...Yarın Ölebilirim Sevdiğim Seveceksen Bugün Sev!...
Ben senin şu lanet hayattan alacağın intikamın değilim be adam'ım,
Bakma sen sıfatım da arkadaşına arkadaş, dostuna dost,
Sevdiğine sevdiceğince cilveli kadınlığıma!
Eril cinsiyete dair değildir adamlığımın da kitabı.
Adem'den yani insan'dan gelir cevherinin hükmü ki,
Ben de gerektiğinde adam'ım/adem'im.
Benim de sırtımda onlarca, binlerce güven yarası var misal!
Adem Havva'ya inanıp o yasak elmayı yediyse,
Havva da Allah'a güvenmişti misal!
Ne bilsin şeytanı bile denemek uğruna,
Kendi kılığına razı gelip Havva'yı feda edebileceğini!
Ki bu alem yedi kat ise kim bilir bizler kaçıncı mutantlarız?
"İkra!" demiş sonra yaradan son peygamberimize!
Sonra sonra insanlığa "Eskileri okumayın!" demeyi de ihmal etmemiş.
Ki biliyor zira...
Bütün masalların başı ve sonu ta yunan mitinden, sümer mitinden,
Maya takviminden beri hep aynı!
Günümüz dizilerine benziyor biraz, mekan ayrı, zaman ayrı, insanlar ayrı,
Hikayenin özü hep aynı!
Ben senin şu lanet hayattan alacağın intikamın değilim be adam'ım,
Bakma sen benim sol gözümün tembel olup tam göremeyişine,
Sağ gözüm herkesten iyi görür yüreğimi soldan kapadığımda.
Ama sen sus!
Bu gece ben konuşayım ruhunla!
Ne kadar da korkuyoruz değil mi?
Sıfat kattığımız insanlarca yeniden yaralanmaktan,
Ki birini en ilk tanıyacakken bi tık düşünüyoruz,
Ki arkadaş seçerken iki tık düşünüyoruz,
Ki dost seçecekken ömrümüze üç tık!
Ki aşkı geçtikte hani çoktan...
Kendimize bir yol ayrımılık yeni bir hayat seçerken?
Özenle ördüğümüz o güven duvarlarımızın tuğlalarını
Teker teker geleceğe arşınlarken korkuyoruz elbette!
Habil'di Kabil'di değil artık korkumuz.
Korkumuz ya aynı sevdanın yarasından hançerlenirsek!
Ki ben kelimelerimi bile özenle seçtimdi sana!
Mademki aşmayacaksın kendine ördüğün duvarları,
Mahzenimde sakladığım çok yıllık yalnızlıklarım var,
İşte asıl onları hiç kimsem bilmiyor!
Yarın ölebilirim sevdiğim seveceksen bugün sev!
Cemre.Y.
Ben senin şu lanet hayattan alacağın intikamın değilim be adam'ım,
Bakma sen sıfatım da arkadaşına arkadaş, dostuna dost,
Sevdiğine sevdiceğince cilveli kadınlığıma!
Eril cinsiyete dair değildir adamlığımın da kitabı.
Adem'den yani insan'dan gelir cevherinin hükmü ki,
Ben de gerektiğinde adam'ım/adem'im.
Benim de sırtımda onlarca, binlerce güven yarası var misal!
Adem Havva'ya inanıp o yasak elmayı yediyse,
Havva da Allah'a güvenmişti misal!
Ne bilsin şeytanı bile denemek uğruna,
Kendi kılığına razı gelip Havva'yı feda edebileceğini!
Ki bu alem yedi kat ise kim bilir bizler kaçıncı mutantlarız?
"İkra!" demiş sonra yaradan son peygamberimize!
Sonra sonra insanlığa "Eskileri okumayın!" demeyi de ihmal etmemiş.
Ki biliyor zira...
Bütün masalların başı ve sonu ta yunan mitinden, sümer mitinden,
Maya takviminden beri hep aynı!
Günümüz dizilerine benziyor biraz, mekan ayrı, zaman ayrı, insanlar ayrı,
Hikayenin özü hep aynı!
Ben senin şu lanet hayattan alacağın intikamın değilim be adam'ım,
Bakma sen benim sol gözümün tembel olup tam göremeyişine,
Sağ gözüm herkesten iyi görür yüreğimi soldan kapadığımda.
Ama sen sus!
Bu gece ben konuşayım ruhunla!
Ne kadar da korkuyoruz değil mi?
Sıfat kattığımız insanlarca yeniden yaralanmaktan,
Ki birini en ilk tanıyacakken bi tık düşünüyoruz,
Ki arkadaş seçerken iki tık düşünüyoruz,
Ki dost seçecekken ömrümüze üç tık!
Ki aşkı geçtikte hani çoktan...
Kendimize bir yol ayrımılık yeni bir hayat seçerken?
Özenle ördüğümüz o güven duvarlarımızın tuğlalarını
Teker teker geleceğe arşınlarken korkuyoruz elbette!
Habil'di Kabil'di değil artık korkumuz.
Korkumuz ya aynı sevdanın yarasından hançerlenirsek!
Ki ben kelimelerimi bile özenle seçtimdi sana!
Mademki aşmayacaksın kendine ördüğün duvarları,
Mahzenimde sakladığım çok yıllık yalnızlıklarım var,
İşte asıl onları hiç kimsem bilmiyor!
Yarın ölebilirim sevdiğim seveceksen bugün sev!
Cemre.Y.





























