| ...Değiştir Artık Hayallerinin Rengini... Unutma! Hayallerimizin rengini ve yönünü değiştirmek Bizim elimizdedir. Değiştir artık hayallerinin rengini... Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki Piri Reis haritası gibiyim.Dışım'la o kadar meşguller ki, içimi gören yok!
Cancağızım! Sana, her gün bakıp yüzünü çevirdiğin aynandan sesleniyorum, gözlerinin içine bakıyorum, buradayım, tam karşında, artık yalnız değilsin, artık yalnız değilim, artık dostuz. Sanki böyle bahçendeki erik ağacı çiçek açmış da sen karpuza aş eriyormuşsun gibi bi duygu bu... Hoş geldin madem! (Yazdıklarım bana aittir çalmayın, adımla beraber paylaşın olur mu canlarım.) Cemre.Y. #Tipinifavladığım
24 Temmuz 2017 Pazartesi
Değiştir Artık Hayallerinin Rengini
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Sendromlarım Devam Ediyor
| …Sendromlarım Devam Ediyor… Uzun zamandır dertleştiğimiz bir dostumla konuşuyoruz; "........sanırım annem... sağ salim öldükten sonra Ben de sizlerle aynı fikirde olacağım!" "Sağ salim ölmek?" "Sağ salim ölmek bana göre; Ağrısız ve acısız bu dünyadan gidebilmek demek!" Sustu! Sendromlarım devam ediyor! Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Yalanın Rengi Olmaz
| ...Yalanın Rengi Olmaz... |
| Yılanın bile rengi var çocuk! |
| Yalansa, renksiz, saydam, |
| Yapışkandır görünmeden |
| Kirletir seni ve etrafındakileri. Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Zamansız Tesadüfler
…Zamansız Tesadüfler…
Bazen de hayat zamansız tesadüflerden ibarettir.
Yıllar sonra karşına çıkan katiline
Omuzların ve başın dimdik bakabiliyorsan,
Adi bir suçlu gibi,
Yere bakan gözleri bir kez bile dokunamıyorsa bakışlarına!
Bil ki sen gerçekten yeniden doğmuş,
O ise yeni bir vicdana sahip olmuştur.
Ölüm onu sardığında vicdanı adımı anacak ne yazık!
Keşke mutlu baksaydı yerdeki gözleri,
Keşke değseydi bendeki onu çoktan öldürdüğüne.
Cemre.Y.
Bazen de hayat zamansız tesadüflerden ibarettir.
Yıllar sonra karşına çıkan katiline
Omuzların ve başın dimdik bakabiliyorsan,
Adi bir suçlu gibi,
Yere bakan gözleri bir kez bile dokunamıyorsa bakışlarına!
Bil ki sen gerçekten yeniden doğmuş,
O ise yeni bir vicdana sahip olmuştur.
Ölüm onu sardığında vicdanı adımı anacak ne yazık!
Keşke mutlu baksaydı yerdeki gözleri,
Keşke değseydi bendeki onu çoktan öldürdüğüne.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Beklerim Ben Seni
…Beklerim Ben Seni…
Ruh= Nefes = Ses = "Sen!" iken
Ses= Nefes = Ruh = "Ben!" idim.
Ne sen "Tam"dın,
Ne ben "Bütün!
Hiçbir zaman düzleminde
Olmasak ne fark eder "Tüm!"
Ruhumun nefesli sesi
Aklımın son cümlesi
Zamansızlık ötesinde beklerim ben seni.
Cemre.Y.
Ruh= Nefes = Ses = "Sen!" iken
Ses= Nefes = Ruh = "Ben!" idim.
Ne sen "Tam"dın,
Ne ben "Bütün!
Hiçbir zaman düzleminde
Olmasak ne fark eder "Tüm!"
Ruhumun nefesli sesi
Aklımın son cümlesi
Zamansızlık ötesinde beklerim ben seni.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Mevsimlerden Yine Bahar
...Mevsimlerden Yine Bahar...
Ne fark eder?
Başında son ya da ilk yazması,
Mevsimlerden bahar işte!
Yüreğinde yaprak mı döküyor,
Çiçek mi açıyor bir sor kendine bence!
Cemre.Y.
Ne fark eder?
Başında son ya da ilk yazması,
Mevsimlerden bahar işte!
Yüreğinde yaprak mı döküyor,
Çiçek mi açıyor bir sor kendine bence!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
23 Temmuz 2017 Pazar
Rüzgar Benim
...Rüzgar Benim...
Rüzgarın akışına göre,
Yelken açmaya çalışmaktan ve hep beceremeyip,
Hala, hep, alabora olmaktan artık çok sıkıldım.
Bundan sonra, bütün rüzgar benim!
Cemre.Y.
Rüzgarın akışına göre,
Yelken açmaya çalışmaktan ve hep beceremeyip,
Hala, hep, alabora olmaktan artık çok sıkıldım.
Bundan sonra, bütün rüzgar benim!
Cemre.Y.
Labels:
bundan sonra,
rüzgar,
sonra,
yelken,
yoruldum
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Seni Senden Başka Her Şeyden Çok Sevdim!
…Seni Senden Başka Her Şeyden Çok Sevdim!....
Akşam yatarken duam,
Gece uyurken rüyam,
Sabah uyandığımda güneşimdin sadece…
Başka hiçbir şeyim değildin
Ve ben…
Seni senden başka her şeyden çok sevdim!
Cemre.Y.
Akşam yatarken duam,
Gece uyurken rüyam,
Sabah uyandığımda güneşimdin sadece…
Başka hiçbir şeyim değildin
Ve ben…
Seni senden başka her şeyden çok sevdim!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Sokakta Öpüşmek
...Sokakta Öpüşmek...
Çeker öpersin ansızın!
Durakta öylece metrobüs beklerken
Hiç de toplum adabına uymayacak şekilde
En edepsizinden,
Enn arsızısından sevişmiş olursun.
Ennn orospusundan sevişmiş olursun.
Sevişmiş olursun!
Meydanlarda dövülen kadınlara
Hiçbir şey denmiyor oysa ama!
Öpüşünce...
"Sev"işilmiş oluyor nasılsa.
En günah...
Çeker öpersin ansızın!
Durakta öylece metrobüs beklerken
Hiç de toplum adabına uymayacak şekilde
En edepsizinden,
Enn arsızısından sevişmiş olursun.
Ennn orospusundan sevişmiş olursun.
Sevişmiş olursun!
Meydanlarda dövülen kadınlara
Hiçbir şey denmiyor oysa ama!
Öpüşünce...
"Sev"işilmiş oluyor nasılsa.
En günah...
En ayıpsın...
Cemre.Y.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
22 Temmuz 2017 Cumartesi
Uyumalıyım Hayalinle
...Uyumalıyım Hayalinle...
Terinin kokusu tenimde kaybolmadan,
Ayaklarım...
Ayaklarına sarmaş dolaş aşıkken daha
Sıcaklığın yüreğimde henüz soğumadan
Uyumalıyım hayalinle
Varmışsın gibi
Hala koynundaymışım gibi.
Cemre.Y.
Terinin kokusu tenimde kaybolmadan,
Ayaklarım...
Ayaklarına sarmaş dolaş aşıkken daha
Sıcaklığın yüreğimde henüz soğumadan
Uyumalıyım hayalinle
Varmışsın gibi
Hala koynundaymışım gibi.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Tırnak Batması Bu Boru Değil Yani!
…Tırnak Batması Bu Boru Değil Yani!...
Nedense birileri en acımasız maskesini takınıp,
"Çatt!"diye basıverdi, çoktan iltihap toplamış,
Sağ ayak parmağımın tırnağının en sağ batıklı kenarına!
Yine ennn soldan acıdı yüreğimin orta yeri!
Kanadı yüreğimin kimseye nazlanamayan yalnızlığı,
Canımın ciğerine basan bile böylesi iltihabik kanamayı,
Hiç mi hiç tahmin edememişti,
Hastanedeyiz şimdi!
Güya özür dileyecek ya benden,
Güya kurtaracaktı ya beni bu elemden, dosttu ya!
Doktor görür görmez bi "Cık cıkk!"eyledi.
"Çare yok, iltihaplı olsa dahi, kurutmaya zaman yok!
Almazsak bu tırnağı, kangren olur,
Yazık ki dayanmak zorundasın!
Bu batık iltihaplı tırnağı şimdi çekeceğiz!
Batığın yönüne bakarsak da
Hiç bitmeyecek bu haller,
Artık kim acımadıysa sana,
Boşuna acımamış!
Yok kurtulayım diye de, yok bilmem neymiş,
Bu düpedüz düşmanlıkmış."
Ne diyebilirdim ki,
"Bak o da bin pişman, kapı önünde bunları duyarak,
Vicdan muhasebesi yapıyor ama biliyor ki,
Ben rapor almayı falan sevmem ya,
"Altı üstü tırnağı çekildi, işimize zarar yok,
Birkaç gün üst kattaki WC'sine yardım etsek yeter!"li
Affedilişleri hazır ne de olsa!
Patron kardeşi olmak, daha da yalakalık ötesi gerektirirdi.
Çare yok bağırta bağırta alacaklar o tırnağı da…
Tırnaksız, dayanaksız on beş gün ya da bir ay,
Adam gibi yürüyemeyeceğim,
(İşime gelememden korkanların,
"Ammaann dikkat"lerini dinleye dinleye…)
Yeni bir tırnağın tamamlanması ise tam bir yıl sürecek…
Ya sonra…
Sonra yeniden aynı yerden batan bir tırnak daha çıkacak…
Taaa ki birileri tam iltihap toplamışken,
Aynı yerden yine en acımasızca basana kadar....
Hayat bu...benim hayatım…
Sağ ve sol baş ayak parmaklarım benimle oldukça da…
Bu böyle devam edecek!
Ve ben zaten aşka hiç güvenemezken,
Kızım hariç hiçbir dost sıfatıyla,
Bir daha da hiç kimseye…
Beni taşıyan ayaklarımı kangren ettirecek kadar,
Asla ve kat'a güvenemeyerek!
Geçirecektim bütün ömrümü,
Yani başka kime güvenilirdi ki,
Tırnak batması bu, boru değil yani!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kitap Okumak Zamanı
...Kitap Okumak Zamanı...
Şimdi her şeyi unutup kitap okumak zamanı...
Evrenin bana bir cevap borcu var!
İçimdeki o his
Uzun zaman önce almış olduğum
Okumak için "An" ını beklediğim bu kitabın
"Zaman" ı diyor!
Cemre.Y.
Şimdi her şeyi unutup kitap okumak zamanı...
Evrenin bana bir cevap borcu var!
İçimdeki o his
Uzun zaman önce almış olduğum
Okumak için "An" ını beklediğim bu kitabın
"Zaman" ı diyor!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Cennet Benim Evrenimde
| …Cennet Benim Evrenimde… Kimse kimsenin dilini anlamıyor. Müzik bile duyamayan kulaklara, Artık evrensel filan değil. Sanki bütün evreni hapsetmişler içlerine. Oysa cennet benim evrenimde. Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Bi S*ktir Ol!
| …Bi S*ktir Ol!... Akraba mısınız? Akrep misiniz beni ırgalamaz! Siz hayatla dansınıza daha yenice, Cengiz Kurtoğlu nostaljisine girmişken, Ben tam on üç yıldır (Boşandığımdan beri) Kendi Guinnes rekorlarımı kırmaktayım! Kimsesiz, yalnız... İşsiz ve borç batağındayken neredeydiniz diyeceğim? O zaman da kesin bahaneli bir bedeliniz olurdu sizin. Benin hala başım dik, alnım apak, üstelik sizlere rağmen! Yanlış akrabaya… Yanlış akrep olmaya kalktınız a-salakkklarrrrr! Sahi görmüşsünüzdür de zaten, İdrakınız yetememiştir ya, Aleni ilan eyleyeyim, Yeni bir ilaç çıkmış, haberinizden kaçmış, Bi s*ktir ol! Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
21 Temmuz 2017 Cuma
Kin Ağır Bir Yüktür
| ...Kin Ağır Bir Yüktür... Kin insanı, Omuz başlarından Çökerten ağır bir yüktür. Affedip kurtulun. Ben hep öyle yapıyorum. Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kahve
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Beni De Biraz Sevsene!
…Beni De Biraz Sevsene!...
Ki biz bayramlık pabuçlarımızı başucumuzda sabahlatanlardık!
Sabah, bizden önce olmamışsa kıyamazdık,
Gün daha bayrama doğmamışsa onlara hiç dokunmazdık!
Beklerdik bayram namazının bitmesini,
"Ya pabuçlarımız, henüz uyanmamışlarsa?" diye!
Çünkü o vakitler…
"Sabır!"
Bize en çok öğretilendi.
Şimdilerdeyse…
Bayrama daha çok var be anne!
Oysa pabuçlarım, çocukluğumdan delik deşik.
Saçlarımı okşama istersen...
Ama beni de biraz sevsene…
Cemre.Y.
Ki biz bayramlık pabuçlarımızı başucumuzda sabahlatanlardık!
Sabah, bizden önce olmamışsa kıyamazdık,
Gün daha bayrama doğmamışsa onlara hiç dokunmazdık!
Beklerdik bayram namazının bitmesini,
"Ya pabuçlarımız, henüz uyanmamışlarsa?" diye!
Çünkü o vakitler…
"Sabır!"
Bize en çok öğretilendi.
Şimdilerdeyse…
Bayrama daha çok var be anne!
Oysa pabuçlarım, çocukluğumdan delik deşik.
Saçlarımı okşama istersen...
Ama beni de biraz sevsene…
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Unuttun Mu Sahi, Hepsini Mi?
...Unuttun Mu Sahi, Hepsini Mi?...
Peki ya sesini hatırlıyor musun?
O hızlıca konuşurken,
Sıklıkla kullandığı kelimelerini?
Ya kokusunu…
Hala sızlıyor mu,
Gözlerini dünyaya kapattığında burnunun direği?
Ya sana baktığında gözlerinin bebeklerini.
Hala sayabiliyor musun!
Senden kaç yıldız ettiğini?
Peki ya sana sarılışını hatırlıyor musun!
Kaburgalarını zorlardı kalbinin kelebekleri?
Unuttun mu sahi!
Hepsini mi?
Cemre.Y.
Peki ya sesini hatırlıyor musun?
O hızlıca konuşurken,
Sıklıkla kullandığı kelimelerini?
Ya kokusunu…
Hala sızlıyor mu,
Gözlerini dünyaya kapattığında burnunun direği?
Ya sana baktığında gözlerinin bebeklerini.
Hala sayabiliyor musun!
Senden kaç yıldız ettiğini?
Peki ya sana sarılışını hatırlıyor musun!
Kaburgalarını zorlardı kalbinin kelebekleri?
Unuttun mu sahi!
Hepsini mi?
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
20 Temmuz 2017 Perşembe
Kanserin Son Evresi
…Kanserin Son Evresi…
Güzelim anacım, Kanserinin en son evresini çoktan geçtiği zaman,
Zambakların açtığı zaman, koyunların kuzuladığı zaman,
Tam da söz verdiğim o zaman, köyüne götüremedim onu.
Onun yerine geçemedi elbette ama!
Bütün hastanenin hasta yatakları televizyona bakarken,
Sadece onun yatağının denize bakan tarafa döndürülmüş olması!
Oysa tam on dört gün yoğun bakımda kalmıştı,
On dört gün gündüzleri o hastanenin kantininde,
Geceleri yoğun bakım kapısının kirli sepetinde yaşamıştım.
Nihayet odasına çıkmıştı, nihayet hala çok umut vardı.
Günler geçiyor, umutlar jiletleniyor, kanserin evresi ilerliyordu.
Artık acısını sesli bile söyleyemiyordu!
Ben,
Onun,
Gözlerinin kıvılcımlarından acılarının her zerresini hissederken,
Hiçbir hasta bakıcı, hiçbir hemşire,
Hiçbir doktor onun acısını duyamazken,
"Ya ama nereden anlıyorsunuz acılarının başladığını,
Kadıncağızın hiç sesi bile çıkmıyor zaten!" derlerken,
Hepsine birden şöyle bir diklenip,
Boğazınızdaki o koca yumruyu yutup yutamayacağınızı
Artık hiç mi hiç umursamayıp,
"Sizin hiç annenizi kanserin dördüncü evresinden geçip,
Beşinci evresine ramak kala izlediniz mi?" diyorum, susuyorlar.
Yine özel hastanelerin faturalarına yansıtacakları morfinleri iğnelerlerken,
Bir yandan da canımın yongası anamın,
Sanki doymak onun çok umurundaymış gibi,
Sanki çektiği onca sessiz acılardan sonra acıktığını hissedecekmiş gibi,
Ki dün gece...
Son morfinden sonra burnundan midesine inen hortumu da aldılar!
O hortumu midesinden burnuna doğru çekerlerken,
Hani lazım olursa diye de bana da öğrettikleri o aspireyi,
Rahmetlimin burnunun direğinden inip ciğerinden çekerlerken,
Anacığımla göz göze geldik,
Yine yalvaran gözlerle bakıyordu gözlerime!
"Bırak beni gideyim be evladım,
Ben hortum falan istemiyorum!" diye.
Bu hastaneye geldiğimizden beri,
Hiç ağlamadığım kadar çok gözyaşımı içime akıttım,
Öyle kelam güzelliği, mecazen olsun diye değil ha!
Onun yüzüne gülümseyerek,
Yalandan nefret ede ede,
Ona hayatım boyunca yetecek kadar yalan söylemiştim,
Üstelik inanmaya çalışarak, yoksa anlardı.
"Bu son be annem, biliyorum nefret ediyorsun bu hortumlardan!"
Artık ağızdan beslenmesi gerekiyormuş ya,
İyileşebilme ihtimalini görebilmek için.
Karşılıklı gözyaşlarımızı genizden midelerimize akıta akıta,
"Bak artık sen bizim bebeğimiz oldun,
Biz seni doyuracağız kaşık kaşık,
Ama yut şu mamayı be annem!" diyorduk.
Bugün ikinci gün, kardeşlerim, gelinimiz, torunları…
Hiç yorulmadan, hiç yüksünmeden saat başı denedik durduk!
Hepimiz hemen ölmesin diliyorduk!
Duyup, algılayabildiği, yutkunabildiği halde inatla yemiyor…
Halbuki ona güzelce anlatmıştım bir seher vakti.
Onun da bildiği gibi yemeyerek ölünmediğini,
Gücümüzün son raddesine kadar yaşayabilmesi için savaşacağımızı,
Benim işten ayrılırken aldığım kıdem tazminatım bitene kadar da
Bu hastanede misler gibi bakılacağını, ama yemezse hala,
Onu serumlarla,
Olmadı, mideden delik açıp oradan doyuracağımızı anlattım ona!
Hiç mi hiç umursamıyor, gidip gidip geliyor!
Ağrıları çoğaldı, iğneler çoğaldı yine kendinde değil.
Böyle devam ederse yarın midesinden delik açılacak!
Nasıl bir eza olduğunu biliyorum gösterdiler bana,
Midenin dışına bir hortum sarkıtıyorlar,
Kocaman bir şırıngaya hasta maması dolduruyorsun,
Sanki iğne yapacakmış gibi hava kalmamasını sağlıyorsun,
Günde üç öğün o hortumun içine mama aktarıyorsun!
Kendine geldiğinde,
En son ben seviniyorum ve o beni hiç yanıltmıyor,
Yine en ilk üzülen ben oluyorum,
Görüyorum, duyuyorum, hissediyorum!
Ölmesin istiyorum lan çok mu!
Acıyı katre katre çektiğini hissettiğim halde, bensiz ölmesin!
Beni daha yeni sevmişken beni terk etmesin.
Siz hiç annenizin nefesinden ninni dinlediniz mi?
Ya sessiz gözyaşlarından kocaman bir hayat hikayesi!
Peki ya sizi hiçbir zaman sevmediğini sanarak onca yıl yaşamışken,
Sizin hayat boyu ne kadar acılar çekeceğinizi görebildiği için
"Seni doğuracağıma taş doğursaydım,
Hiç değilse bir duvara koyardım!" ın istenmemezlik değil de,
Yerini sadece onun bildiği bir yer olacağının korunaklılığı olduğunu!"
Günler kanserin son evresinin son günlerine yaklaşırken,
Ona, benim genç kızken nefret ettiğim ama onun çok sevdiği,
Bütün türküleri dinleterek, kalan o son birkaç saç telinden,
Ayaklarının parmak uçlarını teker teker öperek geçiyordu.
O her gün bilmediği adamlar tarafından kaçırılıyor,
Hiç görmediği hayaletler onu zorla götürüyordu.
Ne de olsa her anında, birimizden birimiz yalvarıyorduk ona.
"Ölme ennem no'lur, ölmee!" diyorduk,
Bizi bırakıp bir türlü ölemiyordu!
Onu son canlı gördüğümde,
Beş parasız kalmış, deniz gören hastaneden eve geçmiştik!
Biz kardeşimle ona doktorunun bize sıkı sıkı tembihlediği,
Elimize liste liste verdiği steril hastane odasını sağlamaya giderken,
Kardeşimle bana "Gitmeyin be evlatlarım, beni bırakmayın!" diyordu.
Oysa biz odasını hastanesi gibi yaparsak daha çok yaşar sanıyorduk!
Gittik…
Eczane eczane, medikal medikal gezip, el birliğiyle (Kredi kartları)
Ne lazımsa arabaya yüklenip geldik!
Yetiştik sanıyorduk!
Oysa konu komşu, onu o vakte kadar ziyarete gelememiş herkes,
Bütün mahalle, bütün mikroplarıyla, odasına dolmuştu,
Onu son bir kez daha görsünler de,
Helallik alsınlar diye!
O anlarda da bütün mikropları ve bütün son vedaları solumuştu!
Kardeşimle biz döndüğümüzde,
Bize son bir nefesini dahi bırakmamışlardı, hepsini sömürmüşlerdi!
Bir anacığıma bakıyorduk, bir de onca mamaya, alt bezine,
Türlü çeşit ilaçlara vesairelere….
Özel hastanedeki doktorunu aradım hemen!
"Biliyorum artık buraya getiremezsiniz, resmini çekip yollayın,
Hiç de böyle kanser yakını tanımamıştım ama,
Madem bütün evreleri ezber geçtiniz, fotoğrafını yollayın,
Size hangi evrede, hastaneye götürmeli misiniz'i söylerim" dedi.
Anacığımın al al yanaklarını, kapanmış gözlerini, uyanmayan halini,
İçimiz kanaya kanaya yolladık doktora!
Siz hiç kanser evrelerinden biri olmayan,
O cümle söylenir söylenmez kardeşinizle bakışıp anda dondunuz mu?
"Terminal evre! Ama hastaneye götürün yoksa!" dedi doktor!
Terminal evreyi biliyorduk!
Götürdük hemen artık yaşamayacağını bile bile…
O hastanenin yoğun bakımında da tam bir hafta yattı.
Onu sondan bir önceki gördüğümde…
Onda da, bende de bütün evreler yanmıştı,
Bir ramazan bayramının ilk sabahıydı.
Artık herkes onu gitmek istediği yere huzur içinde
Göndermediğim için içten içe bana çoktan kızıyorlardı.
O bayram sabahı,
Ona olan bağımlılığımın, benim kanserimin altıncı evresiydi.
Başını öptüm, yüzlerini, kirpiklerini öptüm tel tel,
Üstündeki beyaz çarşafını açtım,
Sinesini öptüm, hala apak memelerini öptüm teker teker,
Boynundaki guatr ameliyatının izini öptüm,
Safra kesesi ameliyatının izini,
Yedi yıl önce atlattığı ilk bağırsak kanseri ameliyatı izlerini,
Sonrası tekrarlayan duedonum tm ameliyatı izlerini,
Aklım başıma gelir gibi oldu,
Koltuk altlarına baktım, halbuki daha sekiz gün önce temizlemiştim ama!
Öyle ya ölsen bile kız kardeşler dahil, ilk önce kıllara bakarlardı.
Sonra hastaneye düşene kadar bana hiç göstermediği avret yerine baktım,
Şükürler olsun ki ter temizdi, ne o pis kadın,
Ne de ben kötü evlat olamayacaktım!
Öptüm doğduğum rahmi!
Bacakları incecik kalmış öperken gördüm!
Ah bir de sırtını çevirebilseydim.
İzin vermediler tabi…
Ayak bileklerini öptüm,
Parmaklarının, tırnaklarının uçlarını!
Hayret…
Tırnaklarını son kestiğim günden, onu son temizlediğim günden,
Yarım milim değişmemişti hiçbir şeyi!
Sonra mı?
Sonra benden beklenileni yaptım.
"Gideceğin yerler, buralardan güzelse madem, git be ana!" dedim.
O da o anı bekliyormuş çoktan,
O gecenin saat 02:30'unda gerçekten de gitti.
Hala farkında değilim onu benden sonra kim ziyaret etti.
Kimler ne elvedalar savurdu ona ama biliyorum,
O…
"Madem çok yoruldun bize kalmaktan,
artık git madem." dedim diye gitti.
Siz hiç kanserin evrelerinden, veda evresini yaşadınız mı peki!
Rahmetlim, hastalığında daha ölür ise, ölüsünü kim yıkasın,
Kim yıkamasın diye konuşurken,
Gelinimiz hoca diye, beni beceremez diye
Ona meyletmişti ki ben zaten,
"Yav ne ölüyon, hiç bile ölme ben yaşa derken
Sen öylece gidersen hiç bile yıkamam ölü falan" derken.
Bilemezdim gelinimizin ana bildiği o ilk kadın gidince,
Hocalığını bir kenara koyup, acemi evlat gibi anasızlığına yıkılacağını!
Onu son gördüğümde…
Ölü yıkayıcı hoca kadınlar "Hu Allah!" diye diye
Her zamanki ölülerden birini yıkıyordular da
Bir an kapı açıldı.
Hoca kadınlardan biri, "Bize en yakını kadın lazım!" dediler.
Anamın vasiyetini hatırladım,
Gelinimize baktım, benden bitikti garibim!
Bense "Madem kanserin son evresinin evresini de geçmişsek,
Hangi terminal evresinin hangi anındayız!"ı düşünmekteydim!
Nasıl bir cesaret o anki bende hala hayret etmekteyim.
Daldım kapıdan içeri…
Meğerse kanserin son evresi sana emanetmiş!
Hani anacığın sana hep hastanede derdi ya!
"Ah be kızım, hani sen hep yıkanıyosun ya gecenin bu vakti,
Hani kimseler görmeden, ben bir yerlerim kötü kokuyor dedikçe
Sen bu hastanenin odasını misler gibi kokutuyorsun ya hani,
Her yerim mis oluyor da sankim saçım tam yıkanmıyor gibi,
Bu sefer beni soksan o banyoya…
Beni de şöyle foşur foşur bir yıkasan ya suyun altında!
Ben kalkmaya çalışayım, sen taşımaya,
Söz kimseye de söylemem ölürsem bak,
Beni şöyle bir güzel yıka ha!
Ama gündüzleri yaptığın gibi bebe mendilleriyle,
Bebe kolonyalarıyla silme beni,
Şöyle başımdan aşağılara, şakır şakır suyla ha!"
Meğer kanserin son evresi, ona söylediğin son yalanı yaşamakmış!
Zaten hiç öyle hikayelerde anlatılan ölülerden değildi ki,
İstanbul'dan Erbaa'ya kadar,
O sıcakta çürümesin diye ilaçladıklarından mı,
Yoksa benim canım anam, ondan korkmayayım diye mi neydi,
Jöle kıvamındaydı, sanki yaşıyordu bütün etleri.
Hoca kadınlar sosyeteyim ya korkmayayım diye,
Hiç durmadan bana anlamadığım kelimelerden,
Anlamadığım duaları telkin edip duruyorlardı.
Onların ölü yıkamakta baş edemedikleri tek yer,
Zavallı anacığımın günler boyu, hiç kimsemize yük olmasın diye,
Hani es kaza kaçırsa bile ağlayarak, o minik sesiyle,
"Ben bir hata işledim,
Beni tuvalete niye götürmüyosunuz ki!" dedikçe,
"Ah be anacım, biz bebekken sen her birimizin,
En az ikişer yıl bokumuzu temizledin,
Yani üç kardeş en az altı yıl kimsenin gıkını da çıkarmaya niyeti yok!
Sen yeter ki geldikçe koyver de yaşadığını bilelim!" dediğimiz zamanlar,
Biz daha da fazla da umutlanmayalım diye içinde tuttuklarıydı.
Korkmak ne ki, keşke ömrüm boyunca salsaydı.
Aylardır ne yediydi ki ne salsın.
Hoca kadınların hocalıkları el, yüz, memeden ibaretti,
Ruhum en çok bu anları hatırladıkça gülümsüyor!
Onların hiçbiri, kanserden öleni böyle canlı canlı yıkamamışlardı.
Dillerinden düşürmedikleri Allah onları bu konuda aydınlatmamıştı.
Oysa biz özeldik, annem, ben ve kızım,
Allah'ın bizi nerede başka meşguliyetlere dalıp unuttuğunu biliyorduk.
Kanserin terminal evresi bitince…
Ona verdiğiniz bütün sözlerinizi tutun!
Bu, o günlerde ona teselli olsun diye söylediğiniz,
Sonrası keserseniz iyice ümitsizliğe kapılır diye sözünüzden caydığınız,
O sarı rapunzel saçlarınız olsa bile…
Çünkü kanser sadece altı evre…
Kanserliyi ölmesin diye çabalamak,
Gittiyse de, ölüsünün bile her zerresini öpebildiğin,
O son anı özlemek ömür boyu!
Sonrası kara toprak kokusu çünkü.
Cemre.Y.
Labels:
ağrı,
araf,
çarşaf,
düşün,
elbette,
geçmiş,
gözyaşı,
hasta,
hata,
İstanbul,
kanser,
kara kış,
meşgul,
nefret,
ramazan,
umut,
yalan,
yoğun
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Günaydın ve İyi Geceler
...Günaydın ve İyi Geceler... Aynı anda, aynı ağızlardan, Bir birine bir "Günaydın" ı olmalı insanın, Bir de "İyi geceler" i... Bir gün değil, Her gün mütemadiyen olmalı. Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Hey Sebastian
| ...Hey Sebastian... Bana çay koy Sebastian, Ayaklarımı yeni uzattım sehpaya kaldıramam. Hazır mutfağa gitmişken İki lokma da kahvaltı hazırla. Tepsimde kır çiçekleri de olsun Sakın unutma! Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Gülümse
| ...Gülümse... |
| Hayat ruhumdan çok şeyimi alsa da… |
| Eskitemiyor dışımı gülüm. |
| Çünkü ben |
| Her sabah, her yeni günü, |
| Gülümseyerek selamlarım. |
| Sadece hayata değil, |
| Dışımdaki her şeye inat! Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Sol Kulağım Yokluk Çilesi Sızılı
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Çay Ve Kahve?
...Çay Ve Kahve?...
Ben çay severdim,
O kahve…
Bunu öğrendiğim an gitmeliydim yanından,
Bu sevda çayla, kahveye bulanmadan.
Cemre.Y.
O kahve…
Bunu öğrendiğim an gitmeliydim yanından,
Bu sevda çayla, kahveye bulanmadan.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Öylece Yağmura Gitti
...Öylece Yağmura Gitti...
Ve sonra adamın biri renkli şemsiyesini duvara asıp
Öylece yağmura gitti.
Oysa daha iki gün önce yaşıyordu...
Hayatın hepsini birden ne de çok seviyordu...
Cemre.Y.
Ve sonra adamın biri renkli şemsiyesini duvara asıp
Öylece yağmura gitti.
Oysa daha iki gün önce yaşıyordu...
Hayatın hepsini birden ne de çok seviyordu...
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
19 Temmuz 2017 Çarşamba
Cennet Diyorlarmış Adına
...Cennet Diyorlarmış Adına... |
| Bir de ben ne zaman bunca sussam... |
| Uzaklara gider sevdiklerimden biri... |
| Cennet diyorlarmış adına... |
| Bizsiz orada ne yapacaksa! Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Çok Geç
| …Çok Geç... Nasılsa gidecektin. Ha bugün, ha yarın. Zaten dün de bir bugün, Bir yarın değil miydi? An içinse, artık çok geç… Geri alınamaz değil miydi? Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Unutulmazsın
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Ne Haddime!
| …Ne Haddime!... |
| Bazı şiirleri çokça kıskandığım doğrudur, |
| Neden ben yazamadım diye... |
| Ama sonra oturup düşünüyorum, ne haddime! Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Susmak
...Susmak...
Söylenecek çok şey vardı,
Biz kitaplar dolusu sustuk.
Belki de en büyük farkımız buydu diğerlerinden.
Ruhların dansı eşsiz oluyordu biz öylece susarken...
Cemre.Y.
Söylenecek çok şey vardı,
Biz kitaplar dolusu sustuk.
Belki de en büyük farkımız buydu diğerlerinden.
Ruhların dansı eşsiz oluyordu biz öylece susarken...
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Aşk Mı, O Ne Ki?
...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...
-
...Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben... Ne zaman şiir kuşanacak olsam, Avuç içi kadar bir coğrafyaya, Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma! ...
-
...Öylece...Çekip Gitti... Biz! Birkaç güvercine mukabil razı olduk, "Sevdadandır." dedik. “İmkansızlıktan aşktandır” dedik. ...
-
…Gözlerin Diyorum Adam… Gözlerin diyorum adam gözlerin... Öyle b/akmasalardı yüreğime Şimdi böyle sana, Lal olabilir miydi dillerim... ...
-
...Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni... Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni; Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak. Yol'unmuş ...
-
...Gözlerin Diyorum Kadın... Gözlerin...diyorum kadın... İçi cehennem dışı cennetken! Gözlerin diyorum kadın! Annem gibi, kızım gibi, ...
-
...Lal-ü Aşk... Sevgilim... Lal-ü aşk yüklü, Bulutlar geçiyor ömrümüzden. Sanki hiç! Mey dolu ağzından, Dökülmemiş gibisin En ıssız,...
-
...Sevgilim... Yüreğinin gazellerini sakın savurma sevgilim! Bırak kalsınlar, daha ne kadar dağınıksan. Toparlanma öyle hemen, ben geldi...
-
…Misket… Çocukluğumun can kırıntılarında Benim bütün oyunlarda kazandığım misketlerim, Bir kavanozda doluydu Ve mahallenin bütün kö...
-
…Adını İfşa Etme Gizli Yarim… Adını ifşa etme gizli yarim, Ola ki seni, ben gibi sevemezlerse... Sana da, bana da kıyarlar! Etme sakı...
-
...Gelsin Artık... Hani ikindi sonrası vakitlerde, Çökmeye başlardı ya akşamın hüznü... Çoğunluğunda da, sessizliğin hüküm sürdüğü, Yür...




























