11 Kasım 2024 Pazartesi

Gece

...Gece...
Sonra...
Zifiri karanlık geceye uykun kaçar!
Sen uyumaya çalışırken,
Onlar...
Hayatı geceden yaşıyorlar!
Cemre.Y.

10 Kasım 2024 Pazar

Pazar Kahvaltısı

...Pazar Kahvaltısı...
Terasımda Pazar kahvaltısı öncesi;
-Koltuk minderleri, sehpalar, kahvaltı tepsisi?
-Buradayız!
-Zeytin, peynir, söğüş domates ve salatalık?
-Buradayız!
-Peki sucuklu yumurtalar?
-Buradayız!
-İki fincan çay, biri şekersiz?
-Buradayız!
-Ya Güneş’im?
-Ben buradayım da,
Yüreğindekini soruyorsan, artık onu hiç bi yerde sorma,
Şekersiz çaylar koyma artık sofrana,
Başka dünyanın Güneş’i oldu o artık,
Alış tek fincanlı, tek şekerli çayını yudumlamaya!
Nasılsa zaman gelecek,
Şekersiz içeceksin hayatında ne varsa hepsini.
Neyse mutlu pazarlar!
Cemre.Y.

9 Kasım 2024 Cumartesi

Kendilerini Hep Kusursuz Sanıyorlar!

...Kendilerini Hep Kusursuz Sanıyorlar!...
Bazen kendimi hayatın şamaroğlanı gibi hissediyorum,
Ben ona gülümsemeye çalıştıkça, gelen de vuruyor, giden de.
Ha...
Bir de...
Her fırsatta,
Saçımın telinden,
Ayakkabımın rengine kadar
Eleştirenler var!
Oysa ben sevdiklerimin,
Tek bir kusurunu görmüyorum.
Onları o kadar çok seviyorum ki
Her şeyleri güzel geliyor bana!
Da...
Onlar...
Kendilerini hep kusursuz sanıyorlar!
Bir kere olsun aynalarına,
Bana baktıkları o gözle baksalar ya!
Aslında bana ne yaptıklarını,
Aslında kendilerinde ne kadar
Eksik olduklarını,
Anlayacaklar!
Ama ben onlara hep "Bir eksik",
Onlar bana hep "Bir tamam!" dılar.
Cemre.Y.

8 Kasım 2024 Cuma

Siz İki Kardeş

...Siz İki Kardeş...
Şimdi siz iki kardeşe nasılsınız diyemiyorum bile...
Şimdi belki de siz, iki kardeşi birbirinizden ayırmaya kalkacaklar bile olabilir!
Sizi seviyorum, bunu bilin yeterli.
İki kardeş her şartta ve nasıl olursa olsun asla ama asla ayrılmayın ve de sizi ayırmalarına,
Fikir ayrılıklarına düşürmelerine izin vermeyin.
Rahmetli eniştem en çok, kız ya da erkek evlat sahibi olmak yerine.
Kendisine destek olacak bir karındaşı olsun isterdi.
Bu maddiyat falan değildir yahut sınırsız sadakat da değildir.
Ama ufacık bir kırgınlık olsa dahi,
Bunu birbirinize başkalarını karıştırmadan yahut fikri dahi sorulmadan,
Kendi kendinize...
Misal sana ya da ona uygun olmasa bile yani ille de haklı olduğunu bildiğin halde
Başkalarının laf sokuşturmalarıyla haklılığını savunmak için
Kırıp dökmeye gerek duymadan azıcık bir nefes alın.
Durun, dinlenin, dinleyin, sadece birbirinize karşı duygu akışınızı sağlayın.
Siz iki kardeş büyüyene kadar bir başına sayılırdınız.
Tıpkı ben ve kızım gibi.
Hayat mücadelesi devam ederken, kim kimin evladı, kim kimin kardeşi,
Kim kimin annesi yahut ablası kesin çizgilerle belli değildi
Nasıl olsundu ki!
Önünüzde, önümüzde koskocaman bir hayatta ama sapasağlam kalabilme mücadelesi vardı.
Şimdilerde göreceksiniz ki meğer ne çok seveniniz varmış ki elbette var!
Ama bunların içinde maalesef ki...
Çokça da yıkılıp yenilmenizi görmek isteyen insanların da
Gerçekte insan bile olamadıklarını göreceksiniz!
Hepsi birer birer bu anları bekliyor ve geçmişte,
Sizin iki gülüşünüzü çok görmüş olduklarını ispatlıyor olduklarını kanıtlamak için
Gizli birer sansar gibi incitecekler!
Zaman gelecek birbirinizi suçluyor olacaksınız, sen beni doğru anlamadın, anlamalıydın diyerek.
Ya da biriniz diğerine diyecek ki, sen olmasaydın yeterdik biz birbirimize!
Bu esnada başkaları…
Hep sırtlan gibi sırıtıp kıskançlık yahut çekememezlik anlarının hüsran oluşunu zevkle izleyecekler!
Buna asla izin vermeyin!
Misal ben yıllar sonra kimliğimde baba adı yazan adamla beraber,
Çok sevdiğim eniştemi son yolculuğuna uğurlamak için aynı araçta bulunmaya mecbur kaldım.
Çünkü işsizdim, durumum yoktu.
Emekli maaşı desen anca ayı zor atlatıyor.
Benim canım kardeşim…
Arabanın arka koltuğunda ikimizin ortasında size gelirken ve giderken set oldu aramızda.
Onunla aynı havayı soluyamadığımı bildiğinden ama yine de,
Din'di, yok beddua ederdi korkusundan onu def edemediğindendi bu sabrı ve davranışı!
Bildiğin yeğenim arabayı kullandı, kardeşimin eşi ön koltukta çünkü karısı yani!
O, bütün bu çirkef kayınpederine katlamayı kocasının hatrına kabul etmek durumunda hissederken
Bir de tutup orta koltuğa alacak değildi ya!
En doğrusu böyleydi.
Yani demem o ki!
Bir şeyleri daha çok korumak için diğer şeylere katlanmak gerekir ve de bu şarttır bazen.
Eğer başka seçeneğin yoksa tabi!
Katlanacaksınız!
Ele güne karşı değil!
Biri birinizin hatırına iki karındaş olduğunuzu unutmayacaksınız!
Yoksa ne olur bilinmez ama!
En kötüsü olmaz en azından!
Benim son kardeş efendi sağa sola şov yapmak isterken kendini yaktığında!
O videoyu görünce…
Hiç canım yanmaz sanıyordum!
Ama onun, o meydanda çığlıklarını, acı içinde feryatlarını figanlarını duyunca!
Hemen, ömrümüze kaç yıldır ayrılık otu doğranmış evladımı arar,
Bak ben işte o sırada iş yerinde çalışıyor olduğum için suçlu değilmişim!
Çalışmak zorunda olduğum için,
Seni onun sana taciz etmesinden koruyamadığım için suçlu değilmişim,
Sonunda Allah beni, seni, bizi gördü de belasını verdi diye müjdelerim sanmıştım.
Hatta yıllar önce bana tacizde bulunan öz babamı boşamadan,
Yıllar yılı onu gözümün önünde gezdirip,
Beni sırf bu yüzden hiçbir zaman tam sevmeyen,
Sevemeyen annemin bile öcü alınır sanmıştım.
Oysa tam tersine ben durumum olmadığı için
Bu yolculuğa katlandığım için annem beni kabul etmedi.
Gidip mezarında bir yasin okumamı bile nasip etmedi.
Ne yani şimdi ben rahmetli anacığımın ölüsüne de mi küseyim?
Ahan da buradan, evimden yolluyorum dualarımı zaten her gece.
Benim yavruma gelince, herkes çok merak ediyor!
Nasıl olup da bunca yıl sonra tek bir ah etmeden, tek bir beddua etmeden,
En ufak bir küslük gütmeden nasıl olup da bu bitişe katlandım!
Diyeyim, anlatayım bari iki kardeş, iki karındaş olan size!
Benim yavrum...
Altı yaşımdan tam on sekiz yaşıma kadar,
Öz be öz babamın tacizlerde bulunup bana bir şekilde sahip olmaya çalışıp,
Hepsinden de çok şükür ölümü bile göze ala ala namusumla kurtulduğumu,
Hatta babasıyla bile ondan ve bu hayattan kurtulmak için ve dahi
O zamanlar sevildiğimi sandığım için evlendiğimi bildiğinden
Hep ve her zaman kendisini korumayı öğrendi.
Yıllar geçti neredeyse benim yaşadığımın aynı yaşlarında,
Ben işteyken ne anne annesi ne de yengesi yanlarında yokken
Öz dayısı tarafından tacize uğradı.
Neyse ki ona öğrettiklerim sayesinde hemen kaçıp komşumuza sığındı!
İş yerinde Tülaydan o telefonu alınca var ya öldüm!
Ölüm koştu yavruma!
Ama yine de, onu üvey baba eline güvenemedim!
Bir yanda rahmetli annemin onu bırak git başkasıyla evlen baskıları,
Bir yandan ben yanımdaki evladımı anca bu kadar koruyabiliyorum korkuları!
Sizin gördükleriniz,
Bayramlarda etin yağlısını yutamayıp annesine bunu ne yapayım diyen yavru şımarıklığıyken,
Benim yaşadıklarım
Yavrum bugün yağsızını alamadım ama misafirlerimize belli etme çaresizliğiydi.
Çünkü o bilmiyordu ki, ona zaten zar zor alabildiğim etin güzelini ona yedirirken
Ah ben yağı çok severim diye diye ekmeğin arasında zorla yutkunduğumu!
Zira etin kendisi yoksa, kokusu vardı o yağda!
Öyle öyle büyüdü benim yavrum!
Şimdi buraya kadar ki bu anlattıkların iyi güzel,
Biz bu kadarını bilemezdik falan filan bir sürü konu geçecek akılarınıza
Epeyce de bir giriş, gelişme, sonuç falan
İstediğiniz kadar geyikti, dedikoduydu konuşun birbirinizle,
Hatta acınızı hafifletecekse
Gazetelere bile manşet yapabilirsiniz konularımızı inan ki bence sorun yok!
Yeter ki iki kardeş, siz, ikinizi kimsenin, hiçbir şartta ve şekilde ayırmasına izin vermeyin.
Bizim yavrumla, ömrüme biçtiğim bütün sıfatları yakıştırdığım,
Ama bir türlü…
Beklediği anne performansını sergileyemediğimi düşündüğü evladımla
Yollarımız nasıl ayrıldı biliyor musun!
Bilmiyorsun!
Bunu sadece...
Kardeşim, kardeşimin karısı
Ve eski işyerimde annem gibi sevdiğim biri ve kızımın öz babası biliyor!
Ben bunca yıl her şeye rağmen, beni aldatıp giden bir adamla, kızım için görüşürken,
Kızımı ona ve ailesine gösterirken herkes beni hor görüyordu.
Eğer ki ben bu dengeyi sağlayamamış olsaydım
Şimdiye ölmüş, ya da öldürülmüş olurdum!
Haberlerde görürdünüz beni!
Sana, size aman ha denge, aman ha sabır,
Aman ha her kafanın sesini duymayın derken bunu anlatmaya çalışıyorum!
Benim yavrum dengeyi kaybetti bir ara!
Tabi ki benim de ona ayıracak dengem için sabrım kalmamıştı ki tam o aralar!
Çıldırdı!
Haklıydı!
Kafayı yemekte değil ha!
Benden başka kendisine,
Benim ona koyduğum sıfatları bulamadığında çaresiz kalıp sıyırdı!
Bunları bilmesem, hikayeler ayrı olsa da,
Hayatların sonucunun aynı ayrılığa yazıldığını bilmesem
İnan çok yorgunum, çok yorgunsunuz.
Ama sadece,
Sizin de bilmeniz gerektiğini ve ona göre ders almanız ya da almamanız gibi bir duygudayım şimdi.
Karar sizin.
Gün geldi, taa benim babasıyla evliyken,
Babasının edebiyat öğretmeniyle ortak arkadaşımızken olan zamandan olan kadının kızını,
Çünkü biz ayrıldıktan sonra yeni karısıyla samimi olup tatiller falan gittiler ya
Güya o kadının kızı, benim yavrumun babasındanmış bunu uydurdu kafasında.
Uydurmaya yetmedi bütün ana ve baba sülalesini
İspatlar bulmaya çalışarak neredeyse ikna edecekti.
Bahsettiği kızla benim yavrum neredeyse aynı yaşta!
Üstelik tesadüf o ki,
Kızımın babasının öğretmenin adı da aynı şimdi ki karısının adına aynı!
Yani ben öncesinde eski kocamın edebiyat öğretmeni tarafından aldatılmışım
Hala da yeni karısıyla beraber onu da aldatıyormuş gibi bir hikaye!
Anam bir görsen, baba annesi, amcası akrabaları vs. herkes duydu.
Kimi inandı, kimi inanmadı.
Bana sorsan ortadayım.
Ben, anama güvenememişim, babama güvenememişim,
Öz be öz küçük kardeşime güvenememişim,
Elin oğluna evladıma baba olur diye hiç güvenememişim!
Şimdi bu hikaye yalandır nasıl diyeyim.
Baktı ki olmuyor!
O ne zaman kimden hoşlansa, ne vakit ayrı bir gülse,
Ne vakit mutlu hani ayrı bir mutlu hissetse anlarım ben!
Bir tane orta okulda vardı biri.
Kızım bu çocuk hoşlanıyor senden dedim yok anne yav diyerek bana inanmadı.
Gitti çocuğu başka biriyle yaptı bir de yakınlaştırdı.
Sonra sonra anladı hislerini ama iş işten geçip
Bir de onları buluşmalarında ne giyseler yakışıra kadar halletti olayları evlendiler.
Ben, benim kızım üzülecek nasıl etsem de onu avutsam derken bana
Sırf haklıymışsın anne dememek için,
Evlatlarımı evlendirmiş gibi mutluyum aslında dedi.
Sonra üniversiteye başladı, yine bir platonik aşk!
Ondan hoşlanan, hatta işte veya okulda onunla evlenme isteyen onca insan varken.
Yok!
O çay sevmiyor, o bilmem ne hiç birine şans bile vermedi.
Sonra başka bir çocuk çıktı, dedim kızım bu çocuk senden hoşlanıyor bi bak!
Yok ben ona öyle dememişim gitti ona da bir arkadaşını ayarlayıp bir ton acısını çekti.
Sonra o çocuk karışık karışık davranınca,
Bir bunda gözü varmış gibi, bir yandan her haltı karıştırıyor,
Bir yandan en samimi ve de sevgilisi olan insanla
Böyle çapraşık bir ilişkilere girmiş mi girmemiş mi durumları!
Hepsi belki de yavrumun en yakın arkadaşının
Orospuluğundan dolayı onu da elde etme telaşından mı,
Ama elde edemeyince kuduruşundan mı bilemem.
Bak şimdi burası en heycanlı yeri!
Kızım babasına demiş ki!
Güya ben, onun platonik olduğu sevgilisiyle,
Güya taa o çocukla ilk tanıştıkları zamandan beri
Kızımın kendisiymişim gibi sosyal medyalardan konuşuyormuşum!
Bir de üstüne üstlük...
Kızımın çıplak fotoğraflarını falan da paylaşıp öyle yazışıyormuşum
Güya benim kızım bunca sene ne bana ne de o çocuğa
Konuştukları kişinin kendisi değil
Öz annesi yani ben olduğumu söylememiş ama ispatlarmış!
Kızımın babası ya buna bir çare bulsunmuş
Ya da o artık hayatına bensiz devam etmenin bir çaresini arayacakmış!
Kızımın babasına, ben böyle bir şey yapmış olsaydım,
Böyle bir oyun etseydim şimdiye evlenmiş olmaları gerekirdi demem yetti.
Çünkü o da biliyor ki ben evladımı ona göre öğrettim bunca yıl!
Benim yanımda yıkanırken dahi çırılçıplak olmadı o!
Öğrenmesi için her şeyi öğrettim.
Nasıl onun, yavrumun çıplak fotoğrafını paylaşıp,
Bir de onun platonik olarak aşık olduğu çocuğa oymuşum gibi konuşayım!
Babasına da dedim!
Bir tek kere daha bana iftira atsa!
Bilerek ya da bilmeyerek bana kötülük etmeye kalkarsa,
Ona uzaklaştırma davası açacağım dedim!
O gün, bugün uzağız!
Ha bütün bunları nasıl olup da kardeşin hariç, nasıl olup da kardeşinin eşi hariç,
Nasıl olup da kimselere anlatmadın,
Nasıl olup da bütün bunlar yüreğinde patlarken
Evladına tek bir ah bile etmeden dayanabildin diye sorma!
İnsan olan dişlerini teker teker ya da hiç bilemedin üçer beşer döker!
Öyle görmemiş gibi emeklilikten kalan bütün parayı sayıp
Beyaz, bembeyaz, apak gülmez değil mi?
Güler!
Çünkü kim, neden, nasıl, ne hadle hangi kıymete değer ile bilmeye hakkı var ki,
Yarın öbür gün iyi ki, çok şükür, anam hiç beklemezdik denilecek derinin derinini!
İşte!
Tam da bu yüzden!
Acının derinin dibini aynı hissetmek böyle bir şey diye paylaştım içimi.
Bir kardeşi olmalı insanın.
Ki canım kardeşim olmasaydı çok kolaydı bu hayattan vazgeçmek!
Ki yavrum bile senden kurulmak istiyorum ama başımı belaya sokmadan!
Bir mektup yaz, ahan da bu terastan aşağı atla!
Zaten hiç gün görmemişsin, ne şiş yanar, ne kebap!
Eh benim de iyi kötü bir evim de olur,
Zaten emekli de oldun ama merak etme arkandan epeyce ağlarım dedi ya!
İşte tam da o zaman anladım!
Terk edilmekten korkuyor o!
Sınırları zorluyor!
Onun, o güzel ömrü sağ olsun!
Tam üç sene oldu, kızgın değilim, kırgın olamayacağım kadar ağır bu yaşatılanlar.
Evet!
Beni yıllar sonra canlı ama eniştemin hüznüyle cenaze gibi görenlerim,
Bütün en yakın akrabalarım iyi ki varlar!
Yoksa, araya dereye sıkıştırılmış güzel gülüşlerimin arasında,
Aslında çoktan yaşlandığımı, yüzümdeki çizgilerimin,
İçimin içinden nasıl çekilmişliğini
Ben rahmetli eniştemin cenazesi vesileyle gün yüzüne sermesem,
Nasıl anlayıp, nasıl kendi eksikliklerinin üstünü kapayacaklar!
Ara da bir, siz iki kardeş sunun onlara!
Birkaç zaman eğlenirler lakin, kınadıkları kınam kınam başlarına gelince anca anlarlar!
Bana sorma!
Ben hiç kimseyi, hiçbir zaman kınamadım!
Annemin olmaması gereken, hiç doğmaması gereken birine bile
Geleceğine beddualarla ölemeyen çocuğuyum!
Kızıma tek bir güceniklik etmeyin lütfen!
Onun suçu değil!
Ha sadece sizinle paylaştığım bu sırrımı,
Sizi bir arada her şeye rağmen tutmak için uğraşımı umursamadan,
Otuz yılda bir çalışa çalışa anca koluma taktığım bir bilezik gibi
Dalga geçerek ifşa da etmeye kalkabilirsiniz
Yahut birer ders alıp iki kardeş, iki karındaş
Bir bilek, iki yumruk dünyaya gardınızı da alabilirsiniz.
Ben sadece rahmetli eniştemin son dileğine inanmanız için içimi açtım size!
Şu insanoğlu her şeyi unutup hep başkalarının hayatı hakkında konuşur durur!
Yani derleerrr hikayesi işte!
Dedirtmeyin!
Cemre.Y.

Doğru Soru

...Doğru Soru...
Soran olursa, affetmeler ustasıymış dersiniz.
Ve ben...
Evet, evet, ben...
Ben her zaman doğruyu söylerim.
Eğer sen...
Doğru soruyu, sorabilirsen!
Cemre.Y.

2 Kasım 2024 Cumartesi

Üşüyorum Sana!

...Üşüyorum Sana!...
Sana...
Yağmur kokusuyla, güz kokusunun birbirine karıştığı,
Toprak kokusuyla, çimen kokusunun gri havada oynaştığı,
Sıcacık yatak kokusuyla, yumuşacık yorgan kokusunun
İlle de üşümüş ellerle ayaklarının sarmaştığı
Mis gibi kırağı yanığı gül yaprağından sesleniyorum sevgili!
Sanki bu sabah, diğer sabahlardan daha serin gibi.
Koskoca yaz'ı bitirmiş, sonbaharın da sonu yaklaşmış gibi.
Üşüyorum sana!
Gel istersen, sev istersen.
Cemre.Y.

1 Kasım 2024 Cuma

Neyse!

...Neyse!...
Kimileri,
Hayatı bir yerinden yakalamaya engel olan
Bütün sorun ve bahaneleri yok etmek için çabalar...
Çabalar...
Çabalar!
Kimileri ise...
Neyse!
Cemre.Y.

31 Ekim 2024 Perşembe

Sıcak Olsun

...Sıcak Olsun...
"Sağım solum sobe!" dedim ve gözlerimi açtım.
Meğer, herkesim, bir oyunda saklanmak için değil,
Hayatımdan kaçarken vicdanları acımasın diye yumdurtmuş gözlerimi!
Özür dilerim!
Sana, hep canından büyük değerler biçtim ben, be çocuk!
Sonsuz ve sınırsız güvenimdin sen!
Sıcaksın değil mi çocuk!
Sıcaktasın değil mi?
Adımını attığın her yer yumuşak bir sıcak nefes mi?
Odan sıcak, yatağın, yorganın, yastığın sıcak!
Ya!
Beni,
Yıllar boyu bir hiç’ e sattığın ruhun?
Sıcak olsun çocuk, o bile…
Cemre.Y.

30 Ekim 2024 Çarşamba

Seninle, Senden Öğrenmiştim

...Seninle, Senden Öğrenmiştim...
Yıllar yılı,
Yere düşen bir bardak kadar ederim yoksa,
Koca bir ömrü hangi değere feda ettiğimi düşünmekteydim!
Oysa!
Seninle, senden öğrenmiştim...
En güvendiğinin bile farklı düşünebileceğini ve herkesin,
Bir gün yüreğinden gidebileceğini...
Cemre.Y.

26 Ekim 2024 Cumartesi

Köşe Başı Yalnızlıklarım Var Benim!

...Köşe Başı Yalnızlıklarım Var Benim!...
Koca bir ömrün yarısından fazlasını,
Yalnız uyuyup,
Yalnız uyanılan günlerle geçirmiş olmama rağmen!
Bazı günlerin sabahına uyandığım,
Köşe başı yalnızlıklarım var benim!
Gün...
"Günaydın." desem değil.
"Boşver yum gözünü yastığa!" desem değil.
Yatak odamın kapısından köşeyi dönüp hole geçerim.
Mutfağın kapısından köşeyi dönüp ocağa giderim.
Bu sefer içmeyiveririm sade kahvemi.
Çaydanlığın altını yakıp,
Salonumun kapısından köşeyi dönüp,
Her zamanki oturduğum koltuğa oturup,
Köşe başı yalnızlığımın şiirini yazıp geçerim.
Öyle yani!
Köşe başı yalnızlıklarım var benim.
Cemre.Y.

19 Ekim 2024 Cumartesi

Serin

...Serin...
Serin günler bunlar!
Uyanırsın için ürperir, ellerin, ayakların üşüyüverir.
Akşam olur, gece olur, serindir,
Titrer omuz başların, yüreğin donar.
Sarılırsın kendi kendine, teselli edersin yalnızlığını!
Cemre.Y.

15 Ekim 2024 Salı

Günaydın

...Günaydın...
Günaydın ey sevgili kendim.
Güneşin yüzünden makas alarak uyandığın günler bitti.
Nicedir karanlık uyandırıyor bizi.
Malum, mevsim artık sonbahar.
Ekim sabahları serin olur, ayaklarını üşütme!
En sadesinden kahvene sarılmadan önce,
Sıcacık bir çay demle kendine.
Buruk bir yalnızlık çöreklense de yüreğine.
Üzülme ama!
Sakın üzülme!
Mevsim dediğin nedir ki,
Önündeki kışı da atlat hele!
Gelir elbet, o güzelim güneş güzeli günler.
Senin de mutlulukla salınır beyazlamaya başlayan saçların.
Günaydın ey sevgili kendim, günaydın.
Sarılayım omuz başlarıma,
Gidenlerimin, bitenlerimin yerine,
Şöyle usulca...
Öpeyim kirpiklerimden.
Cemre.Y.

29 Eylül 2024 Pazar

Eylül Akşamları Serin Olur

...Eylül Akşamları Serin Olur...
Nicedir gecenin üç otuzunda senli, sensiz kabuslarla uyanmaktayım.
Dönüp duruyorum yatağımın ortasında.
Sonra huysuz ayak sendromum sesleniyor oradan!
"Haydi kalk Cemre, iki üç tur volta at odalarında.
Ne de olsa seni sakinleştirecek hiç kimsen yok hala!"
Sonra kalbimin tam yamacında koca bir kaya oturuyor.
Böyle kıyır kıyır metcezirlerle acıtıyor anılarımı.
Üşüyor omuz başlarım gidip kıvrılıyorum yatağıma, yorganıma.
Senin de açılmış mıdır sırtın, omuzun!
Hayalimde usulca örtüyorum üzerini.
Hafifçe okşuyorum saçlarını, parmak uçlarımla çıkıyorum odandan.
Anında dönüveriyorum yalnız evime, odama!
Ayaklarımı karnıma çekip iyice kıvrılıyorum kimsesiz yatağımda.
Nicedir, olsan da, olmasan da,
Duysan da, duymasan da,
"Seni seviyorum!" diyerek uykuya dalmadığım için mi bu olanlar?
Lakin beni bilirsin yüreğimin titremeyi unuttuğu o iki cümleyi,
Hissetmediğim zaman asla fısıldamam!
Sana...
Benden uzak, kalabalık ailenle hayırlı kahvaltılar!
Unutma bugün pazar,
Sabahları hırkanı giy de çık, Eylül akşamları serin olur,
Geceleri yorganına sıkı sarıl.
Cemre.Y.

14 Eylül 2024 Cumartesi

Nicedir Aklımdasın Oysa!

...Nicedir Aklımdasın Oysa!...
Günler zerre zerre griye doğru akıp giderken
Yakındır yaz kokuları da çekip gider başka diyarlara.
Renkler solmaya başlar yavaş yavaş.
Deniz soğur, su soğur, yağmurlar soğur yakında.
Zaman, nasıl da zembereği bozulmuş saat gibi uçup gidiyor.
Bu sabah durduk yere, kahvemin telvesine sordum seni.
Nicedir aklımdasın oysa!
Sonra dedim ki kendime bugün cumartesi uyuyordur o daha!
Cemre.Y.

9 Eylül 2024 Pazartesi

Ey Benim Yürek Çiziğim

...Ey Benim Yürek Çiziğim...
Ey benim ömür yorgunu gülüşüm.
Fark etmeden nicedir sensizliğe hüküm sürmüşüm.
"Unuturum!" demiştim ya sana!
Unutmuşum!
Seni sevmeyi nicedir unuttuğumu da unutmuşum.
Oysa hiçbir şeyim olmasan bile pazartesimdin sen benim.
Mevsiminden umursuz umudumdun ya hani!
Fark etmeden umudumun da gönlü kırılmış sana.
Bunu fark ettiğimde,
Eylül ayazı dokunuyordu ayak uçlarıma.
Ey benim yürek çiziğim, yosun gözlüm.
Ömrümün kalp nakışlı gül kıvrımlı gülüşlü pazartesim.
Yakındır günler griye keser yine.
Sabahı da, akşamı da serinletir omuz başlarını.
Hiç sevmezsin biliyorum ama!
Dışarı çıkarken hırkanı, şemsiyeni yanına almayı sakın unutma.
Cemre.Y.

1 Eylül 2024 Pazar

Eylül Gelmiş Yine!

...Eylül Gelmiş Yine!...
Sayamadım ki sensiz kaç mevsim geçti.
Daha biz...
Bizsiz geçen sonbaharları,
Bizsiz geçen kışları, bizsiz geçen ilkbaharları,
Bizsiz geçen yazları yaşayamadan,
Eylül gelmiş yine!
Sonbahar yapraklarını soyunur azar azar,
Çırılçıplak yalnız kalır ağaçlar.
Ya sen?
Denizi olan kıyında mutlusundur umarım.
Ben mi?
Nicedir nefes alıyorum lakin!
Yaşadığımı söylesem yalan olur.
Zümrüdüankalığımdan çoktan caydım da.
Kelebek olacağını sanan bir tırtıl gibi,
Öylece kozamda saklanmaktayım.
Yüreğimdeki kırlangıçlar desen çoktan göçmüş!
Yüzemediğim denizlerin üstündeki martılar suskun.
Yan yana sessizce dertleşiyorlar.
Sonra kendi kendime, "Martılar!" dedim.
Kesin seni, beni, bizsizliği konuşuyorlar...
Sonra biri kulenin bayrağına kondu diğeri balondan bir kalbe.
Onlar da, öylece birbirlerinden ayrıldılar.
Cemre.Y.

25 Ağustos 2024 Pazar

Günaydın Pazar Sabahım

...Günaydın Pazar Sabahım...
Günaydın, nemden sırılsıklam olmuş yastığım.
Günaydın, gece boyu dönüp durmaktan karışmış saçlarım.
Günaydın, uykusunu alamamış kirpiklerim.
Günaydın, ömrümün son çeyreğine yakın pazar sabahım.
Gel öpeyim, sade kahve eşliğinde burnunun ucundan.
Cemre.Y.

6 Ağustos 2024 Salı

Hiç Yoktan

…Hiç Yoktan…
Hiç yoktan kahkahalarla gülen kadınlara rastladım bu sabah!
Masalarında yeşil güzeli üzüm salkımları,
Ellerinde kıpkırmızı şarap dolu kadehleriyle,
Oturmuşlar kamp sandalyelerine…
Sanırsın güneş makas almış yanaklarından,
Deniz de orada, sahil de orada, şiir de orada.
Öyle güzel gülüyorlardı ki,
Bir tutam gülüş yerleşti dudaklarımın kenarlarına.
Hiç yoktan birkaç dakikalığına da olsa güzelleşti dünyam.
Hiç yoktan sevmeyi sevdim mesela, günüm günaydınlandı.
Cemre.Y.

4 Ağustos 2024 Pazar

Ben Sustum, Şiir Oldu

...Ben Sustum, Şiir Oldu...
Her şey yazılabilirdi masmavi gökyüzündeki o bembeyaz buluta.
Ben sustum, şiir oldu.
Zira bu aralar gönlüm üzgün.
Cemre.Y.

28 Temmuz 2024 Pazar

Günaydın Sade Kahve!

...Günaydın Sade Kahve!...
Günlerdir yakan kavuran sıcaklardan sonra,
Gecelerce uyutmayan yapış yapış nemden sonra,
Nihayet, sabahına gülümsenen güzel bir yaz günündeyim.
Temmuz da toparlanır gider bu gidişle, günaydın, sade kahve!
Cemre.Y.

24 Temmuz 2024 Çarşamba

Bilmem Ki

...Bilmem Ki...
Epeydir yüreğimin coğrafyası aşırı sıcak ve kurak!
Toprağım çatlamış, yapraklarım çoktan kavrulmuş, çimenlerim solmuş.
Bilmem ki bundan sonramda,
Yağar mı nisan yağmurlarım, gelir mi ki beklenen o baharlar.
Cemre.Y.

21 Temmuz 2024 Pazar

Oysa Bugün Pazar!

...Oysa Bugün Pazar!...
Sayamadım ki kaç yalnızlık sabahı uyandım sensiz.
Yine kabuslu rüyalarımın müsebbibi,
Uykusunu alamamış küçük bir kız çocuğu mahmurluğundayım.
Şekersiz çayımı yudumlarken,
Birden bire, kaç sabaha sade kahvesiz başladığım geldi aklıma!
Kahvaltı yapmayı bile unutmuşum misal.
Oysa bugün pazar!
Şöyle aile boyu, güle oynaya yapılan,
Kalabalık kahvaltılara öykünüyor insan.
Geçer ama, neler neler geçmedi ki içimdeki bu sebepsiz hüzün de geçer.
Cemre.Y.

Evlat

...Evlat...
Evlat!
Değeri paha biçilemeyen
Tek hazinendir.
Mesela sen papatya severdin o ise lale!
Kim bilir şimdilerde,
Kim, neyi sevmekten vazgeçmiştir.
Oysa evlat...
Pahası edere denk gelemeyen
Ruhunun en eş, tek cevheridir.
Dinlenmeyi umma ondan.
Ondan sonra doğmadın sen!
Dinle...
Anla...
İdrak et!
Gerekiyordur kesin pes et, vazgeç!
Ama asla yenilme ve sakın ölme!
Doğurabildin diye de kendini,
Öyle çok da ana sanma!
Zira...
Güya analığımla övünürdüm ben en çok!
Oysa görüyorum bazen etrafımda,
Etrafındakilere yettiği yetmezmiş gibi,
Rahmetli anamın...
Bana hiç sunamadığı gözleriyle,
Gözümün dibine bakıyor şefkati.
Olası hata kararlarımdan dönüyorum.
Küsüp durduğum yaradanıma
Bir şans daha şükrediyorum....
Hala "Amin!" yani.
Cemre.Y.

19 Temmuz 2024 Cuma

Sevsene Beni!

...Sevsene Beni!...
Sana sırılsıklam terden uyunamamış,
Uykusunu alamamış da,
Küsecek kimse bulamayınca,
Yastığına, çarşafına küsmüşlüğümden sesleniyorum sevgili!
Kapım, pencerem ne varsa sonuna kadar açık.
Gelsene!
Usulca kaçırsana beni denizi olan bir yere.
Kumsalda oynayan çocuklar gibi,
Deniz suyuyla yıkasana yüzümü.
Sabah esen saba rüzgarı gibi,
Usul usul okşasana saçlarımı, omuzlarımı,
Gidersem dönmeyecekmişim gibi çok,
Sevsene beni.
Cemre.Y.

12 Temmuz 2024 Cuma

Sıcak

...Sıcak...
Geceler nemli sevgilim,
Uykularımı böldüğü yetmezmiş gibi!
Her gece çarşafıma dolanmaktan da,
Kendimi onun kollarından ayırmaya çalışmaktan da yoruluyorum.
Gündüzler desen gecelerden daha da nemli.
Soğuk soğuk sularda yıkansan da ne çare!
Çıkar çıkmaz bütün gözeneklerimden
Elekten akar gibi boşalıyor damlacıklarım.
Sen diye biri olsaydı ömrümde
Bugünleri, parmak uçlarımızı öpüştürerek geçirebilirdik.
Dahası sıcak çünkü!
Çok sıcak.
Neyse uyandık madem yeni güne,
Sade kahve sonrası çay var içersen?
İçi çocukluğundan kırık ben var seversen!
Cemre.Y.

11 Temmuz 2024 Perşembe

Bir Yağmur Suyu Hikayesi

...Bir Yağmur Suyu Hikayesi...
Yıl 1991 (On yedi yaşımdayım.)
-“Oooff anne offf yaaa!
Köyde yaşadığın günler gerilerde kaldı artık!
Görmüyor musun sular musluklardan akıyor artık!
Ne diye balkona boş bidon koyacak mışım püüfft!
Yağmur suyu dolunca ne olacak mış yani eeee!
Öfff beee!
Saçlar mı?
Ütüye mi, sular mı kesilirseee daha neler?
Altı üstü bi saat kesilir eee!
Boşuna söylenme ordan öyle sen çok bağırınca ben hiç duymuyorum seni.
--Bbla blla la laaaa blaaaa lal laaa!--
Hayret bi şi ya burası İstanbul başka da İstanbul yokk!
Ne zaman kopacaksınız bu köy kafasından!
Ne geç ergenliği yaa!
Nolmuş yani zamanında ergen olmadıysam,
Ondan mış mış hep bu asilikler miş miş püüüfff!
Oraya bi gelirse de kafamı bidona sokarmış mış!
Köşeye mi koycaktım bu boş arap sabunu kokulu turşu bidonunu ben yaa!
Iıııyykkkk!
İyi aman rahat et koydum işte.
(Kıçına sokacak sanki yağmur suyunu hayret bişi!)
Ders kitabı arası şiir çalışcam ben!
Rahat bırak beni!
Nee o da mı nee!
Yeni bi ders adı anne!
Sanki üniversiteyi kazansam da yollayabilecek de beni.
Bu nasıl egodur yaa hiç değilse kazandı diyecekmiş sülalesine.
(Ders deyince aklı duruyo kadının yaa!
Doğruyu söylüyorum neyse ki anlamıyor!
Suç benim mi?)
Bi bidon yüzünden beni ağlattın ya!
Mutlu ol anne yağmur yağıyor ben ağlarken!
Nefret ediyorum yağmurdan ve ağlamaktaannn!
Yıl 2015 (Kır bir yaşımdayım.)
- Offf anne offf yaaa!
Dünden planımı yaptımdı oysa!
Öğleden sonra işimden dönerken eksik temizlik malzemelerimi alıp
Bana bayram olmayan bayrama temizlik yapacaktım güya!
Sahi söylemedim sana değil mi?
Geçen hafta, bizim sokaktaki senin komşun Havva ablalaların binası yıkıldı
Müteahhide mi vermişler ne!
Yıkılırken bizim binanın çatır çatır sallandığını da söylerim de,
Oralardan, ya yıkılıp gitseydik diye üzülme diye söylememişimdir sana kesin!
Neyse işte kapalı camlar ardında kesif kokulara dayanamadığımı bilirsin.
Camlar apaçık bütün hafta!
Havva ablaların yıkık binasının bütün tozları da evimde tabiside!
Bilirsin beni temizliğin temiz halini severim hep ben!
Yapmaktan hiç de haz etmem!
Sırf bu sebepten!
Her şeyim gibi temizliğin temiz halini görmek de ellerimden öperken,
Bi gün önceden ayar çekmişim hamaratlığıma!
İşten eve dönerken almışım eksiklerimi.
Evime çıkarken de Behiye'den,
(Biliyorum ana!
Hani evde bi kedi kaybolsa diye,
Ona özlemli gözyaşlarını -n hatırımda hala) elektrikli süpürgesini
(Evet ilk defa,
Bozuk süpürgemi terastan fırlatıp kredi kartına dayanıp yenisini almadım.
Offf yaa evet alamadım henüz!
Dayanacak yerim kalmadı evet olur böyle şeyler hayatta) ödünç alayım dedim.
Baktım süpürgeyi verirken çaresiz moralsiz dolanıyor ortalıkta sudan çıkmış balık gibi!
Sular kesikmiş!
Sulaaarrrrrrrr!
Hem de başkası olmayan İstanbul’daaa!
Hem de sabahtan beriiiiiii!
Neee!!!!
Boşuna söylenmeyeyim mi ben çok bağırınca duyamıyormusun beni!
--Bbla blla la laaaa blaaaa lal—derdin ama neyse miii?
Yapma ana yaaa!
Zaten biliyosun bu mevsimde ellerim bütün detarjanlara alerjili!
Neee!
Terastaki mavi bidonlar mııı!
Ne diyon yaa!
Hani geçen terasta otururken ölü hayvan kokusu gelmişti burnuma da
Kaldırıp kıçımı sağa sola bakmamıştım da eve mi girmiştim!
Eee evet emindim o kokunun ölü hayvan kokusu olduğundan da
Açık havada terasta ölü hayvanın ne işi vardı çevreden sandım dı eee!
Mavi bidonlar mı?
Yağmur suyu muuu?
Ağzı açık olan küçük turşu bidonunda da ölü bi serçe mi var!
Onu da bi zahmet bahçeye mi gömeyiimmm!
Daha da neler!
Adam gibi temizliğimi onlarla yapıvereyim mi?
Pencere pervazlarını da ovayım mı yook daha neleerr!
(Herkes çaresiz dolanırken,
Küçük bidondaki yağmur suyunda boğulmuş ölü serçe bahçeye gömüldü.
Büsbüyük mavi bidondaki saf yağmur suyuyla camlar ve yerler silindi.)
Anne affet beni yaaaa!
Olaydı ellerin hala yine teker teker öperdim parmak uçlarını
Ve ben kadın olduktan sonra bi çok kereler öptüğüm gibi,
Öperdim ayaklarının parmak uçlarını.
Yağmur yağmayacak bu sefer biliyorum yeni sildiğim pencerelerime ve gözlerime.
Eminim, ağlamayacak kadar seninleyim ama!
Anaammm sahi serçeler hep mi gözleri açık ölürler?
Ve sonsuz kere sonsuz teşekkür ederim sana,
En isyankar olduğum zamanlarda bile benim ilk sevdam canım anam olduğun için.
Seni hala, her gün, yeniden seviyorum biliyorsun zaten hep ama yine duy istedim.
Duy diye bu sefer yüreğimin taaa içinden söyledim!
Beni öylece terk ettiğin o yer, sahi mi çok güzel be ana!
Bana diyorum bana, yer var mı ki caba?
Sığınır mıyım acaba senin bi kuytuna!
Cemre.Y.

8 Temmuz 2024 Pazartesi

Yarasının İzinden Öper Yalnızlığını

...Yarasının İzinden Öper Yalnızlığını...
Kimse ama hiç kimse!
Annesi, kendisinden çok başkalarının annesi olup da,
Sevilmelere sıra kendisine gelince,
Kendisine az gelen o vuslatsızlığa alışık olan birini,
Sevgisizliğiyle tehdit edemez!
Yarasının izinden öper yalnızlığını da,
Yine de minnet eylemez kimselerin yüreğine sığınmaya.
Cemre.Y.

4 Temmuz 2024 Perşembe

Gel İstersen

...Gel İstersen..
Ey benim beklemelerimin son durağı!
Sana gün doğumu turunculuğundan sesleniyorum.
Hani denize yakın nehirler olur ya,
Yavaşça süzülsem derinine diyen,
Küçük mavi bir kayığım şimdi.
Bakma sen benim,
Bir yamacın kıyısındaki ağaca bağlanmış urganıma.
Bir tutam gülüşüne bakar sana süzülmem.
Bir demet kır çiçeğine bakar sana dökülmem.
Gel istersen.
Cemre.Y.

29 Haziran 2024 Cumartesi

Bekletme Gayrı

...Bekletme Gayrı...
Ey benim gün ışığım!
Uykulu gözlerini güne açtığında,
Dudağının kenarına gülümseme yerleşsin diye,
Sana, sade kahve tadında öpücükler biriktirdim.
Merak etme...
Sen gelmeden önce,
Canımın bütün kırıklarının paslarını sildim.
Kalbimin odalarına,
Yepyeni rengarenk kırlentler yerleştirdim.
Bundan sonra, senin denizin neredeyse,
Orası benim sahilim.
Benim okyanusum neredeyse,
Orası senin limanın.
Ömür gelip geçiveriyor biz farkına bile varmadan.
Bekletme gayrı!
Gel kurul yüreğimin otağına.
Cemre.Y.

28 Haziran 2024 Cuma

Olamadık, Gitti, Bitti!

...Olamadık, Gitti, Bitti!...
Hiç olmayacak bir vakitte,
Hiç yoktan,
Ayrık otu gibi birden ortaya çıkıvermiş de,
Yıllar yılı, hayata tutunmaya çalışan,
Asma yaprağının dalına asılmış kırmızı kurdelayım şimdi.
Tutunsak da, bırakmasak ya birbirimizi!
Biliyordum elbet...
Öyle, üç beş yeşil yaprak, iki dal ile,
Şarap falan olmazdı bizden de!
Ne bileyim, kim bilir?
Belki birer fincan sade kahve eşliğinde,
Üzüm üzüm, iki gözüm, akacaktık ömürlere.
Ya da yapraklarımızdan sarılan sarmalarla,
Mutlu boğaz ilmeklerinden geçerken,
Bayram gelmiş sanırlardı hayatlarına.
Öyle nakış nakış, ince ince,
Sarıla sarıla mutlu ederdik herkesi.
Zaman işte!
Suyum yetse, toprağım yetmedi.
Güneşim yetse, bağım yetmedi.
Olamadık gitti, bitti.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...