| ...Pazar Güneşim... |
| Sana sevda sokağının çıkmazlarında rastladım sevdiceğim. |
| İkimizin de üstü başı yürek kırığıydı. |
| Oturduk kaldırım taşına usul usul ömrümüzü döktük birbirimize. |
| Bir yaprak sen soyundun hayatından bir yaprak ben. |
| Şimdi çırılçıplak kaldık biz bize sarıldık sımsıkı. |
| Senin yüreğin benim kıraç yalnızlığıma dokundu. |
| Benim yüreğim senin kurak yalnızlığına. |
| Günaydın pazar güneşim. |
| Ben seni kalbimin limanına mühürledim. Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki Piri Reis haritası gibiyim.Dışım'la o kadar meşguller ki, içimi gören yok!
Cancağızım! Sana, her gün bakıp yüzünü çevirdiğin aynandan sesleniyorum, gözlerinin içine bakıyorum, buradayım, tam karşında, artık yalnız değilsin, artık yalnız değilim, artık dostuz. Sanki böyle bahçendeki erik ağacı çiçek açmış da sen karpuza aş eriyormuşsun gibi bi duygu bu... Hoş geldin madem! (Yazdıklarım bana aittir çalmayın, adımla beraber paylaşın olur mu canlarım.) Cemre.Y. #Tipinifavladığım
10 Mart 2019 Pazar
Pazar Güneşim
Labels:
çıkmaz sokak,
çırılçıplak,
güneş,
hayat,
kalbim,
liman,
mühür,
ömrüm,
pazar,
sevda,
sevdiceğim,
yalnız,
yaprak
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
9 Mart 2019 Cumartesi
Hoş Geldin Yalnızlığım
...Hoş Geldin Yalnızlığım...
Bir vakit sonra anlıyor insan,
Ruhsal yalnızlıklarla
Tensel yalnızlıkların karıştığı o yerde
Fırtına öncesi uzun sessizlikler yatar!
Kimi...
Benim gibi öyle kolayca terk edemez yalnızlığını.
Kimi de daha arkasını döner dönmez,
Sığınır önüne çıkan ilk saçak altına!
Hoş geldin yalnızlığım!
Oysa daha birkaç vakit önce,
Yılların ardından helalleşip,
Yelken açmaya karar vermiştik yeni yüreklere!
Elin ayağın üşümüş gel öpeyim yüreğinden.
Üstün başın dökülmüş hırpalanmaktan!
Zayıflamışsın da epeyce!
Ortalık sanal sevişmelerle doluyken,
Kimseler sana kapı açmamış belli ki.
Sakın hiç sorma neyledim sensizken ben.
Ömrümün bütün sayfaları yaktım sen de gitmeye meyillenince!
Adlarını unuttum eski sevdiceklerimin.
Ömrüme yeni ömürler diledim.
Tam yüreğim alev alacaktı sevdanın aleviyle!
Sen beni onunla aldattın.
O kadar unutamadı ki yalnızlığını,
Bana kalamadı sevecek bir yürek.
Hoş geldin yalnızlığım.
Pişman gözlerle bakma bana bu sefer fena tökezledin.
Biraz iyileş, sakinleş ve kendini bul.
Ama sonra çek git lütfen.
Özür dilemeyeceğim senden.
Ben sana hiç kumpas kurmadım.
Başına çoraplar örmedim bana kal diye,
Hileler hurdalar çekmedim kaderine!
Sen bana hep hoş geldiğin gibi değilsin epeydir.
Ah be yalnızlığım,
Sen zalim bir zavallılıktan,
Müptezel bir aşık kalmaktan vazgeçmeyeceksin madem.
Yeni bir yanılgıdan daha uyanmış dahi olsam.
Artık seni sevemeyeceğim.
Ah be yalnızlığım,
Bana bu kadar yanlışı bir arada eylemeyecektin.
Şimdi git...
Bir daha çal yarimin kapısını.
Hasarlı bıraktın zira onun da yüreğini,
Belki seni buyur eder.
Kusura bakma ömrüm,
Bana biçtiğin kaderin tam ortasına...
Neyse ya neyse!
Gidiyorum ben.
Hoşça mı kalırsın, dostça mı?
Artık, onu, ben bilemem!
Cemre.Y.
Bir vakit sonra anlıyor insan,
Ruhsal yalnızlıklarla
Tensel yalnızlıkların karıştığı o yerde
Fırtına öncesi uzun sessizlikler yatar!
Kimi...
Benim gibi öyle kolayca terk edemez yalnızlığını.
Kimi de daha arkasını döner dönmez,
Sığınır önüne çıkan ilk saçak altına!
Hoş geldin yalnızlığım!
Oysa daha birkaç vakit önce,
Yılların ardından helalleşip,
Yelken açmaya karar vermiştik yeni yüreklere!
Elin ayağın üşümüş gel öpeyim yüreğinden.
Üstün başın dökülmüş hırpalanmaktan!
Zayıflamışsın da epeyce!
Ortalık sanal sevişmelerle doluyken,
Kimseler sana kapı açmamış belli ki.
Sakın hiç sorma neyledim sensizken ben.
Ömrümün bütün sayfaları yaktım sen de gitmeye meyillenince!
Adlarını unuttum eski sevdiceklerimin.
Ömrüme yeni ömürler diledim.
Tam yüreğim alev alacaktı sevdanın aleviyle!
Sen beni onunla aldattın.
O kadar unutamadı ki yalnızlığını,
Bana kalamadı sevecek bir yürek.
Hoş geldin yalnızlığım.
Pişman gözlerle bakma bana bu sefer fena tökezledin.
Biraz iyileş, sakinleş ve kendini bul.
Ama sonra çek git lütfen.
Özür dilemeyeceğim senden.
Ben sana hiç kumpas kurmadım.
Başına çoraplar örmedim bana kal diye,
Hileler hurdalar çekmedim kaderine!
Sen bana hep hoş geldiğin gibi değilsin epeydir.
Ah be yalnızlığım,
Sen zalim bir zavallılıktan,
Müptezel bir aşık kalmaktan vazgeçmeyeceksin madem.
Yeni bir yanılgıdan daha uyanmış dahi olsam.
Artık seni sevemeyeceğim.
Ah be yalnızlığım,
Bana bu kadar yanlışı bir arada eylemeyecektin.
Şimdi git...
Bir daha çal yarimin kapısını.
Hasarlı bıraktın zira onun da yüreğini,
Belki seni buyur eder.
Kusura bakma ömrüm,
Bana biçtiğin kaderin tam ortasına...
Neyse ya neyse!
Gidiyorum ben.
Hoşça mı kalırsın, dostça mı?
Artık, onu, ben bilemem!
Cemre.Y.
Labels:
aşık,
aşk,
dost,
epeyce,
eski,
fırtına,
hoş geldin,
hoşça kal,
insan,
neyse,
oysa,
ömrüm,
sessiz,
sevda,
vakit,
yalnız,
yanlış,
yüreğim,
yürek
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
8 Mart 2019 Cuma
Yeniden Sevmeyi Sever Belki
…Yeniden Sevmeyi Sever Belki…
Sayamadım ki ömrümden kaç zemheri geçmişti.
Bir gün durduk yere güneş dokundu yüreğime.
Durduk yere filizlendim, yeşillendim, çiçeklendim.
Neredeyse meyve verecektim.
Sonra birden ayaza çekti ortalık, kırağı yağdı düşlere.
Mevsim normallerinin üzerinde seviyorum,
Bağışıklık sistemine ağır geldim.
Ne yaptım, ne ettimse sevemedi.
Şimdi elma çiçeklerimle, erik çiçeklerim ellerimde,
Ağustos kirazlarının çiçeğini de katıp bitki çayı yapacağım ona!
Yeniden sevmeyi sever belki.
Benim de yeniden sevmeyi sevdiğim gibi.
Cemre.Y.
Sayamadım ki ömrümden kaç zemheri geçmişti.
Bir gün durduk yere güneş dokundu yüreğime.
Durduk yere filizlendim, yeşillendim, çiçeklendim.
Neredeyse meyve verecektim.
Sonra birden ayaza çekti ortalık, kırağı yağdı düşlere.
Mevsim normallerinin üzerinde seviyorum,
Bağışıklık sistemine ağır geldim.
Ne yaptım, ne ettimse sevemedi.
Şimdi elma çiçeklerimle, erik çiçeklerim ellerimde,
Ağustos kirazlarının çiçeğini de katıp bitki çayı yapacağım ona!
Yeniden sevmeyi sever belki.
Benim de yeniden sevmeyi sevdiğim gibi.
Cemre.Y.
Labels:
ağustos,
ayaz,
belki,
çay,
çiçek,
geçmiş,
güneş,
kiraz,
mevsim,
meyve,
nerede,
ömrüm,
sevdiğim,
yama,
yeniden,
yeşil,
yüreğim,
zemheri
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
7 Mart 2019 Perşembe
Ey Yalnızlığım
...Ey Yalnızlığım...
Yorgun akşamlarımın birinde rastladım yine kendime,
Ağır aksak gölgelere söve söve gidiyordum evime.
Geceleri sakil olur bizim çıkmaz sokaklar,
En çok da kaldırım taşı sandığının,
Güvenli birer adımdan biri sandığın,
O parke taşının altıdır tekinsiz olan!
Ya çamurlu su fışkırır arasındaki çatlaktan,
Ya da ayağın içine gömülür altındaki boşluktan.
Ayak burkulmaların hayallerinin kırıklarına sarılır o an,
Can kırıklarını da toplayıp teker teker,
Yoluna çıkan türlü çeşit bağımlı insan evlatlarına,
Cebindeki son paketten birer sigara uzatırsın,
"Mutlu akşamlar!" dileyerek.
Güneş...
Son kez göz kırparak sana,
Sakince gözden kaybolurken,
Yorgun akşamların son güneşinde,
Kendi gölgeni görürsün yeniden.
Meğer ne çok yağmura küfür etmişsin ulu orta,
Ne çok kardan adam yapamadığın hafif karlı günlere,
İçten içeri hayıflanmışsın kendince.
Ve de...
Ne de çok şimdi'yi kaçırmışsın ömründe.
Kurak toprakların yarılmış en ciğerinden de,
Sen hala yaşlı çınarın dallarını ayakta tutmaya çalışmaktasın
Ya bir gün mevsimi gelir de,
Hiç yoktan bahar olur yapraklanırım, çiçeklenirim diye!
Eriklenirim, çileklenirim, kirazlanırım diye!
Sonra ay...
Salına salına süzülür.
"Umudu yıldızlara astık ay tutuldu." lu günlerin gelir aklına.
"Heyhat ki boşuna hayat, bekleme." derken
Evinin dış kapısı buyur eder seni makus yalnızlığına.
El pençe divan durur fakir köy ahalisinden birinin evine,
Sanki vilayet müdürü gelmiş gibi bir mutlu, bir gururlu ki!
Sayamadım ki...
Kaç yüz yıl geçti ömrümün labirentlerinden,
En çok...
Yalnızlığıma kavuştuğumda çiçek çimen şiir aktım ben.
Ey benim kurak topraklarıma çiy damlası düşürenim,
Ne zaman ki kırgın bir roman geçse üzerimden ben korkarım.
Yalnızlığımın yırtık, yamalı,
Ama beni terk hiç terk etmeyen kadar en sadık ülkesi.
Sana nice haksızlık ettiğimi şimdi anladım!
Meğerki ben seni eskitecek, yıpratacak kadar sana sığındım.
İçimden terk ediyorsam seni,
Bu artık yeni köklere ihtiyacın olduğu içindir.
Çünkü...
Gelecek sen varken bana hiç gelmeyecek!
Çünkü...
Gelecek ben varken sana hiç gelmeyecek!
Ve bende, sen de çoktan yorulduk
"Adı bölümü boş bırakılmış bir kimliğin
Hükümsüz ilanlı iki kayıbıydık biz." li şiirlerimden de yorgunum!
Aklında bulunsun ey yalnızlığım kapıyı aralık bıraktım.
Cemre.Y.
Yorgun akşamlarımın birinde rastladım yine kendime,
Ağır aksak gölgelere söve söve gidiyordum evime.
Geceleri sakil olur bizim çıkmaz sokaklar,
En çok da kaldırım taşı sandığının,
Güvenli birer adımdan biri sandığın,
O parke taşının altıdır tekinsiz olan!
Ya çamurlu su fışkırır arasındaki çatlaktan,
Ya da ayağın içine gömülür altındaki boşluktan.
Ayak burkulmaların hayallerinin kırıklarına sarılır o an,
Can kırıklarını da toplayıp teker teker,
Yoluna çıkan türlü çeşit bağımlı insan evlatlarına,
Cebindeki son paketten birer sigara uzatırsın,
"Mutlu akşamlar!" dileyerek.
Güneş...
Son kez göz kırparak sana,
Sakince gözden kaybolurken,
Yorgun akşamların son güneşinde,
Kendi gölgeni görürsün yeniden.
Meğer ne çok yağmura küfür etmişsin ulu orta,
Ne çok kardan adam yapamadığın hafif karlı günlere,
İçten içeri hayıflanmışsın kendince.
Ve de...
Ne de çok şimdi'yi kaçırmışsın ömründe.
Kurak toprakların yarılmış en ciğerinden de,
Sen hala yaşlı çınarın dallarını ayakta tutmaya çalışmaktasın
Ya bir gün mevsimi gelir de,
Hiç yoktan bahar olur yapraklanırım, çiçeklenirim diye!
Eriklenirim, çileklenirim, kirazlanırım diye!
Sonra ay...
Salına salına süzülür.
"Umudu yıldızlara astık ay tutuldu." lu günlerin gelir aklına.
"Heyhat ki boşuna hayat, bekleme." derken
Evinin dış kapısı buyur eder seni makus yalnızlığına.
El pençe divan durur fakir köy ahalisinden birinin evine,
Sanki vilayet müdürü gelmiş gibi bir mutlu, bir gururlu ki!
Sayamadım ki...
Kaç yüz yıl geçti ömrümün labirentlerinden,
En çok...
Yalnızlığıma kavuştuğumda çiçek çimen şiir aktım ben.
Ey benim kurak topraklarıma çiy damlası düşürenim,
Ne zaman ki kırgın bir roman geçse üzerimden ben korkarım.
Yalnızlığımın yırtık, yamalı,
Ama beni terk hiç terk etmeyen kadar en sadık ülkesi.
Sana nice haksızlık ettiğimi şimdi anladım!
Meğerki ben seni eskitecek, yıpratacak kadar sana sığındım.
İçimden terk ediyorsam seni,
Bu artık yeni köklere ihtiyacın olduğu içindir.
Çünkü...
Gelecek sen varken bana hiç gelmeyecek!
Çünkü...
Gelecek ben varken sana hiç gelmeyecek!
Ve bende, sen de çoktan yorulduk
"Adı bölümü boş bırakılmış bir kimliğin
Hükümsüz ilanlı iki kayıbıydık biz." li şiirlerimden de yorgunum!
Aklında bulunsun ey yalnızlığım kapıyı aralık bıraktım.
Cemre.Y.
Labels:
akşam,
can kırıkları,
çıkmaz sokak,
çilek,
etme,
gece,
gölge,
güneş,
hayal,
kiraz,
küfür,
labirent,
mevsim,
mutlu,
sokak,
yalnız,
yama,
yorgun
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
6 Mart 2019 Çarşamba
Yağmur
...Yağmur...
Sana...
Korkularımı biriktirmiştim oysa!
Hani ansızın yakalanırsam,
Sana sımsıkı sarılıp,
Ürkek bir serçe misali korunurdum ya,
Güvenli kollarının gücünün kuvvetinde.
Sen, usul usul...
Dağınık zülüflerimi atardın kulak arkalarıma!
"Geçecek!" derdin altı üstü...
"Geçecek!"
Geçerdi ille de...
Bense bunca yıldır,
Kendi zülüflerimi kendi kulak arkalarıma atarken,
Hep de "Geçecek!" demiştim kendi kendime...
Neden tam bir geçemediğini anladım nihayet,
Neden hiç kimseye, hiçbir zaman,
Sana güvendiğim kadar, güvenemediğimi!
Geçecek, geçiyor elbet
Lakin tam da bir geçemiyormuş demek ki!
Artık seninle geçmeli.
Ki madem şimdi yine yalnızım,
Lakin hayalinin elleri zülüflerimde.
Vallahi de, billahi de geçti.
Seni seviyorum net.
Sen benden hiç geçme ama!
Ki zira öpüyorum kaburga kemiklerinden,
Ve dahi o mağrur alnın tam ortasından.
Cemre.Y.
Sana...
Korkularımı biriktirmiştim oysa!
Hani ansızın yakalanırsam,
Sana sımsıkı sarılıp,
Ürkek bir serçe misali korunurdum ya,
Güvenli kollarının gücünün kuvvetinde.
Sen, usul usul...
Dağınık zülüflerimi atardın kulak arkalarıma!
"Geçecek!" derdin altı üstü...
"Geçecek!"
Geçerdi ille de...
Bense bunca yıldır,
Kendi zülüflerimi kendi kulak arkalarıma atarken,
Hep de "Geçecek!" demiştim kendi kendime...
Neden tam bir geçemediğini anladım nihayet,
Neden hiç kimseye, hiçbir zaman,
Sana güvendiğim kadar, güvenemediğimi!
Geçecek, geçiyor elbet
Lakin tam da bir geçemiyormuş demek ki!
Artık seninle geçmeli.
Ki madem şimdi yine yalnızım,
Lakin hayalinin elleri zülüflerimde.
Vallahi de, billahi de geçti.
Seni seviyorum net.
Sen benden hiç geçme ama!
Ki zira öpüyorum kaburga kemiklerinden,
Ve dahi o mağrur alnın tam ortasından.
Cemre.Y.
Labels:
dağınık,
elbette,
hayal,
Hiç kimse,
kaburga,
kemik,
korku,
neden,
nihayet,
oysa,
seviyorum,
yağmur,
yalnız
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Lal Sessizliği
| ...Lal Sessizliği... Lal sessizliği vurmuş sabahıma, Kırmızı şapkama tıp tıp düşen Yağmur tanelerini dinliyorum şimdi. Bir duyabilseniz hepsi benden dertli. Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
5 Mart 2019 Salı
Serçe Parmak
...Serçe Parmak...
Hayatın görünmez labirentlerinde bi kere daha,
Hiç yoktan vurduysan ayak serçe parmağını,
Hiç de orada olmaması gereken o can kırığına
Ve de yürek sancısına...
Öyle boş geçemez aga!
Saçlarının dibinden,
Ayak serçe parmağına kadar,
Hayallerinin kırıklıklarını da dökeceksin ortaya,
Saçının dibinden serçe parmağına kadar,
Yani...
Tepeden tırnağa!
Geçer ama!
Bütün anılar ve bütün acıların izi geçer...
Küfürsüz, diyemem ama!
Hiç yoktan, hiç olmayacak bir anda,
Alelacele aşırmaya çalışırken hayattan hayatını,
Ayağının serçe parmağı vuruverir hiç olmayacak bi çıkıntıya!
"Vay *mına koyayım!" dersin kişiliğine karşıt!
Hiç yoktan Can Yücel şiirleri gelir aklına!
Demiş ya üstad vakti zamanında...
"Bana şiirlerinde küfür etme!" diyorlar usulsüz;
Lan bu kadar orospu çocuğunu nasıl anlatayım küfürsüz?
Cemre.Y.
Hiç yoktan vurduysan ayak serçe parmağını,
Hiç de orada olmaması gereken o can kırığına
Ve de yürek sancısına...
Öyle boş geçemez aga!
Saçlarının dibinden,
Ayak serçe parmağına kadar,
Hayallerinin kırıklıklarını da dökeceksin ortaya,
Saçının dibinden serçe parmağına kadar,
Yani...
Tepeden tırnağa!
Geçer ama!
Bütün anılar ve bütün acıların izi geçer...
Küfürsüz, diyemem ama!
Hiç yoktan, hiç olmayacak bir anda,
Alelacele aşırmaya çalışırken hayattan hayatını,
Ayağının serçe parmağı vuruverir hiç olmayacak bi çıkıntıya!
"Vay *mına koyayım!" dersin kişiliğine karşıt!
Hiç yoktan Can Yücel şiirleri gelir aklına!
Demiş ya üstad vakti zamanında...
"Bana şiirlerinde küfür etme!" diyorlar usulsüz;
Lan bu kadar orospu çocuğunu nasıl anlatayım küfürsüz?
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Neredesin
...Neredesin...
Şimal yıldızlarını anlat bana mesela...
Hiç batmayan güneşin olduğu şehirleri anlat.
Ki aslında ne çok sevdiğimi bilirsin güneşimi
Ama özlemeliyim ki vuslatı bana daim kalsın.
Lakin ben seni kalubeladan beridir özledim.
Şimdi ruhun dolaşıyor, odalarda, eşyalarda.
Sesini duyuyorum sanki.
Sonra sonra ruhunda gidecek her yerden.
Ey minel aşk...
Neredesin?
Cemre.Y.
Hiç batmayan güneşin olduğu şehirleri anlat.
Ki aslında ne çok sevdiğimi bilirsin güneşimi
Ama özlemeliyim ki vuslatı bana daim kalsın.
Lakin ben seni kalubeladan beridir özledim.
Şimdi ruhun dolaşıyor, odalarda, eşyalarda.
Sesini duyuyorum sanki.
Sonra sonra ruhunda gidecek her yerden.
Ey minel aşk...
Neredesin?
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
3 Mart 2019 Pazar
Kefen
…Kefen…
Ki senle bir şey daha öğrendim be sevgili!
Adının ismi ve de cinsi'nin geçmemesi gereken
Bütün o anlar'ı velhasıl kelam ki bütün anılar'ı…
Güya…
Yeni bir hikayeden roman yazacaktık biz bize
Hiç kimse…
Hiçbir şey…
Biz kadar gerçek değildi,
Tam da sarılacaktık koyun koyuna…
Selamız okundu durduk yere selamız!
Benim, kefenim, hala da yalnızdı!
Hak'sa helal çoktan vazgeçişli meyillerime!
Cemre.Y.
Ki senle bir şey daha öğrendim be sevgili!
Adının ismi ve de cinsi'nin geçmemesi gereken
Bütün o anlar'ı velhasıl kelam ki bütün anılar'ı…
Güya…
Yeni bir hikayeden roman yazacaktık biz bize
Hiç kimse…
Hiçbir şey…
Biz kadar gerçek değildi,
Tam da sarılacaktık koyun koyuna…
Selamız okundu durduk yere selamız!
Benim, kefenim, hala da yalnızdı!
Hak'sa helal çoktan vazgeçişli meyillerime!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Beni Güzel Hatırla
...Beni Güzel Hatırla...
Yüreğine estikçe uğradığın posta kutuna üç nokta bırakıyorum sevgili, İstediğin kadar uzun cümleler kurabilirsin başlarına lakin,
Bize giden yolların son durağı hep noktaydı ya senin lügatında.
Bu serzenişimi de ısrardan sayma ha!
Gün senin günündür şimdi.
Esmiyor artık yüreğimde sana dair sam yeli rüzgarları.
Bilmem ki iki soğuk yürek birbirine değse alelade bir yerde,
Bir yangın daha çıkar mı ki yapayalnız şu bedenlerimizin ülkesinde.
Yırtık ceplerimizde birer "Eyvallah"ımız var bir de...
"Neyse ya...
Neyse..." ler!
Ha bir de...
Ne vakit...
Hissi kablel vuku'yu bi tam yüreğinden vurabilsek...
Daha çok "İyi ki!" lerimiz olacaktı epeyce, neyse...
"Neyse ya...
Neyse!..."
Ha bir de...
"Beni, güzel hatırla!"
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Yorgun
…Yorgun...
O değil de gönlüm yorgun be usta,
Gönlüm, gönünden çoktandır yorgun be usta,
Yollar aştım ömrümden uzayan
Kısalan peronları geçtim gittim.
Vedalar ettiler birileri birilerine kavuşmak hasreti içlerinde.
Ben hep kendi kendimi yolcu ettim.
Ne ettimse de şu yalnızlığımı terk edemedim be usta!
Cemre.Y.
O değil de gönlüm yorgun be usta,
Gönlüm, gönünden çoktandır yorgun be usta,
Yollar aştım ömrümden uzayan
Kısalan peronları geçtim gittim.
Vedalar ettiler birileri birilerine kavuşmak hasreti içlerinde.
Ben hep kendi kendimi yolcu ettim.
Ne ettimse de şu yalnızlığımı terk edemedim be usta!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Hatırla Beni
...Hatırla Beni...
Bilmediğim bir şehrin havasını soluyorum sevdiğim.
Elimde çocukluğumdan kalma kırık hikayelerle öylece kala kaldım.
Halbuki sana baharlar biriktirmiştim.
Sana...
Bir sürü günaydınlar, bir sürü de iyi geceler biriktirmiştim oysa.
Yine de kendimi her terk ettiğimde
Seviyorum duvarları, çarşafları bembeyaz odaları.
Yeni yalnızlıklar yazıyor kaderimde ya, beyaz iyi geliyor ruhuma!
Hatırla beni sana gelen yollarda kayboluşumdan hatırla.
Cemre.Y.
Bilmediğim bir şehrin havasını soluyorum sevdiğim.
Elimde çocukluğumdan kalma kırık hikayelerle öylece kala kaldım.
Halbuki sana baharlar biriktirmiştim.
Sana...
Bir sürü günaydınlar, bir sürü de iyi geceler biriktirmiştim oysa.
Yine de kendimi her terk ettiğimde
Seviyorum duvarları, çarşafları bembeyaz odaları.
Yeni yalnızlıklar yazıyor kaderimde ya, beyaz iyi geliyor ruhuma!
Hatırla beni sana gelen yollarda kayboluşumdan hatırla.
Cemre.Y.
Labels:
bahar,
beyaz,
çocuk,
gece,
Günaydın,
hava,
hikaye,
kader,
oysa,
öyle,
ruhum,
sevdiğim,
seviyorum,
şehir
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
2 Mart 2019 Cumartesi
Günaydın
…Günaydın…
Günaydın kar sessizliğim,
Huzurlu iklimim günaydın.
Kahve telvesi kalmış dudaklarında.
Uykulu kirpiklerinden sonra onları da öpeceğim.
Zemheri ayazları sonrası ilkbahar sevincim günaydın.
Cemre.Y.
Huzurlu iklimim günaydın.
Kahve telvesi kalmış dudaklarında.
Uykulu kirpiklerinden sonra onları da öpeceğim.
Zemheri ayazları sonrası ilkbahar sevincim günaydın.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
1 Mart 2019 Cuma
Vakit Sensizliği Yalnızlık Geçiyor Be Sevgili
...Vakit Sensizliği Yalnızlık Geçiyor Be Sevgili...
Vakit sensizliği yalnızlık geçiyor be sevgili,
Birazdan gün kızıla keser yine,
Ardından gri kimsesizlikler kol kola sarılırlar geceye!
Merak etme beni.
Koca bir ömrü hiçlikle tükettiğim yerdeyim.
Üstüme yapışmış kadersizliğim terk etmiyor alnımın ortasını.
Vakit sensizliği yalnızlık geçiyor be sevgili,
Elim, ayağım, yüreğim buz kesmekte.
Ne zor şeydir bilir misin,
Hani limanı geçtim de iskelesi bile olmayan bir sahilde,
Gelme ihtimali, kalma ihtimali,
Sevme ihtimali hiç olmayan bir gemiyi öylece beklemek.
Cemre.Y.
Vakit sensizliği yalnızlık geçiyor be sevgili,
Birazdan gün kızıla keser yine,
Ardından gri kimsesizlikler kol kola sarılırlar geceye!
Merak etme beni.
Koca bir ömrü hiçlikle tükettiğim yerdeyim.
Üstüme yapışmış kadersizliğim terk etmiyor alnımın ortasını.
Vakit sensizliği yalnızlık geçiyor be sevgili,
Elim, ayağım, yüreğim buz kesmekte.
Ne zor şeydir bilir misin,
Hani limanı geçtim de iskelesi bile olmayan bir sahilde,
Gelme ihtimali, kalma ihtimali,
Sevme ihtimali hiç olmayan bir gemiyi öylece beklemek.
Cemre.Y.
Labels:
bekle,
etme,
gece,
gemi,
gri,
ihtimal,
kader,
kızıl,
kimsesiz,
liman,
sensiz,
sevgilim,
vakit,
yalnız
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
28 Şubat 2019 Perşembe
Gölgeler
...Gölgeler...
Bir zaman sonra gölgelerin peşine düşer insan.
Camlara yansıyan gölgelerin peşine...
Sebepsiz gidişlere birer anlamlı sebepler arayışıdır bu!
Misal senin yıllar önce hıçkıra hıçkıra
Ağlayarak yaktığın şiirlerinin gölgesine rastlarsın,
Hiç olmayacak bir yerdeki
Bir Ahmet Kaya şarkısının cama yansıyan gölgelerinde.
Nicedir Ahmet Kaya filan da dinlemiyordun oysa!
Hiç olmayacak yerde de Ferdi Tayfur'un
O eski şarkılarına denk gelirsin de,
Şimdilerde halinden intizarlı bütün rapçilerle,
Emma Sahplin'le
Rimszky Korsakov'u yan yana koyup,
Üstüne...
Richard Clayderman'ı kolajlarsın,
Durduk yere bir akşamüstü gölgeler üçe çıkar!
Oysa nicedir de...
New Age sözsüz müziklerle huzurlanıyordun.
Bir zaman sonra gölgelerin peşine düşer insan.
Güneş gözlüğünün içinden yansıyan gölgelerin peşine.
Sebepsiz gidişlere birer anlamlı sebepler arayışıdır bu!
Ya da ne bileyim...
Bir dağ yamacında şöminenin alevinde yansıyan gölgeler!
Güneşli bir akşamda,
Evine doğru yolda kitap okuyarak yürürken,
Paragraf aralarına düşen ve kaybolan gölgeler!
Uzayan, büyüyen, küçülen, yok olan gölgeler!
Geçmemiş değil mi?
Geçmiş, hiç de öyle geçmemiş.
Kork!
Ya da korkma!
Cemre.Y.
Bir zaman sonra gölgelerin peşine düşer insan.
Camlara yansıyan gölgelerin peşine...
Sebepsiz gidişlere birer anlamlı sebepler arayışıdır bu!
Misal senin yıllar önce hıçkıra hıçkıra
Ağlayarak yaktığın şiirlerinin gölgesine rastlarsın,
Hiç olmayacak bir yerdeki
Bir Ahmet Kaya şarkısının cama yansıyan gölgelerinde.
Nicedir Ahmet Kaya filan da dinlemiyordun oysa!
Hiç olmayacak yerde de Ferdi Tayfur'un
O eski şarkılarına denk gelirsin de,
Şimdilerde halinden intizarlı bütün rapçilerle,
Emma Sahplin'le
Rimszky Korsakov'u yan yana koyup,
Üstüne...
Richard Clayderman'ı kolajlarsın,
Durduk yere bir akşamüstü gölgeler üçe çıkar!
Oysa nicedir de...
New Age sözsüz müziklerle huzurlanıyordun.
Bir zaman sonra gölgelerin peşine düşer insan.
Güneş gözlüğünün içinden yansıyan gölgelerin peşine.
Sebepsiz gidişlere birer anlamlı sebepler arayışıdır bu!
Ya da ne bileyim...
Bir dağ yamacında şöminenin alevinde yansıyan gölgeler!
Güneşli bir akşamda,
Evine doğru yolda kitap okuyarak yürürken,
Paragraf aralarına düşen ve kaybolan gölgeler!
Uzayan, büyüyen, küçülen, yok olan gölgeler!
Geçmemiş değil mi?
Geçmiş, hiç de öyle geçmemiş.
Kork!
Ya da korkma!
Cemre.Y.
Labels:
akşam,
geçmiş,
gölge,
güneş,
huzur,
insan,
kitap,
nicedir,
oysa,
sonra,
şarkı,
şiir,
yalnız,
yama,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
27 Şubat 2019 Çarşamba
Halbuki Şimdi
| ...Halbuki Şimdi... |
| Kirpiklerine el mi değdi sevdiğim, |
| Gözlerinin ışıltılarında başka yakamozlar mı eğlendi. |
| Halbuki şimdi, |
| Karşıdan karşıya aynı yalnızlığa bakmak yerine, |
| Sarıla koklaşa ayın şavkını seyrediyor olurduk değil mi? |
| Değil mi ki bir yıldız kaysın da bize dair dilekler savuralım diye, |
| Uzun uzun bakardık gökyüzüne. |
| Gökyüzüne baktığımız kadar özlerdik birbirimizi de |
| Aynı anda kavuşurdu dudaklarımız. |
| Ki zaten yıldız falan da değildir o kayan ışık! |
| Ya yanan bir meteorun dünyaya düşüş anıdır, |
| Ya da işi bitmiş bir uydunun dağılan parçaları! |
| Yine de yıldızların kaymasını hayallenmek güzel şey, |
| Hele ki dilenecek dilek bolluğunda! |
| Kirpiklerine el mi değdi sevdiğim, |
| Gözlerinin ışıltılarında başka yakamozlar mı eğlendi. |
| Halbuki şimdi, |
| Karşıdan karşıya aynı yalnızlığa bakmak yerine, |
| Sarmaş dolaş şiirler öperdik yüreklerimizden. Cemre.Y. |
Labels:
dudak,
dünya,
gökyüzü,
halbuki,
hayal,
ışıltı,
karşı,
sevdiğim,
şiir,
yakamoz,
yalnız,
yıldız,
yürek
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
26 Şubat 2019 Salı
Denizi Olan Bir Kıyı Bulmalıyım
...Denizi Olan Bir Kıyı Bulmalıyım...
Denizi olan bir kıyı bulmalıyım kendime,
Topuklarım su toplayana kadar,
Bilemediğim çıkmaz sokaklara girip çıkıp,
Yorgun ayaklarımı uzatmalıyım kayalarına,
Kışın zemherisini umursamadan!
Önce susup uzun uzun seyretmeliyim,
Ufkun sahile getirdiği dalgaları seyretmeliyim,
Ve geri gidişlerini izlemeliyim,
Akşamın yakamozları ayın şavkına vururken.
Misal senden bahis açarak başlamalıyım ilk!
Oysa sana anlatmaya çalışmıştım daha bir gece önce.
Dinlemedin ki,
Konuşmaktan duymadın hiç aradaki ünlemlerimi!
Ben de anlatmaya çalışmaktan duyamadım belli ki seni.
Neyse ne!
Ama kıyısı olan deniz öyle mi?
Yani ölecek kadar da bitap düşüp ona dert anlatmaya kalkışsam,
Benden de dertliyse onun akşamının şavkı!
Bir fırtına patlatıverir,
Tam ben kendi derdimin konusuna odaklanmışken,
Eve nasıl döneceğim umurunun ucuna bile gelmez,
"Sus ulan!" der.
"Bir dur, biraz da beni dinle!" diyerek
Koskoca bir dalgayla ıslatıverir
Neyim var neyim yoksa her şeyi!
"Şimdi ben
Eve nasıl gideceğim." diye denize, kıyıya, kayaya,
Seçtiğim akşamın ayazına küfür etmek yerine,
Sadece ve sadece gülümserim, taksiler ne güne duruyor.
Ben "Eyvallah!" ları sırf bu yüzden hiç sevemedim mirim.
Anlam içeriği şiiri geçmiş birer romandır bende zira!
Bütün ömrüm boyunca her ne olursa olsun,
Her nereler yıkılırsa yıkılmış, nereler kırılmış olursa olsun,
Bir tek, kıyısı olan deniz küsmez bana,
Ola ki mevsimsiz, zamansız uğramış olurum yanına,
Bütün hıncı dalgasını boşaltır kafamdan aşağıya!
Bütün ömrüm boyunca her ne olursa olsun,
Her nereler yıkılırsa yıkılmış, nereler kırılmış olursa olsun,
Bir tek...
Hiçbir kıyı'm olmayan ben küsemem, kıyısı olan ona!
Nasılsa sonunda,
Birbirimizi susarak seyretmeye başlarız bir yerde.
Çocuktum, Sarayburnu sahilinde tanıştım onunla ilk!
O kadar heyecanlanmıştım ki
Bastığım kayanın yosununa denk gelmişim uçtum denize.
Anam, babam, kardeşim tutamadı da beni
Bir tek deniz verdi beni bana!
Kayıklar, tekneler, takalar öylece salınırken,
Biz öylece kar sessizliğinde söyleşiriz.
Durum vahim değilse hani maddiyattan,
Bazı da acılı şalgam eşliğinde nefesleniriz zira,
Bir tek o duyar yüreğimin korkularını.
Cemre.Y.
Denizi olan bir kıyı bulmalıyım kendime,
Topuklarım su toplayana kadar,
Bilemediğim çıkmaz sokaklara girip çıkıp,
Yorgun ayaklarımı uzatmalıyım kayalarına,
Kışın zemherisini umursamadan!
Önce susup uzun uzun seyretmeliyim,
Ufkun sahile getirdiği dalgaları seyretmeliyim,
Ve geri gidişlerini izlemeliyim,
Akşamın yakamozları ayın şavkına vururken.
Misal senden bahis açarak başlamalıyım ilk!
Oysa sana anlatmaya çalışmıştım daha bir gece önce.
Dinlemedin ki,
Konuşmaktan duymadın hiç aradaki ünlemlerimi!
Ben de anlatmaya çalışmaktan duyamadım belli ki seni.
Neyse ne!
Ama kıyısı olan deniz öyle mi?
Yani ölecek kadar da bitap düşüp ona dert anlatmaya kalkışsam,
Benden de dertliyse onun akşamının şavkı!
Bir fırtına patlatıverir,
Tam ben kendi derdimin konusuna odaklanmışken,
Eve nasıl döneceğim umurunun ucuna bile gelmez,
"Sus ulan!" der.
"Bir dur, biraz da beni dinle!" diyerek
Koskoca bir dalgayla ıslatıverir
Neyim var neyim yoksa her şeyi!
"Şimdi ben
Eve nasıl gideceğim." diye denize, kıyıya, kayaya,
Seçtiğim akşamın ayazına küfür etmek yerine,
Sadece ve sadece gülümserim, taksiler ne güne duruyor.
Ben "Eyvallah!" ları sırf bu yüzden hiç sevemedim mirim.
Anlam içeriği şiiri geçmiş birer romandır bende zira!
Bütün ömrüm boyunca her ne olursa olsun,
Her nereler yıkılırsa yıkılmış, nereler kırılmış olursa olsun,
Bir tek, kıyısı olan deniz küsmez bana,
Ola ki mevsimsiz, zamansız uğramış olurum yanına,
Bütün hıncı dalgasını boşaltır kafamdan aşağıya!
Bütün ömrüm boyunca her ne olursa olsun,
Her nereler yıkılırsa yıkılmış, nereler kırılmış olursa olsun,
Bir tek...
Hiçbir kıyı'm olmayan ben küsemem, kıyısı olan ona!
Nasılsa sonunda,
Birbirimizi susarak seyretmeye başlarız bir yerde.
Çocuktum, Sarayburnu sahilinde tanıştım onunla ilk!
O kadar heyecanlanmıştım ki
Bastığım kayanın yosununa denk gelmişim uçtum denize.
Anam, babam, kardeşim tutamadı da beni
Bir tek deniz verdi beni bana!
Kayıklar, tekneler, takalar öylece salınırken,
Biz öylece kar sessizliğinde söyleşiriz.
Durum vahim değilse hani maddiyattan,
Bazı da acılı şalgam eşliğinde nefesleniriz zira,
Bir tek o duyar yüreğimin korkularını.
Cemre.Y.
Labels:
akşam,
çıkmaz sokak,
çocuk,
deniz,
eyvallah,
gece,
geçmiş,
kayık,
kıyı,
küfür,
mirim,
nefes,
neyse,
ömrüm,
sahil,
şiir,
yorgun,
yüreğim,
zemheri
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
25 Şubat 2019 Pazartesi
Herkes Kendince Kral
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Öperim Kirpiklerinden
...Öperim Kirpiklerinden...
Hadi gel...
Yaralarımızın izlerini öpüştürelim biz!
Bir anı sen koy can kırıklarından,
Bir acı ben koyayım hayal kırıklarımdan.
İncitmeyelim birbirimizi...
Her geçmişi yutkunup, ömrümüze derin esler geçelim.
Öyle değil mi ki...
Aldanışlar ayrı olsa da bizde,
Aldatılışlar hep aynı.
Utangaç gözlerinden öperek uyandırayım seni.
Nicedir endişeli çizgiler doluşan alnımdan öp sende beni.
Hatta epeydir unutmuşum ya yerini,
Çocukluğumdan kalma,
Mahallenin yaramaz veletlerinden üttüğüm,
Birkaç misketim var bir yerlerde.
Bulayım onları her neredelerse,
Sana hediye edeyim kaybettiğin bütün geçmişini!
Zira ben uzun zaman önce…
Affetmeyi ve beklemeyi öğrendim.
Şükür ki ah'larımın hepsi yerli yerinde,
Kulaklarım duymakta, gözlerim görmekte de,
Yıllar içinde ne öğrendim biliyor musun?
Gidenin üstüne mevsimler yağdıktan sonra,
Ona çoktan hissizleşiyorsun da
Şöyle ağız dolusu bi "Oh olsun!"bile diyemiyorsun.
Üstelik objektifleşip üzülüyorsun bile,
Karşına çıkan bu yeni dizi repliklerine.
Hadi gel...
Yaralarımızın izlerini öpüştürelim biz!
Bir anı sen koy can kırıklarından,
Bir acı ben koyayım hayal kırıklarımdan.
Belki iyi geliriz biz bize de bütün izler yok olur ha!
Duvarlarını yıkmak,
Duvarlarımı yıktırmak değil aslında niyetim lakin.
Bir kovuk var aramızda, birbirimize yol açan!
İyi geliriz belki biz bize hiç yoktan.
Öperim kirpiklerinden.
Cemre.Y.
Hadi gel...
Yaralarımızın izlerini öpüştürelim biz!
Bir anı sen koy can kırıklarından,
Bir acı ben koyayım hayal kırıklarımdan.
İncitmeyelim birbirimizi...
Her geçmişi yutkunup, ömrümüze derin esler geçelim.
Öyle değil mi ki...
Aldanışlar ayrı olsa da bizde,
Aldatılışlar hep aynı.
Utangaç gözlerinden öperek uyandırayım seni.
Nicedir endişeli çizgiler doluşan alnımdan öp sende beni.
Hatta epeydir unutmuşum ya yerini,
Çocukluğumdan kalma,
Mahallenin yaramaz veletlerinden üttüğüm,
Birkaç misketim var bir yerlerde.
Bulayım onları her neredelerse,
Sana hediye edeyim kaybettiğin bütün geçmişini!
Zira ben uzun zaman önce…
Affetmeyi ve beklemeyi öğrendim.
Şükür ki ah'larımın hepsi yerli yerinde,
Kulaklarım duymakta, gözlerim görmekte de,
Yıllar içinde ne öğrendim biliyor musun?
Gidenin üstüne mevsimler yağdıktan sonra,
Ona çoktan hissizleşiyorsun da
Şöyle ağız dolusu bi "Oh olsun!"bile diyemiyorsun.
Üstelik objektifleşip üzülüyorsun bile,
Karşına çıkan bu yeni dizi repliklerine.
Hadi gel...
Yaralarımızın izlerini öpüştürelim biz!
Bir anı sen koy can kırıklarından,
Bir acı ben koyayım hayal kırıklarımdan.
Belki iyi geliriz biz bize de bütün izler yok olur ha!
Duvarlarını yıkmak,
Duvarlarımı yıktırmak değil aslında niyetim lakin.
Bir kovuk var aramızda, birbirimize yol açan!
İyi geliriz belki biz bize hiç yoktan.
Öperim kirpiklerinden.
Cemre.Y.
Labels:
acı,
affet,
anı,
aslında,
belki,
can kırıkları,
çizgi,
çocuk,
duvar,
etme,
geçmiş,
hayal,
karşı,
mevsim,
nicedir,
niyet,
ömrüm,
öyle,
yara,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
24 Şubat 2019 Pazar
Ömür Yüküm Ağır Be Sevdiceğim Zamanı Geri Sar
...Ömür Yüküm Ağır Be Sevdiceğim Zamanı Geri Sar...
Adını hatırlayamadığım yeşil çimenli yollardan geçtim,
Kenarları papatyalı dereler aktı gümrah ırmaklara çocukluğumda!
Beni gecenin bir yarısı ameliyat masasına yatırdılar yüzüstü,
Tertemiz çarşafları çocuk korkularımla pisletip kurtardım ömrümü!
Hani diyorsun ya en ihtiyacın olduğun anda ya ben olamazsam yanında?
Sen Allah mısın be sevgilim,
Ki o bile olamamış en lazım olduğu zamanlarımda!
Ömür yüküm ağır be sevdiceğim zamanı geri sar,
Yüküm ciğerim kadar, yoksa sensizlikten öleceğim.
Bırak, azıcık bi kokunla nefesleneyim.
Sana az gelirse sende kalmışlığım o vakit yine yeniden,
Ömür yüküm ağır be sevdiceğim zamanı geri sar, beni sana sar!
Cemre.Y.
Adını hatırlayamadığım yeşil çimenli yollardan geçtim,
Kenarları papatyalı dereler aktı gümrah ırmaklara çocukluğumda!
Beni gecenin bir yarısı ameliyat masasına yatırdılar yüzüstü,
Tertemiz çarşafları çocuk korkularımla pisletip kurtardım ömrümü!
Hani diyorsun ya en ihtiyacın olduğun anda ya ben olamazsam yanında?
Sen Allah mısın be sevgilim,
Ki o bile olamamış en lazım olduğu zamanlarımda!
Ömür yüküm ağır be sevdiceğim zamanı geri sar,
Yüküm ciğerim kadar, yoksa sensizlikten öleceğim.
Bırak, azıcık bi kokunla nefesleneyim.
Sana az gelirse sende kalmışlığım o vakit yine yeniden,
Ömür yüküm ağır be sevdiceğim zamanı geri sar, beni sana sar!
Cemre.Y.
Labels:
Allah,
çarşaf,
çimen,
çocuk,
koku,
ömrüm,
ömür,
papatya,
sensiz,
sevdiceğim,
vakit,
yama,
yeniden,
yeşil,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kar Sessizliği
...Kar Sessizliği...
Kar sessizliği hüküm sürerken sabahıma,
Dur sevgilim öpüşmek değil niyetim.
Kahve telvesi kalmış dudaklarında.
Daha sana...
"Günaydın pazar sabahım!" diyeceğim.
Ah be sevdiceğim...
Cemre.Y.
Kar sessizliği hüküm sürerken sabahıma,
Dur sevgilim öpüşmek değil niyetim.
Kahve telvesi kalmış dudaklarında.
Daha sana...
"Günaydın pazar sabahım!" diyeceğim.
Ah be sevdiceğim...
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
23 Şubat 2019 Cumartesi
Cemre Düşmüş
...Cemre Düşmüş..
Yüreğimin duvarlarını yıktım bir kez daha.
Hani Cemre düşmüş diyorlar ya havaya,
Zemheri ayazlı kara kışlarım biter belki.
Suya düşecek sonra, sonra da toprağa salacak kor ateşini.
Ya sen, hazır mısın yüreğine akacak son Cemre'ye onu söyle.
Cemre.Y.
Yüreğimin duvarlarını yıktım bir kez daha.
Hani Cemre düşmüş diyorlar ya havaya,
Zemheri ayazlı kara kışlarım biter belki.
Suya düşecek sonra, sonra da toprağa salacak kor ateşini.
Ya sen, hazır mısın yüreğine akacak son Cemre'ye onu söyle.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
22 Şubat 2019 Cuma
Çocuk Cıvıltıları
...Çocuk Cıvıltıları...
Nicedir sokağımın çocuk cıvıltılarına hasretmişim meğer!
Hani Cemre'nin ilk' i havaya düşüşü diye midir nedir,
Bahardan çalıntı bir akşam hüküm sürmekte mahallemde!
Ah bu mevsimsiz çocuklar, akşammış,
Vakit geceye ramak kalmış ne gam!
Camlarımı açtım sonuna kadar, hafif üşüten rüzgara dur çektim.
Çocuklar ki sanki bayram paralarını biriktirmişler de,
Hepsini lunapark da ellerinde pamuk şekerleriyle,
Atlı karıncalara, çarpışan arabalara,
Dere içinde yüzen trene, sallanan salıncaklara,
Uçuşan uçaklara, börtü böceklere bineceklermiş gibi şendiler!
Hiç yoktan evimin bütün odaları çocuk sevinci doldu.
Gülümsedim hiç yoktan.
Cemre.Y.
Nicedir sokağımın çocuk cıvıltılarına hasretmişim meğer!
Hani Cemre'nin ilk' i havaya düşüşü diye midir nedir,
Bahardan çalıntı bir akşam hüküm sürmekte mahallemde!
Ah bu mevsimsiz çocuklar, akşammış,
Vakit geceye ramak kalmış ne gam!
Camlarımı açtım sonuna kadar, hafif üşüten rüzgara dur çektim.
Çocuklar ki sanki bayram paralarını biriktirmişler de,
Hepsini lunapark da ellerinde pamuk şekerleriyle,
Atlı karıncalara, çarpışan arabalara,
Dere içinde yüzen trene, sallanan salıncaklara,
Uçuşan uçaklara, börtü böceklere bineceklermiş gibi şendiler!
Hiç yoktan evimin bütün odaları çocuk sevinci doldu.
Gülümsedim hiç yoktan.
Cemre.Y.
Labels:
akşam,
bahar,
çocuk,
hasret,
hava,
hiç yok,
hüküm,
lunapark,
meğer,
mevsim,
nicedir,
rüzgar,
sokak,
şeker,
tren,
vakit
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
21 Şubat 2019 Perşembe
Kalubela'm
...Kalubela'm...
Oysa, nicedir sıfatı fark etmeksizin, Yanıma, yöreme insan biriktirmiyordum güya!
Nicedir de sokaklarda gördüğüm,
Kedilerin, köpeklerin başlarını da okşamaz olmuştum.
Ölüp giderler de, beni onlar da hepten terk ederler diye!
Ama, insansın işte...
İnsanlarla haşır neşirsin hayatın mecburiyeti bu!
Hiç yoktan birinin boynu bükülüyor da kadere...
"Kanser olmuş!" demiyorlar mı?
Ciğerim yırtılıyor ömründen!
Sanki unutabiliyor muşum gibi,
Rahmetli anam gelip oturuyor boğazımın ilmeğine!
İşsiz günlerimden biriydi o gün yine.
"Annem...
Yıllar yılı beni sevmeye fırsat bulamamış annem,
Yüreğimin yongası, ciğerimin alevi annem,
Bunca yıl sonra...
Onkoloji kapılarında,
Onun kemoterapisinin bitmesini beklerken
Kahvaltısız evden çıktığımı hissedip,
Hiç yoktan çay içersem yanına katık olsun da
Aç kalmayayım diye plastik saklama kabı ile
Bana evinden kek getiren anneeemmm !
Çantasından çıkartıp elime tutuşturan annemm!
Ne diyeyim ben şimdi sana şimdi?
Hiç yoktan ilk okulumun ilk günlerini hatırlattın bana!
Hani teneffüs zili çalınca yavrularına koşan anneleri,
Ellerinde beslenme çantalarıyla,
Aman evladım,
Kahvaltısız evden çıktığımı hissedip,
Hiç yoktan çay içersem yanına katık olsun da
Aç kalmayayım diye plastik saklama kabı ile
Bana evinden kek getiren anneeemmm !
Çantasından çıkartıp elime tutuşturan annemm!
Ne diyeyim ben şimdi sana şimdi?
Hiç yoktan ilk okulumun ilk günlerini hatırlattın bana!
Hani teneffüs zili çalınca yavrularına koşan anneleri,
Ellerinde beslenme çantalarıyla,
Aman evladım,
Şunu sevmezsen şunu kesin ye diyen anneleri!
Babam olmayasıca beni bir yaş küçük yazdırmış ya!
Evveline çok aklım sarmıyor da.
Tam tamına altı yaşımdaydım o zaman.
Ve ben sana ilk okulumun ilk teneffüsünde gücenmiştim.
Beslenmesinde değildim hani,
Daha dün gece hiç yoktan bir ton dayağımı yemiştim de,
Bari o ilk gün,
Babam olmayasıca beni bir yaş küçük yazdırmış ya!
Evveline çok aklım sarmıyor da.
Tam tamına altı yaşımdaydım o zaman.
Ve ben sana ilk okulumun ilk teneffüsünde gücenmiştim.
Beslenmesinde değildim hani,
Daha dün gece hiç yoktan bir ton dayağımı yemiştim de,
Bari o ilk gün,
Diğer anneler gibi olaydın ya!" demiştim sana.
Giriş çıkış yasağının,
Giriş çıkış yasağının,
Bitmesini ve benim gelmemi beklediğin gibi
Beni guatr illetinden ameliyat olmaya terk ettiğin,
O ilk, sensiz gecemizin, o lanet anların, o lanet dakikaların,
O lanet yağasıca saatlerin...
Baba tacizi yüklü, acılarımın,
Artık bitmesini dilediğim beklemişsin yine beni!
Bunca zamandır seni buraya getirip götürenlere soruyorum.
Gayet de cesur ve elinden geldiğince,
Beni guatr illetinden ameliyat olmaya terk ettiğin,
O ilk, sensiz gecemizin, o lanet anların, o lanet dakikaların,
O lanet yağasıca saatlerin...
Baba tacizi yüklü, acılarımın,
Artık bitmesini dilediğim beklemişsin yine beni!
Bunca zamandır seni buraya getirip götürenlere soruyorum.
Gayet de cesur ve elinden geldiğince,
Güçlü ve dik duruyormuşsun!
Hiçbirine de öyle...
Gözlerinin ışığında yılların korkularını biriktirmiş,
Bir sarılsam dudakları çoktan ağlamaya hazır,
Küçücük bir kız çocuğu gibi çaresiz bakmıyormuşsun!
Ben ikinci defa, altı yaşımın ilk yarı tatilindeki o gece,
Ben üçüncü defa,
Hiçbirine de öyle...
Gözlerinin ışığında yılların korkularını biriktirmiş,
Bir sarılsam dudakları çoktan ağlamaya hazır,
Küçücük bir kız çocuğu gibi çaresiz bakmıyormuşsun!
Ben ikinci defa, altı yaşımın ilk yarı tatilindeki o gece,
Ben üçüncü defa,
Ben giderken "Mutlu ol yavrum" demediğin gece,
Ben dördüncü defa,
Ben dördüncü defa,
"Gittin de dönmedin mi sanki!" deyişine...
Ben beşinci defa...
Hiç yok halimle,
"Tek bir toz tanesine kadar parasını sayarsan,
Anca bir dairem var dersin!" deyişine...
Ben altıncı defa...
"Seni doğuracağıma taş doğursaydım da,
Hiç değilse evime duvar olurdun!" deyişine...
Çok mu çok gücenmiştim be anne'm!
Lakin sevdamdın sen benim.
Uykuya daldığım gecelerin,
Ben beşinci defa...
Hiç yok halimle,
"Tek bir toz tanesine kadar parasını sayarsan,
Anca bir dairem var dersin!" deyişine...
Ben altıncı defa...
"Seni doğuracağıma taş doğursaydım da,
Hiç değilse evime duvar olurdun!" deyişine...
Çok mu çok gücenmiştim be anne'm!
Lakin sevdamdın sen benim.
Uykuya daldığım gecelerin,
Sabahına varamamayı dilerdim en çok!
Olurdu ya,
Olurdu ya,
Ölümü bari öper koklar, sarar sarmalardın diye.
Tam kırk beş yaşımın yirmi üç yılı,
Tam kırk beş yaşımın yirmi üç yılı,
Hep bunu diledim için için
Sonra yosun gözlüm doğdu işte...
Ölemedim.
Yıllara yıllar,
Sonra yosun gözlüm doğdu işte...
Ölemedim.
Yıllara yıllar,
Aylar, haftalar, günler, saatler, dakikalar eklendi.
Sonra o gitti ölemedim,
Sonra o gitti ölemedim,
Sen yaşamaktan yoruldun, ölemedim.
Oysa nicedir sıfatı fark etmeksizin,
Yanıma, yöreme insan biriktirmiyordum güya!
Nicedir de sokaklarda gördüğüm,
Kedilerin, köpeklerin başlarını da okşamaz olmuştum.
Ölüp giderler de, beni onlar da hepten terk ederler diye!
Ama, insansın işte...
İnsanlarla haşır neşirsin hayatın mecburiyeti bu!
Hiç yoktan birinin boynu bükülüyor da kadere...
"Kanser olmuş!" demiyorlar mı?
Ciğerim yırtılıyor ömründen!
Sanki unutabiliyor muşum gibi,
Rahmetli anam gelip oturuyor boğazımın ilmeğine!
"Ah be yavrum,
Oysa nicedir sıfatı fark etmeksizin,
Yanıma, yöreme insan biriktirmiyordum güya!
Nicedir de sokaklarda gördüğüm,
Kedilerin, köpeklerin başlarını da okşamaz olmuştum.
Ölüp giderler de, beni onlar da hepten terk ederler diye!
Ama, insansın işte...
İnsanlarla haşır neşirsin hayatın mecburiyeti bu!
Hiç yoktan birinin boynu bükülüyor da kadere...
"Kanser olmuş!" demiyorlar mı?
Ciğerim yırtılıyor ömründen!
Sanki unutabiliyor muşum gibi,
Rahmetli anam gelip oturuyor boğazımın ilmeğine!
"Ah be yavrum,
Hiç yorulmasan da hiç gitmesen ya!" deyişine
Zaman ömre yenik düştükçe,
Zaman ömre yenik düştükçe,
Anlamaya başlamıştım nihayet!
İlk okulumun, ilk teneffüsünde yanımda olsaydın,
Orta okulumun ilk teneffüsünde,
İlk okulumun, ilk teneffüsünde yanımda olsaydın,
Orta okulumun ilk teneffüsünde,
Bana gelebildiğin gibi olacaktı halin!
An gibi dimağımda hala!
Apak, pullu yazman kana bulanmış,
Dudağın kenarı kan sızımaktaydı sızım sızım,
Sınıftakilerin sana nasıl baktığı,
An gibi dimağımda hala!
Apak, pullu yazman kana bulanmış,
Dudağın kenarı kan sızımaktaydı sızım sızım,
Sınıftakilerin sana nasıl baktığı,
Umurumun dışıydı, gelmiştin ya!
Seni ilk ve son defa,
Seni ilk ve son defa,
O vakit affettim seni anam, kusuruma kalma!
Ne de olsa sevdalıydım ben sana!
Geldiydin ya!
Ya sen ana'm...
İlk ne vakit,
Yanlış doğduğumu biliyorum,
Ne de olsa sevdalıydım ben sana!
Geldiydin ya!
Ya sen ana'm...
İlk ne vakit,
Yanlış doğduğumu biliyorum,
Eril olamayan cinsiyetimden de!
Son ne vakit,
Son ne vakit,
Doğru yer ve zaman da durduğumu da biliyorum da!
Niçin, neden ana!
Muhtaçsız, ihtiyaçsız, lazımsızken durduk yere hani!
Hangi an'ındı beni yürekten sevdiğin an!
Misal ben yosun gözlüme her an,
Özellikle her gece...
Mütemadiyen her gece!
Duysa da duymasa da,
Yüreğimin,
Niçin, neden ana!
Muhtaçsız, ihtiyaçsız, lazımsızken durduk yere hani!
Hangi an'ındı beni yürekten sevdiğin an!
Misal ben yosun gözlüme her an,
Özellikle her gece...
Mütemadiyen her gece!
Duysa da duymasa da,
Yüreğimin,
Ta ciğer yırtılışı kadar hiç usanmadan, yorulmadan,
"Seni seviyorum lülücanım!" derim ona...
Oysa nicedir sıfatı fark etmeksizin,
Yanıma, yöreme insan biriktirmiyordum güya!
Nicedir de sokaklarda gördüğüm,
Kedilerin, köpeklerin başlarını da okşamaz olmuştum.
Ölüp giderler de, beni onlar da hepten terk ederler diye!
Ama, insansın işte...
İnsanlarla haşır neşirsin hayatın mecburiyeti bu!
Hiç yoktan birinin boynu bükülüyor da kadere...
"Kanser olmuş!" demiyorlar mı?
Ciğerim yırtılıyor ömründen!
Sanki unutabiliyor muşum gibi,
Rahmetli anam gelip oturuyor boğazımın ilmeğine!
Hayat, ne gariptir ki,
"Seni seviyorum lülücanım!" derim ona...
Oysa nicedir sıfatı fark etmeksizin,
Yanıma, yöreme insan biriktirmiyordum güya!
Nicedir de sokaklarda gördüğüm,
Kedilerin, köpeklerin başlarını da okşamaz olmuştum.
Ölüp giderler de, beni onlar da hepten terk ederler diye!
Ama, insansın işte...
İnsanlarla haşır neşirsin hayatın mecburiyeti bu!
Hiç yoktan birinin boynu bükülüyor da kadere...
"Kanser olmuş!" demiyorlar mı?
Ciğerim yırtılıyor ömründen!
Sanki unutabiliyor muşum gibi,
Rahmetli anam gelip oturuyor boğazımın ilmeğine!
Hayat, ne gariptir ki,
Unutmamak yemini etmiş herkes günümüzde!
Peki madem!
Kalubelamdan sorgulayalım bir,
Peki madem!
Kalubelamdan sorgulayalım bir,
Bu durumların vehametini!
Şimdi biz Hz.Süleyman'ın rüzgar olabilmesini...
Rüzgar olup, uçup gidecekken, neden onca çileyi çekmiş?
Hz.Yusuf'un rüya tabirlerinin hikmetlerini...
Kendisini kurtaracak,
Şimdi biz Hz.Süleyman'ın rüzgar olabilmesini...
Rüzgar olup, uçup gidecekken, neden onca çileyi çekmiş?
Hz.Yusuf'un rüya tabirlerinin hikmetlerini...
Kendisini kurtaracak,
Tek bir rüya göremeyeşinin efsanevi olmasını!
Hz.Musa'nın nehri ikiye bölebilmesini,
Ki asasını yere vurduğunda yılan olmasını...
Mademki nehri yarabiliyordu da neden ki,
Firavunu nehri yarmaya gerek kalmadan,
Yılanların onları helak etmesini sağlamamasını!
Hz.Muhammed'in "Sihir demesinler!" diye
En az mucizesi olsun diye kader konulan!
Ama çocukluğundan beri kafasının üstünde
Bulut gezen bir peygamber olmasını...
En mucizesi az olanın,
Hz.Musa'nın nehri ikiye bölebilmesini,
Ki asasını yere vurduğunda yılan olmasını...
Mademki nehri yarabiliyordu da neden ki,
Firavunu nehri yarmaya gerek kalmadan,
Yılanların onları helak etmesini sağlamamasını!
Hz.Muhammed'in "Sihir demesinler!" diye
En az mucizesi olsun diye kader konulan!
Ama çocukluğundan beri kafasının üstünde
Bulut gezen bir peygamber olmasını...
En mucizesi az olanın,
En çok inanılan olmasını okuyalım madem!
Geçen gün prens denilen herif!
Bunca müslüman'ın yüzüne tavaf eyleyip,
Etrafınca dua dilediği sonradan restore olsa da Kabe ya!
Çatır çatır gezip bastı üzerine!
Hani güya...
Bir umre ile geçecekti bütün hastalıklar!
Vallahi de tallahi de içlerinde yüce yürekler de vardılar!
Oysa nicedir sıfatı fark etmeksizin,
Yanıma, yöreme insan biriktirmiyordum güya!
Nicedir de sokaklarda gördüğüm,
Kedilerin, köpeklerin başlarını da okşamaz olmuştum.
Ölüp giderler de, beni onlar da hepten terk ederler diye!
Ama, insansın işte...
İnsanlarla haşır neşirsin hayatın mecburiyeti bu!
Hiç yoktan birinin boynu bükülüyor da kadere…
"Kanser olmuş!" demiyorlar mı?
Ciğerim yırtılıyor ömründen!
Sanki unutabiliyor muşum gibi,
Rahmetli anam gelip oturuyor boğazımın ilmeğine!
Cemre.Y.
Geçen gün prens denilen herif!
Bunca müslüman'ın yüzüne tavaf eyleyip,
Etrafınca dua dilediği sonradan restore olsa da Kabe ya!
Çatır çatır gezip bastı üzerine!
Hani güya...
Bir umre ile geçecekti bütün hastalıklar!
Vallahi de tallahi de içlerinde yüce yürekler de vardılar!
Oysa nicedir sıfatı fark etmeksizin,
Yanıma, yöreme insan biriktirmiyordum güya!
Nicedir de sokaklarda gördüğüm,
Kedilerin, köpeklerin başlarını da okşamaz olmuştum.
Ölüp giderler de, beni onlar da hepten terk ederler diye!
Ama, insansın işte...
İnsanlarla haşır neşirsin hayatın mecburiyeti bu!
Hiç yoktan birinin boynu bükülüyor da kadere…
"Kanser olmuş!" demiyorlar mı?
Ciğerim yırtılıyor ömründen!
Sanki unutabiliyor muşum gibi,
Rahmetli anam gelip oturuyor boğazımın ilmeğine!
Cemre.Y.
Labels:
affet,
anam,
baba,
ciğer,
efsane,
gece,
hayat,
hiç yok,
insan,
kader,
kahvaltı,
kanser,
kız çocuğu,
küçücük,
mecbur,
misk-i amber,
nicedir,
rahmetli,
vakit,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
20 Şubat 2019 Çarşamba
Geçer Mi Ki
...Geçer Mi Ki?...
Daha geçen hafta oğlu bu dünyayı terk-i diyar eylemiş,
Alzheimer hastası çoktan yatalık,
Kolu kanadı, ayağı bacağı kırık bir ananın feryadı,
Hala çizmekte ciğerimin en köşesini.
Zira nicedir babası sanıyordu hasta yatanı,
Nicedir de kardeşi!
İlk feryadı duyduğunda vefat edenin kardeşleri vardı yanında ya
"Gardaşıımm!" diye çırpınıyordular.
O da sesi yettiğince şimdisine kadar,
Bu dünyadan göçen bütün kardeşlerine çırpındı,
Kendi oğlunun vefatını algılayamadan!
Alelacele cenaze evine varıldı!
O dağ yıkılsa deviremez sandığım o nahif adamı
Boylu boyunca sermişler yatağa!
Üzerine çarşaf örtüp, göğsüne bıçak koymuşlar!
Sanki hortlayacak güzelim insan.
Sarılsam,
Bana hiç olmayan,
Babamın şefkati gibi saracak kadar uysal oysa!
Ah ne tarifsiz bir acıymış bu yarabbi'm!
Nasıl ki ben anama aşıksam!
Baba da aşk ile sevilebilirmiş meğer ürkmeden.
O evlat ki...
O babanın ayakların altını öpe koklaya ağıtlar yakarken,
Kusura bakma tanrım sordum...
"Neden?"
O kadar yüceydi yüreği o yatakta, öylece,
Boylu boyunca nefessiz yatan adam.
Adam'dı.
Alzheimer hastası çoktan yatalık,
Kolu kanadı, ayağı bacağı kırık bir ananın feryadı,
Hala çizmekte ciğerimin en köşesini.
Zira nicedir babası sanıyordu hasta yatanı,
Nicedir de kardeşi!
Şimdi ki feryatları duyduğunda vefat edenin evlatları vardı yanında ya,
"Bababammm!" diye koya ağıtlar yakıyorlardı ya!
O da cılız sesiyle uzunca bir süre baba'm diye ağladı,
Bir müddet de ana'm diye.
İki de bir oğlunu sorsa da,
"Bu Sefer nerede o niye gelmedi bu acı günümde?" diye,
Ben hariç hiç kimse onu duymadı!
"Oğlun öldü ana!" diyemedim.
Öyle ya!
Nicedir...
Kimi kim sanıp, sandığının varlığına sevinirken,
Cisminin aslına özlem duyar olmuştu ömrüne bitap kadın!
Ben nasıl diyeydim.
Kim nasıl kıyardı o kırılgan ciğere!
İçimin geleceğini görür gibi oldum onda da!
Rahmetli anam!
Bütün ömrümü onunla yüzleştiğimde,
"Her şeyi hatırlamak, hatıralarınla yanmaktır kızım,
Ben yandım, sen de yanma!
Sen görmedim sanırken, ben unuttum!
Hepinize yetebilmek için başka şansım yoktu." dediğinde,
Unutmayı denemiştim!
Sonra bir baktım geçmişten o güne...
Bütün olaylar yerli yerinde ki o da zaten
Hiçbir şeyi unutmamış!
Alzheimer hastası olmayı dilemiştim nice yıllardır.
Artık istemem!
Artık...
Yanımda biri hele ki Allah korusun en yakınımsa giden!
Her gidenime yine yeniden yeniymiş gibi yanmayı dilemem.
İşte o yüzden!
Nicedir...
Ziyaret mezar edilecek mezar taşlarım arttıkça,
Gitmez oldum artık mezarlıklara.
Hatırlayamıyorum ki,
İlk ne zaman ağladım ben onların yokluklarına!
Alzheimer hastası olup yeniden o anı yaşamak da asla istemem!
Denizi olan bi yere gidemedim bu sefer...
Dökecek iç..
Çok ya hani...
Kim toplardı canımın kırık canlarını,
Hayallerimin kırıklarına bohça edip!
"Derdin, insanların duymak isteyeceğinden de çoksa kızım,
Bir deniz kenarı bulamasan da suya söyle geçer!" derdi annem.
Suya söyledim işte...
Geçer mi ki?
Ya kadıncağız durduk yere
"İlle de evlat!" diye tutturursa?
Cemre.Y.
Daha geçen hafta oğlu bu dünyayı terk-i diyar eylemiş,
Alzheimer hastası çoktan yatalık,
Kolu kanadı, ayağı bacağı kırık bir ananın feryadı,
Hala çizmekte ciğerimin en köşesini.
Zira nicedir babası sanıyordu hasta yatanı,
Nicedir de kardeşi!
İlk feryadı duyduğunda vefat edenin kardeşleri vardı yanında ya
"Gardaşıımm!" diye çırpınıyordular.
O da sesi yettiğince şimdisine kadar,
Bu dünyadan göçen bütün kardeşlerine çırpındı,
Kendi oğlunun vefatını algılayamadan!
Alelacele cenaze evine varıldı!
O dağ yıkılsa deviremez sandığım o nahif adamı
Boylu boyunca sermişler yatağa!
Üzerine çarşaf örtüp, göğsüne bıçak koymuşlar!
Sanki hortlayacak güzelim insan.
Sarılsam,
Bana hiç olmayan,
Babamın şefkati gibi saracak kadar uysal oysa!
Ah ne tarifsiz bir acıymış bu yarabbi'm!
Nasıl ki ben anama aşıksam!
Baba da aşk ile sevilebilirmiş meğer ürkmeden.
O evlat ki...
O babanın ayakların altını öpe koklaya ağıtlar yakarken,
Kusura bakma tanrım sordum...
"Neden?"
O kadar yüceydi yüreği o yatakta, öylece,
Boylu boyunca nefessiz yatan adam.
Adam'dı.
Alzheimer hastası çoktan yatalık,
Kolu kanadı, ayağı bacağı kırık bir ananın feryadı,
Hala çizmekte ciğerimin en köşesini.
Zira nicedir babası sanıyordu hasta yatanı,
Nicedir de kardeşi!
Şimdi ki feryatları duyduğunda vefat edenin evlatları vardı yanında ya,
"Bababammm!" diye koya ağıtlar yakıyorlardı ya!
O da cılız sesiyle uzunca bir süre baba'm diye ağladı,
Bir müddet de ana'm diye.
İki de bir oğlunu sorsa da,
"Bu Sefer nerede o niye gelmedi bu acı günümde?" diye,
Ben hariç hiç kimse onu duymadı!
"Oğlun öldü ana!" diyemedim.
Öyle ya!
Nicedir...
Kimi kim sanıp, sandığının varlığına sevinirken,
Cisminin aslına özlem duyar olmuştu ömrüne bitap kadın!
Ben nasıl diyeydim.
Kim nasıl kıyardı o kırılgan ciğere!
İçimin geleceğini görür gibi oldum onda da!
Rahmetli anam!
Bütün ömrümü onunla yüzleştiğimde,
"Her şeyi hatırlamak, hatıralarınla yanmaktır kızım,
Ben yandım, sen de yanma!
Sen görmedim sanırken, ben unuttum!
Hepinize yetebilmek için başka şansım yoktu." dediğinde,
Unutmayı denemiştim!
Sonra bir baktım geçmişten o güne...
Bütün olaylar yerli yerinde ki o da zaten
Hiçbir şeyi unutmamış!
Alzheimer hastası olmayı dilemiştim nice yıllardır.
Artık istemem!
Artık...
Yanımda biri hele ki Allah korusun en yakınımsa giden!
Her gidenime yine yeniden yeniymiş gibi yanmayı dilemem.
İşte o yüzden!
Nicedir...
Ziyaret mezar edilecek mezar taşlarım arttıkça,
Gitmez oldum artık mezarlıklara.
Hatırlayamıyorum ki,
İlk ne zaman ağladım ben onların yokluklarına!
Alzheimer hastası olup yeniden o anı yaşamak da asla istemem!
Denizi olan bi yere gidemedim bu sefer...
Dökecek iç..
Çok ya hani...
Kim toplardı canımın kırık canlarını,
Hayallerimin kırıklarına bohça edip!
"Derdin, insanların duymak isteyeceğinden de çoksa kızım,
Bir deniz kenarı bulamasan da suya söyle geçer!" derdi annem.
Suya söyledim işte...
Geçer mi ki?
Ya kadıncağız durduk yere
"İlle de evlat!" diye tutturursa?
Cemre.Y.
Labels:
adam,
anam,
baba,
can kırıkları,
ciğer,
çarşaf,
deniz,
dünya,
evlat,
geçer,
gitme,
hasta,
insan,
kardeş,
mezar,
neden,
nefes,
nicedir,
öyle,
rahmetli
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
19 Şubat 2019 Salı
Benim Adım Kız Kulesi
...Benim Adım Kız Kulesi...
Uzun uzun tanışmasak olur mu bu sefer!
Misal benim adım Kız Kulesi olsun,
İçimin dibini merak edersen,
Tavanındaki Piri Reis haritasına bir bakış atıver desem!
Ve sen artık,
Salacak merdivenleri yerine içimin derinini duy desem!
Cemre.Y.
Uzun uzun tanışmasak olur mu bu sefer!
Misal benim adım Kız Kulesi olsun,
İçimin dibini merak edersen,
Tavanındaki Piri Reis haritasına bir bakış atıver desem!
Ve sen artık,
Salacak merdivenleri yerine içimin derinini duy desem!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
18 Şubat 2019 Pazartesi
Cemre
...Cemre...
Sana henüz yazılmamış bir kitabın sayfalarından sesleniyorum sevgilim. Sonu hiçbir bitişle bitmeyen cümleler biriktiriyorum ruhumun içinde.
Sana yeni iklimler, yeni şiirler biriktiriyorum sevgilim.
Sonu zemheriyle bitmeyen yeni sevişler biriktiriyorum ruhumun dibinde.
Lakin ömrümün iliklerine kelebekler dizilmekte sen de fazla bekletme!
Zira pek yakındır düşecek havaya ilk cemre, ardından suya, sonra toprağa.
İklimler arasına karış bence artık sen, yüreğim henüz toprağa düşmeden.
Cemre.Y.
Labels:
bekle,
cemre,
cümle,
etme,
hava,
iklim,
kelebek,
kitap,
ömrüm,
ruhum,
sayfa,
sevgilim,
şiir,
yüreğim,
zemheri
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
17 Şubat 2019 Pazar
Eksik Evler
...Eksik Evler...
Her ev... Sahibine benziyormuş meğer!
Nice geçici kiracılar konup göçerken,
Her biri apayrı ruhlarını bırakıp gidiyormuş meğer!
Çocukluğumda göçüp konduğumuz,
Kapıcı dairelerinin ruhundan biliyorum.
O vakitler,
Ne vakit...
Pencere önlerinde,
Rengarenk mevsim çiçeklerinin,
Rüzgarla salınarak şarkılar söylerken,
Kar beyazı tülleri pervazlarından uçuşurken,
İçindekilerinin katıksız sevgilerine hayallenip,
Ahşap evleri severdim.
Sonra sonra durduk yere...
Bilmem nerenin tam da göbeğindeki,
Şimdi ki adıyla metruk binalar,
Ya göçüverdiler durduk yere,
Ya da hiç yoktan bir yangına kurban gittiler!
Merak etmeyin boş kalmadı o arsalar!
Ya yeni redisidanceler türedi yerlerine,
Ya da yepisyeni AVM'lerden biri.
...
Her ev...
Sahibine benziyormuş meğer!
Nice geçici kiracılar konup göçerken,
Her biri apayrı ruhlarını bırakıp gidiyormuş meğer!
Alt kat komşumuzun silsile boyu kavgası bitmedi hala.
Biz çocukken...
Anıra anıra ağlayan bir bebek, ya da çocuk,
Ya da, hadsiz bağırıp duran bir büyük olursa!
"Başını yiyecek belli, bu çığırışta bir acı var!" der idiler.
Ben mi?
Ben hala...
Dünyada bir yerlerde...
Rengarenk kır çiçeklerimi,
Özgürce ve huzurluca,
Terk etmeyeceğim,
Terk edilmeden ruhumca sere serpe,
Mevsimsizce salınacağım o evi bekliyorum.
Ve de giderken...
Hayat...
Hiç yıkılmamış gibi,
Hiç yanmamış gibi,
Altı yaşımdan...
Bütün evlerin camlarından en azından menekşeler sarkıyormuş,
En azından kar beyazı tüller gelinlik gibi hala salınıyormuş gibi,
O turuncu naylon lastikli ayakkabılarımı giyip,
Aradaki...
Hiçbir kavgayı barındırmayan bir mevsime geçmek istiyorum!
Misal...
Kızımın evindeyiz, çoktan mezun, işi gücü, aşkı, sevdası yerinde!
Epeyce bir vakit sonra misafiriyim,
O, daha kaç yaş önce!
Anneannesinden öğrendiği konserveleri sıralamış gölge dibine!
Yengesinden öğrendiği sarımsaklı turşuları da dizmiş çoktan.
Birazdan kocası gelecek işinden meğer ne çok özlemiş,
Ona dokunamadığı, ona sarılamadığı her anı!
Ne kadar da mutlu giderdim o an evime...
Şöyle usulen işim filan çıkardı evimde!
İşte o vakit tamamlanırdı evim, ocağım, yanım, yörem!
Eksik evlerden biri olmazdık birimizden biri.
Yani hayat...
Bana hala..
Dünü umuda yazılmış bir mektup iken!
Henüz..
Daha bugünümüze...
Bir tek...
"Amin!" e denk gelememişiz!
Şaşırdım mı?
Olsun...
Dinimiz çok amin!
Her ev...
Sahibine benziyormuş meğer!
Bana benzemesin diye son'un…
Sana ilk derin küfrümü savurmuştum!
Göynün göçebe değil senin a kuzum.
Ruhu kendisine ait o yuvayı bulacak!
Bulmalı…
En azından yüreğimin atışı,
Ciğerimin çiziğinden yırtılışı…
Senin duvarları kendin kokan bir evin olacak.
Senin geleceğinde...
Eksik...
Tek evin kalmayacak.
Ömrün boyunca sakın unutma ama...
Mavi'yi mutlaka bulman gerek.
Dream it.
Cemre.Y.
Her ev...
Sahibine benziyormuş meğer!
Nice geçici kiracılar konup göçerken,
Her biri apayrı ruhlarını bırakıp gidiyormuş meğer!
Alt kat komşumuzun silsile boyu kavgası bitmedi hala.
Biz çocukken...
Anıra anıra ağlayan bir bebek, ya da çocuk,
Ya da, hadsiz bağırıp duran bir büyük olursa!
"Başını yiyecek belli, bu çığırışta bir acı var!" der idiler.
Ben mi?
Ben hala...
Dünyada bir yerlerde...
Rengarenk kır çiçeklerimi,
Özgürce ve huzurluca,
Terk etmeyeceğim,
Terk edilmeden ruhumca sere serpe,
Mevsimsizce salınacağım o evi bekliyorum.
Ve de giderken...
Hayat...
Hiç yıkılmamış gibi,
Hiç yanmamış gibi,
Altı yaşımdan...
Bütün evlerin camlarından en azından menekşeler sarkıyormuş,
En azından kar beyazı tüller gelinlik gibi hala salınıyormuş gibi,
O turuncu naylon lastikli ayakkabılarımı giyip,
Aradaki...
Hiçbir kavgayı barındırmayan bir mevsime geçmek istiyorum!
Misal...
Kızımın evindeyiz, çoktan mezun, işi gücü, aşkı, sevdası yerinde!
Epeyce bir vakit sonra misafiriyim,
O, daha kaç yaş önce!
Anneannesinden öğrendiği konserveleri sıralamış gölge dibine!
Yengesinden öğrendiği sarımsaklı turşuları da dizmiş çoktan.
Birazdan kocası gelecek işinden meğer ne çok özlemiş,
Ona dokunamadığı, ona sarılamadığı her anı!
Ne kadar da mutlu giderdim o an evime...
Şöyle usulen işim filan çıkardı evimde!
İşte o vakit tamamlanırdı evim, ocağım, yanım, yörem!
Eksik evlerden biri olmazdık birimizden biri.
Yani hayat...
Bana hala..
Dünü umuda yazılmış bir mektup iken!
Henüz..
Daha bugünümüze...
Bir tek...
"Amin!" e denk gelememişiz!
Şaşırdım mı?
Olsun...
Dinimiz çok amin!
Her ev...
Sahibine benziyormuş meğer!
Bana benzemesin diye son'un…
Sana ilk derin küfrümü savurmuştum!
Göynün göçebe değil senin a kuzum.
Ruhu kendisine ait o yuvayı bulacak!
Bulmalı…
En azından yüreğimin atışı,
Ciğerimin çiziğinden yırtılışı…
Senin duvarları kendin kokan bir evin olacak.
Senin geleceğinde...
Eksik...
Tek evin kalmayacak.
Ömrün boyunca sakın unutma ama...
Mavi'yi mutlaka bulman gerek.
Dream it.
Cemre.Y.
Labels:
acı,
amin,
anne,
çiçek,
eksik,
gölge,
hayal,
meğer,
menekşe,
mevsim,
pencere,
rengarenk,
rüzgar,
sakın,
sevgilim,
sonra,
şarkı,
vakit,
yangın,
yüreğim
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Gün Geçtikçe
...Gün Geçtikçe...
Ne çok yitip giden var ah ömrümüzden ah!
Ne çok uzak diyarlara göçüp giden.
Gün geçtikçe artıyor
Ömrümüze giydiğimiz öksüzlüğümüz,
Gün geçtikçe boynumuza sarılıyor yetimliğimiz
Gün geçtikçe yine kendi yapayalnızlığına kalıyor insan.
Cemre.Y.
Ne çok yitip giden var ah ömrümüzden ah!
Ne çok uzak diyarlara göçüp giden.
Gün geçtikçe artıyor
Ömrümüze giydiğimiz öksüzlüğümüz,
Gün geçtikçe boynumuza sarılıyor yetimliğimiz
Gün geçtikçe yine kendi yapayalnızlığına kalıyor insan.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
16 Şubat 2019 Cumartesi
Kara Toprak
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Aşk Mı, O Ne Ki?
...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...
-
...Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben... Ne zaman şiir kuşanacak olsam, Avuç içi kadar bir coğrafyaya, Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma! ...
-
...Öylece...Çekip Gitti... Biz! Birkaç güvercine mukabil razı olduk, "Sevdadandır." dedik. “İmkansızlıktan aşktandır” dedik. ...
-
…Gözlerin Diyorum Adam… Gözlerin diyorum adam gözlerin... Öyle b/akmasalardı yüreğime Şimdi böyle sana, Lal olabilir miydi dillerim... ...
-
...Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni... Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni; Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak. Yol'unmuş ...
-
...Gözlerin Diyorum Kadın... Gözlerin...diyorum kadın... İçi cehennem dışı cennetken! Gözlerin diyorum kadın! Annem gibi, kızım gibi, ...
-
...Lal-ü Aşk... Sevgilim... Lal-ü aşk yüklü, Bulutlar geçiyor ömrümüzden. Sanki hiç! Mey dolu ağzından, Dökülmemiş gibisin En ıssız,...
-
...Sevgilim... Yüreğinin gazellerini sakın savurma sevgilim! Bırak kalsınlar, daha ne kadar dağınıksan. Toparlanma öyle hemen, ben geldi...
-
…Misket… Çocukluğumun can kırıntılarında Benim bütün oyunlarda kazandığım misketlerim, Bir kavanozda doluydu Ve mahallenin bütün kö...
-
…Adını İfşa Etme Gizli Yarim… Adını ifşa etme gizli yarim, Ola ki seni, ben gibi sevemezlerse... Sana da, bana da kıyarlar! Etme sakı...
-
...Gelsin Artık... Hani ikindi sonrası vakitlerde, Çökmeye başlardı ya akşamın hüznü... Çoğunluğunda da, sessizliğin hüküm sürdüğü, Yür...





























