6 Ekim 2017 Cuma

Gitme Anam!

...Gitme Anam!...
Beni hep uzaktan...
Senden uzaktayken...
Benden uzaktayken,
Öylece...sevmelerine alışkınım ya!
Ben, hep sana bir dağ tepesi bir kardelen,
Sen, hep uçurum boyundan kaçak,
Hayattan yorgun ve bıkkın, o en son amazon!
Yakından bir tek gül kokuna,
Bir tek ipek teni sarılışına,
Bir tek şefkatli öpüşüne,
Bir tek sıcak nefesine,
Sözüne hep hasret bırakmışken.
Ben...senden...bana...
Bunca en uzaklardayken sevdin ya hep beni,
Hem de hayatıma
Senden sonra girmiş olan herkes gibi.
Ben senden gitmişken
Özledin, sevdin,
Gözünün yaşını sevdana ar edip yolladın!
Ruhum sana yok sanıyordun!
Hep vardı!
Ruhum sende...
Yok olsun diliyordun!
Tuttu da can buldu!
Sadece sana ve sayende
Herkese, hep kırgındı!
Sadece bir tek kere be kadın!
Sadece bir tek kere!
Dizlerinde susup öylece,
Hiç kimseyi atmadan,
Merak etmesene de,
Hiç kimsenizi de tutmadan!
Sadece bir tek kere!
Susup saçlarımı okşa istedim
Ömrüm boyunca sadece bir tek kez
Başım ömrüne ölüme razıyken
O, son bir tek kez!
Başım dizlerinde boyun eğmişken!
Yapmadın, yapmak aklına bile gelmedi,
Hiç kimsenin aklına gelmedi!
Sende kalan ve sana olan aşkımı,
Hasretimi çözebilseydim,
Hayatımın bütünü çözülmüş olacaktım oysa!
Oysa bu kadar yanlışı bir arada,
Ardı ardına...
Asla hiç yapmayacaktım!
Çözülmedin!
Herkese, her şeye, çiçeklerine,
Menekşelerine bile çözüldün de,
Bir tek bana...
Hiçbir zaman benimle ilgili,
Dost doğru tek bir...
Bir tek his için gelmedin!
O kadar da mı çok sevdin beni he?
Çözebilseydim,
Bu kadar sana yakın ama bu kadar senden uzak!
Kor ateşler gibi
Yanmayacak mıydım değil mi senin için?
“Annem, ölüyor.” dedim.
“Sen anneni sevmiyordun ki.” dediler.
“Ben annemi seviyordum,
O beni sevmiyordu.” dedim boyun büktüler!
O kadar da mı çok sevdin be beni?
Sevginden hep şüphe bıraktıracak kadar?
Oysa unuttun be annem!
Anneydim ben de nihayetimde,
İnsan evladını taş olsa,
Dağ başı bir kardelen olsa da!
Ona erişmeye gücü yetmese de,
Sözün dinlenmese de bazen!
Bazen biçtiğimiz kılıflara
Uymasa da hiç bir gelecek...
Bazen layık gördüğümüz hayatların
Olanaksızlığında boğulsak da,
Nankör bir kedi gibi hep
“Ne zaman ki?” diye sorsa da...
İnsan olan o, ilk teninde,
Karnında nefes alanı, koşulsuz sever,
Her şeye ve tüm hatalarına rağmen de.
Beni hep uzaktan...
Senden uzaktayken,
Benden uzaktayken sevmelerine alışkınım ya!
Bu sefer daha mı çok sevdin ki beni de,
O ennn uzağa gözü diktin be annem!
“Gitme” beni yakınında,
Yüreğinin dibindeyken doya doya sevmeden!
“Gitme anam n'olur! gitmee!”
"Bak menekşelerini de sevdim."
Beni hep uzaktan...
Senden uzaktayken,
Benden uzaktayken sevmelerine alışkınım ya!
Ben, hep sana bir dağ tepesi bir kardelen,
Sen, hep uçurum boyundan kaçak,
Hayattan yorgun ve bıkkın, o son amazon!
Yakından bir tek gül kokuna,
Bir tek ipek teni sarılışına,
Bir tek şefkatli öpüşüne,
Bir tek sıcak nefesine,
Sözüne hep hasret bırakmışken.
Ben senden uzaklardayken sevdin ya hep beni,
Hem de hayatıma
Senden sonra girmiş olan herkes gibi.
Ben senden gitmişken
Özledin, sevdin,
Gözünün yaşını sevda edip yolladın.
Ruhum sana yok sanıyordun!
Hep vardı!
Ruhum sende can buldu!
Sadece sana ve sayende
Herkese, hep kırgındı!
Sadece bir tek kere dizlerinde susup öylece,
Hiç kimseyi atmadan, hiç kimseyi tutmadan!
Sadece bir tek kere!
Susup saçlarımı okşa istedim bir tek kez
Başım dizlerinde boyun eğmişken!
Yapmadın, yapmak aklına bile gelmedi,
Hiç kimsenin gelmedi!
Sende kalan ve sana olan aşkımı,
Hasretimi çözebilseydim,
Hayatımın bütünü çözülmüş olacaktım oysa!
Oysa bu kadar yanlışı bir arada,
Ardı ardına yapmayacaktım!
Çözülmedin!
Herkese, her şeye, çiçeklerine,
Menekşelerine bile çözüldün de,
Bir tek bana, hiçbir zaman benimle ilgili,
Bir tek his için gelmedin!
O kadar da mı çok sevdin beni he?
Çözebilseydim,
Bu kadar sana yakın…
Ama bu kadar senden uzak!
Kor ateşler gibi
Yanmayacak mıydım değil mi senin için?
“Annem, ölüyor.” dedim.
“Sen anneni sevmiyordun ki.” dediler.
“Ben annemi seviyordum,
O beni sevmiyordu.” dedim boyun büktüler!
O kadar da mı çok sevdin be beni sen?
Sevginden hep, hiç...
Şüphe bıraktıracak kadar?
Oysa unuttun be annem!
Anneydim ben de,
İnsan evladını taş olsa,
Dağ başı bir kardelen olsa da!
Ona erişmeye gücü yetmese de,
Sözün dinlenmese de bazen!
Bazen biçtiğimiz kılıflara
Uymasa da hiçbir gelecek…
Bazen layık gördüğümüz hayatların
Olanaksızlığında boğulsak da,
Nankör bir kedi gibi hep
“Ne zaman ki?” diye sorsa da...
İnsan olan o, o ilk teninde,
Karnında nefes alanı, koşulsuz sever,
Her şeye ve tüm hatalarına rağmen de.
Beni hep uzaktan...
Senden uzaktayken,
Benden uzaktayken sevmelerine alışkınım ya!
Bu sefer daha mı çok sevdin ki beni de,
O ennn uzağa gözü diktin be annem!
“Gitme” beni yakınında,
Yüreğinin dibindeyken doya doya sevmeden!
“Gitme anam n'olur! gitme be!”
"Bak menekşelerin
Öksüz kalır sen gidersen!" demedim mi ben sana!
Şimdi hepsi kuytu kenarlarda
Solmuş birer angut kuşu kanadı!
Daha..
Kaç kere...
Neye bedel ölüp dirilebilir ki insan olan?
Cemre.Y.

Üç Noktam

...Üç Noktam...
Ben seni bunca özlüyor iken...
Sen ancak üç noktam olursun…
Sonsuzluğa bensiz savrulan.
Cemre.Y.

Ey Minel Aşk

...Ey Minel Aşk...
Hep yazan mı kitabını imzalayacak!
Bunca inandığım kitabın harflerine 
Ruhum hazır değildi henüz...
Bomboş olmalıydım önce,
Senin cümlelerinle dolmak için.
Bugün, nihayet o gün işte!
Kalbinin kapağında hissettim 
Yüzünün gül gülüşlü gamzelerini.
Ruhum aydınlandı, 
Sana sarıldım,
Hem de sımsıkı heyecanlarla, 
Hissettin mi ha ey minel aşk!
Cemre.Y.

Mağlupsunuzdur Aşka


…Mağlupsunuzdur Aşka…
Hep umut eder yine seversin, yeniden....
Hiç sevmemiş,
Hiç acı çekmemiş,
Hiç ders almamış gibi...
İlkinmiş gibi cahil,
Sonunmuş gibi bilge...
Ama değişmez..
Terazinin sana bakan yönü ağır basmışsa
Bu kayıp baştan bir kayıptır...
Başlarken de, biterken de,
Mağlupsundur bir kez daha aşka.....
Cemre.Y.

Ölmüş Kelebekler

...Ölmüş Kelebekler...
Hazan yapraklarını
Hiçbir zaman özlemedim ben.
Çünkü ne zaman,
Yalnızlığımla evime girsem,
Kapı ağzında bekledi beni hep,
Ölmüş kelebekler.
Cemre.Y.

Serçeler

...Serçeler...
Aşkın tövbesine kim bilir kaç kereler,
Kim bilir kaç zemheri ayazlı geceler,
"Bir daha asla ve kat'a"lı yeminler edip caydığım günlerim,
Yeminlerime kül bastığım ama,
Kendi küllüğüme emri vaki bastırdığım ve bir türlü,
Söndürmeyi beceremediğim
Bir ucu sönemeyen...
O bütün, sigara sonu izmaritlerim geliverdi aklıma!
Hani kızım bile;
“Madem beceremiyorsun bu mereti söndürmeyi,
İçme bari!” diye yakınırdı ya ara sıra
Anısı... geldi aklıma!
Bu sefer çabalamazdım belki dedim.
O, sigaramın dibini söylenmeden küllediğinde...
O an, ona...sevdalandım.
Haberi bile olmadı.
Aşkımdan hep haberdardı ama!
Zaten o gece sustuklarımı da, hiç duymamıştı.
Onun yüreği bu seferlik kelebek kanatlarındaydı.
“Hem yarın ölecektik nasılsa…
Yaşamak sa böylece nefes almalıydı.”
Benden...
Oysa ben kendime bile susarken,
Biralarımız tazelenir, iyi insanlara da…
Ayrıca temennili gülümserken, hiç kimsemin bilemediği sırlarımı,
Ona döküyordum susa susa!
Ben...
Be..
B.
Kalmadı kendimden başka hiç kimsem!
Serçe severdim oysa sıfatına, adı, hayvan konulan.
Ne zaman görsem onu ah ne zaman ki görsem!
Pek nadir bana bu kadar yakın olanına denk gelirdim.
Dokunmak isterdim yüreğine!
Hani bir kerecik konuverse avuç içlerime!
Bir kerecik duysam o kalbinin,
Karnındaki bebeğin duyduğun o ilk ritim dolusu atışını...
Eminim ki öyle!
Yeniden doğacağım bu dünyaya ama...
Ben bir daha o kadar da çok,
Hiçbir şeyi sevmedim aslında!
Şaşarlar nasıl da böyle sabra taş çatlatıyorum diye.
“Siz hiç serçe sevdiniz mi?
Tam dokunacakken…
Avuçlarınızdan öylece uçup gidiverdi mi!"li bakarım gözlerinin içine...
Çünkü, siz sevdikten hemen sonra,
Mutlaka uçarak kaçarlar...
Ondan belki, an la ya maz lar!
Hiçbir şeyinizi bir tastamam!
Uçmaya meyilli hiçbir şeyi hiç sevmediler ki.
Hala söndüremiyorum sigaramın izmaritlerini.
Hala evimdeyken, tek isem...
Ben yenisini yakarken, için için, yanıyor diğeri, ben gibi.
Kokusu rahatsız ediyor çoğunlukla!
Suya salıyorum...
“Anam hep derdi.
Kimselere diyemezsen kızım derdini
Suya söyle elbet geçer.”derdi.
Kalabalıklar içindeysem
Uzaklara fırlatıyorum izmaritlerimi
Sonra o kadar uzağa gidip
Üzerine basıyorum usulca...
Bazen serçeler,
Olmayacak anlar ve zamanlarda
Olmayacak yerlere konuyorlar!
Hem belki artık bana da izin çıkar...
Dokunurum yüreğine birinin.
Kim bilir!
Oysa onca uzatmıştım parmak uçlarımı...
Oysa, bu sana son vedam idi, ey minel Aşk!
Sevmiyorum artık seni de, serçeyi filan da!
Oysa ben hiç kimsem'i, yavrucağım hariç!
Çocukluğumun, daha ilk yaşından sevmedim, sevemedim.
Artık kanadın çırpınsa ne!
Yüreğin yarılsa ne!
Nasılsa dostlukta bile...
Hiçbir serçenin adını bile anmıyordu.
Bugün, nihayet o gün işte!
Kalbinin kapağında hissettim
Yüzünün gül gülüşlü gamzelerini.
Ruhum aydınlandı,
Sana sarıldım,
Hem de sımsıkı heyecanlarla,
Hissettin mi ha ey minel aşk!
Cemre.Y.

5 Ekim 2017 Perşembe

Gidelim Mi

…Gidelim Mi…
Soğudum.
Aldığım nefesten bile.
Çok kirletiliyor buralar da.
Gidelim mi uzaklara...
O, uzaklar hala varsa, gidelim mi!
Cemre.Y.

Onu Bana Çarpabilir Miyim?


...Onu Bana Çarpabilir Miyim?...
Bugünlerde neye dokunsam çarpılıyorum!
Acaba çarpıldığım kadar çarpıyor muyum?
Ona dokunsam mesela? 
Onu bana çarpabilir miyim?
Cemre.Y.

Katlanabilir Misin?


…Katlanabilir Misin?...
Ben üç noktalık susuyorsam
Biliyorum en çok sen duyarsın
Bütün bir ummanlık çığlığımı!
Ve hala yokluğuna şöyle…
Doya doya ağlayamadığımı!
Kimsin henüz bilmiyorum ama
Hala dizlerin başıma
Yeğ mi?
Ben susabilene kadar,
Ama artık bana,
Ben ansızın uyuyabilene kadar,
Hıçkırıklarıma katlanabilir misin?
Cemre.Y.

Acımadı Ki

…Acımadı Ki…
Hep aynı...
En kemiksiz yerinden,
Yüreğimden...
Hiç de öyle yorulmaksızın,
Sabırlı bir garezle,
Nedense…
Kıra kıra öğretti sonunda hayat
"Acımadı kiii..."demeyi.
Cemre.Y.

Hayır, Yine Ağlamadım Anne!


...Hayır, Yine Ağlamadım Anne!...
“Hayır!
Yine, ağlamadım Anne!
Kirpiklerime yağmur kaçtı.
Titremiyor dudaklarım,
Sana öyle gelmiş,
Bir de göz doktoruna mı götürsek seni ne!
Sadece,
Bir saatçik,
Dudaklarımı,
Rüzgarlar öpüp kaçtı.
Üşümedim Anne!
Yanıyor ellerim, gözlerim, ayaklarım
Bak ciğerimden alevler çıkıyor!
Özlemedim Annem!
Ben,
Hiçbir şeyi,
Özlemedim Anne!
Unutmadım da üstelik
Her, hiç gelmeyen'imin gidişini de,
Kalma ihtimalini de.
Cemre.Y.

Bu Aralar

...Bu Aralar…
Zira ben şiir bile yazamayacak kadar
Yüreğime dahi uzağım bu aralar!
Cemre.Y.

Kimseyi Aldatamam!


…Kimseyi Aldatamam!...
Hayatının ve yüreğinin
Baş köşesi değilse yerim...
Kusura bakmayıp
Hayatımdan uzak ara gideceksin!
İkinci olmayı kabul etseydim,
Üç kuruşluk vaatlere kalsaydım
Şimdiye zaten yalnız değildim!
Hiç kimse bana;
"Hayatımın sonuna kadar,
Hep sen olacaksın"demesin
Hele başka bir eş hayali kurarken...
Kitabıma sığmaz, olmam!
Kimseyi aldatamam!
Cemre.Y.

Vuruluyoruz

…Vuruluyoruz…
Hayat
Hepimizi
Ayrı ayrı yorup,
Ayrı ayrı vuruyor
Aynı bam tellerimizden.
Vuruluyoruz.
Cemre.Y.

Aslında Hayat

...Aslında Hayat...
Aslında hayat,
O aklına geldiği an istemsizce,
Yüzünün muzip bir gülümsemesinden ibaret!
Aslında hayat,
Adının baş harfini görsen ya da duysan,
Yüreğinin tellerinin titremesinden ibaret!
Aslında hayat,
Ondan ya da senden değil,
Aşktan hiç değil,
Sevdadan ibaret!
Bilmiyorlar...
Belki de sırf bu yüzden
Hiç yaşamadan ölüyorlar...
Cemre.Y.

4 Ekim 2017 Çarşamba

Nedense

...Nedense...
Sanırım o gri mavi o bulutu,
Artık bu hayattan yorulup terk ettiğinde,
Onun kimsesiz gözyaşlarına kıyamayan,
Tam donanımlı Cevat Kelle gibi,
Hayata tükenmez bir inatla direnen gri bulut leyleğiyim ben
Ki ne yazık ki elime verilen Dünya'lı paketlerinin de
Kendime dahi hayrı yokken!
Yoksa çocukluğumdan bu yana
Hep hayalini kurduğum o pespembe iki ayrı bulut öbeğinden
Dünyayı seyre dalmış olurdum değil mi?
Oysa hayallerimde gerçekçiliğe yakınlaşmıştı büyüdükçe!
Pembe tosbağa mesela...
İçinde olabilseydim, içi dışı benim olsaydı,
Bütün Dünyayı
Pespembe bulutumdan seyredecektim.
Bunca yıldır bana yazılmış kaderimi de bir türlü terk edemedim.
Sonuçta o bulutları da bulutlayan biri var değil mi?
Tam bulutlayamamış beni nedense!
Cemre.Y.

Sıradan Sevdiriyor İşte

…Sıradan Sevdiriyor İşte…
Neyse gelseydin
Senle de üç beş şiir daha ederdik anca zaten!
Sonra sen de çekip giderdin herkes gibi.
Ben desen sana da az gelemezdim,
İlla ki çok gelirdim sana da!
Sen yine çekip giderdin, onlar gibi,
O apansız metcezirli hallerine!
İyi ki gelmedin…
Ve
Sana da, yine de teşekkür ederim!
Hayat işte!
Gelene de!
Hiç gelmeyene de!
Bir sıradan sevdiriyor işte.
Neyse ya!
Neyse!
Cemre.Y.

Hayat Bu Sevgili

...Hayat Bu Sevgili...
Hayat bu sevgili
Gün gelir, an gelir,
Olmaz dediğin ne varsa olur.
Açmaz dediğin kır çiçekleri,
Hiç olmayacak yerlerde sevdaya açarlar.
Gidilmez dediğin bütün yollar,
Yolun sonunda rengarenk kapılar açarlar.
Yapılmaz dediğin işler,
Bir saksı dolusu pembe çiçekle,
Mavi bir bisikletin selesinden gülümserler.
Yırtılıp suya batar dediğin kağıttan gemiler,
Solmayan renkleriyle suya batmadan seni bekler.
Hayat bu sevgili
Ve sen hala yaşıyorsun ne duruyorsun?
Aç pencereni,
Hadi derin bir nefes daha al.
Cemre.Y.

Bütün O Gemileri Yakarım


…Bütün O Gemileri Yakarım...
Canımı yakan olursa
Bütün gemileri yakarım…
O gemiden
Son ayrılamayacak kişi
Ben olsam da
Koymaz bu bana!
Yürekler dolusu mezarıma beklerim hepsini!
Hayat!
Sandığınız şeylerden ibaret değil!
Hala yaşıyor olmamdan biliyorum.
Cemre.Y.

Seni Düşünmek

...Seni Düşünmek...
Pencere pervazlarında seni düşünmek
Güzel şey, ümitli şey!
Rağmenlere rağmen varlığını yeniden tanımak gibi.
Bırak gözlerinin rengi tenime değsin
Parmak uçların yüreğime dokunsun
Bırak dudakların sadece bana sussun, bana susasın.
Seni ummak bir nefes daha yaşamaksa
Sen ölümü bile diriltirsin!
Seni sevmeyi sevmek huzurlu bir şey.
Cemre.Y.

3 Ekim 2017 Salı

Hayal Kırıklığı

...Hayal Kırıklığı...
Papatyalar göğe çıkmış sevgilim
Çimenlerin arasında arama sakın
Mor hüzünler dallara sarmış
Gidiyorlar hep birlikte
Her yer hayal kırıklığı şimdi
Sen gibi...
Ben gibi...
Hiç olamayan "Biz" gibi...
Cemre.Y.

Hasta Ve Yalnız

...Hasta Ve Yalnız...
Soğuk günler,
Bol hapşırıklı, bol öksürüklü,
Halsiz mecalsiz, hasta ve yalnız.
Battaniye altına yapayalnız saklanma günleri.
Hani kahvaltıyı geçtim de
Dumanı tüten bir tas çorba olsaydı bari!
Cemre.Y.

Vakit Yaratanı Seçin


…Vakit Yaratanı Seçin…
Boş vaktinde sizinle olanı değil
Sizin için vakit yaratanı sevin.
Cemre.Y.

Ne Gerek Var

…Ne Gerek Var…
Hasta olduğumda
Terden sırılsıklam olmuş kıyafetimi değiştirip,
Üzerime battaniyeyi örtüp,
Nabzımı sayacaksan sevgilimsin.
Yoksa…
Herkes herkesle sevişir sana ne gerek var.
Cemre.Y.

Sevdiceğim


…Sevdiceğim…
Dalgaların sahile vurduğu o ince melodide,
Adın mı saklıydı sevdiceğim,
Yoksa ben mi yanlış duydum!
Ya yakamoz ışıltılarının
Orta yerindeki güzel yüzün,
Sadece bir özlemin ince ve derin sızısı mıydı?
Ne fark eder!
Vardın işte.
Gayet maviydin üstelik!
Cemre.Y.

2 Ekim 2017 Pazartesi

Duygular

...Duygular...
Hani bir şarkıyla depreşen
Duygular vardı ya
Yanaklardan süzülen
İki damla yaş ile
Onları bile gün gelir özlersin.
Gün gelir özlemeyi bile özlersin.
Çünkü ne geçmiş kalmıştır hayalinde,
Ne de gelecek olana umudun.
Öyle ruhsuz,
Öyle duygusuz kalırsın gün gelir.
Oysa sevilse de sevilmese de...
Sadece onu sevmek
Bir kadının yaşama sebebidir.
Neyse...
Cemre.Y.

Boş Sandalye


…Boş Sandalye...
Birisi "İçki haramdır"dedi. 
Diğeri…
"İçkiyi karıştırma sakın, 
Nereden başladıysan 
Oradan devam" dedi. 
Hangi halimde olsam,
Karşımdaki sandalyem hep boştu,
O ne olacak?
Cemre.Y.

Ağrılarım Ağrıyor


…Ağrılarım Ağrıyor…
Hastane önü incir ağacı değildi belki….
Ama bir ağaçtı ve benim,
Ağrılarım çok ağrıyordu...
Ve herkesten çok,
Kendim kadar, yalnızdım işte...
Cemre.Y.

Hadi Şimdi Birkaç Şiir Daha Yaz

...Hadi Şimdi Birkaç Şiir Daha Yaz...
Hadi şimdi birkaç şiir daha yaz bu gece
İçinde ne bir tutam mavi
Ne de bir tutam yeşil olsun.
Kırmızılı yasakları da es geç!
Onların hepsini
Birlikte yaşadık biliyorsun!
Susma ama hayata böyle
Delirircesine!
Hiç yoktan
Sarı laleler al birilerine
Şairin dediği gibi
"Uykulu gözlerle dön...."
Kabuslarından artık, dön!
Bana değilse bile birilerine
Sarı laleler al
Çiçek pazarından!
Hiç vermesen de olur ama al!
Yine kızıla dönsün gerekse ufkun
Ama yaşa be!
Cemre.Y.

Yalanlar


…Yalanlar…
Ben başında da olmadığım gibi
Çevirdiğiniz tiyatronun içinde olmayacağım.
İşte o vakit…
Bütün yalanlarınız, bütün oyunlarınız,
Bütün iftiralarınız, boyunlarınıza dolanacak.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...