17 Aralık 2017 Pazar

Dizi Dizi Diziler

...Dizi Dizi Diziler...
Neden bir durduğum yerde ben
Çok fazla sabit kalamıyorum,
Neden ben,
Bir tek diziyi sonuna kadar,
Öyle sizler gibi soluksuz...
İzleyemiyorum?
Başa ya da, sonuna filan da,
Sarıp sarmalamak istemiyorum?
Ben neden hiçbir hayatı sonuna değin,
Sizler gibi öylece...
Bolca dedikodu malzemesi gibi bakamıyorum?
Ve neden susmam gerektiği bütün hallerde ben!
Dokunabildiğim bütün eşyalarımla kavga ediyorum?
Arkamdan dalga geçeceğinizi bile bile!
Ve neden ben hep...
Hepinizi...
Her şeyi...
Yüzünüze, o hallerinizden sonra bile
Bana o ilk bakabildiğiniz
O her anı, hep affediyorum?
Suç doğma ihtimalime yolculuğumdaki
Tek isabetsiz
Tek başarımdaysa!
Ve ne yazık ki bana
Her gördüğümün her karesini,
Ömrümün bir karesinde yaşadıysam.
Artık...
Ölebiliriz kaptan!
Yarına gülümsemesin kimse bize
Yoksa hiç yok'umuzdan
"Günaydınımız" olur...
Olmasa ya!
Hani bıktık, bıraktık ya.
Ama mademki uzun metrajlı bir film derdindesiniz,
Önden buyurunuz, efendimiz!
Korkmayınız,
Bütün bana çıkan labirentleriniz ışıl ışıl
Eğer hala da benim içimin içini göremezseniz?
Siz varın dizi dizilerinizi izleyiniz.
Cemre.Y.

Ah Be Adam

…Ah Be Adam…
Ben...
Senin gülüşünün gül gamzesinde saklı
O derin hüznü gördüm be adam...
Ağlayan bir tek resmin olsa hani,
Bu kadar anlatamazdın içindeki adamın o en derinini!
Evet,
Sen de güzel gülümsüyorsun bütün objektiflere...
Zaten hayat dediğinin sırrı o tek an değil mi?
Ya yüreğimiz?
Sence kaç yangını daha susturabiliriz
Volkanik bütün fedalara, ah be adam!
Cemre.Y.

Ruhumuza El Fatiha


…Ruhumuza El Fatiha…
Çünkü biz çok bekledik o gelmeyenleri.
Geceler boyu uyumadık,
"Kirpiğimizi bile kırpmadık desek yeriydi!"
Hatta...
Hani olur ya!
Es kaza sokağımızdan geçerlerse,
Uyumuşuz sanmasınlar diye de
Bütün ışıkları yanık bıraktık sabahlara!
Öylece, o zilin çalmasını,
Umduk...
Bekledik...
Gelmediler.
Sokağımıza bile uğramadılar hatta!
Çünkü onların, o sıralar…
Gidecekleri sokaklar,
Girecekleri evler,
Sarılacakları kadınlar biz değildik!
Yasak...değil...dik!
Biz hep ama hep...
Birer kere daha!
Ölüp ölüp ona, yine dirildik,
Yalnızlığımızın çok ıssız,
O bütün gecelerin sabahlarında.
Artık kapıların hepsi birden,
Yüzlerine kapandığında,
Bize yeniden dönmelere çabalasalar da,
Ne fayda!
Hatırlatır zaman!
Ötesi birer mezar ziyaretini geçemez değil mi?
E hadi madem!
"Ol!
İkra!"
Nasılsa ilk öldüren sen değildin ki.
Ruhumuza el-fatiha!
Cemre.Y.

Aşk Lütfen Sen Kal

...Aşk Lütfen Sen Kal...
Boşversene!
Bu akşam tam da o akşam!
Kendimle kalmak istiyorum!
Merak edilesi o soruya en el cevap!
"Elbette, bir insan uğruna ölünecek kadar'a,
Sadece bir kere aşık olunur."
O, en ilk'lerime tercihimdi,
Ölemedim se suç benim mi?
Ortada bir seri katil var!
Mükemmel ötesi yalanlarıyla geziniyor...
Hadi yaa...
Aynaya bakıyoruz.
Hadi itiraf et...
Bütün yalanlara kanmak isteyenimiz,
Hiç yok mu?
Peki... madem..
Tek salak benim.
Aşk lütfen sen kal...
Gerçek isen gülüşün yeter zaten.
Cemre.Y.

Ciğer Alevi


…Ciğer Alevi…
Ki ben...
Güneşimin...
Benden gittiği bütün günlerde,
Hayli bir çok üşürüm.
Tercihim belliydi de...
Bundan gayrı, üşümekten de,
Haylice hicap duyacağım!
Zira, gün zemheri olsa da!
Her taraf...
Gazeteden çocuk yanığı!
Her taraf...
Ciğer alevi!
Yan, kül, yan.
Kal, git, kal!
Ömür-ül sefer bu,
Ötesi yok!
"Bana sade bir, Eylül getirin acilen!
Lütfen!"
Ne o öncesini sorsun,
Ne ben sonrasını söyleyeyim.
Susalım öylece.
Her taraf zifiri duman zira!
Yanıyorlar!
Cemre.Y.

Son Çığlık

…Son Çığlık…
Kimsem!
Duymadı ki benim o son çığlıklarımı.
Öylece bir sevdama daha…
Suskunca yitip gittim.
Öğrendim çok sonra.
Yaşından önce,
Benden de önce,
Hem yaşlanmış,
Hem…
İhtiyarlamış o da!
Benim, hala,
Bu hayattan alacağım,
O on yıl…
Baki…
"Doldur be saki!
Bakalım, kim gider, kim kalır baki!"
Cemre.Y.

Şehit

...Şehit...
Aymayan günlerimizde…
Mezarlıklarımızı...
Epeyce genişletiyoruz yüreklerimizde,
Yoksa bir tek ananın ciğerine,
Nasıl sığardı ki,
Koca bir oğul tabutu!
Nasılsa her yer, yine,
Al bayraklı evlat tabutu!
Sanki yavrum bana gelecekmiş ya…
Şimdi…şehit diyorlar adına!
Hani ya cennet,
Anaların ayakları altındaydı.
Ben onun tek…
Anasıydım ya!
"Oğul"umu verin bana.
Cemre.Y.

Özür Diliyorum


…Özür Diliyorum…
Ruhumdan özür diliyorum! 
Bütün dünyada olanları,
Kendi başıma gelmiş gibi,
Ona özümsetip,
Onunla beraber 
Bütün bedenime de,
Acı çektirdiğim için!
Ama ben henüz bir mutant değilim! 
Hala anamın doğurduğu ak pak bir insan'ım!
Kadınım...
Can'ım...
Cemre.Y.

Farkımda Değildiniz

…Farkımda Değildiniz…
Bekle...
Az bir zamanım daha var!
Güvenimin,
Ümidimin,
Sevgimin,
Saygımın,
Hayallerimin,
Bütün kırıklarının,
Hepsinin üzerine basıp
Öylece geçebilmemin.
Bu kendimden de,
Epeyce bir vazgeçiş olacak elbette
Farkındayım da, 
Siz...
Hiçbiriniz!
Farkımda değildiniz.
Cemre.Y.

Zambak Kokar Bütün Vefatlar

…Zambak Kokar Bütün Vefatlarınız…
Herkesin hayatında...
O son DNA'nızı
İlelebet..
Yok etmek isteyen...
Birileri elbet vardır!
Ama bi kerecik olsun, bi kerecik!
Zambak çiçeğinin özünü
Kokladıysanız!
Özünüz RNA'lara dağılamaz!
Zambak kokar bütün vefatlarınız!
Cemre.Y.

Gerisi Bilinen Son

…Gerisi Bilinen Son…
Her kadın...
Ömründe bir kez olsun,
"Korkma sevgilim,
Geçecek.
Bundan sonra ben hep...
Senin yanındayım!"diyecek,
Birini diler mutlaka!
Ki o biri de
Ama mutlaka ve mutlaka
Kadının ömrünü dolandırmıştır,
Tek bir nefesiyle!
Gerisi bilinen son.
Cemre.Y.

Neredesin Be Evlat?

…Neredesin Be Evlat?...
Analığımın haddine de,
Hakkı hukukuna bile değil de...
Gönlümün, kalbinin...
Can damarları kırılıyor sana!
Biliyorum, sabrın aşınamayan,
Mermer i cevherini geçmeliyim önce!
Önce...
Seni bunca yaşınca kırdıklarımın
Hesabının helalini almalıyım
Önce bir senden ama!
Ah be çocuk...
Çocukluğumdan anlayabilmek var ya seni.
Umarım ben bari,
Anam kadar geç kalmadım ha sana!
Ben hep sendeyim,
Zaman zaman yerele yeksan olsam da...
Ya sen?
Sırtımda bile değilsen,
Neredesin be evlat!
Cemre.Y.

Kız Kardeşim

...Kız Kardeşim...
Sana dair,
Nice zamandır,
Şiir kuşanıyordum be kız kardeşim.
Böyle rengarenk,
Güller gibi solup geçiveren,
Yapraklarından reçeller yapılan,
Yalancı baharlar gibi değil de,
Sana veremediğim bütün doğum günlerinin
Telaşlı heyecanı gibi olmalıydı.
Gül..ce... yani.
Senin bir yanın,
Kızım gibi yorgun savaşçı,
Bir yanın anam kadar merhamet,
Bir yanın sırra kadem vuslata hasret,
Bir yanın bahar bahçe gülistana gurbet.
Gül..ce...yani.
Bazen inatçı,
Çokça yardım sever,
Bazen gizemli.
Hayli yaratıcı,
Bazen zihin gücüyle bütün kültürlere zengin,
Çokça hayatın bütün hallerine hep pozitif.
Adının her harfinin anlamı gibi yani.
Gül...ce..
Ad anan gibi yani.
Kaç zamandır sana
Şiir kuşanıyordum
Kelebek kanadı gelincik gibi değil
Gül...ce olmalıydı madem!
Ömrüme "Kal!" geldin be kız kardeşim!
Hoş geldin...
Ama sen de...
Sakın gitme!
Cemre.Y.

Değişsin Bu Kader

...Değişsin Bu Kader...
Nereden geldiğini asla unutmazsan,
Bütün galaksilerin gizemini çözüp,
Onları aşabilirsin.
Hala bu hayatta kalabilir,
Hala birkaç hayata nefes olabilirsin.
Vazgeçmek için birçok nedenin varken,
Bir tek neden için,
Bütün evrenin ümüğünü sıkabilirsin.
İlle de...
Aşkın evlat hali ise...
Yaradanla bile pazarlığa oturabilirsin.
Ki onun...
"O!" diye diye
Bize biçtiği ömrünün seyri seferi buymuşsa...
Artık değişsin bu kader.
Cemre.Y.

Sustu Ve Gitti


…Sustu Ve Gitti…
....Ve vazgeçip her şeyden
Ardını döndü kadın.
Onu ondan alıp götürecek
Son mavi fırtınaya daldı.
Sanki ölmüş gibi
Ruhunu teslim etti sevdiğine
Son bir öpücükle.
Sevdiceği "Kendine iyi bak dedi."
Kadın, "Bize iyi bak."
Ruhunu ona emanet etti,
Bedenini yeni hayatına.
Kadın sonunda sustu ve gitti.
Cemre.Y.

Ha O'ndan Önce Ha Ondan Sonra

…Ha O'ndan Önce Ha Ondan Sonra…
Bazen...
Dilinde dua diye savurduğun,
Gelir de...
En yanlış zamanda seni bulur.
Ne geri dönebilirsin
Onca yaşanmış yılları yok sayabilmeye!
Ne ileri bakabilirsin
Onunla sonsuzluğa...
Zaman...
Yine yapacağını yapmıştır sana!
Ha o'ndan önce...
Ha ondan sonra...
Zaman...
Yine yapacağını yapmıştır sana!
Ha ondan önce...
Ha o'ndan sonra...
Cemre.Y.

16 Aralık 2017 Cumartesi

Bazen

...Bazen...
Ve bazen,
"Değer!" ler farklıdır.
Onlar alışık ya "Değmezsin!" diyenlere,
Sen de değmezsin sanırlar.
Ne de olsa bunca yanılgıları,
Diğer kadınlarla, diğer erkeler konuşurlar.
Oysa bazı kadınlar adına "Sevda" dediğinin,
Sevdiceğinin uğruna ölüme bile razıdır.
Hiçbir zaman sevişmelerinin ertesinde,
Kimsenin ardından,
"Bitti o iş!" demez mesela,
Bazen...
Ansızın terk edilmişlikli haline acır da,
Bazen...
"Yanlıştı!" der,
Bazen...
"Yanılgıydı..." der.
Bazen de "En olası hayaldi." der.
Bazen...
Yutkunur da sadece ağlar!
Ki ağlamandan, nefret ettiklerini bile bile...
Bazen, hıçkırıkları yetemez nefesine de,
Daha bitmeden korkarsın hüznünden.
Cemre.Y.

Korkuyordum


…Korkuyordum…
O anneye, en ilk andan itibaren, hep aşıktım ben de,
Kaderime sıçayım ki ağa kızıydı annem!
Kız evlat doğdum diye sevilemedim ilk...
Sırf, anamın kaynanasının kaynanası,
Geçmiş karşısına da...
"Sigara kağıdı kadar bir evlat!
Hiç yakışıyor mu bir ağa kızına,
Hem de erkek evlat bile değil!" demiş diye.
Ve ne yazık ki o zamanlar,
İstanbul'da naylon naylon çöpe akarken sperm kardeşlerim,
Bizim köye prezarvatif, henüz icat edilmemiş!
Öylece salınıvermişim anamın rahmine!
Ne cennet, ne cehennem tasviriydi aldığım yol.
Sadece boğulmaktan çok korkmuştum.
Çamaşır makinesinin sıkma anına yakın zamanı,
O, olamayasıca, ilk yolculuğuma çok benzetiyorum!
Oysa o an, benim derdim,
Galaksinin bu yarışını kazanmak değildi.
Ben, sadece zifiri karanlıktan,
Ben, sadece buharlı camlardan,
Ve ben sadece horlamalardan, hırıltılardan,
Çok mu çok…
Korkuyordum!
Görebildiğim tek ışığa doğru koşmuştum!
İlk, o vakit nefret edilmiş benden.
Ben anama ilk kere, müteşekkir ve aşıkken.
Cemre.Y.

Ne oldu?

...Ne oldu?...
"Ne oldu?" dedim…
Artık "Nefes alamıyor dediler!"
Boğazımın ilmeğine takıldı bir yumru!
Ben onlara nefes alıp,
Son kez..
Cevap verebilene kadar beklediler!
"Yarın." dedim...
Yarın Kurban bayramının birinci günü,
Eğer ki öptüğümce, ayağının parmak uçlarını…
Uyanır sa benimdir!
Uyan-a-maz-sa!
Anamın beni, ilk kere,
O ilk okula emanet ettiği gibi rab'bim...
Hani ilk öğretmenime demişti ya!
"Eti senin, kemiği…benim,
Ama...
Sakın ha, hepsini yeme!" demişti ya.
Ben onu bu hastaneye getirdiğimde,
"Eti de, kemiği de Rabbimizin de,
Ruhunu kurtarın aman sakın ha!" demiştim
Ama'dan geriye ne kaldıysa...
Hepsini de yediler ya la!
Cemre.Y.

Sarı Sandıklar

…Sarı Sandıklar…
Yine mi…
Sarı sandıklarını açtın be ruhum!
Ne vakit yorulacaksın...
Yüreğinin kelebek kanatlarını,
Yolup yolup durmaktan...
Ne vakit bıkacaksın...
Kalbinin kan kırmızı rengini özlemekten.
Ya şimdi, yine yeniden.
Yara kabuklarınla,
Boğazının ilmeğine kadar dolu
Cehenneminden...
Yine nasıl cayacaksın!
Cayabilecek misin?
Geç...
Miş...
İn...
Den.
Unut...a..bil...e...cek...
Mi...sin...
Hepsini, hep birden!
Cemre.Y.

İyiydim İyi

…İyiydim İyi…
En zoru da yaşamak zorunda kalmaktı.
Her yeni güne umutlar asmak...
Her gecesi sarhoş kadehlere sığınmak...
Bunalım...
Depresyon...
Ölgün geceler boyu...
Gözyaşların kuruyana kadar ağlamak...
Ve sabah,
Sanki hiçbir şey yokmuş gibi sarılmak...
Doktor göz kuruluğu teşhisi koyduğunda
Hala ağlayabildiğim gelmişti aklıma
Ama o kadar çok tüketmiştim ki.
Günün normalliğine bakabilmeye
Yetemiyordu artık.
Sonuç; Evli şu an, karısı da hamile.
En son karşılaştığımızda
"İyi gördüm seni!
İyi ol lütfen!" demişti.
İyiydim…
İyi...
Cemre.Y.

Pazar Kahvaltısı

…Pazar Kahvaltısı…
Eskiden...
Bana şimdi masal gibi gelecek kadar çok eskiden
Bizim Pazar Kahvaltılarımız vardı.
Belki üç kuruş daha az maaş alınırdı ama
Bizim evde pazar günü asla çalışılmazdı.
Uyanma alarmımız
Annemin mutfağından yayılan enfes kokulardı.
Sabah dokuz oldu mu annemin mutfağından
Misler gibi börek kokusu yayılırdı.
Günlerden Pazar ve sabahıysa
Hiçbir yere yetişmek için acelen olamazdı,
Hiç kimse ile randevun olamazdı.
O sofraya artabilir
Ama asla o sofradan azalamazdın.
Babanın bile kahvedeki sandelyesine
Kavuşması öğleyi bulurdu.
Öyle diğer babalar gibi gazete falan okumazdı,
Sohbet de etmezdi sadece ve sadece yerdi
Hem de her şeyi.
Kavgasız bir kahvaltı olsun,
Bizim haklarımızı da yemesin diye annem
Onun için ayrıca, üç kişilik menü hazırlardı.
Çok severdi annem
Kocaman mutlu bir aile gibi
Hep bir arada olmamızı.
Pazar kahvaltımızda sorunlar konuşulmazdı.
Varsa paylaşılacak mutlu cümleler
Uzata uzata paylaşılır
Yoksa herkes gülümseyerek kahvaltısını eder
Kendi hayallerine dalardı.
Öyle aşırı sevgili sözler de olmazdı hani ama
“Kızım şundan da yesene!” dediği an
İçimde milyonlarca sevgi tomurcukları açardı.
O zamanlar bir köy büyüklüğünde
Malikane hayalim vardı.
Bütün insanlarımı içinde yaşatıyor
Ne olursa olsun her pazar
Gittikçe büyüyüp uzayan masamızda
Pazar Kahvaltılarımızı ölene dek sürdürüyordum.
Sonra evlendik sıra sıra,
Sofradaki kişi sayısı azaldıkça azaldı.
Arada bir buluşur
Artık artan insanlarımızla beraber
Eski günleri yad ederdik ama hiçbiri
Çocukluğumuzdaki kadar neşeli olamazdı.
Biz evden gittikçe
İçimizden çocukluklarımızda gitmişti işte.
Annemin çocukluğu bile.
Arada bir torunlarına
“Pazar Kahvaltılarını sakın es geçmeyin yavrularım,
Bu ana babalarınız yapmıyorlar artık böyle şeyler
Ama siz bir araya gelirseniz
Yaşatırsınız belki yeniden içinizdeki çocukları.” derdi.
Eylül’le ben iki kişilik çekirdek ötesi ailemizde
Hep önem verdik Pazar Kahvaltılarımıza.
Sonra o da benden önce büyüdü işte.
Şimdi babaannesi ve kocaman ailesi ile
Arada yapıyorlar böyle kahvaltı fasılları
Nasıl mutlu oluyorum anlatamam!
Sanki ben Eylül’ün cebinde saklı
Bir cüceymişim ve arada bana
Mutluluk kırıntılı kurabiye veriyormuş kadar
Mutlu oluyorum işte.
Şimdi tek kişilik ailemle
Terasımda ve sehpa üzeri tepside,
Kucağımda dizüstü bilgisayarım,
Kulağımda
Radyo Voyage esintileri ile yapıyorum kahvaltımı.
Yalnız değilim ama özledim işte!
İçimde annesini ve
Kalabalık Pazar Kahvaltılarımızı özleyen
Küçük bir kız çocuğu ile
Sokağa çıkıp insanlara
“Ailem olur musun?” diye sorasım var.
Cemre.Y.

Kaybolurdum

…Kaybolurdum…
Senden nefret edebilmek istiyorum şimdi.
O da aşkın bir özeti...
Oysa kırgınım!
Beni doğru frekansta duyan tek insan olup,
Evrenin diğer meteorlarına uyduğun için.
Kaybolurdum ben senle.
Nasa da bok yerdi.
Yüzyıl sonra bizden bir frekans duyduklarını sanırlardı
Dağılıp başka uluslardan aldıkları
Telsiz sinyallerini
Biz sanırlardı, bizden haylice uzaktayken...
Bizse onlarsız bulduğumuz
Aden'imiz de cennet olurduk!
Cemre.Y.

Nefes Almak Gibi Bir Mecburiyetim Var

...Nefes Almak Gibi Bir Mecburiyetim Var…
Ve bazen…
Dünya'nın bütün cehennemlerine
Gözümü, kulağımı, burnumu tıkayıp,
Sadece rüzgarın...
Bütün ağaçların,
Yapraklarıyla bir olup,
Denizin dalgalarıyla
Kadeh tokuştururcasına
Cenneti alayla meşk etmesini duyarım.
Çünkü yaşamak için
Nefes almak gibi
Bir mecburiyetim var!
Cemre.Y.

Neden Gelmeyesin

...Neden Gelmeyesin...
Neden gelmeyesin...
Sebep çok...
Daha senle biz bir kafede, iki kadeh bira içemedik.
Sohbetin dibine vurup, rakıya geçemedik.
Daha senle biz...
Yüzümüzde keşke kimse evlerine gitmese de
Sabahlar olmasalardılı gülüşlerimizle
Evlerimizin kapılarını yalnızlıklarımıza kapatmadık.
Daha senle biz...
Sabahında bize koşup kahvaltı etmedik...
Daha biz senle Eminönü'nde balık ekmek yemedik...
Sonra Rumeli'ye uzanıp
Bacak aralarımızdaki soğuk biraları içip,
İstanbul'u yenmedik,
Daha biz senle,
Kız Kulesine karşı
Dudak dudağa sade kahve içmedik
Ve daha biz senle,
Galata'nın kulesinde
Bir tek dilek dilemedik...
Daha biz senle,
Biz'lenmedik.
Cemre.Y.

İyi Madem

...İyi Madem...
İyi madem,
O zaman şuraya da
Yanlış hayallerin
Doğru kırıklarını da çizelim...
Hayatın her daim
Doğru kırıklar ve yanlış
Hayallerle dolu be kadın.
Cemre.Y.

Kimin Var


…Kimin Var…
Ne tuhaf değil mi?
Son şiirinin…
Mezar taşına kazınacak…
O, son olduğunu daha şimdiden bilmek!
Biri'lerime olsun…
Bir'ime…
"Beni hiç bilmediğim o yere,
Ne olur sensiz yollama,
Bana n'olur,
Bir kere de güvenme ya!
Bu seferimde sen ol yanımda!"
Demeyi ne çok dilerdin,
Değil mi be Cemre!
Kimine kıyabildin ha!
Sonunu bilemediğin,
O ummanda, yanında!
Yanında…
Kimin var?
Sen…gel…demeden?
Cemre.Y.

Olamazdı

…Olamazdı…
Karma karışık şu topacın ipleri,
Birbirinden apayrı değişik...
Renk bozuğu hayatlar
Bize göre değildi be azizim!
Olamazdı da zaten!
O yüzden de, hiçbir diziye de kanmadık!
Hiçbir reklamın,
Subliminaline bile…
Aldanmadık!
Sadece...
Bir tek kere…
Tastamam bir tam kandık...
Adam maskeli bir sıfata!
Araf'la dans ederken!
Yakalamışlar bizi…
Bir dahası mı asla!
O yüzden, yüreğimin tellerinde,
Hep aynı güfte!
"Cahildim dünyanın...."
Kanamıyoruz ya artık!
Neyse…
Cemre.Y.

Astrolojik Zamansızlıklar

...Astrolojik Zamansızlıklar...
Ruh halini nasıl olup da,
Sana en yakın doğru bildiğimi merak ediyorsun biliyorum!
Kızım bir Boğa iken, rahmetli babası bir koç idi.
Neredeyse bütün ömrüm,
Astrolojik zamansızlıklarının nedenini araştırmayla geçti.
Ve sürekli yıkılan şehirlerim var benim,
Her seferinde, enkazlarımı,
Yorgun yüreğimle, teker teker kaldırdığım.
Sonra da çıkılıp terk edildiğim.
Yanisi şu bayım,
Bir yüreğin kaç deprem geçirdiğini,
Ciğerinden tanırım.
Hani diyorum,
Atmışımdan sonra göremeyecekse gözlerimiz,
Ellerimizden tutan biri olmalıydı değil mi
Oysa hep gri günler geçiyor ömrümüzden…
"Mevsimini aşmasa bari." li.
Ama karşımıza çıkacak o bahar güzel gülümsemeli,
Gülüşünden öpülecek kadar da güzel gülmeli.
"Kalplerimizi tanıştırmalıyız önce." diyor,
Susuyorsun, unuttun sanıyorlar, oysa hiç gelmedi o bahar.
Cemre.Y.

Doğalsız Depremler!

...Doğalsız Depremler!...
Özel günlerde...
Hele ki en doğalından denilen
Ama en fenalısı hiç de doğal olmaması gereken
Felaketli, afetli günlere,
Öyle hiç de...
Duyarsız değilim de.
An'larım gelir aklıma!
O günlerin hepsinde,
Ve sonraki geçmiş uzun günlerinde
En acılarıyla gelir dimağıma.
Hem de öyle Sakarya'da filan değil ha!
İstanbul'dayken,
Ben annemlerin en alt katında
Evladımla koyun koyuna
Uyurken...
Parçalanmış camlar altından!
Henüz iki yaşındaki kızımın kollarından cam parçacıklarını,
"Neyse ki etine saplanmamış!" diye diye...
Kurtarırken hatırlıyorum kendimi!
Sonra...
Komşu herkeslerin hepsi,
Neredeyse yarı üryan,
Kimisi daha yeni kocalarıyla sevişik!
Dışarı bembeyaz çarşaflarıyla kaçarlarken,
Nihayet kurtulduk sandıkları o,
Korunaklı yerlere sığınmışken,
Yanlarında olmayan değerlilerini,
Ancak fark edip sorduklarını da...
Anımsıyorum!
Oysa ben,
O gecenin,
O, 03:20 sinden an sonra!
Rahmetli annem!
"Evlatlarıımmm!" diye çırpınırken,
"Çabuk çıkın, siz çıkmadan ben
Buradan asla çıkmam,
Ama bilin haa!
Bende çok korkuyoruummm!" diye
Feryat figan canından bile bizim için geçerken ben...
Gecenin ayazında...
Ki o gece...
Ağustos değil de,
Sanki Şubat gibi esiyordu,
Saat 03:20 de İstanbul!
Ama ben!
Sevdalığım annem,
Orada öylece bize korkarken!
"Benim evladım üşüyüp de
Üstüne bari bir de üşütüp
Hastalanmasın." bencilliğindeyken!
Nasıl da dua ede ede!
Onu güzelce
Giyindirdiğimi...
En son ayakkabılarını giydirip,
Maviş gözlerini kapatan,
Şapkasını da taktıktan sonra...
Sokağa...
Ancak öylece çıktığımızı,
Hatırlıyorum!
Rahmetli anam bize...
Hepimize...
Sarılmıştı,
Biz yavrularımıza!
Pazarlarda don-atlet
Giysi-kıyafet satmak için açtığı
O çadırını kurduydu bize hemencik!
O çadıra en geç giren bendim!
Çünkü ben...
Onların azıcık ötelerinde...
Karnıma, ayaklarıma, ellerime,
Boğazıma saplanan,
Cam kırıklarının,
Can kırıklarını temizleyip,
Sızıyan kanlarımı geceye karıp,
"Babası, bizi geçtim de
Kızımızı dahi!
Bir arayıp da, sormadı ya la!
Neyse zaten…
Bütün şebekeler kapalıdır şimdi"
Diye içimden haykıran nidalara!
Acılarını da yutkunup,
Nihayet varmıştım yanlarına.
Şükür ki hala sağ!
Kalanlarım...
Hala bilmezler!
O gecenin can ve cam yaralarımı.
Deri çatlağı diye kandırırım.
Hala hepsini!
Aslında doğrudur da!
Çat-la-mı-şım-dır da!
Ama bunlar bile,
Dönüşü hiç olmayan kayıpların yanında
Buruk birer hatıra kalır!
Gün boyu sustum.
Çünkü sevdiklerimi göçük altında
Aramayı tahayyül dahi edemiyor/d/um!
Çünkü;
En yakınını orada dahi bulamayanlar var!
Ve bütün bunlar…
Sadece bir tek gün boyu hatırlanıp,
Hayıflanılıyorlar!
Oysa benin her kötülüğün dibinde
Feryat ediyor içimdeki sessiz çığlıklar!
Eyyy! İnsanlar...
Yarın...
Bitiyor mu yani her şey!
Öyleyse neden ben anamın,
En son öptüğüm,
O ölü ayaklarının parmak uçlarını bile,
Nasıl hala özlüyorum?
Dirisinden geçtim ya hani çoktan!
Tenine değebildiğim o son an'ı...
Hani geri getirebilseler!
Sizce kim daha iyi özümsüyor,
Derinin...
En dip derinini!
Yani…
Duyarsız değilim de...
Milyonlarca sağlam bedenli engellilerin
Sadece bir gün
Duyarlı olmaya çalışmaları
Çok yaralıyor beni!
En çok iki gün sonra,
Unutacaksınız nasıl olsa!
Nasıl olsa…
Gündem/i/n/iz...
Değişecek yine!
Hep aynı masal
Yıllardır...
Böyle bu...
Yarın...
Ne değişecek!
Şimdiye kadar ki yarınlarda,
Ne değişti Allasen!
Güldürmeyin beni yine
En ağlayanından!
Cemre.Y.

Hoş Eder İnsanı

...Hoş Eder İnsanı... Ne içtiğin değil, Nasıl ve kiminle içtiğindir kafaları güzelleştiren. Her ne kadar anason kokusunu özlemiş olsan da, R...