30 Kasım 2018 Cuma

Eskidendi

…Eskidendi…
Hatırlayamıyorum ki,
Nicedir yüreğimin kanatları kırık,
Nicedir ayak bileklerim sancılı ya,
Nicedir konamıyorum hiçbir ciğere!
Ortalık yıllar yılı sürecekmiş gibi duran,
Plastikten bardağa isimler yazılan,
White chocolate macchiato dolu.
Biz mi?
Biz sevdalandıksa…
Nerede bir kumsal bulsak,
Hemencecik bir kalp çizer,
İçine de adlarımızın baş harflerini yazar,
Ortasından da bir ok geçirirdik.
Sonra hemen bir dalga gelip silerdi her şeyi.
Biz mi?
Biz sevdalandıksa…
Nerede bir buğulu cam bulsak,
Hemencecik bir kalp çizer,
İçine de adlarımızın baş harflerini yazar,
Ortasından da bir ok geçirirdik.
Sonra yeni bir yağmur fırtınası kopar,
Bütün camları yıkardı.
Olan…
Yüreğimize, olan ciğerimize olurdu.
Ama en azından bilirdik.
An denilen şeyin zaman aralığı kime ne kadarsa
Tam da o kadar…
Sevmiştik, sevilmiştik biz.
Eskidendi, epeyce bir zaman öncesiydi.
Ortalık yıllar yılı sürecekmiş gibi duran,
Plastikten bardağa isimler yazılan,
White chocolate macchiato dolu ya
Bir türlü de sevemedim ki onu ben!
Cemre.Y.

Kış Ayazı

…Kış Ayazı…
Kış ayazı,
Zemheri soğuğu, karanlık ve yağmurlu,
Eldivenleri evde unutulmuş günler geçiyor ömrümüzden.
Dönsen sıcacık yatağın bir daha salmaz,
Dönmesen, parmak uçların donacak.
Hayat da böyle bir ikilem arası bir eylem işte.
Cemre.Y.

29 Kasım 2018 Perşembe

Çalamadım

…Çalamadım…
Çünkü senin son'un bu, eninde sonunda!
Ellerinle ördüğün bütün o korunaklı duvarları,
Varsa yanında birkaç yoldaşın, sizi koruyacak…
Ortalık, güven sunduğundaysa yumruklarınızla kıracaksınız.
Ama tıpkı bütün o duvarlarını, kendi başına ördüğün gibi!
Yine kala kalı verirsen ortada, tüyü yolunmuş tavuk gibi.
Kimse filan yok, bunu kafana sok, varsan, bir sen varsın.
Gerisi, kim bilir hangi diziden çalıntı bir film repliği, ben çalamadım!
Cemre.Y.

Vazgeçilmezimsin

...Vazgeçilmezimsin...
Her şeye rağmen...
"Vazgeçilmezimsin!" diyenin bile,
Gün olup başkasıyla nikah kıyıyor!
Baba desen zaten bir tek spermden ibaretken,
Sevdasından yandığın,
Bir tek sevgi dolu öpücüğüne cennet biçtiğin anan bile,
Gün olup hastane köşelerindeyken seni öpüp gidiyor.
Gün olup karındaşın bile "Nasılsın?" diye sorduğunda,
Gerçekten nasıl olduğunu anlatmaya koyulunca,
"O kadar da sormamıştım be abla,
Hani, iyiyim diye cevap verileninden sormuştum ben." diyor.
Gün olup...
Yetemediklerine yetemediğini sayfalarca,
Yeşil kalemli günceler tutan evladın bile,
Tek bir küfürlü cümlenle,
Sarılıp, "Her şeye rağmen vazgeçilmezimsin!
Tövbe bir daha seni üzmem." demek yerine çıkıp gidiyor!
Yani kalmıyor hiç kimse, kalması daim olması gereken yerde.
Şimdi canım bile benim vazgeçilmezim değilken,
Hangi tehdit yıkacakmış yorgun ruhumu!
Oysa…
İki oda, bakla sofa, sobası bacasız da olsa,
Aynı evin içinde üç nefes çok gelmezdi bu dünyaya be!
Geldi işte.
Cemre.Y.

28 Kasım 2018 Çarşamba

Yağmurun Suçu Yok

...Yağmurun Suçu Yok...
Ben de isterdim yağmurlu günleri, yağmurlu akşamları çok sevmeyi,
Lakin ne vakit yağmur yağsa, evimin yalnızlığı geliveriyor aklıma.
Yine tavan, bacasından akmış,
Yine eskimiş koltuğuma yağmur ağlamıştır zira.
Evim de isterdi yağmurlu günleri, yağmurlu akşamları çok sevmeyi,
Lakin ne vakit yağmur yağsa, benim yalnızlığım geliveriyor aklına.
Yine bastığım kaldırım taşının altı boşluk kalıp su dolmuş,
Ayağımı bastığım anda bütün su üstüme sıçramıştır.
Yine şemsiyem rüzgardan kırılmış, bütün yağmur kafama boşalmıştır.
Yine bütün kayıplarım aklıma düşmüş,
Yine ağlamışımdır usul usul yürürken.
Yağmurun suçu yok,
Evimin suçu yok,
Benim suçum yok bütün bu kaderin yazılmasında.
Başkaca her şey çoktan hüküm giydi ruhumda!
Cemre.Y.

27 Kasım 2018 Salı

Hazan Yaprakları

...Hazan Yaprakları...
Meğer ne çok birikmiş ömrümün hazan yaprakları,
Yaprak ağacına küsmüş, dalı gövdesine dargın,
Gövde toprağına kırgın.
Yoksa suçlusu yok bu heba olan ömrün.
Mevsimdi, rüzgardı, yağmurdu hep bahane.
Vakit ömrü kırk dört geçiyor sevdiğim.
Ve bu hayat hikayesi bitmek üzere.
Hazan yaprakları çoktan çöpe atıldı.
Gel biz bu ömrü de yakalım,
Yazıp yazıp silmek, sonra üstüne yeniden yazmak yerine.
Kendimize yeni bir defter alalım.
Ve mevsimlerden sonbaharı,
Ve ille de zemheri ayazlı kışları da es geçelim olmaz mı?
Cemre.Y.

26 Kasım 2018 Pazartesi

Sonbahar Akşamı

...Sonbahar Akşamı...
Hüzünlü bir sonbahar akşamında,
Sana gurbet biçtim sevdiğim.
Kıyısı yalnızlığıma vurmuş o parkta,
Amaçsızca yürürken,
Sarı saçlarım hazana karışırken,
Yağmur saklıyordu gözlerimden akan yaşlarımı.
Öyle ya...
Dal yapraktan soğumuşsa,
Yaprak rüzgara kapılmasın da neylesin.
Bundan gayri senin vatanın ben değilim.
Cemre.Y.

25 Kasım 2018 Pazar

Deniz Kenarı

...Deniz Kenarı...
Aylar oldu bir deniz kenarına tek başıma gidip,
Şöyle kordon boyunda bir banka oturup,
Uzun uzun denize içimi dökmeyeli.
Şöyle bir yüreğimi yokladım da,
Huzur yerli yerindeydi çok şükür de,
Bu kadar boşluk yoruyordu ruhumu.
Neyse yine de ben en yakın zamanda denize gideyim.
Belki bu sefer de onun bana anlatacakları vardır kim bilir?
Cemre.Y.

Bugün Pazar

...Bugün Pazar...
Bugün Pazar, ağır, ağdalı cümlelerimi bıraktım dünde,
Her birini astım geçmişlerinin acılı eleklerine.
Her ne kadar puslu, keyifsiz bir İstanbul sabahı olsa da.
Biliyorum kıştan eksiliyor bugünler de.
Olabildiğince gülümsedim aynadaki kendime,
Yine yaz gelecek nihayetinde bekle ve gülümse.
Cemre.Y.

24 Kasım 2018 Cumartesi

Sevdiğim


...Sevdiğim...
Ey benim sesinden vurgun yediğim.
Gözlerinde yıkık yüreğimi mühürlediğim.
Ey benim kalbi kırık mülteci sevdam.
Nefesini nefesime değdirdiğim,
Misk-i amber kokulu yarim.
Sevdiğim, sevdiceğim, ömrüm dediğim.
Söyle ne vakit dolacak sana olan hasretliğim.
Cemre.Y.

23 Kasım 2018 Cuma

Üçüncü Çoğul Şahıs

...Üçüncü Çoğul Şahıs...
Oysa...
Mahlaslı mahlassız bütün ön adlarını,
Oldulu, olasılıklı, bütün soy adlarıyla beraber, hayallendiğim kadar!
Anlamlarıyla içselleşmişliğim çoktu benim.
Birinci tekil ve ikinci tekil şahıslığımızıysa,
İçimizden terk edeli ne kadar zaman oldu kim bilir?
Senle ben, birinci tekillerin sonuncusunu hep yok sayarak,
İkinci çoğul'un sonuncusuna, ne vakit yer ayırdık kim bilir de
Konularımız birinci ve ikinci tekil şahıs olduğunda,
Yürek soframızdan uzak olan o, üçüncü tekil şahıs!
Nasıl bir cesaret yarattı da,
Üçüncü çoğul şahıslar, biz'den gayrı olarak girebildiler aramıza!
Sen şimdi, bütün olasılıkları beyninde reddedip,
Matematik beyninle sıfatları, edatları es geçip,
Dolaylı ve de dolaysız tümleçlerin hepsine küfredip,
Edatları, zarfları umursamadan bütün yüklemimi katledeceksin ya etme!
Sor bakalım deniz de aynı fikirde miymiş, dalgalar falan, aynı mıymış?
Cemre.Y.

Lale Özü

...Lale Özü...
Sonuçta,
Onun da diğer yarısı kırılgan bir kelebekti,
Ama o, kendisini prenses arı sanıyordu.
Oysa...
Bir tane kraliçe arı vardı ve çok şükür haylice de yaşayacaktı.
Yani bütün çiçekler ömrüne serilirken,
Onun sadece bir lale özünü seçmesi boşuna değildi.
Benzemiyordu diğer deli bal'ım deyip duranlara!
Cemre.Y.

21 Kasım 2018 Çarşamba

Neyse

…Neyse…
Yüreğimin kırıklarını toparladım az önce,
Yara kabuklarımı ateşe atıp yaktım.
Can kırıklarımı toprağa gömmüştüm çoktan!
Acı anılarımı da denize savurdum.
Korkum kalmadı artık ne geçmişten ne de gelecekten.
Eski şiirlerimi de bir bir geçirdim elimden.
Şimdi mis gibi şiir yazılırdı ya neyse!
Cemre.Y.

20 Kasım 2018 Salı

Şiir Yazma


…Şiir Yazma…
Bana şiir yazma,
Sesin güzel olmasa bile,
Bana şarkılar mırıldan...
Cemre.Y.

Anlayacaksın

…Anlayacaksın…
Sen bilmiyorsun ruhumun sancısı,
Ben sende değil de sen bende misafirsin aslında.
Bir gün ben sende misafir olursam anlayacaksın,
"Benim ol." değil de "Bizim ol." diyebilmenin büyüklüğünü.
Ben senden gidecekmiş gibi gelirsem bir gün sana
Ancak o zaman anlayacaksın
"Hoş geldin" ve "Güle güle" arasındaki,
O, bir ömürlük aşkın büyüsünü.
Cemre.Y.

19 Kasım 2018 Pazartesi

Yine Kimse'm Yok

…Yine Kimse'm Yok...
Kapı zillerime bakmıyordum ya nicedir,
Nasıl olsa alt katın haylaz çocuklarıdır diye,
Geçen akşam kuzenlerim gelmişler,
Üstelik ben kapıyı açmayınca da camdan beni izlemişler de,
Zahmet olmuş bir tık tık eylememişler,
Öylece kendime ait ömrümü seyreyleyip gitmişler!
Sonra yazmışlar, aramışlar ya,
Telefonumda değil ya gözüm duymamışım.
Şimdilerde her zile kapıya koşuyorum,
Eskisi gibi, ya var'larsa diye, yine kimse'm yok!
Cemre.Y.

Kandil

...Kandil...
Benim kandillerimin mahyaları,
Sırf kız evlat doğdum diye
Daha doğduğum an söndürülmüştü ya çoktan!
O gün bugündür nice dualar ettim beni yaradana!
Küçücük kız çocukluğumla hıçkıra hıçkıra ağlayarak nice geceler
Yorganımı aralamaya çalışırken canavar cinler,
"Yanımda ol, beni kurtar!" diye yalvardım yakardım Allah'a da beni duymadı.
"Annem karanlıktan çok korktum!" diye ağlamasaydım,
Bir tek insan evladı da kurtaramayacaktı hani beni o çirkin ellerden!
Ergenlik çağlarıma yakın, en güvenilen eller bana dokundukça da
"Yanımda ol, beni kurtar!" diye yalvardım yakardım Allah'a da beni duymadı.
"Annem ben o akrabalarımızı hiç sevmiyorum!" diye isyan etmeseydim.
Bir tek insan evladı da kurtaramayacaktı hani beni o çirkin ellerden!
Kimsenin inanışına saygısızlık etmedim bunca ömrümde...
Varın siz kandillerinizi kutlayıp, şükür ve af niyazlı namazlarınızı kılın.
Allah gani gani sevap eylesin hepinize...
Böyle günlerde hazır güya bize epeyce yaklaşmış madem,
Sağ omuz ve de sol omuz melekleri de dahil,
Hazır kulların neylediğini hesap ve kalemdeyken!
Yıllar yılı sorup da bulamadığım o tek cümlenin cevabını bekliyorum ben.
"Sen ki yedi yaşına kadar ölen sabinin hükmünü cennet eylemişken,
Hiçbir günahı yoktur dediğini ne diye sahipsiz bıraktın da,
Oncacık çocuğa en yakını tarafından kirli kirli dokunmaya çalışan o elleri,
Kirli kirli sürtünmeye çalışan o vücudu taş kesmedin?"
Sahi uzaklardan öylece seyrediyor muydun tanrım!
Eminim bu gece namaz üstüne namaz kılıyordur sencileyin affolunmaya!
Şerefsiz bir insanın sana yaşlılığından kaynaklı pişmanlığının,
Çaresizliğinden kaynaklı nadanlığına sana yakarmasına ihtiyacın mı vardı da,
Benim küçücük yaşımı piç edip, kendine sınav saydın?
Gelmiş, geçmiş, gelecek bütün kandillerin mübarek olsun Allah'ım!
Hani daha hala vicdanın rahatsa ver öpeyim elini!
Baba denen o sıfatın elini de her bayramda öptüğüm gibi.
Cemre.Y.

Unutmuşum

…Unutmuşum…
Yüreğimde,
Kör düğüm sancılar gezinirken bile seviyordum ben seni.
Yine de arkanı dönüp gittin ya sen
Artık anlamsız kelimeler içeriyordu sana hasretim.
Boşunaydı seni her sorduklarında uzun uzun iç geçirişlerim.
Az önce son kez anlattım seni.
Anlatırken fark ettim artık yanmıyordu içimin içi.
Öylesine,
Başkalarından bahsedermiş gibi bir çırpıda anlatmıştım işte.
Artık tamamen emindim, unutmuşum ben seni.
Cemre.Y.

18 Kasım 2018 Pazar

Günlük Sütyen

...Günlük Sütyen...
Biz küçükken, epeyce bir küçümen yaşımda...
Böyle, ocak kenarlarından biriktirilmiş küller vardı, en korsuzundan,
Dere kenarında gün yapardı köy kadınları,
O en nadide küllerle parlatırıldı çaydanlıklar,
Uzun süredir ocak kenarında unutulmuş güğümler,
Bakraçlar uzunca ovalanırdı!
Biz küçükken, epeyce bi küçümen yaşımda...
Böyle, zengin artığı kalıp kalıp, taze sabunlar vardı, en safından.
İlçeydi, kasabaydı, nahiheydi fark etmezdi,
Bir hamam bir tas sıcak suyu her daimdi.
Anamla gizlice dalardık kadınlar hamamına!
Küçücüktüm daha, yaşlı teyzelerin pörsümüş bir şeylerine şahit olup,
Anamın tazeliğine ahlanıp,
Benim körpeliğime vahlandıklarını ilk gördüğümde!
Geleceğime dair'li bir karar biçmiştim çoktan.
Ben kızımı her yaşında, her yere götürdüm de...
Bir hamam'a götürmedim onu, bir de masaj salonlarına,
Varsın anlamasındı, fark edemesindi bu ayrıntımızı o da!
Belki bana korkulu o, bilinçli koşullu bir hayatı yaşamaktan,
En azından vicdanım rahat yaşarım zannederken!
Az önce fark ettim eksiğimi, hem de duş alırken!
Önce...
Bize sabun'du, kül'düyü, haram eyleyip, türlü deterjanları yaftalıyorlar,
Sonra...
Misler gibi hiç solmayan duş jelleriyle birilerinin dimağına yer ediyorlar,
Sonra...
Omuzlarımız üşüyorken, biz bu saçları boşuna mı uzattık diyerek,
O en sevdiğimiz yasemin kokularını savurarak,
Saçlarımızı bağlayan o tokaya sarılmış onca vazgeçimizi görmezden sayarak,
Saçlarımızı kadere bağlatıyordular.
Sonra eşdeşlerilip, özleştiriliriyordu bağımlılıkların kokularıyla,
İlk gençliğimizin hayalli hülyalarını bozmaya çalışıyordu birileri,
Savaşıyorduk,
Zamanın bütün evrenlerine karşı ve kazanıyorduk konu namus sa!
İlk yaşlılığımızın,
Bütün vazgeçilmişliğindeyken, unutmaya meyilliydik oysa!
Nice ayak kaydırmasın'lı ayak destekli denemelerimizden sonra,
Altı üstü günlük sütyenlerimiz mi olacaktı bizi,
Kendi banyo karolarımızın dahi kayganlığından koruyan!
Öyle ya saç kremleri oldukça kaygan,
Saç şampuanları oldukça köpürgen,
Vücut jelleri mis kokularına rağmen oldukça kararsızken,
Onlar değil miydi, bize yüklenmeden bizimkileri dik tutan!
Cemre.Y.

Yürek Sızıları

…Yürek Sızıları…
Hepimizin yürek sızıları apayrı
Ve hepimizin apayrı kılcal damarlarında tıkanıp kalıyor o acı anılar!
Kaldı ki hepsi de bize ait anı ya da anlar değiller.
Misal hayatın herhangi bir anında
Denk gelirsek şiire dair his yaşamış insanlara,
Onlara da empati yapıp şiir eyliyoruz bizler nahif insanlarız.
Yoksa herkes komedyen olmak
Ve de herkes birer komedyenle karşılaşmış olmak isterdi.
Komedyenlerinse acı anılarını saklamanın en mükemmel yolu gülmekti.
Yanisi şu ağa!
Sen yüreği gör yeter ki,
Oda oda kaybolursun kaybolanı aramakla!
Cemre.Y.

16 Kasım 2018 Cuma

Veda

…Veda…
Rahmetli anamdan kalma antika radyonun içindeki ses,
"Ben seni unutmak için sevmedim." diyordu yine içli içli ağlayarak.
Ve ben dudağımda geçmişin acı zehirine benzeyen o buruk tebessümümle,
Yine, yeniden yanılmış olmanın, aldatılmışlığın gamlı kederiyle,
Daha dün gece zülüflerimi yüzüne döktüğüm adamla son kez vedalaşıyordum.
Cemre.Y.

15 Kasım 2018 Perşembe

Laleler

…Laleler…
Hiç değilse içimin içi, yüreğimin tek çiziği,
O kalp dudaklarının içine kocaman gülüşlerini sığdırıyordu!
Hiç değilse,
O gülerken, gamzelerinde,
Lale'ler zamansız açıyordu.
Bence bu bile...
Birkaç zamanlık süre daha, bana yaşam sanatı sunar!
Cemre.Y.

Zor Zanaat

…Zor Zanaat…
Şimdiki zamanda seni sevmek zor zanaat sevdiceğim,
Zaman mevhumunu anmaksızın, seni her daim,
En incesinden telkari işçiliğiyle yüreğime nakış eylemek,
Sensizken nefes almak zor zanaat sevdiceğim.
Öyle ya bir yanda ekmek kavgası, bir yanda sen davası
Senin aymazlıklara aymanı beklemek zor zanaat sevdiceğim.
Cemre.Y.

14 Kasım 2018 Çarşamba

Gitmezdin

…Gitmezdin…
Sen bilemezsin sevdiceğim seni özlemek nasıl bir yanardağ içimde.
Yüreğinin hudutları yetmez seni özlemeyi dahi tahayyül etmek.
Ki zaten yeterince sevebilseydin,
Nereye konacağı belirsiz bir kuşun kanadına kanıp çekip gitmezdin.
Sen bilemezsin ey benim mülteci sevdam,
Seni unutamamak nasıl bir zifiri yalnızlık ruhumda.
Yüreğinin hudutları yetmez seni unutamamayı dahi tahayyül etmek.
Ki zaten yeterince sevseydin,
Sonu başından daha netameli yeni bir rüzgara kapılıp gitmezdin.
Cemre.Y.

13 Kasım 2018 Salı

Değer Di

...Değer Di...
Ömre dair bana yakışan ne çok başlangıç kaçırdım ah!
Ne çok da bitiş'e de, biten taraf olmaya hiç yakışmadığım gibi.
Ne çok gönül yorgunluğuma denk geldi de olmadı olasılıklarım,
Ne çok gelecek umutsuzluğuma denk geldi de olmadı kararsızlıklarım.
Ne çok "Hayır!" çektim, "Evet!"lerim birkaç adetken.
Ama en çok...
İmkansız'ın imkansız hallerine, ne çok gözyaşı dökmüşümdür kim bilir?
Üstelik, madalyam filan da yok ha dürüstlüğüme, namusuma dair!
Arada bir gün geceye karışınca,
Kendi kendime konuşurken yakalıyorum kendimi.
Penceremi açıp yıldızlara bakıyorum uzun uzun.
Tek bir kelime edip,
Sigaramın dumanını yıldızların yüzüne üfleyip soruyorum kendime!
"Değdi mi?"
Yüreğimin içi kavruluyor ama cevabımı duyuyorum içimden,
"Aşk'ı, sevda'yı, yürek içinin kalp atışını çokça biliyorsun en azından,
Her şeye rağmen!
Değer di!"
Cemre.Y.

12 Kasım 2018 Pazartesi

Ne Bileyim

…Ne Bileyim…
Ne bileyim misal ben bir huzur evinin verandasında
Elimdeki kitabın harflerini seçmeye çalışırken akşamüstü olmuş
Biraz üşür gibi olmuşum da içim titremiş,
Ansızın biri ceketini uzatmış omzuma…
Ben de karşı sandalyemde durup duran sarınmayı unuttuğum şalımı ona.
Ne bileyim misal ilk iliği yanlış ilikledik diye,
En sonuncuya gelmeden daha ikinci ilmekte,
Başıyla sonuna, aynada olsun, bir baksaydık bir mesela...
Bakınca oluşan asimetriye sebep, yanlış ilikten başladığımızı fark edip,
En baştakinin iliğini çözüp sil baştan başlayabilseydik.
En sonuncuya gelince elinde bir fazla düğmeyle şaşa kalmalar olmazdı elbette!
İliklenecek bir ilmeksizlikle baş başa kalmamaklar olmazdı elbette!
Ya da ne bileyim ömrümüze yeni göletler, göller, denizler açmışken,
Hiç yoktan ardımızda bıraktıklarımız umman mıydı ki yi merak etmeyi es geçseydik!
Yüreğimizdeki kıpırtıları sadece birer taşikardi zannnetmeseydik de sahiplenseydik!
Ne bileyim misal ben daha keşfedilmemiş bir sahil kasabasının balıkçı lokantasında,
Elimdeki kahve fincanınımdan kader çarklarımı seçmeye çalışırken akşamüstü olmuş,
Biraz üşür gibi olmuşum da içim titremiş,
Ansızın biri ceketini uzatmış omzuma…
Ben de karşı sandalyemde durup duran sarınmayı unuttuğum şalımı ona.
O, orada kalmış kendi geçmişlerinin iliksiz düğmeleriyle,
Ben zaten iliksiz, düğmesiz kullanıyormuşum bütün varlıklarımı.
Ne bileyim, artık mıknatıslı çıt çıtlı şeyler giyiniyormuşum!
Sondan mı başlamışım, ilkden mi umuru değilmiş mekanizmanın,
Bir kere giydiysen onu…
Seni eksiklerinle, yanlışlarınla sorgulatmıyormuş!
Öyle ya zaman, uzay çağında!
"Çıt!" diye bütün hayaller doğru kodlanıyormuş!
Öyle ya zaman, uzay çağında!
Misal, evladın sana aynı anadan, aynı babadan kader farkıyla aynı aidiyette doğarmış.
Ne bileyim, aynı evlat olacağını bilsem, nice tohum'a da şans verirdim amma!
Deli gömleğinin bağlanma noktalarının ipli mi yoksa,
Don lastikli mi olduğunu düşünmekten daha güzel bir hayal bence!
Be hey insan oğlu…
Sen ne vakit…
O derin uykulu zaman dilimini eksiksiz ve deliksiz ve derin uykulu üç saati geçtin?
"Derin uyumuşum anne'm" demişti kızım son bende kalışında…
"Oh ne güzel değil mi kuzum, nicedir dinlenemediğin kadar,
Nihayet, dinlenmişsin be yavrum!" demiştim ona.
"Öyle deme anne'm…
En çok sen biliyorsun derin uyku'dan ne kadar nefret ettiğimi!" demiş ti ya!
Yavrum…
Çünkü o, es kaza, derin uykuya dalarsa…
Onun, ben ona gelene kadar,
Uykulu gözlerinin yorgunluğunu sırtına her sardığında!
O kendini savunuyordu, ben kendimi!
Ertesi günü ona hatırlatmak!
Onu sırtıma yüklenip, onca saat boyunca ona sıcak,
Çok sıcak yuva sunmaya çok geç kalmıştık çoktan.
Bunu, o gece, birbirimizin, yangın isi suratlarımızdan çoktan anlamıştım ben.
Ne bileyim, gerisi uyak, gerisi kafiye eksiği, gerisi alınmacalı redifli.
Cemre.Y.

Belirsizlik

…Belirsizlik…
En çok da gün akşam olup geceye şavkırken ürküyor insan,
Ertesi günün karanlığa aymasından.
Öyle ya,
Daha yarın olup olmayacağı dahi belirsizlik rüzgarında savrulurken.
Ola ki çıktık yarına,
Ya günlük güneşlik umutlarımızı çoktan asmışlarsa darağacına!
Ya akşam aynı olmaz da yarın bu saatlere aynı kaderle çıkılamazsa!
Geleceğimizden çok da hayallerimiz kadar umudumuz yoktu aslında ya,
Ya şimdilerimiz de doğrandıysa vakitsiz dönemsel durgunluklarca.
Cemre.Y.

11 Kasım 2018 Pazar

Gelme Lütfen

...Gelme Lütfen...
Sonu netameli, şüpheli,
Geleneksel o girizgahları aşmıştık ya hani çoktan!
Daha önsöz'lü ilk cümlesi bile yazılamamıştı bizim şiirimizin,
Gerek var mıydı onca laf-ı güzafa...
Onca vakit sonra bir rüzgar esmişti en sam yelinden,
Onca zaman sonra hayallerime yeşillenecektim yeniden,
Senin...
Acelen vardı belli ki, bir motorsiklet arası sevda yudumlamaya,
Ancak ömürlük bir aminin yeterdi bana!
Diledin,
Sen'dim.
Derin bir yudum çektin içimden,
Ağır geldim belli ki...
Gittin.
Sonra bir kere daha estin bana rüzgarın en melteminden,
Uçup geldin bana...
Ertesinde uçup gidecek kadar çok korktun belli ki!
Diledin,
Sen'dim.
Gittin.
Bir daha da, bana çeyrek gelme lütfen!
Sonu netameli, şüpheli,
Geleneksel o girizgahları aşmıştık ya hani çoktan!
Daha önsöz'lü ilk cümlesi bile yazılamamıştı bizim şiirimizin,
Gerek var mıydı onca laf-ı güzafa...
Onca vakit sonra bir rüzgar esmişti en sam yelinden,
Onca zaman sonra hayallerime yeşillenecektim yeniden,
Senin...
Acelen vardı belli ki, bir motorsiklet arası sevda yudumlamaya,
Kal...
Orada!
Senin rüzgarın bana dair'li değil ey ömrü şaşmış adam!
Hiç de yönüne yan olmak için bi-taraf değilim.
Benim kalıbım belli...
Son'un son değilse niyeti...
"Eyvallah!"der geçerim hani.
Ama sen...
Gelme lütfen!
Cemre.Y.

10 Kasım 2018 Cumartesi

Kaç Kere

…Kaç Kere…
Kaç kere unuttum onu,
Hatırlamıyorum,
Kaç kere de yeniden sevdalandım aynı adama,
Öyle karşılıksız, uçsuz bucaksız,
Uzaktan uzağa...
Cemre.Y.

Yol Bitiyor

...Yol Bitiyor...
Tamam artık susun bayım, daha fazla konuşmayalım,
Sonuçta bu konuştuklarınız duygusal devinimler filan değil,
Hepi topu mantıksal mentallarin birleştiği birer açık oturum.
Farkındaysanız da,
Nicedir ben, kapı kenarından sizi dinliyorum.
Yoksa kim sevmezdi ki şöyle cam kenarı huzura,
Yanında koltuk kenarına çoktan razıyken,
Senin üşüme ihtimaline hayıflanan gerçek birer dostluğu!
Hoşça kalın bayım, sizi de buruk bir tebessümle anacağım.
Olmayan babam gibi, olmayan kız kardeşim gibi,
Hiç olmayan sevdam, hiç olmayacak geleceğim gibi anacağım.
Yoksa kim hayal ettikçe inanmak istemezdi,
"Bundan sonra yanında ben varım." yalanına!
Bir yer geliyor, yolun sonu görünüyor sen istemesen de,
Ve bir yer geliyor...
Ona giden bütün yollar, on'da kalan bütün yollar bitiyor.
Ve yol bitiyor, artık benim yolum, yönüm falan kalmıyor!
Var, git, seçtiğin yoluna be adam,
Seçtiğin o yollar ışıkla dolsun ama ben yokum!
Merak etme beni, beni merak etme!
Öyle gereksiz, geç kalan vicdan azabına da mahal yok hani!
Sen hiç yokken nasılsam oraya dönmeye çalışıyorum ben!
Bir yerlerden devam edeceğim elbet!
Yol...
Bitiyorsa...
"Ne gerek var!" diyerek!
Ve bir yer geliyor…
Ona giden bütün yollar, on'da kalan bütün yollar bitiyor.
Ve yol bitiyor, artık benim yolum, yönüm falan kalmıyor!
Artık hangi kilidime uyacak anahtarım bulunur bilemem ama.
Yüreğimin kırılgan kelebekleri kurumuştur çoktan, uymaz artık yani!
Tamam artık susun bayım, daha fazla konuşmayalım,
Sonuçta bu konuştuklarınız duygusal devinimler filan değil,
Hepi topu mantıksal mentallarin birleştiği birer açık oturum.
Farkındaysanız da nicedir ben, kapı kenarından sizi dinliyorum.
Cam kenarları, can kenarlarına çoktan ayrılmış,
Koridor araları can kenarlarına korumalı monte edilmiş içten!
Ben orta koridorda,
Sıkılmış yolcuların böğrüne böğrüne basılan nemli halısı!
Çoktan limit aşımım geçmiş, üstelik de yıl sonu satış arttırma çabası!
Ucuzundan bir halı döşenir, enflasyon'un yalan rakamlarına uygun.
Sonra, bakılır, hayatın kıvamına da…
Ve bir yer geliyor...
Ona giden bütün yollar, on'da kalan bütün yollar bitiyor.
Ve yol bitiyor, artık benim yolum, yönüm falan kalmıyor!
Var, git, seçtiğin yoluna be adam,
Seçtiğin o yollar ışıkla dolsun ama ben yokum!
Merak etme beni, beni merak etme!
Öyle gereksiz, geç kalan vicdan azabına da mahal yok hani!
Sen hiç yokken nasılsam oraya dönmeye çalışıyorum ben!
Bir yerlerden devam edeceğim elbet!
Yol, yine bitiyorsa,
"Ne gerek var!" diyerek, geriye kalan ne kadar ömrüm varsa!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...