| …İyiydim İyi… En zoru da yaşamak zorunda kalmaktı. Her yeni güne umutlar asmak... Her gecesi sarhoş kadehlere sığınmak... Bunalım... Depresyon... Ölgün geceler boyu... Gözyaşların kuruyana kadar ağlamak... Ve sabah, Sanki hiçbir şey yokmuş gibi sarılmak... Doktor göz kuruluğu teşhisi koyduğunda Hala ağlayabildiğim gelmişti aklıma Ama o kadar çok tüketmiştim ki. Günün normalliğine bakabilmeye Yetemiyordu artık. Sonuç; Evli şu an, karısı da hamile. En son karşılaştığımızda "İyi gördüm seni! İyi ol lütfen!" demişti. İyiydim… İyi... Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki Piri Reis haritası gibiyim.Dışım'la o kadar meşguller ki, içimi gören yok!
Cancağızım! Sana, her gün bakıp yüzünü çevirdiğin aynandan sesleniyorum, gözlerinin içine bakıyorum, buradayım, tam karşında, artık yalnız değilsin, artık yalnız değilim, artık dostuz. Sanki böyle bahçendeki erik ağacı çiçek açmış da sen karpuza aş eriyormuşsun gibi bi duygu bu... Hoş geldin madem! (Yazdıklarım bana aittir çalmayın, adımla beraber paylaşın olur mu canlarım.) Cemre.Y. #Tipinifavladığım
16 Aralık 2017 Cumartesi
İyiydim İyi
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Pazar Kahvaltısı
…Pazar Kahvaltısı…
Eskiden...
Bana şimdi masal gibi gelecek kadar çok eskiden
Bizim Pazar Kahvaltılarımız vardı.
Belki üç kuruş daha az maaş alınırdı ama
Bizim evde pazar günü asla çalışılmazdı.
Uyanma alarmımız
Annemin mutfağından yayılan enfes kokulardı.
Sabah dokuz oldu mu annemin mutfağından
Misler gibi börek kokusu yayılırdı.
Günlerden Pazar ve sabahıysa
Hiçbir yere yetişmek için acelen olamazdı,
Hiç kimse ile randevun olamazdı.
O sofraya artabilir
Ama asla o sofradan azalamazdın.
Babanın bile kahvedeki sandelyesine
Kavuşması öğleyi bulurdu.
Öyle diğer babalar gibi gazete falan okumazdı,
Sohbet de etmezdi sadece ve sadece yerdi
Hem de her şeyi.
Kavgasız bir kahvaltı olsun,
Bizim haklarımızı da yemesin diye annem
Onun için ayrıca, üç kişilik menü hazırlardı.
Çok severdi annem
Kocaman mutlu bir aile gibi
Hep bir arada olmamızı.
Pazar kahvaltımızda sorunlar konuşulmazdı.
Varsa paylaşılacak mutlu cümleler
Uzata uzata paylaşılır
Yoksa herkes gülümseyerek kahvaltısını eder
Kendi hayallerine dalardı.
Öyle aşırı sevgili sözler de olmazdı hani ama
“Kızım şundan da yesene!” dediği an
İçimde milyonlarca sevgi tomurcukları açardı.
O zamanlar bir köy büyüklüğünde
Malikane hayalim vardı.
Bütün insanlarımı içinde yaşatıyor
Ne olursa olsun her pazar
Gittikçe büyüyüp uzayan masamızda
Pazar Kahvaltılarımızı ölene dek sürdürüyordum.
Sonra evlendik sıra sıra,
Sofradaki kişi sayısı azaldıkça azaldı.
Arada bir buluşur
Artık artan insanlarımızla beraber
Eski günleri yad ederdik ama hiçbiri
Çocukluğumuzdaki kadar neşeli olamazdı.
Biz evden gittikçe
İçimizden çocukluklarımızda gitmişti işte.
Annemin çocukluğu bile.
Arada bir torunlarına
“Pazar Kahvaltılarını sakın es geçmeyin yavrularım,
Bu ana babalarınız yapmıyorlar artık böyle şeyler
Ama siz bir araya gelirseniz
Yaşatırsınız belki yeniden içinizdeki çocukları.” derdi.
Eylül’le ben iki kişilik çekirdek ötesi ailemizde
Hep önem verdik Pazar Kahvaltılarımıza.
Sonra o da benden önce büyüdü işte.
Şimdi babaannesi ve kocaman ailesi ile
Arada yapıyorlar böyle kahvaltı fasılları
Nasıl mutlu oluyorum anlatamam!
Sanki ben Eylül’ün cebinde saklı
Bir cüceymişim ve arada bana
Mutluluk kırıntılı kurabiye veriyormuş kadar
Mutlu oluyorum işte.
Şimdi tek kişilik ailemle
Terasımda ve sehpa üzeri tepside,
Kucağımda dizüstü bilgisayarım,
Kulağımda
Radyo Voyage esintileri ile yapıyorum kahvaltımı.
Yalnız değilim ama özledim işte!
İçimde annesini ve
Kalabalık Pazar Kahvaltılarımızı özleyen
Küçük bir kız çocuğu ile
Sokağa çıkıp insanlara
“Ailem olur musun?” diye sorasım var.
Cemre.Y.
Eskiden...
Bana şimdi masal gibi gelecek kadar çok eskiden
Bizim Pazar Kahvaltılarımız vardı.
Belki üç kuruş daha az maaş alınırdı ama
Bizim evde pazar günü asla çalışılmazdı.
Uyanma alarmımız
Annemin mutfağından yayılan enfes kokulardı.
Sabah dokuz oldu mu annemin mutfağından
Misler gibi börek kokusu yayılırdı.
Günlerden Pazar ve sabahıysa
Hiçbir yere yetişmek için acelen olamazdı,
Hiç kimse ile randevun olamazdı.
O sofraya artabilir
Ama asla o sofradan azalamazdın.
Babanın bile kahvedeki sandelyesine
Kavuşması öğleyi bulurdu.
Öyle diğer babalar gibi gazete falan okumazdı,
Sohbet de etmezdi sadece ve sadece yerdi
Hem de her şeyi.
Kavgasız bir kahvaltı olsun,
Bizim haklarımızı da yemesin diye annem
Onun için ayrıca, üç kişilik menü hazırlardı.
Çok severdi annem
Kocaman mutlu bir aile gibi
Hep bir arada olmamızı.
Pazar kahvaltımızda sorunlar konuşulmazdı.
Varsa paylaşılacak mutlu cümleler
Uzata uzata paylaşılır
Yoksa herkes gülümseyerek kahvaltısını eder
Kendi hayallerine dalardı.
Öyle aşırı sevgili sözler de olmazdı hani ama
“Kızım şundan da yesene!” dediği an
İçimde milyonlarca sevgi tomurcukları açardı.
O zamanlar bir köy büyüklüğünde
Malikane hayalim vardı.
Bütün insanlarımı içinde yaşatıyor
Ne olursa olsun her pazar
Gittikçe büyüyüp uzayan masamızda
Pazar Kahvaltılarımızı ölene dek sürdürüyordum.
Sonra evlendik sıra sıra,
Sofradaki kişi sayısı azaldıkça azaldı.
Arada bir buluşur
Artık artan insanlarımızla beraber
Eski günleri yad ederdik ama hiçbiri
Çocukluğumuzdaki kadar neşeli olamazdı.
Biz evden gittikçe
İçimizden çocukluklarımızda gitmişti işte.
Annemin çocukluğu bile.
Arada bir torunlarına
“Pazar Kahvaltılarını sakın es geçmeyin yavrularım,
Bu ana babalarınız yapmıyorlar artık böyle şeyler
Ama siz bir araya gelirseniz
Yaşatırsınız belki yeniden içinizdeki çocukları.” derdi.
Eylül’le ben iki kişilik çekirdek ötesi ailemizde
Hep önem verdik Pazar Kahvaltılarımıza.
Sonra o da benden önce büyüdü işte.
Şimdi babaannesi ve kocaman ailesi ile
Arada yapıyorlar böyle kahvaltı fasılları
Nasıl mutlu oluyorum anlatamam!
Sanki ben Eylül’ün cebinde saklı
Bir cüceymişim ve arada bana
Mutluluk kırıntılı kurabiye veriyormuş kadar
Mutlu oluyorum işte.
Şimdi tek kişilik ailemle
Terasımda ve sehpa üzeri tepside,
Kucağımda dizüstü bilgisayarım,
Kulağımda
Radyo Voyage esintileri ile yapıyorum kahvaltımı.
Yalnız değilim ama özledim işte!
İçimde annesini ve
Kalabalık Pazar Kahvaltılarımızı özleyen
Küçük bir kız çocuğu ile
Sokağa çıkıp insanlara
“Ailem olur musun?” diye sorasım var.
Cemre.Y.
Labels:
anne,
çocuk,
eski,
etme,
Eylül,
hayal,
Hiç kimse,
kahvaltı,
kalabalık,
kız çocuğu,
koku,
masal,
mutlu,
özledim,
pazar,
radyo,
sakın,
teras,
yalnız,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kaybolurdum
…Kaybolurdum…
Senden nefret edebilmek istiyorum şimdi.
O da aşkın bir özeti...
Oysa kırgınım!
Beni doğru frekansta duyan tek insan olup,
Evrenin diğer meteorlarına uyduğun için.
Kaybolurdum ben senle.
Nasa da bok yerdi.
Yüzyıl sonra bizden bir frekans duyduklarını sanırlardı
Dağılıp başka uluslardan aldıkları
Telsiz sinyallerini
Biz sanırlardı, bizden haylice uzaktayken...
Bizse onlarsız bulduğumuz
Aden'imiz de cennet olurduk!
Cemre.Y.
Senden nefret edebilmek istiyorum şimdi.
O da aşkın bir özeti...
Oysa kırgınım!
Beni doğru frekansta duyan tek insan olup,
Evrenin diğer meteorlarına uyduğun için.
Kaybolurdum ben senle.
Nasa da bok yerdi.
Yüzyıl sonra bizden bir frekans duyduklarını sanırlardı
Dağılıp başka uluslardan aldıkları
Telsiz sinyallerini
Biz sanırlardı, bizden haylice uzaktayken...
Bizse onlarsız bulduğumuz
Aden'imiz de cennet olurduk!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Nefes Almak Gibi Bir Mecburiyetim Var
...Nefes Almak Gibi Bir Mecburiyetim Var…
Ve bazen…
Dünya'nın bütün cehennemlerine
Gözümü, kulağımı, burnumu tıkayıp,
Sadece rüzgarın...
Bütün ağaçların,
Yapraklarıyla bir olup,
Denizin dalgalarıyla
Kadeh tokuştururcasına
Cenneti alayla meşk etmesini duyarım.
Çünkü yaşamak için
Nefes almak gibi
Bir mecburiyetim var!
Cemre.Y.
Ve bazen…
Dünya'nın bütün cehennemlerine
Gözümü, kulağımı, burnumu tıkayıp,
Sadece rüzgarın...
Bütün ağaçların,
Yapraklarıyla bir olup,
Denizin dalgalarıyla
Kadeh tokuştururcasına
Cenneti alayla meşk etmesini duyarım.
Çünkü yaşamak için
Nefes almak gibi
Bir mecburiyetim var!
Cemre.Y.
Labels:
bazen,
cehennem,
cennet,
dalga,
deniz,
dünya,
etme,
kadeh,
kayıp,
mecbur,
nefes,
rüzgar,
yaprak
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Neden Gelmeyesin
...Neden Gelmeyesin...
Neden gelmeyesin...
Sebep çok...
Daha senle biz bir kafede, iki kadeh bira içemedik.
Sohbetin dibine vurup, rakıya geçemedik.
Daha senle biz...
Yüzümüzde keşke kimse evlerine gitmese de
Sabahlar olmasalardılı gülüşlerimizle
Evlerimizin kapılarını yalnızlıklarımıza kapatmadık.
Daha senle biz...
Sabahında bize koşup kahvaltı etmedik...
Daha biz senle Eminönü'nde balık ekmek yemedik...
Sonra Rumeli'ye uzanıp
Bacak aralarımızdaki soğuk biraları içip,
İstanbul'u yenmedik,
Daha biz senle,
Kız Kulesine karşı
Dudak dudağa sade kahve içmedik
Ve daha biz senle,
Galata'nın kulesinde
Bir tek dilek dilemedik...
Daha biz senle,
Biz'lenmedik.
Cemre.Y.
Neden gelmeyesin...
Sebep çok...
Daha senle biz bir kafede, iki kadeh bira içemedik.
Sohbetin dibine vurup, rakıya geçemedik.
Daha senle biz...
Yüzümüzde keşke kimse evlerine gitmese de
Sabahlar olmasalardılı gülüşlerimizle
Evlerimizin kapılarını yalnızlıklarımıza kapatmadık.
Daha senle biz...
Sabahında bize koşup kahvaltı etmedik...
Daha biz senle Eminönü'nde balık ekmek yemedik...
Sonra Rumeli'ye uzanıp
Bacak aralarımızdaki soğuk biraları içip,
İstanbul'u yenmedik,
Daha biz senle,
Kız Kulesine karşı
Dudak dudağa sade kahve içmedik
Ve daha biz senle,
Galata'nın kulesinde
Bir tek dilek dilemedik...
Daha biz senle,
Biz'lenmedik.
Cemre.Y.
Labels:
balık,
cadde,
dudak,
etme,
Galata,
İstanbul,
kadeh,
kahvaltı,
kahve,
karşı,
kız kulesi,
rakı,
sabah,
soğuk,
yalnız
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
İyi Madem
...İyi Madem...
İyi madem,
O zaman şuraya da
Yanlış hayallerin
Doğru kırıklarını da çizelim...
Hayatın her daim
Doğru kırıklar ve yanlış
Hayallerle dolu be kadın.
Cemre.Y.
İyi madem,
O zaman şuraya da
Yanlış hayallerin
Doğru kırıklarını da çizelim...
Hayatın her daim
Doğru kırıklar ve yanlış
Hayallerle dolu be kadın.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kimin Var

…Kimin Var…
Ne tuhaf değil mi?
Son şiirinin…
Mezar taşına kazınacak…
O, son olduğunu daha şimdiden bilmek!
Biri'lerime olsun…
Bir'ime…
"Beni hiç bilmediğim o yere,
Ne olur sensiz yollama,
Bana n'olur,
Bir kere de güvenme ya!
Bu seferimde sen ol yanımda!"
Demeyi ne çok dilerdin,
Değil mi be Cemre!
Kimine kıyabildin ha!
Sonunu bilemediğin,
O ummanda, yanında!
Yanında…
Kimin var?
Sen…gel…demeden?
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Olamazdı
…Olamazdı…
Karma karışık şu topacın ipleri,
Birbirinden apayrı değişik...
Renk bozuğu hayatlar
Bize göre değildi be azizim!
Olamazdı da zaten!
O yüzden de, hiçbir diziye de kanmadık!
Hiçbir reklamın,
Subliminaline bile…
Aldanmadık!
Sadece...
Bir tek kere…
Tastamam bir tam kandık...
Adam maskeli bir sıfata!
Araf'la dans ederken!
Yakalamışlar bizi…
Bir dahası mı asla!
O yüzden, yüreğimin tellerinde,
Hep aynı güfte!
"Cahildim dünyanın...."
Kanamıyoruz ya artık!
Neyse…
Cemre.Y.
Karma karışık şu topacın ipleri,
Birbirinden apayrı değişik...
Renk bozuğu hayatlar
Bize göre değildi be azizim!
Olamazdı da zaten!
O yüzden de, hiçbir diziye de kanmadık!
Hiçbir reklamın,
Subliminaline bile…
Aldanmadık!
Sadece...
Bir tek kere…
Tastamam bir tam kandık...
Adam maskeli bir sıfata!
Araf'la dans ederken!
Yakalamışlar bizi…
Bir dahası mı asla!
O yüzden, yüreğimin tellerinde,
Hep aynı güfte!
"Cahildim dünyanın...."
Kanamıyoruz ya artık!
Neyse…
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Astrolojik Zamansızlıklar
...Astrolojik Zamansızlıklar...
Ruh halini nasıl olup da,
Sana en yakın doğru bildiğimi merak ediyorsun biliyorum!
Kızım bir Boğa iken, rahmetli babası bir koç idi.
Neredeyse bütün ömrüm,
Astrolojik zamansızlıklarının nedenini araştırmayla geçti.
Ve sürekli yıkılan şehirlerim var benim,
Her seferinde, enkazlarımı,
Yorgun yüreğimle, teker teker kaldırdığım.
Sonra da çıkılıp terk edildiğim.
Yanisi şu bayım,
Bir yüreğin kaç deprem geçirdiğini,
Ciğerinden tanırım.
Hani diyorum,
Atmışımdan sonra göremeyecekse gözlerimiz,
Ellerimizden tutan biri olmalıydı değil mi
Oysa hep gri günler geçiyor ömrümüzden…
"Mevsimini aşmasa bari." li.
Ama karşımıza çıkacak o bahar güzel gülümsemeli,
Gülüşünden öpülecek kadar da güzel gülmeli.
"Kalplerimizi tanıştırmalıyız önce." diyor,
Susuyorsun, unuttun sanıyorlar, oysa hiç gelmedi o bahar.
Cemre.Y.
Ruh halini nasıl olup da,
Sana en yakın doğru bildiğimi merak ediyorsun biliyorum!
Kızım bir Boğa iken, rahmetli babası bir koç idi.
Neredeyse bütün ömrüm,
Astrolojik zamansızlıklarının nedenini araştırmayla geçti.
Ve sürekli yıkılan şehirlerim var benim,
Her seferinde, enkazlarımı,
Yorgun yüreğimle, teker teker kaldırdığım.
Sonra da çıkılıp terk edildiğim.
Yanisi şu bayım,
Bir yüreğin kaç deprem geçirdiğini,
Ciğerinden tanırım.
Hani diyorum,
Atmışımdan sonra göremeyecekse gözlerimiz,
Ellerimizden tutan biri olmalıydı değil mi
Oysa hep gri günler geçiyor ömrümüzden…
"Mevsimini aşmasa bari." li.
Ama karşımıza çıkacak o bahar güzel gülümsemeli,
Gülüşünden öpülecek kadar da güzel gülmeli.
"Kalplerimizi tanıştırmalıyız önce." diyor,
Susuyorsun, unuttun sanıyorlar, oysa hiç gelmedi o bahar.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Doğalsız Depremler!
...Doğalsız Depremler!...
Özel günlerde...
Hele ki en doğalından denilen
Ama en fenalısı hiç de doğal olmaması gereken
Felaketli, afetli günlere,
Öyle hiç de...
Duyarsız değilim de.
An'larım gelir aklıma!
O günlerin hepsinde,
Ve sonraki geçmiş uzun günlerinde
En acılarıyla gelir dimağıma.
Hem de öyle Sakarya'da filan değil ha!
İstanbul'dayken,
Ben annemlerin en alt katında
Evladımla koyun koyuna
Uyurken...
Parçalanmış camlar altından!
Henüz iki yaşındaki kızımın kollarından cam parçacıklarını,
"Neyse ki etine saplanmamış!" diye diye...
Kurtarırken hatırlıyorum kendimi!
Sonra...
Komşu herkeslerin hepsi,
Neredeyse yarı üryan,
Kimisi daha yeni kocalarıyla sevişik!
Dışarı bembeyaz çarşaflarıyla kaçarlarken,
Nihayet kurtulduk sandıkları o,
Korunaklı yerlere sığınmışken,
Yanlarında olmayan değerlilerini,
Ancak fark edip sorduklarını da...
Anımsıyorum!
Oysa ben,
O gecenin,
O, 03:20 sinden an sonra!
Rahmetli annem!
"Evlatlarıımmm!" diye çırpınırken,
"Çabuk çıkın, siz çıkmadan ben
Buradan asla çıkmam,
Ama bilin haa!
Bende çok korkuyoruummm!" diye
Feryat figan canından bile bizim için geçerken ben...
Gecenin ayazında...
Ki o gece...
Ağustos değil de,
Sanki Şubat gibi esiyordu,
Saat 03:20 de İstanbul!
Ama ben!
Sevdalığım annem,
Orada öylece bize korkarken!
"Benim evladım üşüyüp de
Üstüne bari bir de üşütüp
Hastalanmasın." bencilliğindeyken!
Nasıl da dua ede ede!
Onu güzelce
Giyindirdiğimi...
En son ayakkabılarını giydirip,
Maviş gözlerini kapatan,
Şapkasını da taktıktan sonra...
Sokağa...
Ancak öylece çıktığımızı,
Hatırlıyorum!
Rahmetli anam bize...
Hepimize...
Sarılmıştı,
Biz yavrularımıza!
Pazarlarda don-atlet
Giysi-kıyafet satmak için açtığı
O çadırını kurduydu bize hemencik!
O çadıra en geç giren bendim!
Çünkü ben...
Onların azıcık ötelerinde...
Karnıma, ayaklarıma, ellerime,
Boğazıma saplanan,
Cam kırıklarının,
Can kırıklarını temizleyip,
Sızıyan kanlarımı geceye karıp,
"Babası, bizi geçtim de
Kızımızı dahi!
Bir arayıp da, sormadı ya la!
Neyse zaten…
Bütün şebekeler kapalıdır şimdi"
Diye içimden haykıran nidalara!
Acılarını da yutkunup,
Nihayet varmıştım yanlarına.
Şükür ki hala sağ!
Kalanlarım...
Hala bilmezler!
O gecenin can ve cam yaralarımı.
Deri çatlağı diye kandırırım.
Hala hepsini!
Aslında doğrudur da!
Çat-la-mı-şım-dır da!
Ama bunlar bile,
Dönüşü hiç olmayan kayıpların yanında
Buruk birer hatıra kalır!
Gün boyu sustum.
Çünkü sevdiklerimi göçük altında
Aramayı tahayyül dahi edemiyor/d/um!
Çünkü;
En yakınını orada dahi bulamayanlar var!
Ve bütün bunlar…
Sadece bir tek gün boyu hatırlanıp,
Hayıflanılıyorlar!
Oysa benin her kötülüğün dibinde
Feryat ediyor içimdeki sessiz çığlıklar!
Eyyy! İnsanlar...
Yarın...
Bitiyor mu yani her şey!
Öyleyse neden ben anamın,
En son öptüğüm,
O ölü ayaklarının parmak uçlarını bile,
Nasıl hala özlüyorum?
Dirisinden geçtim ya hani çoktan!
Tenine değebildiğim o son an'ı...
Hani geri getirebilseler!
Sizce kim daha iyi özümsüyor,
Derinin...
En dip derinini!
Yani…
Duyarsız değilim de...
Milyonlarca sağlam bedenli engellilerin
Sadece bir gün
Duyarlı olmaya çalışmaları
Çok yaralıyor beni!
En çok iki gün sonra,
Unutacaksınız nasıl olsa!
Nasıl olsa…
Gündem/i/n/iz...
Değişecek yine!
Hep aynı masal
Yıllardır...
Böyle bu...
Yarın...
Ne değişecek!
Şimdiye kadar ki yarınlarda,
Ne değişti Allasen!
Güldürmeyin beni yine
En ağlayanından!
Cemre.Y.
Hele ki en doğalından denilen
Ama en fenalısı hiç de doğal olmaması gereken
Felaketli, afetli günlere,
Öyle hiç de...
Duyarsız değilim de.
An'larım gelir aklıma!
O günlerin hepsinde,
Ve sonraki geçmiş uzun günlerinde
En acılarıyla gelir dimağıma.
Hem de öyle Sakarya'da filan değil ha!
İstanbul'dayken,
Ben annemlerin en alt katında
Evladımla koyun koyuna
Uyurken...
Parçalanmış camlar altından!
Henüz iki yaşındaki kızımın kollarından cam parçacıklarını,
"Neyse ki etine saplanmamış!" diye diye...
Kurtarırken hatırlıyorum kendimi!
Sonra...
Komşu herkeslerin hepsi,
Neredeyse yarı üryan,
Kimisi daha yeni kocalarıyla sevişik!
Dışarı bembeyaz çarşaflarıyla kaçarlarken,
Nihayet kurtulduk sandıkları o,
Korunaklı yerlere sığınmışken,
Yanlarında olmayan değerlilerini,
Ancak fark edip sorduklarını da...
Anımsıyorum!
Oysa ben,
O gecenin,
O, 03:20 sinden an sonra!
Rahmetli annem!
"Evlatlarıımmm!" diye çırpınırken,
"Çabuk çıkın, siz çıkmadan ben
Buradan asla çıkmam,
Ama bilin haa!
Bende çok korkuyoruummm!" diye
Feryat figan canından bile bizim için geçerken ben...
Gecenin ayazında...
Ki o gece...
Ağustos değil de,
Sanki Şubat gibi esiyordu,
Saat 03:20 de İstanbul!
Ama ben!
Sevdalığım annem,
Orada öylece bize korkarken!
"Benim evladım üşüyüp de
Üstüne bari bir de üşütüp
Hastalanmasın." bencilliğindeyken!
Nasıl da dua ede ede!
Onu güzelce
Giyindirdiğimi...
En son ayakkabılarını giydirip,
Maviş gözlerini kapatan,
Şapkasını da taktıktan sonra...
Sokağa...
Ancak öylece çıktığımızı,
Hatırlıyorum!
Rahmetli anam bize...
Hepimize...
Sarılmıştı,
Biz yavrularımıza!
Pazarlarda don-atlet
Giysi-kıyafet satmak için açtığı
O çadırını kurduydu bize hemencik!
O çadıra en geç giren bendim!
Çünkü ben...
Onların azıcık ötelerinde...
Karnıma, ayaklarıma, ellerime,
Boğazıma saplanan,
Cam kırıklarının,
Can kırıklarını temizleyip,
Sızıyan kanlarımı geceye karıp,
"Babası, bizi geçtim de
Kızımızı dahi!
Bir arayıp da, sormadı ya la!
Neyse zaten…
Bütün şebekeler kapalıdır şimdi"
Diye içimden haykıran nidalara!
Acılarını da yutkunup,
Nihayet varmıştım yanlarına.
Şükür ki hala sağ!
Kalanlarım...
Hala bilmezler!
O gecenin can ve cam yaralarımı.
Deri çatlağı diye kandırırım.
Hala hepsini!
Aslında doğrudur da!
Çat-la-mı-şım-dır da!
Ama bunlar bile,
Dönüşü hiç olmayan kayıpların yanında
Buruk birer hatıra kalır!
Gün boyu sustum.
Çünkü sevdiklerimi göçük altında
Aramayı tahayyül dahi edemiyor/d/um!
Çünkü;
En yakınını orada dahi bulamayanlar var!
Ve bütün bunlar…
Sadece bir tek gün boyu hatırlanıp,
Hayıflanılıyorlar!
Oysa benin her kötülüğün dibinde
Feryat ediyor içimdeki sessiz çığlıklar!
Eyyy! İnsanlar...
Yarın...
Bitiyor mu yani her şey!
Öyleyse neden ben anamın,
En son öptüğüm,
O ölü ayaklarının parmak uçlarını bile,
Nasıl hala özlüyorum?
Dirisinden geçtim ya hani çoktan!
Tenine değebildiğim o son an'ı...
Hani geri getirebilseler!
Sizce kim daha iyi özümsüyor,
Derinin...
En dip derinini!
Yani…
Duyarsız değilim de...
Milyonlarca sağlam bedenli engellilerin
Sadece bir gün
Duyarlı olmaya çalışmaları
Çok yaralıyor beni!
En çok iki gün sonra,
Unutacaksınız nasıl olsa!
Nasıl olsa…
Gündem/i/n/iz...
Değişecek yine!
Hep aynı masal
Yıllardır...
Böyle bu...
Yarın...
Ne değişecek!
Şimdiye kadar ki yarınlarda,
Ne değişti Allasen!
Güldürmeyin beni yine
En ağlayanından!
Cemre.Y.
Labels:
afet,
ağustos,
anam,
anne,
can kırıkları,
çarşaf,
deprem,
fena,
gece,
insan,
İstanbul,
kayıp,
kızım,
nerede,
nihayet,
oysa,
rahmetli
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
İyi Günler Sevgilim
..."İyi Günler Sevgilim"...
Son söz...
Yine ışıldıyor gözlerim,
Yine gülümsüyor dudaklarım,
Yine herkesin, her zaman göremediği
Üçüncü gamzem, yüzümde gizli sevgilim.
Çünkü gözlerim
Artık aşk'a bakmıyor sayende!
Yine güzelim ama...
Hiç kimseye olduğu gibi, sana da değilim!
Yani artık bende senin imkansızınım
Bil istedim.
Şairin o şarkı sözünde dediği gibi
"Bu aşk burada biter, iyi günler sevgilim!"
Cemre.Y.
Son söz...
Yine ışıldıyor gözlerim,
Yine gülümsüyor dudaklarım,
Yine herkesin, her zaman göremediği
Üçüncü gamzem, yüzümde gizli sevgilim.
Çünkü gözlerim
Artık aşk'a bakmıyor sayende!
Yine güzelim ama...
Hiç kimseye olduğu gibi, sana da değilim!
Yani artık bende senin imkansızınım
Bil istedim.
Şairin o şarkı sözünde dediği gibi
"Bu aşk burada biter, iyi günler sevgilim!"
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Ahlısın!
…Ahlısın!...
Sen şimdi bence
"Senden sonralarımı iyice bir toparla!"
Senden sonraki umutlarımı,
Olabilitesi yüksek hayallerimi,
Olasılığını ancak
Rüyalarıma sığdırdığım platoniklerimi,
Kazandıklarımı, kaybettiklerimi,
Azlıklarda sığ denizlerde yüzmüşlüğümü!
On yaş öncem olamıyorsa,
On yaş sonramın
Ayakkabısını bile silip yine de terk edildiğimi!
Sen...
Şimdi mutlusun ya!
Bence yapabiliyorsan veda partisi yap bana!
Ben senden öncemi senle affettiğim gibi
Senden sonra anamı bile öldürdüm,
Allah'ı bile affettim.
Yeniden...yineden denedim de
Hala hep aynı yerdeyim ya
Gelmiş ve geçmiş
Hatta olacaklarımı bile affettim!
Döndüm sana "Ah!"ettim.
İçimin dış cephesi hâlâ kıyamıyor sana oysa!
İçimin iç cephesi
Hâlâ dolamamış sa üzgün değilim!
Sen bütün "Ah!"ları hak ettin!
Elbette hayatta imkansız diye bi şey yoktur
Amma olasılıksızlıklarına
"Ah!"lısın sen bundan sonra...
Ben mi?
Yeniden doğmayı tercih ediyorum.
Bir intikam ancak yaşanırsa olur.
Duymalı, bilmeli, görmeliyim
Hem de hayatının,
Kenarına bile değmeden.
Bilenler bu cümlemi asla unutamazlar...
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Mutluluğun Tek Resmi Aşktı
…Mutluluğun Tek Resmi Aşktı...
Velev ki Nazım üstadıma bi Abidin olsaydım da,
O meşhur sorusunu bana sorsaydı,
Ona sadece şunu derdim;
"Üstadım ben sizin kadar arı değilim!
Her çiçekten bal arayamam!"
Mutluluğun tek resmi, tek birine aşktı,
Bi görebilseydin.
Cemre.Y.
Velev ki Nazım üstadıma bi Abidin olsaydım da,
O meşhur sorusunu bana sorsaydı,
Ona sadece şunu derdim;
"Üstadım ben sizin kadar arı değilim!
Her çiçekten bal arayamam!"
Mutluluğun tek resmi, tek birine aşktı,
Bi görebilseydin.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Daha Çabuk Ölüyorum Sensiz

…Daha Çabuk Ölüyorum Sensiz…
Üzülme be yürek çiziğim!
Tabi ki yarın yine…
Sen varsın diye yeniden doğacağım.
Sadece…
Sensiz bütün gecelerimde…
"Onun geleceğinde asla olmamalı!"larla
Kabuslu rüyalarım,
Her büyüdüğün gün biraz daha…
Biraz daha korkulu,
Biraz daha korku dolu yaşlı olacağım.
E alış artık sende buna!
Bir gün…
Gitmek zorundayım!
Sahi sen lale severdin değil mi?
Arsız papatyalarımı ekme sakın
Sırf ben seviyorum diye mezarıma!
Hep…
Lale zamanları gel bana…
Ama…
İlle de gel ha!
Beklerim ben seni…
Sabırlıyım biliyorsun ama sakın!
Mezarımda dahi
Gırtlağıma dayanma!
Göğsüne yaslan en güzel uykularının.
Uykusuz gecelerini de unutma!
Sahi … Korkma!
Ellerimin parmaklarının
Bütün boğumları söz verdi bana
Sen okşamak istersin bir zaman diye
Diri kalacaklar onlar…
Evet…
Ben…
Seni…
Çok…
Bekledim.
Sakın ha yine gözlerini devirme bana!
Yüz milyar galaksi gezsem de dahi
Etmez hiçbir yıldız
Gözlerinin yosunun devrilmesi kadar!
Sakın ha!
Gitme bu sefer…
Daha çabuk ölüyorum ben sensiz!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Ay Tutuldu
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Gitme
| …Gitme… |
| "Gitme!" dedim sana |
| "Gitme! |
| Ya sen elin olursun, ya ben!" |
| Zaman beklemeli, |
| Sabretmeli yeminleri |
| Söker alır yüreğinden. |
| En çok sen yemin etmişken |
| Nasıl da dönüverdin sözünden. |
| Şimdi iki şarkı dolanır dilimde |
| "Ham meyveyi |
| Kopardılar dalından."der bir yanım |
| "Seni ben ellerin olsun diye mi |
| Sevdim."der diğer yanım. |
| Keşke zamane aşkları gibi |
| "Allah belanı versin."li |
| Şarkılarının basitliğinde olsaydım. Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
15 Aralık 2017 Cuma
Oysa Sen Bana Hep
...Oysa Sen Bana Hep...
Bir kızıl olasım var da...
Sonra sarı'ya dönmek çok zor be usta'm!
Bir de bunun
Ah'larıyla
Vah'ları...
Üstüne de
Eyvah'larıyla
Eyvallah'ları var.
Bir de bunun...
En sonunda yanan saçları.
Acının dibi'neyse...
Verilmiş o bütün o sözleri hatırlatması var!
Oysa sen bana hep misk-i amberdin.
Sahi anne!
Saçlarımı kaç kere daha
Sana yok'sa silerim demiştim?
Sahi annem
Senin bedenin cennet kokuyordu
Gözlerin cennete kapalıyken!
Ama kalbinin odaları, öyle demiyorlar ama!
Ölü beden...
Neyse kötü kokarmış işte...
Sen bana hep misk-i amber'din.
Sen bana hep cennet kal...
Ve kimseye söylemeyeceğim söz!
Rüyama gel bu gece...
Hatta mümkünse...
Benden ilk soğuduğun an'dan gel...
Hayalinmişim gibi gel he anam, çok özledim.
Saçlarım hiç yokmuş, cinsim daha hiç belli olmamış gibi gel.
Cemre.Y.
Bir kızıl olasım var da...
Sonra sarı'ya dönmek çok zor be usta'm!
Bir de bunun
Ah'larıyla
Vah'ları...
Üstüne de
Eyvah'larıyla
Eyvallah'ları var.
Bir de bunun...
En sonunda yanan saçları.
Acının dibi'neyse...
Verilmiş o bütün o sözleri hatırlatması var!
Oysa sen bana hep misk-i amberdin.
Sahi anne!
Saçlarımı kaç kere daha
Sana yok'sa silerim demiştim?
Sahi annem
Senin bedenin cennet kokuyordu
Gözlerin cennete kapalıyken!
Ama kalbinin odaları, öyle demiyorlar ama!
Ölü beden...
Neyse kötü kokarmış işte...
Sen bana hep misk-i amber'din.
Sen bana hep cennet kal...
Ve kimseye söylemeyeceğim söz!
Rüyama gel bu gece...
Hatta mümkünse...
Benden ilk soğuduğun an'dan gel...
Hayalinmişim gibi gel he anam, çok özledim.
Saçlarım hiç yokmuş, cinsim daha hiç belli olmamış gibi gel.
Cemre.Y.
Labels:
acı,
anne,
beden,
cennet,
eyvallah,
hayal,
koku,
misk-i amber,
mümkün,
olası,
oysa,
öyle,
özledim,
rüya,
sonunda,
yama
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Pazartesi
...Pazartesi...
Kadın, yine telefonun alarmıyla
Uyanır uyanmaz fırladı yatağından,
Zaten yıllar yılı hiçbir zaman,
Hafta sonu dahi,
Hep hayalini kurduğu gibi
Şöyle gerine gerine uyanmayı,
Bir türlü beceremedi.
Öyle ya kime gerinip, kime esneyip,
Şöyle kütür, kütür kime gevşeyecekti.
Her zaman olduğu gibi,
Koşarak bir yandan yüzünü yıkadı,
Bir yandan gözlerinin,
Anne rengi, kahvesinden,
Hayata buruk bir tebessüm etti.
Burnunun direği sızladı yine,
Kendini bildiğinden beridir,
Hemen hemen, her sabahki gibiydi.
Anacığının gözlerinin kahvesiyle bakıyordu onun gençliğine!
Acilen yüzünü kuruladı,
Renkli numaralı lenslerini takıp tekrar baktı aynaya!
Zaten saçlarını da yeni boyatmıştı,
Anne rengi, hiç solmayan, koyu kestane aslından.
Anne renginden apayrı, kenarı lacili bir sarıya!
Hah işte!
Şimdi tam olmuştu, artık asla,
Annesi gibi bakmıyordu hayata gözleri ve saçları.
Belki artık, onun hayallerinin,
Piç olmuş savruk spermleri gibi,
Hiç, olmayabilirdi bu hayatta ha!
Ya da madem gelinmiş bu dünyaya!
Hayalleri onunkiler gibi üstelik
Tam da kadını daha yeni sevmişken,
Kansere yenik düşmeyebilirdi de!
Kadın kendi kendisine söylendi;
"Eh be annem, anam!
Beni, daha yeni sevmişken,
Sahici saçlarımı ve gözlerimi
Öyle, ilk kez, şefkatle,
Daha yeni okşamış ve de daha yeni
Bana öylece sarılıp beni sımsıkı,
Kabul edip öpmüşken, daha yeni!
Bir pazartesi günü ölmeye meyledip
Seni evine getireceğime söz verip
Evine getirince de salıya sabredip!
Günler sonrası yine bir pazartesi gecesini bitirip,
Ecelini salıya denk getirip,
Ölmeseydin sende be anne!
Sayende bütün pazartesilerden nefret edebilirdim!
Neden yapmadın?" dedi kadın.
Hiç kimse duymadı onu sesinin içi içinden yankılanıyordu!
İki damla çiy tanesi düştü yanaklarına.
Çünkü kadın...
Hep pazartesi günleri başlardı yeni hayatına
Mademki yaşıyordu hala Pazartesi günleri başlardı
Bu hayat dair yeni umut deneyişlerine.
Yeni başlayan haftanın ilk gününe,
Daha bir şükrederdi şükredilmesi gereken nesi kaldıysa!
Daha bir severdi en sevilmeyesi her şeyi bile.
Umut işte!
Kadının yüreğinin çiziğini bile
Onca gün ve hafta bekleyip bekleyip
Bir pazartesi günü akşam saat 22:10’da
Dünyaya getirmiş olmanın
Bir anlamı olmuş olmalıydı!
Hala hayattaysa onunla çünkü!
Öyle ya!
Pazartesi günleri!
İşine başlamış olmanın,
Bu başlayışlarının sonunda
Evine ekmek alıp, faturalarını ödeyebildiği,
Masraflarını yetebildiğince de
El aleme muhtaç olmadan
Karşılayabilmesinin bi gururu da olmalıydı!
Hala bir gurur varsa emeğiyle çünkü!
Hala üç kuruşa on kuruşluk hayatını geçindirip,
Kendini basit hayatlara terk etmediyse!
Gururu ve işinin yettiği kadar maaşıylaydı çünkü!
Sonra, sonra kadın bunları
Kimselere anlatmadıkça daha bir meraka boğuldular!
Bunca zenginlikler seriliyor ömrüne!
Ama neden?
Lan kadın aptal çünkü!
Kızından yıllar sonrası merak etmiş!
Pazartesileri sevmesinin en başlangıcını,
Meğer!
O da!
Bir pazartesi günü,
Kim bilir hangi renk leğene doğmuş muş!
Öyle ya!
Yaz sıcağı Ağustos ayında onca günler varken
Bir Pazartesi günü kim bilir akşamın hangi saatinde
Dünyaya gelmiş olmasının bir anlamı olmuş olmalıydı!
Bu hayatta en azından bir duvara taş olmalıydı.
Oysa şimdilerdeyse
Kadının o sabahki ilk kahvesi
Bugünler de hep geç kalıyordu
Halbuki en erken bu sabah uyanıyordu!
Otobüsler!
Otoban gözler doluydu
Ve ilk vardiyanın servisi
Hep 06:40 da başlıyordu!
Kimse ona
“Neden vaktinde gelmedin." demiyorduysa da
Vakit onun müsebbibi kadar önemliydi hep!
Geç kalamazdı.
Ya hiç gidemezseydi?
"Hiç yoluna gitti." derlerseydi!
Zamanında varlığından
Hiç utanmamış olması için
En çok çaba sarf eden kadının ardından
Böyle bir cümle
Ne acı cümle olurdu bir düşünsenize!
Dedirtemezdi,
Dedirtmedi.
Her pazartesinin sabahında
Bunca neşe, bunca pür umut!
Bunca hayal Polyanna'ya öykünmek değildi.
Sonra ne oluyorsa gün batınca oluyordu,
Gece yatsıya yakın oluyordu,
Kadının omuzlarına çöküveriyordu o en zifiri umutsuz yalnızlık!
Çünkü ertesi gün Salı…
Çünkü daha pazartesiye çok zifiri yalnızlıklı geceler var!
Çünkü Polyanna o günün sonunda
Boşluğa düşüyordu gecenin yalnız koynunda.
Zaten epeydir İstanbul'da hiç yıldız yoktu.
Cemre.Y.
Kadın, yine telefonun alarmıyla
Uyanır uyanmaz fırladı yatağından,
Zaten yıllar yılı hiçbir zaman,
Hafta sonu dahi,
Hep hayalini kurduğu gibi
Şöyle gerine gerine uyanmayı,
Bir türlü beceremedi.
Öyle ya kime gerinip, kime esneyip,
Şöyle kütür, kütür kime gevşeyecekti.
Her zaman olduğu gibi,
Koşarak bir yandan yüzünü yıkadı,
Bir yandan gözlerinin,
Anne rengi, kahvesinden,
Hayata buruk bir tebessüm etti.
Burnunun direği sızladı yine,
Kendini bildiğinden beridir,
Hemen hemen, her sabahki gibiydi.
Anacığının gözlerinin kahvesiyle bakıyordu onun gençliğine!
Acilen yüzünü kuruladı,
Renkli numaralı lenslerini takıp tekrar baktı aynaya!
Zaten saçlarını da yeni boyatmıştı,
Anne rengi, hiç solmayan, koyu kestane aslından.
Anne renginden apayrı, kenarı lacili bir sarıya!
Hah işte!
Şimdi tam olmuştu, artık asla,
Annesi gibi bakmıyordu hayata gözleri ve saçları.
Belki artık, onun hayallerinin,
Piç olmuş savruk spermleri gibi,
Hiç, olmayabilirdi bu hayatta ha!
Ya da madem gelinmiş bu dünyaya!
Hayalleri onunkiler gibi üstelik
Tam da kadını daha yeni sevmişken,
Kansere yenik düşmeyebilirdi de!
Kadın kendi kendisine söylendi;
"Eh be annem, anam!
Beni, daha yeni sevmişken,
Sahici saçlarımı ve gözlerimi
Öyle, ilk kez, şefkatle,
Daha yeni okşamış ve de daha yeni
Bana öylece sarılıp beni sımsıkı,
Kabul edip öpmüşken, daha yeni!
Bir pazartesi günü ölmeye meyledip
Seni evine getireceğime söz verip
Evine getirince de salıya sabredip!
Günler sonrası yine bir pazartesi gecesini bitirip,
Ecelini salıya denk getirip,
Ölmeseydin sende be anne!
Sayende bütün pazartesilerden nefret edebilirdim!
Neden yapmadın?" dedi kadın.
Hiç kimse duymadı onu sesinin içi içinden yankılanıyordu!
İki damla çiy tanesi düştü yanaklarına.
Çünkü kadın...
Hep pazartesi günleri başlardı yeni hayatına
Mademki yaşıyordu hala Pazartesi günleri başlardı
Bu hayat dair yeni umut deneyişlerine.
Yeni başlayan haftanın ilk gününe,
Daha bir şükrederdi şükredilmesi gereken nesi kaldıysa!
Daha bir severdi en sevilmeyesi her şeyi bile.
Umut işte!
Kadının yüreğinin çiziğini bile
Onca gün ve hafta bekleyip bekleyip
Bir pazartesi günü akşam saat 22:10’da
Dünyaya getirmiş olmanın
Bir anlamı olmuş olmalıydı!
Hala hayattaysa onunla çünkü!
Öyle ya!
Pazartesi günleri!
İşine başlamış olmanın,
Bu başlayışlarının sonunda
Evine ekmek alıp, faturalarını ödeyebildiği,
Masraflarını yetebildiğince de
El aleme muhtaç olmadan
Karşılayabilmesinin bi gururu da olmalıydı!
Hala bir gurur varsa emeğiyle çünkü!
Hala üç kuruşa on kuruşluk hayatını geçindirip,
Kendini basit hayatlara terk etmediyse!
Gururu ve işinin yettiği kadar maaşıylaydı çünkü!
Sonra, sonra kadın bunları
Kimselere anlatmadıkça daha bir meraka boğuldular!
Bunca zenginlikler seriliyor ömrüne!
Ama neden?
Lan kadın aptal çünkü!
Kızından yıllar sonrası merak etmiş!
Pazartesileri sevmesinin en başlangıcını,
Meğer!
O da!
Bir pazartesi günü,
Kim bilir hangi renk leğene doğmuş muş!
Öyle ya!
Yaz sıcağı Ağustos ayında onca günler varken
Bir Pazartesi günü kim bilir akşamın hangi saatinde
Dünyaya gelmiş olmasının bir anlamı olmuş olmalıydı!
Bu hayatta en azından bir duvara taş olmalıydı.
Oysa şimdilerdeyse
Kadının o sabahki ilk kahvesi
Bugünler de hep geç kalıyordu
Halbuki en erken bu sabah uyanıyordu!
Otobüsler!
Otoban gözler doluydu
Ve ilk vardiyanın servisi
Hep 06:40 da başlıyordu!
Kimse ona
“Neden vaktinde gelmedin." demiyorduysa da
Vakit onun müsebbibi kadar önemliydi hep!
Geç kalamazdı.
Ya hiç gidemezseydi?
"Hiç yoluna gitti." derlerseydi!
Zamanında varlığından
Hiç utanmamış olması için
En çok çaba sarf eden kadının ardından
Böyle bir cümle
Ne acı cümle olurdu bir düşünsenize!
Dedirtemezdi,
Dedirtmedi.
Her pazartesinin sabahında
Bunca neşe, bunca pür umut!
Bunca hayal Polyanna'ya öykünmek değildi.
Sonra ne oluyorsa gün batınca oluyordu,
Gece yatsıya yakın oluyordu,
Kadının omuzlarına çöküveriyordu o en zifiri umutsuz yalnızlık!
Çünkü ertesi gün Salı…
Çünkü daha pazartesiye çok zifiri yalnızlıklı geceler var!
Çünkü Polyanna o günün sonunda
Boşluğa düşüyordu gecenin yalnız koynunda.
Zaten epeydir İstanbul'da hiç yıldız yoktu.
Cemre.Y.
Labels:
acil,
ağustos,
anam,
anne,
ayna,
ayrı,
dünya,
hayal,
İstanbul,
kadın,
kanser,
karşı,
mey,
öykü,
öyle,
Pazartesi,
şefkat,
tebessüm,
umut,
yalnız
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Hatun Tav Olduktan Sonra
...Hatun Tav Olduktan Sonra...
Bir adam bir kadının dikkatini çekip,
Onu etkileyene kadar olabilecek bütün yerlerden
Çekincesiz bir şekilde
Size ilgisini belli ediyorken
Siz ona "Evet." dedikten sonra,
"Sevgilim özelimizi her yerde paylaşmayalım,
İçimizde yaşayalım,
Kimsenin bilmesine gerek yok."diyorsaaaa
İçindeenn;
"A-) Bak hatun nasılsa seni kafesledim,
Kimseye çaktırma ki
Bir yandan arayışlarıma devam edebileyim.
B-) Sen benim gerçekten özelimsin ve kadınımsın
Üçüncü şahısların
Bizi yıpratmasına izin vermeyeceğim.
C-) Yan yana iken tadına varalım,
Bir birbirimize sırtımızı döner dönmez
Kimin ne halt yediği beni ırgalamaz." diyordur.
Oysa kadın;
"Özelimiz elbette özeldir de
Neyin ne kadar
Paylaşılması gerektiğini bilecek karakterdeyiz.
Biz bir birlikteliğe adım atmışsak
Bunun bilinmesi gerekir ki
Sevgilim senin de, benim de
Artık bize ait olduğumuzu anlayıp
Ona göre davransınlar." diyordur!
Evet hanımlar beyler!
Ben kafamdaki deli sorulara cevap bulamadım sizce?
Hatun tav olduktan sonra adam ne düşünüyordur?
Cemre.Y.
Bir adam bir kadının dikkatini çekip,
Onu etkileyene kadar olabilecek bütün yerlerden
Çekincesiz bir şekilde
Size ilgisini belli ediyorken
Siz ona "Evet." dedikten sonra,
"Sevgilim özelimizi her yerde paylaşmayalım,
İçimizde yaşayalım,
Kimsenin bilmesine gerek yok."diyorsaaaa
İçindeenn;
"A-) Bak hatun nasılsa seni kafesledim,
Kimseye çaktırma ki
Bir yandan arayışlarıma devam edebileyim.
B-) Sen benim gerçekten özelimsin ve kadınımsın
Üçüncü şahısların
Bizi yıpratmasına izin vermeyeceğim.
C-) Yan yana iken tadına varalım,
Bir birbirimize sırtımızı döner dönmez
Kimin ne halt yediği beni ırgalamaz." diyordur.
Oysa kadın;
"Özelimiz elbette özeldir de
Neyin ne kadar
Paylaşılması gerektiğini bilecek karakterdeyiz.
Biz bir birlikteliğe adım atmışsak
Bunun bilinmesi gerekir ki
Sevgilim senin de, benim de
Artık bize ait olduğumuzu anlayıp
Ona göre davransınlar." diyordur!
Evet hanımlar beyler!
Ben kafamdaki deli sorulara cevap bulamadım sizce?
Hatun tav olduktan sonra adam ne düşünüyordur?
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Neyse!
| …Neyse!... |
| Kısa süreliğine hastane arası bulunduğum bu ortam nedeni ile |
| Az önce fark ettim ki |
| Kadınlığım boyunca kullandığım o cümle; |
| "Ben dağınıklığı sevmiyorum."değil de |
| "Ben, dağınıklığı toplamayı sevmiyorum." olmalıymış. |
| Ohhh! |
| Dinlenmek için kaçtığım bu otel odası da |
| Misler gibi darmaduman ergen odası oldu, |
| Toplasınlar işleri ne! |
| Cemre'nin iç sesi; |
| "Burada iki gün kalacak olsan, |
| Çoktan simetri hesaplarına bile girmiştin!" |
| Cemre'nin dış sesi; |
| "Keyfine baaak yarın nasılsa burada değilsin! |
| Gerçi şu karşındaki tablo oraya da pek abes durmuş, |
| Hiç koca duvarın cam kenarına |
| Küçük bir tablo, |
| Üstelik yamuk asılır mıymış da neyse yahu! |
| Neeeyyyseee " Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Uzun Zaman Oldu
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Ne Kaldı Geriye
...Ne Kaldı Geriye...
Peki...
Ne kaldı geriye?
Geçen güzelim günlerde
Paylaşılan geçmişlerimize dair
Acı tatlı hatıraları andıktan sonrasında
Son defterin son yaprağını,
Sarı sandığa özenle yerleştirip,
Bütün acıtan hatıraları
Küçük bir sandalla
Denizin dalgalarına savurduktan sonra
Evinize, yalnızlığınıza döndüğünüzde
Kaldı mı size de
Gözlerinizin ta içine yansıyan
Kocaman bir gülümseme?
Hiçbir şey kalmadı değil mi.
Neyse...
Yaşamamıştınız zaten!
Cemre.Y.
Peki...
Ne kaldı geriye?
Geçen güzelim günlerde
Paylaşılan geçmişlerimize dair
Acı tatlı hatıraları andıktan sonrasında
Son defterin son yaprağını,
Sarı sandığa özenle yerleştirip,
Bütün acıtan hatıraları
Küçük bir sandalla
Denizin dalgalarına savurduktan sonra
Evinize, yalnızlığınıza döndüğünüzde
Kaldı mı size de
Gözlerinizin ta içine yansıyan
Kocaman bir gülümseme?
Hiçbir şey kalmadı değil mi.
Neyse...
Yaşamamıştınız zaten!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Nörolojik Bir İlaç
| …Nörolojik Bir İlaç… |
| Hey Allahım yaa! |
| Hemşireye bak hemşireye! |
| Endişelenmiycem güya |
| "Morfin" demiyor da |
| "Nörolojik bir ilaç."diyor. |
| "Morfin yani."diyorum, |
| Annemin doktorunun dediği cümleyi söylüyor, |
| "Bilinçli hasta yakını olması güzel bir şey, |
| Böylece bizler daha az yoruluyoruz." |
| Bense sadece |
| "Keşke hiç bilmeseydim, |
| Bilmek zorunda kalmasaydım."diyorum. |
| Susuyoruz... Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
14 Aralık 2017 Perşembe
Güne Günaydın
...Güne Günaydın...
Kin ve intikam...
Omuzlardaki çöküklük nedeniyle
Olgun yaşlarda sırtta beliren kamburdur
Ve ben yaşlanınca da
Hala çok güzel olmak istiyorum.
Her gün hayata inatla gülümseyip
Onlarca kez bir şeyleri affediyorum
Ve her gün bu hayattan
Yeni bir şeyler daha öğreniyorum.
Mademki o gün de yaşıyorsam,
Yarınlara yeni amaçlar,
Yeni idealler ve yeni hayaller ekliyorum.
Seviyorum...
Cevap verip cevap almak için değil
Her gün, güne
"Günaydın." la başlamayı seviyorum...
Cemre.Y.
Kin ve intikam...
Omuzlardaki çöküklük nedeniyle
Olgun yaşlarda sırtta beliren kamburdur
Ve ben yaşlanınca da
Hala çok güzel olmak istiyorum.
Her gün hayata inatla gülümseyip
Onlarca kez bir şeyleri affediyorum
Ve her gün bu hayattan
Yeni bir şeyler daha öğreniyorum.
Mademki o gün de yaşıyorsam,
Yarınlara yeni amaçlar,
Yeni idealler ve yeni hayaller ekliyorum.
Seviyorum...
Cevap verip cevap almak için değil
Her gün, güne
"Günaydın." la başlamayı seviyorum...
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Neredesin?

…Neredesin?...
Hatun olup,
Bu dünyaya gelmiş olmaktan nefret ettiğim anlar çok oldu tabi.
Nice kadın cinsimin,
Dost katili olduğunu gördükçe kadınlı, erkekli.
Adam mı?
Sorarım o vakit!
Adam bunca zaman nerelerde kaldın sen?
Adem babanın Havva anamız öncesinden
Bir türlü gelemedin.
Ben hep buradaydım da…
Sen…
Kalu beladan beridir neredesin?
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Yine Çok Acıdı Ya La!
…Yine Çok Acıdı Ya La!...
Dizlerimiz, dirseklerimiz yara bere içinde olsa ne fayda!
Dördüncü dubleden sonra kim rakı, kim ki içindeki balık,
Ve her kim ki yarınımıza baş ağrısız olmuş en acılısından şalgam.
Bugün ben, şu ömrümün, şu saatinde hala dimdik ayaktaysam!
Yara bere içinde olsam da…
Bana artık...
Artık gelen bedenim olsa da ne fayda!
Hayatımızın, ne kadarını, gerisinden sayabiliriz?
Ki zira!
Yaralarımızın yar'dan saklı
Aort damarlarını çoktan yırtmışlarsa...
"Acımadı ki!"
Pişkinliğinde olamadım hiç!
Tanırsın beni.
Yine çok acıdı ya la!
Dirseklerimden ta…
Diz kapaklarıma kadar.
Saç diplerimden…
Tırnak uçlarıma kadar.
Ki artık saç bile benim değil ki
Kazıtayım ya da
Değişeyim yine rengimi...
Kollarımızdan mı
Yitirmişiz ömrü...
Yoksa ki hayatından mı ayak topuklarımızın.
Acının dibi işte, en suskunluğundan!
Cemre.Y.
Dizlerimiz, dirseklerimiz yara bere içinde olsa ne fayda!
Dördüncü dubleden sonra kim rakı, kim ki içindeki balık,
Ve her kim ki yarınımıza baş ağrısız olmuş en acılısından şalgam.
Bugün ben, şu ömrümün, şu saatinde hala dimdik ayaktaysam!
Yara bere içinde olsam da…
Bana artık...
Artık gelen bedenim olsa da ne fayda!
Hayatımızın, ne kadarını, gerisinden sayabiliriz?
Ki zira!
Yaralarımızın yar'dan saklı
Aort damarlarını çoktan yırtmışlarsa...
"Acımadı ki!"
Pişkinliğinde olamadım hiç!
Tanırsın beni.
Yine çok acıdı ya la!
Dirseklerimden ta…
Diz kapaklarıma kadar.
Saç diplerimden…
Tırnak uçlarıma kadar.
Ki artık saç bile benim değil ki
Kazıtayım ya da
Değişeyim yine rengimi...
Kollarımızdan mı
Yitirmişiz ömrü...
Yoksa ki hayatından mı ayak topuklarımızın.
Acının dibi işte, en suskunluğundan!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Etme Kendine
…Etme Kendine…
Sendelerim, yıkılıp düşebilirim,
Yeri gelir emeklerim ama asla sırtıma bastırmam aga!
Canımın hamuruna çamur atmaya çalışırken dikkat et bence!
Daha önce de denediler de
Şimdi kendi pisliklerinde kendi boklarını kurcalıyorlar!
Benimi hayatım boyunca olduğu gibi
Herkesin gözlerinin içine bakacak
Yüzüm de, gururum da var!
Ya senin?
Yaptığım yaşadığım hiçbir şeyden ki basit hatalar olsa bile!
Pişmanlık duymayacak kadar asil oldum hep!
Ya sen?
Attığın iftiralar…
Bir gün gelir seni paçalarından yakalar!
Benim evladım hayatımız boyunca olan biten her şeyimi bildi,
Kızıp annelik ettiği zamanlar olsa bile
Yüzüne bakabilecek kadar namus oldum ona!
Ya sen?
Şimdi istersen sen…
Ben her yerde konuşmaya başlamadan önce…
Sabrımın taşıp da senin bütün kırık yamalarını ortalara sermeden önce
Kapa çeneni de artık sus istersen ve siktir git hayatımdan.
Yazık etme, ettirme kendi kendine.
Cemre.Y.
Sendelerim, yıkılıp düşebilirim,
Yeri gelir emeklerim ama asla sırtıma bastırmam aga!
Canımın hamuruna çamur atmaya çalışırken dikkat et bence!
Daha önce de denediler de
Şimdi kendi pisliklerinde kendi boklarını kurcalıyorlar!
Benimi hayatım boyunca olduğu gibi
Herkesin gözlerinin içine bakacak
Yüzüm de, gururum da var!
Ya senin?
Yaptığım yaşadığım hiçbir şeyden ki basit hatalar olsa bile!
Pişmanlık duymayacak kadar asil oldum hep!
Ya sen?
Attığın iftiralar…
Bir gün gelir seni paçalarından yakalar!
Benim evladım hayatımız boyunca olan biten her şeyimi bildi,
Kızıp annelik ettiği zamanlar olsa bile
Yüzüne bakabilecek kadar namus oldum ona!
Ya sen?
Şimdi istersen sen…
Ben her yerde konuşmaya başlamadan önce…
Sabrımın taşıp da senin bütün kırık yamalarını ortalara sermeden önce
Kapa çeneni de artık sus istersen ve siktir git hayatımdan.
Yazık etme, ettirme kendi kendine.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Bir Sen Kalırsın Geriye

…Bir Sen Kalırsın Geriye…
Gecenin sessiz yüzü çöküp de
Ayın şavkı vurunca yüzüme,
Dört kişilik kırmızı masanın
Akşamdan aceleyle terk edilmiş
Boş üç sandalyesi,
Üç ince belli çay bardağıyla
Ağzına kadar dolmuş
Bir kül tablası var ise hala!
Ay'a bakıp Güneş'e küskünlüğünle
Kendine bir şarkı armağan edersin.
Senden sonra her gelen
Bir sandalye rica eder oturmaya.
Masa toplanır, kül tablan temizlenir.
Geriye kırmızı bir masa,
Oturduğun kırmızı sandalye
Beyaz bir fincan çay,
Sadece senin kirleteceğin yalnız bir kül tablası…
Bir sen kalırsın geriye.
Ve şarkının sözleri
Veee…
Kapansın artık o son perde!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Siktir Git Hayatımdan
…Siktir Git Hayatımdan…
Tahammül sınırımı aşarsan,
Benden eksiltirim hayatıma dokunmuşluğunu.
Seni bende öyle yok ederim ki
Hiç dünyaya gelmemiş gibi olursun!
Seni affediyor, ait olduğun yere gönderiyorum.
Şimdi artık kendi bol yalanlı,
Bol dolaplı pisliğinde boğulabilirsin!
Siktir git hayatımdan!
Cemre.Y.
Tahammül sınırımı aşarsan,
Benden eksiltirim hayatıma dokunmuşluğunu.
Seni bende öyle yok ederim ki
Hiç dünyaya gelmemiş gibi olursun!
Seni affediyor, ait olduğun yere gönderiyorum.
Şimdi artık kendi bol yalanlı,
Bol dolaplı pisliğinde boğulabilirsin!
Siktir git hayatımdan!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Zamanlar Ötesi An'lar
…Zamanlar Ötesi An'lar…
Bazen saniyeler gerçekten çok önemlidir.
Zira ben şehirler arası arabalı vapurun,
Tam da o anında,
Tam da o saniyesinde orada olmamış olmasaydım,
Bacağının birinin protez takılı olduğunu
Sonradan öğrendiğim o yaşlı teyze,
Kendisine hayli yüksek gelen o eşikten,
Asla çıkamayacak ve belki de,
İstemsiz bir utançla altına kaçıracaktı,
Bulunduğu çaresizlikten nefret edecek,
Sıkılacak, belki yaşamaktan bile tiksinecekti.
Oysa yaptığım çok da matah bir şey değildi bana göre!
Sadece içeri önce ben girdim,
Bastonunu bir kenara koydum ve anneme nasıl yardım ettiysem
Abdest alacağı zaman yanındaysam yaptığım gibi
Bütün gücümle ayağını yukarı kaldırarak
Basması gereken yere taşıdım ellerimle.
O çıkana kadar bekledim
Ve onu aşağı indirip bastonunu eline verdim.
Sımsıkı sarıldı bana, yanaklarımı öptü binbir dua ile,
Sonra yüzüme iyice bakıp,
"Seni bana Allah gönderdi evladım,
Seni asla unutmayacağım,
Yaşadığım sürece sana hep dua edeceğim,
Bundan sonra mutsuzluk yüzü bilmeyeceksin,
Ne diliyorsan o olacak!" dedi
Ve kendi kadar güçsüz, kendi kadar yorgun,
Ama gözleri ona ışıl ışıl bakan o yaşlı amcaya tutunarak gitti.
O akşamın o saatinin, o dakikalarının, o saniyesinin,
Tam o saliyelerinde ben...
Allah ile tekrar barıştım.
Tövbe ve şükür ve teşekkür ettim.
Ne yapıyorsa gücümün yeteceğini biliyordu.
Zaten artık insan evlatları sandığından da hayli çoktu!
Ve ben...
Her zorluktan sonra çok daha güçlenerek yenilgisiz oluyordum.
Rabbim!
Doğru zamanlarda,
En azından başkalarıma,
Olmam gereken yerlerde,
Olabilmemi bari sağladığın için seni seviyorum
Ve sana bana sunmadıklarına rağmen müteşekkirim.
Hiç değilse birilerinin ömrüne gerektiğim kadar farz eyledim.
Teşekkür ederim.
Kendime dair yarınlı hayallerimin
Yanardağ ağzı ifrazlarına zaten lavlı kor ateşim.
Artık ölebilirim.
Sahi sen be annem
"Yüreğinden aka aka bana beni bırak da gideyim,
Zaten epeydir beni bekliyorlar!" dediydin ya!
Vazgeçtim bencilliğimden sonra aniden
Ve uça koşa gittin ya sen!
Sahi filmlerdeki gibi
Sana da bembeyaz tüller giydirdiler mi annem!
Hayattayken çok ağırdı ya omuz başı yüklerin
Sana taktıkları melek kanatların
Acıtmıyor değil mi
Omzunun küreklerini!
Annem…
Sahi sen mutlu musun ki oralarda?
Bu gece bari rüyalarıma dokun hele bir sen!
Söz...
Promilsiz gül kolonyaları dökeceğim,
Yastığımın bütün yalnızlık kenarlarına!
Ama bi gel sen…
Bir gel.
N'olur?
Yoksa pişman olurum
Sana bir bayram sabahı
Saçının tellerinden, ayaklarının uçlarına kadar,
Ayak parmağının son küçük tırnağına kadar
Öpe koklaya veda etmekten!
Pişman olurum sana veda etmekten!
Bak demedi deme!
Bunca vakit sonra
Bize bir bakayım deyip öylece gidemez, sağ salim ölemezsin.
Çünkü ben…
Çok fena özledim seni be annem.
Cemre.Y.
Bazen saniyeler gerçekten çok önemlidir.
Zira ben şehirler arası arabalı vapurun,
Tam da o anında,
Tam da o saniyesinde orada olmamış olmasaydım,
Bacağının birinin protez takılı olduğunu
Sonradan öğrendiğim o yaşlı teyze,
Kendisine hayli yüksek gelen o eşikten,
Asla çıkamayacak ve belki de,
İstemsiz bir utançla altına kaçıracaktı,
Bulunduğu çaresizlikten nefret edecek,
Sıkılacak, belki yaşamaktan bile tiksinecekti.
Oysa yaptığım çok da matah bir şey değildi bana göre!
Sadece içeri önce ben girdim,
Bastonunu bir kenara koydum ve anneme nasıl yardım ettiysem
Abdest alacağı zaman yanındaysam yaptığım gibi
Bütün gücümle ayağını yukarı kaldırarak
Basması gereken yere taşıdım ellerimle.
O çıkana kadar bekledim
Ve onu aşağı indirip bastonunu eline verdim.
Sımsıkı sarıldı bana, yanaklarımı öptü binbir dua ile,
Sonra yüzüme iyice bakıp,
"Seni bana Allah gönderdi evladım,
Seni asla unutmayacağım,
Yaşadığım sürece sana hep dua edeceğim,
Bundan sonra mutsuzluk yüzü bilmeyeceksin,
Ne diliyorsan o olacak!" dedi
Ve kendi kadar güçsüz, kendi kadar yorgun,
Ama gözleri ona ışıl ışıl bakan o yaşlı amcaya tutunarak gitti.
O akşamın o saatinin, o dakikalarının, o saniyesinin,
Tam o saliyelerinde ben...
Allah ile tekrar barıştım.
Tövbe ve şükür ve teşekkür ettim.
Ne yapıyorsa gücümün yeteceğini biliyordu.
Zaten artık insan evlatları sandığından da hayli çoktu!
Ve ben...
Her zorluktan sonra çok daha güçlenerek yenilgisiz oluyordum.
Rabbim!
Doğru zamanlarda,
En azından başkalarıma,
Olmam gereken yerlerde,
Olabilmemi bari sağladığın için seni seviyorum
Ve sana bana sunmadıklarına rağmen müteşekkirim.
Hiç değilse birilerinin ömrüne gerektiğim kadar farz eyledim.
Teşekkür ederim.
Kendime dair yarınlı hayallerimin
Yanardağ ağzı ifrazlarına zaten lavlı kor ateşim.
Artık ölebilirim.
Sahi sen be annem
"Yüreğinden aka aka bana beni bırak da gideyim,
Zaten epeydir beni bekliyorlar!" dediydin ya!
Vazgeçtim bencilliğimden sonra aniden
Ve uça koşa gittin ya sen!
Sahi filmlerdeki gibi
Sana da bembeyaz tüller giydirdiler mi annem!
Hayattayken çok ağırdı ya omuz başı yüklerin
Sana taktıkları melek kanatların
Acıtmıyor değil mi
Omzunun küreklerini!
Annem…
Sahi sen mutlu musun ki oralarda?
Bu gece bari rüyalarıma dokun hele bir sen!
Söz...
Promilsiz gül kolonyaları dökeceğim,
Yastığımın bütün yalnızlık kenarlarına!
Ama bi gel sen…
Bir gel.
N'olur?
Yoksa pişman olurum
Sana bir bayram sabahı
Saçının tellerinden, ayaklarının uçlarına kadar,
Ayak parmağının son küçük tırnağına kadar
Öpe koklaya veda etmekten!
Pişman olurum sana veda etmekten!
Bak demedi deme!
Bunca vakit sonra
Bize bir bakayım deyip öylece gidemez, sağ salim ölemezsin.
Çünkü ben…
Çok fena özledim seni be annem.
Cemre.Y.
Labels:
anam,
anne,
bayram,
belki,
beyaz,
çare,
etme,
evlat,
fena,
insan,
nefret,
oysa,
özledim,
pişman,
sonra,
vakit,
yalnız,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Hoş Eder İnsanı
...Hoş Eder İnsanı... Ne içtiğin değil, Nasıl ve kiminle içtiğindir kafaları güzelleştiren. Her ne kadar anason kokusunu özlemiş olsan da, R...
-
...Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben... Ne zaman şiir kuşanacak olsam, Avuç içi kadar bir coğrafyaya, Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma! ...
-
...Öylece...Çekip Gitti... Biz! Birkaç güvercine mukabil razı olduk, "Sevdadandır." dedik. “İmkansızlıktan aşktandır” dedik. ...
-
…Gözlerin Diyorum Adam… Gözlerin diyorum adam gözlerin... Öyle b/akmasalardı yüreğime Şimdi böyle sana, Lal olabilir miydi dillerim... ...
-
...Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni... Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni; Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak. Yol'unmuş ...
-
...Gözlerin Diyorum Kadın... Gözlerin...diyorum kadın... İçi cehennem dışı cennetken! Gözlerin diyorum kadın! Annem gibi, kızım gibi, ...
-
...Lal-ü Aşk... Sevgilim... Lal-ü aşk yüklü, Bulutlar geçiyor ömrümüzden. Sanki hiç! Mey dolu ağzından, Dökülmemiş gibisin En ıssız,...
-
...Sevgilim... Yüreğinin gazellerini sakın savurma sevgilim! Bırak kalsınlar, daha ne kadar dağınıksan. Toparlanma öyle hemen, ben geldi...
-
…Misket… Çocukluğumun can kırıntılarında Benim bütün oyunlarda kazandığım misketlerim, Bir kavanozda doluydu Ve mahallenin bütün kö...
-
…Adını İfşa Etme Gizli Yarim… Adını ifşa etme gizli yarim, Ola ki seni, ben gibi sevemezlerse... Sana da, bana da kıyarlar! Etme sakı...
-
...Gelsin Artık... Hani ikindi sonrası vakitlerde, Çökmeye başlardı ya akşamın hüznü... Çoğunluğunda da, sessizliğin hüküm sürdüğü, Yür...























