|
Kız Kulesinin tavanındaki Piri Reis haritası gibiyim.Dışım'la o kadar meşguller ki, içimi gören yok!
Cancağızım! Sana, her gün bakıp yüzünü çevirdiğin aynandan sesleniyorum, gözlerinin içine bakıyorum, buradayım, tam karşında, artık yalnız değilsin, artık yalnız değilim, artık dostuz. Sanki böyle bahçendeki erik ağacı çiçek açmış da sen karpuza aş eriyormuşsun gibi bi duygu bu... Hoş geldin madem! (Yazdıklarım bana aittir çalmayın, adımla beraber paylaşın olur mu canlarım.) Cemre.Y. #Tipinifavladığım
28 Eylül 2018 Cuma
Limit
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
27 Eylül 2018 Perşembe
Yapma Böyle
…Yapma Böyle…
Tam unuttum derken bir fırtına eser,
Sonra sen dolarsın ruhuma!
Aslım, şeklim, karakterim, kişiliğim alt üst olur,
Yapma böyle sevdiceğim!
Hayata dik duruşumu bozma!
Akşamdan kalma kırık canlarımı bedenime yapıştırıp,
Yeni güne…
Hiçbir şeyim yokmuş gibi uyanmak hayli zor oluyor zira!
Cemre.Y.
Tam unuttum derken bir fırtına eser,
Sonra sen dolarsın ruhuma!
Aslım, şeklim, karakterim, kişiliğim alt üst olur,
Yapma böyle sevdiceğim!
Hayata dik duruşumu bozma!
Akşamdan kalma kırık canlarımı bedenime yapıştırıp,
Yeni güne…
Hiçbir şeyim yokmuş gibi uyanmak hayli zor oluyor zira!
Cemre.Y.
Labels:
akşam,
beden,
can kırıkları,
fırtına,
hayat,
hiçbir şey,
ruhum,
sevdiceğim
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
26 Eylül 2018 Çarşamba
İmkansızım
...İmkansızım...
Ey benim
Rabbimden gelen ikinci hediyem
Biliyorum sen imkansızımsın.
Sızı'm sın...
Şimdi uçabilirsin kafesinin üzerinden...
Sana da "Eyvallah!."
Cemre.Y.
Ey benim
Rabbimden gelen ikinci hediyem
Biliyorum sen imkansızımsın.
Sızı'm sın...
Şimdi uçabilirsin kafesinin üzerinden...
Sana da "Eyvallah!."
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Yüreğim Üşüyor
...Yüreğim Üşüyor...
Tam unuttum artık diyorsun,
O oradan bir gülümsüyor senin ciğerin titriyor.
Elin telefonuna gidiyor
"Yüreğim üşüyor sevdiğim,
Ellerim ellerini, ayaklarım ayaklarını özledi.
Tenini, terini, dudaklarını saymıyorum bile." diyesin geliyor,
Vazgeçiyorsun...
Biliyorsun çünkü...
Gidenler dönmezler geri.
Oturup bir şiir daha demliyorsun.
Cemre.Y.
Tam unuttum artık diyorsun,
O oradan bir gülümsüyor senin ciğerin titriyor.
Elin telefonuna gidiyor
"Yüreğim üşüyor sevdiğim,
Ellerim ellerini, ayaklarım ayaklarını özledi.
Tenini, terini, dudaklarını saymıyorum bile." diyesin geliyor,
Vazgeçiyorsun...
Biliyorsun çünkü...
Gidenler dönmezler geri.
Oturup bir şiir daha demliyorsun.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Güz Ayazı
…Güz Ayazı…
Sonbaharın böyle günlerine,
"Güz ayazı." derdi rahmetli anam!
Güz ayazı yüreğine çöreklendiyse eğer,
Yaz güllerinin kokusunu özlemişsindir.
Misal kızgın kumlardan serin sulara dalmayı özlersin.
Oysa yine ilkbaharın şenliği dolacak ruhumuzda,
Yine haziran gülüşleri dolacak içimize,
Yine temmuz akşamları Akdeniz de en güzel olacak.
Şimdilerde güz ayazı geçiyor ya ömürlerimizden.
"Bekle yüreğim." diyorum kendime...
"Bekle ve sabret yine yaz gelecek!"
Cemre.Y.
Sonbaharın böyle günlerine,
"Güz ayazı." derdi rahmetli anam!
Güz ayazı yüreğine çöreklendiyse eğer,
Yaz güllerinin kokusunu özlemişsindir.
Misal kızgın kumlardan serin sulara dalmayı özlersin.
Oysa yine ilkbaharın şenliği dolacak ruhumuzda,
Yine haziran gülüşleri dolacak içimize,
Yine temmuz akşamları Akdeniz de en güzel olacak.
Şimdilerde güz ayazı geçiyor ya ömürlerimizden.
"Bekle yüreğim." diyorum kendime...
"Bekle ve sabret yine yaz gelecek!"
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
25 Eylül 2018 Salı
Yorgun
....Yorgun...
"Sen benim..." deyip...
Yutkunup...
"Yorgun olduğumu şimdi nereden anladın!" diyorsun ya!
Hani o sırf ben daha fazla üzülmeyeyim diye,
O çocukluğunun yüzüne de böyle vakitlerimizde taktığın,
En şen şakrak masken geliverdi aklıma.
Hani sınırsız kımıldanan dudaklarının şifresini,
Bütün aile efradımızla çözemezdik!
Sorduğumuzda sana...
"Hiç kötü şey söylemedim ki,
Sadece şarkı söyledim içimden!" derdin.
Sonraları bütün sevdiğin şarkıların sözlerini ezber ettim ben.
Bütün dinlediğin nağmelere kulak verip,
Bütün yaptığın sulu boya resimlerinin diyagramını öğrendim.
Haberin yokken ben,
Sen bensiz iken yeni sevdiğin şeyleri de keşfedip,
Onları da senle beraber sevmeyi öğrendim.
Tıpkı senin...
Benleyken öğrenmeyi zehir saydığın şeyler gibiydi tadı!
Böyle fasulye turşusundan öte...
Arnavut biberi gibiydi...
Ondan sonramda da asla hiçbir tatlı şey sevemedim ki zaten!
Sonra...
Beraberce büyüyüverdik!
Biz..
"Yaz yağmurları bunlar,
Sonra sonbahar, sonra da kış gelecek mecbur!
Ama eni konu sonu ilkbahar!" derken...
Bize hep ilkbahardan sonra zemheri ayazlı karlar yağdı.
Elbette...
Ezhel'de dinlerdik...
Hidra'nın da en dibine de vururduk...
Elbette ki...
Ümit Besen'le Pamela'nın düetini dinler,
Yenilerden Ersan Er falan karıştırıp,
Araya birkaç da remix savururduk,
Sonra bir Hande Yener'e uğrayıp,
Funda Arar'ı geçerken,
Durduk yere Emma Shaplin'e bağlayıp,
Bir tur Chopin open no 9 yapıp,
Andrea Bocelli ile Celine Dion'a
Araya da Lorena macanet'i kattıktan sonra...
Hani nasıl da atardı yüreklerimiz,
Sanki gitmemiz gereken bir yer varmış da,
Biz yetişememiş gibi atarken!
Bir gün...
Cover yapmayı öğretmiştin sen bana ya!
Ben bütün sevdiğim, her şarkıyı aynı anda başlatmıştım da...
İkimiz de hiç içmeden durduk yere sarhoş olmuştuk!
Yalnızken deniyorum bazen!
Arada birçok da işime yarıyor ama...
Ama...
Keşke...
Sen...
Benden Neşet Ertaş falan duymasaydın be kuzum!
Sen...
Benden Yunus .emre falan duymasaydın!
Yıllar önce nasıl edip de ağzımdan çıkmışsa!
"Neşet Ertaş sevmeyen sevdalık çektim!" demesin demişim.
Yıllar önce nasıl edip de ağzımdan çıkmışsa!
"Yunus Emre sevmeyen sevdalık çektim!" demesin demişim.
Onca şiir...
Onca şarkı...
Onca güfte ve bestekar arasından,
Sevdiğinin topuğuna,
Sırf o sevdiğiyle kaçsın diye,
Bütün parasını koyan Yunus Emre'yi es geçip,
Benim gibi...
Bir pencere pervazında onları izlerken...
"Cahildim dünyanın rengine kandım!" demişsin.
Bugün günlerden Neşet Ertaş'tı be yavrum!
Ben hepsini de yaşadım.
Ah be tanrım!
Uzak geçmişlerin süzgecinden geçerken sana rastladım.
Sana yine sondan bir önceki kere daha niyaz ediyorum!
Lütfen...
Ama lütfen...
Belki benim annem bu kadar cesur değildi,
Tamam kabul!
Benim annem beni o kadar sevmiyordu olabilir ama tanrım!
Benim yavrumun yaralarını kendi yaralarıma sarma!
Olmasın benim yavrumun yarası falan!
Ne biçim tanrısın sen hem!
Hepsini okka okka bana yaşattın ya lan!
Ben...
Evladımı..
Bu dünya'ya hep...
En platotiğinden acı çeksin diye doğurmadım!
Mademki yarattım diye övünmektesin hala!
Kızım...
Ben...
Annem...
Anneannem!
Hatta onun annesi...
Daha ötesimi bulmaya yüreğim razı olamadı da!
Hiç de hoşnut olmamışız bu hayattan!
Soruyorum sana!
Biz'i yaratmaya inat etmekten,
Yaratmaya devamı meyl ettirmekten...
Sen nasıl bir zevk aldın?
Kızımın...
Bütün çocukluğu adına soruyorum bunu sana!
Madem onu benim rahmime var ettin...
Ne diye ona biçtiğim güzelim kaderi eylemedin de...
Onun yüreğinin bütün acılı atışlarını bana raks eyledin ki,
Doğru adres ben miydim?
Evet...
Haklısın...
Meryem anamızdan belli çocuk...
Tohumsuz ekilebiliyordu!
Eyyy...
Sizz...
Bütün tanrılar!
Zeuslar...
Athenalar...
Allahlarr!
Bir daha benim kızım kızım...
Normal bir sonbahar günü sanırken,
Üstü, başı vesairesi...
Hadi elleri yalnızlıktan her daim don ya!
Onun var ya...
Ayaklarının parmak uçları...
Mademki...
Bir yerinden hala sevemiyorsa bu kadar
Sikerim lan...
Bize bütün kaderleri yazıp duran
O, Allahlarınızı!
Cemre.Y.
"Sen benim..." deyip...
Yutkunup...
"Yorgun olduğumu şimdi nereden anladın!" diyorsun ya!
Hani o sırf ben daha fazla üzülmeyeyim diye,
O çocukluğunun yüzüne de böyle vakitlerimizde taktığın,
En şen şakrak masken geliverdi aklıma.
Hani sınırsız kımıldanan dudaklarının şifresini,
Bütün aile efradımızla çözemezdik!
Sorduğumuzda sana...
"Hiç kötü şey söylemedim ki,
Sadece şarkı söyledim içimden!" derdin.
Sonraları bütün sevdiğin şarkıların sözlerini ezber ettim ben.
Bütün dinlediğin nağmelere kulak verip,
Bütün yaptığın sulu boya resimlerinin diyagramını öğrendim.
Haberin yokken ben,
Sen bensiz iken yeni sevdiğin şeyleri de keşfedip,
Onları da senle beraber sevmeyi öğrendim.
Tıpkı senin...
Benleyken öğrenmeyi zehir saydığın şeyler gibiydi tadı!
Böyle fasulye turşusundan öte...
Arnavut biberi gibiydi...
Ondan sonramda da asla hiçbir tatlı şey sevemedim ki zaten!
Sonra...
Beraberce büyüyüverdik!
Biz..
"Yaz yağmurları bunlar,
Sonra sonbahar, sonra da kış gelecek mecbur!
Ama eni konu sonu ilkbahar!" derken...
Bize hep ilkbahardan sonra zemheri ayazlı karlar yağdı.
Elbette...
Ezhel'de dinlerdik...
Hidra'nın da en dibine de vururduk...
Elbette ki...
Ümit Besen'le Pamela'nın düetini dinler,
Yenilerden Ersan Er falan karıştırıp,
Araya birkaç da remix savururduk,
Sonra bir Hande Yener'e uğrayıp,
Funda Arar'ı geçerken,
Durduk yere Emma Shaplin'e bağlayıp,
Bir tur Chopin open no 9 yapıp,
Andrea Bocelli ile Celine Dion'a
Araya da Lorena macanet'i kattıktan sonra...
Hani nasıl da atardı yüreklerimiz,
Sanki gitmemiz gereken bir yer varmış da,
Biz yetişememiş gibi atarken!
Bir gün...
Cover yapmayı öğretmiştin sen bana ya!
Ben bütün sevdiğim, her şarkıyı aynı anda başlatmıştım da...
İkimiz de hiç içmeden durduk yere sarhoş olmuştuk!
Yalnızken deniyorum bazen!
Arada birçok da işime yarıyor ama...
Ama...
Keşke...
Sen...
Benden Neşet Ertaş falan duymasaydın be kuzum!
Sen...
Benden Yunus .emre falan duymasaydın!
Yıllar önce nasıl edip de ağzımdan çıkmışsa!
"Neşet Ertaş sevmeyen sevdalık çektim!" demesin demişim.
Yıllar önce nasıl edip de ağzımdan çıkmışsa!
"Yunus Emre sevmeyen sevdalık çektim!" demesin demişim.
Onca şiir...
Onca şarkı...
Onca güfte ve bestekar arasından,
Sevdiğinin topuğuna,
Sırf o sevdiğiyle kaçsın diye,
Bütün parasını koyan Yunus Emre'yi es geçip,
Benim gibi...
Bir pencere pervazında onları izlerken...
"Cahildim dünyanın rengine kandım!" demişsin.
Bugün günlerden Neşet Ertaş'tı be yavrum!
Ben hepsini de yaşadım.
Ah be tanrım!
Uzak geçmişlerin süzgecinden geçerken sana rastladım.
Sana yine sondan bir önceki kere daha niyaz ediyorum!
Lütfen...
Ama lütfen...
Belki benim annem bu kadar cesur değildi,
Tamam kabul!
Benim annem beni o kadar sevmiyordu olabilir ama tanrım!
Benim yavrumun yaralarını kendi yaralarıma sarma!
Olmasın benim yavrumun yarası falan!
Ne biçim tanrısın sen hem!
Hepsini okka okka bana yaşattın ya lan!
Ben...
Evladımı..
Bu dünya'ya hep...
En platotiğinden acı çeksin diye doğurmadım!
Mademki yarattım diye övünmektesin hala!
Kızım...
Ben...
Annem...
Anneannem!
Hatta onun annesi...
Daha ötesimi bulmaya yüreğim razı olamadı da!
Hiç de hoşnut olmamışız bu hayattan!
Soruyorum sana!
Biz'i yaratmaya inat etmekten,
Yaratmaya devamı meyl ettirmekten...
Sen nasıl bir zevk aldın?
Kızımın...
Bütün çocukluğu adına soruyorum bunu sana!
Madem onu benim rahmime var ettin...
Ne diye ona biçtiğim güzelim kaderi eylemedin de...
Onun yüreğinin bütün acılı atışlarını bana raks eyledin ki,
Doğru adres ben miydim?
Evet...
Haklısın...
Meryem anamızdan belli çocuk...
Tohumsuz ekilebiliyordu!
Eyyy...
Sizz...
Bütün tanrılar!
Zeuslar...
Athenalar...
Allahlarr!
Bir daha benim kızım kızım...
Normal bir sonbahar günü sanırken,
Üstü, başı vesairesi...
Hadi elleri yalnızlıktan her daim don ya!
Onun var ya...
Ayaklarının parmak uçları...
Mademki...
Bir yerinden hala sevemiyorsa bu kadar
Sikerim lan...
Bize bütün kaderleri yazıp duran
O, Allahlarınızı!
Cemre.Y.
Labels:
adres,
anne,
çocuk,
dudak,
evlat,
ezber,
geçmiş,
haber,
mecbur,
mey,
sarhoş,
sevdiğim,
söz,
şarkı,
tanrı,
vakit,
yağmur,
yavru,
yorgun,
zemheri
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Benim Sana Çok İhtiyacım Var
...Benim Sana Çok İhtiyacım Var...
Belki de bir şiirin ilk mısrasında karşılaşırız onunla.
Kim bilir ne çok yalnızlık içmiştir o da benim gibi.
Bakışlarımız birbirine kenetlendiğindeyse...
"Bulutlu günlerden geçiyoruz sevdiğim.
Ve benim sana çok ihtiyacım var." diyeceğim ona.
Cemre.Y.
Kim bilir ne çok yalnızlık içmiştir o da benim gibi.
Bakışlarımız birbirine kenetlendiğindeyse...
"Bulutlu günlerden geçiyoruz sevdiğim.
Ve benim sana çok ihtiyacım var." diyeceğim ona.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Nihayet
…Nihayet…
Geçmişin,
Yaralarının kabuklarını kaldırdım nihayet!
Belli belirsiz,
Yürek yanıklarının dışında iyiyim bence.
Sonbaharın en fırtınalı günlerinden geçerken
Eylül'ün son demlerindeyiz şimdi.
Yine de hayata günaydın sevdiğim diyeceğim.
Yüzüme gülümsemelerimi takıp,
En güzel gülüşümü giyeceğim.
Cemre.Y.
Geçmişin,
Yaralarının kabuklarını kaldırdım nihayet!
Belli belirsiz,
Yürek yanıklarının dışında iyiyim bence.
Sonbaharın en fırtınalı günlerinden geçerken
Eylül'ün son demlerindeyiz şimdi.
Yine de hayata günaydın sevdiğim diyeceğim.
Yüzüme gülümsemelerimi takıp,
En güzel gülüşümü giyeceğim.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
24 Eylül 2018 Pazartesi
Sevemiyorsun Oğlum
…Sevemiyorsun Oğlum…
Uğruna ölümlerden ölüm beğendiğin insanları merak etme!
Sevdiceğim dediklerinin…
Hepi topu kaç kişiyse sanki!
Hepsi evli, mutlu, çocuklular şimdilerde.
Seninle provasını yaptıkları hayatın sezon finalini oynuyorlar!
Sen mi?
Sen…
Boğazının ilmeğinde koca bir yumruyla baş başasın.
Yutkunsan ciğerine zarar!
Yutkunmasan yüreğine.
Bir kere daha içinin içi can kırıkları dolmasın diye
Sevemiyorsun oğlum bir daha hiç kimseyi!
Bir daha da güvenemiyorsun hiç kimseye, olay bu!
Cemre.Y.
Uğruna ölümlerden ölüm beğendiğin insanları merak etme!
Sevdiceğim dediklerinin…
Hepi topu kaç kişiyse sanki!
Hepsi evli, mutlu, çocuklular şimdilerde.
Seninle provasını yaptıkları hayatın sezon finalini oynuyorlar!
Sen mi?
Sen…
Boğazının ilmeğinde koca bir yumruyla baş başasın.
Yutkunsan ciğerine zarar!
Yutkunmasan yüreğine.
Bir kere daha içinin içi can kırıkları dolmasın diye
Sevemiyorsun oğlum bir daha hiç kimseyi!
Bir daha da güvenemiyorsun hiç kimseye, olay bu!
Cemre.Y.
Labels:
boğaz,
can kırıkları,
ciğer,
çocuk,
etme,
hayat,
Hiç kimse,
insan,
merak,
mutlu,
sanki,
sevdiceğim
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Delirelim
…Delirelim…
Akıl düzleminde işe yaramıyorsa hiçbir şey…
Biraz sapıtmanın kimseye zararı yok!
Hadi gel birlikte delirelim sevdiceğim.
Cemre.Y.
Akıl düzleminde işe yaramıyorsa hiçbir şey…
Biraz sapıtmanın kimseye zararı yok!
Hadi gel birlikte delirelim sevdiceğim.
Cemre.Y.
Labels:
deli,
hiçbir şey,
sevdiceğim,
sevdiğim,
sevgilim
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
23 Eylül 2018 Pazar
Seviyoruz İşte
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Neden Ki?
...Neden Ki?...
Tanrım, sevdanın bu derecesi çok fazla ama ya!
Ben çağlayan misali akmak isterken...
"Lal" olup...
"Sus!" malıyım öyle mi, neden ki?
Cemre.Y.
Tanrım, sevdanın bu derecesi çok fazla ama ya!
Ben çağlayan misali akmak isterken...
"Lal" olup...
"Sus!" malıyım öyle mi, neden ki?
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
O Zaman Günaydın
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Koku
Labels:
burnumun direği,
koku,
özledim,
özlem,
sızı
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
22 Eylül 2018 Cumartesi
Eylül
...Eylül...
Yaz aşklarının terk edip gittiği günlerdeyiz sevdiceğim.
Günler sararan yapraklarından kurtulma çabasıyla,
Geceyi akşam ayazlarıyla karşılar oldu.
Adına en çok yazılan şiirdir Eylül.
Bir sorsalardı ona...
Yüreğindeki incinmişlikleri Ekim'e dökerken o!
Aşk avcıları Kasıma doğru koşar adım gidiyordu.
Sevişgen gecelerin sabahlarını geçip,
Öpüşürken dahi ne kadar da yalnızlardı.
Eylül işte...
O içini dökerken gözyaşlarına onlar hep gidiyorlardı.
Yaktığı ateşin közünü kardı.
Cezvesinde her zamanki gibi tek kişilik kahvesini koydu.
Suyunu eklerken bir damla yağmur damladı.
Kahvesi köpürürken "Bu son." dedi.
Bu...
Son!
Yağmur çiselerken tek kişilik çadırına girip kahvesini yudumladı.
İçinin içini canının kırıklarına sardı.
Hayattı işte...
Bir şekilde yaşanıyordu aylardan hangisiyse!
Cemre.Y.
Yaz aşklarının terk edip gittiği günlerdeyiz sevdiceğim.
Günler sararan yapraklarından kurtulma çabasıyla,
Geceyi akşam ayazlarıyla karşılar oldu.
Adına en çok yazılan şiirdir Eylül.
Bir sorsalardı ona...
Yüreğindeki incinmişlikleri Ekim'e dökerken o!
Aşk avcıları Kasıma doğru koşar adım gidiyordu.
Sevişgen gecelerin sabahlarını geçip,
Öpüşürken dahi ne kadar da yalnızlardı.
Eylül işte...
O içini dökerken gözyaşlarına onlar hep gidiyorlardı.
Yaktığı ateşin közünü kardı.
Cezvesinde her zamanki gibi tek kişilik kahvesini koydu.
Suyunu eklerken bir damla yağmur damladı.
Kahvesi köpürürken "Bu son." dedi.
Bu...
Son!
Yağmur çiselerken tek kişilik çadırına girip kahvesini yudumladı.
İçinin içini canının kırıklarına sardı.
Hayattı işte...
Bir şekilde yaşanıyordu aylardan hangisiyse!
Cemre.Y.
Labels:
akşam,
aşk,
ateş,
ayaz,
can kırıkları,
Eylül,
gece,
kahve,
karşı,
kasım,
sevdiceğim,
şiir,
yağmur,
yaprak,
yaşa
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Özlemiş
...Özlemiş...
Döndüm.
Hiçbir şey kaybetmemişim Zümrüdüankalığımdan.
Senin için değil be canım şiirlerim özlemiş beni.
Cemre.Y.
Döndüm.
Hiçbir şey kaybetmemişim Zümrüdüankalığımdan.
Senin için değil be canım şiirlerim özlemiş beni.
Cemre.Y.
Labels:
etme,
hiçbir şey,
şiir,
Zümrüdüanka
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
20 Eylül 2018 Perşembe
Hayat
...Hayat...
Yani diyor hayat...
Yine yeniden doğmak vakti.
Ama artık...
Eskisi kadar ne gücüm,
Ne de umudum var hayata dair...
İndir be yelkenlerimin forasını miçom!
Sen de en yakın limanın yerlisi ol.
Bunca esaret ikimize birden çok ağır...
Sen git.
Ben kalayım!
Sahi oradan da bi mümkünse hala...
Emma Sahapplin'in Spente le stelle'sini yolla be usta'm...
Artık yoktur ama biraz yeni rakı,
Biraz da acılı şalgam.
Başka türlü olmuyor zira!
Doğamıyorum safi sarfiyatımla
Yeniliği hiç bitmeyen...
Zümrüdüanka'lığımla yeni ömrümün hayatına!
Ama arık vakit...
Yeniden doğmak vakti.
Ölmeyiyse epeydir beceremedik zati!
Cemre.Y.
Yani diyor hayat...
Yine yeniden doğmak vakti.
Ama artık...
Eskisi kadar ne gücüm,
Ne de umudum var hayata dair...
İndir be yelkenlerimin forasını miçom!
Sen de en yakın limanın yerlisi ol.
Bunca esaret ikimize birden çok ağır...
Sen git.
Ben kalayım!
Sahi oradan da bi mümkünse hala...
Emma Sahapplin'in Spente le stelle'sini yolla be usta'm...
Artık yoktur ama biraz yeni rakı,
Biraz da acılı şalgam.
Başka türlü olmuyor zira!
Doğamıyorum safi sarfiyatımla
Yeniliği hiç bitmeyen...
Zümrüdüanka'lığımla yeni ömrümün hayatına!
Ama arık vakit...
Yeniden doğmak vakti.
Ölmeyiyse epeydir beceremedik zati!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
19 Eylül 2018 Çarşamba
Kadın Yalnızdı
...Kadın Yalnızdı...
Bir buçuk yıl önce, sosyal denen mecrada tanıştıklarında
Adam eski eşiyle iki yıldır ayrı olduklarını,
Evliliklerinin sadece adına "Evlenme Cüzdanı" denen,
O kağıt üzerinde olduğunu ve bunu da hayatına
Yeni bir insan almayı,
Zaten istemediği için sürdürdüğünü söylemiş
Ve bunu anlatırken de gayet de inandırıcı olmuştu.
Zira kadına da,
Zaten sadece turşu muhabbetinden dolayı yazmıştı
Yoksa amacı herhangi bir yakınlık kurmak vesaire değildi.
Günlerce gecelerce yazışarak konuştular.
Kadın yalnızdı, adam yalnızdı.
Konuştuklarının farkında olmaksızın her fırsatta yazıştılar...
Derken yer ve durum bildirmeler,
Fotoğraflı ispatlamalar geldi durduk yere!
Öyle ki trafik sıkışıksa dahi,
Kadın ona hiç de sormadan o trafiğin sıkışıklığının
Fotoğrafı çekilip paylaşıldı.
Kadın farkında olmadan ona iyice inanıp iyice güvendi.
Kadın yalnızdı, adam yalnızdı.
Sonra birdenbire,
Twetter de paylaşımlara yorumlaşmalar kıskanıldı.
Sadece arkadaştan,
Bir tık ilerisine dost kisvesine doğru ilerlenirken
Adam birden kadına bir mesaj attı
"Meğer sen de fingirdekmiş sin!
Eski sevgilim de senin memleketindendi,
O da beni böyle böyle aldatmıştı!" yazmıştı
Son mesajında.
Kadın mesajı görür görmez,
Şaşkınlığını yutkunmaya çalışırken
Adam onu çoktan engellemişti bile!
Birincisi,
Ne zaman sevgili olmuşlardı da kadın farkında değildi.
İkincisi,
Bunca yıldır sadece,
Aynı insanların yorumlarına cevap yazardı
Ne zaman bu cevaplar fingirdeklik olmuştu?
Üçüncüsü,
Tek bir nokta cevap hakkı verilmeden ne diye engeli yesindi?
Kadın bu durumun şaşkınlığını en yakın dostuyla paylaşırken
"En çok,
Ona tek satır yazıp,
Bir buçuk yıl önce, sosyal denen mecrada tanıştıklarında
Adam eski eşiyle iki yıldır ayrı olduklarını,
Evliliklerinin sadece adına "Evlenme Cüzdanı" denen,
O kağıt üzerinde olduğunu ve bunu da hayatına
Yeni bir insan almayı,
Zaten istemediği için sürdürdüğünü söylemiş
Ve bunu anlatırken de gayet de inandırıcı olmuştu.
Zira kadına da,
Zaten sadece turşu muhabbetinden dolayı yazmıştı
Yoksa amacı herhangi bir yakınlık kurmak vesaire değildi.
Günlerce gecelerce yazışarak konuştular.
Kadın yalnızdı, adam yalnızdı.
Konuştuklarının farkında olmaksızın her fırsatta yazıştılar...
Derken yer ve durum bildirmeler,
Fotoğraflı ispatlamalar geldi durduk yere!
Öyle ki trafik sıkışıksa dahi,
Kadın ona hiç de sormadan o trafiğin sıkışıklığının
Fotoğrafı çekilip paylaşıldı.
Kadın farkında olmadan ona iyice inanıp iyice güvendi.
Kadın yalnızdı, adam yalnızdı.
Sonra birdenbire,
Twetter de paylaşımlara yorumlaşmalar kıskanıldı.
Sadece arkadaştan,
Bir tık ilerisine dost kisvesine doğru ilerlenirken
Adam birden kadına bir mesaj attı
"Meğer sen de fingirdekmiş sin!
Eski sevgilim de senin memleketindendi,
O da beni böyle böyle aldatmıştı!" yazmıştı
Son mesajında.
Kadın mesajı görür görmez,
Şaşkınlığını yutkunmaya çalışırken
Adam onu çoktan engellemişti bile!
Birincisi,
Ne zaman sevgili olmuşlardı da kadın farkında değildi.
İkincisi,
Bunca yıldır sadece,
Aynı insanların yorumlarına cevap yazardı
Ne zaman bu cevaplar fingirdeklik olmuştu?
Üçüncüsü,
Tek bir nokta cevap hakkı verilmeden ne diye engeli yesindi?
Kadın bu durumun şaşkınlığını en yakın dostuyla paylaşırken
"En çok,
Ona tek satır yazıp,
Cevabını yapıştıramam zoruma gitti." demişti.
Neyse ki en yakın dost,
Neyse ki en yakın dost,
Bir sosyal medya stalk'çısı olduğundan
"Amann dert ettiğin şeye bak!
Oradan engellediyse öbür sosyal medyada hesabı vardır,
Bul oradan, ver ağzının payını!" demişti.
Kadının sırdaşının dediği gibi,
"Amann dert ettiğin şeye bak!
Oradan engellediyse öbür sosyal medyada hesabı vardır,
Bul oradan, ver ağzının payını!" demişti.
Kadının sırdaşının dediği gibi,
Aynen de o mecrada da vardı herifçioğlu!
Hakikaten de en başta söylediği gibi bütün fotoğraflarında,
Bütün paylaşımlarında,
Ya yalnızdı,
Ya da yanında sadece kızı vardı ya neyse mevzu bu değil!
Kadın oradan uzunca bir mesaj yazdı.
Mesajında kendisi hariç,
Hakikaten de en başta söylediği gibi bütün fotoğraflarında,
Bütün paylaşımlarında,
Ya yalnızdı,
Ya da yanında sadece kızı vardı ya neyse mevzu bu değil!
Kadın oradan uzunca bir mesaj yazdı.
Mesajında kendisi hariç,
Hiçbir memleketlisine kefil olmadığını
Zaten hemşehriciliğe de karşı olduğunu,
Aslen Türkiye'li olup,
Sadece ve sadece kendisine ve evladına kefil olduğunu belirtip,
Az önce sıraladığım bir, iki, üç...'leri sıralayıp;
"Daha sesini bile duymadığın, karşı karşıya görmediğin birine,
Bunca asılsız hakareti,
Nasıl oldu da dilin varıp, beynin düşünüp, ellerin yazdı!" dedi.
Adamın ikinci yarası taze ve derindi özür diledi kadından!
Kadının içinde dostluktan başka bir olay yok ya kadın…
"Gerçek bir aldatma değilse yani sen öyle sanmışsan
Eski sevgilinle barışırsınız" diye adamı teselli etmeye kalktı ya!
Meğer adam yeni sevgiliyi başka bir adamla basmış!
Kesin ayrılmışlar yani!
Sonra nikahlı eski eş mevzularına gelecek oldu konu,
Adam konusunu dahi açtırmadı.
O derece soğumuştu,
Bir zamanlar severek sevilerek evlendiği karısından!
Günler akıp geçiyorken kim hangi sosyal mecradaysa
Her yerden günaydınlar, iyi geceler,
Uzun uzun konuşmalar derken bir gün buluşuverdiler!
Kadın yalnızdı, adam yalnızdı.
Ne tuhaf,
Adam sanki her gün kadını evine bırakıyormuş da
Her gün o kapıdan alıyormuşçasına dakikası dakikasına yazmış;
"Aşağıdayım yavrum, kavuşmayalım mı hala!" demişti.
Kadın buram buram duş jeliyle,
Parfüm kokularını merdivenlerine saça saça,
Uçarcasına dış kapının önüne varmıştı.
Arabaya bindiğinde,
Karşısında gözlerinin içi bile gülümseyen o adam
Onun ellerini avuçlarının içine alıp öptüğündeyse
Sanki yıllardır aynı sahneyi yaşıyormuşlar gibiydiler.
Sonra hiç konuşmadan,
Yiyecek ve içecek bir şeyler alıp adamın evine gittiler!
Kadın ilk defa,
İlk kez karşılaştığı birinin,
Ama sanki yıllardır,
Yüzyıldır tanıdığı birinin evine,
İlk seferde gidiyordu!
Kapıyı açtıkları anda daha ayakkabılarını çıkartmadan
Sanki evin kadını,
İş seyahatindeymiş de günler sonra dönmüş gibi
Büyük bir hasretle sarıldılar birbirlerine!
Adam kadının yüzünü, burnunun ucunu,
Boynunu, alnını, dudaklarını öperken
"Hoş geldin hatunum, evimize huzur getirdin." demişti.
Sonra hemen sevişmediler tabisi.
Oturdular kanepeye bir film açtılar,
Adam mutfakta içecek ve atıştırmalıkları hazırlarken,
Kadın ortalığı inceledi.
Hatta eski kocasının ona yıllar önce oynadığı o oyun gibi
"Bu da, yoksa, yalnızım deyip de,
Yalnız değil mi yoksa!" diye de ayakkabılığa baktı,
Hiç de başka bir kadın ayakkabısı yoktu, onunkinde vardı!
Odayı, duvarları inceledi,
Hatta eski yara ya vitrinin arkasına baktı,
Yoksa,
Bir zamanlar kendisi ve kocasının fotoğrafına yapıldığı gibi,
Yoksa sonrasında,
Eski kocasının sevgilisiyle olan fotoğrafa yapıldığı gibi var mıydı
Vitrinin arkasına atılmış bir çiftin fotoğrafı diye ama yoktu!
Adam bildiğin yalnızdı ve burası da garsoniyer filan değil,
Adamın iki yıldır yaşadığı eviydi.
Öncelerinde kadın yalnızdı, adam yalnızdı.
İçkilerini içerlerken öpüşüp öpüşüp film seyrettiler,
Sonra bildiğin balayındaki karı kocalar gibi seviştiler.
Beraberce sarmaş dolaş uyudular.
Kadın bir ara arkasını dönecek oldu…
Yalnızlığının, özgürlüğünün alışkanlığındandı bu hareketi.
Adam yüzü kadına bakacak yana yatıverdi.
Velhasıl kelam çok yıllık aşıklar gibi sarmaş dolaş uyandılar!
Kadın uyandığında adam onu gülümseyerek seyrediyordu!
Kadının yıllardır her gece yatarken ettiği dualar,
Sonunda kabul buyurulmuştu.
Kadın da, adam da artık yalnız değildi.
O eşsiz gecenin sabahında…
Resmi tatil olmasına rağmen adamın çok önemli bir toplantısı vardı,
Hemencik kahvaltı yaptılar
Adam kadının tarifine kalmadan kadını tam kapısının önüne bıraktı.
Sonra mı ne oldu?
Hiçbir şey olmadı.
Hiçbir şey!
Adam ne yazdı, ne aradı, ne sordu.
Kadın yapayalnızdı artık.
Günler sonra kadın...
Başka bir sosyal mecradan adama yazdığında
İşlerin öyle tahmin ettiği gibi olmadığını,
Başına gelmedik kalmadığını,
Eski eşinin şehri terk edip,
Kızını da alıp başka bir şehre taşındığını
Ve nikahlı eski eşinin ailesinin,
Eski eşle barışması için baskı yaptığını vs. anlattı da anlattı.
Kadın günlerdir içinde biriktirdiği
"Bitti!" yi, madem bunca zaman sonra durum bu pozisyonda,
Çocuğun için bir şans daha vermelisin
Biz bir daha görüşmeyelim,
Seni asla etki altında bırakmak istemem ile noktayı koydu.
Adam aylar sonra kadına tekrar yazdı
"Sırf sen dedin diye,
Vicdanım rahat etsin diye denemeye çalıştım ama olmadı
Yine kendi evimde yine yalnızım,
Ama bu sefer son." dedikten sonra tekrar buluştular.
Kahrolasıca herif sevilmeyecek biri miydi ki!
Maksat sevişmek değildi ki, kadın da, o da,
İstese niceleriyle sevişirlerdi.
Ama o sabah uyanışları yok mu!
Birbirine aynı anda gülümseyerek uyanılan!
Böyle ağız, burun, yanak, kaş, göz öpülerek,
"Günaydın'ım" denilen ah o sabahlar!
O eşsiz gecenin sabahında yine tatil olmasına rağmen!
Adamın yine çok önemli bir toplantısı vardı,
Hemencecik kahvaltı yaptılar!
Adam, kadının alnının tam ortasından öperek,
Kadını yine kapısının önüne bıraktı.
Sonra mı ne oldu?
Hiçbir şey olmadı.
Hiçbir şey!
Adam ne yazdı, ne aradı, ne sordu.
Kadın yapayalnızdı.
Adam aylar sonra kadına tekrar yazdı.
Yine denemiş yine olmamıştı.
Adam işini, evini bırakıp,
Nikahlı eski karısının memleketine taşınmış,
Hiç sevişmemiş, çok kavga etmiş,
Çocuğunun psikolojisi alt üst olmuş,
Pedagog,
"Ya ayrılın ya barışın!" demiş
Ama bütün sülale duruma karşıymış,
Ama o ayrılmayı tercih etmişmiş!
Sonra kadın yine gülümsedi.
Kadınının o gün önemli bir doktor randevusu vardı oysa!
Amma velakin mevzu bana oysa hayattı ya hani!
(Aslımda hiç olamayan)
Mamografi ve de tahlil sonuçları,
Kadını sonunda doğru bir adım daha attıracaktı
Ama adamın bunca derdi varken kadın,
Bunu ona hiçbir zaman söylememişti.
Ne diye seve okşaya öptüğü memelerin,
Bir gün yerinde olamayacağını öğrensindi,
Ne diye egosunu saldığı rahmin,
Bir gün alınmış olabileceğini öğrensindi.
Yeterince sevememiş, yeterince savaşamamış,
Yeterince yenilmeye çoktan razı olmuşken
Ne diye ağzını, burnunu, boynunu, göğsünü,
Kadınlığını öptüğüne bir kere daha öperken acısındı!
Kadın öğlene kadar süren bütün o tetkik ve tahlillerden sonra
Sonucuna bakmadan adama koşmuştu!
Bu sefer adamın evi yoktu!
Yine aynı sonsuz hasretle buluşup, yine film seyredip,
Yine bir şeyler atıştırıp, yine doyasıya seviştiler!
Sonra adam bir şeyler almaya çıktı...
Dakikalar saatlere ramak kalayken,
Kadın bir şiir daha yazıp paylaştı.
"…N'olur Bir Kere Daha Terk Etme beni...
Sen benden her gittiğinde
Gavur mahallesindeki
Cami avlusunda
Terk edilmiş gibi hissediyorum kendimi.
Senden başka hiç kimse de bulamaz ki beni.
N'olur bir kere daha terk etme beni." dedi.
Adam üç dakika sonra zile bastı, kadın ona sarıldı.
İlk defa ikinci kere aynı gün seviştiler.
Öyle ya maksat sevişmek değildi.
Sonra el ele, kol kola, sarmaş dolaş otoparka gittiler.
Giderlerken insanlar arkalarından
"Birbirlerine ne kadar da yakışan,
Ne güzel bir çift baksana!" bile dediler.
Aslında kadın da...
Adam da, birbirlerine gülerken,
"Bu son!" a ağlıyordular!
Kimse görmedi.
Sonra mı ne oldu?
Hiçbir şey olmadı.
Hiçbir şey!
Adam da, kadın da ne yazdı, ne aradı, ne sordu.
Kadın da, adam da artık yapayalnızdı.
Yılların ardından...
Kadın ilk rastlaştıkları yerde,
Üstelik kadının bütün paylaşımları herkese aleniyken,
Adamın onu takibe aldığını,
Sonra o en ilk tanıştıkları andan beriye
Her paylaşımına bakıp sonra da takipten çıktığını gördü.
Artık öğrenmişti...
Meğer derdi yakın akraba yarasıymış,
Kadının ilk yarasının başladığı yer gibi!
Ona son yazdığı sosyal medyadan,
Sadece bir anısını dostane yorumladı,
Yalan yok!
Bütün medyalardan bulabildiği bütün
"Benden Sonra!" larına o da bulabildiğince baktı,
Hatta öğrenmişti artık
"Milletin milletinden dalağının böbreğinin
Alyuvar tanesi nerede kim, kimlerleymiş bir bakalım!" ı baktı işte.
Kadın...
Adam arada bir hala onu hatırlayıp dursa da başarmıştı!
Adamın nikahlı eski eşi...
Nihayet eşe ve de çocuğunun anasına dönüşmüş,
Hatta ailecek dünyayı bile gezmeye başlamışlardı!
Kadın yapayalnızken evinin duvarlarına bakıp gülümsedi.
Koskoca kanser tehlikesini bile
Bu anıya inat yenmişti ve hiç kimsenin ruhu bile duymamıştı.
Artık geriye,
Kadının her sabah uyanırken dokunduğu memelerinin
Fibrokistiklerini kanserojene çevirmemesi gereken,
İnatla çoğalan o küçük yumrulara
"Göğüslerim hala genç ve diri!" sloganını,
Her gün kendine hatırlatmayı unutmaması kaldı.
Zira nicelerinin üstüne,
Çocuk doğurduğu aldanmışlık ve de aldatılmışları aştı.
Kadın artık,
Güven duvarının dikenli tellerinin üstüne, cam kırıklarını serpmiş,
Üstüne de can kırıklarıyla, ciğer çiziklerini,
Onun üstüne de kızıl saçlı bütün baharları serpmişti.
Dilinde epeyce evvel yazmış olduğu bir şiir...
"...Sardunyalar...
Bazı kadınlar, saçlarını, mutlu evlerin,
Mutlu balkonlarından sarkan
Sardunyaların yapraklarına astılar.
Bir daha asla!
Yaz ortasında, zemheri nakışlı,
Azrail efendi gelemesin diye..."
Zira kadın gün gibi hatırlıyordu eski bir kankasının
"Ama biz asla birlikte yatmıyoruz,
Yılan görüyorum sanki diyordu da
Bu hamile haberi nereden çıktı o zaman yaa!" diye diye ağlayışını.
Evet kadın yapayalnızdı.
Ama hazırdı, en azından,
Bütün yalanların maskelerinin çoktan düşmüşlüğüne!
Öyle ya!
Kadın bir gün ölse bile...
Ne kaybederdi ki asaletinden ve de Zümrüdüanka'lığından!
Ben her gece...
Ben her sabah...
Kendimi alnımın ortasından öpüyorum! Ya siz?
Cemre.Y.
Zaten hemşehriciliğe de karşı olduğunu,
Aslen Türkiye'li olup,
Sadece ve sadece kendisine ve evladına kefil olduğunu belirtip,
Az önce sıraladığım bir, iki, üç...'leri sıralayıp;
"Daha sesini bile duymadığın, karşı karşıya görmediğin birine,
Bunca asılsız hakareti,
Nasıl oldu da dilin varıp, beynin düşünüp, ellerin yazdı!" dedi.
Adamın ikinci yarası taze ve derindi özür diledi kadından!
Kadının içinde dostluktan başka bir olay yok ya kadın…
"Gerçek bir aldatma değilse yani sen öyle sanmışsan
Eski sevgilinle barışırsınız" diye adamı teselli etmeye kalktı ya!
Meğer adam yeni sevgiliyi başka bir adamla basmış!
Kesin ayrılmışlar yani!
Sonra nikahlı eski eş mevzularına gelecek oldu konu,
Adam konusunu dahi açtırmadı.
O derece soğumuştu,
Bir zamanlar severek sevilerek evlendiği karısından!
Günler akıp geçiyorken kim hangi sosyal mecradaysa
Her yerden günaydınlar, iyi geceler,
Uzun uzun konuşmalar derken bir gün buluşuverdiler!
Kadın yalnızdı, adam yalnızdı.
Ne tuhaf,
Adam sanki her gün kadını evine bırakıyormuş da
Her gün o kapıdan alıyormuşçasına dakikası dakikasına yazmış;
"Aşağıdayım yavrum, kavuşmayalım mı hala!" demişti.
Kadın buram buram duş jeliyle,
Parfüm kokularını merdivenlerine saça saça,
Uçarcasına dış kapının önüne varmıştı.
Arabaya bindiğinde,
Karşısında gözlerinin içi bile gülümseyen o adam
Onun ellerini avuçlarının içine alıp öptüğündeyse
Sanki yıllardır aynı sahneyi yaşıyormuşlar gibiydiler.
Sonra hiç konuşmadan,
Yiyecek ve içecek bir şeyler alıp adamın evine gittiler!
Kadın ilk defa,
İlk kez karşılaştığı birinin,
Ama sanki yıllardır,
Yüzyıldır tanıdığı birinin evine,
İlk seferde gidiyordu!
Kapıyı açtıkları anda daha ayakkabılarını çıkartmadan
Sanki evin kadını,
İş seyahatindeymiş de günler sonra dönmüş gibi
Büyük bir hasretle sarıldılar birbirlerine!
Adam kadının yüzünü, burnunun ucunu,
Boynunu, alnını, dudaklarını öperken
"Hoş geldin hatunum, evimize huzur getirdin." demişti.
Sonra hemen sevişmediler tabisi.
Oturdular kanepeye bir film açtılar,
Adam mutfakta içecek ve atıştırmalıkları hazırlarken,
Kadın ortalığı inceledi.
Hatta eski kocasının ona yıllar önce oynadığı o oyun gibi
"Bu da, yoksa, yalnızım deyip de,
Yalnız değil mi yoksa!" diye de ayakkabılığa baktı,
Hiç de başka bir kadın ayakkabısı yoktu, onunkinde vardı!
Odayı, duvarları inceledi,
Hatta eski yara ya vitrinin arkasına baktı,
Yoksa,
Bir zamanlar kendisi ve kocasının fotoğrafına yapıldığı gibi,
Yoksa sonrasında,
Eski kocasının sevgilisiyle olan fotoğrafa yapıldığı gibi var mıydı
Vitrinin arkasına atılmış bir çiftin fotoğrafı diye ama yoktu!
Adam bildiğin yalnızdı ve burası da garsoniyer filan değil,
Adamın iki yıldır yaşadığı eviydi.
Öncelerinde kadın yalnızdı, adam yalnızdı.
İçkilerini içerlerken öpüşüp öpüşüp film seyrettiler,
Sonra bildiğin balayındaki karı kocalar gibi seviştiler.
Beraberce sarmaş dolaş uyudular.
Kadın bir ara arkasını dönecek oldu…
Yalnızlığının, özgürlüğünün alışkanlığındandı bu hareketi.
Adam yüzü kadına bakacak yana yatıverdi.
Velhasıl kelam çok yıllık aşıklar gibi sarmaş dolaş uyandılar!
Kadın uyandığında adam onu gülümseyerek seyrediyordu!
Kadının yıllardır her gece yatarken ettiği dualar,
Sonunda kabul buyurulmuştu.
Kadın da, adam da artık yalnız değildi.
O eşsiz gecenin sabahında…
Resmi tatil olmasına rağmen adamın çok önemli bir toplantısı vardı,
Hemencik kahvaltı yaptılar
Adam kadının tarifine kalmadan kadını tam kapısının önüne bıraktı.
Sonra mı ne oldu?
Hiçbir şey olmadı.
Hiçbir şey!
Adam ne yazdı, ne aradı, ne sordu.
Kadın yapayalnızdı artık.
Günler sonra kadın...
Başka bir sosyal mecradan adama yazdığında
İşlerin öyle tahmin ettiği gibi olmadığını,
Başına gelmedik kalmadığını,
Eski eşinin şehri terk edip,
Kızını da alıp başka bir şehre taşındığını
Ve nikahlı eski eşinin ailesinin,
Eski eşle barışması için baskı yaptığını vs. anlattı da anlattı.
Kadın günlerdir içinde biriktirdiği
"Bitti!" yi, madem bunca zaman sonra durum bu pozisyonda,
Çocuğun için bir şans daha vermelisin
Biz bir daha görüşmeyelim,
Seni asla etki altında bırakmak istemem ile noktayı koydu.
Adam aylar sonra kadına tekrar yazdı
"Sırf sen dedin diye,
Vicdanım rahat etsin diye denemeye çalıştım ama olmadı
Yine kendi evimde yine yalnızım,
Ama bu sefer son." dedikten sonra tekrar buluştular.
Kahrolasıca herif sevilmeyecek biri miydi ki!
Maksat sevişmek değildi ki, kadın da, o da,
İstese niceleriyle sevişirlerdi.
Ama o sabah uyanışları yok mu!
Birbirine aynı anda gülümseyerek uyanılan!
Böyle ağız, burun, yanak, kaş, göz öpülerek,
"Günaydın'ım" denilen ah o sabahlar!
O eşsiz gecenin sabahında yine tatil olmasına rağmen!
Adamın yine çok önemli bir toplantısı vardı,
Hemencecik kahvaltı yaptılar!
Adam, kadının alnının tam ortasından öperek,
Kadını yine kapısının önüne bıraktı.
Sonra mı ne oldu?
Hiçbir şey olmadı.
Hiçbir şey!
Adam ne yazdı, ne aradı, ne sordu.
Kadın yapayalnızdı.
Adam aylar sonra kadına tekrar yazdı.
Yine denemiş yine olmamıştı.
Adam işini, evini bırakıp,
Nikahlı eski karısının memleketine taşınmış,
Hiç sevişmemiş, çok kavga etmiş,
Çocuğunun psikolojisi alt üst olmuş,
Pedagog,
"Ya ayrılın ya barışın!" demiş
Ama bütün sülale duruma karşıymış,
Ama o ayrılmayı tercih etmişmiş!
Sonra kadın yine gülümsedi.
Kadınının o gün önemli bir doktor randevusu vardı oysa!
Amma velakin mevzu bana oysa hayattı ya hani!
(Aslımda hiç olamayan)
Mamografi ve de tahlil sonuçları,
Kadını sonunda doğru bir adım daha attıracaktı
Ama adamın bunca derdi varken kadın,
Bunu ona hiçbir zaman söylememişti.
Ne diye seve okşaya öptüğü memelerin,
Bir gün yerinde olamayacağını öğrensindi,
Ne diye egosunu saldığı rahmin,
Bir gün alınmış olabileceğini öğrensindi.
Yeterince sevememiş, yeterince savaşamamış,
Yeterince yenilmeye çoktan razı olmuşken
Ne diye ağzını, burnunu, boynunu, göğsünü,
Kadınlığını öptüğüne bir kere daha öperken acısındı!
Kadın öğlene kadar süren bütün o tetkik ve tahlillerden sonra
Sonucuna bakmadan adama koşmuştu!
Bu sefer adamın evi yoktu!
Yine aynı sonsuz hasretle buluşup, yine film seyredip,
Yine bir şeyler atıştırıp, yine doyasıya seviştiler!
Sonra adam bir şeyler almaya çıktı...
Dakikalar saatlere ramak kalayken,
Kadın bir şiir daha yazıp paylaştı.
"…N'olur Bir Kere Daha Terk Etme beni...
Sen benden her gittiğinde
Gavur mahallesindeki
Cami avlusunda
Terk edilmiş gibi hissediyorum kendimi.
Senden başka hiç kimse de bulamaz ki beni.
N'olur bir kere daha terk etme beni." dedi.
Adam üç dakika sonra zile bastı, kadın ona sarıldı.
İlk defa ikinci kere aynı gün seviştiler.
Öyle ya maksat sevişmek değildi.
Sonra el ele, kol kola, sarmaş dolaş otoparka gittiler.
Giderlerken insanlar arkalarından
"Birbirlerine ne kadar da yakışan,
Ne güzel bir çift baksana!" bile dediler.
Aslında kadın da...
Adam da, birbirlerine gülerken,
"Bu son!" a ağlıyordular!
Kimse görmedi.
Sonra mı ne oldu?
Hiçbir şey olmadı.
Hiçbir şey!
Adam da, kadın da ne yazdı, ne aradı, ne sordu.
Kadın da, adam da artık yapayalnızdı.
Yılların ardından...
Kadın ilk rastlaştıkları yerde,
Üstelik kadının bütün paylaşımları herkese aleniyken,
Adamın onu takibe aldığını,
Sonra o en ilk tanıştıkları andan beriye
Her paylaşımına bakıp sonra da takipten çıktığını gördü.
Artık öğrenmişti...
Meğer derdi yakın akraba yarasıymış,
Kadının ilk yarasının başladığı yer gibi!
Ona son yazdığı sosyal medyadan,
Sadece bir anısını dostane yorumladı,
Yalan yok!
Bütün medyalardan bulabildiği bütün
"Benden Sonra!" larına o da bulabildiğince baktı,
Hatta öğrenmişti artık
"Milletin milletinden dalağının böbreğinin
Alyuvar tanesi nerede kim, kimlerleymiş bir bakalım!" ı baktı işte.
Kadın...
Adam arada bir hala onu hatırlayıp dursa da başarmıştı!
Adamın nikahlı eski eşi...
Nihayet eşe ve de çocuğunun anasına dönüşmüş,
Hatta ailecek dünyayı bile gezmeye başlamışlardı!
Kadın yapayalnızken evinin duvarlarına bakıp gülümsedi.
Koskoca kanser tehlikesini bile
Bu anıya inat yenmişti ve hiç kimsenin ruhu bile duymamıştı.
Artık geriye,
Kadının her sabah uyanırken dokunduğu memelerinin
Fibrokistiklerini kanserojene çevirmemesi gereken,
İnatla çoğalan o küçük yumrulara
"Göğüslerim hala genç ve diri!" sloganını,
Her gün kendine hatırlatmayı unutmaması kaldı.
Zira nicelerinin üstüne,
Çocuk doğurduğu aldanmışlık ve de aldatılmışları aştı.
Kadın artık,
Güven duvarının dikenli tellerinin üstüne, cam kırıklarını serpmiş,
Üstüne de can kırıklarıyla, ciğer çiziklerini,
Onun üstüne de kızıl saçlı bütün baharları serpmişti.
Dilinde epeyce evvel yazmış olduğu bir şiir...
"...Sardunyalar...
Bazı kadınlar, saçlarını, mutlu evlerin,
Mutlu balkonlarından sarkan
Sardunyaların yapraklarına astılar.
Bir daha asla!
Yaz ortasında, zemheri nakışlı,
Azrail efendi gelemesin diye..."
Zira kadın gün gibi hatırlıyordu eski bir kankasının
"Ama biz asla birlikte yatmıyoruz,
Yılan görüyorum sanki diyordu da
Bu hamile haberi nereden çıktı o zaman yaa!" diye diye ağlayışını.
Evet kadın yapayalnızdı.
Ama hazırdı, en azından,
Bütün yalanların maskelerinin çoktan düşmüşlüğüne!
Öyle ya!
Kadın bir gün ölse bile...
Ne kaybederdi ki asaletinden ve de Zümrüdüanka'lığından!
Ben her gece...
Ben her sabah...
Kendimi alnımın ortasından öpüyorum! Ya siz?
Cemre.Y.
Labels:
adam,
arkadaş,
balkon,
dert,
dost,
düşün,
eski,
fırsat,
fotoğraf,
gece,
hatun,
hayat,
hoş geldin,
insan,
kadın,
kahvaltı,
kanser,
meğer,
muhabbet,
Zümrüdüanka
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Bekle Beni Galata
...Bekle Beni Galata...
Gözlerimi kapattığımda suretin tam karşımda beliriyor da,
Sesini duyamıyorum bazen,
Hele kokuna artık hepten hasretim!
Bekle beni Galata...
Sana içimden anlatacaklarım var.
Birkaç damla gözyaşı borcum var sana.
Birkaç damla yaş ile uzun uzun susacağım sana...
Ve sen yağmur olup yağacaksın insanlığa!
Cemre.Y.
Gözlerimi kapattığımda suretin tam karşımda beliriyor da,
Sesini duyamıyorum bazen,
Hele kokuna artık hepten hasretim!
Bekle beni Galata...
Sana içimden anlatacaklarım var.
Birkaç damla gözyaşı borcum var sana.
Birkaç damla yaş ile uzun uzun susacağım sana...
Ve sen yağmur olup yağacaksın insanlığa!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
18 Eylül 2018 Salı
Neyse
…Neyse…
Hayat denen bu koskoca tiyatroda,
Her şeyi gerçek sanan tek figüran bendim oysa!
Sonra ne mi oldu?
Rüzgar çıktı, fırtına oldu, perde düştü.
Maskeler de yerle yeksan olunca.
Bütün replikler unutuldu.
Neyse şiir yazalım biz.
Cemre.Y.
Hayat denen bu koskoca tiyatroda,
Her şeyi gerçek sanan tek figüran bendim oysa!
Sonra ne mi oldu?
Rüzgar çıktı, fırtına oldu, perde düştü.
Maskeler de yerle yeksan olunca.
Bütün replikler unutuldu.
Neyse şiir yazalım biz.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
17 Eylül 2018 Pazartesi
Yalnızlık
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
16 Eylül 2018 Pazar
Günaydın
…Günaydın…
Sana bir sürü "Günaydın." biriktirdim sevdiceğim.
Gelirsen...
Seversen...
Her sabah uykulu kirpiklerinden öperken söyleyeceğim.
Cemre.Y.
Sana bir sürü "Günaydın." biriktirdim sevdiceğim.
Gelirsen...
Seversen...
Her sabah uykulu kirpiklerinden öperken söyleyeceğim.
Cemre.Y.
Labels:
Günaydın,
sabah,
sevdiceğim,
uyku
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
15 Eylül 2018 Cumartesi
Veda
...Veda...
Bazı acılar tek kişiliktir.
Ayrılık gibi...
Derin denizlerde epeyce boğulduktan sonra,
Vakit...
Güneşe bakma vaktiydi artık!
Başımı kaldırdım, göğe baktım.
Sonunda diplerle vedalaştım.
Cemre.Y.
Bazı acılar tek kişiliktir.
Ayrılık gibi...
Derin denizlerde epeyce boğulduktan sonra,
Vakit...
Güneşe bakma vaktiydi artık!
Başımı kaldırdım, göğe baktım.
Sonunda diplerle vedalaştım.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Günaydın Ömrüm
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
14 Eylül 2018 Cuma
Kendimden Özür Dilerim
…Kendimden Özür Dilerim...
Hayat…
Ne garip şey değil mi anne'm!
Sen kendi cehenneminde boğulurken,
Meğer bütün dünya…
Kendi yok oluşuna ramak kalaya ağlıyormuş!
Ve bunu dinmeyen gözyaşlarının,
Evinin çatılarının,
Salonun koltuklarının,
Parkelerinin,
Halıların,
Ayaklarının artık...
Hep ıslağa basmasından anlıyor muşsun!
Halbuki kısır günleri yapılıyormuş bir yerlerde.
Herkes katılmayışını daha büyük zenginliklerine bağlıyormuş!
Evet...
Sigara içiyorum!
Bugün yıllardır hayal ettiğim topuğu yılanlı,
Tabanı kıpkırmızı…
Üstü hala gururlu simsiyah…
O ayakkabıya tekrar rastladım!
İki bira aldım akşamıma…
Üç paket sigara daha aldım…
Marifet değil ama!
Hayallerim…
Hatalarımdan daha büyük benim!
Kendimden özür dilerim.
Cemre.Y.
Hayat…
Ne garip şey değil mi anne'm!
Sen kendi cehenneminde boğulurken,
Meğer bütün dünya…
Kendi yok oluşuna ramak kalaya ağlıyormuş!
Ve bunu dinmeyen gözyaşlarının,
Evinin çatılarının,
Salonun koltuklarının,
Parkelerinin,
Halıların,
Ayaklarının artık...
Hep ıslağa basmasından anlıyor muşsun!
Halbuki kısır günleri yapılıyormuş bir yerlerde.
Herkes katılmayışını daha büyük zenginliklerine bağlıyormuş!
Evet...
Sigara içiyorum!
Bugün yıllardır hayal ettiğim topuğu yılanlı,
Tabanı kıpkırmızı…
Üstü hala gururlu simsiyah…
O ayakkabıya tekrar rastladım!
İki bira aldım akşamıma…
Üç paket sigara daha aldım…
Marifet değil ama!
Hayallerim…
Hatalarımdan daha büyük benim!
Kendimden özür dilerim.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Şimdi
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
13 Eylül 2018 Perşembe
Çarşaf
|
Labels:
ayna,
çarşaf,
çıkmaz sokak,
çocuk,
dert,
dünya,
gece,
insan,
ruhum,
sonra,
şiir,
yalan,
yalnız,
yara
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
12 Eylül 2018 Çarşamba
Hani Olur Ya
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
11 Eylül 2018 Salı
Oysa
…Oysa…
Geldiğinden haberim olmadığı gibi…
Gittiğinden de haberim olmadı ey yar!
Sahi sen beni ne zaman sevdin de ne zaman vazgeçtin
"Kavuşunca başlıyorsa ayrılıklar,
Boşver be sevgili,
Sen beni hep uzaktan sev yeter!" demiştim oysa.
Cemre.Y.
Geldiğinden haberim olmadığı gibi…
Gittiğinden de haberim olmadı ey yar!
Sahi sen beni ne zaman sevdin de ne zaman vazgeçtin
"Kavuşunca başlıyorsa ayrılıklar,
Boşver be sevgili,
Sen beni hep uzaktan sev yeter!" demiştim oysa.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
10 Eylül 2018 Pazartesi
Hayal Balonu
...Hayal Balonu...
Uzanıp kirpiklerinden,
Bir damla mavi içeyim diyorum,
Aşka yine yeniden bir şans daha vereyim diyorum.
Tam kıracağım güven duvarımın zincirini,
Oluk oluk sevda akacak ciğerime...
Bir bakıyorum uçup gitmiş hayal balonum.
Öyle buz tutmuş ki yüreğim.
Kimse kalmıyor kalması gerektiği yerde.
Cemre.Y.
Uzanıp kirpiklerinden,
Bir damla mavi içeyim diyorum,
Aşka yine yeniden bir şans daha vereyim diyorum.
Tam kıracağım güven duvarımın zincirini,
Oluk oluk sevda akacak ciğerime...
Bir bakıyorum uçup gitmiş hayal balonum.
Öyle buz tutmuş ki yüreğim.
Kimse kalmıyor kalması gerektiği yerde.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Hoş Eder İnsanı
...Hoş Eder İnsanı... Ne içtiğin değil, Nasıl ve kiminle içtiğindir kafaları güzelleştiren. Her ne kadar anason kokusunu özlemiş olsan da, R...
-
...Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben... Ne zaman şiir kuşanacak olsam, Avuç içi kadar bir coğrafyaya, Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma! ...
-
...Öylece...Çekip Gitti... Biz! Birkaç güvercine mukabil razı olduk, "Sevdadandır." dedik. “İmkansızlıktan aşktandır” dedik. ...
-
…Gözlerin Diyorum Adam… Gözlerin diyorum adam gözlerin... Öyle b/akmasalardı yüreğime Şimdi böyle sana, Lal olabilir miydi dillerim... ...
-
...Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni... Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni; Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak. Yol'unmuş ...
-
...Gözlerin Diyorum Kadın... Gözlerin...diyorum kadın... İçi cehennem dışı cennetken! Gözlerin diyorum kadın! Annem gibi, kızım gibi, ...
-
...Lal-ü Aşk... Sevgilim... Lal-ü aşk yüklü, Bulutlar geçiyor ömrümüzden. Sanki hiç! Mey dolu ağzından, Dökülmemiş gibisin En ıssız,...
-
...Sevgilim... Yüreğinin gazellerini sakın savurma sevgilim! Bırak kalsınlar, daha ne kadar dağınıksan. Toparlanma öyle hemen, ben geldi...
-
…Misket… Çocukluğumun can kırıntılarında Benim bütün oyunlarda kazandığım misketlerim, Bir kavanozda doluydu Ve mahallenin bütün kö...
-
…Adını İfşa Etme Gizli Yarim… Adını ifşa etme gizli yarim, Ola ki seni, ben gibi sevemezlerse... Sana da, bana da kıyarlar! Etme sakı...
-
...Gelsin Artık... Hani ikindi sonrası vakitlerde, Çökmeye başlardı ya akşamın hüznü... Çoğunluğunda da, sessizliğin hüküm sürdüğü, Yür...




























