...Mümkünse Sımsıkı Sarıl...
Sevgili, sevgilim,
Sensiz geçen,
İçinde senin olmadığın hayatımın,
Ömür törpüsü yıllarımı hiç sorma!
Hepsini ele güne şiir etmiştim zaten,
Üstüne, tam da yaralarım geçmişken,
Beni acı anılarımın izlerinden yorma!
Geçmişin, geçmişini de ta atasından affedip,
Doğmuşluğumun suçu olmadığını fark ettiğimde,
Sana dair yeni umutlarım oldu benim de!
Geçen gece misal...
Bunca zaman sokağa çıkamamış,
Farklı bir tek insana dahil olmamış olmama rağmen,
Rüyamda...
Dostlarım vardı, arkadaşlarım da yanımda,
Gitmişiz şöyle havuzlu bir restorana,
Yemişiz, içmişiz, gülmüşüz, eğlenmişiz,
Eşyalarımızı kaybetmiş,
El birliğiyle daha güzellerini bulmuşuz.
Ve sen...
Dostlarınla, arkadaşlarınla şakalaşırken,
Öylece uzaktan bakıp bakıp gülümsüyordun bana.
Hiç yoktan, yeniden sosyalleştim mesela!
Ertesi gün ve gecelerde de...
Hayatıma çökmeyince o eski karabasanlar,
Hepten umutlanır oldum ben!
Öyle eskisi gibi,
Her uyandığım günün sabahına,
Bin bir çeşit olumlamalar ekip,
Gecesinde çökertmemiştiler hayata dair filizlerimi.
Gelişine yaşıyordum hayatı.
Geçen hafta sonu aldığım yeşillikleri,
Kase kase suya salmıştım köklerinden.
Baktım ki daha da dayanamayacaklar,
Bu akşam, hiç yoktan....
Usul usul...
Aheste aheste temizledim her bir yaprağını!
Onca özenle her bir telini ayırdım dereotunun,
Dalsız yaprak ayırdım tek tek maydanozu,
Yeşil soğan, kıvırcık, sivri biber falan derken,
Oldu mu mutfağımda koca bir bahar havası!
Gönül hamsi tava dilerdi derken,
Patates haşladım mesela!
Sonra mı?
Hepsini öylece bıraktım mutfakta.
Sabah olunca yine baharı göreyim de,
Yaz gelmiş sanıp,
Ne bileyim...
Dereotunun yarısını haydari yapayım,
Yarısını da maydanozla, haşlanmış patatesle,
Şöyle acılı, acısız,
Salçalı soğanla kavuşturup buluşturayım.
Sonra ne mi oldu?
Tam da ben bu satırları yazarken zil çaldı!
Elbette sen değildin.
Yüzünde koskocaman bir gülümsemeyle,
Ortanca yeğen!
Bir elinde hamsi tava, diğerinde salata!
Sevinçle teşekkür edip,
Yaradanıma da şükredip,
Onlarını da koydum, mutfağımın bahar havasına.
Oysa dolapta da rakı vardı,
Yanında da acılı şalgam!
Gönül hoş olsa,
Rüyalar gerçek olsa,
Ne de güzel giderdi ya!
Sevgili sevgilim,
Sensiz geçen,
İçinde senin olmadığın hayatımın,
Ömür törpüsü yıllarımı hiç sorma!
Hepsini ele güne şiir etmiştim zaten.
Üstüne, tam da yaralarım geçmişken,
Beni acı anılarımın izlerinden yorma!
Durduk yere...
Kahvaltı etmek istemeyip,
Mutfağımın, bu geceden ısmarladığım,
O taze baharını yaz eyle yeter!
Misal...
Bu gece...
Kendi omuz başlarıma sarılıp,
Hep aynı olmayacak,
Hayalden düşlerle,
Teselli etmek istemiyorum kendimi,
Çünkü...
Kendi kaderimi...
Ben...
Tek başıma değiştiremiyorum!
Çünkü...
Ellerim, konu yokluk olunca,
İlkbahar, yaz, sonbahar, kış...
Hep soğuk!
Neyse ki bu zemheri ayazında,
Kendime hazırladığım,
Mutfağımda salınan taze baharlar var!
Sen...
Var mısın?
Yanaş yamacıma ve mümkünse sımsıkı sarıl!
Cemre.Y.