...Katre...
Sonra bir bakmışsın,
Ömrünü bitirdim dediğin kadının,
Geleceği griye kesmiş günlerle gecelerinin,
En buhranlı anlarının birinin sonunda,
Kadın, aynaya bakmış, gözlerinin taa içine!
Gözlerinin o güzelim yosunu solmaktayken,
Birdenbire...
Dudağının kenarına asılı kalmış o "Ben" e bakmış,
Durduk yere gülümseyivermiş o "Ben" hikayesine.
Dudakları kalp kalp olmuş o güldükçe...
Sonra çenesini dikleştirip,
Saçlarını savurarak, alnını aklaştırıp,
Kırlangıç kuşları uçuşurken boynunda,
Duruşunu düzeltip, adımını hazırlamış,
"Teker, teker, sıralı, sırasız değil,
Varsa yüreğiniz,
Hepiniz birden gelin ulan!" diye haykırmış!
Lakin...
Çoğul gelmeye hiç kimsenin gö*ü yememiş!
Asıl sır bu imiş.
Kadının milim milim söndürülen ömrü,
Katre katre lale mevsimine kesmiş.
Kadının bundan gayrı önü de, sonu da maviymiş!
Yeşilmiş, sarıymış, kırmızıymış, hep baharmış!
Ve kadın artık, renklerden en çok kırmızıyı sevmiş.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki Piri Reis haritası gibiyim.Dışım'la o kadar meşguller ki, içimi gören yok!
Cancağızım! Sana, her gün bakıp yüzünü çevirdiğin aynandan sesleniyorum, gözlerinin içine bakıyorum, buradayım, tam karşında, artık yalnız değilsin, artık yalnız değilim, artık dostuz. Sanki böyle bahçendeki erik ağacı çiçek açmış da sen karpuza aş eriyormuşsun gibi bi duygu bu... Hoş geldin madem! (Yazdıklarım bana aittir çalmayın, adımla beraber paylaşın olur mu canlarım.) Cemre.Y. #Tipinifavladığım
4 Aralık 2020 Cuma
Katre
Labels:
dudak,
gece,
gelecek,
gri,
gülümse,
kadın,
kalp,
kenar,
kırmızı,
kuşlar,
mavi,
ömür,
renk,
sevmek,
sonra,
yeşil,
yosun gözlüm,
yüreğim,
yürek
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
2 Aralık 2020 Çarşamba
O Günler De Gelecek
...O Günler De Gelecek...
Yüreğinin mengenelerinin sıkıntısından,
Gül yüzünü kedere döküp,
Lale kıvrımlı gülüşlerini soldurma,
Ömrünün en baharını yaşaman gereken yaşında,
Güz yanığı yorgunluklar biriktirme ruhuna!
Şuncacık yaşında...
Yaşından evvel ihtiyarlama a yosun gözlüm.
Gör bak!
Mehtabın yıldız yakamozları yetmezmiş gibi,
Güneş bile secde edecek ruhuna,
Gelecek...
O günler de gelecek.
Cemre.Y.
Yüreğinin mengenelerinin sıkıntısından,
Gül yüzünü kedere döküp,
Lale kıvrımlı gülüşlerini soldurma,
Ömrünün en baharını yaşaman gereken yaşında,
Güz yanığı yorgunluklar biriktirme ruhuna!
Şuncacık yaşında...
Yaşından evvel ihtiyarlama a yosun gözlüm.
Gör bak!
Mehtabın yıldız yakamozları yetmezmiş gibi,
Güneş bile secde edecek ruhuna,
Gelecek...
O günler de gelecek.
Cemre.Y.
Labels:
bahar,
gelecek,
güneş,
ihtiyar,
keder,
lale,
ruhum,
yakamoz,
yanık,
yaşa,
yıldız,
yosun gözlüm,
yüreğim,
yürek
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
28 Kasım 2020 Cumartesi
Gülümse
...Gülümse...
Hiç yoktan,
Mavi ojeli serçe parmağınıza,
Mavi bir kuşun konup,
Dudak dudağa öpüştüğünüz gelir aklınıza,
Gülümsersiniz yeniden hayata.
Cemre.Y.
Hiç yoktan,
Mavi ojeli serçe parmağınıza,
Mavi bir kuşun konup,
Dudak dudağa öpüştüğünüz gelir aklınıza,
Gülümsersiniz yeniden hayata.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
27 Kasım 2020 Cuma
Siz Bilmezsiniz
...Siz Bilmezsiniz...
Siz bilmezsiniz azizim!
Yalnızken, gözünüzün içine bakamayanlar,
Kalabalıklar ortasında, tükürüklerini saça saça,
Sizi en ağır iftiralarla yaralamaya çabalarlar!
Ben mi?
Ben affederim, yaradana havale ederim.
Sonra sonra duyar bu kulaklarım,
Sizin ardınızdan iftiralar savuranların,
Bütün o saçtıkları iftiraları,
Zamanda kendilerinin yaşamaya başladığını.
Şu yürek yok mu, ah bendeki şu yürek,
Durup düşünüp onlara da üzülürüm.
Siz bilmezsiniz azizim!
Lakin ben bilirim.
Akşam olup, gece perdesini üzerime çekip,
Yalnızlık hırkamı her giydiğimde,
Evimin beş duvarı hatırlatır o günlerimi.
O yüzdendir ki, ben bilirim,
Daha da gelecektir, yaradanın ilahi adaleti.
Cemre.Y.
Siz bilmezsiniz azizim!
Yalnızken, gözünüzün içine bakamayanlar,
Kalabalıklar ortasında, tükürüklerini saça saça,
Sizi en ağır iftiralarla yaralamaya çabalarlar!
Ben mi?
Ben affederim, yaradana havale ederim.
Sonra sonra duyar bu kulaklarım,
Sizin ardınızdan iftiralar savuranların,
Bütün o saçtıkları iftiraları,
Zamanda kendilerinin yaşamaya başladığını.
Şu yürek yok mu, ah bendeki şu yürek,
Durup düşünüp onlara da üzülürüm.
Siz bilmezsiniz azizim!
Lakin ben bilirim.
Akşam olup, gece perdesini üzerime çekip,
Yalnızlık hırkamı her giydiğimde,
Evimin beş duvarı hatırlatır o günlerimi.
O yüzdendir ki, ben bilirim,
Daha da gelecektir, yaradanın ilahi adaleti.
Cemre.Y.
Labels:
affet,
ağır,
akşam,
azizim,
duvar,
gece,
gelecek,
kalabalık,
yalnız,
yara,
yüreğim,
yürek,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
24 Kasım 2020 Salı
Gönlümü Üzdün
"Sen benim,
Gönlümü üzdün!" dediğim insanlar vardı elbette.
Cemre.Y.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
23 Kasım 2020 Pazartesi
Kader
...Kader...
Ben de şöyle ömrüme...Bob Ross amcanın, yüzündeki tebessümle,
Titan beyazıyla mutlu beyaz bulutlar çizip,
Gün sarısı rengiyle de,
Altından akan nehre güneş yansıması akıtıp,
Uzaklardaki dumanı tüten ağaç eve,
Patikadan güzel bir yol çevirip,
Yalnız olmayan yeşil ağaçların tepesine,
Oynaşan kırlangıçlar çizmeyi dilerdim.
Lakin...
Kime gösterdiysem yaralarımı,
İlk fırsatta onlar kanattılar ömrümün tuvallerini.
Eninde sonunda hep...
Elimde kaldı fırçalarımla, renklerim.
Ne yapsam, ne yapmasam...
Bir türlü şu kaderimi yeniden çizemedim.
Cemre.Y.
Labels:
beyaz,
bulut,
duman,
güneş,
kader,
mutlu,
ömrüm,
renk,
sonunda,
tebessüm,
uzak,
yalnız,
yeniden
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
21 Kasım 2020 Cumartesi
Gri Günler

...Gri Günler...
Gri günler bunlar sevgilim,
Eskiden olsa...
Güneşim beni yine terk etti diye,
Üzüm üzüm üzülüp, kederlenir,
Gelmişime, geçmişime,
Şiir şiir, mısra mısra söverdim.
Yaşı kadar ihtiyarlamaya başlayınca insan,
Alıyor yüreğini yanı başına koyuyor,
Demli bir çay eşliğinde,
Sigaraya sarılıp,
Gri günlere gri dumanlar üflüyor.
Sonra usulca toparlanıp,
Mevsimi gelince,
Yaprakları dökülmeyecek,
Renkleri hiç solmayacak,
Onu hiç terk etmeyecek,
Rengarenk yapay çiçekleriyle oynuyor.
Hiç yoktan kalbini sevindiriyor.
Gri günler bunlar sevgilim,
Gerçek olmayan,
Kokusu olmayan,
Ruhu olmayan,
Hiçbir şeyi sevmediğini de
Böylece unutuyor insan.
Şöyle içi titreye titreye,
Sevmeyi de unutuyor zamanla.
Gerçek olsa yüreği sevinirdi ya,
Kalbini sevindirmesiyle yetiniyor.
Cemre.Y.
Labels:
çay,
eski,
geçmiş,
gerçek,
gri,
güneş,
ihtiyar,
insan,
kalp,
keder,
mevsim,
mısra,
renk,
sevgilim,
sigara,
şiir,
yaprak,
yüreğim,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
14 Kasım 2020 Cumartesi
Çünkü Artık
...Çünkü Artık...
Ömrünün çoğunu...Rahmetli anan gibi,
Güneşte unutulmuş,
Atlas kumaş gibi geçirince,
Neresinden tutunmaya kalksan,
Lime lime elinde kalınca...
Artık!
Acıtmaz oluyor birçok şey!
Korkmuyorsun,
Endişelenmiyorsun,
Ürkmüyorsun,
Çünkü artık...
Hiçbir şeyi,
Eskisi gibi...
Hissetmiyorsun.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
13 Kasım 2020 Cuma
Gün Aydın Olsun
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
12 Kasım 2020 Perşembe
Gün Gelir
...Gün Gelir...
Ama hayat bu üstadım,
Gün gelir, an gelir,
Seni en sevdiklerinle sınar!
Canlarının canına...
Zeval gelmesin diye de,
Kendine etmediğin kadar,
Gece gündüz dualar edersin.
Cemre.Y.
Ama hayat bu üstadım,
Gün gelir, an gelir,
Seni en sevdiklerinle sınar!
Canlarının canına...
Zeval gelmesin diye de,
Kendine etmediğin kadar,
Gece gündüz dualar edersin.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
6 Kasım 2020 Cuma
Durduk Yere
...Durduk Yere...
Ve sonra bir gün,Bir kadın...
Hayatın ondan, bütün getirdiklerini,
Fazlasıyla götürdüklerini görünce,
Yosun gözlerini devirmekten caydı!
İçindeki karanlık odalarına inat,
Hayatının panjurlarını pembeye boyadı,
Durduk yere de...
Mavi saksılara yemyeşil çiçekler ekti.
Güneşe gülümsedi misal durduk yere.
Cemre.Y.
Hayatın ondan, bütün getirdiklerini,
Fazlasıyla götürdüklerini görünce,
Yosun gözlerini devirmekten caydı!
İçindeki karanlık odalarına inat,
Hayatının panjurlarını pembeye boyadı,
Durduk yere de...
Mavi saksılara yemyeşil çiçekler ekti.
Güneşe gülümsedi misal durduk yere.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
31 Ekim 2020 Cumartesi
Yaşıyor Muyuz Gerçekten
...Yaşıyor Muyuz Gerçekten!...
Bugün...
Durduk yere...
Yaşımdan fazlaca ihtiyarladım yine!
Göçük altında kalmış yüreğim,
Canımın canları ellerinde!
Çocukluğumun desen...
Saçları ağarmış şefkatsizlikten!
Usulca sarıldım omuz başlarıma,
Ortalığı tertemiz mis ettim,
Ölürsem arkamdan "... demesinler!"diye!
Oysa çocukluğum orada,
Tertemiz sabun kokulu evlerden birinde!
Kir kokulu gecelerden kurtulmaya çabalamakta.
Dün...
Göçük altında kalan o gencecik kız!
"Köpekleri salın, ben miyavlarım!"dedi ya!
Çocukluğumun çığlık figan,
Miyavlarıydı beni kurtaran!
Sahi...
İyi miyiz hepimiz?
İyilikte, şefkatte, sevgide miyiz biz?
Yaşıyor muyuz gerçekten!
Nasıl olsa gün...
Gün değil mi geçip giden?
Cemre.Y.
Bugün...
Durduk yere...
Yaşımdan fazlaca ihtiyarladım yine!
Göçük altında kalmış yüreğim,
Canımın canları ellerinde!
Çocukluğumun desen...
Saçları ağarmış şefkatsizlikten!
Usulca sarıldım omuz başlarıma,
Ortalığı tertemiz mis ettim,
Ölürsem arkamdan "... demesinler!"diye!
Oysa çocukluğum orada,
Tertemiz sabun kokulu evlerden birinde!
Kir kokulu gecelerden kurtulmaya çabalamakta.
Dün...
Göçük altında kalan o gencecik kız!
"Köpekleri salın, ben miyavlarım!"dedi ya!
Çocukluğumun çığlık figan,
Miyavlarıydı beni kurtaran!
Sahi...
İyi miyiz hepimiz?
İyilikte, şefkatte, sevgide miyiz biz?
Yaşıyor muyuz gerçekten!
Nasıl olsa gün...
Gün değil mi geçip giden?
Cemre.Y.
Labels:
bugün,
can kırıkları,
çığlık,
çocuk,
deprem,
gece,
gerçek,
ihtiyar,
kız çocuğu,
koku,
oysa,
şefkat,
yüreğim
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
27 Ekim 2020 Salı
Sabaha Selam Söyle Ey Yüreğim
...Sabaha Selam Söyle Ey Yüreğim...
Meğer ne çok yok'luk çekmişim ömrümde,
Ne de çok yoksun'luk!
Yıllar yılı...
Mısra mısra yazdığım yetmezmiş gibi,
Nicedir de...
Ağır bir romanın baş kahramanı olarak,
Anlatıp duruyordum, suya söyler gibi.
Üstelik...
Yıllar önce,
Yaşlı bir teyzenin bana söylediği gibi,
Zaman dönüp devran değişince,
Eskisi kadar kanatmaz oldu,
Eskisi gibi ağlatmaz oldu,
Canımın kırık canları.
Sabaha selam söyle ey yüreğim,
Gün doğunca ona yine gülümseyeceğim.
Cemre.Y.
Meğer ne çok yok'luk çekmişim ömrümde,
Ne de çok yoksun'luk!
Yıllar yılı...
Mısra mısra yazdığım yetmezmiş gibi,
Nicedir de...
Ağır bir romanın baş kahramanı olarak,
Anlatıp duruyordum, suya söyler gibi.
Üstelik...
Yıllar önce,
Yaşlı bir teyzenin bana söylediği gibi,
Zaman dönüp devran değişince,
Eskisi kadar kanatmaz oldu,
Eskisi gibi ağlatmaz oldu,
Canımın kırık canları.
Sabaha selam söyle ey yüreğim,
Gün doğunca ona yine gülümseyeceğim.
Cemre.Y.
Labels:
can kırıkları,
eski,
gülümse,
güneş,
meğer,
mısra,
nicedir,
sabah,
selam,
yokluğun,
yoksun,
yüreğim,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
23 Ekim 2020 Cuma
Sahi Çok Mu, Mutlu Musunuz Şimdi Yani!
...Sahi Çok Mu, Mutlu Musunuz Şimdi Yani!...
Ömrümün birçok yılını unutmaya koşullandığımdan beridir,
Ömrümün birkaç yılının taze anılarını da unutur olmuştum.
Durduk yere, hiç olmayacak yerde bile...
Aslında çok da önemi olmayan bir şeyi,
Sadece gerektiği anda hatırlayamadım diye,
Yüzüme koca bir şamar gibi inen,
Şakayla karışık…
"Ne çabuk unutuyorsunuz!" cümlesi asılıyordu.
Unutmaya çalıştıklarım yüzünden,
Hatırlamam gerekenleri de unutur olunca!
Yüreğime bir es çekip...
Beynimin kıvrımlarında dolanmaya başladım yeniden.
Lapa lapa yağan karlar soğuktu,
Tahta beşiğim kapıya atıldığında.
Tek gözlü evin ocağı çoktan sönmüş,
Aylardan zemheriydi.
Toz kaplamış yeni dehlizlerin kilitlerinden birini açınca...
Yağmurlar hep çamurluydu,
Çoğunlukla...
Lağım basardı bodrum katındaki kapıcı dairelerimizi.
Annem pembe bir hayale dalıp nihayet kiralık bir daire tutunca...
Bizden çok, bizimle büyüyüp evlenecek kardeşinin,
Eşiyle ayrı bir odaları olmasını dilediğini düşünemedik tabi!
Annem sevdiği adamları hep kıskanırdı!
Akrabalık derecesine bakılmaksızın,
Ondan başka hiç kimse, o adamı,
O kadar çok sevmesin isterdi sevdiğini!
Olmadı tabi!
Hiç yoktan bir arsa aldı keşfedilmemiş diyarlardan birinde!
Hiç yoktan, ev, yurt kurdu kendine.
Bizi de oraya "Ev!" diye sokuşturdu.
Olmadık tabi!
Çok geçmeden her birimiz bir başka diyarlara dağıldı.
Beynimin süzgeçlerinden geçerken...
Durduk yere, hiç olmayacak yerde bile...
Evliliğimin ilk zamanlarına rastladım.
Annem… (Kayınvalidem)
Babam… (Kayın atam)
Ve yeni kardeşlerim… (Kayınlarım)
Bir de sevdiğimdi işte!
Ondan önce başkaları alamadan…
Namusumu, nikahımı, doğmamış çocuğumu teslim ettiğim, sevildiğim.
"Ne çabuk unutuyorsun!" diyorlar bana!
Oysa ben...
Benden öncekine gitmek için,
Çok da beklemediğini de çabuk öğrenmiştim.
Oysa ben...
Daha, doğumhane kapılarında sancılanırken öğrenmiştim,
Aldatılmışlığımı, terk edileceğimi!
Sonrası sıkı bir pazarlık işte hani şu filmlerdeki gibi!
"Kızım olmadan asla!" demiş, başka da cümle etmemiştim.
Tam tamına on altı yıl...
Her gece...
Gözümü geceye yummadan önce ben...
İstisnasız her gün, en çok, onu sevdim, sadece onu!
Oysa onun bütün günlükleri beni suçluyordu hep...
Onca yıl sonra tekrar sevip, sevilmiş,
Tam da evleneceğiz, yavruma bir kardeş getireceğiz derken,
Hayallerimin ortasında aldatılmıştım yeniden!
İşte...
Tam da...
O günlere gelmişti onun, en buhranlı ergenlik hırçınlıkları!
İkimizde artık, birbirimize yetemiyorduk.
Bu çok belli!
İkimizin de yangının tam orta yerinde...
"Annen,
Ne zaman terk etti seni?" cümlesi çınlıyordu kulaklarımızda.
Benim annem, bebekliğimden terk etmişti beni!
Bense onu...
Çaresizliğimin en çaresiz zamanında…
Yetememezliğimin...
En yetimsiz zamanında!
O zamanlar!
Ne o beni tam anlayabilirdi, ne de ben onu.
Ömrümün birçok yılını unutmaya koşullandığımdan beridir,
Ömrümün birkaç yılının taze anılarını da unutur olmuştum.
Durduk yere, hiç olmayacak yerde bile...
Aslında çok da önemi olmayan bir şeyi,
Sadece gerektiği anda hatırlayamadım diye,
Yüzüme koca bir şamar gibi inen,
Şakayla karışık…
"Ne çabuk unutuyorsunuz!" cümlesi asılıyordu.
Unutmaya çalıştıklarım yüzünden,
Hatırlamam gerekenleri de unutur olunca!
Yüreğime bir es çekip...
Beynimin kıvrımlarında dolanmaya başladım yeniden.
Lapa lapa yağan karlar soğuktu,
Tahta beşiğim kapıya atıldığında.
Tek gözlü evin ocağı çoktan sönmüş,
Aylardan zemheriydi.
Toz kaplamış yeni dehlizlerin kilitlerinden birini açınca...
Yağmurlar hep çamurluydu,
Çoğunlukla...
Lağım basardı bodrum katındaki kapıcı dairelerimizi.
Annem pembe bir hayale dalıp nihayet kiralık bir daire tutunca...
Bizden çok, bizimle büyüyüp evlenecek kardeşinin,
Eşiyle ayrı bir odaları olmasını dilediğini düşünemedik tabi!
Annem sevdiği adamları hep kıskanırdı!
Akrabalık derecesine bakılmaksızın,
Ondan başka hiç kimse, o adamı,
O kadar çok sevmesin isterdi sevdiğini!
Olmadı tabi!
Hiç yoktan bir arsa aldı keşfedilmemiş diyarlardan birinde!
Hiç yoktan, ev, yurt kurdu kendine.
Bizi de oraya "Ev!" diye sokuşturdu.
Olmadık tabi!
Çok geçmeden her birimiz bir başka diyarlara dağıldı.
Beynimin süzgeçlerinden geçerken...
Durduk yere, hiç olmayacak yerde bile...
Evliliğimin ilk zamanlarına rastladım.
Annem… (Kayınvalidem)
Babam… (Kayın atam)
Ve yeni kardeşlerim… (Kayınlarım)
Bir de sevdiğimdi işte!
Ondan önce başkaları alamadan…
Namusumu, nikahımı, doğmamış çocuğumu teslim ettiğim, sevildiğim.
"Ne çabuk unutuyorsun!" diyorlar bana!
Oysa ben...
Benden öncekine gitmek için,
Çok da beklemediğini de çabuk öğrenmiştim.
Oysa ben...
Daha, doğumhane kapılarında sancılanırken öğrenmiştim,
Aldatılmışlığımı, terk edileceğimi!
Sonrası sıkı bir pazarlık işte hani şu filmlerdeki gibi!
"Kızım olmadan asla!" demiş, başka da cümle etmemiştim.
Tam tamına on altı yıl...
Her gece...
Gözümü geceye yummadan önce ben...
İstisnasız her gün, en çok, onu sevdim, sadece onu!
Oysa onun bütün günlükleri beni suçluyordu hep...
Onca yıl sonra tekrar sevip, sevilmiş,
Tam da evleneceğiz, yavruma bir kardeş getireceğiz derken,
Hayallerimin ortasında aldatılmıştım yeniden!
İşte...
Tam da...
O günlere gelmişti onun, en buhranlı ergenlik hırçınlıkları!
İkimizde artık, birbirimize yetemiyorduk.
Bu çok belli!
İkimizin de yangının tam orta yerinde...
"Annen,
Ne zaman terk etti seni?" cümlesi çınlıyordu kulaklarımızda.
Benim annem, bebekliğimden terk etmişti beni!
Bense onu...
Çaresizliğimin en çaresiz zamanında…
Yetememezliğimin...
En yetimsiz zamanında!
O zamanlar!
Ne o beni tam anlayabilirdi, ne de ben onu.
Onu tam anlamak için biraz daha mutlu çocuk hayaline bürünebilirdim.
Ben...
Bir an önce büyüyüp sırdaşım olmasını bekledim,
O...
Tam da büyümeye meyilliyken,
Benim ergenlik yaşlarıma dönüp,
Onunla saçma sapan kız kardeş kavgalarına bürünmemizi.
Olamadık tabi!
Nihayetinde...
Yazıların rengi olduğu kadar,
Renklerin de yazısı vardı ne yazık ki!
Sonra zaman dondu.
Hiç olmadı olması gerekenler.
Ölen, rahmetli anam oldu, kalan hiç kimse!
Barıştık, dost olduk, akran, hatta yaren.
Lakin konduramadık ömrümüzdeki o gedikteki,
Bütün boşluğumuzun yokluğuna ait bir kimse!
Ey insanlık...
Şimdi, bütün ömrümün,
Her saliyesini sayan,
Zaman sayaçlarını dahi hatırlıyorum!
Artık, unutmuyorum,
Sahi çok mu, mutlu musunuz şimdi yani.
Ben...
Bir an önce büyüyüp sırdaşım olmasını bekledim,
O...
Tam da büyümeye meyilliyken,
Benim ergenlik yaşlarıma dönüp,
Onunla saçma sapan kız kardeş kavgalarına bürünmemizi.
Olamadık tabi!
Nihayetinde...
Yazıların rengi olduğu kadar,
Renklerin de yazısı vardı ne yazık ki!
Sonra zaman dondu.
Hiç olmadı olması gerekenler.
Ölen, rahmetli anam oldu, kalan hiç kimse!
Barıştık, dost olduk, akran, hatta yaren.
Lakin konduramadık ömrümüzdeki o gedikteki,
Bütün boşluğumuzun yokluğuna ait bir kimse!
Ey insanlık...
Şimdi, bütün ömrümün,
Her saliyesini sayan,
Zaman sayaçlarını dahi hatırlıyorum!
Artık, unutmuyorum,
Sahi çok mu, mutlu musunuz şimdi yani.
Cemre.Y.
Labels:
anam,
anı,
anne,
çare,
gece,
hiç yok,
kara kış,
kardeş,
mutlu,
namus,
ömrüm,
sadece,
sancı,
soğuk,
yağmur,
yeniden,
zaman,
zemheri
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
22 Ekim 2020 Perşembe
Artık Acıtmıyor
Hiç acımadığı bebekliğimi,
Ve dahi!
Ve dahi!
"Nefs'in vicdansızlığıdır!" diye bile,
Hiç düşünmeden,
Hiç düşünmeden,
Hiç de yüksünmeden harcadığı,
Onca çocukluğumla, gençliğimin,
"Baba!" kelimesini affettiğimden beridir.
Artık acıtmıyor,
İlk adımın sürekli yüzüme vurulması.
Umarım haylice eğlenmiştir,
Onca çocukluğumla, gençliğimin,
"Baba!" kelimesini affettiğimden beridir.
Artık acıtmıyor,
İlk adımın sürekli yüzüme vurulması.
Umarım haylice eğlenmiştir,
Hayatımı uzaktan izleyen,
Kalubelamdaki kaderimi yazanım!
Kalubelamdaki kaderimi yazanım!
Ben de fena bir savaşçı değildim hani.
Cemre.Y.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
17 Ekim 2020 Cumartesi
Sakın Sen Ağlama

...Sakın Sen Ağlama!...
Sen, o deniz yosunu gözlerini,
Gözlerindeki o imalı bakışta...
Sözlerindeki kinayeli o nakışta...
Rüzgara teslim ettiğinden beri!
Bütün o...
Turuncu günbatımlarımı,
O hiç olmayasıca sonu hep kara kış,
Bütün sonbaharlara astım ben.
O günden sonra...
Ne vakit gök gürlese daha çok korktum.
Ne vakit şimşek çaksa...
Bütün korkularımı güneşe emanet ettim.
Bütün grilerden de hep nefret ettim.
Ama...
Yine de her doğan güne gülümsedim.
Sırf sen...
Kendini...
Bensiz kaldın sanma diye!
Çünkü ben...
Sen'dim!
Kirpiklerinden öperim tel tel...
Sakın...
Sen, ağlama e mi?
Cemre.Y.
Labels:
deniz,
gri,
güneş,
kara kış,
korku,
nefret,
öpücük,
rüzgar,
sakın,
sonbahar,
vakit,
yosun gözlüm
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
16 Ekim 2020 Cuma
Eksik

...Eksik...
Ucuza harcanmasın diye ömrümün gururu...
Pahalı gün batımlarının çok yıllık kadehlerini,
Yüzlerine döküp, arkama dahi bakmadan,
Çekip gitmişliğim çoktur da!
Hani es kaza...
Salaş bir balıkçı masasının,
Rengarenk masalarından birinde,
Hayata..
Yeni bir şans vermişçesine eğmişsem başımı,
Fesleğen yalnızlığımın tam ortasındaysam hani!
İzin vermişliğimde vardır hani,
Yüreğimin usulca okşanmasına.
Kalbimde çiçek bahçeleri açarken,
Misk-i amber kokularımı da salmışımdır ya hani!
Şimdi...
Şöyle bir bakınıyorum da yüreğimin kıyılarına,
O, onca yüze dökülen kadehlerin mi ahı vardı acaba!
Zira...
Nicedir masaların rengi solmuş,
Sandalyelerin hep bir ayağı aksak!
Bir tek fesleğen çiçeği bile yok, eksik!
Hadi insanı geçtim de...
Mavi eksik, yeşil eksik, sarı eksik,
Gururumun koca çınarının kahverengisi eksik!
Hani şöyle namus timsali falan da seçilmemişim,
Şu hayattan bir "Aferin!" bile bana hep eksik!
Daha denizi, yıldızı, yakamozu, mehtabı, ay'ı...
Daha...
Rakıyı, şalgamı, eşliğinde balığı saymıyorum bile!
Ulan özlenmeyi falan geçtim de,
"Sen bende eksik kaldın." diyenim bile olmamış hiç!
Eksik işte.
Her şey...
Herkes...
Fesleğen yalnızlığına bürünmüş ömrümde...
Ömrüm...
En başından terk edilmişçesine,
Hala, hep eksik!
Cemre.Y.
Labels:
balık,
deniz,
eksik,
fesleğen,
gurur,
hayat,
insan,
kadeh,
koku,
mavi,
misk-i amber,
nicedir,
ömrüm,
rengarenk,
şans,
yalnız,
yeşil
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
12 Ekim 2020 Pazartesi
Gece

...Gece...
Gün...
Geceye,
Usulca gözlerini kapatıverince anlıyor insan!
Burnunun direğinde derin bir hasret sancısı.
Yüzünde kocaman bir palyaço gülümsemesiyle,
Açlık desen değil, susuzluk desen hiç değil.
"Hiç!"lik yok mu, ah o hiç'lik...
Boğazının ilmeğinde koca bir yumru,
Yutkunsan yutkunamazsın o koca yalnızlığı!
Sitem edecek kimseyi de bulamayınca,
Kendi kendine söyleniveriyor insan...
Ulan!
Hadi, denizi, maviyi, güneşi,
Yıldızı, yakamozu, acemi balıkları,
Hadi gerçekleşmeyen bütün hayalleri geçtim de!
Rakı'ya da mı hasret kalır be insan!
Kimsem, neysem,
Ne değilsem!
Geçerdi belki...
Burnumun direğinden, ciğerime akan,
O anason kokusunun,
Yokluğuna da mı gücenir insan!
Gün...
Geceye,
Usulca gözlerini kapatıverince,
Olur olmadık her şeye güceniyor insan olan.
Geçerdi belki...
Burnumun direğinden, ciğerime akan,
O anason kokusunun,
Yokluğuna da mı gücenir insan!
Gün...
Geceye,
Usulca gözlerini kapatıverince,
Olur olmadık her şeye güceniyor insan olan.
Cemre.Y.
Labels:
anason,
balık,
burnumun direği,
gece,
gülümse,
hasret,
Hiç kimse,
hiç yok,
insan,
koku,
rakı,
sancı,
şalgam,
yalnız,
yoksun
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
10 Ekim 2020 Cumartesi
Öylece Geldin
...Öylece Geldin...
Oyyy benim!Her sabahına uyandığım, o yeni günüme sabırla,
Güneş gülümseyişli zamanlarımın ansızında,
En umutlu amanlarıma heyecanlanmışken,
Gece karası sürülen kimsesizliklerimde,
Sanki yarın bayrammışçasına,
Kırmızı kurdelalarla,
Yeni tohumlarımı, toprağına sürgün ettiğim!
Günler geçti, geceler söndü,
Mevsimler de değişti ya…
Hani, sen bana inatla, gelmedin ya!
"Sen, bana hiç gelmeyeceksin belli!" diye diye…
Ömrünün, bana hiç gelememeşine de ayrıca,
Bil cümle yeni sitemler hazırladığım…
Ve türlü çeşit küfürlü şiirler demlediğim!
Tam da sana, körken, sağırken, dilsizken,
Öylece geldin "He!" mi,
Öpeyim mi yaprağından!
Cemre.Y.
Labels:
bayram,
gece,
gülümse,
güneş,
heyecan,
inat,
kara kış,
kırmızı,
mevsim,
ömrüm,
öyle,
sabah,
şiir,
toprak,
uyan,
yaprak,
yarın,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Hayal
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
9 Ekim 2020 Cuma
Günaydın, Kahve!

...Günaydın, Kahve!...
Gecesinde süslenip püslenmiş,
Zülüflerini yıldızlara takmış,
Yenilenmiş, gençleşmişti.
Bu gece onun için özeldi, önemliydi.
Etrafını saran kalabalıkta gözleri onu aradı.
Kadın, gelmemişti.
Kadının gözleri yaralıydı,
Beklendiğini bile hissetmemişti.
Sancılı geçen gecesi bitip gün doğunca,
Usulca çıktı sokağa!
Galata Kulesinin ihtişamlı açılışını,
Gazete manşetlerinde okumamıştı daha!
Gitmeden önce,
Eteğindeki kafeye oturdular kızıyla,
"Günaydın, kahve!" dedi kızı
Yosun gözleri, yorgunca gülümserken!
Geçecekti elbet bu yorgun gülümsemeler.
Eninde sonunda,
Sade kahveyle de güzelleşirdi hayat.
Vedalaşmadan ayrıldılar kulenin tepesiyle,
Nasılsa daha çok gelinirdi,
Şu gözlerin canı orada kaldıkça!
Hem kim bilir belki bir gün,
Balkonundan el sallarlardı sevdikleriyle.
Cemre.Y.
Labels:
balkon,
elbette,
Galata,
gece,
gözüm,
gülümse,
Günaydın,
hayat,
kadın,
kahve,
kalabalık,
kim bilir,
sancı,
sokak,
veda,
yara,
yıldız,
yorgun,
yosun gözlüm
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
7 Ekim 2020 Çarşamba
Gözyaşı
...Gözyaşı...
Acının dibeğinde geziniyorum bugünlerde,
Sanki gözümün içine milyonlarca sivri uçlu cam kırığı dizmişler de,
Göz kapağım kapandıkça,
Acının dibeğinde geziniyorum bugünlerde,
Sanki gözümün içine milyonlarca sivri uçlu cam kırığı dizmişler de,
Göz kapağım kapandıkça,
İçim kıyım kıyım kıyılmakta.
Bakma sen böyle gülümsediğime!
Ağlarsam, ağlamalarımı durduramazsam...
Gözyaşımın tuzu,
Gözümün yarasını yakar da,
Canımın canı daha çok yanar diye korkuyorum.
Söylesene anne...
Tam olarak ne zaman geçer içimdeki bu acı.
Şimdi sağ olsan...
Yine öpmezsin biliyorum,
Hiçbir yaramı da öpmedin zaten de...
Ne var oncacık yarada diye söylenirken,
Kaynamış, durulmuş suyla pansuman yapsın desen.
Beni...
Uzaktan da olsa sevdiğini bilsem.
Ağlamamam lazım,
Yoksa gözyaşımın tuzu, gözümün yarasını yakar!
İyileşince,
Deniz kenarına giderim diye teselli ediyorum kendimi.
Suya söyler söyler ağlarım, o da geçer!
Cemre.Y.
Bakma sen böyle gülümsediğime!
Ağlarsam, ağlamalarımı durduramazsam...
Gözyaşımın tuzu,
Gözümün yarasını yakar da,
Canımın canı daha çok yanar diye korkuyorum.
Söylesene anne...
Tam olarak ne zaman geçer içimdeki bu acı.
Şimdi sağ olsan...
Yine öpmezsin biliyorum,
Hiçbir yaramı da öpmedin zaten de...
Ne var oncacık yarada diye söylenirken,
Kaynamış, durulmuş suyla pansuman yapsın desen.
Beni...
Uzaktan da olsa sevdiğini bilsem.
Ağlamamam lazım,
Yoksa gözyaşımın tuzu, gözümün yarasını yakar!
İyileşince,
Deniz kenarına giderim diye teselli ediyorum kendimi.
Suya söyler söyler ağlarım, o da geçer!
Cemre.Y.
Labels:
acı,
cam,
can kenarı,
can kırıkları,
deniz,
geçer,
gözüm,
gözyaşı,
gülümse,
kenar,
sanki,
yara,
yoksa
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
3 Ekim 2020 Cumartesi
Gülümsüyorum İşte
...Gülümsüyorum İşte...
Sana...
Şöyle denize sıfır!
Kenarında iki küçük kayığın bağlı olduğu,
Hani olur da boğulmaktan korkarsın diye de,
Az ötesinde küçük bir adacığın olduğu,
Yabancısı olmadığım bir toprağın,
Ciğerlerine kök salmış,
Lila rengi bengonvillerin çiçeklerinden birinin,
Öz içinden yazıyorum sevdiğim!
Artık merak etme beni!
Nicedir, niceyim diye.
Küçük bir operasyonla,
O koskocaman kalbimi öldürdüm işte!
Gayrı bundan sonra kıyamet mi kopar,
Nuh tufanı yeniden mi doğar,
Yoksa dünya mı soğur yeniden,
Umurumda bile değil.
Bak...
Ben, hala, bu hayata, inadına,
Gülümsüyorum işte!
Buz rengi goncalar açıyor gamzelerimde.
Cemre.Y.
Sana...
Şöyle denize sıfır!
Kenarında iki küçük kayığın bağlı olduğu,
Hani olur da boğulmaktan korkarsın diye de,
Az ötesinde küçük bir adacığın olduğu,
Yabancısı olmadığım bir toprağın,
Ciğerlerine kök salmış,
Lila rengi bengonvillerin çiçeklerinden birinin,
Öz içinden yazıyorum sevdiğim!
Artık merak etme beni!
Nicedir, niceyim diye.
Küçük bir operasyonla,
O koskocaman kalbimi öldürdüm işte!
Gayrı bundan sonra kıyamet mi kopar,
Nuh tufanı yeniden mi doğar,
Yoksa dünya mı soğur yeniden,
Umurumda bile değil.
Bak...
Ben, hala, bu hayata, inadına,
Gülümsüyorum işte!
Buz rengi goncalar açıyor gamzelerimde.
Cemre.Y.
Labels:
bundan sonra,
ciğer,
çiçek,
deniz,
dünya,
gamze,
gülümse,
hayat,
inat,
kalbim,
kayık,
korku,
nicedir,
renk,
sevdiğim,
sonra,
toprak,
yabancı
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
30 Eylül 2020 Çarşamba
Nihayet
...Nihayet...
Çivit mavisi panjurlu pencerelerinin üzerinden,Çingene pembesi begonviller sarkıyordu.
Çivit mavisi sürgülü dış kapısının önündeyse,
Koca bir saksı dolusu, henüz goncaları açmamış,
Yemyeşil yapraklarıyla sardunyalar onu bekliyordu.
Nihayet, deniz çok uzaklarda değildi,
Ve nihayet dokunmuyordu artık yalnızlık falan!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
28 Eylül 2020 Pazartesi
Bu Hiç Olmadı Şimdi
...Bu Hiç Olmadı Şimdi...
Birazdan, gün, geceye dönünce,
Çiçek Pasajının üstündeki mahyasını,
Üzgünce söndürüverir İstiklal Caddesi,
Beyoğlu'nun o gizemli Dersaadet sokağında,
Hiç olmadık yere kırılır bir çay bardağı,
Hiç olmadık yere çatlayıverir,
Nevizadenin tam orta yerinde bir rakı kadehi!
Hadi Galata Kulesinin gönlünü aldın,
Eminönünde nefeslendin ya hani!
Daha yıldızlar kurulmadan gökyüzüne,
Olanca gönül koymuşluğuyla,
Zülüflerini döküverir Kız Kulesi!
"Salacak merdivenlerinde, bana karşı,
Yarinin dudaklarından kahve bile içmeden gittin he mi?
Hani, en çok, İstanbuldun sen, bu hiç olmadı şimdi!"
Çiçek Pasajının üstündeki mahyasını,
Üzgünce söndürüverir İstiklal Caddesi,
Beyoğlu'nun o gizemli Dersaadet sokağında,
Hiç olmadık yere kırılır bir çay bardağı,
Hiç olmadık yere çatlayıverir,
Nevizadenin tam orta yerinde bir rakı kadehi!
Hadi Galata Kulesinin gönlünü aldın,
Eminönünde nefeslendin ya hani!
Daha yıldızlar kurulmadan gökyüzüne,
Olanca gönül koymuşluğuyla,
Zülüflerini döküverir Kız Kulesi!
"Salacak merdivenlerinde, bana karşı,
Yarinin dudaklarından kahve bile içmeden gittin he mi?
Hani, en çok, İstanbuldun sen, bu hiç olmadı şimdi!"
Labels:
cadde,
çay,
çıkmaz sokak,
çiçek,
dudak,
Galata,
gece,
gökyüzü,
İstanbul,
İstiklal Caddesi,
kadeh,
kahve,
kız kulesi,
merdiven,
nefes,
rakı,
sokak,
üzgün,
yıldız
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
25 Eylül 2020 Cuma
Olmuyor İşte

...Olmuyor İşte...
Ömrümün...
Taze kesilmiş çimen kokularını saymazsak,
Yüzümden makas alan güneş ışıltılarını,
Kızgın kumlardan serin sulara atlayış anlarını,
Yeni açmış bir lalenin özündeki,
Gül kıvrımlı gülümseyişli zamanlarını,
Bembeyaz bulut öbeklerinin arasından,
Usulca, şefkatle beni okşayan ılık rüzgarları
Saymazsak...
Ya da sayalım yahu!
Sayalım!
Eh, onları da yine en çok ben sevmişim hani.
Ne yaparsam yapayım,
Ne yapmazsam yapmayayım,
Hani, oluruna bırakayım olmuyor işte.
Doğduğumdan beri,
Bir sevilmemişlik kundağı var üzerimde.
Ne kadar yaş alsam, ne kadar kilo alsam,
Ne kadar çocuk olsam, ne kadar zayıflasam,
Olmuyor işte!
Bir türlü kurtulamıyorum,
Üzerime sinmiş sevilmemişlik zıbınımdan.
Hani delirsem bari diyorum kendime!
Geçer belki...
Yeterince deliremiyorum da!
Ne olacak benim bu halim?
Rahmetli anacığım, şimdi zoruna gitmesin...
Bana sebepsiz kızmalarının her birinde,
"Keşke taş olsaydın,
Bir duvara koyardım da,
Bari bir işe yarardın." derdi.
Ben bir türlü taş olmayı beceremedim.
Taş olmayı becerebilseydim zira!
Beni en çok annem severdi.
Ve yaşanmazdı bunca yaşanmayasıcalar.
Şimdi bunca yaşımda...
Buruk bir tebessüm yapıştı dudağımın kenarına,
Kaşımı gözümü düzelttim,
Saçlarımı taradım.
Artık biliyorum o gün geldiğinde,
Ben en sonunda taş olacağım!
Ömrümde sevilmediğim kadar da sevileceğim.
Umarım adımı hissettiğim gibi yazarlar.
Cemre.Y.
Labels:
anam,
belki,
beyaz,
bulut,
çimen,
çocuk,
deli,
geçer,
gülümse,
güneş,
ışıltı,
koku,
kumsal,
lale,
ömrüm,
rüzgar,
sevmek,
şefkat,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
24 Eylül 2020 Perşembe
Sonbahar Yorgunu
...Sonbahar Yorgunu...
Nicedir...Sonbahar yorgunu yüreğim.
En son ne zaman,
En zemherisine tanık olmuştum kış ayazının,
En son ne zaman,
İlkbaharın taze çimen kokusunu duymuştum,
En son ne zaman,
Ilık bir yaz akşamı saçlarımı okşamıştı.
En son ne zaman,
Güneşe alnımı öptürmüştüm mevsimsiz...
En son ne zaman ağız dolusu kahkaha atmıştım,
Hatırlayamıyorum!
Nicedir, sonbahar yorgunu yüreğim.
Cemre.Y.
Labels:
akşam,
ayaz,
bahar,
çimen,
güneş,
kara kış,
koku,
nicedir,
rüzgar,
sonbahar,
yorgun,
yüreğim,
zaman,
zemheri
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
20 Eylül 2020 Pazar
Pazar
...Pazar...
Uyandım,
Güneş'im, gri bulutların ardına saklanmış.
Eylül rüzgarı,
Sararan yaprakları koparmış dalından.
Aç karnına içilen ilaçlarımı içip,
Sade bir kahve yaptım kendime.
Sigaramı tüttürürken demliği ocağa koydum,
Güzel bir müzik açtım.
Fesleğenimin başını okşadım şefkatle,
Çünkü bugün günlerden pazar'mış!
Cemre.Y.
Güneş'im, gri bulutların ardına saklanmış.
Eylül rüzgarı,
Sararan yaprakları koparmış dalından.
Aç karnına içilen ilaçlarımı içip,
Sade bir kahve yaptım kendime.
Sigaramı tüttürürken demliği ocağa koydum,
Güzel bir müzik açtım.
Fesleğenimin başını okşadım şefkatle,
Çünkü bugün günlerden pazar'mış!
Cemre.Y.
Labels:
bugün,
bulut,
Eylül,
fesleğen,
gri,
güneş,
kahve,
pazar,
rüzgar,
sigara,
şefkat,
uyan,
yaprak
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
19 Eylül 2020 Cumartesi
Anlatacaktım
…Anlatacaktım…
Daha sana...
Daha sana...
Yasemin çiçeklerinin açtığı bir günde,
Gün doğumlarıyla, gün batımlarının aynı olmadığını,
Hatta kuşların bile,
Aynı kanat çırpmadığını anlatacaktım ya neyse!
Cemre.Y.
Gün doğumlarıyla, gün batımlarının aynı olmadığını,
Hatta kuşların bile,
Aynı kanat çırpmadığını anlatacaktım ya neyse!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
18 Eylül 2020 Cuma
Neyse
...Neyse...
Sana daha…
Güz yanığı bir söğüt ağacının,
Yapraklarına konmuş, saraypatı çiçeklerinin
Taze polenlerini anlatacaktım ya neyse!
Cemre.Y.
Güz yanığı bir söğüt ağacının,
Yapraklarına konmuş, saraypatı çiçeklerinin
Taze polenlerini anlatacaktım ya neyse!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Aşk Mı, O Ne Ki?
...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...
-
...Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben... Ne zaman şiir kuşanacak olsam, Avuç içi kadar bir coğrafyaya, Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma! ...
-
...Öylece...Çekip Gitti... Biz! Birkaç güvercine mukabil razı olduk, "Sevdadandır." dedik. “İmkansızlıktan aşktandır” dedik. ...
-
…Gözlerin Diyorum Adam… Gözlerin diyorum adam gözlerin... Öyle b/akmasalardı yüreğime Şimdi böyle sana, Lal olabilir miydi dillerim... ...
-
...Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni... Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni; Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak. Yol'unmuş ...
-
...Gözlerin Diyorum Kadın... Gözlerin...diyorum kadın... İçi cehennem dışı cennetken! Gözlerin diyorum kadın! Annem gibi, kızım gibi, ...
-
...Lal-ü Aşk... Sevgilim... Lal-ü aşk yüklü, Bulutlar geçiyor ömrümüzden. Sanki hiç! Mey dolu ağzından, Dökülmemiş gibisin En ıssız,...
-
...Sevgilim... Yüreğinin gazellerini sakın savurma sevgilim! Bırak kalsınlar, daha ne kadar dağınıksan. Toparlanma öyle hemen, ben geldi...
-
…Misket… Çocukluğumun can kırıntılarında Benim bütün oyunlarda kazandığım misketlerim, Bir kavanozda doluydu Ve mahallenin bütün kö...
-
…Adını İfşa Etme Gizli Yarim… Adını ifşa etme gizli yarim, Ola ki seni, ben gibi sevemezlerse... Sana da, bana da kıyarlar! Etme sakı...
-
...Gelsin Artık... Hani ikindi sonrası vakitlerde, Çökmeye başlardı ya akşamın hüznü... Çoğunluğunda da, sessizliğin hüküm sürdüğü, Yür...
























