24 Ekim 2017 Salı

Öyleyse…Benim Evim Nere?

...Öyleyse...Benim Evim Nere?...
Nicedir, dört duvarım'ın üzerine çatılı
Bir kapı kapanır üzerime,
Nicedir, kalabalıklar arası yalnızlığı
Döşek yaparım kendime,
Nicedir, emanet ederim kollarıma,
Omuz başlarımı, sımsıkı sarıp uyutsun diye.
Nicedir, öyle özgürüm ki kendime
Elimde şişeler dolusu meyler,
Fütursuz girerim içerime!
Nicedir, hanlara uğrarım
Yollar bana düştüğünde!
Gecenin ansızı sarmışken bedenimi
Hiç yoktan,
Herhangi biri!
Çeker elimi tutar uykusunda
Hapseder sımsıkı avuçlarına...
Çeksem uyanacak...
Çekmesem,
Kalbim savrulacak yine
Hiç olmadık yere ona da!
Nicedir, kendimden giderim,
Gittiğimden giderim.
Kaldığımdan da giderim.
Peki ama!
Artık sen benim ömrümde yoksan
Öyleyse benim evim nere?
Cemre.Y.

Affedemiyorum


…Affedemiyorum...
Mutlu değilim...de huzurluyum işte.
Okyanusun tam ortasında haftalar süren
Fırtına ve kasırga sonrası
Sütliman, durgun, sakin…
Beklemedeyim...
Evet ben boğulmadım,
Kendimi kaybettim bazen ama yok olamadım.
Ben nefes almakta zorlanırken sensizlikten
Bir nefese muhtaç olmamayı öğrendim.
Kendimi keşfettim yeniden,
Kendimden çok kimseyi sevmemeyi.
Yüreğimdeki aşkın,
Beni benden alamamasını öğrendim.
Ben, bana kalmalıyım ki ansızın
"Git" dediğinde birileri,
Yığılıp kalmayayım bir daha.
Üç kayıpla hayattayım işte yeniden...
Aşkım, güvenim ve delicesine seven ben.
Ben seni ve kendimi affedemiyorum be sevgili...
Hiç bir şey olmamış,
Hiç gururum kırılmamış gibi affedemiyorum.
Dedim ya beklemedeyim biraz zaman daha.
Ya yeni bir tufan olacak,
Ya da öylesine beyaz bir mutluluk.
Cemre.Y.

23 Ekim 2017 Pazartesi

Öylece…Çekip Gitti

...Öylece...Çekip Gitti...
Biz!
Birkaç güvercine mukabil razı olduk,
"Sevdadandır." dedik.
“İmkansızlıktan aşktandır” dedik.
Sadece susarak sevdik,
Başkaca, hiçbir şey düşünmedik!
Bize gri duvarlar, gri bekleyişler,
Her rengin içinde saklısı,
Güvercinler,
Her sevdanın gizli ve sadık aşk postacısıydı!
Öylesine derin sevdik!
O gitti, okyanuslara yelken açmayı tercih etti.
Rüzgarı da olurduk,
Fırtınasız ve sakin.
Denizi de olurduk,
Mavinin huzurunda öyle sessiz huzur.
Limanı olurduk başkaca gemiler geçemeyen,
Limandaki tek ve öyle ıssız ,
Han'ı da olurduk seve seve,
Tek bir yolcusu olup,
Başkaca yere gitmek istemeyen!
O, yine de gitmek istedi.
Öylece...
Gitti lan!
Cemre.Y.

Öyle Severim Ki Seni


...Öyle Severim Ki Seni...
Öyle severim ki seni,
Öyle bir severim ki…
Yüreğin yorulur sevmelerimden de,
Yüreğin yanar.
Öyle severim ki seni,
Seni öyle bir severim ki,
Gökyüzünde kaybolursun özgürlükten.
Yeryüzünde yok olursun hapislikten.
Şimdiye kadar da 
Hiç öyle sevilmemişsindir zaten!
Öyle unuturum ki
Seni öyle bir unuturum ki
Yüreğin yorulur unutmalarımdan da
Yüreğin donar.
Öyle unuturum ki
Seni öyle bir unuturum ki
Gökyüzünden kaybolursun yalnızlıktan
Yeryüzünde yok olursun kimsesizlikten.
Şimdiye kadar da…
Hiç böyle unutulmamışsındır zaten!
Gördüm ki yüreğin ayrılığa kesiyor benle.
Yapma sevgili!
Geçmişimin samyellerine beni harcama!
Gördüm ki yüreğin ayaza kesiyor bensiz.
Yapma sevgili…
Geçmişinin samyellerine seni harcama!
“Biz”i harcama
“Biz”i harcatma!
Şimdiye kadar da 
Hiç öyle bu kadar doluca,
Böylece…
"Biz” olamamışsındır zaten!
Cemre.Y.

Sızı


...Sızı...
Sızı sızı başlar her şey...
An/sız/ın,
Zaman/sız/ın,
Yar/sızı/n,
Aman/sızı/n
Ve sızı sızı biter her şey...
Ey benim yürek sızı/m
Sensiz ben
Can/sızı/m.
Cemre.Y.

Dost Bile Olmadık?

...Dost Bile Olmadık?...
Sahi biz?
Yani senle ben…
Şöyle dostluğu en dibinden pekiştirip,
İki kadeh rakı bile içmedik değil mi?
Acılı şalgam eşliğinde...
Sövemedik daha hiç kimsenin
Gelmişine, geçmişine,
Hiç gelmeyişine!"
Yani...
Biz...
Yani senle ben…
En sevdalısından sevgiliyi bırak,
En aşığından tutkulu aşkı bırak,
Şöyle en afili'sinden, en yürekli'sinden,
Dost bile olamadık dosdoğru
"He!" mi?
Cemre.Y.

Şeffaf


...Şeffaf...
Hemen herkes…
"Ne kadar da şeffaf!
Ve ...
Ne de güzel çırılçıplak'sın."dedi.
(...)
Hiç kimse...
Üzerime örtünmeyi 
Akıl edemedi.
(...)
Cemre.Y.

Ruhun Bile Duymaz


…Ruhun Bile Duymaz…
Öyle biterim ki ruhun bile duymaz! 
Uzansan elimi tutacak kadar yakın bile olsak, 
Ruhumla ruhunun arasına uçurumlar koyarım. 
Çıkmak için didindiğin yüreğe hasret kalırsın!
Cemre.Y.

İşim Ne!

...İşim Ne!...
İlk gençlik yıllarımızın buharlı camlarında bile,
Bir kalp içinde iki harf olurdu hep!
“Sen” ve “Ben” diye.
"Biz" olmak öyle kolay şey değil azizim.
Zoru başarıp kırk yaşında hem de!
Ömründe ilk defa "Biz" olmuşsan bir kere
Öyle kolayca vazgeçemiyor insan.
Alışıyor hemencecik “Biz” liğe!
Öyle her yiğidin harcı değil.
Yeniden en başa dönüp,
İkiye bölünmeye.
Üstelik artık hayaller de değil ki toz pembe.
Bundan sonraki ilk yağmurda
O kalp bomboş kalacak belli ki
Ve bir daha asla tek bir harf olmayacak içinde.
Öyle ya!
Bundan sonra
Benim sensiz bir kalbin içinde işim ne?
Cemre.Y.

Öpüyorumdur Nefesini

…Öpüyorumdur Nefesini…
Şimdi biz!
Birbirimize yokuz ya,
Sen bana yoksun,
Ben sana hiç olmadım ya!
Geçtiğin yollarda hiç yoktan
Ayağın tökezlerse o taşa iyi bak!
Kesin, bir damla gözyaşım damlamıştır
Belki kurumamıştır bile daha!
Yürüdüğün sokaklarda daha önce
Hiç de farkına varmadığın bir tabelada
Adımı değil de adını okuduğunda iyi bak!
Kesin, parmak uçlarım dokunmuştur
Belki sıcaktır bile hala!
Gribe meyyal ilk hapşırığında etrafına iyi bak!
Kesin, sadece “Çok Yaşa!” diyorlardır.
Belki, ben gribine rağmen
Geceleri sen uyurken
Başucuna gelip
Seni nefesinden öptüğüm gibi
Öpüyorumdur nefesini.
Cemre.Y.

22 Ekim 2017 Pazar

Ömrüme Hoş Geldin Baharım

...Ömrüme Hoş Geldin Baharım…
Geçen yıllarımın başından sonuna kadar süren
Ömrümün en uzun, en yorucu, en eksilten
Bütün mevsimleri yüreğimi üşüten
Zemheri ayazı günleri sonunda bitti.
Şimdi annem söz verdiği gibi
Güneşi görür görmez
Açan ilk meyvenin çiçeğiyle selamlıyor beni.
Diyor ki;
"Çetin kışlar sonrası bile ağaçlar
Gelinlik tacını giyer ve hayatı selamlar
Hayatı selamla kızım!"
Selamlıyorum annem bundan sonra
"Her şey çok güzel olacak!"
Ömrüme hoş geldin baharım.
Daha yaşanacak çok günler var.
Cemre.Y.

Sana Da Kanarım


…Sana Da Kanarım…
Ömrümce hep
Yalanlardan oluştu yaralarım.
Ben doğru oldukça
Çamur çamur oldu kanatlarım kırıktı hep
Şimdi inanmamı bekleme sana
Olur ya pörsümüştür
Eskimiştir artık kendime ördüğüm ağlarım
Sızıverirsin içerime
Sana da kanarım, kandırma!
Cemre.Y.

Ne Vakit Annem Öpse Yüreğimi


…Ne Vakit Annem Öpse Yüreğimi...
Acıyordu içimin içinin, bütün canları,
Sonra annem gelip,
Öpüyordu gözyaşlarımı,
Geçiyordu…çocuk yüreğimin tüm acıları,
Daha kurumadan geçiyordu her şey!
Ne vakit annem öpse yüreğimi,
Gülüyordum anneme...anneme...
Cemre.Y.

Ölüm Kokusu

...Ölüm Kokusu...
Ölüm...
Hep aynı kokar!
Nasıl anlatayım ki sana,
Hani dedeciğinin
Ölü yüzü gülümsüyordu öylece hepimize,
Huzurluydu ama!
Formaldehit...
Etil alkol ve sönmüş et kokusu yayılmıştı etrafa.
Çoktan vazgeçilmiş bir bedene ruh kokusu!
Sen...
Sadece iki kez bildin, oysa ben!
Oysa bu sefer acele etmedim yetişmek için,
Toparlanmana yetecek kadar
Uzun tuttum gidişini,
His işte!
Ama teninin kokusu,
Neredeyse solacaktı
Formaldehit kokusuna...
Neyse ki yetiştim
Gözlerinin yosun yoksuluna...
Neyse ki affettim anında
İkimizi, ikimize en eksilen yamalarımızdan!
Neyse ki,
Anamdan cayıp,
Sana geldim!
Henüz sen bari bize donmadan,
Biz henüz bitmeden geldim.
Son bir nefes çektim derinden.
Sonra gülümsedim,
O, gittiğinde yaptığım gibi!
Cemre-ce!
Cemre.Y.

Ölü Çocuk

...Ölü Çocuk...
Suçsuz kere suçsuz….
Ölü bir çocuğun
Küskün bakışlarını görüyorum profil resimlerinde
İçim buruluyor, hücrelerim bölünüyor
Ama bu hayata inadına
Başka renkler giydiriyorum hayat sayfama
Zira!
Düşünemiyorsunuz acıdan!
O çocuğun, en yakınlarına hatırlatıyorsunuz
Hala bakabilen gözlerini.
Günah değil mi?
Hangi ana…
Yerine koyabilir ki
Kendisi yerine
Evlat acısının o derin cehennemini!
Cemre.Y.

Sıkıntı Yapma

...Sıkıntı Yapma...
Bizim bir yanımız
Bahar bahçedir hep,
Bir yanımızsa
Sonsuz vuslata dair hep hasret!
"Neyse!
Sen
Yine de,
Yine...
Sıkıntı yapma!"
Cemre.Y.

Gelmedin!

…Gelmedin!...
“Yar'dir!" dediğim de
"Yar'dır!" dediğim den de!
Hep öylece caydım.
Beni uçurum boylarından savurup
Öylece boşluğa attılar da
Ölmedim sen için...
Kimsen artık sen bana hiç
Tam gelmedin!
Cemre.Y.

Keşke Diye Bir Şey Var!


…Keşke Diye Bir Şey Var!...
Keşke...diye bir şey var,
Takılıyor adamın gırtlağına!
Yutkunuyorsun
"Keşke sonumuz böyle buruk olmasaydı."derken.
Cemre.Y.

İlle De Gel

...İlle De Gel...
Ve taze kesilmiş çimen kokusunu tenine,
Açmaya hazır ıhlamur kokusunu
Saçlarına sürün de gel.
Bugün gelemezsen, bu gece gel.
İlle de gel.
Cemre.Y.

Ölmedim!

...Ölmedim!...
Yeri değildi yaşatılmaya çalışıldığım ansızlıkların.
Hele zamanı hiç değildi.
Ömrümün yaşanamamış onca yaşlarıma bedel oldu.
Yine de...
En erken zamansızlığında en azından ölmeliydim.
Ölemedim.
Ölmemeyi seçmedim ölemedim!
Kan kustum ben zaman zaman.
Ağzım, burnum, yüzüm gözüm,
Dilsiz başka yerlerim bile,
Lal kırmızı zamansızlıklara hep susarken.
Kan damladılar azar azar ömrüm boyu!
Midem bile zaman zaman kanadı.
Kan kustum ben zaman zaman.
Ya babadan, yahut sevdadan!
Ya olması gerekip de olmayanlardan.
Ya olması gerekip de olamayanlardan.
İkisi, hep aynı kapıya çıkıyordu ve ben!
Hep ardındaydım o kapının.
Ölüme en yakınken ben...
Harici dileğime gerek bile yokken bir gün...
İki çift göz gördüm.
Bir çifti kahverengi,
Bir çifti yosun yeşili.
Ben kusarken ömrümü safra safra!
Onlar hayret ve korku ile yansıyordular aynama.
Bir çifti ölüme...
Bir çifti hayata bakıyordular.
Bir bilseniz, o yıl ölmem ne büyük bencillikti.
Zira onlar, onlara dair,
Yaşama dair tek sebebimdi.
Hele kahverengi yoksun yoksul,
O gözleri bir görseydiniz!
Onlardan önce gitmem fena edepsizlikti
Doktordan gelip,
"Midemdeki polipler yok olmuş" dediğimde
Sanki üç ay daha uzadıydı ömrü
O kahverengi gözlerin.
Üç ay sonrası bizden gittiğine göre de kesin öyle!
Zira sonra kahverengiler toprak olan rengine gitti
Giderken bir çift şefkatli
Ela gözleri bana musallat ederek.
Şimdi ben bir çift yosun yeşilim'e...
Bir çift ela'ma...
Hangisine en çok öleyim?
Ölmemek için kendime daha ne edeyim?
Cemre.Y.

Hayata Gülümse

...Hayata Gülümse...
Yüzümüze...
Kendi gölgemizden başkası,
Öyle kolayca düşmez bizim.
İşte bu hep yüzdendir
Hayata inadına gülümsemelerimiz.
Cemre.Y.

Hayat Aslında

…Hayat Aslında…
Hayat aslında
Hep yanlış anlaşılmaya müsait.
Ne yapsan,
Ne yapmasan
Hep diledikleri gibi anlayacaklar...
Cemre.Y.

Candan Sonra


…Candan Sonra…
Hani o felaket anında en ilk aranıp,
"Nasılsın, korktun mu" diye 
Sorulur ya sevdiklerine.... 
Hiçbir afette aranılanların,
Sonuncu bile olamadım ya ona yanarım...
Olamadım…
Hiç kimsenin canından sonra geleni.
Cemre.Y.

Kul Yarası

...Kul Yarası...
Benim gurbet'im yüreğimin köhneliğidir,
Neylersin kul yarası.
Cemre.Y.

21 Ekim 2017 Cumartesi

Sen Ölmeden Önce Ölür Kimileri

...Sen Ölmeden Önce Ölür Kimileri...
Sen ölmeden önce ölür kimileri.
Sadece en emin ve en mütevekkil şekilde
Defnine hazırlanırsın sevdiceğinin de
Sen kıyamazsın ona!
Ama diğerleri…
İtinayla toprak doldururlar onun!
Gelmişine...
Geçmişine...
Sana hiç gelememişine!
Dayanamazsın.
Ağzını, burnunu,
Gözlerini kurtarmaya çalışırsın.
Olmaz işte...
Sana düşen son görev ise!
O, elini kolunu sallaya sallaya yaşasa da
"O!" diye biri hala
"Ruhuna El Fatiha!" saygısıdır sadece.
Ölmeden önce ölür kimileri.
Cemre.Y.

Mumya

...Mumya...
Ne kadar da
Kaç yüz milyarlık yıl kadar,
Ona olan sevdam kadar,
Aksine mülteci bir eylem şiddetinde,
Eylemli, söylemli depremleri varmış!
Nihayet izin verdim.
Gülümseyerek...
Ne'm kaldıysa!
Onu da başımdan alaşağı…
Öylece...
Yok edip gitti!
Şimdi her yerimiz,
Sel göçüğü!
Artık kim?
Nasıl!
Kurtarabilir ki bizi?
Öldük biz nihayet!
Evlada aşık bi anayla.
Onun hayatına hep debelenmelerini,
Hiçe eş değer sayanlarla
Savaşıp bir yandan,
Onları haklı saymaktan da yorgunum!
Bittik biz!
Nihayet...
"Ama bu sefer bari gitme!" diye diye,
Tirilyonca kere yalvarırken gözlerine
O, Benim o'na değerlerimi,
Hiç değersizmiş gibi,
Başımdan aşağı yağmur ediyordu!
Yağdım...
Arındım...
Ama sen de be ruhum,
Hala hiç yoktun!
Aile nişanlarınızda bari,
Buruk birer tebessüm olsa da takın.
Bundan sonra bari...,
Benden bari sonranızda dedim ama!
Yükünü almıştı omzuna çoktan!
Tam tamına yirmi yıllık aşkını ve nefretini.
Ve yüz milyon yıllık hissizliğinin
Bila bedelsiz
Mumyası bulunmuşlar gibi...
Kustu...
Gitti...
Bilsem yine dirilecek!
Trilyon yıllık daha!
Öylece gülümseyip,
En çok iki bira içen…
Ama sonsuz sevgili bir tek!
O mumya olurum o'na!
Cemre.Y.

O Öldü

...O Öldü…
Kağıt ve kalem olmasa,
Ya da bir bembeyaz sayfa!
Hele uçları parmaklarımın bir klavyenin ucunda,
Sanırım şu an ben…
Bir akıl hastanesinin ziyaretçi kapısındaydım!
Rahmetli anacığımın onca çocuk yaşımızda,
Neden bizi arada, ille de oraya götürdüğünü,
Hiç mi hiç hala anlamasam da!
Sanırım ben o kapının girişinde
Oncacık halimle,
Benden bir dal sigara dilenen olurdum o kesin!
Sonrasında, elimizdeki oyuncaklara,
Hatta her oraya her gelene,
Her saçlarını okşayana "Aanne!" diyen
Onca çocuğun!
Kimsesizler yurdunun
Tam ortasına götürüp durmasaydı.
Bunca yıllarımca hala tam sırrıyla çözemeden
Sırını çözemesem de o benden giderken
Her sarıldığım omuzu,
Bana da "Ana!" sanırdım,
Sırası sevdaysa!
Yutkunmaz dilenirdim o kesin sevgili ağabeyim!
Bizlere...onca susarak öğretilerini,
O andan tam 30 yıl sonra,
Algılamalar utancı içindeyim.
Olsaydı şimdi yine!
"Annnee!" diyerek
Koşardım yatağının başucuna yine!
Yine ben hatırlamıyorum kaç kere öptüğümü
Ayaklarının parmak uçlarının ama öperdim işte.
Son burnumdaki sızısı…
O, parmakların ölüm kokusu olamasın diye!
Yani anam aslında bizi değil de
Yıllar boyunca…
Meğer bizimle beraber,
Geleceksizliğe hasretsiz en olabileceği,
Kendini götürüyormuş aslında oralara...
Sonra da bize yine kıyamayıp!
Bir çay demliyormuş!
Bakırköy deki o çamlıkta!
Evimize dönüyor muşuz sonra,
Babamızın kahvehaneden,
En son çıkacağı insan olmasına rağmen!
Meğer!
Bazı anaların hakikaten…
Saçları süpürge oluyormuş yollarımıza!
Bir gün Silivri Anadolu Hastanesinde,
Artık olmayan saçlarını hala var sansın diye usul usul
Yavrumun bebe fırçasıyla taramakta olduğum an
Onun gözlerinde ben gördüm!
"Ne kadar da uzun taradın be yavrum saçlarımı!
O kadar kaldı mıydı ki!" dediğinde.
"Annaaammm!
Saçların ah o sana hayran olduğum saçların
Hem emdiğim memelerini örtüyor,
Hem de en avret yerlerini, korkma sen!
Merak etme!
Yok olduğunda saçların tamamen,
Kazıtacağım ben de!" dediğim an...
Bir an...gözleri öyle ışıldadı ki...
Yaşayacak sandım bana birkaç yıl daha!
Oysa ölümüne daha 17 gün daha 9 saat vardı!
Demedim.
O öldü!
Cemre.Y.

Sırlı Aynalarla Raks

...Sırlı Aynalarla Raks...
Oysa ben daha da küçülürdüm aynalarda
Gözlerimin içi kadardım hep!
Her kendime...
Akissiz baktığımda!
Bir tastamam sığamadı ki hiç kimsem.
Bir tek noktam'ın içine!
Şehla'ydım ben!
Sevmeyi seçmek bile gözlerimin irisinin
Birisindeydi yani!
Sırlı aynalarla raks eden hala ben.
Cemre.Y.

Ortası Yoktur Onun

...Ortası Yoktur Onun...
Saçları var, sonbaharda bile,
Ara perdelerinde ilkbaharlar saklar!
Yere indiğinde göz kapakları,
Ben bile bilemezken
Senin ne haddine!
"O" kendini bilir!
Ya kış ayazında yakar elleri,
Ya yaz fırtınasında dondurur bedenleri.
Hem de hiç mi hiçliğiyle!
Ortası yoktur onun!
Cemre.Y.

Olsan Da Olmasan Da

...Olsan Da Olmasan Da...
Haberin yok!
Bir omuz eksik başladım yine, ben bu aşka,
Ya yaşarım doyasıya,
Ya da dileği kabul olur da
Karşılaşıveririz cehennem bir kuytu köşede onunla.
Olsun be!
Ondan sonra bile seni hissedebildim ya,
Sadece yüreğimde değil,
Kalbimde ve beynimde,
Gökkuşağının her renginde binlerce
Kelebekler uçuşabiliyor ya…
Müteşekkir’im sana…
Olsan da ,
Olmasan da!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...