17 Ekim 2017 Salı

Meğer Sonmuş

...Meğer Sonmuş...
Hayatına ve yüreğine aldığın,
İnsan sayısının çok olması gerekmez ki bazen...
Bazen bir tek kişi, bütün mevsimleri gezdirir de sana…
Sen daha kış ayazındayken...
Derinin dibindeyken sen,
Hani zaten,
Ölüme çoktan razıyken,
Son nefeslere bir tek bahane arıyorken,
Hani o gelmişti de usulca fısıldamıştı kulağına inadına inadına.
O da biliyordu…
Savaş bir oyundur…
Hem de hayatta kalma oyunu…
Bu sefer senin hayatta kalmanı istemişti.
Önce kelimelerini fısıldadı sam yeli gibi,
Sonra,
Bir görünüp, bir kayboldu güneşin gibi…
Ay’ın gibi, yıldızların gibi…
Binbir gece masalı gibi, tüm hayatını anlattın da,
Yormadan, yargılamadan sadece sustu ve dinledi.
“Anlatmam.” diye diye de anlattı o da,
Kendi hayatının masalını, binbir gece daha.
En ilk hani sen,
Zemheri ayazı bir kış ayazındayken...
Derinin dibindeyken sen,
Hani zaten, ölüme çoktan razıyken,
Son nefeslere bir tek bahane arıyorken,
İlk kez sana, bir tek kardelen umuduyla,
İlkbaharı gösterdi diye,
Hep öyle olacak sanırsın.
Sen, onunla, artık, yaşama sarılırsın!
Oysa o,
Senin hayatta kalacağına inandığı an,
Bir bahar meltemi saçlarını savururken tel tel,
Bir zemheri kış yazında kalırsın öylece.
Derinin dibindeki yerinden
Daha da cehennem bir soğuk!
Bir bakmışsın tek başınasın öylece...
O, onsuz ve hiç kimsesiz yaşayacağını sanırken,
Sen, bir tek kokusu olmadan
Nefes bile alamazsın artık!
Bir bakmışsın!
Onun seni saran
Ama sana acıyan gözlerinin ayazında,
Önce parmak uçların donmuş,
Sızım sızım, sızlaya sızlaya,
Sonra sen o sana
Papatyalardan taç yapıyor sanıyorken...
Sana hayat buseleri kondururken
Bir kelebek narinliğinde,
Meğer son'muş!
Meğer son'unmuş...
Cemre.Y.

Meğer Ne Çok Hayalmiş

…Meğer Ne Çok Hayalmiş…
Meğer ne çok hayal kurmuştu onunla,
Sessiz gecelerde yalnızlığına sarılırken
Kendinden bile gizlice.
Meğer ne çok yaşamayı ummuştu onunla,
Kimsesiz sabahlarda kendisine sarınırken
Herkeslerden bile gizlice.
Bütün gelmişi, geçmişi, gelememişi
Onunla son bulacaktı nihayet!
Çocukluğu,
Büyüklüğü,
Büyüyememişliği,
Yaraları,
Yaşadıkları,
Yaşayamadıkları,
Unuttukları,
Unutamadıkları neredeyse eşitti.
Sadece o,
Biraz daha erken gelmişti işte dünyaya
Biraz daha büyümemişti hayata!
İkisinin de “Mutlu Son” la bitmeyen birer evliliği
İkisinin de…
“Sevgisizlikten” boğulmuş birer sevdiği olmuştu.
Bitmişti işte varsın bir kenarlarında dursundu.
Meğer ne çok sıfat koymuştu ona onunla,
Kimseler onu anlamazken, hırçınlaşırken
Ondan bile gizlice.
Aşıktı işte kör kütük değilse bile
Seviyordu ama hem de çok!
Onunla mutlu bir yuva dileyecek kadar.
Onun bir kızı vardı,
Diğerinin bir oğlu,
Bir de dünyanın yükünü yüklenmiş bir annesi.
Zaten çok sürmezdi ki kendi yuvalarındaki varlıkları
Uçup giderlerdi kuş misali kendi hayatlarına.
İkisi de kendi evlerinde,
Evlatları başka yuvalar kurmuşken
Bir anne ile kalıverdiklerinde
Belki olurdu minicik bir bebekleri
İkisi çalışıp evlerine ekmeklerini getirirken
Bakardı, bakmaz mıydı o bebeciğe anneleri.
O büyüyene kadar ölmemek gibi
Bir gayretleri olurdu hiç değilse!
Nihayet yaşlanmayı hayal edebilirlerdi birlikte.
Sonra el ele çekip giderlerdi
Bu keşmekeş vazgeçilmez İstanbul’dan
Rengarenk balıkçı kasabalardan birinin
Biraz uzağında olurdu belki derme çatma evleri,
Küçük bir tekneleri ve bir deniz dolusu yiyecekleri.
Diğeri balıkları pişirirken mangalda,
O salata yapar, rakılarını doldururdu mesela
Sonra uzanıp hamağa birlikte sallarlardı dünyayı
O-la-maz-mıydı?
Meğer ne çok hayal kurmuştu onunla,
Sessiz gecelerde yalnızlığına sarılırken
Kendinden bile gizlice.
Meğer ne çok yaşamayı ummuştu onunla.
Meğer, ne çok hayalmiş.
Cemre.Y.

16 Ekim 2017 Pazartesi

Mavi


...Mavi...
Bazen bir tek renk hatırlatır,
Beni sana...
Seni bana...
Bizi sana ve bana aynı anda!
Bir tek renk yeter biliyor musun?
Artık geç olan her rengi
Her şeyi aynı anda anlamana!
Adı mı?
Hala mı yakalayamamıştın
O iç huzurunu?
Adı “Mavi”ydi.
Cemre.Y.

Fırtına Kuşu

...Fırtına Kuşu...
Senin bir suçun yoktu.
Hiç kimsenin suçu yoktu!
Rüzgara doğru inadına savrulan,
Bir fırtına kuşuydum ben.
Zaten...
Hiçbir zaman da başka bir şey olamadım ya!
Yansam, yansam...
Belki ona yanarım.
Ne ulu cami önlerinde,
Kendimle aynı cinsten,
Bir avuç yeme savrulan güvercin olabildim!
Ne vapur sefalarında,
Keyfe vicdan
Bir parça simide mest olan bir martı!
Hep “Tok” um!
Kanadı kırık yaralı serçe'liğimi ise!
Henüz yirmi birinde kaybetmiştim...
Geveze kargalardansa hep nefret ettim,
Hala da ederim!
Hiçbir sofrada,
Eğer etmiyorsa o sofra muhabbetime değer,
Muhabbet kuşu gibi şakımadım mesela!
Kanarya gibi rengarenk,
Sadece boş boş şakıyan
Basit bir gökkuşağı olmaya da
Hamurum yetmedi nedense!
Bazen turna olup yar’lara
Bir tel saçla selam iletsem de
Araları da ben bulamadım mesela!
Belki heves ettim ara sıra
Angut kuşu olmaya
Her sevdanın ardından,
Bir kere daha hep öldüm de...
Ben bir fırtına kuşuydum sonuçta!
Dirildim yeniden...
İnadına!
Sana doğru...
Sen bende, sana...
Ben sende, bana...
Ölene kadar!
Hak mısın?
Evla mısın?
Bela mısın?
Ne’sin ey yar!
Cemre.Y.

Çok Yoruldum

…Çok Yoruldum…
Sen bir labirentin
Çıkmaz sokak duvarının arkasındasın,
Bense önünde.
Çok çabaladım belki yıkarım o duvarı diye
Ama olmadı
Çünkü duvarın sağlam olan tarafı senin tarafındı.
Şimdi ya sen kıracaksın o duvarı
Bana geleceksin.
Ya da ben sessizce
Geri döneceğim sensizliğe…
Çünkü ben artık çok yoruldum.
Cemre.Y.

Sırlarınız Sizin Olsun

…Sırlarınız Sizin Olsun…
Lanet olsun bu omzuma
Meleklerin bıraktığı emanetlere!
Yüküm çok ağır artık görmüyor musunuz!
Emaneti emanet ediyorum artık dost bildiklerime!
Sırlarınız sizin olsun.
Cemre.Y.

Mükemmel Kafesler

...Mükemmel Kafesler...
Kimseme…
Hiç kimseme, kendime dahi!
Mükemmel kafesler inşa etmek istemedim ben...
Ben sadece herkes özgürce uçuşurken belki
Kanatlarının rüzgarı aynı kokuyu anımsıyor,
Bütün kuşlar vefalı vefalı aynı rüzgara
Uçabilme ihtimalleri olabiliyor sanmıştım.
Cemre.Y.

15 Ekim 2017 Pazar

Aynı Labirent

...Aynı Labirent…
Sevilmek çok geldi,
Sevmek az.
Hayatıma dokunan her şeyin
Sonunu daha çok sevdim başından.
Oysa noktayı koyduktan sonra
İlk cümlenin başına varılmıyordu.
Belki de öğrenemediğim tek şey buydu,
Labirentlerin bütün çıkışları sonsuzluğa değil
"Son!”a açılıyordu ve aşk hep ölüyordu.
Cemre.Y.

Yaralarım


…Yaralarım…
Yaralarım var benim... 
Ansızın kulağıma çalınan bir melodide 
Kabuğu soyuluverip her seferinde daha çok kanayan!
Sen beni yokluğunla cezalandırmazsın be sevgili,
Hiç var olmadın ki!
Cemre.Y.

Sade Bir Kahve

...Sade Bir Kahve...
Bütün kuşlar yağmurda da uçarlar mıydı?
Neden benim kanatlarım kırık peki.
Hep üç durak öncesindeki
Kahve kokusunda yapışmış!
Üstelik ben çay severdim iken?
Şimdi mi hiç sorma!
Allah aşkına diyeceğim...
Ona da inanmıyorsun.
Ama sorma!
Eşit dağıtıyorum ikisini yokluğuna!
Sabah aç karnıma sade bir kahve
Akşama kadar çay,
Akşam aç karnıma yine sade bir kahve.
Hep ama hep sade!
Cemre.Y.

Kristal Bir Can Kıvamında


...Kristal Bir Can Kıvamında...
Bazen yeni kırılmış,
Öylesine yapıştırılmış,
Kristal bir can kıvamındayım işte!
Küçük bir esinti bile
Darmadağın edebilir ya beni bazen.
İstedim ki sen koru beni,
Kolla yabancı rüzgarlardan,
Yine sarsılmayayım,
Yine dağılmayayım.
Cemre.Y.

Korkma


...Korkma...
Sen böceklerden bal yapmak için,
Çiçek arayan ve seni çiçek sanıp 
Sana dokunan arılardan, örümcek ağlarından
Korkma hakkını savunuyordun!
Sen cinlerden, uyduruk fani korkulardan,
Doktordan mesela, iğneciden,
“Öcü” diye uydurulmuş mecazlardan
Korkma hakkını savunuyordun!
Bense…
Hiçbirisinden korkmaman için, 
Elimden gelmeyenleri de yaptım?
Hatta bazen kendi korkularıma bile alışmanı diledim.
Artık seni asla üzemeyecekleri kadar korkusuz olmanı!
Çünkü ben…
Sadece horlayan insanlardan korkuyordum!
Ne acı ki hep içlerinden kabuslu canavarlar çıkıyordu.
Ama en çok!
Korktukça, korkularımdan arınmak için,
Ona sarılmaktan korkuyordum!
Artık korkmuyorum.
Korktukça, korkuma sarıldım.
Üstelik içinden canavarlar falan çıkmadı.
Çıktıysa da göremeyecek kadar çok yorgundum.
Cemre.Y.

Velev Ki Seni Özledim

…Velev Ki Seni Özledim…
Velev ki seni özledim...
Gülüşünü mesela...
Ama en çok da sesini...
Cemre.Y.

Kocaman İki Yalnızlık

...Kocaman İki Yalnızlık...
Birazdan gece çöker üstümüze,
Bütün sesler ve nefesler el ayak çektiği zaman,
Sessizlik ve "O",
Bize meftun yokluğuyla,
Bütün gece çöker omuz başlarımıza,
Kocaman...
İki yalnızlık!
Demiştim sana ey sevgili,
Sancılı bu dört duvar!
Isınmaya muhtaç yorganı ile
Kimsesiz o iki çocuğun gözyaşlarını,
Suskunluğa sarıp sarmalayan!
İçinden binlerce düşünceler fışkıran,
O tek kalmış yastığına,
Hiç acımadan bulaştıran!
Sanki senle,
Sadece...
En güzel...
İlk ve son kez...
O yağmurlu gecede birlikte uyumamışız da!
Ömrümüzün bütün geceleri,
Ömrümüzün bütün sabahları,
Bizimleymiş gibi.
Sensiz bütün evlerde,
Bütün yataklarda,
Bütün yorganlarda,
Bütün yastıklarda,
Kimsesiz'im an-la-sa-na!
Şimdi, uykucu masalların
En kabuslu canavarları var duvarlarımda!
Sol kulağım,
Kalbinin sesine yokluk çilesi sızılı.
Ellerim,
Ayaklarım,
Bedenim üşüyor.
Ruhum anne karnındaki cenin pozisyonunda,
Sana sanrılı.
Sen dahi olmayan,
Ne varsa bu dört duvar arasında.
Yine sarsana!
Yine sarılsana hiç beklemediğim o anda.
Gecenin, sabaha o en yakın ayazında!
Kollarına alsana beni ey minel aşk!
Koruma, kollama beni,
Ama ısıtsana yine!
Hiç kimseye güvensizlikten üşüyen sırtımı,
Isıtsana mesela!
Zaman...
"Hiç yok!" luğuna da, yine saniyeler var oysa!
Cemre.Y.

Bir Varmışız!


…Bir Varmışız!...
Kopyalarının aslını,
Bilecek kadar fi'yim ben! 
Sorun bu belki.
Her şey 
Ve...
Hiçbir şey
Belki de hiç yok!
İşte hep bu yüzden
Bir varmışız
Hiç yok muşuz!
Kendimize bile kalamamışız.
Cemre.Y.

Kıyamam

...Kıyamam...
Güçlüyken ve gücümün farkındalığını yansıtırken,
Kimseler bir şey söyleyemiyordu bana...
Oysa şimdi kanadımın biri,
Kalbime yakın tarafı kırık ya.
Ne kadar da ben dostunum acı söylerim diye acıtan
Kelimeler savruluyor ortalıkta...
Bu kendini dost sananlar hep mi acı söyler?
Oysa ben hiçbir dostumu
Canı yanarken bir kez daha acıtmaya kıyamam.
Zaten öylesine azlar ki, kıyamam...
Cemre.Y.

14 Ekim 2017 Cumartesi

Kitapsız Olmanın Şevkinin Şavkı

...Kitapsız Olmanın Şevkinin Şavkı...
Bazen...
Yazar...
Yazar...
Paylaşmaz...
Sadece susarım!
Kitapsız olmanın şevkinin şavkı budur.
Ne yazdığımı,
Ne sustuğumu anlayamaz kimse’m!
Dudağımın zamansız bir yerinde,
Saklıdır buruk bir tebessüm
Onu bile hiç kimse görmedi zaten!
Görecek olsa her gelene “He!” çekerdik dimi?
Gördüm diyen varsa da!
Ancak hayalinde saklı,
Gizemli yasaklısıyımdır ki,
İşime hiç gelmez gizemlere,
O, bürüntülü yasaklar!
Bitmiştirler yani çoktan...
O bile, hala olaydı.
Bu şiir bari, yazılmış olmazdı en azından
Amma velakin...
Ben öylece susup, gülümsediysem!
Yazıp, susup caydıklarımı da
..............................................
Neyse....................ya neyse!
Cemre.Y.

O Şiirler


…O Şiirler…
Hani o hep kıskandığın o şiirlerden,
Yazıyor muyum sevdiceğim hala! 
Artık sadece sana ve yokluğuna
Yazıyorum değil mi! 
İşte senin gibi,
Bütün şiirlerimin hepsini, anaları hariç,
O, Rus…Bu!
Çocuklarının ihanet hançerlerinin,
Acı yaraları yazdırmıştı bana! 
Var mıymış onlardan farkın,
Bak, onca zaman boşuna kıskandın.
Halbuki sen bari adam olsaydın,
Ben şiir diye şimdi seni yaşardım.
Cemre.Y.

Kısa Devre

...Kısa Devre…
Aramızdaki ayrılığa sebep,
Farkı buldum be sevgili!
Kısa devre yapıp patlıyor bütün lambalar!
Salonum hariç!
O, müebbet yedi.
Hep bekliyor birilerini.
Senin evin, senin odan,
Hala, hep zengindi değil mi?
Cemre.Y.

Ne yapsam?


…Ne yapsam?...
Pişman değilim de…
Sırtımda bir hançer yarası daha
Çıkarabilirsem, ölümüm olur! 
Çıkartamazsam ölene kadar acım.
"Hepsi de bana uyar"lı yerindeyim,
Geriye kalan ömrümün.
Ne yapsam?
Cemre.Y.

Kim Bilir

...Kim Bilir...
Kim bilir,
Ne kadar sayısız şimdiyi kaçırdık ömrümüzde,
Yarının güvensizlik ipini boyunlarımıza ilmek atıp.
Sen kaç zamandır benim şimdimsin işte
Ve yarın diye bir şey hiç yokmuş meğer!
Sende bir aşk da asla olmayacak iki şey var.
Ki sırf bunlar için herkes ölür de.
Asıl seninle yaşamak bile göze alınır.
Huzur ve güven ve sen...
Varsın ardına bile bakma gitmek istersen.
Seni böylesi sevmek yol olup serilir yollarına.
"Yarın" olursun ilk defa.
İçimden milyon kere,
"Gitme be!" demek geçse de dile gelmez o kelimeler.
Kalmak istersen daima "şimdi" m olursun nasıl olsa
Yaşlanırız beraber,
Çay demlerim kendime
Sana da kahve yaparım.
Sen gazeteni okursun, orta şekerli kahveni içerken
Ben bulmacamı çözerim çayımı yudumlarken.
Hala bilmediğim şeyler olur
Hala eksik kalırım
Sen hala tamamlarsın beni.
Olamaz mı?
Cemre.Y.

Sen Gel Yine De


...Sen Gel Yine De...
Sen gel yine de,
Gidişini hiç sevemesem de!
Gelişini ayrı bir seveyim…
Cemre.Y.

Hiç Kimsenin Aşkında Yoktur Gözüm

…Hiç Kimsenin Aşkında Yoktur Gözüm…
Hiçbir canlının,
Ne aşkında, ne de bir sevdasında,
Ne gözüm, ne de sözüm olmaz benim.
Ben iki serçeyi yan yana görünce bile
Hangi an gagaları birbirine dokunacak diye,
Saatlerce dua edenlerdenim.
Tek bir ağaç dalından, tek yaprak yeşertemediysem,
Suç kimsemin değil, benimdir benim,
Hani o şarkı der ya "Hiç kimsenin aşkında yoktur gözüm."
Cemre.Y.

Kimi Sevsem


…Kimi Sevsem…
Ben, kimi sevsem
Bir kelebek kanadının narin kırılganlığında...
Ertesi gün ölüyor, yüreğim ömrümden yanıyor.
Cemre.Y.

Başımız Sağ Olsun

…Başımız Sağ Olsun...
Önce sen,
Haksız ve suçsuz yere,
Anarşist bir eylemle,
Molotof kokteyliyle hem de!
Darmaduman ettin yüreğimi.
Sonra onlar,
Haksız ve suçsuz yere…
Anarşist bir eylemle,
Molotof kokteyliyle hem de!
Darmaduman ettiler ülkemi.
Şimdi boşuna,
Üzülme sevgili,
Ülkemizde olanlara.
Benim vicdanım rahat.
Ya senin?
İçinin özü de katil değil mi sonuçta!
Sevgisizlik değil mi,
Hepsinin ruhunda!
Kimi yürekleri katleder, kimi ülkeleri.
İşte sen de…
Çoktandır terk ettiğin ruhunla,
Çoktandır vazgeçtiğin benliğinle,
Aslında çoktandır onlardan birisin…
İnanmıyorsan önce bana...
Sonra aynaya bak!
Ne kaldı?
Benden,
Senden,
Biz'den...
Geriye?
Ne kaldı?
Yaşanmış, yaşanamamış
Yarıda kalmış her şeyin sonu,
Tomalar dolusu
Sel afeti değil mi?
Başımız sağ olsun!
Cemre.Y.

Kimse Öpmesin Seni

...Kimse Öpmesin Seni...
Sakın ha!
Kimseciklere verme o öpüşlerimi!
Ne zaman belli olacağı
Hiç belli olmayan o sol gamzenden,
Ve sol dudağının üzerindeki
Gizlice beliren ve yok olan ben’inden,
Kimsen öpmesin, hele sinenden.
Sakın ha!
Son buğulu bakışın gibi bakma sakın
Sakın bana baktığın gibi bakma sonlara,
Başkaca hiç kimseye,
Bana o son baktığın gibi bakma!
Olur a kıyarlar geleceğine de
Umursamazlar yanlarındaki mutsuzluğuna da
Gitme “Kal” derler, kalırsın!
Olur a benden çok seversin onları
Gelmezsin bir daha bana
Emanetime hıyanet etme sakın ha!
Cemre.Y.

Geçmiş

…Geçmiş…
Keşke sende benim geçmişime
Geçmemiş olsun kadar bakmasaydın be karındaş....
Hani aslında geçmemiş olsaydı...
Hani bir sevgi yumağıyla 
Tutsaydı birileri ellerimizden....
Hala tutulmak istenen eller kadar değerimiz olsaydı ya....
Değerimiz olsaydı ya....
Ya da ne bileyim…
Bir babamız bari çıksaydı ya bir yerlerden!
Cemre.Y.

13 Ekim 2017 Cuma

İt Ürür, Kervan Yürür!

…İt Ürür, Kervan Yürür!...
Benim babaannem bir fok bilmezdi ama 
Anam çok şeyi önceden bilirdi
Hayatımıza gereksiz yere, tek cümlelerdi,
"İt ürür, Kervan yürür de,
Sen yoluna dümdüz git yeter kızım!" derdi anam!
"Yolum, izinde annem, 
Hamurun hala apak!"
Cemre.Y.

Sen Yine De, Pür Dikkat Et Kendine

...Sen Yine De, Pür Dikkat Et Kendine...
Sıkı giyin çocuk sakın üşütme!
Yüreğin kadar!
Aşırı soğuk olursa bedenin, hasta olursun…
Olma!
Sen yine de dikkat et kendine!
Sonra uykun kaçar,
Yalnızlığın koynunda,
Mışıl mışıl uyumakta iken,
Uyanırsın aniden!
Sen yine kendinsiz, bensiz kalırsın,
Haberin bile olmaz.
Bak hiç uyarmadı, bak demedi bile deme!
Sıkı giyin çocuk,
Ortalık bizden bile soğuk, sakın üşütme!
Cemre.Y.

Bu Sefer Tam Gelecekmiş!


...Bu Sefer Tam Gelecekmiş!...
Kendimle olan gri mavi kavgalarımın sonunda
Şu son…
Bahar akşamında,
Saçlarımı okşadı ılık bir bahar rüzgarı.
Ay dede, yüzümden makas aldı.
Işıkların ardındaki yıldızlar hep birden göz kırptı.
Evime giden yolumu uzattım bende...
Sırf akşamın güzelliği,
Beni biraz daha sevsin diye!
Sağ olsun beni...
İçimdeki çocuğa kadar sevdi.
Söz verdim ona;
“Bir daha asla, dünle yaşamayacağım!"diye.
Ruhumun bütün grilerini koyduk kara bir sandala,
Kürekçisiz saldık ummana.
Artık ne halleri varsa!
Görsünlerdi.
Sonra...
Yeni bir sandal yaptık bana
Bu sefer içimdeki çocuğun
Kırmızı pabuçlarının
Kırmızıları daha çok!
Yarın yine lodos çıkacakmış!
Zemheri ayazlı kışlar gelecekmiş!
Ama ben asla
Kayığımın renklerini soldurmamalıymışım!
Beklemeliymişim ve hala...
Sabretmeli.
O...
Her kim ise...
Bu sefer,
Bana tam gelecekmiş!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...