2 Aralık 2017 Cumartesi

Komik

…Komik…
Komik sevdalar,
Komik ayrılıklar,
Komik acılar,
Komik özlemler ve komik ölümler yaşadım ömrümde.
Ben hariç herkese komiktiler.
Cemre.Y.

1 Aralık 2017 Cuma

İntihar Eşiği

…İntihar Eşiği…
Başka şansın yok ki! 
Ben çok denedim inan! 
İntiharı ilk denediğimde,
Henüz on dokuz yaşımdaydım. 
Babam bana son kere, tacize yeltendiğinde…
Tacize yeltendiğinde...
Beşinci kattaki evimizdeki odamın
Kapısını kilitleyebilip,
"Kapıyı kırarsan atarım aşağı,
Bu camdan kendimi." diyen,
Pencere pervazlarına oturmuş
Bir genç kızı hatırlıyorum.
Rahmetli annem gelene kadar,
Orada beklemiştim. 
Saatler geçmiş, altıma bile işemiştim. 
Sonra annem geldi. 
Kıyamet koptu. 
Babam yapmaya çalıştıklarını,
Anneme anlatamayım diye 
Bıçağı kapıp dilimi kesmeye kalkıştı. 
Annem bana küstü bu olanlardan. 
Bende gittim,
Ne kadar antibiyotik iğne varsa kırdım, 
Ne kadar ilaç varsa toz haline getirdim. 
İksir yaptım kendime. 
Hepsini içtim. 
Beni kurtaran neydi biliyor musun? 
Son bir sigara içmek isteğim. 
Belki de…
Ondan bırakamıyorum bu mereti.
İçtim. 
Kustum. 
Odama kadar süründüm, yattım.
Üçüncü günüymüş baygınlığımın,
Annem beni ayağıyla dürttü. 
"Ölmedin mi daha! 
Ana yüreği böyle belli ediyordu ya sevgisini,
Öldüysen bir ses ver." diye. 
Ölmemiştim! 
Sustum. 
Böğrüm acıyordu, uyudum yine.
Doktora bile, götürmemişlerdi.
"Aman, polise ne deriz?" diye! 
Bu ilk deneyimimdi.
Merak edersen daha…
Devamını da anlatırım bir gün. 
Denemiştim bir, iki, kere daha da,
Şimdilik bu kadar özelimi bilmen yeter!
Böğrüm acıyordu, uyudum yine.
Yine böğrüm acıyor ama yaşıyorum hala, artık bilme!
Cemre.Y.

Tam Depresyona Gireceğim

...Tam Depresyona Gireceğim...
Tam depresyona gireceğim bir gülme tutuyo!
Doktor arkadaşlarım var ise,
Sonuna dek okumalarını ehemmiyetle rica ediyorum!
Bu aralar bana bir şeyler oluyor!
Yirmi Şubat'ta birkaç gündür vücudumda eskisine oranla daha çok
Büyüyüp genişleyen mor lekeler,
Ayrıca ayak bileklerimde oluşan ve kaşıntılı olan kırmızı gözenekler,
Birden gelen ama sürekli beyin çınlaması, aşırı mide bulantısı,
Dikkat dağınıklığı, hafıza kaybı, denge kaybı,
Genital organlarda gereksiz kanama ve gaita'da siyahlıkla "Acil" e gittim.
Semptomları söyler söylemez beni "Kırmızı" kapıya yolladılar,
Derhal kan testleri ve idrar testi alıp sonuçlara baktılar,
Protein ve sodyum azar miktarda düşük olmakla beraber
Total IEG orantısızca yüksek çıkmıştı.
Ertesi gün mutlaka randevusuz Dahiliyeye gitmemi,
Gece o saatte olmadığı için,
Gaita testine de bakılmasını söyleyip evime sepetlediler.
Ertesi gün Dahiliye bölümüne gittiğimde elimdeki testleri gösterip,
Şikayetlerimi söyleyince de
"Bu Cildiye'lik bana ne diye yollamışlar seni." deyip Cildiye'ye sevk etti.
Cildiye de tüplerce kan alıp, idrar ve gaita testi yapıp,
Ki bunlar çat çat çat olmuyor, birinin sonucunu ertesi gün,
Diğerinin sonucunu birkaç gün sonra alıyorsun.
"Senin Cildiye'lik işin yok,
Senin acilen Alerji Testi yaptırman gerekiyor!" deyip
"Alerjik Hastalıklar ve İmmünoloji bölümüne sevkini yaptım,
Derhal randevu alıp oraya git." diyor ki
En yakın randevu tarihini,
Haydarpaşa Abdülhamit Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde bulabilmiştim.
Dün gittim, tam on sekiz çeşitten oluşan cilt alerji testi yaptılar,
Alerjim yok görünüyordu, doktor
"Cilt testinde çıkmadı kan tahlili yapmamız gerekiyor." dedi.
Saatlerce kan vermeyi bekledim iki tüp de orada kan aldılar,
"Sonucu ertesi gün doktora sorarsın." demezler mi!
Koşar adım doktora çıktım. "Doktor Bey etme eyleme,
Ben taa Esenyurt'tan geliyorum, buraya tekrar gelmek hem ağır külfet,
Hem de işimden bir gün daha olmak demek, etmeyin bir çare!" dedim.
"İyi madem telefonumu al yarın beni ara,
Bizlik bir şey varsa tıpış tıpış geleceksin,
Ama bizlik bir şey yoksa gelmene gerek bırakmam." dedi.
Rica minnet başarmıştım da ancak akşam evime ulaşmıştım.
Bugün öğleden sonra aradım doktorumu, yoğunmuş
"Bir saat sonra ara." dediler.
Bir saat sonra aradım yine aynı şeyi dediler derken
Akşamüstü ulaşabildim doktoruma!
TC filan derken zaten e-devletten görmüş olduğum sonucu,
Bana telefonda söyledi,
"Alerjik reaksiyonunuz yok fakat Total İGE çok fazla yüksek!
Daha önce 556 idi orada 450 çıkmış ve bunun nedenin bulunması gerekiyor,
Bizlik bir durum yok! Stresten bile olabilir,
Sizin Cildiye'ye gitmeniz ve "Alerji testlerimi yaptırdım alerjim yokmuş deyip,
Bu durumun gerçek nedenini bir an önce bulması gerekiyor,
O bulamaz ise de Dahiliye'ye gitmeniz lazım acil
Ama sorun kesin alerjik değil" demesin mi!
Yutkundum bir...teşekkür edip kapattım.
Ne de olsa koskoca doktordu karşımdaki,
"Lan AMK'nın çocuğuuu ben zaten sırasıyla oralardan geldim,
Bulamadılar da sana yolladılar,
Şimdi aynı yolu gerisin geri neden gideyim? Deli miyim?" diyemedim.
Sözün Özü: Anlaşmalı olduğunuz firmaların
Kimyagerlerince halka karşı etki ve tepkisinin ne olacağını henüz bilmediğiniz,
Yeni virüs'ler yayıyorsunuz!
Sonra da onları stresten bile olabilir diye bulamaya bulamaya,
Yeni bir hastalık icat edecek ve ona da yeni bir ilaç telkin edeceksiniz!
Hani hatırlıyor musunuz!
Biz daha antibiyotiğin A'sını bilmezken
Aksırsak, tıksırsak, başımız ağrısa, grip olsak,
Sizler bizlere antibiyotikli ilaçları reçete ediyordunuz!
Sadece biz büyüklere değil,
Küçücük bebelerimize dahi hiç düşünmeden yazıyordunuz!
Şimdilerdeyse çarşaf çarşaf,
"Doktorunuz yazmasa bile siz istemeyin,
Çok tehlikeli bağışıklık sistemini çökertiyor!" diyorsunuz!
Bilincine varalı yıllar oldu ne çocuğuma ne de kendime,
Çok zorda kalmadıkça içmeyi reddettim ama içmişliğim vardır ille de!
Peki sizce ben antibiyotikli miyim?
Yoksa yolladığınız virüslerden birinden
Bana uygun bir hastalık icat edemediniz mi?
Havuzunuz o kadar genişlemedi mi!
Başından sonuna geldiğim onca bölümün,
Sonundan başına gidip,
Farklı farklı araştırmalarınıza örnek olmak zorunda mıyım?
Gitmiyorum kardeşim yine Cildiye ve dahasına ve vs.sine!
Tam depresyona gireceğim, bir gülme geliyo...
Selam eder, saygılarımı sunarım.
Bir daha kimse bana hasta olduğumda doktora git filan demesin!
On altı gündür haftada bir kere farklı hastanelere gitmekten,
Her gittiğimde türlü çeşit şeylerle beraber ikişer üçer tüp kanımı vermekten,
Kollarımın iğne delikleri ile dolmasından...
Daha bugün alerji testi için on sekiz delik açtılar ve dahası
Neyim olduğunu bulamamalarından yoruldum.
Devlet hastanelerinin beni pinpon topu gibi oradan oraya sevk etmesinden
Ki biri de taaa ebesinin nikahıydı yoruldum!
Bundan sonra bir şeyim olduğunda bir daha doktora filan gitmiycem,
İşimden bir gün izin alıp yatıp dinlenip ertesi gün işime gidicem.
Nasıl olsa neyim olduğunu bir tamam bulamıyolar!
Ben kendi kendime teşhisimi koyup "Strestendir." der geçerim.
Cemre.Y.

Sarılmadan Gitme Bence

...Sarılmadan Gitme Bence...
Son kez sarılmadan gideceksin biliyorum...
Git madem ama…
Kaburgalarım özlemeyecek seni...
Seviyorsan uzaklar engel değil
Ancak dönüşüne yetecek kadar
Sıkı sarılmak lazım!
Son kez sarılmadan gitme bence
Dönmeyecek her sevgilinin
Bir sebepsiz bekleyeni mutlaka vardır.
Cemre.Y.

O, Öldü!

...O, Öldü!...
Binlerce...
Zamanlarca...
Yürürken bile okumuş olduğum
Bir tek kitapta okuduğum en derin tek romandı,
O tek cümle!
“O, öldü!”
İlk yutkunamadığımda henüz!
Altı yaşındaydım hikayesi bi babaya bedel,
İkincisinde on iki yaşındaydım,
Bir daha hiçbir dilenciye sadaka vermemeye bedel,
Üçüncüsünde yirmi altı yaşımdaydım,
Kızım kucağımda, bir boşanma adliyesinin,
Herhangi bir sarayında,
Bir daha hiç evlenmemeye bedel.
Dördüncüsünde otuz altı yaşındaydım,
Bir daha hiç hayal kurmamaya bedel.
Beşincisinde kırk yaşındaydım,
Dilimde bir şarkı her şey için
“Yeniden denemeye değer!”
Oysa yutkunamıyorum yine,
Cevap veriyorum ilk kez, o tek cümleye...
Ben, öldüm zaman zaman birilerinize de
Hiç de biriniz bari duymadınız!
Hem de kaçar kere öldüm hepinize!
Merak etmeyin helva falan da sevmem ben.
Üstelik birkaç kere de
Kendime hatim etmişliğim var
Kur-anın arapçasından...
Dirimin küllerini avuç avuç savuranlaraysa
Kalubeladan beridir alışkınım!
Hala çoklarınızdan daha çok "Adam!" gibi "Adam!" ım
Nerede benim gardaşım!
Burada!
Sinemde...
Böylece de boğazınızda kalırım aga!
Boşuna yutkunmayın!
Cemre.Y.

İşte Ben Seni Hep Öyle Sevdim

…İşte Ben Seni Hep Öyle Sevdim…
Çok yorgunum efendim.
Bakma "Sana dair!"li,
Hala çeyrek umutlu
Tam öpüşlü nefesimi sakladığıma.
Umudumu, unuttuğum anda geldin.
Daha dağınık ortalığım,
Yanım, yörem, saçım, başım,
Gülüşüm bile yarım yamalak.
Oysa şimdi,
Ne çok sevinmeliydim değil mi?
Kusura bakma sevdiceğim,
Geleceğini hiç bilemedim.
Her tarafım, yürek kırgınlığı.
İşte ben seni hep öyle sevdim.
Cemre.Y.

Dinleseydin

...Dinleseydin...
Nerelerdeydin be sevgili...
Oysa sana daha,
O upuzun sapsarı saçlı kadının,
Saçlarının kendine nicedir ağır gelip,
Bir "Söz!" dedi diye saçlarını nasıl da öylece
Bir kuaför masasının altında bıraktığını,
Anlatacaktım...
Uykun geldi değil mi!
Uyu madem...
Rahat ve sımsıcak uyu,
Susarım ben.
Hem de öyle bir susarım ki
Ne sen duyabilirsin hayata sağırlığımı,
Ne de ben duyabilirim,
Hayata bütün ağırlığımı,
Sonrası siyah saça mavi!
Hiç de o kadar marjinal değil, değil mi.
Anlatacaktım hepsini, her şeyi...
Dinleseydin.
Cemre.Y.

Ön Yargısız İnfaz

…Ön Yargısız İnfaz..
Hiç tanımadın beni...
Hiç merak bile etmedin,
Kimdir, nedir, nasıl biridir diye...
Sen ve onun arkadaşları, hatta bütün çevresi,
Sevdiğinizi, karındaşınızı koruyordunuz güya
Acımasız sözlerinizle beni yargılarken,
Ben hep susuyordum,
Başım önde" Kendilerince haklıdırlar" diye.
Yaşadığım kaderi ben seçmedim,
Kadere inanıyorsan eğer,
Biliyorsundur, Ahzap suresi 38. ayetinin
2.cümlesi der ki "Allah'ın emri mutlaka yerine gelecek
Yazılmış bir kaderdir."
Dedim ya ben seçmedim kaderimi,
Senin de, annenin de, babanın da seçemediği gibi…
Ben seçmedim anamı, babamı ailemi,
Hatta ilk eşimi, ilk sevdadır sandığımı da ben seçmedim.
Sevgiye acıkmıştım bir hayli, o geldi, ben cahildim,
Bilemedim onun beni aslında hiç sevmediğini.
Ve hatta yıllar sonra da yeniden
Evlenmek istediği için ayrıldığı kadını
Benimle aldatmak isteyecek kadar
Sonradan seveceğini.
Bilemedim anam sandım, babam olamayan baba sandım onu.
Ona sarıldım, onunla tutundum hayata.
İşte sırf o yüzden ve kızım için
O da pişmanlığım değildir benim.
Bir kez olsun merak etseydin anlatırdım sana hayatımı.
Belki bir film senaryosu yapardık.
Seçtiğim tek şey, bana yaşam pınarım olan kızımdı.
Onu ben seçtim işte,
Pişman da değilim asla!
Oysa ben seni hiç tanımadan sevdim,
Çünkü sen sevdiğimin sevdiğiydin,
Çünkü sen ve ailen onun değerlileriydi,
Zaten bana da bu yeterdi.
Çünkü benim sevdiceğim
Sizin daha iyi olabilmeniz için,
Sizin evlenebilmeniz için çırpınıyordu,
Çünkü benim sevdiğimin
Yüreği eziliyordu, size istediğiniz gibi
Bir hayatı sağlayamadığı için.
Benim sizi sevmemem demek ona ihanet olurdu.
Peki sen, sen neden ihanet ettin kardeşine.
O beni seviyordu ve sadece bir tek,
Ve belki de en önemlisi senin desteğini arıyordu.
Sen onu, onun seni sevdiği kadar
Sevmiyor muydun ki beni hiç sevemedin....
Hiç anlamaya çalışmadın belki bizi,
Belki sevgiye bile inanmıyordun sen!
Bizim de mantığımızın olmazları
Olamayacakları vardı elbet ki
Zaten oldurmadılar ya,
Şimdi biten bir sevdanın ardından yazıyorum sana.
Ben seni hiç yargılamadan,
Sen nasıl idam ettin ki beni,
Nasıl kıydın ki bana!
Ciğerimin çiziğine,
Kanayan kanaması durmak bilmeyen yarama,
Kardeşine nasıl kıydın...
Onu da ben seçmedim mesela....
Her şey öylesine, öyle çabucak gelişti ki!
Sanki kanserli bedenleriz,
Sanki bir buçuk sene biçilmiş
Ömrümüzden sadece.
Çok çok, çabucak yaşayıp
Öldüreceğiz yüreklerimizi.
O, sırf başkaları öyle uygun görüyor diye
Başka hayatlar yaşamaya gidecek,
Ben, belki unutabilirim diye
Başka ümitler yeşertmeye çalışacağım,
Yaradan yamalıklarla dolu yüreğime.
Hiç bir şey söyleme sakın bana
Ama istersen, kaldıysa hakaretin
Sevdama saygıdır, et, susarım ben!
Yine de ben sevdim işte seni,
Yüreğimin çiziğini hala sevdiğim için,
"Onun bütün sevdikleri benimdir" dediğim için.
Ne zamandır söylemek istedim sana bunları.
Ama öyle olmalıydı ki,
Senden yardım dilenen değil,
Belki yardım eden olmalıydım.
Belki bundan sonraki hayatında
Bir restorana gittiğinde ve yemek geldiğinde,
Tadına bakmadan tuz atmazsın.
Olur ya ön yargı duvarlarını aştığında,
Gereksiz yere belki de tam tadında bir yemeği,
Çok tuzlayarak ziyan etmezsin.
Biz bittik artık, kim olmak istiyorsa,
Varsın mutlu olsun.
Şimdi onun bir yanı yarım, benim her yanım.
Anlamadın değil mi?
Onu çok sevdim.
Bu çok kelimesi bile o kadar az ki.
Çünkü o benim ikinci ve en güzel doğrumdu.
Biri kızım, biri o....
Bu kadar yıllık hayatımda
Yüreğimin sadece iki çiziği oldu benim
Ve ne hikmettir ikisi de her daim kanamakta…
Çünkü artık yokluk duygularımı
Aramadım, bulmadım onda ve kızımda.
Çünkü ben, onda hesap kitap yapmadım,
Neyim varsa onundu, neyi yoksa, ortaktık.
Çünkü ben pazarlıklı bir aşk
Hiç yaşamadım ömrümde...
Çünkü ben, "Sana en lüksünden bir daire,
Araba ve bankada istediğin kadar para!" diyenlere inat,
Sırtımda taşıdım yirmi beş kiloluk kömür çuvalını,
Buzdan yuva olmuş evime yıllarca....
Ve öyle canım yandı ki...
Yaktım, yaktım da ısınamadım o kömürlerle.
Öyle canım yandı ki,
Önümde duran son model arabalara binmezken
Fırtına, boran altında saatlerce otobüs beklerken…
Ama her zaman başım dik, alnım ak oldum....
İstemedim mi sanıyorsun.
Herkes işten döndüğünde sıcacık çorbasıyla karşılanırken,
Kaynamış değil, ılık bir su bari bulabilmeyi...
Ama satmadım hiç kendimi üç kuruşluk rahatlık uğruna…
Sen bunun nasıl bir duygu olduğunu anlayabilir misin?
Ben onu, yoklarıyla, yokluklarıyla sevdim yani.
Belki sen eşini bile öyle sevemezdin,
Tınmazlar'ın ilk prensesi...
Dedim ya şimdi artık bitti.
Günümüz doldu on gün önce....
Yatırdılar bizi bir sal'a, benim cenaze namazımı kıldınız.
O gitti bilinmeyenler ülkesine....
Size göre namuslu,
Size göre dokunulmamış,
Size uygun birini bulmaya.....
Halbuki hiç kimse onun dokunduğu gibi dokunmamıştı bana.
Halbuki o kadar çok ilklerim vardı ki onunla.
Ama onun bilmesi yetmezdi,
Sizin kitaplarınıza uygun bir karakter değildim ben.
Halbuki ben başka bir kitaptım,
Bir merak edip alıp okumaya çalışsaydınız kesin severdiniz,
Ne fayda artık!
O gitti, sizin ona tam layık sanacağınız bir hayat bulmaya.
Dedim ya siz,
Aslında,
Onun sizi sevdiği kadar hiç sevmediniz onu.
Ben bile sevdim sizi de
"Gitme" diyemedim, yüreğimin atışına.
Şimdi tek cümle kaldı geriye....
Asillerden jüri üyesiydin amma
Hiç tanımadın beni,
Peki nasıl idam ettin?
Belki siz hiç sevmediniz onu
Onun sizi sevdiği kadar
Öyle ya sizin istediğinizi yapmaya gitti,
Yüreğinin değil.
Gitti...
Bittik...
Cemre.Y.

Çeker Giderim

…Çeker Giderim…
Bugün de beni özlemedin ya
O ayrılığın gözlerinden öperim.
"Eyvallah!" der,
Senden de,
Anılarından da,
Bütün acılarından da
Çeker giderim.
Cemre.Y.

Yara Kabukları

…Yara Kabukları…
"Yara kabuklarınla oynama kızım,
Bu mevsimde geçmez yaralar,
Çok kanarlar." derdi annem.
Kendimi kalbimin kapağını
Gizlice aralarken yakaladım.
Geçip bitme diye demek ki.
Cemre.Y.

30 Kasım 2017 Perşembe

Şiirsel Vedalar

...Şiirsel Vedalar....
Her şiirinde bir kere daha terk ediyor beni
Öylece çekip gideyim istiyor
Arkamda tek sitem bile bırakmadan,
Basıp gideyim istiyor ardıma bile bakmadan.
Her sorduğunda,
"İyiyim"diyorum, "İyiyim ben!"
Hiç belli etmiyorum
Ondan bir yere gidemediğimi.
Vazgeçmiyor yine de
Her şiirinde bir kere daha terk ediyor beni
Bilmiyor ki,
Teker teker içinden kırılıyor yüreğimin kemikleri.
Cemre.Y.

Şiiler Yanarsa

...Şiirler Yanarsa...
Bütün şairlerin canı en çok...
Şiirlerini yaktıklarında yanar!
Kitaplar ağlar,
Sayfalar ağlar,
Paragraflar ağlar,
Cümleler ağlar,
Kelimeler ağlar,
Heceler ağlar,
Harfler ağlar,
Bir tek
Şair susar!
Suskunluğuyla ateşi iyice harlar
Kalmasın tek bir nokta.
Cemre.Y.

Kraliçe'm

...Kraliçe'm...
Bir küçümen kız neden prenses olmak istemeyi var sayamadan,
Tutar da kraliçe olur?
Kızıma bunca yıl sonra ilk defa
"Prensesiimmmm!" dedim.
Yosun gözlerini bi devirdi her yöne...
Ben bilem korktum!
Sonra ben onun kollarını öperken kokulu kokulu,
Özlemle sustu ve başladı konuşmaya
Derin bir nefesle yeniden;
""Annem!
Ben beş yaşındayken bile prenses olmayı
Kabul etmeyecek kadar akıllıydım
Ben hep kraliçeydim unuttun mu,
Bunu bana sen öğrettin
Sen bana hep bıkmadan, inatla hep dedin ki;
"Ancak kraliçeler yenilmez!
Prensesin ben olacak olsam bile
Kraliçem sen ol" dedin öylece büyüttün beni,
Oyunlarımızda bile.
Hayatıma sayamadıklarımı değil ama
Saymadıklarımı eksik saymıyorum sayfalarıma
Ama merak ediyorum,
Sahi düşeceğim zaman kıç üstü düşebilmem gerektiğini
Bana nasıl öğrettin ki?
Bunu çocuklarıma mutlaka eğitmek istiyorum"" dedi...
İç güdülerime göre yön vermeye çalışmıştım
Onun ömrüne gereken ne varsa yapmıştım ve sanırım ileri gitmiştim.
Onun önce çocuk, ergen, genç olması gerektiğini unutmuştum.
Ama zararsız ve hasarsız bir yaşa gelmeli
Bütün hasarları kendi tercihi olabilmeliydi,
Buydu bütün önceliğim.
En azından onu on sekizine getirebilmiştik,
Onu onunla beraber!
Son soru en zoruydu aslında bana göre;
Sanırım köşe koltuklarımızın minderlerini yere serip
"Yere düşebilme oyunu" kurmuştum ona!
O zamana göre çok olan yaşımla bende
Yeni öğrenmeye çalıştığımı gizleyerek düşe kalka!
Ben hiç güzel öğrenemedim ama sanırım,
Ona yüzmeyi öğrettiğim gibi olmuştu her şey,
Dalış ekibiyle brövesi olmayan
Tek dalış insanı olarak herkesten ayrı
25 metreye inerken merak ediyorlarmış
Babası bile içinden gizlice sorarmış
"Bu kıza bu cesareti kim verdi." diye
Kimse bilmiyor onun henüz iki yaşındayken
"Anne'm, sen boğula boğula mı,
Öğrendin ki yüzmeyi"dediğini ve benim,
"Elbette öyle bebeğim ama seni
Boğulmaktan ben hep kurtaracağım."dediğimi
Onun bu cümlem üzerine;
"Öyleyse anniş ben ikimisi de
Kurtarırım ki" diyerek
Paldır küldür en iyi yüzücü olduğunu...
Artık yetişemiyoruz ona...
Bazen yüreğim acıyor,
"Yaşının gereğince ergen bari olabilseydi." diye
Ama zaman pek yaman!
Cemre.Y.

Adamdır Dediğin!

...Adamdır Dediğin!...
En çok...
Biz kadınların kilosu değişiyor,
Belki saçlarımızın rengi
Ya da çok kendimize yabancı kaldıysak
Gözlerimizin rengi...
Sevdamız hariç!
Her şeyin çaresi ve sahtesi var neyse ki!
Şükür ömrüme...
En sahicisinden
Seviliyorum bir yerlerde neyse ki...
Sevildiğimce onu ya da onları
Hiçbir zaman sevmesem de
Çünkü unutuyorsunuz bana gelince
Bütün "Adam" lığınızı...
Bana hiç yapamadığınız
Arsız hırsızlık aşırmalarınız kalıyor
Gitmelerinizi kaldıklarınızdan
Mutluluklarınızdan kalan acıları bile
En enkazından yaşıyorum defa kere
Geriye ne kalıyor
Biliyor musunuz cinslerinizden!
Ben içinden çıkacak
Zümrüdüanka umarken sizden?
Koskoca bir malakit taşı
Sürdükçe yaralarıma
Acıtarak yok olan!
Cemre.Y.

Gülmedi Yosun Gözleri

...Gülmedi Yosun Gözleri...
O şarkıyı kızımla ilk dinlediğimizde
Avşa'da bir pansiyondaydık
Deniz yorgunluğumuza bi de
Yalnızlıklarımız eklendiğinde
Aniden yandaki cafeden o şarkıyı duyduk...
Kızım henüz orta ikiye gidiyordu
Bense hiçbir şeye gidemiyordum!
Aynı anda "Eess!" dedik birbirimize
Oysa o an onunla
İklimlerin coğrafyalarına göre farkının
İnsanlara göre de değişip
Değişmemeli'sini tartışıyorduk.
Sustuk!
O zamanlar bilmiyordum henüz onun
Küçücük yüreğinin ilk ve son platoniğine
Bu şarkıyı dinlediğini,
İkide bir deşmeye çalışıyor
"Annem birine anlatırsam
Efsunu gider biliyorum" der demez
Sabrediyordum.
O gece ben nice yoksunlu
Efsunsuzluklarıma susarken
Bir efsunun sihrini bozduk.
Anlattı bana.
Keşke anlatmasaydı.
Onun, biricik yavrumun...
Suskun hayalleri ne de güzeldi.
Şimdilerde on dokuzundan gün alıyor
Bu şarkıdan öncesi ve bana
Anlatmadığı zamanlar kadar
Yüce hayalli gülmedi bir daha
Gülmedi o yosun yeşili gözleri....
Cemre.Y.

Rus Ruleti


...Rus Ruleti...
“Rest!” üzerine "Rest!"gidiyorum bu aralar
Peki ya sen
Benle…
Rus ruletine var mısın?
Cemre.Y.

Görülmeye Değerdi

...Görülmeye Değerdi...
Aslında hayat...
Belki de ocağın altını yanık bırakıp
Başka işlere ve düşüncelere dalmışken,
Birden aklınıza gelip mutfağa koştuğunuzda,
Yanan yemeğin buharını yağmurlu camdan
Savururken olana, olmayana, sinirleri boşaltmak yerine,
Bir türlü sevemediğiniz karşı komşunuzun
On üç-on dört yaşlarındaki köle kızlarını bile
Dokuzuncu çocuklardan biri olup
Hiç yemek yakmadığını da bilerek affedip ona gülümseyerek
Camını açacak güveni sağlayıp
"Sen o lambayı yakıp da,
Güneşliği kapatmadığın müddetçe,
O tül perdenin hangi köşesinden bakarsan bak,
Beni dikizlediğini görüyorum ben,
Bir daha dikizlemek istersen
Güneşliği ve lambayı kapatıp
Perdeyi kımıldatmadan köşesinden bakmalısın,
Denemedim ama daha az dikkat çekici olur bence
Ama böyle çok komik oluyosun." dediğimde
"Ama annemler (Kaç anne varsa)
Öyle bi şi demediydi abla kusura bakma!
Hem bizim güneşliğimiz yok.
(Bilgileri idrak etti mümkün olsa artık öyle yapacak)
Hem de göreceğini…
(Yanlış örnekli annelerin,
Umurunda olmadığını nasıl anlatabilirim ki
Daha ilk konuşmamız ve bilgi verişimiz,
Üstelik onlar da bilmiyor olabilirler ki
Öğrenince yüzlerini görmek isterdim.
Annemler bile bilmiyo mu ki?" deyiverdi.
Zaten yemeğim yanmış, kurtarma telaşındayım.
Hem bu saatte kime yemek yapıyorsam?
Nereden estiyse?
"Neyse sen bir dahakinde mutfağın ışığını kapatıp kenarından bak
Ya da en güzeli benimle konuşabilirsin,
Senin kadar becerikli olamasam da
Ben de insan ve kadınım" dediğimde
İşte aslında hayat belki de bundan ibaret....
Gözleri gülümsedi.
O yüz görülmeye değerdi.
Cemre.Y.

Yosun Gözlüm


…Yosun Gözlüm…
Seni mutlu etmek için gelmiştim oysa!
"Mutlu değilim!
Henüz olamam!
Ama seninle huzurluyum!
Sen de mutlu değilsin ki yansısın bana!
Bir kez daha geldiğinde bana,
Mutsuzluklarını koy kapının ardına!
Öyle gel.
Bil ki o zaman bende mutlu olurum!"
"Sana geldiğimde gayet mutluydum!"
"Hissederim ben biliyorum
Hissettiğimi biliyorsun!.
Bana artı yorgunluklar ko'ma!
Ben sizin yaşadıklarınızı, ayrıca yaşarım!"
Ama bu çok yanlış bir şey, üstelik zarar veriyor ruhuna!
"Tedavi etmeye çalışıyorum kendimi hepinizden!
Başarabilirsem size bir "Siz." olacağım yeniden!
"Ben uyuyorum!
Kendini yanlışlıkla olsa bile öldürmemeye çalış!"
"Olur! Ölmem!
Üzerini bari ört!
Battaniye serin gelir bir şeyler daha al sırtına ve uyanamaz isem sana…
Saatini kurmayı unutma sabaha!
"Tam zamanında uyandırırsın sen beni ve senli üşümem ben!"
"İyi geceler yosun gözlüm seni sevdiğimi sakın unutma!"
"......................................................................"
Cemre.Y.

Sevgülü Kaderimi Baştan Değiştiren Gutup Ayusu Büyücüsü

…Sevgülü Kaderimi Baştan Değiştiren Gutup Ayusu Büyücüsü…
Sevgülü, kaderimi baştan değiştiren gutup ayusu büyücüsü....
Nassın görüşmeyeli, epeyce de zamanlar oldu,
Evvela selam eder, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden,
En derin hasretlerimle, öperim.
Beni de soracak olursan…
Şimdilerde iç güveysinden bile hallice değilim!
Ömrümün kırk iki yılı boyunca bu anı,
Bila husus, sabırla ve inatla beklediğini biliyorum,
Merak etme ezberimde…
Doğduğum ana her küfrün, an gibi hala ezberimde!
Yok, bu sefer, bende sana küfretmiycem üzülme,
Allah'a da isyan etmiycem bu sefer söz!
Sen ki ömrüm boyunca, her gece uyurken,
Her sabaha uyanamamayı dilememi sağladın,
Sen ki,
Bütün şanslarıma ramak kala beni illa ki şanssızlıklara erdirdin.
Tebrik ediyorum seni, evet benden daha çok sabırlısın.
Şimdi sana dair bu son mektubumu okuyanlar varsa,
Tebessümle merak edecekler,
"Bu kızın başına yine ne geldi." diye ya...
Biliyorum, sen hiç merak etmiyorsun.
Zira zaman zaman,
Her zaman zaten gülerek kulağıma fısıldıyorsun.
Hiç umurunda değil ama, dün gece,
İlk kez beynimdeki uğultuya uyandım,
Halbuki, ne güzel geceleri bari,
Uykuya dalabilince susuyordu ve kimsem anlamıyordu,
Vücudumdaki bütün kanyuvarların,
Bütün damarlarımdan zorla ilerleyişini hissedebilişimi.
Cevap çok, sonuç yoklar ise beni hayli yoruyordu.
Başına gelmeyincelerin akılları da çok oluyordu hani ya!
Eskiden başka bir yerlerimde,
Bir şeylerim olduğunda bana değer verenlerim,
"Kafaya takma, fazla da kurma!" diyordu.
Şimdilerde ise kulaklarımı tıkadığım halde sesler sinmiyordu.
Susmuyordular!
Nasıl anlatsam!
Eskiden tek TV'li kanallarda pazar günleri,
Öğlende senfoni orkestrası çalardı bir saat filan...
Öncesi,
Renksiz televizyonda bir sürü siyahlı beyazlı kar taneleri,
O güzelim senfoni bitincesinin hemen sonrası,
Bir sürü siyahlı beyazlı kar taneleri...
O da bitecek diye ödüm kopardı, sesini son ses açardım,
Çünkü gerisi siyah ekrandı!
Hah işte!
Yaşıtım olan varsa ve o zamanlarda da bu kadar yapayalnız olan,
Onlar anlar ancak beynimdeki o seslerin tarifini!
Biliyorsun zaten ya!
Tekrar geçeyim.
Devlet Hastanelerinin sağlık kurumlarının,
Sevgülü bütün doctorları hala bir boktan çakmıyorlar!
Tabi ki bize...özeline gitsek prof kesilir hepisi.
Onlara, bize ayrılan zamanlardan,
Bir tekimize dahi ayrılan bir an, o kadar yok ki!
Ama buna rağmen, daha üç gün önce…
Beylikdüzü Devlet Hastanesi'nden aldığım bir randevuya gittiğimde,
O günlerde, doktora gitmekten usanıp doktorumun,
"Tahliller yapmalıyız ama sen, on beş gün sonra randevusuz gel."
Uyarısına dahi, gitmemiş olmama rağmen bir mesaj geliyor,
"SGK'dan otuz TL kesilmiştir!"
Ve bugün, daha kahvaltımı yaparken bir mesaj daha geliyor,
"Haydarpaşa Gata'da olduğunuz muayeneden,
Doksan dokuz nokta elli dört TL daha...kesilmiştir!"
Gülüyorum yazımın bu kısmında!
Zira Esenyurt Devlet Hastanesi'neyse acilden giriş yapmıştım da,
Bir ton tahlilde orada yapılmış, bu macera orada başlamıştı.
Artık nasıl bir "Kesilmiştir!" mesajı döşeyecekse,
Sevgülü dövlet dayın ona da...
"Peki."
Sonrası, seminerdi, şuydu, buydu derken,
Metrobüsle uzun saat, git...gel arası,
Sevdiğim ve kıymetlim şiirler ve makaleler...
Sonrası, bir an önce şirkete koşmalar ki sağ olsunlar,
Ömrümde ilk defa,
Yarım kalmış bir şey yok, her şey yolunda, rayında!
Üstelik var olsun,
Hep aynı saatte bana da yapılır en sevdiğim fincanda,
En sevdiğim sade Türk Kahvesinden...
Saat beş civarıysa…
O bilmiyor ama huyları pek bir benzeşiyor,
Artık diyet doktoru o gününe ne verdiyse,
Ki Rabbim hepisinide gönlüne göre versin!
Paylaşır mutlaka üçümüzle…
Halbuki ceviz sevmem ben, kış meyvesi sevmem!
Ama onun elinden olunca...
Bir ağlayasım geliyo sevinçten...
Bugün ilk defa itiraf ettim!
Rahmetli anam, bana bir şey sununca pek bir sevinirdim.
Yaşıma da yakışmazdı hani çocukça…
"Annem beni seviyooo!"deyişim.
Deyiverdim adıyla, sanıyla...
Şaşırma!
Benim yüreğim ne vakit yanıldı ki!
"Hıııı! Hiç de bilee!"deyiverdi hatun...
"Seviyordu, kesindi!"
Tabi...
Deyip yutkundum şu an...
Sen onu da elimden almazsan.
Ki zaten sevgülü gutup ayum hemencik akşam oldu.
Belli ki azıcık mutluluğuma, bir hayli kin beslemişsin.
Akşam oldu.
Hava karardı.
Evime geldim.
Halbuki ilk defa,
Bütün raporlarımı inceleyen şirket doktorumdan,
Nihayetine ramak kaldığım olayımı öğrenecektim.
"Kanın aşırı sulanmış olması ne demek?
K vitaminine neden bir an önce başlamamışlar ki nedir?
Kandaki hemoglabin değerleri bana da annem kadar önemli midir?
Kan değerlerim bu kadar düşükse,
Ne kadar arayla takip etmeliyimdir?
Total IGE bu kadar yüksekse!
Neden hiçbir alerji testinde alerjim yoktur da bu nedir?
Lan sevgülü gutup ayum!
Bula bula benim bunca değişikli günlerimde ve sürekli,
Süreksiz hep beynimde zıplayan ekran sonrası,
Karların sesinin yüksekliğine tıbbi merakıma,
Ve ilk anıma annemden başlayacağıma mı sardın?
Merak etme, biriktirmediysem, yazamayacağım.
Zira tam evime geldim, internetim yok!
"Peki."
Valla bu sefer hiç kızmadım, zira hatırlarsanız aynı kazığı,
Türk Telekom'dan,
Vodafonenet'ten....vs.vs.den defalarca yemiştim zaten!
Ha bu arada!
Otomatik ödeme talimatımı bir bankadan ötekine,
Üstelik zamanında diğerine geçmeme rağmen,
Eskisinden oluşmaması gereken o faturayı da,
Yine bana ödetmiş olmana da kızmadım!
Saat: 20:21 de, senin şen kahkahalarına inat nihayet,
Turkcell Wifi'nin canlı müşteri hizmetlerine ulaştım,
Data karttaki sim kartımı onun dediği gibi cep telefonuma taktım,
Sonra çıkarttım, sonra geri taktım...
Sinsice orada gülerek beklediğini biliyorum!
Bekle!
O, bu, şu...derken bu saat oldu.
Şimdiyse sana bu mektubu yazmaktayım!
Zira sen okurken, biliyorum ki ben, yarın yine doğacağım.
Üstelik yapacağım dediğim şeyleri,
Yapamamaktan nefret ederim biliyorsun!
Sen mektubumu okur iken ben birkaç şey daha araştıracağım,
Ama sana söz…
Bitsin gayrı bu nefretlik efsunun, gel madem…
Sana, ilk ve son, söz…
"Bu gece kirpik diplerim ağrımayacak, gel gelebirsen!
Hayatımda, bir z*kmediğin bi kulak arkam kaldı,
O da sana ömründe,
Mükremin hikayelerine bile kuramadığın bir fentezin olur"
Zira beynimin hiçbir zerresi sana "Evet!"demiyor!
Sen istediğin virüsü yay!
İstediğin hipnotizmayı say nüfus çoğunluğuna!
Ben tekil'im!
Sevgülü Gutup Ayum...
Yazık sana…
"Gulağımın arkası hazır, bağh yoksa seni bu sefer ben seni biiiii …
Neeeyyyseee!" dedim de ona dahi gelemedin.
Kuzum…
Kendine yeni bir kutuplar bul bence…
Zira Dünya eriyor!
Cemre.Y.

Çay Sevmiyordu Be Anne!

…Çay Sevmiyordu Be Anne!...
Annem!
Hani hep dualar ediyordun ya bana,
Normale geç kalan bir genç kız olmayayım da,
Artık on dokuzuma gün sürerken,
Nihayet bir flörtüm olsun diye!”
“E hadi gözümüz aydın da
(Anne klasiği değişmez kanun)
Kimlerdenmiş, nereden tanıdın, nasıl biri,
Kaç yaşında, ne iş yapar...vs.vs.vs...”
”Hani üniversite kitapları için
Sahaflar çarşısına inmiştim ya,
Orada sınıftan arkadaşla karşılaştım
Tek fakir olmadığıma sevinerek!
Birinin yanında kuzeni vardı,
Kitapları yarı fiyatına almışken
Birer çay içelim bari dedik,
Derken dolaştık biraz, senin ve benim
En sevdiğimiz esas İstanbul'u!”
“Oyyy! Kurban olurum
Ben senin sesinin heyacanına eee!”
“Ayy anne yaa!
Hemen romantizme bağlamasana bi dur aa!”
“Eee!
N’oldu ya!
Herifçoğlu sarkmadı dimi sana,
Ağzını burnunu geveletmedi dimi!”
(Gidip bulup yamulturum ki!)
“Yookk!
Kitap okumayı seviyor o da biz gibi!
Şiiri seviyor bir kere!
Hatta şarkı söylemeyi bile seviyor!
Bir de, bir sürü romantik laflar!
Onu es geçersek fena biri değil!
Yaşı büyük biraz!
Sen, sakın bana yaş deme!”
“Tamam demem de
Çabuk mu sanki her şey!
Gerçi sen daha iyisini bilirsin.
Yüreğin ne diyorsa o!
Henüz acemi bile olsa!”
“Teşekkür ederim annecim biliyordum
Her durumunda yanındayım... sözüne uyacağını!”
İki gün sonra...
Günlük sorunlar, burs ayarlama çabalarıyla
Hayatın gerçeklerinden sonra;
“Ee!
Ne oldu şu senin flört?
Başlamadan bitti mi yani?”
“Annecim
Her şey yerli yolunda olacaktı da,
Dünya’ya göre ufak,
Bana göre büyük bir sorun var!
Valla!
Senin şiirlerini gerçekten okumuyorum ancak!
Bazen gözüme gözüme çarpıyordular!
Unutmadın biliyorum!
Yine de, hatırlayalım istersen;
Ben çay seviyorum, o kahve!..."desem anlarsın.
Çayı, ne vakit bunca sevdiğimi,
Hala anlayamadım ama,
Hele ki…
On ikimden sonra ilk kez tadına varmışken!
Bu konu hala bana bir muamma!
Çay sevmiyordu adam be ana!
Olmazdı yani!
Hiç kusura bakma ama
Sen kadar birinin ardından ağlayamam ben!
Şimdi böyle,
"Kanki" diyesim var ona ama,
Üzülecek biliyorum.
Ben "Çay" dedikçe soğur diye umuyorum!
Gerçi hala ilk flörtüm olamadı
Sende daimi mutlu olamadın ama!
Yine de sana o zamanlarında gücendiğim
Aleni sevdan için teşekkür ediyorum!
Adam...
Çay sevmiyordu yani!
Senden biliyorum!
Olmazdı!
Ben başlamadan
Bitirecek kadar akıllıydım hepsi bu!
Ama sen bitirseydin o zaman
Bunca şiir olmazdı ve üzülen belki de ben olurdum.
Teşekkür ederim.
Olmadı yani, durduk yere,
Sen gibi, artık onsuzken kahveye alışamam!
Masayı terk ettim, gittim, başlamadan bitirdim!”
“??? !!!”
Cemre.Y.

Mavi Leğen

...Mavi Leğen...
Rahmetli anam,
O Ağustos sıcağında tarlada çalışmış akşama dek,
Ona verdiğim sancıların son deminde imişim.
Hasadı toplamış, eve dönmüş,
Bir göz oda bakla sofa barakasında,
Artık ona ne eşya layık buldularsa,
Tertemiz yıkayıp bir güzel düzenlemiş,
Suyu ısıtmış,
Geçen hafta kasabadan binbir rica aldığı yeni mavi leğeni,
Tek tahta sandalyeyi bir güzel kırklamış!
Baba'm ilk evlat ya, ilk erkek doğacağım ya!
Üç gün önce gelmiş İstanbul denen altın madeninden!
Rahmetli anacığım, ağrının ve sancının son demindeyken,
Kaynını yollayıvermiş köyün kahvehanesine!
Tam da okeye dönüyormuş baba'm!
Dönmüş tabi, bana koşacak değil ya!
Yazık ki, yine,
Kumarı bile oynamayı bile beceremeyip, yine yenilmiş!
Bir zahmet geldiğindeyse anacım perişan haldeymiş,
Köyün tek ebesine, hemencecik bir koşuvermeliymiş!
Yolda eş, dost, akraba kesmişler önünü!
Eh, İstanbul'dan geldi herif!
Hoş geldinler filan, nihayet ebemin evine ulaşmış!
Ebem...Kapıyı açmamış hemen! Meşgul'müş!
Yarım saat sonra kapıyı açtığında baba'ma bir azar çıkışmış!
"Bula bula bugünü mü buldunuz lan!"
Islak saçları al yazmasının altından damla damla sarkarak,
Nihayet geldiğindeyse ben o mavi leğendeydim!
Beynim aynı bugünlerdeki gibi çınlıyordu!
Çok iyi hatırlıyorum!
Anamın duyup durdukları, onca haline değil de,
Ebe geldi diye, yan damdan onca çığlığa çıkmayan,
Ama şimdi çıkan, babaannemi, dedemi,
Dedemin annesini, kaynını,
Daha yirmi gün önce bir saltanatla doğurmuş eltisini,
Kucağında bebesiyle,
En küçük ahalisine kadar çok iyi hatırlıyorum!
En ilk cinsiyetime bakmışlardı!
Zira rahmetli anacığımın başlık parası, o güne kadar ki
Türkiye Cumhuriyetindeki başlık paralarının en çoğuydu!
Öyle kolay değildi, Bayram Ağa'nın kızını almak!
Onca başlık parasının bir ederi vardı elbet!
Eğer anam, beni bir erkek evlat doğurabil-sey-di.
Güzel de bir e-der-dim hani!
Pahallı alındı diye...
En pahallı bedelleri ödedi anam!
Kovulmaktan beter edildik köyden!
Kah koyun güttü meralarda anam,
Ellerin herifleriyle, dağ bayır namusuyla,
Kocası, artık hangi köydeler ise, o köyün,
Merkez kıraathanesinde pişpirik oynarken,
Kah köy bekçisi oldu, köyün deli Ömeri'yle,
Deli Ömer anama yeltendikçe, balta, nacak restleşerek!
Kah İstanbul'a düştü yolları kapıcılık etti,
Bizi o merdivenlere paspas ederek!
Kah da gündelik temizliklere gitti o evlere,
Yine kocası, o mahallenin kahvehanesinde yenilirken!
Sonra iyi kötü bir arsa aldı, iyi kötü bir ev yaptı, iyi kötü,
Herkese elinden geldiğince birer daire eyledi.
Nice yol ayrımlarım geçti onun önünden, roman gibi...
Eylemedi.
Bana büyük bir inatla tek bir kırıntı sevgi eylemedi.
Evlendim, uzaklaştım, bir ara sever gibi oldu beni.
Sonra boşandım, geri geldim ben!
Yine sevemedi beni ama kıyamadı da bu sefer güya
Önce en alttaki dairenin bir odasını ayırdı.
Sonra ayda bir gelip "Sen olmasan, burayı kiraya verirdim ben,
Şu kadar da gelirim olurdu." dedi.
Sonra bana vermediği odaları teyzeme kiraya verdi.
Sonra deprem oldu, bütün yeni taşınan eşyalar raflardan yıkıldı.
Sonra herkes sokaklara çırılçıplak, ar-namus bile çıkarken ben,
Usulca, yavrucağımı giydirdim,
Alt bezlerini, mamalarını doldurdum çantaya,
Su koyduydum çokça...
Öyle ya!
Ağustos ayıydı ama belli olmazdı ya, yazların kış ayazı,
Kışlıklarını çıkarttım bazadan, doldurdum torbaya...
Kız yavrum'u ben olamazsam'a
Gelin edecek kadar ettikten sonra ana'm!
Nihayet...O güne kadar ki ömrümde ilk defa!
Bana olan "Ama seni seviyorum"u duydum ondan!
O ki benim ilk ve son nefesimdi…
Hiçbir zaman tastamam kavuşamadığım tek aşkımdı.
Ana'm...
"Yavruumm! Eh be kızııımmm!
Hala mı çıkamadın, şu binanın en girişinden be ya!
Eylül'ümü çıkart bari!" demişti.
Ben...
O gün doğmuştum!
Kızım ve ona lazım olacak bütün eşyalarıyla!
O'na bir ömür lazım olacak en sevginin, en tamamıyla!
Çıkmıştım o dairen...
Sonra, sonra
Ana'm bir gün en üst kata çıkarttı beni,
"Ahanda burası senin yeni evin,
Bak şu direği ben diktirdim, ödeyeceksin,
Bak, bu tablayı ben yaptırdım,
Onu da ödeyeceksin
Nasıl ödediğin umurum değil,
Eh arsa olamasaydı evin olamayacaktı,
Onu da ödeyeceksin." demişti.
O gün...
Yine ölmüştüm.
Zira bir çoklarına bedelli "He!" deseydim.
Burası değildi ki yerim!
Hayaller ötesi dizi film çıkardı,
Çok genç ve çok güzeldim hani!
Kızım olmasaydı ya,
Güler geçerdim sana be anne!
Kızım...
Yosun gözlüm...
Her akşam, uykuda bile olsa,
Onu sırtımda taşıyıp,
Onca saat ısıtmaya çalıştığım sobamızın,
En sıcak haliyle,
Yatağımıza indirilmesini bekliyordu.
Hatırlıyor musun anne!
Uykusunda bile varlığıma seviniyordu,
Varlığına şükrettiğim her anı...
"Anne'm, geldin mi!" diye cümle ediyordu.
Oysa..
Annem sen beni en son sırtına aldığında!
"Şöyle bir gezelim bir senle" deyip,
Beni bir nalbur kapısının kapısında durdurduğunda,
O gün ben çok korkmuştum,
İlk defa hayatım boyu ödemeyeceğim bir borca!
Üstelik...
"Nasıl ödersem ödeyeyim" li seçenekli son giyotinimdi.
Ben, o borcu var ya ana!
Sen gidip, mirasına doyurduklarınla
Hala...
Bitiremedim!
Şimdi, badana, boyası,
Duvar kağıtları çoktan solmuş,
Kiracılarınla paylaşacağın,
Zamanında bana bir tamam ettirtmediğin,
Beton zemin üzeri, bir üçlü salıncak var terasımızda...
Biliyorum, sen, en çok,
Hiçbirimiz yokken,
En alt katta,
En ilk dairende...
Kocan Esenyurt'un yeni kıraathanesinde,
Okeye dönerken,
Hiçbirimizin doğmamış olmamızı diliyordun!
Affet anne'm....
Ve kusura bak lütfen!
Ben yosun gözlümün tek bir salisesinden
Tek bir an...
Pişman değilim!
Yani ana'm!
Yani, yosun gözlü'm!
"Dünya Emekçi Kadınlar Günü!" filan diyorlar ya.
Ömrüm daha ne kadar bugünümü yaşatacaksa
Hepsi, hepinize...
Hep, anamın ak sütü gibi, armağanım olsun.
Sizi...Seviyorum...
Cemre.Y.

Bel Kemiği

...Bel Kemiği...
"Bazı şiirler, bel kemiğinden vurur adamı!
Anlamazlar bile ömrünün neresinden o'na kırıldığını."
Cemre.Y.

Ohhh…Bana Mis Uykular

…Ohhh…Bana Mis Uykular…
Korkma sevgili,
Endazesi bize hiç denk düşmeyen,
Bir darası hep bize ağır gelen,
Bütün o yalancı baharları da biliriz.
Tahterevallide havada da kalamayabiliriz,
Hatta, puşttur o çok...güvendiğin,
Yerin dibine çakılabiliriz,
Ne kadar acıyla batıp,
Ne kadar umursamaz yukarıya dip yapabildiğimize bakar!
Sonrası…
Anlık bir kalp duraksaması…
Sonrası nefes…
Sonrası…
Bütün hastanelerin anlam bulamadığı o,
Hayata dairsizler dolu epikriz raporu!
"Hasta, exit'di…
Geri döndü!
Kalp, nabız, tansiyon, şeker hepsi normal değerlerde!
Ama değişik bir şey var profum!
Kalp, ciğer, ruh normal de…
Yürek!
Yok…
Hastamız bir daha asla,
Geçmişindeki gibi aynı sevmeyecek!"
Bir… ki… üç….
Nefes!
Alamıyorum!
Bir daha asla beni yerin dibine gömmeyin,
Klostfobim var benim!
Ölürsem yakın beni,
Ve küllerimi, ne kadar gidemediğim ülke varsa…
Tane tane savurun, he mi!
Ohhh! Bana mis uykular!
Cemre.Y.

Net Olsun

…Net Olsun…
Şuraya da eskilerden bir…
"Artık umurum dışı!" çizelim de köşeleri net olsun!
Cemre.Y.

29 Kasım 2017 Çarşamba

Acının Dibi

...Acının Dibi...
Acıyı...
En sessizce anlatan bir tek şiir gördüm ömrümde!
Artık adam'ın neyiyse o,
Bağırınıp duruyordu o adamın.
Kemoterapi kablosundan dağılan hallerine de!
"Yeter! Sızlanma artık, yeter!"diye diye bağırınıyordu genç kadın.
Oysa adamcağız, babası mı, kayın pederi mi,
Artık neyiyse, tek fısıltı dahi etmiyordu.
Ben anacığımın kemoterapili,
Mor kollarını, elini, yüzünü, öperken,
Adam bize bakıp bakıp sadece...
Sağ elini, sol göğsüne kondurup,
Tek bir kelam etmeden,
Çok derin bir sessiz avazlık "Aah!" savurmuştu.
Acının dibi adamın gözlerindeydi,
Yüzünde, yüreğindeydi.
Ben hariç, hiç kimse de göremedi.
Hala, işlidir, yürek kefemde.
Anamı öptüğümden,
Ona olan aşkımı hissettirmekten utanmıştım ilk defa!
Kim bilir, o da anam gibi,
Gitti mi çoktan, o, en özlediği cennetine!
Kim bilir, rastlaştılar mı anamla cennette?
Kim bilir, o adam…
Söylemiş midir anneme!
"Kızın, senin yüreğine vaktinde kavuşabilseydi,
Kaderi çok daha güzel olurdu be hatun kadın!" diye…
"Sahi mi be anne!
Öldün mü yani sen şimdi he?"
Nefessizliğinin nöbetlerine tutulsam da!
Ölmiyeceğim, inatla...
Biraz da sen beni özle, he ana'm...
Cemre.Y.

Hevestir

...Hevestir...
Çabucak unutulan şeyler his değil,
Hevestir beyefendi.
Cemre.Y.

Suç Benim Mi?


…Suç Benim Mi?...
Bunca vakit hayata ve insanlara direnmişken,
Yüreğim sana aktıysa suç benim mi?
Cemre.Y.

Koyu Bir Muhabbet


…Koyu Bir Muhabbet…
Oysa seslerimiz bile susmuştu kendilerimize...
Ruhlarımız koyu bir muhabbetteyken...
Cemre.Y.

Şiir Lezzeti

…Şiir Lezzeti…
Şiir lezzetinde yaşamak lazım hayatı...
Burnunun ucundaki daimi vanilya kokusuyla...
Cemre.Y.

Olsun Be Güzelim

…Olsun Be Güzelim…
İçimin derin dehlizlerine yöneldikçe, ışıklar gördüm.
Sonra başımı bir kaldırdım
Benden başka her yer kararmış!
Sus zamanlı kaftanım sırtımda,
Dudağımın sağ kenarında iliştirdiğim
Buruk tebessümüm zaferim!
Olsun be güzelim.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...