7 Kasım 2018 Çarşamba

Buseler

…Buseler…
"Acılarımın,
Yorgunluklarımın,
Bunalımlarımın,
Buhranlarımın,
Kararsızlıklarımın,
Yokluklarımın içindeki ışıksın,
Senin buselerinle geceye gözlerimi her kapatışımda
Senin buselerinle sabaha gözlerimi her açışımda.
Başka hiçbir şey olmuyor umurumda.
Umudum yeşilleniyor yeniden...
Yeniden doğuyorum hayata."diyeceğim o'na!
Cemre.Y.

6 Kasım 2018 Salı

Hatırla

…Hatırla…
Eski İstanbul'un yüksek yokuşlu,
Arnavut kaldırımlarını yürürken durup dinlendi kadın,
Şöyle bir ardına baktı,
Yorgunluğuna inat olsun diye bir sigara daha yaktı,
Dumanını üfledi.
Tıknaz tıkanıklı öksürük nöbetlerine bir yenisini daha ekledi.
Şimdi her şeyi ne kadar da net hatırlıyordu.
Oysa, ciğer yorgunluğunun asıl müsebbibi astım'a,
O en soğuk zemheri ayazlarından birindeki,
O gece yakalanmıştı daha sekiz aylıkken.
Kim bilir açlıktan mı,
Yoksa şefkatsizlikten mi, ya da sevgisizlikten mi bilinmez!
Sürekli ağlıyordu, tahta beşikteki ilk evlat ben, kız bebeyken,
Köy kahvesinden yine geç,
Yine zil zurna sarhoş dönmüştü babası,
Yine anasına musallat olmuştu,
Yine anason kokusuna gark olmuş,
Az önce göğsüne göğsüne vuran o cani adama,
Kan kusmalı mide bulantılarıyla,
Sevişmelere niyet eylemelere zorla karşılık bulmuştu çabası.
Tahta beşikteki kız sürekli ağlıyordu,
Anası yorgundu, anası biçare,
Adama rica da bulundu,
"N'olur şu beşiği biraz da sen sallasan,
Kız uyusa, ondan sonra…" diye!
İlk defa bir sözünü ikiletmemişti kocası.
Anası kim bilir kaç yüz yıldır yorgun, uyuyakalmıştı!
Sonra uzunca bir zamandan sonraki sessizlikten sonra,
Babası uyandırdı anasını,
"Hadi be hatun, bak dediğini yaptım,
Gaz lambası sönmek üzere!"
Aylar sonra nihayet,
Dayak yorgunluğunu dahi atmıştı kadın,
"Peki!" dedi,
"Hadi madem!"
Bütün yorgunluklar susunca sarmaş dolaş uyudular sonra,
Nihayetinde biri dövmekten,
Diğeri dövülmekten can çekişmeyteydi belli ki,
Tan yeri ağarmaya yakın ana uyandı rüyasından,
Nicedir ağlayan bebe nasıl olup da o gece susmuştu!
Uykulu gözleriyle elleri aradı tahta beşiği yoktu!
Gözünü açtı, tek oda bakla sofa evini taradı gözleri yoktu!
Hırsla babasını sarsaladı,
"Herif!
Kız nerede, en son sen sallamıştın!"
"Dışarıya çıkarttım onu!" demişti şuursuz!
"Ama sakın bana kızma, bak sustu!" demişti.
Anası onu bulduğunda,
Tahta beşiğinin üstü, kardan görünmez olmuştu.
Bebek üç gün süt emmemiş, üç gün ağlamamıştı.
Üç günün sonundaysa,
Kızamık olmuştu ve gözlerinin biri,
Diğerinden ayrı bakıyordu!
Beşinci gün anası dedesinin kapısına çoktan koyulmuştu.
Zaman sonra,
Kız bebek memeyi reddetmeye devam ettikçe anladılar ki
Anası o geceden yine gebeydi, üstelik ebe,
Bu sefer oğlan evlat müjdesi vermişti.
Araya aracılar kondu hemen, barıştırıldı aile birliği!
Hazır hatırlamaya başlamışken, bir sigara daha yaktı kadın,
Hatırladıkça büyüdüklerini sanan insanların aksine,
Hatırladıkça paralel evrenler arası,
Raks edip küçülüyordu kadın kız bebe!
Yoksa sizin bütün hayatınızda,
Hep hatırlanası şeyler yaşandı diye,
Hayıflanmanız gerekmez bütün herkese!
Çünkü bana göre hatırlamak!
Unutmaya çalıştıklarımı en baştan yaşamak demek!
Maalesef ki, seçemiyoruz!
"Sadece,
En lazım olanları hatırlamak istiyorum!" gibi bir seçenek.
Misal, çok korkuyorum
O da yıllar sonra bana baba'm olarak döndüğünde,
Ben artık orada olmayabilirim diye!
Çünkü hatırlamak istemiyorum,
Zaman, ne zalım bir şey değil mi azizim?
Şimdiyi affettin diyelim,
Ya o daha minnacıkken,
"Kız evlat doğmuş!" etiketli o bebek!
Ya daha…
Büyüyeyim mi dilerseniz!
Neyse ya neyse,
Başa sarmayalım sarmalı, unutalım iyisi mi!
Arnavut kaldırımlı yokuşun sonuna baktı kadın,
Bir sigara daha yaktı, yola devam etti.
Her yolun bir sonu vardır nihayetinde değil mi,
Giden ömür olsa dahi!
Cemre.Y.

5 Kasım 2018 Pazartesi

Ömür Dağı

...Ömür Dağı...
Şöyle bir durup düşündü kadın,
Yürüdüğü onca yollar boyunca,
Çoğu patikadan bozma, diken çiziği ayaklarına baktı,
Elleri, kolları orman kuytusu çalılık sıyrıklarıyla doluydu.
Yoruldu, durdu, dinlendi, nefeslendi.
Ömür denen o koca dağın etrafını dolanırken,
Ardına dönüp baktığında artık kanamıyordu yaraları.
Ne kadar yol alabildiğini görebilmeyi ne çok dilerdi oysa.
Halbuki yeşilleri sararıp dökülen,
Kurumaya başlamış yapraklardan başka bir şey görememişti.
Ne kadar yolu kaldığını görebilmeyi de ne çok dilerdi oysa.
Şimdiye değin alamadığı kadar derin bir nefes çekti içine,
Yüreğinin gözyaşları,
Genzinden nefes borusunu geçip, ciğerine süzülürken,
Hiç korkmadı,
Nefes borusuna kaçan o gözyaşlarıyla boğulup ölmekten.
Şöyle bir göğsünü gerip başını ve çenesini dikleştirdi.
Uzun uzun, yolunu da, sonunu da göremediği,
Ömür dağının tepesine baktı.
Ama sanki şimdi bulutlar daha bir pamuk şekeriydi,
Sanki güneş, elini uzatsa tutacak kadar yaklaşmıştı yüzüne.
Kendisine kestirme bir yol daha çizmeliydi hem de acilen.
Öyle ya ömür dağının tepesinde,
Onu masmavi bir hayal beklemekteydi.
Şimdiye değin ateşi çoktan harlamış olmalıydı sevdiceği,
Közün özünün bir yanında çay çoktan demini almış,
Şefkatini çoktan karmış,
Diğer özünde, telvesi cezvesine çoktan konmuş,
Suyu eklenecek bir sevda beklemekteydi.
Artık emindi kadın,
Deniz çok uzaklardaydı ama,
Küçücük bir göl de mavi ya da yeşil olamaz mıydı.
Şimdi daha bir emindi,
Yıllar boyunca kendisine tekrarladığı
O, "Güzel şeyler olacak!" ların hepsi,
Orada, onu beklemekteydi.
Dudağında biriken tebessümlerin,
Bütün burukluklarını temizledi,
Kenarlarına bol bol hayal ekti.
Gözlerine,
Sonbaharın bütün renklerini ışıklandırıp yoluna devam etti.
Ki zaten şimdiye değin,
Hayat ormanının sapalarında, ömür dağının eteklerinde,
Ardına dönüp dönüp bakmaktan,
Ulaşacağı ömre haylice de gecikmişti.
Artık ekimleri,
Kasımları, aralıkları geçip gitme vaktiydi.
Artık emindi kadın,
Deniz çok uzaklardaydı ama,
Küçücük bir göl de, mavi ya da yeşil olamaz mıydı?
Cemre.Y.

4 Kasım 2018 Pazar

Neyleyim


…Neyleyim…
Nice vakittir gönlüm gönlüne meyl etmiş sevdiceğim,
Oldum olası da "Olmaz!"lara meyilliyim.
Senin bir yanın uçurum, benim her yanım.
Orta da iki kardelen, aşktan da sevda'dan da eksikliyim.
Varsın payımıza düşen vuslata hasretlik olsun,
Kaderimiz böyleymiş neyleyim.
Cemre.Y.

Sahi Siz Nasıl Seviyorsunuz?

…Sahi Siz Nasıl Seviyorsunuz…
Sahi siz nasıl seviyorsunuz?
Önünüze bir fotoğrafı düşünce
Piksel piksel büyütüp dudaklarından öpmeli mi yoksa...
O, yolunu seçti, varsın yolunda mutlu olsun diye iç geçirmeli mi?
Cemre.Y.

Günaydın

…Günaydın…
Günaydın,
Gülüşünün gül gamzesinden öptüğüm,
Gel seninle,
Sonbaharın yapraklarıyla,
Huzurlu bir kahvaltı yapalım.
Yüzümün anlamsız gülüşleri,
Pazar sabahlarımın tek anlamı ol.
Cemre.Y.

3 Kasım 2018 Cumartesi

Helal Mi?

...Helal Mi?...
Hep es kaza denk geliyorum kaderimin patika yollarının,
Hangisini seçersem, bana çorap örecek hayal bağlarına.
Oysa daha az önce geçmiştim af dağlarımdan.
Apartıman kapı önümüzden evime geçecekken,
Garaj açıldı, güllük gülistanlık umutlar saçıldı.
Ne kadar da mutluydu sevgili karındaşımla,
Onun tohum eylediği eril çocuğu!
Baba gelecekmiş, onu karşılamaya gidiyorlarmış!
Gündüz otobüsüne binmişmiş!
Ancak gelmişmiş!
Aklıma geliveriyor gecenin öteki yarısında,
Rahmetli anamın, onun dayaklarından bıkıp,
Onu terk etmiş gibi yaparken bize korkmayalım diye,
Sabaha dek oturacağı fasulye sırıklarının yerini gösterişi.
Aklıma geliveriyor gecenin öteki yarısında,
Misal bir düğüne gitmişim şıngır şıkırdak,
Misal...
Bir davete icabet etmişim en yakışan hallerimle!
Dönüşte taksi filan da bulamamışım,
Otobüs filan hak getire!
Kardeşimi aramışım, karındaşımı…
Ulaşamamışım!
Ne vakit ona ihtiyacım olsa hep,
Vardiyası uygun değilmiş sıra bana gelince!
Neyse.
Bir yutkunayım hele de…
Sana yarın "Hoş geldin baba!"desem olur mu,
Benden geleceğini bile bile,
Yolunu gözetlememi bekleme!
Ben senin bana o altı yaşımda,
Bana ilk yanlış temasında hani!
Babam kalmanı çok bekledim.
On üç yıl sonra da...
Rast gelmeseydi yolumuz sigarayla...
O pencere pervazında ölüp gidecektim ne güzel.
Çok değil daha birkaç ay önce yüzleşince,
Anamın mezarına karşı yüz yüze yüzleşince,
"Seni büyüklüğüm af etse bile,
Çocukluğum,
Hiç affetmeyecek, affedemeyecek!" derken de,
Yalan söylemedim.
Şimdi parıldasın seni evine getiren gözler!
Orucunu tut, namazını kıl,
Hatta hep beraber umrelere, haclara falan gidin.
Ama lütfen...
Gelirken o dokunulmamış çocukluğumu geri getirin!
Sahi...
Sizin hafifletici nedenlerinizi de haylice unutmuşum!
Kızlığıma zarar gelmemişti değil mi,
Umrelerinizde bir düşünün bence?
Peki ya o istemsiz dokunuşlar, onlar hep helal miydi?
Cemre.Y.

İyiyim Ben Böyle

...İyiyim Ben Böyle...
Sen bana şimdi gelme eski sevdiğim,
Ben artık, o bıraktığın yerde değilim!
Adresim ayrı, posta kutum nicedir oksitlenmiş!
Yolun sonu bana çıkan arnavut kaldırımlarınıysa,
Çok kereler değiştirdiler yeni belediyeler.
Oysa nice geceler boyu,
Salonumun bütün ışıkları yanık bu gelişi beklemiştim.
İlk gidişinin ardından, kim bilir kaç yıl boyunca,
Boğazımda yutkunamadığım o kocaman yumruyla,
Günleri gece, geceleri sabah etmeye çalışmıştım.
Daha bir buçuk yaşındaki yosun gözlüme,
Ninni diye...
Rahmetli Ahmet Kaya'nın şarkısının nakaratını değiştirip,
"Baban bir gün,
Döner gelir sarılırsın yavrucağım!" ı söyleyip durmuştum.
Sen bana şimdi gelme eski erim,
Ben artık o bıraktığın Cemre değilim!
Vukuatlı nüfus kayıtlarında,
Soy adım senden ayrı tam on sekiz yıldır!
Yolun sonu bana çıkan,
O "Kadın olsaydın da elinde tutsaydın!" ların öcleriyse,
Çok kereler alındılar boşanmamızın o ilk yıllarında!
Oysa nice aylar boyu,
Yüreğim,
Kırılgan kelebek kanadında üzülmüştüm de "O Kadın!" için.
"Her şey kadın olmakla bitmiyor." diye!
Sen bana şimdi gelme eski dostum,
Ben artık dostluğun kemaline de eriştim!
Bak kızımız da büyüdü sensiz, yeni yaraları bile oldu hatta!
Yirmi bir yaşına gelene kadar da hep ama hep seni çok özledi.
Sen bana şimdi gelme arkadaşım!
Sen bana bundan sonra geleceksen, yalnız gelme!
Misal kızımızla ilgili önemli bir mevzu olur kızımızla gel,
Misal oğlunla ilgili hayati bir durum olur oğlunla gel.
Ama beni tercih ettiğin karınla aran bozulunca arama beni.
Sen bana şimdi gelme, sen bana hiç yalnızken gelme!
Misal ortak akrabalarımızdan Allah gecinden versin ölümü olur,
Misal,
Ortak akrabalarımızdan birinin,
Mutlu bir düğünü olur o zaman gel.
Ömrümün, ömrüme öcü çoktan bitti.
Sen kal.
İyiyim ben böyle...
Sen de iyi ol artık.
Cemre.Y.

1 Kasım 2018 Perşembe

Yoksa Gerçekten Öldük Mü Lan

…Yoksa Gerçekten, Öldük Mü Lan!...
O değil de…
Arada bir Neşet Ertaş türkülerine denk gelmiyor muyum!
Kalbim kaburgalarımı zorluyor yeniden...
Bir ayrılık, bir yoksuzluk, biri de ölüm! diyordu ustam...
Ki biz bu sıfatların hiçbirine dahil değildik!
Sahi biz, yoksa gerçekten, öldük mü lan!
Cemre.Y.

İnsan

...İnsan...
Öyle bir zaman geliyor ki
İnsandan soğuyor insan.
Bir zaman sonra,
Dost diye okuduğu kitaplardan,
Bir vakit geliyor, çaydan soğuyor,
Derdini anlattığı denizden soğuyor insan,
Sonra kendine geliyor sıra...
Oturduğu mavi banktan usulca kalkıp,
Mavi gökyüzüne atıyor kendini, ölüyor insan.
Cemre.Y.

31 Ekim 2018 Çarşamba

Pastırma Yazı

…Pastırma Yazı…
"Şimdi şuraya yağmurlu bir İstanbul'dan…" diye bi şeyler yazardım ya
Sevmiyorum kendisini.
İstanbul'u değil be gözüm, yağmuru sevmiyorum.
Hele yalnızlığı, hele kararsızlığı, hiç mi hiç sevmiyorum!
Şimdi pastırma yazından çalıntı güneşli günler geçiyor ömrümden.
Her şey aslında, bir şeyleri umursamak ve umursamamaktaki o ince çizgide,
Yeni bir kader kapısını açan iki yüreğin
Aynı anda adım atması gereken bir sırdı... 
Ve sen…
Neyse ki o an…
Orada değildin, sen bana hazır değildin! 
Ben sensizliğin kapısından tek başıma geçtim de…
Peki ya sen, bensizliğin kapısından geçebilecek misin!
Bir sonraki kapıdan yalnız geçmeye niyetim yok çünkü…
Senle veya sensiz!
Ama kesin yanımda biriyle…
Cemre.Y.

29 Ekim 2018 Pazartesi

Ne Anlamı Var

…Ne Anlamı Var!...
Elbette sevişebiliriz lakin,
Daha yüreğimi ısıtamayanın yatağımda işi ne?
Milyon defa söyledim, milyar defa da söylerim.
Hayır yani sonuçta evlenmeyeceksek,
Yine hiç tanımadığın biriyle…
En başından tanışmanın ne anlamı var!
Cemre.Y.

Güneş

…Güneş…
Yazdan çalıntı günlük güneşlik bir bahar gibi bugün.
Kalktım sade bir kahve ısmarladım kendime,
Emekli teyzeler gibi kadın programları izledim,
Kitap okudum epeyce, epeyce de kendimi şımarttım.
Sonra dışarı çıktım, güneş dokundu elime, yüzüme.
Durduk yere içim sevinçle doldu,
Bayram çocukları gibiyim bugün, bi uçurtmam eksik.
Cemre.Y.

Sevemedim

…Sevemedim…
Hayatımın hangi karesinde denk geldin sen bana bilemiyorum ama...
Sanki hiç de gereksiz yere...
Sevemedim be adam ben seni.
Lütfen beni affet!
Bu dünyaya ait olmayan bütün o yolların da ruhun ışıklarla dolsun.
Cemre.Y.

28 Ekim 2018 Pazar

Günaydın

...Günaydın...
Günaydın uykulu kirpiklerim, gözlerim, ellerim, ayaklarım.
Günaydın ağzım, burnum, yüzüm, vücudum,
Günaydın sade kahvem, ocakta kaynayan çayım.
Günaydın kızarmış ekmeğim, zeytinim, peynirim.
Günaydın dünden kalmış şiirlerim,
Günaydın ey sevgilim, sevdiceğim, günüm, güneşim, duam.
Günaydın pazar sabahım, iç huzurum, mutluluğum.
Cemre.Y.

27 Ekim 2018 Cumartesi

Küfür

...Küfür...
Bir yaradan var elbet nesl'imzi de...
Sanki benim kader kayıtlarım bir değiştirilmişmiş gibi...
Ey benim gök tengrim,
Hiç olmazsa yarattığın zamana götür beni,
Madem biliyorum ki,
Hayat.
Baştan foseptik.
Uçurulduğum an.
Tembele yatarım!
Geçsindi diğer, a.m. K'lı, anaları hariçli, a.m.koduklarım beni!
Siz varın, küfür sayın her harfimi!
Cemre.Y.

Ah Be!


…Ah Be…
Ne yapsam... 
Ne yapmasam... 
Onaramıyorum onun kalbinin kırık kanatlarını... 
Ve benim ciğerim yırtılıyor yerinden. 
Ah Be evlat sen de mi!
Cemre.Y.

Ne Demek?

…Ne Demek?…
Ne demek?
Hiç değilse kelebek kanadında bir nokta dahi olamayacakmışım!
Ne demek bunca vakit o vakit?
Senin kımıl zararlısı birer tenya olduğunu anlayamışım da
Ola ola, bir kör sinek olacağını anlayamamışım mış gibi mi yani!
Nerede kaldı benim yüreğim!
Adın aklımdan geçse…
Kaburgalarımı zorlayan kalbimin tırtıl kanatları.
Kimseden bir dileğim de yoktu hani, nicedir.
Kim, kime ne kadar azalmış…
Bana…
Yüreğimin kelebek kanatlarını, geri verin yeter!
Cemre.Y.

Susuyorum

...Susuyorum...
Her gelen bir bakışıyla da olsa bir soruyor ya seni
Onca kalabalık birer çift rengarenk gözleriyle,
Annemin gözleri bile...
Ben ne seni anlatıyorum artık, ne de sensizliği...
"Kurban bayramı ya bir yağmur yağar kesin...
Rabbim akan kanları temizler rahmetiyle,
İstanbul...
Hiç kurban verilmemiş gibi, nur-u pak olur." diyorum...
Bütün sessiz sorular susuyor ben susuyorum...
Cemre.Y.

25 Ekim 2018 Perşembe

Puzzle

…Puzzle…
Ah benim, konusu hayatsa, ömrüne dik duranım.
Ah benim, konusu sevdaysa, sevdasına yenik, suskun yüreklim,
Ah benim, yosun gözlüm, yürek çiziğim, lülücanım, heyecanım!
Ah benim, kendi kendine çelikten duvarlar örenim…
Ah benim, yüreği baştan yaralım, ciğeri parelim!
Ah benim, karıncanın yolu başka iken bile, ekmeği onu dilerse diye vazgeçenim.
Daha ne kadar...
Ömrünün boşluğunun tek karesini, sığdırmaya çalışacaksın koca bir puzzle'ı!
Cemre.Y.

24 Ekim 2018 Çarşamba

Geçiyor Zaman

...Geçiyor Zaman...
O halde bırak yapamadıklarına gücenmeyi,
Benim onlarla uğraşırken yıllarım soldu.
Şimdi gülümsüyorsan ki gülümse budur ödemli olan.
Olamadıklarımızı düşünmekle geçiyor zaman.
Cemre.Y.

23 Ekim 2018 Salı

Sahi Nasıl'ım?

…Sahi Nasıl'ım?
Senin sormaya yüzün de yoktur şimdi,
"Sahi, şimdi nasılsın?"demeye…
"Sahi nasıl'ım?"
"İyiyim elbette!" de…
Bu yaşta da, aksırıktı, tıksırıktı, astımdı, tiroiddi,
Diz ağrısı, eklem romatizmasıydı, normal elbette ama!
Bir sigaradan vazgeçemiyorum hala!
Bir de seni hala unutamamaktan!
Nasıl mıyım, sahi mi?
Sahi nasıl'ım?
Böyle…
Ellerim, kollarım, ayaklarım bacaklarım yokmuş gibi,
Böyle…
Ne bileyim!
Nefesimi alıp verdiğim boğazım, çenem, dudaklarım.
Burnum, gözlerim, kulaklarım, alnım, kafam…
Yokmuş gibi…
Sahi nasıl'ım?
Sanki cami avlusunda çoktan unutulmuşum da,
Yılların yorgunluğunu yüklenmiş bir yürekmişim de,
Yine kendi kendime bulunmuşum gibiyim.
İstisnasız her gece sabaha uyanmamayı dileyerek,
Ve güne gözlerimi açtığım her gün de,
"Her şey güzel olacak!"dileyerek.
Sahi nasıl'ım, mıyım?
Sahi mi?
Nasıl mıyım?
Kendi kendime evlatlığım işte…
Bir yanım kaybettiğim diğer yarımı,
Yani ruhunun eşini beklemekte ki "Tamam" olsun.
Diğer yanım…
"Artık sanmalardan yorulmadın mı?" demekte.
Senin sormaya yüzün de yoktur şimdi,
"Sahi şimdi nasılsın?"demeye…
"Sahi nasıl'ım?"
"İyiyim elbette!" de…
Böyle…
Cami avlusunda,
Terk edilmiş bir kundak...
Orada hala beklemekte,
Gece ile güneş arası...
Hala her geçen gün atan bir yürek var içinde.
Ne dirim var adam gibi,
Ne de ölüm!
Cemre.Y.

Yüreğim Yok Muydu?

…Yüreğim Yok Muydu?…
Yoksa benim yüreğim yok muydu?
Hiç mi kandırılmaya meyl eylemekten son anda vazgeçip
Vicdanımı dinlemek istemedim de
Yüreğime"Yelkenler Fora!"demek istemedim.
Onun boynundaki ay ile yıldız arası,şah damarı atışına da
Seve seve yaşanırdı onunla.
O bile bilmiyor oysa!
Cemre.Y.

22 Ekim 2018 Pazartesi

Yıldızname


….Yıldızname…
Ah benim yosun gözlerinden ömürler biçtiğim,
Ah benim yükü yaşından ağır gül gamzelim,
Ah benim kalp dudaklım, gülüşü güneşi doğduranım,
Söylesene sen çocukluğundan bu yana ne zaman,
"İyi ki doğmuşum be!"diyeceksin?
Ne vakit gülecek sana kader denen yıldızname çizelgen?
Cemre.Y.

Günaydınlar

…Günaydınlar…
Ey benim uykulu kirpiklerinden,
Ey benim burnunun ucundan öptüğüm.
Ömrümün yaşları kadar…
Yazdan kalma sıcacık öpücükler dolu
"Günaydın"lar borçlusun bana.
Cemre.Y.

21 Ekim 2018 Pazar

Tekin Değil Buralar

...Tekin Değil Buralar...
Tekin değil buralar yavrucağım, oldukça tenha.
Sen sığ sularda yürüyorum sanırsın aniden fırtına kopar,
Sonra rüzgarın adı boran olur,
Sahili okşayan dalgalar devleşir de seni içine alır.
Tekin değil buralar yavrucağım, oldukça tenha.
Sen kalbinin kanatlarını dinliyorum sanırsın aniden aşk olur,
Sonra yürek çarpıntılarının adı sevda olur,
Sonra geceleri gördüğün rüyalar devleşir de günün, güneşin olur.
Tekin değil buralar yavrucağım, oldukça tenha.
Sen yüreğinin atışlarını dinliyorum sanırsın aniden zaman durur,
Tam vuslata ramak kalmışken,
Sonra dostun adı düşman olur,
Sonra sayamaz olursun sırtındaki hançer yaralarını
Oysa sen...
En leylim ley zamanlarını çoktan geçtin yavrucağım.
Ömrünün en tenha zamanlarını,
Ömrünün en zemheri ayazlarını çok erken geçtin.
Şimdi senin hayattan alacaklarını toplama vakitlerin.
Varsın senden gayrısına gelecekse kış gelsin.
Cemre.Y.

19 Ekim 2018 Cuma

Duydum Ki

…Duydum Ki..
Duydum ki yüreğin…
Yüreğimin atışını hissetmeyi özlemiş.
Tenin, tenimin sıcaklığını,
Dudakların, dudaklarımın titreyişini.
Duydum ki ellerin…
Ellerimin dokunuşunu özlemiş.
Nefesin, nefesimi, sesin, sesimi özlemiş.
Cemre.Y.

18 Ekim 2018 Perşembe

Ah Be Sevdiceğim

...Ah Be Sevdiceğim...
Ne vakit sen gelsen aklımın yürek nehrine,
Ya ıssızlıkla kuraklık karışımı Afrika'nın,
Kurumuş cangıllarının içinde bulurum kendimi.
Ya da Brezilya'nın her anı gözyaşları akan,
Amazon ormanlarının dibinde bulurum beni.
Ah be sevdiceğim!
Ben oralara hiç gitmedim, hiç bilmem.
Ne diye koskoca İstanbul varken,
Yüreğimin incisi Kız Kulesi varken,
Sinemin kolyesi Galata Kulesi varken,
Ömrümün rölyefi İstiklal Caddesi varken,
Ne diye hiç bilmediğim diyarlara savurdun ki sen beni?
Üstelik...
Oralarda dahi
"Hiç Yok!" satıyordun öyle mi!
Cemre.Y.

Halin Nicedir

...Halin Nicedir?...
Ey benim sesine sevdalandığım,
Uzak diyarlardan,
Soğuk sonbahar akşamlarından,
Hazan yapraklarının,
Yağmura savrulduğu gecelerden,
Kimi zaman,
İnsanın içini öldüren koca koca yalnızlıklardan,
Ve soğuk yastıklardan sesleniyorum sana…
Nasılsın, halin nicedir?
Afiyette mi yoksa gam da, keder de misin?
Misal, arada bir durduk yere...
Burnunun direği sızlar mı senin de!
Cemre.Y.

17 Ekim 2018 Çarşamba

Buğu

...Buğu...
Gözleri gözlerime değdiğinde,
Buğusundan büyülendiğimi fark etmiş miydi acaba!
Bunca cesur geçinirdim güya!
Benim söz eyleme sırası ona gelince,
Dilimin damağımın lal olduğunu,
Aklımın beynimin süzgecinden geçemeyip,
Bir tek fikir edemediğini,
Gözleri gözlerime değmesin de,
Yine yeniden yanmayayım diye sustuğumu,
Gülüşünün gül gamzelerinden,
Hülyalı hayaller topladığımı hissetmiş midir ki.
Elektrik yüklü kahverengi kasabalardan kaçıp kaçıp,
Yosun yeşili tenhalarına sığınmak istediğimi de,
Anlamış mıdır acaba!
Salaş bir meyhanede kadehleri yere atarken birlikte…
"Emrin olur, başım, gözüm üstüne." diyebilmeyi düşünürken,
Dilimin tutulduğunu bilmiş midir?
Misal bugün...
Ona bu kadar, bir yürek mesafesi kadar yakınken...
İçinin içinde,
Kopan bütün fırtınalarını gördüğümü duymuş mudur acaba?
Yüreğinin can kırıklarının,
Yüreğimin can kırıklarıma dokunduğunu hissetmiş midir ki!
İçimizde ne vardıysa,
Can kırıkları dolu gülümsemelerle doluydu,
Her şey birer buğu.
Öperim seni adam, yüreğinin en ezik yerinden,
Misal yosun gözlerinden, dizlerinden.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...