4 Nisan 2025 Cuma

Uyan!

...Uyan!...
Hani onu özlemeyi bile unuttuğun yılların ardından,
Öylesi bir pişmanlıkla rüyana akar ya biri!
Sanki gidişine kılıf uydurmak için, almış kucağına bir erkek çocuk,
Bir ona, bir sana sarılır ya sımsıkı!
O sarılmadaki yabancıl hissi sana anlatamam.
Ruhun bilir, tanır ezelindeki o kokuyu lakin,
Sanki sen aynı sen değilsin de o hep,
Aynı aldatışındaki anında kalmış gibi!
Şöyle bir acıma gelir de yoklarsın yüreğini,
Hani sevdayı geçtim de ufacık bir şefkat bari kalmış mı diye?
Bırakmamış!
Kim bilir kaç kere kırdığı, dağıttığı,
İhanet camlarıyla kanattığı yüreğinde tek bir his olsun bırakmamış.
"Uyan!" dersin rüyandaki kendine, "Kaç kurtul bu andan."
Öyle ya...
Pişmanlıksa bu onun pişmanlığı!
Seni kendini düşündürtmesine izin verme biliyorsun ki değmez.
Bu sabahlık sade kahveyi es geç,
Bir fincan çay koy kendine,
Sabah sabah şöyle en güzelinden bir meyhane pilavı demle!
Ne rüya kalsın, ne de kabus!
"Uyan Cemre'm uyan,
Sana ne, senden sonra,
Kim, hangi pişmanlığının denizindeyse!
Aç bir müzik, salın kendi kendine!,
Artık bu hayat senin kime ne?"
Cemre.Y.

29 Mart 2025 Cumartesi

Yalan Gülüşler

...Yalan Gülüşler...
İsmiyle müsemma gül kıvrımlı gamzelerinden içtim,
Yalan gülüşlerin kahkahasının son durağındaki o hain bakışı.
Cemre.Y.

28 Mart 2025 Cuma

Yanık Kül Kokuları

...Yanık Kül Kokuları...
Doğrudur.
Hiç Kimseyi...
Hiç kimseyi böyle sevmiş olamam.
Lakin artık bizden
Hiçbir şey olmaz!
Ama sahi!
Hani es kaza da olsa,
Arada bir...
Sızlıyor mu senin de, burnunun direği.
Yüreğimi yaktığın o günün,
Yanık kül kokularına,
Yanıyor mu boğazının ilmeği!
"Ben hangi aklımla,
Bunca yalanı, onun hayatına,
Neden yamamaya çalıştım!" diyor musun misal?
Cemre.Y.

23 Mart 2025 Pazar

Var Git Yoluna

...Var Git Yoluna...
Sen benim,
Sevdaya olan son hayalimin kalbini kırdın,
Söyleyeceklerim bu kadar!
Şimdi var git yoluna,
Kiminle eğleşirsen eğleş!
Cemre.Y.

20 Mart 2025 Perşembe

Hoşça Kal Anam, Hoşça Kal

...Hoşça Kal Anam, Hoşça Kal...
Öylece konuşup dururken,
Hani susmuştum ya bir an!
Rahmetli dedemin yanındaki mezarda yatan
Rahmetli anacığımın kulağına usulca
"Yüreğimin kemiklerinin kırıklarından,
Adım atacak yer bulamaz oldu,
Gönlüme misafir olmak isteyenler." dedim.
Bana fısıltıyla;
"Sen hele gel bir de bana sor,
Daha yeni değil mi,
Şu ayak ucumdaki boş mezara yatacak olan?" dedi.
Arkamı dönüp giderken son bir kez baktım,
Mezarlığın çıkış kapısından,
Öylece koyun koyun yatıyorlardı,
Babası, kızı ve annesi.
Sonra rüzgar daha bir esti üşüttü içimi,
Kar daha hızlı yağmaya başladı,
Sanki bir müddet olsun,
Ne görülmek ne de konuşulmak istemiyorlarmış gibiydi.
Hoşça kal anam,
Hoşça kal…
Öperim ayak uçlarından.
Cemre.Y.

16 Mart 2025 Pazar

Yaralarımın Yeri

...Yaralarımın Yeri...
Yaralarımın yerini iyi bildiğiniz halde,
Neden, hep oralardan konu açıyorsunuz?
Kanarsa durmaz, onu da biliyorsunuz!
Cemre.Y.

15 Mart 2025 Cumartesi

Var Mısın Bugün Mutlu Olmaya?

...Var Mısın Bugün Mutlu Olmaya?...
Güneşli bir bahar günü bugün.
Düne bıraktık hüzünleri
Var mısın bugün mutlu olmaya?
Ve sakın unutma!
Aşk hep vardır,
Dönem dönem gelir konar yüreğinin baş ucuna!
Kim daha çok severse, o kadar az sevilir de sonu şiir olur!
Bundan sonra, seven de, sevilen de hep sen ol.
Cemre.Y.

10 Mart 2025 Pazartesi

Covit'in Hangi Versiyonu?

...Covit'in Hangi Versiyonu?...
Boğaz yanığı günlerden geçiyorum sevgilim.
Ciğerlerim...
Yokuşu tırmanmaya çalışan körüklü otobüsler gibi hırıltılı.
Kulaklarımda hep bir uğultu,
Kim bilir bu hastalık da Covit'in hangi versiyonu?
Üstünden geçen yıllar yok edememiş onu.
Renksiz, kokusuz, tatsız yaşıyorum günlerdir.
Yaşıyorum dediysem de çok da inanma sen!
Halbuki baharın ilk günlerine sevinçlenmeliydim bugünlerde!
Güneşli günlerim sebepsiz mutlu ederdi ya hani beni.
Gözüm görse de ruhum sevinemiyor
Kaç gündür yavaş yavaş dallara konan meyve çiçeklerine.
Ne çok severdim oysa...
Bademin, eriğin, çileğin, kirazın müjdecisi bugünleri.
Bunca zaman, bunca ömrüm boyunca,
Gelseydin, konsaydın yüreğimin baş ucuna,
Hastalık nedir bilmezdim bence.
Oysa sen gelmedin hiç!
Hiç bir zaman gelmedin ya neyse!
Ama geçer elbet, geçecek bugünler de.
İyileşince sensizlik bile geçiyor nihayetinde.
Cemre.Y.

9 Mart 2025 Pazar

Geçecek Elbet!

...Geçecek Elbet!...
Bugünlerde nazlı bir çocuk gibi,
Usul usul okşuyorum, artık uzamaya başlayan saçlarımı.
İncecik olsa da iki belik yapıp yanlardan sarkıtıyorum.
Sevilmeyi özledikçe acıyan ciğerlerimiyse,
Battaniye altı buharlı tencerelere solutuyorum.
Nicedir kendimi önemsemeyi unutmuşum ki,
Durduk yere hastalanıp yataklara düştüğümü anlayınca da,
Gündüz vakti birkaç mum yakıp,
Radyodan en güzelinden sözsüz bir müzik açıp,
Yavaş yavaş okşuyorum yüreğimin yufkasını.
Geçecek elbet!
Bugünler de geçecek.
Cemre.Y.

8 Mart 2025 Cumartesi

Geçmiyor

...Geçmiyor...
Sana...
Ağır sabahlardan bahsetmiştim ya hani!
Birkaç gündür boğazımın ilmeğinde bir sancı,
Gülsem geçmiyor, ağlasam geçmiyor.
Hani böyle yutkunulamayan günler geçiyor ömrümden.
Bitki çaylarından hatta ilaçlardan bile medet umdum ama!
Yatsam geçmiyor, kalksam geçmiyor.
Hala gülümseyen fotoğraflar paylaşıyorum sayfalarımda
Lakin...
Boşuna nefes almaya çabalamak da yoruyor insanı, gitsem diyorum.
Cemre.Y.

5 Mart 2025 Çarşamba

Ağır Sabahlar

...Ağır Sabahlar...
Kirpiklerinin göz kapaklarına ağır geldiği sabahlar vardır hani,
Yatağına geri dönsen yorganın çoktan soğumuştur,
Kalkıp çay demlesen uyanamamışsın gibi ağır sabahlar vardır.
Tam battaniye altında kıvrılmalık bir gün olacak belli.
Uyumasan da kapatırsın gözlerini.
Cemre.Y.

3 Mart 2025 Pazartesi

Kader

...Kader...
Üstüm, başım...
Sağım, solum...
Yanım, yörem...
Hep hayal kırıklığı!
Yetmedi mi ey tanrım...
Bu beni, hep ama hep, denemelerin?
Anladım ki aslında...
Benim kaderimi yazmayı,
Hiç istemedin.
Hep başka can kırıklarının kopyası!
Hep başka vazgeçişlerin yapıştırması!
Lakin olmaz artık, olmaz böyle.
Zira çok sabrım da kalmadı nihayetinde.
Günler, bana hiç de sormadan geçip gittikçe,
Ömür saatim geriye sarıyor nihayetinde!
Zaman desen, eski zaman hiç değil.
Ya yırt at, sana sunulan kader çizelgemi,
Yok hükmünde var say beni.
Ya da...
Bunu, bu kaderi ona, ben yazmadım ki,
Ne diye okuyup, yaşasın, yorulsun ki bu kulum de!
Yeniden, yaz kaderimi.
Cemre.Y.

24 Şubat 2025 Pazartesi

Kar Taneleri

...Kar Taneleri...
Kim bilir kaç mevsimdir gücenikti kara kış'a!
O gün durduk yere giyinip dışarı çıktı kadın.
Öyle ya daha ne kadar uzaktan seyredecekti,
Önünden geçip giderken,
Kar topu oynayan çocukların sevinçli çığlıklarını.
Zamanında dost dediklerinden birinin
İçine taş koyup ona attığı,
Gözünü mosmor eden o acı anıyı bir kenara koyup,
Kendi kendine yumuşacık bir kar topu yaptı,
Usulca atıverdi kendi başından aşağı.
Öyle ya, kendi kendine de ihanet edecek değildi ya!
Sonra gökyüzüne baktı gözlerini kısarak.
Oradaydı, gülümsüyordu güneş!
Kadına kalpten kar taneleri yolluyordu usul usul,
Kirpiklerinin tellerine konuverdiler kalpten taneler.
Kristal ışıltılar doldu göz pınarlarına.
Birkaç tane de burnunun ucundan öptüler.
Durduk yere sevinçlendi kadın, unuttu gücenikliğini her şeye!
Cemre.Y.

21 Şubat 2025 Cuma

Kardan Kadın

...Kardan Kadın...
Göz kapaklarını kirpiklerinden zorla ayırdı kadın.
Uyanmakla uyanmamak arasında kalktı yatağından.
Ayaklarını sürüye sürüye salonuna gitti,
Camlarının perdelerini sıyırdı hafifçe.
Penceresini açtı derin bir nefes alırken en soğuğundan
Karşı binaların çatılarına baktı uzun uzun.
Yine bembeyaz gelinliğini giymiş İstanbul.
Sokakları çocuk cıvıltıları doldurmaya başlamış.
Yaşlısı genci fark etmiyor azizim.
İstisnasız herkes el açıyor,
Gökten lapa lapa yağan karlara!
O da el açtı işte sonunda göğe, sonrasını düşünmekten cayarak.
İlk defa anı yaşadı, ilk defa içinin içi sevindi nihayet!
Terasına çıktı küçük bir kardan kadın yaptı.
Öyle ya kardan adamı herkes yapardı.
İçinden kikirdedi bu hallerine.
Kocaman bir gülümseyiş kondurdu dudaklarına.
Yaşamak lazımdı azizim,
Mademki nefes alıyorsak lazımdı yaşamak!
Cemre.Y.

Yaşamaya Çalışmak

...Yaşamaya Çalışmak...
Bu kadar ölümün arasında
Yaşamaya çalışmak "Ar!" geliyor bana!
Biri beni öldürsün!
Cemre.Y.

14 Şubat 2025 Cuma

Kilit

...Kilit...
Kalbimi yokladım da şöyle bir,
Kırk yamalı yüreğimde kalmamış hiç,
Sana dair, bana dair, sevgiye dair hiçbir ümit.
Kalkıp gittim ben de oralardan vurdum bir kilit.
Cemre.Y.

11 Şubat 2025 Salı

Kar

...Kar...
Sessizliğin hüküm sürdüğü sabah saatlerinde,
Dalgın dalgın kahvaltımı hazırlarken,
Tam içim hüzüne kesecekken,
Mutfak penceremden bir ses geliverdi kulağıma.
Bir kuş kanatlanıp uçuverdi karşı evin çatısına.
Bir de ne göreyim, tam da o anda,
Çocukluğumun simli kartpostalları gibi
Lapa lapa yağmaya başladı karlar.
Durduk yere sevinçlendim yeniden.
Cemre.Y.

10 Şubat 2025 Pazartesi

Kardelen

...Kardelen...
Bembeyaz gelinliğini giymiş de,
Yanaklarından zülüflerini sallandırmış gibi,
Salım salım salınmakta
Karşımdaki çam ağacı.
Oysa sabahın en erken saatinde,
Binamın dış kapısından çıktığımda,
Karşılamıştı beni kardan yollar.
Daha hiç ayak basılmamış,
Tek bir adım dahi atılmamıştı ya,
Bana düşmüştü o karlı yollara iz bırakmak.
Üşüyordum üşümesine de,
Çam ağacını es geçmek de olmazdı yani.
O bana gülümsedi, ben ona.
Günaydınlaşırken bir de ne görsem.
Tam eteğinin dibinde birkaç kardelen!
Durduk yere hayallendim yeniden.
Dedim ki kendi kendime;
Uçurum boylarına gitmeden geliyorsa kardelen,
Dileğimi diliyorum...
"Aşk!" olsun tam olsun.
Cemre.Y.

2 Şubat 2025 Pazar

Öyle İşte

...Öyle İşte...
Bulutsuz griye boyanmış gökyüzüyle uyanılan bir pazar sabahında,
Durduk yere nergis kokusunu özlediğim aklıma geliverdi.
Tam da mevsimiydi oysa!
Lakin onları satan pamuk teyzenin sokağından geçmiyordum nicedir.
O köprünün altından geçen arabaları ne çok saymıştım oysa!
Beni sana getiren o otobüs gelene kadar,
Ne çok plaka saymıştım zamanında.
Hani böyle sebepsizce boğazının ilmeğine bir yumru konar,
Hani böyle burnunun direğine bir sızı konar ya,
Öyle işte, tam da öyle.
Cemre.Y.

31 Ocak 2025 Cuma

Bittik Biz!

...Bittik Biz!...
Sana, kış ayazı günlerin çabuk geçsin diye,
Ilık ılık bahar sabahları sunmuştum oysa!
Gecelerini hüzünlendiren kabusların bitsin diye,
Akşamından uykuna dalmadan hemen öncesi
Denizi, güneşi, kumları altın başak hayaller sunmuştum.
Elim, kolum, yüzüm, gözüm kalp kırığı doldukça,
Sen büyüdükçe iyiden iyiye riyakarlaştıkça,
Yetmez oldu sana yetmeye çabalamalarım.
Ki zaten çok geçmedi hani üzerinden.
Kırıldıkça dağıldı kalplerimizin kanatları.
Bittik biz!
Sonra anladım ki,
Ben ne kadar doğruysam,
Her şey o kadar yalanmış meğer!
Cemre.Y.

25 Ocak 2025 Cumartesi

Geçmişti, Çok Geçmişti

...Geçmişti, Çok Geçmişti...
Çatımdaki kedinin yağmurdan ıslanmış ayak seslerine uyandım bu sabah.
Önce irkildim, korktum da bir hayli.
Rüya mı yoksa kabus mu anlayamadım sandım gözlerimi açarken.
Koştum terasıma bakan penceremi açtım.
Yağmur sicim sicim yağıyordu ılık bir rüzgarla.
Birkaç zamandır terasımı mesken tutan kediyse,
Eternit kaplı çatımdan usulca atladı terasıma.
Dik dik gözlerimin içine baktı sanki ev onun evi de ben misafirim!
Kızmadım bu sefer, oysa gürültüsüyle hep izinsiz uyandırıyordu beni.
Sonra o geliverdi aklıma, çocuk gülüşleriyle hınzırca,
Tam da böyle, yaramaz tıkırtılarıyla izinsiz uyandırıyordu beni.
Nasıl da yatağıma alıp sarıp sarmalıyordum onu.
Öpücüklere boğuyordum yüzünü, gözünü, o sıkılana kadar.
Küçümen ellerini, kollarını sarmalamamdan kurtarana kadar.
Sonra kuruluverirdik kahvaltı soframıza,
Öyle ya günlerden cumartesiydi, gün, bizimdi.
Yüzüme damlayan yağmur tanesiyle kendime geliverdim.
Geçmişti, çok geçmişti, sanki yüzyıl öncesi kadar çok geçmişti.
Sade kahve yapmadım bu sefer,
Çay demledim kendime en kaçağından!
Derin bir nefes aldım ılık rüzgardan azıcık kalbim sancıdı.
Yine de insan özlemiyor değil ayrılıksız vuslatı.
Özlemekse, çocukluğunu özlemekti yani.
Nihayetinde terasıma izinsiz konan o kedi de,
Günün birinde çekip gidecekti hani.
Cemre.Y.

19 Ocak 2025 Pazar

Bilmiyorlar!

...Bilmiyorlar!...
Yaşlanmışım diyorlar...
Yüzüm, gözüm, elim, dizim,
Kalbim, ömrüm hep ihanet çiziği!
Zamanında iki koca belik ördüğüm saçlarım,
Küçük bir kız çocuğunun incecik örgüsü kadar kalmış.
Aralarına güz yanığı kırağılar yağmış bolca.
Bir tek kere daha,
Bir tek kere olsun yeniden gülebilseydi gözlerimin içi!
Eminim mutluluk yine güzelleştirecekti beni.
Lakin, dudağımın kenarına,
Hani arada bir de olsa yerleşiveren gülümsemelerim bile kırık.
Yaşlanmışım diyorlar,
Nicedir içim, dışım, terk edilmiş bir ihtiyar, bilmiyorlar!
Cemre.Y.

16 Ocak 2025 Perşembe

Anlatabildim Mi?

...Anlatabildim Mi?...
Bana, gündeme göre,
Yüz seksen derece açılay uzaklaşan biri değil,
Üç yüz atmışı da,
Tam ve daim olan gerek!
Bilmem anlatabildim mi?
Cemre.Y.

12 Ocak 2025 Pazar

Hoş Geldiniz

...Hoş Geldiniz...
Hayyam iken Şems,
Şems iken Mevlana,
Mevlana iken Meryem Ana,
Meryem Ana iken safi kul'um ben!
Velev ki hepsini,
Ayrı ayrı ayrıcalıklarıyla tanıyorsanız,
Beni ezelden beridir biliyorsunuz demektir.
Peki madem,
Ruhuma yeniden hoş geldiniz.
Cemre.Y.

8 Ocak 2025 Çarşamba

Günaydın O Zaman

...Günaydın O Zaman...
Düşün ki...
Uyanmışsın ama,
Geceliğinin bile üşüdüğü sabaha uyanmaktansa,
Ilık bir bahar sabahında güneş makas almış yanaklarından.
Çayını ocağa koyup kapını açmışsın,
Usulca süzülmüşsün günün aydınlığına.
Evinin önündeki verandanın hemen bitiminde,
Bir gelincik okşamış çıplak ayaklarını.
Durduk yere aşık olmuşsun yeniden.
Usulca okşamışsın taç yapraklarını incitmeden.
Alıp içine sokasın gelmiş ya,
Sende biliyorsun dalından koparsan sönüverecek kırmızısı.
Ufacık bir gülücük kondurmuşsun dudağının tam ortasına.
Sonra evine girmişsin, pencerenin perdeleri gelin gibi salınırken,
Çayı falan boşverip bir kahve yapmışsın en sadesinden.
Günaydın o zaman, gün aydın olsun madem.
Cemre.Y.

5 Ocak 2025 Pazar

Gönül Koyma Bana

...Gönül Koyma Bana...
Ama bazen...
Hatta çoğu zaman...
Kalabalıklar içindeki o yalnız masada,
Tek başına,
Kendisiyle hatırlaşmak istiyor insan.
Elbet bir gün geleceğim sana,
Gönül koyma bana.
Cemre.Y.

4 Ocak 2025 Cumartesi

Günaydın Öyleyse

...Günaydın Öyleyse...
Yüreğimin tellerini serdim bu gece yollara...
Ne fark eder ben öldükten sonra,
Kim ayak basmış,
Kim alıp, öpüp, bir kenara bırakmış!
Umurumda mıydı sanki?
Kabus dolu,
Nefes daraltan gecelerden,
Fırlayarak uyanılınca,
O derin nefesi tekrar alabilmiş miyim ona bakarım.
Şükür ki...
Bir şiir daha demleyecek kadar hala sağ'ım.
Günaydın öyleyse.
Günaydın, hayata, inadına!
Cemre.Y.

31 Aralık 2024 Salı

Anason Kokusu

...Anason Kokusu...
Kim bilir kaç mevsim geçmiş ömrümden,
Şöyle derin bir nefes ile,
Anason kokusunu,
Burnumun direğine hızmalamayalı!
Artık değiştirmeliydim kaderimin hırkasını.
"Yoksulluksa, madem dibine kadar,
Yoksunluğu hele hiç sorma,
Taaa arşı aleme kadar!" deyip,
Oturduk yeni yılı kutluyoruz ben, keyfim ve de kahyası!
Cemre.Y.

Kim İstemezdi Ki Çiçekli Baharlara Soyunmayı?

...Kim İstemezdi Ki Çiçekli Baharlara Soyunmayı?...
Çatılarını kar kaplamış kalbimin duvarlarının.
Dumanı tütecek bir bacası bile kalmamış sanki,
Göğüs kafesimi sızlatan nefes borumun.
Sonra sonra fark ettim ki donmaya yüz tutmuş parmak uçlarım.
İçimin dehlizlerinde gezintiye çıktım ki ne göreyim!
Neresinden yamalasam ömrümü eskimiş, sökülmüş her anısı.
Yeterdi bu kadarı hem de çok yeterdi.
Açtım penceremi avaz avaz kahkaha attım.
Bir gören, bir duyan olsa delirdi sanırdı kesin.
Lakin biliyordum ki herkes kendi derdindeydi yine.
Yastık izi kalmış yüzümü yıkadım çıktım sokağa.
En yakın kumaşçıdan atlaslı, ipekli kumaşlar aldım ömrüme.
Dokundukça içimin çocuk yorganı sevindi.
Sarındım, sarıldım kendime,
Çünkü giden de, biten de bizdendi nihayetinde.
Yarına sevinçlenmek vakti gelmişti belki de.
Öyle ya, koskoca bir yıl daha bitti yine.
Küçük küçük umut kırıntıları ektim ruhuma!
Evet daha bahara çok vardı amma velakin,
Yaşasak da, ölsek de, gelecekti o günler de.
Kim istemezdi ki çiçekli baharlara soyunmayı?
Bu sefer hazırdım ölsem de yaşamaya!
Şimdiye kadar yaşayamadıklarıma gelinceyse,
Yeterdi çünkü, hem de çok yeterdi.
Cemre.Y.

29 Aralık 2024 Pazar

İyiydim Böyle

...İyiydim Böyle...
An'ı yaşa diyenler soğuttu beni aşktan.
Onların an'ları hiç bitmiyordu
Her önüne geleni ve herkesi hep!
Aynı seviyorlardı nedense?
Oysa ne sevecek yürekleri vardı bir tek kadını,
Ne de sadakat vardı hayat ağaçlarında.
Oysa...
"Ben bir adamın ciğerini sızlatmazsam,
Yatağında işim ne?" diye diye eskittim bu ömrü.
Sarındım yatağıma yorganıma iyiydim böyle.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...