4 Kasım 2018 Pazar

Günaydın

…Günaydın…
Günaydın,
Gülüşünün gül gamzesinden öptüğüm,
Gel seninle,
Sonbaharın yapraklarıyla,
Huzurlu bir kahvaltı yapalım.
Yüzümün anlamsız gülüşleri,
Pazar sabahlarımın tek anlamı ol.
Cemre.Y.

3 Kasım 2018 Cumartesi

Helal Mi?

...Helal Mi?...
Hep es kaza denk geliyorum kaderimin patika yollarının,
Hangisini seçersem, bana çorap örecek hayal bağlarına.
Oysa daha az önce geçmiştim af dağlarımdan.
Apartıman kapı önümüzden evime geçecekken,
Garaj açıldı, güllük gülistanlık umutlar saçıldı.
Ne kadar da mutluydu sevgili karındaşımla,
Onun tohum eylediği eril çocuğu!
Baba gelecekmiş, onu karşılamaya gidiyorlarmış!
Gündüz otobüsüne binmişmiş!
Ancak gelmişmiş!
Aklıma geliveriyor gecenin öteki yarısında,
Rahmetli anamın, onun dayaklarından bıkıp,
Onu terk etmiş gibi yaparken bize korkmayalım diye,
Sabaha dek oturacağı fasulye sırıklarının yerini gösterişi.
Aklıma geliveriyor gecenin öteki yarısında,
Misal bir düğüne gitmişim şıngır şıkırdak,
Misal...
Bir davete icabet etmişim en yakışan hallerimle!
Dönüşte taksi filan da bulamamışım,
Otobüs filan hak getire!
Kardeşimi aramışım, karındaşımı…
Ulaşamamışım!
Ne vakit ona ihtiyacım olsa hep,
Vardiyası uygun değilmiş sıra bana gelince!
Neyse.
Bir yutkunayım hele de…
Sana yarın "Hoş geldin baba!"desem olur mu,
Benden geleceğini bile bile,
Yolunu gözetlememi bekleme!
Ben senin bana o altı yaşımda,
Bana ilk yanlış temasında hani!
Babam kalmanı çok bekledim.
On üç yıl sonra da...
Rast gelmeseydi yolumuz sigarayla...
O pencere pervazında ölüp gidecektim ne güzel.
Çok değil daha birkaç ay önce yüzleşince,
Anamın mezarına karşı yüz yüze yüzleşince,
"Seni büyüklüğüm af etse bile,
Çocukluğum,
Hiç affetmeyecek, affedemeyecek!" derken de,
Yalan söylemedim.
Şimdi parıldasın seni evine getiren gözler!
Orucunu tut, namazını kıl,
Hatta hep beraber umrelere, haclara falan gidin.
Ama lütfen...
Gelirken o dokunulmamış çocukluğumu geri getirin!
Sahi...
Sizin hafifletici nedenlerinizi de haylice unutmuşum!
Kızlığıma zarar gelmemişti değil mi,
Umrelerinizde bir düşünün bence?
Peki ya o istemsiz dokunuşlar, onlar hep helal miydi?
Cemre.Y.

İyiyim Ben Böyle

...İyiyim Ben Böyle...
Sen bana şimdi gelme eski sevdiğim,
Ben artık, o bıraktığın yerde değilim!
Adresim ayrı, posta kutum nicedir oksitlenmiş!
Yolun sonu bana çıkan arnavut kaldırımlarınıysa,
Çok kereler değiştirdiler yeni belediyeler.
Oysa nice geceler boyu,
Salonumun bütün ışıkları yanık bu gelişi beklemiştim.
İlk gidişinin ardından, kim bilir kaç yıl boyunca,
Boğazımda yutkunamadığım o kocaman yumruyla,
Günleri gece, geceleri sabah etmeye çalışmıştım.
Daha bir buçuk yaşındaki yosun gözlüme,
Ninni diye...
Rahmetli Ahmet Kaya'nın şarkısının nakaratını değiştirip,
"Baban bir gün,
Döner gelir sarılırsın yavrucağım!" ı söyleyip durmuştum.
Sen bana şimdi gelme eski erim,
Ben artık o bıraktığın Cemre değilim!
Vukuatlı nüfus kayıtlarında,
Soy adım senden ayrı tam on sekiz yıldır!
Yolun sonu bana çıkan,
O "Kadın olsaydın da elinde tutsaydın!" ların öcleriyse,
Çok kereler alındılar boşanmamızın o ilk yıllarında!
Oysa nice aylar boyu,
Yüreğim,
Kırılgan kelebek kanadında üzülmüştüm de "O Kadın!" için.
"Her şey kadın olmakla bitmiyor." diye!
Sen bana şimdi gelme eski dostum,
Ben artık dostluğun kemaline de eriştim!
Bak kızımız da büyüdü sensiz, yeni yaraları bile oldu hatta!
Yirmi bir yaşına gelene kadar da hep ama hep seni çok özledi.
Sen bana şimdi gelme arkadaşım!
Sen bana bundan sonra geleceksen, yalnız gelme!
Misal kızımızla ilgili önemli bir mevzu olur kızımızla gel,
Misal oğlunla ilgili hayati bir durum olur oğlunla gel.
Ama beni tercih ettiğin karınla aran bozulunca arama beni.
Sen bana şimdi gelme, sen bana hiç yalnızken gelme!
Misal ortak akrabalarımızdan Allah gecinden versin ölümü olur,
Misal,
Ortak akrabalarımızdan birinin,
Mutlu bir düğünü olur o zaman gel.
Ömrümün, ömrüme öcü çoktan bitti.
Sen kal.
İyiyim ben böyle...
Sen de iyi ol artık.
Cemre.Y.

1 Kasım 2018 Perşembe

Yoksa Gerçekten Öldük Mü Lan

…Yoksa Gerçekten, Öldük Mü Lan!...
O değil de…
Arada bir Neşet Ertaş türkülerine denk gelmiyor muyum!
Kalbim kaburgalarımı zorluyor yeniden...
Bir ayrılık, bir yoksuzluk, biri de ölüm! diyordu ustam...
Ki biz bu sıfatların hiçbirine dahil değildik!
Sahi biz, yoksa gerçekten, öldük mü lan!
Cemre.Y.

İnsan

...İnsan...
Öyle bir zaman geliyor ki
İnsandan soğuyor insan.
Bir zaman sonra,
Dost diye okuduğu kitaplardan,
Bir vakit geliyor, çaydan soğuyor,
Derdini anlattığı denizden soğuyor insan,
Sonra kendine geliyor sıra...
Oturduğu mavi banktan usulca kalkıp,
Mavi gökyüzüne atıyor kendini, ölüyor insan.
Cemre.Y.

31 Ekim 2018 Çarşamba

Pastırma Yazı

…Pastırma Yazı…
"Şimdi şuraya yağmurlu bir İstanbul'dan…" diye bi şeyler yazardım ya
Sevmiyorum kendisini.
İstanbul'u değil be gözüm, yağmuru sevmiyorum.
Hele yalnızlığı, hele kararsızlığı, hiç mi hiç sevmiyorum!
Şimdi pastırma yazından çalıntı güneşli günler geçiyor ömrümden.
Her şey aslında, bir şeyleri umursamak ve umursamamaktaki o ince çizgide,
Yeni bir kader kapısını açan iki yüreğin
Aynı anda adım atması gereken bir sırdı... 
Ve sen…
Neyse ki o an…
Orada değildin, sen bana hazır değildin! 
Ben sensizliğin kapısından tek başıma geçtim de…
Peki ya sen, bensizliğin kapısından geçebilecek misin!
Bir sonraki kapıdan yalnız geçmeye niyetim yok çünkü…
Senle veya sensiz!
Ama kesin yanımda biriyle…
Cemre.Y.

29 Ekim 2018 Pazartesi

Ne Anlamı Var

…Ne Anlamı Var!...
Elbette sevişebiliriz lakin,
Daha yüreğimi ısıtamayanın yatağımda işi ne?
Milyon defa söyledim, milyar defa da söylerim.
Hayır yani sonuçta evlenmeyeceksek,
Yine hiç tanımadığın biriyle…
En başından tanışmanın ne anlamı var!
Cemre.Y.

Güneş

…Güneş…
Yazdan çalıntı günlük güneşlik bir bahar gibi bugün.
Kalktım sade bir kahve ısmarladım kendime,
Emekli teyzeler gibi kadın programları izledim,
Kitap okudum epeyce, epeyce de kendimi şımarttım.
Sonra dışarı çıktım, güneş dokundu elime, yüzüme.
Durduk yere içim sevinçle doldu,
Bayram çocukları gibiyim bugün, bi uçurtmam eksik.
Cemre.Y.

Sevemedim

…Sevemedim…
Hayatımın hangi karesinde denk geldin sen bana bilemiyorum ama...
Sanki hiç de gereksiz yere...
Sevemedim be adam ben seni.
Lütfen beni affet!
Bu dünyaya ait olmayan bütün o yolların da ruhun ışıklarla dolsun.
Cemre.Y.

28 Ekim 2018 Pazar

Günaydın

...Günaydın...
Günaydın uykulu kirpiklerim, gözlerim, ellerim, ayaklarım.
Günaydın ağzım, burnum, yüzüm, vücudum,
Günaydın sade kahvem, ocakta kaynayan çayım.
Günaydın kızarmış ekmeğim, zeytinim, peynirim.
Günaydın dünden kalmış şiirlerim,
Günaydın ey sevgilim, sevdiceğim, günüm, güneşim, duam.
Günaydın pazar sabahım, iç huzurum, mutluluğum.
Cemre.Y.

27 Ekim 2018 Cumartesi

Küfür

...Küfür...
Bir yaradan var elbet nesl'imzi de...
Sanki benim kader kayıtlarım bir değiştirilmişmiş gibi...
Ey benim gök tengrim,
Hiç olmazsa yarattığın zamana götür beni,
Madem biliyorum ki,
Hayat.
Baştan foseptik.
Uçurulduğum an.
Tembele yatarım!
Geçsindi diğer, a.m. K'lı, anaları hariçli, a.m.koduklarım beni!
Siz varın, küfür sayın her harfimi!
Cemre.Y.

Ah Be!


…Ah Be…
Ne yapsam... 
Ne yapmasam... 
Onaramıyorum onun kalbinin kırık kanatlarını... 
Ve benim ciğerim yırtılıyor yerinden. 
Ah Be evlat sen de mi!
Cemre.Y.

Ne Demek?

…Ne Demek?…
Ne demek?
Hiç değilse kelebek kanadında bir nokta dahi olamayacakmışım!
Ne demek bunca vakit o vakit?
Senin kımıl zararlısı birer tenya olduğunu anlayamışım da
Ola ola, bir kör sinek olacağını anlayamamışım mış gibi mi yani!
Nerede kaldı benim yüreğim!
Adın aklımdan geçse…
Kaburgalarımı zorlayan kalbimin tırtıl kanatları.
Kimseden bir dileğim de yoktu hani, nicedir.
Kim, kime ne kadar azalmış…
Bana…
Yüreğimin kelebek kanatlarını, geri verin yeter!
Cemre.Y.

Susuyorum

...Susuyorum...
Her gelen bir bakışıyla da olsa bir soruyor ya seni
Onca kalabalık birer çift rengarenk gözleriyle,
Annemin gözleri bile...
Ben ne seni anlatıyorum artık, ne de sensizliği...
"Kurban bayramı ya bir yağmur yağar kesin...
Rabbim akan kanları temizler rahmetiyle,
İstanbul...
Hiç kurban verilmemiş gibi, nur-u pak olur." diyorum...
Bütün sessiz sorular susuyor ben susuyorum...
Cemre.Y.

25 Ekim 2018 Perşembe

Puzzle

…Puzzle…
Ah benim, konusu hayatsa, ömrüne dik duranım.
Ah benim, konusu sevdaysa, sevdasına yenik, suskun yüreklim,
Ah benim, yosun gözlüm, yürek çiziğim, lülücanım, heyecanım!
Ah benim, kendi kendine çelikten duvarlar örenim…
Ah benim, yüreği baştan yaralım, ciğeri parelim!
Ah benim, karıncanın yolu başka iken bile, ekmeği onu dilerse diye vazgeçenim.
Daha ne kadar...
Ömrünün boşluğunun tek karesini, sığdırmaya çalışacaksın koca bir puzzle'ı!
Cemre.Y.

24 Ekim 2018 Çarşamba

Geçiyor Zaman

...Geçiyor Zaman...
O halde bırak yapamadıklarına gücenmeyi,
Benim onlarla uğraşırken yıllarım soldu.
Şimdi gülümsüyorsan ki gülümse budur ödemli olan.
Olamadıklarımızı düşünmekle geçiyor zaman.
Cemre.Y.

23 Ekim 2018 Salı

Sahi Nasıl'ım?

…Sahi Nasıl'ım?
Senin sormaya yüzün de yoktur şimdi,
"Sahi, şimdi nasılsın?"demeye…
"Sahi nasıl'ım?"
"İyiyim elbette!" de…
Bu yaşta da, aksırıktı, tıksırıktı, astımdı, tiroiddi,
Diz ağrısı, eklem romatizmasıydı, normal elbette ama!
Bir sigaradan vazgeçemiyorum hala!
Bir de seni hala unutamamaktan!
Nasıl mıyım, sahi mi?
Sahi nasıl'ım?
Böyle…
Ellerim, kollarım, ayaklarım bacaklarım yokmuş gibi,
Böyle…
Ne bileyim!
Nefesimi alıp verdiğim boğazım, çenem, dudaklarım.
Burnum, gözlerim, kulaklarım, alnım, kafam…
Yokmuş gibi…
Sahi nasıl'ım?
Sanki cami avlusunda çoktan unutulmuşum da,
Yılların yorgunluğunu yüklenmiş bir yürekmişim de,
Yine kendi kendime bulunmuşum gibiyim.
İstisnasız her gece sabaha uyanmamayı dileyerek,
Ve güne gözlerimi açtığım her gün de,
"Her şey güzel olacak!"dileyerek.
Sahi nasıl'ım, mıyım?
Sahi mi?
Nasıl mıyım?
Kendi kendime evlatlığım işte…
Bir yanım kaybettiğim diğer yarımı,
Yani ruhunun eşini beklemekte ki "Tamam" olsun.
Diğer yanım…
"Artık sanmalardan yorulmadın mı?" demekte.
Senin sormaya yüzün de yoktur şimdi,
"Sahi şimdi nasılsın?"demeye…
"Sahi nasıl'ım?"
"İyiyim elbette!" de…
Böyle…
Cami avlusunda,
Terk edilmiş bir kundak...
Orada hala beklemekte,
Gece ile güneş arası...
Hala her geçen gün atan bir yürek var içinde.
Ne dirim var adam gibi,
Ne de ölüm!
Cemre.Y.

Yüreğim Yok Muydu?

…Yüreğim Yok Muydu?…
Yoksa benim yüreğim yok muydu?
Hiç mi kandırılmaya meyl eylemekten son anda vazgeçip
Vicdanımı dinlemek istemedim de
Yüreğime"Yelkenler Fora!"demek istemedim.
Onun boynundaki ay ile yıldız arası,şah damarı atışına da
Seve seve yaşanırdı onunla.
O bile bilmiyor oysa!
Cemre.Y.

22 Ekim 2018 Pazartesi

Yıldızname


….Yıldızname…
Ah benim yosun gözlerinden ömürler biçtiğim,
Ah benim yükü yaşından ağır gül gamzelim,
Ah benim kalp dudaklım, gülüşü güneşi doğduranım,
Söylesene sen çocukluğundan bu yana ne zaman,
"İyi ki doğmuşum be!"diyeceksin?
Ne vakit gülecek sana kader denen yıldızname çizelgen?
Cemre.Y.

Günaydınlar

…Günaydınlar…
Ey benim uykulu kirpiklerinden,
Ey benim burnunun ucundan öptüğüm.
Ömrümün yaşları kadar…
Yazdan kalma sıcacık öpücükler dolu
"Günaydın"lar borçlusun bana.
Cemre.Y.

21 Ekim 2018 Pazar

Tekin Değil Buralar

...Tekin Değil Buralar...
Tekin değil buralar yavrucağım, oldukça tenha.
Sen sığ sularda yürüyorum sanırsın aniden fırtına kopar,
Sonra rüzgarın adı boran olur,
Sahili okşayan dalgalar devleşir de seni içine alır.
Tekin değil buralar yavrucağım, oldukça tenha.
Sen kalbinin kanatlarını dinliyorum sanırsın aniden aşk olur,
Sonra yürek çarpıntılarının adı sevda olur,
Sonra geceleri gördüğün rüyalar devleşir de günün, güneşin olur.
Tekin değil buralar yavrucağım, oldukça tenha.
Sen yüreğinin atışlarını dinliyorum sanırsın aniden zaman durur,
Tam vuslata ramak kalmışken,
Sonra dostun adı düşman olur,
Sonra sayamaz olursun sırtındaki hançer yaralarını
Oysa sen...
En leylim ley zamanlarını çoktan geçtin yavrucağım.
Ömrünün en tenha zamanlarını,
Ömrünün en zemheri ayazlarını çok erken geçtin.
Şimdi senin hayattan alacaklarını toplama vakitlerin.
Varsın senden gayrısına gelecekse kış gelsin.
Cemre.Y.

19 Ekim 2018 Cuma

Duydum Ki

…Duydum Ki..
Duydum ki yüreğin…
Yüreğimin atışını hissetmeyi özlemiş.
Tenin, tenimin sıcaklığını,
Dudakların, dudaklarımın titreyişini.
Duydum ki ellerin…
Ellerimin dokunuşunu özlemiş.
Nefesin, nefesimi, sesin, sesimi özlemiş.
Cemre.Y.

18 Ekim 2018 Perşembe

Ah Be Sevdiceğim

...Ah Be Sevdiceğim...
Ne vakit sen gelsen aklımın yürek nehrine,
Ya ıssızlıkla kuraklık karışımı Afrika'nın,
Kurumuş cangıllarının içinde bulurum kendimi.
Ya da Brezilya'nın her anı gözyaşları akan,
Amazon ormanlarının dibinde bulurum beni.
Ah be sevdiceğim!
Ben oralara hiç gitmedim, hiç bilmem.
Ne diye koskoca İstanbul varken,
Yüreğimin incisi Kız Kulesi varken,
Sinemin kolyesi Galata Kulesi varken,
Ömrümün rölyefi İstiklal Caddesi varken,
Ne diye hiç bilmediğim diyarlara savurdun ki sen beni?
Üstelik...
Oralarda dahi
"Hiç Yok!" satıyordun öyle mi!
Cemre.Y.

Halin Nicedir

...Halin Nicedir?...
Ey benim sesine sevdalandığım,
Uzak diyarlardan,
Soğuk sonbahar akşamlarından,
Hazan yapraklarının,
Yağmura savrulduğu gecelerden,
Kimi zaman,
İnsanın içini öldüren koca koca yalnızlıklardan,
Ve soğuk yastıklardan sesleniyorum sana…
Nasılsın, halin nicedir?
Afiyette mi yoksa gam da, keder de misin?
Misal, arada bir durduk yere...
Burnunun direği sızlar mı senin de!
Cemre.Y.

17 Ekim 2018 Çarşamba

Buğu

...Buğu...
Gözleri gözlerime değdiğinde,
Buğusundan büyülendiğimi fark etmiş miydi acaba!
Bunca cesur geçinirdim güya!
Benim söz eyleme sırası ona gelince,
Dilimin damağımın lal olduğunu,
Aklımın beynimin süzgecinden geçemeyip,
Bir tek fikir edemediğini,
Gözleri gözlerime değmesin de,
Yine yeniden yanmayayım diye sustuğumu,
Gülüşünün gül gamzelerinden,
Hülyalı hayaller topladığımı hissetmiş midir ki.
Elektrik yüklü kahverengi kasabalardan kaçıp kaçıp,
Yosun yeşili tenhalarına sığınmak istediğimi de,
Anlamış mıdır acaba!
Salaş bir meyhanede kadehleri yere atarken birlikte…
"Emrin olur, başım, gözüm üstüne." diyebilmeyi düşünürken,
Dilimin tutulduğunu bilmiş midir?
Misal bugün...
Ona bu kadar, bir yürek mesafesi kadar yakınken...
İçinin içinde,
Kopan bütün fırtınalarını gördüğümü duymuş mudur acaba?
Yüreğinin can kırıklarının,
Yüreğimin can kırıklarıma dokunduğunu hissetmiş midir ki!
İçimizde ne vardıysa,
Can kırıkları dolu gülümsemelerle doluydu,
Her şey birer buğu.
Öperim seni adam, yüreğinin en ezik yerinden,
Misal yosun gözlerinden, dizlerinden.
Cemre.Y.

16 Ekim 2018 Salı

Artık Ne Mühim

…Artık Ne Mühim…
Yıllar boyunca kalbimin kırık canlarıyla,
Nefes almamaya meyilli günlerim oldu elbette.
Ve elbette,
Ertesi sabaha,
Uyanamamış olmak için dualar savurarak yattığım gecelerim.
Yine de her akşam saatimin alarmını kurdum,
Benim duamın geç uyanıp,
Gereksiz yere işime geç kalmakla ilgisi yoktu zira!
Ben çalar saatimin,
Alarmını dahi duyamacak kadar ölmüş olmayı diliyordum.
Sonra baktım ki dualar,
Evrene savrulurken atomlarca bölünmüş,
Katrilyonlarca dualarla karışıyordu
Baktım ki öyle,
"Yarına uyanamayayım!"demekle olmuyor bu hayat,
Mecbur nefes alınıyordu…
Ve gelecek,
Ben daha gelip geçtiğini anlayamadan hemencecik bitiyordu.
Saatimin alarmı çalar çalmaz yataktan fırlayıp,
Aceleyle giyinirken iki kişilik sade Türk Kahvemi yapıp,
Şöyle aynada bana bakıp duran kadını,
Beğenecek kadar acil bir makyaj yapıp,
Kaldıysa eskilerden bir iki şiirim sosyal medyalarda paylaşıp,
Servisimin gelmesine ramak kala,
Hayal penceremde iki üç dakika bir deryaya dalarım.
Tam da teknem batacakken bulabildiğim herhangi bir şişeye,
Bulabildiğim herhangi bir kağıda,
Bulabildiğim herhangi bir kalemle,
"Bu hayatta imkansız diye bir şey yoktur,
Olasılıksızlıkları azaltabilmeye bakar her şey!"derim.
Yine de şişenin kapağını,
Birileri,
Onu açabilene kadar zaman dayanacak bir mantar saklarım rüyama!
Rüyamdan ödünç aldığım mantarla şişemin kapağını kapatırım.
Artık ne mühim!
Durgun denizde durduk yere fırtına çıkmış,
Durduk yere alabora olmuş hayatım!
Ya da durduk yere kalp çarpıntılarıyla geleceğe bir ışık yakmışım.
Geçmişimi sorma sakın, romanlarla dolu hayatım.
Yazdım bitti.
Vaktim varsa biraz da "şimdi"yi, biraz da "yarın"ı…
Ne bileyim yahu!
Açtıysan o şişenin mantarını,
Sildiysen dışındaki buharları, gördüysen içindeki tekneyi,
Teknenin içini de merak edip baktıysan çalışma masasına,
Üstündedir belki hala geleceğe mektubum!
Ya da onca yüz yıl gezdi durdu ya ummanlarca!
Dalgalara yenik düşüp, sarsıntıya uğramıştır ama iyi bak…
Şayet içine tuz ruhu kaçıp yazıları silinmediyse hala,
Oralarda bir yerlerde sana dair yazılmış bir mektup var!
Yıllar boyunca kalbimin kırık canlarıyla,
Nefes almamaya meyilli günlerim oldu elbette.
Ve elbette ertesi sabaha uyanamamış olmak için,
Dualar savurarak yattığım gecelerim.
Yine de her akşam saatimin alarmını kurdum,
Benim duamın geç uyanıp,
Gereksiz yere işime geç kalmakla ilgisi yoktu zira!
Ben çalar saatimin,
Alarmını dahi duyamacak kadar ölmüş olmayı diliyordum.
Sonra baktım ki dualar evrene savrulurken,
Atomlarca bölünmüş katrilyonlarca dualarla karışıyordu
Baktım ki öyle,
"Yarına uyanamayayım!" demekle olmuyor bu hayat,
Mecbur nefes alınıyordu…
Ve gelecek,
Ben daha gelip geçtiğini anlayamadan hemencecik bitiyordu.
Saatimin alarmı çalar çalmaz yataktan fırlayıp,
Aceleyle giyinirken iki kişilik sade Türk Kahvemi yapıp,
Şöyle aynada,
Bana bakıp duran kadını beğenecek kadar acil bir makyaj yapıp,
Kaldıysa eskilerden bir iki şiirim sosyal medyalarda paylaşıp,
Servisimin gelmesine ramak kala,
Hayal penceremde iki üç dakika bir deryaya dalarım.
Tam da teknem batacakken bulabildiğim herhangi bir şişeye,
Bulabildiğim herhangi bir kağıda,
Bulabildiğim herhangi bir kalemle,
"Bu hayatta imkansız diye bir şey yoktur,
Olasılıksızlıkları azaltabilmeye bakar her şey!"derim.
Yine de şişenin kapağını,
Birileri onu açabilene kadar zaman dayanacak bir mantar saklarım rüyama!
Rüyamdan ödünç aldığım mantarla şişemin kapağını kapatırım.
Artık ne mühim!
Cemre.Y.

15 Ekim 2018 Pazartesi

Hadi Gel Yine Sevelim

…Hadi Gel Yine Sevelim…
Yazdan kalma bir tutam gülümseme savuracağım dudaklarına,
"Anı yaşa!" diyenlere inat sonsuz olacağım ruhunda.
"Hadi gel yine sevelim sevgilim" diyeceğim ona.
Cemre.Y.

Sana Ne Lan

…Sana Ne Lan…
Sen onu asrın mucidi,
Olası bütün hastalıkların devasını o buldu sanırsın,
Oysaki o aşk…
Aşekanın sarmaşık dalları gibi 
Seni yüreğinden, yüreğinin içinden zehirler.
Sonra ne mi olur?
Hiç sevmediğin ve de devamlılığını takip etmediğin bir dizinin,
Bir tek repliğine denk gelirsin.
Bütün ömrün zınk diye geriye sarar!
"Yaşadığın aşk, sana zarar veriyorsa…" vesaire vesaire!
Ne kadar da bütün ömrümüze tanıdık değil mi?
Sana ne lan!
Belki ben acı çekmeyi seviyorum!
Belki ben acı çekmeye rağmen hala onu sevmeyi seviyorum!
Belki ben…
Onu bana aşık etmek için gereken bütün oyunları,
İhanetleri, yalanları ve bütün dalavereleri sevmiyorum.
Sana ne lan!
Belki ben…
Onu onsuz da sevmeyi seviyorum,
Ta ki kendiliğimden vazgeçene kadar!
Şimdi bırak beni kendi cennetine siktir git!
Belki ben…
Hayata…
Böyle daha umutluyum.
Cemre.Y.

Söz Verdiğim Gibi

…Söz Verdiğim Gibi…
Her gece uykuya öykünmeden önce
Mutlaka bir cümle daha seni sevdim ben çocuk!
Duyup duymaman, hissedip hissetmemen önemli değildi ki,
Son nefesimi verene kadar da en çok seni sevecektim, söz verdiğim gibi.
Cemre.Y.

Dua

…Dua…
Ben…
Yine de belki gelirsin diye…
Senden başka hiçbir ayrılığı yutkunmadım mesela!
Ne bileyim…
Yine bir yıldız kayardı bir yerlerde!
Yine bir güneş tutulurdu.
Yine yürekler ağıza gelip gelip,
Dua ederdik hep bir ağızdan!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...