5 Ağustos 2018 Pazar

İyi Ki Geldi

…İyi Ki Geldi…
Epeyce bir ömürlük hayattan sonra, 
Artık ne kapılar önemlidir, 
Ne de pencereler...
Geldim ya!
Baktım ya pencerene!
Ki bilirsin yosunların rengi dışında, 
Her şeyinden nefret ederim ben!
Yani hayat bana hep şarkıdaki gibi aslında.
"Eylül geldi sonra.. "
İyi ki geldi, iyi geldi.
Yoksa bunca yüzyıl boyunca, 
Onun gözlerinin yosunu olmasa,
Şu dünden ölünesi hayata...
Ne diye...
"Sevda bir kuşun kanadında!"diye diye tutunaydım ki ben.
Cemre.Y.

4 Ağustos 2018 Cumartesi

Hiç Kimse

...Hiç Kimse...
Kocaman hayallerime sığdırdığım,
Küçücük bir dünya'm vardı oysa...
Onlar okyanusa kulaç açmayı beklerlerken,
Ben kısacık zamanlarımda duru ve durgun denizlere,
Onlardan önce kulaç atıyordum.
Bu bile onların haset rüzgarlarıyla
Beni kendi fırtınalarında boğmalarına yetiyordu.
Küçücük mutluluklarımın hayat rüyasından,
Canımın can kırıklarında...
Sanki bana ne düşmalıkları varsa!
Adım adım ezildikçe ezildirilmeye çalışıyordum.
Sonra...
Susmaya karar verdim.
Durgun denizlerimin,
Afili fırtınaları değmezdi artık hiç kimse'm.
Kusura bakın madem.
O akıllıca akıllarınızı…
Kendilerinize hatırlatıp durun lütfen!
Beni kendi canımın can kırıklarıyla baş başa bırakın.
Cemre.Y.

Cennet

…Cennet…
Cennetim'din be sevgili,
Oysa şimdi sen bilmiyorsun ama Araf'tayım.
Kah cenneti sunuyorsun bana, kah cehennemi…
Şimdi ben hangi yöne gideyim? 
Ya cennetin hayalse, 
Cehennemse sonun ey sevgili.
Ya cehennemin yalansa, 
Cennetse sonun be sevgili.. 
Söyle kaç suretin var senin ey sevgili, 
Söyle kaç ayna yansıtıyor seni…
Bilsem ki seni parçalara bölen sırlı aynanın yerini. 
Kırıp bin parçaya bölmek değil niyetim, 
Zaten yeterince bölünmüşsün....
Sadece seni ilk yansıtan 
Sırlı aynanın karşısındaki 
Hiç kandırılmamış, hiç aldatılmamış, 
Hiç yanmamış çocuk yüreğine ulaşıp
Sende sabit kalmaktır tek niyetim.
Cemre.Y.

Hikaye

...Hikaye...
Sık...
Çok sık kitap okurum…
Neredeyse her saniye hatta bazen bildiğim bir yolda yürürken bile...
Öylece bakar insanlar
"Şimdi bir cama veya duvara toslayacak veya bir çukuru göremeyecek” diye...
Yarım kalır duvara veya cama tosladığımda
Canımın nasıl yanacağının hayalinin sevinci ve yarım kalır
Bir çukuru göremeyip bacaklarımın havaya dikileceği anın hayali...
Ben hiç görmediğim kadar görebilirim kitap okurken,
Yolda yürürken ve altı üstü bir buçuk gözümle
Ve ben hep şort giyerim uzun veya kısa etek giydiğimde...
Çünkü okumayı bırakınca bile istediğim,
Benim biçtiğim mekanlarda
Vücut olur kitaplardaki her bir karakter ve her bir yer...
Bir insansa betimlenen hayatımın bir köşesinden
Şöyle bir geçip gitmiş biri olabilir mesela
Ve bir mekansa...
Hayatımda şöyle bir geçmiş bulunduğum bir yer...
Ve çok nadir bazen sezonu bitip geçtikten sonra meftun olurum bir diziye
Ama şöyle bir değil bu sefer baş karakterlerden biri olurum bende…
Ve baş karakterlerden biri olur “O” mutlaka…
Bugünlerde en sevdiğim yazarın, en sevdiğim kitabı elimdeydi
Bir de neredeyse hayatımdan öykülenmiş olan
O sessiz çığlıklı dizisi gözümde ve yüreğimde...
Şimdi ikisi de bitti ya...
Hala anlayamadım ben kimdim aslında ve o kimdi hangi karede ve hikayede...
Bulutların üzerinden hayatı seyretmek hala hayalim evet
Ama hala uçan bir balon olmaya kadar ilerleyememişim demek...
Konuştuğumdan daha çok suskunum aslında evet de
Herkes beni çenebaz sanırken sustuklarımı kim nereden bilecek!
Ve o kitaptaki kızın bir adı bile yoktu galiba...
Ya sessiz çığlıklar...
Hangisi daha çok yakışıyor acaba bugünlerdeki bana.
Cemre.Y.

Çıkıp Gitti

...Çıkıp Gitti...
Hiç doğmayacak imkansız bir sevdaya müebbetliydi onun yüreği
Daha yeni firar etmişti bana koşup geldiğinde.
Sokaklar dolusu sevgiliydik, maviler dolusu aşık.
Bayram yeri çocukları gibi mutluyduk en azından.
Sonra gizli eller sıkıverdi onun yüreğini, öylece çıkıp gitti, bitti.
Cemre.Y.

Olsun Gözüm

…Olsun Gözüm…
Benim de güzel gülüşlerim vardı hayata dair...
Sonra onlar hiç tükenmeyen bir azimle, 
Bütün hayallerimin kanatlarını kırdılar.
Şimdilerdeyse 
Küçük birer tebessümle onarıyorum canımın kırık canlarını. 
Olsun gözüm...
Varsın onlar da öyle mutlu olsunlar.
Bende daha çook eski fotoğraflara yeni şiirler var...
Cemre.Y.

3 Ağustos 2018 Cuma

Sevin Ulan Hayatı

...Sevin Ulan Hayatı...
Her gün...
En az bir tanecikden fazlaca
Yeni şeyler öğrenmeye ön yargısız açık olun.
Hiç duymadığınız bir kelimenin anlamını merak edin mesela!
İlk uygun cümlenizde de kullanın.
(Daha çok kitap okumanız gerek.)
Sevin ulan hayatı çabucak!
Ellerinizde oyuncak olan o akılı telefonlarınızın
Bir özelliğini daha merak edin mesela!
İlk uygun anınızda da kullanmaya başlayın.
(Teknolojiye açık olmanız gerek.)
Sevin ulan hayatı çabucak!
Ukalalığın sınırı yok elbette, merak etmeyin.
Her gün kendinize yeni bir ukalalık edinin mesela!
Ukalalığın, aslında yeterince bilmediğiniz bir konuda,
Hiç fikri olmayana çok bilmişlik taslamak değil de,
Bildiklerini öğretmenin hazzı olduğunu öğrenin mesela!
Ama öğretirken, öğreten kadar,
Tevazulu özenli ve heyecanla!
Sevin ulan hayatı çabucak!
Benim gibi görebilmeyi deneyin bir kerecik!
Pencerelerinin kapalı halinden, açık halinden içeriden.
Pencerenin kapalı halinden, açık halinden dışarıdan.
Sağından, solundan, köşesinden, perdelisinden,
Perdesizinden bakmayı öğrenin önce!
Elbet bir ya da birkaç açıdan görebilirsiniz hayatı!
Üstelik!
Yeterince uslu bir çocuk olursanız
Bütün bunları yalnız yapmayabilirsiniz!
Hatta tepenizdeki asma yapraklarının ardına saklanmış
Bir türlü olmayan üzümlere artık
"Ne üzüm oluyor, ne şarap,
Ne bağ, ne bahçe ne gereği vardıysa?" ya bile
Kızmaktan vazgeçip
Onların rüzgarla salınan yapraklarının altında
Hala sevinçle saklambaç oynayan salkımlarını görebilirsiniz.
Öyle ya!
Üzüm olsaydı, şarap olsaydı,
Bağ olsaydı, bahçe olsaydılar...
Yeterince uslu çocuk olup
Rüzgarda salınan yaprakların arasında
Heyecanla saklambaç oynayamayacaktılar!
Ne olmuş kimsenin midesine inmeden,
Onca zaman çocuklar gibi şen,
Hayata ne geç,
Ne de çok erken öylece salınıp duruyorduysalar!
Ne olmuş yani bir tek ben anladıysam onları sonunda!
Hem de bütün hayata,
İnadına,
İnatçı bir zaferle tebessüm ederek!
Sevin ulan hayatı çabucak!
Cemre.Y.

Oysa


…Oysa…
Oysa…
Ağlıyordum tam da ciğerime ciğerime…
Oysa…
Aslında sadece yanmak istiyordum!
Yanıp küle boğulmak.
Boğulup bir daha doğmamak istiyordum.
Görsün istemedim yosun yarası gözleri…
Şükür olsun ki göremedi!
Yoksa insan içinin içine hiç
"Defol git!" der miydi?
Cemre.Y.

Olsun

...Olsun...
İçinden şiir bile geçmeyen günleri olur insanın.
Olsun dersin.
Madem öyle bugün de böyle olsun.
Hele biz bir gülümseyelim de,
Varsın hayat düşünsün dersin.
Cemre.Y.

2 Ağustos 2018 Perşembe

Anlamazlar

…Anlamazlar…
Ah…Yar..!
Seni nasıl, kime, anlatsam!
Seni, nasıl, kime sussam!
Kimse anlayamayacak ki
O yosun gözlerde benim ne gördüğümü?
Seni koklamayalı ciğerimin nefes alamadığını,
İyiden iyiye hastalandığını nasıl anlatsam,
Nasıl desem doktor…
“Stressiz temiz havalı bir yerde yaşa dedi." diye...
"Ve benim tek cennetim sadece senin kokundu." diye!
Sana bir tek dokunuşla hayatıma bir on yıl kattığımı söylesem!
Sana dokunamadan geçtiğim zamanlarda
Yaşayamadığım çocukluğum bile ölüyor desem!
Anlamazlar!
Sen bile anlayamadın ki!
Ya da hep sussam!
Hiç kimseye, hiçbir şey konuşmasam?
Ve bir daha asla hiç kimseye güvenmesem.
Cemre.Y.

Yoruldum

...Yoruldum...
Bu sabah güne gülümsemek gelmiyor içimden
Yüreğimde milyonlarca ölü martı kanadı
Kirpiklerimin ucunda tonlarca ölü gözyaşı varken
Şu kuşlara da söyleyin artık
Kendilerine daha mutlu bir dünya bulup
Oraların cennetlerinde cıvıldaşsınlar
Boşuna çabalamasınlar bugünlerde
Olmayacağım bu hayat oyunun içinde
Çabalamayacağım artık
Hiç kimseleri ömre gülümsetmelere
Yo-rul-dum!
Cemre.Y.

1 Ağustos 2018 Çarşamba

Özlemiş

…Özlemiş…
Seni özlemiş olma ihtimalim çok yüksek!
Ve ben... 
Sürekli içimden on'a kadar... 
Sürekli içimden sana kadar sayıyorum…
"Hani, özlemek yasak'tı"diye!
Yasak'sa ne diye, hiç yoktan…
Hayallerimde yeşil salıncağımıza kurulup,
Yanına beni çağırıyorsun!
Cemre.Y.

Cancağızım

...Cancağızım...
Epeyce vakitler geçti sensiz...
Artık sormuyorum bile sana, nasılsın diye!
Nasılsa birazdan, beni bana dökeceksin.
Saçılacak içinin içi, canımın kırık canlarına.
Neyse ki varsın.
İyi'ki varsın!
Tam kırk beş saat!
Sen yokkenden beridir, bende yoktum aslında.
Şimdi geldim, valizimi boşaltmadan,
Kirlilerimi yıkamadan, nevresim takımlarımı değişmeden
Yatağıma doyamadan, sana geldim.
Parmak arası terliklerin,
Topuksuz sandaletlerin,
Özgür olduğu bir dünya vardı gittiğim yerlerde,
Biliyor musun?
Botokslu, suda bozulmayan makyajlı,
Mimiksiz kedi yüzlü kadınları gördükten sonra
Hele ki bacaklarını saran sımsıkı beyaz pantolanlardan,
Kalçalarını kıvırta kıvırta yürüyen tiki kılıklı,
Eril cinsli efeminemsi herif yıkıntılarından sonra,
Artık pek de umudum kalmamıştı öyle bir Dünya'ya dair.
Oraya en son gittiğimde,
Ne çok çocukluk düşürmüştüm ömrümden,
Ne çok geç kalınmış ergenlik,
Ne çok belki ucundan yakalarım hayatı diyerek,
Salak saçma dikte edilen öğretilik!
(Hani o da sadece hayal bab'ındaydı ya!)
Ne çok yenilgiyi kabullenmiş,
Ne çok pes etmiştim aynı ömrün,
Aynı hayat diliminde.
Yosun sarmıştı her yeri,
Ve umutsuzluk!
Ve çaresizlik.
Bir tişört, bir de şort'un,
Yeterli olduğu bir dünya vardı gittiğim yerlerde.
Oysa biliyor musun?
Kendilerinin yeni yapmış olduğu,
Ya da az biraz sonra yapacak olduğu ultra-lüks...
Ama sıfır mutlucuklu yüzlü kadınları gördükten sonra
Artık pek de umudum kalmamıştı öyle bir Dünya'ya dair.
Ve de çoktandır omuzlarına yük olacak,
Açık büfe yemeklere çoktan razı,
Yahut hiçbir şey'siz, hiçbir hayat yarını olayan insanların,
Benim hayatımı...
Benden çok kurtarmak istiyormuş gibi davranmalarından,
Eskiden olduğu gibi oldukça çok yorulmuştum!
Oraya en son gittiğimde,
Ne çok tokluk, ne çok haz...
(Artık ne neye göreyse!)
Yitirmiştim ömrümden.
Ne çok yaşlılık, ne çok hastalık, ne çok ölüm.
Ne çok vazgeçmişlik geçmiştim şu hayattan
Artık sadece nefes alıp vermekten yorulup!
Yahu ne çok akıllarınız var öyle sizin!
"Yok şunu şöyle yapsaydın da,
Yok şunda kanserojen var!"bilmem ne?
Hepi topu...
Tam tamına kırk beş saatti be!
Benim güneşim,
Benim denizim,
Benim kumsalım,
Ve yanımda benim yosun gözlü'm...
Tatil'se...
Kısacık da olsa bizimdi be!
Yok ama...
İlle de siz...
Arnavut kaldırımlı o sahil kasabasının sokağında...
Memeleri ağzına fırtlamış,
Saçları pahalı parfümler kokan,
Pahalı arabasıyla gelmişse ona bir gülümseyiş sırıtan,
Kaldırım yosmalarından etmeye çalışırsınız beni!
Kusura bakmayın be canım.
Dar alanlarda boğuluyorum ben!
Hani kendi egolarınızdan vazgeçip,
Artık insan olmaya karar verirseniz,
Kumsaldayız biz...
Ben kızım koruyorum, kızım benden çok beni.
Hepi topu...
Tam tamına kırk beş saatti be!
Neyinize çok geldik anlamadım ki.
Neyse...
Biraları kapıp gelin!
Hem siz geldiniz diye de ateş de yakar,
Bizi yakmaya çalıştıklarınızı da yakarız!
Daha da romantik olur öyle...
Zira ben kırmızı'yı,
En çok...
Giyebilirsem hani,
Siyah sivri topuklularımın altında severim.
Cemre.Y.

26 Temmuz 2018 Perşembe

Seviyorum Lan Seni, Sen Bana Bir, Kal

...Seviyorum Lan Seni, Sen Bana Bir, Kal...
Yılların içinden geçip, onca kasırgalar, onca fırtınalar,
Ve onca tusunamiler, onca aldatılmalar,
Onca kısa kalan kibrit çöpü kadar mutluluklar,
Onca rüyalar, onca gerçekler,
Onca yanılgılar,
Onca hayaller ve kırıklarını nihayet atlatmışken...
Birbirinden çoktan beridir yine,
Çok uzaklardaki o iki kocaman çocuk...
Yine ellerinde bembeyaz birer kağıtla, kala kalmışlardı.
Yine bir Temmuz akşamıydı işte,
Hem Ağustos kadar aşırı sıcak,
Hem zemheri aylarından biri kadar kararsız.
Denize mi koşulsa,
Yoksa en yakın battaniye altına mı sığınılsa!
Bütün şiirlerini yakıp yakıp yeniden yazıp bitirmişti kadın.
Bütün şiirlerini göle atıp atıp yeniden yazıp bitirmişti adam.
Hayatı sorgulayıp durmaktan yorulmuşlardı çoktan!
Öyle kararsız oturuyorlardı iki çocuk,
Apayrı rıhtımların kenarında,
Ellerinde iki ayrı bembeyaz birer kağıt!
Arkadaşlık çok uzaklardaydı,
Dostluksa daha yeni tatile çıkmıştı,
Anne çok yorgundu, çocuk çok aceleci.
Anlatmak gerekiyordu birilerine bir şeyleri,
Anlatabilmek ve anlaşılabilmek gerekiyordu.
Gereklerinde zaten canı cehenneme'y di!
Çocuk...
Elindeki kağıda baktı, baktı, baktı.
Farkında değildi bakarken yaptığı kağıttan gemi
Elinden kayıp çoktan gölün derinliklerine yol almıştı.
Çocuk...
Elindeki kağıda baktı, baktı, baktı.
Farkında değildi bakarken yaptığı kağıttan gemi
Elinden kayıp çoktan denizin derinliklerine yol almıştı.
Kağıttan gemiler birbiriyle çarpışırken,
Ellerindeki son anıyı da kaybedeceklerini sanmış,
Çokça da korkmuşlardı.
Göz göze geldiler bir an...
Taa uzaklardan!
Kağıttan gemilerin rengi değişti o an...
Karıştı ortalık rengarenk!
Kağıttan gemiler su almaktaydı.
Batmaya ramak kala
Kız olanın gözyaşları, köprücük kemiğine aktı.
Oğlan olan yüze yüze geldi kızın yanına.
Hiçbir söz söylemeden,
Kızın köprücük kemiğindeki o bir damla gözyaşını öptü.
Büyüdüklerinde ne de güzel,
Destansı aşk hikayesi çıkardı buradan!
Onlar büyümemeyi seçtiler!
Yaşlanıp ölmekten korktular belki.
Ya da geçmişleri yok olacak diye.
Oysa ölmek de bakiydi.
Geçmiş de baki.
Gelecek ise hiç gelmeyecek gibiydi.
Şimdi yine aynı yerdeler...
Kağıttan gemileri su almakta.
Ama artık ne kız ağlıyor,
Ne de oğlan o kadar geçmişinin iskeletine mahkum.
Zamane deyimleri gibi,
"Olursa olur, olmazsa temcit pilavı!" gibi değildi artık hayat!
Oturup hasbıhal ettiler,
Kimse kimsenin zayıf rengine takılmayacaktı bu sefer!
Sanki ne olurdu ki yok hükmünde sayılsa bazı ara renkler!
Çocukluk...
Yakalayabilirsen en acısız anısından güzeldi be azizim.
Kimse kimseye söylemedi ama...
Bir daha ki sefer!
Ellerinde olmayacaktı o eski buruşmaktan, düzelmekten
Çoktan yorulmuş yıpranık sayfalar...
Adam/çocuk giderken...
Kız/kadın bu yüzden tekrar son kez gülümsedi.
Nihayetinde tekrar görüştüklerinde...
Hala da birbirlerine,
"Seni seviyorum lan!" diyeceklerdi.
Bazen...
Sonları beklerken çürür ömür!
Gurur mu!
Ben ömrümce...
Ondan daha zebani bir mezar başlığı görmedim!
"Seni seviyorum lan!
Çok da elzem falan da değil yani,
Hiçbir şeyim olma bana ne!
Ki zaten ben de bir daha köprücük kemiğime ağlamam.
En son sen öpmüştün ya oradan!
Hey nereye kaçıyorsun?
Kal!
Ey hayat...
Sen...
Bana bir, kal!"
Cemre.Y.

25 Temmuz 2018 Çarşamba

Kısa Masal

...Kısa Masal...
Yosun gözlerine yine şiirler düşmüş ey yarim,
Saçlarının güneş ışıltılarına derin hikayelerden öyküler serilmiş yine.
Söyle kim kopardı yine dudağının kenarından,
Nisan nakışlı o çok sevdiğin lalelerin gülüşünü.
Kime içinden feryat figan fırtınalar çoşarken,
Sen en soğuk bakışınla susa susa çığlıklar attın
"Kristal bir kalp olsam, en yüksekten atıverseler beni
Kim bilir kaç katrilyon parçacığa bölünür ruhum da
Ben yine de taş'ım diye kendimi diriltirim." dedin.
"Bir kelimesi ömrüme ömür katıp,
Bir kelimesi ile ecelime yaklaştıranım var benim...
Hem batınım, hem zahirim gibi." deyip deyip
Kimlere sükut geçtin ömründen ömür giderken.
Kirpiklerinin içine yine yağmurlar kaçmış ey yarim,
Saçlarının kumru kumru kumrallarına
Zor hayatların kısa masalları sığınmış yine.
Cemre.Y.

24 Temmuz 2018 Salı

Kime Ne?

...Kime Ne?...
Epeydir vakit yine sensizliği cehennem geçiyordu sevgilim,
Sonra birden gök gürledi, hem de binlerce kere!
Fırtına koptu, şimşekler çakar, bir yerlere yıldırımlar düşerken.
Yıllardır yazın güneşten, kışın don vurmasından çatlayan,
Eternit kaplı çatıma, ben tam da uykuya hazırken dolular yağdı.
Fırlayıp kalkmadım yerimden,
Kimsenin bilmesine gerek yoktu kafama taş yağdığında!
Gök gürledi, şimşekler çaktı, bir yerlere yıldırımlar düştü.
Dolu bitti, gün ağarana kadar şiddetli yağmurlar yağdı.
Döndüm durdum yatağımda ama...
Bu sefer bakmadım penceremden,
Korkmadım hem de hiç korkmadım diyemem ama!
Artık tamamen teslimdim ben o kaderin ağlarına da...
Sabah kalktım, salonumdan koltuğuma yağmur yağmıştı,
Mutfağımdan yerdeki halılarıma sular akmıştı söylemedim kimseye.
Akşam geldiğimde küsmüştü bana bütün eşyalarım
Akşam gelince birer birer gönüllerini aldım zaten, öyle ya kime ne?
Cemre.Y.

Olsaydı

...Olsaydı...
Yıkmalı mıyım duvarlarımı,
Gözlerimin içi ışıldayarak gülümsemeli miyim yeniden.
Güvenmeyi, bir kere daha güvenmeyi denemeli miyim birine.
Denerdim elbette!
Eğer sırtımda bir tek hançer yarası,
Eğer yüreğimde bir tek kırılmamış can kırıntısı kalmış olsaydı.
Cemre.Y.

İyi Ol

…İyi Ol…
Bazen de sadece iyi olsun istersin,
Sesini duymaz, yüzünü görmez
Ama hissedersin işte…
Gözlerini kapatıp,
Yüreğinle yüreğine dokunur
"İyi ol"dersin,
"Sen hep iyi ol."
Cemre.Y.

23 Temmuz 2018 Pazartesi

İyiyim

...İyiyim...
Sensizlik...
Temmuz güneşinde Kasım fırtınası sevdiğim.
Ama merak etme nicedir niceyim diye soranlara...
"İyiyim" diyorum yine de.
Cemre.Y.

22 Temmuz 2018 Pazar

Renkler

…Renkler…
Mavili umutlarım vardı benim,
Beyazlı saf hayallerim.
Siyahlı tutkularım kadar,
Yeşilli huzurlarım vardı benim.
Kırmızılı sevdalarım vardı benim,
Sarının ayrılık olmadığını anlatabilmeye dair inceliğim.
Morlu asaletler'im kadar,
Pembeli çocukluklarım vardı benim.
Turunculu rüyalarım vardı benim,
Kahverengili doğallıklarım.
Lacivertli otoriteler'im kadar,
Grili umutsuzluklarım vardı benim.
Hayatımın renklerinin hepsini birden,
Olması gereken yerlere bir türlü koyamasam da…
Hepsi benimdi, benim renklerim.
Cemre.Y.

21 Temmuz 2018 Cumartesi

Yıllar Önce

...Yıllar Önce...
"Gönül sayfamda yoksun" diyorsun ya,
"Hiç dokundun mu,
Sağ elinle sol yüreğinin üzerine..." demiştim yıllar önce!
Senin de ödün kopmuş,
Bir daha asla dokunumamıştın yüreğine.
Şimdi mi yani...
Bunca vakit sonra yani!
Hiç zahmet etmeseydin be eski yarim,
Zira benim çoktan soğudu sana yüreğim.
Arda bir geri dönüp bakmıyor değilim tabi!
Ama ne vakit geçmişime dönsem,
Daha ilk adımımdan kırılıyor yüreğimin kemikleri.
Her odası can kırığı, her damarı aldatılmışlıklı,
Her hücresi,
"Artık, acıyacak yerin kalmadı bak ona göre!" li.
Ne gönülü, ne sayfası!
Tekne alabora olmuş çoktan okyanusun dibinde,
Liman desen...
Gazetelerde manşet halinde...
Buzulların altında, teknesini beklerken göçen,
Bir liman kalıntısı bulundu!
Arkeologların dediğine göre M.Ö. bilmem ne!
Araştırılıyor hala,
Yıllar öncesinden bir şeyler kalmıştır elbet!
Buralarda bir yerlerde,
Bir aşık ve de bir maşuk olmalı bizce!
Neyse ya neyse!
Çoktan öldük lan biz...
Hayat?
Yerli yerinde!
Cemre.Y.

Pazartesi

...Pazartesi...
Oysa ben her Pazartesi
Bıkmadan başlarım...
"Gelmişine, geçmişine, gelememişine...
Neyse ya neyse" lerime!
Günlük güneşlik İstanbul'uma
Yağmur yağar bazen
Olmadık mevsimlerde kar yağar.
İçim zemheriyken,
Günlük güneşlik gülerim ya!
Kimsem duymaz, anlamaz
Sonra ansızın susar
Bütün şehirleri ülkemin.
Umursuz olur kalbim.
Cemre.Y.

Hiç


…Hiç…
Sen hep kendi bencilliğinin ummanında yüzeceksin değil mi?
İstediğini, istediğin kadarını alıp çekip gideceksin…
Öyleyse bir kez daha ardına dönme, 
Göz ucuyla bakma arkana be koçum
Çünkü artık orada koca bir "Hiç" olacak.
Cemre.Y.

Adam Dediğin


…Adam Dediğin…
Gel sevdiğim,
Sarıl bana sımsıkı…
Öyle sarıl ki gitme bir daha,
Öyle sarıl ki gitmeyeyim bir daha,
İçinde "Biz" olmayan hiçbir yere.
Gel sevdiğim,
Sen yine sus bana sesiz avaz dolusu çığlıklarınla…
Öyle sus ki bilmeyeyim hala…
Beni unutmak için işlediğin o bütün günahları,
Sen de bilme ama seni unutmak için işlediğim o bütün suçları.
Gel sevdiğim,
Son kez bir daha affedelim biz "Biz!"i…
Son kez ağlaya ağlaya gülelim birbirimizden vazgeçemeyişlerimize.
Nasılsa ben bunca aldatılış yüzlü maskelerden boğulmuşken,
İntikam için dahi aldatamayacağım madem kendimi, yine!
Gel sevdiğim,
Sen kızıl saçlı baharlarını unut,
Ben yaz ortası zemheri ayazlarımı.
Vakit…
Ecele ramak kala!
Sevişmeye vakit yok zira.
Sarılıp sımsıkı…
Koklayalım mı madem birbirimizi!
Gerçi onu da unutmuşsundur sen!
Sanki egzotik bir kuş kanadının o son teleğine dokunmuş
Yasemin notalarından, zambak ile leylak arası ara tondum ben!
Sonraki hayatımı bilemem ama,
Sen zamanlarımdan öncesinde de,
Sakalı ve de bıyığı,
Hele kapalı mekanlarda güneş gözlüğünü,
Hele hele benden aceleci yürüyen,
Zamana geç kalmış gibi, ecele gider gibi,
Hızlı yürüyüşlerden hala, hep kıllanırım.
Bence adam dediğin'in adımları senle aynı adımı atmalı!
Cemre.Y.

20 Temmuz 2018 Cuma

Kapı

…Kapı…
Akşam olup da gün kendini geceye hazırlarken,
Daha ortalık yıldızlarla, yakamozlarla bürünmemişken,
Kapı zilimin bir kere olsun,
Hiç değilse bir dost tarafından çalınmasını beklediğim saatler kadar,
Artık yalnızlığımın demir pençesindeyken de
Gelen en yakın akrabam bile olsa
Çalan zilleri duymazdan gelip o kapıları açmamışlığım vardır benim!
Cemre.Y.

Işığı Kapat

…Işığı Kapat…
"Işığı kapat"derdi hep…
Bilmezdim ki
"Bu adamın ışıkla alıp veremediği ne ki?"derdim kendi kendime…
Meğer uykusuz ve düşünceli gecelerden sonra ışığa bakamıyor muş insan!
Acıyormuş yüreğiyle beraber gözlerinin içi…
Halbuki söylese, bu seferde
"Kimi, neyi düşünüyor?" diye hayıflanacaktım!
Senden sonrada öğreniyorum be sevgili…
Yar'dan öte yar, dertten öte dert varmış!
Cemre.Y.

19 Temmuz 2018 Perşembe

Sen Diye Bir Şey Hiç Olmadı Ki

...Sen Diye Bir Şey Hiç Olmadı Ki…
Bedelini çok ağır ödedim sevmelerimin.
Ömrümün baharından başlayarak,
Yüreğimde biri bittikçe diğerinin zıt köşesinde
Özenle apayrı tahtlar kurdum her birine.
Ben…
Sadece sevdim.
Onlarsa birer tahtakurusu sinsiliğinde,
Kemirdiler kurduğum tahtları birer birer kendi dönemlerinde.
Farklı zamanlarda öldükçe,
Hayata inadına hep yeniden doğan bir ben olarak,
Sadece sevdim.
Çok sevdim ben!
Çok dediğin de, çoğaldıkça çağlayan birer çok'tular hani.
Şimdi kalbimin her bir köşesi,
Birer sevda yanığı, çürümüş et parçası.
Sadece en ortası kaldı sağlama yakın derken
İşte sırf bu yüzden
"Sen" dedim sana hep!
İlle de sen.
Gece sen…
Gündüz sen…
Her atışında kalbimin, her nefesimde sen!
Bedelini çok ağır ödedim sevmelerimin.
Her biri kalbimin birer köşesini can kırıklarıyla yok etseler de
Hiçbirinden de pişmanlık duymadım bir an bile!
"Varsın olsun!" dedim.
Her seferinde kalbimin bir köşesini yitirdikçe kendimle beraber
Yılmadım, yeniden sevmeyi denedim.
Yüreğimin üç köşesi birer sevda yanığı,
Çoktan çürümüş birer et parçası iken,
Sadece en ortası kaldı sağlama yakın derken
Onu da buza yatırdılar sonunda.
Şimdi arada bir soruyorsun değil mi
"Yoksa ben mi yaptım!" diye
"Yoksa, yüreğini geleceğe donduran ben miydim?" diye
Sen diye bir şey hiç olmadı ki!
Sen diye bir ademoğlu hiç doğmadı.
Hiç görmedim,
Hiç tanımadım,
Hiç duymadım sesini,
Hiç güvenmedim,
Hiç dokunmadım,
Hiç koklamadım.
Ben sen diye birini…
Hiç koymadım kalbimin orta yerine!
Ne bileyim…
Hatırlardı yüreğim, diğer köşelerinin can kırıklarının batışı gibi!
Hissetmiyorum ki!
Cancağızımın dediği gibi…
Artık affedebilirim kendimi.
Sen diye biri hiç olmadı ki.
Cemre.Y.

Küs

...Küs...
Kuşlara da küsüm şimdi,
Eskisi gibi sevda şakımıyorlar diye.
Oysa benim,
Onların da kanatlarındaki her bir teleğe şiir yazmışlığım vardır.
Cemre.Y.

18 Temmuz 2018 Çarşamba

Ezber

...Ezber...
Hani hep kızardın yan yana uzandığımızda,
Gözlerimi kapatıp yüzüne dokunup duruyorum diye.
Sevmezdin yüzüne dokunulmasını,
Unutmuş gibi yapar dokunurdum sana.
Alnından yavaşça dokunmaya başlardım her hücresini ezber çekerek.
Kaşlarını çizerdim resim yapar gibi,
Göz kapakların kapalı olurdu rüyada gibi,
Hani hissetsem de sayabilsem kirpiklerinin tanelerini,
Elmacık kemiklerinde gezinirdi parmak uçlarım.
Şakaklarından saçlarının başlangıcını ve bitişini gezerdim.
Burnunun ucuna geldiğimde "Ufff" derdin "Yeterrr!"
Dudaklarını ezberlemeye doyamazdı parmak uçlarım
Ama sen dokunmayı bile hep çok görürdün bana!
Çenen, sakalın nasıl da zor tutardım kendimi gözlerimi açıp,
Öpmemek için seni!
"Neden peki?" derdin,
"Nedir bu şimdi, sevmiyorum işte biliyorsun!"
Ahh be sevgili bilmem mi!
Sen hiç sevmedin ki zaten beni diye kırılırken sessiz hıçkırıklarım,
Gülümseyerek bakardım gözlerine
"Bir gün kör olursam seni bir kokundan,
Bir de parmak uçlarımdan tanıyacağım da ondan" derdim sana.
Kör olmadım.
Yıllar oluyor biz bitip, bizden gideli.
Ah benim burnumun sızısı,
Ne vakit eskilerden bir rüzgar esse,
Kokun burnumun direğinde.
Gözlerimi kapattığımdaysa ezberimsin hala.
Cemre.Y.

Yağmur

…Yağmur…
Öyle bir yağmur ki gözlerimde biriken,
Ağlasam…
El aleme şenlik,
Ağlamasam yüreğime doğal afet!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...