| …Isırgan Otu… |
| Şiirden anlamayan insanlara |
| Nasıl anlatabilirsin ki |
| Isırgan otunun çiçeğinin |
| Bir şaheser olduğunu... Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki Piri Reis haritası gibiyim.Dışım'la o kadar meşguller ki, içimi gören yok!
Cancağızım! Sana, her gün bakıp yüzünü çevirdiğin aynandan sesleniyorum, gözlerinin içine bakıyorum, buradayım, tam karşında, artık yalnız değilsin, artık yalnız değilim, artık dostuz. Sanki böyle bahçendeki erik ağacı çiçek açmış da sen karpuza aş eriyormuşsun gibi bi duygu bu... Hoş geldin madem! (Yazdıklarım bana aittir çalmayın, adımla beraber paylaşın olur mu canlarım.) Cemre.Y. #Tipinifavladığım
3 Aralık 2017 Pazar
Isırgan Otu
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Umuda Bağlanıyorum
…Umuda Bağlanıyorum…
Arındırıyorum ruhumu, temize çekiyorum.
Affediyorum ve dua edesim geliyor yeniden.
Umuda bağlanıyorum hayatın ucundan.
Cemre.Y.
Arındırıyorum ruhumu, temize çekiyorum.
Affediyorum ve dua edesim geliyor yeniden.
Umuda bağlanıyorum hayatın ucundan.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Derin Yaralar
| …Derin Yaralar… |
| Ne derin yaralarımız vardı bizim |
| Görenlerin uçurum sanıp |
| Yar'lıklarımızdan uçup kaçtığı… Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Günaydın Öpücüğü
…Günaydın Öpücüğü…
Halbuki senin için biriktirdiğim bir sürü günaydın öpücüğüm vardı.
Hepsi yapayalnız birer iyi geceler yastığının altında saklı kaldı.
Cemre.Y.
Halbuki senin için biriktirdiğim bir sürü günaydın öpücüğüm vardı.
Hepsi yapayalnız birer iyi geceler yastığının altında saklı kaldı.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
2 Aralık 2017 Cumartesi
Ruhuma Sığınırım
...Ruhuma Sığınırım...
Açıldıysa
Yine kabuğu bile kuruyup
Solmuş da izi kalmış
Derin yaraların ucu
Ruhuma sığınırım
Kendim dahil vücut bulmuş
Tüm insanlığın şerrinden.
Cemre.Y.
Açıldıysa
Yine kabuğu bile kuruyup
Solmuş da izi kalmış
Derin yaraların ucu
Ruhuma sığınırım
Kendim dahil vücut bulmuş
Tüm insanlığın şerrinden.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Sırrın Sana Kalsın
…Sırrın Sana Kalsın…
Güvenecek tek yerin sanal alemler iken,
Oralardan bile sana,
Kendilerince dar ağaçlarından urgan yapıyorlarsa.
Derdini bir daha bir yere dahi açma!
Sırrın sana kalsın,
Ya da git denize söyle.
Cemre.Y.
Güvenecek tek yerin sanal alemler iken,
Oralardan bile sana,
Kendilerince dar ağaçlarından urgan yapıyorlarsa.
Derdini bir daha bir yere dahi açma!
Sırrın sana kalsın,
Ya da git denize söyle.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Basit Hatalar
| …Basit Hatalar… |
| Büyük hatalarımı, |
| Tecrübesizliğime vererek affedebiliyorum da, |
| Basit hatalarıma herkesten çok kızıyorum! Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kalbinizi Koruyunuz
| …Kalbinizi Koruyunuz… |
| İnsanlık çoktan öldü hepimizin başı sağ olsun! |
| Sol göğsünüzün altına sağ elinizi koyduğunuzda |
| Hala ritmik atıyorsa kalbiniz, koruyunuz. Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Sürrealist
| …Sürrealist… |
| Böyle bize uzaktan bakanlar, |
| "Yüce Rabbim burada bunlara sürrealist bir çalışma yapmış |
| Ama onlar yine de kavuşmuşlar." desinler. Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Yalnızlık
...Yalnızlık...
Aşkın tek bir harfine saatlerce anlamsızca gülümsersin ya
İşte o anlardır seni aslında hayatta tutan,
Yoksa ötesi cehennem.
Şimdi siz tek gecelik aşklara sevda diyorsunuz ya
Ben kaç yıldır sevdanın yaraları hala canımı yakıyor diye
Sezen Aksu şarkısı dinlemiyorum
Haberiniz var mı hu!
Bende isterim can sıkıntısından
Terasımda domates biber ekmek yerine,
Sevdiceğimi saçının telinden
Ayak parmağının ucuna kadar öpüp seveyim de...
İşte bunlar hep yalnızlık.
Cemre.Y.
Aşkın tek bir harfine saatlerce anlamsızca gülümsersin ya
İşte o anlardır seni aslında hayatta tutan,
Yoksa ötesi cehennem.
Şimdi siz tek gecelik aşklara sevda diyorsunuz ya
Ben kaç yıldır sevdanın yaraları hala canımı yakıyor diye
Sezen Aksu şarkısı dinlemiyorum
Haberiniz var mı hu!
Bende isterim can sıkıntısından
Terasımda domates biber ekmek yerine,
Sevdiceğimi saçının telinden
Ayak parmağının ucuna kadar öpüp seveyim de...
İşte bunlar hep yalnızlık.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Komik
…Komik…
Komik sevdalar,
Komik ayrılıklar,
Komik acılar,
Komik özlemler ve komik ölümler yaşadım ömrümde.
Ben hariç herkese komiktiler.
Cemre.Y.
Komik sevdalar,
Komik ayrılıklar,
Komik acılar,
Komik özlemler ve komik ölümler yaşadım ömrümde.
Ben hariç herkese komiktiler.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
1 Aralık 2017 Cuma
İntihar Eşiği
| …İntihar Eşiği… |
| Başka şansın yok ki! |
| Ben çok denedim inan! |
| İntiharı ilk denediğimde, |
| Henüz on dokuz yaşımdaydım. |
| Babam bana son kere, tacize yeltendiğinde… |
| Tacize yeltendiğinde... |
| Beşinci kattaki evimizdeki odamın |
| Kapısını kilitleyebilip, |
| "Kapıyı kırarsan atarım aşağı, |
| Bu camdan kendimi." diyen, |
| Pencere pervazlarına oturmuş |
| Bir genç kızı hatırlıyorum. |
| Rahmetli annem gelene kadar, |
| Orada beklemiştim. |
| Saatler geçmiş, altıma bile işemiştim. |
| Sonra annem geldi. |
| Kıyamet koptu. |
| Babam yapmaya çalıştıklarını, |
| Anneme anlatamayım diye |
| Bıçağı kapıp dilimi kesmeye kalkıştı. |
| Annem bana küstü bu olanlardan. |
| Bende gittim, |
| Ne kadar antibiyotik iğne varsa kırdım, |
| Ne kadar ilaç varsa toz haline getirdim. |
| İksir yaptım kendime. |
| Hepsini içtim. |
| Beni kurtaran neydi biliyor musun? |
| Son bir sigara içmek isteğim. |
| Belki de… |
| Ondan bırakamıyorum bu mereti. |
| İçtim. |
| Kustum. |
| Odama kadar süründüm, yattım. |
| Üçüncü günüymüş baygınlığımın, |
| Annem beni ayağıyla dürttü. |
| "Ölmedin mi daha! |
| Ana yüreği böyle belli ediyordu ya sevgisini, |
| Öldüysen bir ses ver." diye. |
| Ölmemiştim! |
| Sustum. |
| Böğrüm acıyordu, uyudum yine. |
| Doktora bile, götürmemişlerdi. |
| "Aman, polise ne deriz?" diye! |
| Bu ilk deneyimimdi. |
| Merak edersen daha… |
| Devamını da anlatırım bir gün. |
| Denemiştim bir, iki, kere daha da, |
| Şimdilik bu kadar özelimi bilmen yeter! |
| Böğrüm acıyordu, uyudum yine. |
| Yine böğrüm acıyor ama yaşıyorum hala, artık bilme! Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Tam Depresyona Gireceğim
...Tam Depresyona Gireceğim...
Tam depresyona gireceğim bir gülme tutuyo!
Doktor arkadaşlarım var ise,
Sonuna dek okumalarını ehemmiyetle rica ediyorum!
Bu aralar bana bir şeyler oluyor!
Yirmi Şubat'ta birkaç gündür vücudumda eskisine oranla daha çok
Büyüyüp genişleyen mor lekeler,
Ayrıca ayak bileklerimde oluşan ve kaşıntılı olan kırmızı gözenekler,
Birden gelen ama sürekli beyin çınlaması, aşırı mide bulantısı,
Dikkat dağınıklığı, hafıza kaybı, denge kaybı,
Genital organlarda gereksiz kanama ve gaita'da siyahlıkla "Acil" e gittim.
Semptomları söyler söylemez beni "Kırmızı" kapıya yolladılar,
Derhal kan testleri ve idrar testi alıp sonuçlara baktılar,
Protein ve sodyum azar miktarda düşük olmakla beraber
Total IEG orantısızca yüksek çıkmıştı.
Ertesi gün mutlaka randevusuz Dahiliyeye gitmemi,
Gece o saatte olmadığı için,
Gaita testine de bakılmasını söyleyip evime sepetlediler.
Ertesi gün Dahiliye bölümüne gittiğimde elimdeki testleri gösterip,
Şikayetlerimi söyleyince de
"Bu Cildiye'lik bana ne diye yollamışlar seni." deyip Cildiye'ye sevk etti.
Cildiye de tüplerce kan alıp, idrar ve gaita testi yapıp,
Ki bunlar çat çat çat olmuyor, birinin sonucunu ertesi gün,
Diğerinin sonucunu birkaç gün sonra alıyorsun.
"Senin Cildiye'lik işin yok,
Senin acilen Alerji Testi yaptırman gerekiyor!" deyip
"Alerjik Hastalıklar ve İmmünoloji bölümüne sevkini yaptım,
Derhal randevu alıp oraya git." diyor ki
En yakın randevu tarihini,
Haydarpaşa Abdülhamit Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde bulabilmiştim.
Dün gittim, tam on sekiz çeşitten oluşan cilt alerji testi yaptılar,
Alerjim yok görünüyordu, doktor
"Cilt testinde çıkmadı kan tahlili yapmamız gerekiyor." dedi.
Saatlerce kan vermeyi bekledim iki tüp de orada kan aldılar,
"Sonucu ertesi gün doktora sorarsın." demezler mi!
Koşar adım doktora çıktım. "Doktor Bey etme eyleme,
Ben taa Esenyurt'tan geliyorum, buraya tekrar gelmek hem ağır külfet,
Hem de işimden bir gün daha olmak demek, etmeyin bir çare!" dedim.
"İyi madem telefonumu al yarın beni ara,
Bizlik bir şey varsa tıpış tıpış geleceksin,
Ama bizlik bir şey yoksa gelmene gerek bırakmam." dedi.
Rica minnet başarmıştım da ancak akşam evime ulaşmıştım.
Bugün öğleden sonra aradım doktorumu, yoğunmuş
"Bir saat sonra ara." dediler.
Bir saat sonra aradım yine aynı şeyi dediler derken
Akşamüstü ulaşabildim doktoruma!
TC filan derken zaten e-devletten görmüş olduğum sonucu,
Bana telefonda söyledi,
"Alerjik reaksiyonunuz yok fakat Total İGE çok fazla yüksek!
Daha önce 556 idi orada 450 çıkmış ve bunun nedenin bulunması gerekiyor,
Bizlik bir durum yok! Stresten bile olabilir,
Sizin Cildiye'ye gitmeniz ve "Alerji testlerimi yaptırdım alerjim yokmuş deyip,
Bu durumun gerçek nedenini bir an önce bulması gerekiyor,
O bulamaz ise de Dahiliye'ye gitmeniz lazım acil
Ama sorun kesin alerjik değil" demesin mi!
Yutkundum bir...teşekkür edip kapattım.
Ne de olsa koskoca doktordu karşımdaki,
"Lan AMK'nın çocuğuuu ben zaten sırasıyla oralardan geldim,
Bulamadılar da sana yolladılar,
Şimdi aynı yolu gerisin geri neden gideyim? Deli miyim?" diyemedim.
Sözün Özü: Anlaşmalı olduğunuz firmaların
Kimyagerlerince halka karşı etki ve tepkisinin ne olacağını henüz bilmediğiniz,
Yeni virüs'ler yayıyorsunuz!
Sonra da onları stresten bile olabilir diye bulamaya bulamaya,
Yeni bir hastalık icat edecek ve ona da yeni bir ilaç telkin edeceksiniz!
Hani hatırlıyor musunuz!
Biz daha antibiyotiğin A'sını bilmezken
Aksırsak, tıksırsak, başımız ağrısa, grip olsak,
Sizler bizlere antibiyotikli ilaçları reçete ediyordunuz!
Sadece biz büyüklere değil,
Küçücük bebelerimize dahi hiç düşünmeden yazıyordunuz!
Şimdilerdeyse çarşaf çarşaf,
"Doktorunuz yazmasa bile siz istemeyin,
Çok tehlikeli bağışıklık sistemini çökertiyor!" diyorsunuz!
Bilincine varalı yıllar oldu ne çocuğuma ne de kendime,
Çok zorda kalmadıkça içmeyi reddettim ama içmişliğim vardır ille de!
Peki sizce ben antibiyotikli miyim?
Yoksa yolladığınız virüslerden birinden
Bana uygun bir hastalık icat edemediniz mi?
Havuzunuz o kadar genişlemedi mi!
Başından sonuna geldiğim onca bölümün,
Sonundan başına gidip,
Farklı farklı araştırmalarınıza örnek olmak zorunda mıyım?
Gitmiyorum kardeşim yine Cildiye ve dahasına ve vs.sine!
Tam depresyona gireceğim, bir gülme geliyo...
Selam eder, saygılarımı sunarım.
Bir daha kimse bana hasta olduğumda doktora git filan demesin!
On altı gündür haftada bir kere farklı hastanelere gitmekten,
Her gittiğimde türlü çeşit şeylerle beraber ikişer üçer tüp kanımı vermekten,
Kollarımın iğne delikleri ile dolmasından...
Daha bugün alerji testi için on sekiz delik açtılar ve dahası
Neyim olduğunu bulamamalarından yoruldum.
Devlet hastanelerinin beni pinpon topu gibi oradan oraya sevk etmesinden
Ki biri de taaa ebesinin nikahıydı yoruldum!
Bundan sonra bir şeyim olduğunda bir daha doktora filan gitmiycem,
İşimden bir gün izin alıp yatıp dinlenip ertesi gün işime gidicem.
Nasıl olsa neyim olduğunu bir tamam bulamıyolar!
Ben kendi kendime teşhisimi koyup "Strestendir." der geçerim.
Cemre.Y.
Tam depresyona gireceğim bir gülme tutuyo!
Doktor arkadaşlarım var ise,
Sonuna dek okumalarını ehemmiyetle rica ediyorum!
Bu aralar bana bir şeyler oluyor!
Yirmi Şubat'ta birkaç gündür vücudumda eskisine oranla daha çok
Büyüyüp genişleyen mor lekeler,
Ayrıca ayak bileklerimde oluşan ve kaşıntılı olan kırmızı gözenekler,
Birden gelen ama sürekli beyin çınlaması, aşırı mide bulantısı,
Dikkat dağınıklığı, hafıza kaybı, denge kaybı,
Genital organlarda gereksiz kanama ve gaita'da siyahlıkla "Acil" e gittim.
Semptomları söyler söylemez beni "Kırmızı" kapıya yolladılar,
Derhal kan testleri ve idrar testi alıp sonuçlara baktılar,
Protein ve sodyum azar miktarda düşük olmakla beraber
Total IEG orantısızca yüksek çıkmıştı.
Ertesi gün mutlaka randevusuz Dahiliyeye gitmemi,
Gece o saatte olmadığı için,
Gaita testine de bakılmasını söyleyip evime sepetlediler.
Ertesi gün Dahiliye bölümüne gittiğimde elimdeki testleri gösterip,
Şikayetlerimi söyleyince de
"Bu Cildiye'lik bana ne diye yollamışlar seni." deyip Cildiye'ye sevk etti.
Cildiye de tüplerce kan alıp, idrar ve gaita testi yapıp,
Ki bunlar çat çat çat olmuyor, birinin sonucunu ertesi gün,
Diğerinin sonucunu birkaç gün sonra alıyorsun.
"Senin Cildiye'lik işin yok,
Senin acilen Alerji Testi yaptırman gerekiyor!" deyip
"Alerjik Hastalıklar ve İmmünoloji bölümüne sevkini yaptım,
Derhal randevu alıp oraya git." diyor ki
En yakın randevu tarihini,
Haydarpaşa Abdülhamit Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde bulabilmiştim.
Dün gittim, tam on sekiz çeşitten oluşan cilt alerji testi yaptılar,
Alerjim yok görünüyordu, doktor
"Cilt testinde çıkmadı kan tahlili yapmamız gerekiyor." dedi.
Saatlerce kan vermeyi bekledim iki tüp de orada kan aldılar,
"Sonucu ertesi gün doktora sorarsın." demezler mi!
Koşar adım doktora çıktım. "Doktor Bey etme eyleme,
Ben taa Esenyurt'tan geliyorum, buraya tekrar gelmek hem ağır külfet,
Hem de işimden bir gün daha olmak demek, etmeyin bir çare!" dedim.
"İyi madem telefonumu al yarın beni ara,
Bizlik bir şey varsa tıpış tıpış geleceksin,
Ama bizlik bir şey yoksa gelmene gerek bırakmam." dedi.
Rica minnet başarmıştım da ancak akşam evime ulaşmıştım.
Bugün öğleden sonra aradım doktorumu, yoğunmuş
"Bir saat sonra ara." dediler.
Bir saat sonra aradım yine aynı şeyi dediler derken
Akşamüstü ulaşabildim doktoruma!
TC filan derken zaten e-devletten görmüş olduğum sonucu,
Bana telefonda söyledi,
"Alerjik reaksiyonunuz yok fakat Total İGE çok fazla yüksek!
Daha önce 556 idi orada 450 çıkmış ve bunun nedenin bulunması gerekiyor,
Bizlik bir durum yok! Stresten bile olabilir,
Sizin Cildiye'ye gitmeniz ve "Alerji testlerimi yaptırdım alerjim yokmuş deyip,
Bu durumun gerçek nedenini bir an önce bulması gerekiyor,
O bulamaz ise de Dahiliye'ye gitmeniz lazım acil
Ama sorun kesin alerjik değil" demesin mi!
Yutkundum bir...teşekkür edip kapattım.
Ne de olsa koskoca doktordu karşımdaki,
"Lan AMK'nın çocuğuuu ben zaten sırasıyla oralardan geldim,
Bulamadılar da sana yolladılar,
Şimdi aynı yolu gerisin geri neden gideyim? Deli miyim?" diyemedim.
Sözün Özü: Anlaşmalı olduğunuz firmaların
Kimyagerlerince halka karşı etki ve tepkisinin ne olacağını henüz bilmediğiniz,
Yeni virüs'ler yayıyorsunuz!
Sonra da onları stresten bile olabilir diye bulamaya bulamaya,
Yeni bir hastalık icat edecek ve ona da yeni bir ilaç telkin edeceksiniz!
Hani hatırlıyor musunuz!
Biz daha antibiyotiğin A'sını bilmezken
Aksırsak, tıksırsak, başımız ağrısa, grip olsak,
Sizler bizlere antibiyotikli ilaçları reçete ediyordunuz!
Sadece biz büyüklere değil,
Küçücük bebelerimize dahi hiç düşünmeden yazıyordunuz!
Şimdilerdeyse çarşaf çarşaf,
"Doktorunuz yazmasa bile siz istemeyin,
Çok tehlikeli bağışıklık sistemini çökertiyor!" diyorsunuz!
Bilincine varalı yıllar oldu ne çocuğuma ne de kendime,
Çok zorda kalmadıkça içmeyi reddettim ama içmişliğim vardır ille de!
Peki sizce ben antibiyotikli miyim?
Yoksa yolladığınız virüslerden birinden
Bana uygun bir hastalık icat edemediniz mi?
Havuzunuz o kadar genişlemedi mi!
Başından sonuna geldiğim onca bölümün,
Sonundan başına gidip,
Farklı farklı araştırmalarınıza örnek olmak zorunda mıyım?
Gitmiyorum kardeşim yine Cildiye ve dahasına ve vs.sine!
Tam depresyona gireceğim, bir gülme geliyo...
Selam eder, saygılarımı sunarım.
Bir daha kimse bana hasta olduğumda doktora git filan demesin!
On altı gündür haftada bir kere farklı hastanelere gitmekten,
Her gittiğimde türlü çeşit şeylerle beraber ikişer üçer tüp kanımı vermekten,
Kollarımın iğne delikleri ile dolmasından...
Daha bugün alerji testi için on sekiz delik açtılar ve dahası
Neyim olduğunu bulamamalarından yoruldum.
Devlet hastanelerinin beni pinpon topu gibi oradan oraya sevk etmesinden
Ki biri de taaa ebesinin nikahıydı yoruldum!
Bundan sonra bir şeyim olduğunda bir daha doktora filan gitmiycem,
İşimden bir gün izin alıp yatıp dinlenip ertesi gün işime gidicem.
Nasıl olsa neyim olduğunu bir tamam bulamıyolar!
Ben kendi kendime teşhisimi koyup "Strestendir." der geçerim.
Cemre.Y.
Labels:
acil,
arkadaş,
ayrı,
çare,
çarşaf,
dağınık,
etme,
geçer,
gitme,
gri,
hasta,
iyot,
karşı,
kırmızı,
küçücük,
minnet,
özen,
yoğun
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Sarılmadan Gitme Bence
...Sarılmadan Gitme Bence...
Son kez sarılmadan gideceksin biliyorum...
Git madem ama…
Kaburgalarım özlemeyecek seni...
Seviyorsan uzaklar engel değil
Ancak dönüşüne yetecek kadar
Sıkı sarılmak lazım!
Son kez sarılmadan gitme bence
Dönmeyecek her sevgilinin
Bir sebepsiz bekleyeni mutlaka vardır.
Cemre.Y.
Git madem ama…
Kaburgalarım özlemeyecek seni...
Seviyorsan uzaklar engel değil
Ancak dönüşüne yetecek kadar
Sıkı sarılmak lazım!
Son kez sarılmadan gitme bence
Dönmeyecek her sevgilinin
Bir sebepsiz bekleyeni mutlaka vardır.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
O, Öldü!
...O, Öldü!...
Binlerce...
Zamanlarca...
Yürürken bile okumuş olduğum
Bir tek kitapta okuduğum en derin tek romandı,
O tek cümle!
“O, öldü!”
İlk yutkunamadığımda henüz!
Altı yaşındaydım hikayesi bi babaya bedel,
İkincisinde on iki yaşındaydım,
Bir daha hiçbir dilenciye sadaka vermemeye bedel,
Üçüncüsünde yirmi altı yaşımdaydım,
Kızım kucağımda, bir boşanma adliyesinin,
Herhangi bir sarayında,
Bir daha hiç evlenmemeye bedel.
Dördüncüsünde otuz altı yaşındaydım,
Bir daha hiç hayal kurmamaya bedel.
Beşincisinde kırk yaşındaydım,
Dilimde bir şarkı her şey için
“Yeniden denemeye değer!”
Oysa yutkunamıyorum yine,
Cevap veriyorum ilk kez, o tek cümleye...
Ben, öldüm zaman zaman birilerinize de
Hiç de biriniz bari duymadınız!
Hem de kaçar kere öldüm hepinize!
Merak etmeyin helva falan da sevmem ben.
Üstelik birkaç kere de
Kendime hatim etmişliğim var
Kur-anın arapçasından...
Dirimin küllerini avuç avuç savuranlaraysa
Kalubeladan beridir alışkınım!
Hala çoklarınızdan daha çok "Adam!" gibi "Adam!" ım
Nerede benim gardaşım!
Burada!
Sinemde...
Böylece de boğazınızda kalırım aga!
Boşuna yutkunmayın!
Cemre.Y.
Binlerce...
Zamanlarca...
Yürürken bile okumuş olduğum
Bir tek kitapta okuduğum en derin tek romandı,
O tek cümle!
“O, öldü!”
İlk yutkunamadığımda henüz!
Altı yaşındaydım hikayesi bi babaya bedel,
İkincisinde on iki yaşındaydım,
Bir daha hiçbir dilenciye sadaka vermemeye bedel,
Üçüncüsünde yirmi altı yaşımdaydım,
Kızım kucağımda, bir boşanma adliyesinin,
Herhangi bir sarayında,
Bir daha hiç evlenmemeye bedel.
Dördüncüsünde otuz altı yaşındaydım,
Bir daha hiç hayal kurmamaya bedel.
Beşincisinde kırk yaşındaydım,
Dilimde bir şarkı her şey için
“Yeniden denemeye değer!”
Oysa yutkunamıyorum yine,
Cevap veriyorum ilk kez, o tek cümleye...
Ben, öldüm zaman zaman birilerinize de
Hiç de biriniz bari duymadınız!
Hem de kaçar kere öldüm hepinize!
Merak etmeyin helva falan da sevmem ben.
Üstelik birkaç kere de
Kendime hatim etmişliğim var
Kur-anın arapçasından...
Dirimin küllerini avuç avuç savuranlaraysa
Kalubeladan beridir alışkınım!
Hala çoklarınızdan daha çok "Adam!" gibi "Adam!" ım
Nerede benim gardaşım!
Burada!
Sinemde...
Böylece de boğazınızda kalırım aga!
Boşuna yutkunmayın!
Cemre.Y.
Labels:
adam,
bedel,
boğaz,
boşuna,
cümle,
etme,
hayal,
kızım,
merak,
nerede,
roman,
şarkı,
yeniden,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
İşte Ben Seni Hep Öyle Sevdim
| …İşte Ben Seni Hep Öyle Sevdim… |
| Çok yorgunum efendim. |
| Bakma "Sana dair!"li, |
| Hala çeyrek umutlu |
| Tam öpüşlü nefesimi sakladığıma. |
| Umudumu, unuttuğum anda geldin. |
| Daha dağınık ortalığım, |
| Yanım, yörem, saçım, başım, |
| Gülüşüm bile yarım yamalak. |
| Oysa şimdi, |
| Ne çok sevinmeliydim değil mi? |
| Kusura bakma sevdiceğim, |
| Geleceğini hiç bilemedim. |
| Her tarafım, yürek kırgınlığı. |
| İşte ben seni hep öyle sevdim. Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Dinleseydin
...Dinleseydin...
Nerelerdeydin be sevgili...
Oysa sana daha,
O upuzun sapsarı saçlı kadının,
Saçlarının kendine nicedir ağır gelip,
Bir "Söz!" dedi diye saçlarını nasıl da öylece
Bir kuaför masasının altında bıraktığını,
Anlatacaktım...
Uykun geldi değil mi!
Uyu madem...
Rahat ve sımsıcak uyu,
Susarım ben.
Hem de öyle bir susarım ki
Ne sen duyabilirsin hayata sağırlığımı,
Ne de ben duyabilirim,
Hayata bütün ağırlığımı,
Sonrası siyah saça mavi!
Hiç de o kadar marjinal değil, değil mi.
Anlatacaktım hepsini, her şeyi...
Dinleseydin.
Cemre.Y.
Nerelerdeydin be sevgili...
Oysa sana daha,
O upuzun sapsarı saçlı kadının,
Saçlarının kendine nicedir ağır gelip,
Bir "Söz!" dedi diye saçlarını nasıl da öylece
Bir kuaför masasının altında bıraktığını,
Anlatacaktım...
Uykun geldi değil mi!
Uyu madem...
Rahat ve sımsıcak uyu,
Susarım ben.
Hem de öyle bir susarım ki
Ne sen duyabilirsin hayata sağırlığımı,
Ne de ben duyabilirim,
Hayata bütün ağırlığımı,
Sonrası siyah saça mavi!
Hiç de o kadar marjinal değil, değil mi.
Anlatacaktım hepsini, her şeyi...
Dinleseydin.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Ön Yargısız İnfaz
…Ön Yargısız İnfaz..
Hiç tanımadın beni...
Hiç merak bile etmedin,
Kimdir, nedir, nasıl biridir diye...
Sen ve onun arkadaşları, hatta bütün çevresi,
Sevdiğinizi, karındaşınızı koruyordunuz güya
Acımasız sözlerinizle beni yargılarken,
Ben hep susuyordum,
Başım önde" Kendilerince haklıdırlar" diye.
Yaşadığım kaderi ben seçmedim,
Kadere inanıyorsan eğer,
Biliyorsundur, Ahzap suresi 38. ayetinin
2.cümlesi der ki "Allah'ın emri mutlaka yerine gelecek
Yazılmış bir kaderdir."
Dedim ya ben seçmedim kaderimi,
Senin de, annenin de, babanın da seçemediği gibi…
Ben seçmedim anamı, babamı ailemi,
Hatta ilk eşimi, ilk sevdadır sandığımı da ben seçmedim.
Sevgiye acıkmıştım bir hayli, o geldi, ben cahildim,
Bilemedim onun beni aslında hiç sevmediğini.
Ve hatta yıllar sonra da yeniden
Evlenmek istediği için ayrıldığı kadını
Benimle aldatmak isteyecek kadar
Sonradan seveceğini.
Bilemedim anam sandım, babam olamayan baba sandım onu.
Ona sarıldım, onunla tutundum hayata.
İşte sırf o yüzden ve kızım için
O da pişmanlığım değildir benim.
Bir kez olsun merak etseydin anlatırdım sana hayatımı.
Belki bir film senaryosu yapardık.
Seçtiğim tek şey, bana yaşam pınarım olan kızımdı.
Onu ben seçtim işte,
Pişman da değilim asla!
Oysa ben seni hiç tanımadan sevdim,
Çünkü sen sevdiğimin sevdiğiydin,
Çünkü sen ve ailen onun değerlileriydi,
Zaten bana da bu yeterdi.
Çünkü benim sevdiceğim
Sizin daha iyi olabilmeniz için,
Sizin evlenebilmeniz için çırpınıyordu,
Çünkü benim sevdiğimin
Yüreği eziliyordu, size istediğiniz gibi
Bir hayatı sağlayamadığı için.
Benim sizi sevmemem demek ona ihanet olurdu.
Peki sen, sen neden ihanet ettin kardeşine.
O beni seviyordu ve sadece bir tek,
Ve belki de en önemlisi senin desteğini arıyordu.
Sen onu, onun seni sevdiği kadar
Sevmiyor muydun ki beni hiç sevemedin....
Hiç anlamaya çalışmadın belki bizi,
Belki sevgiye bile inanmıyordun sen!
Bizim de mantığımızın olmazları
Olamayacakları vardı elbet ki
Zaten oldurmadılar ya,
Şimdi biten bir sevdanın ardından yazıyorum sana.
Ben seni hiç yargılamadan,
Sen nasıl idam ettin ki beni,
Nasıl kıydın ki bana!
Ciğerimin çiziğine,
Kanayan kanaması durmak bilmeyen yarama,
Kardeşine nasıl kıydın...
Onu da ben seçmedim mesela....
Her şey öylesine, öyle çabucak gelişti ki!
Sanki kanserli bedenleriz,
Sanki bir buçuk sene biçilmiş
Ömrümüzden sadece.
Çok çok, çabucak yaşayıp
Öldüreceğiz yüreklerimizi.
O, sırf başkaları öyle uygun görüyor diye
Başka hayatlar yaşamaya gidecek,
Ben, belki unutabilirim diye
Başka ümitler yeşertmeye çalışacağım,
Yaradan yamalıklarla dolu yüreğime.
Hiç bir şey söyleme sakın bana
Ama istersen, kaldıysa hakaretin
Sevdama saygıdır, et, susarım ben!
Yine de ben sevdim işte seni,
Yüreğimin çiziğini hala sevdiğim için,
"Onun bütün sevdikleri benimdir" dediğim için.
Ne zamandır söylemek istedim sana bunları.
Ama öyle olmalıydı ki,
Senden yardım dilenen değil,
Belki yardım eden olmalıydım.
Belki bundan sonraki hayatında
Bir restorana gittiğinde ve yemek geldiğinde,
Tadına bakmadan tuz atmazsın.
Olur ya ön yargı duvarlarını aştığında,
Gereksiz yere belki de tam tadında bir yemeği,
Çok tuzlayarak ziyan etmezsin.
Biz bittik artık, kim olmak istiyorsa,
Varsın mutlu olsun.
Şimdi onun bir yanı yarım, benim her yanım.
Anlamadın değil mi?
Onu çok sevdim.
Bu çok kelimesi bile o kadar az ki.
Çünkü o benim ikinci ve en güzel doğrumdu.
Biri kızım, biri o....
Bu kadar yıllık hayatımda
Yüreğimin sadece iki çiziği oldu benim
Ve ne hikmettir ikisi de her daim kanamakta…
Çünkü artık yokluk duygularımı
Aramadım, bulmadım onda ve kızımda.
Çünkü ben, onda hesap kitap yapmadım,
Neyim varsa onundu, neyi yoksa, ortaktık.
Çünkü ben pazarlıklı bir aşk
Hiç yaşamadım ömrümde...
Çünkü ben, "Sana en lüksünden bir daire,
Araba ve bankada istediğin kadar para!" diyenlere inat,
Sırtımda taşıdım yirmi beş kiloluk kömür çuvalını,
Buzdan yuva olmuş evime yıllarca....
Ve öyle canım yandı ki...
Yaktım, yaktım da ısınamadım o kömürlerle.
Öyle canım yandı ki,
Önümde duran son model arabalara binmezken
Fırtına, boran altında saatlerce otobüs beklerken…
Ama her zaman başım dik, alnım ak oldum....
İstemedim mi sanıyorsun.
Herkes işten döndüğünde sıcacık çorbasıyla karşılanırken,
Kaynamış değil, ılık bir su bari bulabilmeyi...
Ama satmadım hiç kendimi üç kuruşluk rahatlık uğruna…
Sen bunun nasıl bir duygu olduğunu anlayabilir misin?
Ben onu, yoklarıyla, yokluklarıyla sevdim yani.
Belki sen eşini bile öyle sevemezdin,
Tınmazlar'ın ilk prensesi...
Dedim ya şimdi artık bitti.
Günümüz doldu on gün önce....
Yatırdılar bizi bir sal'a, benim cenaze namazımı kıldınız.
O gitti bilinmeyenler ülkesine....
Size göre namuslu,
Size göre dokunulmamış,
Size uygun birini bulmaya.....
Halbuki hiç kimse onun dokunduğu gibi dokunmamıştı bana.
Halbuki o kadar çok ilklerim vardı ki onunla.
Ama onun bilmesi yetmezdi,
Sizin kitaplarınıza uygun bir karakter değildim ben.
Halbuki ben başka bir kitaptım,
Bir merak edip alıp okumaya çalışsaydınız kesin severdiniz,
Ne fayda artık!
O gitti, sizin ona tam layık sanacağınız bir hayat bulmaya.
Dedim ya siz,
Aslında,
Onun sizi sevdiği kadar hiç sevmediniz onu.
Ben bile sevdim sizi de
"Gitme" diyemedim, yüreğimin atışına.
Şimdi tek cümle kaldı geriye....
Asillerden jüri üyesiydin amma
Hiç tanımadın beni,
Peki nasıl idam ettin?
Belki siz hiç sevmediniz onu
Onun sizi sevdiği kadar
Öyle ya sizin istediğinizi yapmaya gitti,
Yüreğinin değil.
Gitti...
Bittik...
Cemre.Y.
Hiç tanımadın beni...
Hiç merak bile etmedin,
Kimdir, nedir, nasıl biridir diye...
Sen ve onun arkadaşları, hatta bütün çevresi,
Sevdiğinizi, karındaşınızı koruyordunuz güya
Acımasız sözlerinizle beni yargılarken,
Ben hep susuyordum,
Başım önde" Kendilerince haklıdırlar" diye.
Yaşadığım kaderi ben seçmedim,
Kadere inanıyorsan eğer,
Biliyorsundur, Ahzap suresi 38. ayetinin
2.cümlesi der ki "Allah'ın emri mutlaka yerine gelecek
Yazılmış bir kaderdir."
Dedim ya ben seçmedim kaderimi,
Senin de, annenin de, babanın da seçemediği gibi…
Ben seçmedim anamı, babamı ailemi,
Hatta ilk eşimi, ilk sevdadır sandığımı da ben seçmedim.
Sevgiye acıkmıştım bir hayli, o geldi, ben cahildim,
Bilemedim onun beni aslında hiç sevmediğini.
Ve hatta yıllar sonra da yeniden
Evlenmek istediği için ayrıldığı kadını
Benimle aldatmak isteyecek kadar
Sonradan seveceğini.
Bilemedim anam sandım, babam olamayan baba sandım onu.
Ona sarıldım, onunla tutundum hayata.
İşte sırf o yüzden ve kızım için
O da pişmanlığım değildir benim.
Bir kez olsun merak etseydin anlatırdım sana hayatımı.
Belki bir film senaryosu yapardık.
Seçtiğim tek şey, bana yaşam pınarım olan kızımdı.
Onu ben seçtim işte,
Pişman da değilim asla!
Oysa ben seni hiç tanımadan sevdim,
Çünkü sen sevdiğimin sevdiğiydin,
Çünkü sen ve ailen onun değerlileriydi,
Zaten bana da bu yeterdi.
Çünkü benim sevdiceğim
Sizin daha iyi olabilmeniz için,
Sizin evlenebilmeniz için çırpınıyordu,
Çünkü benim sevdiğimin
Yüreği eziliyordu, size istediğiniz gibi
Bir hayatı sağlayamadığı için.
Benim sizi sevmemem demek ona ihanet olurdu.
Peki sen, sen neden ihanet ettin kardeşine.
O beni seviyordu ve sadece bir tek,
Ve belki de en önemlisi senin desteğini arıyordu.
Sen onu, onun seni sevdiği kadar
Sevmiyor muydun ki beni hiç sevemedin....
Hiç anlamaya çalışmadın belki bizi,
Belki sevgiye bile inanmıyordun sen!
Bizim de mantığımızın olmazları
Olamayacakları vardı elbet ki
Zaten oldurmadılar ya,
Şimdi biten bir sevdanın ardından yazıyorum sana.
Ben seni hiç yargılamadan,
Sen nasıl idam ettin ki beni,
Nasıl kıydın ki bana!
Ciğerimin çiziğine,
Kanayan kanaması durmak bilmeyen yarama,
Kardeşine nasıl kıydın...
Onu da ben seçmedim mesela....
Her şey öylesine, öyle çabucak gelişti ki!
Sanki kanserli bedenleriz,
Sanki bir buçuk sene biçilmiş
Ömrümüzden sadece.
Çok çok, çabucak yaşayıp
Öldüreceğiz yüreklerimizi.
O, sırf başkaları öyle uygun görüyor diye
Başka hayatlar yaşamaya gidecek,
Ben, belki unutabilirim diye
Başka ümitler yeşertmeye çalışacağım,
Yaradan yamalıklarla dolu yüreğime.
Hiç bir şey söyleme sakın bana
Ama istersen, kaldıysa hakaretin
Sevdama saygıdır, et, susarım ben!
Yine de ben sevdim işte seni,
Yüreğimin çiziğini hala sevdiğim için,
"Onun bütün sevdikleri benimdir" dediğim için.
Ne zamandır söylemek istedim sana bunları.
Ama öyle olmalıydı ki,
Senden yardım dilenen değil,
Belki yardım eden olmalıydım.
Belki bundan sonraki hayatında
Bir restorana gittiğinde ve yemek geldiğinde,
Tadına bakmadan tuz atmazsın.
Olur ya ön yargı duvarlarını aştığında,
Gereksiz yere belki de tam tadında bir yemeği,
Çok tuzlayarak ziyan etmezsin.
Biz bittik artık, kim olmak istiyorsa,
Varsın mutlu olsun.
Şimdi onun bir yanı yarım, benim her yanım.
Anlamadın değil mi?
Onu çok sevdim.
Bu çok kelimesi bile o kadar az ki.
Çünkü o benim ikinci ve en güzel doğrumdu.
Biri kızım, biri o....
Bu kadar yıllık hayatımda
Yüreğimin sadece iki çiziği oldu benim
Ve ne hikmettir ikisi de her daim kanamakta…
Çünkü artık yokluk duygularımı
Aramadım, bulmadım onda ve kızımda.
Çünkü ben, onda hesap kitap yapmadım,
Neyim varsa onundu, neyi yoksa, ortaktık.
Çünkü ben pazarlıklı bir aşk
Hiç yaşamadım ömrümde...
Çünkü ben, "Sana en lüksünden bir daire,
Araba ve bankada istediğin kadar para!" diyenlere inat,
Sırtımda taşıdım yirmi beş kiloluk kömür çuvalını,
Buzdan yuva olmuş evime yıllarca....
Ve öyle canım yandı ki...
Yaktım, yaktım da ısınamadım o kömürlerle.
Öyle canım yandı ki,
Önümde duran son model arabalara binmezken
Fırtına, boran altında saatlerce otobüs beklerken…
Ama her zaman başım dik, alnım ak oldum....
İstemedim mi sanıyorsun.
Herkes işten döndüğünde sıcacık çorbasıyla karşılanırken,
Kaynamış değil, ılık bir su bari bulabilmeyi...
Ama satmadım hiç kendimi üç kuruşluk rahatlık uğruna…
Sen bunun nasıl bir duygu olduğunu anlayabilir misin?
Ben onu, yoklarıyla, yokluklarıyla sevdim yani.
Belki sen eşini bile öyle sevemezdin,
Tınmazlar'ın ilk prensesi...
Dedim ya şimdi artık bitti.
Günümüz doldu on gün önce....
Yatırdılar bizi bir sal'a, benim cenaze namazımı kıldınız.
O gitti bilinmeyenler ülkesine....
Size göre namuslu,
Size göre dokunulmamış,
Size uygun birini bulmaya.....
Halbuki hiç kimse onun dokunduğu gibi dokunmamıştı bana.
Halbuki o kadar çok ilklerim vardı ki onunla.
Ama onun bilmesi yetmezdi,
Sizin kitaplarınıza uygun bir karakter değildim ben.
Halbuki ben başka bir kitaptım,
Bir merak edip alıp okumaya çalışsaydınız kesin severdiniz,
Ne fayda artık!
O gitti, sizin ona tam layık sanacağınız bir hayat bulmaya.
Dedim ya siz,
Aslında,
Onun sizi sevdiği kadar hiç sevmediniz onu.
Ben bile sevdim sizi de
"Gitme" diyemedim, yüreğimin atışına.
Şimdi tek cümle kaldı geriye....
Asillerden jüri üyesiydin amma
Hiç tanımadın beni,
Peki nasıl idam ettin?
Belki siz hiç sevmediniz onu
Onun sizi sevdiği kadar
Öyle ya sizin istediğinizi yapmaya gitti,
Yüreğinin değil.
Gitti...
Bittik...
Cemre.Y.
Labels:
acı,
aile,
ayrı,
bundan sonra,
etme,
gitme,
gitti,
kader,
kanser,
karşı,
namus,
ömrüm,
pişman,
sakın,
sevda,
sevdiğim,
yama,
yargı,
yeter
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Çeker Giderim
…Çeker Giderim…
Bugün de beni özlemedin ya
O ayrılığın gözlerinden öperim.
"Eyvallah!" der,
Senden de,
Anılarından da,
Bütün acılarından da
Çeker giderim.
Cemre.Y.
Bugün de beni özlemedin ya
O ayrılığın gözlerinden öperim.
"Eyvallah!" der,
Senden de,
Anılarından da,
Bütün acılarından da
Çeker giderim.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Yara Kabukları
…Yara Kabukları…
"Yara kabuklarınla oynama kızım,
Bu mevsimde geçmez yaralar,
Çok kanarlar." derdi annem.
Kendimi kalbimin kapağını
Gizlice aralarken yakaladım.
Geçip bitme diye demek ki.
Cemre.Y.
"Yara kabuklarınla oynama kızım,
Bu mevsimde geçmez yaralar,
Çok kanarlar." derdi annem.
Kendimi kalbimin kapağını
Gizlice aralarken yakaladım.
Geçip bitme diye demek ki.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
30 Kasım 2017 Perşembe
Şiirsel Vedalar
| ...Şiirsel Vedalar.... Her şiirinde bir kere daha terk ediyor beni Öylece çekip gideyim istiyor Arkamda tek sitem bile bırakmadan, Basıp gideyim istiyor ardıma bile bakmadan. Her sorduğunda, "İyiyim"diyorum, "İyiyim ben!" Hiç belli etmiyorum Ondan bir yere gidemediğimi. Vazgeçmiyor yine de Her şiirinde bir kere daha terk ediyor beni Bilmiyor ki, Teker teker içinden kırılıyor yüreğimin kemikleri. Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Şiiler Yanarsa
...Şiirler Yanarsa...
Bütün şairlerin canı en çok...
Şiirlerini yaktıklarında yanar!
Kitaplar ağlar,
Sayfalar ağlar,
Paragraflar ağlar,
Cümleler ağlar,
Kelimeler ağlar,
Heceler ağlar,
Harfler ağlar,
Bir tek
Şair susar!
Suskunluğuyla ateşi iyice harlar
Kalmasın tek bir nokta.
Cemre.Y.
Bütün şairlerin canı en çok...
Şiirlerini yaktıklarında yanar!
Kitaplar ağlar,
Sayfalar ağlar,
Paragraflar ağlar,
Cümleler ağlar,
Kelimeler ağlar,
Heceler ağlar,
Harfler ağlar,
Bir tek
Şair susar!
Suskunluğuyla ateşi iyice harlar
Kalmasın tek bir nokta.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kraliçe'm
...Kraliçe'm...
Bir küçümen kız neden prenses olmak istemeyi var sayamadan,
Tutar da kraliçe olur?
Kızıma bunca yıl sonra ilk defa
"Prensesiimmmm!" dedim.
Yosun gözlerini bi devirdi her yöne...
Ben bilem korktum!
Sonra ben onun kollarını öperken kokulu kokulu,
Özlemle sustu ve başladı konuşmaya
Derin bir nefesle yeniden;
""Annem!
Ben beş yaşındayken bile prenses olmayı
Kabul etmeyecek kadar akıllıydım
Ben hep kraliçeydim unuttun mu,
Bunu bana sen öğrettin
Sen bana hep bıkmadan, inatla hep dedin ki;
"Ancak kraliçeler yenilmez!
Prensesin ben olacak olsam bile
Kraliçem sen ol" dedin öylece büyüttün beni,
Oyunlarımızda bile.
Hayatıma sayamadıklarımı değil ama
Saymadıklarımı eksik saymıyorum sayfalarıma
Ama merak ediyorum,
Sahi düşeceğim zaman kıç üstü düşebilmem gerektiğini
Bana nasıl öğrettin ki?
Bunu çocuklarıma mutlaka eğitmek istiyorum"" dedi...
İç güdülerime göre yön vermeye çalışmıştım
Onun ömrüne gereken ne varsa yapmıştım ve sanırım ileri gitmiştim.
Onun önce çocuk, ergen, genç olması gerektiğini unutmuştum.
Ama zararsız ve hasarsız bir yaşa gelmeli
Bütün hasarları kendi tercihi olabilmeliydi,
Buydu bütün önceliğim.
En azından onu on sekizine getirebilmiştik,
Onu onunla beraber!
Son soru en zoruydu aslında bana göre;
Sanırım köşe koltuklarımızın minderlerini yere serip
"Yere düşebilme oyunu" kurmuştum ona!
O zamana göre çok olan yaşımla bende
Yeni öğrenmeye çalıştığımı gizleyerek düşe kalka!
Ben hiç güzel öğrenemedim ama sanırım,
Ona yüzmeyi öğrettiğim gibi olmuştu her şey,
Dalış ekibiyle brövesi olmayan
Tek dalış insanı olarak herkesten ayrı
25 metreye inerken merak ediyorlarmış
Babası bile içinden gizlice sorarmış
"Bu kıza bu cesareti kim verdi." diye
Kimse bilmiyor onun henüz iki yaşındayken
"Anne'm, sen boğula boğula mı,
Öğrendin ki yüzmeyi"dediğini ve benim,
"Elbette öyle bebeğim ama seni
Boğulmaktan ben hep kurtaracağım."dediğimi
Onun bu cümlem üzerine;
"Öyleyse anniş ben ikimisi de
Kurtarırım ki" diyerek
Paldır küldür en iyi yüzücü olduğunu...
Artık yetişemiyoruz ona...
Bazen yüreğim acıyor,
"Yaşının gereğince ergen bari olabilseydi." diye
Ama zaman pek yaman!
Tutar da kraliçe olur?
Kızıma bunca yıl sonra ilk defa
"Prensesiimmmm!" dedim.
Yosun gözlerini bi devirdi her yöne...
Ben bilem korktum!
Sonra ben onun kollarını öperken kokulu kokulu,
Özlemle sustu ve başladı konuşmaya
Derin bir nefesle yeniden;
""Annem!
Ben beş yaşındayken bile prenses olmayı
Kabul etmeyecek kadar akıllıydım
Ben hep kraliçeydim unuttun mu,
Bunu bana sen öğrettin
Sen bana hep bıkmadan, inatla hep dedin ki;
"Ancak kraliçeler yenilmez!
Prensesin ben olacak olsam bile
Kraliçem sen ol" dedin öylece büyüttün beni,
Oyunlarımızda bile.
Hayatıma sayamadıklarımı değil ama
Saymadıklarımı eksik saymıyorum sayfalarıma
Ama merak ediyorum,
Sahi düşeceğim zaman kıç üstü düşebilmem gerektiğini
Bana nasıl öğrettin ki?
Bunu çocuklarıma mutlaka eğitmek istiyorum"" dedi...
İç güdülerime göre yön vermeye çalışmıştım
Onun ömrüne gereken ne varsa yapmıştım ve sanırım ileri gitmiştim.
Onun önce çocuk, ergen, genç olması gerektiğini unutmuştum.
Ama zararsız ve hasarsız bir yaşa gelmeli
Bütün hasarları kendi tercihi olabilmeliydi,
Buydu bütün önceliğim.
En azından onu on sekizine getirebilmiştik,
Onu onunla beraber!
Son soru en zoruydu aslında bana göre;
Sanırım köşe koltuklarımızın minderlerini yere serip
"Yere düşebilme oyunu" kurmuştum ona!
O zamana göre çok olan yaşımla bende
Yeni öğrenmeye çalıştığımı gizleyerek düşe kalka!
Ben hiç güzel öğrenemedim ama sanırım,
Ona yüzmeyi öğrettiğim gibi olmuştu her şey,
Dalış ekibiyle brövesi olmayan
Tek dalış insanı olarak herkesten ayrı
25 metreye inerken merak ediyorlarmış
Babası bile içinden gizlice sorarmış
"Bu kıza bu cesareti kim verdi." diye
Kimse bilmiyor onun henüz iki yaşındayken
"Anne'm, sen boğula boğula mı,
Öğrendin ki yüzmeyi"dediğini ve benim,
"Elbette öyle bebeğim ama seni
Boğulmaktan ben hep kurtaracağım."dediğimi
Onun bu cümlem üzerine;
"Öyleyse anniş ben ikimisi de
Kurtarırım ki" diyerek
Paldır küldür en iyi yüzücü olduğunu...
Artık yetişemiyoruz ona...
Bazen yüreğim acıyor,
"Yaşının gereğince ergen bari olabilseydi." diye
Ama zaman pek yaman!
Cemre.Y.
Labels:
acı,
anne,
ayrı,
cümle,
derin,
ergen,
hasar,
kızım,
merak,
nefes,
sanırım,
yama,
yaşa,
yosun gözlüm,
yüreğim,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Adamdır Dediğin!
...Adamdır Dediğin!...
En çok...
Biz kadınların kilosu değişiyor,
Belki saçlarımızın rengi
Ya da çok kendimize yabancı kaldıysak
Gözlerimizin rengi...
Sevdamız hariç!
Her şeyin çaresi ve sahtesi var neyse ki!
Şükür ömrüme...
En sahicisinden
Seviliyorum bir yerlerde neyse ki...
Sevildiğimce onu ya da onları
Hiçbir zaman sevmesem de
Çünkü unutuyorsunuz bana gelince
Bütün "Adam" lığınızı...
Bana hiç yapamadığınız
Arsız hırsızlık aşırmalarınız kalıyor
Gitmelerinizi kaldıklarınızdan
Mutluluklarınızdan kalan acıları bile
En enkazından yaşıyorum defa kere
Geriye ne kalıyor
Biliyor musunuz cinslerinizden!
Ben içinden çıkacak
Zümrüdüanka umarken sizden?
Koskoca bir malakit taşı
Sürdükçe yaralarıma
Acıtarak yok olan!
Cemre.Y.
En çok...
Biz kadınların kilosu değişiyor,
Belki saçlarımızın rengi
Ya da çok kendimize yabancı kaldıysak
Gözlerimizin rengi...
Sevdamız hariç!
Her şeyin çaresi ve sahtesi var neyse ki!
Şükür ömrüme...
En sahicisinden
Seviliyorum bir yerlerde neyse ki...
Sevildiğimce onu ya da onları
Hiçbir zaman sevmesem de
Çünkü unutuyorsunuz bana gelince
Bütün "Adam" lığınızı...
Bana hiç yapamadığınız
Arsız hırsızlık aşırmalarınız kalıyor
Gitmelerinizi kaldıklarınızdan
Mutluluklarınızdan kalan acıları bile
En enkazından yaşıyorum defa kere
Geriye ne kalıyor
Biliyor musunuz cinslerinizden!
Ben içinden çıkacak
Zümrüdüanka umarken sizden?
Koskoca bir malakit taşı
Sürdükçe yaralarıma
Acıtarak yok olan!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Gülmedi Yosun Gözleri
...Gülmedi Yosun Gözleri...
O şarkıyı kızımla ilk dinlediğimizde
Avşa'da bir pansiyondaydık
Deniz yorgunluğumuza bi de
Yalnızlıklarımız eklendiğinde
Aniden yandaki cafeden o şarkıyı duyduk...
Kızım henüz orta ikiye gidiyordu
Bense hiçbir şeye gidemiyordum!
Aynı anda "Eess!" dedik birbirimize
Oysa o an onunla
İklimlerin coğrafyalarına göre farkının
İnsanlara göre de değişip
Değişmemeli'sini tartışıyorduk.
Sustuk!
O zamanlar bilmiyordum henüz onun
Küçücük yüreğinin ilk ve son platoniğine
Bu şarkıyı dinlediğini,
İkide bir deşmeye çalışıyor
"Annem birine anlatırsam
Efsunu gider biliyorum" der demez
Sabrediyordum.
O gece ben nice yoksunlu
Efsunsuzluklarıma susarken
Bir efsunun sihrini bozduk.
Anlattı bana.
Keşke anlatmasaydı.
Onun, biricik yavrumun...
Suskun hayalleri ne de güzeldi.
Şimdilerde on dokuzundan gün alıyor
Bu şarkıdan öncesi ve bana
Anlatmadığı zamanlar kadar
Yüce hayalli gülmedi bir daha
Gülmedi o yosun yeşili gözleri....
Cemre.Y.
O şarkıyı kızımla ilk dinlediğimizde
Avşa'da bir pansiyondaydık
Deniz yorgunluğumuza bi de
Yalnızlıklarımız eklendiğinde
Aniden yandaki cafeden o şarkıyı duyduk...
Kızım henüz orta ikiye gidiyordu
Bense hiçbir şeye gidemiyordum!
Aynı anda "Eess!" dedik birbirimize
Oysa o an onunla
İklimlerin coğrafyalarına göre farkının
İnsanlara göre de değişip
Değişmemeli'sini tartışıyorduk.
Sustuk!
O zamanlar bilmiyordum henüz onun
Küçücük yüreğinin ilk ve son platoniğine
Bu şarkıyı dinlediğini,
İkide bir deşmeye çalışıyor
"Annem birine anlatırsam
Efsunu gider biliyorum" der demez
Sabrediyordum.
O gece ben nice yoksunlu
Efsunsuzluklarıma susarken
Bir efsunun sihrini bozduk.
Anlattı bana.
Keşke anlatmasaydı.
Onun, biricik yavrumun...
Suskun hayalleri ne de güzeldi.
Şimdilerde on dokuzundan gün alıyor
Bu şarkıdan öncesi ve bana
Anlatmadığı zamanlar kadar
Yüce hayalli gülmedi bir daha
Gülmedi o yosun yeşili gözleri....
Cemre.Y.
Labels:
anne,
coğrafya,
gece,
hiçbir şey,
iklim,
kıyı,
kızım,
küçücük,
şarkı,
yalnız,
yavru,
yeşil,
yosun gözlüm,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Rus Ruleti
| ...Rus Ruleti... |
| “Rest!” üzerine "Rest!"gidiyorum bu aralar |
| Peki ya sen |
| Benle… |
| Rus ruletine var mısın? Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Görülmeye Değerdi
...Görülmeye Değerdi...
Aslında hayat...
Belki de ocağın altını yanık bırakıp
Başka işlere ve düşüncelere dalmışken,
Birden aklınıza gelip mutfağa koştuğunuzda,
Yanan yemeğin buharını yağmurlu camdan
Savururken olana, olmayana, sinirleri boşaltmak yerine,
Bir türlü sevemediğiniz karşı komşunuzun
On üç-on dört yaşlarındaki köle kızlarını bile
Dokuzuncu çocuklardan biri olup
Hiç yemek yakmadığını da bilerek affedip ona gülümseyerek
Camını açacak güveni sağlayıp
"Sen o lambayı yakıp da,
Güneşliği kapatmadığın müddetçe,
O tül perdenin hangi köşesinden bakarsan bak,
Beni dikizlediğini görüyorum ben,
Bir daha dikizlemek istersen
Güneşliği ve lambayı kapatıp
Perdeyi kımıldatmadan köşesinden bakmalısın,
Denemedim ama daha az dikkat çekici olur bence
Ama böyle çok komik oluyosun." dediğimde
"Ama annemler (Kaç anne varsa)
Öyle bi şi demediydi abla kusura bakma!
Hem bizim güneşliğimiz yok.
(Bilgileri idrak etti mümkün olsa artık öyle yapacak)
Hem de göreceğini…
(Yanlış örnekli annelerin,
Umurunda olmadığını nasıl anlatabilirim ki
Daha ilk konuşmamız ve bilgi verişimiz,
Üstelik onlar da bilmiyor olabilirler ki
Öğrenince yüzlerini görmek isterdim.
Annemler bile bilmiyo mu ki?" deyiverdi.
Zaten yemeğim yanmış, kurtarma telaşındayım.
Hem bu saatte kime yemek yapıyorsam?
Nereden estiyse?
"Neyse sen bir dahakinde mutfağın ışığını kapatıp kenarından bak
Ya da en güzeli benimle konuşabilirsin,
Senin kadar becerikli olamasam da
Ben de insan ve kadınım" dediğimde
İşte aslında hayat belki de bundan ibaret....
Gözleri gülümsedi.
O yüz görülmeye değerdi.
Cemre.Y.
Aslında hayat...
Belki de ocağın altını yanık bırakıp
Başka işlere ve düşüncelere dalmışken,
Birden aklınıza gelip mutfağa koştuğunuzda,
Yanan yemeğin buharını yağmurlu camdan
Savururken olana, olmayana, sinirleri boşaltmak yerine,
Bir türlü sevemediğiniz karşı komşunuzun
On üç-on dört yaşlarındaki köle kızlarını bile
Dokuzuncu çocuklardan biri olup
Hiç yemek yakmadığını da bilerek affedip ona gülümseyerek
Camını açacak güveni sağlayıp
"Sen o lambayı yakıp da,
Güneşliği kapatmadığın müddetçe,
O tül perdenin hangi köşesinden bakarsan bak,
Beni dikizlediğini görüyorum ben,
Bir daha dikizlemek istersen
Güneşliği ve lambayı kapatıp
Perdeyi kımıldatmadan köşesinden bakmalısın,
Denemedim ama daha az dikkat çekici olur bence
Ama böyle çok komik oluyosun." dediğimde
"Ama annemler (Kaç anne varsa)
Öyle bi şi demediydi abla kusura bakma!
Hem bizim güneşliğimiz yok.
(Bilgileri idrak etti mümkün olsa artık öyle yapacak)
Hem de göreceğini…
(Yanlış örnekli annelerin,
Umurunda olmadığını nasıl anlatabilirim ki
Daha ilk konuşmamız ve bilgi verişimiz,
Üstelik onlar da bilmiyor olabilirler ki
Öğrenince yüzlerini görmek isterdim.
Annemler bile bilmiyo mu ki?" deyiverdi.
Zaten yemeğim yanmış, kurtarma telaşındayım.
Hem bu saatte kime yemek yapıyorsam?
Nereden estiyse?
"Neyse sen bir dahakinde mutfağın ışığını kapatıp kenarından bak
Ya da en güzeli benimle konuşabilirsin,
Senin kadar becerikli olamasam da
Ben de insan ve kadınım" dediğimde
İşte aslında hayat belki de bundan ibaret....
Gözleri gülümsedi.
O yüz görülmeye değerdi.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Yosun Gözlüm

…Yosun Gözlüm…
Seni mutlu etmek için gelmiştim oysa!
"Mutlu değilim!
Henüz olamam!
Ama seninle huzurluyum!
Sen de mutlu değilsin ki yansısın bana!
Bir kez daha geldiğinde bana,
Mutsuzluklarını koy kapının ardına!
Öyle gel.
Bil ki o zaman bende mutlu olurum!"
"Sana geldiğimde gayet mutluydum!"
"Hissederim ben biliyorum
Hissettiğimi biliyorsun!.
Bana artı yorgunluklar ko'ma!
Ben sizin yaşadıklarınızı, ayrıca yaşarım!"
Ama bu çok yanlış bir şey, üstelik zarar veriyor ruhuna!
"Tedavi etmeye çalışıyorum kendimi hepinizden!
Başarabilirsem size bir "Siz." olacağım yeniden!
"Ben uyuyorum!
Kendini yanlışlıkla olsa bile öldürmemeye çalış!"
"Olur! Ölmem!
Üzerini bari ört!
Battaniye serin gelir bir şeyler daha al sırtına ve uyanamaz isem sana…
Saatini kurmayı unutma sabaha!
"Tam zamanında uyandırırsın sen beni ve senli üşümem ben!"
"İyi geceler yosun gözlüm seni sevdiğimi sakın unutma!"
"......................................................................"
Cemre.Y.
Labels:
ayrı,
battaniye,
gece,
huzur,
kapı,
mutlu,
öyle,
saat,
sakın,
yaşa,
yorgun,
yosun gözlüm,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Sevgülü Kaderimi Baştan Değiştiren Gutup Ayusu Büyücüsü
…Sevgülü Kaderimi Baştan Değiştiren Gutup Ayusu Büyücüsü…
Sevgülü, kaderimi baştan değiştiren gutup ayusu büyücüsü....
Nassın görüşmeyeli, epeyce de zamanlar oldu,
Evvela selam eder, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden,
En derin hasretlerimle, öperim.
Beni de soracak olursan…
Şimdilerde iç güveysinden bile hallice değilim!
Ömrümün kırk iki yılı boyunca bu anı,
Bila husus, sabırla ve inatla beklediğini biliyorum,
Merak etme ezberimde…
Doğduğum ana her küfrün, an gibi hala ezberimde!
Yok, bu sefer, bende sana küfretmiycem üzülme,
Allah'a da isyan etmiycem bu sefer söz!
Sen ki ömrüm boyunca, her gece uyurken,
Her sabaha uyanamamayı dilememi sağladın,
Sen ki,
Bütün şanslarıma ramak kala beni illa ki şanssızlıklara erdirdin.
Tebrik ediyorum seni, evet benden daha çok sabırlısın.
Şimdi sana dair bu son mektubumu okuyanlar varsa,
Tebessümle merak edecekler,
"Bu kızın başına yine ne geldi." diye ya...
Biliyorum, sen hiç merak etmiyorsun.
Zira zaman zaman,
Her zaman zaten gülerek kulağıma fısıldıyorsun.
Hiç umurunda değil ama, dün gece,
İlk kez beynimdeki uğultuya uyandım,
Halbuki, ne güzel geceleri bari,
Uykuya dalabilince susuyordu ve kimsem anlamıyordu,
Vücudumdaki bütün kanyuvarların,
Bütün damarlarımdan zorla ilerleyişini hissedebilişimi.
Cevap çok, sonuç yoklar ise beni hayli yoruyordu.
Başına gelmeyincelerin akılları da çok oluyordu hani ya!
Eskiden başka bir yerlerimde,
Bir şeylerim olduğunda bana değer verenlerim,
"Kafaya takma, fazla da kurma!" diyordu.
Şimdilerde ise kulaklarımı tıkadığım halde sesler sinmiyordu.
Susmuyordular!
Nasıl anlatsam!
Eskiden tek TV'li kanallarda pazar günleri,
Öğlende senfoni orkestrası çalardı bir saat filan...
Öncesi,
Renksiz televizyonda bir sürü siyahlı beyazlı kar taneleri,
O güzelim senfoni bitincesinin hemen sonrası,
Bir sürü siyahlı beyazlı kar taneleri...
O da bitecek diye ödüm kopardı, sesini son ses açardım,
Çünkü gerisi siyah ekrandı!
Hah işte!
Yaşıtım olan varsa ve o zamanlarda da bu kadar yapayalnız olan,
Onlar anlar ancak beynimdeki o seslerin tarifini!
Biliyorsun zaten ya!
Tekrar geçeyim.
Devlet Hastanelerinin sağlık kurumlarının,
Sevgülü bütün doctorları hala bir boktan çakmıyorlar!
Tabi ki bize...özeline gitsek prof kesilir hepisi.
Onlara, bize ayrılan zamanlardan,
Bir tekimize dahi ayrılan bir an, o kadar yok ki!
Ama buna rağmen, daha üç gün önce…
Beylikdüzü Devlet Hastanesi'nden aldığım bir randevuya gittiğimde,
O günlerde, doktora gitmekten usanıp doktorumun,
"Tahliller yapmalıyız ama sen, on beş gün sonra randevusuz gel."
Uyarısına dahi, gitmemiş olmama rağmen bir mesaj geliyor,
"SGK'dan otuz TL kesilmiştir!"
Ve bugün, daha kahvaltımı yaparken bir mesaj daha geliyor,
"Haydarpaşa Gata'da olduğunuz muayeneden,
Doksan dokuz nokta elli dört TL daha...kesilmiştir!"
Gülüyorum yazımın bu kısmında!
Zira Esenyurt Devlet Hastanesi'neyse acilden giriş yapmıştım da,
Bir ton tahlilde orada yapılmış, bu macera orada başlamıştı.
Artık nasıl bir "Kesilmiştir!" mesajı döşeyecekse,
Sevgülü dövlet dayın ona da...
"Peki."
Sonrası, seminerdi, şuydu, buydu derken,
Metrobüsle uzun saat, git...gel arası,
Sevdiğim ve kıymetlim şiirler ve makaleler...
Sonrası, bir an önce şirkete koşmalar ki sağ olsunlar,
Ömrümde ilk defa,
Yarım kalmış bir şey yok, her şey yolunda, rayında!
Üstelik var olsun,
Hep aynı saatte bana da yapılır en sevdiğim fincanda,
En sevdiğim sade Türk Kahvesinden...
Saat beş civarıysa…
O bilmiyor ama huyları pek bir benzeşiyor,
Artık diyet doktoru o gününe ne verdiyse,
Ki Rabbim hepisinide gönlüne göre versin!
Paylaşır mutlaka üçümüzle…
Halbuki ceviz sevmem ben, kış meyvesi sevmem!
Ama onun elinden olunca...
Bir ağlayasım geliyo sevinçten...
Bugün ilk defa itiraf ettim!
Rahmetli anam, bana bir şey sununca pek bir sevinirdim.
Yaşıma da yakışmazdı hani çocukça…
"Annem beni seviyooo!"deyişim.
Deyiverdim adıyla, sanıyla...
Şaşırma!
Benim yüreğim ne vakit yanıldı ki!
"Hıııı! Hiç de bilee!"deyiverdi hatun...
"Seviyordu, kesindi!"
Tabi...
Deyip yutkundum şu an...
Sen onu da elimden almazsan.
Ki zaten sevgülü gutup ayum hemencik akşam oldu.
Belli ki azıcık mutluluğuma, bir hayli kin beslemişsin.
Akşam oldu.
Hava karardı.
Evime geldim.
Halbuki ilk defa,
Bütün raporlarımı inceleyen şirket doktorumdan,
Nihayetine ramak kaldığım olayımı öğrenecektim.
"Kanın aşırı sulanmış olması ne demek?
K vitaminine neden bir an önce başlamamışlar ki nedir?
Kandaki hemoglabin değerleri bana da annem kadar önemli midir?
Kan değerlerim bu kadar düşükse,
Ne kadar arayla takip etmeliyimdir?
Total IGE bu kadar yüksekse!
Neden hiçbir alerji testinde alerjim yoktur da bu nedir?
Lan sevgülü gutup ayum!
Bula bula benim bunca değişikli günlerimde ve sürekli,
Süreksiz hep beynimde zıplayan ekran sonrası,
Karların sesinin yüksekliğine tıbbi merakıma,
Ve ilk anıma annemden başlayacağıma mı sardın?
Merak etme, biriktirmediysem, yazamayacağım.
Zira tam evime geldim, internetim yok!
"Peki."
Valla bu sefer hiç kızmadım, zira hatırlarsanız aynı kazığı,
Türk Telekom'dan,
Vodafonenet'ten....vs.vs.den defalarca yemiştim zaten!
Ha bu arada!
Otomatik ödeme talimatımı bir bankadan ötekine,
Üstelik zamanında diğerine geçmeme rağmen,
Eskisinden oluşmaması gereken o faturayı da,
Yine bana ödetmiş olmana da kızmadım!
Saat: 20:21 de, senin şen kahkahalarına inat nihayet,
Turkcell Wifi'nin canlı müşteri hizmetlerine ulaştım,
Data karttaki sim kartımı onun dediği gibi cep telefonuma taktım,
Sonra çıkarttım, sonra geri taktım...
Sinsice orada gülerek beklediğini biliyorum!
Bekle!
O, bu, şu...derken bu saat oldu.
Şimdiyse sana bu mektubu yazmaktayım!
Zira sen okurken, biliyorum ki ben, yarın yine doğacağım.
Üstelik yapacağım dediğim şeyleri,
Yapamamaktan nefret ederim biliyorsun!
Sen mektubumu okur iken ben birkaç şey daha araştıracağım,
Ama sana söz…
Bitsin gayrı bu nefretlik efsunun, gel madem…
Sana, ilk ve son, söz…
"Bu gece kirpik diplerim ağrımayacak, gel gelebirsen!
Hayatımda, bir z*kmediğin bi kulak arkam kaldı,
O da sana ömründe,
Mükremin hikayelerine bile kuramadığın bir fentezin olur"
Zira beynimin hiçbir zerresi sana "Evet!"demiyor!
Sen istediğin virüsü yay!
İstediğin hipnotizmayı say nüfus çoğunluğuna!
Ben tekil'im!
Sevgülü Gutup Ayum...
Yazık sana…
"Gulağımın arkası hazır, bağh yoksa seni bu sefer ben seni biiiii …
Neeeyyyseee!" dedim de ona dahi gelemedin.
Kuzum…
Kendine yeni bir kutuplar bul bence…
Zira Dünya eriyor!
Cemre.Y.
Sevgülü, kaderimi baştan değiştiren gutup ayusu büyücüsü....
Nassın görüşmeyeli, epeyce de zamanlar oldu,
Evvela selam eder, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden,
En derin hasretlerimle, öperim.
Beni de soracak olursan…
Şimdilerde iç güveysinden bile hallice değilim!
Ömrümün kırk iki yılı boyunca bu anı,
Bila husus, sabırla ve inatla beklediğini biliyorum,
Merak etme ezberimde…
Doğduğum ana her küfrün, an gibi hala ezberimde!
Yok, bu sefer, bende sana küfretmiycem üzülme,
Allah'a da isyan etmiycem bu sefer söz!
Sen ki ömrüm boyunca, her gece uyurken,
Her sabaha uyanamamayı dilememi sağladın,
Sen ki,
Bütün şanslarıma ramak kala beni illa ki şanssızlıklara erdirdin.
Tebrik ediyorum seni, evet benden daha çok sabırlısın.
Şimdi sana dair bu son mektubumu okuyanlar varsa,
Tebessümle merak edecekler,
"Bu kızın başına yine ne geldi." diye ya...
Biliyorum, sen hiç merak etmiyorsun.
Zira zaman zaman,
Her zaman zaten gülerek kulağıma fısıldıyorsun.
Hiç umurunda değil ama, dün gece,
İlk kez beynimdeki uğultuya uyandım,
Halbuki, ne güzel geceleri bari,
Uykuya dalabilince susuyordu ve kimsem anlamıyordu,
Vücudumdaki bütün kanyuvarların,
Bütün damarlarımdan zorla ilerleyişini hissedebilişimi.
Cevap çok, sonuç yoklar ise beni hayli yoruyordu.
Başına gelmeyincelerin akılları da çok oluyordu hani ya!
Eskiden başka bir yerlerimde,
Bir şeylerim olduğunda bana değer verenlerim,
"Kafaya takma, fazla da kurma!" diyordu.
Şimdilerde ise kulaklarımı tıkadığım halde sesler sinmiyordu.
Susmuyordular!
Nasıl anlatsam!
Eskiden tek TV'li kanallarda pazar günleri,
Öğlende senfoni orkestrası çalardı bir saat filan...
Öncesi,
Renksiz televizyonda bir sürü siyahlı beyazlı kar taneleri,
O güzelim senfoni bitincesinin hemen sonrası,
Bir sürü siyahlı beyazlı kar taneleri...
O da bitecek diye ödüm kopardı, sesini son ses açardım,
Çünkü gerisi siyah ekrandı!
Hah işte!
Yaşıtım olan varsa ve o zamanlarda da bu kadar yapayalnız olan,
Onlar anlar ancak beynimdeki o seslerin tarifini!
Biliyorsun zaten ya!
Tekrar geçeyim.
Devlet Hastanelerinin sağlık kurumlarının,
Sevgülü bütün doctorları hala bir boktan çakmıyorlar!
Tabi ki bize...özeline gitsek prof kesilir hepisi.
Onlara, bize ayrılan zamanlardan,
Bir tekimize dahi ayrılan bir an, o kadar yok ki!
Ama buna rağmen, daha üç gün önce…
Beylikdüzü Devlet Hastanesi'nden aldığım bir randevuya gittiğimde,
O günlerde, doktora gitmekten usanıp doktorumun,
"Tahliller yapmalıyız ama sen, on beş gün sonra randevusuz gel."
Uyarısına dahi, gitmemiş olmama rağmen bir mesaj geliyor,
"SGK'dan otuz TL kesilmiştir!"
Ve bugün, daha kahvaltımı yaparken bir mesaj daha geliyor,
"Haydarpaşa Gata'da olduğunuz muayeneden,
Doksan dokuz nokta elli dört TL daha...kesilmiştir!"
Gülüyorum yazımın bu kısmında!
Zira Esenyurt Devlet Hastanesi'neyse acilden giriş yapmıştım da,
Bir ton tahlilde orada yapılmış, bu macera orada başlamıştı.
Artık nasıl bir "Kesilmiştir!" mesajı döşeyecekse,
Sevgülü dövlet dayın ona da...
"Peki."
Sonrası, seminerdi, şuydu, buydu derken,
Metrobüsle uzun saat, git...gel arası,
Sevdiğim ve kıymetlim şiirler ve makaleler...
Sonrası, bir an önce şirkete koşmalar ki sağ olsunlar,
Ömrümde ilk defa,
Yarım kalmış bir şey yok, her şey yolunda, rayında!
Üstelik var olsun,
Hep aynı saatte bana da yapılır en sevdiğim fincanda,
En sevdiğim sade Türk Kahvesinden...
Saat beş civarıysa…
O bilmiyor ama huyları pek bir benzeşiyor,
Artık diyet doktoru o gününe ne verdiyse,
Ki Rabbim hepisinide gönlüne göre versin!
Paylaşır mutlaka üçümüzle…
Halbuki ceviz sevmem ben, kış meyvesi sevmem!
Ama onun elinden olunca...
Bir ağlayasım geliyo sevinçten...
Bugün ilk defa itiraf ettim!
Rahmetli anam, bana bir şey sununca pek bir sevinirdim.
Yaşıma da yakışmazdı hani çocukça…
"Annem beni seviyooo!"deyişim.
Deyiverdim adıyla, sanıyla...
Şaşırma!
Benim yüreğim ne vakit yanıldı ki!
"Hıııı! Hiç de bilee!"deyiverdi hatun...
"Seviyordu, kesindi!"
Tabi...
Deyip yutkundum şu an...
Sen onu da elimden almazsan.
Ki zaten sevgülü gutup ayum hemencik akşam oldu.
Belli ki azıcık mutluluğuma, bir hayli kin beslemişsin.
Akşam oldu.
Hava karardı.
Evime geldim.
Halbuki ilk defa,
Bütün raporlarımı inceleyen şirket doktorumdan,
Nihayetine ramak kaldığım olayımı öğrenecektim.
"Kanın aşırı sulanmış olması ne demek?
K vitaminine neden bir an önce başlamamışlar ki nedir?
Kandaki hemoglabin değerleri bana da annem kadar önemli midir?
Kan değerlerim bu kadar düşükse,
Ne kadar arayla takip etmeliyimdir?
Total IGE bu kadar yüksekse!
Neden hiçbir alerji testinde alerjim yoktur da bu nedir?
Lan sevgülü gutup ayum!
Bula bula benim bunca değişikli günlerimde ve sürekli,
Süreksiz hep beynimde zıplayan ekran sonrası,
Karların sesinin yüksekliğine tıbbi merakıma,
Ve ilk anıma annemden başlayacağıma mı sardın?
Merak etme, biriktirmediysem, yazamayacağım.
Zira tam evime geldim, internetim yok!
"Peki."
Valla bu sefer hiç kızmadım, zira hatırlarsanız aynı kazığı,
Türk Telekom'dan,
Vodafonenet'ten....vs.vs.den defalarca yemiştim zaten!
Ha bu arada!
Otomatik ödeme talimatımı bir bankadan ötekine,
Üstelik zamanında diğerine geçmeme rağmen,
Eskisinden oluşmaması gereken o faturayı da,
Yine bana ödetmiş olmana da kızmadım!
Saat: 20:21 de, senin şen kahkahalarına inat nihayet,
Turkcell Wifi'nin canlı müşteri hizmetlerine ulaştım,
Data karttaki sim kartımı onun dediği gibi cep telefonuma taktım,
Sonra çıkarttım, sonra geri taktım...
Sinsice orada gülerek beklediğini biliyorum!
Bekle!
O, bu, şu...derken bu saat oldu.
Şimdiyse sana bu mektubu yazmaktayım!
Zira sen okurken, biliyorum ki ben, yarın yine doğacağım.
Üstelik yapacağım dediğim şeyleri,
Yapamamaktan nefret ederim biliyorsun!
Sen mektubumu okur iken ben birkaç şey daha araştıracağım,
Ama sana söz…
Bitsin gayrı bu nefretlik efsunun, gel madem…
Sana, ilk ve son, söz…
"Bu gece kirpik diplerim ağrımayacak, gel gelebirsen!
Hayatımda, bir z*kmediğin bi kulak arkam kaldı,
O da sana ömründe,
Mükremin hikayelerine bile kuramadığın bir fentezin olur"
Zira beynimin hiçbir zerresi sana "Evet!"demiyor!
Sen istediğin virüsü yay!
İstediğin hipnotizmayı say nüfus çoğunluğuna!
Ben tekil'im!
Sevgülü Gutup Ayum...
Yazık sana…
"Gulağımın arkası hazır, bağh yoksa seni bu sefer ben seni biiiii …
Neeeyyyseee!" dedim de ona dahi gelemedin.
Kuzum…
Kendine yeni bir kutuplar bul bence…
Zira Dünya eriyor!
Cemre.Y.
Labels:
acil,
amin,
ayrı,
bu sefer,
ezber,
gitme,
hasta,
hatun,
hava,
kahvaltı,
kara kış,
merak,
meyve,
ömrüm,
pazar,
peki,
selam,
şiir,
yazık,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Çay Sevmiyordu Be Anne!
…Çay Sevmiyordu Be Anne!...
Annem!
Hani hep dualar ediyordun ya bana,
Normale geç kalan bir genç kız olmayayım da,
Artık on dokuzuma gün sürerken,
Nihayet bir flörtüm olsun diye!”
“E hadi gözümüz aydın da
(Anne klasiği değişmez kanun)
Kimlerdenmiş, nereden tanıdın, nasıl biri,
Kaç yaşında, ne iş yapar...vs.vs.vs...”
”Hani üniversite kitapları için
Sahaflar çarşısına inmiştim ya,
Orada sınıftan arkadaşla karşılaştım
Tek fakir olmadığıma sevinerek!
Birinin yanında kuzeni vardı,
Kitapları yarı fiyatına almışken
Birer çay içelim bari dedik,
Derken dolaştık biraz, senin ve benim
En sevdiğimiz esas İstanbul'u!”
“Oyyy! Kurban olurum
Ben senin sesinin heyacanına eee!”
“Ayy anne yaa!
Hemen romantizme bağlamasana bi dur aa!”
“Eee!
N’oldu ya!
Herifçoğlu sarkmadı dimi sana,
Ağzını burnunu geveletmedi dimi!”
(Gidip bulup yamulturum ki!)
“Yookk!
Kitap okumayı seviyor o da biz gibi!
Şiiri seviyor bir kere!
Hatta şarkı söylemeyi bile seviyor!
Bir de, bir sürü romantik laflar!
Onu es geçersek fena biri değil!
Yaşı büyük biraz!
Sen, sakın bana yaş deme!”
“Tamam demem de
Çabuk mu sanki her şey!
Gerçi sen daha iyisini bilirsin.
Yüreğin ne diyorsa o!
Henüz acemi bile olsa!”
“Teşekkür ederim annecim biliyordum
Her durumunda yanındayım... sözüne uyacağını!”
İki gün sonra...
Günlük sorunlar, burs ayarlama çabalarıyla
Hayatın gerçeklerinden sonra;
“Ee!
Ne oldu şu senin flört?
Başlamadan bitti mi yani?”
“Annecim
Her şey yerli yolunda olacaktı da,
Dünya’ya göre ufak,
Bana göre büyük bir sorun var!
Valla!
Senin şiirlerini gerçekten okumuyorum ancak!
Bazen gözüme gözüme çarpıyordular!
Unutmadın biliyorum!
Yine de, hatırlayalım istersen;
Ben çay seviyorum, o kahve!..."desem anlarsın.
Çayı, ne vakit bunca sevdiğimi,
Hala anlayamadım ama,
Hele ki…
On ikimden sonra ilk kez tadına varmışken!
Bu konu hala bana bir muamma!
Çay sevmiyordu adam be ana!
Olmazdı yani!
Hiç kusura bakma ama
Sen kadar birinin ardından ağlayamam ben!
Şimdi böyle,
"Kanki" diyesim var ona ama,
Üzülecek biliyorum.
Ben "Çay" dedikçe soğur diye umuyorum!
Gerçi hala ilk flörtüm olamadı
Sende daimi mutlu olamadın ama!
Yine de sana o zamanlarında gücendiğim
Aleni sevdan için teşekkür ediyorum!
Adam...
Çay sevmiyordu yani!
Senden biliyorum!
Olmazdı!
Ben başlamadan
Bitirecek kadar akıllıydım hepsi bu!
Ama sen bitirseydin o zaman
Bunca şiir olmazdı ve üzülen belki de ben olurdum.
Teşekkür ederim.
Olmadı yani, durduk yere,
Sen gibi, artık onsuzken kahveye alışamam!
Masayı terk ettim, gittim, başlamadan bitirdim!”
“??? !!!”
Cemre.Y.
Annem!
Hani hep dualar ediyordun ya bana,
Normale geç kalan bir genç kız olmayayım da,
Artık on dokuzuma gün sürerken,
Nihayet bir flörtüm olsun diye!”
“E hadi gözümüz aydın da
(Anne klasiği değişmez kanun)
Kimlerdenmiş, nereden tanıdın, nasıl biri,
Kaç yaşında, ne iş yapar...vs.vs.vs...”
”Hani üniversite kitapları için
Sahaflar çarşısına inmiştim ya,
Orada sınıftan arkadaşla karşılaştım
Tek fakir olmadığıma sevinerek!
Birinin yanında kuzeni vardı,
Kitapları yarı fiyatına almışken
Birer çay içelim bari dedik,
Derken dolaştık biraz, senin ve benim
En sevdiğimiz esas İstanbul'u!”
“Oyyy! Kurban olurum
Ben senin sesinin heyacanına eee!”
“Ayy anne yaa!
Hemen romantizme bağlamasana bi dur aa!”
“Eee!
N’oldu ya!
Herifçoğlu sarkmadı dimi sana,
Ağzını burnunu geveletmedi dimi!”
(Gidip bulup yamulturum ki!)
“Yookk!
Kitap okumayı seviyor o da biz gibi!
Şiiri seviyor bir kere!
Hatta şarkı söylemeyi bile seviyor!
Bir de, bir sürü romantik laflar!
Onu es geçersek fena biri değil!
Yaşı büyük biraz!
Sen, sakın bana yaş deme!”
“Tamam demem de
Çabuk mu sanki her şey!
Gerçi sen daha iyisini bilirsin.
Yüreğin ne diyorsa o!
Henüz acemi bile olsa!”
“Teşekkür ederim annecim biliyordum
Her durumunda yanındayım... sözüne uyacağını!”
İki gün sonra...
Günlük sorunlar, burs ayarlama çabalarıyla
Hayatın gerçeklerinden sonra;
“Ee!
Ne oldu şu senin flört?
Başlamadan bitti mi yani?”
“Annecim
Her şey yerli yolunda olacaktı da,
Dünya’ya göre ufak,
Bana göre büyük bir sorun var!
Valla!
Senin şiirlerini gerçekten okumuyorum ancak!
Bazen gözüme gözüme çarpıyordular!
Unutmadın biliyorum!
Yine de, hatırlayalım istersen;
Ben çay seviyorum, o kahve!..."desem anlarsın.
Çayı, ne vakit bunca sevdiğimi,
Hala anlayamadım ama,
Hele ki…
On ikimden sonra ilk kez tadına varmışken!
Bu konu hala bana bir muamma!
Çay sevmiyordu adam be ana!
Olmazdı yani!
Hiç kusura bakma ama
Sen kadar birinin ardından ağlayamam ben!
Şimdi böyle,
"Kanki" diyesim var ona ama,
Üzülecek biliyorum.
Ben "Çay" dedikçe soğur diye umuyorum!
Gerçi hala ilk flörtüm olamadı
Sende daimi mutlu olamadın ama!
Yine de sana o zamanlarında gücendiğim
Aleni sevdan için teşekkür ediyorum!
Adam...
Çay sevmiyordu yani!
Senden biliyorum!
Olmazdı!
Ben başlamadan
Bitirecek kadar akıllıydım hepsi bu!
Ama sen bitirseydin o zaman
Bunca şiir olmazdı ve üzülen belki de ben olurdum.
Teşekkür ederim.
Olmadı yani, durduk yere,
Sen gibi, artık onsuzken kahveye alışamam!
Masayı terk ettim, gittim, başlamadan bitirdim!”
“??? !!!”
Cemre.Y.
Labels:
anne,
çay,
dua,
etme,
günlük,
İstanbul,
kahve,
karşı,
kitap,
roman,
sakın,
şiir,
teşekkür,
yama,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Hoş Eder İnsanı
...Hoş Eder İnsanı... Ne içtiğin değil, Nasıl ve kiminle içtiğindir kafaları güzelleştiren. Her ne kadar anason kokusunu özlemiş olsan da, R...
-
...Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben... Ne zaman şiir kuşanacak olsam, Avuç içi kadar bir coğrafyaya, Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma! ...
-
...Öylece...Çekip Gitti... Biz! Birkaç güvercine mukabil razı olduk, "Sevdadandır." dedik. “İmkansızlıktan aşktandır” dedik. ...
-
…Gözlerin Diyorum Adam… Gözlerin diyorum adam gözlerin... Öyle b/akmasalardı yüreğime Şimdi böyle sana, Lal olabilir miydi dillerim... ...
-
...Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni... Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni; Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak. Yol'unmuş ...
-
...Gözlerin Diyorum Kadın... Gözlerin...diyorum kadın... İçi cehennem dışı cennetken! Gözlerin diyorum kadın! Annem gibi, kızım gibi, ...
-
...Lal-ü Aşk... Sevgilim... Lal-ü aşk yüklü, Bulutlar geçiyor ömrümüzden. Sanki hiç! Mey dolu ağzından, Dökülmemiş gibisin En ıssız,...
-
...Sevgilim... Yüreğinin gazellerini sakın savurma sevgilim! Bırak kalsınlar, daha ne kadar dağınıksan. Toparlanma öyle hemen, ben geldi...
-
…Misket… Çocukluğumun can kırıntılarında Benim bütün oyunlarda kazandığım misketlerim, Bir kavanozda doluydu Ve mahallenin bütün kö...
-
…Adını İfşa Etme Gizli Yarim… Adını ifşa etme gizli yarim, Ola ki seni, ben gibi sevemezlerse... Sana da, bana da kıyarlar! Etme sakı...
-
...Gelsin Artık... Hani ikindi sonrası vakitlerde, Çökmeye başlardı ya akşamın hüznü... Çoğunluğunda da, sessizliğin hüküm sürdüğü, Yür...




























