11 Kasım 2017 Cumartesi

Hayaller


…Hayaller…
Yine de...
İnsan olan herkes
Kendi hayallerinin gerçek olduğu
Mutlu bir rüyayı hak eder.
Önemli olan tek şeyse
Zaman düzleminde
Aynı hayallerin
Başkalarınınkiyle çakışmamasıdır.
Cemre.Y.

Yorgun Adam


...Yorgun Adam...
Eli, kolu, yüzü, gözü
Dudakları bile yorgundu adamın
Uzun uzun susuşlar bekliyordu hayattan
Kadınsa bunca zamanlar boyunca
Anlattıklarının
Hiç anlaşılamamış olmasından bıkmıştı zaten
Derin bir nefes çekti adamdan
Çenesini kapattı
Adam sandı ki kadın susmak için sustu
Oysa tek kelime bile etse
Dudaklarının arasından buhar olup uçacaktı adam
Bu sefer ölmeyecekti kalbindeki kelebekler
Sustu ve sadece maviye baktı kadın
Uzun uzun...
Cemre.Y.

Yirmi Yıl Önce

...Yirmi Yıl Önce...
Tam yirmi yıl önceydi...
Yine bu Cafede, yine bu masada,
Yine sol elimde sigaram,
Solum yine yana yana, sağ elimde kalemim
Masam da en köpüksüzünden bir kadeh bira'm...
Bekliyordum seni.
Evet!
Cümleler, laf atma şekilleri değişmemiş hala!
Yan masadaki adamlar yirmi yıl daha yaşlanmış olsalar da,
Sığ sularda çoktan boğulmuşlar.
Evet benim bir yanım isyanlarda hala!
"Abes bir laf daha etseler de,
Şu kadehimi fırlatsam ya kafalarına!" diye.
Evet başım hala öne eğik, sen hala gelmedin diye,
Gözlerimin gözü hala yazdığım satırlarda!
Bu dünyada değişen tek şey benim galiba!
Tam yirmi yıl önceydi...
Yağmur kar topluyordu yine bulutların ardından,
Ve ben bekliyordum hala seni.
Geleceğinden çok emin, zamanına kararsız öylece bekliyordum.
Tam yirmi yıl sonra, yine bu cafede, yine aynı masada,
Yine sol elimde sigaram, solumdan yana yana,
Masam da en köpüksüzünden bir kadeh bira'm...
Artık "Sen" diye bir şey olmasa da ben buradayım,
Onu bekliyorum şimdi, geleceğinden çok emin.
Geleceği zamana kararsız o da,
Onu da çok özlediğim için hani,
Beklemekten nefret ede ede bekliyorum.
Kızımızı.
Ve...
Yazıyorum hala!
Cemre.Y.

Yıkıldı Bütün Şehir Sen Gidince

...Yıkıldı Bütün Şehir Sen Gidince...
Sizin hiç?
Ellerinizle yarattığınız bir dünya
Başınıza yıkıldı mı?
Yandı mı söndürmeye bile mecalsiz bir anda.
Ansızca!
Ben ebedi bir mahkum gibi,
Asla sahip olamadığım ama
Olmasını canım pahasına
Arzuladığım hayallerimi koydum yetmedi.
Sevgimi koydum temeline, şefkatimi koydum,
Ümitlerimi koydum, hüzünlerimi,
Gözyaşlarımı da koydum sevincimi de
Artık ne varsa!
Amma velakin en çok da,
Sana güvenimi koydum tuğla aralarına a çocuk!
Yuvamın temeli ailedendi de,
Gövdesine neyim var,
Neyim yoklarımı da
Döktüm işte borca kıyamet!
Bu dünyanın en güzeli,
Bir evin çatısı bari olsun istedim,
Bir bacası olsun ki,
Dumanı tüten bir baca
Benim sıcak evim ve yüreğimdi!
Dumanı tütsün ki, o evin yaşadığı belli olsundu!
Ben sevgim ve sabrımla
Sana daha neler yapmazdım ki?
Sarıp, sarmalarken seni
Yüreğimin sıcaklığı yeter sandım,
Varsın olsun tütmesede olurdu
Bacamız duman duman!
Zaten bir hayli yorgundum,
Bir küçücük kıvılcıma heba
Son nefesimi bile tüketmekten!
Her şey mükemmel değilse de,
Yolundaydı sanki!
Beni bütün yaralayanlar gibi,
Sende beni,
Dumanı tütmeyen ocağımdan vurmuşsun meğer!
Seni ısıtmadım mı ki ben çocuk?
Yollar ve çareler yaratmadım mı sana,
Beni bütün kanatanlar gibi yalanmışsın meğer!
Ardıma dönüp baktığımda çoktan tutuşmuştu,
O, erişilmez ve ulaşılmaz sandığım bütün kulelerim!
Meğer, hiç yanmayan bacamızdan hava almışız çocuk!
Ben kulelerimi ve surlarımı sana güvenip,
Kibrit çöplerinden yapmışım!
Sen gittin...
Yıkılmış bütün tuğla arası harcı güven kulelerim,
Yıkılsın zaten de, yıkıldı bütün şehir sen gidince.
Üstüne üstlük yanmış,
Bir koca nefretine kinayeli hecelerinle!
Tutuşmuş İstanbul’umun bütün
O ömürlük kibrit çöplerimin baş uçları!
Bu ev...
Bu şehir...
Artık bana çok çocuk!
Cemre.Y.

Yetim Şiirler


...Yetim Şiirler...
O değil de…
Şimdi şiirlerim de yetim kalacak sensiz,
Belki karton örterler köşe başlarındaki evsizlere
Belki boğaz manzaralı masalarda olurlar meze!
Nasıl da şaşkın bakışlı bu ürkek çocuk şimdi
Öksüzlüğüne bir de yetimliği ömrüne giyindi.
Şekeri hiç sevmedi zaten de
Ya yine sevda süslü acı verirlerse!
Cemre.Y.

Yeter Ki Sen Gülümse

...Yeter Ki Sen Gülümse…
Önce bulutlar pusuya durdular,
Güneş’imi sakladılar benden,
Sırf ona minnet, umuda tutunamayayım diye.
Sonra hiç de gereksiz yere,
Benimle kavga bile etmeden,
Sincice bir ihtişamla bütün heybetleriyle çarpışarak,
Fırtınasız, ne olacağına kararsız biri,
Öbürüne yok oluş azmiyle ikiye bir kırıldılar.
Şimdi de tutmuş yağmur tanelerimin,
Güneş’e yansımasından gam yapmışlar!
Gökkuşağımın aslında bana hiç olmayan,
Yosun yeşilimi çalmışlar.
Oysa hep susarak,
İçten içe, kendileriyle,
Kendilerine geçiş yolları arayıp bulan,
Acayip bulunamaz,
Görülemez ara renklerdik
Biz o gökkuşağında.
Sen yosun yeşili, ben türkuaz.
Bugün hiç kimseyi,
Kendimi bile sevmeye mecalim yoktu ya!
Gece çökünce dolunayla
Yüreğimin zindanından,
İncecik rüya iniltisi, bir sızı geldi!
Yağmur yosun gözlerinden
Ansızın damlayıveren,
Yaş tanelerini kondurdu avuç içlerime.
Rüzgar, akşam ayazına bahaneyle,
Saçlarının arasındaki güneşli ışıltılardan
Bir nefeslik sen kokusu getirdi.
Belli ki yine hazanındasın yüreğinin
Hiç kimseye yok oluşlarım üzüyor seni de!
Merak etme saatler saatince,
Kendimi bile sevmeye değer bulmalarıma,
Aralar versem de,
Hala seviyorum dün gibi seni…
Söz verdiğim gibi.
Hadi, her nerede ve kiminle olursan
Bir gülümse…
Bütün yaş tanelerini ve hazanlarını
Sonsuz bir temenni ile alıyorum üzerinden.
Nefesinden öpüyorum seni,
A yüreğimin çiziği!
Yeter ki sen yine gülümse…
Cemre.Y.

Kazaydım Ben


…Kazaydım Ben…
Gereksiz bir eylemin aşk destanlarından,
İki evli çiftin balayı hatalarından,
Gözlem telaşsız ilkiydim yani! 
Kazaydım ben, hiç doğmamam gerekirdi.
Cemre.Y.

10 Kasım 2017 Cuma

Yok Hiç Özlemedim Seni

...Yok Hiç Özlemedim Seni...
Ben mi?
Yok!
Ben hiç özlemedim seni!
Sadece…
Sesim, özledi sesinle dertleşmeyi.
Dudaklarım,
Yanağının gül kıvrımından öpmeyi özledi.
Burnum,
Terinin kokusunu içine çekmeyi özledi.
Kollarım,
Sımsıkı içine sokacakmış gibi sarılmayı özledi.
Gözlerim, seni baştan sona seyretmeyi özledi.
Kalbim, heyecanla dolup kalbime
Kalbime değdiğindeki atışını hissetmeyi özledi.
Ruhum, hüzünle dolu olduğunda
Hüznünü alıp yok etmeyi özledi.
Tenim, ansızın döndüğünde,
Saçlarının savrulurken tellerin değmesini özledi.
Ben mi?
Yok!
Ben hiç özlemedim seni.
Cemre.Y.

Yeniden Sevmek

...Yeniden Sevmek...
Güne gülümseyerek gözlerini açtı kadın
Yüzüne serilmiş saçlarını
Sağ eliyle savurdu özensizce
Hafifçe esnedi, vücudunu serpiştirdi yatağına
Yanındaki boş yastığı okşadı
Biliyordu çoktan, bundan sonra
O yastık yüreğinde hep dolu olacaktı.
Asırlar kadar süren uzun zamandan sonra
Hayatı yeniden sevdi, yaşadığına şükretti.
Papatyaları ve gelincikleri bin kere daha sevdi.
Zira papatyalar onun gelinliğiydi.
Gelinciklerse duvağı.
Cemre.Y.

Mümkünse


...Mümkünse...
Ne ilginç değil mi sevgilim...
Sanki benim gidişime havai fişek patlatıyorlar gibi...
Halbuki ne düğün sesi var!
Ne de asker kutlaması!
Gecenin sessizliğinde...
Bulutsuz parlament mavisi ıssız gecemde...
Öylece yaşadığım ilçenin, .
Yaşadığım mahallesinin,
Yaşadığım sokağının,
Yaşadığım evimin penceresi önünde
Sadece en zifiri karanlığıma
Son kez güneş olmaya çalışıyorlar!
Gün değil ki başımı göğe kaldırdığımda
Hep açık olan alnımı ısıtsın, ışıtsın!
Ve ben ilk defa açmıyorum perdelerimi
Ne gündüze
Ne de geceye.
Sadece buruk bir tebessümüm var yüzümde.
Sessizce bu hayata ve sana
Elveda!
Mümkünse son kez
Yine alnımdan öp beni
Mümkünse de yeşil yazmalı
Tabutumun başında da yap bunu!
Cemre.Y.

Sarı Sayfa

…Sarı Sayfa...
Dışındaki o yorgun, o yenik,
O korkak, o kendinden bile kaçak,
Yüreğine hayli büyük gelen o adamı
Arındırdım sevdamdan.
Onu kendime dost koydum bir kenara.
Yeri geldikçe konuşur, dertleşiriz hala!
İçindeki sarı saçları hala okşanası,
Dizlerinde yatırılıp şefkatle uyutulası,
Yüreğine hayli küçük o gelen çocuğu,
Özenle sakladım bir kitap arasına.
Özledikçe gizlice sevip okşuyorum
Kırmızı uçurtmasının yapraklarını
Sonra yine kimsecikler görmeden
Yavaşça kapatıyorum
Zaman sandığındaki sarı sayfasını.
Cemre.Y.

Gri Deme

...Gri Deme...
Renklerinin bütünü olmalıyım derdim.
Hiç yoktan arafında kaldım.
Şimdi mevsim hiç sevemediğim günlere gebe!
Ama sakın bana gri deme!
Cemre.Y.

Yenildim

...Yenildim...
Bazen bütün yalanlara inanmak ister insan.
Bazen de bu son yalan olsun ister.
Bazen gözlerden süzülen tek bir damla yaşın
Tamamını gerçek sanmak ister insan.
"İmkansızlık!" sandığı içindir,
"Sevmediği için değil!" demek ister insan...
Bazen bir kerecik olsun, sadece bir kerecik…
Gerçekten de çok sevildim sanmak ister insan...
İşte bu gözümden akan zehir tek o yüzden,
Yani sanmak aşkı yüzünden...
Bazen Don Kişot sanmak ister insan kendini...
Rüzgarı yenerim, yel değirmenini yenerim,
Her şeyi yenerim.
Ucunda ölüm bile olsa yenerim sanmak ister insan.
Sandım...
Yenildim...
Cemre.Y.

Yalnızlığa Dair

…Yalnızlığa Dair...
Kahveyi bile çift kişilik yapıyorum artık,
O kadar kanıksadım yalnızlığımı.
Mesela…
Çay demlerken,
Çayı koymayı unutmuş olmak da.
Sevdaya dahil olmalıydı.
Halbuki yalnızlığa dair.
Cemre.Y.

9 Kasım 2017 Perşembe

Hasret Rüzgarı

…Hasret Rüzgarı…
Aşk ki bir serçenin
Sadece bir kere göz kırpması,
Gerisi ömür törpüsü, gerisi hasret rüzgarı.
Cemre.Y.

Yara İzi


...Yara İzi....
Sen…
Bana katılıp aslında hiç
"Biz" olmayı hiç denemedin ya…
Yıllar sonra bir gün seni de aldatacağım demektir,
Dudağımda buruk bir tebessümle,
Öylesineymiş gibicesine.
Halbuki her yara izi kendisine münhasırdır.
Daha derini, daha acısı, daha kesiği,
Daha iyileşmeyeni olsa bile.
Her yara izinin, hep ayrı bir hayat hikayesi vardır.
Hiçbir yara izi…
Hiçbir zaman tam aynı yerde değildir.
Oysa sen yolunu şaşmak üzere olan
Herhangi bir yürek yorgununa,
Birbiri ardına anlatırsın ya
Yara izlerini sanki üst üsteymişçesine yol haritası niyetine.
Hiçbir yara izi…
Hiçbir insanoğlunda, aynı yerde, aynı şekilde değildir
Hiçbir zaman…
Farklıdır, farkını hep fark ettirir…
Silemediğin diğer yara izlerinin yanına öylece eklenir.
Sen sadece umut edersin belki biri olsun,
Yeni ve geçmeyecek bir yara izi da bırakmaz da
Bu sefer…
Belki sen uyurken birkaç damla gözyaşıyla dokunur
Bütün yara izlerine tek tek…
Öper belki yara izlerinden, seversin yeniden.
Cemre.Y.

Bu Aşk Burada Biter

…Bu Aşk Burada Biter...
Şimdi ben yollarına düşüp yanına gelsem
Gözlerinin kuytusuna bakıp içimde kalan o tek soru için.
Biliyorum...
Gözlerimiz ihanet eder bize!
Ellerimiz tutuştuğu an ihanet eder ayrılığa da,
Kollarımız bir daha ayrılmayacakmışız gibi sarılır
Dudaklarımız ihanet eder bize!
Nice ayrılık cümlelerini gömüp en derine,
Oracıkta öpüşüverirler yine!
Burnumuz ihanet eder.
Yine son kezmiş gibi ten kokularımızı bize yine hapseder!
Sonra ayrı ayrı evlerimize döndüğümüzde
Beyinlerimiz bize yine hükmeder, etmesin gayrı.
Şarkıda dendiği gibi "Bu aşk burada biter, iyi günler sevgilim!"
Varsın içimde saklı kalsın o son soru…
"Peki ama neden?"
Cemre.Y.

Ömrüme Hoş Geldin Adamım


…Ömrüme Hoş Geldin Adamım…
Tam adamlığına göre sevmişim seni,
Ne çok fazla gereksiz laf!
Ne de safi cinselliğe dayalı boş beyin…
Tam adamlığına göre sevmişim seni,
Gülüşünün…
Gül kıvrımından öptüğüm,
Ömrüme hoş geldin adamım.
Cemre.Y.

8 Kasım 2017 Çarşamba

Çiçekli Kalpler

...Çiçekli Kalpler...
Ne tuhaf!
Zamanlar arası yolculuğu
Ne de kolay yapıyor buzdan yürekler!
Sayfalarını silince hayatın
İzleri de yok olacak diye
Garip hayaller kuruyorlar!
Sadece tebessüm ediyorum onlara...
Yazık ki siz!
Çiçekli kalpleri ancak seralarda görürsünüz.
Cemre.Y.

Zümrüdüanka

...Zümrüdüanka...
Ulannn!
Ruhum ruhunu öpüyor şu anda
Her nerede, ne anlarındaysan.
Evet, ulan seni hala seviyorum,
Boynundan öpmek istediğim o, ilk an, gibi...
Kokunu duyamadığımı mı sanıyorsun,
Her zerren nefesimde...
Unuttun mu astım hastasıyım ben,
Her kokuyu, her zerresinden nasıl ayırt edebildiğimi!
Bir tek yokluğun koyuyor yıldızlar konunca gecelere...
Kendime bağlıyorum imkansızlığımızın ip uçlarını...
Sonra ona da susuyorum,
Zira geçen geçmiş, ölen ölmüştü çoktan.
Soran olursa hani nasılız diye yaşıyoruzdur çok şükür.
Şimdi...
Şu an...
Gülümsüyorsun.
İşte tam da gülüşünün kal gamzesinden öpüyorum seni,
Kıskanma sevgilim, hala şiir yazabiliyorum diye,
Eski şiirlerime azıcık ucundan sen katıyorum, yeniliyorum,
Yeniliyorum, bu aralar yeni şiir geçmiyor içimden.
Sakın korkma, hala mümkün olduğunca çok seviyorum seni,
Zira ne kadar çok seversem, sen de ne kadar çok gelmezsen...
İşte o kadar çok çabuk unutabileceğim seni.
Az kaldı sevgilim,
Yüreğimdeki bütün yara kabukları öylece kayıp düşecek.
Önce birer yıldız kayması gibi, yanık izi gibi,
Birer hücre kaybı gibi görünecek,
Sonra sonra bütün dokular yenilenecek...
Unuttun mu Zümrüdüankayım ben.
Hep küllerimden doğarım ya
Bu sefer ne kül olacak, ne yangın, ne de kor!
Bu sefer...
Yüreğimi sen de dahil, hepinize terk ettim ben.
Hislerimi kaybettim.
Öyle hükümsüz falan da değil.
Ulann!
Şah damarlarından öptüklerim,
Siz hepiniz birer cinayetimin,
Faili çoktan belli maktulüsünüz.
Hepiniz birer sevdamın celladısınız.
Ama yine de, hakkım helal olsun hepinize.
Gerek falan yok, mahşerde kul hakkıyla falan görüşmeye.
Son kere bu şiirimi, çok uzattım biliyorum.
Varsın bundan sonraki geceler,
Bütün yıldızlar size kaysın.
Ha bu arada, haberiniz olsun...
Zümrüdüanka da zaten bir efsane.
Neyse ya neyse!
Eyvallah mirim,
Bu hikaye de burada biter.
Cemre.Y.

Seni Bekliyorum Yağmur Ortasında

...Seni Bekliyorum Yağmur Ortasında...
Yağmur yağıyor yine olanca haşmetiyle...
Kaçılamayan tek şey olduğunun bilinciyle
Bu sefer de saçaksızım.
Çil yavrusu gibi dağılıveren insanları gördükçe
İstem içi gülümsüyorum hallerine!
Nasıl da kalkansızlar,
Nasıl da kınsız kılıçsız biçareler!
Hele içlerinden bazılarının
Akıyor maskeleri kirpiklerinden
Delinin teki bakışları yönüme siper
Ağır adımlarla arşınlıyorum
Nihayet boşalan bana kalan sokakları.
Onlar saçak altlarında yağmura küfrederken
Usulca yürüyorum neredeyse
Her damlayı içe içe.
Bu sefer hazırlıksız değildim ama
Dünden biliyordum haberler söylemişti.
Marmarayı sağanak basacaktı.
Bile bile şemsiyesiz çıktım sabahtan evden.
Ipıslak bir kedi yavrusu masumiyetiyle
Sen-i bekliyorum.
Kim bilir kaç yüz milyon kere
Koltuğuna oturduğun o kafede.
Yooo erken gelmedim hiç de!
Çünkü...
Ama önce...
Kendimi hatırlamalıydım.
Buz gibi bir bira söyledim
Yanında da elma dilim patates
Hardal sosları yokmuş ya neyse!
Yağmurdan kaçak insanlarla
Çoktandır buraya ortak insanların
Tam ortasındayım.
Sen-i bekliyorum yağmur ortasında.
Kırkımı geçmeye azimli geçen yıllar içinde
Kim bilir kaç defalar
Bekledim ben seni, beni, bizi?
Her seferinde buldum da kendimi.
Yalnız kalkmışlığım çoktur
Böylesi masalardan
Ya işi çıkar, ya acil bir şeyi...
Bu sefer hazırlıksız değilim ama
Bu sefer bile isteye unuttum evde şemsiyemi.
Bilirsin nadiren tarih düşerim yazdıklarıma.
Seni bekliyorum
Bugün günlerden sen olması gereken seni.
Cemre.Y.

Hikayelerimin Rengi

...Hikayelerimin Rengi...
Yazdıkça,
Hikayelerimin rengi soluyordu aslında ve ben artık
Bazı şiirsel düşlerimi
Romanıma renk kılmaya karar verdim.
Artık hep o an gibi gülümsenip,
Unutulacak bir resim değilim!
Cemre.Y.

Ya Denk Gelirsek Aynı Şiirde Birbirimize


…Ya Denk Gelirsek Aynı Şiirde Birbirimize…
Ölesiye ödüm kopuyor aslında,
Ya hiç ummadığımız bir anda
Şiirlerimiz çarpışırsa birbiri ile….
Ya aynı geçmişe,
Sevmişe, sevmemişe
Saydırırken öylece…
Ya yine denk gelirsek 
Aynı şiirde birbirimize.
Bir daha asla no’lur!
Çarpışmasın hecelerimiz dahi.
Hiç yoktan!
“Hiç yok”larımızla
“Biz”e aşık olmayalım yine yeniden!
Ben sakarım ya biraz,
Sen temkinlisin ya,
Çok dikkat et!
Aman sakın ha!
Olmadık zamanda!
Cemre.Y.

Onu Da Söküp Almasını Bilirim

...Onu Da Söküp Almasını Bilirim...
Günler bana,
Zemheriye doğru akıp giderken,
Bahardan çalınma kır çiçeklerini serme yoluma!
Kendime doğru,
Damağımda kekremsi şiirlerimle çekilirken,
Destansı şiirlerinle yağma son durağıma!
Sonbaharın,
Son yaprakları da ayaklar altında ezilirken
İlkbahardan kalmış
Bir papatyayla çıkıverme karşıma!
Değil bir tek papatya,
Aniden bir fırtına çıkıverirse,
Gazeller yerine,
Birkaç yağmurlu yaprak
Takılıverir ayak tabanına!
Sana ben öylece
Doğru mevsimlerim le gelirken,
Aklına, kim, ne koyuyor bilemem ama!
Ya usanmadan var olma,
Ya da hiç yok olma!
Öyle bir giderim ki senden.
Kaç mevsim geçse de üstümden,
Ağustos sıcağında
Ellerin üşüyüverir aniden!
Bakıp durduğun resimlerimde
Hep gülümseyen yüzüm,
Kalbimdir benim.
Ama merek etme
Onu da söküp almasını bilirim
Cemre.Y.

7 Kasım 2017 Salı

Rengarenk Balonlar

...Rengarenk Balonlar...
Bazen de eser rüzgar en kasım lodoslarından.
Zaten zemheri ayazında kim bana
"Benimle bir yaz düşü kur." dedi ki.
Lunaparkın önünden geçerken biri yanlışlıkla
Rengarenk balonlar tutuşturmuştur elime,
O kadar da hazırlıksız ve sevinçli bir çocukmuşum,
Balonlarım hep benim olsun diye ipini
Koluma bağlamaya çalışırken
Hepsi birden uçuvermiş gökyüzüne.
Öyle işte...hepsi o kadar!
Hepsi o kadar!
Cemre.Y.

Durma, Başla Yeni Hayatına!

...Durma, Başla Yeni Hayatına!...
Üşüyorum...
Donuyor yine ellerim, ayaklarım, hatta iliklerim.
Ama en çok da gider ayaklarım.
Ve artık...
Çok iyi biliyorum bu sanrısız olasıca sanrıları.
Bu varlık içindeki yokluğunu...
Hani kör olsam da ezberimsin ya!
Sen benden başka herkesin seçeneğisin.
Benden başka herkese
Bana çeyrek bilet, herkese tam olan sen...
O en eşsiz, en sessiz şarkılarını söylerken
Bana papatya, kendineyse sarı laleler uzatıp durmasan!
Ama o en eşsiz, en sessiz şarkılarımı,
Sana lale, banaysa papatyalı uzatıp durmasam!
Kim bilir kaç kere hiç buluşmamak üzere ayrılırdı yollarımız!
Ey benim benden sonra bile bütün yolları
Bensiz geçmeni istediğim.
Kaderime rast gelmesin dilediğim.
Kederlerimden uzak dileklerim.
Artık daha da büyüme sen.
Zaten geç kaldın bana çocuk olmaya
Beni de affet öylece çekip gidiyorum diye!
Artık yeniden doğamazsın elbette
Bende doğamamıştım zaten!
Ama...
Yılma!
Yorulma!
Korkma!
Ve artık üzülme.
Sahi sen çocuk…
Benden önce neresinde kalmıştın çocukluğunun!
Durma, başla yeni hayatına!
Cemre.Y.

Yemedim

...Yemedim..
Ekmek aldıydım,
Son haftanın akşamında eve gelirken.
Acıkmıştıysam da bir hayli!
Yani senle bari…
Bir yumurtaya bulayıp bir meşk edebilirsem,
Billahi kızartıp yiyecektim!
Bütün yemek ikramları da sanaldı...
Vazgeçtim, yemedim.
Cemre.Y.

Kaç Harf Etti

…Kaç Harf Etti...
Senin adın her ne zaman harf harf mısra olup,
Hiç ummadığım o anda önüme çıksa…
Yüreğim oynar yerinden de kaburgalarımı zorlar!
Nefesim hıçkırıklara dolanır ömrüme de
Hayatımı yoklar!
Ben bir kere daha ölürüm sensizlikten de.
Neyse üzülme!
Yarın yine başka doğarım yar.
Sana demiştim oysa zamanında
"Hiç kimse sen gibi, hiç kimse ben gibi,
Hiç kimse biz gibi…
"Biz" i böyle sevmeyecek bir daha ey yar!"
Şimdi söyle bana kaç harf etti
Üstümüze…
"Biz!"siz yapışıp kalan bütün o adlar!
Cemre.Y.

Virane

...Virane...
Ne yolcu olabildim şu hayatta
Diyar diyar gezen...
Ne hancı olabildim
Her önünü geleni kondurabilen!
Dağ başı, dere kenarı
Hayallerden yemyeşil bir orman ortası,
Derme çatma önü bahçeli bir viraneydim...
Ya sıkıldılar, ya korktular,
Ya da daha büyüktü hayalleri!
Bir insanoğlu da demedi ki
"Ben, bu viraneyi saray yaparım"
Belki istemekte hala
Ocağında dumanı tütsün!
Belki istemekte hala
Odalarında rengarenk minderler olsun!
Belki istemekte hala!
Kırk yama rengarenk
Yorganlarda yüzler gülsün!
Hiç kimsede demedi ki,
"Belli, bükülmüş direği insan bedeninin,
Yıkılmış sevmekten...
Onu yıkan sevdaya muhtaç!
Ben bir, sadece seveyim hele...
Yoksa çürür!"
Dedim ya...
Ne yolcu olabildim
Şu hayatta diyar diyar gezen...
Ne hancı olabildim
Her önünü geleni kondurabilen!
Dağ başı, dere kenarı hayallerden
Yemyeşil bir orman ortası,
Derme çatma önü bahçeli bir viraneydim...
Ya görmeyi bilmediler,
Ya da görmek istemediler!
Cemre.Y.

Çok Özlemek Var

...Çok Özlemek Var...
Özlemek var bir de...
Aşkı özlemek,
Sevdayı özlemek...
Kalbini, kaburga kemiğinden,
Fırlayacak sandığın zamanları
Çok özlemek var!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...