benden, Ya da bir şeylerden gitsem ben. Küçücük bir valiz hazırlarım yüreğime, Zamanı ömürle değiştirmek vaktidir demek ki. Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki Piri Reis haritası gibiyim.Dışım'la o kadar meşguller ki, içimi gören yok!
Cancağızım! Sana, her gün bakıp yüzünü çevirdiğin aynandan sesleniyorum, gözlerinin içine bakıyorum, buradayım, tam karşında, artık yalnız değilsin, artık yalnız değilim, artık dostuz. Sanki böyle bahçendeki erik ağacı çiçek açmış da sen karpuza aş eriyormuşsun gibi bi duygu bu... Hoş geldin madem! (Yazdıklarım bana aittir çalmayın, adımla beraber paylaşın olur mu canlarım.) Cemre.Y. #Tipinifavladığım
3 Şubat 2019 Pazar
Artık Acıtmıyor Kayıplar
Labels:
acı,
dünya,
eski,
fark,
kader,
küçücük,
küfür,
nicedir,
oysa,
ömrüm,
ömür,
sonunda,
vakit,
valiz,
yüreğim,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Bugün Pazar
| ...Bugün Pazar... "Sana ninniler fısıldadığım akşamın sabahındayız sevdiceğim, Bugün pazar ve sen sabaha yeni uyanmaktasın. Günaydın uykulu kirpiklerini tel tel öptüğüm." diyeceğim sana. Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
2 Şubat 2019 Cumartesi
Toprak Suya Hep Hasret
...Toprak Suya Hep Hasret...
Yürek denen şey...
Saniyede bir kalp atışıyken,
Meğerki ömrüne aşk-ı sevda yüklenmiş!
Bir de üstüne vuslatsız hasretler eklenmiş de
Kurak topraklara serilmiş içinin içi...
O halde biline ki...
Toprak güneşe hasret değil,
Toprak adı değişen çiçeklere hasret değil,
Toprak yürekse suya hasret!
Ki su...
Yağmur yağmur yağmalıydı,
Su...
Hiçbir insanın içinin içinden,
Gözünün özünden içinden içe akmamalıydı.
Yani bizde toprak hep suya hasret!
Ve bu bir kalp değil!
Yürek bu yürek.
Yani toprak suya hep hasret!
Cemre.Y.
Yürek denen şey...
Saniyede bir kalp atışıyken,
Meğerki ömrüne aşk-ı sevda yüklenmiş!
Bir de üstüne vuslatsız hasretler eklenmiş de
Kurak topraklara serilmiş içinin içi...
O halde biline ki...
Toprak güneşe hasret değil,
Toprak adı değişen çiçeklere hasret değil,
Toprak yürekse suya hasret!
Ki su...
Yağmur yağmur yağmalıydı,
Su...
Hiçbir insanın içinin içinden,
Gözünün özünden içinden içe akmamalıydı.
Yani bizde toprak hep suya hasret!
Ve bu bir kalp değil!
Yürek bu yürek.
Yani toprak suya hep hasret!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Papatyalar
...Papatyalar...
Nicedir papatyalara da küsmüştüm oysa.
Günler, güneş güzeli aydınlıklara doğmaya başladıkça
Umudum da artar oldu mutluluğa dair.
Kim bilir belki bir gün,
Güne gözlerimi açtığımda
Kahveyi iki kişilik yapar, iki kişi uyanırız geleceklerimize!
Cemre.Y.
Nicedir papatyalara da küsmüştüm oysa.
Günler, güneş güzeli aydınlıklara doğmaya başladıkça
Umudum da artar oldu mutluluğa dair.
Kim bilir belki bir gün,
Güne gözlerimi açtığımda
Kahveyi iki kişilik yapar, iki kişi uyanırız geleceklerimize!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
1 Şubat 2019 Cuma
Kimsesiz
…Kimsesiz…
Yitik bir çocuğun…
Çaresiz çığlıklarıydı bana sunulan hayat!
O kadar korkmuştum,
O kadar bıkmıştım,
O kadar yorulmuştum ki
Melek adamlı şeytan kanatlılardan.
Sesimin feryatlarının çokluğundan…
Nicedir unutmuşum
Annemin karnındaki cenin sessizliğimi.
Yitik bir çocuğun…
Çaresiz çığlıklarıydı bana sunulan hayat!
O kadar çok avaz avaz ağlamışım ki
Fısıltılarıyla bana ulaşmaya çalışan
O hiç kimsesiz çocuğu hiç duyamamışım.
Cemre.Y.
Yitik bir çocuğun…
Çaresiz çığlıklarıydı bana sunulan hayat!
O kadar korkmuştum,
O kadar bıkmıştım,
O kadar yorulmuştum ki
Melek adamlı şeytan kanatlılardan.
Sesimin feryatlarının çokluğundan…
Nicedir unutmuşum
Annemin karnındaki cenin sessizliğimi.
Yitik bir çocuğun…
Çaresiz çığlıklarıydı bana sunulan hayat!
O kadar çok avaz avaz ağlamışım ki
Fısıltılarıyla bana ulaşmaya çalışan
O hiç kimsesiz çocuğu hiç duyamamışım.
Cemre.Y.
Labels:
adam,
anne,
avaz,
çare,
çığlık,
fısıltı,
hayat,
Hiç kimse,
kimsesiz,
nicedir,
sessiz,
şeytan,
yama
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
30 Ocak 2019 Çarşamba
Zaman
...Zaman...
Baktım da şöyle bir geçmişime,
Zaman...
Ayarı bozulmuş bir sarkacın gölgesine saklanmış,
O yaramaz çocuğun bütün misketlerimi çalıp,
Kayışı kopmuş zemberek hali gibi hızla geçmekte.
Karşımdaki adamın artık uzayan sakalları,
Yer yer kırlaşmış çoktan!
Saçlarına kırağı yağmış ben görmeyeli.
Halil İbrahim sofrasını da yese
Hep incecik kalan bedeninde
İhtiyar göbeği oluşmuş ben görmeyeli.
Fakat ne vakit karşıma geçip bir hikaye anlatacak olsa!
Hala arsız bir deli kanlı gibi kahkahalarla sırıtmakta.
O güldükçe gözlerinin içi öbek öbek gülmekte umursuzca!
Kızmadım bu sefer, kırılmadım, gücenmedim de,
Meğerki divanına durup
El sürdüğü Kabe bile onu adam edip büyütemediyse.
Meğerki onun da olmayasıca mizacı böyle.
Saygıda kusur etmedim yine de,
Sırf Kabe'ye el sürmüş diye elinin içini de öptüm hani!
Artık gelenin de geçenin de benimle değil mizanı.
Gördüm ki yaradan da artık,
Her onun divanına yanaşıp şeytanı taşlayanın,
Öyle nur falan yağdırmıyor yüzüne.
Selamını yollamış bana aldım kabul ettim.
Zira adam,
Nuru pak cennetlik dönseydi ona daha çok gücenecektim.
Yüreğime sardım selamını ve de sevgisini,
Çok tatlı şeyler sevmiyorum diye,
Peygamber efendimizin diktiği
Hurma ağacının torunlarından yollamış bana,
Tam da ağzımın tadına göre, ne çok tatlı, ne de tatsız!
Teşekkür ve şükür ettim.
Doğduğum günden itibaren, tam da artık tam zamanıyken,
Kendim dahil her şeyi canı gönülden,
Tam ciğerimin içinden Allah'ımı bile affettim.
Cemre.Y.
Baktım da şöyle bir geçmişime,
Zaman...
Ayarı bozulmuş bir sarkacın gölgesine saklanmış,
O yaramaz çocuğun bütün misketlerimi çalıp,
Kayışı kopmuş zemberek hali gibi hızla geçmekte.
Karşımdaki adamın artık uzayan sakalları,
Yer yer kırlaşmış çoktan!
Saçlarına kırağı yağmış ben görmeyeli.
Halil İbrahim sofrasını da yese
Hep incecik kalan bedeninde
İhtiyar göbeği oluşmuş ben görmeyeli.
Fakat ne vakit karşıma geçip bir hikaye anlatacak olsa!
Hala arsız bir deli kanlı gibi kahkahalarla sırıtmakta.
O güldükçe gözlerinin içi öbek öbek gülmekte umursuzca!
Kızmadım bu sefer, kırılmadım, gücenmedim de,
Meğerki divanına durup
El sürdüğü Kabe bile onu adam edip büyütemediyse.
Meğerki onun da olmayasıca mizacı böyle.
Saygıda kusur etmedim yine de,
Sırf Kabe'ye el sürmüş diye elinin içini de öptüm hani!
Artık gelenin de geçenin de benimle değil mizanı.
Gördüm ki yaradan da artık,
Her onun divanına yanaşıp şeytanı taşlayanın,
Öyle nur falan yağdırmıyor yüzüne.
Selamını yollamış bana aldım kabul ettim.
Zira adam,
Nuru pak cennetlik dönseydi ona daha çok gücenecektim.
Yüreğime sardım selamını ve de sevgisini,
Çok tatlı şeyler sevmiyorum diye,
Peygamber efendimizin diktiği
Hurma ağacının torunlarından yollamış bana,
Tam da ağzımın tadına göre, ne çok tatlı, ne de tatsız!
Teşekkür ve şükür ettim.
Doğduğum günden itibaren, tam da artık tam zamanıyken,
Kendim dahil her şeyi canı gönülden,
Tam ciğerimin içinden Allah'ımı bile affettim.
Cemre.Y.
Labels:
adam,
affet,
beden,
bu sefer,
ciğer,
deli,
etme,
geçmiş,
gölge,
hikaye,
ihtiyar,
karşı,
meğer,
misk-i amber,
selam,
şeytan,
vakit,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
29 Ocak 2019 Salı
İnsanları Özlüyorum Ömrümün Ruhunu Bilmeyen İnsanları
…İnsanları Özlüyorum Ömrümün Ruhunu Bilmeyen İnsanları…
Bir insanın hayatındaki tesadüfler asla tesadüf değildir!
Sizce de öyle değil mi?
Film repliği gibi oldu ama öyle esiyor ruhum bu akşam.
Film repliği olan şu cümle misal;
"Üst üste…
Hep aynı yerden,
Hiç durmadan açılan bir yara!"
Ne kadar da kabullenişe hazır bir cümle oysa!
İnsanları özlüyorum epeydir, ömrümün ruhunu bilmeyen insanları.
İnsanları özlüyorum ve şefkat dolu seslerini.
Ama yüreğim ne vakit bir insana çarpsa!
Hep bir yürek yanılgısı yakınmaları.
Ne kadar çok yormuşum insanları ah yüreğimin yıkıntılarından!
Artık ne hatırlamak, ne hatırlatmak!
Ne duymak, ne duyurmak, ne de görmek istemiyorum!
Soran olursa ben artık, çocukluğumdan kalma
Tek kare incecik dilimli üzümlü keki de artık sevmiyorum.
Ama insanları özlüyorum hala, ömrümün içini bilmeyen insanları!
Mesela, bir hafta sonu akşamındaki İstiklal Caddesi insanlarını,
Misal bir bahar akşamı, salacaktan Kız Kulesine bakıp,
Karşıdan karşıya geçer gibi sevmeyi, denemek isteyen,
Oraya kadar…
Sadece tavanındaki Piri Reis haritasını görmeye giden insanları!
Cemre.Y.
Bir insanın hayatındaki tesadüfler asla tesadüf değildir!
Sizce de öyle değil mi?
Film repliği gibi oldu ama öyle esiyor ruhum bu akşam.
Film repliği olan şu cümle misal;
"Üst üste…
Hep aynı yerden,
Hiç durmadan açılan bir yara!"
Ne kadar da kabullenişe hazır bir cümle oysa!
İnsanları özlüyorum epeydir, ömrümün ruhunu bilmeyen insanları.
İnsanları özlüyorum ve şefkat dolu seslerini.
Ama yüreğim ne vakit bir insana çarpsa!
Hep bir yürek yanılgısı yakınmaları.
Ne kadar çok yormuşum insanları ah yüreğimin yıkıntılarından!
Artık ne hatırlamak, ne hatırlatmak!
Ne duymak, ne duyurmak, ne de görmek istemiyorum!
Soran olursa ben artık, çocukluğumdan kalma
Tek kare incecik dilimli üzümlü keki de artık sevmiyorum.
Ama insanları özlüyorum hala, ömrümün içini bilmeyen insanları!
Mesela, bir hafta sonu akşamındaki İstiklal Caddesi insanlarını,
Misal bir bahar akşamı, salacaktan Kız Kulesine bakıp,
Karşıdan karşıya geçer gibi sevmeyi, denemek isteyen,
Oraya kadar…
Sadece tavanındaki Piri Reis haritasını görmeye giden insanları!
Cemre.Y.
Labels:
akşam,
cadde,
cümle,
film,
harita,
insan,
İstiklal Caddesi,
karşı,
kız kulesi,
ne kadar,
oysa,
ömrüm,
öyle,
piri reis,
ruhum,
şefkat,
tavan,
yara,
yüreğim
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Bu Sefer
...Bu Sefer...
Nicedir gri bir şehrin,
Hep aynı renk
Kalın ve yüksek duvarlarından
Kıpkırmızı yürek sızılarımı yolluyordum geleceğime!
Hani ne vakit benden bir gidenim olsa
Bir daha dönmezdi ya buralara...
Bu sefer öyle olmadı işte!
Geleceğim,
Geçmişimle yüzleşti.
Çok şükür bu sefer,
Gidenler'imin hepsi geri geldi.
Kalbimde kelebek kanatları süzülüyor şimdi.
Şimdilik, çok şükür hepsi geldi ya!
Fakat...
İçlerinden biriyle göz göze gelmeye hazır değilim daha.
Kim bilir bu sefer...
Bana nasıl bakacak katarakta doğru yol alan o yaşlı gözleri.
Sonunda buldu mu acaba kendi cennetinin izlerini?
Cemre.Y.
Nicedir gri bir şehrin,
Hep aynı renk
Kalın ve yüksek duvarlarından
Kıpkırmızı yürek sızılarımı yolluyordum geleceğime!
Hani ne vakit benden bir gidenim olsa
Bir daha dönmezdi ya buralara...
Bu sefer öyle olmadı işte!
Geleceğim,
Geçmişimle yüzleşti.
Çok şükür bu sefer,
Gidenler'imin hepsi geri geldi.
Kalbimde kelebek kanatları süzülüyor şimdi.
Şimdilik, çok şükür hepsi geldi ya!
Fakat...
İçlerinden biriyle göz göze gelmeye hazır değilim daha.
Kim bilir bu sefer...
Bana nasıl bakacak katarakta doğru yol alan o yaşlı gözleri.
Sonunda buldu mu acaba kendi cennetinin izlerini?
Cemre.Y.
Labels:
bu sefer,
cennet,
duvar,
geçmiş,
gri,
kalbim,
kelebek,
kim bilir,
nicedir,
öyle,
renk,
sızı,
sonunda,
vakit,
yürek
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
28 Ocak 2019 Pazartesi
Koku
...Koku...
Teninin, terinin kokusundan tanıyacağım onu.
Usulca koyacağım yorgun başımı omuzuna.
Gözlerime mil çekilmiş gibi,
Ondan başkasını görmeyeceğim rüyalarımda bile.
Yüreğinin atışından tanıyacağım onu.
Usulca sarılacağım göğsüme bastıra bastıra.
Cemre.Y.
Teninin, terinin kokusundan tanıyacağım onu.
Usulca koyacağım yorgun başımı omuzuna.
Gözlerime mil çekilmiş gibi,
Ondan başkasını görmeyeceğim rüyalarımda bile.
Yüreğinin atışından tanıyacağım onu.
Usulca sarılacağım göğsüme bastıra bastıra.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
27 Ocak 2019 Pazar
Çok Yoruldum
| …Çok Yoruldum… Artık hiç kimseyi… Hiçbir şeyi beklemediği zaman duruluyor insan. Sıfır insan, Sıfır beklenti, Sıfır hayal kırıklığı. Her şey gerçekten güzel de Ah şu geceler olmasa! Şurada bir sancı var... Sol göğsümün altında, Hani çocukluğumda olsa, Rahmetli annem öpeyim de geçsin derdi ya, Artık ne ben küçük bir kız çocuğuyum Ne de bir annem var! Zaman acımasızca çeviriyor çarklarını Ve ben kimsesizlikten de çok yoruldum. Cemre.Y. |
Labels:
acı,
anne,
çocuk,
gece,
hayal,
her şey,
Hiç kimse,
hiçbir şey,
insan,
kız çocuğu,
kimsesiz,
rahmetli,
sancı,
yoruldum,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Geldin Mi?
…Geldin Mi?...
Hüma hanım ile Mahur bey eski bir radyo frekansında buluştular.
Yine yanık bir hüzzam kalmış masada.
Kol düğmelerine gerek kalmamış bir sevdanın en ayrıntısında.
Kırık kalpler durağında artık bekleyen kalmamış,
Kalmışsa da hiç uğramadım, acizlik kadar da zavallılığıma!
Avaz avaz bağıra çağıra haykırdım, yazdım evet de!
Hiçbir zaman diliminde kendime acımak aklıma gelmedi.
Seviyorum ben kendimi.
Hem de her yoksulluğuma,
Hem de her yoksunluğuma rağmen.
Öyle şarkıdaki gibi bitmiyor her şey…
Ne "O mahur beste çalar Müjganla ben ağlaşırız!"
Ne de "İki küçük, kol düğmesi…"buluşamadı birbirleriyle.
Geldin mi?
E hoş geldin efendim!
Sorgulamayacağım bundan gayrı!
Kim, kime geç kalmış,
Kim, kime erken!
Geldin mi?
E hoş geldin efendim!
Ama, sen bana bir, kal be!
Cemre.Y.
Hüma hanım ile Mahur bey eski bir radyo frekansında buluştular.
Yine yanık bir hüzzam kalmış masada.
Kol düğmelerine gerek kalmamış bir sevdanın en ayrıntısında.
Kırık kalpler durağında artık bekleyen kalmamış,
Kalmışsa da hiç uğramadım, acizlik kadar da zavallılığıma!
Avaz avaz bağıra çağıra haykırdım, yazdım evet de!
Hiçbir zaman diliminde kendime acımak aklıma gelmedi.
Seviyorum ben kendimi.
Hem de her yoksulluğuma,
Hem de her yoksunluğuma rağmen.
Öyle şarkıdaki gibi bitmiyor her şey…
Ne "O mahur beste çalar Müjganla ben ağlaşırız!"
Ne de "İki küçük, kol düğmesi…"buluşamadı birbirleriyle.
Geldin mi?
E hoş geldin efendim!
Sorgulamayacağım bundan gayrı!
Kim, kime geç kalmış,
Kim, kime erken!
Geldin mi?
E hoş geldin efendim!
Ama, sen bana bir, kal be!
Cemre.Y.
Labels:
acı,
avaz,
bekle,
hoş geldin,
kalp,
öyle,
radyo,
sevda,
seviyorum,
şarkı,
yanık,
yoksun,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
26 Ocak 2019 Cumartesi
Karşılaştığımızda
...Karşılaştığımızda...
Mutluluğu, nerede görsem tanırım!
O kadar çok hayalimdi ki.
Karşılaştığımızda, hiç yabancılık çekmeyiz merak etme!
Gözleri gözlerimin ışığında yansıdığı anda...
Daha da şiir yazmam gayrı, siz hiç mutlu şiir, gördünüz mü?
Cemre.Y.
Mutluluğu, nerede görsem tanırım!
O kadar çok hayalimdi ki.
Karşılaştığımızda, hiç yabancılık çekmeyiz merak etme!
Gözleri gözlerimin ışığında yansıdığı anda...
Daha da şiir yazmam gayrı, siz hiç mutlu şiir, gördünüz mü?
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kurutulmuş Güller
...Kurutulmuş Güller...
Sevenle sevilenin üçüncü şahıslarca aldatıldığı bu dünyada,
Kurutulmuş güllerle, papatyalar biriktiriyordum kitap aralarında.
Ne vakit bir dost eline ihtiyaç duysam,
Ne zaman sıcacık bir yüreğe hasret kalsam.
Açarım ömür kitabımın kapağını,
Usul usul okurum yazdığım şiirlerimi.
Arada bir elim gider kurumuş güllere, papatyalara ama
Zaten yeterince yıpranmışlar toz olmasından korkarım.
Cemre.Y.
Sevenle sevilenin üçüncü şahıslarca aldatıldığı bu dünyada,
Kurutulmuş güllerle, papatyalar biriktiriyordum kitap aralarında.
Ne vakit bir dost eline ihtiyaç duysam,
Ne zaman sıcacık bir yüreğe hasret kalsam.
Açarım ömür kitabımın kapağını,
Usul usul okurum yazdığım şiirlerimi.
Arada bir elim gider kurumuş güllere, papatyalara ama
Zaten yeterince yıpranmışlar toz olmasından korkarım.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
25 Ocak 2019 Cuma
Ömrümün Son Çeyreği
...Ömrümün Son Çeyreği...
Gelmeyecek belli.
Daha ne kadar yaşayacağım tanrım diye diye
Geçti gitti emsal biçilen ömrümün yarısından çoğu.
Şimdilerde ömrümün son çeyreğindeyim ey hayat!
Artık yoruldum beklemekten,
Yüzüm, gözüm, ellerim,
İlle de yüreğim talan edilerek terk edilmiş yangın yeri.
Gelmeyecek belli.
Vuslata dair bütün mektuplarım,
Adresini bulamayan şiirlerimin posta kutusunda şimdi.
Gelmeyecek belli.
Gelseydi şimdiye kadar gelirdi.
Kırgın gözlerin son umut kırıntılarıyla,
Buğulu pencerelerden bakıp durmanın anlamı da bitti.
Eskisi kadar sabrım da, gücüm de, hayalim de kalmadı ki.
Zaten misal biçilen ömrüme kalan vakit, ömrümün son çeyreği.
Artık gidelim mi?
Cemre.Y.
Gelmeyecek belli.
Daha ne kadar yaşayacağım tanrım diye diye
Geçti gitti emsal biçilen ömrümün yarısından çoğu.
Şimdilerde ömrümün son çeyreğindeyim ey hayat!
Artık yoruldum beklemekten,
Yüzüm, gözüm, ellerim,
İlle de yüreğim talan edilerek terk edilmiş yangın yeri.
Gelmeyecek belli.
Vuslata dair bütün mektuplarım,
Adresini bulamayan şiirlerimin posta kutusunda şimdi.
Gelmeyecek belli.
Gelseydi şimdiye kadar gelirdi.
Kırgın gözlerin son umut kırıntılarıyla,
Buğulu pencerelerden bakıp durmanın anlamı da bitti.
Eskisi kadar sabrım da, gücüm de, hayalim de kalmadı ki.
Zaten misal biçilen ömrüme kalan vakit, ömrümün son çeyreği.
Artık gidelim mi?
Cemre.Y.
Labels:
adres,
bekle,
buğu,
eski,
geçti,
gidelim,
gitti,
gözüm,
hayal,
hayat,
kırgın,
ömrüm,
şiir,
tanrı,
umut,
vuslat,
yangın,
yoruldum,
yüreğim
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
24 Ocak 2019 Perşembe
Cuma Namazı
...Cuma Namazı...
Yarın cuma namazını kaçırmayacaksın misal!
Dualar edeceksin bizi yaratanımıza, zahirin ve de ahirin için.
Üstelik de en cennetlik camide kılacaksın ya o namazı!
Kendince nur-u pak… apak olacakmışsın da tek mesele benmişim.
Hani bu dünyada güçlülerin dünyasına göre kurulmuş ya mizan!
Hani kazık da çakamıyoruz bu dünya ya, hepimiz öleceğiz!
Hani, "Kul hakkıyla gelmeyin demiş ya yaradan, ben seni de affettim!
Lakin gözümün ve içinden akan yaşların şahitliğine karışamam,
Zira sebeplerimin en başı sensin!"
Cemre.Y.
Yarın cuma namazını kaçırmayacaksın misal!
Dualar edeceksin bizi yaratanımıza, zahirin ve de ahirin için.
Üstelik de en cennetlik camide kılacaksın ya o namazı!
Kendince nur-u pak… apak olacakmışsın da tek mesele benmişim.
Hani bu dünyada güçlülerin dünyasına göre kurulmuş ya mizan!
Hani kazık da çakamıyoruz bu dünya ya, hepimiz öleceğiz!
Hani, "Kul hakkıyla gelmeyin demiş ya yaradan, ben seni de affettim!
Lakin gözümün ve içinden akan yaşların şahitliğine karışamam,
Zira sebeplerimin en başı sensin!"
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Siz Hiç, Hiç Kimsesiz Kalmadınız Ki
...Siz Hiç, Hiç Kimsesiz Kalmadınız Ki...
Siz...
İnsanın ezilince,
Üzülünce,
Kırılınca, başını yaslayıp doyasıya ağlayabileceği bir omuz...
Siz...
İnsanın çaresizlik hissettiğinde
Sırtını güvenle yaslayabileceği birinin olmaması ne demek bilir misiniz?
Sabahında güne umutla başlamışken,
Aynı günün akşamında,
Gözünüzün tuzlu yaşını yudumlamak ne demek bilir misiniz?
Bilemezsiniz!
Siz hiç...
Siz hiç, hiç kimsesiz kalmadınız ki,
Nereden bileceksiniz?
Ne de olsa hayat denen bu anlamsız ömür,
Hep bana üvey evlat muamelesi görüyor!
Cemre.Y.
Siz...
İnsanın ezilince,
Üzülünce,
Kırılınca, başını yaslayıp doyasıya ağlayabileceği bir omuz...
Siz...
İnsanın çaresizlik hissettiğinde
Sırtını güvenle yaslayabileceği birinin olmaması ne demek bilir misiniz?
Sabahında güne umutla başlamışken,
Aynı günün akşamında,
Gözünüzün tuzlu yaşını yudumlamak ne demek bilir misiniz?
Bilemezsiniz!
Siz hiç...
Siz hiç, hiç kimsesiz kalmadınız ki,
Nereden bileceksiniz?
Ne de olsa hayat denen bu anlamsız ömür,
Hep bana üvey evlat muamelesi görüyor!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
23 Ocak 2019 Çarşamba
Yorgun Kırgınlıklardan Geçiyorum Sevdiğim
...Yorgun Kırgınlıklardan Geçiyorum Sevdiğim...
Yorgun kırgınlıklarda geçiyorum sevdiğim,
Sana kavuşmama az daha dünya yılım kaldı.
Şimdilerde...
Bu dünyaya ait zamanıma gelecek mektupları bırakmaktayım.
Okuyacaklar merak etme!
Sen de okuyacaksın.
Bugün değilse de sonra!
Kesin, okuyacaklar!
Sen de okuyacaksın.
Sana kavuştuğum an olur kim bilir?
Delikli fötr şapkalarını önlerine koyup,
Düşünce çakıllarını çalıştırırlar mı, onu bilemem işte!
Hoş...
Sen kimsin onu bile bilemiyorum ki,
Bu dünyaya uyarlanmış beynimle!
Varlığından eminim!
Ama kim'sin o kesin değil işte!
Bence sen beni bul, bu saatten sonra.
Artık bize göre saat, vakit, ne demekse!
Şimdilerde...
Yorgun kırgınlıklardan geçiyorum sevdiğim...
Bu dünyaya ait zamanıma,
Gelecek mektupları bırakmaktayım.
Ey insan oğulları, ey ki insan evlatları!
Ben...
Hiç kimsenin...
Kurduğu aynı hayalin hayaleti olamadım!
Aynı oyunların girdabında savrulamadım bir türlü,
Beceremedim ben, insan bile olamayan o, milyonlarca siz'le,
Aynı kafesin içinde yoğrulmayı!
Ve de...
Türlü yalan dolanlarla elde ettiğiniz sanal sevinçlerle,
Gerçek olduğuna inandığınız o, mutluculuk oyunlarınızı oynamayı.
Pişman mıyım?
Asla!
Zira hangi kimliğinize bürünsem,
Aynaya bakan yüzüm ben olmayacaktı.
Olamadı.
Benim savaşım...
Bir dünya dolusu,
Kafesi hayallerce süslü insan maskesiyle değil!
Benim hesabım...
Sadece...
Kendimle ve de beni buraya sorgusuz gönderen
13.gezegenimin sahibiyle!
Çünkü biz...
Birkaç silüet...
İlk'in cezalısı bir dünyalı sanıyorduk kendimizi!
İlk...
Cennet'ti.
İkincisi genlerimizin suçlu oluşu sebebiyle,
Kovulduğumuz dünya!
Ama burası benim dünyam değil!
Çünkü asla anlamlandıramıyorum,
Size ait bu dünyaya neden sınav için geldiğimi!
Çok ama çok eminim ki ben...
Cehennemi hak edecek tek bir günah işlemedim!
Yaradan ki!
Beni ilk adam'a Adem'e meyl ettirip,
Meğerki,
"Ol!" emredip,
Beni de, ben oldurmaya üşenip ki,
Onun kaburga kemiğinden yaratmış madem,
Ulan!
Sormazlar mı insan oğlu/kızına!
Bir Adem,
Bir sen varsın, bir de Havva ana!
Şeytan senin neyine?
Ki...
Yaradan'ın "Ol!" deyince...
Hani yarattığı o şeytan'ı da yok edebilme hükmü var!
Neyse...
Benim savaşım...
Bir dünya dolusu,
Kafesi hayallerce süslü insan maskesiyle değil!
Benim hesabım...
Sadece...
Kendimle ve de beni buraya sorgusuz gönderen
13.gezegenimin sahibiyle!
Çünkü biz...
Birkaç silüet...
İlk'in cezalısı bir dünyalı sanıyorduk kendimizi!
İlk...
Cennet'ti.
İkincisi genlerimizin suçlu oluşu sebebiyle,
Kovulduğumuz dünya!
Ama burası benim dünyam değil!
Hele ki daha ölürsem mekanım cennet olacak diye,
Kur-an'ı Kerimde yazılı yaşım olan,
Günahsız cennet olan o yaşımda.
Daha altı yaşımda!
Kurtulmak için direndim de,
Bütün ömrüm boyunca kurtuldum diye miydi?
Bunca bela!
O yaşımda...
Bağırsak yırtılmasından ölemediğim için mi yani,
Bu dünyadaki bunca c/eza'm!
Yoksa!
Ömrüme dahil olanların kaderi cehennem olsun diye,
Neden onların ömrüne alet ve de dahil olan ben olaydım ki?
Misal onlardan biri,
Şimdi umrede!
Mekke'n, Medine'n arası af diliyor,
Bir tilkiyi...
Sırf aç kalmış da...
Tavuklarınından birkaçını yemiş diye,
Ağaca asıp,
Derisini diri diri soyup,
Öylece,
Çırılçıplak salıvermişliğinden!
Sonra, sonra sıra gelecek bendeki günah meyillerine daha!
Kabul mü?
Yorgun kırgınlıklardan geçiyorum sevdiğim...
Sana kavuşmama az daha dünya yılı kaldı.
Şimdilerde...
Bu dünyaya ait zamanıma gelecek mektupları bırakmaktayım.
Okuyacaklar merak etme!
Bugün değilse de sonra!
Kesin, okuyacaklar!
Sen de okuyacaksın!
Sana kavuştuğum an olur kim bilir?
Delikli fötr şapkalarını önlerine koyup,
Düşünce çakıllarını çalıştırırlar mı, onu bilemem işte!
Hoş...
Sen kimsin onu bile bilemiyorum ki,
Bu dünyaya uyarlanmış beynimle!
Varlığından eminim ama kim'sin o kesin değil işte!
Bence sen beni bul bu saatten sonra.
Artık bize göre saat, vakit, ne demekse!
Yıllar boyunca saçlarımın kesimiyle uğraştım
Ve yıllar boyunca da rengiyle!
Yıllar boyunca gözlerimin rengiyle uğraştım
Ve de yıllar boyunca da kapaklarındaki far renkleriyle!
Öyle farklı bakabilirim sanıyordum bütün aynalara.
Ama ne yapsam ne etsem değişmiyordu,
Her sabah aynaya gülümserken dahi baksam,
İçindeki o kız çocuğunun kırılgan kanatları aynıydı hep!
Ben...
Bendim işte...
Bu saatten sonra da değiştiremem!
Sizi...
Boğazıma bir yumru tıkandı şu an ama...
Evet...
Sizi...
Hepinizi...
Ait olduğunuz dünya normlarınızdaki kafesinize koyuyorum,
Ve ben gidiyorum toptan.
Affediyorum!
Fakat!
Siz de affedin beni lütfen!
Size dair değilim ben.
Yorgun kırgınlıklardan geçiyorum sevdiğim,
Sana kavuşmama az daha dünya yılım kaldı.
Şimdilerde...
Bu dünyaya ait zamanıma gelecek mektupları bırakmaktayım.
Okuyacaklar merak etme!
Sen de okuyacaksın.
Bugün değilse de sonra!
Kesin, okuyacaklar!
Sen de okuyacaksın.
Sana kavuştuğum an olur kim bilir?
Delikli fötr şapkalarını önlerine koyup,
Düşünce çakıllarını çalıştırırlar mı, onu bilemem işte!
Ama...
Hangi dünyada olursa olsun,
Geçmiş ise madem!
Geçmiştir be!
Bulmak istersen, beni bul!
Ve sakın kaybolma bir yere!
Yeter be!
Cemre.Y.
Yorgun kırgınlıklarda geçiyorum sevdiğim,
Sana kavuşmama az daha dünya yılım kaldı.
Şimdilerde...
Bu dünyaya ait zamanıma gelecek mektupları bırakmaktayım.
Okuyacaklar merak etme!
Sen de okuyacaksın.
Bugün değilse de sonra!
Kesin, okuyacaklar!
Sen de okuyacaksın.
Sana kavuştuğum an olur kim bilir?
Delikli fötr şapkalarını önlerine koyup,
Düşünce çakıllarını çalıştırırlar mı, onu bilemem işte!
Hoş...
Sen kimsin onu bile bilemiyorum ki,
Bu dünyaya uyarlanmış beynimle!
Varlığından eminim!
Ama kim'sin o kesin değil işte!
Bence sen beni bul, bu saatten sonra.
Artık bize göre saat, vakit, ne demekse!
Şimdilerde...
Yorgun kırgınlıklardan geçiyorum sevdiğim...
Bu dünyaya ait zamanıma,
Gelecek mektupları bırakmaktayım.
Ey insan oğulları, ey ki insan evlatları!
Ben...
Hiç kimsenin...
Kurduğu aynı hayalin hayaleti olamadım!
Aynı oyunların girdabında savrulamadım bir türlü,
Beceremedim ben, insan bile olamayan o, milyonlarca siz'le,
Aynı kafesin içinde yoğrulmayı!
Ve de...
Türlü yalan dolanlarla elde ettiğiniz sanal sevinçlerle,
Gerçek olduğuna inandığınız o, mutluculuk oyunlarınızı oynamayı.
Pişman mıyım?
Asla!
Zira hangi kimliğinize bürünsem,
Aynaya bakan yüzüm ben olmayacaktı.
Olamadı.
Benim savaşım...
Bir dünya dolusu,
Kafesi hayallerce süslü insan maskesiyle değil!
Benim hesabım...
Sadece...
Kendimle ve de beni buraya sorgusuz gönderen
13.gezegenimin sahibiyle!
Çünkü biz...
Birkaç silüet...
İlk'in cezalısı bir dünyalı sanıyorduk kendimizi!
İlk...
Cennet'ti.
İkincisi genlerimizin suçlu oluşu sebebiyle,
Kovulduğumuz dünya!
Ama burası benim dünyam değil!
Çünkü asla anlamlandıramıyorum,
Size ait bu dünyaya neden sınav için geldiğimi!
Çok ama çok eminim ki ben...
Cehennemi hak edecek tek bir günah işlemedim!
Yaradan ki!
Beni ilk adam'a Adem'e meyl ettirip,
Meğerki,
"Ol!" emredip,
Beni de, ben oldurmaya üşenip ki,
Onun kaburga kemiğinden yaratmış madem,
Ulan!
Sormazlar mı insan oğlu/kızına!
Bir Adem,
Bir sen varsın, bir de Havva ana!
Şeytan senin neyine?
Ki...
Yaradan'ın "Ol!" deyince...
Hani yarattığı o şeytan'ı da yok edebilme hükmü var!
Neyse...
Benim savaşım...
Bir dünya dolusu,
Kafesi hayallerce süslü insan maskesiyle değil!
Benim hesabım...
Sadece...
Kendimle ve de beni buraya sorgusuz gönderen
13.gezegenimin sahibiyle!
Çünkü biz...
Birkaç silüet...
İlk'in cezalısı bir dünyalı sanıyorduk kendimizi!
İlk...
Cennet'ti.
İkincisi genlerimizin suçlu oluşu sebebiyle,
Kovulduğumuz dünya!
Ama burası benim dünyam değil!
Hele ki daha ölürsem mekanım cennet olacak diye,
Kur-an'ı Kerimde yazılı yaşım olan,
Günahsız cennet olan o yaşımda.
Daha altı yaşımda!
Kurtulmak için direndim de,
Bütün ömrüm boyunca kurtuldum diye miydi?
Bunca bela!
O yaşımda...
Bağırsak yırtılmasından ölemediğim için mi yani,
Bu dünyadaki bunca c/eza'm!
Yoksa!
Ömrüme dahil olanların kaderi cehennem olsun diye,
Neden onların ömrüne alet ve de dahil olan ben olaydım ki?
Misal onlardan biri,
Şimdi umrede!
Mekke'n, Medine'n arası af diliyor,
Bir tilkiyi...
Sırf aç kalmış da...
Tavuklarınından birkaçını yemiş diye,
Ağaca asıp,
Derisini diri diri soyup,
Öylece,
Çırılçıplak salıvermişliğinden!
Sonra, sonra sıra gelecek bendeki günah meyillerine daha!
Kabul mü?
Yorgun kırgınlıklardan geçiyorum sevdiğim...
Sana kavuşmama az daha dünya yılı kaldı.
Şimdilerde...
Bu dünyaya ait zamanıma gelecek mektupları bırakmaktayım.
Okuyacaklar merak etme!
Bugün değilse de sonra!
Kesin, okuyacaklar!
Sen de okuyacaksın!
Sana kavuştuğum an olur kim bilir?
Delikli fötr şapkalarını önlerine koyup,
Düşünce çakıllarını çalıştırırlar mı, onu bilemem işte!
Hoş...
Sen kimsin onu bile bilemiyorum ki,
Bu dünyaya uyarlanmış beynimle!
Varlığından eminim ama kim'sin o kesin değil işte!
Bence sen beni bul bu saatten sonra.
Artık bize göre saat, vakit, ne demekse!
Yıllar boyunca saçlarımın kesimiyle uğraştım
Ve yıllar boyunca da rengiyle!
Yıllar boyunca gözlerimin rengiyle uğraştım
Ve de yıllar boyunca da kapaklarındaki far renkleriyle!
Öyle farklı bakabilirim sanıyordum bütün aynalara.
Ama ne yapsam ne etsem değişmiyordu,
Her sabah aynaya gülümserken dahi baksam,
İçindeki o kız çocuğunun kırılgan kanatları aynıydı hep!
Ben...
Bendim işte...
Bu saatten sonra da değiştiremem!
Sizi...
Boğazıma bir yumru tıkandı şu an ama...
Evet...
Sizi...
Hepinizi...
Ait olduğunuz dünya normlarınızdaki kafesinize koyuyorum,
Ve ben gidiyorum toptan.
Affediyorum!
Fakat!
Siz de affedin beni lütfen!
Size dair değilim ben.
Yorgun kırgınlıklardan geçiyorum sevdiğim,
Sana kavuşmama az daha dünya yılım kaldı.
Şimdilerde...
Bu dünyaya ait zamanıma gelecek mektupları bırakmaktayım.
Okuyacaklar merak etme!
Sen de okuyacaksın.
Bugün değilse de sonra!
Kesin, okuyacaklar!
Sen de okuyacaksın.
Sana kavuştuğum an olur kim bilir?
Delikli fötr şapkalarını önlerine koyup,
Düşünce çakıllarını çalıştırırlar mı, onu bilemem işte!
Ama...
Hangi dünyada olursa olsun,
Geçmiş ise madem!
Geçmiştir be!
Bulmak istersen, beni bul!
Ve sakın kaybolma bir yere!
Yeter be!
Cemre.Y.
Labels:
asla,
cehennem,
cennet,
dünya,
düşün,
günah,
hayal,
insan,
kırgın,
merak,
mey,
mutlu,
pişman,
saat,
sevgilim,
şeytan,
vakit,
yalan,
yorgun,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
22 Ocak 2019 Salı
Küpe Çiçeği
...Küpe Çiçeği...
Rahmetli anam, çok severdi küpe çiçeklerini,
Bir de, hiç mi hiç kokusu olmamasına rağmen,
Pencere kenarlarına özenle yerleştirip,
Öpe koklaya, zambak kokulu çağrışımlarla,
Yasemin kokularını andıran koklamaları vardı,
Menekşeleri, petunyaları, ortancalarını.
Ne çok kıskanırdım onları!
Beni hiç öyle, bir kere olsun, öpe koklaya, sevmedi diye!
Ben menekşelerin hiç kokmadığını,
Rahmetli anam, rahmetli olduktan,
Haftalar sonra öğrendim misal!
Annem öleli aylar olmuş,
Menekşelerin...
Taç yaprakları solmaya meyl etmişken öğrendim.
Kökü solan'ın yaprağına,
Geç kalınmış suyun yetmeyeceğini de öğrenmiştim o gün.
Ben...
Şanslıydım bütün annemin sevdiği o çiçeklerden!
Rahmetli anam, şanslıydı bütün o bensiz mevsimlerinden.
En son...
Beni/bizi...
Benden sonraki kardeşimle beni..
İçine çeke çeke koklayarak gitmişti.
Biz, farkında olmadan o gün öğrenmiştik ilk defa!
Meğer,
Birimiz menekşe,
Diğerimiz sardunya'y mışız!
Aralara konuvermiş pembeli mutlu sonlar'lı hayaller lakin...
Sonları, küpe çiçeği olmuş, sonraları gözyaşı çiçeği...
Yani ya ot olmuş, ya sap!
Ya da üçüncü kardeşe birer yasak'a geçici iktisap!
Kıssadan hisse...
Hayat, hep birer dakikalık girdap!
Affediyorum!
Cemre.Y.
Rahmetli anam, çok severdi küpe çiçeklerini,
Bir de, hiç mi hiç kokusu olmamasına rağmen,
Pencere kenarlarına özenle yerleştirip,
Öpe koklaya, zambak kokulu çağrışımlarla,
Yasemin kokularını andıran koklamaları vardı,
Menekşeleri, petunyaları, ortancalarını.
Ne çok kıskanırdım onları!
Beni hiç öyle, bir kere olsun, öpe koklaya, sevmedi diye!
Ben menekşelerin hiç kokmadığını,
Rahmetli anam, rahmetli olduktan,
Haftalar sonra öğrendim misal!
Annem öleli aylar olmuş,
Menekşelerin...
Taç yaprakları solmaya meyl etmişken öğrendim.
Kökü solan'ın yaprağına,
Geç kalınmış suyun yetmeyeceğini de öğrenmiştim o gün.
Ben...
Şanslıydım bütün annemin sevdiği o çiçeklerden!
Rahmetli anam, şanslıydı bütün o bensiz mevsimlerinden.
En son...
Beni/bizi...
Benden sonraki kardeşimle beni..
İçine çeke çeke koklayarak gitmişti.
Biz, farkında olmadan o gün öğrenmiştik ilk defa!
Meğer,
Birimiz menekşe,
Diğerimiz sardunya'y mışız!
Aralara konuvermiş pembeli mutlu sonlar'lı hayaller lakin...
Sonları, küpe çiçeği olmuş, sonraları gözyaşı çiçeği...
Yani ya ot olmuş, ya sap!
Ya da üçüncü kardeşe birer yasak'a geçici iktisap!
Kıssadan hisse...
Hayat, hep birer dakikalık girdap!
Affediyorum!
Cemre.Y.
Labels:
anam,
anne,
çiçek,
gözyaşı,
kenar,
koku,
menekşe,
mevsim,
mey,
öyle,
özen,
pembe,
pencere,
rahmetli,
sonra,
yaprak,
yasak,
yasemin,
zambak
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Aşk
…Aşk…
O uyurken nefesini dinlemek,
Yüzündeki masum çocuğu seyretmek,
Dokunmak isterken…
Sırf uykusu bölünmesin diye dokunmamaktır aşk!
Cemre.Y.
O uyurken nefesini dinlemek,
Yüzündeki masum çocuğu seyretmek,
Dokunmak isterken…
Sırf uykusu bölünmesin diye dokunmamaktır aşk!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
21 Ocak 2019 Pazartesi
Ansızın
| …Ansızın… Ansızın, Aşk'a sızmalı mesela yeniden. Sen… Tam da… Vazgeçmelerin ramağındayken. Hiçbir şeyden… Haberi bile yokken! Ansızın... Sızı sızı sızmalı, Ruhuna ruhuna, en derinine. Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
20 Ocak 2019 Pazar
Sahi Senin Cennetin Neredeydi Sevdiğim?
...Sahi, Senin Cennetin, Neredeydi Sevdiğim?...
Bana sorsan...
Cennet...
Seninle bir bütün olduğum anların tümüydü,
Bana sorsan cennet!
Teninin, terinin kokusunu aldığım her andı.
Bana sorsan...
Bunca cehennem geçmişken insanlığımdan,
Cennet...
Senin dudaklarından nefes almaktı.
Şimdi ne sen aynı sensin...
Ne de ben aynı ben!
Siyah beyaz...
Yeşilçam filmi izler gibi bakıyorum geçmişime.
Araf'ta bir yerdeyim.
Sahi...
Sormayı unutmuşum biz, bizi yaşarken,
Sahi, senin cennetin, neredeydi sevdiğim?
Mutlu musun şimdi bari, kendine seçtiğin o...
Pişmanlıklarla dolu cehennem kızıllığında!
"Her şeye rağmen!" diye bir şey var bilir misin?
Ben'im o!
Her şeye rağmen...
Hiç pişman olmadım yaşamaktan!
Sahi, senin cennetin, neredeydi sevdiceğim?
Öldün mü yoksa hala cehennemde misin!
Oysa ben seni de...
Çoktan affettim!
Sahi, bayım!
Sormayı unuttum!
Sahici adınız neydi?
En azından şimdi mutlu musunuz!
Sahi, senin cennetin, neredeydi, sevdiğim?
Cemre.Y.
Bana sorsan...
Cennet...
Seninle bir bütün olduğum anların tümüydü,
Bana sorsan cennet!
Teninin, terinin kokusunu aldığım her andı.
Bana sorsan...
Bunca cehennem geçmişken insanlığımdan,
Cennet...
Senin dudaklarından nefes almaktı.
Şimdi ne sen aynı sensin...
Ne de ben aynı ben!
Siyah beyaz...
Yeşilçam filmi izler gibi bakıyorum geçmişime.
Araf'ta bir yerdeyim.
Sahi...
Sormayı unutmuşum biz, bizi yaşarken,
Sahi, senin cennetin, neredeydi sevdiğim?
Mutlu musun şimdi bari, kendine seçtiğin o...
Pişmanlıklarla dolu cehennem kızıllığında!
"Her şeye rağmen!" diye bir şey var bilir misin?
Ben'im o!
Her şeye rağmen...
Hiç pişman olmadım yaşamaktan!
Sahi, senin cennetin, neredeydi sevdiceğim?
Öldün mü yoksa hala cehennemde misin!
Oysa ben seni de...
Çoktan affettim!
Sahi, bayım!
Sormayı unuttum!
Sahici adınız neydi?
En azından şimdi mutlu musunuz!
Sahi, senin cennetin, neredeydi, sevdiğim?
Cemre.Y.
Labels:
affet,
araf,
bayım,
beyaz,
cehennem,
cennet,
dudak,
film,
her şey,
insan,
koku,
mutlu,
nefes,
pişman,
sevdiceğim,
sevdiğim,
siyah
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Bahar Kırıntıları
...Bahar Kırıntıları...
Bahar kırıntıları yollayacağım sabahlarına,
Kır çiçekleri gibi kokacak her yanın.
Yumuşacık bir rüzgar yollayacağım kulaklarına,
Güneşli bir yaz yağmuru gibi
Tam da özlediğimiz anda seni bana getirecek.
Cemre.Y.
Bahar kırıntıları yollayacağım sabahlarına,
Kır çiçekleri gibi kokacak her yanın.
Yumuşacık bir rüzgar yollayacağım kulaklarına,
Güneşli bir yaz yağmuru gibi
Tam da özlediğimiz anda seni bana getirecek.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
19 Ocak 2019 Cumartesi
Farkında Olmadan
| ...Farkında Olmadan... |
| Sol'unuza… |
| Çok abanmayın! |
| Zira orada... |
| Sadece atan bir kalp değil de, |
| Ha bire kırılıp duran bir yürek var? |
| Farkında olmadan... |
| Bir de siz kırmayın! |
| İşte tam da... |
| Bu sebeple... |
| Yalnızlıktan... |
| Bunca yakınırken sen! |
| Hep... |
| Sağ yanın üşür! |
| Çünkü, farkında olmadan hep sağ'dan ölünür. |
| Farkında olmadan, |
| Hücre hücre bölünürsün hem de! |
| Öldürmeyin kalbinizi ve de yüreğinizi! Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Sevdiceğim
...Sevdiceğim...
Saçlarına yıldızlar düşmüş sevdiceğim,
Sakallarının ucuna dolunay!
Kim bilir rüyalarında kimler misafir şimdi ki,
Gülümsüyorsun kendi kendine.
Benimse elimden dökülmekte yıldız tozları.
Oysa daha, sana ne çok şiir söyleyecektim.
Sen uyurken o güzelim kirpiklerine.
Gelseydin.
Sevseydin.
Kalsaydın bende ve de benimle!
Ah benim sevdiceğim!
Ben ne zaman...
Şu kabuslu yalnızlık zırhından soyunacağım?
Ne zaman, ihtimalinden dahi cayacaktım ki,
Yeni hayatlara soyunup, döküneydim?
Ah benim sevdiceğim!
Sen ne zaman, uyurken bile beni seveceksin?
Oysa sana dair'li, daha ne çok şiir biriktirmiştim.
Cemre.Y.
Sakallarının ucuna dolunay!
Kim bilir rüyalarında kimler misafir şimdi ki,
Gülümsüyorsun kendi kendine.
Benimse elimden dökülmekte yıldız tozları.
Oysa daha, sana ne çok şiir söyleyecektim.
Sen uyurken o güzelim kirpiklerine.
Gelseydin.
Sevseydin.
Kalsaydın bende ve de benimle!
Ah benim sevdiceğim!
Ben ne zaman...
Şu kabuslu yalnızlık zırhından soyunacağım?
Ne zaman, ihtimalinden dahi cayacaktım ki,
Yeni hayatlara soyunup, döküneydim?
Ah benim sevdiceğim!
Sen ne zaman, uyurken bile beni seveceksin?
Oysa sana dair'li, daha ne çok şiir biriktirmiştim.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Günaydın
| ...Günaydın... |
| Günaydın, koynunda gülümsemeler uyuttuğum. |
| Günaydın, kollarında en güzel rüyaları uyuttuğum. |
| Günaydın, günüm, güneşim, güzel günlerim. |
| Günaydın, sevdiğim, sevgilim, sevdiceğim. Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
18 Ocak 2019 Cuma
Hiç Yoktan
...Hiç Yoktan...
Ömrüme hayli uzunca gelen,
Kış yorgunu ömürlerimden sonra...
Şimdi tam da zemheri ayazlı,
Kara kış olması gereken mevsimdeyiz ya!
Hiç yoktan bahar rüzgarları esti bugün,
Yumuşacık güneş telleri kondurdu saçlarıma.
Hiç yoktan termometreler,
Mevsim normallerinin üstünde ısındı.
Hiç yoktan...
Akşamın bu saatinde,
Sokağımda oynaşan mutlu çocuk cıvıltıları doldu.
Ömrüme...
Daha kaç salisem kaldı bilmiyorum ama,
Yarısını çoktan geçtim kesin!
Şimdi tam da zemheri ayazlı,
Kara kış olması gereken mevsimdeyiz ya!
Hiç yoktan...
Zemheri'siz, yağmursuz, pus'suz, gri'siz bir gündü bugün!
Hiç yoktan...
Göğe baktım umutla, hem de çok uzun zamanlar sonra!
Hiç yoktan...
Nereye gittiği, nereden geldiği belirsiz bir uçağın,
Kanatları yarıyordu göğün mavisini,
Hem de bembeyaz bulutlu umutlarıyla.
Yüreğim "Sev Gitsin!" demedi bu sefer ilk defa!
Yüreğim...
"Sev, kalsın!" dedi hiç yoktan.
Öptüm yavrumun mevsimsiz lalelerinin bütün kanatlarından,
"Yaşıyorum lan!" dedim.
"Yaşıyorum, ölmedim daha,
Sev...
Kalsın."
Cemre.Y.
Ömrüme hayli uzunca gelen,
Kış yorgunu ömürlerimden sonra...
Şimdi tam da zemheri ayazlı,
Kara kış olması gereken mevsimdeyiz ya!
Hiç yoktan bahar rüzgarları esti bugün,
Yumuşacık güneş telleri kondurdu saçlarıma.
Hiç yoktan termometreler,
Mevsim normallerinin üstünde ısındı.
Hiç yoktan...
Akşamın bu saatinde,
Sokağımda oynaşan mutlu çocuk cıvıltıları doldu.
Ömrüme...
Daha kaç salisem kaldı bilmiyorum ama,
Yarısını çoktan geçtim kesin!
Şimdi tam da zemheri ayazlı,
Kara kış olması gereken mevsimdeyiz ya!
Hiç yoktan...
Zemheri'siz, yağmursuz, pus'suz, gri'siz bir gündü bugün!
Hiç yoktan...
Göğe baktım umutla, hem de çok uzun zamanlar sonra!
Hiç yoktan...
Nereye gittiği, nereden geldiği belirsiz bir uçağın,
Kanatları yarıyordu göğün mavisini,
Hem de bembeyaz bulutlu umutlarıyla.
Yüreğim "Sev Gitsin!" demedi bu sefer ilk defa!
Yüreğim...
"Sev, kalsın!" dedi hiç yoktan.
Öptüm yavrumun mevsimsiz lalelerinin bütün kanatlarından,
"Yaşıyorum lan!" dedim.
"Yaşıyorum, ölmedim daha,
Sev...
Kalsın."
Cemre.Y.
Labels:
akşam,
ayaz,
bahar,
bu sefer,
gri,
güneş,
hiç yok,
kara kış,
mevsim,
ömrüm,
rüzgar,
umut,
yağmur,
yorgun,
yüreğim,
zemheri
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
17 Ocak 2019 Perşembe
Kırılgan Şiirler
...Kırılgan Şiirler...
Elimde eskimeye yüz tutmuş mısralarım çoğaldıkça,
Heceleri aynı olmasa dahi zemheri, hep aynı zemheriyse,
Gecenin ayazı, hep aynı, ayazsa,
Üstelik mevsimi fark etmeden!
Yalancı bahar rüzgarları aynı ritüelde seyrediyor,
Denizin mehtabı aynı duyguları hissettiriyorsa,
Aşık bir kalbe ve yahut melankolik bir yüreğe!
Ne fark eder ki,
Ocak on yedi, yıl, iki bin on dokuz ise.
Ömrün her yanı...
Kırılgan şiirler işte ve üstelik...
Maya takvimine göre de kıyamet de çoktan kopmuş olmalıydı zira!
Buğulu camlardan,
Ufkunu göremediğim geleceğime bakmaktan sıkıldım.
Kelimelerimin dilinin rengini değiştirmeye karar verdim.
To be continued!
Cemre.Y.
Elimde eskimeye yüz tutmuş mısralarım çoğaldıkça,
Heceleri aynı olmasa dahi zemheri, hep aynı zemheriyse,
Gecenin ayazı, hep aynı, ayazsa,
Üstelik mevsimi fark etmeden!
Yalancı bahar rüzgarları aynı ritüelde seyrediyor,
Denizin mehtabı aynı duyguları hissettiriyorsa,
Aşık bir kalbe ve yahut melankolik bir yüreğe!
Ne fark eder ki,
Ocak on yedi, yıl, iki bin on dokuz ise.
Ömrün her yanı...
Kırılgan şiirler işte ve üstelik...
Maya takvimine göre de kıyamet de çoktan kopmuş olmalıydı zira!
Buğulu camlardan,
Ufkunu göremediğim geleceğime bakmaktan sıkıldım.
Kelimelerimin dilinin rengini değiştirmeye karar verdim.
To be continued!
Cemre.Y.
Labels:
ayaz,
bahar,
buğu,
deniz,
duygu,
eski,
etme,
fark,
gece,
hece,
karar,
kelime,
mevsim,
mısra,
şiir,
yalan,
zemheri
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
16 Ocak 2019 Çarşamba
Olmaz Mı
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kristal Yürekler
...Kristal Yürekler...
Sahi mi...
Şimdi mi nasılım?
Epeydir can kırıklarımdan oluşan, sırlı ayna parçalarından,
Kırılgan ciğer yontularından oluşan,
Kristal yürekler dolusu,
Güneş ışıltılarını topluyorum dünyadan.
Hiç üşenmeden de,
Her birine mütebessim eyliyorum.
Eski şiirlerimi yeni güneşe seriyor,
Sağlam kalan canlarımı topluyorum hayattan.
Antika Zetina marka bir dikiş makinesinin
Hayal kahvesinden yudumlayıp, Chopin'in open no:9 u eşliğinde,
Ömrüme yeni şiirli yamalar dikiyorum.
Epeydir yüreğimde kimseler mesken tutamıyor,
Kırk canlarımı toplarken bu dünyadan,
Yeni yaralarımın kan kokusu olmasın istiyorum kırk yamalı ömür bohçamda.
Cemre.Y.
Sahi mi...
Şimdi mi nasılım?
Epeydir can kırıklarımdan oluşan, sırlı ayna parçalarından,
Kırılgan ciğer yontularından oluşan,
Kristal yürekler dolusu,
Güneş ışıltılarını topluyorum dünyadan.
Hiç üşenmeden de,
Her birine mütebessim eyliyorum.
Eski şiirlerimi yeni güneşe seriyor,
Sağlam kalan canlarımı topluyorum hayattan.
Antika Zetina marka bir dikiş makinesinin
Hayal kahvesinden yudumlayıp, Chopin'in open no:9 u eşliğinde,
Ömrüme yeni şiirli yamalar dikiyorum.
Epeydir yüreğimde kimseler mesken tutamıyor,
Kırk canlarımı toplarken bu dünyadan,
Yeni yaralarımın kan kokusu olmasın istiyorum kırk yamalı ömür bohçamda.
Cemre.Y.
Labels:
ayna,
can kırıkları,
ciğer,
dünya,
eski,
güneş,
hayat,
ışıltı,
kahve,
koku,
ömür,
şiir,
yama,
yüreğim,
yürek
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
15 Ocak 2019 Salı
Anadan Üryan Yalnızlıklar
...Anadan Üryan Yalnızlıklar...
Anadan üryan yalnızlıklarım oldu benim.
Her biri yoğun yürek sancılı dönemlerimdi üstelik!
Zemheri ayazlı bahar gecelerindeydi çoğu.
Ya sesim çıkamasaydı,
O esrik ruhunu şeytana satmış canavarlar,
Makduliyetlerime meçhuliyetler yüklemeye çalışırlarken!
Anadan üryan kimsesizliklerim oldu benim.
Her biri yoğun terk edilmişlikli dönemlerimdi üstelik!
Saba rüzgarlı kış gecelerindeydi çoğu.
Peki ya yazamasaydım?
Uzun şiirlerimin giyotinli cümle aralarında
Harf harf doğrayamasaydım,
Ömrümün ayrık otlarını.
Şimdi hallerim nice olurdu kim bilir!
Anadan üryan sahipsizliklerim oldu benim.
Her biri yoğun ruhsal acılı dönemlerimdi üstelik!
Artmaya çabaladıkça yetememezliklerim,
Pes etmemeye inat ede ede...
En vazgeçemem sandıklarımdan cayışlarım!
Peki ya yazamasaydım?
Uzun şiirlerimin vuslata dair umutlu salıncaklarında,
Mısra mısra her yeni güne yeni hayaller sallandıramasaydım?
Ben hiç kimsemi öldürmeye kıyamadım bayım!
Ama siz, teker teker intihar edip bunu başarabilirsiniz!
Yeterince emin değilseniz,
Vicdanlarınızın aynalarına son bir kez daha bakın!
Yemin ederim,
Haklarımı son çığlığıma kadar, hepinize helal edeceğim.
Piç'likten, hiç'likten kurtardığım ömrümün ayrık otlarını,
Size söz, kurutup, anız otu diye yakacağım bütün yalnızlıklarımı.
Bir daha da şiir yazmayacağım!
Birkaç fırça alırım, bir tuval, palet vs.
Bir de ihtiyar yüreğime, yorgun yaşımı sallayacak bir sahil kenarı!
Cemre.Y.
Anadan üryan yalnızlıklarım oldu benim.
Her biri yoğun yürek sancılı dönemlerimdi üstelik!
Zemheri ayazlı bahar gecelerindeydi çoğu.
Ya sesim çıkamasaydı,
O esrik ruhunu şeytana satmış canavarlar,
Makduliyetlerime meçhuliyetler yüklemeye çalışırlarken!
Anadan üryan kimsesizliklerim oldu benim.
Her biri yoğun terk edilmişlikli dönemlerimdi üstelik!
Saba rüzgarlı kış gecelerindeydi çoğu.
Peki ya yazamasaydım?
Uzun şiirlerimin giyotinli cümle aralarında
Harf harf doğrayamasaydım,
Ömrümün ayrık otlarını.
Şimdi hallerim nice olurdu kim bilir!
Anadan üryan sahipsizliklerim oldu benim.
Her biri yoğun ruhsal acılı dönemlerimdi üstelik!
Artmaya çabaladıkça yetememezliklerim,
Pes etmemeye inat ede ede...
En vazgeçemem sandıklarımdan cayışlarım!
Peki ya yazamasaydım?
Uzun şiirlerimin vuslata dair umutlu salıncaklarında,
Mısra mısra her yeni güne yeni hayaller sallandıramasaydım?
Ben hiç kimsemi öldürmeye kıyamadım bayım!
Ama siz, teker teker intihar edip bunu başarabilirsiniz!
Yeterince emin değilseniz,
Vicdanlarınızın aynalarına son bir kez daha bakın!
Yemin ederim,
Haklarımı son çığlığıma kadar, hepinize helal edeceğim.
Piç'likten, hiç'likten kurtardığım ömrümün ayrık otlarını,
Size söz, kurutup, anız otu diye yakacağım bütün yalnızlıklarımı.
Bir daha da şiir yazmayacağım!
Birkaç fırça alırım, bir tuval, palet vs.
Bir de ihtiyar yüreğime, yorgun yaşımı sallayacak bir sahil kenarı!
Cemre.Y.
Labels:
acı,
ayaz,
ayna,
bahar,
gece,
Hiç kimse,
inat,
kim bilir,
kimsesiz,
ömrüm,
sahil,
sancı,
şeytan,
şiir,
vuslat,
yalnız,
yoğun,
yorgun,
yürek,
zemheri
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Aşk Mı, O Ne Ki?
...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...
-
...Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben... Ne zaman şiir kuşanacak olsam, Avuç içi kadar bir coğrafyaya, Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma! ...
-
...Öylece...Çekip Gitti... Biz! Birkaç güvercine mukabil razı olduk, "Sevdadandır." dedik. “İmkansızlıktan aşktandır” dedik. ...
-
…Gözlerin Diyorum Adam… Gözlerin diyorum adam gözlerin... Öyle b/akmasalardı yüreğime Şimdi böyle sana, Lal olabilir miydi dillerim... ...
-
...Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni... Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni; Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak. Yol'unmuş ...
-
...Gözlerin Diyorum Kadın... Gözlerin...diyorum kadın... İçi cehennem dışı cennetken! Gözlerin diyorum kadın! Annem gibi, kızım gibi, ...
-
...Lal-ü Aşk... Sevgilim... Lal-ü aşk yüklü, Bulutlar geçiyor ömrümüzden. Sanki hiç! Mey dolu ağzından, Dökülmemiş gibisin En ıssız,...
-
...Sevgilim... Yüreğinin gazellerini sakın savurma sevgilim! Bırak kalsınlar, daha ne kadar dağınıksan. Toparlanma öyle hemen, ben geldi...
-
…Misket… Çocukluğumun can kırıntılarında Benim bütün oyunlarda kazandığım misketlerim, Bir kavanozda doluydu Ve mahallenin bütün kö...
-
…Adını İfşa Etme Gizli Yarim… Adını ifşa etme gizli yarim, Ola ki seni, ben gibi sevemezlerse... Sana da, bana da kıyarlar! Etme sakı...
-
...Gelsin Artık... Hani ikindi sonrası vakitlerde, Çökmeye başlardı ya akşamın hüznü... Çoğunluğunda da, sessizliğin hüküm sürdüğü, Yür...





























