14 Eylül 2017 Perşembe

Bazen "Annem!" Der Susarsın

...Bazen "Annem!" Der Susarsın...
Öyle acıyor ki yüreğim...
Keşke bir tek bu cümleyi kurmak kadar
Kolay olsaydı acımın derini!
Hani çok mutlu olunca,
Hani aşık olunca,
Yine yeniden ve en ilk’inmiş gibi...
Kanatlanıp uçar ya insanın yüreği,
Kozadan yeni çıkmış bir kelebek gibi.
Ağzını açar, konar kelimeler
Dudaklarına öylesine pervasızca.
Saçmalar, kahkahalara boğar kendini de,
Bazen, öyle güler ki saçma sapan herhangi bir şeye!
Gözleri ve yüreği pırıl pırıl ışıldarken,
Gözyaşları akar ya gülerken.
Hayatından gelip geçmiş
Tüm acıları çoktan silip atmıştır ya.
Bir türlü anlamaz,
Anlayamaz ya karşısındaki insancıklar!
Bir tek kendi ve yüreği bilir mutluluğunun derinini ya.
Harfler yetmez, heceler yetmez,
Kelimeler, cümleler yetmez!
Bir tek o,
Aşk denen rengarenk gökkuşağının
Bir yudum iksirini tadan,
Göz bebeklerinin yıldız yıldız,
Yakamoz ışıltısındaki uçarılığı görür,
Yüreğindeki çırpınışların kanatlarının fısıltısını duyar.
Bütün renkleri ve bütün anlamlarını ezberinden bilir ya.
Bir tek o, aşkın rüyasından
Daha yeni uyanan, anlar seni.
Senin dünyayı tozpembe görüşüne,
Koca bir aptallık değil de,
Dudağında buruk bir tebessüm ile susar ya sana
Aslında sen herkese anlatırsın,
Aslında sen kimselere anlatamazsın ya.
Herkes anlar ama aslında hiç kimse anlamaz ya...
Öyle acıyor ki yüreğim…
Saçlarımın her bir telinin diplerinden
Ayaklarımın tırnak uçlarına kadar,
Her hücrem ayrı ayrı ağıtlarda
Feryat figan ve tek bir damla gözyaşı akıtmadan...
Ne göz pınarlarımdan,
Ne yüreğimden tek bir damla akıtmadan, acıyor işte.
Binlerce kristal cam kırığı var yüreğimde,
Midemde, yüreğimde, tüm organlarımda.
Her bir parça,
Kum tanecikleri kadar paramparça uçuşup durmakta,
Her uçuştuğunda ayrı bir hücreme saplanmakta,
Her bir hücremi tek tek, sızım sızım kanatmakta…
Sanki dünyanın bütün maddeleri
Birer birer kristal cam olmuş,
Sanki biri, o kadar çok kin gütmüş,
Öyle garezi varmış ki benden intikam almaya,
Sanki birine dünyanın, ahretin, cennetin,
Cehennemin bütün kötülüklerini
Bütün acılarını yaşatmışım da,
Tek intikamı beni paramparça görmekmiş.
Sanki biri… bir tek biri… ne hıncı varsa…
Bütün dünyanın kristal camlarını yüreğimde
Teker teker ayaklarıyla çiğneye çiğneye ezmiş!
Bir insan evladının canı, bu kadar mı acırmış!
Ama insanoğlunun
Bir tek kendi ve yüreği bilir acının derinini ya.
Harfler yetmez, heceler yetmez,
Kelimeler, cümleler yetmez…
Bir tek o,
Gerçekten sevdiğinin ölümünü
Daha taze yaşamış olan anlar,
Göz bebeklerinin yıldız yıldız,
Yakamoz ışıltısındaki acısında görür,
Yüreğindeki çırpınışların
Kanatlarının fısıltısını duyar.
Aslında sen her kese anlatırsın,
Aslında sen kimselere anlatamazsın ya.
Herkes anlar ama aslında hiç kimse anlamaz ya...
Öylesine derin anlamlı ve anlamsız bir acı işte!
Cemre.Y.

Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben

...Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben...
Ne zaman şiir kuşanacak olsam,
Avuç içi kadar bir coğrafyaya,
Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma!
Hepsi birbirinden Nisan,
Hepsi diğerinden Zemheri, sen gibi.
Sonra tarihleri sıralanır dimağımda,
Başlangıçları milyonlarca kelebeklerle.
Bitişleri mutlaka,
Üçlü mezar duvarlarıyla biten sonları…
İnsandım elbette, sandığının aksine aşka dair,
Labirentlerim vardı benimde.
Güne onunla uyanmak,
Geceye onunla sonlanmak gibi.
Kısacık bir rüya kadar,
Sonu...
Sonsuzluğa çıkabilecek hayallerim hep vardılar!
Üstelik ben hiç akıllanmazdım.
Hiçbir sevdamı,
Matematiğe hiç karıştırmazdım.
Ömrümün, ömürlerine sevdaları zaten,
Oldukça azdılar be!
Ne gereği vardılar!
Sen de benden,
Yüreğimin sol kaburgasını kırıp gidene kadar.
Şimdi ben ne zaman,
Çetin bir kış sonrası,
Başka bir coğrafyada,
Bir serçe kanadında filizlenmeye çabalasam,
Eskiden kırık olan tarafı denk gelir bana yine.
Bir sen vardın…
Bir sen gittin…
Bir sen kaldın…
Senden sonrama, başka hangi sevdam uçabilirdi ki?
Yüreğimin kırık kaburgasıyla,
Ne kadar yol alabilirdim?
Gözlerimi akıtsam havaya,
Yüzüm kalırdı.
Yüzümü savursam,
Gülüşüm kalırdı.
Gülüşümü bıraksam…
Yine sen kalırsın.
Ey kalbimin kırık kaburga kemiği,
Senden sonrama,
Hangi sevdam sonsuzluğuma,
Oradan sızacak sanırsındı ki?
Beni soracak olursan,
Hala içimde,
Elinde misketler dolusu haylaz bir çocuk,
Hala ergen, hırçın,
Laf anlamaz toy bir delikanlı kızcağızım.
Hala ruhumun derininde,
Çoktan emekli mezarını kazan ihtiyarım.
Yine de…
Afiyetine dualarla,
Hamd-ü senalar eder,
Ellerinden öperim.
İyiyim ben.
Ya sen anam?
Bizi bunca bırakıp gittiğine göre,
Oralarda nasıl ahvalin?
Cemre.Y.

Bak Beni Kızdırma

…Bak Beni Kızdırma…
Senden önce sesin dokundu ruhuma!
Yüreğimin tellerinden lir olup aktı kelimeler.
Bak beni kızdırma miniğim!
Nefesin olurum, bensiz nefes alamazsın.
Cemre.Y.

Uğurluyorum Seni

…Uğurluyorum Seni…
Sonra geçmişine son kez buruk bir tebessüm etti
Kendi kendine söylendi,
“Demek gidiyorsun ha” dedi.
Hem de için hiç mi hiç burkulmadan,
Uğurluyorum seni gelmişimden, 
Geçmişimden, geleceğimden,
Gül kıvrımı solmasın dudaklarının kenarından.
Hakkım helal sana ve affediyorum seni
Amma!
Unutma!
Hala seni affetmeyenlerim var
Affedemeyenlerim var!”
Unutma, onun da kaldı
Dudağının kenarında buruk bir hayal.
Cemre.Y.

İntikam

...İntikam...
Sen neresinden
Acıttı isen canımın canını,
Bende tam ortasından
Yaktım canının canını, aldım intikamımı.
Bizi bu geçmemiş olasıca geçmişler yaralar.
Küllerinin içindekileriyle,
Hala vedalaşamadıysan sen,
Gün gelir içten içten kanarlar
Dememiş miydim sana ey sevgili!
Ansızın gittin de sanki mutlu musun şimdi?
Görüyorum pencerelerden, hüzünlü geçiyor günlerin.
Cemre.Y.

Zulasız Gittik

...Zulasız Gittik...
Biz üç kişiydik de
Rolleri doğru bölüşemedik belli ki
Belli ki en derin hatamız da buydu.
Nazlıcan'ı bizden birimiz sandık
Bedirhan'ı ikimizden teki
Oysa o
Sandığımızda saklı kalmış
"Hiç kimsemiz"di
Bilemedik zulasız gittik.
Cemre.Y.

13 Eylül 2017 Çarşamba

Bu Sefer De, Ben Seni Terk Edeyim!

...Bu Sefer De, Ben Seni Terk Edeyim!...
Akşam olup,
Sen yine beni terk etmeden yarim!
Bırak bu sefer,
Ben seni terk edeyim!
“Keşke” leri hiç sevmem amma!
Gözlerinin kuytusunda,
O geçmişine intikam ateşini görmeseydim!
Bana ise “Hiiççç üzülme, ama hiç!
Ben…
İntikam öcümü aldım senden çoktan!
Artık o kadar da masum değilim!”
Cemre.Y.

Kırmızı Gül

…Kırmızı Gül…
Bir tek gül hangi şartta ve sebeple olursa olsun
Bir kadını özellikle beni daima mutlu eder.
Bir Kırmızı Gül'ün hayat hikayesi
İki gün önce taburcu olan bir hastanın hemşirelere hediye ettiği
Bir buket kırmızı gül
Masalarında pet şişeden yapılmış vazosunda öylece salınmakta iken
Bugün kuzen bana eşlik etmek üzere geldi.
Hemşire ve hemşirlerle annemin iyi olması sevinci ile beraberce
Şakalaşıp muhabbet ettiğimiz esnada,
Hemşirlerden biri bana gıcıklık olsun diye
Kaç gündür hayıflanarak
Seyretmekte olduğum güllerden birini kuzenime hediye eder.
Hasetlenmek yerine,
"Ama onun sözlüsü ona
Tanıştıkları günden beri her görüştüklerinde gül hediye eder ki,
Ama bana gül alan yok ki." diyerek
Üzgün ve az kıskanç bir kız çocuğu olmuşken
Çocuk kıyamaz ve bir kırmızı gülü de bana hediye eder.
Tam sevinerek teşekkür edecekken "O" arar ve ne yaptığımı sorar.
(Hay ben yalan söyleyemeyen dilimi kescem bir gün!)
Bende tam o esnada hemşirden kırmızı bir gül hediye aldığımı söylerim.
Ömrüm başlamadan bitenlerle, yanmadan sönen'lerle geçer.
Geriye sadece benim için alınmamış,
Benim için verilmemiş bir tek kırmızı gül kalır.
Benimdir, benimledir, gereksiz kıskançlık zehriyle,
Beni boğmadan solana kadar ömrüm'dedir.
Her şeye rağmen hayat devam ediyor
Cemre.Y.

Nasıl Bitecek

...Nasıl Bitecek...
Bence bayram temizliği...
Hani kışın soğuğunda üşümekten korktuğun için
Banyoya girip girmemek arası bir savaşın vardır kendinle.
En sonunda mecbur girersin o banyoya da
Hani titreye titreye ve sonra saatler geçer
Bu sefer tertemiz güzel kokulardan
Hatta suyun sıcağından çıkmak istemezsin ya
Öyle bir iç savaş işte :)
Ya Allah tövbe bismillah!
Şimdi yerimden kalkıp dalıyorum!
Bakalım yalnızlık şiirimin bu sonu nasıl bitecek.
Cemre.Y.

Bu Sevdayı Da Mı Yani?

...Bu Sevdayı Da Mı Yani?...
Yani şimdi sen!
Şiirine, gücenirsem diye mi,
Yok saydın beni?
Sen...
Hangi şiirime böylesi, güceniktin ki,
Ey sevdiceğim!
Oyy...
Seni...
Adının her harfinden gizlice öptüğüm.
Oysa ben...
Eşkere doğurduğum gibi,
Bütün her şeyimi,
Piç doğurmadımdı seni!
Yani şimdi sen,
Kendinde...
Beni sana, piç mi saydın?
Bu sevdayı da mı yani
Piç mi saydın?
Cemre.Y.

Artık Yok'um Ben Size

...Artık Yok'um Ben Size...
Bugünlerde gözümden düşen düşene!
Gönlümden ise...
Kol kırılır, yen içinde, hem de haksız yere,
Hayasızca kendi cinayetine tanık olurken,
Kendi cinayetine tanık olurken,
Son yaprağı da dökülüyor gönlümün.
Kasımpatı açmasını zaten çoktan geçmiştim de,
Ben hala…
Susuyorum ya!
Bari bizi bu kadar, kendisine böyle rezilce,
Terk etmeseydi!
Ah bu gözler, ah bu kulaklar, ah bu yürek!
Nice nadanlıklara tanık oldu da
Sonradan pişmanlık denizinde boğuldular
Bütün iftiracı nadanlar!
Afları...
Allah'a havaleli hepsinin...
Bilseydiniz de,
O son Kasım tanelerinden yaprağını,
Avuçlarınızın arasına alsaydınız!
Geç...
Kış gelecek birazdan
Zemheri ayazında
Soğuğa kesecek dilleriniz
Donduracak bensizliğimle sizi.
Artık yok'um ben size…
Cemre.Y.

Zaten Yaşamıyordum Ki Ben

...Zaten Yaşamıyordum Ki Ben...
Boşver be...
Gül çiçeğim, gelinciğim,
Boşver sen yine,
Uçurum kenarında da olsa,
Hani “Öylece ölsem değer." diye
Tutunmaya çalıştığım kalbimin kardeleni,
Boşver sen yine hiç olamayan,
Olamayacak biz’i de boş ver!
Boşver Sen’im/Sen’sizliğim.
Hani yıllar yılı,
Sen’i/Sen’sizliği başıma taç diye taktığım,
Hani öylesine tuttuğum,
Sonumuzu baştan bildiğim papatyalı falım.
Hani aslında kurutup
Sayfa sonlarım'da bile isteye unuttuğum!
Boşver be sümbüllerim, zambaklarım...
Hani hep beklediğim ve hiç gelemeyen baharım.
Boşver be...
Senli buza tutunmaya meyilli boşvermişliğimi.
Benim sana hayalli açan gamzelerim'i.
Sanki çöl ayazında
Hayale bile uzaktılar zaten onlar.
Hani hepsi birden
Hiç olamayacak
Çiçeğe salacak zamanda kırağı tutmuştu,
Bahar ortasında zemheri ayazına donmuştu,
Bütünsüz yarım kalan azalarım!
Fark etmez üzülme!
Ki zaten yaşamıyordum ki ben!
Cemre.Y.

Perdeler

…Perdeler…
Temizliğin ortasında...
"Anne sen Reina'ya gittin mi hiç?"
"Hayııır! Kapısından çok geçtim ama…"
(Deyince gitmiş olunuyor sanki)
"Çok güzel bir yere benziyor ama!"
"Bir gün gidip su falan içeriz maaşımı yatırıp!"
"Yokk almim,
Ben sevgilimle giderim bir gün, seni de götürürüz!"
"Eylüllll perdeleri tak lütfennnn"
(Artık Reina filan da kalmadı tabi.)
Cemre.Y.

Sen Hiç Aşık Oldun Mu?

…Sen Hiç Aşık Oldun Mu?...
Bana; "Sen hiç aşık oldun mu?" diye sorma be adam!
Belki de aşk; Salacak merdivenlerinde,
Onun dudaklarından,
Sade bir Türk Kahvesi içmekti.
Ve buna sadece...
Kız Kulesi Şahitti...
Cemre.Y.

Hiç Olmamışsın

…Hiç Olmamışsın...
Son bakışın yine gözlerimden
Yüreğime değdi yarim.
Hani ne zaman ayrılıktan söz etsem sana
Dudaklarımı öperek derdin ya "Sen bir sus!"
"Asıl şimdi sen bir sus sevdiceğim!"
Çünkü her seferinde özlerinden akan sevdana,
Dudaklarımı şefkatle öpüşüne kanmıştım senin.
Oysa senin bakışların bile
Yalanmış ya ona yanarım.
Ben yanmaktan yoruldum.
Artık seni özgürlüğüne uçuruyorum.
Ki zaten hiç vazgeçmedin ondan.
Ben çok kere sen oldum da,
Meğer sen hiç ben olmamışsın.
"Biz" diye bir şey hiç olmamış meğer.
Cemre.Y.

Ayrılık

…Ayrılık…
Son söz ona verilmişti
“Sen” ve “Ben”
Can kırıklarına dağılmazdan önce
“Aşk”ın darağacının sandalyesine
Koca bir tekme atılmazdan önce
Son cümleyi o söyleyecekti.
“Biz”in bembeyazdı elleri
Okyanus kuytusu derin gözleri
Şaşkınca bakındı etrafa
Uzuuun uzuun yutkundu önce
Boğazında asılı kalmış ayrılık
Burun direğindeki sızı gibi kaldı öylece
Aşağıya inemedi.
“Sadece…
Güzel hatırlamak ve
Güzel hatırlanmak istiyorum.” dedi
Ve…
“Sen”in ellerinden tutup öylece gitti.
“Ben” mi?
“Biz”e “Elveda!” deyip
Bir kere daha sevdim “Ben”i.
Cemre.Y.

12 Eylül 2017 Salı

Sus Kaftanı


…Sus Kaftanı…
Birileri için herhangi birinden
Herhangi bir romandan farkınız olmadığını
Gözünüze gözünüze
Sokuyorlarsa illa
Görün artık!
Ama…
Ne vazgeçin,
Pes etmeyin amma, kısa bir süre olsa da, acıya sus edin.
Hepsini denemişsinizdir nasıl olsa!
Artık...
"Sus Kaftanı!"
Bir kere daha onu...
O, sizi duymayanların hepsine o
"Sus"u sonsuza kadar giyinin!
Cemre.Y.

Kerat Cetvelim

...Kerat Cetvelim...
Çocuktum, çok çocuktum daha...
Herkesim merak ediyordu ne diye bir türlü,
İlk okul beş'in bütün matematiğini,
Olası orta okulumun bütün geometrisini
Çözebildiğim halde,
Bütün sorularda,
"Bana bir kerat cetveli lütfeenn!" diye inat edişimi!
Oysa bilmiyorlardı ki
Ben kerat cetvelimi, kalubela'm da,
Rab beni yaratırken,
Tam da sırat köprümü geçmeye ramak kalmışken,
Uzun ellerin ellerine kaptırmıştım,
Ben daha cenin olmaya ramak kalmıştım,
Tanrı yorgundu artık
Hamur, kan damlası, sperm, DNA,
Yer yedi gün,
Gök yedi kat filan derken...
Bir de ademi yaratmış,
Hazır elinde imkan varken de,
Şeytan'ı ekarte etmeyi unutuvermiş!
Adem Baba'yı yaratırken,
Havva Ana'yı ona eş ederken kaburga kemiğinden!
Sonrası yedi erkek kardeş,
Yedi kız kardeş doğurtmuş!
Gün gelmiş erkek kardeşlerden biri,
Bir arkasındaki kız kardeşe vurulmuş,
Habil ile Kabil'in ilk cinayet sebebi buymuş aslında!
Sonra sonra Rab bu böyle olmaz demiş,
Madem de bunca kavga ediyorsunuz aşk uğruna,
Dilleriniz ayrı olsun,
Milliyetler de ayrı madem!
Ama kardeş kardeşin bir arkasına haram!
Allahında kafası karışmış demek ki
İlk bi güzel yaratmış ama ya yaratışından sonrası!
Yoksa...
Kün Fe Yekun!der demez olur ise olmazlar,
Ne diye böyle saçma sapan ensest ilişkileri,
Hiç olan adem oğluna zerk etsin değil mi?
Elbette bütün bu kafamdaki deli soruları
Daha altı yaşımdayken sormuştum da
Tek bir ayeti, sureti, aminlerimi geçtim,
Bir tek yanıt yoktu ona dairli mektuplarımda.
Yaş diyorum!
Kırk iki oldu!
Hani benim altı yaşımdayken,
Hani kızımın altı yaşındayken,
Annelerimizin yanlarımızda olamayışlarından,
Yüzün dökük savunuyorduysan kendini.
Etme!
Ömrümüzü tüketenlere dahi,
Yeri gelip acıyıp, affediyorken!
Sana artık ömrümüze biçtiklerin,
Ya da biçilmesine izin verdiklerin için,
Hala bir açıklama bulamamakla beraber!
Affettik hep, hepinizi birden!
Şaka yaptım len!
Arada elbette yanlış etiketlere,
Yanlış hayatları yapıştırmış olabilirsin,
E, peki tamam da,
Benim ve kızımın ömrünü yanlış yazdığını,
Ne vakit, fark edeceksin!
Ve ben...
Garip anamın, puşt babamın,
Olmayasıca eriyiğinden doğmama kader biçtiğin an'a
Ulaşabilmeye çalışmaktan çok yoruldum!
Zaten o vakitten sonra da,
Bir türlü kerat cetvelini bir tam öğrenemedim.
Bir kere bir, bir...
Bir kere iki, iki...
Bir kere üç, üç...
İki kere iki'ye geçtiler onlar sonra,
Üç buçuktan dört ettiler...
Ben hala...
Bir kere yok, üç nasıl olduydu ki'yi sorgulayamadan,
Kalan ömrümü,
Bir kere iki, iki... ile
Bir kere üç, üç…
Diyememenin astigmatlı miyop'lu kalakalıyorum ortada!
Şimdilerdeyse direttim kendime...
Ne gözlük takıyorum, ne de lens!
Korkmuyorum artık beni korumayacağına adım eminim,
Ne geçmişimden, ne de gelecekten!
Sanki erkek cinsi ve ibnetörmüşüm gibi
Pompei'de yanmış bütün taksitlerim,
Limitlerim yanmış lan!
Ele ağız bükmemeye çabalarken!
En sonunda isyanımın bayrağını da çektim.
Ödemiyordum lan!
Kızımı baba annesine postaladım o da yetmedi
Nasıl kıyardım ömrümü feda ettiğime,
Sadece "İyi günlerimde varsam varım,
Ama seni çok seviyorum." demeye!
Beni yeterince anlayabilsin diye,
Bana ve ona tam yedi ay cehennem olan,
O bütün yokluklu zamanları da yaşadık!
Orospu olamadım, hamurum değildi,
Anne değil anaydım,
"Bende yok!"diyemedim.
Yüklendim.
Oysaki sen hepsini görüyordun!
Artık senin olsun cennetin!
Seni de yüreğimden azad ettim Allahım.
Cemre.Y.

Ey Sevgili


…Ey Sevgili…
Uyku akıyor yüreğimden kirpiklerime..
Oysa bütün şairler mutsuzken uyunamaz derlerdi ya!
Gün yetmedi, beynimle yüreğimi meşguliyetten de,
Beni rüyana da mı davet ediyorsun ey sevgili!
Cemre.Y.

Adın Ruhumun Kilidi

…Adın Ruhumun Kilidi…
Umarsız sonbaharlar biriktiriyorum bugünlerde...
Yüreğimin renginden, içine içine,
İçeriden çeke çeke...
Ahh! Etmedim amma...
Deriiinn bir sızılık fısıltısın işte...
Adın ruhumun kilidi
Gözlerinse…
Her seferinde yüreğimden vuruyor beni.
Cemre.Y.

Zaten Olmamıştır O


…Zaten Olmamıştır O…
Daha senin yüreğin ona tamamen henüz soğumadan,
Daha sen onunla anılarınızı bile unutamadan,
O başka bir yüreğe ısınma çalışmalarına başlamışsa...
O güzel yüreğini bir de kıskançlık zehriyle zehirleme!
Zaten olmamıştır o, bırak ham kalsın!
Cemre.Y.

Dünya Göt Olmuş

…Dünya Göt Olmuş…
İnsan acıdan ölmüyor, insan aşktan da ölmüyor!
Bakıyor ki dünya göt olmuş,
İklim değiştiriyor kendinde!
Coğrafya, Kimya, Fen,
Edebiyat ne varsa değiştiriyor!
İlk yanılgısını yaşadığı o andan
Çok daha başka biri oluyor sonunda.
Yaşıyor ama kendi gençliğine bile hayli yabancılaşıyor.
Nereden mi biliyorum?
Sarı sandığım hala hayal kırıklıklarıyla dolu ey insan.
Cemre.Y.

Hüzzam Bir Şarkının Notalarına Gömün

...Hüzzam Bir Şarkının Notalarına Gömün...
Arada es niyetine
Bol darbuka çalsa da hayatımın nefsi
Nefis-i kaderimin geneli hüzzam'la geçer benim.
Oysa yaşımca yaşayabilmek isterdim ömrümü ya!
Ben, ille de ben...
Sona bakarım, kimsesiz ölürsem.
Beni, sala niyetine, kanun taksimiyle,
Hüzzam makamı bir şarkının notalarına gömün.
Cemre.Y.

Dert


…Dert…
Aylar öncesi kampanyalı ve dokuz aylık taksitle alınmış
Çift kişilik tatil fırsatının tek kişisi kalmış gibiyim.
Gitsem bir dert, kalsam bir dert.
Doksanımdan sonraki,
İlk yılbaşı biletime büyük ikramiye vurmuş gibiyim.
Sevsem bir dert, sevmesem bir dert!
Cemre.Y.

Kiminle Ölürsen Öl


…Kiminle Ölürsen Öl…
Koca bir ömrü
Yaşaman için harcadım ben!
Hala yetemediysem sana…
Var git nerede, nasıl,
Kiminle ölürsen öl!
Cemre.Y.

Kendisi Ve O

...Kendisi Ve O...
Aslında yalnız değildi kadın
İstanbul kadar dost
Türkiye kadar arkadaş
Dünya kadar akraba vardı.
Sadece iki eksikliydi kendinde
Kendisi ve “O”nu
Bermuda şeytan üçgeninin
Ortasında yeni kaybetmişti.
Her şeyi bırakıp çıktı ummana
Denizin ortasındaki
O kara trenin son yolcularıydılar.
Gittiler, kendisi ve o...
Giderken el eleydiler.
Cemre.Y.

11 Eylül 2017 Pazartesi

Seve Seve Bittim Ona

…Seve Seve Bittim Ona…
Artık hiç üzülmesin,
Onun o güzel gülüşü
Hiç solmasın diye,
Seve seve bittim ona.
Ruhu bile duymadı...
Cemre yine gelir sandı.
Cemre.Y.

Hiç Yok

...Hiç Yok...
Sana göre,
Bana dair,
Dünya'n dondu.
Bana dairse...
Yedi kat cennet...
Yedi kat cehennem...
Hatta!
Keşfine hayal
Bütün evren
Arafında kalakaldım işte
Böylece!
Ne buyur edebiliyorum gelenimi,
Ne de "Eyvallah!" çekiyorum sonrasına.
"Hiç yok!"
Çekiyorum yokluğunda.
Cemre.Y.

Bilsem Zaten

...Bilsem Zaten...
Sonsuzluğun da sonu gelirmiş meğer!
Şimdi sana dair
Bembeyaz sayfalarımın hepsi
Yaprak yaprak mürekkep çiziği.
Ne hayret değil mi?
Ancak başka sayfamız kalmadığında
Görebildim bunu.
Bilemedim ki,
Tek bir cümlelik ecelim olduğunu.
Bilsem...
Tükenmez sanmazdım değil mi?
Kalemimizi de zaten!
Kurşun...kalem açardım sana da.
Çabucak en silineninden,
En çabuk tükeneninden,
Bilemedim ki,
Bilsem zaten...
Cemre.Y.

Bilmediğim Bir Yerlerde Ölmüşüm Ben Bir Ara

...Bilmediğim Bir Yerlerde Ölmüşüm Ben Bir Ara...
Tökezlemişim ben bir ara,
Nasıl etimin canı yanmamışsa
İki gün sonra sol ayak tırnağımın,
Yarısının yok olduğunu görünce anladım.
Düşmüşüm ben bir ara.
Nasıl canımın eti yanmamışsa
Sol omuz başımın,
Derin kesi yarasının kabuğunu görünce anladım.
Yollara dökülmüşüm ben bir ara,
Nasıl canımın canı yanmamışsa,
Solum da nem varsa yaralamışım.
Birileri için, bilmediğim bir yerde,
Ölmüşüm ben bir ara!
Yüreğim hariç,
Bütün canlarımın canı,
Hepsi birden yanmaya başladığında anladım.
Cemre.Y.

Günaydın Ey Ömrüm

...Günaydın Ey Ömrüm... Kalbimde yılgın yılların can kırıklarıyla uyudum dün gece. Yer yer sandık lekesi olmuş çeyizlerimin düşünü gördüm. B...