1 Kasım 2024 Cuma

Neyse!

...Neyse!...
Kimileri,
Hayatı bir yerinden yakalamaya engel olan
Bütün sorun ve bahaneleri yok etmek için çabalar...
Çabalar...
Çabalar!
Kimileri ise...
Neyse!
Cemre.Y.

31 Ekim 2024 Perşembe

Sıcak Olsun

...Sıcak Olsun...
"Sağım solum sobe!" dedim ve gözlerimi açtım.
Meğer, herkesim, bir oyunda saklanmak için değil,
Hayatımdan kaçarken vicdanları acımasın diye yumdurtmuş gözlerimi!
Özür dilerim!
Sana, hep canından büyük değerler biçtim ben, be çocuk!
Sonsuz ve sınırsız güvenimdin sen!
Sıcaksın değil mi çocuk!
Sıcaktasın değil mi?
Adımını attığın her yer yumuşak bir sıcak nefes mi?
Odan sıcak, yatağın, yorganın, yastığın sıcak!
Ya!
Beni,
Yıllar boyu bir hiç’ e sattığın ruhun?
Sıcak olsun çocuk, o bile…
Cemre.Y.

30 Ekim 2024 Çarşamba

Seninle, Senden Öğrenmiştim

...Seninle, Senden Öğrenmiştim...
Yıllar yılı,
Yere düşen bir bardak kadar ederim yoksa,
Koca bir ömrü hangi değere feda ettiğimi düşünmekteydim!
Oysa!
Seninle, senden öğrenmiştim...
En güvendiğinin bile farklı düşünebileceğini ve herkesin,
Bir gün yüreğinden gidebileceğini...
Cemre.Y.

26 Ekim 2024 Cumartesi

Köşe Başı Yalnızlıklarım Var Benim!

...Köşe Başı Yalnızlıklarım Var Benim!...
Koca bir ömrün yarısından fazlasını,
Yalnız uyuyup,
Yalnız uyanılan günlerle geçirmiş olmama rağmen!
Bazı günlerin sabahına uyandığım,
Köşe başı yalnızlıklarım var benim!
Gün...
"Günaydın." desem değil.
"Boşver yum gözünü yastığa!" desem değil.
Yatak odamın kapısından köşeyi dönüp hole geçerim.
Mutfağın kapısından köşeyi dönüp ocağa giderim.
Bu sefer içmeyiveririm sade kahvemi.
Çaydanlığın altını yakıp,
Salonumun kapısından köşeyi dönüp,
Her zamanki oturduğum koltuğa oturup,
Köşe başı yalnızlığımın şiirini yazıp geçerim.
Öyle yani!
Köşe başı yalnızlıklarım var benim.
Cemre.Y.

19 Ekim 2024 Cumartesi

Serin

...Serin...
Serin günler bunlar!
Uyanırsın için ürperir, ellerin, ayakların üşüyüverir.
Akşam olur, gece olur, serindir,
Titrer omuz başların, yüreğin donar.
Sarılırsın kendi kendine, teselli edersin yalnızlığını!
Cemre.Y.

15 Ekim 2024 Salı

Günaydın

...Günaydın...
Günaydın ey sevgili kendim.
Güneşin yüzünden makas alarak uyandığın günler bitti.
Nicedir karanlık uyandırıyor bizi.
Malum, mevsim artık sonbahar.
Ekim sabahları serin olur, ayaklarını üşütme!
En sadesinden kahvene sarılmadan önce,
Sıcacık bir çay demle kendine.
Buruk bir yalnızlık çöreklense de yüreğine.
Üzülme ama!
Sakın üzülme!
Mevsim dediğin nedir ki,
Önündeki kışı da atlat hele!
Gelir elbet, o güzelim güneş güzeli günler.
Senin de mutlulukla salınır beyazlamaya başlayan saçların.
Günaydın ey sevgili kendim, günaydın.
Sarılayım omuz başlarıma,
Gidenlerimin, bitenlerimin yerine,
Şöyle usulca...
Öpeyim kirpiklerimden.
Cemre.Y.

29 Eylül 2024 Pazar

Eylül Akşamları Serin Olur

...Eylül Akşamları Serin Olur...
Nicedir gecenin üç otuzunda senli, sensiz kabuslarla uyanmaktayım.
Dönüp duruyorum yatağımın ortasında.
Sonra huysuz ayak sendromum sesleniyor oradan!
"Haydi kalk Cemre, iki üç tur volta at odalarında.
Ne de olsa seni sakinleştirecek hiç kimsen yok hala!"
Sonra kalbimin tam yamacında koca bir kaya oturuyor.
Böyle kıyır kıyır metcezirlerle acıtıyor anılarımı.
Üşüyor omuz başlarım gidip kıvrılıyorum yatağıma, yorganıma.
Senin de açılmış mıdır sırtın, omuzun!
Hayalimde usulca örtüyorum üzerini.
Hafifçe okşuyorum saçlarını, parmak uçlarımla çıkıyorum odandan.
Anında dönüveriyorum yalnız evime, odama!
Ayaklarımı karnıma çekip iyice kıvrılıyorum kimsesiz yatağımda.
Nicedir, olsan da, olmasan da,
Duysan da, duymasan da,
"Seni seviyorum!" diyerek uykuya dalmadığım için mi bu olanlar?
Lakin beni bilirsin yüreğimin titremeyi unuttuğu o iki cümleyi,
Hissetmediğim zaman asla fısıldamam!
Sana...
Benden uzak, kalabalık ailenle hayırlı kahvaltılar!
Unutma bugün pazar,
Sabahları hırkanı giy de çık, Eylül akşamları serin olur,
Geceleri yorganına sıkı sarıl.
Cemre.Y.

14 Eylül 2024 Cumartesi

Nicedir Aklımdasın Oysa!

...Nicedir Aklımdasın Oysa!...
Günler zerre zerre griye doğru akıp giderken
Yakındır yaz kokuları da çekip gider başka diyarlara.
Renkler solmaya başlar yavaş yavaş.
Deniz soğur, su soğur, yağmurlar soğur yakında.
Zaman, nasıl da zembereği bozulmuş saat gibi uçup gidiyor.
Bu sabah durduk yere, kahvemin telvesine sordum seni.
Nicedir aklımdasın oysa!
Sonra dedim ki kendime bugün cumartesi uyuyordur o daha!
Cemre.Y.

9 Eylül 2024 Pazartesi

Ey Benim Yürek Çiziğim

...Ey Benim Yürek Çiziğim...
Ey benim ömür yorgunu gülüşüm.
Fark etmeden nicedir sensizliğe hüküm sürmüşüm.
"Unuturum!" demiştim ya sana!
Unutmuşum!
Seni sevmeyi nicedir unuttuğumu da unutmuşum.
Oysa hiçbir şeyim olmasan bile pazartesimdin sen benim.
Mevsiminden umursuz umudumdun ya hani!
Fark etmeden umudumun da gönlü kırılmış sana.
Bunu fark ettiğimde,
Eylül ayazı dokunuyordu ayak uçlarıma.
Ey benim yürek çiziğim, yosun gözlüm.
Ömrümün kalp nakışlı gül kıvrımlı gülüşlü pazartesim.
Yakındır günler griye keser yine.
Sabahı da, akşamı da serinletir omuz başlarını.
Hiç sevmezsin biliyorum ama!
Dışarı çıkarken hırkanı, şemsiyeni yanına almayı sakın unutma.
Cemre.Y.

1 Eylül 2024 Pazar

Eylül Gelmiş Yine!

...Eylül Gelmiş Yine!...
Sayamadım ki sensiz kaç mevsim geçti.
Daha biz...
Bizsiz geçen sonbaharları,
Bizsiz geçen kışları, bizsiz geçen ilkbaharları,
Bizsiz geçen yazları yaşayamadan,
Eylül gelmiş yine!
Sonbahar yapraklarını soyunur azar azar,
Çırılçıplak yalnız kalır ağaçlar.
Ya sen?
Denizi olan kıyında mutlusundur umarım.
Ben mi?
Nicedir nefes alıyorum lakin!
Yaşadığımı söylesem yalan olur.
Zümrüdüankalığımdan çoktan caydım da.
Kelebek olacağını sanan bir tırtıl gibi,
Öylece kozamda saklanmaktayım.
Yüreğimdeki kırlangıçlar desen çoktan göçmüş!
Yüzemediğim denizlerin üstündeki martılar suskun.
Yan yana sessizce dertleşiyorlar.
Sonra kendi kendime, "Martılar!" dedim.
Kesin seni, beni, bizsizliği konuşuyorlar...
Sonra biri kulenin bayrağına kondu diğeri balondan bir kalbe.
Onlar da, öylece birbirlerinden ayrıldılar.
Cemre.Y.

25 Ağustos 2024 Pazar

Günaydın Pazar Sabahım

...Günaydın Pazar Sabahım...
Günaydın, nemden sırılsıklam olmuş yastığım.
Günaydın, gece boyu dönüp durmaktan karışmış saçlarım.
Günaydın, uykusunu alamamış kirpiklerim.
Günaydın, ömrümün son çeyreğine yakın pazar sabahım.
Gel öpeyim, sade kahve eşliğinde burnunun ucundan.
Cemre.Y.

6 Ağustos 2024 Salı

Hiç Yoktan

…Hiç Yoktan…
Hiç yoktan kahkahalarla gülen kadınlara rastladım bu sabah!
Masalarında yeşil güzeli üzüm salkımları,
Ellerinde kıpkırmızı şarap dolu kadehleriyle,
Oturmuşlar kamp sandalyelerine…
Sanırsın güneş makas almış yanaklarından,
Deniz de orada, sahil de orada, şiir de orada.
Öyle güzel gülüyorlardı ki,
Bir tutam gülüş yerleşti dudaklarımın kenarlarına.
Hiç yoktan birkaç dakikalığına da olsa güzelleşti dünyam.
Hiç yoktan sevmeyi sevdim mesela, günüm günaydınlandı.
Cemre.Y.

4 Ağustos 2024 Pazar

Ben Sustum, Şiir Oldu

...Ben Sustum, Şiir Oldu...
Her şey yazılabilirdi masmavi gökyüzündeki o bembeyaz buluta.
Ben sustum, şiir oldu.
Zira bu aralar gönlüm üzgün.
Cemre.Y.

28 Temmuz 2024 Pazar

Günaydın Sade Kahve!

...Günaydın Sade Kahve!...
Günlerdir yakan kavuran sıcaklardan sonra,
Gecelerce uyutmayan yapış yapış nemden sonra,
Nihayet, sabahına gülümsenen güzel bir yaz günündeyim.
Temmuz da toparlanır gider bu gidişle, günaydın, sade kahve!
Cemre.Y.

24 Temmuz 2024 Çarşamba

Bilmem Ki

...Bilmem Ki...
Epeydir yüreğimin coğrafyası aşırı sıcak ve kurak!
Toprağım çatlamış, yapraklarım çoktan kavrulmuş, çimenlerim solmuş.
Bilmem ki bundan sonramda,
Yağar mı nisan yağmurlarım, gelir mi ki beklenen o baharlar.
Cemre.Y.

21 Temmuz 2024 Pazar

Oysa Bugün Pazar!

...Oysa Bugün Pazar!...
Sayamadım ki kaç yalnızlık sabahı uyandım sensiz.
Yine kabuslu rüyalarımın müsebbibi,
Uykusunu alamamış küçük bir kız çocuğu mahmurluğundayım.
Şekersiz çayımı yudumlarken,
Birden bire, kaç sabaha sade kahvesiz başladığım geldi aklıma!
Kahvaltı yapmayı bile unutmuşum misal.
Oysa bugün pazar!
Şöyle aile boyu, güle oynaya yapılan,
Kalabalık kahvaltılara öykünüyor insan.
Geçer ama, neler neler geçmedi ki içimdeki bu sebepsiz hüzün de geçer.
Cemre.Y.

Evlat

...Evlat...
Evlat!
Değeri paha biçilemeyen
Tek hazinendir.
Mesela sen papatya severdin o ise lale!
Kim bilir şimdilerde,
Kim, neyi sevmekten vazgeçmiştir.
Oysa evlat...
Pahası edere denk gelemeyen
Ruhunun en eş, tek cevheridir.
Dinlenmeyi umma ondan.
Ondan sonra doğmadın sen!
Dinle...
Anla...
İdrak et!
Gerekiyordur kesin pes et, vazgeç!
Ama asla yenilme ve sakın ölme!
Doğurabildin diye de kendini,
Öyle çok da ana sanma!
Zira...
Güya analığımla övünürdüm ben en çok!
Oysa görüyorum bazen etrafımda,
Etrafındakilere yettiği yetmezmiş gibi,
Rahmetli anamın...
Bana hiç sunamadığı gözleriyle,
Gözümün dibine bakıyor şefkati.
Olası hata kararlarımdan dönüyorum.
Küsüp durduğum yaradanıma
Bir şans daha şükrediyorum....
Hala "Amin!" yani.
Cemre.Y.

19 Temmuz 2024 Cuma

Sevsene Beni!

...Sevsene Beni!...
Sana sırılsıklam terden uyunamamış,
Uykusunu alamamış da,
Küsecek kimse bulamayınca,
Yastığına, çarşafına küsmüşlüğümden sesleniyorum sevgili!
Kapım, pencerem ne varsa sonuna kadar açık.
Gelsene!
Usulca kaçırsana beni denizi olan bir yere.
Kumsalda oynayan çocuklar gibi,
Deniz suyuyla yıkasana yüzümü.
Sabah esen saba rüzgarı gibi,
Usul usul okşasana saçlarımı, omuzlarımı,
Gidersem dönmeyecekmişim gibi çok,
Sevsene beni.
Cemre.Y.

12 Temmuz 2024 Cuma

Sıcak

...Sıcak...
Geceler nemli sevgilim,
Uykularımı böldüğü yetmezmiş gibi!
Her gece çarşafıma dolanmaktan da,
Kendimi onun kollarından ayırmaya çalışmaktan da yoruluyorum.
Gündüzler desen gecelerden daha da nemli.
Soğuk soğuk sularda yıkansan da ne çare!
Çıkar çıkmaz bütün gözeneklerimden
Elekten akar gibi boşalıyor damlacıklarım.
Sen diye biri olsaydı ömrümde
Bugünleri, parmak uçlarımızı öpüştürerek geçirebilirdik.
Dahası sıcak çünkü!
Çok sıcak.
Neyse uyandık madem yeni güne,
Sade kahve sonrası çay var içersen?
İçi çocukluğundan kırık ben var seversen!
Cemre.Y.

11 Temmuz 2024 Perşembe

Bir Yağmur Suyu Hikayesi

...Bir Yağmur Suyu Hikayesi...
Yıl 1991 (On yedi yaşımdayım.)
-“Oooff anne offf yaaa!
Köyde yaşadığın günler gerilerde kaldı artık!
Görmüyor musun sular musluklardan akıyor artık!
Ne diye balkona boş bidon koyacak mışım püüfft!
Yağmur suyu dolunca ne olacak mış yani eeee!
Öfff beee!
Saçlar mı?
Ütüye mi, sular mı kesilirseee daha neler?
Altı üstü bi saat kesilir eee!
Boşuna söylenme ordan öyle sen çok bağırınca ben hiç duymuyorum seni.
--Bbla blla la laaaa blaaaa lal laaa!--
Hayret bi şi ya burası İstanbul başka da İstanbul yokk!
Ne zaman kopacaksınız bu köy kafasından!
Ne geç ergenliği yaa!
Nolmuş yani zamanında ergen olmadıysam,
Ondan mış mış hep bu asilikler miş miş püüüfff!
Oraya bi gelirse de kafamı bidona sokarmış mış!
Köşeye mi koycaktım bu boş arap sabunu kokulu turşu bidonunu ben yaa!
Iıııyykkkk!
İyi aman rahat et koydum işte.
(Kıçına sokacak sanki yağmur suyunu hayret bişi!)
Ders kitabı arası şiir çalışcam ben!
Rahat bırak beni!
Nee o da mı nee!
Yeni bi ders adı anne!
Sanki üniversiteyi kazansam da yollayabilecek de beni.
Bu nasıl egodur yaa hiç değilse kazandı diyecekmiş sülalesine.
(Ders deyince aklı duruyo kadının yaa!
Doğruyu söylüyorum neyse ki anlamıyor!
Suç benim mi?)
Bi bidon yüzünden beni ağlattın ya!
Mutlu ol anne yağmur yağıyor ben ağlarken!
Nefret ediyorum yağmurdan ve ağlamaktaannn!
Yıl 2015 (Kır bir yaşımdayım.)
- Offf anne offf yaaa!
Dünden planımı yaptımdı oysa!
Öğleden sonra işimden dönerken eksik temizlik malzemelerimi alıp
Bana bayram olmayan bayrama temizlik yapacaktım güya!
Sahi söylemedim sana değil mi?
Geçen hafta, bizim sokaktaki senin komşun Havva ablalaların binası yıkıldı
Müteahhide mi vermişler ne!
Yıkılırken bizim binanın çatır çatır sallandığını da söylerim de,
Oralardan, ya yıkılıp gitseydik diye üzülme diye söylememişimdir sana kesin!
Neyse işte kapalı camlar ardında kesif kokulara dayanamadığımı bilirsin.
Camlar apaçık bütün hafta!
Havva ablaların yıkık binasının bütün tozları da evimde tabiside!
Bilirsin beni temizliğin temiz halini severim hep ben!
Yapmaktan hiç de haz etmem!
Sırf bu sebepten!
Her şeyim gibi temizliğin temiz halini görmek de ellerimden öperken,
Bi gün önceden ayar çekmişim hamaratlığıma!
İşten eve dönerken almışım eksiklerimi.
Evime çıkarken de Behiye'den,
(Biliyorum ana!
Hani evde bi kedi kaybolsa diye,
Ona özlemli gözyaşlarını -n hatırımda hala) elektrikli süpürgesini
(Evet ilk defa,
Bozuk süpürgemi terastan fırlatıp kredi kartına dayanıp yenisini almadım.
Offf yaa evet alamadım henüz!
Dayanacak yerim kalmadı evet olur böyle şeyler hayatta) ödünç alayım dedim.
Baktım süpürgeyi verirken çaresiz moralsiz dolanıyor ortalıkta sudan çıkmış balık gibi!
Sular kesikmiş!
Sulaaarrrrrrrr!
Hem de başkası olmayan İstanbul’daaa!
Hem de sabahtan beriiiiiii!
Neee!!!!
Boşuna söylenmeyeyim mi ben çok bağırınca duyamıyormusun beni!
--Bbla blla la laaaa blaaaa lal—derdin ama neyse miii?
Yapma ana yaaa!
Zaten biliyosun bu mevsimde ellerim bütün detarjanlara alerjili!
Neee!
Terastaki mavi bidonlar mııı!
Ne diyon yaa!
Hani geçen terasta otururken ölü hayvan kokusu gelmişti burnuma da
Kaldırıp kıçımı sağa sola bakmamıştım da eve mi girmiştim!
Eee evet emindim o kokunun ölü hayvan kokusu olduğundan da
Açık havada terasta ölü hayvanın ne işi vardı çevreden sandım dı eee!
Mavi bidonlar mı?
Yağmur suyu muuu?
Ağzı açık olan küçük turşu bidonunda da ölü bi serçe mi var!
Onu da bi zahmet bahçeye mi gömeyiimmm!
Daha da neler!
Adam gibi temizliğimi onlarla yapıvereyim mi?
Pencere pervazlarını da ovayım mı yook daha neleerr!
(Herkes çaresiz dolanırken,
Küçük bidondaki yağmur suyunda boğulmuş ölü serçe bahçeye gömüldü.
Büsbüyük mavi bidondaki saf yağmur suyuyla camlar ve yerler silindi.)
Anne affet beni yaaaa!
Olaydı ellerin hala yine teker teker öperdim parmak uçlarını
Ve ben kadın olduktan sonra bi çok kereler öptüğüm gibi,
Öperdim ayaklarının parmak uçlarını.
Yağmur yağmayacak bu sefer biliyorum yeni sildiğim pencerelerime ve gözlerime.
Eminim, ağlamayacak kadar seninleyim ama!
Anaammm sahi serçeler hep mi gözleri açık ölürler?
Ve sonsuz kere sonsuz teşekkür ederim sana,
En isyankar olduğum zamanlarda bile benim ilk sevdam canım anam olduğun için.
Seni hala, her gün, yeniden seviyorum biliyorsun zaten hep ama yine duy istedim.
Duy diye bu sefer yüreğimin taaa içinden söyledim!
Beni öylece terk ettiğin o yer, sahi mi çok güzel be ana!
Bana diyorum bana, yer var mı ki caba?
Sığınır mıyım acaba senin bi kuytuna!
Cemre.Y.

8 Temmuz 2024 Pazartesi

Yarasının İzinden Öper Yalnızlığını

...Yarasının İzinden Öper Yalnızlığını...
Kimse ama hiç kimse!
Annesi, kendisinden çok başkalarının annesi olup da,
Sevilmelere sıra kendisine gelince,
Kendisine az gelen o vuslatsızlığa alışık olan birini,
Sevgisizliğiyle tehdit edemez!
Yarasının izinden öper yalnızlığını da,
Yine de minnet eylemez kimselerin yüreğine sığınmaya.
Cemre.Y.

4 Temmuz 2024 Perşembe

Gel İstersen

...Gel İstersen..
Ey benim beklemelerimin son durağı!
Sana gün doğumu turunculuğundan sesleniyorum.
Hani denize yakın nehirler olur ya,
Yavaşça süzülsem derinine diyen,
Küçük mavi bir kayığım şimdi.
Bakma sen benim,
Bir yamacın kıyısındaki ağaca bağlanmış urganıma.
Bir tutam gülüşüne bakar sana süzülmem.
Bir demet kır çiçeğine bakar sana dökülmem.
Gel istersen.
Cemre.Y.

29 Haziran 2024 Cumartesi

Bekletme Gayrı

...Bekletme Gayrı...
Ey benim gün ışığım!
Uykulu gözlerini güne açtığında,
Dudağının kenarına gülümseme yerleşsin diye,
Sana, sade kahve tadında öpücükler biriktirdim.
Merak etme...
Sen gelmeden önce,
Canımın bütün kırıklarının paslarını sildim.
Kalbimin odalarına,
Yepyeni rengarenk kırlentler yerleştirdim.
Bundan sonra, senin denizin neredeyse,
Orası benim sahilim.
Benim okyanusum neredeyse,
Orası senin limanın.
Ömür gelip geçiveriyor biz farkına bile varmadan.
Bekletme gayrı!
Gel kurul yüreğimin otağına.
Cemre.Y.

28 Haziran 2024 Cuma

Olamadık, Gitti, Bitti!

...Olamadık, Gitti, Bitti!...
Hiç olmayacak bir vakitte,
Hiç yoktan,
Ayrık otu gibi birden ortaya çıkıvermiş de,
Yıllar yılı, hayata tutunmaya çalışan,
Asma yaprağının dalına asılmış kırmızı kurdelayım şimdi.
Tutunsak da, bırakmasak ya birbirimizi!
Biliyordum elbet...
Öyle, üç beş yeşil yaprak, iki dal ile,
Şarap falan olmazdı bizden de!
Ne bileyim, kim bilir?
Belki birer fincan sade kahve eşliğinde,
Üzüm üzüm, iki gözüm, akacaktık ömürlere.
Ya da yapraklarımızdan sarılan sarmalarla,
Mutlu boğaz ilmeklerinden geçerken,
Bayram gelmiş sanırlardı hayatlarına.
Öyle nakış nakış, ince ince,
Sarıla sarıla mutlu ederdik herkesi.
Zaman işte!
Suyum yetse, toprağım yetmedi.
Güneşim yetse, bağım yetmedi.
Olamadık gitti, bitti.
Cemre.Y.

22 Haziran 2024 Cumartesi

Hayallerimden De Özür Dilerim!

...Hayallerimden De Özür Dilerim!...
Sevgili kendim, emekli olduğunda,
Sana...
Sevdiceğinle koyun koyuna geceye selam edip,
Yarınlarını düşünmeyeceğiniz uykuların ardından,
Kıyısı deniz olan pencerelerden süzülen ışıklı sabahlar,
Mutlu mutfağın ocağındaki çayınız demini alırken,
Yüzünüzü denizle yıkadığınız gün doğumları hayallenmiştim.
Şimdi, hala, yalnızlığın acı çayını tek başıma yudumlağım için,
Kendimden de hayallerimden de özür dilerim.
Cemre.Y.

18 Haziran 2024 Salı

Bazı Acılar

...Bazı Acılar...
Acı derinleştikçe...
İçine içine, haykırış içinde oluyor insan.
Bazı acıların kuyusunun dibi yok!
Cemre.Y. 

15 Haziran 2024 Cumartesi

Kime, Nasıl Güvenirim?

...Kime, Nasıl Güvenirim?...
Sana...
Sevdası yüreğine saklı bayramlar biriktirmiştim oysa!
Hani arefe gününün akşamından,
Bin bir heyecanla yastık altlarına saklanan,
Bayramlık elbiseler gibi uçuyordu eteklerim.
Yarın bayram olmasına bayram ama...
Nicedir ne bayramlarım bayram,
Ne de akşamlarım akşam.
Sonra ne mi oldu?
Hayallerimi, düşlerimin tam ortasından kestim.
Şimdi ben kime, nasıl güvenirim?
Cemre.Y.

11 Haziran 2024 Salı

Son Perde

...Son Perde...
Kendilerini benden akıllı sanan ne çok fani var şu dünyada!
Siz, hallerime güldüğünüzü sanırken,
Ben, son kahkahamın son perdesini çekiyordum.
Cemre.Y.

1 Haziran 2024 Cumartesi

Günaydın Ey Sevgili Kendim

...Günaydın Ey Sevgili Kendim...
Uykusu bölünen, korkulu gecelerden birinin sabahında,
Güneş ışıltıları öpüyorsa kirpiklerinden,
Aralık bıraktığın pencerenden süzülen,
Ilık bir rüzgar okşuyorsa yanaklarını,
Hiç yoktan, burnunun ucuna konduysa leylak kokusu,
Güne gülümseyerek uyanmaktan başka çaren yok!
Günaydın ey sevgili kendim, sadesinden bir kahveye ne dersin?
Cemre.Y.

31 Mayıs 2024 Cuma

Çamaşır Makinam Beni Terk Etme!

...Çamaşır Makinam Beni Terk Etme!...
Çamaşır makinam kaç zamandır beni terk etmek için çırpınmakta!
Sürekli altını üstünü temizlememe rağmen,
Bir sürü lavabo açıcı kullanmama rağmen
Ki lavabom tıkalı değil!
İnatla her çamaşır yıkayışımda,
Aldığı ve sıktığı suyun yarısından fazlasını mutfağıma taşırıyor!
Taşan suyu temizlerken,
"Elde yıkasam daha az yorulurdum." diye düşünüyorum ama sıkmak mesele.
O kadar söylüyorum; "Bak benim güzel emektarım, biliyorum,
Yoruldun, eskidin ama senle o kadar yıllarımız geçti.
Emekli maaşıyla yeni bir makina taksiti ödeyemem!
Zaten hala emeklerimin karşılığını alabileceğim bir iş de bulamadım.
Hadi diyelim yeni makina alabildim, senin kadar dayanıklı mı olacak yıllara!
Ben görüyorum yeni makinalar beş yıl bile dayanamıyor,
Biz seninle yaklaşık on yedi yıldır yaşıyoruz, etme eyleme!
Beni terk edersen hurdacının hurdalarının arasında paslanıp gidersin." diyorum ama nafile!
Bilmiyor ki o giderse, yerine yenisi gelse bile, eskisi gibi olamayacağız hiçbirimiz de!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...