11 Mayıs 2019 Cumartesi

Günün Kutlu Olsun

...Günün Kutlu Olsun...
Tam...
"Bu sensiz beşinci anneler günüm annem!" diyecektim ki vazgeçtim.
Sen beni bırakıp bu sefer sonsuzluğa gittin diye,
Benim biricik annem olduğun gerçeği hiç değişmedi ki!
Tıpkı doğumumda kız evlat olduğumu öğrenip,
Beni sevgisizliğine terk ettiğin o gün gibi!
Ben beni bildim bileli kız evlatlar en ilk, babalarına aşık olurdu.
Ben babama hiçbir zaman o kadar güvenemedim.
Ben en ilk, anasına aşık olmuş tek bebeydim.
Anasının son günlerinde,
"Gel de bir koklaya koklaya, sarıla sarıla bir öpeyim seni kuzum,
Zaten ömrümce yeterince sevemedim!" denilen cinsinden
Sen benim...
"Anneler günün kutlu olsun be anam!" dediğim sevdam.
Biliyorum bu sene...
Sana aldığım bütün o hediyelerimi dolaba tıkmayacak,
Ben yokken açıp öpmeyeceksin.
Biliyorum bu sene...
Bütün heyecanınla açacaksın sana sunduğum armağanlarımı!
Öyle ya!
Daha kalubelam okunurken,
Zıt gitmiştim tanrıya neden bana böyle bir kaderi reva gördü diye
Kendime sunulan onca yalan cennetlerden öylece caymışken ben!
Ömrümün bütün zemherilerine göğüs germişken,
Senin için kaç ömür kaç vakit, kaç zaman,
Abdest alıp, namaz kılıp, nice dualar ettim bir bilsen.
Anneler günün...
Analar günün...
Her neredeysen, yaşadığını hissettiğin her günün kutlu olsun anam!
Cemre.Y.

Sana Yalnızlığı Anlatayım Mı?

...Sana Yalnızlığı Anlatayım Mı?...
Kimsesizliği bilemem lakin,
Sana yalnızlığı anlatayım mı?
Hiç gelmeyecek bir sevgiliye,
Hiç yapamam dediğin yemekleri,
İftar sofrasına yetiştirip,
Yaptığın onca yemek masada öylece dururken,
İftar niyetine bir sigara yakıp,
Nicedir tutmalara küstüğün orucunu açmaktır.
Cemre.Y.

10 Mayıs 2019 Cuma

Yoksa Bu Kadar Yaralanmazdım

...Yoksa Bu Kadar Yaralanmazdım...
Hayatıma dokunup da,
Ömrümü yakıp giden insanları düşünüyorum da bazı bazı!
Onlar ki...
Kalbimin gizemli patikalarından yola çıkıp,
Yüreğimin gazellerini bahara çevirendiler!
Her biri kendi sıfatınca...
Sevginin de, şefkatin de, sevdanın da en has haliydiler.
Hayatıma dokunup da,
Ömrümü yakıp giden insanları düşünüyorum da bazı bazı!
Ben miydim bunca koşulsuz sevgiye aç olup,
Reklamlardı, dizi dizi filmlerdi hepsine kanan,
Yoksa onların hepsi mi, aynı tiyatronun ustasıydılar?
Yok yok, reklam olsa,
Hiç seyretmediğim anlık olaylara kanmazdım,
Dizi dizi film repliği olsa asla inanmazdım.
Hayatıma dokunup da,
Ömrümü yakıp giden insanları düşünüyorum da bazı bazı!
Her biri karşına kader çarkını ezber etmiş,
Kendi yalanına dahi önceden kendini inandırmış,
Mükemmel birer teatral trajedi performanslarını sergilediler de,
Ben, kendi ömrümü unutup, onları ayakta, yüreğimle selamlarken,
İhtimal o ki,
Seyirci olduğumu unuttum da kandım ben bütün o oyunlara.
Yoksa anısı dahi hatırıma geldiğinde,
Hiçbirinden hala...
Bu kadar derin yaralanmazdım.
Geçmişe özlem değil bu,
Her bir anı...
Sanki siyah beyaz birer Türk filmi kahramanı!
Şimdiye dönersek...
Ne jön aynı kahraman gençliğinde,
Ne de artist aynı saflıkta lakin,
Hayatıma dokunup da,
Ömrümü yakıp giden insanları düşünüyorum da bazı bazı!
Sadri Alışık diyor ya hani, o filmde...
"Ben seni unutmak için sevmedim..."diyor ya!
Her biri karşına kader çarkını ezber etmiş,
Kendi yalanına dahi önceden kendini inandırmış,
Mükemmel birer teatral trajedi performanslarını sergilediler de,
Ben, kendi ömrümü unutup, onları ayakta, yüreğimle selamlarken,
İhtimal o ki,
Seyirci olduğumu unuttum da kandım ben bütün o oyunlara.
Yoksa bu kadar yaralanmazdım hiçbir anımdan!
Cemre.Y.

7 Mayıs 2019 Salı

Ey Şefkat Neredesin?

...Ey Şefkat Neredesin?...
Ben seni en çok...
Altı yaşımın, ilk ramazan ayında bekledim.
Sıcacık ekmek kokan bacalardan dumanlar süzülürken misal.
Annemle babam,
Gizlice ziyafete konuyorlardı gecenin üç otuzu.
Kardeşimi de uyandırıp zar zor,
Kafalarımıza sümsüğü yiye yiye,
"İyi madem, tekne orucu tutarsınız sizde!" diye diye,
Boğazımıza takılan o lokmalarda bekledim.
Lakin yine de tuttum orucumu,
İftarında da ilk duamı,
"Ey şefkat neredesin?" diye ederek!
Ben seni en çok...
On üç yaşımın ramazanında bekledim.
Oruçlu ağzımla, kapıcılık yaptığımız dairelere,
Sıcak pide yetiştirmeye çalışırken,
Süslü kokana teyzelerin başımı acıyarak okşadıkları anlarda,
Eve geldiğimde, sofrayı hala kurmadan gitmişim diye diye,
Ulu orta dayak yiyerek orucumu iftar ettiğim o zamanlarda.
Lakin yine de tuttum orucumu,
İftarında da..
Orucumu açarken...
İlk duam olan,
"Ey şefkat, ya şimdi neredesin?" diyerek açarken misal.
Ben seni en çok...
On dokuz yaşımın ramazanında bekledim.
Oruç ağzımla,
Sıfatına baba denen biyolojik kimyasalın oruç falan tutmayıp,
Yine memelerime ayrı bir dokunmaya çalıştığı zaman.
Ölüme razı atlatıp,
Lakin yine de orucumu bozmadım,
Hani iftarında hani!
"Ey şefkat,
Peki ya şimdi bari neredesin?" diye dua ederek açtım orucumu!
Ben seni en çok...
Yirmi üç yaşımın ramazanında bekledim!
Karnımda beklenen o yavrunun doğumuna üç ay kala,
Eniştemin arabasıyla,
Yavrumun babasının eski sevgilisiyle kaza yaptığı gün!
Hani ben suçlanmıştım akrabalarımca,
Akrabalık bağını kuran ben oldum diye!
Ne aldatıldığımın ispatına yanabildim,
Ne de kan bağım olan insanların akrepliğine!
Lakin yine orucumu bozmadım,
İftarında da...
"Ey şefkat, ey güven, ey sevda ,
Ey yürek, neredesin?" diye dua ederek açtım orucumu.
Ben seni en çok...
Tam her şeyin artık güzel olacağına inanarak, yeni bir adımla,
Hayata yeniden başladığım o son iftarımda bekledim!
Hani sabaha kadar sarmaş dolaş sevişmişsiniz de,
Evinizden an olup çıkıp gelmişken,
Dönüşünüz boşaltılmış gibi!
Elinize haberinizde de,
Şüphenizde de olmayan bir tebligat tutuşturuluyor!
Ve siz boşanıyorsunuz!
O gün bugündür iftarım filan yok benim.
Yaktım bir sigara!
Açtım bir bira!
İftarsız açtım orucumu!
Bütün atmış bir gün cezalarım hepinize ayrı bir girsin.
Günah mı?
Baştan okuyun, yaşadıklarımı,
Bana bu kaderi yazanın adaletinin ve dahi cevapsız sorularımın,
Cevaplarını eksik bırakan, ulaştıran, ulaştıramayan,
Sorgu ve şahit melekeliğinin,
Yetki ve melekelerinde eksiklik yapan her ne cins var ise...
Taaaaaaaaaaa!
Şefkat mevkat istemiyorum ben.
Sevgi, sevda, şehvet, aşk, güven vs. de istemem!
Üstü size kalsın.
Var mı öte aleme gidip de gelen!
Bana babamın da...
Anamın da anlattığı bütün gerçekler yalanken.
Tanıdığım eril veya dişil her kim varsa,
Hani es kaza ilk anda dahi sevdiğim olsa,
"Sevişmeyelim,
Bedenim tadilatta!" demek istiyorum her seferimde!
Yakalım mı bir sigara!
Çünkü şefkat falan yazmıyor,
Okunmuyor, hiçbir ramazan mukabelelerinde!
Zulamıza saklamış mıyızdır hani, var mıdır ki iki de bira!
Neyse,
Pide kokusunu özledim ben!
Cemre.Y.

6 Mayıs 2019 Pazartesi

Sabır

...Sabır...
Hayat öyle, herkesin aksine,
Benim sabrımı bayım!
Öyle açlıkla falan sınamıyor!
Bir sabahtan ertesi sabaha,
Kuru bir lokma ekmek,
Ve suyla...
Günlerimi ertesine, aşırmışlığım çoktur yokluk zamanlarımda.
Hayat öyle, herkesin aksine,
Benim sabrımı bayım!
Bollukla da sınanmıyor!
Bir sabahtan ertesi sabaha,
Sultanlara yakışır günlerim de oldu elbette.
Hayat benim sabrımı bayım...
Bir doğumumla başımı yakan babamla,
Bir de yeterince özgür olamadığım devletle sınıyor!
Ulan babamı bile affedebildim de...
Nedir bu hiç yoktan olmayan faturaları bana yüklemleme dertleriniz.
(Adıma hat açılmış, iki yıl önce kapanmış olan bi telefon şebekesine,
Olmayan aboneliğime hacizci amcalar sarmış,
Sordum soruşturdum lakin,
Yeterli açıklamayı yapamıyorlarmış!
Kimlik bilgilerimiz miş,
Herkesin eline geçebilirmiş,
Bayiye gidip itiraz etmeli,
Öncesinde bilmem ne mail adresine,
Durumu izah eden o maili atıp, itirazımı sunmalıymışım!)
Benim sabrım bayım...
Sonunda bütün sabırlarımı kustuğum o anlarla sınanıyor!
Durduk yere...
Haciz yedin denen yerden, alacaklı oluyorsun!
Durduk yere sana yanlışlıkla yazılmış olan,
O cüzi miktarı uğraşmamak için ödeyip,
Durduk yere de
Ödediğinin yüzde on beş fazlasını çoktan kapanmış bir operatörden,
Alacak hakkın olduğunu öğreniveriyorsun!
Kimsenin kimseye borcu yoktur lakin.
"Yanında değilim lakin, seni güzel stalklarım!" diyen,
Olamayan en sevgili yerinden vurur seni.
Neyse ben epeyce küfürü yutup,
Zavallı operatöre,
"Eğer ki niyetliyseniz,
Size hayırlı iftarlar olsun!" diyecek kadar nezaketliyim.
Çok şükür bu ramazan o bari yok!
Ben burada tek başıma derdime yanarken,
O sefil iki alt katımdaki ilk iftarında,
Yine, hep olduğu gibi, bütün kaseleri, bütün tabakları,
Bütün hazırlanmış güzelim iftar sofrasından öç ala ala,
Vura kıra iftarın böğrüne böğrüne saplamıyor açlığını!
Nadirdir akşam yemeklerim benim.
Çok şükür dün yosun gözlümle doya doya yedim.
Ben babamdan sonraki,
Bütün ramazan iftarlarımda yalnız değildim.
Ve bir daha asla hiçbir iftarda,
Çatalla kaşık, tabağı dövmedi!
Hayyam işte...
Var olsun, hiç bırakmadı ki,
İlk iftarlarımın o hüznünde tek başıma beni!
Cemre.Y.

5 Mayıs 2019 Pazar

Amin Olsun

…Amin Olsun…
Sana güzel yıldızlar biriktirdim çocuk...
Sana umutlu dileklerin gerçek olacağı,
Güzel dualar biriktirdim çocuk...
Amin olsun.
Cemre.Y.

4 Mayıs 2019 Cumartesi

İstersen Gel

...İstersen Gel...
"Biliyorum, biraz geç kaldım ama, istersen gel!" dedi.
Onun da, kendince,
Güne yetişmekle ilgili benden ayrı bir dünyası vardı elbet!
Amma ve lakin ben...
O vuslat anı gelip de geçmesin diye kaç saat saydım bilseydi.
Kaç zamanımı hırpaladım, hiç olmayacak işlerle kendimi avutarak!
Bir bilseydi.
"Biliyorum, biraz geç kaldım ama istersen gel!" dedi.
"Benim canım senden yorgun be kadın, ille de gel!" demedi yani.
Bende ona, öyle yürek üzecek şiirler dizmedim tabi!
Ki bu zamanda...
Kimin umuruydu ellerimde yasemin kokulu,
Bil cümle dolusu taze lale çiçekleri...
Sanki ben hep...
Bir şekilde unutturulmuş bir zamanda gelmişim de,
Sen bana hep...
Hiç gelmek istememişsin gibi bir turuncu duygu bu!
"İstersen gel, lakin ben,
Şimdiki sana,  hiç hazır değilim gibi!"
Neyse, sen, yine de...
Tenhalarda fazla da kaybolma!
Cemre.Y.

Sevdiğim

...Sevdiğim...
Saçlarına meyve çiçekleri esmiş sevdiğim
Gün batımı güneş kırıntılarına karışmış güzelliğin.
Bir bilsen sana sarılmayı, kokunu içime sarmayı nasıl özledim.
Sen benim yorgun ömrümün en nadide bahar çiçeğisin.
Sen benim lale mevsiminde ömrüne can verdiğim...
Bilemiyorum ki seni daha nasıl sevebilirim.
Cemre.Y.

3 Mayıs 2019 Cuma

Ömrüme Bir Bak Bakayım Bir, Tastamam Geçebilmiş Mi?

…Ömrüme Bir Bak Bakayım Bir, Tastamam Geçebilmiş Mi?…
Bazen…
En can kanından dahi olsa bile, ilk karındaşın dahil…
Yaşanmış derin yaralarını konuşurken,
Yaşayan bizzat kendisi ve kız çocukları olmadığından,
"Geçmiş, işte, geçmiş de, bitmiş gitmiş, artık hatırlama!" diyorlar ya!
"Ömrüme bir bak bakayım bir, tastamam geçebilmiş mi?" diyesim geliyor!
Boğazıma bir yumru takılıyor da dilimden çıkamıyor,
Ya o geçmiş dediğin, şimdi olsaydı da, ben senin en küçük çocuğun olsaydım!
Cemre.Y.

Sadece Bir Saniyelik Düşünün

…Sadece Bir Saniyelik Düşünün…
İnsanları önden önden, yargılarken sadece bir saniyelik düşünün!
"Sizce bugün geri kalan ömrünüzün kaçıncı günü,
Ölüp gitmenize daha kaç gün kalmış olabilir?"
"Yok, ben zaten cehennem seviyorum." derseniz ona karışamam.
Cemre.Y.

2 Mayıs 2019 Perşembe

Yürek İsterdi

…Yürek İsterdi…
Birkaç zamandır yeni şiir yazmıyor muşum?
İnsan olan gözlerinin içinden güneş doğmuşken,
Geceyi de aynı gülümsemeyle kapatmışsa,
İçine derin derin resmetmekten başka şiir yazamaz ki!
Yürek isterdi elbette hiç yoktan bir şiir etsin diye, 
Hiç yoktan bir sevdaya yine gönderme yapayım lakin.
Mesele dingin, kaygısız bir huzursa…
Nicedir hasretiyle yandığı o anları salise salise,
İçine derin derin resmetmekten başka şiir yazamaz ki şair!
En çok…
Cebinde üç beş kuruşu varsa, rakıya, tabağındaki balığı,
Tabağındaki balığa eşlik eden acılı şalgamı,
Ve her birine teker teker tanıttığı kalamarı,
Güveçte hala kaynamakta olan o kaşarlı karidesi,
Tanıştırırdı yeniden birbirleriyle,
Tam da o anda…
Göz göze gelip "Şerefimize!"diyerek
Tıngırdatabiliyorsak kadehleri…
Acılı şalgam bile sevinirdi bu işe.
Cemre.Y.

1 Mayıs 2019 Çarşamba

Ben Bir Adam Tanıdım

...Ben Bir Adam Tanıdım...
Resmi tatillerde bile mesaisini vermeden işçisine
"Bizde böyle işine gelmiyorsa yol orada" diyerek,
Çalışmak zorunda bırakan patronları da gördüm.
İş olmasına rağmen "1 Mayıs'ta bari dinlensinler." diyen işvereni de.
Çalışanın maaşını SGK bordrolarında eksik gösterip,
Vergisini eksik ödeyen patronları da gördüm.
Yanında çalışan emektarları için
"Bari emekli olduklarında rahat yaşasınlar,
Emeklilik maaşlarını eksik almasınlar." diyerek,
Ne ücret alıyorlarsa,
Kuruşu kuruşuna bordrolarına yansıtıp vergisini ödeyen iş vereni de.
Çalışanın maaşlarının,
Küsüratlarını cebe indiren patronları da gördüm.
Bütün küsüratları yukarı yuvarlayıp işçisine fazlasıyla ödeyen iş vereni de.
İş yerine, özel şoförünün sürdüğü son model jipiyle gelip,
Kasım kasım kasılarak,
Daha kapıdaki görevlisinden sayıp sövmeye başlayan patronları da gördüm.
Ekmek teknesine gelirken ofisine çıkmadan önce,
Bütün çalışanlarının halini, hatırını soran iş vereni de.
Kalem oyunlarıyla ortaklarının hakkını gasp eden patronları da gördüm.
"Aman be kızım kefenin cebi mi var, sakın hak geçirme kimselere,
Kul hakkıyla gitmeyeyim öte aleme." diyen iş vereni de.
Şimdi bu olanı biteni yazarken ben içinizden diyeceksiniz ki;
"Paragrafın patronlu başlarını hepimiz tanıyoruz da,
İkinci satırlarda bahsettiğin o iş veren nerede?"
Ben bir adam tanıdım,
Hem işçisi ekmek teknesinin ve hem de iş vereni yanındaki emekçilerinin
Ve de kendisine asla ve asla "Patron!" dedirtmeyen,
Keşke benim babam olsaydı dediğim ey insan,
Ey yüce gönüllü adam,
İyi ki dört yıl önce kapını çalıp senden iş istemişim,
Senin de...
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günün kutlu ve mutlu olsun, ellerinden öperim.
Cemre.Y.

Günaydın, Kahve?

...Günaydın, Kahve?...
Sana kulak memesi kıvamında,
Yumuşacık vuslatlar biriktirip de gelmiştim oysaki,
İstesen...
Yıldız yakamoz kurabiyeler asardın karanlık gecelerimize,
İstesen yaz güneşinde,
Yağmur yağmış da,
Sanki ufkumuza gökkuşağı salınmış gibi eserdin.
Lakin ne sen vuslatı diledin,
Ne de ben gökkuşaklarının geçici hevesine kandım.
Biz bir sabaha doğduk lakin, sen bir geceyi bile biz edemedin.
Fakat yine de iyi olsun gecelerimiz sevdiğim.
Hiç yoktan,
Birimizden birimiz güzel ve gerçek olası rüyalar görsün mesela!
Zaman dilimlerimiz ayrı nasıl olsa,
Sen nereden bileceksin sana ne iyi dilekler dua eylediğimi?
Hayat!
Bana doğan bir an mı yoksa çoktan mı batmış ömrüm?
Neyse...
Günaydın, kahve?
Ben sade içerim de!
Cemre.Y.

30 Nisan 2019 Salı

Ey Hayat Sen De Beni Affet

…Ey Hayat Sen De Beni Affet…
Geleceğin bana da geleceğinden o kadar emindim ki,
Her sabaha uyandığımda aldım elime güneşin renklerini,
Boyadım ömrümü geçmişinden bugüne, hem de en olması gereken renklerde.
Her gün batımında da olduramadığım renkleri sildim birer birer.
Lakin bir şeyi unutmuşum bütün ömrümce, zira, haylice, yıprandı ömrümün tuvali.
Ey hayat sen de beni affet, yeni bir tuval alacak kadar da gereksiz macera ruhum yoktu!
Ben sadece, kendi hayatımın, kendi mutluluğunun resmini yapmaya çabalıyordum.
Cemre.Y.

29 Nisan 2019 Pazartesi

Rengarenk Renkler

...Rengarenk Renkler...
Benim sadece güneşe ve renklere ihtiyacım vardı,
Fark etmezdi ki yerleri,
Yağmur sonrası çıkacak gök kuşağında da olabilirdi,
Sahil kenarı ayağıma takılacak istiridye kabuklarında da!
Ya da ne bileyim,
Issız bir ressamın gün doğumunu resmettiği,
Rengarenk renklerin karıştığı o tuvalde de!
Fark etmezdi ki.
Benim sadece, akşam olunca yitip gitmeyecek güneşe...
Benim sadece...
Gün yerini geceye terk ettiğinde yitip gitmeyecek renklere...
Benin sadece...
Bazı rüyaların gerçek olabileceğine inanmaya ihtiyacım vardı!
Oysa mütemadiyen her gece,
Güneş bana bakan yüzünü geceye terk ettiğinde,
Gece, hep renklerimi çaldı.
Gecelerin de renkleri vardı oysaki,
Gün griye terk edip geceyi siyaha keserken,
Misal birkaç mum alevi, iki kadeh kıpkırmızı şarap,
Ne bileyim üstüne sere serpe yerleşiverecek mavi bir peluş…
Fark etmezdi ki yerleri,
Misal o gece de koynunda yatacak biricik yavrunun,
Uykuya doğru yol alırken gözüne çarpan, o son dalgalanışıyla,
Aralara serpişmiş güneş sarısı saçları.
Sana yoldaş olmuş teninin, kalp atışının kokusu…
Gecenin renkleri…
Yanında kimin olursa olsun rüyasında seni sayıklamasıdır aslında.
Oysa gece hep…
Benim bütün, rengarenk, renklerimi çaldı.
Benim sadece güneşe ve renklere ihtiyacım vardı,
Fark etmezdi ki yerleri,
Yağmur sonrası çıkacak gök kuşağında da olabilirdi,
Sahil kenarı ayağıma takılacak istiridye kabuklarında da!
Ya da ne bileyim,
Issız bir ressamın gün doğumunu resmettiği,
Rengarenk renklerin karıştığı o tuvalde de!
Fark etmezdi ki.
Benim sadece, akşam olunca yitip gitmeyecek güneşe...
Benim sadece...
Gün yerini geceye terk ettiğinde yitip gitmeyecek renklere...
Benim sadece...
Bazı rüyaların gerçek olabileceğine inanmaya ihtiyacım vardı!
Cemre.Y.

28 Nisan 2019 Pazar

Bu Dünya

…Bu Dünya…
Bütün o efsaneler, bütün o masallar falan hepsi yalan,
Kimse, o salak saçma yarışta,
En birinci olduğu için gelmedi bu dünyaya!
Sadece o, yaradan karar verdi, ananla babanın o sevişme anında,
Senden önce gelen milyonlarca sırada bekleyen sperm varken,
Bu yaşam formuna dahil etmeye sadece seni seçti.
Ve kapadı kapılarını ananın rahminin bütün hücrelerin!
Seni, bir damla öz suyu, bir damla öz suya katık eyledi.
Hep sorarım bilinmeze,
Keşke yaradanım beni o ilk an anamın rahmindeki,
Yumurtasına bebelik seçtiği o andan,
Doğduğum ana kadar an be an takip edip işlediği gibi,
Hiç değilse ben reşit olana kadar bütün anlarımı da,
Koruyup kollayacak kadar beni hala sevseydi!
Yaradanım hariç, herkesi affettim.
Cemre.Y.

27 Nisan 2019 Cumartesi

Neyse


...Neyse...
Sonra birden perde kapanıyor!
Herkes seni an'a gülümsüyorsun sanıyorken,
Sen...
Bütün gelmişine,
Bütün geçmişine,
Bütün gelemeyenlerine...
Neden hala gelmediklerine,
Kocaman kocaman gülümseyip,
Sessiz bir hıçkırıkla,
İçine gömdüklerine kahkahalar atıyorsun!
Hayat!
Söküp aldı işte...
Geriye, herkesin mutluluktan sandığı,
Bu güzel gülümseyiş kaldı.
Neyse iyi olsun bütün geceler!
Cemre.Y.

26 Nisan 2019 Cuma

Avaz

…Avaz…
Üç bebem olacaktı benim lakin,
Ondan öncesini, nikah gecemizde, sessiz avazlarla,
Alaturka bir tuvalette,
Mavi bir leğene kan uyuşmazlığından düşürüp,
Bana inanmazlarsa diyerek sessiz çığlıklarla,
Bir konserve kavanozunda çeyiz olarak götürmüştüm,
Hala da bazı geceler, ağlar ardımızdan.
Ondan sonrasını, ilk aldatıldığımı öğrendiğim gün ile,
Yeniden hamile olduğumu öğrendiğim gün olan o gün
Kürtajdan uyandığımda avaz avaz…
"Ama onun babası vardı,
Hepsinin babası oydu diye." diye koya ağladığım gün gömdüm.
Lakin arada en güzel, en destansı,
En hayal o vardı, işte, bende onu doğurdum!
İyi ki de, seni, doğurdum!
Cemre.Y.

Geç Kalmışım Çok Geç

…Geç Kalmışım Çok Geç…
Bazı güzel ömürlere geç kalmışım çok geç!
O his oluyor mu sizlere de?
Geçmişin gerçekten geçtiğini hissettiğin o an…
Teker teker silerken,
Ömründen çoktan azalmış olan bütün fotoğrafları,
İkinizin gözlerine baktın mı birer birer?
Misal sen severek, güvenerek, sevinçle bakmışsın
Fakat o sadece gülümsemiş!
Bir de silmeye kıyamadığın fotoğraflar da var misal,
O da seni hep sevmiş, ama sen yeterince sevememiş,
Kırılmasın diye sadece gülümsemişsin.
Bazı ömürlere geç kalmışım çok geç,
Eş, dost, akraba, sevgili, yar, yaren,
O fotoğrafta yanındayken,
Objektiflere gülümserken,
Senin gibi bakmamışsa zaten yalandır
Silmeye de, başlamaya da çok geç,
O his oluyor mu sizlere de?
Buruk bir tebessüm eyle de geçsin gitsin artık be!
Cemre.Y.

25 Nisan 2019 Perşembe

O Da Benim Ayıbım Olsun

…O Da Benim Ayıbım Olsun…
Dışarıya çıkıp, Ay'a bak sevdiceğim,
Yüreğimi yollayacağım sana!
Dudağından içerine derin bir nefesle çekersen beni,
Ciğerinden süzüp, yüreğine yoldaş eylersen şayet
Ki kalabalığını, acını, terk edilmişliğini,
Yalnızlığının kuraklığını terk etmişsen,
Bana dairli o nefesini,
Ciğersizlere inat, nuru pak ciğerinle çekmişsen içine eğer!
Senin yüreğine, küçük bir balıkçı kasabasının sahil kenarı hamağını kurup,
Derme çatma kulübesinde, sana, yeniden, doğmazsam o da benim ayıbım olsun.
Cemre.Y.

24 Nisan 2019 Çarşamba

Taciz... Don't Touch Me!

...Taciz... Don't Touch Me!...
Hani ülkemde olanlara şöyle bir bakıyorum da,
Milyonlarca duyarlı beyinlerin,
Sadece bir gün duyarlı olmaları ağır yaralıyor beni.
Misal çocuk bayramında,
Beş yaşında küçücük bir bebenin bağırsakları yırtılmış,
Büyüyüp evlenince sevdiğiyle sevişince,
Çocuğunun kurulup yerleşeceği rahimi parçalanmış!
Kaç gündür yoğun bakımda yatıyor türlü kabuslarla!
Ve ben...
Tek kelime şiir bile etmedim he mi?
Hangi yüzümle!
Her taciz ve tecavüz eylemi sonrası
Durup, düşünüp, soruyorum bu soruyu kendime!
Ve her seferinde de...
Annemin bizi guatr ameliyatı için bizi bırakıp gittiği,
Gündüzünde kırmızı pabuçlarımla sek sek oynadığım,
Ayaklarımın bağıra çağıra, tepine tepine,
Altı yaşımın kirlendirilmeye çalışılan bedenine dönüyorum!
"Önünü yaparsam seni alan olmaz,
Arkana yelteneyim!" diyen babamın sesi kulaklarımı tırmalıyor!
Korkudan altıma sıçışım,
Annemin ricası üzerine,
Komşunun bizi kolaçan etmek için kapıyı tıklatması,
Babamın acilen götümdeki bokları silip,
Beni kardeşimin yanına yatırması,
Söylersem, dilimi keseceğini söylemesi...
Hepsi ama hepsi an be an belleğimde!
Ben büyüyene kadar çok taciz edildim.
Ama ne zaman bir arkadaşımın evinde kalmaya kalksam,
Rahmetli annemin analığı tutardı da yollamazdı beni ya,
En çok o zaman gücüme giderdi.
"Sen düşmanı dışarıda değil ana,
Koynunda ara!" derdim de bana yine aylarca küserdi.
...Çocukluğumun Kırmızı Pabuçları...
Hani ülkemde olanlara şöyle bir bakıyorum da,
Milyonlarca duyarlı beyinlerin,
Sadece bir gün duyarlı olmaları ağır yaralıyor beni.
Misal bu akşam servisten indim,
Evime doğru yürürken,
Yaşlıca bir adamın,
Beş yaşlarında bir çocuğun burnunu silerken,
Onunla konuştuğunu gördüm de durdum!
Kanım dondu o an!
Çantamda bir şeyler arıyormuş gibi yapıp,
Epeyce dinledim onları!
Meğer çocuk gerçekten ihtiyarın torunuymuş,
Torununu parka götürüp,
Artık eve götürmek istiyormuş diye akıyormuş o sümükler!
Oysa babamın on sekiz yaşımdaki son tacizinde,
Hani o intihar eylemim olayında,
Ben odamın kapısını kililitlemiş,
Beşinci katın pencere pervazında korkudan titrerken,
"Napıyım anan vermiyor!" diyen bir babaydı o!
Yazmıştım epeyce o anları da!
Anam kurduğu pazardan gelmiş,
Epeyce bir arbede olmuş,
Ve yine anam bana küsmüştü!
Bende gece olunca anamın bütün ilaçlarından iksir yapıp içmiş,
Üç gün üç gece uyanamayınca,
Rahmetli anamın böğrüme indirdiği tekmelerle uyanmıştım.
Çok geçmedi zaten üzerinden onunla karşılaştım.
Yüreğime sevgi kırıntıları ekildi sandım,
Biri bari, uğruma ölümü göze alacak kadar beni sevdi sandım.
Öyle ya bir tek o demişti,
Ne anam, ne de babam,
Bir tek o demişti...
"Bundan sonra yanında ben varım Cemre Sultan!" diye.
İnandım, kandım, sevdim, sevdalandım.
Babamın yıllardır alamadığı bekaretimi ona hediye ettim.
Beni kucağımda iki yaşında bir bebeyle,
Eski sevgilisi için terk edip gideceğini de bilseydim,
Asla ama asla evlenmezdim.
Gider vesikalı orospu olurdum daha evla olurdu.
Zira o zamanlar ne anana, ne babana,
Ne de koynuna aldığın kocana güveniliyordu.
O vakitler düşman içerideydi zira!
Şimdi her yer ürkek birer korku.
Yani sizin sanki ilk defa yaşanıyormuşçasına,
Haber diye günlük tepkisel durumlarınızı,
Ben tam tamına otuz sekiz senedir,
Beynimde acı anı,
Yüreğinde hasarı telafisiz bir yara,
Bedenime sahip olmaya çalışan kirli eller olarak yaşıyorum.
O yüzden konuşup dillendirmeyelim bu konuları!
Siz...
Sadece empati yapmaya çalışırsınız,
Ben ya devamını getirebilseydi ne olurdu diye sonumu görürüm!
Üstelik rahmetli anamın gücüne gitmesin ama...
Sanmam ki beni doktora filan götürsün!
Ona da anlatırım diye korkardı zira.
"Anyway!
Please, go away!
Don't touch me!"
Cemre.Y.

23 Nisan 2019 Salı

Ömrüme Hoş Geldin Baharım

...Ömrüme Hoş Geldin Baharım...
Ben seni bir yaprağın üzerindeki,
Küçücük çiy tanesine yıldırım düştüğünde,
Ve yaprak alev alıp ardından donduğu vakitte,
Tam da aşkın mevsiminde,
Asil bir duruşun aynası lale eyleyip doğurdum.
Ki bakarsan tarihine,
Bütün mitolojiler de bu hikayemi doğrular!
Ben seni, koynumdan uçurup kırlangıçları,
Boynuna doladığım gönül yakan çiçeğinin,
Sevinç ışığı mevsiminde doğurdum,
Ben senin gül cemalini her gördüğümde,
İçinde kelebekler uçuşurken,
Bir yandan yağmurları ağlayan nisan ayında doğurdum.
Ben seni, bana doğurdum.
Ömrüme hoş geldin baharım.
Ömrüme hoş geldin, iyi ki geldin.
Saçlarının kokusunu tel tel içime çektiğim her an,
Her mevsiminde bana ömürler bahşeden lale mevsimim.
Ömrüne lale mevsiminden başka bahar değmesin.
Cemre.Y.

22 Nisan 2019 Pazartesi

Baharın Işığı

...Baharın Işığı...
Baharın ışığını kim kapattı acep!
Epeydir zemheriydim,
Epeydir de beklemekteydim,
İlkbaharın çimen kokulu,
Rengarenk lale mevsimini.
Kaç zaman geçti kim bilir,
Nicedir pas tuttu yüreğimin kilidi.
Elimde kurumuş bahar dalından bir anahtar,
Hani güneşi bulsam,
Hiç yoktan yeşillenirdim,
Hiç yoktan bir sızımlık boşluk bulup,
Sürgün verirdim yeni ömrüme ya!
Bu bahar da bir tastamam gelemeyecek belli.
Baharın ışığını kim kapattı acep!
Siyah beyaz resimleri hiç sevemedim halbuki.
Her yer simsiyah,
Her yer bembeyaz,
Her yer gri.
Cemre.Y.

21 Nisan 2019 Pazar

Bugün Pazar

...Bugün Pazar...
Sesine de,
Nefesine de
Ne de çabuk alışıyor insan!
Belki bundandır
Yanında olduklarına yarattığın bağımlılığın!
Şimdi bütün sesleri dinlesem ne fayda!
Sesler içinde sessizim,
Bugün pazar ve ben yine...
Sensizim!
Nefessizim!
Kimsesizim.
Cemre.Y.

20 Nisan 2019 Cumartesi

Bugün Günlerden Sen

…Bugün Günlerden Sen…
Sadece...
Bir gün batımının yolculuğunun sonunda,
Yeni bir zamanın akışına yeni güneş doğduğunda
Bambaşka bir şehre...
Deniz tuzu, iyot kokusu olan bir şehre,
Bambaşka bir hayata uyanmak istiyorum artık!
Ve "Bugün günlerden sen." demek istiyorum birine,
Hem de her gün, her gece…
Ama hangi sen?
Artık yanın, yönün ben olayım,
Anlar arası değişip durma istersen?
Cemre.Y.

19 Nisan 2019 Cuma

Gecelerin Hayalleri Çoktan Yanık

...Gecelerin Hayalleri Çoktan Yanık...
Günler nasıl olsa bir şekilde geçip gidiyor da!
Akşam olup evinin kapısını kapattığında,
Dış kapı anahtarını kapının içine alıp,
Kilide yan taktığında başlıyor hiç kimsesizlik!
Şöyle bir günün kalabalığını soyunup,
Yorgun ayaklarını sehpaya uzatıp,
Yorgun başını şiire dayadığında anlıyorsun ki,
"Günaydın" lar bir şekilde oluyor ömründe,
"İyi akşamlar" ın da geçip gidiyor temennilerle.
Lakin...
Gecelerin hayalleri yanık!
Nice vakit geçti ömründen de
Kaç vakittir...
Hiç...
"İyi geceler" geçmemiş ömründen.
Bugün kandil misal,
Şehrimin bütün camilerinin mahyalarında
"Hayırlı Kandiller!" yanıyordur ışıl ışıl!
Tanıdık, hatta akrabalarca atılan toplu mesajlar gibi.
Benim gibi Allah'ın da gücüne gidiyor mudur acaba?
O da akşam olup, günü geceye mecbur bıraktığında,
Benim kadar hiç kimsesiz hissediyor mudur kendisini?
Neyse geceye bir kandil yakalım ustam,
Ola ki Ay yorulur, yıldızlar da söner!
Ki zaten gecenin hayalleri çoktan yanık.
Cemre.Y.

18 Nisan 2019 Perşembe

En Son Ne Vakit

...En Son Ne Vakit...
En son, ne vakit,
Bütün hayallerime kırılmıştım hatırlıyorum,
Akşamüzerini geçip,
Güneşin güne doğmaya değil de,
Geceye batmaya meyl ettiği,
Geceye hayallenen o an'ın,
Sabahı ile akşamı arası,
Doğuşuyla, batışının,
Aynı fotoğraf karelerinde,
Gün batımında yansıyan o objektif görüntüsünün,
Gün doğumu gibi sunulup aynı zaman gibi sunulması,
Ya da tam aksi seda bir görüntüyle,
Gün batımının zamanına zamansızlık atfedilmesi an'ıydı!
En son, ne vakit,
Bütün hayallerime kırılmıştım hatırlıyorum!
Gerçekleşeceğine kesin gözüyle inandığımız,
Üzerimize yorgan diye serip rüyalarımıza kardığımız,
Birer yıldız kayması sanıp, dilek mendillerimizden,
Rüyalar uçurduğumuz bütün o yıldızların,
Birer uydu parçalanması,
Ne bileyim birer meteor yanığı olarak,
Dünyamıza düştüğü zamandı.
Velev ki, senin bir ömür desturun var.
"Bu hayatta imkansız diye bir şey yoktur,
Olasılıksızlıkları azaltabilmeye bakar her şey!"
Yeter ki hayaller kırılmasın, kırdırtma!
Cemre.Y.

17 Nisan 2019 Çarşamba

Nisan Yağmurları

...Nisan Yağmurları...
Nisan yağmurları geçiyor ömrümüzden,
Hiç yoktan sele kesiyor vatanımın bir şehri,
Hiç yoktan don vuruyor bahara çiçeklenen meyvelerime!
Halbuki biz zemherileri geçip de gelmiştik bu mevsime.
Halbuki biz sonbaharda savrulup solan son yaprak idik!
Ne bileyim hiç yoktan eriğe kesecekti dallarımız,
Hiç yoktan çilek, hiç yoktan kiraz kiraz salınacaktık!
Nisan yağmurları geçiyor ömrümüzden,
Vazgeçmek fıtratımızda yok lakin...
Ya pes ettirirlerse!
Sonundaysa, asıl onlara,
"Pes!" dedirtmek gerek bence,
Yetmedi mi ömrümüze serdikleri kara bulutları büyücü ruhların,
Sonu gelmeli artık, o kapkara bulutların.
Vaktidir, coğrafyamı yeniden doğurmamın!
Cemre.Y.

16 Nisan 2019 Salı

Herkes Duydu Ama Hiç Kimse Duymadı

...Herkes Duydu Ama Hiç Kimse Duymadı...
Daha kundağımda susturulmuştu çığlıklarım,
Uzunca yıllar da her hazana sardığımda,
Ellerimle kapatıp başımı,
Tahta sıralara aktardım gözyaşlarımı,
Teneffüs saatleriydi misal!
Arka sıradaki kız,
Bu sene annesinin ona bu doğum gününde de,
Ne hediyeler aldığını ballandıra ballandıra anlatıyordu.
Ders esnasıydı misal!
Sıralar arası not kağıtlarının,
Uçak olup, oğlanlardan kızlara uçuştuğu zamanlardı.
Zamanlar anlatıyordu derslerde,
Türkçe'nin ardından gelen İngilizcede de!
Sıfatı öğretmenken, hoca'm denilen o insanlar,
Ne de çok nefes tüketiyordu be!
"Çok arayacaksınız bugünleri çok!" derlerdi her ders bitiminde.
Ben daha yılın başından yapardım bütün ödevlerimi!
Daha iyi, daha çalışkan,
Daha parmakla gösterilen o inek olayım diye değil ha!
Arayacağımı hiç sanmadığım o zamanlar bir an önce bitsin diye.
Türkçe ya da İngilizce öğretmeni olsun fark etmez,
Diğer bütün öğrenciler kendi güncel haylazlıklarındayken,
Durduk yere bölerlerdi,
Kağıttan gemiler yapıp,
Ellerimle kapatıp başımı,
İnce ince döktüğüm gözyaşlarımdan yaptığım okyanus'umun akışını!
Hiç unutmam aynı gün Türkçe öğretmenimle,
İngilizce öğretmenim bir olmuşlar gibi,
Aynı soruyu sormuşlardı,
"Zamanın hiç olmamış hali nedir?" dedi biri
"What is the state of time never existed!" gibi bir şey dedi öteki.
Herkes hep birden sustu.
Birine "Kağıttan gemilerin çözünüp suya karıştığı an!"
Çünkü bütün kağıttan gemilerim battı!" dedim
Diğerine;
"When the my ships from the paper dissolve,
Because all my paper ships have sunk!" gibi bir şeyler dedim.
Lakin yine de zamanı ömrümden aşıramadım!
Hayat bana azimli bir garezle
"Try again!" demeye devam ediyor derdi neyse benle!
Oysa daha...
Daha kundağımda susturulmuştu çığlıklarım,
Ne çığlık figan yorgunluklarımı gören oldu,
Ne de suskun cümlelerimin avazlarını hisseden!
Herkes Duydu Ama Hiç Kimse Duymadı!
Dün Notre Dame Kadetrali yandı,
İçinde kamburum da vardı!
Büsbütün zaman an'da dondu yani!
Fransız'a, ve de Fransızcaya dair hiçbir anım da yoktu oysa!
Daha kundağımda susturulmuştu çığlıklarım,
Herkes duydu ama, hiç kimse duymadı.
Cemre.Y.

15 Nisan 2019 Pazartesi

Şifa

...Şifa...
O değil de hastalanıp gücünüz bittiğinde,
Bir tas olsun çorba yapacak biriniz olmalı ömrünüzde.
Terler içinde sanrılarınızı sayıklarken, 
Üstünüzü başınızı kurulayıp, şifalı cümleleriyle,
Şefkatiyle iyileştirecek birileri olmalı hayatınızda.
Yoksa ölmüyorsak nefes alıyoruz çok şükür.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...