20 Eylül 2017 Çarşamba

Duydum Ki Hasta Olmuşsun Yine

...Duydum Ki Hasta Olmuşsun Yine...
İki kişilik cennetimiz de sevgi yumağıyken
Başka dostlarımıza da
Rengarenk minderler uzattıkça mı azaldık birbirimizden?
Bizi, bizden azaltmaları değildi ki
Niyetimiz, bizi bize çoğaltmalarıydı!
Sana kıyamayıp atladığım uçurumlardan,
Öylece sinsi birer şahin gibi,
Seni kapıp gitmeleri,
Seni bana kapatıp, benden yok saymaları ne acı!
Sana “Git!”derken ben
Ne kolum vardı, sana sarılacak!
Ne kanadım vardı,
Seni sıcaklığıyla koruyacak!
Allah'ın kulu da yardım etmedi.
Sana ben...
“Artık sadece bana kal!” diye
“Git!” dedim.
Gittin hayallerinin cennetine
“Eyvallah!” dedim de, duydum ki hasta olmuşsun yine?
Hastalıklı tek nefesini salmadan sana,
Senin bütün hastalık başlangıçlı nefeslerini
Öperek hiç çeken olmamış işte!
Ah ciğerimin çiziği,
Bülbül hikayesi işte...
Sen yine de hasta filan olma sakın he!
Cemre.Y.

Dualarım Vardı

...Dualarım Vardı...
Dualar vardı hani o, dualar!
Göz bebekleri kendi vücudundan çok büyümüş
Çığlık figan dualar!
Oysa yaşının yedisinden önce ölürse…
Cennetin bütün kapıları ona açık olduğu halde,
Çığlık figanlı dualar vardı hani dualarım!
O gün hiçbiri kabul olmadılar…
Kendisi kurtardı kendisini.
Sonraki yıllarında Kuranı okudu,
Yetmedi baştan başladı.
Belki bu sefer kabul olurdu dualar!
Zebur'u okudu, Tevratı, İncili,
Olmadı döndü yine Kuranı okudu.
Çığlık figan yalvardı!
Ona, güya şah damarından yakın olana yakardı!
Yaradan onu unuttu, duymadı.
Dualar vardı dualar!
Mitolojik Tanrılar bile, duymuyorlardı hepsi susuyordu!
Yalvar yakarış,
Göz bebekleri kendi vücudundan çok küçülmüş,
Kaderine razı sessiz bir hıçkırığa dönmüş,
Tek bir cümle mırıldanır gece yatarken kendine çoktan ölmüş!
"Sahi be Tanrım daha o yaşımda,
Sen benim cennetlik yaşımda cennete dair, neyimi sınadıydın?"
Cemre.Y.

Dönmem Geri


...Dönmem Geri…
Sen yokkenden beridir,
İkinci defa şehrime
Yağmur yağıyor ve
Ben gülümsüyorum!
Çünkü artık biliyorum
Misinanın ucuna
Yanlışlıkla takılmış
Üstelik,
Oldukça tok bir balıktım ben.
Benden balık bile olmazdı hatta sana!
Salıverdin beni öylece...
Biraz kayalıklarda savruldum amma!
Büyük denizlere
Yelken açabilecek kadar da büyüdüm sanırım!
Yani, senin oltan yine boş sevgilim.
Dönmem geri...
Cemre.Y.

Bana Biraz Daha Güneş Gerek

...Bana Biraz Daha Güneş Gerek...
Dışarı çıktım, önümde Ay var,
Arkamda Güneş...
Hem de bu saatte!
Elbette ortasında durup bir dilek tutacağım
Yüzümü Güneş'e döneceğim...
Çünkü; "Yarim, gözlerine göz değmiş,
Ellerine eller dokunmuş,
Kokuna koku sinmiş,
Sen benim gözyaşlarımdan
Yatak yapmışsın başka tenlere,
Artık sessizliğe ağladığım
Geceleri ve Ay'ı neyleyim...
Bana biraz daha Güneş gerek."
Cemre.Y.

Devrilme Ha Çocuk!

...Devrilme Ha Çocuk!...
En son,
Kitaplar ayrılırlar birbirlerinden çocuk!
Onlarda ayrıldılar mı birlikteliklerinden
Her şeye ait ne varsa bitmiştir.
Artık, omuz veren desteği gitmiştir yanlarından,
Devrilirler oldukları yere...
Sen sen ol,
Kitapların gittikçe yanından,
Yeni kitaplar, yeni hayatlar,
Yeni hikayeler edin kendine...
Sol yanın boş kalmasın emi sakın!
İnsan dediğinin,
Boş kalırsa sol yanı,
İşte o zaman,
Ne yana zayıf kaldıysa o yana devrilir.
Sen sakın...
Bana küssen bile
Kitaplarına asla küsme!
Ben küstüm bu aralar
Bak hasta oldum haberin yok.
Sen daha fazla üzülme diye haberin bile yok!
Çünkü senin beni, tutacak yerin yoktu.
Sessizce devrildim…
Seninse, tutacak güvenin benim
Sen sakın devrilme çocuk!
Ola ki artık olmayabilirim.
Cemre.Y.

Hala Umut Var

…Hala Umut Var…
Dünyada hala güzel çocuklar
Güzel sesler var! 
Çocuklarımız gibi! 
O halde hala umut var!
Cemre.Y.

Şiir Sayacaktım Yeminlen

...Şiir Sayacaktım Yeminlen...
Ulan bir harf yazsaydın,
Şeni bütün cümlelerime,
Şiir sayacaktım, yeminlen!
Cemre.Y.

19 Eylül 2017 Salı

Boncuk

…Boncuk Boncuk...
Onu her gördüğümde,
Boynundan boncuk boncuk,
Göğsüne süzülüyordu arsız bir tüy hafifliğinde,
Rüzgarla salınıyordu şiir şiir kanat araları,
Göğsünün başladığı yerde sonlanıyordu kırmızısı,
Ve benden ve dudaklarımdan,
Daha yakın diye şah damarına,
Şah damarımdan daha yakına kiraladıkları,
Küskün çocuklar gibi kıskanıyordum
Bütün boncuklarını..
Öğrenemiyordum bir türlü
Bu çarkının dümenin boncuktan geçtiğini!
Cemre.Y.

Peki


...Peki...
"Söz!" 
Bitti.
Şimdi sıra "Sus!"da
Başka türlü,
Nasıl olur da,
Bir şiire sığardı
Sessizce…
Koca bir "Peki!"
Cemre.Y.

Tek Bir Harf Daha Üzülme

...Tek Bir Harf Daha Üzülme...
Öpebiliyorsak hala, ama hala öpebiliyorsak!
Yalnızlığımızı omuz başlarımızdan,
Bu bu sefer…
Kendime, ben, illa ki hep,
Yeterim diye değil
Yetemezsen de hala kokundan öperim seni,
Yeter ki sen…
Tek bir harf daha üzülme artık diyedir!
Cemre.Y.

Baştan Belliydi

...Baştan Belliydi...
Baştan belliydi kararımız.
Bu sefer dizlerimizde, dirseklerimizde
Yüreklerimizde yarasız dönecektik evlerimize.
Öyle temkinli soruyorduk ikide bir içimize!
“Kim daha çok seviyor” diye.
Öyle ya!
Çok’u azaltıp dengeye koymalıydı
Ki "Aşk!" düşmesindi yere.
Oysa,
“Çok”
Göreceli bir kavramdı.
Aslında ölçüsüz bir şey daha göreceliydi.
“Az”dı adı.
Yine de seçmek gerekti göreceli kavramlardan birini.
Ölçüsüzce öylece,
“Çok” tu dileğimiz.
Vazgeçtim be sevgili
Artık tartmayalım biz bu sevdayı.
Bizim yüreklerimizin kefesi,
Hep değişiyor herkese göre.
Hem belki bu sefer
Dönmeyiz ayrı ayrı evlerimize?
Dengemizi şaşırmazlar bu sefer he!
Olur mu dersin bu sevdada bir denge.
Cemre.Y.

Sende Kaldı'm

…Sende Kaldı'm…
Çünkü tam tamına,
Senden tam da on sekiz yıl öncemde,
Hastane koridorlarının o loş ışıklarında
Adamın biri merdiven boşluklarında,
Yeni sevgilisiyle konuşurlarken bizi!
Duymayasıca kulaklarım duymuştu
Henüz, hiç duymadığın,
Duyarsan eksik kalırsın sandığım gerçekleri.
"Henüz doğuramadı daha!
Doğursun da hele bir
Söz geleceğim yanına!" diyordu adam
Terk edilmek korkusuyla!
Senden ve ondan sonra yalan yok!
Sırf o gece duyduklarımı affedemediğim den,
İçimden epeyce terk ettim bende ve
İçinden terk edildim yeterince!
Keşke...
Oradan öncesini ve gerisini hatırlasaydın!
Karnımdaydın ya daha!
Duyuların ne zamandan beridir
Benden önceydi bilebilseydim ya!
Bil-e-me!
Acının dibi yok emin ol!
Her biri işliyor daha derinine.
Oysa henüz o zamanlar dile bile gelmemiş
Yitik bir genç kızı aramak
Seni bulmaya çalışmak
Seni doğurabilmek için sıkmak dişimi...
Ve henüz var olmamış bir şarkının bestesini
Mırıldanmak "Sen" diye diye
Beni hiçbir zaman anlayamaman gülümsetiyor beni,
Ben annemi bile anlamaya çalışmış
Ve onun gibi bir anne olmamak için bunca hayatıma
"Yok!" çekmişken
Benim annem geçen yaz gitti.......
Uzaklara...
Cennetmiş adı öyle diyorlar...
Üstelik…
Onu ilk evim olduğu için,
Hala çok özlüyorum!
Ama mademki ölümüm sana intikam öcü!
Gelme cenazeme filan.
Yaşıyorum bir yerlerde sana hala
Ben annem kadar bencil olamam!
Seni karnımda ilk hissettiğimde var ya...
Sonunda bulmuştum evimi, sana geldim,
Ardıma bile bakmadım, sende kaldı'm.
Cemre.Y.

Gelmişine Geçmişine

...Gelmişine Geçmişine...
Hani yıllar önce taşınmış olduğun bir evi özlersin aniden.
Odalarını, koltuklarını, perdelerini ve mutluluk kokan anılarını…
Hani sabah akşam yürüdüğün yolları özlersin,
Mahallenden geçerken selam verdiğin komşuları, arkadaşlarını…
Binbir özlemle durduramazsın ayaklarını,
Sen durursun onlar giderler.
Daha eski mahallene adım atar atmaz anlarsın,
Özlediğin yer burası hiç değil!
Kaldırımlar değişmiştir, sokaklar değişmiştir,
Komşular taşınmış, arkadaşların evlenip gitmiştir.
O güzelim evinin kapısını çaldığında kapıyı açan bile değişmiştir.
Yeni oturanlar perde bile kullanmaz olmuşlardır.
Sen hala özlersin ama bu sefer ayakların durur.
Öyle yerli yerince kalmamıştır geçmişin,
Sen senden bile gidersin.
Arkana dönüp bu sefer başka bir yoldan gidersin.
Yön duygunu boşverip gidersin.
Sen senden bile gidersin.
Öyle bir gidersin ki sen, senden bile gidersin.
Böyle bir şey işte, seni son kez özlemek.
Gelmişine geçmişine,
Hiç gelemeyenine sövmek demek.
Cemre.Y.

Sessiz

...Sessiz...
Artık acılarımla besleyemem hiç kimseyi
Yüreğimin labirentlerinden en derinine hapsoldular.
Şiirlerimin boynu bükük, kelimeleri kifayetsiz.
Sokak dilencilerinin diline pelesenk olmuş cümledeyim.
"Öksüz, dul, yetim, kimsesiz!"
Öyle sessiz...
Cemre.Y.

18 Eylül 2017 Pazartesi

Geçmiş

…Geçmiş...
Denizi olan bir yer bulamadıydık değil mi?
Hem çiftetelli oynayacak,
Hem gerekse ağlayacak!
İlle de en imkansızı mıydı aşkının dibi...
Koskoca İstanbul'un iki yakasını da
Boğazımın ilmeğinde ilikleyip,
Boğazımızda bari kalmayacak kadar mıydı!
Hadi şimdi aniden…
Yutkunalım mı beraber,
Aynı şehirde ayrı gökyüzüne bakarken,
Bakalım yutuluyormuş o geçmiş!
Geçebilmiş mi hala!
Cemre.Y.

Sahi Miydi?

…Sahi Miydi?…
Bir sürü yaşadığımdan emin olamadığım,
Sanki rüyaymış, cennetmiş gibi,
Gerçekliğinden şüpheli hayatım var nasıl olsa…
Dünüm gibi.
Sahi öptün mü, öptün değil mi sen beni, ben seni…
Nefesimizden ciğerimize çeke çeke,
Şöyle genzimizden yüreğimize damıtarak!
Sahi, sahi miydi hepsi?
Yani caymayacaksın yarı yolda,
Yorulmayacaksın bizden,
Gülümsüyorum şu an…
Buruk bir tebessüm ama!
Senin gibi.
Cemre.Y.

Peki Neden

…Peki Neden…
Bir adım daha atsam
Ülke sınırını geçmiş olacağım,
Senden firar ediyorum sevdicegim,
Peki neden…
"Gitme" diyen sessiz çığlıkların
Yüreğimin tam orta yerinde…
Neden tam da şimdi susarak
Yüreğimden öpüyorsun beni?
Cemre.Y.

Aynı Gökyüzü

…Aynı Gökyüzü…
Hiç değilse,
Aynı gökyüzüne bakıyoruz diye kendimi avutuyordum.
Bulutların bile yer değiştirdiğini unutarak!
Cemre.Y.

Labirent

...Labirent...
"Yaşamanın azı, çoğu yok.
Azı da az, çoğu da azdır" derler ama,
Umduğun güzellikteyi boş geç!
Normal bir normallikte bile değilse
Azı da çok geliyor bana bazen!
Hatta bu aralar çoğunlukla yok.
Yolun yarısını beş geçe
Sabaha uyanamamayı
Becerebilseydim eğer,
Bence güzel bir ölüm olurdu bana.
Sonra sabah oluyor
Bir bakmışsın yaşıyorsun,
Yeni güne hayalleniyorsun,
Akşama kadar umut ediyorsun boşuna,
Sonra gece...
Yalnızlığın tüm ağırlığıyla
Çöküyor omuz başlarına yeniden
Bir sonraki sabaha,
Bir daha uyanamamayı diliyorsun.
Uyanıyorsun hiç bitmiyor bu labirentin sonu.
Cemre.Y.

Puzzle

…Puzzle…
Hayatındaki her şey
Bir puzzle'ın herhangi bir şeyiymiş gibi
Yerli yerince artık oturuyor değil mi?
Ya yaşlandın tecrübelerinle ya da
Bu sefer gerçekten senin için savaşıyor Allah
Kendisine asi gelen şeytanlarıyla sana dair!
Cemre.Y.

17 Eylül 2017 Pazar

Büyüyorum Sanırım


...Büyüyorum Sanırım...
Derin bir nefes aldım
Kahve içecek kadar
Tek değildim kendime
Elimde çay fincanım
Terasıma çıktım
Çayıma birkaç damla yağmur damlattım
Evime girip bir kitap açtım
İşsiz, parasız ve yalnız da olsam
Ben ilk defa bir yağmurda ağlamadım
Büyüyorum sanırım.
Cemre.Y.

Can Özüm

...Can Özüm...
Gökyüzü...hep bu kadar aydınlık mıydı?
Bulutlar...hep çocukluk hayalimdeki gibi,
Üzerine uzanıp aşağıya seyre dalacak kadar bembeyaz mıydı?
Rüzgar...hep tenimi okşayacak kadar ılık mıydı?
Peki ya güneş...hep beni bu kadar seviyor muydu?
Yani sevgilim dünya hayatına devam mı ediyordu,
Ben sesine bile hasretken!
Ah be yosun gözlüm,
Olmayanlara, olmayacaklara ilenip dururken,
İhmal etmişim seni epeyce...
Meğer ne çok şeyini kaçırmışım sensizken ben...
Meğer yaşamaksa bir yudum,
Ömür senin kokundaymış can özüm.
Cemre.Y.

Bazen

…Bazen…
Bazen sadece kıyamamaktır,
Anıların hepsini yakıp, yırtıp yok etmeye…
Bir ucu yanık,
Alelacele kurtarılmış bir not...
Eller titreyerek kurtarılmış,
Bir resim hep vardır bir yerlerde.
Cemre.Y.

Olmadık İşte

…Olmadık İşte…
Gün ortasında
Güneşin ardındaki yıldızları
Sayabilmek gibiydi seni sevmek.
Gece yarısında
Ay'ın ardındaki güneş ışıltılarını
Sayabilmek gibiydi...
Olmadık işte...
Cemre.Y.

Hoş Geldin Yeni Hayat

...Hoş Geldin Yeni Hayat...
Misal bir resim yapıyormuşuz,
Mecbur muşuz da buna!
Ama yeni renklere, haylice geç kalmışız bir o kadar da.
Epeyce de acemi, epeyce de yorgun muşuz hani yeni hayata!
Üstelik ülkemizin ahvali de hayli karışık ya...
Hiç yoktan,
Bize bir görev yüklenmiş,
Hani bu ayın yirmi birinde oluşacak olan,
Tam Güneş tutulmasına istinaden...
Hani hayale kurban gideceksek ilk biz gidelim minvalinde...
Mutluluğun resmini dilemiş herkes bizden,
On yüz baloncuğundan, onca insan bizi denek yapmış!
İyi madem...
Herkes istediği renk, istediği boya, istediği alandan başlasın,
Hadi boyayalım dünyayı!
Biz beğenirsek ne ala...
Ama birimizden diğeri beğenmezse...
Herkes yeni resim yapıp yapamamakta özgür!
İster rengarenk hayal bulutları çizersin,
İster geçmişin küllerinden, kül rengi kafesler.
Ben yeni bir dünya çizeceğim kendime,
Hoş geldin yeni hayat.
Cemre.Y.

16 Eylül 2017 Cumartesi

Çocuktum Ben Aşk'ta!

...Çocuktum Ben Aşk'ta!...
Ya okyanusu geçmeyi seçecektim...
Fırtına olabilecek herhangi bir mevsiminde.
Ya gökyüzünün o bembeyaz bulut yumağında,
Pamuktan yataklarda dünyayı seyredecektim...
Beni gerçekten iyi tanımışsın ey sevgili...
Aşkta bana hep iki renk vardı
Ya siyahtı, ya beyaz...
Arada grilerden, cevapsız soruları saymazsak
Üzerini basma kumaşlardan
Yamalamaya çalıştıklarımı saymazsak
Ben aşkta gök kuşağı kadar yerden göğe,
Bir avuç kum tanesi gibi savuramadım kendimi hiç!
Okyanussam...
Yelkeni bile olmayan küçücük bir takaydım,
Bulutlardaysam…
Ufacık bir yağmur damlası olsa
Savunmasız tepe taklak düşebilecek kadar
Bir paraşüte hiçbir zaman gerek duymayacak kadar
Çocuktum.
Ve güvendiysem o fırtına beni alabora etmezdi hiç!
O bulutlara da hiçbir yağmur damlası gelemezdi!
Dedim ya çocuktum aslında ben Aşk’ta...
Büyüdüm...
Artık dokunma bana...
Cemre.Y.

Çok Sevdim


…Çok Sevdim…
Akşam yatarken duam,
Gece uyurken rüyam,
Sabah uyandığımda güneşimdin sadece…
Başka hiçbir şeyim değildin
Ve ben seni senden başka her şeyden çok sevdim!
Ve hayat…şiir kadar kısa değil!
Cemre.Y.

En Çok Şefkatçilik Oynuyorduk Biz

...En Çok Şefkatçilik Oynuyorduk Biz...
Bazenleri de çay ile kahveyi,
Aynı anda içerim ben.
Sigaramın dumanı hep aynı tüterken.
Kimi deli der geçer,
Kimiyse kasap yağı bol bulmuş hikayesi...
Oysa öylesi anlarımda bir tek kardeşim görür,
Gözlerimin kahvesinin,
Herkesin gördüğü gibi maviye değil de,
Aslında siyaha kestiğini.
Konuşarak çözdüklerimiz
Suskunluklarımıza terk olunca
Yatarım dizlerine, kapatırım gözlerimi,
Güya belli etmez hiç bana ama
Yaşarırken gözleri
Usulca okşar saçlarımı tel tel
Ben artık içimden bile ağlamayana dek.
Sonra sıra bana gelir
Koyar kendisi küçük, içindekiler ona bile büyük,
Yusyuvarlak başını göğsüme
Güya ona hiç belli etmem ama
Yaşarırken gözlerim,
Usulca okşarım saçlarını tel tel.
O artık içinden hiç kimseye küsmeyene dek...
Böyle büyüdük biz.
Bizim evcilik oyunlarımızda
Anneyle baba bile yoktu ki
Doktorla hemşire meşk edebilsinler.
Şefkatçilik oynuyorduk biz
Hala da biz bizeyken
Aynı oyunun içindeyiz.
Cemre.Y.

Cemre


...Cemre...
Benim adım Cemre! 
Kimlere taş olup,
Kime ateş olacağımı ben seçerim!
Cemre.Y.

Platonik Aşk

…Platonik Aşk…
Çılgınlar gibi 
Aşık olmak üzereydim sana
Hem de platonik olarak, platonik aşk diyorum! 
Kalbimi bu deli cesaretinden 
Kurtaracak bir çözüm buldum! 
O, her aklıma geldiğinde "
Ya "Adam!"
Ya "Adam, adam gibi seviyorsa!" diyorum
Sonra da illa bu olası aşktan da soğuyorum!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...