16 Ekim 2018 Salı

Artık Ne Mühim

…Artık Ne Mühim…
Yıllar boyunca kalbimin kırık canlarıyla,
Nefes almamaya meyilli günlerim oldu elbette.
Ve elbette,
Ertesi sabaha,
Uyanamamış olmak için dualar savurarak yattığım gecelerim.
Yine de her akşam saatimin alarmını kurdum,
Benim duamın geç uyanıp,
Gereksiz yere işime geç kalmakla ilgisi yoktu zira!
Ben çalar saatimin,
Alarmını dahi duyamacak kadar ölmüş olmayı diliyordum.
Sonra baktım ki dualar,
Evrene savrulurken atomlarca bölünmüş,
Katrilyonlarca dualarla karışıyordu
Baktım ki öyle,
"Yarına uyanamayayım!"demekle olmuyor bu hayat,
Mecbur nefes alınıyordu…
Ve gelecek,
Ben daha gelip geçtiğini anlayamadan hemencecik bitiyordu.
Saatimin alarmı çalar çalmaz yataktan fırlayıp,
Aceleyle giyinirken iki kişilik sade Türk Kahvemi yapıp,
Şöyle aynada bana bakıp duran kadını,
Beğenecek kadar acil bir makyaj yapıp,
Kaldıysa eskilerden bir iki şiirim sosyal medyalarda paylaşıp,
Servisimin gelmesine ramak kala,
Hayal penceremde iki üç dakika bir deryaya dalarım.
Tam da teknem batacakken bulabildiğim herhangi bir şişeye,
Bulabildiğim herhangi bir kağıda,
Bulabildiğim herhangi bir kalemle,
"Bu hayatta imkansız diye bir şey yoktur,
Olasılıksızlıkları azaltabilmeye bakar her şey!"derim.
Yine de şişenin kapağını,
Birileri,
Onu açabilene kadar zaman dayanacak bir mantar saklarım rüyama!
Rüyamdan ödünç aldığım mantarla şişemin kapağını kapatırım.
Artık ne mühim!
Durgun denizde durduk yere fırtına çıkmış,
Durduk yere alabora olmuş hayatım!
Ya da durduk yere kalp çarpıntılarıyla geleceğe bir ışık yakmışım.
Geçmişimi sorma sakın, romanlarla dolu hayatım.
Yazdım bitti.
Vaktim varsa biraz da "şimdi"yi, biraz da "yarın"ı…
Ne bileyim yahu!
Açtıysan o şişenin mantarını,
Sildiysen dışındaki buharları, gördüysen içindeki tekneyi,
Teknenin içini de merak edip baktıysan çalışma masasına,
Üstündedir belki hala geleceğe mektubum!
Ya da onca yüz yıl gezdi durdu ya ummanlarca!
Dalgalara yenik düşüp, sarsıntıya uğramıştır ama iyi bak…
Şayet içine tuz ruhu kaçıp yazıları silinmediyse hala,
Oralarda bir yerlerde sana dair yazılmış bir mektup var!
Yıllar boyunca kalbimin kırık canlarıyla,
Nefes almamaya meyilli günlerim oldu elbette.
Ve elbette ertesi sabaha uyanamamış olmak için,
Dualar savurarak yattığım gecelerim.
Yine de her akşam saatimin alarmını kurdum,
Benim duamın geç uyanıp,
Gereksiz yere işime geç kalmakla ilgisi yoktu zira!
Ben çalar saatimin,
Alarmını dahi duyamacak kadar ölmüş olmayı diliyordum.
Sonra baktım ki dualar evrene savrulurken,
Atomlarca bölünmüş katrilyonlarca dualarla karışıyordu
Baktım ki öyle,
"Yarına uyanamayayım!" demekle olmuyor bu hayat,
Mecbur nefes alınıyordu…
Ve gelecek,
Ben daha gelip geçtiğini anlayamadan hemencecik bitiyordu.
Saatimin alarmı çalar çalmaz yataktan fırlayıp,
Aceleyle giyinirken iki kişilik sade Türk Kahvemi yapıp,
Şöyle aynada,
Bana bakıp duran kadını beğenecek kadar acil bir makyaj yapıp,
Kaldıysa eskilerden bir iki şiirim sosyal medyalarda paylaşıp,
Servisimin gelmesine ramak kala,
Hayal penceremde iki üç dakika bir deryaya dalarım.
Tam da teknem batacakken bulabildiğim herhangi bir şişeye,
Bulabildiğim herhangi bir kağıda,
Bulabildiğim herhangi bir kalemle,
"Bu hayatta imkansız diye bir şey yoktur,
Olasılıksızlıkları azaltabilmeye bakar her şey!"derim.
Yine de şişenin kapağını,
Birileri onu açabilene kadar zaman dayanacak bir mantar saklarım rüyama!
Rüyamdan ödünç aldığım mantarla şişemin kapağını kapatırım.
Artık ne mühim!
Cemre.Y.

15 Ekim 2018 Pazartesi

Hadi Gel Yine Sevelim

…Hadi Gel Yine Sevelim…
Yazdan kalma bir tutam gülümseme savuracağım dudaklarına,
"Anı yaşa!" diyenlere inat sonsuz olacağım ruhunda.
"Hadi gel yine sevelim sevgilim" diyeceğim ona.
Cemre.Y.

Sana Ne Lan

…Sana Ne Lan…
Sen onu asrın mucidi,
Olası bütün hastalıkların devasını o buldu sanırsın,
Oysaki o aşk…
Aşekanın sarmaşık dalları gibi 
Seni yüreğinden, yüreğinin içinden zehirler.
Sonra ne mi olur?
Hiç sevmediğin ve de devamlılığını takip etmediğin bir dizinin,
Bir tek repliğine denk gelirsin.
Bütün ömrün zınk diye geriye sarar!
"Yaşadığın aşk, sana zarar veriyorsa…" vesaire vesaire!
Ne kadar da bütün ömrümüze tanıdık değil mi?
Sana ne lan!
Belki ben acı çekmeyi seviyorum!
Belki ben acı çekmeye rağmen hala onu sevmeyi seviyorum!
Belki ben…
Onu bana aşık etmek için gereken bütün oyunları,
İhanetleri, yalanları ve bütün dalavereleri sevmiyorum.
Sana ne lan!
Belki ben…
Onu onsuz da sevmeyi seviyorum,
Ta ki kendiliğimden vazgeçene kadar!
Şimdi bırak beni kendi cennetine siktir git!
Belki ben…
Hayata…
Böyle daha umutluyum.
Cemre.Y.

Söz Verdiğim Gibi

…Söz Verdiğim Gibi…
Her gece uykuya öykünmeden önce
Mutlaka bir cümle daha seni sevdim ben çocuk!
Duyup duymaman, hissedip hissetmemen önemli değildi ki,
Son nefesimi verene kadar da en çok seni sevecektim, söz verdiğim gibi.
Cemre.Y.

Dua

…Dua…
Ben…
Yine de belki gelirsin diye…
Senden başka hiçbir ayrılığı yutkunmadım mesela!
Ne bileyim…
Yine bir yıldız kayardı bir yerlerde!
Yine bir güneş tutulurdu.
Yine yürekler ağıza gelip gelip,
Dua ederdik hep bir ağızdan!
Cemre.Y.

Pazartesi

…Pazartesi…
Herkes biraz Pazartesi gibidir aslında
Seveni az…
Sevdiği çok.
Oysa en sevdiklerimdendir kendisi.
Cemre.Y.

14 Ekim 2018 Pazar

Gelmediyse Hala

...Gelmediyse Hala...
Gelmediyse hala...
Beklemenin bir anlamı da kalmamış be kaptan...
Şimdi ister batır kayıkları, tekneleri, gemileri.
İster karaya vuralım ölü balıklar gibi...
Cemre.Y.

Ey Benim İstanbul Yüreklim

...Ey İstanbul Yüreklim...
Ey benim İstanbul yüreklim,
Sonbahar yağmurları da dinmek üzere,
Hala mı yüreğime teşrif etmeyeceksin.
Bu kış da mı soğuk yatağa yatıp,
Soğuk yorgana sarılacak,
Soğuk yastığa boynunu dolayıp,
Zemheri rüyalar göreceksin?
Cemre.Y.

Bugün Pazar

…Bugün Pazar…
Günaydın sevgilim,
Bugün Pazar öyle hemen fırlamayalım yatağımızdan.
Rüyalarımızı anlatalım birbirimize,
Sabah kahvelerimizi yapıp geri yatağımıza dalalım.
Öpüşüp koklaşarak birbirimize uyanalım.
Günaydın sevgilim,
Bugün Pazar…
Ve havada mis gibi yağmur kokusu var.
Bugün biz bize kalalım.
Cemre.Y.

13 Ekim 2018 Cumartesi

Üstadım

...Üstadım...
Gece'yi artık rahat bırak be üstadım!
Sırf sen uyuyamıyorsun diye...
Gece'ye de bu kadar hayal yükleme!
Hem bu kadar can kırklığını da ona yükleme!
Gece...
Herkese aynı gece!
Güneş çekilince, ışıkları az olan bir şehirdeysen,
Yıldızlarından yorgan olur sarınır sana.
Ne suçu var ki senin şehrin,
Senden başka herkese, her şeye fazlaca ışıklıysa!
Hem...
Ne olmuş yani yüzyıldır sevdiğin o adamın,
Sen ona daha bir kere bile sarılamadan,
Saçları, sakalları ağarmış diye!
Yüzyıl sonra yine onu gördün işte!
Ölmemiş ya!
Üstelik rüya falan değil bu gördüğün.
Yeni bir masal bulmuş yine kendine cam ekranda,
Kapat gözlerini uykuya…
Yarın...
Yarın olursa yeniden hayalleşiriz be üstadım!
Cemre.Y.

Gerisi Hikaye


…Gerisi Hikaye…
Gel biz seninle…
Rakı kadehine eşlik eden balığı ve de acılı şalgamı konuşalım,
Gerisi hikaye…
Cemre.Y.

Çok Fazla


…Çok Fazla…
Bu kadar yalnızlık çok fazla değil mi tanrım?
Doğru insanı karşıma ne zaman çıkaracaksın!
Cemre.Y.

Cumartesi

...Cumartesi...
Günaydın uykulu gözlerim.
Günaydın aç karnına bol suyla içilen ilaçlarım.
Günaydın çift kişilik sade kahvem.
Günaydın sabah sabah ilk içtiğim sigaram.
Günaydın kendime demlediğim çayım.
Günaydın ekmeğim, zeytinim, peynirim,
Günaydın ey benim cumartesim.
Cemre.Y.

12 Ekim 2018 Cuma

Eski Dost, Dost İse, Düşman Olamaz...

...Eski Dost, Dost İse, Düşman Olmaz...
O, beni hep arar...
Bazen aylar geçer üzerinden, bazen de yıllar...
Bazen birbirimizi görsek,
Bir kaşık suda boğacak kadar da,
Kızımızla ilgili bir umursamazlığına dair,
Kavga etmiş olsak dahi,
Arada bir, kafayı çektiğinde mesela,
Ya da kendini hiç kimsesiz hissettiğinde, mutlaka arar!
Hiçbir zaman da reddetmedim telefonunu!
Hiçbir zaman da,
"Şu anda müsait değilim." demedim.
Hiçbir zaman da,
"Beni değil, kızımızı ara!" demedim.
Çünkü dostlar...
Çünkü gerçek dostlar böyledir,
Eski dost, dost isen düşman olamaz!
"Kafa bir dünya ise,
Gerçekten güvenip içini açabileceğin insan tekdir."
O, beni hep arar...
Yine kim bilir, nelere yetemediğini hissetmiş,
Yine kim bilir, hangi evlat ayrımı tramvasını yaşamış,
Yine kim bilir, hangi haksızlığa uğramıştır,
Yine kim bilir,
Ne kadar da yalnız, arkadaşsız, dostsuz, güvensizdir,
Yine kim bilir,
Ne kadar da senden gayri,
Başkalarınca aldatılmış olduğunu hissetmiştir.
Ben mi?
Ben ölsem aramam, öyle zamanlarımda onu!
Yansam, yıkılsam, biçare kalsam aramam!
Kızımızla ilgili mühim bir durum harici asla aramam.
Ömrüme dahil olanlarım da oldu elbette,
Kör müydü?
Görüyordu!
Ama maksat şuna haset, buna inat değildi be kuzum!
Aradan geçmiş onca yüzyıl...
"Kim, kim için, neyi tercih etmiş." leri çoktan affetmiştim.
Hatta "Mutlu olsun yerinde, yuvasında,
Hiç değilse oğulcuğu analı babalı büyüsün!" dileğindeyim.
Ömrü bol olsun anasına hala "Anne'm" diye hitap ederim,
O da bana,
"Artık senin de,
Yüzün gülsün be evladım!" diye dua eder her konuşmamızda!
Şu bir yerlerde birbirini öldüren,
Eski eşleri anlamdıramıyorum dimağımda!
Kim kimi aldatmış,
Kim kime nispet yapmış da bu hallere düşmüşler!
O, beni hep arar...
Bazen aylar geçer üzerinden, bazen de yıllar...
Bazen birbirimizi görsek bir kaşık suda boğacak kadar da,
Kızımızla ilgili bir umursamazlığına dair kavga etmiş olsak dahi,
Arada bir, kafayı çektiğinde mesela,
Ya da kendini hiç kimsesiz hissettiğinde, mutlaka arar!
Hiçbir zaman da reddetmedim telefonunu!
Hiçbir zaman da "Şu anda müsait değilim." demedim.
Hiçbir zaman da "Beni değil, kızımızı ara!" demedim.
Çünkü dostlar…
Çünkü gerçek dostlar böyledir,
"Kafa bi dünya ise,
Gerçekten güvenip içini açabileceğin insan tekdir."
O, beni hep arar...
Ben mi?
Ben ölsem aramam!
Öyle zamanlarımda onu bir kere aramışlığım yoktur!
Yansam, yıkılsam, biçare kalsam aramam!
Kızımızla ilgili mühim bir durum harici asla aramam.
Şu bir yerlerde birbirini öldüren,
Eski eşleri anlamdıramıyorum dimağımda!
Kim kimi aldatmış,
Kim kime nispet yapmış da bu hallere düşmüşler!
İnsan içinden haykıra haykıra susuyor!
"Hadi ben ona güvenmiyorum aldatıp gitti" diye de...
Ulan!
"Sen de mi ona, bir güvenli liman olamadın,
Bir kere bile dostu olamadın, birkaç kere olsun arkadaşı!"
"Hayır yani,
Durduk yere kızını aramış da telefonunu duymamış diye,
Anasıyla dertleşmek istemiş çok mu!"
Dinledik, dertdaşlaştık, ekonomiyi ve de ülkeyi kurtardık da,
Kızımızın kırık köprülerini ortaklaşamadık hala da...
Yavrumun anasının bir işi var ve de çalıyor daha!
O da sağ olsun,
Her zamanki gibi "Her daim destek olmaya çalışıyorum!" dedi.
Herkesin "Her daim"i farklı diye kan mı akıtalım yani?
Neyse ki...
Kızımıza ulaşmıştır o bir şekilde...
Babasına hasret anası gibi kıkırdıyordur bütün espirilerine,
Hayat bu sevgilim, sen hala bana dahil değil misin?
Cemre.Y.

Şiir Yazalım

…Şiir Yazalım…
Mis gibi hayal akıyordu gözlerinden,
Ama ben…
Rengi bilinemeyen hayal sevemezdim.
Birkaç hayal konuştuk hepsi buydu!
Zira rakı da, balık da,
Hani mezesizdiler ya!
Ki zaten…
O gece…
İçmemiştik hiçbirimiz!
Şiir yazalım azizim, roman roman okuyalım.
Cemre.Y.

11 Ekim 2018 Perşembe

Başlamadan Bitti Yani

...Başlamadan Bitti Yani...
Aşktı aşk olmasına, sevdaydı sevda olmasına,
Adı aklımdan geçse, yüreğim...
Bayram harçlıklarının hepsini lunaparkta harcamış,
Küçücük bir kız çocuğu gibi pır pır ederdi.
Sanki dönme dolabın en tepesindeymiş gibi,
Sanki çarpışan arabama o sevdiğim çocuk çarpmış gibi.
Sanki uçan salıncaklarımız birbirine çarpmış gibi.
Heyecandı heyecan olmasına ama...
O...
Bunca yıl ayrılıktan sonra, çocuğunun anasını tercih etmişti.
Elbette her şey depresyona giren o kız çocuğu içindi de.
Sanki ben bu romanı başka bir kitaptan,
Başka bir karakter olarak içindeyken okumuştum hani bir ara!
Ne gerek vardı her akşam evine dönecek kocasını bekleyen o kadını,
"O kadın." olup yeni gelecek umutlarından vurmaya!
Varsındı adam kimi kiminle aldatsındı da yeter ki,
Gurur onursuzluğa yenik düşmesindi, başlamadan bitti yani!
Cemre.Y.

10 Ekim 2018 Çarşamba

Farklı

...Farklı...
Aynı kanıyı anlatmaya koyulurken,
Sırf farklı kelimelerle cümleleri harmanlıyorlar diye,
Zıt kutuplar değillerdi aslında.
Farklı zamanlarda, farklı mekanlarda, farklı imkanlarda,
Ve farklı dahil olduklarıyla...
Apayrı paralel hayatları yaşıyorlardı ama ortak amaçları aynıydı oysa!
"Eskiden hayatımı anlatsam roman olur." diye bir cümle vardı.
Şimdilerde kimse roman falan okumuyor azizim.
Herkes kendince kendi romanını yazıyor!
O da üç beş kelimeyi geçmeyen basit emirlerden oluşuyor.
"Ya bu deveyi güdersin, ya da bu kervandan göçersin!"
Hayat bana rahmetli annem gibi davranıyor bazen,
Gereksiz, haksız, yersiz ve zamansız çıkışlarıyla!
Ortada suç falan yoktu oysa!
Varsa bile ben kırmamıştım o camı.
Ben kesmemiştim elektriği, suyu vesaireyi!
Ben yolmamıştım komşunun kiraz ağacını ya da eriklerini!
Çocukluğumdan kalma rahmetli anamın bir bakışına
Çoktan yumuluydu ellerim ikramlara "He!" diye bakmazdıysa!
Oysa yıllar yılı ne yanlış yaftalar yapıştırılmak istenmişti üstüme,
Bu hak olur, hukuk olur, namus olur ama illa ki bir yerlerde bir yanlış olur!
Şimdi bu saatten sonra bakıyorum da doğrularımla savaşlarıma,
Hala arada bir aynı tarafta olmamıza rağmen,
Yolun karşısına atmaya çalışmıyorlar mı beni?
"Cinnete beş kala cennet olmasam,
Babamdan başlayacağım doğramaya,
Bu saatten sonra da çok da fark etmezdi yani." diyorum içimden!
Sonra bir sigara daha yakıyor, hayata gülümsüyorum en buruğundan.
Sonra insan tohumları açıyor yine içimde, kahkahalar savuruyorum kaderime!
Bütün aylar boyunca, sadece bir bahar ayı içinde,
Sadece on beş gün açan laleleri seven
Ama adı Eylül olan bir kızım var hepim topum bu!
Bütün hazinem o ki o da bana değil kendisine ait!
Yüreğimin çiziği, kalbimin kardeleni, çoğu şiirlerimin müsebbibi,
Yosun gözlüm, her daim alının ortasından öptüğüm,
Saçlarının kokusunu ruhuma çektiğim nefesim de sadece o!
Bütün zenginliğim de o!
Ömrümü ömrüne adadığım da o!
Daha neyimi hazmedemiyorsunuz da,
Ertesine biriktirip biriktirip gönlümü hala fazladan yoruyorsunuz da
Üstelik üzerine inatla bastığınız can kırıklarımın sesini duyup,
Canımın yandığının farkına dahi varmıyorsunuz!
Yine de ey ömrümün en güzel, en huzurlu sahneleri,
Seviyorum sizi.
Çünkü sizin kadar beceremiyorum kindar olabilmeyi!
Misal bugün…
Bir hayal balonumun ipi daha kaçtı bileğimden,
Dünden belliydi zaten, gevşemeye başlamıştı.
Ama hayat bu!
Kim bilir ne vakit o balonlardan birinin içinde ben de olurum,
Kimse yerinde sabit değildir de zaten!
"Olmaz!" dersin olur,
"Olur!" dersin olmaz!
"Bu hayatta hiçbir şey imkansız değildir,
Olasılıksızlıkları azaltabilmeye bakar hayat!" demiştim bir gün.
"Olasılıksızlıklar…
Azalamıyorsa imkansız'a sığınmak gerekebilir bazen!" der giderim.
Cemre.Y.

Aşk Olsun Sana

...Aşk Olsun Sana...
Vakit vuslatı kırk dört geçiyor sevdiceğim,
Birazdan yine gün geceye küsecek,
Ne ay var artık, ne de yıldız,
Yüreğim zifiri karanlık,
Ve sen hala gelmedin ya ey minel aşk!
Aşk olsun sana.
Cemre.Y.

9 Ekim 2018 Salı

Gerek Yok Üstadım

…Gerek Yok Üstadım…
Soy adını bari,
Unutmadan gelseydin be tipini FAV'ladığım...
Sonrasını biliyorum zira!
"Gerek yok üstadım!" diye sesleniyorsun,
"O, şarkı artık çalmasa da olur!"
Cemre.Y.

Olmuyor

…Olmuyor…
Ben ne zaman mutlu olmaya kalkışsam
Yalnızlığımı aldatmışım gibi hissediyorum.
Olmuyor işte...
Cemre.Y.

8 Ekim 2018 Pazartesi

Oysa Hayat

…Oysa Hayat…
Aşk…
Zirvesinde gezinmekse cennetin.
Sensizlik…
Dibinde yaşamaksa cehennemin.
Ben nerede olayım istersen razıydım işte oraya.
Oysa hayat hiç de adil davranmıyordu.
Cemre.Y.

7 Ekim 2018 Pazar

Yürek Mezarlığı

…Yürek Mezarlığı…
Ben de isterdim yürek mezarlığına bir daha uğramamayı ama
Neylersin ki yeni hayalleri hayallenmek bile birer yanılgı.
O vakit tekrar ziyaret ediyorsun işte yürek mezarlığını
Çünkü orada katilinin ayak izleri var, sevemiyorsun işte bir daha!
Cemre.Y.

6 Ekim 2018 Cumartesi

Beni Anla


…Beni Anla…
Derler ki; "Sarhoşun mektubu okunmaz!"
Tut ki, hani sen bir sarsan, ben zaten hoş'um…
Okuma beni, beni anla.
Cemre.Y.

Hayal Kırığı

...Hayal Kırığı...
Kaç yanılgı sığar ki bir ömre,
Kaç bitiş sığar, kaç vazgeçiş?
Kaç hayal kırığı sığar ki bir ömre,
Kaç rüyasız gece, kaç manasız gündüz?
Yine de yaşar değil mi insan
Ölüm bile sen istemediğin zaman gelir çünkü.
Cemre.Y.

Kral Çırılçıplak


…Kral Çırılçıplak…
Ama bence hala...
Kral...
Çırılçıplak!
Göz tembelliğimden mütevellit olsa gerek!
Cemre.Y.

5 Ekim 2018 Cuma

Şehit

…Şehit…
"Neyyysee!" diye bi şey var!
İnsan olanın gırtlağına takılan.
Hiç şehit yok değil mi?
Hani gündem değiştirmecelik vurmalı,
Ocaklar daha kış gelmeden, yanmadan sönmeli,
Üç beş kuruş,
Kalanlarına bağışlanmalı
Ki yakacak odun,
Yiyecek somun alsınlar da sussunlar!
Susmalı!
Çünkü yürekler değildi parçalanan.
Cemre.Y.

4 Ekim 2018 Perşembe

Yorgunum

…Yorgunum…
Yorgunum be sevgilim…
Kırılgan kanatlarıma yeni umutlar takmaktan da,
Bütün insanlar tarafından iyi niyetlerimden vurulmaktan da,
Bütün hayal bulutlarımın,
İçinde hayli ayrık otlarını barındıran,
O ısırgan yapraklarıyla soldurulmasından da,
Yarına uyanmamayı dileyerek uyuduğum yatağımdan,
Yeni güne gözümü açıp…
Yeni gülümsemeler savurmaktan da…
Hayli yorgunum be sevgilim.
Cemre.Y.

Lazım

…Lazım…
Bana sesinin rengi lazım sevgilim,
Bana teninin o uyum içindeki ahengi.
Bana bakışların lazım,
Ne bileyim gülüşün, duruşun…
Bana varlığın lazım sevgilim,
Yoksa hayal dediğin ne ki?
Hiç kimsesiz sevda mı olur!
Cemre.Y.

"Geç" Miş

…"Geç" Miş…
Belki de hakikaten geçmişe 
"Geç" miş! demenin zamanı gelmiştir! 
Yıllar sonra çok çirkin görünüyorlar zira! 
Ama...
Yine de insan bir...
"Değdi Mi Yani? yi saklıyor uhdesinde...
Şöyle en mutlu anında, onun sefilliğine acıyarak bakarken...
Cemre.Y.

3 Ekim 2018 Çarşamba

Onu Bari Sevelim

…Onu Bari Sevelim…
Onlardan kaçıp kurtulmam için her şeyi yapanlardan sonra,
Benden kaçıp kurtulması için her şeyi de yapmıştım oysa!
Yükseklerden bakınca ufkun afakının kaçtığını öğrendiğimden beridir,
Yer de benim, gök de benim.
İki zaman arası cennette benim, cehennem de ben!
Yıldızlar mı?
Yıldızlar hep söner be sevdiceğim baksana yüreklerimize,
Ne kadar çok meteor sönüğü,
Ne kadar çok uydu çarpıntısı,
Ne kadar çok Güneş yanığı,
Ne kadar çok Ay karanlığı!
Nihayetinde Ay ile Güneş arası değil mi bu Dünya onu bari sevelim!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...