30 Kasım 2017 Perşembe

Mavi Leğen

...Mavi Leğen...
Rahmetli anam,
O Ağustos sıcağında tarlada çalışmış akşama dek,
Ona verdiğim sancıların son deminde imişim.
Hasadı toplamış, eve dönmüş,
Bir göz oda bakla sofa barakasında,
Artık ona ne eşya layık buldularsa,
Tertemiz yıkayıp bir güzel düzenlemiş,
Suyu ısıtmış,
Geçen hafta kasabadan binbir rica aldığı yeni mavi leğeni,
Tek tahta sandalyeyi bir güzel kırklamış!
Baba'm ilk evlat ya, ilk erkek doğacağım ya!
Üç gün önce gelmiş İstanbul denen altın madeninden!
Rahmetli anacığım, ağrının ve sancının son demindeyken,
Kaynını yollayıvermiş köyün kahvehanesine!
Tam da okeye dönüyormuş baba'm!
Dönmüş tabi, bana koşacak değil ya!
Yazık ki, yine,
Kumarı bile oynamayı bile beceremeyip, yine yenilmiş!
Bir zahmet geldiğindeyse anacım perişan haldeymiş,
Köyün tek ebesine, hemencecik bir koşuvermeliymiş!
Yolda eş, dost, akraba kesmişler önünü!
Eh, İstanbul'dan geldi herif!
Hoş geldinler filan, nihayet ebemin evine ulaşmış!
Ebem...Kapıyı açmamış hemen! Meşgul'müş!
Yarım saat sonra kapıyı açtığında baba'ma bir azar çıkışmış!
"Bula bula bugünü mü buldunuz lan!"
Islak saçları al yazmasının altından damla damla sarkarak,
Nihayet geldiğindeyse ben o mavi leğendeydim!
Beynim aynı bugünlerdeki gibi çınlıyordu!
Çok iyi hatırlıyorum!
Anamın duyup durdukları, onca haline değil de,
Ebe geldi diye, yan damdan onca çığlığa çıkmayan,
Ama şimdi çıkan, babaannemi, dedemi,
Dedemin annesini, kaynını,
Daha yirmi gün önce bir saltanatla doğurmuş eltisini,
Kucağında bebesiyle,
En küçük ahalisine kadar çok iyi hatırlıyorum!
En ilk cinsiyetime bakmışlardı!
Zira rahmetli anacığımın başlık parası, o güne kadar ki
Türkiye Cumhuriyetindeki başlık paralarının en çoğuydu!
Öyle kolay değildi, Bayram Ağa'nın kızını almak!
Onca başlık parasının bir ederi vardı elbet!
Eğer anam, beni bir erkek evlat doğurabil-sey-di.
Güzel de bir e-der-dim hani!
Pahallı alındı diye...
En pahallı bedelleri ödedi anam!
Kovulmaktan beter edildik köyden!
Kah koyun güttü meralarda anam,
Ellerin herifleriyle, dağ bayır namusuyla,
Kocası, artık hangi köydeler ise, o köyün,
Merkez kıraathanesinde pişpirik oynarken,
Kah köy bekçisi oldu, köyün deli Ömeri'yle,
Deli Ömer anama yeltendikçe, balta, nacak restleşerek!
Kah İstanbul'a düştü yolları kapıcılık etti,
Bizi o merdivenlere paspas ederek!
Kah da gündelik temizliklere gitti o evlere,
Yine kocası, o mahallenin kahvehanesinde yenilirken!
Sonra iyi kötü bir arsa aldı, iyi kötü bir ev yaptı, iyi kötü,
Herkese elinden geldiğince birer daire eyledi.
Nice yol ayrımlarım geçti onun önünden, roman gibi...
Eylemedi.
Bana büyük bir inatla tek bir kırıntı sevgi eylemedi.
Evlendim, uzaklaştım, bir ara sever gibi oldu beni.
Sonra boşandım, geri geldim ben!
Yine sevemedi beni ama kıyamadı da bu sefer güya
Önce en alttaki dairenin bir odasını ayırdı.
Sonra ayda bir gelip "Sen olmasan, burayı kiraya verirdim ben,
Şu kadar da gelirim olurdu." dedi.
Sonra bana vermediği odaları teyzeme kiraya verdi.
Sonra deprem oldu, bütün yeni taşınan eşyalar raflardan yıkıldı.
Sonra herkes sokaklara çırılçıplak, ar-namus bile çıkarken ben,
Usulca, yavrucağımı giydirdim,
Alt bezlerini, mamalarını doldurdum çantaya,
Su koyduydum çokça...
Öyle ya!
Ağustos ayıydı ama belli olmazdı ya, yazların kış ayazı,
Kışlıklarını çıkarttım bazadan, doldurdum torbaya...
Kız yavrum'u ben olamazsam'a
Gelin edecek kadar ettikten sonra ana'm!
Nihayet...O güne kadar ki ömrümde ilk defa!
Bana olan "Ama seni seviyorum"u duydum ondan!
O ki benim ilk ve son nefesimdi…
Hiçbir zaman tastamam kavuşamadığım tek aşkımdı.
Ana'm...
"Yavruumm! Eh be kızııımmm!
Hala mı çıkamadın, şu binanın en girişinden be ya!
Eylül'ümü çıkart bari!" demişti.
Ben...
O gün doğmuştum!
Kızım ve ona lazım olacak bütün eşyalarıyla!
O'na bir ömür lazım olacak en sevginin, en tamamıyla!
Çıkmıştım o dairen...
Sonra, sonra
Ana'm bir gün en üst kata çıkarttı beni,
"Ahanda burası senin yeni evin,
Bak şu direği ben diktirdim, ödeyeceksin,
Bak, bu tablayı ben yaptırdım,
Onu da ödeyeceksin
Nasıl ödediğin umurum değil,
Eh arsa olamasaydı evin olamayacaktı,
Onu da ödeyeceksin." demişti.
O gün...
Yine ölmüştüm.
Zira bir çoklarına bedelli "He!" deseydim.
Burası değildi ki yerim!
Hayaller ötesi dizi film çıkardı,
Çok genç ve çok güzeldim hani!
Kızım olmasaydı ya,
Güler geçerdim sana be anne!
Kızım...
Yosun gözlüm...
Her akşam, uykuda bile olsa,
Onu sırtımda taşıyıp,
Onca saat ısıtmaya çalıştığım sobamızın,
En sıcak haliyle,
Yatağımıza indirilmesini bekliyordu.
Hatırlıyor musun anne!
Uykusunda bile varlığıma seviniyordu,
Varlığına şükrettiğim her anı...
"Anne'm, geldin mi!" diye cümle ediyordu.
Oysa..
Annem sen beni en son sırtına aldığında!
"Şöyle bir gezelim bir senle" deyip,
Beni bir nalbur kapısının kapısında durdurduğunda,
O gün ben çok korkmuştum,
İlk defa hayatım boyu ödemeyeceğim bir borca!
Üstelik...
"Nasıl ödersem ödeyeyim" li seçenekli son giyotinimdi.
Ben, o borcu var ya ana!
Sen gidip, mirasına doyurduklarınla
Hala...
Bitiremedim!
Şimdi, badana, boyası,
Duvar kağıtları çoktan solmuş,
Kiracılarınla paylaşacağın,
Zamanında bana bir tamam ettirtmediğin,
Beton zemin üzeri, bir üçlü salıncak var terasımızda...
Biliyorum, sen, en çok,
Hiçbirimiz yokken,
En alt katta,
En ilk dairende...
Kocan Esenyurt'un yeni kıraathanesinde,
Okeye dönerken,
Hiçbirimizin doğmamış olmamızı diliyordun!
Affet anne'm....
Ve kusura bak lütfen!
Ben yosun gözlümün tek bir salisesinden
Tek bir an...
Pişman değilim!
Yani ana'm!
Yani, yosun gözlü'm!
"Dünya Emekçi Kadınlar Günü!" filan diyorlar ya.
Ömrüm daha ne kadar bugünümü yaşatacaksa
Hepsi, hepinize...
Hep, anamın ak sütü gibi, armağanım olsun.
Sizi...Seviyorum...
Cemre.Y.

Bel Kemiği

...Bel Kemiği...
"Bazı şiirler, bel kemiğinden vurur adamı!
Anlamazlar bile ömrünün neresinden o'na kırıldığını."
Cemre.Y.

Ohhh…Bana Mis Uykular

…Ohhh…Bana Mis Uykular…
Korkma sevgili,
Endazesi bize hiç denk düşmeyen,
Bir darası hep bize ağır gelen,
Bütün o yalancı baharları da biliriz.
Tahterevallide havada da kalamayabiliriz,
Hatta, puşttur o çok...güvendiğin,
Yerin dibine çakılabiliriz,
Ne kadar acıyla batıp,
Ne kadar umursamaz yukarıya dip yapabildiğimize bakar!
Sonrası…
Anlık bir kalp duraksaması…
Sonrası nefes…
Sonrası…
Bütün hastanelerin anlam bulamadığı o,
Hayata dairsizler dolu epikriz raporu!
"Hasta, exit'di…
Geri döndü!
Kalp, nabız, tansiyon, şeker hepsi normal değerlerde!
Ama değişik bir şey var profum!
Kalp, ciğer, ruh normal de…
Yürek!
Yok…
Hastamız bir daha asla,
Geçmişindeki gibi aynı sevmeyecek!"
Bir… ki… üç….
Nefes!
Alamıyorum!
Bir daha asla beni yerin dibine gömmeyin,
Klostfobim var benim!
Ölürsem yakın beni,
Ve küllerimi, ne kadar gidemediğim ülke varsa…
Tane tane savurun, he mi!
Ohhh! Bana mis uykular!
Cemre.Y.

Net Olsun

…Net Olsun…
Şuraya da eskilerden bir…
"Artık umurum dışı!" çizelim de köşeleri net olsun!
Cemre.Y.

29 Kasım 2017 Çarşamba

Acının Dibi

...Acının Dibi...
Acıyı...
En sessizce anlatan bir tek şiir gördüm ömrümde!
Artık adam'ın neyiyse o,
Bağırınıp duruyordu o adamın.
Kemoterapi kablosundan dağılan hallerine de!
"Yeter! Sızlanma artık, yeter!"diye diye bağırınıyordu genç kadın.
Oysa adamcağız, babası mı, kayın pederi mi,
Artık neyiyse, tek fısıltı dahi etmiyordu.
Ben anacığımın kemoterapili,
Mor kollarını, elini, yüzünü, öperken,
Adam bize bakıp bakıp sadece...
Sağ elini, sol göğsüne kondurup,
Tek bir kelam etmeden,
Çok derin bir sessiz avazlık "Aah!" savurmuştu.
Acının dibi adamın gözlerindeydi,
Yüzünde, yüreğindeydi.
Ben hariç, hiç kimse de göremedi.
Hala, işlidir, yürek kefemde.
Anamı öptüğümden,
Ona olan aşkımı hissettirmekten utanmıştım ilk defa!
Kim bilir, o da anam gibi,
Gitti mi çoktan, o, en özlediği cennetine!
Kim bilir, rastlaştılar mı anamla cennette?
Kim bilir, o adam…
Söylemiş midir anneme!
"Kızın, senin yüreğine vaktinde kavuşabilseydi,
Kaderi çok daha güzel olurdu be hatun kadın!" diye…
"Sahi mi be anne!
Öldün mü yani sen şimdi he?"
Nefessizliğinin nöbetlerine tutulsam da!
Ölmiyeceğim, inatla...
Biraz da sen beni özle, he ana'm...
Cemre.Y.

Hevestir

...Hevestir...
Çabucak unutulan şeyler his değil,
Hevestir beyefendi.
Cemre.Y.

Suç Benim Mi?


…Suç Benim Mi?...
Bunca vakit hayata ve insanlara direnmişken,
Yüreğim sana aktıysa suç benim mi?
Cemre.Y.

Koyu Bir Muhabbet


…Koyu Bir Muhabbet…
Oysa seslerimiz bile susmuştu kendilerimize...
Ruhlarımız koyu bir muhabbetteyken...
Cemre.Y.

Şiir Lezzeti

…Şiir Lezzeti…
Şiir lezzetinde yaşamak lazım hayatı...
Burnunun ucundaki daimi vanilya kokusuyla...
Cemre.Y.

Olsun Be Güzelim

…Olsun Be Güzelim…
İçimin derin dehlizlerine yöneldikçe, ışıklar gördüm.
Sonra başımı bir kaldırdım
Benden başka her yer kararmış!
Sus zamanlı kaftanım sırtımda,
Dudağımın sağ kenarında iliştirdiğim
Buruk tebessümüm zaferim!
Olsun be güzelim.
Cemre.Y.

Ciğer Bu

…Ciğer Bu…
Ama kardeşim kösele değil ki ciğer bu...
İçinden kırılıyor, affetse de kırığı kaynamıyor!
Cemre.Y.

Sen Yokluğu Sendromu

…Sen Yokluğu Sendromu…
Günlerdir,
Ağzım,
Burnum,
Yüzüm,
Kolum,
Bacağım kan haritası ya...
Kan revanlarına alerjin var dediler.
Ki acilen sebebiyeti bulunmalıymış!
Hani ben, sen yokluğu sendromu diyorum ya
Bakalım doktor testleri,
Sensizliği neye tekabül ettirecek!
Zaman aşsın hele!
Uzlaşır, uzaklaşırız
Sonu ecel'eyse elbet!
Cemre.Y.

28 Kasım 2017 Salı

Öylece Affediverdim

...Öylece Affediverdim...
Beni bu hayata dahil eden kaderime,
O kadar güceniktim ki...
Başka kimseye küsmek,
Aklıma gelmedi.
Hepsini, öylece, affediverdim.
Cemre.Y.

Yetimhane Çocukları Gibi

…Yetimhane Çocukları Gibi…
Eline aceleyle tutuşturdukları,
Yalnızlık valiziyle kala kaldı kadın,
Öylece kaldı kaldırım kenarında,
Tek satır ağlamadı,
Oturdu, valizini açtı.
On sekizinden yeni gün almış,
Kim bilir kaçıncı yüzyıldan kalma,
Eski püskü delik deşik valizini…
Çocukluk arası, okul arası,
Ergenlik arası, gençlik arası,
Hayatının dönüm noktası arası,
Aşk arası…vs.vs. ile
Evlilik arası, aldatılmak arası,
Boşanma arası, ölme arası,
Yeniden doğma arası,
Yine güvenmek arası,
Yine yanılmak arası,
Yine, yeniden, doğmak arası…
İçinde birkaç hayatlık anıyla,
Kenarında köşesinde,
Her yerinde bolca gözyaşıyla,
Şefkatle öpüp öpüp koydu, yerli yerlerine.
Sonra bir şiir daha yağdı,
Gözlerinden, yüreğine…
"Kapı önüne konulmuş,
Yetimhane çocukları gibi artık şiirlerim.
İki kere sahipsiz, üç kere kimsesiz,
Bir kere daha bensiz
Yani yine sensiz!"
Yoktu ki başka çaresi.
Cemre.Y.

Unutmak

…Unutmak…
Bu hayatta en çok.
Unutmaktan korktuğumu fark ettim.
Hem de.
Bunca acıyı unutabilmek için
Milyonlarca kere,
Aynı duaları ederken!
Cemre.Y.

Şah Damarımda

…Şah Damarımda…
Kaç şehir gezinirdi ülkemde
Anası kara, karası deniz?
Bu sefer gel sen martı olma!
Kumru kumru salın boynumda…
Şah damarımda.
Cemre.Y.

27 Kasım 2017 Pazartesi

Daha Neyin Derdindesin

...Daha Neyin Derdindesin...
Rüzgarlar taradı,
Sen yerine,
Sarı başak tarlası, dağınık saçlarımı,
Gün buluta meftun,
Bulut yıldıza.
Kumdan yakamozlar yaptılar geceden sabaha...
Yaralı bir ceylan gördüm
Herhangi bir coğrafyanın hiç olmayacak çöl ayazında.
Ateşe bulanmışken vücudunun eti, kemiği,
Baharın orta yerinde kışa hapsolmuş,
Zemheri ayazında donmak üzereydi yüreciği!
Bilseydim öylece son nefesin vereceğini?
Ya da bana yeniden doğup doğmayacağını?
Ya giderdim, ya kalırdım.
Hiçbir şey yapamadım,
Sessiz bir ıslık oldu şarkımız dudaklarımda
“Sen şiir yazamıyorsun ama
Şiir bakıyorsun be adam!
Daha neyin derdindesin!”
Cemre.Y.

Ciğer Kırığı


…Ciğer Kırığı…
İçimde bir kırıklık var. 
Yürek miydi, 
Ciğer miydi bilemedim. 
Ciğer kırılır mı deme sakın! 
Ciğer ki acıdan...
Ortadan ikiye bile yarılır.
Şimdi her yer can kırıkları dolu,
Her yer ciğer kırığı.
İyi bilirim.
Cemre.Y.

İşte O Vakit

…İşte O Vakit…
Bana mutluluğu anlat dediler
Şöyle ağız dolusu bir "Sen" diyemedim.
Bana huzuru anlat dediler
İşte o vakit...
Suskunca gülümsedim ve karşıma baktım.
Cemre.Y.

Neyse

...Neyse...
Eylül gibi bir şiiri...
Ömrümüze etamin diye işlemişiz!
Kasım kasım kasılanları da iğnelerle oyalamışız!
Daha ona, bana, bize!
Kim?
Ne zaman, kimeymiş!
Neyse...
Cemre.Y.

26 Kasım 2017 Pazar

Hasret

...Hasret...
Oysa yürek
En çok bu vakitler hasretleniyor
Yüzünü avuçlarının arasına alıp,
Gözlerinin içine bakıp,
"Korkma sevdiğim,
Artık ben varım." diyecek birine!
Cemre.Y.

Ağlıyoruz Ölülerimizin Ardından

…Ağlıyoruz Ölülerimizin Ardından…
Kantindeki kızlar ve hasta bakıcılar
Hep bir ağızdan
"Abla aa! Bu sen misin?
Ama nedeeennn?" diyorlar.
"Biz buna ağır depresif panik atak diyoruz.
Sizler hastane personeli olarak
Ne dersiniz bilemem!" diyorum.
Kızlardan en cimcimesi
"Son haline ne zaman döncen ki?" diyor,
"Kim bilir hangi depresif panik atak anında,
O da aynı renk bile tutmaz kesin,
Sen iyisi mi unut o Cemreyi."diyorum.
"Ama nedeen?" li sorusunaysa;
"Umarım hayat boyu
Anlamak zorunda kalmazsın cimcime,
Senin dünkü ve dünden önce gördüğün
O sarışın ablan Cemre gibi
Bazen nefes almaya
Devam edecek olanlar dahil herkes ölür.
Bugünde böyle kızıl kanlar akar
Saçlarından" diyorum.
Hep beraber siliyoruz
Gözyaşlarımızı.
Hepimizin ölüsünün ardından.
Cemre.Y.

Hayal Dahi Etme!

…Hayal Dahi Etme!...
Hiç kimsenin
Dağınıklığını toplayacak mecalim yok! 
Ruhun derli toplu değilse
Sokulma yamacıma!
Bakma, düşünme, sevme,
Rüyayı bırak…
Hayal dahi etme. 
Boşuna zaman kaybetmemiş olursun!
Cemre.Y.

Özlemek

...Özlemek...
Bana "Özlemek" deme
Zemheri ayazında sana,
"Erik" derim,
"Çilek" derim,
"Kiraz" derim,
"Sen" derim de
Sen yine de bir bok anlamazsın.
Cemre.Y.

İmkansızınım Artık!

…İmkansızınım Artık!...
Sana dair'li
Olası bütün ihtimallerimin,
Zamanı kırıldı.
Ayrı yönlere giden,
İki ayrı tren kadar,
İmkansızınım artık.
Cemre.Y.

Bebek Puseti


…Bebek Puseti…
Hastahane köşelerinden birinde
Bilerek unutulmuş bebek pusetiyim. 
"Annem aşağıda uyuyor!"
Diyerek ağlıyorum ama 
Dilimi anlamıyorlar! 
Beni evlatlık verecek anne arıyorlar! 
Gözyaşlarımın sessiz 
Kelimelerini duyamıyorlar.
Sadece kendime teselli'yim nicedir,
Durduramıyorlar!
Cemre.Y.

25 Kasım 2017 Cumartesi

Ha Yiğidim

...Ha Yiğidim...
Bak gece oldu...
Belli ki yalnızsın sende benim kadar,
Üşütür, hasta eder bu havalar,
Yorganını iyi ört kollarına,
En çok da sırtına!
Zira sevdi sandıkların var ya
En çok sırtından vururlar ha yiğidim?
Cemre.Y.

Muhteşem Hatalar

…Muhteşem Hatalar…
Mevzu sen olunca;
Muhteşem hatalar yaptığım doğrudur.
Tabi Orhan Babanın,
O şarkısını da sen bilmiyorsundur.
"Beni böyle sev seveceksen."
Cemre.Y.

Ki Zaten Başkaca Da Cennet Görmedim

…Ki Zaten Başkaca Da Cennet Görmedim…
Bu aralar…
Hatta çokça…
Epeyce uzunca zamanlardır…
Ben annemin tahta beşiğini,
Tıngır mıngır sallar iken den beridir!
Seri cinayetler işliyorum yüreğimde!
Bütün cinnetlerin ötesinde,
Cennet'siz,
Maktullüğüm'ün,
Birinci dereceden tanığıydım oysa!
Oysa nicedir çok…çook…çoook…
Konuşuyordum değil mi?
Konuşmamalıyım oysa.
Konuşursam!
Cehennem yine yanar!
Yine suskunca gülümsemeliydim.
Kahkahalar atmalıydım.
Oysa cennet var…
Ama ben artık!
Kahkahalarımın gerçek anının
Hiçbir salisenin…
Tek bir anını…
Artık!
Ha-tır-la-ya-mı-yo-rum!
Cennet vardı oysa.
Anne'm…
Hiç birimiz yaşamıyoruz sa hala?
Peki bu cehennem neden!
"Sarıl-sa-na…bana…"
Cennet vardı değil mi?
Benim cennetim senin rahmin imiş meğer!
Ki zaten başkaca da cennet görmedim.
Cemre.Y.

Her Şey Güzel Olacak

...Her Şey Güzel Olacak...
Her şey unutuluyor,
Hüzünler,
Hastalıklar hatta
Ölümler...
Bir ben unutmuyorum!
Geçmişimde dahi
Hep sancılı bugünler!
Gündüz vakti
Bir ninni söylüyorum kendime
"Her şey güzel olacak!"
Cemre.Y.

Hoş Eder İnsanı

...Hoş Eder İnsanı... Ne içtiğin değil, Nasıl ve kiminle içtiğindir kafaları güzelleştiren. Her ne kadar anason kokusunu özlemiş olsan da, R...